onedio
Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Dünden Bugüne 10 Numaralarımız
Fenerbahçe tarihinde 10 numara her zaman ayrıcalıklı olmuştur. - birkaç istisna hariç- Efsanelerimizden Lefter Küçükandonyadis’den başlayan 10 Numara sevdası Alex de Souza’nın ayrılmasından sonra beklemedeydi,Diego Ribas’ın gelmesiyle yeni bir 10 Numara Efsanesi geliyor mu? sorusu akıllardayken kısa bir 10 Numara tarihimize bakmakta fayda var..
Milli Atlet Ramil Guliyev 6.Oldu
Ramil Guliyev, erkekler 200 metre finalinde 6. oldu.Milli atlet Ramil Guliyev, 22. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda, erkekler 200 metre finalinde 6. oldu. Zürih’teki Letzigrund Stadı’nda devam eden şampiyonanın 4. gün akşam seansında, 200 metre final yarışında Ramil Guliyev, 20.48′lik derecesiyle 6. sırada yer aldı. Guliyev, 200 metre yarı finalinde Türkiye rekoru kırarak, finale çıkma başarısı göstermişti. Yarışta, Büyük Britanyalı Adam Gemili 19.98′lik derecesiyle altın madalya kazandı. Fransız Christophe Lemaitre, 20.15′lik derecesiyle gümüş, Ukraynalı Serhiy Smelyk 20.30 ile bronz madalyanın sahibi oldu. Ramil Guliyev, yarın yapılacak erkekler 4×100 metre elemelerinde yarışacak.AMK Spor
Ali Babacan Kabine Dışı mı Kalıyor?
Tayyip Erdoğan ’ın Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından olağanüstü kongreye gidecek olan AKP’de gözler yeni Başbakan’ın kuracağı kabineye çevrildi. Kulislerde üç dönem kuralına takılan bakanların değişeceği, bu bakanların yerine Erdoğan'ın yakın ekibinin kabineye gireceği dile getirilirken, en çok tartışılan isim Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan. Hürriyet'te yer alan habere göre AKP’de Cumhurbaşkanlığı seçiminin tamamlanmasının ardından, gözler hem genel başkanlığı hem de başbakanlığı üstlenecek yeni isim kadar, beraber çalışacağı kabine arkadaşlarına da çevrildi. İçerisinde kabine hesapları yeni başbakanın kim olacağına göre değişirken, tüm senaryolar için geçerli olan bazı noktalar netleşmeye başladı. Buna göre, kabinedeki üç dönemlik bakanların büyük kısmı görevine veda edecek. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan ’ın yakın çalışma ekibinden isimler ise hükümete girecek. Bu hafta genel başkan adaylığı konusunda istişareleri tamamlayacak olan Erdoğan, önümüzdeki hafta yeni kabinenin dizaynını da yapacak. Türkiye ’nin 62’nci hükümetinin kimlerden oluşacağı, AKP’de heyecanlı bir bekleyişe neden oldu. Mevcut bakanlardan özellikle siyasette 3 dönemden beri var olan bazı isimlerin değişeceği, bazılarının da kaydırma yoluyla başka bakanlıklara getirilebilecekleri belirtiliyor. AKP kulislerinde, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan , Bülent Arınç ve Beşir Atalay, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız , Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ nın görevlerinin sona erebileceği iddia ediliyor. Grup Başkanvekilleri Mahir Ünal ile Nurettin Canikli ’nin yanı sıra Erdoğan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan ve Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’un ise yeni kabinede yer alacakları ifade ediliyor. Perfonmansıyla parti içinde destek gören Babacan’ın görevinden alınması, kabinedeki en önemli görev değişikliklerinden biri olacak. Kulislerde, bu görevi Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un, Şimşek’in görevini de Grup Başkanvekili Nurettin Canikli’nin üstlenebileceği konuşuluyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da bir son dakika sürpriziyle yerini EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’a bırakabileceği öne sürülürken, en büyük sürprizin ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konusunda yaşanabileceğinden söz ediliyor. Bozdağ’ın Adalet Bakanlığı’ndan Başbakan Yardımcılığı’na kaydırılabileceği iddia ediliyor. Bu durumda, Adalet Bakanlığı’nı Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’un üstlenebileceği ifade ediliyor. Dışişleri Bakanlığı’nı Ömer Çelik veya Mevlüt Çavuşoğlu’nun üstlenebileceği, Çelik’in bu görevi üstlenmesi durumunda ise Kültür Bakanlığı için Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın adı geçiyor. Dışarıdan bakan olabilecek isimler arasında Dışişleri Bakanlığı için MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın adı da kulislerde dillendiriliyor. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın yerinin kaydırılması durumunda yerine Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu’nun getirilebileceğinden söz ediliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in de yerini kendisi gibi Diyarbakırlı Galip Ensarioğlu’na bırakabileceği öne sürülüyor. Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler , Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci , Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu , Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam , İçişleri Bakanı Efkan Ala , Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce ’nin ise yerlerini koruyacağı belirtiliyor. Ancak Ala’nın adı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği için de geçiyor.T 24
Türkiye ‘Küresel Barış Endeksi'nde 128. Sırada!
Seçim süreci, yolsuzluk, basın özgürlüğü gibi faktörlerin ele alındığı ‘Küresel Barış Endeksi’nde Türkiye 128. sırada yer aldı Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından hazırlanan ve silahlı çatışmaların yanı sıra askeri harcamalar ve demokratik ortam gibi kriterleri de içeren barış endeksinde Türkiye 162 ülke arasında ancak 128. sırada yer bulabildi. Türkiye'nin çevresindeki ülkeler de listenin en son sıralarında yer alıyor. Avustralya merkezli sivil toplum kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü (The Institute for Economics and Peace / IEP), yeryüzündeki çatışma ve savaş alanlarını inceleyerek bir ‘barış endeksi’ oluşturdu. 162 ülkeyi kapsayan ve silahlı çatışmaların yanı sıra basın özgürlüğü, askeri harcamalar, suç oranı gibi kriterleri de kapsayan ‘Küresel Barış Endeksi’ne (GPI) göre yalnızca 11 ülke “barış içinde” yaşıyor. En çatışmalı Suriye, en barışçıl İzlanda  Ülkelerin, çeşitli kriterlerle puanlandığı ve bir ucu ‘barışçıl’ diğer ucu ‘çatışmalı’ olarak adlandırılan bir listede sıralandığı endekste 162. sırada ve barışa en uzak durumda olan ülke, 3 yılı aşkın süredir kanlı bir iç savaşın pençesinde olan Suriye… Rusya ve Kuzey Kore’nin de alt sıralarda bulunduğu listenin 161. sırasında Afganistan, 160. sırasında Güney Sudan, 159. sırasında Irak ve 158. sırasında Somali yer alıyor. Türkiye ise 128. sırada. Listenin en altında yer alan ve “barış içinde” olarak kabul edilen ülkeler ise sırasıyla şöyle: İzlanda, Danimarka, Avusturya, Yeni Zelanda, İsviçre, Finlandiya, Kanada, Japonya, Belçika ve Norveç. Birçok faktöre bakılıyor Araştırmacılar, çeşitli veriler ışığında hazırlanan listede, ülkelerin askeri harcamaları, toplum güvenliği ve ülke içinde ve uluslararası yaşanan çatışmaların yanı sıra aralarında, suç oranı, polis gücü, hapisteki insan sayısı, silahlara erişim, siyasi terör, yer değiştirmek zorunda kalan insanların sayısı, seçim süreci, hükümetin