onedio
Bakan Mehmet Şimşek: 'Kura Müdahale Olacaksa, Merkez Bankamız Değerlendirir'
AK Parti Karabük İl Kadın Kolları 4. Olağan Kongresi'ne katılan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İç Güvenlik reformuna MHP ve CHP'nin neden karşı olduğunu anlayamadığını söyledi. Şimşek, Valilik ziyaretinde ise dolara müdahale etmeyeceklerini, bunun Merkez Bankasının görevi olduğunu söylediMaliye Bakanı Mehmet Şimşek, Karabük'te AK Parti Kadın Kolları Kongresi'ne katıldı. Burada İç Güvenlik Paketi'nden bahseden Bakan Şimşek, insanların gösteri yapma hakkı ve özgürlüğü olduğunu ifade etti. Şimşek, 'Tabii ki insanlarımızın gösteri yapma hakkı var. Kendilerini ifade edecekler. Ama hiç kimsenin kamunun veya vatandaşın malına ve canına kastetme hakkı yoktur. Başkasının işyerini yakma, şehirlerimizi savaş alanına döndürme hakkı yok. Molotof kokteylleriyle otobüsleri yakmaya hakkı olabilir mi?' diye konuştu.Pakete HDP’nin karşı olmasını anladıklarını ifade eden Şimşek şöyle devam etti: 'HDP'yi bir noktaya kadar anlarsınız. Onlar bugüne kadar şiddeti arkasına alarak devam etti. MHP bu kuyruğa nasıl takılıyor? Hangi mantıkla iç güvenlik reformuna karşı çıkıyor? CHP hangi mantıkla bu tür olayları ve tedbirleri engellemeye karşı çıkar? İşte burada renkler ortaya çıkıyor. Çünkü onlar Türkiye istikrarsızlaşsın biz de ondan nemalanalım. İktidar zayıflasın.. böyle bir mantık olabilir mi?'Kongreden sonra Karabük Valisi Orhan Alimoğlu‘nu ziyaret eden Bakan Şimşek, bir gazetecinin 'dolardaki yükselişle ilgili bir müdahale söz konusu olacak mı?' sorusu üzerine, 'Günübirlik piyasa hareketleri üzerine yorum yapmıyorum. Kurla ilgili bir müdahale söz konusu olacaksa onu Merkez Bankamız değerlendirir. Dolayısıyla olaya o çerçevede bakmak lazım.' cevabını verdi.Cihan
Cumhurbaşkanı Erdoğan Yurda Döndü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Latin Amerika ülkelerini kapsayan ziyaretini tamamlayarak yurda döndü. Uçağın Meksika dönüşü Houston kentine inerek yakıt ikmali yaptığı öğrenildi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Latin Amerika ülkelerini kapsayan ziyaretini tamamlayarak yurda döndü.Erdoğan ve beraberindeki heyeti taşıyan özel uçak 'TUR', saat 22.10'da İstanbul Atatürk Havalimanı'na indi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Devlet Konukevi'nde İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve öteki ilgililer karşıladı. Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de yurda döndü.Bu arada, Erdoğan'ın uçağının Meksika dönüşü ABD'nin Houston kentine inerek yakıt ikmali yaptığı öğrenildi. Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç'ın da görev yaptığı ülkeye geldiği için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı karşılamaya gittiği ve buradan ayrılana kadar kendisine refakat ettiği belirtildi. 'Dünya sadece batıdan ibaret değil'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler'deki, özellikle de Güvenlik Konseyi'ndeki güç dengesinin çarpıklığına işaret ederek, 'Dünyanın sadece Batı'dan ibaret olmadığını, doğusu, kuzeyi, güneyiyle çok merkezli bir yapı olduğunu artık herkesin kabul etmesi gerekir' ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından değerlendirmelerde bulundu.Birleşmiş Milletler'deki, bilhassa da Güvenlik Konseyi’ndeki güç dengesinin çarpıklığını her fırsatta ve her platformda ifade ettiklerini belirten Erdoğan, 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek bu gerçeği tüm dünyayla paylaşmaya çalıştıklarını bildirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:'Sosyal ve ekonomik buhranları önlemede yetersiz kalan bir uluslararası sistemin meşruiyeti, eninde sonunda tartışılmaya başlanacaktı. Uluslararası kuruluşların sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturası, dünyanın pek çok yerinde masum insanlarca ödeniyor. Dünyanın sadece Batı'dan ibaret olmadığını, doğusu, kuzeyi, güneyiyle çok merkezli bir yapı olduğunu artık herkesin kabul etmesi gerekir.'Muhabir: Kenan IrtakAA
HTC 2014 Dördüncü Çeyrekte Kârını Yüzde 12 Artırdı
Mobil inovasyon ve tasarımda dünya lideri HTC, amiral gemisi HTC One (M8) modeline verilen çok sayıda “En İyi Akıllı Telefon” ödüllerinin de işaret ettiği gibi tüm dünyada tüketicilerin gösterdiği yoğun ilginin yanı sıra, mobil yaşam tarzını geliştiren HTC RE kamera gibi yenilikçi ürünler her pazarda markanın kârlılığına katkıda bulundu.Mobil inovasyon ve tasarımda dünya lideri HTC Corporation (TWSE: 2498) 31 Aralık 2014 tarihinde sona eren 2014’ün konsolide dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. Açıklamaya göre HTC,’nin dördüncü çeyrek geliri 47.9 milyar Tayvan doları, vergi sonrası çeyrek kârı 0.5 milyar Tayvan doları veya hisse başına 0,57 Tayvan doları, faaliyet kârı ise %20.4 brüt marj ve %0.4 oranlarında gerçekleşti.Karlılığını 2014’ün son çeyreğinde de sürdüren HTC gelirini bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 artırdı. Marjlar son derece rekabetçi ortamı yansıtsa da, HTC’nin akıllı telefon marka aileleri kilit pazarlardaki payını konsolide etmeyi sürdürdü.HTC CEO’su Peter Chou, “Yılı ardı ardına üç çeyrek boyunca karlılık ile kapatan HTC, portföyümüzün son derece hedefe odaklı olmasını ve mesajımızın net şekilde iletilmesini sağlayarak önümüzdeki yılda sağlam bir platform oluşturmak için gayet iyi bir konumda bulunuyor” dedi.Chou, “Bölgelerin içinde kişiye özel ürün teknolojilerini makul fiyatlardan sunma yeteneğimiz yükselen satış performansımızda kilit bir rol oynarken bu da HTC’nin her pazarın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamasına imkan verdiğini” söyledi.HTC çeşitlilikle mobil yaşam tarzını geliştirdiHTC, mobil yaşam tarzını genişletmek ve tüketiciye erişimini artırmak amacıyla dördüncü çeyrekte bir çeşitlendirme stratejisini hayata geçirdi. Kuruluş, yeni ürün kategorilerini kolaylaştırmayı hedefleyen birçok stratejik ortaklığa girdi; Ocak ayının başında Las Vegas’taki CES fuarında duyurulan Under Armour işbirliği, her düzeyden sporcuyu cezbedecek sağlık ve form ile ilişkili bir cihaz yelpazesini pazara getirecek.Dördüncü çeyrekte piyasaya sürülen HTC RE kamera ise yaşam tarzı ve tüketici medyasından ciddi övgü topladı; bu dikkat çekici küçük kamera yaşam tarzı fotoğrafçılığını yeniden tanımlayarak insanların vizörün arkasından çıkmasını ve anı yakalamasını mümkün kılıyor.En iyi akıllı telefon ödülleri HTC’yeHTC ürünlerinin cazibesinin ana teknoloji ve cihaz medya segmentlerinin ötesine geçmesinden ötürü, dördüncü çeyrekte alınan ödüller de çok sayıda medya tipine yayılıyor. HTC One (M8) aralarında Business Insider’dan ‘Satın Alabileceğiniz En İyi Android Telefon’, PC World’den ‘En İyi Çok Yönlü Akıllı Telefon’, TechCentral’dan ‘2014’ün En İyi Akıllı Telefonu’ ve T3 ve Kuzey Amerika’da yayınlanan bir yaşam tarzı dergisi olan Travel and Leisure’dan ‘Yılın Telefonu”nun da bulunduğu çok sayıda ödülü topladı.Cihaz aynı zamanda, diğerlerinin yanı sıra Çin’de Tencent, Efashion ve New Press Daily’den de sayısız ödül topladı. Ayrıca, yenilikçi DotView kılıf da, CES İnovasyon Ödülleri’nde “Kablosuz Telefon Aksesuarları Onur Sahibi” olarak adlandırılırken RE kamera ise Spark Ödülleri’nde Tasarım dalında Altın madalya sahibi oldu.2015’in ilk çeyrek görünümüHTC, 2015’in ilk çeyreği için gelirlerin 41.5 milyar ila 45 milyar Tayvan doları arasında gerçekleşmesini öngörüyor. Brüt kar marjının %19.5 ila %20 arasında gerçekleşmesini, hisse başına kâr payının ise 0.08 ila 0.47 Tayvan doları arasında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.TechnoLogic
