onedio
Benzinin Fiyatı İstanbul, Ankara ve İzmir'de 12 Kuruş Artacak
Benzinin litre fiyatı, yarından itibaren İstanbul'da 4,45, Ankara'da 4,48 ve İzmir'de 4,47 lira olacak.Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 19 Şubat 2015'te aldığı tavan fiyatı kararı çerçevesince 3 Mart'tan itibaren il bazında uygulanacak kurşunsuz benzin türleri tavan fiyatlarını açıkladı.İstanbul'da kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4,45, Ankara'da 4,48, İzmir'de ise 4,47 lira olacak. Diğer illerde ise benzinin litre fiyatı 4,45 ile 4,63 lira arasında değişecek.Böylece benzinin litre fiyatı, İstanbul, Ankara ve İzmir'de 12 kuruş artacak.EPDK, dağıtım şirketlerinin akaryakıt fiyat oluşumlarında belirlenen fiyat metodolojisine uymamaları nedeniyle Petrol Piyasası Kanununun ilgili hükümleri gereğince tavan fiyat uygulaması kararı almıştı.AA
Suriyeden Tarih'de Göçüyor
ŞANLIURFA’da, jandarmanın şüphe üzerine durdurduğu otomobildeki bir poşette 500 altın sikke bulununca Suriye uyruklu sürücü gözaltına alındı.Kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma yürüten jandarma ekipleri, Birecik'in Çoğan Mahallesi yakınlarında bir otomobili şüphelenerek durdurdu. Yapılan aramada otomobildeki poşette Osmanlı dönemine ait olduğu öğrenilen 500 altın sikke ele geçirdi. Altın sikkelere el koyan jandarma, gözaltına aldığı Suriye uyruklu F.H.M.'yi sorgulamak üzere İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdü.El konulan ve Müze Müdürlüğü'ne teslim edilen sikkelerin iç savaşın sürdüğü Suriye’den kaçak olarak getirildiği ve ucuz fiyatla satılmak istendiği öne sürüldü.
Okuduğunuz Bölümü Söylemenizin Akabinde Bir Refleks Gibi Gelen 36 Alelade Soru
Kimi zaman okuduğunuz bölümden hiçbir şey anlamadan sorulan sorular, kimi zaman aşağılayıcı sözler ve kimi zaman da olayı çok ama çok yanlış anlayıp size yöneltilen bu sorulardan siz de sıkılmadınız mı? Bıkmıyor mu bu insanlar aynı soruları sormaktan? Bu ardı arkası kesilmeyen sorulara ve sözlere maruz kalan öğrenciler olarak 'ARTIK YETER' kampnayası başlatıyoruz ve tüm insanlığa bir daha bu tarz şeyler söylememeleri gerektiğini salık veriyoruz!
Kılıçdaroğlu: ‘Hedef Yüzde 34-35’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, araştırmalarda partisinin yüzde 29.5 civarında görüldüğünü, hedeflerinin yüzde 34-35 olduğunu söyledi.Kemal Kılıçdaroğlu, Hürriyet'in 'Liderler Buluşması'nda soruları yanıtladı.'Seçimlerde nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?' sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, 'Araştırmalarda yüzde 29.5 civarında görülüyor. Bizim hedefimiz yüzde 34-35' dedi.
Huawei Watch Tanıtıldı
Huawei, Barselona’da gerçekleşen MWC 2015 etkinliğinde geliştirdiği ilk akıllı saatini tanıttı. Google’ın Android Wear işletim sistemini kullanan Huawei Watch, şık tasarımıyla akıllı saat dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.Klasik yuvarlak saat modeline sahip kol saatinde dayanıklılık ve görsel tasarım ön plana çıkıyor. Tam dokunmatik 1.4 inç ekrana sahip olan Huawei watch 400*400 piksel çözünürlüğe, paslanmaz bir çelik gövdeye, safir kristal ekrana ve dahili kalp hareket sensörü ile piyasada yer edinmeye çalışacak.. Siyah, altın ve gümüş renkleri bulunan akıllı saatin fiyatı ise şu an bilinmiyor.Huawei Watch donanım olarak dört çekirdekli Snapdragon 400, 512 MB RAM ve 4 GB dahili depolama alanına sahip olarak geliyor. Bluetooth 4.1 bağlantısına sahip akıllı saatte nabız ölçer gibi sağlık uygulamalarını kullanmak mümkün. Akıllı saat ayrıca adım sayısını, kat edilen mesafeyi, tırmanma yüksekliğini ya da kullanıcıya ait koşu mesafesini de size sunabiliyor.
Erdoğan'dan Başçı ve Babacan'a: 'Kendinize Çeki Düzen Verin'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti öncesinde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'ya yönelik eleştirilere Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı da dahil ettiği  ve 'Çağırıp konuşacağız. Ama onun bağlı olduğu Bakan’la (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Artık biraz kendilerine çeki düzen vermeliler” dediği belirtiliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan yolunda uçakta Çözüm Süreci, faiz indirimi polemiği, Hrant Dink cinayeti ve dış politika konularında gazetecilerin sorularını yanıtladı.“Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız”Geçen hafta 'Bir yerlere karşı bağımlılığın mı var?' ve 'Yüksek faiz vatan hainliğidir' diyerek Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir soru üzerine “Merkez Bankası’ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum” şeklinde konuştu. “Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır yok mudur? Bunların incelemesi yapılıyor. Fakat üst makamda karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ortada bir gerçek var, faizler düşmezse yatırıma şiddetle ihtiyacı olan Türkiye yatırım yapamaz. Nitekim bakın şu anda özel sektörün ciddi bir yatırım zaafı var. Yatırım yarışı yok, bir duraklama içindeyiz. Bizim burada hızlanmamız gerekiyor. Ekonomik krizin dünyada olduğu bir dönemde biz birşeye çok dikkat ettik. Neydi o? Yatırımları hiç kesmedik, eleştiri de aldı ama biz hiç hız kesmedik. Faizler düşerse bu yatırımlar devam eder. Bizim de şu anda hayat iksirimiz yatırımlardır. İşsizlik sorununu çözmek için buna ihtiyacımız var. Merkez Bankası sadece benim görevim enflasyon ve fiyat istikrarı derse, bir defa kendi görevini anlayamamış demektir. Merkez istikrar, büyüme ve kur hareketlerini takip etmek durumundadır. Ama sen sene içinde 3-4 kere enflasyonu revize etmeye kalkarsan burada bir yerde su kaçağı var demektir. Ama sen ne yapıyorsun, Cumhurbaşkanı’na ve aleyhte konuşanlara laf yetiştiriyorsun. Yarın ‘kur yine sıçradı’ diyecekler, tamam da tedbiri al. Bu konuda Merkez hassas ve tedbirli olmak zorundadır. Bu işi Batıcı güçlerin verdiği kararlara göre hareket etmekle sürdüremez, faiz lobisinin verdiği talimatlarla hareket edemez. Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız. Amerika’nın Japonya’nın Avrupa’nın faiz oranları ortadadır. Bütün bunlar ortadayken bize ne oluyor, bu kadar yüksek faiz? Eğer komisyonları falan katarsak, 14-15’lerin bile üzerine tırmanıyor.”'Artık biraz kendine çekidüzen ver'Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile görüşecek misiniz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:“Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu sayın bakanla (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çekidüzen ver. Bakın çok ilginçtir ne dedi; “Ayın 4’ünde Para Kurulu’nu toplayıp faizin düşüşünü gözden geçireceğiz” dedi. Ne oldu, bir gün kala vazgeçti. Neymiş, enflasyonda beklenen düşüş olmamış. Birileri çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ben de farklı şeyler söylüyorum. Ben mecbur muyum birilerinin söylediğini söylemeye? Ben diyorum ki, faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Bu da benim tezim. O ise enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyor. Nereye bağlıyor, enflasyona bağlıyor. Eğer enflasyon düşerse faizi düşürecekmiş. Bu demek senin yanlış yolda olduğunun alametidir. Bu milletle, girişimciyle, yatırımcıyla dalga geçmenin anlamı yok.”Erdoğan, Merkez Bankası ile ilgili mevzuat değişikliğinin hükümetle ilgili bir konu olduğunu, hükümetin adım atması halinde söyleyecek sözlerinin olduğunu belirtti, “Ben de birikimimle müşterek bir çalışma içinde olmak isterim” dedi.'Kandil ile İmralı farklı'Erdoğan, PKK’nın İmralı’daki lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Silahı bırakın” çağrısıyla ilgili Yalçın Akdoğan’la yapılan toplantı ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın söylediklerinin birbiriyle çeliştiğini söyledi. Erdoğan, “Görünen o ki şu anda İmralı ile Kandil arasında ciddi bir kopukluk var ve ayrıca siyasi hareket olarak da parti içinde bir bölünmenin olduğu ortaya çıkıyor. İmralı’ya gidip gelenlerin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman, İmralı silahların bırakılmasını istiyor. Fakat partinin başındaki zatın yaklaşımı çok daha farklı, o adeta “hükümetin uygulamasına bakacağız” diyor. Hükümetin uygulamasına ne bakacaksınız? Hükümet zaten çözüm sürecinin adeta garantörü” dedi.Erdoğan, “Kandil ayak mı diretiyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:“Şu anda Kandil ile İmralı’nın farklı olduğu çok açık, net ortada. Açıklamaları onları bağlar. Kandil’i de, HDP’yi de bağlıyor. İmralı kendi üstüne düşen görevi yapmış oluyor. Açıklanan 10 madde var, Demirtaş’ın açıklamaları var. İkisi de birbirini tutmuyor. Gelinen durum huzur ve güvenliğe tehdittir. Bunların her biri aktördür. Bunları görmezden gelemeyiz. Kim bu ülkede çözüm sürecinden yana, kim ülkenin huzuruna refahına destek vermek istiyor. Bunları gözden geçirmek gerekir.”“Hükümet hangi istikamette devam ediyorsa öyle devam edecek” diyen Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu’nda ve önümüzdeki hafta yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında da ağırlıklı konu bu olacağını söyledi.Hrant Dink cinayeti: 'Aktörler ortaya çıkmaya başladı'Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen ile ilgili ABD’ye ilettikleri duruşlarının aynen devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı, paralel yapı olmakla suçlanan kişilerin Türkiye’den kaçtıklarını söyledi. Erdoğan, “Mahkemeler kararlarını verecek. Bunların içinde sınırdan kaçarken veya yakalananlar olduğunda zaten yasalarımızın gereği neyse bu muamele yapılacaktır. Ne kadar yurtdışında kalırlar bilemiyorum. Devam eden mahkemelerde, içeride rakamlar her geçen gün artıyor. Her geçen gün yargı çok daha farklı belgeler elde ediyor. İşte Hrant Dink meselesinde bile son gelişmeler enteresan. İşin aktörleri ortaya çıkmaya başladı. Bunların sinir uçları tespit edilecek diye düşünüyorum.” dedi.“İhmal yok kasıt var”Erdoğan, Hrant Dink cinayetinin ihmalle ilgisinin bulunmadığını da belirterek, “Ben hukukçu değilim ama ihmal diye bir şeyi görmem mümkün değil. O hadisede, kasti olarak işlenen bir cinayet var ortada. İhmalle ilgisi yok. Bu işin bağlantıları ortaya çıktıkca daha da aydınlanacak bu mesele” diye konuştu.“Bazı şeyler duyuyoruz”Erdoğan, “Haziran seçimlerine yönelik bir kalkışma olabileceği iddia edildi? Güvenlik Yasası bununla mı ilgili?” sorusunu şöyle yanıtladı:“Biz bazı şeyleri duyuyoruz, ama altından neler çıkacak görmemiz lazım. Gezi ile ilgili benzer şiddetli şeylerde artık bu ülkede devlet, iktidar bu işlere öyle çok sıcak bakmaz. Devlet kargaşaya müsaade etmez. Demokratik hak kullanacaksan bunu nasıl kullanılacağı bellidir. Yakıp yıkma vb. şu anda İç Güvenlik Yasası önümüzdeki birkaç hafta içinde çıkması halinde önleyici tedbirler olarak geliyor. Bunların gelmesiyle birlikte çok daha farklı bir Türkiye’ye gideceğiz.”“Mısır tutukluları serbest bıraksın”Mısır Türkiye ilişkilerini de değerlendiren Erdoğan, Mursi başta olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Erdoğan, “Mısır’ın içişlerine karışmayız. Demokratik taleplerimiz var. Burada zulüm içinde olan Mursi başta olmak üzere, siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekir. Aynı zamanda bu insanlara siyaset yapma hakkı vermeleri gerekir. Bu Mısır’ın huzuru için gereklidir. Beklenti de budur. Şu anda ekonomik olarak büyük destekler alıyor olmasına rağmen, düzlüğe çıkmış değiller. Biz de arkadaşlarımıza “Alt düzeyde çalışmaya devam edebilirsiniz” diyoruz, bizim bu ülkeye pres yapma gibi bir düşüncemiz olmamıştır” dedi.Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak
Reklam
Yükselen Doların Şirketlere Maliyeti 60 'Ak Saray' Parasına Denk
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na ağır eleştirileri, dolara rekor üstüne rekor kırdırırken reel sektörün kur zararını da katladı. Sadece kur farkından şirketlerin döviz borcu 81 milyar 875 milyon lira arttı. Bu rakam yaklaşık 60 Ak Saray’a denk geliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası ile ilgili çıkışları sonrası dolar rekor üstüne rekor kırarak 2.52’ye fırlarken reel sektörün döviz borcu da döviz açığı da katlanarak büyüdü. Cumhuriyet'ten Pelin Ünker'in haberine göre, Merkez Bankası’nın en son açıkladığı Kasım 2014 verilerine göre reel sektörün 282 milyar 327 milyon dolarlık döviz borcu bulunuyor. Bu rakam Kasım 2014 dolar kuruna (2.23 TL) göre 629 milyar 589 milyon lira iken bugünkü kurla (2.52 TL) hesap edildiğinde 711 milyar 464 milyon liraya çıkıyor. Buna göre şirketlerin döviz borcu sadece kur farkından 81 milyar 875 milyon lira arttı.