işlevselliği, yolsuzluk, basın özgürlüğü ve işsizliğin de bulunduğu birçok faktörü inceledi. Dünyanın 2007’den bugüne daha az barışçıl hale geldiğini belirten Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün yöneticisi Camilla Schippa, “Barış durumu, son yıllarda yavaş ama düzenli bir şekilde azalıyor. Arap Baharı ve küresel ekonomik kriz gibi önemli ekonomik ve jeopolitik olaylar, birçok ülkeyi çatışma riski altında bıraktı” dedi. Türkiye 128’inci sırada  Listenin 128’inci sırasında yer alan Türkiye’de, şiddetin ulusal maliyeti 52 milyar 520 milyon dolar olarak belirlendi. İnsan hakları kategorisinde 10 üzerinden 3.8 alan Türkiye, siyasi kültürde 5, askeri harcamalarda 1.4, siyasi istikrarda 2.5, vatandaşların savaş isteğinde 4 ve basın özgürlüğünde 100 üzerinden 45.9 puan aldı. Tüm diğer ülkelere buradan ulaşabilirsiniz.. T24
'Matematiğe Yeteneksiz' Denilen Bir Kadının 'Matematik Nobeli'ne Gidiş Öyküsü
İranlı matematikçi Meryem Mirzakhani'nin hayatı lise müdürünün kendisini Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na göndermesiyle değiştiİranlı matematikçi Meryem Mirzakhani, matematiğin Nobel’i diye de anılan Fields Madalyasını kazanan ilk kadın oldu. Mirzakhani aynı zamanda 1936’dan beri dört yılda bir verilen bu ödülü kazanan ilk İranlı da olmayı başardı. İşte ünlü matemetikçi Meryem Mirzakhani’nin 5harfliler.com’dan Arkadaş Özakıntarafından derlenen yaşam öyküsü:Mirzakhani, küçükken matematikçi olmayı düşünmüyormuş hiç. Kitap okumayı, kendi kendine hikayeler uydurmayı seviyormuş, ve televizyonda ünlü kadınların hayatlarına dair belgeseller seyredip, bir gün büyük bir yazar olma hayali kuruyormuş. Ailesi ise ünü, başarıyı pek dert etmiyormuş ama anlamlı ve kendisini tatmin edecek bir mesleği olmasını diliyormuş. “Çok iyi bir ortamda büyüdüm,” diyor Mirzakhani.
Reklam
Formayı Erken Çıkardığı İçin Diskalifiye Edildi!
2014 Avrupa Atletizm Şampiyonasında 3000 engelli finalinde altın madalya kazanmıştı ama son 150 metre formasını çıkarması nedeniyle hakemler tarafından diskalifiye edilen Fransız atlet ''Mahiedne Mekhissi''.
The Economist: Erdoğan Zirvede
Haftalık The Economist dergisindeki Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi zaferini ele alan yazıda, Erdoğan'ın bugüne kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamını etkin bir siyasi yapıya dönüştürmesinin 'endişe verici' olabileceği yorumu yapıldı. Erdoğan'ın padişah gibi gösterildiği bir fotoğrafla yayınlanan yazıda, 'Erdoğan kesinlikle seçim kazanmasını biliyor. Son seçimle birlikte Erdoğan 9'uncu seçiminden de zaferle çıkmayı başardı' deniyor. Seçimlerin büyük ölçüde adil geçtiği belirtilen yazıda 'Erdoğan'In demokratik meşruiyeti sorgulanamaz' deniyor. 11 yıllık Başbakanlık döneminde Erdoğan'ın Türkiye'yi hiç bir siyasi liderin yapamadığı kadar büyük bir dönüşümden geçirmeyi başardığı ifade edilen yazıda Erdoğan'In başarıları şöyle sıralanıyor: 'AKP'nin 2002'de iktidara gelmesinden bu yana yıllık ortalama yüzde 5 büyüme yakalandı. Enflasyon kontrol altına alındı. Asker daha güçlü bir sivil kontrolün altına sokuldu. Kürtlere daha önce hiçkimsenin vermediği kadar çok hak tanındı. 2005'te ise Erdoğan'dan önceki liderlerin sadece düşünü kurabileceği Avrupa Birliği (AB) adaylığı statüsü kazanıldı.'Eleştirilere sert yanıt' Ancak Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çıkmasının tedirgin edici olduğu yorumu da yazıda yer alıyor. 