onedio
Etrafınızdaki Herkesin Sizi Evlendirmeye Çalıştığının 11 Kanıtı
Okulu bitirdiniz, iyi kötü bir işe de girdiniz, askerliği de aradan çıkardınız bilin bakalım sıra neye geldi?Bir nevi level atlama usulüne göre yaşıyoruz şu hayatı. Sistem sizden ne yapmanızı istiyorsa siz içine girmek istemeseniz bile bir şekilde yapıyorsunuz. Oyunun kuralları belli. Zorluk derecesi: very hard.'Bak Ruşen amcanın oğlu Sedat'a, annesi dediği gün evlendi, 9 ay sonra da torun verdi kucağına' laflarına siz de bizler gibi çok sık maruz kalıyorsanız, bu galeride kendinizden bir parça bulacaksınız demektir.Hadi başlayalım öyleyse.Sahi düğün ne zaman?
Para Hakkında Az Bilinen 8 Şey
Avrupa'da ilk kağıt para İsveçliler tarafından 1661 tarihinde tedavüle sokuldu. Ancak bu tarihten tam 700 yıl önce Çinliler kağıt para kullanmaktaydı. Esasında Çinliler resmi olarak kağıt paralar basılmadan önce de kağıt para kullanma alışkanlığına sahipti. O tarihlerde bölgede en çok kullanılan paralar, bakırdan yapılıyordu. Binlerce madeni bakır parayı bir noktadan diğerine taşımak da hem çok riskli bir işti hem de taşıma maliyetlerini arttırmaktaydı. Bu yüzden Çinli tacirler, bu bakır paraları alıyor, üstünde bakır paranın değeri yazan bir senet düzenliyor ve ticarette bu senetleri kullanıyordu. 200 yıl boyunca bu senetler adeta birer kağıt para olarak kullanıldı ancak yaygınlaşması Song Hanedanı'na nasip oldu. O tarihlerde Çin'de bakır kıtlığı başgösterince, tacirler ve devlet kağıt para kullanmanın çok daha mantıklı bir iş olduğuna kanaat getirdiler ve bu uygulamayı başlattılar. Böylece yüzlerce yıl sürecek kağıt para hakimiyetinin de ilk uygulayıcısı oldular.
'Kaçak Sarayına Para Bulurken, Emekliye Sıra Gelince mi Nereden Bulacaksın Diyorsun'
Kılıçdaroğlu, 'CHP kaynadığı nereden bulacak diyor. Söylüyorum, sen kaçak sarayına para bulurken, emekliye sıra gelince mi nereden bulacaksın diyorsun. Ayakkabı kutuların içinde dolarları yerleştirirken kaynak sormuyor, bu parayı sormuyorsun iki maaş ikramiye deyince mi aklına geliyor' dedi.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran'da gerçekleştirilecek Milletvekili Genel Seçimi öncesi ilk mitingini Edirne'de yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, rafineri çıkışı 1 lira 21 kuruş olan mazotu Edirne'den Hakkari'ye kadar çiftçiye 1.5 liradan vereceklerini yineleyerek, 'Sen yakutta, incide, yatta, elmasta vergiyi sıfırlıyorsun. Ben de köylünün mazotunda sıfırlıyorum. Ben köylüyü sen başkalarını, ben çiftçiyi sen başkalarını düşünüyorsun' dedi. Asgari ücreti 1500 liraya çıkarma vaadine karşı çıkanlara yanıt veren Kılıçdaroğlu, 'Maliye Bakanı asgari ücret 1500’e çıkacak diye, işçiye zulüm diyor. Sen ayda 15 bin alınca zulüm değil, işçiye verince mi zulüm oluyor?' diye konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçim kampanyasında planladığı 40 mitingin ilkini bugün Edirne'de yaptı. Ayşekadın Tren İstasyonu Meydanı’nı dolduran yaklaşık 25 bin kişiye hitap eden Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyeceklerini, inancını ve kimliğini sorgulamayacaklarını söyledi.Türkiye’ye birinci sınıf demokrasi getireceklerini ve üreten bir ülke konumuna gelineceğini anlatan Kılıçdaroğlu, mazotu çiftçiye 1.5 liradan vereceklerini vurgulayarak şöyle dedi: 'İki Trakya büyüklüğünde alan 10 yıldır ekilmiyor ekilemiyor. Geçinemiyor ektiği zaman zarar ediyor ben söylüyorum. Sözüm söz Edirne için sözüm Trakya tamamında Muğla, Diyarbakır, Rize, Hakkari’de sözüm söz, çiftçi için mazotu 1.5 lira yapacağız. Efendim mazotu yurtdışından getiriyoruz, getirdiğimiz için dolar yükseliyor diyorlar. Bunlara inanmayın. Rafinerinin çıkış fiyatı 1 lira 21 kuruş. Ben kaçtan vereceğim 1.5 lira. Herkes kar edecek. Diyorlar ki, kaynağı nereden olacak. Kimse zarar etmiyor. Sen yakutta, incide yatta, elmasta vergiyi sıfırlıyorsun. Ben de köylünün mazotunda sıfırlıyorum. Ne farkı var. Ne dedim? Ne farkı var? İyi düşünelim ne farkı var. Sen yakutta, elmasta sıfırlıyorsun, ben köylünün mazotunda. Ben köylüyü sen başkalarını, ben çiftçiyi sen başkalarını düşünüyorsun. Ben emin olun Maliye nedir, vergi nedir, bütçe nedir, para nasıl toplanır, nasıl harcanır, eğer bunu Türkiye’de 10 kişi biliyorsa biri de benim. Bu konuda mütevazı değilim, iddialıyım. Eski maliye bakanlarına, çalışma bakanlarına sorsunlar bu işleri. Türkiye’de ben bilirim ve mütevazı değilim. Ben köylüye mazotu 1.5 liradan şakır şakır anasının ak sütü gibi veririm.'
The Flash Hakkında Genel Bilgiler / Spoiler içerir / Dizi ve Çizgi-Roman
Merhaba arkadaşlar bu benim ilk konum olacak mutlaka eksik bilgiler ve yanlışlar olacak çizgi roman hakkında ise Türkiye'de süper bir bilgi olmadığı için ilk başta dediğim gibi eksiklerimi ve yanlışlarımı maruz görünüz. The Flash Nedir ? Flash karakterimizin kendine koyduğu takma isimdir. Gerçek ismi ise en çok bilinenden başlayarak Barry Allen , Wally West , Bart Allen ve Jay Garickdir. Her ne kadar böyle olsa da karakterlerimiz DC evrenine göre cinsiyet ve ırk değişimine uğrar. Hespi ayrı birer kişidir.Fakat aralarındaki en güçlü  Flash Wally West’de diğer flashlar gibi süper hız gücüne sahiptir. Açılan bir boyut kapısını kapatabilmek için elinden gelen tüm çabayı gösteren Wally kendini Speed Force boyutunda hapsolmuş bulur. Büyük güçlüklerle oradan çıkabilen Wally Speedforce'la arasında direkt bir bağ kurulduğunu fark eder. Bunun sonucunda Wally West  kendinden önceki iki Flashdan çok daha güçlü ve hızlı olduğunu ve onlarda olmayan yeteneklere sahip olduğunu fark eder. Speed Force’la olan bağı sayesinde geçmişte ve gelecekte speed force’u kullanan herkesle iletişim kurabilmiştir.Speed Force demişken peki bu Speed Force nedir ? DC 'deki hız birimlerinden biri olup en yüksek hızı belirtmektedir. DC 'de hız bariyerleri vardır;Ses, Işık, Zaman (bu bariyeri aşabilen zamanı kendisi için durdurur), Boyutsal (Dimension-Bu bariyeri aşabilen boyutlar arası yolculuk edebilir ve Işık Hızından en az 127 Milyon kat hızlı hareket edebilirler) ve en son SPEEDFORCE 'dur.Barry Allen Superman 'in Speedforce 'u aşabileceğini düşünür. Hatta Batman 'e Superman 'in neden gücünü sakındığını sorar. (Superman, Boyutsal bariyeri aşabilir fakat Flash gibi Speedforce 'a hakim edemeyişinden yüksek hızlarda giderken etrafına zarar verir) Flash Hangi Güçlere Sahiptir?Flash ve yakınları sonsuz gençlik adı verilen ölümsüzlüğü taşır. Hem kendisi hem de eşleri bu açıdan yaşlanmazken Speed Force ismini verdiğimiz güç kaynağından aldıkları gücün eseridir. Speed Force kullanılarak enerji inşaları oluşturulabilir. Örneğin Wally West’in kullandığı kostüm, enerjiden oluşan bir katı madde olup gücünü Speed Force’dan alır. Yine Flash etrafında enerji duvarı oluşturabilir, hızını objelere ya da diğer insanlara aktarabilir, her şeyden hız çalabilir.Flash Nasıl Oluştu ? Flash bir takım deneyler yüzünden onu yapay bir yıldırımın çarpması ile şuan ki güçlerini kazanmıştır. Bu tesadüf mü ? '' Tesadüf değil Barry bu yıldırım seni seçti ''Bizim Flashların birde toplu resmini görelim.
Balıkesirspor'da Kemal Özdeş İstifa Etti
Balıkesirspor'da Özdeş istifa ettiBalıkesirspor kendi sahasında Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile 1-1 berabere kalarak kümede kalma umutlarını büyük ölçüde yitirirken teknik direktör Kemal Özdeş, karşılaşmanın ardından istifa ettiğini açıkladı.'Bu benim son hamlem olsun. Bu değişiklik belki bir yarar sağlar' diyen Kemal Özdeş, şunları söyledi: 'Bugün her iki takımın da isteği gerçekleşmedi. Bu karşılaşma hem son sıradan kurtulmak hem de düşme hattının hemen üzerindeki Çaykur Rizespor'u yakalamak için bir fırsattı. Ancak erken attığımız golü koruma çabası bize pahalıya mal oldu. Üzgünüm. Taraftarımıza çok teşekkür ediyorum. Bugün yine bize destek oldular. Onlara galibiyet hediye edemedik. Görevimden ayrılıyorum. Bu şehirde çalışmak benim için gerçekten bir keyifti. Son sırada olmamıza rağmen oynadığımız hiçbir maçta tepki görmedim. Balıkesir'i hiç unutmayacağım. İnşallah daha iyi şartlarda burada çalışmak nasip olur.' 'Keşke sezon başında bu takımda olsaydım' diyen Kemal Özdeş, açıklamasını şöyle tamamladı:'Bu taraftar, bu yönetim, bu şehir Süper Lig'de olmayı hak ediyor. Balıkesirspor'da 17 maç görevde kaldım. Hiç bir müsabakada, çok kötü oynadık, demedim. Oyuncularımıza çok teşekkür ederim. Haftalardır son sırada olmalarına rağmen son sırada gibi davranmadılar. Çalışanlara çok teşekkür ederim. Devre arasında yaptığımız transferlerde kulübü borca sokmamaya dikkat ettim. Nuno'nun yıllık maliyetiyle altı transfer yaptık. Umarım takım kalan 6 maçı da kazanır.'DHA
Kritik Mücadelede Puanlar Paylaşıldı
