Infamous Second Son
Şubat 2013’te Sucker Punch’tan Nate Fox oldukça karamsar bir konuşma yapmıştı Sony’nin sahnesinde. inFamous serisinin üçüncü oyununu tanıtırken kendi politik geçmişinden, daha da önemlisi baskı ile kurulan “güvenli” toplumların özgürlüğümüzü elimizden alışından bahsediyordu. O kadar karanlık bir konuşmaydı, o kadar karamsar bir hava çiziyordu ki oyun tanıtmak yerine sıkıyönetim ilan ettiğin bile düşünebilirdiniz.Üstünden bir yıl kadar geçti ve elime Dual Shock 4'le, inFamous: Second Son ’ın akan yazılarına bakarken sahnede edilen o lafların ne kadar da abartılı ve aslında yanıltıcı olduğunu fark ettim. Second Son o kadar karanlık değil. Aynı zamanda o kadar teorik ya da kapsayıcı da değil. Aksine kişisel, empati kurulabilecek, göz önünde olan bir hikâyeyi anlatıyor.DENİZ KENARINDA SAKİN YAŞAM MI?Bunca aydır çok gördük yüzünü Delsin Rowe’un. Oyun boyunca kontrol ettiğimiz, hayatının bugüne kadarki kısmını sprey boyalar ve Banksy ’den esinlendiği aktivist tavrıyla ilerleten bu Amerikan yerlisi genç, kendi hâlinde bir grafiti sanatçısı. Abisi Reggie de bölgenin şerifi olduğundan adalet sistemiyle ilişkisi de çalkantılı. Çünkü Reggie, Delsin’i birkaç kez nezarete atmış. Sonuçta grafiti, biz sevsek de sistemin “vandalizm” olarak tanımladığı bir suç ve birilerinin bu suçtan cezalandırılması gerekiyor.Second Son , ikinci oyundan yedi sene sonra ama alakasız bir şekilde, bu ritimde başlıyor işte. Delsin’in sıradan yaşamı, Akomiş (Yerli kabilenin adı) yerleşim alanı içinde sıradan hayatları konu alıyor yani. Ama ne zaman ki D.U.P.’nin transfer aracı yerleşim alanı içinde kaza yapıyor, o zaman Reggie ve Delsin’in arasındaki ufak çekişmeler askıya alınıyor. Çünkü Department of Unified Protection, yani Birleşik Koruma Departmanı’nın aracının içinden çıkan bir adam Delsin’e bir açıdan müthiş, diğer yandan onu sonsuza dek damgalayacak olan hediyeyi sunuyor istemeyerek: Conduit güçlerini.inFamous: Second Son , eğer önceki oyunları oynadıysanız ya da bugüne kadar çıkmış birkaç videoya göz attıysanız çoktan fark ettiğiniz gibi bu güçler üstüne kurulu. Ama ilk oyundaki taş üstünde taş bırakmayan kaosun aksine, daha öznel şekilde gelişiyor her şey işte. Zaten Delsin ayağa kalkıp ilk adımını attığında da bu oyunun kalanına yayılacak maceraya atılmış oluyorsunuz.Öncelikle Delsin, Reggie ve diğer herkes Türkçe konuşuyor. Zaten Sony’nin PlayStation 4 ile ilgili bilgilendirmelerinde Second Son ’ın Türkçe olacağını biliyorduk. Ama başından sonuna kadar çeviriden baymadan oynayabilmek, ara menüleri kendi dilimizde okumak yine bir keyif.Diğer bir konu, oyuna adım attığınız ilk andan itibaren her şeyin mükemmel görünüyor olması. Yapımcı Sucker Punch, Sony ile birlikte çalışmanın meyvesini görsellik ve yükleme sürelerinin azaltılmasında sunuyor bizlere. Gerçi oyunun ilk adımlarında gördüğünüz şey sakin bir yerleşke, ağaçlar, biraz da deniz. Delsin, su birikintisinden bir kedi misali korktuğu için suyun pek tadını çıkaramıyorsunuz tabii ama olsun.SEATTLE’IN YAĞMURLU GECELERİBir de adını sürekli duyduğumuz, yolumuzun düşüp de bir daha çıkamayacağı Seattle var. inFamous ’ın önceki oyunlarının aksine hayali bir şehir yerine gerçeğini modellemeyi seçmiş yapımcılar. Bunun sonucunda da eğer oralarda bulunmuşsanız tanıdık gelecek mimarilere rastlıyorsunuz. Bunun, bizim gibi uzaktan bakanlar için en net örneği Space Needle kulesi. Zaten Seattle dendiğinde mimari olarak benim hatırladığım başka bir şey yok.Ama şehrin planı, yapımcıların dediğine göre gerçekle yakından uzaktan alakalı değil. Oynanışa uygun olsun diye baştan aşağıya yenilenmiş ve ne yalan söyleyeyim birazcık küçük. Yani tanıtımını “açık dünya” olarak yapan bir oyunda, etrafta koşturup maydonoz olabileceğiniz bir şeyler bulmayı bekliyorsunuz ama Second Son bu beklentinize pek de kulak asmıyor. Alanlar küçük, üstelik birbirilerine çok benziyorlar. Bir köprüyle ayrılan ve bir şekilde senaryoya eklemlenen iki yakanın ne ismen, ne de cismen aklınızda kalması kolay. İki yakada biraz tarz farkı var tabii ama aklınızda kalacak olan tek şey her yerin çok güzel gözüktüğü.Oyunda, özellikler serbest dünya özellikleri olmasına rağmen binalar ve Delsin’in etkileşiminde sıkıntı var. Koridor temelli olsa, “boşver” diyebileceğiniz bir çok model hatası mevcut. Delsin sütunların içine giriyor, binaların yerle olan birleşimleri pas geçilmiş. Her şeyin ötesinde, binalara tırmanırkenki görsel ve mekanik teklemeleri nedir öyle yahu?YÖNLENDİRİLMİŞ GÜCÜN TADIDelsin, bu şehre kişisel amacı için geldiğinde, aslında her şeye oldukça yabancı. Ama bu çok dert değil. Elinizde havalandırmaları kullanabildiğiniz, havada süzülebildiğiniz ve vurulsanız bile hızlıca toparlanmanızı sağlayan bir gücünüz varsa zaten neden yabancılık çekesiniz ki? Ama Delsin’in ikilemi burada ortaya çıkıyor, çükü Seattle D.U.P. tarafından sıkıyönetimde adeta. İnsanlar baskı altında yaşıyorlar, her yerde kontrol noktaları var. Gökleri insansız hava araçları sarmış durumda. Eskinin conduit’leri, şimdinin biyoteröristleri her yerde ve halk onlardan delicesine korkuyor.