Dünyanın En Büyük Borsa Hurafeleri
Borsa hakkında fazla bilgisi olmayıp kulaktan dolma bilgilere göre borsayı değerlendiren kişiler tarafından efsane haline gelmiş hurafeler vardır. Borsanın bir kumarhane olduğu, para yatırdığınızda tüm paranızı zaten kaybedecek olduğunuz bir oyun olduğu gibi en bilindik hurafeleri mutlaka duymuşsunuz. Peki, bu hurafelerin gerçekle bir ilgisi bulunuyor mu? Her şeyden önce borsa bir kumarhane değildir ve borsaya para yatırdığınız zaman mantıklı bir şekilde hareket ederseniz para kazanırsınız. Borsanın tanımı yapılırken, menkul kıymetlerin alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalar kelimeleri kullanılır. Kurumsal olmaları ve piyasa olmaları, bunlara ek olarak küresel ekonomi ve ülke ekonomisi adına birçok katkısı olması borsanın bir kumarhane olmadığını açıklamaktadır. Aynı zamanda denetlenen kurumlardır ve belli bir düzene göre işlemektedir. Borsalarda yaşanan bazı çöküşler, spekülasyonlar ve asılsız tüyolardan kaynaklanan kayıplar kişilerin borsaya dolandırma merkezi olarak bakmasına neden oluyor. Libor skandalı, Londra Balina Skandalı ve manipülasyon gibi yasal olmayan faaliyetler, borsayı yanlış tanıtmaktadır. Ama borsa denetlenmektedir ve bu faaliyetlerin karşılığında cezai işlemler uygulanmaktadır. Borsanın en klişe hurafelerine bakacak olursak; Hisse Senedi Yatırımı Sadece Kumardır! Birçok kişinin düşündüğü ve inandığı hurafe budur. Hisse senedi alıp satarak para kazanmayı planlayan kişilerin dolandırılacağı düşünülür. Oysa ki, hisse senedi yatırımları ile ünlü birçok borsacı bulunmaktadır. Bu kişilerin paralarını kaybetmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında bilgisizlikleri gelmektedir. Bilgisizlikten doğan birçok nedenle para kaybı meydana gelir. Aynı zamanda borsa başka bir kişiden aldığı tüyo ile hareket eden kişiler de para kaybetmeye mahkumdur diyebiliriz. Hisse senedi, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belgelemek amacıyla verdikleri menkul kıymettir. Hisse senedi sahiplerinin çeşitli sorumlulukları ve hakları bulunmaktadır. Aynı zamanda şirketin kendine kaynak yaratması, tanınması ve güveni sağlaması adına borsaya açılması da şarttır. Borsaya açılan şirketin hisse senetleri alınıp satılmaktadır ve bu hisseler borsada listelenmekte, kayıt altında tutulmaktadır. Daha sonra da şirketin performansına, verimliliğine, karlılığına, sermaye artırımına ve sermaye büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak hisseleri de değerlenmektedir ve bu hisselere sahip olan kişiler para kazanmaktadır.Borsa Zenginler ve Aracılar için Özel Bir Kulüptür! Borsada yalnızca zenginlerin servetine servet kattığı düşünülmektedir. Ama bu da tamamen yanlıştır. Ayrıca aracıların piyasaya müdahale etmesi mümkün değildir ve denetlenen kurumlardır. Borsaya minimum teminat ile girerek yaptığınız başarılı işlemler sonucunda borsadan para kazanırsınız. Portföyünüzün büyüklüğüne ve başarısına göre de daha çok kazanç elde edersiniz. Zengin bir kişinin borsaya 100 bin lira ile girdiğini düşünürsek daha büyük kazanç elde edeceği bir gerçektir. Çünkü 100 bin ile oluşturulan portföy minimum teminatla oluşturulan portföye göre daha büyüktür.Başarısız Şirketlerin Geri Geleceği Amatör yatırımcıların düştüğü bir hurafedir. Eskiden başarılı olmuş ama şu anda başarılı olmayan şirketlerin hisselerinin tekrardan zirveye ulaşacağına inanmaları ve bu nedenle de bu hisseleri satın almalarının karlı olduğu söylenmektedir. Bu noktada yapılması gereken iyi