Spor Toto Süper Lig 28. hafta mücadelesinde Balıkesirspor ile Suat Altın İnşaat Erciyesspor karşı karşıya geldi.Balıkesir Atatürk Stadı'nda oynanan ve Türkiye Futbol Federasyonu'ndan Hüseyin Göçek'in düdük çaldığı karşılaşma 1-1'lik eşitlik ile berabere sona erdi.Ev sahibi ekibi öne geçiren golü 9. dakikada Ronald Vargas'ın asistinde Sercan Yıldırım kaydederken, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'a beraberliği ve bir puanı getiren gol ise 80. dakikada Jacques Zoua'dan geldi.Alınan bu sonucun ardından Balıkesirspor puanını 20'ye çıkarırken, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ise 21 puana yükseldi.Ligde önümüzdeki hafta Suat Altın İnşaat Erciyesspor sahasında Sivasspor'u ağırlayacak, Balıkesirspor ise Fenerbahçe deplasmanına konuk olacak.Öte yandan yeni teknik direktörü Fatih Tekke yönetiminde üçüncü maçına çıkan Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor, Fatih Tekke döneminde ilk golünü atarak ilk puanını almış oldu.Sporx
Reklam
Beşiktaş'ın Toprağı Altından da Değerli
'Taşı toprağı altın' olarak nitelendirilen İstanbul'un ilçelerinde konut metrekare fiyatları her geçen yıl artarken, Beşiktaş değerine değer katan ilçeler arasında başı çekti.Tarih boyunca cazibe merkezi olma özelliğini yitirmeyen İstanbul'da, artan nüfus ve birçok önemli projeye ev sahipliği yapması gibi faktörler, her geçen yıl şehirde konut fiyatlarının daha da yükselmesini beraberinde getiriyor.Bu özelliğiyle 'taşı toprağı altın' deyiminin de hakkını veren İstanbul'da, birçok ilçe yatırımcıların gözdesi altından daha fazla değerleniyor.AA muhabirinin gayrimenkul veri şirketi REIDIN'den edindiği verilere göre; 2015'in mart ayında Beşiktaş'ta konut metrekare fiyatları yıllık yüzde 24,7 artarak 5 bin 885 bin liraya ulaştı. Bu sonuçla Beşiktaş, söz konusu dönemde fiyatı yüzde 10,6 yükselen gram altından daha fazla kazandırarak değerine değer kattı. Gram altının fiyatı, geçen yılın mart ayında bulunduğu 88,37 lira düzeyinden yükselişe geçerek, bu yılın mart ayını 98,86 liradan tamamlamıştı.Beşiktaş ayrıca, mart ayında 5 bin 885 lirayla, İstanbul'un konut metrekare fiyatı en yüksek ilçesi olarak belirlendi. Bu ilçeyi, 5 bin 236 lira metrekare fiyatıyla Sarıyer ve 5 bin 94 lira metrekare fiyatıyla Kadıköy takip etti.Söz konusu 1 yıllık dönemde konut metrekare fiyatları Sarıyer'de yüzde 22 ve Kadıköy'de yüzde 10,7 artış kaydederek, altındaki fiyat artış oranından daha fazla getiri sağladı.
Kayseri Erciyesspor Kafilesine Saldırı İddiası
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor kafilesine, Balıkesir'de konakladığı otelde, gece saatlerinde yapılan düğün sonrası çıkan tartışma sonucu bir grup tarafından saldırıda bulunulduğu iddia edildi.Kulüp başkanı Ziya Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ligin 28. haftasında bugün saat 13.00'te Balıkesirspor ile oynayacakları maç için bu kentte bulunduklarını hatırlattı.Konakladıkları otelde yapılan düğünde, gürültü dolayısıyla olaylar çıktığını anlatan Eren, şunları söyledi:'Kalmış olduğumuz otelde düğün vardı. Gürültü saat 03.30'a kadar devam etti. Bizim teknik ekibimizden biri, düğün yapan grubu uyarmasına rağmen gürültüler artarak sürdü. Daha sonra damadı yolcu ediyorlarmış ama çok ısrarlı bir şekilde bizim örf, adet ve kültürümüze bağdaşmayacak şekilde otelin içinde grup halinde bağırmalar, çağırmalar, marşlar söylemeye devam edildi. İkaz etmemize rağmen alkolün etkisiyle küfür ettiler, futbolcularımıza saldırdılar, futbolcularımız da karşılık verdi. Çok nahoş, istenmeyen kötü bir olay yaşadık.'Kritik bir maç öncesinde yaşanılan olaydan dolayı büyük üzüntü duyduklarını belirten Eren, 'Futbolcumuz Vleminckx gözünün altına darbe aldı, diğer oyuncularımızda bir şey yok. Bütün futbolcular huzursuz, tedirgin. Biz yüzlerce deplasmana gittik, böyle nahoş, istenmeyen, kötü bir olay yaşamadık' diye konuştu.Eren, olayı Türkiye Futbol Federasyonu'na bildireceklerini belirterek, saldırganlardan da şikayetçi olduklarını sözlerine ekledi.Eurosport
Reklam
‘İnanç İşleri Başkanlığı Kuracağız’
