onedio
Çukurova'nın Tozunu Yutmuş, Tarihe Damga Vuran 10 Şahsiyet
Adana ve Çukurova bölgesi eski devirlerden beri bir yerleşim merkezi olmuştur. Tarihi belgelerde Kilikya olarak geçen Çukurova'dan, Boğazköy'den çıkarılan Hitit yazılı levhalarında, Uru Adania (Adana ülkesi) diye sözedilmektedir.Gezgin coğrafyacı Strabon, antik çağlarda Kilikya olarak bilinen bölgeden, 'Coracesion'dan (Alanya), Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyıları.' diye sözeder. Herodot, bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Age-nor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez, Asur yazıtlarında Chilakka olarak görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan Chilakka kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır.Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve Sertavul (Kilikya kapıları) ile Belen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adını vermişlerdir. Dağlık Kilikya kabaca, Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukurova olarak adlandırılır.Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ukurovaAyrıca Adana'nın tarihçesi 3.000 yıl kadar öncesine dayanmaktadır; bölgedeki arkeolojik bulgular Paleolitik Çağ'a değin uzanan insan yerleşkelerini gün yüzüne çıkarmıştır. Arkeologların taş bir duvar ve bir şehir merkezi buldukları Tepebağ Höyüğü Neolitik Çağ'da inşa edilmiştir. Adana Çukurova bölgesindeki en eski şehir olarak düşünülmektedir. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin deltasında verimli sulak arazide kurulu Adana'nın tarihi, coğrafi konumu nedeni ile M.Ö. 6000 yıllarına dek uzanmaktadır. Adana, Antik Kilikya Bölgesi'nin en önemli şehirlerinden birisidir. Hititler'den Osmanlı'ya, gelmiş geçmiş birçok medeniyetlerin beşiğidir. Yaygın görüşe göre Adana, adını Yunan mitolojisine göre Gök tanrısı Uranus'un oğlu Adanus 'dan almıştır. Ancak bu konuda başka muhtelif görüşler de ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu yarımadasının en köklü uygarlıklarından biri olan Hititlerin kaya kitabelerinde rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1650 yıllara tarihlenen bir Hitit tabletinde, Adana havalisinden Uru Adania yani Adana bölgesi olarak bahsedilmektedir. Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/AdanaBu kadar eski bir bölgede sayısız ünlü isim gelip geçmiştir.
Sörf Tahtası Üzerinde Baş Döndürücü Duvar Resimleri Yapan Sanatçı
Hawaii doğumlu ressam ve sokak sanatçısı Sean Yoro (Hula olarak da bilinen) su kenarındaki eski binaların duvarlarını, suda yüzen kadın resimleri ile donattığı bir dizi resim çalışmasına başladı. Bunu yapmak içinse bir sörf tahtası yardımıyla hem kendi dengesini hem de boya kutularının dengesini sağlamak zorunda olan Yoro, görünüşe göre bunu başarmış gözüküyor. Daha fazlası için sanatçının instagram sayfasını ve sitesini ziyaret etmeniz yeterli!
Reklam
Herkesin Hayatında En Az Birkaç Tanesine Gitmesi Gereken 32 Dev Parti
Neredeyse hepimizin hayalidir Oktoberfest’e ya da Rio Karnavalı’na katılmak. Fakat bu efsanevi festivaller sadece bunlarla sınırlı kalmıyor. Sizin için dünyanın en büyük ve çılgın festivallerini araştırdık.Renk cümbüşünün yaşandığı Holi’den, domateslerin fırlatıldığı La Tomatina’ya 32 çılgın parti sizi bekliyor.
Reklam
Audi Doğal Kaynaklardan ”E-Benzin” Üretti
Audi sentetik yakıt üretme çalışmalarına tam gaz devam ediyor. Kısa bir süre önce sadece su ve karbondioksit kullanarak dizel yakıt üreten şirket, bir tarihi ilke daha imza attı. Alman otomobil devi sülfürsüz petrolsüz sentetik benzin üretmeyi başardı .Global Bioenergies işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında, yenilenebilir biyoyakıt kaynakları kullanılarak gazlı izobutan üretildi. Saflaştırma işleminden geçirilen bu madde daha sonra sıvı izooktana, 100 oktan değerinde temiz benzine çevrildi. Yakıt kalitesini artırmak için ek madde olarak kullanılan izooktan aynı zamanda tek başına bir yakıt olarak da kullanılabiliyor. Audi elde ettikleri yakıtın son halini “e-benzin” olarak tanımlıyor. Zira bu yakıt ne sülfür ne de benzen içeriyor. Üstüne üstlük tamamen doğal kaynaklardan oluşuyor.