'Asker, laik yapılanma ve siyasi muhalefet sindirilince Erdoğan giderek otoriterleşti. Geçtiğimiz yıl Türkler Gezi Parkı protestolarında sokağa çıkınca Erdoğan'ın yanıtı biber gazı ve polis oldu' denen yazıda, yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturmanın ortaya çıkmasının ardındansa yargı üzerindeki denetimin artırıldığı ifade ediliyor. Erdoğan'ın eleştirilere karşı tutumunun da ele alındığı yazı şöyle devam ediyor: 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak (bu gazetecilerin arasında uzun yıllardır The Economist'in temsilciliğini yapan bir isim de var) ve interneti sansürlemek oldu.' 'Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı daha da endişe verici hale getiren konu ise makamı etkin bir siyasi yapı haline getirmek istemesi' denen yazıda, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı Fransa'daki gibi bir yapıya büründürmek istediği ifade ediliyor. 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak ve interneti sansürlemek oldu.' Bu dönüşümün sağlanabilmesi için Anayasa değişikliğinin gerektiği de hatırlatılan yazıda, 'AKP tek başına bu değişikliği yapabilecek gibi gözükmüyor. Ancak Kürtlerle anlaşarak yeterli çoğunluğa ulaşabilirler' deniyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Erdoğan'ın güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı ofisinde Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'üncü yıldönümü ve sonrasında görevde kalmaya devam edebileceği de yazıda yapılan yorumlar arasında.'Güçlü lider için güçlü kurumlar gerekli' Ancak bölye bir sonucun çoğulcu demokrasiye inananlar için çok da iç açıcı olmayacağı ifade ediliyor ve yazı şöyle devam ediyor: 'Güçlü başkanların görev yaptığı sistemler işleyebilir. Ancak bunun için kuvvetli kurumlar gerekir ve bu alanda Türkiye'nin eksikleri var. Erdoğan'ın otoriter eğilimleri sorunu daha da kritik hale getiriyor. Peki ama neden Erdoğan tüm bu endişelere kulak assın ki? Bu sorunun iki yanıtı var: Kırılgan bir ekonomi ve kendi siyasi mirası.' Erdoğan'ın bugüne kadar girdiği seçimlerden hep başarıyla çıkmasının ardında yaşam standartlarını hızla yükseltmesinin olduğu ifade edilen yazıda 'Ancak ekonomi artık yavaşlıyor. Yüksek cari açık ülkeyi dış finansmana bağımlı hale getirmiş durumda. Küresel faiz oranları yükseldiği zaman Türkiye darbe alabilir' deniyor. Yazının ekonomi ile ilgili bölümü şöyle devam ediyor: 'Ayrıca Türkiye 'orta gelir tuzağı'na düşme riskiyle de karşı karşıya. İhraç ettiği temel ürünlerde rekabet gücünü kaybederken, daha yüksek teknolojili ürünlerin üretimine geçişi sağlamakta zorlanıyor. Türkiye'nin büyümeye devam edebilmesi için hem reformlara hem de yabancı sermayeye ihtiyacı var. Erdoğan şu ana kadar reformlara çok fazla ilgi göstermedi. Her ne kadar yabancı yatırımcılar otoriter rejimleri hazmedebilse de, Erdoğan'ın yaptığı gibi toplumu kutuplaştırarak sosyal kırılganlık yaratılmasından çok hoşnut olmazlar.''Rota tekrar Avrupa'ya dönmeli' Türkiye'nin bir gün AB üyesi olabileceği ümidinin de yabancı yatırımcıların gözünde artı puan olduğu ifade edilen yazıda, 'Erdoğan tam bu noktada siyasi mirasını düşünmeli. Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli' deniyor. Yazıda AB üyeliğinin şu an uzak bir ihtimal gibi gözüktüğü ifade ediliyor. Ancak ülkenin AB normlarından uzaklaşmasının bu süreci imkansız hale getireceği uyarısı da yapılıyor. 'Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Erdoğan Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli.'Erdoğan'ın niyetleri konusunda ilk sınavın ise Başbakan seçimi olacağı vurgulanıyor. 