Bülent Arınç: 'Müzakerelerin Yeniden Başlayacağından Umutluyum'
Arınç, 'Kıbrıs’ta müzakerelerin yeniden başlayacağından umutluyum. KKTC ve Türkiye hep bir adım önde olma ilkesi ile hareket ediyor' dedi.LEFKOŞA / LEFKEBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kıbrıs’ta müzakerelerin yeniden başlayacağından umutlu olduğunu belirterek, KKTC ve Türkiye’nin hep bir adım önde olma ilkesi ile hareket ettiğini söyledi.KKTC'de temaslarını sürdüren Arınç, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) HD kanalının yayına başlaması vesilesiyle programa katılarak, ziyaretini ve gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Arınç, BRTK’nın son teknoloji HD teknolojisine kavuşmasından mutluluk duyduklarına, TRT’nin katkısıyla bu teknolojinin hayata geçirilmesinden memnun olduklarına değinerek, TRT’ye de katkısından dolayı teşekkür etti.Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkileri değerlendiren Arınç, Barış Harekatı’ndan sonra Kıbrıslı Türklere haksız ambargo ve izolasyonlar uygulandığını, Türkiye’nin anlaşmalardan doğan hakkını kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini kaydetti.'Her türlü yardım ve işbirliğine hazırız'Türk tarafının BM’nin yürüttüğü müzakerelerde hep yapıcı olduğunu, masadan kalkmadığını söyleyen Arınç, karşı tarafın her seferinde bir bahane bularak masadan kalktığını, yine bu durumla karşı karşıya kalındığını belirtti. KKTC halkının yaşam kalitesinin artması, kalkınması, huzuru ve refahının yüksek olmasının amaçları arasında olduğunu vurgulayan Arınç, bunun sağlanması adına her türlü yardım ve işbirliğine hazır olduklarını ifade etti.Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ekonomik ve mali protokol ile ilgili yılda iki kez gözden geçirme yapıldığını anlatan Arınç, dün teknik heyetlerin yaptığı çalışmaları izlediğini, kapanış oturumuna katıldığını kaydetti.'Bazı konularda henüz gelişme az olmakla birlikte, bazı konularda ilerleme kaydedilmiştir' diyen Arınç, 'Bazı konularda da hükümet, siyasi irade olarak bunları gerçekleştireceğini bizlere açıkça ifade ediyor' diye konuştu.Ercan Havaalanının özelleştirilmesinin yap işlet devret metodu ile sağlandığını, Türkiye’nin bu yöntem sayesinde kalkındığını belirten Bülent Arınç, bu metodun başka sektörlerde de uygulanabileceğini belirtti.Turizmin KKTC için önemli sektörlerden biri olduğuna işaret eden Arınç, sektör temsilcileri ile yaptığı toplantıda sorunlar ve çözümler üzerinde konuştuklarını, alınabilecek tedbirleri görüştüklerini dile getirdi.“Su projesi dünyaya örnek olacak”Türkiye’den KKTC’ye su getirilmesi projesine de değinen Arınç, dünya için örnek teşkil edecek bu önemli projenin sona ulaşmakta olduğunu vurguladı.Suyun Kıbrıs’taki dağılımının iyi yapılması gerektiğini, kayıp ve kaçak olmadan hükümetin, belediyelerin, halkın menfaatlerinin korunması gerektiğini belirten Arınç, şunları söyledi:“Bunu sağlayabilecek bir Su Yönetim Projesi üzerinde esasen hükümetler arasında imzaladığımız sözleşmede hükümler var. Buna uygun bir kanun taslağı üzerinde KKTC ile birlikte çalışıyoruz. Bu taslak da netleşmek üzere. Kanun çıktığı takdirde su dağıtımının da işletme hakkının bilinçli yapıldığı, kayıp kaçağın sıfırlandığı bir sistem içinde gerçekleşmesi gerekiyor. Bu konuda olumlu adımlar sona doğru geldi. Hazırlanan kanun taslağı Kuzey Kıbrıs’ın kendi kanun taslağı olarak gelecektir. Sözleşme imzalanırken bir taraftan da Meclis’te bu konu görüşülecektir. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ve Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hakan Dinçyürek’in bu konuda güçlü iradesi vardır.”Suyun Kıbrıs’ta stratejik bir konu olduğunu vurgulayan Arınç, Güney Kıbrıs’ın da su ihtiyacı olduğunu bildiklerini, müzakereler iyi giderse ve talep olursa Güney Kıbrıs’ın da bu sudan istifade etmesinin sağlanabileceğini kaydetti.'Müzakereler konusunda umutluyum'Arınç, Kıbrıs’ta müzakerelerin yeniden başlayacağı konusunda umutlu olduklarını da söyleyerek, KKTC ve Türkiye’nin hep bir adım önde olma ilkesi ile hareket ettiğini belirtti.Yunanistan’daki yeni göreve gelen hükümeti değerlendiren Arınç, “Hangi hükümet gelirse gelsin isteğimiz, ilişki ve işbirliğinin olumlu devam etmesidir. Yunanistan halkının tercihine saygı duyarız, iyi ilişkiler kurmak isteriz” diye konuştu.Arınç, KKTC’de 19 Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini de değerlendirerek, seçimleri yakından takip edeceklerini, sonuçların ne anlama geleceğini inceleyeceklerini söyledi.Yetkinin seçmende olduğunu, herhangi bir etkide veya bir aday lehine davranışta bulunmanın mümkün olmadığını dile getiren Arınç, Türkiye hükümetinin adaylardan birinin lehine davranışta bulunmasının doğru olmayacağını, seçmeni etkileyecek dış tesirlerden mümkün oldukça uzak kalacaklarını sözlerine ekledi.Arınç, turizm ve eğitimin KKTC ekonomisi için önemli olduğunu belirterek, 'KKTC hükümetinin dünyadaki ekonomik sorunlara karşı turizm sektörünü korumak için önlemler aldığını gözlemliyorum' dedi.KKTC'de temaslarını sürdüren Arınç, Kıbrıs Türk basını temsilcileriyle Merit Royal Otel'de bir araya geldi. Yeni hükümet döneminde Kıbrıs’la ilişkilendirilerek, Kıbrıs işlerinden de sorumlu bakan olduğunu anımsatan Arınç, KKTC’ye en son 15 Kasım’da geldiğini, yeni görevi sebebiyle KKTC’ye daha sık geleceğini ve KKTC’yle daha yakından ilgileneceğini ifade etti.Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik programın gözden geçirme çalışmalarının teknik heyet tarafından yapıldığını ifade eden Arınç, ziyaretinin esas amacının ise teknik heyetlerin kapanış oturumuna katılmak istemesi olduğunu anlattı.Bülent Arınç, ziyaretleri çerçevesinde Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, bazı bakanlar ve heyetlerle kapanış oturumunda bir araya gelerek, yaklaşık 2 saat süren toplantıda son çalışmayı gözden geçirdiklerini söyledi.Arınç, özellikle turizmle ilgili iki meslek kuruluşu temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldiğini belirterek, akşamki buluşmada, son gelişmeler üzerine sektörde alınması gereken tedbirleri konuştuklarını anlattı.Siyasetin içinde olduğu her dönemde basınla buluşmak, görüşüp tanışmak, basının taleplerini dinleyip öğrenmek istediğini belirten Bülent Arınç, bunu Türkiye’de de yaptığını, bu ziyaretinde de bunu gerçekleştirmek istediğini vurguladı.Arınç daha sonra Türkiye Yardım Heyeti katkılarıyla tamamlanan Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Sağlık Fakültesi ikinci etap binası ile dördüncü yurt binasının açılışına katıldı.Açılış törenine Arınç ve beraberindeki heyetin yanı sıra KKTC Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş, Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hakan