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Bu dinin önderleri başta Hazreti Peygamber olmak üzere, bizlere, zenginliği, lüksü, israfı öğretmediler. Hazreti Muhammed geriye servet olarak Allah’ın emirlerinden ve kendi yaşam tarzından başka bir şey bırakmadı. Bunun dışında mirası var mı? Yok. Bize diyorlar ki Hazreti Peygamber’in yolundan gidiyoruz. Allah yalancının belasını versin mi? Hz. Peygamber, 1500 odalı lüks sarayda mı yaşadı. Hani onun yolunda gidiyordunuz' dedi.HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Elazığ’da partisinin düzenlediği yemeğe katıldı. Partililer tarafından yoğun ilgiyle karşılanan Demirtaş, 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerin sadece yeni dönem milletvekillerinin seçileceği bir seçim olmadığını belirterek, 'Türkiye’nin önünde iki yol var. Birinci yol şu anda AKP’nin temsil ettiği, AKP’nin şahsında tek adamlığa diktatörlüğe doğru giden, ülkedeki hiçbir farklığı kabul etmeyen ve Ortadoğu’da da IŞİD, El Kaide benzerinde temsiliyetini bulan zihniyet bu seçimde bir seçenek olarak halkın önünde duruyor. Diğer seçenek ise demokrasi ve özgürlükler konusunda ülkenin bütün farklıklarını zenginlik olarak kabul eden yeni bir anayasada barış etrafında buluşturabilecek ve en önemlisi yoksuldan, işsizden, çalışandan, çiftçiden yana bir çizgi olacak. Bu çizgi ile HDP en güçlü şekilde temsil ediyor olacak' dedi. 'İnanç İşleri Başkanlığı kuracağız'Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracaklarını belirterek, 'Sadece bu 12-13 yılda kazandıkları para Türkiye’nin bütçesinden fazladır. Parayı koyacak saklayacak yer yok. Sadece karalamak için söylemiyorum, sizler de izliyorsunuz. Bunlar çıkarlar kameraların karşısına iki inşallah, bir maşallah, bir bismillah hadi bir daha oy verin derler. Şunu unutmayın, biz anamızdan, babamızdan her şeyden önce şunu öğrendik, bizim komşumuz açsa bizde aç olacağız dinimiz bize bunu öğretti. Bu nedenle diyorum ki, bakın dini imanı en çok kullananlar kim biliyor musunuz? Diyanet işleri. O nedenle diyorum ki bu beladır bela. Din hizmeti vermiyorlar. Din hizmeti keşke verseler. Biz ne yapacağız? Biz diyoruz ki, Diyanet bir israf mekanizmasıdır. Onu kaldıracağız, İnanç İşleri Başkanlığı kuracağız. Çocuklarımıza din eğitimi mi vermek istiyoruz, en iyisini vereceğiz. Okullarda din eğitimi almak isteyen var, aramızda Alevi var, Sünni var. Bu ülkenin Hıristiyan, Musevi vatandaşları var, Süryani, Ezidi var. Herkese biz zorla kendi inancımızı dayatamayız. Ben size soruyorum, sizin çocuğunuza okulda zorla, zorunlu din dersi ile Hıristiyanlığı öğretseler ne yaparsın? Ne hissedersin? Bir Hırıstiyan’ın çocuğuna da biz zorla Müslümanlığı dayatamayız. Bu dinimize de aykırıdır. O yüzden diyoruz ki din dersini zorunlu olmaktan çıkarıp seçmeli yapacağız. İsteyen devletin okulunda hangi dini öğrenmek istiyorsa biz onun eğitimini verelim. Zorunlu din dersi olmazsa zannediyorlar ki hepimiz imansız kalırız. Hazreti Muhammed zamanında zorunlu din dersimi mi vardı' ifadelerini kullandı. 'Allah yalancının belasını versin mi?'Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Sarayı’na da eleştirilerde bulunarak şöyle devam etti: 'Bu dinin önderleri başta Hazreti Peygamber olmak üzere, bizlere, zenginliği, lüksü, israfı öğretmediler. Hazreti Muhammed geriye servet olarak Allah’ın emirlerinden ve kendi yaşam tarzından başka bir şey bırakmadı. Bunun dışında mirası var mı? Yok. Bize diyorlar ki Hazreti Peygamber’in yolundan gidiyoruz. Allah yalancının belasını versin mi? Hz. Peygamber, 1500 odalı lüks sarayda mı yaşadı. Hani onun yolunda gidiyordunuz. Diyanet İşleri Başkanı topluma önder olmalı. Sen nasıl bu milletin parasıyla bir milyonluk araba alıp makam aracı yaparsın. Kendine birde küçük saray yaptırmış Ankara’da Diyanet İşleri Başkanı. Bakın ben kaldırılacak dediğimde kıyameti koparanlar, bunu bilin kaldıracağız. Lüks, israf içersinde bu halkın paralarını çar çur edenler, bizim başımıza Allah’ın adını kitabını konuşanlardan bahsediyorum, bunların propagandalarına kanmayın. Yaptırdığı sarayın mermerlerini yurt dışından getiriyor, Türkiye’de bulamıyor. Yaptırdığı sarayın bardaklarını altın kaplama yaptırıyor. Bir tanesi bin TL, asgari ücret 900 küsür ama bir bardak bin TL. Bakın bu şaka değil, Müslüman böyle yaşayamaz, bırakın Müslümanlığı halk bu kadar yoksulken insan böyle yaşayamaz. Ve bu gücü bu halktan aldılar halktan aldıkları oyla bu güce eriştiler. Bunun hesabını da halkın sormazı lazım.' HDP lideri Demirtaş, hükümetin kara propagandalarına halkın kanmamasını isteyerek, hükümetin çevrelerinde işadamları, müteahhitler grubun devleti haline geldiklerin ileri sürdü. Demirtaş, 'Öylesine para kazanıyorlar ki, öylesine bizim aklımız hayalimiz almaz kazandıkları paralara. Ve buna kimse dokunmasın diye her türlü çılgınlığı yaparlar. Sırf bu ellerindeki güç kaymasın diye. Bunlar iktidara geldiklerinde kafalarında ne vardıysa bilmiyorum, ama o günle bu gün arasında çok fark var. 2002’de iktidara geldiklerinde bu halkın bütün sorunlarının çözümüne söz verdiler. Yolsuzluğu, hırsızlığı bitireceğiz dediler, Kürt’ün sorununu çözeceğiz dediler, geldiğimiz noktaya bakın. Kürt sorunu yoktur diyor. 