onedio
Çekmeceler Nürnberg'ten Ödülle Döndü
20. Türkiye/ Almanya Film Festivali, dün gece yapılan ödül töreniyle sona erdi.Mehmet Binay ve Caner Alper'in 'Genç kadın cinselliğine cesur bir bakış' olarak nitelendirdiği 'Çekmeceler', Nürnberg'te düzenlenen 20. Türkiye / Almanya Film Festivali'nde en iyi film seçilirken filmin üç oyuncusu Ece Dizdar, Nilüfer Açıkalın ve Tilbe Saran en iyi kadın oyuncu ödülüne değer görüldü.‘Neden Tarkovski Olamıyorum?’daki performansıyla Tansu Biçer’in en iyi erkek oyuncu seçildiği festivalde oyuncu Uwe Kockisch (başkan), Matthias Damm, Mehmet Günsür, Biket İlhan, Marc Rensing ve İdil Üner’den oluşan jüri Kazım Öz’ün yönettiği ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’a jüri özel ödülü verdi.20. Türkiye / Almanya Film Festivali’nin ödülleri şöyle...Uzun MetrajEn iyi film: Çekmeceler (Mehmet Binay, Caner Alper)En iyi erkek oyuncu: Tansu Biçer (Neden Tarkovski Olamıyorum?)En iyi kadın oyuncu: Ece Dizdar, Nilüfer Açıkalın, Tilbe Saran (Çekmeceler)Jüri özel ödülü: He Bû Tune Bû/ Bir Varmış Bir Yokmuş (Kazım Öz)Öngören ödülü: Wir sind jung. Wir sind stark./ Genciz. Güçlüyüz. (Burhan Qurbani)Seyirci ödülü: İçimdeki İnsan (Aydın Sayman)Kısa FilmBirincilik ödülü: Berfeşir (Serhat Karaaslan)İkincilik ödülü: Sûret (Cüneyt Karakuş)Üçüncülük ödülü: Bir Maç Günlüğü (Deniz Özden)DHA
136. Doğum Gününde Tebessüm Ettiren Anıları ile Hiciv ve Ney Üstadı Neyzen Tevfik
Neyzen, sadece ney üflemez çok güzel bağlama da çalardı. Ama teklifle sazı eline alan bir adam değildi. Atatürk’e bile çalmamış. İnsanın demi gelmezse sazın da demi iyi olmaz derdi. Bir akşam Beşiktaş’ta meyhaneye gittik. Uzak masalardan birinde bir başçavuş, iki polis oturmuş. O kadar gürültülü konuşuyorlardı ki sesi bizim masada bile çınlıyordu. Kalktı yerinden Neyzen baba, gitti o masaya oturdu. adamlar ona da rakı koydular. Garsonu çağırıp rakısına su ekletti. Bir süre sonra o masadaki sesler alçaldı. Yanımıza geldi. ‘Siz de rakıyı sulu için. Ben rakının sulusunu severim, insanın değil’ dedi.
Görevimiz Tehlike'nin Yeni Filminin İlk Fragmanı Yayınlandı
Sinema severlerin merakla beklediği Görevimiz Tehlike’nin beşinci filminin 2015 yazında vizyona gireceği açıklanmış, ancak daha sonra filme dair daha fazla detay gelmemişti. Yaz mevsimine kalan süre azalırken, Görevimiz Tehlike’nin en yeni filmine ait ilk fragman da yayınlandı. Filmin yönetmen koltuğunda Christopher McQuarrie oturacak. Filmin tam adı ise “Mission: Impossible Rogue Nation” (Görevimiz Tehlike Dolandırıcı Ulus) olacak.