Şehirde ana senaryonun bizi itelediği bir çizgi var tabii ama yan görevler de aklınızı çelmeye çalışıyor. Öncelikle Seattle’ın bu sıkı yönetimi D.U.P.’nin mobil kontrol merkezlerine bağlı. Buraları ele geçiriyorsunuz ki, hem görevleri yapabilesiniz hem de D.U.P.’nin etki alanını düşürüp hızlı yolculuk için nokta açabilesiniz. İlk birkaç tanesinde heyecanlı olsa da güçlerinizin püf noktalarını öğrendikçe süreci kolaylaştırdığınız ve sıkıcılaşan bir hâle geliyorlar.Yan görevlerde ise kimi zaman gizli bir kamerayı bulmaya çalışıyorsunuz, kimi zaman oyundaki karakterlere dair hikâyelerin detaylandığı ses kayıtlarını kovalıyorsunuz. Ama benim için en zoru, gizli görevde bir ajanı bulmak oluyor ki canımdan can koparıyor o görevler. Fazla hızlı kaçıyor bu pis ajanlar.PARANIN İKİ YÜZÜDelsin’e de, önceki oyunlarda olduğu gibi iki şekilde çevresiyle etkileşime girme şansı veriliyor: İyi ya da kötü karma alarak. Bu yönelim hem güçlerimizde nelere erişeceğimizi, hem senaryonun (oyunun sonu dahil) bazı kısımlarını, hem de oyun içinde insanların kimin tarafında yer alacağını belirliyor. Ama sonuncusuna çok odaklanmayın, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.İşin kozmetik kısmındaysa Delsin’in giydikleri, aldığı kararlara göre başkalaşıyor. Ceketinin ve sweatshirt'ünün sembolik olarak değişimini izliyorsunuz. Oynanış açısından hiçbir fark yaratmasa da keyif veriyor, sürekli bir adım ileriye gitmek istiyorsunuz. Ama her oyunda olduğu gibi, Second Son ’da da kötü adam olmak çok daha kolay.Bir kere karma için sadece ana senaryo kararlarına ya da yan görevlere kendinizi adamanıza gerek yok. Ha iyi olmak istiyorsanız, üzgünüm. Ancak önceki savaşlarda yaralanmış insanları gidip enerjinizle kurtarabiliyorsunuz, o kadar. Ama kötü olmak isterseniz, her bir sivil sizin vahşetinizden tatmaya hazır şekilde dolanıyor Seattle’da. Bu da, iyilik için debelenen benim gibi insanları biraz zorluyor ama aynı zamanda bir başarmışlık hissi de veriyor.Second Son , yazıda bahsettiğim gibi önceki oyunlardan kopuk olsa bile bütün bu “conduit” mevzusunu açmak lazım. Bunları bilmediğiniz takdirde oyunun ismi olan Second Son bile bir anlam ifade etmiyor çünkü. Hazır olun, SPOILER GELİYOR!İlk oyunda kahramanımız Cole MacGrath, kurye olarak bir paketi taşırken paket “elinde patlar”. Bu patlayan aletin adı Işın Küresi (Ray Sphere) olup, First Sons adlı bir organizasyon tarafından geliştirilmiştir.First Sons, geçmişi orta çağa dayanan ve insanlığın gelişimini fizik kurallarının ötesinde arayan bir tarikat aslında. Asırlarca gizli şekilde işlerini yürüten bu adamlar, bizim zamanımızda Empire City’de Cole’un elinde patlayan aleti hazırlayıp şehrin yarısını ve binlerce insanı yok etmişlerdir. Tabii tüm bu patlama, Cole’a güçlerini veren ve onu (birkaç başka insanla birlikte) bir “conduit” yapan yegâne olaydır. Cole, bunun sayesinde elektrostatik güçlere sahip olur.First Sons’ın başında da Kessler adında birisi vardır ki, zaten bu kişinin kimliği olayı çorap söküğü gibi açar. Kessler, aslında Cole MacGrath’tan başkası değildir. Ama gelecekten gelmiştir. Çünkü The Beast adındaki bir yaratık (Onun hikâyesi de ikinci oyundur), Kessler’ın yaşadığı geleceği yok etmiştir, o de tekrar olmaması için geri dönmüş ve bizim yönettiğimiz Cole’un güçlerini daha erken elde edip kendisini geliştirebilmesi için böyle bir yol izlemiştir. Zaten Cole’u sıkıştırarak, zora sokarak kendisine bir rol biçmesini, The Beast’le nasıl karşılaşacağına karar vermesini sağlamaktır amacı.Conduit de aslında insanların gücü alıp, bir nehir yatağının suyu yönlendirişi gibi yönlendirebildikleri için seçilen bir isim. Var olan bir gen yüzünden, insanlar yüksek miktarda enerjiye maruz kaldığında ölmek yerine güçler elde edebiliyorlar.Olur da önceki oyunlara dönmek isterseniz, süreçlerini ve senaryolarını heba etmeden en az spoiler ile (gerçi Kessler aralarında en ağır ve kaçınılamazı oldu) böyle anlatılabilir işte.NEON VE DUMAN. BAŞKA?Buraya kadar özellikle sakladığım konuya girmenin vakti geldi. Tamam, her şey iyi hoş ama Delsin’in sahip olduğu bu güçler neler? Oyunda, elinize geçen güç sayısı dört. Bunlar senaryoda elde ediş sırasına göre duman, neon, video ve beton. Delsin, başkalarına dokunarak onların güçlerini alıyor, zaten Second Son da Delsin’in bir kişiden bir gücü almaya odaklanması üstüne kurulu. Amacımız bu yani.Ne yazık ki inFamous 2 ’dekine benzer şekilde güçler arasında çok fark yok. Hadi, orada elektrik merkezliydik ve diğerleri baharat kıvamındaydı ama Second Son ’da insan birazcık farklılık istiyor. Yanlış anlamayın, özellikle görsel anlamda güçler harika. Zaten daha ne kadar grafikleri övebilirim bilmiyorum. İşi gücü bırakıp, gece karanlığında neon gücüyle duvarlarda iz bırakarak koşmak ya da video gücüyle havada süzülmek tatmin ediyor sizi. O zaman, görsel anlamda yeni nesle adım attığınızı biliyorsunuz işte.İş dövüşlere geldiğindeyse, görsel tatmin bir yere kadar götürüyor sizi. Hepsinin saldırısı benziyor, hepsinde R1 ağır saldırı yapıyor, hepsinde aynı tuş bomba atıyor. Ayrıca başlarda fark edeceğiniz üzere, tek conduit siz değilsiniz. Karşı taraf da sağlam, D.U.P.’nin sıradan askerleri çok kısa sürede sahneyi terk edip beton gücüne sahip abilerle sizi baş başa bırakıyor. Normal savaşlarda karma türünüze göre düşmanları kilit noktalardan vurmanız gerekiyor, bununla da özel bir güç dolduruyorsunuz. Sonrasında da duman gücünde videolara konu olan, tepeye yükselip kameraya gülümseyen Delsin’i ve yere bomba gibi düşüşünü yapabiliyorsunuz. Diğer güçlerinkini anlatıp heyecanı kaçırmayayım, kendiniz keşfedin.Dövüşlerle ilgili bir diğer konu da, boss dövüşlerinin keyifli olması. Özellikle oyunda ilerledikçe, elinizdeki güç sayısı arttıkça dönüşümlü olarak kullandığınız ve oynaması da izlemesi de keyifli sekanslar yakaladığınız bosslar oluyor. Bu konuda Sucker Punch’ı tebrik etmek lazım.GİDİP ALIYORUZ O ZAMAN?Buraya kadar oyuna dair herhangi bir kötü laf etmedim, çünkü zaten oyuna dair edilebilecek ve karalar bağlamama sebep olan bir sorun göremedim. Ama olay birazcık da burada düğümleniyor, çünkü inFamous: Second Son çok sıradan bir şekilde hayatınıza girip iz bırakmadan çıkacak bir oyun.Seattle’ın küçük olduğundan bahsettim ama bu küçüklük, yanında derişikliği getirmiyor. Yani içi içerikle dolup taşmıyor. 1.01 ilk gün yaması güya 5 saatlik içerik sunuyor ama ben tüm kontrol merkezlerini alıp, yan görevlerin çoğunu yaparak 14 saat gibi bir sürede rafa kaldırdım oyunu. Açık dünya olan bir oyun için, çok kısa bir süre bu. Assassin’s Creed serisinin kötülerinden sayılan Revelations ’u 22,5 saat oynamış birisi olarak kıyaslama yapıyorum.Diğer bir konu, klişelerle dolu senaryonun altının çok boş olması. inFamous serisinin saygı duyulması gereken bir hikâyesi vardı. Bir miti, bir süreci vardı. Ama Second Son ’da bu yok. inFamous 3 geldiğinde olacak belki, bu bir geçiş oyunu olabilir. Ama içinde ufak da olsa bir wiki’nin olmadığı, “İkincisi buysa First Son(s) kim?” sorusunun bile havada kaldığı bir oyun. Gerçi çaba var, oyunu her açışınızda şahit olduğunuz yükleme ekranının altında gördüğünüz karakterlerin gizli hikâyeleri yazıyor ufak ufak. Ama yetmiyor.En nihayetinde, son boss dövüşünden sonra yapacak bir şey bulamıyorsunuz. Ana görevler arasında yan görevlere ulaşma şansı vermek “açık dünya” oyun yapmak demek değil. Ana senaryoyu bitirdiğiniz noktada, oyun da sizin için bitiyor aslında.Ama bu sebeplerin hiçbirisi, inFamous: Second Son ’u kötü bir aksiyon oyunu yapmıyor. Oynaması keyifli olan, Türkçe çevirisinde esprilerin yerine güzelce oturtulduğu, içindeki karakterleri önemsiyor olduğunuz, kişisel ilişkilerin abartıya kaçmadığı, güçlerin görselliğinin keyiften kıkırdamanıza yol açtığı, dövüşlerinin sıkıcı olmadığı ama genel paket olarak yenilik sunmayan bir oyun var karşınızda.Her oyun da türü yeniden tanımlayacak diye bir koşul yok zaten. O nedenle Second Son , zamanınızı ve paranızı hak eden konsola özel bir oyun olarak alınmayı bekliyor. Aman dikkat, güç sarhoşluğuna girmeyin de.Oyunun senaryosu, peşinden gittiğimiz beton gücüyle alakalı. Bu beton gücü, karşımızdaki düşmanlarda bize öyle şekillerde gösteriliyor ki, elinize geçtiğinde gerek zıplarken, gerek dövüşürken harikalar yaratacağınıza falan inanıyorsunuz. İnanmayın. Çok fazla heyecanı kaçırmak istemiyorum ama Second Son, oyundaki tüm güçlere aynı özeni göstermemiş. Oyunun sonunda, hayal ettiğiniz şeyi bulamazsanız kırmayın oyunun diskini tamam mı?KÜNYEOYUN İSMİ inFamous: Second SonTür AksiyonYapım Sucker PunchDağıtım Sony, PSNKutulu Fiyatı 210TL,Dijital İndirme 159TLYaş Sınırı 16Dahası İçin http://infamous.wikia.comKARNENOTU 8SON KARAR Yeni nesildeki kaliteli aksiyon oyunlarına güzel bir ekleme yapıyoruz.Bulunduğu Platformlar PS4Ne İyi?Görsellik dolu doluTürkçe dubjal hiç fena değilGüçlerin görsel ayrımı netFarklı güçlerin farklı artıları az da olsa varYan görevler arayı doldurmaya yeterliNe Kötü?Açık dünya özellikleri çok azDelsin’in güçleri yeteri kadar farklı değilSenaryonun klişeliği ve kopuklukları varOyundaki karakter sayısı ve ilişkileri zayıfinFamous dünyasının bilgisini hiç oyuncuya sunmuyor
Transformers: Rise of The Dark Spark'ın Çıkış Tarihi Açıklandı
Getirdiği yeniliklerle dikkatleri üzerine çeken Transformers: Rise of the Dark Spark'ın çıkış tarihi yapımcı Edge of Reality tarafından açıklandı. Şu sıralar dördüncü filmi çekim aşamasında olan Transformers serisinin yeni video oyunu Transformers: Rise of the Dark Spark’ın çıkış tarihi nihayet netlik kazandı. Edge of Reality tarafından geliştirilen Transformers: Rise of the Dark Spark, 24 Haziran 2014 tarihinde PC, PlayStation 4, Xbox One, PlayStation 3, Xbox 360, Wii U ve Nintendo 3DS için piyasaya sürülecek. Getirdiği yeniliklerle dikkat çeken Transformers: Rise of the Dark Spark, bizlere oyunda yönetebileceğimiz 40′ı aşkın karakter sunuyor. Ayrıca oyunda dört kişilik co-op modu bulunuyor. Superkarga
Call of Duty Advanced Warfare Duyuruldu
Call of Duty oyun serisinin en yeni üyesi Advanced Warfare özel bir video ile duyuruldu. Videoda ünlü oyuncu Kevin Spacey'in gerçeğe çok yakın modellenmiş hali yer alıyor. FPS türünün en iyi örneklerinden biri olan uzun yıllardır oyun tutkunlarının takip ettiği Call of Duty serisinin yeni oyunu duyuruldu. Advanced Warfare isimli yeni oyun teknolojinin ilerlediği gelecek bir tarihte geçiyor. Oyunun tarıtım videosunda yeni silahlar, yeni araçlar ve birçok teknolojik yenilik yer alıyor. Oyunun yeni sürümü Sledgehammer firması tarafından geliştirildi. Videodan anlaşıldığı üzere oyunun konusu hükümete kafa tutan bir askeri birliğin maceraları olacak. Bu maceralar sırasında yeni ve ilginç araçlar ile yeni nesil silahlar da kullanılacak. Videonun sürprizi ise ünlü oyuncu Kevin Spacey oldu. Son dönemde ABD'de gösterilen House of Cards dizisi ile gündemde olan oyuncunun birebir modellenmiş hali oyunun oynanış videosunda yer alıyor. Titanfall benzeri sıçramalar Videoda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise son ayların popüler oyunu Titanfall benzeri sıçrama özelliğinin yer alması. Askerler özel cihazlarla beraber uzun mesafelerde sıçrayarak ilerleyebiliyorlar. Videoda aynı zamanda havada uçarak ilerleyen motosiklet benzeri araçlar da yer alıyor. 4 Kasım'da satışa sunulacak oyunla ilgili çok fazla bilgi bulunmuyor. Videonun başında yer alan 'görüntüler Xbox One'dan alınmıştır' ibaresi akıllara Microsoft ile dağıtıcı firma Activision arasında özel bir işbirliği olabileceği sorusunu getiriyor. Efsane bir seri Call of Duty ilk kez 2003 yılında ilk olarak İkinci Dünya Savaı temalı bir oyun olarak Windows platformu için piyasaya sürülmüştü. Büyük ilgi gören oyun daha sonra genişleme paketi ve yeni oyunlarla devam etti. Oyunun Call of Duty 4: Modern Warfare sürümü ile İkinci Dünya Savaşı'ndan uzaklaşıp modern zaman savaşlarına geçiş yapması ile beraber olumlu eleştiriler de almıştı. En son geçen yıl Ghots sürümü ile günümüzde geçen oyun Kasım ayında piyasaya sürülecek oyun ile gelecekte geçen bir savaşı konu alacak. Al Jazeera
Reklam
Murat Başekim'le Çizgi Roman Ve Fantastik Üzerine
Murat Başekim, Türkiye’de çizgi roman ve fantastik edebiyat okurunun aşina olduğu bir isim. Kısa ömürlü Tam Macera dergisinde yazdığı Cinhan öyküleri, akabinde kendine has üslubuyla Anadolu’nun tekinsiz gecelerine musallat ettiği Deli Gücük senaryoları ve “şark gotiği” kısa öyküleriyle sadece sağlam bir üsluba değil, dehşet verici bir hayal gücüne sahip olduğunu gösterdi.Geçtiğimiz haftalarda çıkan ilk romanı İskit, hayalperest hikayeci Od’un bozkırın sert şartlarında hayatta kalabilmek ve sevdiği kadınla ocaklanmak için hikayeleri bir kenara bırakıp ok salmayı, savaşmayı ve can almayı – kısacası İskit olmaya – karar vermesini anlatıyor. Murat’la yazın serüvenini, İskit’i, tarihi ve hikayeleri konuştuk.Öteki Sinema için söyleşen: Can YalçınkayaHocam, Türk okuru seni yazdığın korku çizgi romanlarıyla tanıdı ilk kez. Bize biraz yazarlığa nasıl başladığından ve çizgi roman serüveninden bahseder misin?İlk okuduğum eserler, banka tabelaları, Cin Ali serisi ve onlardan beş yıl sonra da ‘Balonda Beş Hafta’ ile Poe Hikayeleri idi. Tabii böyle bir külliyat ile ‘zehre’ alışınca, insan fena bağımlı oluyor. Kendisi de öykünüyor ve aynı aromada metinler üretmek istiyor… O yüzden 1999’dan itibaren ben de hemen banka tabelaları yazmaya başladım. Fakat beceremeyeceğimi anlayınca, çok sevdiğim korku/macera türlerine yönelmeye çalıştım. Birkaç tanesi güzel bir edebiyat dergisinde çıktı. Sonra kendim için birşeyler yazmaya daha devam ettim.Derken 2007’de Tam Macera projesi başladı. Cinhan karakterinin senaristliğini verdiler. Hayallerime kavuşmuştum artık. Mahmud Asrar ve bir sayıda da Yıldıray Çınar en güzel şekilde betimledi senaryolarımı.Derken Levent Abi’nin, Deli Gücük projesi başladı. Yaklaşık 1989’dan beri hayalim bu idi: bir derginin bir köşesi… Bir projenin bir kıyısı… Bir karakterin hikayeleri.Böylece DG albümlerine katkıda bulunma ve Korkut Öztekin, Ozan Küçükusta, Gürdal Akkoç, Emre Yüce, Sümeyye Kesgin, Murat Başol, Koray Kuranel, Uğur Sertçelik, Mert Yavaşça gibi usta çizerlerle çalışma imkanı buldum.Senin de ikinci albümün sonuna yazdığın o inceleme yazısında (‘ Canavarlar, Deliler, Çizgi Romanlar, ve Diğer Lanetli Hikayeler’-Can T. Yalçınkaya) derinlikle anlattığın korku edebiyatı tarihçesine bayılan birisi olarak, sevdiğim metinlere öykünüyorum sadece işte.Kendisini ‘sanatçı’ ilan eden popçular gibi ben de ‘yazar’ demeyeyim… Mesele bir tek öykünme.Mimesis’çilik patikam,’ öyküN-yazıcılığı’ sicilim budur.Deli Gücük serisinde Aziz Tuna’yla beraber karaktere şekil veren yazarlardan biri sensin. Hatta Deli Gücük kısa öykülerinden oluşan bir kitabın da yayınlandı DG adıyla. Bize bu iyi saatte olsunlar karakteriyle olan ilişkini anlatır mısın?Aramızda seviyeli bir ilişki var. Ben DG’nin yaşadığı maceraların, kendi