13 yıl sonra geldiği nokta budur. Daha ne yapalım size diyor, olağanüstü hali kaldırdık diyor. Cezaevinde zaten ana dilinde konuşabiliyorsun diyor. Birde seçmeli derse var okulda Kürtçe daha ne istiyorsun diyor. Senin daha neyin yok diyor. Bakın bir Kürt için bundan daha büyük hakaret olmaz, Biz sana verdik diyor. Sen kimsin bize veriyorsun, sen kim oluyorsun da bize sadaka vermiş gibi, size verdim daha ne istiyorsunuz diyorsun. Onurlu olan insan bu laftan dolayı bu hakareti kabul etmez. Çünkü bizim anadilimiz onun verebileceği bir şey değil. Allah’ımız bizi nasıl yaratmışsa o öyledir. Doğduğumuzda o bizim hakkımızdır. Cezaevinde bile diyor Kürtçe konuşmayı serbest yaptık, inşallah sana da kısmet olur orada anadilinde konuşursun' dedi. 'Kafasını kaldırana dinle vuruyorlar'Demirtaş, halkı din eliyle susturduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Peki, bunları nasıl başarıyorlar, halk niye isyan etmiyor. Halk bu kadar zulme rağmen niye isyan etmiyor, kimin eliyle bunu yapıyorlar. Diyanet eliyle yapıyorlar. İşte o susturma işini de diyanet eliyle yapıyorlar. O nedenle diyorum ki, din bunların elinde rehine olmuş rehine. Dini sopa olarak almışlar kafasını kaldırana dinle vuruyorlar. Açlığa isyan edene dinle vuruyorlar, işsizliğe isyan edene, kullandıkları sopa Allah’ın bize gönderdiği din değil yanlış anlamayın devletin hükümetin dinidir. İslamiyet değil alakası yok. Ben bu nedenle diyanet kalkarsa din özgür olacak diyorum. Dini Seydalardan öğrenin, dini Melelerden öğrenin, gidip camiden öğrenin, ananızdan, babanızdan öğrenin. Diyanet olmasa dinsiz mi kalacağız? Hangi dinde ibadet yapacağına ilahiyat karar veriyor. Kürtçe, Zazaca hutbe verdiklerinde diyanet isterse soruşturma açtırır, niye? Türkçe konuşmadın böyle bir din olur mu? İslamiyet böyle bir din mi? Var mı İslamiyet’te sen Zazaca konuşamasın diye var mı tek kelime. Türkçe bilmeyen insanlar ne yapacak nasıl ibadet edecek. Sen hadi diyemiyorsan hadi yasaksa Allah’a nasıl sesleneceksin, yasaklıyor onu işte. Buna nasıl devlet karar veriyor. Allah’a hangi dilde yalvaracağımıza diyanet karar veremez, devlet karar vermez. Allah bizi hangi dilde yaratmışsa merak etmesin diyanet Allah anlıyor bizi zaten. Allah Kürtçe de biliyor, Zazaca da, Arapça da, Lazca da biliyor. Merak etmeyin o yaratmış o ey Diyanet İşleri Başkanı sen Kürtçe bilmiyor, anlamıyor olabilirsin Allah büyüktür o biliyor merak etmeyin. Başbakan çıkmış HDP dine karşı, bak HDP dini kaldırmaya çalışıyor sığınabildiği budur işte, Allah yalancıyı sevmez. Sayın başbakan sevmez, yalan söyleme aman aman ne yaparsan yap yalan söyleme. Çık halkın karşına gerçekleri anlat. Ayrıca sen yalan söylemeyi beceremiyorsun, sanın ustan iyi biliyordu sen bilmiyorsun. Gerçekten beceremiyor yalan söylemeyi, yalan söyleyince hemen belli oluyor. Bak o onun ustası maharetliydi 10 tane yalan söylüyordu bana mısın demiyordu. Ama bu başaramıyor.'DHA
Final Four'da Bir Bilet 28 Bin Tl
Fenerbahçe Ülker’in final four’a yükselmesinin ardından bilet çılgınlığı başladı. Sarı lacivertli kulübe verilen biletler daha satışa sunulmamışken, kasım ayında Euroleague’in genel satışa çıkardığı ve ilk 24 saatte tükenen biletler adeta altın değerine ulaştı. Öyle ki, ikinci el satış sitelerinde bilet fiyatları bin 800 ile 28 bin TL arasında değişiyor.Sarı lacivertlilerin kendilerine verilecek biletleri hangi fiyattan satacağı ise henüz belli değil.Final four için Madrid’e gidecek taraftarlar en az 3 bin TL’yi gözden çıkarmak zorunda. Bu rakama yeme içme ve diğer masraflar dahil değil. Fenerbahçe’ye gelen bilet talebinin maç haftası çok daha yüksek rakamlara ulaşacağı düşünülüyor.-F.Bahçe’den 10 bin taraftar bilet talep etti.-Sarı lacivertlilere ayrılan bilet sayısı 800.-Uçakla Madrid’e gidiş-dönüş şu an ortalama 1000 TL.-3 günlük otel konaklaması en az 700 TL civarında.Skorer
Reklam
Doların Önlenemeyen Yükselişiyle İlgili Sosyal Medyada Dönen 15 Harika Caps
Son aylarda dolar aldı başını yürüdü. Daha fazla yükselmez dedik, yükseldi. Burada sabit kalır dedik, kalmadı, biraz düştü sonra tekrar yükseldi. Yani anlayacağınız, dolar; 2,40 - 2,50 - 2,60 derken son haftalarda 2,70'i gördü.İşte bununla ilgili sosyal medyada dönen 15 enteresan capsi sizin için derledik.