Dinçyürek, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça ile bazı milletvekilleri de katıldı.Bülent Arınç, burada yaptığı konuşmada, LAÜ'deki törene katılmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, bu gibi yatırımların KKTC için önemli olduğunu söyledi. Lefke’ye ilk kez geldiğini ve bölgeyi çok güzel bulduğunu dile getiren Arınç, KKTC nüfusunun dörtte birinin öğrencilerden oluştuğunu ve ülkede çok sayıda üniversite bulunduğunu, bunların olumlu gelişmeler olduğunu kaydetti.'Turizm ve eğitimin KKTC ekonomisi için önemli'Turizm ve eğitimin KKTC ekonomisi için önemine değinen Arınç, KKTC hükümetinin dünyadaki ekonomik sorunlara karşı turizm sektörünü korumak için önlemler aldığını gözlemlediğini ifade etti.Arınç, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak göreve geldiklerinde Türkiye’de her ilde bir üniversite kurma hedefi koyduklarını ve buna ulaştıklarını anlatarak, Türkiye'deki eğitim sisteminde yapılan değişikliklerden bahsetti.Eskiden Türkiye’den KKTC’ye gelerek üniversite eğimi alan öğrencilerin 'Türkiye'deki üniversitelere giremeyen kişiler olduğu ve iş bulmalarının zor olacağı' gibi yanlış bir düşüncenin hakim olduğunu anlatan Arınç, KKTC'den mezun olan pek çok kişinin Türkiye'de iyi pozisyonlarda işe girdiğini sözlerine ekledi.Konuşmaların ardından Arınç, LAÜ Sağlık Fakültesi ikinci etap binası açılış kurdelesini Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile kesti.Muhabir: Murat DemirciAA
Bakan Güllüce: 'Cillop Gibi İmar Kanunu Yapıyoruz'
ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Bursa’da bu yıl ikincisi düzenlenen İnşaat Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, 'Cillop gibi, eksiği olmayan, gediği olmayan bir imar kanunu üzerinde çalışıyoruz' dedi. Geçtiğimiz günlerde Ankara'da açılışı yapılan dünyanın 5’inci büyük laboratuvarından duyduğu gururu da anlatan Güllüce, ''Mesela 'Dünyanın en büyük havaalanı yapıyoruz’ dediğimde kendimi Viyana kapılarında akıncı beyi gibi hissediyorum. Müthiş bir şey bu' ifadelerini kullandı.Uludağ Üniversitesi (UÜ) tarafından Prof. Dr. Mete Cengiz Salonu’nda düzenlenen 2’nci Bursa İnşaat Zirvesi’ne katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, otopark yönetmeliği ile ilgili çok çalışma yapıldığını hatırlattı ve imar kanunu ile ilgili ciddi bir çalışma yapıldığını söyledi. Güllüce, 'Cillop gibi, eksiği olmayan, gediği olmayan bir imar kanunu üzerinde çalışıyoruz. Otopark ile ilgili Türkiye sıkıntılı. Bununla ilgili bir yönetmelik düşünüyoruz. Çevre ile ilgili, genel değerlerimiz olduğunu, kültürümüzde olduğunu, dünyada 1972’lerde fark edilmişken, biz binlerce yıllık ahlakımızla bizde olan bir şeydir' dedi.Türkiye’de alın teriyle uğraşan mühendise, mimara, verilen paranın havaya gittiği şeklinde bir anlayış hakim olduğunu ifade eden Güllüce, 'Yerli müşavirliği güçlendirme konusunda benim bir çabam var. Bizim yerli müşavirlikler oluşturmamız nasıl olacak? Dünyada diğer yaptığımız işlerin de Türkiye’deki işlerin de müşavirliği konusunda kafa kafaya verip bu eksiğimizi giderelim' dedi.YEREL MİMARİYE ELEŞTİRİYerel mimari konusunda Türkiye’nin iyi olmadığını belirten Güllüce, 'Üniversitelerimize iş düşüyor. Geçtiğimizi hafta Peru’ya gittim. Latin Amerika ülkelerinde müthiş bir konut açığı var. Bizim 1930’lu yıllarımızı yaşıyorlar. Müteahhitlerimizin oralara gitmesi lazım. Afrika öyle. Her büyükelçiye ben Tapu Kadastro’yu anlatırım. Bizim tapu kadastro mühendislerimizin çok iyi olduğunu söylerim ve size yardımcı olabiliriz diyorum. Biz şu an dünyanın en ileri teknoloji ile haritalar yapıyoruz. 5-6 santim hatayla tüm Türkiye’nin kadastrosunu bitireceğiz inşallah. Bunun dışarıya açılmasını istiyorum' diye konuştu.'KENDİMİ VİYANA KAPILARINDA AKINCI BEYİ GİBİ HİSSEDİYORUM'Geçtiğimiz günlerde Ankara’da açılışı yapılan Dioksin/ Furan Analiz Laboratuvarı’nın dünyada 5’inci büyük laboratuvar olduğunu söyleyen Güllüce, 'Geçenlerde bir laboratuvar açılışı yapıyoruz, mühendis arkadaşlarımız 'Bundan dünyada 5 tane var' dedi. Ben müthiş gurur duydum. Mesela 'Dünyanın en büyük havaalanı yapıyoruz’ dediğimde kendimi Viyana kapılarında akıncı beyi gibi hissediyorum. Müthiş bir şey bu' dedi.'TÜRKİYE’DE KONUT FAZLASI OLMAZ'Türkiye’de konut fazlası olduğu iddialarının doğru olmadığını belirten Güllüce, 'Konut fazlası diyorlar ama doğru değil. Türkiye’de konut fazlası olmaz, pazarlama problemi olabilir. İkisi aynı şey değil. Eski çekirdek aile yapısından şimdi modern aile yapısına geçtik. Evlendiği gün yeni bir eve gidiyor. Nüfusu genç bir ülkeyiz. Bunun nasıl karşılanacağını aslında düşünmemiz lazım. Deprem kuşağı üstündeyiz. Binalarımızın çok önemli bir kısmı, 6,5 milyon diyorlar, bence daha fazla, analiz yaptırıyoruz, 81 ile gideceğiz. Böyle bir ülkede konut fazlası nasıl olur. Böylesine riskli yapısı da olan bir ülkede'dedi.''PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRDÜM''Kentsel dönüşüm çalışmalarının ’rantsal dönüşüm’ diye sunulduğunu vurgulayan Güllüce, '1999 depreminde belediye başkanıydım. Kaç yüz ceset çıkarttım, kaç bina yıktım. Psikolojik tedavi gördüm. Deprem deyince 6 harf söylüyorsunuz, o kadar değil o. Türkiye deprem kuşağında mı, evet. İnşaat malzemelerimizin kahir ekseriyeti kalitesiz mi evet. Rant nerde burada oldu şimdi. Yok kardeşim ne alakası var, deprem yok, binalar sağlam, inşaat malzemeleri çok iyi, mühendislikler iyi diyorsan, o zaman nereden çıktı kentsel dönüşüm diyorsan, o zaman benim söyleyecek bir şeyim yok. Gençler internete girin görün, o binaların nasıl göçtüğünü, karton kağıt gibi katlandığını görün. Zemin katta 15-15 kolon iki demir var. Üst katta kolon 20’ye 20, demir sayısı 4. Ekonomi biraz iyileşmiş. En üst katta olması gereken sayıda kolon ve olması gereken sayıda demir. En altta hiç demir yok ama en üstte parası olanca var. Ama göç nedeniyle bir anda yapılaşma nedeniyle bu oldu. Niye yapmışlar diye yargılamak için söylemiyorum. O bina ayakta durur mu, durmaz. Bu rantsal dönüşüm ile ilgili herkesin doğru cümleler kullanması lazım' diye konuştu.'İSTANBUL’DAKİ BİNALARI 2 KATA İNDİRMELİYMİŞİM'Bir mimarın, İstanbul’da binaların 2 kata indirilmesi gerektiği yönünde fikir söylediğini kaydeden Güllüce, 'İstanbul'da iki kata indirilmeli binalar diyor bir mimar. Bütün binaları yıkıp, iyi bir bakansam 2 kata indirmem lazımmış. Bu bir temenni ise romansa sıkıntı yok. Kız kulesinin yanına oturup roman yazarsınız' dedi.Toplantıya, Vali Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, UÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek, ilçe belediye başkanları, sektör temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.Bakan Güllüce daha sonra merkez Nilüfer İlçesi’nde yapımı tamamlanan Merve Camii’nin açılış törenine katıldı.Edip TEKİN- Faruk KAHRAMAN/ BURSA (DHA)
Türkiye'de Düzenlenen 30 Film Festivali
14. yılında İF İstanbul Bağımsız Filmler Festivali yaklaşırken, Türkiye'de düzenli olarak gerçekleşen film festivallerinin bir derlemesini bir kenarda tutmak var. Festivallerin tarihlerinden de belli oluyor ki sinemaseverler için sonbaharın özel bir yeri var.
