onedio
Bakan Çelik: 'Suriyeliler Açık İşlerde Çalışacak'
Çalışma Bakanı Faruk Çelik, üzerinde çalıştıkları düzenlemeyle Suriyeli sığınmacıların ‘ açık iş ‘ pozisyonlarına yerleştirilebileceğini ve işçilerin maaşlarının mevcut asgari ücretin altında olmayacağını açıkladı.Çelik, bakanlığının 2015 bütçe görüşmelerinde Suriyelilerle ilgili Göç İdaresi’nin çıkarmış olduğu bir yasa olduğunu hatırlatarak “Bunlara geçici, tanımlama kimliği diyebileceğim bir kimlik verilecek. Mevcut açık iş dediğimiz pozisyonlarda bizim işçilerin yüzde 10’unu aşmayacak şekilde çok ince teknik bir çalışma yapıyoruz” dedi.‘Açık iş’ nedir?Çelik, ‘açık iş’ kavramının ne olduğunun sorulması üzerine ise “Şu anda işçi bulmakta, işgücü temininde zorlanılan bütün illerimize dönük açık işler var. Oraya dönük bir çalışmadır. Mevcut işgücümüzü, mevcut işgücü talebine, kendi ülke insanımızın vereceği cevabı etkilemeyecek bir çözüm arayışı içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum” diye konuştu.Asgari ücret altına düşmeyecekÇelik Suriyeli sığınmacıların ‘gidici misafir’ olmadığını söylerken, yakın zamanda gitmeyeceklerini de vurguladı. Bu nedenle kayıtdışı çalıştırılan işçilerin rekabetle ücretlerde ciddi bir dalgalanma yarattığını belirten Çelik, “Bunların tümünü ortadan kaldıran, asgari ücret bandını da koruyacağımız bir düzenleme olacak. Mevcut asgari ücretin altında kesinlikle olamaz. Çünkü o zaman yerli iş gücüne zarar verir” ifadelerini kullandı.Haftaya yetişebilirÇalışmanın 5-10 günlük bir sürede hazır olacağını söyleyen Bakan Çelik, bir sonraki Bakanlar Kurulu’na ya da sonraki yetişebileceğini söyledi.Diken
Bayık: 'Adım Atma Sırası Devlette, Biz 40 Yıl Savaştık 400 Yıl Daha Savaşırız'
KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık: Önder Apo’nun bırakılması müzakere ile mümkündür. Şimdi nasıl 17’de Önder Apo’yu bırakacaklar?KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık , çözüm süreci konusunda adım atma sırasının devlette olduğunu vurgulayarak, “Biz 40 yıl mücadele ettik, gerekirse 400 yıl daha mücadele ederiz. Bunun bilinmesi gerek” dedi.Yurt gazetesinden Nazan Özcan ve Veysi Polat’a konuşan Cemil Bayık çözüm süreci konusunda açıklamalar yaptı. Yurt gazetesinde “Israrın sonuna geldik” başlığıyla yayımlanan (11 Kasım 2014) söyleşi şöyle:Bayık, barış için 1993'ten itibaren 9 defa tek taraflı ateşkes yaptıklarını hatta son olarak gerillayı da geri çektiklerini, ancak bu saatten sonra artık adım atma sırasının devlette olduğunu aksi taktirde gerekirse 400 yıl daha savaşabileceklerini söyledi.Cemil Bayık'la Kandil'de yaptığımız röportajın son bölümünü yayınlıyoruz.Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri konuşuyor, çözümü götüren Yalçın Akdoğan sizin açıklamalarınız için “Blöf yapıyorlar” diyor... Siz kimi ciddiye alıyorsunuz?Biz Türkiye'deki halkları esas alıyoruz. Ve sorunu çözmek isterken, kim iktidardaysa elbette onunla görüşüyoruz. Ama sorunun çözümünü iktidardan ziyade, toplumla gerçekleştirmek istiyoruz. Bizi AKP'yle görüşmekle, AKP'ye destek vermekle suçluyorlar. Hükümet onlar! Hükümet olmayan bir parti sorunu çözebilir mi, çözemez. Biz bugün iktidarda AKP olduğu için onlarla görüşüyoruz, yarın CHP iktidar olsa onunla görüşürüz. Biz hepsinin açıklamalarına bakıyoruz ama şu anda AKP ve Hükümet'in siyasetini belirleyen Erdoğan. Erdoğan ne derse, AKP onu esas alır. AKP'de, Hükümet'te herkes Erdoğan'a bakar.O zaman Bülent Arınç'ın “mecbur da değiliz mahkum da” lafını da o kadar ciddiye almadınız. Ama sizin açıklamalarınız için Arınç, “Ben teröriste cevap vermem” dedi.Diyebilir, ciddiye almıyorum. Arınç, kadına yaklaşımında gerçeğini gösteriyor, kadına hakaret eden biridir. Kadına hakaret insanlığa ve topluma hakaret etmektir. Birini tanımak istiyorsanız, kadına yaklaşımına bakın, doğru ölçü budur.PKK için yapılan bir eleştiri var: 17 ve 25 Aralıktaa PKK hiçbir şey söylemedi. ‘Hırsızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk olan bir sürece PKK ya da Kürt hareketi bir şey söylemeliydi’ eleştirileri yapıldı.Çok dar, tepkisel ve duygusal yaklaşımlar. Bunların aşılması gerek. AKP politikalarıyla PKK kadar mücadele eden başka biri yok. Türkiye'de birçok hareket kendini AKP karşıtı gibi gösteriyor ama bunlar hep söylem düzeyinde. Biz “Çiller ve hükümeti ne idiyse, Erdoğan ve hükümeti de aynıdır, hatta Çiller'den daha tehlikelidir” açıklaması yaptık. PKK, AKP'nin yolsuzluklarına karşı birşey demedi diyenler, en çok da AKP'ye destek verenlerdir. 