Anıtkabir'de Unutulmaz Gece | Sosyal Medyadan Fotoğraflar ve Videolar
Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl dönümünde vatan için canlarını feda eden 57. Alay, Anıtkabir’de düzenlenen törenle anıldı. Dün Anıtkabir ilk kez 24 saat boyunca ziyaretçilere açık oldu.Çanakkale Savaşları’nın başlangıcı kabul edilen, Mustafa Kemal’in Anzak çıkarmasını durdurmak amacıyla harekete geçerek, cephede tamamının canını vatan için feda ettiği 57. Alay’ın şanlı günü olan 24 Nisan 1915 tarihi Anıtkabir’de görkemli bir törenle anıldı.
Reklam
Yabancı Dizi Tutkunlarının Mutlaka İzlemesi Gereken 34 Dizi
Bu galeride amacım en iyi olarak örnek gösterilebilecek diziler değil. Çünkü bu herkese göre değişir.. Sadece Friends'in çakması HIMYM olmayacak ya da 5. sezondan sonra düşüşe geçen Supernatural veya ergenlere hitap eden Teen Wolf tarzı dizilere yer verilmeyecek. Ondan sonra yok şöyleydi böyleydi yorumları yapmayın. 'Baba' dizileri paylaşmaya çalışacağım.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
'1915’teki dünyayı seyrediyorum. Bütün insanlığa, politikalarına acı acı ağlıyorum. 2015 insanlığını seyrediyorum, ruhum inliyor içimde. Canım çekiliyor. Ülkemi seyrediyorum. Utanıyorum. Boğazım düğümleniyor. Sesimi koyveriyorum. Bağrımdan dökülüyor gözyaşlarım.'Bu yazıyı okuduğunuz gün 24 Nisan. Ağır ve çok acılı bir yas günü. Bugün sizler için kendi hikâyemi Tanrı’nın yardımıyla kısaca yazmaya çalışacağım.1959’da şimdi Şırnak’a bağlı olan Ermeni Varto Aşireti’nde doğdum. Adı şimdi Yolağzı Köyü olarak değişmiştir. Varto, babamın dedesinin adı, Vartan’dan gelir. Büyük dede Vartan zamanında Van’dan gelmiş oraya. Cudi Dağı’nın güney eteğinde bulunur. Irak ve Suriye sınırına yakın. Cudi Dağı bizim oradan bakarken çok heybetlidir. Bize komşu Hasana köyünden ise kanatlarını üzerine germiş gibi görünür. Şimdi ise ne Hasana Köyü ne de Ermeni Varto Aşireti var. 1915’te yok etme fermanı gelir. Bizde Kürtçe “Fermana Me Xatibi” derlerdi.
Çanakkale Savaşı'nın 100'üncü Yılında Atatürk'ün Hatıraları
1914 yılı Kasım ayında Mustafa Kemal Başkomutanlık Vekaleti’ne müracaat ederek cephede aktif bir göreve getirilmek istediğini bildirmiş ancak kendisine 'Sizi Sofya Ateşemiliterliğinizi daha önemli bir görev olarak görüyoruz' cevabı almıştır.Bu sefer Aralık ayında Sofya’dan Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya bir mektup yazarak cephede aktif görev alma isteğini tekrar eder: “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz.” Mustafa Kemal Falih Rıfkı Atay'a o günlerdeki ruh halini şöyle anlatacaktır: “O günlerde neler çektiğimi anlatamam. Gerekirse bir er gibi herhangi bir cepheye katılmaya karar vermiştim. Onun için Sofya’daki evimin eşyalarını, Fethi Beyi arkadaşımla anlaşarak elçiliğe taşıttım. Hemen hareket edebilmek üzere küçük bir bavul hazırladım. Artık evi de bırakmak üzere iken, ‘İsmail Hakkı’ imzalı bir telgraf aldım. İmzanın üstünde, ‘Harbiye Nazır Vekili’ yazılı idi. ‘On dokuzuncu Tümen Komutanlığı’na tayin buyruldunuz. Hemen İstanbul’a hareket ediniz’ Ben bu telgrafı aldığım vakit Başkumandan Vekili Enver Paşa, Sarıkamış Savaşı’nı yapıyordu…”
Davutoğlu: 'Tarih Üzerinden Milletleri Yargılamayalım'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'Çanakkale 100. Yıl Barış Zirvesi Yüksek Düzeyli Oturumu'na katıldıOturumda bir konuşma yapan Başbakan Davutoğlu, 'Çanakkale barışı üzerinden, değerli dostlarımla birlikte gelin I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir dünya barışını inşa edelim. Nefret dili üretmeyelim. Hayatını kaybeden kim varsa, biz hepsine şimdiden ve bütün geçmişimiz açısından da taziye dileklerinde bulunduk. Ama birileri o dönemde yaşanan acılar üzerinden, hele hele üçüncü taraflar, yeni bir düşmanlık tohumu ekmeye kalkışıyorlar' dedi. Davutoğlu, 'Bir daha o savaşın yaşanmaması için, gelin bugün burada hep birlikte bir barış ahitleşmesinde bulunalım. Nefret dilini terk edelim. Tarih üzerinden milletleri yargılamayalım. Acılardan yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, Çanakkale Savaşları'ndan söz ederken, bir asır önce iki ayrı safta olanların psikolojilerini değerlendirdi. Davutoğlu şunları söyledi:'Düşününüz, bir tarafta savunanlar ve savunanlar derken