bir borsa bilgisi, piyasa takibi ile analizleri doğru bir şekilde uygulayıp yorumlayabilmektir.Yükselen Hisseler Mutlaka Düşmelidir! Teknik analistlerin inancına göre zirveye ulaşan hisse senetleri mutlaka düşüş yaşayacaktır. Ama bazı durumlarda fizik yasaları borsa ile uyuşmamaktadır. Belli bir noktaya düşen veya yükselen hisse senetleri destek ve direnç noktalarını kırabilir. Bu durumda da analizlerin önemi bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Arz ve talebe göre bu kırılmalar meydana gelebilir ve bu nedenle de piyasada oluşan arz ve talep durumu iyi bir şekilde yorumlanabilmelidir.Biraz Tüyo Almak İyidir! Borsa para kazanılan bir ortamdır ve söz konusu para kazanmak olduğu zaman kimse kimseye güvenmemelidir. Böyle bir ortamda kimse size bedavadan tüyo vermeyecektir. Tüyolar büyük olasılıkla bir spekülasyonunun varlığını göstermektedir. Bu nedenle de başkasına para kazandırmak için bu tüyolara inanabilirsiniz. Ama başkasına kazandırıyorsanız, siz kaybediyor olabilirsiniz. Borsa hakkında bilgi ve deneyim kazanarak kendi stratejilerinizi oluşturmalı ve başkalarından edindiğiniz bilgilere göre işlem yapmamalısınız. Günümüzde internet sayesinde bilgi edinmek ve deneyim kazanmak eskiye göre çok daha kolaydır. Bu olanaklardan tam anlamıyla faydalanarak kendinize en uygun yatırım stratejisini bulmalısınız ve planlarınız dahilinde disiplinli bir şekilde işlemlerinizi gerçekleştirmelisiniz. Yatırım yapmak sıkı bir çalışma ve çaba gerektirmektedir. Eğer kolay yoldan para kazanmak istiyorsanız, borsa bunun için uygun bir yer değildir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
2014 Yılında Dünyanın En Zengin 10 Ekonomisi
Para tarih boyunca birçok formda karşımıza çıkmıştır ve her daim gücün simgesi olmuştur. Bir ülkenin zenginliği ekonomisinin ne kadar iyi ve sağlam durumda olduğunu göstermektedir. İş gücünün yüksek olması anlamına gelir ve buna bağlı olarak da yaşam kalitesi artmaktadır. Ticari işlemler eski zamanlardan bugüne kadar parasal döviz temelli olarak devam etmiştir. Eskiden imparatorluğun gücü ve sürdürülebilirliği anlamı taşıyan ekonomik güç, günümüzde de aynı anlamı taşımaktadır. Zengin ülkelere bakıldığı zaman acı bir gerçekle de karşılaşılmaktadır. Her ne kadar yaşam kalitesi yüksek olsa dahi, yoksulluk oranı yüksel olabilmektedir ve gelir eşitsizliği durumu ile karşılaşılabilmektedir. Dünya Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre dünyanın en büyük ekonomisine sahip 12 ülkesinin ekonomisi, dünya ekonomisinin üçte ikisini oluşturmaktadır. World Factbook tarafından yapılan araştırmaya göre de kişi başı milli gelir üzerinden ve yoksulluk sınırında yaşayan kişilere göz önüne alınarak dünyanın en zengin ekonomileri sıralandırılmıştır. Bu sıralamalar yapılırken, IMF ve Dünya Ekonomik Görünümü göz önüne alınmıştır. Aşağıda bulacağınız sıralama ise World Factbook araştırmasından yola çıkılarak Amerikan doları alım gücüne dayalı olarak sıralandırılmış dünya en zengin ekonomileridir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
Dünden Bugüne Fenerbahçe Formaları
Her ne kadar kulübümüzün kuruluş tarihi 1907 olarak kabul edilmiş olsa da, Fenerbahçe tarihi 1890’lara dayanmaktadır.Kulübün ilk logosu Fenerbahçe Burnu’ndaki fenerden esinlenerek hazırlanmış, formalarda kullanılacak renkler ise bahçesindeki papatyalardan esinlenilmişti. Papatyaların, kıskançlık ve temizliği simgeleyen sarı-beyaz renkleri Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün ilk renkleriydi.