'Yetmez ama evet' diyenlerdir, şimdi kalkıp PKK'yi suçlamaya çalışıyorlar. PKK o günlerde, AKP'ye karşı kıran kırana bir mücadele veriyordu. Onlar ise AKP'yi demokrasi gücü olarak görüyor ve destek veriyorlardı. Şimdi AKP'nin Türkiye'de demokrasi geliştirmediğini görünce, bu sefer AKP'yi eleştirmeye başladılar. Bu bize yapılan büyük bir haksız ve vicdansızlıktır.Bu da “Çözüm süreci demokrasiyi rehin aldı” tartışmalarını getirdi.Hayır, çözüm süreci demokrasiyi rehin almaz. Çözüm süreci, tam tersine demokrasiyi geliştirir. Dikkat ederseniz, Nevroz'da Önder Apo'nun açıklamasında ne vardı: ‘Türkiye'nin demokratikleşmesi ve buna bağlı olarak Kürt sorununun demokratik, siyasal çözümü.’ Sadece Kürt sorununun çözümünden bahsetmiyordu. Türkiye toplumunun, siyasetinin, devletinin demokratikleştirilmesinden bahsediyordu. Bu ne anlama geliyor? Bu yolsuzluklar, kirlilikler, haksızlıklar, baskılar, şiddet, eşitsizlik, katliamlar, asimilasyonlar olmayacaktı.Amerika PYD'ye destek veriyor, Kobani'de IŞİD'i vuruyor. Sizin de PYD ile organik bağlanırız var. Ayrıca son açıklamanızda “Üçüncü göz Amerika olmalı” dediniz. Yeni müttefikiniz Amerika mı?Biz kendimizi üçüncü bir çizgi olarak tanımlıyoruz. Ve üçüncü bir çizgi olarak da farklıyız. Biz ne 'muhalefet' dedikleri güçlerin yanında, ne de iktidar denilen güçlerin yanında yer aldık. Bölgede, uluslararası alanda iktidar ve 'muhalefet' güçlerine göre bölünmüş ve cephe oluşmuş durumda. Biz onun için üçüncü çizgiyiz. Bu ikisinin yaklaşımı şimdiye kadar neydi? Kürt kimliğini, iradesini, değerlerini kabul etmemek, buna karşı mücadele etmek. Gelinen aşamada bir taraf Kürtlerin kimliğini, değerlerini kabul etmeye başlıyor. Bu taktik ve stratejik bir yaklaşımdır. Şunu esas alıyoruz: Kim ki, bizi kimliğimizle, değerlerimizle tanırsa ve Kürtlerin halk olmaktan kaynaklanan doğal haklarını kabul ederse, sorunu bu temelde çözmek isterse, onunla sorunu çözeriz. Kim olursa olsun, hangi ülke olursa olsun.'Amerikan emperyalizmiyle kolkola girdi Kürt hareketi' deniyor bu sefer. Buna ne diyorsunuz?Bunlar klasik söylemler. Onun için söylenenden çok, neyin yaşandığına ve neyin yapıldığına bakılmalı. Meşhur bir söz vardır, 'insanın gerçeği pratiğidir' diye. Bizim hareketimizin gerçeği de pratiğidir. Çok ucuz değerlendirmeler, eskiden 'kasaba siyasetçisi' derlerdi bunlara. Şimdi herkes yürüttüğü siyasetin halklar, dinler ve kültürler açısından neye yol açtığına baksın. Bugün halklar, dinler, kültürler PKK'yi tek kurtarıcı olarak görüyorlar. Eğer bazılarının o ucuz politikalarına göre ele alınsaydı halklar ve kültürler PKK'yi tek kurtarıcı olarak görmezlerdi. Elbette ki, herkesin kendi çıkarları var. Eğer bugün Türkiye DAİŞ'i destekliyorsa, Amerika Kobani'de bombardıman yapıyorsa kendi amaçları var. Peşmerge, Kobani'ye gidiyorsa amaçları var, YPG Kobani'de direniyorsa amaçları var... Burada elbette bazıları başarılı, bazıları başarısız, bazıları kısmen başarısız olur. Bu neye bağlıdır, yürütülen öncülüğe. Bugün PKK, Ortadoğu’da süreç belirliyor. Hiçbir güç PKK’nin bu gücünü görmezden gelemez. Amerika da görüyor.Siz de uygun olduğu kadar Amerika ile işbirliği yaparız mı diyorsunuz yani?Bizim için şu güç, bu güç diye bir şey yoktur, biz herkesle görüşürüz. Biz herkesle ilişkiye gireriz. Yeter ki bizim kimliğimizi kabul etsinler. Yeter ki, halklarımızın doğal haklarının teslimini öngörsünler.Öcalan için sekretarya sözü verildi ve birkaç gün önce Ertuğrul Kürkçü, “Öcalan ve devletin Hatip Dicle ve Ceylan Bağrıyanık'ın isimleri üzerinde anlaştığını” söyledi. Kandil'den kim gidecek?Devlet heyetiyle Önder Apo, İmralı’daki görüşmeler sonucunda bazı komiteler oluşturdu. Yani burada sekretarya kimden oluşacak, müzakere heyetini kimler oluşturacak, izleme komitesinde kimler olacak bu konularda bazı isimler belirlendi, öneriler oldu. Ama Türkiye şimdi bütün bunları inkar ediyor. Türkiye zaten her şeyi inkar ediyor.Peki Kandil'den kim gidecek?Biz niye ısrarla üçüncü taraf olsun diyoruz! İnkar olmasın diye. Burdan gidecek isim yok.Söylemiyor musunuz yani?Hayır yok. Biz burdan isim göndermeyi uygun görmüyoruz. Önderlik de uygun görmüyor.Kandil'den kimse gitmeyecek mi?Hayır, şimdilik kimse gitmiyor.Şimdilik?Şimdilik tabii. Daha müzakere olacak mı olmayacak mı, daha işin başıdır. Nasıl diyelim, burdan şu arkadaşımız gidiyor diye? Eğer müzakere olsaydı, pratik bir aşamada, belki burdan da bir isim katılırdı. Şu anda öyle bir durum yoktur.Sabri Ok ismi geçiyor ama.Hayır, öyle bir şey yok.Bir MİT belgesinden bahsediliyor. Öcalan’ın 2015’te İmralı’dan çıkması için ortada bir anlaşma olduğunu, fakat bu tarihin 2017'ye çekildiği söyleniyor.Bizim böyle bir bilgimiz yok. Kaynaklar kimse, onlara sormak lazım. Bırakalım Önder Apo’nun 15 ya da 17’de bırakılmasını, tarihleri, Önder Apo’nun bırakılması müzakere ile mümkündür. Şimdi adamlar adım bile atmıyor, her şeyi dondurduk, başa geçtik diyorlar. E şimdi nasıl 17’de Önder Apo’yu bırakacaklar?Bir anlaşma yapıldığı söyleniyor.Hiçbir anlaşma yoktur.