onedio
İnsanlar Birden Bire Dünyadan Yok Olursa Ne Olur?
İnsanlığın ortadan kalkması bilim kurgu gibi görülebilir. Ama uzmanlar insanların yeryüzünde yürümediği bir günün geldiğinde dünyayı nelerin beklediği planladı. İnsanlar birdenbire ortadan kaybolursa, Dünya nasıl bir yer olur. İşte Alan Weismann 'The World Without Us' (Bizsiz bir Dünya) adlı kitabında bu konuya değinmiş. Arizona Üniversitesi profesörü olan Weismann, kitabı ile ilgili araştırmaları için Türkiye'ye de gelmiş. Weismann'ın Bizsiz bir Dünya adlı kitabı, Türkiye'de Altın Kitaplar Yayınevi tarafından satışa sunuldu. Kurguya göre gezegendeki insanlığın yok oluşundan saatler sonra dünyada ki ışıklar sönmeye başlayacak.
Türkiye'nin En Güzel 20 Plajı
Facebook profillerinin buram buram tatil koktuğu, deniz kıyısındaki arkadaş check-in’lerinin sinirimizi bozduğu şu günlerde, ben kendimi nerelere atsam sorusuna yanıt arama vakti geldi diye düşündük. O sebeple çok uzağa gitmeden, memleketimin cennet plajlarına doğru uzandık. En güzel deniz tatiline nokta atışı yapmak isteyenler önce buraya, sonra burayabakıversin.
Reklam
Türk Futbolunun En Unutulmaz 10 Maçı
100 yılı aşkın sürede birçok önemli maç oynadı Türk takımları ve taraftarlarını sokaklara döktü. Biz de biraz geçmişe gittim, milli maçları hariç tutarak Türk futbol tarihinin en unutulmaz maçını sorduk jürimize. Türkiye Ligi’nden Türkiye Kupası’na, UEFA Kupası’ndan Şampiyonlar Ligi maçlarına ilginç bir liste çıktı ortaya.
Bakterilerin Sizin İçin Yaptığı 12 Fedakarlık
Atmosferdeki oksijenin yarısından fazlasını fotosentez yapan siyanobakteri adı verilen bakteri türleri üretir. Bir litre suda sayıları 100′den fazladır ve okyanusun verimliliğinin %10-20 kadarını oluştururlar.
Reklam
Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Dünden Bugüne 10 Numaralarımız
Fenerbahçe tarihinde 10 numara her zaman ayrıcalıklı olmuştur. - birkaç istisna hariç- Efsanelerimizden Lefter Küçükandonyadis’den başlayan 10 Numara sevdası Alex de Souza’nın ayrılmasından sonra beklemedeydi,Diego Ribas’ın gelmesiyle yeni bir 10 Numara Efsanesi geliyor mu? sorusu akıllardayken kısa bir 10 Numara tarihimize bakmakta fayda var..
Milli Atlet Ramil Guliyev 6.Oldu
Ramil Guliyev, erkekler 200 metre finalinde 6. oldu.Milli atlet Ramil Guliyev, 22. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda, erkekler 200 metre finalinde 6. oldu. Zürih’teki Letzigrund Stadı’nda devam eden şampiyonanın 4. gün akşam seansında, 200 metre final yarışında Ramil Guliyev, 20.48′lik derecesiyle 6. sırada yer aldı. Guliyev, 200 metre yarı finalinde Türkiye rekoru kırarak, finale çıkma başarısı göstermişti. Yarışta, Büyük Britanyalı Adam Gemili 19.98′lik derecesiyle altın madalya kazandı. Fransız Christophe Lemaitre, 20.15′lik derecesiyle gümüş, Ukraynalı Serhiy Smelyk 20.30 ile bronz madalyanın sahibi oldu. Ramil Guliyev, yarın yapılacak erkekler 4×100 metre elemelerinde yarışacak.AMK Spor
Reklam
'Matematiğe Yeteneksiz' Denilen Bir Kadının 'Matematik Nobeli'ne Gidiş Öyküsü
İranlı matematikçi Meryem Mirzakhani'nin hayatı lise müdürünün kendisini Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na göndermesiyle değiştiİranlı matematikçi Meryem Mirzakhani, matematiğin Nobel’i diye de anılan Fields Madalyasını kazanan ilk kadın oldu. Mirzakhani aynı zamanda 1936’dan beri dört yılda bir verilen bu ödülü kazanan ilk İranlı da olmayı başardı. İşte ünlü matemetikçi Meryem Mirzakhani’nin 5harfliler.com’dan Arkadaş Özakıntarafından derlenen yaşam öyküsü:Mirzakhani, küçükken matematikçi olmayı düşünmüyormuş hiç. Kitap okumayı, kendi kendine hikayeler uydurmayı seviyormuş, ve televizyonda ünlü kadınların hayatlarına dair belgeseller seyredip, bir gün büyük bir yazar olma hayali kuruyormuş. Ailesi ise ünü, başarıyı pek dert etmiyormuş ama anlamlı ve kendisini tatmin edecek bir mesleği olmasını diliyormuş. “Çok iyi bir ortamda büyüdüm,” diyor Mirzakhani.
Formayı Erken Çıkardığı İçin Diskalifiye Edildi!
2014 Avrupa Atletizm Şampiyonasında 3000 engelli finalinde altın madalya kazanmıştı ama son 150 metre formasını çıkarması nedeniyle hakemler tarafından diskalifiye edilen Fransız atlet ''Mahiedne Mekhissi''.