payıma düşen %10’unu naklediyorum, o da ara sıra Kızılay’da falan uzaktan görünüp ödümü kopartıyor. Şaka bir yana, DG ve onun yaratıcısı Levent Cantek olmasa hikaye kitabım olmazdı. O yüzden ikisine de ömür boyu minnettarım.Cinhan’ı yazarken DG hikayelerini severek okuyordum. Sonrasında katkı imkanı bulunca mutlu oldum. DG hikayelerinin İsviçre Ordu Çakısı gibi çok yönlü olmasını, nice sivri uç bulundurmasını seviyorum. Son albümlerdeki sağlam hikayelerinde de gördüğümüz üzere, Kemal Tahir’den Cthulhu’ya kadar uzanabilen cesur ve nefis bir yelpazesi var DG mitolojisinin. Yani bu varlık Doğu ile Batı mitlerinin çarpıştığı bir Anadolu masalı oldu artık ciddi ciddi. Bu gücünü seviyorum.Son olarak İskit adlı romanın yayınlandı. Çizgi romanlar ve kısa öykülerden sonra roman yazmak nasıl bir deneyim oldu?Severek yol kat etmesem, çok zorlu bir külfet olurdu. Ama eğlendim. Önce kendime anlattım. Ve çok öğretici oldu benim için. Aylarca sabah 4.30-9.30 aralığında deldim dağı ve tüneli açtım. Umarım bu arada karpal-tüneli de açmamışımdır.Şimdiye kadar yayınlanan işlerin tarihi/fantastik olarak nitelendirilebilir (bilim kurgu öykülerinle ödüller kazandığını da not olarak düşelim elbette!). Bu türü tercih etmendeki nedenler neler?Sevdiğim hikayelere ‘gerçek dünya vizesi’ koymuyorum. Sınırlarımdan serbestçe geçebiliyorlar. “Uydurma bunlar” suçlaması benim için bir hikayenin kalifiye olma ihtimalinin ilk (ama yegane olmayan) habercisi. O eski sihrin peşindeyim. Gerçek dünya yeterince acılarla, sevimsizliklerle dolu zaten… Bir de bunları yazıda yeniden üretmeye, simüle etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Gerçekçilik akımına torpil geçen Kanonlar, beyaz Avrupalı adamlar tarafından yazılmıştı, bunu unutmamaya çalışıyorum. Gerçek hayatta da, edebiyatta da fazla gravitas’ın zararlı olduğunu düşünüyorum.Ama tabii Kanonları topyekün umursamaz değilim, Kızılmaske’nin Karamazov Kardeşler’den daha iyi olduğunu söyleyecek halim yok. (Ama Zagor daha iyi elbette.)Tarihi anlatılar yazarken nasıl bir araştırma süreci içine giriyorsun? Örneğin İskit’te kullandığın detaylar tarihi bilgilerle ne kadar örtüşüyor? İskit bir tarihi roman mı? Fantastik mi?Bir diyar üretmek istemedim; yapılabilecek tüm araştırmayı yapayım dedim. Mevcut herşeyi topladım, okudum. Özümsedim. Sonra da sadık kalarak kurdum. Nice bakımdan İskit, tarihi bir anlatı. Marifetli bir üstün-insan kahramanı bile yok. Fakat o noktada bırakmayıp, bir köşesinden büktüm. Gerçekçilik sınırlarını biraz zorlayıp hokus-pokus yaptığım yerler oldu.İskit’te değindiğin temalardan biri de “hikaye olarak tarih”. Sence tarihçiler de hikayeci midir? Ya da Herodotus gibi “yalancı” mıdırlar?Tarih, bence, bir ormana gidip, sonra sadece oradaki çiçeklerden bir demet toplayıp sunma acizliği. Gerçeği asla bilemeyeceğiz; hem sonra algımız sürekli kendi zamanımızın filtresinden süzülecek. Onların düşünce ve yaşam biçimlerini asla tam anlayamayacağız. Örneğin bazı eski ilkel kabileler, küçülen, solan Ay’ı tekrar eski parlak haline getirmek için ayin yapardı. Böylece her ay, korku dolu nice geceler geçiriyorlar… Bunu bizim bu çağda anlamamız imkansız. Çünkü o sihir yitirildi… Her anlamda.Yani evet, her tarih, bir anlatıdır bence. Uzun zaman sonra, bu devirleri nasıl anlatacaklar kimbilir…11 Eylül kitaplara girer elbette, ama ya diğer acılar, mutluluklar? Tarihçilerin ilgi, bilgi ve dikkat çeperine girmeyi başarmış her bir tarihi yaşanmışlığa karşılık, çemberin dışında kalan, unutulacak belki yüzlerce, binlerce bilgi parçası olacak.İskit’ten tarihi roman olarak bahsediyoruz fakat “yaşadığımız toplumla uyuşmama”, “ulusal/kültürel aidiyet hissetmeme” gibi modern temaları işleyen, hatta meta-anlatı yapısıyla postmodernizme de göz kırpan bir yanı var. Bu düşüncelere katılır mısın?Tamamen doğru. Bir yanı ile bizimle de konuşsun istedim. Mevcut nice kılıç-büyü hikayeleri ile metinlerarası bir hısımlığı var… Ama ne yazık ki kahramanımızın tek hısmı bunlar, diğer öyküler. Onun dışında mutlak bir yabancılaşma, sürgün ozan hali içinde. Tek başına. İnsanlık tarihi gökdeleninin bize ait katlarına yakın dertleri ve tasaları var.Bundan sonra sırada ne var?Şu anda iki eser yazıyorum:“Vizeye girmemiş bir öğrenci için telafi sınavı” ve “Karneler”.Bu epik çalışmalar bittikten sonra, umuyorum ki başka şeylerle uğraşma fırsatı bulabileceğim.
Reklam
Çocukluğumuzun En Masum Yalanı 9999999 in 1 Kaseti ve Unutulmaz Atari Oyunlarımız
Isınan adaptörler, beyin yakan 8 bit müzikler,o kol bozuk ben almam  sen al kavgaları , mahalle çocukları arasında hava atma kriteri deyince aklımıza tabii ki de 90lar çocuklarının vazgeçilmez eğlencesi atari gelir.9999999 in 1 kasetini ve içindeki oyunları hatırlamayan yoktur sanırım. Bir umut içinden 9999999 tane oyun çıkacağını sanıp aslında oyunların çoğunun aynı olduğunu gördüğümüzde hepimizin hayalleri yıkılmıştır. 9999999 tane olmasa bile hatırlayabildiğimiz oyunlara bir göz atalım bakalım ne kadarı hafızalarımızda yer etmiş.
WoW Filminden İlk Görüntü Geldi
Blizzard Entertainment’ın efsanevi çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu World of Warcraft’ın filmine dair ilk fotoğraf yayınlandı. Her gün 10 milyon oyuncunun bir araya geldiği WoW, son beş yıldır sinemaya aktarılmaya çalışılıyor ama ne yazık ki başarılı olunamıyordu. İlk Spider-Man üçlemesi ve Evil Dead gibi filmlerden tanıdığımız Sam Raimi’nin yöneteceği söylenen WoW filmi, anlaşmazlıklar yüzünden iptal edilecekti. Ancak Blizzard, bu sefer konuda ciddi olduğunu göstererek Moon ve Source Code filmleriyle adından bahsettiren yönetmen Duncan Jones ile çalışmalarına başladı. Empire dergisinin yeni sayısında ortaya çıkan görüntüde Jones, çekim masasının başında oturuyor. İnsanların başkenti Stormwind’de geçecek film, insanlar ile orklar arasındaki mücadeleye odaklanacak ve savaşın nasıl başladığını anlatacak. 2016 yılında gösterime girmesi planlanan (IMDB) WoW filmini izleyenler, Warcraft’ın Lothar and Durotan karakterlerinin hikayelerini de öğrenecek. Warcraft evrenin hikayesi tek bir filmle anlatılamayacağından, devam filmlerinin gelmesi de olasılıklar dahilinde görünüyor.Stuff
Reklam
Ücretsiz Oynayabileceğiniz 10 Online Oyun
Online oyunlar artık tüm elektronik cihazlar üzerinden oynandığı için bundan birkaç sene öncesine göre çok daha popüler bir halde. Her kişinin oynadığı en az bir online, MMO oyun yer alırken oyuncuların en fazla dikkat ettiği şey oyunun bir para tuzağı haline gelmemesi. Bu yüzden ücretsiz MMO oyunlar, yani Free to Play sisteme sahip olan oyunlar tam da bu kesime hitap ediyor. Eğer siz de para vermeden, ücretsiz oynayabileceğiniz oyunları merak ediyorsanız, aynı zamanda bunların kaliteli ve eğlenceli de olmasını umuyorsanız aşağıdaki listeye bir göz atmanızı öneririz.
Karizma Olayının Kitabını Yazmış 15 Oyun Karakteri
Doğumundan ölümüne kadar oynatma şansı bulduğumuz, Assassin's Creed serisini bu güne getiren, damdan dama zıplayıp dünyanın kaderini değiştirmeyi başaran oyun dünyasının en tanınmış katili. Requiescat in pace !
Reklam
League Of Legendsa Yeni Karakter
Sabah saatlerinde oyunun ana menüsünde beliren yeni bir League Of Legends videosu Lol severleri bir hayli heyecanlandıracağa benziyor. Aram modundan tanıdığımız mini porolardan birinin başından geçen minik bir öykü anlatılıyor. Ancak işin ilginç yanı videonun son bölümlerinde ortaya çıkıyor. Söz gelimi Poro’yu korumak için gelen adam oyunda yeni bir karakter olacağı söylentilerini ortaya çıkardı. Elinde bir kalkanla dikilen kel ve bıyıklı bu ilginç karakterin hangi tip olacağı ise merak konusu olmaya başlamış durumda. Söz gelimi yakın dövüşçü bir karakter olacağı yönünde epey bir duyum alınmış durumda. Forumda tartışan bir takım oyuncular ise yeni gelecek karakterin büyük bir ihtimal Support yani destek karakteri olacağı yönünde. Çünkü uzun zamandır oyuna yeni bir Support karakter gelmedi. Vel’Koz ve Yasuo son gelen karakterler ve ikisinin de ana amaçları Support’luk değil. Her hangi bir açıklama yapılmamasına karşın hemen herkes ufukta gözüken yeni karakterin ne zaman geleceğini ve nasıl özelliklere sahip olacağını konuşuyor.
Apple ve Google'ın Yeni Savaş Cephesi: Oyunlar
Mobil dünyasına hakim olmak için Apple ile Google arasında uzun zamandan beri devam eden savaş uygulamaların en karlı olanına sıçrıyor: Video oyunlarıKonuya yakın kaynaklar, Silikon Vadisi'nin iki devinin üst düzey oyunlar ilk olarak kendi işletim sistemlerinde satılması için oyun geliştiricileri ile görüşmeler yürüttüğünü belirtiyor.Kaynaklar, buna karşılık Apple ve Google'ın uygulama mağazalarının ana sayfasında ve listelerde bu oyunlara öncelikli alan tanıyarak tanıtım yapma önerisini sunduğunu ifade ediyor.Popüler zombi strateji oyunu 'Plants Vs. Zombies 2' için oyunun yapımcısı Electronic Arts (EA), geçen Ağustos ayında Apple ile bir anlaşma yapmıştı. Anlaşma kapsamında oyunun çıkışı nedeniyle Apple mağazasında öne çıkacak şekilde oyunun tanıtımını yapmıştı.Bunun karşılığında EA, oyunu özel olarak iki ay boyunca yalnızca Apple için satışa sunmuştu. Oyun Ekim ayına kadar Google'ın Android yazılımı için satışa çıkarılmadı.ZeptoLab'ın 'Cut the Rope' isimli bulmaca oyununun Aralık ayında yayınlanan devam oyununda da benzer yol izlenmişti. Oyunun yapımcısı ve Apple'ın vardığı anlaşma kapsamında oyun üç ay boyunca yalnızca Apple'ın Uygulama Mağazası'nda yayınlandı. Bun karşılık mağazada oyun öne çıkaracak şekilde tanıtılmıştı. ZeptoLab oyunun Android versiyonunu Mart ayının sonunda piyasaya sürmüştü.Apple ve Google temsilcileri oyunların kendilerine ayrıcalıklı olması konusundaki çalışmalarının detaylarını paylaşmayı ise kabul etmedi. Özel oyunlar konsollar için üretilen oyunlarda genel olarak kullanılan bir pazarlama stratejisi ancak mobil dünyası için yeni bir strateji.Bu stratejinin son zamanlarda artması mobil kullanıcıları için verilen savaşın şiddetini de yansıtıyor. Apple bu alanda Google'ın ücretsiz Android yazılımının yükselişine karşılık vermekte kararlı.GameStop 'un sahip olduğu oyun hizmeti Kongregate'in CEO'su Emily Greer mücadeleyi, en iyi içerik için yapılan 'silahlanma yarışına' benzetiyor.Greer yorumunda, 'İnsanlar bir oyunu sevdiklerinde ve bu oyunun alternatif platformda olmadığını gördüklerinde kullandıkları platformları da değiştirecektir. Kişinin bir oyuna bağlılığını neredeyse her şeyin ötesine geçebilir' dedi.2007 yılında iPhone'u piyasaya sürerek akıllı telefon pazarında hızla liderliğe yükselen Apple, Samsung'un ve diğer şirketlerin ürettiği Android tabanlı akıllı telefonların artan satışları ile kıskaca alınıyor.Araştırma şirketi IDC'ye göre 2013'te sevkiyatı yapılan bir milyar akıllı telefonun yaklaşık yüzde 80'i Google'ın geliştirdiği yazılımı kullandı. Aynı dönemde Apple'ın pazar payı yüzde 15'e geriledi.Apple yıllardır en çok yeni uyunun ilk olarak yayınlandığı marka oldu. Oyun geliştiriciler buna neden olarak iOS işletim sistemi için oyun geliştirmenin daha kolay ve cihaz çeşitliliğinin az olmasını gösteriyor. Buna karşın Android işletim sistemi için cihaz çeşitliliği oldukça fazla.Ancak son