GSS Prim Borcu Olanlar Dikkat!
Gelir testine girmediği için borç yüküyle karşılaşanların ay sonuna kadar başvurması gerekiyor. Teste göre borç silinecek ya da azalacakMilyonlarca Genel Sağlık Sigortası (GSS) borçlusunun torba yasa ile getirilen imkandan yararlanması için süre azalıyor.Gelir testine girmediği için yüklü borçla karşılaşanlar ay sonuna kadar başvuruda bulunmalı. Yapılacak gelir testi sonucu ya borç silinecek ya da azalacak.İşte, GSS affı ile ilgili sorularınızın cevapları:1- Bugüne kadar hiç gelir testi yaptırmadım. Ne yapmam gerekiyor?Gelir testine girmeyenler, en yüksek primden çıkarılan borçla karşılaşıyordu. Şimdi bu kişilere önemli bir imkan sağlandı. Bu imkandan yararlanmak için 31 Mart günü mesai bitimine kadar bulunulan yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına test için başvurulması gerekiyor.2- Borcun silinmesi mümkün mü?Test sonucunda, aile içinde kişi başına geliri brüt asgari ücretin 3'te 1'inden (400 liradan) az olanların borcu silinecek. Bu şekilde borcu silinenler sağlıktan da yararlanmaya başlayacak. Eğer gelir bu rakamın üzerindeyse, gelir oranında belirlenecek prim geçmişe yönelik olarak yeniden hesaplanacak.Böylece en yüksek limitten çıkarılan borçtan kurtulmak mümkün olacak.Hesaplanan daha düşük miktardaki borç da taksitle ödenebilecek.3- Daha önce gelir testi yaptırdım. GSS borcumu nasıl yapılandırabilirim?GSS tescili yapıldığı halde, gelir testi yaptırmak için öngörülen sürenin dışında başvuruda bulunan kişilerin, tescil başlangıç tarihinden gelir testinin sonuçlandığı tarihe kadar, aile içerisindeki kişi başına düşen gelirleri asgari ücretin 2 katından fazla olduğu kabul ediliyor ve primleri bu seviye esas alınarak tahakkuk ettiriliyor. Gelir testinin sonuçlandığı tarihten sonra ise tespit edilen gelir testi sonucuna göre, gelir seviyesi üzerinden prim tahakkuku yapılıyor. 11 Eylül 2014 itibariyle, bu kapsamdaki kişilerin GSS primleri, tespit edilen gelir seviyesi esas alınarak tescil başlangıç tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek.4- GSS borcunu yapılandırmak için ne kadar süre var?30 Nisan 2015'e kadar başvuruda bulunulması gerekiyor.5- Yapılandırma başvurusu nereye yapılacak?Başvuru formu doldurulmak suretiyle elden veya posta yoluyla ikametgahın bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine başvurulmalı.6- Ödemeler ne şekilde olacak?GSS'den kaynaklanan alacak aslının tamamının 1 Haziran'a kadar ödenmesi halinde, bu alacaklar için herhangi bir faiz istenmeyecek.7- Peşinden taksite dönülür mü?Peşin ödemeyi tercih edenlerin, yapılandırılmış borcun tamamını ilk taksit ödeme süresi içinde ödememeleri halinde, bir takvim yılı içinde 2'den fazla taksit ihlali oluşmadan önce talepte bulunmaları ve cari ay primleri yönünden 2'den fazla ödeme yükümlülüğünün ihlal edilmemiş olması kaydıyla, başvuruları taksite çevrilecek. Bunun için 30 Eylül 2015'e kadar başvuru yapılmalı.8- Taksitlendirme nasıl olacak?Başvuru sırasında 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitten biri tercih edilecek.Ödemeler 2 ayda bir yapılacak.9- Ödeme nasıl hesaplanacak?Taksitle ödenecek tutarın tespiti sırasında, öncelikle kapsama giren alacaklara ilişkin alacak aslı ile TEFE/ÜFE/Yİ-ÜFE oranları esas alınarak gecikme cezası ve zammı yerine dikkate alınacak tutar hesaplanacak. Bulunan tutar, 6 taksit için 1.05, 9 taksit için 1.07, 12 taksit için 1.10, 18 taksit için 1.15 katsayısı ile çarpılacak. Çıkan rakam taksit sayısına bölünecek.10- Borcu yapılandıran sağlıktan yararlanır mı?Borçlular, ilk taksiti ödemeleri ve yapılandırmanın ihlal edilmemesi halinde sağlık hizmetlerinden yararlanmaya başlayacak.
Reklam
İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü 3. Psikoloji Günleri 'Travma'
İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü'nün bu yılüçüncüsünü düzenlediği ''Psikoloji Günleri'', 20-21 Şubat 2015 tarihlerindeüniversitemizin Sütlüce Kampüsü'nde gerçekleşti. 3.Psikoloji Günleri'nealanında uzman 12 konuşmacı ve 500'e yakın misafir katıldı. Teması ''travma''olan bu Psikoloji Günleri'nde uzman konuşmacılarla ülkemizde yaşanan songelişmeleri tartışma fırsatı elde edildi. Türk Psikologlar Derneği'nin Soma'daçalışan ekibinden isimlerle Soma faciasının konuşulduğu panel, en ilgiyledinlenen ve belki de doğru bilinen yanlış şeylerin öğrenilerek en çok şaşırılanoturumlardan biri oldu. Yine geçtiğimiz günlerde haberini aldığımız ve bizleribüyük bir kedere boğan Özgecan Aslan da iki gün boyunca konuşulan konulararasındaydı. Bu 3. Psikoloji Günleri de, Özgecan Aslan'a ve katledilmiş bütünkadınlara,artık kadına şiddetin ve seksist söylemin hakim olmadığı bir dünyadayaşamak temennisiyle ithaf edildi.Bu yazıyı, İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Kulübü Yönetim KuruluÜyeleri, her bir oturumdan akıllarında kalanları kendi yorumlarını da kataraksizlerle paylaşmak için hazırladılar.