Reklam
Duygun Yarsuvat: "E-Bilet, Kişinin Özel Hayatına Tecavüzdür"
Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.Galatasaray Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, kulübün televizyon kanalında katıldığı programda Passolig sistemini ağır bir dille eleştirirken, futbol takımının durumuyla ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.Sözlerine spor hukukuyla ilgili görüşlerini paylaşarak başlayan Yarsuvat, 'Atatürk reformlarının en önemlisi hukuk alanında yapılan reformlardır. Yabancı kanunların çoğu yabancı dillerden çevirilip bizde de uygulanmaya başlanmıştır. Ancak o dönem spor hukukuna ihtiyaç yoktu. Bu Belçika'nın oynadığı bir maçta ortaya çıkmış bir durumdan kaynaklanmıştır. Avrupa Konseyi bunu ele alıp spor kanunlarını çıkartmıştır. Bu konseye üye olan her ülke bu kanunu uygulamak zorundadır.' dedi.Türkiye'de spor hukukuyla ilgili birtakım sorunlar olduğuna değinen Yarsuvat, şöyle devam etti: 'Ama bu her ülkede var. UEFA'da da FIFA'da da bu sorunlar var. İnsan olan her yerde hata olur. Önemli olan sorunu tespit etmek. Sonra çaresi bulunur. Spor hukuku diğer hukuk dallarından farklı olarak disiplin hukukudur. Bu bir grup derneğin bir araya gelmesinden oluşturulmuş bir hukuktur. Siyasetten uzak olarak tasarlanmıştır. Ceza hukukun dışındadır. Bu didipline aykırı hareket edenler disiplin cezaları ile cezalandırılırlar. Bunlar genelde para cezası, kapatma veya belli bir hizmeti yapmaktan yasaklanma olarak uygulanır.''FUTBOL KÜLTÜRÜNÜ EĞLENCE OLARAK GÖRMEMİZ LAZIM'Yarsuvat, futbolla ilgili İngiltere örneğini gösterirken, 'İngiltere'de her takımın taraftarı var. Hangi ligde olduklarının önemi bile yok. Tribünler hep dolu. Bu bir görgü meselesidir. Türkiye'de ilk kez futbol 1905'lerde 1907'lerde başlamıştır. Biz bu kültürü eğlence olarak görmemiz lazım. Savaş kültürü olarak görmemeliyiz. Toplumun değerleri üzerinde gelişme olursa spor hukukunu uygulamak kolaylaşır.' diye konuştu.'6222'DE ŞİKEYE YER VERİLDİ AMA...'Yarsuvat, 6222 sayılı kanunla ilgili görüşlerini ise şöyle anlattı: '6222 sayılı kanunun amacı statlardaki şiddeti önlemektir. Bu kanundan 3149 sayılı bir kanun daha vardı. O kanun 1995 senesinde çıkartılmıştı. Ama bir yaptırımı yoktu. O Avrupa konseyinin verdiği direktifler üzerine düzenlenmişti. Bu kanunda şike olayı yer almıyordu. 6222 sayılı kanunda şikeye yer verildi. Ama biraz ileriye gidildi. Spor hukukuna uygun olmadı. Disiplin yerine cezai yaptırımlar içerdi. 2011 yılında bu kanun yapıldı ve yürürlüğe girdi. Yapılan hatalar anlaşıldı. Ekim veya Aralık ayında bu hükümler yumuşatıldı. Cezayı arttırarak suçları öneleyemezsiniz. Bu nedenle bu kanunun yapımı hatalıydı. Şimdi bu kanun şekil değiştirdi ve bu şekilde uygulanmak istenmekte.'PASSOLIG ELEŞTİRİSİ6222 sayılı kanunda Passolig sisteminden söz edilmediğine değinerek sistemin aykırılıklarına da değinen Yarsuvat, ''6222 sayılı kanunda Passolig'den söz edilmiyor. E-Bilet'ten söz ediliyor. Bunun amacı statlarda olay çıkartan kişilerin tespit edilerek cezalandırılmasını sağlamak. Ama daha sonra E-bilet şekil değiştirdi. Başka bir ismi aldı. Bunun hatası şurda. Passolig amaca uygun değildir. Kişinin özel hayatına bir tecavüzdür. Tüm kimliğiniz burada yayınlanıyor. Bu kişisel verilerin korunmasına karşı. Biz de henüz kişisel verilerin korunmasına karşın bir kanun yok. Biz de bu kanun hala tasarı halinde.' şeklinde konuştu.'PASSOLIG SİSTEMİ İNSAN HAKLARINA AYKIRI'Passolig düzenlemesiyle statlardaki seyirci oranının da azaldığını sözlerine ekleyen Yarsuvat, 'Bu Passolig sistemi insan haklarına aykırıdır. Bunun sonucu olarak bütün statlarda seyirci azaldı. Lig maçlarında mutlaka passolig aranıyor. Ama kupa maçlarında böyle bir şey yok. Basketbol maçlarında da istenmiyor. Ama kanunda spor müsabakaları olarak nitelendirilmiş durumda. Burada demek ki bir yanlışlık var. Az seyirci olduğu zaman zaten herkes herkesin yerinde oturuyor. Dün akşamki maçta 7 bin kişi varmış. Kimse de kendi yerinde oturmadı. Amaca uyumlu olmadı.' ifadelerini kullandı.''SEVGİ EKSİKTİ, BİZ O SEVGİYİ VERDİK'Yarsuvat göreve geldiklerinden itibaren tüm spor dallarında başarı yakaladıklarını kaydederken, şöyle konuştu: 'Biz göreve geldikten sonra tüm spor dallarında Galatasaray başarılı. Biraz sevgi eksikti. Biz oyuncularımıza o sevgiyi verdik. Radikal bir değişiklik yapıp bir tek kelime Türkçe veya İngilizce bilmeyen bir İtalyanla çalışıyorduk. Önceleri Prandelli'nin kalmasını istedik. Ama bu ısrarımıza cevap alamadık. Başarısız olduğunu gördük. Hamza hoca ile anlaşınca işler yoluna girdi. Oyuncularımız artık yaptıkları işi seviyor angarya olarak görmüyor. Ve artık dördüncü yıldız gibi bir hedefleri var. Abdürrahim Albayrak eleştiriliyor ama o oyuncularda olan sevgi eksikliğini kapatıyor. Günün 24 saatinin 16 saatini onlarla beraber geçiriyor.''BİZİMLE DÖRT ÇEKER DİYE DALGA GEÇİYORLARDI'Cesare Prandelli ile yolların ayrılması sürecine de değinen Yarsuvat, 'Prandelli'yi başarısız olduğu için yolladık. Bizimle dört çeker diye dalga geçiyorlardı. gelenden geçenden dört yiyorduk. Prandelli de Avrupa bizim için önemli değil diyerek Galatasaray kültürüne ters düşüyordu.' derken, yakaladıkları başarının önemli faktörlerinden birisi olarak da Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak'ın kendi işlerini bırakıp kulüp için çalışmaya başlamalarını gösterdi.'ŞAMPİYONLUK ŞANSIMIZ YÜZDE 34'Ligde şampiyonluk için üç aday olduğunu belirten Yarsuvat, Gönlüm başkan olarak dördüncü yıldızı takmak yolunda. Ama akılcı olmak zorundayım. Bence üç takımın da şansı var. Şanlar yüzde 33 yüzde 33 yüzde 34. Biz yüzde 34 şansa sahibiz. At yarışındaki gibi boyun farkı ile yarışı bizim önde tamamlayacağımızı düşünüyorum.' diye konuştu.NEDEN TRANSFER YAPILMADI?Yarsuvat, ara transfer döneminde takviye yapılmamasıyla ilgili gelen soruya da şu yanıtı verdi: 'Ocak ayında diğer takımlar verim alamadıkları oyuncuları ellerinden çıkartmak ister. Biz 2014'ün Ocak ayında 9 oyuncu almışız. Sadece Telles oynuor. Diğerleri yok. Demek ki Ocak ayında bir transferin yapılması çok yanlış. Zaten bir oyuncunun takıma alışması iki ay sürüyor. 