“Hiçbir” imza atılmadı mı, “hiçbir anlaşma” yapılmadı mı bu bir buçuk yıldan fazla süreçte yani?Hiçbir imza atılmadı, hiçbir anlaşma yoktur. Hep diyalog var, Türkiye hep diyalog sürecinde tutuyor, müzakereye geçmek istemiyor. Onun için de hiçbir şeyi belgelendirmek istemedi. Hiçbir şeyi imzalamak istemedik. Biz niye müzakerede dayatıyoruz, niye izleme komitesinde dayatıyoruz, bunlar için.Peki daha ne kadar ısrar edeceksiniz?Bitti! En sonuna geldik ısrarın. Kürtlerin yapacağı bir şey kalmadı, gerisi Türkiye’nin atacağı adımlardır. Bizim yapacağımız bir şey kalmamıştır. Biz yapacağımızın en azamisini zorlayarak yaptık. Bundan ötesi artık Türkiye’ye bağlıdır.Ne yapılsa süreç rayına oturur peki?Eğer Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanı zihniyetini değiştirirse yoluna girer.Nasıl bir zihniyet değişimi?Onlar müzakere yapmıyorlar. Onlar süreci askıya aldıklarını söylüyorlar. Onlar mahkum olmadıklarını söylüyor. Biz söylemiyoruz. Eğer onlar bunlardan vazgeçerse, müzakereyi kabul ederlerse, müzakere şartlarını yerine getirirlerse, o zaman sorun çözüm yoluna girer. Önder Apo bir Kürt ulusal kongeresinin toplanmasını istedi. Ve bu kongreden bir yürütmenin çıkmasını istedi. Yine Kürt diplomasinin yürütülmesi için bir komitenin oluşturulmasını istedi. Yine burda Kürt savunma güçlerinin oluşturulmasını istedi. Bir ortak Kürt savunma gücü, bir barış gücü oluşsun dedi. Bunlar yıllar önce bizim savunduğumuz ve pratikte geliştirmeye çalıştığımız düşüncelerdi ve geliştiriyoruz da. Kongre için çalışmalar yürüttük, bir yere kadar getirdik. Şimdi zemin elverişli hale geldi, kalınan yerden bunları yürütüp yönetmek istiyoruz. Yani biz çalışmalarımıza devam ediyoruz hala. DAİŞ faşizmi kendi iradesi dışında, Kürtleri yakınlaştırıyor. Kürtlerin sorunlarını çözmesine hizmet ediyor. Demokratik ulus anlayışının gelişmesine zemin hazırlıyor. Dikkat edilirse, DAİŞ, Güney Kürdistan'a saldırdığında gerilla halkı korumaya Şengal'e koştu. PKK gerillası orada Yezidilere sahip çıkarak, insanlığa ve insanlığın değerlerine sahip çıktı. Onun için herkes bunu gördü ve dillendirmeye başladı. PKK saygılı olduğunu söyledi, PKK'nin bir insanlık hareketi olduğunu, insanlığa sahip çıktığını söyledi. PKK'ye karşı birçok düşünce ve algı değişmeye başladı. Büyük bir güven oluştu. Kürtler büyük saygı görüyor, herkes bu direnişe göre yeni politikalar oluşturuyor.Ama bir taraftan Türkiye de çatışmaların başlayacağı kaygısını yükseltiyor.Adım atarsa Türkiye, çözüme gider, adım atmazsa da bu iş biter. Biz 40 yıllık bir hareketiz, eğer sorunu çözmezse, teslim olacak değiliz. PKK’nin kuruluşu, teslimiyete karşıdır zaten.İnsanlarda yine eski çatışmalı günlere döneceğiz korkusu başladı.Ne yapalım, yani teslim mi olalım? 40 yıl mücadele ettik, Kürt sorununu ortaya çıkardık, çözümü siyasi yolla yapalım dedik, 93’ten beri tek taraflı dokuz kez ateşkeş ilan ettik. Sonunda gerillayı geri bile çektik, daha ne yapalım? Gerisi teslim olmaktır. Türkiye’nin de AKP’nin de istediği bu zaten. E şimdi biz tasviyeyi mi kabul edeceğiz yani? Eğer bunu dayatıyorlarsa, büyük bir yanlıştalar. Biz 40 yıl mücadele ettik, gerekirse 400 yıl daha mücadele ederiz. Bunun bilinmesi gerek.Aysel Tuğluk “AKP partner değil”, Sırrı Süreyya Önder “Darbe mekaniği”, Hatip Dicle “Paralel yapı” diyor. Öcalan “Süreç sürüyor”, siz “zaten yoktu ki” diyorsunuz. AKP oyalıyor evet ama sizin söyledikleriniz de mesaj karmaşası yaratıyor.Bir mesaj karmaşası yok. Herkesin söylediği birbirini tamamlıyor. Şimdi bir PKK’linin söylediği ile PKK’li olmayanın söylediği aynı olamaz. Aysel Tuğluk, Sırrı Süreyya Önder, Hatip Dicle bir PKK’li değil. Ben PKK’liyim, ben PKK’nin kurucularındanım. Elbette ki benim sürece yaklaşımım değerlendirmelerim farklı olur, HDP'lilerin ya da PKK’li olmayanın farklı olur. Burda yadırganacak birşey yok. Evet PKK, belki Kürt hareketi içindeki her şeyi kapsıyor, öncülük yapıyor ama hepsi PKK değil. Ama söz birliği isteniyorsa, o zaman Türkiye’deki halkların, demokrasi ve sosyalist güçlerin hepsinin Kürt özgürlük mücadelesine destek vermesi ve Türkiye devletine bu sorunu çözmesi için baskı uygulaması gerekiyor.Son dönemde sizi de aslında çok ilgilendiren ama genelde Türkiye'nin bütün doğasını ilgilendiren HES'ler, termik santraller tartışmaları devam ediyor. Kürt bölgelerinde de HES'ler, termik santraller arttı. PKK’nin ekolojik tarumara karşı tutumu nedir?Türkiye’de kapitalizm Turgut Özal döneminde gelişti. AKP ise onu daha da ileriye götürdü. Bugün Türkiye’de artık tekelcilik var. Dünyadaki kapitalist modernite de, tekelciliği esas alıyor.AKP de bunu esas alıyor. Kürdistan’da da bu yönlü bir politika geliştiriyor. Eskiden Kürdistan’da Türk sömürgeciliğinin dayandığı kesimler ağalar, beyler, aşiret reisleriydi. Bu mücadeleyle aşıldı. Şimdi yeni bir egemen sınıf, bir burjuva sınıfı, tekeller Kürdistan’da AKP tarafından büyütülüyor. Ve bunlara dayanarak, Kürdistan’da Türk devleti varlığını sürdürüyor.Bu tekellerin oluşması için, Kürtlerde AKP’ye bağlılık ve sermayenin oluşması için her şey peşkeş çekiliyor. Onun için Kürdistan’da büyük bir tahribat oluşmuştur.Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) sitesinde yer alan verilere göre yalnızca 2002-2011 yılları arasında Fırat-Dicle havzasında santral sayıları yüzde 1000’ler oranında arttı.Bununla aslında Kürt hareketinin özgürleşmesi önlenmek isteniyor. Kürdistan’da doğada, toplumda büyük bir tahribat oluştu. Bu HES’lerle, siyanürlü altın aramayla, termik santrallerle ya da kayagazıyla yapılıyor ve bunların geçtiği yerde yaşam diye bir şey kalmıyor. Yaşanacak ne kadar yer varsa, hepsi tahrip ediliyor. İnsanlar göçertiliyor, hayvanlar öldürülüyor, her şey yok ediliyor. Bizim yaşamımız yok ediliyor. AKP’nin Kürdistan’a karşı yürüttüğü mücadele yaşamı yok etme boyutundadır.Diyorlar ya, Kürdistan sorunu aslında ekonomik sorundur, ekonomik sorunu çözersek tamamdır. Ekonomik sorunu da büyük bir talanla çözmek istiyor. Kürtler arasında yeni işbirlikçileri, yeni bir burjuva sınıfı ve tekelcilik yaratılmaya çalışılıyor. Bu temelde diyor ki, 'ben Kürtlere istihdam, iş olanağı yarattım.' Aslında bununla soykırımı gerçekleştiriyor.Yani Kürtlerin tarihini, değerlerini, yerleşim yerlerini, coğrafyasını, suyunu ortadan kaldırıyor, yaşam alanlarını zehirliyor. En büyük tehlike bu. Halkımızın bunu çok iyi anlaması ve bununla mücadele etmesi gerekiyor. Bugün mücadelenin en önemli yönü burasıdır.T24
Kılıçdaroğlu'ndan Zaytung'a 'Zeytin' Çağrısı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iş kazalarına karşı 10 maddelik bir facia önleme planı hazırlayıp sunduklarını açıkladı. Parti grup toplantısında 'Ak Saray' hakkında sert açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, Yırcalıları kürsüye davet ederek zeytin fidanı verdi. Kılıçdaroğlu ayrıca “Çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için haydi Türkiye tarım arazilerini koruyalım” mesajı veren Tarım Bakanlığı kamu spotlarının da Zaytung'a malzeme olabileceğini söyledi.
Marketten Dosya Masrafsız Kredi!
Borcunu ödemekte zorlanan vatandaşın yeni durağı marketler oldu. Vatandaşın kredi kartı borcunu yüzde 10’a varan faizlerle kapatan marketler, satmadığı malı da satmış gibi göstermeye başladı.Eko­no­mi­de ya­şa­nan sı­kın­tı ve evi­ni borç­la dön­dür­mek­te zor­la­nan va­tan­daş te­fe­ci­nin eli­ne düş­tü. Her şart­ta sis­te­mi dön­dür­me­ye ça­lı­şan va­tan­da­şın çö­züm nok­ta­la­rı­na ise son dö­nem­de mar­ket­ler de ek­len­di.Bugün gazetesinden Emine Açar'ın haberine göre, özel­lik­le ban­ka­cı­lık sek­tö­rün­den kre­di bul­mak­ta zor­la­nan ve bor­cu borç­la çe­vir­mek­te sı­kın­tı ya­şa­yan va­tan­da­şın ka­pı­sı­nı çal­dı­ğı te­fe­ci­ler ara­sı­na mar­ket­ler de ek­len­di. Ye­ni yo­ğun­la­şan ‘mar­ket fi­nan­s’ yön­te­min­de da­ha çok kre­di kar­tı li­mi­ti­nin dol­ma­sı ge­re­ki­yor. Di­ye­lim ki bir kart­ta öden­me­si ge­re­ken borç mik­ta­rı 7 bin li­ra. Bu nok­ta­da mar­ket ön­ce kart sa­hi­bi­nin kar­tı­na 7 bin li­ra­lık öde­me ya­pa­rak bor­cu sı­fır­lı­yor.Sis­tem na­sıl iş­li­yor?Ar­dın­dan da kart sa­hi­bi san­ki ye­ni bir alış­ve­riş yap­mış gi­bi mar­ket­ten çe­şit­li gı­da alış­ve­ri­şi yap­mış gi­bi gös­te­ri­li­yor. Ka­ra lis­te­ye gi­ren bu yüz­den de tü­ke­ti­ci kre­di­si bi­le çe­ke­me­yen ki­şi­le­rin baş­vur­du­ğu yön­tem­de, mar­ke­te gi­den ki­şi­ler, bu­ra­dan bin li­ra ile 10 bin li­ra ara­sın­da mal alı­yor gi­bi gö­rü­ne­bi­li­yor.Faiz %11’i geçiyor7 bin li­ra­lık bir bor­cun ka­pan­ma­sı­nın ar­dın­dan ay­nı kart­tan 3 bin 455, 3 bin 455 ve 691 bin li­ra ol­mak üze­re top­lam­da 7 bin 601 li­ra­lık mal ve­ya hiz­met sa­tı­şı ya­pıl­mış gi­bi gös­te­ri­le­rek pa­ra çe­ki­li­yor. Ara­cı ki­şi de kart­tan ay­rı­ca ken­di ko­mis­yo­nu olan 176 li­ra­yı yi­ne mal ve hiz­met be­de­li ola­rak çe­ki­yor. Ara­cı ki­şi­nin çek­ti­ği be­del ise ge­nel­de mar­ke­tin dı­şın­da baş­ka bir iş­ye­rin­den ger­çek­le­şi­yor. Böy­le­ce 7 bin li­ra­lık bor­cu ka­pa­nan kart sa­hi­bi mar­ke­te yüz­de 8,59, ara­cı ki­şi­ye de yüz­de 2,51 fa­iz öde­ye­rek top­lam­da 7 bin li­ra­lık bor­ca kar­şı­lık yüz­de 11,10 da­ha faz­la öde­me yap­mak du­ru­mun­da ka­lı­yor.Arada aracı kullanıyorMar­ket­ler sis­te­min çok faz­la