Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ruhlarına Mısra Katan Kadınlar: Türk Edebiyatından 9 Şiirle 9 Kadın Şâir

 > -

Şâirler daha çok erkektir; şiirler de daha çok "kadınlar için yazılır", derler. Böyle dense dahi, Türk edebiyatında kelimelere ve bizlere dokunan; ruhlarına mısra, mısralarına ruh katan kadın şairlerimiz de vardır. İşte bu şâirler arasından 9 şâiri birer şiirleriyle bir araya getirdik biz de. İyi okumalar efendim...

Gülten Akın (1933 - )

Türk şiirinin yaşayan en büyük isimlerinden Gülten Akın, 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. İlk şiiri 1951 yılında yayımlandı. Türk şiirine yaptığı katkılar birçok kez ödüllendirildi. "Büyü Yavrum", "Deli Kızın Türküsü" gibi şiirleri bestelendi.  

İlkyaz

Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler

"Memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
Bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
Fındıklarımızı basıyor
Neyleriz kararan tomurcukları
Çocuklarımıza yalvarıyoruz: Aç durun biraz
Tecimenlere yalvarıyoruz:
Bir "Hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
Bir banka az çiziniz bir yalvarma
Bizden size ve sizden dışardakilere

Karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
-Evet efendim-
Çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
Bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
Yazların motorlu çingeneleri

Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya

Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Toprağa tutku, kendinden dolayı
Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para para para
Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga
Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-Bilmiyoruz neden kavga.

Sonra kasabanın cezaevinde
Silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
Günlerimiz iterek genişletiyoruz
Yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
Bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye

Durup ince şeyleri anlatmaya
Kimselerin vakti olmasa da
Okulların kadın öğretmencikleri
Tatil günlerini çoğaltsalar da
Kutsal nemiz varsa onun adına
Gözlerimiz için bağlar dokusalar da
Birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
Açmaya ilkyaz çiçekleri

Bir gün birileri öte geçelerden
Islık çalar yanıt veririz

Nilgün Marmara (1958 - 1987)

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Nilgün Marmara Sylvia Plath'ın şiirini ve intiharını ele alan bir tez çalışması gerçekleştirdi. Bir çok şâirle arkadaşlık kurdu. Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. 29 yaşında intihar ederek yaşamına son verdi... 

Kuğu Ezgisi

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
bekçi gizleri.

Ne zamandır ertelediğim her acı,
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir -
Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
Dost kalmak zorunda bana ve
sizlere!

Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
uykusunu bölen derin arzudan.
Büyüsünü bir içtenlikten alırsa
Kendi saf şiddetini yaşar artık,
-bu şiir -
Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
Sevda ile seslenir sizlere!

Birhan Keskin (1963 - )

1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitiren Birhan Keskin, ilk şiirini 1984 yılında yayımladı. "Ba" isimli kitabı ile Altın Portakal Şiir Ödülü'nü kazandı. 

İz

acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun 
izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma, 
orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili 
benden savrulan parçalar kurusa da, 
izleri var hala yolun kenarında. 

izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı 
vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın 
acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun, 
ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin 
hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle 
büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. 

ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana 
kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun 
yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında 
döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin 
kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun. 

şimdi, acının ormanından geçiyorsun 
her şey bir daha kanasa da 
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben 
geç meleğim, senin de şarkıların olsun 
içindeki telleri titreten..

Didem Madak (1970 - 2011)

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Didem Madak, çeşitli dergilerde şiirler yayımladı. Kansere yenik düşerek erken ayrıldı aramızdan...

Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım! 

"Zenciler prensesi olacağım.
Hayat işte asıl o zaman başlayacak"
Pippi Uzunçorap

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum.
Çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
Acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
Bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
Bir yağsam pahalıya malolacağım.
Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
Fakat korkuyorum. Birazdan da
Kırk üç numara ayakkabılarınızla
Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
Bu iyi olmaz bayım!

