Umut Nur Sungur Yazio: Kadın ve Şiddet Bağlamında Sanatın Duyarlılığıyla Farkındalıkla Yaşamak
Dünyada her yıl bir milyondan fazla kişinin şiddet nedeniyle yaşamını yitirdiğini biliyor muydunuz? Bir o kadar insan şiddet nedeniyle sakatlanmakta, daha fazlası ise ruhsal olarak onarılması güç yaralar almakta. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yayınlanan küresel tahminler dünya genelinde;Kadınların yaklaşık 3'te 1'inin (%35) yaşamları boyunca ya fiziksel ve/veya cinsel şiddet maruz kaldığını,18 yaşından önce evlenmiş yaklaşık 650 milyon genç kız çocuğu olduğunu,15-49 yaşları arasındaki en az 200 milyon kadın ve kız çocuğunun “sünnet”edildiğini,Yaklaşık 15 milyon ergen kızın (15 ila 19 yaşları arasında) hayatlarının bir aşamasında cinsel şiddete maruz kaldığını bildirmektedir.Bizler günlük yaşamımızda şiddet olduğunun bile farkında olmadığımız birçok tutum ve davranışla karşılaşıyoruz. O zaman neyin şiddet olduğunu çok iyi tanımlamalıyız. Şiddet; bireyin fiziksel, cinsel, duygusal veya ekonomik yönden zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da temel özgürlüklerin engellenmesini ya da ihlal edilmesini de içeren, fiziksel, cinsel, duygusal, sözel veya ekonomik her türlü tutum ve davranıştır.
Barış Erbil Yazio: Analog mu Dijital mi?
Müzik makinesinin bu haftaki yolculuğunda müzik üretiminden enstrüman yapısına kadar birçok alanda karşımıza çıkan bir çekişmeyi bir nebze irdeleyeceğiz. Dijital mi analog mu? Teknolojinin ve sunduğu imkanların geçen zaman ile birlikte hayatlarımızın her alanını biraz daha dijitalleştirdiği gibi müzik üretimi ve icrası da bu çekişmeden nasibini almıştır. Kimileri “eski” zamanların ruhunu analog cihazların taşıdığını ve olmazsa olmaz bir tat kattığını savunurken; kimileri de yeni nesil birçok müzik türünün dijital imkanlar ile ortaya çıkıp geliştiğini ve dijital üretim platformlarındaki çeşitliliğin modernizmi desteklediği konusunda hemfikir. Her iki tez de kendi içinde savunulabilir ve argüman sunulabilir oladursun; gelin biz bu çekişmenin sürdüğü birkaç alana kısaca değinelim.
Gülşah Elikbank Yazio: Mutsuzluğa Doyum Olur mu?
“Gerçekten önemli bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar.” diyen Albert Camus, yankılanıyor zihnimde. Avusturyalı yazar Peter Handke’nin annesinin intiharı üzerine yazdığı romanı Mutsuzluğa Doyum’u okuyorum soluk almaya bile çekinerek. Acı ve matem her satırda öyle yoğun ki, sanki bir an gülümsemeye kalkışsam saygısızlık edeceğim bu yasa. Ama hissettiğim kaygı bunun ötesinde, biliyorum. Her iyi romanda olduğu gibi, okuduklarım beni kendi içime gömdüğüm kedere götürüyor. Mutlu olmak bir başkasına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir, kararını almamı sağlayan Uykusuzlar romanımı yazmama neden olan ve aslında tüm hayatımı değiştiren o güne…Mutlu olmak bir başkasına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Sevdiğiniz birini, söylemek istediğiniz onca söz ve birlikte yaşamak istediğiniz onca hayal varken, aniden yitirmek… Bir insanın hayatına kendi eliyle son vermesi, onun elinden tutmayı başaramamış olmanın derin kırgınlığı… Bunun size hissettirdiği sonsuz çaresizlik, kelimelerin anlamını ölüm karşısında kaybetmesi. Fakat her kederin onu derinde yaşayıp tüketene sunduğu dersler de var. Sevgi sözcüklerine hasret büyümüş biri olarak, benim sevgimde ve şefkatimde cömert olmamı sağlamıştır bu acı. Kalbimden ne geçiyorsa, hesaba kitaba bulamadan, kalbimden dilime vurmasına özen gösteririm. Sarılmak istediğimde sımsıkı sarılırım, sadece sesini duymak istedim, diye telefonlar açarım, biraz gecikse ya hiç gelmezse diye korkuya kapılırım, geldiğinde sanki yıllardır hasretmişim gibi boynuna dolanırım.
Marcus Graf Yazio: Radyo ve Ötesi
Daha yapılacak çok şey var! Sanatla kalın...70'li yıllarda oldukça sık radyo dinleyerek büyüdüm. Evimizde en az bir ve mutfağımızda mutlaka radyo bulunurdu. Tatilde sahile giderken yanımıza radyomuzu da alırdık ve arabamızda da bir radyo muhakkak olurdu. Anteni gökyüzüne bakan bu küçük kutudan gelen sesleri dinlemeyi severdim. Bir fener balığı misali müzik ve haber dinlemek kadar sesli kitap ve radyo tiyatrolarından gelen sesleri dinlemek de ilgimi çekerdi.Ergenlik dönemimde uykusuzluk problemi yaşamıştım. Saatlerce uykuya dalamıyor ve karanlık odamdaki uzandığım yatağımdan tavana bakıyordum. Aklımdan geçen düşünceleri bir türlü durduramıyor ve sürekli bir yenisini üretiyordum. Geçirdiğim bu zorlu süreçte geceleri radyo müptelası oldum ve aynı zamanda DJler, haber sunucuları ve haberler benim uykuya dalmama yardımcı oldu. Şimdilerde adeta bir bebek gibi uyuyorum ama Eislive, WDR ve WDR5'e müteşekkirim.
Serdar Ekrem Şirin Yazio: Merak İnsan’a Ne Yapar?
“Merak”ın kediyi öldürdüğüne inananlar var. Özlü sözün orijinalinde kediyi öldüren “dikkat” ama merak kelimesinin olumsuz çağrışımları arttıkça kedinin ölümünden bile sorumlu tutulmuş. Mevzu öyle değil ve zaten dokuz canı var birini “merak”ına verse ne olur? Daha keyifli bir hayatı olur o kesin. Peki insanlarda durum ne?
Henüz Acı Nedir Bilmezken Hüzün Dolduk: Bir Nesle Çocukluk Travması Yaşatmış 20 Şarkı
Küçükken, henüz hayat tecrübemiz sıfıra yakın ve idrak yollarımız açık değilken bazı şarkılar sebepsiz yere korkutur, hüzünlendirir, üzerdi. Oysa daha ne bir aşk acısı çekmişliğimiz, ne de şarkı sözlerini anlamışlığımız vardı. Bugün yetişkin olan pek çok kişinin aynı durumda olduğunu sanıyoruz, biz de bize çocukluk travması yaşatan bazı şarkıları bir araya topladık. Siz de kendi hüzünlü çocukluk şarkınızı paylaşabilirsiniz.