yıllarda güç kazanan Android iki kamp arasından oyun sahasının seviyesini de eşitledi. Android'in artan devasa pazar payına ek olarak yazılım yazmak için geliştirilen araçların kullanımı da kolaylaştı.Araştırma şirketleri IHS ve App Annie tarafından yapılan ortak çalışmaya göre geçen yıl mobil uygulamalara harcanan para yaklaşık 16 milyar dolar oldu. App Annie'nin tahminlerine göre bu rakamın yüzde 70'ten fazlasını video oyunlarına harcanan para oluşturdu.Daha önce Google'ın uygulama mağazasının global pazarlama müdürü olan ve şu an mobil oyun şirketi Unspoken Tales'in CEO'luk görevinde olan Patrick Mork, 'Video oyunları kritik öneme sahip uygulamalar. İnsanların yalnızca paralarını ve zamanlarını harcadıkları bir alan değil, cihazlarının güçlerini gösteren bir alan da.' dedi.Diğer yandan oyun geliştiriciler rakiplerinin önüne geçmek ve oyuncuları kendi ürünlerine çekmek için artan bir baskı ile karşı karşıya.Mork, uygulama mağazalarında ön plana çıkarılan gösterimlerin, reklamların konumuna ve yayında kalma süresine bağlı olarak günlük indirim sayısını on kat artırabileceğini söylüyor.Apple'da, bir 'editör takım' ticari anlaşmaları dikkate almadan yazılımları test ederek bu yazılımlardan hangisinin Uygulama Mağazası'nda tanıtımının yapılmasına karar veriyor. Özel oyunların kendi uygulama mağazasında yayınlanması için bastıran Apple için ise uzun süredir devam eden bu karar mekanizması zorluk yaratıyor.Konuya yakın kaynaklar Android'in etkisinin artması sonucu Apple'ın editör takımının bir uygulamanın cazip olduğuna inandıktan sonra uygulamanın ayrıcalıklı olmasına daha fazla önem verdiğini belirtiyorlar. Aynı kaynaklar editör takımının geliştiriciler ile iletişim içerisinde olan takımdan gelen önerileri daha fazla dikkate aldığını da ifade ediyor.Apple özel oyunlar için para vermiyor bunun yerine pazarlama ve reklamda yardım ediyor. Şirket, oyun geliştiriciler ile yaptıkları toplantılar ardından bu tarz kararları alıyor. Bu toplantılarda oyun geliştiriciler gelecek oyunlarının tanıtımını ve açıklamasını yapıyor.The Electronic Arts ve ZeptoLabs tarafından üretilen oyunlar Apple'ın uygulama mağazasının ana sayfasında büyük bir kutu içerisinde yer aldı.Apple'ın ve ZeptoLabs'ın sözcüleri ise konuyla ilgili açıklamada bulunmadı. EA sözcüsü ise şirketin 'Apple ve Google ile yakın işbirliği' yaptığını söyledi.'Asphalt' isimli popüler yarış oyunu serisinin de üreticisi olan Fransız oyun geliştirici Gameloft 'un satış ve pazarlamadan sorumlu müdürü Gonzague de Vallois yaptığı açıklamada, Apple ile tanıtım karşılığında oyunun kendilerine özel olarak yayınlaması konusunda görüşmeler yaptıklarını ancak oyunun iOS ve Android için aynı zamanda yayınlanmasının daha iyi olacağı kararına vardıklarını söyledi. Vallois, 'Görüşmeleri kendimiz için mantıklı bulmadık' dedi.Google ise Android'e entegre edilen uygulamaların tanıtımına yardımcı olmak için anlaşmalar yapıyor. Örneğin Rusya'nın popüler oyun geliştirici şirketi Game Insight, Mart ayında yaptığı açıklamada oyun içerisinde Android benzeri maskotun satış fiyatını indirdiğini belirtmişti. Buna karşılık Google şirketin bu uygulamasını mağazada öne çıkarmayı kabul etti.Amazon.com da harekete geçen şirketlerden birisi. E-ticaret mağazası Android ile çalışan Kindle cihazlarının cazibesini artırmak için oyun geliştiriciler ile kendilerine özel oyunlar konusunda görüşmeler yapıyor.Konuya yakın kaynaklar oyunların kendilerine özel olması koşuluyla Amazon'un uygulama mağazasının ana sayfasında bu uygulamalara özel alanlar vermeyi teklif ettiğini belirtiyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Amazon sözcüsü, 'Uygulamalarını Amazon Uygulama Mağazası'na getirmeleri için birçok geliştirici ile çalışıyoruz. Bunlardan bazılara bu mağazaya özel' dedi.Ayrıcalıklı yazılımlar tüketicileri başta video oyun sektöründe olmak üzere belli donanım ürünlerine çekiyor. Bu nedenle Microsoft, EA'nın yeni ve övgüler alan uzay savaş oyunu 'Titanfall' için bir anlaşma yaptı. Oyun yalnızca Xbox ve kişisel bilgisayarlar için üretildi.Ancak IDC'den analist Lewis Ward, ayrıcalıklı uygulamaların tüketicilerin tablet ve akıllı telefon seçimlerinde çok fazla etkisi olmadığı görüşünde. Ward, 'Bir cihazı satın almak için verilen kararda oyunların etkisi çok düşük' dedi.editorturkiye@wsj.com
Reklam
Watch Dogs'un Animasyonları Tam Anlamıyla Yeni Nesil!
Watch Dogs hakkında onlarca video yayınlandı. Kimi PS4 ‘te kimi PC ‘de oynasa da oyunu, oyunun animasyonlarına şaşıp kaldık. Watch Dogs ‘un ertelenmesindeki neden işte burada yatıyor. Animasyonların daha da iyileştirilmesinde. Ubisoft ‘un resmi blogunda yayınlanan yazıya göre oyunun animasyonları zaten mükemmeldi, fakat Watch Dogs Animasyon Yönetmeni Colin Graham daha çok zaman istedi ve küçük ayrıntıları arttırmak istedi. “ Aide n’ın parmak hareketlerini daha da ayrıntılı yaptık ve böylece daha iyi hack yapmasını sağlamaya çalıştık.” (kıkırdıyor) “Örneğin bir binayı hacklerken, onun parmağını telefonun üzerinde dolaştırırken görebileceksiniz.” Bir başka geliştirilen durum ise bizim karakterimiz dışında sokakta gördüğümüz NPC ‘lerin animasyonları. Yeni neslin nimetleri olarak ufak detayları gören Graham , “Sokakta dolaşırken bir gencin duvara top vurarak paslaştığını görebileceksiniz.” diyor. “İşte tüm bunlar yeni neslin yararları, yaşayan bir şehir yaratmak, onu simüle etmek .” Colin Graham ‘ın dediklerine kesinlikle hak veriyorum. Yeni nesil dediğimiz olay sadece grafik kalitesinin değil, oynanabilirliğin de artması daha güzel animasyonların bizi karşılaması ve yaşayan şehirlerde dolaşmamızı sağlamasıdır. Bu nedenle ufak detaylar her zaman oyuncuyu memnun ediyor. Örneğin GTA V ‘te arabanın camları kırıldığında cam kırıklarının üzerinde geçtiğinizde sanki kırık bir şeylere basıyormuş sesini duyuyordunuz, veya yere benzin döktüğünüzde onu ateşleyerek yangın çıkarabiliyordunuz. Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Watch Dogs beklentilerinizi karşılayacak mı, yoksa oyun dünyasına bir balon olarak mı geçecek? Bizi takip etmeye devam edin, iyi oyunlar!