Reklam
Elektrikli Otomobiller Yazları Serin Kılacak
Gerçekleştirilen yeni bir araştırmaya göre, elektrikli otomobiller sıradan araçların aksine daha az sıcaklık üretiyor ve doğanın dengesini bulmasında önemli rol oynuyor.Nature'ın paylaştığı özel bir rapora göre, çok sayıda bilim insanının katıldığı bir araştırma, gelecekte elektrikli otomobillerin dünyanın ve pek tabii doğanın dengesi için önemli bir rol üstleneceğini ortaya koymuş. Buna göre elektrikli araçlar günümüzde diğer otomobillere göre çok daha az sıcaklık üretiyor, aşırı ısınmadan kaçınmış olarak mevsim dengelerini bile korumanın önünü açıyor.Elektrikli otomobillerin sahip oldukları soğutma sistemleri ve enerji depolama için kullanılan özel aksamları, mevcut araçların motorlarına göre de daha çevre dostu olarak biliniyor. Ürettikleri sıcaklığın minimum seviyede olduğu dile getirilirken, önemli bir de ekleme yapılıyor. Rapora göre özellikle de büyük şehirlerde yaygınlaşacak olan yeni nesil otomobiller sıcaklığı yüksek tutmayacağı için daha az klima çalışacak, bu da atmosfere yayılacak daha az zararlı gaz anlamına gelecek.Beijing'teki elektrikli otomobiller sayesinde, kısa bir süreçte havalandırma kaynaklı karbondioksit günlük emisyonu 11 bin 779 tonluk bir düşüşesahne olmuş. Kara geçilen binlerce kW'lık enerji de bir başka artı olmuş.San Francisco Bay gibi ekoloji dostu bölgelerde bile henüz düşük kullanım oranlarına sahip olan elektrikli otomobillerin ilerleyen yıllarda daha çok yaygınlaşacağı söylenirken, bu sayede hem petrole olan bağımlılık azalacak, hem de doğa için çok önemli bir devrim yaşanmış olacak.ShiftDelete.Net
Reklam
Bilim-Severlerin Bakması Gereken 15 Site
Elbette internet üzerinden harika kaynaklar bulunabilir. Emek gerektiren tonlarca yazı, resim ve video içerikli kaliteli paylaşımların yer aldığı bu kaynaklardan birkaçını sizlerle paylaşmak isterim. Bahsettiğim siteleri Facebook sayfalarından da takip edebilirsiniz. Bazıları temel düşüncelerinizle çelişecek, bazıları bilgi-birikiminize inanılmaz şeyler katacak, ama her türlü açık-fikirle ve ön-yargısız bir şekilde incelemeniz ve öğrenmeniz dileğiyle, iyi okumalar.
Reklam
Evliya Çelebi'nin Kayıp Kalesi Bulundu
Samsun'daki İlkadım İlçesi'nde altyapı çalışmaları sırasında bulunan taş duvar kalıntılarının yer aldığı bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından yapılan kazı devam ediyor. Çalışmalar sonuçlandığında Evliya Çelebi'nin '5 bin adım' olarak anlattığı Amisos kalesinin ortaya çıkması bekleniyor.Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, 'Çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız' dedi. Evliya Çelebi'nin 1640'ta kente gelişinde gördüğü kaleyi Seyahatnamesinde 5 bin adım olarak anlattığı belirtildi.İlkadım İlçesi,Pazar Mahallesi'nde bulunan Şifa Hamamı'nın Buğday Pazarı Caddesi'ne bakan bölümünde 2 ay önce yapılan altyapı çalışmaları yapılırken tarihi duvar kalıntılarının bulunması üzerine 2 hafta önce bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından kazı başlatıldı. Kazıda 2 metre eninde taş duvarlar ortaya çıkarıldı. Bölgede yapılan sondaj kazılarında da duvarın devam ettiği belirlendi. Yapılan ilk çalışmalarda kalıntıların 1192 yılında Danişmentliler döneminde yapılan tarihi kale kalıntıları olabileceği belirtildi. Tarihi duvar kalıntılarının bulunduğu bölgede kazı çalışmaları devam ederken alan da demir bariyerle kapatılarak koruma altına alındı. Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, Samsun'da kazılan her yerden tarih fışkırdığını belirterek şöyle dedi:'Özellikle antik Amisos kenti bölgesinde yapılan inşaat, kanalizasyon ve yol yapım çalışmalarında, antik dönemlere ait çeşitli eserlerle karşılaşılıyor. Hatırlanılacağı üzere Samsun Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Amisos hazineleri de bir yol çalışması esnasında, mozaikler ise bir inşaat kazısında ortaya çıkmıştı. İlkadım İlçesi'nde birçok antik mezar buluntularına da rastlanmıştı. Son günlerde Saathane Meydanı'nda yapılan çalışmalarda, toprak yüzeyinin yaklaşık 1 metre altında bulunan 2 metre genişliğindeki duvarlar da bu anlamda tüm yetkililerin ve turizmcilerin yoğun ilgisini çekti. Şu an Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Müze Müdürlüğü denetiminde yapılan çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız. 3 Ağustos 1869 tarihinde meydana gelen Büyük Samsun yangınında, dış kale surları içerisindeki Taşhan, Bedesten ve yüzlerce ahşap ev çok büyük zarara uğramıştı.'Mustafa Yavuz, devam eden Saathane Meydanı Projesi kapsamında, bu eserlerin restore edilerek kullanıma açılmasının planlandığını söyledi. Yavuz, şöyle konuştu:'Kale surlarının halen bulunan ve çalışmaların devamında bulunacak yeni bölümlerinin bu proje kapsamına alınması kaçınılmazdır ve Samsun turizmine önemli katkılar sağlayacaktır. 1640 yılında Samsun'a gelen ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde kaleyi 'Çevresi 5 bin adım, 70 kulesi, 2 bin mazgalı ve kapısı ile leb-i deryada şadadi bina bir sengin abad idi' sözleri ile anlatmış cami, hamam ve muhtasar bir çarşıya sahip kalenin sağlam ancak harap bir halde olduğunu yazmıştı. 5 bin adımlık bu kaleden bulunacak her kalıntı bizim için çok değerli.'Yaprak Koçer, DHA
Nick Cave'den Yeni Bir Kitap Geliyor!
Nick Cave & The Bad Seeds ile 2014’te çıktığı Kuzey Amerika turu sırasında uçakta verilen “kusma torbaları”nın üzerine aldığı notları bir kitapta toplayan Nick Cave’in kitabı The Sick Bag Song ismini taşıyor.
Gir Kanıma (Let the Right One In) Tv Dizisi Oluyor
John Ajvide Lindqvist’s romanı önce 2008'de İsveç'de Tomas Alfredson'un yönetmenliğinde filme alındı. Film uluslararası alanda büyük bir başarı elde etti ve 2008 Tribeca Film Festivali'nde 'En İyi Kurmaca Film' ödülü,  Avrupa Fantastik Film Festivalleri Federasyonu'nun 'En İyi Avrupa Yapımı Fantastik Film' ödülü Altın Méliès ve İsveç Film Enstitüsü'nün Guldbagge Ödülleri'nden dördünü de dahil pek çok ödül kazandı. Bunca övgü ve ödül  nedeniyle filmin İngilizce yeniden yapımı  Matt Reeves yönetmenliğinde 2010 yılında yeniden vizyonlardaydı.Amerikan A&E kanalı Showtime ile giriştiği teklif çekişmesinden zaferle çıkarak tüm hakları satın aldı ve Let The Right One In Tv dizisi olarak üçüncü kez seyircinin karşısında olacak.Hikaye  on iki yaşında arkadaşları arasında alay konusu olmuş bir çocuğun bir vampirle geliştirdiği arkadaşlık, filmin senaryosunda romanda yer alan birçok korku unsuru hafifletilerek öncelikli olarak iki ana karakter arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Tv serisi halini de merakla bekliyoruz.Filmin İsveç, Amerikan ve hatta tiyatro oyunundan hatırlatma amacıyla ufak kesitler...
Reklam
5 Bin Yıllık Antik Kentte Yok Olma Tehlikesi
Van Gölü sahilindeki 5 bin yıllık antik kentin, koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıl önce yerleşim alanı olarak kullanılan ve bir dönem Doğu Anadolu Bölgesi'nde hüküm süren Urartu Krallığı'na da ev sahipliği yapan Van Gölü sahilindeki antik kentin, 1986 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tescillendiğini anlattı.Günümüzde bir bölümü toprak altında, geri kalanı ise gölün içinde bulunan antik kentin, bir şehir ve yerleşim biriminin bütün izlerini bünyesinde barındırdığını vurgulayan Demirtaş, Tatvan'ın tarihini yansıtan alanın, kaçak kazı yapanlardan ve ticar emelleri için kullanmak isteyenlerden korunması gerektiğini söyledi.