du­yul­ma­ma­sı için doğ­ru­dan kart borç­lu­su ile mu­ha­tap ol­mu­yor. Bu iş­lem için ara­cı bir ki­şi­ye ih­ti­yaç du­yu­lu­yor. Ara­cı­lar da ge­nel­de da­ha ön­ce bu işi yap­tı­ğı bi­li­nen ve de­ne­tim­le­rin art­tı­ğı ku­yum­cu ya da ben­zin­ci­ler­den olu­şu­yor. Ara­cı ki­şi kart borç­lu­su­nun kar­tı­nı ala­rak borç­lu ol­du­ğu ban­ka­ya borç mik­ta­rı ka­dar pa­ra ya­tı­rı­yor.Dönen para en az 2,5 milyar liraBu yıl uy­gu­la­ma­ya so­ku­lan mar­ket fi­nans yön­te­mi ve ha­len bir­çok va­tan­da­şın ça­re­siz­lik­ten bo­yun eğ­di­ği ku­yum­cu ve ben­zin is­tas­yon­la­rın­da dö­nen pa­ra mik­ta­rı da du­dak uçuk­la­tı­yor. Ka­ba bir he­sap­la bu yıl için­de ya­pı­lan mar­ket ve alış­ve­riş mer­ke­zi, ben­zin is­tas­yon­la­rı, çe­şit­li gı­da ve ku­yum­cu­lar­dan kre­di kar­tıy­la ya­pı­lan alış­ve­riş mik­ta­rı­nın ilk 9 ay­da 121 mil­yar 475 mil­yon li­ra­ya çık­tı­ğı göz­le­ni­yor.Mar­ket ve alış­ve­riş mer­kez­le­rin­de kart­lı har­ca­ma mik­ta­rı bir ön­ce­ki yı­lın ay­nı dö­ne­mi­ne gö­re yüz­de 36,77 ora­nın­da art­mış gö­rü­nü­yor. 4 ka­lem­de top­lam har­ca­ma­nın yüz­de 2’si­nin borç ka­pat­mak adı­na ya­pıl­dı­ğı­nı var­say­dı­ğı­mız­da 2 mil­yar 430 mil­yon li­ra­nın, yüz­de 5 ola­rak var­sa­yıl­dı­ğın­da ise 6 mil­yar 74 mil­yon li­ra­nın alış­ve­riş ha­ri­cin­de borç ka­pat­ma ope­ras­yo­nu için çe­kil­di­ği göz­le­ni­yor.Borç taksitlendiriliyorKar­tın­da har­ca­ma li­mi­ti kal­ma­yan ve ken­di­ni dön­dür­mek­te zor­la­nan va­tan­da­şın son dö­nem­de sık­lık­la baş­vur­du­ğu bu yön­tem­de ye­ni borç­lar da tak­sit­len­di­ri­li­yor. Za­ten va­tan­da­şı ra­hat­la­tan en bü­yük un­sur da tak­sit­len­dir­me im­kâ­nı bu­lun­ma­sı ola­rak özet­le­ni­yor.Ban­ka­lar ye­ni ya­pı­lan top­lu alış­ve­riş­ler­de va­tan­da­şa bir SMS ata­rak “Şu ta­rih­li şu mik­tar­lı har­ca­ma­nı­zı bel­li bir üc­ret kar­şı­lı­ğın­da 6 tak­si­te böl­mek için bi­ze bir onay me­sa­jı atı­n” di­ye bil­gi­len­dir­me ge­çi­yor.EMİNE AÇAR | BUGÜN GAZETESİ
Altın Manyetik Akışkan Magneto Fantezilerini Tatmin Ediyor
Renk değiştiren manyetik sıvılardan sonra şimdi de bizim isteğimize göre şekil değiştiren, iğnelenen ve dans eden altın sıvı ortaya çıktı. ThinkGeek tarafından 60 dolara satışa sunulan garip alet altın sarısı rengiyle siyah manyetik sıvıdan biraz daha pahalı ancak daha şık olduğu kesin. Uzayın derinliklerinden gelip cam kavanozun içine girmiş gibi duran sıvıyı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
Reklam
'Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali' 5 Aralık'ta Başlıyor
İstanbul’un en köklü film festivallerinden Randevu İstanbul Uluslararası Film Fesivali’nin on yedincisi bu sene 5-11 Aralık tarihlerinde gerçekleşiyor. ”Haklarınız için savaşın”, ”Gala İstanbul”, ”Pembe-Kara Komedi”, ”Film Bağımlıları İçin Bağımsız Filmler” gibi çeşitli başlıklar altında ayrılan filmler arasında hem yeni keşifler hem de dünyanın önemli film festivallerinin bu yılki programlarında yer almış filmler bulunuyor.Oscar ve Altın Küre ödüllü yönetmen Susan Bier’in yeni filmi A Second Chance , başrollerinde Juliette Binoche, Kristen Stewart ve Chloe Grace Moretz’in yer aldığı Clouds of Sils Maria ve Les Intouchables ‘ın yaratıcıları Eric Tolendo ve Olivier Nakache’nin ilk olarak Toronto Film Festivali’nde gösterilen son filmi Samba Da , Türkiye galalarını 17. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde yapacak.Ayrıca Andre 3000’ın başrolünde yer aldığı Jimi Hendrix biyografisi Jimi: All Is By My Side, Albert Camus uyarlaması Far From Men, Polonya yapımı bol ödüllü komedi Kebab and Horoscope ve İsrailli yönetmen Asaf Korman’ın Haifa Uluslararası Film Festivali’nde ”En İyi Film” ödülü alan Next To Her filmi festivalin dikkat çekici diğer filmleri arasında yer alıyor.Cinemaximum Zorlu Beşiktaş, Cinemaximum Kanyon Levent ve Beyoğlu Fransız Kültür Merkezi salonlarında gerçekleşecek gösterimlerin programı için, festivalin Facebook sayfasını takip edebilirsiniz.Bant Mag
İnternetin 8 Alışveriş Sepeti
Yemeksepetiaracılığıyla kapınıza servis yapan her türlü restorandan yemek sipariş etmeniz mümkün. Şimdi sipariş sırasında kredi kartı ile ödemeyi de kabul ediyorlar
Reklam
AKP'nin Milleti Korkuttuğu Faiz Lobisi Hortladı