Kuantum Kimyagerliğinden Dünyanın En Güçlü Kadını Olmaya Uzanan, Merkel'in İlgi Çekici Hayatı
Dünyanın en güçlü kadını, doktorasını kuantum fiziği üzerine yaptı, Avrupa'daki en zengin ekonomilerden birini yönetiyor ve Avrupa'daki ekonomik alanda tam bir borsa simsarı. Almanya'nın Angela Merkel'i, tartışmasız kendi partisinin lideri. Parlamentoda üçüncü sırada olan Şansölye olarak, çok az karşıt düşünceyle karşılaşmakta. Merkel baskıcı Doğu Alman rejiminin altında mütevazi bir başlangıç yaptı. Kendi politik akıl hocasını tek başına yendi. Almanya'nın lideri, kendi gibi olan İngiltere'deki Margaret Thatcher gibi olmalı dedi. Ki Thatcher'ın da bilim alanında yeterliliği vardı.
Reklam
PKK ile 30 Yıllık Savaşın Faturası 1.2 Trilyon Lira
30 yıllık ‘çatışmanın’ maliyeti 300 milyar lira, makro ekonomiye etkiyle birlikte fatura 1.2 trilyon liraya kadar çıkıyorPKK’ya yapılan silah bırakma çağrısı belki siyasi sonuçlarından daha güçlü ’ekonomik’ sonuçlar doğuracak. Farklı araştırmalara göre 30 yıllık ‘çatışmanın’ maliyeti 300 milyar lira. Makro ekonomiye etkiyle birlikte fatura 1.2 trilyon liraya kadar çıkıyor.Her şey 15 Ağustos 1984’te PKK’nın Siirt’in Eruh ile Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerine baskın usulü saldırmasıyla başladı. Aynı anda karakollara ve askeri lojmanlara bombalı ve silahlı saldırı düzenlenmiş, er Süleyman Aydın şehit olmuş, 3 sivil ve 9 asker yaralanmıştı. İşte bu ilk saldırıdan bugüne terörle mücadele için harcanan para, doğrudan yaklaşık 300 milyon liraya, makro ekonomiye etkisiyle toplam 1.2 trilyon liraya ulaştı. Bu veri, dün PKK’ya yapılan ‘silah bırakma çağrısı’nın, Türkiye için siyasi etkileri kadar ekonomik etkilerinin de olacağı anlamına geliyor.Sadi Özdemir ’in Hürriyet’te yer alan haberine göre, Türkiye 2012’ye kadar yani çözüm sürecinin başladığı yıla kadar savunmaya 162 milyar TL harcamıştı. Bu rakamın bugünkü değeri 495 milyar TL’yi buluyor. Terör olmasa savunma harcamaların yüzde 50 daha az olacaktı. Yani Türkiye terör nedeniyle ekstra bir 247.6 milyar TL’lik harcama yapmak zorunda kaldı. Türkiye’nin 1986-2012 arası faiz giderleri ise 1.6 trilyon TL oldu. Terör olmasaydı faizler daha düşük seyredeceğinden yaklaşık 80 milyar TL’lik bir tasarruf olacağı da raporlarda yer alıyor.Aynı dönem itibariyle Türkiye’de terörle mücadele olmasaydı ekonomik büyümenin her yıl 0.50 daha fazla olacağı belirtiliyor. Bu büyüme kaybının toplam tutarı güncel rakamlarla 2 trilyon 345 milyar lira olarak hesaplanıyor. Bu da şu anda 10 bin dolar civarında olan kişi başına milli gelirin 12 bin doları aşmış olacağına işaret ediyor.Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki silahlı çatışma ortamı elbette öncelikle bölgenin kalkınmasını olumsuz etkiledi. Sadece turizm gelirleri açısından bakıldığında Türkiye’nin toplam yıllık turizm gelirlerinde yüzde 10’luk kayıp olduğu tahmin ediliyor. Bu oranın parasal değeri ‘terörlü yılların toplamı için’ 120 milyar TL’yi geçiyor.Türkiye, 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Adana ve Bursa’ya çok yoğun ‘Güneydoğu göçü’ aldı. Örneğin İstanbul’daki Kürt nüfusun Diyarbakır’dan daha yüksek olduğu söyleniyor. Mezra ve köylerini çoğunu iki ateş arasında kaldığı için can havliyle terk eden ailelerin göç ve sosyal yardım maliyetinin de 78 milyar TL’yi bulduğu belirtiliyor. Bölgede yaşayan halkın yaşam standartının düşüklüğünün yol açtığı sadece ‘kaçak elektrik kullanamı’ bile 1984-2012 arasında kamuya 46 milyar liralık maliyet yükledi.PKK'nın ve bölgedeki çatışma ortamının ekonomiye etkisi konusunda önemli araştırmaya imza atanlardan biri de Prof. Dr. Ünsal Ban olmuştu. Prof. Ban’a göre 27 yılın (2011’e kadar) PKK'nın maliyeti 550 milyar liraydı. Prof. Ban, araştırmasında, “Güvenlik harcamalarındaki artışlara bakıldığında 296 milyar 382 milyon liralık bir ekonomik maliyet karşımıza çıkmaktadır. Göç hareketinin maliyeti ise 70.8 milyar TL’dir” demişti. Prof. Prof Ban değerlendirmesinde, “Bu ek maliyet Türkiye’nin iktisadi büyümesi için kullanılmış olsaydı, Türkiye ekonomik anlamda dünyanın önde gelen devletleri arasında yerini rahatlıkla alırdı” yorumunu yapmıştı.T24
Şubat Ayı İhracatı Geçen Yıla Göre Yüzde 13 Azaldı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, şubat ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 azalışla 10 milyar 495 milyon dolar oldu.TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Erzurum'daki Palandöken Dağı'nda bir otelde düzenlenen toplantıda, şubat ayı ihracat verilerini açıkladı.Yapılan açıklamaya göre, şubat ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 azalışla 10 milyar 495 milyon dolar oldu.Yılın ilk iki ayında toplam ihracat yüzde 6,7 gerileme ile 22 milyar 826 milyon dolar olarak gerçekleşti. Son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,7 artışla 155 milyar 14 milyon dolara yükseldi.AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve Sırrı Süreyya Önder’in açıklamaları tarihsel öneme sahip. Türkiye siyasetinde ve Ortadoğu’da yeni bir sayfa açılıyor. Süreç bu noktaya kolay gelmedi. Ancak bugün zorlukları konuşma zamanı değil. Tüm yazılanlar arşivlerde duruyor.Dünkü çağrı aslında HDP heyetinin 4 Şubat görüşmesinde İmralı’dan alındı. Öcalan, PKK’nın kongre toplayıp ‘Türkiye’de silahlı çağrıyı bırakmasını’ istiyordu. Ancak Kandil bu çağrıya olumlu yanıt vermedi. Geride kalan 25 günün hikayesi yazıldığında nasıl bir aksiyon yaşandığını okuyacaksınız. Nefes kesen görüşmeler sonunda peş peşe dünkü açıklamalar geldi.Yalçın Akdoğan’ın perde arkasında yaptıkları olmasa sürecin bu noktaya gelmesi zor olacaktı. Hakan Fidan’ın tarihsel hakkını teslim etmek gerekiyor. Ayrıca Muhammed Dervişoğlu’nun son dönemde sessiz ve derinden yürüttüğü trafiğin altını çizmek lazım. Başbakan Davutoğlu’nun cesur ve kararlı tutumu olmasa süreç bu tarihi noktaya gelemeyecekti.2005’ten 2015’e ilerleyen süreçTayyip Erdoğan’ın 2005 Diyarbakır konuşmasıyla başlayan süreç on yıl sonra finale geldi. Geçen on yıl içinde büyük badireler atlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın risk alarak ileri hamleler yapması ve en son Başbakan Davutoğlu hükümetinin programına girmesi tarihi adımlar oldu. Bugün artık yeni bir tarih başlıyor. Eski Türkiye’nin ve eski rejimin prangalarından biri olan sorunun çözümü konusunda kritik günler yaşanıyor.
Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan İhrama Girdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Suudi Arabistan'da umre yaptı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı'ndaki Kraliyet Misafirhanesi'nde ihrama girerek karayoluyla Mekke'ye geldi.Suudi güvenlik güçlerinin oluşturduğu daire içerisinde gece yarısı Mescid-i Haram'a giren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, Kabe'de önce umre tavafını yaptı. Erdoğan ve beraberindekiler daha sonra Merve ve Safa tepeleri arasında umre sayını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra umresini tamamlayarak, Cidde'de, Mescid-i Haram'ın yanında yer alan Suudi Arabistan Kraliyet Konukevi'ne geçti.
Murat Gezici: 'Halk Meclis'e İntikal Edene Kadar Yolsuzluğa İnanmadı'
AKP oylarını yüzde 39 gösteren anket sonrası basılan Gezici Araştırma Şirketi’nin sahibi konuştuAKP oylarını yüzde 39 gösteren anketin ardından mali müfettişler tarafından teftiş edilen Gezici Araştırma Şirketi'nin sahibi Murat Gezici , 'Vatandaş uzunca bir süre yolsuzluk yapıldığına inanmadı. Ta ki yolsuzluk Meclis’e intikal edene kadar… Bu sürecin uzaması ve Yüce Divan için oylamaya sunulması şu etkiyi yarattı: 'Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Demek ki yolsuzluk iddiaları doğru” dedi.Gezici, 'Mesela halkın yüzde 75’i daha önce 700 bin liralık bir saatin olabileceğine inanmıyordu. Ancak şimdi böyle bir saat olabileceğinden haberdar. Bu noktada AKP’ye bir daha oy vermeyecek olanların yüzde 25’i yolsuzluğun olduğuna inanıyor. Eğer Yüce Divan oylaması yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce gerçekleşmiş olsaydı, ne Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilebilir, ne de AKP yüzde 30’un üzerinde oy alabilirdi' diye konuştu.Gezici, geçen yıl yapılan yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sonuçlar hakkında en yakın tahminleri yapan araştırma şirketi olmuştu.Şirket, hafta içinde de yaptığı son anketin detaylarını medya ile paylaştı. AKP’nin yaklaşan genel seçimlerde yüzde 40’ın altında oy alabileceğini duyurmasından hemen sonra şirketin merkezine mali müfettişler gönderildi.Taraf gazetesinden Tunca Öğreten , Gezici Araştırma Şirketi'nin sahibi Murat Gezici'yle konuştu.Tunca Öğreten'in Murat Gezici'yle yaptığı söyleşi şöyle:Yayınladığınız anketten sonra şirketiniz mali teftişten geçirildi. Bunun, AKP’nin oy oranının düşük çıkmasıyla ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?Gerçekten AKP’nin oy oranı yüzde 39 dediğim için mi geldiler, yoksa rutin yoklama mıydı bilmiyorum. Biz denetime açık bir şirketiz. O yüzden şirketimize yapılan bu ziyarete saygı duyuyorum. Kesin olarak söyleyebileceğim tek şey zamanlamanın manidar olduğu. Anketin yayınlanmasından ardından 24 saat geçmeden bir teftiş yapıldı ve yoklama fişiyle şirketi yokladılar. Normalde bir şirket kurulduktan 15 gün sonra yerinde adres tespiti yapılır fakat bize dört yıl sonra, anketin hemen ardından bu kontrol yapıldı. Bizden istenen tüm belgeleri kendilerine verdik, tutanaklar da bu yönde tutuldu ve herhangi bir usulsüzlük bulamadılar.Belgelerinizde eksiklik olsaydı, yapılan ankette çıkan sonuçlar meşru sayılmayacak mıydı?Evet. “Bu şirkette şu belgeler eksik” diyerek itibarsızlaştıracaklardı belki de. Amacın ne olduğunu bilmiyorum. Ancak kurumumuz bu denetlemeden açık ve net bir şekilde eksiksiz, ceza almadan çıktı. Teftişten sonra görüşmeler yaptım. Kiminle konuştuysam, “Senin üzerinden diğer araştırma şirketlerine mesaj verildi” dedi. Yine de yaşanan olayı böyle okumak istemiyorum ben.Türkiye’de daha önce bir araştırma şirketi, yayınladığı anketten hemen sonra bu tür bir incelemeye tabi tutulmuş muydu?Bildiğim kadarıyla kimseye yapılmadı. Ofisimizin mal sahibiyle görüşmek ve ne kadar kira verdiğimizi bile öğrenmek istediler.Geçen yılki yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de en yakın tahmini şirketiniz yapmıştı. Gezici Araştırma’yı diğerlerinden ayıran farklı bir yöntem mi kullanıyorsunuz?Diğer araştırma şirketleri bir noktayı atlıyor ve kararsızların ve seçime katılmayanların oylarını görmezden geliyor. Sandığa gitmeyenler; gelir ve eğitim seviyeleri çok yüksek bir kesim. Örneğin Cihangir ve Gümüşsuyu’ndaki seçmenlerin yüzde 80’i sandığa gitmedi. Gitselerdi, Beyoğlu’nu CHP kazanacaktı. Sandığa gitmeme durumu seçmenlerin adayları beğenmemesinden değil, kendi partisinin adayının kazanamayacağına olan inancından kaynaklanıyordu. Anket firmaları seçmene, adayının kazanamayacağına inandırdı. İnsan haklarına ve demokrasiye kafa yoran eğitimli kesimi anket sonuçları çok etkiledi. Bu yüzden tatillerini yarıda kesip oy vermeye gitmediler.Sandığa gitmeyen kesimin tümü CHP’li miydi, AKP’liler de yok muydu?Vardı, sandığa gitmeyen kesimin yüzde 20’sini AKP’liler oluşturuyor. Onlar da adaylarını ve Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak görmek istemiyorlardı. Zaten kamuoyu yoklamalarında sorulan “Kimi Cumhurbaşkanı olarak görmek istersiniz” sorusuna cevaben öne çıkan isim hep Abdullah Gül oldu. Eğer anket firmaları da, Gül’ün daha çok istendiğini yayınlasalardı, şu anki Cumhurbaşkanı belki de Abdullah Gül olacaktı. Bizim anketlerimizde Gül, AKP tabanında çok isteniyordu. Yüzde 70 ila 80 bandında AKP seçmeni Gül’ü isterken, yüzde 55’i Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasını istemiyordu.Sizce, teftişe