Minecraft Candy Texture Pack Çıktı
Minecraft 'ın yeni eklentisi Candy Texture Pack piyasaya çıktığını duyurdu.Oyunun Xbox 360 sürümüne özel olarak çıkan paket yalnızca dijital olarak indirmeye sunuldu. Paketin boyutu ise 4.50 MB. Fiyatı 0.65 pound olarak belirlenen paketi Microsoft Store'dan satın almak mümkün.Minecraft 'ın şimdilik Xbox 360 için çıkardığı paketin diğer platformlara gelip gelmeyeceği henüz netleşmiş değil.
Avea Woops, League Of Legends'ın Resmi Ortağı Oldu
Geçtiğimiz yıl, dünyanın en fazla oynanan online PC oyunu League of Legends’ın (LOL) 2013 Sezonu Mevsim finalleri ve Türkiye Şampiyonası’na sponsor olan Avea, bu yıl işbirliğini daha da genişleterek yeni gençlik markası Woops ile “Riot Games ve League of Legends”ın Türkiye resmi ortağı oldu.12 Temmuz’da düzenlenecek olan “League of Legends 2014 Sezonu Türkiye Büyük Finali”, Türkiye’de lisanslı sporcuların da katılacağı en büyük eSpor organizasyonu olacak.İşbirliğinin detayları ve eSpor’un Türkiye’deki durumu ve gelişimi, Avea Pazarlama İletişimi Direktörü Gelincik Onan'ın ev sahipliğinde, Riot Games Türkiye Ülke Müdürü Hasan Çolakoğlu’nun katılımıyla düzenlenen toplantısında paylaşıldı.İşbirliği hakkında konuşan Gelincik Onan, dünyada 1 milyarın üzerinde insanın dijital oyun oynadığını ve sektörün büyüklüğünün yaklaşık 75 milyar dolar olduğunu belirtti. Onan, 'Karşılıklı etkileşimi yüksek, takım olmayı gerektiren, mücadele keyfini yaşatan LOL ve bu kapsamda düzenlenen turnuvalar; ülkemizdeki gençlerin bu tür oyunlara gösterdiği ilgi ve ayırdığı zamanı da göz önünde bulundurduğumuzda, Woops özelinde bizler için çok önemli. İnanıyorum ki; bu yeni işbirliğimiz, ilerleyen dönemlerde hem Türkiye’de eSpor’un daha da gelişmesi hem de bu alanda başarılı olan oyuncularımız için yeni fırsatlar yaratılması yönünde yeni adımlar atılmasına da ön ayak olacak” dedi.TÜİK’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 14-24 yaş aralığında 15 milyon civarında genç nüfus bulunduğunu da sözlerine ekleyen Onan, Türkiye’de gençliğin ihtiyaçlarını en iyi karşılayan markaların başında gelme iddiasıyla 2013 sonunda pazara sundukları Woops’un hedef kitlesi ve sahiplendiği değerler itibariyle League of Legends ile pek çok ortak noktada buluştuğunu söyledi.Dünya genelinde neredeyse Türkiye nüfusu kadar eSpor izleyicisi olduğunu, Türkiye’de de ilginin gün geçtikçe arttığını vurgulayan Onan şöyle devam etti: “Super Data araştırmasına göre, dünyada eSpor’ları izleyenlerin sayısı 70 milyonu aşmış durumda. Dünya genelinde her gün 27 milyon kişi tarafından oynanan League of Legends ise Twitch tarafından yapılan bir araştırmaya göre, her ay 45 milyon kişi tarafından izleniyor. Farklı milletlerden oluşan 27 milyon kişi her gün ortak bir platformda buluşuyor ve 2015’e kadar 42 milyon yeni oyuncunun katılacağı öngörülüyor. Dünyadaki gelişmelere paralel, yoğun genç nüfusuyla ülkemiz de dijital oyunlar için cazip ve sıcak bir pazar. 22.8 milyon kişinin, yani her 3 kişiden birinin PC oyunlarına zaman harcadığı Türkiye, bu oyunlara ayrılan zaman bakımından Polonya ve Rusya’nın ardından dünya üçüncülüğünü elinde bulunduruyor. Türkiye’deki oyuncular toplam vakitlerinin yüzde 70’ini PC ekranı karşısında geçiriyor.”Riot Games Türkiye Ülke Müdürü Hasan Çolakoğlu ise “LOL, dünyada yaklaşık 30 milyon kişi tarafından oynanıyor. Neredeyse İstanbul nüfusunun iki katı büyüklüğüne denk geliyor. Riot Games Türkiye ofisi olarak 2014 yılında da, eSporu ana akım haline getirmek, farklı alanlara ilgi duyan insanları bu spor dalına çekebilmek gibi hedeflerimiz var. Avea’nın sektördeki gücü ve kalitesi, amacımıza ulaşırken en büyük destekçimiz olacak. eSpor’a yaptıkları katkıdan dolayı, Avea Woops ailesine teşekkür ediyoruz ve tüm eSpor severleri finallerimize bekliyoruz' diye konuştu.“League of Legends 2014 Sezonu Türkiye Büyük Finali”, Woops ana sponsorluğunda 12 Temmuz’da Ülker Sport Arena’da gerçekleştirilecek ve organizasyon Türkiye’de lisanslı sporcuların da katılacağı en büyük eSpor organizasyonu olacak.eSpor ve LOL’e ilişkin rakamlar…Araştırmalara göre dünyada 1 milyarın üzerinde kişi dijital oyun oynuyor.Sektörün büyüklüğü yaklaşık $75 milyar.Dünyada milyonlarca kişi (+70m) eSporları izliyor.Online oyun oynayan her üç kişiden biri kadın.Ortalama bir izleyici ayda yaklaşık 42 saat harcıyor.LOL her gün yaklaşık 30 milyon kişi tarafından oynanıyor.Genç nüfusun yoğun olduğu Türkiye, 22.8m kişi ile PC oyunlarına harcanan zamanda dünya 3’sü.
Reklam