"Gün akşam oldu" diyorum
Ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
Cam kırıkları yiyorlar
Rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
Rengârenk yap-boz parçacıkları
Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
Hayır, sanırım sabahı bekleyemem
Bilmiyorum.
İnsanlar rüyalarını acilen anlatmalı.

On dört yaşındaydı ruhum bayım
Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
O ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
Sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
Kaçmaya çalıştım. Olmadı.
Bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
Neyse işte
Ben her filmi hatırlarım
Sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"Sofi'nin tercihini" seyrederken çok ağlamıştım.
Öpüşen Guramilerle ilgili bir film yapsalar
Onu da mutlaka hatırlardım.
İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
Bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.

Büyük gemiler de yok artık bayım
Büyük yelkenler de
Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
Bir gül, bir güle derdi ki görse
Yalan söylüyorum
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.

Lale Müldür (1956 - )

"Liseyi Robert Kolej’de bitirdi. Şiir bursu alarak İtalya'ya Floransa’ya gitti. Türkiye’ye dönüşünde birer yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977’de İngiltere’ye giderek Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden lisansını, Essex Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü’nden master derecesini aldı."  Çeşitli dergilerde şiirleri ve yazıları yayımlandı. Bazı şiirleri bestelendi. "Destina"da bunlardan biri...

Destina

Dün gece sen uyurken 
İsmini fısıldadım 
Ve hayvanların korkunç 
Öykülerini anlattım 

Dün gece sen uyurken 
Çiçeklere su verdim 
Ve insanların korkunç 
Öykülerini anlattım onlara 

Dün gece sen uyurken 
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana 
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden 
Yeni bir isim verdim sana 
Destina 

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede 
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte 
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için 
Seni bu denli yıktıkları için 
Yaşamımın gizini vereceğim sana

Melisa Gürpınar (1941 - 2014)

İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde öğrenim gördü. Öğrenimini İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde sürdürdü. Bir süre, dönemin amatör ve profesyonel tiyatro oluşumlarında, oyuncu ve yönetmen olarak yer aldı. 1964 yılında konservatuardan mezun olduktan sonra tiyatro öğrenimine 1965-1967 yılları arasında Londra’da devam etti. Yazı ve şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Halil Karagöz Şiir Ödülü'nü kazandı. 

Gece Yarısı Notları 

ben ondört yaşımdaydım ilk şiirlerimi yazdığımda 
ve ilk aşık olduğumda bisiklete binen bir oğlana 
- ama ondört yaşında hiç aşk şiiri yazmamış olmamı 
aşkı anlamadan hiç konuşmayan bir sağduyuya mı bağlamalı - 

sonra okulda bir ablaya aşık olacaktım 
sonra saçları oluklu mukavva gibi dalgalı yaşlı bir memura 
sonra -inanmaycaksın belki- sinemada yer gösteren bir 
adama 

sonra bir kaleciye 
hey tanrım sonra bir deniz subayının ellerine 
bir lise öğrencisinin uzun kiprikli gözlerine 
ve gözlüklü bir keman öğretmenine 
artık aşkı bir mirasyedi gibi harcayacaktım 
hiç inanmadan duygu kaynağının bir gün kuruyacağına 
ve kimbilir kaç yaşımda olacaktım 
aşkın 
ancak bedensel bir bütünleşme söz konusu olduğunda 
onu gözelleştiren bir çaba olduğunu 
şöyle bir düşünmeğe başladığımda 
girişilmesi güç ve zorlu bir çaba olduğunu onun da 
sen bir ozan kızısın 
çok büyük tarihi aşklardan 
ve sabun köpüğü gibi çocukluk günlerinden yaratılmadın 
dünyanın bütün acılarını kollarında uyutan bir kadınsa 
senin anan 
artık kimselere aşık olamaz 
olsa da can eriği yemiş gibi olur ancak.... 