girmeyen diğer anket firmaları bugüne dek hep iktidarın hoşuna gidecek anketler mi yaptı?Buna cevap vermek zor ama şuna bakılmalı, Türkiye’deki araştırma şirketleri devletten ne kadar ihale aldı? Şu bir gerçek, bir araştırma firması olarak AKP’nin oylarını ne kadar çok gösterirseniz, medyada o kadar sık yer alıyorsunuz. Ne kadar düşük gösterirseniz de o kadar dışlanıyorsunuz. Hükümete yakın ve AKP’nin oy oranlarını ciddi anlamda yüksek gösteren beş, altı büyük araştırma şirketi var.Sonuçlar doğru bir şekilde yansıtılmıyor mu yani?Sonuçları yaptıkları ankete bağlıyorlar. Benim yaptığım anketlerdeyse sonuçlar onlarınki gibi çıkmıyor.Neden?Türkiye’deki araştırma şirketleri kararsızlara özel bir soru sormuyor. “Sandığa gitmek zorunda kalsanız, hangi partiye oy verirsiniz” diye sormuyorlar. Ancak görüştüğümüz insanlardan en az bir parti söylemelerini rica ediyoruz. Aldığımız cevabı da oy dağılımı ağırlığına göre dağıtıyoruz. Bu da sonuçların gerçeğe çok daha yakın çıktığını gösteriyor bize.Araştırma şirketlerinin devletten ihale alması sonuçların tarafsızlığına gölge düşürür mü?Devletin araştırma şirketlerine ihaleyle anket yaptırması normal karşılanabilecek bir durum. Mutlaka araştırma şirketleri de devletten iş almalı. Ancak bunun ne boyutta olduğunu daha şeffaf ve objektif olarak göstermeleri gerekiyor. Devletin bu tür ihaleleri şirketlere dağıtmak için geliştirdiği bir sistem var. Bu şartların da bize uymadığını söyleyebilirim. Zaten devlet ihaleyi vereceği firmayı şartnamede tarif ediyor. “Sakalı ve saçı olsun, gözleri de kahverengi olsun” diyor mesela. Biz ihaleye girmek istesek bile o şartnameye uygun olmadığımızı görüyoruz yani devlet böylece kendine yakın, önceden belirlenmiş şirketlere iş vermiş ya da gerçekten bu şartlar bazı şirketlere çok uygun olarak hazırlanmış oluyor. Biz, onlarca defa ihalelere katılmak istedik ancak bu durum yüzünden şansımızın olmadığı gördük. O kadar yorulduk ki artık takip etmiyoruz bile.Batı’da araştırma şirketleri nasıl bir yol izliyor?Batı’da firmalar tek bir sonuç yayınlamazlar yani “A partisinin oyu kesinlikle bu olacaktır” demezler. Sandığa gitmeyenler ve kararsız olanlar ayrı ayrı gösterilir. “Demokratlar kararsız” ya da “Milliyetçilik şu noktaya doğru kayıyor” şeklinde sonuçlar paylaşılır. Türkiye’de bunun tam tersi yapılıyor ve kamuoyu yoklamaları medyaya kesin sonuç olarak servis ediliyor. Batı’da araştırma şirketleri devletten ihale almanın peşinde de olmazlar ayrıca. Zaten bu anket çalışmaları orada daha dar bir alanda, daha az insanla yapılıyor. Örneğin ABD’de Obama, 996 kişiyle anket yapabildi. Türkiye’de düzensiz ve dağınık bir adres yapısı olduğu için daha geniş bir alanda beş, altı bin kişiyle anket yapmak gerekiyor. Türkiye’de denek sayısı fazla olduğu için araştırma şirketlerine ödenen paralar inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Pazar son yıllarda o kadar büyüdü ki, yıllık bir milyar dolar civarında rakamlara ulaştı şirketlerin kazandığı paralar.Yaptığınız anketin sonucunda AKP’nin oylarında ciddi bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu düşüşün en belirleyici etkeni nedir?Bunun en başında ekonomi geliyor. Gelişmiş ülkelerde seçmenler hep ekonominin gidişatına göre oy vermişlerdir. Türkiye gelişmiş bir ülke olmadığı için ekonomik krizler hiçbir zaman seçim sonuçlarını etkilemedi. Bu defa gelişmişliğinden değil fakat ekonomik gidişatın gerçekten kötü olmasından dolayı seçmen tercihini farklı yönde yapacak. Vatandaşın cebindeki para azaldığı, insanları geçim derdinin sardığı, çocuğuna harçlık verirken düşündüğü, emeklilerin yüzde 80’inin borcu olduğu ve arabasına benzin koyarken kilometre hesabı yaptığı bir dönem bu.1998 ve 2001 ekonomik krizlerinden daha vahim bir durumda olduğumuzu mu söylüyorsunuz?Evet. Ekonomi Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı’nın doğru düzgün açıklamalar yaptığını göremiyoruz. Demek ki ters giden bir şeyler var. AKP’nin oylarının düşmesinin ikinci sebebi de çözüm süreci. “Barış” vatandaşın kulağına hoş geliyor. “Çözüm süreci” güzel bir anahtar kelime. Vatandaş çözüm sürecine karşı değildi ama ne konuşulacak, neyin pazarlığı edilecek bilmiyordu. O yüzden kamuoyuna mal olmuş sanatçılar ve yazarlar akil insan olarak kullanıldı. Siyasilerin değil de sanatçıların sözlerine halk daha fazla itibar edecekti.Öyle mi oldu?Anketlerimizde “Barış istiyor musunuz” diye sorduğumuzda; yüzde 92 oranında “evet” cevabı aldık. “Kürt sorunu çözüme ulaşsın mı” sorusuna karşılıksa yüzde 65 “evet” cevabı verildi. “PKK lideri Abdullah Öcalan’la MİT’in müzakere etmesini doğru buluyor musunuz” sorusuna da, halkın yüzde 76’sı “hayır” dedi. Bu da vatandaşın çözüm sürecini sürdürülebilir bulmadığını ve kalitesiz olduğunu gösteriyor.Evet…AKP 13 senedir iktidarda. Ancak 2002’den önce olduğu gibi bugün de eğitim, Türkiye’nin hâlâ en büyük üçüncü sorunu. Dolayısıyla 13 yılda eğitim alanında hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Hatta son eğitim yılı başında birçok vatandaş güne başladığında çocuğunun İmam Hatiplere yerleştirildiğini gördü. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 62’sinin tercih etmedikleri okullarda okudukları görülüyor. Bu olayın farkında olan aileler, sorumlunun AKP iktidarı olduğunu biliyor ve seçimde de cezasını kesecek. AKP’nin oy kaybetmesine neden olan bir diğer etken de aslında literatürümüze yeni giren bir konu…Nedir o?Medyaya baskı. AKP’ye oy vermiş vatandaş bile son kamuoyu yoklamamıza göre medyaya baskı olduğunu düşünüyor. 