Keban Barajı'nda Son 40 Yılın En Büyük Kuraklığı
Elazığ’ın Keban İlçesi'ndeki Keban Barajı'nda, son 40 yılın en büyük kuraklığının yaşandığını belirten, Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, önceki yıllara oranla elektrik üretiminin yüzde 50 oranında düştüğünü söyledi.2012 yılı Ağustos ayında 842 olan su kodu, bu yıl 837'nin altına düştü.Kış ve bahar mevsiminde beklenen yağışların gelmemesi üzerine yaşanan kuraklık, bölgede elektrik üreten barajları olumsuz etkiledi. Fırat Nehri üzerinde kurulan ve Türkiye'nin ilk dev yatırımı olan Keban Barajı'nda yaşanan kuraklık nedeniyle, elektrik üretimi yüzde 50 oranında düştü. Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki mevcut suyu yıl sonuna kadar idareli kullanacaklarını belirterek, 'Kuraklığın Keban Barajı üzerindeki etkileri, üretimimizi planlama yaparak bu yıl mevcut olan suyumuzu yıl sonuna kadar idareli kullanmak zorunda kalacağız. Şu an itibariyle Keban Barajı’na gelen su miktarı 5.5 milyar metreküp su. Ancak genel anlamda ortalama olarak Keban Barajı’na gelen su miktarı ise 17 milyar metreküp su. Yani yılların ortalamasını aldığınızda bu değerin çok altında bir değer olduğunu şu anda görmekteyiz' dedi. 2013 yılı ile kıyaslandığında elektrik üretiminde yüzde 50 oranında bir düşüş yaşandığını ifade eden Doğan, 'Şu anda bulunduğumuz göl kodu itibariyle 830.77 seviyesindeyiz. Şu anda mevcut suyumuzla yani hiç su gelmese dahi mevcut suyumuzla 1 milyar 770 milyon kilowatt saat elektrik üretebiliriz. Şu an itibariyle zaten ürettiğimiz elektrik 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla üretebileceğimiz enerjiyi daha planlı üreterek yıl sonuna kadar bunu idareli olarak kullanmak zorundayız. Geçen yıl bu tarih itibariyle ürettiğimiz enerji 2 milyar 882 milyon kilowatt saat. Şu an itibariyle yani 2014 yılında ürettiğimiz enerji 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla yüzde 50 civarında bir düşüş söz konusu' diye konuştu. SON 40 YILIN EN DÜŞÜK SU SEVİYESİ TEÜ A.Ş Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki su seviyesinin, son 40 yılın en düşük seviyeye geldiğini belirterek, 'Mevcut gelen su itibariyle kıyaslama yaptığımızda, Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Baraj Gölü’ne gelen su, 4,5 milyar metreküptür. Geçen yıl Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Barajı’na gelen suyun miktarı 12 milyar 200 milyon metreküptü. Dolayısıyla suyun gelişine bakıldığında, yani su gelirlerine baktığımızda; üçte bir oranında bir düşüş söz konusu. Bunu da yıl sonu itibariyle bir tahminde bulunursak son 40 yılın belki en düşük seviyesinde bir su gelirine sahip olacağız. Şu anki Keban’ın mevcut suyuyla hiç su gelmese dahi ki şu anda 150 ile 200 metreküp saniyede su gelmekte; bu su ile 1 milyar 700 milyon kilowat saat civarında bir enerji üretebiliriz. Bunu gelen suyla birlikte de kıyasladığımızda, aslında bu yılı atlatabileceğimiz bir enerji üretebileceğiz' dedi.DHA
Dolar 2,16'yı Aştı
Dolar, Türk Lirası karşısında gelişen ülkelerdeki bozulma ve Moody's endişeleriyle 2,16'yı geçerek son dört ayın en yüksek seviyesini gördü.
Furkan Bayrak, Dünya Şampiyonu Oldu!