HAYALİ DÜŞMANDI GERÇEK ORTAK OLDUCHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, AKP Hükümetlerinin durmadan hayalı düşman olarak gösterdiği 'faiz lobisine' bizzat kendisinin esir olduğunu söyledi. Umut Oran, 'AKP’nin ekonomideki her başarısızlığının sebebi gösterdiği “faiz lobisine”2015 yılı boyunca devlet kasasından günde ortalama 148 milyon TL aktarılacak' dedi.Umut Oran'ın açıklaması şöyle:2015 bütçesine faize yıllık 54 milyar lira ödenek konulurken; işsize iş, ekonomiye katma değer yaratacak olan kamu yatırımlarına ayrılan ödenek 47.8 milyar lirada kaldı.2015’te faiz ödeneği 4 milyar lira artırılıyor, yatırım ödeneği ise 8 milyar TL kısılıyor.AKP iktidarı, sürekli yakındığı “faiz lobisini” ihya etti; bu kesime 12 yılda iç ve dış borç faizi olarak 600 milyar lira aktarıldı.TBMM’de halen görüşmeleri süren 2015 bütçesindeki “faiz-yatırım dengesi”, AKP’nin ekonomideki her başarısızlığından sorumlu tuttuğu “faiz lobisi” konusundaki eylem ve söyleminin zıtlığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.Toplam büyüklüğü 473 milyar TL olan 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nin yüzde 11.4 oranındaki 54 milyarlık bölümü, faiz ödeneği olarak ayrıldı. Bunun anlamı; devlet kasasından çıkacak eski parayla 54 katrilyon liralık bir kaynak, Recep Tayyip Erdoğan’ın her sorunda hedef gösterdiği “faiz lobisinin” cebine konulacak. Buna göre AKP hükümeti 2015 yılında her ay yaklaşık 4.5 milyar lira faiz ödemesi yapacak. Başka deyişle 2015 boyunca günde ortalama 150 milyon TL dolayında bir para iç ve dış borçların faizi olarak bu kesime aktarılacak.12 yılda “faiz lobisi ”ne 600 milyar TL…Bu yılın tamamında 50 milyar lira olması beklenen faiz servisi ile birlikte son 12 yılda kamunun iç ve dış borçları için kreditörlere ödenen toplam faiz 600 milyar lirayı yaklaşıyor. 2003-2014 döneminde ödenen toplam faiz, önceki 12 yıldakinin neredeyse 5 katı düzeyinde.Erdoğan’ın dilinden düşürmediği faiz lobisine aktarılan kaynak, özellikle 2005’ten bu yana azalmak bir yana arttı. Maliye Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine göre; 2005 yılında 45.7 milyar lira olan toplam faiz servisi, 2006’da 46 milyar, 2007’de 48.8 milyar, 2008’de 50.7 milyar, 2009’da 53.2 milyar, 2010’da 48.3 milyar, 2011’de 42.2 milyar ve 2013 yılında yaklaşık 50 milyar lira olarak gerçekleşti. 2014’ün tümündeki faiz servisine ilişkin 50 milyar liralık gerçekleşme tahminine göre, 2015’te devlet 4 milyar lira daha fazla faiz ödeyecek.Faize 4 milyar daha fazla, yatırıma 8 milyar daha az…2015’te faize yıllık 54 milyar lira ödenek ayrılırken; işsize iş, ekonomiye katma değer yaratacak kamu yatırımlarına ayrılan ödenek 47.8 milyarla çok daha düşük kaldı. Bütçede “sermaye giderleri” ve “sermaye transferleri” adıyla yer alan iki kalemin toplamı yatırıma harcanacak parayı gösteriyor. Bütçede yatırım harcamalarının bu yılın tümünde 55.6 milyar liraya ulaşacağı tahminine göre 2015’te devlet, bu yıla göre yaklaşık 8 milyar lira daha az yatırım harcaması yapacak.Gelecek yıl kamu yatırım harcaması yüzde 14 kısılıyor. Yatırım harcamalarının bu yıl bütçede yüzde 12.4 düzeyinde gerçekleşecek payı gelecek yıl yüzde 11.4’e düşüyor. Bütçedeki yatırım harcamalarının GSYH’ye oranı da yüzde 3.1’ten yüzde 2.4’e iniyor.Bu bütçenin büyümeye katkısı olmaz!...2015 merkezi yönetim bütçe giderlerinin yüzde 88.6’sını faiz dışı harcamalar oluşturuyor. Prim ödemeleri de dahil personel giderlerinin bütçedeki payı yüzde 29.5’e ulaşıyor. Mal ve hizmet alımlarının bütçe içindeki payı da yüzde 8.7 düzeyinde. Cari gider niteliğindeki bu iki kalemin bütçe içindeki toplam payı yüzde 38.2. Yatırım harcamaları niteliğindeki sermaye giderleri ve sermaye transferlerinin payı ise yüzde 10’da kalıyor. Yüzde 11.4’lük paya sahip faiz ödemesi de transfer harcaması niteliğinde olduğundan, bütçe giderlerinin yüzde 51’i transfer gideri niteliği taşıyor.Transfer giderlerinin GSYH’yi artırıcı etkisi ise bulunmuyor. Harcama olarak 2015 merkezi yönetim bütçesinin GSYH’ye oranı; yüzde 9.2 cari harcama ve yüzde 2.4 yatırım harcaması olmak üzere toplam yüzde 11.6 düzeyinde bulunuyor.Özetle 2015 merkezi yönetim bütçesi; yatırım harcamaları yetersiz, büyümeye katkısı çok sınırlı, transfer harcaması ağırlıklı bir bütçedir.AKP’nin dilinden düşürmediği “faiz lobisi” söylemi kamuoyunun algısını çarpıtmaya yöneliktir. AKP döneminde faiz geliri elde eden iç ve dış odaklara aktarılan kaynaklar azalmak bir yana giderek artmaktadır. Her yıl devletin kasasından ciddi boyutlarda bir kaynak bu kesime aktarılmaktadır. Buna karşılık işsizlere iş, yoksula gelir, ekonomiye katma değer yaratacak olan kamu yatırımları kısılmakta; yatırım ve istihdam yaratma işi özel sektörden beklenmektedir.O ZAMAN SORUYORUM: Birileri 'faiz lobisine haddini bildiririm, bizi tehdit edemez, ümüğünü sıkarız' demişti. peki şimdi o birilerine sormak lazım 12 yılda faiz lobisine 600 milyar lira aktardın mı aktarmadın mı? 2015 yılı AKP Davutoğlu hükümeti 54 milyar lira faize ödeyecek mi, ödemeyecek mi? Peki bu tabloda kim kimi tehdit ediyor? Kim kime had bildiriyor, kim kimin ümüğünü sıkıyor?' sormak istiyorum.