2002’de seçmenin yüzde 22’si medyaya baskı yapıldığını düşünürken şu an bu oran yüzde 69’da. 2012’de yüzde 41, 2013’te 44,7, 2014 Ocak’ta yüzde 48 ve Aralık’taysa yüzde 61,6’ya çıkıyor oran. İktidarın medyaya yaptığı baskı, vatandaşta önemli bir etki oluşturdu. Vatandaş adil bir yargı sistemi olmamasından ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın giderek diktatörleşmesinden dolayı da endişe duyuyor. Gelişmiş ülkelerde seçmen, Türkiye’nin aksine demokrasi, insan hakları ve ekonomiyi baz alarak oy kullanır. Önümüzdeki seçimlerde Türkiye’de ilk defa bu konular dikkate alınarak oy kullanılacak. Bundan dört yıl önce insan hakları ve özgürlüğü baz alarak oy kullananların oranı Türkiye’de yüzde 14’lerdeydi. Yaptığımız son araştırmada seçmenin yüzde 30’u, “Bu konular benim için önemli. Bu sebeplerden ötürü oyumun rengini değiştirebilirim” diyor.AKP iktidarının medyaya baskı yaptığı kanısının özellikle geçen Aralık 2014’ten bu yana arttığını söylediniz. Bu tarih; 17 ve 25 Aralık yolsuzluk iddiaları ve sonrasında medyaya yapılan baskıyı akıllara getiriyor. Bu durum seçmenin yolsuzluk iddialarının da doğru olduğunu düşündüğü anlamına mı geliyor?Vatandaş uzunca bir süre yolsuzluk yapıldığına inanmadı. Ta ki yolsuzluk Meclis’e intikal edene kadar… Bu sürecin uzaması ve Yüce Divan için oylamaya sunulması şu etkiyi yarattı: “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Demek ki yolsuzluk iddiaları doğru.” Mesela halkın yüzde 75’i daha önce 700 bin liralık bir saatin olabileceğine inanmıyordu. Ancak şimdi böyle bir saat olabileceğinden haberdar. Bu noktada AKP’ye bir daha oy vermeyecek olanların yüzde 25’i yolsuzluğun olduğuna inanıyor. Eğer Yüce Divan oylaması yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce gerçekleşmiş olsaydı, ne Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilebilir, ne de AKP yüzde 30’un üzerinde oy alabilirdi. AKP de sürekli seçim araştırması yaptığı ve bunun farkında olduğu için yolsuzluk soruşturmasını seçim sonrasına erteledi.T24
Reklam
Silah Bırakma Çağrısına İlk Yorumlar...
Çözüm sürecinde 'PKK'yı silah bırakmak için kongreye çağıran' tarihi açıklamaya yorumlar gelmeye başladı.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP Heyeti, Dolmabahçe Başbakanlık Ofisin'deki görüşme sonrası ortak açıklama yaptı. İşte çözüm süreci ile ilgili önemli açıklamaların yapıldığı ve HDP'li Sırrı Süreyya Önder'in 'PKK'yı silah bırakma için kongre toplamaya çağırıyoruz' dediği o görüşmeye ilk tepkiler şöyle:
Messi'yi Pizza Sevdası Yaktı
Barcelona sportif direktörü Carles Rexach'a göre, Lionel Messi'nin geçen sezon standartlarının altında kalmasının sebebi çok fazla pizza tüketmesi.Arjantinli yıldız Lionel Messi, geçen sezon Barcelona formasıyla alışıldık performansının altında kalmıştı. 39 maçta 36 golle 2008/09'dan bu yana en düşük rakamlarına imza atan Messi, Altın Top ödülünü de Cristiano Ronaldo'ya kaptırdı.Barcelona sportif direktörü Carles Rexach'a göre bunun nedeni Messi'nin geçen sezon boyunca çok fazla pizza yemesi. 27 yaşındaki oyuncunun beslenme alışkanlıklarına dikkat etmemesi Messi standartlarında düşük sayılabilecek bir performansı da beraberinde getirdi.Barcelona'nın bu sezon başında Malaga ile oynadığı ve berabere kaldığı maçın ardından futbolcuların yemek tercihlerinin bir listesi, İspanyol gazetesi Libertad Digital tarafından yayınlanmıştı. Listede Messi'nin pizza ve sprite sipariş ettiği görülüyordu.Eurosport
Başbakan Davutoğlu: ‘Türkiye'ye Herkes Selam Duracak’
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye Cumhuriyeti’ne de herkes gücü ve kudretiyle selam duracak' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecinin artık milletin malı olduğunu belirterek, 'Çözüm süreci milli bir süreçtir, yerli bir süreçtir, bu ülkenin bütün vatandaşlarının sahiplendiği bir süreçtir. Önümüzdeki günlerde çözüm süreci konusunda çok daha sağlam adımlar atılacağına inancımız devam etmektedir. Bütün vatandaşlarımızı da Türkiye’yi Suriye ve Irak gibi kaos ortamına sürüklemek isteyenlere karşı çözüm sürecini ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecini sahiplenmeye davet ediyorum' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, televizyonlarda 'Yeni Türkiye Yolunda' adıyla yayınlanan halka seslenişinde, 'Şubat ayı yılın en kısa ayı, ama milletçe gurur duyduğumuz, heyecan duyduğumuz projeler yanında milletçe üzüldüğümüz olaylarda yaşadık. Şimdi muhtemelen her biriniz ya sofra başındasınız, ya akşam yemeğini bitirmiş kahve içiyorsunuz ya da nöbette değişik vesilelerle iş yerlerindesiniz. Sofranızın bereketli olmasını, sohbetinizin hep tebessümle dolmasını, işlerinizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gurur duyduğumuz olaylardan bahsetmiştim. Milletler kritik dönemlerde sınava çekilirler, tarih sınavından geçen milletle bir sonraki döneme gururla ve onurla girerler, bu sınavları kaybedenler ise sonraki dönemlerde zillet içinde yaşarlar.Böyle bir sınavı 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gece yaşadık, kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz eşzamanlı iki ayaklı operasyonla 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gece saat 21.00’de