sadece bugün Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayanları kast etmiyoruz; Iraklılar, Cezayirliler, Afrikalılar, Balkanlar'dan, Üsküp'ten gelenler, Boşnaklar, Filistin'den gelenler bir safta... Şu anda belki en az 30 ülkeye yayılmış bir şekilde bu ülkelerden gelmiş olanlar Çanakkale'de savunanlar safındaydı. Diğer taraftan, Çanakkale'ye bir zafer kazanmak umuduyla gelen, yine İngiliz İmparatorluğu bünyesindeki çok geniş coğrafyalardan, Fransız İmparatorluğu bünyesindeki Afrika coğrafyasından ve değişik yerlerden gelenler... Karşılıklı 2 ayrı psikoloji hakim. Savunanlar, bulundukları ülkeyi, toprakları savunuyorlardı ve aslında Çanakkale'de şimdi bulunduğumuz İstanbul'u savunuyorlardı. Şimdi birçok Iraklı liderle bir araya geldiğimizde, Iraklı dostlarımızın birçoğu bana, 'Benim büyük dedem de Çanakkale'de savaşmıştı' demiştir. İsimleri şimdi zihnimde tek tek. Aslında onlar hep beraber İstanbul'u savundular. Şöyle düşündüler: İstanbul düşerse Bağdat da düşer. Bağdat'ı da kaybederiz, Şam'ı da kaybederiz, Kudüs'ü de kaybederiz ya da Balkanlar'da değişik milletlerden gelenler de 'İstanbul bizim şehrimiz' diye savundular.''ERMENİ TABURLARI, YAHUDİ TABURLARI İSTANBUL'U SAVUNDU''Çarpıcı bir misal için zikredeyim: Ermeni taburları, Yahudi taburları da vardı Osmanlı saflarında. Hıristiyanlar ve Müslümanlar hep beraber, asırlarca bir arada, birlikte barış için yaşadıkları İstanbul'u savunuyorlardı. Öylesine etkili bir savunmaydı ki bu, bizim toplum psikolojimizde öylesine etki yapmıştı ki, Türkiye'de hiçbir okul yoktur ki o zaman, var olsun, bir neslini savaşta kaybetmemiş olsun. Bütün okulların bir nesli savaşta kaybedildi. Benim okuduğum İstanbul Lisesi, altın nesil diye anımsadığımız bir nesil savaşa gittiler ve hiç gelmediler. Her bir nesilde bu hatıralar yaşandı.''PEKİ GELENLER?''Peki gelenler?... Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan, Hindistan'dan, her bir bölgeden gelenlerse büyük bir onurlu zafer için geldiler. Onlar için İstanbul belki uzakta bir diyardı. Ama şimdi düşündüğümde, değerli Avustralya ve Yeni Zelanda başkanlarıyla sohbet ettiğimde, hangi psikoloji onları getirmiş diye düşündüğümde, centilmence bir savaş ve zafer psikolojisi. Belki kulaklarına 'Türkleri Çanakkale'de durdurmazsak, gelirler Avustralya'yı da alırlar' diyenler olmuş olabilir, savaşa teşvik etmek için. Ama her halûkarda savunanlar da, gelenler de kahramanca bir mücadele için gelmişlerdi. Bu işin psikolojisi tarafı...''SAVAŞIN AHLAK TARAFI...''Ama bir de savaşın ahlakı var. Savaş hiç olmamasını dilediğimiz bir eylemdir. Keşke dünyada hiç savaş olmasaydı, keşke hep beraber barış içinde yaşasaydık. Ama maalesef insanlığın da bir gerçeği. Çanakkale'de savaşanlar, Gelibolu'da savaşanlar, kendilerinden sonra gelecek nesillere bir destan bıraktılar ve savaşın ahlakını bize öğrettiler. Öylesine hatıralar yaşandı ki, birbirine yakın cephelerde, belki birkaç saat sonra birbirini öldürecek olan askerler savaşa kısa bir süre ateşkes verildiğinde, birbirlerine sigara ikram ettiler, Türk Kahvesi ikram ettiler, birbirlerinin yaralılarını omuzlarında taşıyıp karşı cepheye götürdüler. Böylesine centilmence, kahramanca, böylesine insani yoğunluğu yüksek bir savaşı insanlık tarihi görmedi. Hiçkimse bir diğerine hakaret etmedi. Hiçkimse bir diğerinin bayrağına saygısızlık yapmadı. Kahramanca savaştılar, kahramanca öldüler, ama geride utanılacak bir iz bırakmadılar.''KAHRAMANCA SAVAŞTILAR''Onun için biz Türkler, bizim karşımızda savaşmış olanlar mertçe savaştığında onları hayırla andık. Ve şimdi Avustralya ve Yeni Zelanda başbakanları huzurunda bir kez daha söylüyorum ki, sizlerin büyükdedeleriniz farklı amaçla da gelmiş olsalar da kahramanca savaştılar. Benim büyükdedemin kardeşi de Çanakkale’de şehit düşmüştü ve o nesil adına da Gelibolu’da kahramanca savaşan bütün askerleri, o ülkeleri saygıyla hürmetle selamlıyorum.Çok acılar yaşandı. Irak’tan, Bağdat’tan, Basra’dan gelen, Gelibolu’yu savunanlar vardı. 