'Sözünü sakınmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oyunun içinde olduğunu gösterdi. Gül yurtiçinde ve yurtdışında itibara sahip bir isim ve kısa bir süre Başbakanlık koltuğunda da oturmuştu' denen yazıda, AKP'nin kurucularından birisi olan Gül'ün Erdoğan'a karşı bağımsızca durabilecek siyasi etkinliğinin olduğu da belirtiliyor. Yazı şu mesajla sonlanıyor: 'Erdoğan'ın güçlü bir başbakanı kabul etmesi Türkiye açısından daha olumlu olacaktır. Eğer bir kukla başbakan yaratmak konusunda ısrarcı olursa insanlar onu Atatürkle kıyaslamayı bırakıp Putin'le karşılaştırmaya başlayabilir. BBC Türkçe
Reklam
Premier Lig: Vine Paylaşımlarını Engelleyeceğiz
İngiltere Premier Lig yetkilileri BBC'ye taraftarların internete gol videoları koymasının önüne geçeceklerini söyledi.Dünya Kupası sırasında sosyal medyaya binlerce izinsiz gol videosu konuldu.İngiltere'de sezon yarın açılıyor ve bu eğilimin devam etmesi bekleniyor.Fakat Premier Lig, telifli görüntüleri yayınlamanın yasa dışı olduğunu söyleyerek, taraftarları görüntüleri internete koymamaları konusunda uyardı.Üstelik televizyonda görüntüyü dondurup geriye alabilme imkanı her isteyenin bir maçın istediği bölümünü görüntüye almasını müthiş kolaylaştırdı.Dünya Kupası'nda bir golü mü kaçırdınız, ne gam!Vine yoluyla sosyal medyaya bir kaç dakika içinde yüklenen görüntüler taraftarlara belli anları defalarca seyretme ve paylaşma imkanı veriyor.Fakat bir çok futbolsever bu tür videoları Twitter gibi sosyal paylaşım alanlarına koymanın telif yasalarını çiğnemek anlamına geldiğinin farkında değil.Premier Lig yetkilisi Dan Johnson BBC Newsbeat programında 'Taraftarların bir şeyi görüp, anında yakalamalarını ve paylaşmalarını anlıyorsunuz tabi, ama nihayetinde, yasaları çiğnemiş oluyorlar' dedi.Televizyon şirketleri Premier Lig maçlarını gösterebilme hakkını elde edebilmek için milyonlar ödüyorlar.Johnson 'Bu telif haklarının ihlalidir ve futbolseverlere bu görüntüleri paylaşmamalarını tavsiye ediyoruz. Twitter ile işbirliği içinde, bu tür faaliyetleri engellemek amacıyla gif ya da Vine tarama teknolojileri geliştiriyoruz' diye konuştu.Premier Lig yetkilisi 'Biliyorum keyif kaçırıcı gibi geliyor kulağınıza, ama telif haklarımızı korumak zorundayız' diye ekledi.İngiltere Premier Lig maçlarını üç sezon gösterebilmek için Sky Spor ve BT Spor 3 milyar sterlin ödeyerek bir rekora imza attılar.Sun ve Times gazeteleri de maçların internet sitelerinde yayın hakkını satın aldı ve insanların bu görüntülere ücretsiz ulaşabilmesi fikrinden çok rahatsızlar.Premier Lig gollerini gösteren Sun+'ya abone olmak için ayda 8 sterlin (yaklaşık 29 Türk lirası) ödemek gerekiyor.Bu siteler, topun ağlara dokunuşundan itibaren iki dakika içinde videoları izleyicilerine sunmaya çalışıyor.Sun gazetesinin Spor bölümü editör yardımcısı Dean Scoggins da bu yayın hakları için büyük paralar ödediklerini ve gazetenin avukatlarıyla yasadışı paylaşımlar konusunda atacakları adımları değerlendirmekte olduklarını söyledi.Resmi olmayan paylaşımların kalitesi çok iyi olmayabilir ama önemli olan bedava olmaları.İnternetteki en çok kullanılan futbol Vine hesaplarından bazılarının yüzbinlerce takipçisi var.Televizyonlar daha gollerin tekrarını tamamlamadan görüntüleri sosyal medyaya aktaran bir kullanıcı Nick, 'Ben yapmasam, bir başkası mutlaka koyacak' diyor ve golden sonraki saniyeler ve dakikalar içinde çok sayıda görüntünün internete düştüğünü söylüyor.Twitter ise bu konudaki tutumunu, 'Vine kullanıcıları üçüncü tarafların haklarını ihlal eden içerik koyamazlar' diye özetliyor.