Sinema ve Dizi Dünyasından Şöhret Basamaklarını Tırmanması Uzun Sürmüş 16 Oyuncu
Halit Ergenç’in televizyon kariyerinde Hiç Yoktan Aşk, Ölümün El Yazısı televizyon filmlerini, Böyle mi Olacaktı, Kara Melek, Dedem Gofret ve Ben, Esir Şehrin İnsanları, Zerda, Aliye gibi başarılı dizi projeleri izlemiştir. Büyük çıkışını Aliye adlı dizideki Sinan karakteriyle yaptığında 34 yaşındaydı. Binbir Gece dizisiyle şöhretini pekiştiren oyuncu Muhteşem Yüzyıl'daki performansıyla bugün bir çok Balkan ülkesinde hayran kitlesini oluşturmuş durumda.
Reklam
Lana Del Rey'in Yeni Albümü Eylül'de Geliyor
Courtney Love ile beraber Mayıs ayının 7’sinde çıktığı Kuzey Amerika turnesi “The Endless Summer”a devam eden Lana Del Rey, geçtiğimiz Cuma akşamı Ridgefield-Washington’da verdiği konserde yeni albümün Eylül’de piyasada olacağını söyledi.İsminin “Honeymoon” olduğu daha önce duyurulan albümün içeriği hakkında fazla bir bilgi vermeyen Del Rey, turne boyunca kaydedilen birkaç konser kaydının da şarkı listesine ekleneceğini söylemekle yetindi. Retro çalışmaların yer alacağı tahmin edilen albüm için şimdiden iki video çekildiğini de ekleyen Lana Del Rey’in Mark Ronson ile birlikte çalıştığı Nisan ayında Ronson’ın bir röportajı sayesinde öğrenilmişti.Hafif Müzik
Türk Edebiyatı'nın En İyi 25 Giriş Cümlesi
Şu sayfada Türk Edebiyatı'nın en iyi giriş cümleleri derlenmiş. Biz de bunu biraz genişleterek size sunuyoruz. Listeler varoluşu bakımından eksiktir. Siz de yorumlarınızla bu listeyi tamamlamada yardımcı olursanız listenin eksikleri giderilebilir. Not: Herhangi bir sıralama yoktur ve giriş cümlelerine epigraflar dahil değildir!Dünya edebiyatının en iyileri için: Edebiyat Tarihinin En İyi 25 Giriş Cümlesi
Reklam
Türkiye'de İllüstrasyon Sanatının İlk Uygulayıcısı İhap Hulusi Görey'in Hayatı ve Çalışmaları
Görey, Türk grafik sanatının kurucusu ve İllüstrasyon sanatının Türkiye'deki ilk uygulayıcısı olup reklamcılığın ilk büyük isimlerindendir. En çok bilinen işleri Türk markaları için yaptığı tasarımlardır. Birçok devlet kurumunun kurumsal kimliğini oluşturmuş ve bunları yaparken aslında yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin görsel kimliğinin oluşturulmasında katkı sağlamıştır.
Antik Dünya Hakkında Yanlış Bilinen 10 Şey
Londra her ne kadar bugün çok kültürlülüğü ile bilinse de, hepimizin zihninde yüzlerce yıl önce Britanya yarımadasında zencilerin olmadığına yönelik bir önyargı var. Bu önyargı bayağı yanlış çıktı. Reading Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma Britanya'da 1800 yıldır zencilerin ikamet etmekte olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre Romalılar tarafından kurulan York şehri temelde Kuzey Afrikalıların yaşadığı çok kültürlü bir şehirdi. İsa''dan sonra 208 yılında Libya kökenli Septimus Severus bu şehri kurmuş ölene kadar da Roma İmparatorluğu'nu buradan yönetmişti. Bu tarihten sonra da Britanya'da Afrika kökenlilerin toplulukları yaşamaya devam etmiş, kendi kültürlerini ve varlıklarını sürdürmüştü. Yani Britanya asla sadece beyazların yaşadığı bir ada olmadı, neredeyse medeni yaşamın başlangıcından itibaren hep çok kültürlüydü.