Dünya Gençler Güreş Şampiyonası'nda, 74 kiloda Furkan Bayrak altın madalya kazandı. Türkiye Güreş Federasyonu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Hırvatistan’da düzenlenen şampiyonanın ilk gününde mindere çıkan Furkan Bayrak'ın, İranlı rakibi Payma Bouyeri’yi 4-2 mağlup ederek, dünya şampiyonu olduğu bildirildi. 2016 ve 2020 Olimpiyatları'nda altın madalya hedefleyen başarılı sporcu, sabah seansında Hintli, Belaruslu, Ermeni ve Alman rakiplerini mağlup ederek, finalde güreşmeye hak kazandı. Final müsabakasında İranlı güreşçi Payma Bouyeri karşısında geriye düşmesine rağmen maçı bırakmayan milli güreşçi, minderden 4-2 galip ayrıldı ve altın madalyanın sahibi oldu.Sporx
Bastır Parayı Tıp'ta Oku
Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında puan farkları şaşırtıcı boyuta ulaştı. Öğrencilerin en çok tercih ettiği tıp, hukuk gibi bölümlerde dahi puan farkları 265’i aşıyor. Parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor Üniversitelerde merkezi yerleştirmeler tamamlandı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yayınladığı sayısal veriler, üniversitelerin aynı bölümlerindeki puan farklılıklarını gözler önüne seriyor. Milliyet'ten Mine Özdemir'in haberine göre, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki puan makası her geçen yıl açılırken, vakıf üniversitelerinin burslu, burssuz programları arasındaki farklar da giderek büyüyor. Öyle ki öğrencilerin en çok tercih ettiği, önceki yıllarda kazanmanın çok zor olduğu tıp, hukuk gibi fakültelerde dahi bu farklar dikkat çekiyor. Bu yıl vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerinde burslu ve burssuz programlar arasındaki fark 240’a kadar ulaşıyor. Tıp fakültesi olan tüm üniversiteler arasındaki puan farkı ise 241’e kadar çıkıyor. Yine öğrencilerin en çok tercih ettiği bölümlerden hukuk fakültelerinde de puan farkları 265’e kadar ulaşıyor. Yani bir anlamda ilk 10 bindeki öğrenci ile bir milyonuncu öğrenci aynı sınıfta okuyacak. Bu durum sınıftaki öğretim kalitesinin en iyi öğrenciler aleyhine bozulmasına neden oluyor. Yüzde 100 burslu pek çok öğrencinin, sonraki yıl, üniversite değiştirmesinin ve özellikle de vakıflardan, devlete yönelmesinin en önemli nedeni bu. Kısacası parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor. 256 puanlı hukuk fakültesi Hukuk fakültelerinde en yüksek puan 521 puanla Galatasaray Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 256 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasındaki en düşük puan 393 ile Atatürk Üniversitesi’nde. Yani en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 137. Yine vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasında çok yüksek farklılıklar bulunuyor. En yüksek puan farkı 228 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Üniversitenin hukuk fakültesi tam burslu programına 484 ile öğrenci alırken, burssuz (ücretsiz) programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Fatih Üniversitesi de 210 puan farkıyla dikkat çekiyor. Üniversitede tam burslu programın taban puanı 500 iken yüzde 25 burslu öğrenci alan programın puanının 290 olduğu görülüyor. Psikolojide fark 280’e ulaştı Gözde bölümlerden olan ve her yıl neredeyse kontenjanlarının tamamını dolduran psikoloji bölümünde de 280’e ulaşan puan farklılıkları dikkat çekiyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan 484 ile Boğaziçi Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 204 ile Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasında en düşük puan ise 395 ile Bingöl Üniversitesi’nde. Bu durumda en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 191. Vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasındaki puan farkı da 225’e kadar çıkıyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan farkı 225 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’ne ait. Üniversite İngilizce Psikoloji Bölümü’ne 457 puanla öğrenci alırken, burssuz programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Üsküdar Üniversitesi’nde 220, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 210, Bahçeşehir