35 gün için futbolcu transfer etmeye karşıyız. Ayrıca sizin oyuncularınız yapılan her transferden rahatsız olabilir. Bu anlamsız bir şekilde para harcamaktır. Bunu da gördük.''SNEIJDER GİTMEK İSTESEYDİ...'Ara transfer döneminde Wesley Sneijder'ın satılacağına ilişkin haberler çıkmasına da değinen Yarsuvat, şöyle devam etti: 'Sneijder'in satılmasını Galatasaray'ı sevmeyen gazeteciler yazıyor. Bir ordu Garalatasaray'ı sevmeyen... Sneijder'in gitmesi için bizim onun ücretini ödememiz gerekiyor. Ama biz kuruşu kuruşuna ödedik. Sneijder gitmek istemiyor. Gitmek isteseydi Mourinho ile beraber geçen sezon Chelsea'ye giderdi. Nitekim Drogba gitti. Sneijder çok güçlü bir oyuncu tekniği çok yüksek. Birçok maçı da almıştır. O bizim en değerli oyuncumuz. Bizim oyuncularımızın hepsi değerli ama Muslera, Bruma ve Sneijder çok değerli. Onların hiçbirini yollamam. Türk oyuncularımı da yollamam. Çünkü bu takım, takım olmayı başardı. Bunda Hamza Hamzaoğlu'nun da payı var.''MALİ TABLO KÖTÜ GÖZÜKEBİLİR AMA...'Yarsuvat, kulübün mali durumuyla ilgili yaptığı genel değerlendirmede ise şu ifadeleri kullandı: 'Galatasaray'ın mali tablosu kötü gözükebilir. Yalnız Galatasaray'ın bir markası var. Bir Galatasaray sevgisi var. Bu gemi yürür. Kimse buna mani olamaz. Tabii bazı kötü niyetliler Galatasaray üzerinde hep yatırım yapıyorlar. Bizim amacımız neydi? Niye ben 210 günlük aday oldum. Bunu yıkmak için. Mayısta beş altı aday çıkabilir. İşlerin yürüdüğü herkese gösterdik. Demek ki şartlar olgunlaşırsa herkes başkan olabilir. Hele hele dördüncü yılıza giden bir takımda herkes başkan olmak isteyecektir. Memnun olmadığım tek şey Galatasaray için bir şey yapmak istediğimde kabul edilmiyor.''BAZILARI KULÜBÜ SİYASI VE TİCARİ AMAÇLAR İÇİN KULLANMAK İSTİYOR'Son günlerde çıkan kulübün altın hisselerinin satılacağına dair çıkan söylentilere de yanıt veren Yarsuvat, 'Galatasaray'ın hisselerinin yüzde 13'ünü daha halka arz etmek istedik. Ama altın hisseleri satacağımıza dair yalanlar ortaya attılar. Bazıları Galatasaray'ı siyasi ve ticari amaçları için kullanmak istiyorlar. Buna izin vermeyiz. 25 Şubat'ta SPK tarafındna verilen yasak kalkıyor. Geçmişte yapılan işlerde bir takım mühendislik oyunları yapılmış. Bu da SPK'yı çok kızdırmış. Ama 25'inden sonra herşeyi yapabileceğimizi söylediler. Biz bu hisseleri üyelerimize satmak istiyoruz. Onlardan bağış istemiyoruz. Onlara hisse senedi teklif ediyoruz. Böylece gelip mali kurullarda Galatasaray için söz hakları olur. Ben onların ne kadar Galatasaraylı olduklarını ölçeceğim. Biz bu hisseleri kapı kapı dolaşarak satacağız. Burada başarılı olursak bir sermayemiz olacak.' diye konuştu.Goal
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: 'HDP'nin Parlamentoda Bulunması Faydalı Olur'
Kurtulmuş, bir televizyon programının canlı yayınına katılarak, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.HDP'nin seçimlere parti veya bağımsız adaylar üzerinden girmesi konusunun HDP'nin kurumsal yapısı içinde vereceği bir karar olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:'Şahsen önümüzdeki parlamentoda HDP'nin olmasının hem çözüm sürecinin daha kolay yürümesi bakımından faydalı olacağı kanaatindeyim hem de HDP'nin bir kısmını temsil ettiği Kürt siyasal hareketinin geleceği bakımından da olumlu olacağı kanaatindeyim. HDP'nin barajı geçmesinin bir koşulu var; terörle silahla barutla molotofkokteyli ile maskeyle arasına mesafe koyacak. Çünkü oyu ben vermeyeceğim. Oyu HDP'nin yöneticileri de tek başına vermeyecek, HDP'ye oy veren kitle verecek. Kitle böyle düşünüyor. Kitle diyor ki 'artık bu ölümler, silahlar, barutlar, kan kokuları geride kalsın' diyor.'ÇÖZÜM SÜRECİHDP'nin seçimlerde barajı geçebilmesi için iki temel unsurun bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:'Silahla barutla arasına mesafe koyacak, silahları toprağa gömecek, zihin olarak toprağa gömecek. İkincisi ise Türkiye'de bütün sorunlarla ilgilenen, sadece bir bölgenin partisi değil, bütün Türkiye'nin partisi olduğuna milleti ikna edecek. Eğer bunu yaparsa zaten bu Türkiye açısından olumlu bir eşiğin aşılması demektir. Bunu yapar, buna rağmen barajı aşar veya aşamaz orasını bilemem. HDP parti olarak girip barajı aşmasa bile çözüm sürecine hiçbir zarar gelmez.''TÜRKİYE SADECE KENDİ SORUNUNU ÇÖZMEKLE KALMAYACAK'Şanlıurfa'nın 200 bin küsur Suriyeliyi barındıran bir şehir olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 'Suriyeliler kaçtığı zaman sığınabilecekleri bir Türkiye vardı, sığınabilecekleri bir Şanlıurfa vardı. Allah muhafaza, Türkiye aynı şeyle karşı karşıya kalsa biz ne yaparız' ifadelerini kullandı.Türkiye'nin yakın çevresindeki ülkelerin yaşadığı sıkıntılara değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti:'Son 25 yıldır bu parçalanma süreçleri devam ederken Allah'a çok şükür bir tek Türkiye istikrar içinde varlığını sürdürüyor. Şimdi birde bunun üstüne Türkiye 90 yıllık kadim bir sorununu, bunun 30 yılı da silahlı çatışmalarla devam eden bir sorunu çözer ve bu ülkede vatandaşlar arasındaki, zaten bir sorun yoktu ama devletle vatandaşlar arasındaki barışmayı sağlarsa Türkiye sadece kendi sorununu çözmekle kalmayacak, bütün bölge ülkelerine örnek olacak. Bütün bölge ülkeleri, 'bu kadar çok parçalanmanın olduğu bir ortamda dahi bütünleşme sağlanabiliyor, birleşme sağlanabiliyor' diyecek.''HAKAN FİDAN'IN ADAYLIĞI 'MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın adaylığının tamamen kişisel tercihi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:'MİT'in en kritik döneminde fevkalade güzel sorumluluklar yüklenmiştir. Sonuç itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımız açıkça kamuoyu önünde söylüyor, 'İstifa etmesini istemedim. Göreve devam etsin' diyor, güvendiği için. Gerçekten Türkiye'nin önemli badirelerin içine girmesini önleyen bir isim olduğu için görevde kalmasını istemiş. Nihayetinde takdir Sayın Hakan Fidan'ındır. Böyle bir tercihte bulunmuş. Dolayısıyla oradan bir kriz çıkmasını beklemek siyaset bilmemek demektir. Buradan bir kriz çıkmaz.''MERKEZ BANKASI SİYASİ İRADEYLE UYUMLU OLMALIDIR'Merkez bankalarının sadece enflasyonla sorumlu olamayacağını dile getiren Kurtulmuş, 'Burada siyasi irade denilen bir şey var. Bir taraftan faiz politikaları, bir taraftan para politikaları, bir taraftan enflasyon politikaları, bir taraftan büyüme hedefleri… Bunlardan birini alıp diğerleri ne olursa olsun diyemezsiniz' ifadesini kullandı.Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın anonim şirket olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, 'Merkez bankası evet bir anonim şirkettir ama başka bir ülkenin şirketi değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin şirketidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ekonomi politikalarıyla bu anlamda Merkez Bankası siyasi iradeyle uyumlu olmalıdır. Burada yapılması gereken bu uyumu sağlayacak şekilde çalışmaktır' dedi.Habertürk
Reklam
En İyimser ve Umutlu Ülke: Türkiye