Son 1000 Yılın En Büyük 10 Toplumsal Değişimi
Avrupa, geçtiğimiz Milenyumda birçok toplumsal olayla şekillenmiştir. Peki hangi olaylar, hangi yüzyıllarda modern dünyayı şekillendirmiştir? Dünyada toplumsal alanda yapılan inkılaplar nelerdir? Toplumsal tabakalaşma olmuş mudur? Kronolojik olarak sıraladık.
Reklam
İlham Veren 10 Futbol Hikayesi
Şili'nin kırsal kesiminde büyüyen Alexis Sanchez, henüz 6 yaşındayken ailesi tarafından çalışmaya zorlandı. Club Arauco’nun alt yapısından gelen teklifle beraber ise arkasına bile bakmadan hayatında yeni bir sayfa açtı.Geçtiğimiz aylarda doğduğu bölgeye geri dönen Şilili yıldız, yaklaşık 160,000 avro civarında spor teçhizatı satın alarak futbol sevdalısı küçük çocuklara yardımda bulundu.
Türkiye En Çok İngiltere'den Borç Aldı
Türk özel sektörünün en fazla borcunun bulunduğu ülke 21,6 milyar dolarla İngiltere oldu. Türk özel sektörünün borcu, Nisan ayı itibariyle 203 milyar dolar seviyesindeydiMerkez Bankası verilerinden yaptığı hesaplamalara göre, Ağustos ayı itibariyle Türk özel sektörünün uzun vadeli en fazla borcunun bulunduğu ülke 21,6 milyar dolarla İngiltere olurken, ikinci sırada 17,8 milyar dolarla Almanya, üçüncü sırada ise 17 milyar dolarla ABD yer aldı. ABD'yi 14,3 milyar dolarla Hollanda, 12,5 milyar dolarla Bahreyn, 10,5 milyar dolarla Lüksemburg, 7 milyar dolarla Fransa, 5,7 milyar dolarla Avusturya ve 3,2 milyar dolarla Belçika izledi.EN FAZLA AVRUPA'YAÖzel sektörün Avrupa ülkelerinden aldığı toplam borç 95,2 milyar olarak hesaplandı. Bunu 23,4 milyar dolarla Asya ülkeleri, 19,2 milyar dolarla Amerika kıtasındaki ülkeler, 103 milyon dolarla Afrika ülkeleri, 97 milyon dolarla Okyanusya ve kutup bölgeleri takip etti.Borcun alacaklıya göre dağılımına bakıldığında ise söz konusu borcun, 15,9 milyar doları hükümet kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası gibi kuruluşlardan sağlandı. 26,9 milyar doları tahvil alacaklılarından, geri kalan 122,2 milyar doları da özel alacaklılardan oluştu.Özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcunun alacaklı ülke dağılımı ve dolar bazında tutarı şöyleÜLKE-BORÇBirleşik Krallık 21.651.587.476Almanya 17.847.777.658ABD 17.026.263.852Hollanda 14.344.070.822Bahreyn 12.528.693.949Lüksemburg 10.505.841.950Fransa 7.016.852.800Avusturya 5.759.933.142Belçika 3.229.722.809Malta 3.114.954.176Posta
Reklam
Milli Karateci Serap Özçelik Dünya Şampiyonu Oldu
Dünya Karate Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil eden Milli karateci Serap Özçelik, rakiplerine karşı üstün bir performans sergileyerek altın madalyanın sahibi oldu.Almanya'nın Bremen kentinde düzenlenen 22. Dünya Karate Şampiyonası'nda Türk Milli Takımı önemli başarılara imza atarak, Türk bayrağını dalgalandırıyor.Kadınlar kumite kategorisinde 50 kilo dalında mücadele eden ve çıktığı karşılaşmalarda rakiplerini mağlup ederek finale yükselen Milli sporcu Özçelik, Almanya'yı temsil eden Türk kökenli sporcu Duygu Buğur ile karşılaştı.Müsabakayı 6-1 kazanan Serap Özçelik, altın madalya kazanarak kariyerinde ilk kez dünya şampiyonluğu yaşadı.GENÇLİK VE SPOR BAKANI KILIÇ, MİLLİ KARATECİ ÖZÇELİK'İ TEBRİK ETTİGençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, 22. Dünya Karate Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak dünya şampiyonluğu unvanını elde eden Milli karateci Serap Özçelik için tebrik mesajı yayımladı.Bakan Çağatay Kılıç'ın tebrik mesajı şöyle: 'Almanya'da düzenlenen 22. Dünya Karate Şampiyonası'nda mücadele ettiği müsabakalardan tarihi bir başarıya imza atarak ayrılan Serap Özçelik, Dünya Şampiyonu oldu. Hiç şüphesiz ki hepimize haklı bir onur ve ortak bir sevinç yaşatan Özçelik ile bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten tebrik ederim.'haberler.com
Reklam
Putin: Petroldeki Düşüşün Nedeni Manipülasyon