Üniversitesi’nde 210, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde 200, Fatih Üniversitesi’nde 204, Doğuş Üniversitesi’nde 200 puan farkı dikkat çekiyor. Tıpta makas açılıyor Devlet üniversiteleri arasında en yüksek puan 531 ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce programına ait. Vakıf üniversitelerinde ise en yüksek puan 541 ile Koç Üniversitesi’nde, en düşük puan da 300 ile Yakın Doğu Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde yer alıyor. Tıp fakültesinin burslu burssuz programlarındaki en fazla fark 221 ile Bahçeşehir Üniversitesi’nde. Diğer üniversitelerdeki puan farkları ise şöyle: Yakın Doğu Üniversitesi’nde (İng) 147, Fatih Üniversitesi 114, Şifa Üniversitesi’nde 110, Yakın Doğu Üniversitesi’nde 98, Turgut Özal Üniversitesi’nde 95, Acıbadem Üniversitesi’nde 94, Zirve Üniversitesi’nde 93, İstanbul Bilim Üniversitesi’nde 88, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde (İng) 85, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde 82, Yeditepe Üniversitesi’nde 79, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde 78, Maltepe Üniversitesi’nde (İng) 76, Mevlana Üniversitesi’nde 68, Bezmialem Üniversitesi’nde 54, Maltepe Üniversitesi’nde 55, Ufuk Üniversitesi’nde 47, Başkent Üniversitesi’nde 44 oldu. Tıp fakültesindeki bütün programlarına burslu öğrenci alan Koç Üniversitesi’nde tam burslu ve yüzde 50 burslu programları arasındaki fark da 33’e kadar çıktı.Milliyet
Mercedes Türkiye'de 'Minibüs' Üretip İhraç Edecek
Türkiye'de kamyon ve otobüs imalatı yapan Alman otomotiv devi artık hafif ticari Sprinter minibüsleri Türkiye'de imal edecek. Araç ilk etapta 100 ülkeye ihraç edilecek Radikal'den Mehmet Ali Kantarcı'nın haberine göre, Türkiye ’de en çok tercih edilen minibüslerden Mercedes-Benz Sprinter artık dünya pazarları için sadece Türkiye’de imal edilecek. Mercedes’in Dusseldorf’daki tesislerinde üretilip Türkiye’ye boş olarak gönderilen Sprinter 2007’den beri Tuzla’da üstyapıcı firma işbirliğiyle minibüse çevrilip sadece iç pazarda satılıyordu. Tuzla’daki Arobus ve İnova firmaları işbirliği ile 20 bin Sprinter minibüse dönüştürülerek Türkiye’de yollara çıktı. Satış ve üretimde başarı sağlayan Mercedes-Benz Türk Daimler yönetiminin ilgisini çekti. Yaklaşık 1 yıl süren görüşmeler sonrasında Mercedes headquarters, Sprinter’in minibüs versiyonlorunun Türkiye’de üretilip başta Afrika, Ortadoğu ve D.Avrupa olmak üzere yaklaşık 100 ülkeye ihraç edilmesi kararını aldı. Mercedes-Benz Türk ihracatçı ünvanını da alacak Bu yıl ı içinde tamamlanması planlanan Sprinter Minibüs ihracat projesi ile Mercedes-Benz Türk, Arobus ve İnova ile birlikte ürettiği araçları farklı ülkelere ihraç etmeye başlayacak. Bu sayede Mercedes-Benz Türk hafif ticari araçlar ürün grubunda da sadece ithalatçı değil aynı zamanda ihracatçı ünvanını alacak . Türkiye rol model MB Türk AŞ Hafif Ticari Araçlar Pazarlama ve Satış Müdürü Tufan Akdeniz “Arobus ile 2007 'de başlayan ilişkimiz şu anda stratejik iş ortaklığına dönüştü. . Bilindiği gibi Türkiye’nin otomotiv alanındaki bilgi birikimi ve deneyimi artık Avrupa standartlarında üretim yapılmasını sağlıyor. Biz de Arobus ile birlikte bu bilgi birikimini Sprinter Minibüs ihracatı yaparak dünyanın bir çok ülkesi ile paylaşabileceğiz. ”dedi. Daimler Global Hafif Ticari Araçlar Satış ve Paz. Müdürü Klaus Maier, 'Daimler, Mercedes-Benz Türk, Arobus ve İnova birlikteliği birçok ülke ve üstyapıcı için rol model oldu. Bu model, müşteri ihtiyaç ve taleplerinin Mercedes-Benz kalitesi ile en iyi şekilde karşılandığının en somut örneğini oluşturmakta. Gelecekte de bu tip stratejik ortakların Daimler bünyesinde artması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu. Milliyet
Kış Uykusu Oscar Yolcusu!
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde Altın Palimiye ödülünü kazanan 'Kış Uykusu' filmi Oscar'da ülkemizi temsil edecek. 87. Oscar Akademi Ödülleri’nde Türkiye’yi, 67. Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye” ödülü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filmi temsil edecek.