Mükemmel Bir Zamanlamayla Çekilen 9 Yaratıcı Bulut Fotoğrafı
Fotoğrafçılık sanatı doğru zamanda doğru yerde olmayı gerektirir. Ve şartlar uygunsa 'İşte o an' dediğimiz çalışmalar ortaya çıkar. Ancak bazen de, ufak dokunuşların yardımıyla, sıradan bir manzara bile oldukça başarılı bir fotoğraf karesine dönüşebilir. Teknik bilgi ve doğru ekipman dışında asıl olan, şüphesiz yaratıcılık ve hayal gücüdür. Bu sayede ortaya özgün işler çıkar. Tıpkı galerimizde örneklerini göreceğiniz fotoğraflar gibi...
Reklam
Sezen Aksu'nun Başka Sanatçılar İçin Bestelediği 30 Şarkının Kendi Sesinden Yorumu
Sezen Aksu büyük bir ses, çok iyi bir besteci. Melodisyenlikte aşması bir tarafa gönüllere hitap eden sözleri dallarından taşarcasına taşıyan kirazlar gibi taşıyan her bir melodisinde bir ses duyulan eşsiz bir sanatçı.Bazı şarkıları başkalarına verdiğinde hayıflanırız:-Bunu Sezen Aksu kendi söyleseydi keşke, diye.İşte o şarkılardan ve Sezen Aksu'nun sadece kendi seslendirdiği şarkılardan biraz paylaşıyoruz.
Türkiye'nin İlk 3D Animasyon Filmini İlk Hafta Sonu Sadece 1 Kişi İzledi
Geçtiğimiz yıl bakanlıktan alınan hibeyle çekilen Türkiye'nin ilk animasyon (3D) filmi Uzay Kuvvetleri 2911'i ilk hafta sonu sadece 1 kişi izledi.Kültür Bakanlığı'nın sinema, televizyon, dizi, yayıncılık ihracatında 1 milyar dolar seviyesine ulaşabilmek için dağıttığı hibeler sayesinde çekilen filmlerin sayısı katlanarak büyüyor. Sinema sektörüne yeni yüzler, yeni yönetmen ve yapımcılar kazandırmak amacıyla dağıtılan hibeler diğer yandan da hayal kırıklığına neden olan projeleri beyaz perdeye çıkarıyor. Türkiye Gazetesi'nden Güven Adalı'nın haberine ve Kültür Bakanlığı Sinema Denetleme Kurumu verilerine göre, 2013 yılında gösterime giren 85 yerli uzun metraj filmin 26'sına yani yüzde 30'una devlet destek verdi. 2014'te ise 168 Türk filmi sinemada izleyicilerle buluştu. Kaç adet filmin devlet desteği aldığı henüz açıklanmasa da bu rakamın 50'yi geçmesi bekleniyor. FİLMİ 12 KİŞİ İZLEDİGeçtiğimiz yıl gişede rekor hasılat ve izleyici rakamlarına ulaşan filmler çıkartan Türk sineması, sadece birkaç salonda gösterime giren, 1.000 kişinin bile izlemediği onlarca filme de tanıklık etti. Hayal kırıklığına neden olan filmler arasında yalnızca 12 seyirciyi sinemaya çekerek 72 TL gişe hasılatı elde edebilen 'Rüzgârla Bir' en dikkat çeken yapıt oldu. Mayıs 2014'te izleyiciyle buluşan Türkiye'nin ilk animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911'i ise sadece 522 kişi izledi. 2 hafta gösterimde kalan ve 90 salonda izleyici ile buluşan film 3 bin 805 TL hasılat elde edebildi. (Box Office Türkiye)   EN AZ 700 BİN TL GEREKİYORBir film için azami 700 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, gişede hayal kırıklığına uğrayan filmlerin düşük bütçeli yapımlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu filmlerin büyük bölümü ise ya devlet desteği ya da banka kredisi ile çekiliyor. 'Sonsuz' filminde ve nisan ayında vizyona girecek 'Sonsuz Bir Aşk'ta başrol oynayan, yaz aylarında çekilecek yeni bir filmde de yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanan aktör Ferhat Gündoğdu, devlet desteğinin sinema sektörü için çok önemli olduğunu fakat doğru projelerin desteklenmediğini ifade etti. Gişede başarısız olan filmleri izlemediğini fakat desteklerin yanlış projelere kaymış olması ile başarısız filmlerin çekilebildiğini söyleyen Gündoğdu, “Maalesef kaliteli filmlerimiz sinemada seyirci toplayamıyor. Küfür ile güldüren filmlerin gişede daha başarılı olduklarını görüyoruz. Eminim ki gişede başarısız olmuş fakat senaryo ve oyuncularıyla başarılı filmler de vardır. Fakat devlet desteğini alarak başarısız projeler sinema perdesine çıkabiliyor” dedi.