Rusya Devlet Başkanı Putin, petrol fiyatlarındaki düşüşte küresel yavaşlama ve siyasetin etkili olduğunu söyledi.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, petrol fiyatlarındaki düşüşün küresel yavaşlamadan ve siyasi manipülasyondan kaynaklandığını söyledi. Çin medyasına demeç veren Putin, petrol tüketiminin tüm ülkelerde gerileme göstermesinin önemli bir faktör olduğunu ancak petrolde her zaman siyasetin de belirleyici bir etken olarak bilindiğini ifade etti.Putin, siyasi manipülasyon yapanların hangi ülkeler olduğuna yönelik açıklamada bulunmadı. Öte yandan eski Sovyet lider Mihail Gorbaçov'dan Putin'e destek geldi. Rus Interfax Haber Ajansı’na konuşan Gorbaçov, 'Putin'in Rusya'nın çıkarlarını herkesten daha iyi korumakta olduğuna ikna oldum' diyerek, ABD yönetiminin Ukrayna meselesini Rusya ile uğraşmak için yeni bir bahane olarak kullandığını savundu.gazetevatan
Babacan'dan Doğalgaz ve Elektrik İçin Zam Açıklaması
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, doğalgaz ve elektriğe 2015 yazına kadar zam yapılmayacağını açıkladı.Babacan'dan enerji fiyatlarıyla ilgili önemli bir açıklama geldi.Bir televizyon kanalında konuşan Babacan, 2015 yazına kadar elektrik ve doğalgaz fiyatlarında zam olmayacağını söyledi.Babacan, 'Petrol fiyatlarının ve kurun biraz daha stabilize olmasını beklememiz gerekiyor. Petrol düştüğü için gelecek yıl belki de ilave bir ayarlamaya gerek kalmayacak. Petrol yeniden yükselirse o günün şartlarıyla yeniden değerlendiririz' dedi.Elektrik ve doğalgaza en son ekim ayında yüzde 9'luk zam yapılmıştı.CNN Türk
Murat Ülker'den Ersoy Dede'ye 'Efsane' Tweet
İş dünyasındaki başarıları ve soğukkanlı kişiliğiyle bilinen Murat Ülker, Twitter'da kendisini 'caps'lerle eleştiren Akit gazetesi yazarı Ersoy Dede'ye öyle bir yanıt verdi ki...Sosyal medya platformu Twitter, dün akşam Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker’in Yeni akit gazetesi yazarı Ersoy Dede’ye attığı bir mesajla adeta ‘çalkalandı’.Olay şöyle gelişti: Türkiye 'nin önde gelen gıda markalarından Ülker'i de bünyesinde barındıran Yıldız Holding’in, İngiliz bisküvi markası United Biscuits'i de bünyesine kattığı haberi bu hafta ekonomi gündeminin ilk sıralarında yer aldı. Bu satın almayla dünyanın üçüncü büyük bisküvi üreticisi konumuna yükselen Yıldız Holding’in patronu Murat Ülker doğal olarak pek çok tebrik aldı. Murat Ülker’i sosyal medya üzerinden tebrik edenler arasında, Boyner Holding’in patronu Cem boyner de vardı. Boyner, 3 Kasım günü Murat Ülker’e hitaben, “Bravo ÜLKER'e!! UNITED BISCUITS Süper hamleTebrikler..” mesajını paylaştı. Murat Ülker de bu mesaja teşekkür ederek karşılık verdi.Yeni Akit gazetesi yazarı Ersoy Dede ise bir gün sonra, bu mesajlaşmanın ve Murat Ülker’in Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün bir yazısını önerdiği daha önceki bir mesajının görüntülerini bir araya getirerek takipçilerine şöyle bir mesaj attı: “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim”.Cem Boyner, gezi parkı protestoları sırasında eylemcilere yönelik şiddeti eleştirmiş ve Berkin Elvan’ın cenaze töreninin yapılacağı gün mağazalarının olası ilkyardım ihtiyacı için açık olacağını belirtmişti ve bu nedenle sık sık hükümete yakın medya organlarının hedefi olmuştu. Yine Ertuğrul Özkök de hükümete yönelik eleştirel yazıları nedeniyle bu medya organları tarafından sıklıkla hedefe konuyordu. Yeni Akit yazarı Ersoy Dede de, Murat Ülker’in Cem Boyner ve Ertuğrul Özkök’le sosyal medya üzerindeki ilişkisini gündeme getirerek onunla ilgili bu mesajı attı.Ancak iş dünyasındaki başarıları, sanata olan katkıları ve soğukkanlı kişiliğiyle bilinen Murat Ülker, “twitter raconu” konusunda da iyi olduğunu gösteren bir yanıt vermekte gecikmedi.Murat Ülker, Ersoy Dede’nin mesajından kısa bir süre sonra “Arkadaşım nasılsınız?” yazılı bir tweet attı. Bu mesajı esas ilginç hale getiren ise sadece 6 ay önce Ersoy Dede’nin attığı bir başka twitter mesajının görüntüsünün eklenmiş olmasıydı.Ersoy Dede, 6 Mayıs 2014’te, Ülker’in patronu ile çektirdiği ve oldukça mutlu göründüğü bir fotoğrafı, “Murat Ülker ile selfie” yazarak takipçileriyle paylaşmıştı. Murat Ülker, “arkadaşları” nedeniyle kendisini eleştiren Ersoy Dede’ye bu iletisini, son tweetindeki 'arkadaş' eleştirisiyle birlikte hatırlatıyordu.Twitter kullanıcıları Murat Ülker’in bu ‘ince’ göndermesinin ardından konuya dahil oldu ve çok sayıda mesajla Murat Ülker’e destek verdi. Milliyet
Reklam