ben onsekiz yaşında da hiç olmadım 
kayak yaptığımı anımsamıyorum 
yüzme havuzuna girdiğimi ve berbere gittiğimi de 
dünyanın doğusuna doğru ilerledikçe 
çoğalır hiçbir yaşa gelmeden ölenler 
ve neden öldüğünü bilmeden ölenler yemen'de 
altmış yaşında da olamaz kimse 
kırkbeş yaşında da tam tamına 
ben artık neyi yazıyorsam 
onu yazdığım yaşta duracağım 
karar verdim yalnız oralarda yaşayacağım 

sen bir ozan kızısın 
durmadan yaşlanan 
ve ağlamaktan başka silahı olmayan 
bir kadının değil 
hırçın bir hesap uzmanı da değil vergi dairesinde 
çok güler yüzlü bir bayan banka şefi de değil senin anan 
devetabanlarıyla dolu bir odada müşteri ağırlayan 
sapho'yu tanımamış olabilirim nazım hikmet'i 
bir ozanım ama 
ne faulkner'ı ne nietszche'yi saymakla biter mi 
tanımamış olabilirim sözün gelişi 
yunus emre gibi dağ başında kimseyi 
atlı karınca mı keten helvası mı kiralık sandal mı 
aksak timur ya da taptuk emre'mi diye sorabilirim 
bunların anlamı 

hiçbir okulu bitirmedim 
hiçbir dili sevmedim ana dilimden başka 
ben biraz çerkezim biraz arnavut biraz giritli 
kendi esintilerimle başbaşa kalınca bazen tanımıyorum hiç 
kimseleri 

bilirim üzümü şarabı ve sirkeyi 
-birbirinden elde edilen acı ve tatlı herşeyi- 
reçellik incirlerin üstündeki kahverengi çilleri 
kuzu etiyle rezene otu pişirmeği 
dedemin biri beşyüz yıldanberi ıstanbul'da yaşarmış 
söylentilere bakılırsa 
ben gidip onu da görmedim 
tanımak da istemiyorum aslında 'sülalemi' 
hiç kitap da okumadım -var mı ötesi-.....

Sennur Sezer (1943 - )

İstanbul Kız Lisesi'nden ayrılan şâir çeşitli yayınevi,dergi ve gazetelerde redaktör ve metin yazarı olarak çalıştı. Birçok eser verdi. Başta Yunus Nadi Şiir Ödülü ve PEN Şiir Ödülü olmak üzere önemli edebiyat ödülleri kazandı.   

Başkalarının Eskilerini Giyenin Şarkısı 

Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda 
Ardınıza bakmayın 
Oradayım. 
Ayışığında bir öpüşme düşü, 
Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli 
Ve yenilenen balayı, dantel askılı 
Yaramaz işime... ben üşüyorum. 
Sıcacık bir şey gereken 
Düşlerime. 

Yarım bırakılmış çorba, 
Geri çevrilmiş biftek ve “ihanet” yabancı bana 
İnce topukları yaz takunyalarınızın 
Bana kalın, yıkanmaya dayanıklı 
Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek 
Rengi de, rengi de olmalı elbet 
Yıpranmışlığımı örten. 

Dokunduğumda çocukluğumu düşündüren 
Gençliğim gibi sırrı açıklanmaz 
Kumaşlar satılmaz çarşılarınızda. 
Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu. 
Bir korkuyu tanırsınız yalnız 
Yaşlanmak ve bırakılmak. 
Bende çeşidi var, 
Ama bitişmiyor sizinkilerle, 
Sevgiden doğuyor çoğu. 

Paramın yettiği bu tezgahta 
Satılan eskileriniz 
Ellerim değdikçe soluk alıyor 
Eskiyen siz misiniz?

Arife Kalender (1954 - )

İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Almanca Bölümü'nü bitirdi. İlk şiirleri Malatya'daki dergilerde yayımlandı. Kendi şiirlerinin yanı sıra şiir çevirileri ve incelemeleri de gerçekleştirdi.  

Deli Bal 

'Mecnun söğüt leylanın toprağında yetişir' 

                                                                     Şeyh Galip 

bir leylaydım, bin ademden 
nice mecnun yarattım 

ecel bendim, iksir bendim, huri ben 
merak arkadaşım, ateş ruhuma bela 
göze candım, köre mana 
gizlendiğim tenhalarım buldular 
asi hayvanlarım evcil odalarda 
tufanlarımdan habersiz uyudular 

söktüm mührü kapıdan, vesikalıyım 
güle kar'ı sordum, mevsime yalan 
zakkumdan öz topladım 
süt içtim sütleğen damarından 
şaşkın gezdim, can kanattım sabaha 
çekildi sis, hükümsüzdür fermanlar 

yüksek uçtum, densiz durdum, deliyim 
güzel çirkine döndü, aklarım kirli beyaz 
peteğimi zemheri ıslığıyla doldurdum 
kobra çiçeğine kondum, lalesine kumların 
kuş baskınlarından, ayı pençesinden kurtuldum 
balın zehrini bilemeden, şerbetini tattılar 

an idim, ağuları şeker ile yoğurdum 
zerresinden şifa bulur, yine derde düşerler 
ay yenisi gecelerde iniltiler duyulur
sözden imdat bekledim. uslu yaklaştım gize 
dil ile sırladım peteğimi, sırra sorular sordum 
şiirin şerri aşkın koynunda yatar 

bir leylaydım, bin ademden 
nice mecnun yarattım 

deli bal, deli bal 
baldan derman 
deliden cinnet umulur

Gülseli İnal (1947 - )

İstanbul'da 1947 yılında dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Felsefe-Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. İlk şiiri 1981 yılında Yazko Edebiyat dergisinde yayımlandı. 

Bir Şey Var Benden Öte

Bir şey var benden öte incimsi düzlüğünde denizin 
biri dans ediyor 
tutkun ve savruk 
başını arkaya atışındaki soyluluk 
tanrı bakışı bu 
soysuz köhne 
kör lalelerle, gecenin diplerine yapışan 
bitiren 
yeni bulunmuş maden 
tıkanıyor kıyılar köpüklü dalgalarla 
ona uçmak istediğimi söyleyin 
kutsal varlıklara karşı 
ayaklanacağımı da 
sonsuz yüz değiştirimi ben 
bir öncesinde tarihin 
yeniden doğmak istediğimi 
ne kılıklara geleceğimi 
gündüz pencerelerine 
ne otlar dikeceğimi bu ölümcül bahçelere 
ne zehirli otlarla sevişeceğimi yeniden.

Bonus: Gülten Akın - Sezen Aksu "Deli Kızın Türküsü"

Bonus 2: Gülten Akın - Edip Akbayram "Büyü"

Bonus 3: Lale Müldür - Yeni Türkü "Destina"

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
hadibeniguldur

Susmak bazen en güzel laftır; anlayana.

Gizli Kullanıcı

Sezen Aksu "Deli Kızın Türküsü" çok güzel bir şarkıdır.

darwinator

Uyuyamayınca Lale Müldür şiirleri okurdum bir zamanlar :) Seni Bırakıyorum vardı birtane :) Nedense çok severdim onu.

nlnshop83

Bir tek bana mı bilmiyorum çok zorlama geliyor bazı şiirler...Genelde şiir sevmem bir tek Sabahattin Ali şiirleri etkiliyor nedense.

hupecan

Destina oldukça keyifli güzel bir şiir dinlemesi de tabi, Birhan keskin kalemi değişik Sezen aksu vesile olmuştu okumama şiirlerini..

Başlıklar

Altın PortakalAnkaraBodrumCinnetFırtınaİngiltereİntiharİstanbulİtalyaKitapMalatyaOrta Doğu Teknik ÜniversitesiSezen AksuTiyatroaşkkadınlarşekertatiltatlıvergiyumurta
Görüş Bildir