Reklam
Mahiedine Mekhissi Benabbad Birinci Olduğu Yarışmadan Diskalifiye Edildi
22- Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi.İsviçre'nin Zürih kentinde düzenlenen 22. Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi. Letzigrund Stadı'nda yapılan şampiyonanın üçüncü gün akşam seansında, erkekler 3000 metre engelli final yarışında, 8:25.30'luk derecesiyle birinci gelen Fransız Benabbad, yarışın son metrelerinde formasını çıkardığı için Avrupa Atletizm Şampiyonası Komitesi'nin kararıyla diskalifiye edildi. Diskalifiye kararı sonrasında Fransa delegasyonu, komitenin aldığı karara itiraz etti. Yarış sona ermeden formasını çıkarak birinciliğini kutlamaya başlayan Benabbad, yarış sonunda bu nedenle sarı kart görmüştü. Fransız atlet, sonrasında stadyumda kutlamalara devam etmiş ve atletin diskalifiye olduğu açıklanmamıştı. Bu kararın ardından yarışta ikinci gelen Fransız Yoann Kowal 8:26.66'lık derecesiyle altın, üçüncü gelen Polonyalı Krystian Zalewski 8:27.11 ile gümüş, dördüncü gelen İspanyol Angel Mullera ise 8:29.16'lık derecesiyle bronz madalyanın sahibi oldu. Türk atlet Tarık Langat Akdağ ise 8:33.13'lük derecesiyle dokuzuncu sırada bitirdiği yarışta sekizinciliğe yükselmiş oldu. Öte yandan erkekler 100 metre engelli finalinde üçüncü gelen Fransız atlet Dimitri Bascou, yarış sırasında rakibinin koşu hattına girdiği için diskalifiye oldu.eurosport
İşte Yılmaz Özdil'in Hürriyet'te Yayımlanmayan Yazısının Tam Metni
Hürriyet gazetesinde Enis Berberoğlu nun Genel Yayın Yönetmenliği'nden istifasının ardından ikinci tartışma Yılmaz Özdil konusunda yaşanıyor. Özdil'in son yazısına son anda müdahale edildi ve Hürriyet'in bugünkü (15 Ağustos 2014) sayısına konmadı. T24'ün aldığı bilgilere göre, Hürriyet'in en çok okunan yazarlarından olan Yılmaz Özdil'in Başbakan Tayyip Erdoğan 'ı eleştiren son yazısına müdahale edildi. Özdil'in, Başbakan adayları tartışmasına değindiği yazıda, Tayyip Erdoğan'dan boşalacak makam için Bilal Erdoğan 'ı işaret eden ironik bir üslup kullanıyor. Özdil'in Erdoğan'ı eleştiren yazısına son anda müdahale edildiği ve ilk baskılardan itibaren gazeteye konmadığı belirtildi. Yılmaz Özdil’in Hürriyet gazetesinin bugünkü (15 Ağustos 2014) nüshasında yayımlanmayan yazısının tam metni şöyle: 'Başbakan kim olsun? Valla benim içimden geçen isim, Bilal… Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır. İkincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun babası bir araya gelmişti, Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, Bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti, Blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti. Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu. Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani. Dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan milli egemendir, “23 Nisan” doğumludur. Seçim meçim yapılmasın, çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın ister kessin. Beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya vâkıftır… Babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder, Fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. Gerçi biraz yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. Bilal’den şahane başbakan olur. Bilal olmazsa… Hayırsever Rıza cuk oturur. O da maaşallah Bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86 milyar dolarlık altın ihracatı yaptı. Ayrıca… Bakanların yarısı zaten emrinde. Hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. Kimine kol saati alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu gönderiyor. Bakanlarımız da onu seviyor. Mesela, içişleri bakanımız gerekirse önüne yatıyor. Başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, Rıza da “hırsız var” diyeni, korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor. Tam halef-selef olsun. Böyle başa böyle tarak olsun. Yok eğer, Rıza da uymazsa… Müteahhit Cengiz olsun. Malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. Ahaliyi donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “Gör bak, milletin orasına koyacağız” diyen müteahhit Cengiz’e törenle plaket veriliyorsa… Allah yardımcımız olsun, müteahhit Nihat da bu Cengiz’in başbakan yardımcısı olsun. Çünkü n’aapsın bu şartlarda Nihat, koymazsa kabahat. Müteahhit Cengiz de olmazsa… Sayın Apo olsun. Hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “Tayyip’in beni üçüncü kişi olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. Nedir devlet protokolü? Birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı, üçüncü kişi başbakan… E madem öyle, tesadüf olarak kalmasın, resmiyet kazansın, “Yeni Türkiye” protokolüne geçilsin. Apo tek başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun. Yasin el Kadı, dışişleri bakanı olsun. Recep İvedik, kültür bakanı olsun. Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Hande Yener, Mustafa Sandal, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Berdan Mardini, Ece Erken, Şafak Sezer kabineye girsin, Burhan Kuzu gene bi şey yapılmasın, düz milletvekili kalsın, delirsin. Acun, hükümet sözcüsü olsun. Google’dan ayet sallayan, bakara makaracı Egemen Bağış’ı da Ekmeleddin’den boşalan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başına getirdin miydi, tadından yenmez gari.' Kaynak: T24
Reklam
Reklam