30 Nisan 1916’da, bu kez Türkler Irak için savaştılar. Ve bir bilinç oluştu. Cumhuriyetimize gidecek olan kilometre taşlarının Çanakkale’de bizim dedelerimiz tarafından atılmış olmasıydı. Anafartalar Komutanı olarak orada bulunan Gazi Mustafa Kemal, 5 yıl sonra Meclis’in ilk başkanı olarak seçildi, 1923’te de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına öncülük etti.Nasıl biz milli bilincimiz açısından Çanakkale’den miras aldık, ben Avustralya’ya gittiğimde, Anzak torunlarını gördüğümde, Avustralya ve Yeni Zelanda kimliği de Gelibolu sırtında şekillendi. Oraya tek tek gelen Anzak askerleri, dönerken biz Yeni Zelandalıyız diyerek döndüler.''ÖRNEK BİR DESTAN YAZDILAR'Örnek bir destan yazdılar. Biz bugün o destanın hatırasına hep beraber buradayız. Osmanlı ordusu safında savaşan bütün askerlerin geldikleri ülkelerden temsilciler görüyorum. Karşı safta gelip de burada hayatını kaybedenlerin torunları olan yine bu salonda bulunan devlet yetkililerine^, değerli dostlarıma da ifade ediyorum ki, sizlerin ve bizlerin dedelerimiz asırlarca unutulmayacak bir destanı birlikte yazdılar.Bakınız, savaşı mertçe yapmak lazım. İnsani ve ahlaki unsurları da gözeterek yapmak lazım. Ama savaş sonrası tutum da önemlidir. O savaşlardan bir nefret kültürü de üretilebilir, bir dostluk da üretilebilir. Biz Türkiye ile Avustralya, Yeni Zelanda arasında inşa etmiş bulunuyoruz. Bir komutan Mustafa Kemal Atatürk, 1934 yılında Anzak annelerine destanımsı bir hitapta bulundu, 'Onlar bu topraklarda can verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuştur. Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Sizler Mehmetçikle koyun koyunasınız. Analar, evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içinde rahat uyuyacaklardır.'Bir Anzak annesi ise şunları yazdı, daha az bilinir: 'Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın huzur içinde dinlendiklerinden eminiz. Çünkü söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleriydi.' Johnny’ler, Tony’ler, Ahmet'lerle, Mehmet'lerle savaşmak için gelmişlerdi. Gün bugündür, hepimiz savaşlardan nefret kültürü ve kötü hatıralar üzerinde inşa edecek bir öfke kültürü üretmeyelim. Savaşlardan dersler çıkaralım.''SAYGI DUYDUK, SAYGIYI HAK ETTİK''Hiçbir tarih kitabımızda, hiçbir konuşmamızda biz Çanakkale’de bizim topraklarımızı işgal etmek için gelenlere düşmanca bir söz sarf etmedik. Saygı duyduk, saygıyı hak ettik. Gelenler kendi onurları içinde çalıştılar. Aynı yüzyılın içinde çok büyük acılar yaşadık, Balkan savaşlarında. Balkan coğrafyasından gelen devlet başkanlarımız var, hepsine hoşgeldiniz diyorum. Makedonya’ya, Sırbistan’a, Bulgaristan’a, Kosova’ya, Yunanistan’a, hepsine... O acılar üzerinden 100 yıl sonra biz 2012’de Balkan Barış Zirvelerini yaptık. Balkan savaşlarının 100. yılında bütün coğrafyayı gezip, 'Gelin Balkan Barışı kuralım dedim. Acılar yaşanmıştı, ama Üsküp ve bütün Saraybosna, bütün o güzel şehirler, hepimizin şehri. İstanbul da bütün Balkan milletlerinin şehridir.'NEFRET DİLİNİ TERK EDELİM''Şimdi 2015’teyiz, çağrımız yine aynı çağrı. Nasıl Balkan Barışı diyoruz, Çanakkale Barışı üzerinden de değerli dostlarımla birlikte, gelin I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir dünya barışını inşa edelim. Nefret dili üretmeyelim. Hayatını kaybeden kim varsa, biz hepsine şimdiden ve bütün geçmişimiz açısından da taziye dileklerinde bulunduk. Ama birileri o dönemde yaşanan acılar üzerinden, hele hele üçüncü taraflar, yeni bir düşmanlık tohumu ekmeye kalkışıyorlar. Bizim mesajımız açık, İstanbul artık Avustralyalıların yeni Zelandalıların da şehridir. Hepiniz hoşgeldiniz safalar getirdiniz.Bir daha o savaşın yaşanmaması için, gelin bugün burada hep birlikte bir barış ahitleşmesinde bulunalım. Nefret dilini terk edelim. Tarih üzerinden milletleri yargılamayalım. Acılardan yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım. Bilimadamlarına katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Devlet adamı olarak bütün muhataplarımla, dostlarımla, Pakistan’dan Cezayir’e, Afganistan’dan Makedonya’ya kadar bütün dostlarımız burada. Bir bilimadamı olarak da, geliştirdiğimiz bilimsel yaklaşımlarla, savaştan barışın nasıl üretilebileceğini yeni neslin zihnine kazıyalım. Ben bugün gerçekleştirdiğimiz Barış Zirvesi'nin ilk adımlarından biri olacağına inanıyorum. Bütün arkadaşlarıma, kardeşlerime, bu barış kardeşliği için gösterdikleri gayret dolayısıyla teşekkür ediyorum.'DHA
Reklam