10 Ülkenin Düğün Gelenekleri
Çin'de düğün yapmak için bir astroloji uzmanının doğum tarihine ve saatine bakarak yorum yapması gerekiyor. Eğer horoskoplar uygunsa düğün hazırlıkları başlıyor. Yalnız bu da değil 7. ayın 15'inen sonra evlenmek uğursuzluk kabul ediliyor.
Sağlıklı Bir Cilt İçin 10 Altın Kural
Güzel ve sağlıklı bir cilt için en temel 10 kuralı biliyor musunuz? Bunları yapın, gerisini kozmetiğe bırakın! Kozmetik dünyasından medet ummadan önce yapmamız gereken bazı temel kurallar var. Cilt sağlığımız için önce bunlara uymalıyız, sonra bakım ürünlerindan fayda beklemeliyiz… 1. Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmayın. 2. Günde en az 8-10 bardak su için. 3. Sigaradan ve sigara içilen ortamdan uzak durun. 4. Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. 5. Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele etmeyi ve rahatlamayı öğrenin. 6. Düzenli egzersiz yapın. 7. Demir yönünden zengin besinler tüketmeye özen gösterin. 8. Vitamin ve mineral yönünden dengeli ve yeterli beslenin. 9. Kesinlikle güne kahvaltı yapmadan başlamayın. 10. Günde 1-2 fincan yeşil çay tüketin.
Rusya'ya Yaptırımın Bedeli Ağır: 1 Milyon Kişi İşsiz Kalabilir
Avrupa İşletmeler Birliği (AEB) yönetiminden Pegorier, Rusya'ya yönelik yaptırımların büyük bir işsizlik dalgasına neden olabileceği uyarısında bulundu. ABD ve AB'nin finans, enerji, savunma ve ileri teknoloji alanlarını kapsayan ek yaptırımlarla birlikte Rusya'nın dolaylı kaybının yıllık bazda 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Avrupa İşletmeler Birliği (AEB) yönetiminden Philippe Pegorier, Ukrayna krizi nedeni ile Rusya'ya yönelik yaptırımların Avrupa ülkelerinde istihdam açısından önemli sıkıntı oluşturacağını, 1 milyon civarında işsizin ortaya çıkabileceğini söyledi. Ria Novosti'ye konuşan Pegorier, iş ortamının gelişmesinin refah, istihdam ve istikrar getirdiğini, yaptırımların ise iş dünyasını zayıflatarak tüm bu kalemlerde gerilemeye neden olduğunu belirterek, “Eğer biz Rusya'ya vurursak, Rusya ile ticareti düşündüğümüzde biz Avrupa Birliği ve Ukrayna'da istihdama da vururuz. Böylece Ukrayna'da istikrarsızlık artar…” uyarısı yaptı. Rusya'nın siparişleri nedeni ile Almanya'da 300 bin, Fransa'da 100 bin kişiye istihdam sağlandığı bilgisini paylaşan AEB yetkilisi, tüm Avrupa Birliği'nde bu rakamın 1 milyonun üzerinde olduğuna dikkat çekti. 'İŞSİZLİK ÖDEMELERİNİ DE HESAPLAYIN' “Avrupa liderleri muhtemelen işsizlerin ödemelerini yapmaları gerekecek…” hatırlatması yapan Pegorier, “Bizim Rusya'da yatırımlarımız ve girişimcilerimiz var. Niçin ABD ve Avrupa Birliği'nin yaptırımları Rusya'ya ya da doğrudan Avrupalı girişimcilere yöneliyor? Yaptırımlar doğrudan bize ve hükümetlerimize karşı.” eleştirisi getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon görüşmesinde, yaptırımların iki ülke ilişkileri ve uluslar arası istikrarı tehdit ettiğini ifade etmişti. Rus lidere göre birbirine bağımlı hale gelmiş küresel piyasalarda yaptırımlar karşılıklı olarak yıkıcı oluyor. ABD ve AB'nin finans, enerji, savunma ve ileri teknoloji alanlarını kapsayan ek yaptırımlarla birlikte Rusya'nın dolaylı kaybının yıllık bazda 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Uzmanlara göre ABD ve AB'nin kaybı da en az bu rakamı bulacak. Rusya'nın AB temsilcisi Vladimir Çizlov, yaptırımların Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile iptali için çalışacağını açıkladı. CİHAN