Reklam
Dil Yuvarlama ve Çok Üstünde Durulmayan Diğer 5 Garip Genetik Özellik
Dilinizi yuvarlayabiliyor musunuz? Cevabınız evet ise; siz de büyük bir çoğunluğun parçasısınız. Dünya üzerindeki insanların %65-81 lik kısmı, bu ilginç, gayri ihtiyari yapılan yeteneğe sahip. Peki nasıl oluyor da bazılarımız yapabilirken bazılarımız bunu yapamıyor? En bilinen cevap, ilkokulda öğrendiğimiz üzere genetik. Eğer ebeveynlerinizden birinden bu baskın geni devraldıysanız, siz de bu kalıtsal yetenekle doğdunuz demektir. Diğer bir deyişle dil kıvıramıyordanız, sorumlular anne ve babanızdan başkası değil.Delaware Üniversitesi' nden biyoloji profesörü John H. McDonald' a göre, eğer bu söylem doğru olsaydı, ikisinde de bu genetik özellik bulunmayan anne ve babanın, çocukları da dil kıvıramayacaktı. Profesöre göre hem öğretmenler hem de ders kitapları , bu konuyu yıllardır oldukça basitleştirerek anlatıyor. Bilim adamı Alfred Sturtevant tarafından ortaya atılan bu genetik teori, 1940 lı yıllara dayanıyor. 1950 lerin başında, biri bu özelliğe sahip diğeri ise sahip olmayan ikizlerin olduğunu belirten McDonald, bunun tamamen genetik olmadığını net bir şekilde belirtiyor: '' Bugün bile, öğrencilerime genetik bir özellik olan dil yuvarlamayı kaçınız yapabiliyor diye sorduğumda, çoğu elini kaldırıyor. ''Gerçek ise biraz daha karmaşık. McDonald, bazı durumlarda, çevresel faktörlerin de rol oynağını söylüyor. Yetiştirme ve doğanın karşı karşıya olduğu bu durumda, bazı insanlar genetik bağlarını kırarak, kendilerine bu gizli sanatı öğretebiliyorlar. Diğer durumlarda da ana rahminde olduğu gibi gelişiminizdeki bir tuhaflık olabiliyor.Peki öyleyse bu söylenti neden devam ediyor? Profesör, bunu sadece bir odayı inceleyerek deney yapmaya benzetiyor. Ona göre ders kitapları ve laboratuvar eşliğinde devam eden bu efsane, biyoloji eğitiminde gerçekten utanç kaynağı. Birçok öğrenci bunu ciddiye alıp annesi ve babasını gözleyecek, hatta içlerinden birinin kendi ebeveyni olmadığnı bile düşünebilecek.Dil yuvarlamanın sadece genetik bir faktöre bağlı olmadığını belirten McDonald, sizin için buna benzer birkaç örnek veriyor.
3D Filmler Beyni Geliştiriyor
İngiltere'de yapılan bir araştırma 3 boyutlu filmlerle ilgili bazı enteresan bilgileri su yüzüne çıkardı. Beyne zararlı olduğu iddia edilen 3D filmler, meğerse beyni geliştiriyormuşGünümüzde vizyona giren filmlerin bir çoğunda artık üç boyut opsiyonu da mevcut. Özellikle Hollywood yapımı olarak tabi ettiğimiz filmlerin hemen hemen hepsinin üç boyutlu olarak vizyona girmesine artık alıştık. Sinema severlerin de bileceği üzere üç boyutlu filmler iki şekilde karşımıza çıkıyor. Birincisi 3D kameralarla çekilen ve üç boyut hissini daha iyi yaşamamızı sağlayan filmler, ikincisi ise normal kameralarla çekilip, sonradan çeşitli programlar vasıtasıyla 3D formatına çevrilen filmler. Genelde sonradan 3D formatına çevrilen filmlerde, üç boyut olayı alt yazının ön tarafa çıkmasından ibaret olsa da, 3D kameralarla çekilen filmlerde gerçek üç boyut hissini yaşayabiliyoruz. Tabi ki bu durum ister istemez gözümüzün yorulmasına hatta zaman zaman başımızın ağrımasına bile neden olabiliyor.
Biyo-Teknolojinin Son Harikası: Düşünce Gücüyle Kontrol Edilen Biyonik Bacak
Teknolojinin çıkış noktası, hayatı bizler için daha yaşanabilir hale getirmesi, her şeyi olduğundan daha basit şekilde hallettmemizi sağlamasıdır. Bu bağlamda da sağlık konusunda ciddi adımlar atılıyor son yıllarda. Engelli vatandaşlarımız için üretilen düşünce gücüyle kontrol edilebilen biyonik bacak, bu gelişmelerin en sonuncusu.
Reklam