İşsizlik Geriledi
Türkiye'de işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,2 puan gerileyerek yüzde 8,8 oldu. İşsiz sayısı ise aynı dönemde 2 milyon 579 binden, 2 milyon 551 bin kişiye düştü. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise Mayıs ayında yüzde 9,5'a kadar çıkarak 8 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Reklam
Mahiedine Mekhissi Benabbad Birinci Olduğu Yarışmadan Diskalifiye Edildi
22- Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi.İsviçre'nin Zürih kentinde düzenlenen 22. Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi. Letzigrund Stadı'nda yapılan şampiyonanın üçüncü gün akşam seansında, erkekler 3000 metre engelli final yarışında, 8:25.30'luk derecesiyle birinci gelen Fransız Benabbad, yarışın son metrelerinde formasını çıkardığı için Avrupa Atletizm Şampiyonası Komitesi'nin kararıyla diskalifiye edildi. Diskalifiye kararı sonrasında Fransa delegasyonu, komitenin aldığı karara itiraz etti. Yarış sona ermeden formasını çıkarak birinciliğini kutlamaya başlayan Benabbad, yarış sonunda bu nedenle sarı kart görmüştü. Fransız atlet, sonrasında stadyumda kutlamalara devam etmiş ve atletin diskalifiye olduğu açıklanmamıştı. Bu kararın ardından yarışta ikinci gelen Fransız Yoann Kowal 8:26.66'lık derecesiyle altın, üçüncü gelen Polonyalı Krystian Zalewski 8:27.11 ile gümüş, dördüncü gelen İspanyol Angel Mullera ise 8:29.16'lık derecesiyle bronz madalyanın sahibi oldu. Türk atlet Tarık Langat Akdağ ise 8:33.13'lük derecesiyle dokuzuncu sırada bitirdiği yarışta sekizinciliğe yükselmiş oldu. Öte yandan erkekler 100 metre engelli finalinde üçüncü gelen Fransız atlet Dimitri Bascou, yarış sırasında rakibinin koşu hattına girdiği için diskalifiye oldu.eurosport
İşte Yılmaz Özdil'in Hürriyet'te Yayımlanmayan Yazısının Tam Metni
Hürriyet gazetesinde Enis Berberoğlu nun Genel Yayın Yönetmenliği'nden istifasının ardından ikinci tartışma Yılmaz Özdil konusunda yaşanıyor. Özdil'in son yazısına son anda müdahale edildi ve Hürriyet'in bugünkü (15 Ağustos 2014) sayısına konmadı. T24'ün aldığı bilgilere göre, Hürriyet'in en çok okunan yazarlarından olan Yılmaz Özdil'in Başbakan Tayyip Erdoğan 'ı eleştiren son yazısına müdahale edildi. Özdil'in, Başbakan adayları tartışmasına değindiği yazıda, Tayyip Erdoğan'dan boşalacak makam için Bilal Erdoğan 'ı işaret eden ironik bir üslup kullanıyor. Özdil'in Erdoğan'ı eleştiren yazısına son anda müdahale edildiği ve ilk baskılardan itibaren gazeteye konmadığı belirtildi. Yılmaz Özdil’in Hürriyet gazetesinin bugünkü (15 Ağustos 2014) nüshasında yayımlanmayan yazısının tam metni şöyle: 'Başbakan kim olsun? Valla benim içimden geçen isim, Bilal… Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır. İkincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun babası bir araya gelmişti, Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, Bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti, Blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti. Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu. Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani. Dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan milli egemendir, “23 Nisan” doğumludur. Seçim meçim yapılmasın, çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın ister kessin. Beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya vâkıftır… Babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder, Fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. Gerçi biraz yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. Bilal’den şahane başbakan olur. Bilal olmazsa… Hayırsever Rıza cuk oturur. O da maaşallah Bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86 milyar dolarlık altın ihracatı yaptı. Ayrıca… Bakanların yarısı zaten emrinde. Hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. Kimine kol saati alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu gönderiyor. Bakanlarımız da onu seviyor. Mesela, içişleri bakanımız gerekirse önüne yatıyor. Başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, Rıza da “hırsız var” diyeni, korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor. Tam halef-selef olsun. Böyle başa böyle tarak olsun. Yok eğer, Rıza da uymazsa… Müteahhit Cengiz olsun. Malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. Ahaliyi donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “Gör bak, milletin orasına koyacağız” diyen müteahhit Cengiz’e törenle plaket veriliyorsa… Allah yardımcımız olsun, müteahhit Nihat da bu Cengiz’in başbakan yardımcısı olsun. Çünkü n’aapsın bu şartlarda Nihat, koymazsa kabahat. Müteahhit Cengiz de olmazsa… Sayın Apo olsun. Hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “Tayyip’in beni üçüncü kişi olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. Nedir devlet protokolü? Birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı, üçüncü kişi başbakan… E madem öyle, tesadüf olarak kalmasın, resmiyet kazansın, “Yeni Türkiye” protokolüne geçilsin. Apo tek başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun. Yasin el Kadı, dışişleri bakanı olsun. Recep İvedik, kültür bakanı olsun. Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Hande Yener, Mustafa Sandal, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Berdan Mardini, Ece Erken, Şafak Sezer kabineye girsin, Burhan Kuzu gene bi şey yapılmasın, düz milletvekili kalsın, delirsin. Acun, hükümet sözcüsü olsun. Google’dan ayet sallayan, bakara makaracı Egemen Bağış’ı da Ekmeleddin’den boşalan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başına getirdin miydi, tadından yenmez gari.' Kaynak: T24
Reklam
Üstün Yaratıcılığa Sahip Kişilerde Görülen 17 Farklı Davranış Biçimi
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır. Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok. Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor. Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 17 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Reklam
Franck Ribery Milli Takım Kariyerine Nokta Koydu
Bayern Münih’in yıldız ismi Franck Ribery, Fransa Milli Takımı kariyerine nokta koyduğunu açıkladı. Kicker ‘e verdiği röportajda kararını açıklayan Ribery, bundan sonra milli takım forması giymeyeceğini ifade etti. Sakatlığı nedeniyle 2014 Dünya Kupası kadrosundan çıkartılan ve turnuvada görev alamayan Ribery, daha önce 48 resmi maçta Altın Horozlar için sahaya çıkmıştı. 31 yaşındaki Ribery’nin Fransa’nın ev sahipliği yapacağı Euro 2016′da görev alması bekleniyordu. Geçtiğimiz günlerde Didier Deschamps ile kavgalı olan Samir Nasri de milli takımı bıraktığını açıklamıştı.AMK Spor
Türk Siyasetinden 10 Sürreal Fotoğraf Daha
aethewulf un Türk siyasetine damga vuran 10 sürreal fotoğraf galerisine, eksik olmasına gönlümün elvermediği 10 fotoğrafla katkı yapmak istedim. Bu fotoğraf hakkında bilgi bulamadım ama çocuk her yerde çocuk işte
Reklam