'Mutlu Bir Türkiye Çok Zor Değil'
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 'Temel amacımız; mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye. Bu çok zor değil' dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, temel amaçlarının 'mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye' olduğunu belirterek, 'Bu çok zor değil. Devleti yöneten kişinin akılcı politikalar üretmesi halinde, bu tür sorunları çözersiniz. Çözen ülkeler var' dedi.Kılıçdaroğlu, Beşiktaş'taki Four Seasons Hotel'de düzenlenen ve 35 ülkeden iş adamları, politikacılar, bilim adamları, diplomatlar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen Dünya İş Konseyi Liderler Konferansı'na katıldı.Burada katılımcıların sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, 'Dünyaya entegre olmaktan bahsederken YÖK'ün denklik ve yurt dışı eğitim politikalarını yorumlar mısınız?' şeklindeki soru üzerine, 'CHP iktidarında, YÖK diye bir kurum olmayacak. Bütün üniversiteler bilgi üretecek. Üniversiteler özgür ve özerk olacak' ifadelerini kullandı.Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliği, ne zaman düzelir?' sorusuna karşılık, gelir dağılımında artan farkı konuşmasında dinleyicilerin bilgisine sunduğunu belirterek, vergi politikalarıyla, kamu harcamalarıyla ve sosyal destek programlarıyla gelir dağılımında düzenleme yapmanın mümkün olduğunu, bir ülkede işsizlik, yoksulluk, açlık ve sefalet varsa o ülkede barışın ve huzurun sağlanamayacağını söyledi.'Temel amacımız; mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye. Bu çok zor değil. Devleti yöneten kişinin akılcı politikalar üretmesi halinde, bu tür sorunları çözersiniz. Çözen ülkeler var. Yeniden bulacağımız bir mucize değil bu. Vergi politikasını, bütçe politikasını, sosyal destek programlarını buna göre yaparsınız, bütün yoksul yurttaşları sosyal destek programları kapsamına alırsınız' diyen Kılıçdaroğlu, 4 yıllık CHP iktidarında Türkiye'de yoksulluğun sıfırlanacağını anlattı.'Sosyal devlet olgusu, toplum belleğine yerleştirilmeli'Kılıçdaroğlu, CHP'nin sosyal politikaları hakkındaki bir soruya karşılık, sosyal devlet olgusunun çok daha fazla tartışılması ve toplumun belleğine yerleştirmeleri gerektiğini kaydetti.Sosyal devletin tarifini yapan Kılıçdaroğlu, 'Sosyal devlet şu; işçisi de işvereni de örgütlenecek. Belli amaçlar çerçevesinde, insanlar bir araya gelip sivil toplum örgütleri kuracak. Bir kişi işsizse, devlete dönüp 'benim işsizliğimi sen gidermek zorundasın' deme hakkı olan devlettir sosyal devlet. Eğer bir aile yoksulsa iktidara, hükümete, devlete dönüp 'Benim açlığımı gidermek zorundasın sen ey devlet' deme hakkına sahiptir. Bu hak, yurttaşın elinden alınmış durumda. Neden? Çünkü hükümetin yaptığı yardımlar, sosyal devletin gereği olarak algılanmıyor' diye konuştu.'İktidarda olanlar bu yardımı sanki ceplerinden yapıyorlarmış gibi bir algıyı yaratıyorlar. O algı toplumda beslenerek büyüyor' diyen Kılıçdaroğlu, yardımların vatandaşların vergisinden yapıldığını dile getirdi.Vatandaşın ödediği verginin nereye harcandığını soramamasının sosyal devletin güçlenmesinin önünde engel oluşturduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Benden vergi alınıyorsa o verginin hesabını iktidar vermek zorundadır. Ödediğim verginin hesabını soramıyorsam, o ülkede demokrasi henüz oturmamış demektir. Sosyal devlet, bu açıdan çok ama çok önemli' dedi.Kılıçdaroğlu, sosyal devletten sendikaların söz etmediğini, sivil toplum örgütlerinin, aydınların, köşe yazarlarının, üniversitelerin arzu edildiği kadar bahsetmediğini anlatarak, 'Eğer sosyal devleti ve onun gereklerini bu topluma yeteri kadar anlatabilirsek farklı bir dünyayı hep beraber inşa etmenin yollarını aşacağız. Sosyal devlet, çok önemli bir kavramdır. Sosyal devlet, halkına hesap veren devlettir. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye, sosyal devleti güçlü bir toplum demektir. Hepimiz bu konuda çalışacağız' değerlendirmesinde bulundu.'İnsani gelişmişlik endeksinde ilk 20'ye girmemiz lazım''İktidarda olsaydınız neyi farklı yapardınız?' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede gelişme olmayacağını, gelişmişliğin sadece kişi başına düşen gelirle ölçülemeyeceğini söyledi.Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:'İktidarın hedefi; ilk 10'a girmek. Biz 'İlk 10'a girmek yeterli değil. Ayrıca insani gelişmişlik endeksinde ilk 20'ye girmemiz lazım' diyoruz. Yani 20 yılda bizim en az 40 basamak yükselmemiz gerekiyor. İnsani gelişmişlik endeksinde gerilerdeyseniz sizin demokrasinizin adı hibrit demokrasi, yarım demokrasi oluyor. Bu ülkenin insanına bu yakışmaz. Biz olsaydık şayet iktidarda, emin olun bizim üniversitelerimiz dünyanın en saygın üniversiteleri arasında girmiş olurdu. En az 10 üniversite. Çünkü o üniversiteler özgür, özerk olacaktı. bilim, bilgi üreteceklerdi. Baskı altında olmayacaklardı. Her türlü düşüncenin özgürce konuşulduğu kurumlar olacaktı.'Kılıçdaroğlu, bir iş adamının Türkiye'de çip üretmek istediğini ve bunun için bir milyar dolara ihtiyacı olduğunu dile getirerek, 'Ben başbakan olsaydım bu parayı gözüm kapalı verirdim. Türkiye çip üretmeli, yüksek teknolojiye geçmeli. Eğer siz katma değeri yüksek ürün üretmiyorsanız başarılı olma, rekabet etme şansınız sıfır' diye konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin 2023, 2071 gibi hedeflerini de eleştirdi.'Dört yılda Türkiye'nin kaderi değişir'Kılıçdaroğlu, dünyada teknolojik gelişmelerin çok hızlı ilerlediğini aktararak, Türkiye'de üniversitelerin, bilimin dışladığını, eğitimin ortaçağ düzeyine indiğini, çocukların denek olarak kullanıldığını ileri sürdü.İş dünyasına seslenen Kılıçdaroğlu, 'Eğer bu politika ve bu iktidar böyle giderse, yakın bir gelecekte, siz ancak üçüncü dünya ülkelerinin talep ettiği ürünleri üretebilir ve ancak onlara pazar bulabilirsiniz. Bu düşünce beni ürkütüyor. Bu süreç de beni ürkütüyor' ifadelerini kullandı.Devletin kin, öfke, duygu ile değil akıl ve mantıkla yönetileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, önyargı ile insanlara yaklaşılamayacağını, kişinin eksikliğini bir başkasını dinleyerek tamamlayabileceğini bildirdi.Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 1980'lerde ekonomik açıdan 14 olan dünya sırasının şu anda 19 olduğunu savunarak, böyle giderse ilk 20'den çıkılacağını anlattı.Yabancı sermaye girişinin az olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Bizim vizyonumuz, Türkiye'yi bilgi toplumuna çağıran vizyondur. 21. yüzyılda ciddi bir atılım yapmak isteyen Türkiye'nin vizyonudur. Türkiye, sorunlarını çözme ve aşma kabiliyetine sahip. Bunun için bilgi de birikim de insan da siyasi parti de var. Gelin bu seçimlerde tercihlerimiz doğru kullanalım. Gelin bir 4 yıllık fırsat verin. 44 yılda Türkiye'nin kaderi değişir, Türkiye çağ atlar' şeklinde konuştu.Uğur Aslanhan, AA
'3. Köprü ve 3. Havalimanı Gibi Projeler İstanbul'un İklimini Değiştirecek'
3. köprü, 3. havalimanı ve Kanal İstanbul gibi mega projeler iklimi bile değiştirecek. İstanbul’da sıcaklık 2050’de 3 derece artacak Istrancalar’ın suyu azalacak.Nüfus artışı, yeşil tahribat ve iklim değişikliği gibi sorunlar su kaynaklarını olumsuz etkilerken, 5 bilim insanının hazırladığı raporda, İstanbul için ürkütücü tespitler yer alıyor.Dünya Su Günü'nde yayımlanan “İstanbul’un Su Krizi ve Kolektif Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapora göre; 2050’ye kadar İstanbul’daki sıcaklık değerleri 3 derece artacak.Mert İnan'ın Milliyet'te yayımlanan haberine göre, raporda yer alan dikkat çekici tespitler şöyle:Endüstrileşme tehlikesi: En yüksek seviyeye sahip ilk üç tatlı su kaynağı Ömerli, Elmalı veKüçükçekmece. Alibeyköy, en fazla endüstrileşmiş havzadır.Sürdürülebilir değil: 31 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul’un tüm barajlarında toplam 164,5 milyon metreküp su hacmi kalmış, Sakarya Nehri’nden ek su aktarımı yapılmıştır. İstanbul’a başka havzalardan sürekli su taşınmasına yönelik bir su yönetimi sürdürülebilir olmayacaktır.Arıtma tesisleri yetersiz: Sakarya Nehri’nin sanayi ve evsel atıklarla kirlenmesi sonucunda su kalitesi çok düşüktür. Melen ve Yeşilçay’ın su kalitesine göre inşa edilmiş mevcut arıtma tesisleri, Sakarya Nehri’nin suyunu arıtmaya uygun değildir.Sıcaklık 2.6 derece artacak: 2020-2050 döneminde İstanbul’un su varlıklarının önemli kısmını kapsayan alanda yıllık en yüksek sıcaklıkların yaklaşık 2,6 derece artması beklenmektedir. Sıcaklık artışının yaz aylarında İstanbul ve çevresinde 3 derece civarında olması öngörülüyor.Yaz yağışları azalacak: İstanbul’da 2020-2050 dönemi için kış mevsimi yağışlarında artış olacağı öngörülürken, yaz ve sonbahar yağışlarında azalma beklenmektedir.Mega projeler iklimi bozacak: 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul arazi kullanımı, nemlilik, sıcaklık, gaz ve enerji akışı ile albedo özelliklerde değişikliklere neden olacak, yeni ve ek ısı kaynakları yaratacaktır. Bu doğal olmayan değişim iklimler dizisini bozabilecek hatta yok edebilecektir. Projelerin yapıldığı alanlar yüksek olasılıkla birer kentsel ısı adasına dönüşecektir.3. Köprü tamamlandığında Kuzey Marmara Otoyolu ile birlikte toplamda 8 bin 715 hektarlık ormanlık alan yok edilecektir. Çökelme ve trafik nedeniyle egzoz gazları baraj göllerinde toplanan suyun kirlenmesine yol açacaktır. Özellikle Ömerli baraj gölünde oluşacak kirlilik DSİ’nin önemli yatırımlarından biri olan Melen Projesi’ni de olumsuz yönde etkileyecektir. 3. Havalimanı işletmesinden kaynaklanacak kurşun bakır ve çinko gibi kirleticiler Terkos Gölü’nü ağır metallerle kirlenmiş bir göl haline getirecektir. Kanal İstanbul, gerçekleşirse İstanbul’da kullanılan suyun yüzde 6.7’sini karşılayan Sazlıdere Havzası ortadan kalkacaktır. Avrupa Yakası’nda yapılacak 4 ayrı yeni kent projesiyle Silivri’den, Bekirli’ye kadar olan tüm yeraltı su kaynakları tehlike altındadır. Kirlenen yeraltı sularının ise temizlenmesi neredeyse imkansızdır.Günlük kayıp miktarı 600 bin metreküpTürkiye genelinde şebekelerin çok eski olması ve suyun iyi yönetilmemesinden dolayı yüzde 43 oranında kayıp-kaçak yaşanmaktadır. Megakent için kayıp-kaçak oranı yüzde 27 seviyesindedir. Yıllık toplam 909 milyon 454 bin metreküp su verilen İstanbul’da yüzde 24’lük bir kayıp; günlük 600 bin metreküp suyun boşa gitmesidir. İstanbul’daki mevcut su kayıp oranı, Sakarya’dan getirilen suya denktir.
Reklam