Ernst & Young'ın Avrupa Orta Ölçekli Şirketler Barometresi'ne göre Türkiye, en iyimser ve umutlu ülke olarak birinci sırada bulunurken, Yunanistan ise endeksin en alt sırasında yer aldı.EY'nin Avrupa Orta Ölçekli Şirketler Barometresi açıklandı. Orta ölçekli şirketlerin nabzını tutan araştırmaya yıllık geliri 10 milyon avro ile 500 milyon avro arasında bulunan 21 ülkeden 6 bin şirket katıldı. Türkiye’den 300 şirket soruları yanıtladı. Araştırma, iş yapma koşulları en iyi olan ülkenin Türkiye, en kötü koşullara sahip ülkenin ise Yunanistan olduğunu ortaya koydu.Araştırmaya göre, Avrupa’da şirketlerin ekonomiye bakışında olumlu bir atmosfer bulunuyor. Orta ölçekli şirketler arasında mevcut durumu ve geleceğe bakışı olumlu olan şirketlerin oranı yüzde 87’ye ulaştı. Katılımcıların yarısı 2015 yılında gelir düzeyinde artış bekliyor. Gelecek 6 ay içinde işlerinin iyiye gideceğini öngörenlerin oranı yüzde 46, olumsuz beklentide olanlar ise yüzde 7’de kalıyor.Avrupa’nın ortalaması iyimser olsa da kıta içindeki ülkelerin kendi durumlarına bakışlarında uçurumlar olduğu görüldü. Araştırma kapsamında, şirketlerin mevcut durumla ilgili düşünceleri ve gelecek beklentilerine yönelik sorulara verilen yanıtları birlikte ele alan bir endeks hazırlandı. Her ülkeye eksi 100 ile artı 100 arasında puan verildi. Bu sıralamada 65 puan alan Türkiye, en iyimser ve umutlu ülke olarak birinci sırada yer aldı. Türkiye’yi 63 puanla İrlanda ve Birleşik Krallık, 58 puanla Danimarka, 56 puanla Hollanda, 55 puanla Portekiz ve 51 puanla İspanya takip etti. Yunanistan ise eksi 21 puanla endeksin en alt sırasında yer aldı.Türkiye’deki katılımcıların yarısı yatırımlarını artırmayı planlıyorAraştırma, yatırımlarını gelecek dönemde artırmaya en hevesli iş adamlarının Türkiye’de olduğunu gösterdi. Yanıtların ortalamasına göre orta ölçekli şirketlerin yüzde 64’ü gelecek 6 aylık dönemde yatırımlarını aynı oranda tutmayı planlarken, yüzde 29’u yatırımlarını artırmayı ve yüzde 7’si de yatırımlarını düşürmeyi planlıyor. Türkiye’den verilen yanıtlarda katılımcıların yarısının yatırımlarını artırmayı planladığı görüldü. Türk iş adamlarının yüzde 43’ü de geride kalan yıla göre aynı seviyede yatırım yapmak istediğini ifade etti.Ülkesinin ekonomi politikalarından ne kadar memnun olunduğu sorusuna karşılık Türkiye’den katılımcıların yüzde 88’i çeşitli derecelerde durumdan tatmin olduklarını ifade etti.'Ülkenizin ekonomi politikasını nasıl buluyorsunuz?' sorusuna Türk katılımcıların yüzde 20’si 'çok olumlu', yüzde 35’i 'oldukça olumlu' şeklinde yanıt verdi. Yüzde 33 ise 'orta' notu verdi. Türkiye, bu oranla sıralamada birinci sırada yer aldı. Bu sıralamada sonuncu Yunanistan oldu.İstihdam artırma konusunda birinciliği İrlanda aldıTürkiye’den katılımcılar birçok alanda en iyimser yanıtları verirken istihdam artırma konusunda birinciliği İrlanda elde etti.'İstihdam sayısı açısından gelecek 6 ay için öngörünüz nedir?' sorusuna karşılık istihdamı artıracağını bildirenlerin oranı Türkiye’de yüzde 35’te kaldı.İstihdamda artış bekleyenlerin oranı İrlanda’da yüzde 40, Birleşik Krallık’ta yüzde 38 olarak hesaplandı. Şirketlerin gelir kalemlerindeki büyüme beklentisi sıralamasında Türkiye ve Portekiz birinci oldu. Türk katılımcılar, yıllık gelirlerinde 2014’e göre 2015 yılında yüzde 2,4 artış tahmin etti. Listenin en sonunda yer alan Yunan katılımcıların gelir büyümesi öngörüsü yüzde 1’de kaldı.Araştırma kapsamında şirketlere en büyük risk olarak hangi gelişmeleri gördükleri de soruldu. Türk katılımcılar en büyük risk olarak jeopolitik gelişmeleri ve savaşları gördüğünü ifade etti. Diğer riskler de döviz kurunda salınım ve yüksek ham madde fiyatları olarak sıralandı. Orta ölçekli şirketlerin güçlenmesi için kamu kesiminden beklentilerin ne olduğu sorusuna karşılık Türk katılımcılar 'vergi indirimi, kamu yatırımlarında artış ve Ar-Ge için vergi teşviği' yanıtını verdi.Nitelikli işçi istihdamı sorunuAraştırmada şirketlerin şikayet konularından birinin de vasıflı işçi sayısının azlığı olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 40’ı kaliteli iş gücünü istihdam etme konusunda güçlük yaşadığını ifade etti.Bu alanda en sorunlu ülkenin Çek Cumhuriyeti olduğu görüldü. Nitelikli iş gücü bulma konusunda sorun yaşayan şirketlerin oranı Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 80, Yunanistan’da yüzde 68, Türkiye’de ise yüzde 53 olarak hesaplandı.Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Orta ve Güneydoğu Avrupa Bölgesi Stratejik Büyüyen Pazarlar ve Aile Şirketleri Lideri Metin Canoğulları, Avrupa’nın geneline iyimser hava hakim olmasının çok olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, şunları kaydetti:'Avrupa’yı sarsan finansal kriz neticesinde beklentilerin tekrar iyimser bir noktaya gelmesi Türk iş adamlarının da geleceğe daha olumlu bakmasını sağlıyor. Araştırmaya katılan ülkeler arasında en umutlu olarak ön plana çıkan Türk iş adamlarının risk olarak gördükleri potansiyel gelişmelerin daha çok yurtdışından kaynaklanması farklı bir yaklaşımla risk yönetimi yapmamızı gerektiriyor. Jeopolitik riskler her ne kadar bütün ülkeler için geçerli olsa da bu tür risklerin en fazla sınır komşularımızda yaşanması ciddi bir risk yönetimi yapılmasını kaçınılmaz kılıyor.'AA
Berlinale'in Siyasi Kimliği
Berlinale, Cannes ve Venedik ile birlikte sinema dünyasının en önemli üç festivalinden biri. Berlinale’i, diğer iki dev festivalden ayıran en önemli özelliklerinden biri ise, siyasi söylemli filmlere ağırlık vermesi.Berlinale'e davet edilen, siyahi kadın yönetmen Ava DuVernay imzalı “Selma” yani “Özgürlük Yürüyüşü”, sadece siyasi değil aynı zamanda tarihi ağırlığı da olan bir film. 1965 yılında Martin Luther King liderliğinde ABD'nin Selma kentinden Montgomery'ye tam 87 kilometrelik yolun katledildiği üç protesto yürüyüşü, Amerikan tarihinin en önemli insan hakları eylemlerinden biri olarak gösterilir.Selma'dan Nijerya'yaSiyahilere gerçek anlamda oy verebilme hakkının önünü açan bu barışçıl eylemlerin yankısı, bugün bile hissedilebiliyor. Martin Luther King'i canlandıran İngiliz aktör David Oyelowo, daha filmin Berlinale'de gösterildiği günün sabahı Nijerya'da olduklarını anlatıyor: “Nijerya'ya davetliydik, bazılarınız haberdardır, ülkede yakında seçimler var, gerçekten önemli seçimler bunlar. Seçimler kısa bir süre önce, ülkenin kuzeyindeki Boko Haram kaynaklı tedirginlik nedeniyle altı hafta ertelenmişti. “Selma” filminde barışçıl protesto ve sevgi konu ediliyor, nefretin, ırkçılığın nasıl alt edilebileceği konu ediliyor. Biz de, ülkede barışı desteklemek için, davetli olarak filmi Nijerya'da gösterdik, bu muhteşemdi. İki gün önceki gösterime tam 4 bin 600 kişi geldi.”22 Şubat'ta yapılacak Oscar Ödül Töreni'nde de en iyi film dalında aday olan “Selma” Berlinale'de özel bir galayla sinemaseverlere sunuldu.Geçmişin sorunları bugünü şekillendiriyorRomanya'dan Altın Ayı yarışına katılan “Bravo!”, yani Türkçesiyle “Aferin!” ise, seyircileri 1835 yılına götürüyor ve Roma azınlığın maruz kaldığı baskıyı gözler önüne seriyor. 1850'ye kadar kölelik sisteminin devam ettiği ülkede, bırakın Roma kelimesinin telaffuz edilmesini, bu azınlığa mensup olanlar “köle çingene” olarak adlandırılıyor ve ikinci sınıf insan muamelesi görüyordu. Kaçak bir kölenin peşine düşen bir jandarma ile oğlunun yolculuğu, günümüzde de azınlıklara yönelik devam eden önyargıların ve şiddetin ipuçlarını veriyor. Yönetmen Radu Jude, “Geçmiş ile bugünün bağlantısını irdeleyecek bir film yapmak istiyordum, geçmişin sorunlarının bugünü nasıl sekillendirdiğine dair. Geçmişin sorunlarının nasıl olup da devam ettiğini, dönüştüğünü ve bugüne vardığını incelemek istedim.” şeklinde konuşuyor. Siyah-beyaz çekilen ve bir Western olarak tanımlayabileceğimiz “Aferin!” Altın Ayı yarışının iddialı yapımlarından.
Reklam
Retro-Fütürizm
Bildiğimiz üzere günümüzde alternatif tarih üzerine yazılar düşünceler var. 'Kennedy öldürülmeseydi nasıl olurdu?', 'İç savaşı güneyliler kazansaydı veya ABD iki parça halinde kalsaydı?', 'Hitler başarılı olsaydı?' Tabi ki çoğu spekülasyondan fazlası değil. Bu konuda konuşmayı, okumayı, yazmayı seven insanların sayısı da oldukça fazla. “Peki, ya teknolojinin ilerleyişinde değişiklikler yaşansaydı nasıl olurdu?” konusu cidden az kişinin konuştuğu bir başlık olarak kalıyor. Günümüz perspektifini, geçmişteki imkanları ve modayı sentezleyerek ortaya koyduğunuz akıma retro-fütürizm diyoruz. Karıştırılmaması gereken nokta şu; geçmişte yapılan fütüristik eserlerden ziyade günümüzde yapılan ve geçmişte gibi gözüken fütüristik kurguları ele alıyoruz. Daha iyi anlaşılması için; Jules Verne (1828-1905) dönemine göre bir fütüristtir fakat eğer bugün yaşasaydı (ve eserleri aynı olsaydı) kendisine retro-fütürist demekte bir sakınca olmazdı. Yine de bugün tekrar okumak (Henüz okumadıysanız zaten çok ayıp!) gayet tabi retro-fütürist iştahımızı giderebilir.Retro-fütürizmi tanımlarken kullandığımız kavramları biraz açalım: Öncelikle geçmişteki imkanları ve modayı ele alalım. Burada geçmişteki bazı dönemler, mevcut teknolojilerine odaklı parçalara ayrılarak kendi alt başlıklarını oluşturur. Kurgunun bahsi geçen döneme ait estetik kaygılara sadık olması oranı, o kurgunun kalitesinin bir göstergesidir. Moda ve tasarım derken kastettiğim şey tam olarak budur. Mimariden endüstriyel tasarıma, giyim-kuşama kadar her şeyi bu kaygıyla tasarlamak gerekir.Retro-fütüristik temalardan en yaygın olanları şu şekildedir:
Kadınları Etkilemek İçin Altın Değerinde 11 İpucu
Biraz da çoğu erkeğin ordan burdan duyduğu fakat tam emin olamadığı şeyleri araştırığ derledim ve ortaya bu maddeler çıktı. Eh erkeklerinde en çok merak ettiği şey değilmidir kadınların etkilemenin ipuçları :)
Türkiye'nin Farklı Şehirlerinde Geçen 18 İzlenesi Film
Malumunuz çoğu Türk filmine ev sahipliği yapan, hatta son yıllarda Hollywood'un da gözdesi olan şehrimiz İstanbul'u koymadığım bu listede, filmleri popülerlik,kamuoyunun beğenisi ve IMDB puanlarını baz alarak oluşturdum. Tabiki kendi beğenilerimi de kattım biraz işin içine. Filmlerin çoğu tek şehre bağlı kalarak çekilmese de önemli sahnelerinin çekildiği yerleri baz almaya çalıştım. Bazı filmler çekildiği yere göre,bazıları ise filmin içinde geçen şehre göre değerlendirildi. Eksikler,gözden kaçanlar elbet vardır ama bu filmler de izlenesi filmlerdir. :)
Reklam
Davutoğlu: '3. Havalimanını 29 Ekim 2017'de Açmayı Hedefliyoruz'
Üçüncü havalimanı çalışmalarını inceleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, isim konusunun istişare edildiğini belirterek, “Önemli olan bebeğimizin dünyaya gelmesidir, isimlendirme daha sonra yapılır” dedi. Başbakan Davutoğlu, yeni havalimanının 29 Ekim 2017'de açılacağını söyledi.Başbakan Davutoğlu, 'Bu çapta bir projenin, Türk firmaları tarafından üstlenilmesi, başlı başına ekonomi, firmalarımızın ve inşaat sektörünün ulaştığı düzeyi gösteren olağanüstü güzel bir göstergedir. Çok büyük bir proje, maliyeti ve finansmanı itibarıyla… Ama aynı zamanda İstanbulumuzun çevre dokusu ve bu bölgenin zemini itibarıyla da son derece duyarlı olmamız gereken bir proje. Projenin büyüklüğü ile İstanbulumuzun çevre dokusuna gösterdiğimiz duyarlılık, at başı giden hususlardır' dedi.'ÖNCE BEBEK GELSİN, İSİM SONRA'Başbakan Davutoğlu şunları ifade etti: 'Böylesine bir projenin uzun dönemli üstlenilmiş olması ülkenin istikrarına duyulan güvenin de çok çarpıcı bir işaretidir. Planlamalar, Euro bazında yapıldı. Euro bazında herhangi bu anlamda bir kayıp ya da yeniden değerlendirmeyi gerektiren bir tablo söz konusu değil.'Davutoğlu, bir soru üzerine yeni havalimanının isminin istişare sonucu belirleneceğini belirterek, 'Şu ana kadar ilan edilmiş bir isim yok. İstişare edilir, İstanbul'a yakışan bir isim üzerinde çalışılır. Önemli olan önce bebeğimizin güzel şekilde dünyaya gelmesi. Öncelikle onun ortaya çıkması, hepimizi gururlandırılacak şekilde takdim edilmesi. İsimlendirme daha sonra en uygun şekilde yapılır' dedi.ATATÜRK HAVALİMANI NE OLACAK?Ahmet Davutoğlu, Atatürk Havalimanı'nın durumuyla ilgili soruya 'Atatürk Havalimanı Cumhurbaşkanımızın da başbakanlığı döneminde açıklamaları oldu. Tekrar konuşulur, planlanır. Şehrin içinde kaldığı için havalimanı dışarı taşınıyor. Özel inişler için tanzim edilebilir. Geri kalan alan yeşil alana dönüştürülebilir diye bir düşüncemiz var. Ama bunlar istişare edilebilir' diye yanıt verdi.Davutoğlu, Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörlüğü'ne Fatih Birol'un oy birliğiyle seçildiğini de açıkladı.Sputnik Türkiye
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Sayın Haşim Kılıç...Sıradan bir vatandaş olarak size canı gönülden teşekkür ediyorum.*Anayasa Mahkemesi'ndeki göreviniz sırasında...Refah Partisi'nin kapatılmasına 'hayır' oyu verdiğiniz için...Fazilet Partisi'nin kapatılmasına 'hayır' oyu verdiğiniz için...AK Parti'nin kapatılmasına 'hayır' oyu verdiğiniz için...Verdiğiniz her 'hayır' oyunun altına yazdığınız ve her biri birer demokrasi manifestosu niteliğindeki şerhleriniz için...Başörtüsü konusunda özgürlük yönünde oy verdiğiniz için.Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek amacıyla uydurulan '367 saçmalığı'na karşı çıktığınız için...'Twitter yasağı' konusunda sergilediğiniz özgürlükçü tutum için...
Reklam
Petrol 100 Bin Kişiyi İşinden Etti
Petrol fiyatlarının 100 doların üstünden bugün 50 dolar seviyesine gerilemesinin ardından dünyada 100 bin kişi işinden oldu.Bloomberg'in haberine göre petrol fiyatları daha 7 ay öncesine kadar 110 dolar seviyelerindeyken, bugün 50 dolara kadar geriledi. Düşen fiyatlar enerji sektöründe çalışanları doğal olarak olumsuz etkiliyor.Tüm dünyada ofisleri bulunan iş bulma ajansı Swift Worldwide Resources'a göre, enerji sektöründe 100 bin çalışan işten çıkarıldı. İşten çıkarmaların en yoğun olduğu ABD'deki kaya gazı petrolü sahaları tüm ilgiyi çekerken, tüm dünyada petrol çıkaran şirketlerin sıkıntı yaşadığı gözden kaçıyor.Swift CEO'su Tobias Read '7 yıl boyunca eleman sıkıntısı varken, bugün fazladan çalışan var. Sektörde neredeyse kimse işe alım yapmıyor' diye konuştu.Tablonun iyiye gittiğini de söylemek güç. Zira bu ay kısa süreliğine varil başına 50 doları aşan ABD gösterge petrolü, dün 48.84 dolardan kapanış yaptı. Citigroup arz fazlasının artmasıyla fiyatların Nisan'da 20 dolar seviyelerine inebileceği tahmininde bulundu.Kaynak: Uzman Para
Yunanistan ve Euro Grubu Toplantısında Anlaşma Yok
Yunanistan ve Euro bölgesi maliye bakanları arasında dün Brüksel'de yapılan görüşmelerde uzlaşma sağlanamadı.Euro Grubu Başkanı ve Hollanda Maliye Bakanı Jeroen Dijsselbloem görüşmelerin yapıcı geçtiğini vurgulamakla birlikte anlaşma sağlanamadığını söyledi.Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis ise 'çok iyi' olarak nitelediği görüşmelerden sonuç çıkmamasına rağmen Pazartesi günü anlaşmaya varılması umudu olduğunu belirtti.Yunanistan, AB tarafından verilen kurtarma paketinin yüzde 30'unun revize edilmesini öngören 10 maddelik bir plan sunmuştu.Ancak AB bakanları, Yunanistan'ı yükümlülüklerine sadık kalması konusunda uyarmıştı.Yunanistan'a sağlanan AB-IMF kurtarma paketi 28 Şubat'ta sona erecek. Bir önceki Yunan hükümeti bu kurtarma paketine karşılığında kamu harcamalarını kısan çok sayıda kemer sıkma tedbirini uygulama taahhüdü vermişti.Dijsselbloem görüşmelerde yardım programının uzatılmasının ele alındığını ancak 'bu aşamada henüz ortak noktada buluşulamadığını' söyledi.Radikal sol Syriza partisinin liderliğindeki yeni Yunan hükümeti, 240 milyar euroluk kurtarma paketi karşılığında uygulanan kemer sıkma önlemlerinin Yunanistan'ı yoksullaştırdığını söylüyor.Yunanistan'ın mevcut borçları 320 milyar euro seviyesinde. Bu miktar ülkenin milli gelirinin yüzde 174'üne denk geliyor.BBC Türkçe
Babacan'dan Bank Asya Açıklaması: ‘BDDK Nihai Bir Karar Verecek’
Ali Babacan, Bank Asya'da ortaklarla ilgili bilgilerin süresi içinde verilmediğini söyledi.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Bank Asya ile ilgili ilk kez konuştu.TRT Haber televizyonunda yaptığı açıklamalarda Babacan, “Bank Asya’da ortaklar ile ilgili bilgiler süresi içinde verilmedi, bilgiler geldikten sonra BDDK'nın değerlendirme süreci başlayacak ve BDDK nihai bir karar verecek” dedi. Merkez Bankası'na açık destekDiğer taraftan son günlerde ağır eleştiriler alan Merkez Bankası (TCMB) için de açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası'nın kur politikasını eleştirmenin yanlış olduğunu söyledi. Babacan, Merkez Bankası'na güvendiğini belirtti. 'Kur hedefimiz yok'Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, serbest kur rejiminde hükümetin resmi bir kur hedefi olmadığını, kurlarla ilgili bir iletişim olacaksa bunun Merkez Bankası tarafından yapılmasının daha doğru olacağını söyledi.Küresel döviz piyasasında volatilitenin çok yüksek olduğunu ve TL'de yaşananların önemli bölümünün dış piyasadaki dalgalanmalarla alakalı olduğunu belirtti.Babacan, serbest kur rejiminde hükümetin kur hedefi olmamasına karşın enflasyona geçişkenlik nedeniyle birinci önceliği enflasyonla mücadele olarak tanımlanmış TCMB'nin 'kurlar beni ilgilendirmez' demesinin mümkün olmadığını belirterek, TCMB'nin fiyat istikrarı için kuru takip ederek gerekeni yapabileceğini söyledi.Babacan, bakanlar tarafından zaman zaman telaffuz edilen kur seviyelerinin şahsi görüşleri olduğuna dikkat çekerken, nihai değerlendirmenin TCMB'ye ait olması gerektiğini belirtti.Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu'nun hükümet tarafından atanan 'teknik kapasitesi yüksek' kişilerden oluştuğunu ve kurulun tüm eleştirileri dinleyip değerlendirdiğini belirten Babacan, bugünden PPK'nın ne şekilde karar vereceği konusunda yorumda bulunamayacağını da belirtti.Petrolün cari açığa etkisiBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan, petrol fiyatlarının 50-60 dolar civarındaki seyrini sürdürmesi halinde cari açığın GSYH'ya oranının 2014'teki yüzde 5.6 seviyelerinden, bu yıl yüzde 4'lü rakamlara gerileyebileceğini söyledi.Babacan, 'Cari açık rakamlarımız dün açıklandı. 2014'ü 46 milyar dolarla kapattık. Neredeyse 19 milyar dolar düşüş var. Henüz burada petrol fiyatlarının etkisi pek yok. Doğal gaz fiyatlarının etkisi 6-9 ay sonradan görülüyor' dedi ve ekledi: 'Yani 2014'ü yaklaşık yüzde 5.6 gibi bir cari açık/GSYH oranı ile tamamladık. Bu yıl daha da düşüş olacak. Petrol fiyatları böyle 50-60  dolar arasında giderse cari açıkta  beklediğimizden daha düşük yüzde 4'lü rakamları, yani 4 küsurlarda bir açığı konuşabiliriz.' dedi.TCMB'nin dün açıkladığı verilere göre cari açık dış ticaret açığındaki altın ticareti destekli daralma ve petrol fiyatlarındaki düşüş öncülüğünde 2013 yılındaki 65 milyar dolardan 2014 yılında 45.86 milyar dolara geriledi.Analistler petrol fiyatlarındaki düşüşün belirginleşmesiyle 2015'te açığın 35 milyar dolara doğru gerileyeceği belirtmişlerdi. 'O villayı hiç kullanmadı'Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın oturduğu lojmanı boşaltmasıyla ilgili konuşan Babacan, 'Bunu basından gördüm haberim yoktu bu durumdan, kendisiyle de konuştum. Merkez Bankası Başkanı’nın oturduğu bir villa var Oran’da. Erdem Başçı orayı hiç kullanmadı. Başçı Başkan Yardımcısı’yken oturduğu dairede oturmayı tercih etti. Şimdiye kadar bütün Merkez Bankası Başkanları o konutta oturdu. Başçı orayı hiç kullanmadı. Çocuklarının okulu için Ümitköy’e taşınmışlar. Çay Yolu tarafına, o ev de lojman değil kirasını kendi ödüyor. Bu gayet doğal' dedi. Dünya
‘Cami ile İlgili Tüm Bilgileri Başbakan'a Teslim Ettim’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uygun görülmesi durumunda Havana'da cami yapmak istediklerini ve bununla ilgili bilgi ve proje çalışmalarını Devlet Başkanı Raul Castro'ya teslim ettiğini söyledi.Erdoğan, Küba'ya yapılan yaptırımları da insani ve vicdani olarak doğru bulmadığını ifade etti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip, Havana'daki tarihi yerlerin gezdiği sırada Küba ziyareti ile ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Küba Devlet Başkanı Raul Castro ile çok verimli görüşmeler yaptığını ifade eden Erdoğan, 'Türkiye-Küba arasındaki ilişkileri geleceğe nasıl çok daha iyi bir şekilde taşırız. Özellikle bunu aramızda müzakere ettik. Siyasi, ekonomi, kültürel tüm alanlarda neler yapabiliriz müşterek olarak bunları görüştük. Şuanda aramızdaki ekonomik işbirliğimiz 28 milyon dolar civarında, ticaret açığı noktasında pek ticaret açığı yok. Adeta paylaşmış gibiyiz' dedi.YAPTIRIMLARI DOĞRU BULMUYORUZCumhurbaşkanı Erdoğan, Küba ile 28 milyon dolar olan ticaret hacminin çok düşük olduğunu ifade edip, 'Bu Küba'ya yönelik yaptırımların da önemli bir neticesidir. Bu konuları da kendisiyle görüştük. Bu yaptırımları doğru bulmuyoruz. İnsani açıdan da vicdani açıdan da doğru bulmuyoruz. Latin Amerika ülkelerinde, Kolombiya biliyorsunuz 1 milyar 400 milyon dolar gibi bir ticaret hacmine sahibiz. Küba'nı hacmi de küçük tabi 28 milyon dolar . Meksika'da rakam yine büyüyor. Meksika'da yapacağımız görüşmelerde inanıyorum ki çok verimli olacak' diye konuştu.THY UÇUŞ DÜZENLEYECEKErdoğan, hedefin turizm olduğunu belirterek, şöyle konuştu: 'Türk Hava Yolları'nın Küba- Meksiko City'ye seferler dizisi başlatmasını görüştük. Meksika ile de bu konuyu görüştükten sonra bu üç merkeze uçuşların düzenlenmesi hem Türkiye'den Küba'ya geliş, Küba'dan Türkiye'ye gidişleri de artıracaktır. THY olarak biz buna hazırız. Küba da 'bizim için herhangi bir problem yok', onlar da hazır olduklarını söylediler. Şimdi Meksika ile onlar da görüşecek biz de aynı şekilde görüşeceğiz. THY seferleri de başlamasından itibaren ben inanıyorum ki Latin Amerika ile ilgili bu süreç çok daha olumlu bir şekilde gelişecektir.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fidel Castro'nun rahatsız olduğu hatırlatıp bu yüzden görüşmediklerini ancak kardeşi Devlet Başkanı Raul Castro ile geniş çerçevede görüştüklerini ifade etti.HAVANA'DA CAMİErdoğan Havana'da cami projesi ile ilgili olarak şunları söyledi:'Suudi Arabistan'la çok öncelere dayanan bir görüşme yapılmış. Ve bir mutabakatları da oluşmuş. Biz tabi Suudi Arabistan mimarisi ile bizim mimarimiz farklı. Biz kendilerine burada bu işle ilgilenen önemli bir ismi var. Kendilerine Ortaköy Cami ile ilgili daha önce bir bilgi vermiştik. Ben şimdi Ortaköy Cami ile ilgili tüm bilgileri, yani proje çalışmalarına varıncaya kadar diğer bütün görüntülerine varıncaya kadar hepsini sayın Başbakan'a taktim ettim. Bunu biz kendimiz yapacağız. Burada bir ortak istemiyoruz dedik. Eğer uygun görürseniz; Havana'da yapmak isteriz. Havana'da diğerlerine söz vermişseniz o zaman bir başka ilinde biz Ortaköy Camiini yapabileceğimizi kendilerine söyledik. Bundan sonraki süreci de bizler gerekDiyanet İşleri gerek TİKA vasıtasıyla takip edeceğiz. TİKA ile ilgili burada üç önemli adım atıldı, bir adım da bu olacak. Olumsuz bir yaklaşımları yok.'BUGÜNE KADAR 233 GÖRÜŞME YAPILDI, NETİCE YOKİlişkilerin düzelmesi için Küba ile Amerika arasında bugüne kadar 233 görüşmenin yapıldığını ifade eden Erdoğan, yapılan görüşmeler ile ilgili olarak 'Yaptıkları görüşmeler ciddi manada fazla, 233 görüşme yapmışlar şuana kadar. 233 görüşmeden henüz aldıkları bir netice yok. Önümüzde kısa bir süre sonra yine bir zirvede bir araya gelecekler. Bu konuda yine bir şeyler olması için beklentileri var. Bunlar nasıl olumlu bir şekilde neticelenir- neticelenmez onu tabi görüşmelerden sonra artık hep birlikte izleyeceğiz' dedi.TARİHİ KÜBA BİR ZENGİNLİK, BUNU TAKTİR ETMEK LAZIM'Tarihi Küba bir zenginlik, bunu taktir etmek lazım' diyen Erdoğan, restorasyonun çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:'Ben, sayın Başkan'a şunu söyledim dedim ki; turizm bakanı ile kültür bakanını ayrı yapmayın. İki tane bakan bence doğru değil. Siz mümkünse kültür ve turizm bakanını birleştirin. Bir olsun; çünkü turizmden elde ettiğiniz geliri tamamıyla kültüre aktarın ki kültürel eserleriniz ihya olsun, inşa olsun. Bunlarda Küba'nın gelişimine faydalı olsun. 'Ben dedi ikisini de kaldırmayı düşündüm' çok nüktedan insan ve o da buna hak verdi. Hakikaten renovasyonlar, restorasyonlar bu çalışmalar çok çok önem arz ediyor. Şu tarihi şehir önem arz ediyor. Güzel bir şehir, ama bakım şart.' Nafiz Albayrak, DHA
Reklam