Suriye’ye girdi. Bir taraftan Süleyman Şah’ın yeni mekanı olacak olan Suriye Eşme’sindeki toprak kontrol altına alındı, diğer taraftan da 40 tank, 57 zırhlı araç, 572 kahraman askerimiz Birinci Dünya Savaşında terk ettiğimiz topraklara tekrar girdi ve Karakozak Köyü’ndeki Süleyman Şah Saygı Karakolu’na planlandığı gibi gece yarım sularında ulaştı. Ben de bu operasyonu gece 23:00’ten itibaren sabaha kadar aralıksız bir şekilde Genelkurmay Başkanımız, kuvvet komutanlarımız, kahraman subaylarımız ve askerlerimizle birlikte takip ettim. Emin olun, bütün gece gururla dakika dakika işleyen bir operasyona şahit olmak benim Türk Silahlı Kuvvetleri’ne olan güvenimi, ülkemizin kapasitesine olan inancımı bir kez daha artırdı. Operasyon esnasında bir kaza suretiyle şehit olan bir askerimiz, Halit Avcı kardeşimiz dışında hiçbir askerimizin burnu dahi kanamadı ve ülkemize salimen döndüler' ifadelerini kullandı.“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE DE HERKES GÜCÜ VE KUDRETİYLE SELAM DURACAK''Bu operasyondaki olağanüstü başarı dolayısıyla başta Genelkurmay Başkanımız olmak üzere kuvvet komutanlarımıza, Şah Fırat Operasyonunda yer almış bütün subaylarımıza, askerlerimize teşekkürü bir borç biliyorum' diyen Başbakan Davutoğlu, 'Onlarla gurur duyuyoruz, onların bu vatan aşkının ülkemizin geleceği için en büyük teminat olduğunu biliyoruz. Aziz milletim, nasıl Şah Fırat Operasyonu başarıyla tamamlanmışsa, aslında ekonomide ve diğer alanlarda da aynı disiplinle çalışmaya devam ediyoruz. Yükselen Türkiye’nin ayak sesleri artık her yerden duyuluyor, yurt içinde ve yurt dışında her yerden duyuluyor.Bu ayak seslerinin çarpıcı bazı mega projelerle nasıl hissedilmeye başlandığı da sizlerle paylaşmak istiyorum. 12 Şubat’ta İstanbul’da 3’üncü havalimanı projesini inceleme ziyaretinde bulundum. Nasıl Genelkurmay karargahında 21 Şubat’ta gururla o çalışmaları takip etmişsem, aynı şekilde 3’üncü havalimanı projesinde sağlanan gelişmeleri, ilerlemeleri de aynı gururla takip ettim, brifingler aldım. Bu projeyle birlikte İstanbul dünyanın en büyük havalimanına kavuşacak. Dört fazda ilerleyecek çalışmalar; Birinci fazda 2017 29 Ekim’ine kadar 2 pistte 90 milyon kapasiteli havaalanı inşa edilecek, 2018 yazında 3’üncü pist inşa edilecek, daha sonraki 3’üncü aşamada kapasite 120 milyona, 4’üncü aşamada 150 milyona çıkacak, 150 milyonla dünyanın en büyük havalimanı İstanbul’da inşa edilmiş olacak.10 milyarı aşkın yatırım projesi, 22 milyarlık kira bedeliyle 32 milyon 390 milyonluk müthiş bir finansal altyapıya sahip gerçek bir mega proje. Artık doğudan batıya, kuzeyden güneye kim nereye seyir ediyorsa etsin, seyir edenler mutlaka İstanbul’a inecekler, İstanbul’da intikallerini yapacaklar ya da kalacaklar, ama mutlaka İstanbul’a selam duracaklar. Nasıl hava ulaşımında İstanbul Havalimanı üzerinden İstanbul’a selam durulacaksa, Türkiye Cumhuriyeti’ne de herkes gücü ve kudretiyle selam duracak' şeklinde konuştu.“İSTANBUL’U BİR ANLAMDA İKİ KITAYLA BİRLİKTE BÜTÜN KANATLARIYLA TEK BİR UZUV HALİNE GETİRİLİYORUZ”Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Yine bu projeyi bütünleyen bir başka projeyi de dün İstanbul’da İstanbullu hemşehrilerimizle, hem de bütün vatandaşlarımızla paylaştım, bu da 3 katlı İstanbul tüneli, bu da dünyada bir ilk. İlk defa dünyada 3 katlı bir tünelle bir Boğaz geçişi, bir geçiş sağlanmış olacak. Ortadaki metro geçişi, üst ve alt katlarda ise kara yolu geçişi ile İstanbul Boğaz’ını bir kez daha denizin 110 metre altından geçeceğiz.Bu proje bütüncül bir proje, yani İstanbul’a makro düzeyde bakıldığında 9 raylı sistemi birbirine bağlayan, bunlar arasındaki irtibatları sağlayan bir halka olacak, tabiri caizse tespih dizileri gibi yürüyen projeler bu adımla birlikte birbirine irtibatlanacak. 3 boğaz geçişi, 3 köprü, 3 havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu bu projeyle birbirlerine kenetlenecekler, İstanbul’u bir anlamda iki kıtayla birlikte bütün kanatlarıyla tek bir uzuv haline getiriliyoruz. 6 bin 500 metrelik geçişle bir kez daha Avrupa ve Asya birbirine irtibatlanırken, İncirli, Topkapı, Okmeydanı, Mecidiyeköy, Altunizade, Söğütlüçeşme hattıyla metro üzerinden bu uzun geçiş yolu 40 dakikaya inecek.Boğaziçi Köprüsü raylı sistemle entegre olacak, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de otoyolla entegre olmuş olacak. Hasdal kavşağından Ümraniye Çamlık’a kadar gidiş 14 dakikada sağlanabilecek. Gördüğünüz gibi, İstanbul bu projeyle tek bir bütün, makro bir planlamayla birbirine entegre hale gelecek. Beni bu projede en fazla heyecanlandıran hususlardan biri de projenin çevre dostu niteliği. Bunun için hiçbir yeni arazi kullanılmayacak, hepsi deniz altından, kara altından yürüyecek ve çevreyi kirleten gaz salınımlarında da büyük bir tasarruf sağlanacak, İstanbul’un siluetine de hiçbir şekilde zarar verilmeyecek. Ulaşım yeraltına indikçe yerin üstünde İstanbul’un bir medeniyet merkezi olarak ihya edilmesinin de önü açılmış olacak.Yine İstanbul’umuzun özellikle Ankara, İzmir bağlantıları da bu entegre sistemle daha kısa sürede sağlanmış olacak.''ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE GAP YENİ EYLEM PLANI'NI DA AÇIKLAYACAĞIZ'GAP'ın dünyanın en önemli kırsal kalkınma projelerinden biri olduğunu hatırlatan Davutoğlu, 'Önümüzdeki günlerde GAP yeni eylem planını da açıklayacağız. