Gardırobundaki Tişört Aslında Kaç Litre Su Yedi? Fast Fashion Hakkında Bilmediğiniz 10 Gerçek
Dolabınızı her açtığınızda sadece kıyafetlerinizi gördüklerini sanıyorsanız çok büyük yanılıyorsunuz. 'Ucuz yakaladım' diyerek sepete attığınız o rengarenk kıyafetler, aslında arka planda devasa bir çevre kirliliğine neden oluyor. Fast fashion (hızlı moda) markaları dünyayı hızla tüketirken, giysilerimizin görünmeyen üretim maliyetleri hepimizden gizleniyor.
Hazırsanız gardırobunuzdaki gizli gerçekleri ortaya çıkarıyor ve alışveriş alışkanlıklarınızı tamamen değiştirecek o listeye geçiyoruz!
1. Üretim çılgınlığı dünyayı hızla kirletiyor.
Moda deyip geçmeyin; tekstil endüstrisi küresel karbon emisyonlarının %10’unu tek başına üretiyor. Üstelik bu emisyonların büyük çoğunluğu, üretim aşamasında fosil yakıt kullanan fabrikalardan, yüksek ısı gerektiren boyahanelerden ve küresel nakliye ağlarından geliyor. Yani dolabınızdaki o kıyafet sadece devasa miktarda su değil, ciddi oranda fosil yakıt da tüketti!
2. Saniyede bir çöp kamyonu dolusu kıyafet yakılıyor.
Dünyada her saniye, evet, siz bu cümleyi okurken bile bir çöp kamyonu dolusu tekstil ürünü ya yakılıyor ya da toprağa gömülüyor. Yılda yaklaşık 92 milyon ton kıyafet çöpe gidiyor. Sırf 'bu sezonun modası geçti' diye koca bir dünya çöp üretiliyor.
3. Tek bir tişört 2.700 litre su tüketiyor.
Evet, yanlış okumadınız! Sadece bir adet pamuklu tişört üretmek için tam 2.700 litre su harcanıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Tek bir tişört için harcanan su, bir insanın tam 2.5 yıllık içme suyu ihtiyacına denk! Yani aslında üzerinizde bir kıyafet değil, koca bir su rezervi taşıyorsunuz.
4. Kot pantolonlar adeta birer su canavarı.
Tişörtün 2.700 litre su yemesine şaşırdıysanız sıkı durun: Sıradan bir kot pantolonun üretimi için tam 10.000 litre su harcanıyor! Bir kot pantolon üretmek, bir insanın ömrü boyunca içeceği suyun neredeyse üçte biri demek. Kot aşkımız dünyayı kurutuyor desek yeridir.
5. Giysileri eskitmeden yenisine koşuyoruz.
2000 yılından bu yana dünya genelinde kıyafet üretimi tam iki katına çıktı. Peki biz ne yaptık? Aldığımız kıyafetleri eskisinden %36 daha az giyip hemen dolabın arkasına fırlattık veya çöpe attık. Aldığımız şeyi eskitmeden yenisine koşuyoruz!
6. Denizdeki mikroplastikler çamaşır makinelerimizden çıkıyor.
Polyester, naylon, akrilik... Giydiğimiz kıyafetlerin çoğu aslında plastik! Bu kıyafetleri her yıkadığımızda milyonlarca mikroplastik parça sulara karışıyor. Okyanuslardaki mikroplastik kirliliğinin 3'te 1'i sadece çamaşır yıkamaktan kaynaklanıyor. Sonra o plastikleri balıklar yiyor, balıkları da biz...
7. Eski kıyafetlerin sadece yüzde biri dönüştürülüyor.
Mağazalarda gördüğünüz 'Geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmıştır' etiketleri sizi yanıltmasın. Dünya genelinde toplanan eski kıyafetlerin sadece %1'inden azı yeni kıyafetlere dönüştürülebiliyor. Gerisi maalesef ya çöp oluyor ya da temizlik bezi.
8. Tekstil boyahaneleri nehirleri zehirliyor.
Dünyada sanayinin getirdiği pek çok kirletici var; ancak tekstil boyahaneleri su kaynakları üzerindeki en büyük baskılardan birini oluşturuyor. Kıyafetleri o canlı renklere boyamak için kullanılan kimyasal yüklü sular arıtılmadan doğaya bırakıldığında nehirleri zehirliyor. Öyle ki dünyadaki endüstriyel su kirliliğinin %20'si tek başına kumaş boyama işlemlerinden kaynaklanıyor.
9. Haftalık trendler cebimizi yakıyor.
Eskiden İlkbah/Yaz ve Sonbahar/Kış olmak üzere 2, bilemediniz 4 moda sezonu vardı. Şimdi fast fashion devleri yılda tam 52 mikro-sezon üretiyor! Her hafta mağazaya yeni ürün geliyor ki siz kendinizi 'demode' hissedip sürekli para harcayın. Yani trendler cebinizi de yakıyor.
10. Türkiye su stresi yaşıyor.
Dünyanın büyük tekstil üreticilerinden biri olan Türkiye, su stresi haritasında 'yüksek risk' kategorisinde yer alıyor. Tekstil üretimi ve tarım için yer altı sularımız hızla çekilirken, iklim krizine bağlı kuraklık barajlardaki su seviyelerini de düşürüyor. Bu durum çiftçiyi, tekstil üreticisinden elektrik üretimine kadar tüm zinciri aynı anda vuruyor. Yani bu kriz sadece uzak coğrafyaların değil, doğrudan hepimizin ortak sorunu!
Tablo karanlık görünse de gidişatı değiştirmek elimizde!
Tüketim alışkanlıklarımız değiştikçe pazar da kabuk değiştiriyor. Güzel haber şu ki; ikinci el giyim pazarı dünyada fast fashion'dan 3 kat daha hızlı büyüyor!
Daha az satın almak, kıyafetlerimizi takas etmek, ikinci el tercihler yapmak veya kaliteli ürünleri uzun yıllar giymek; hem suyumuzu hem enerjimizi hem de iklimimizi korumak için devasa bir adım.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın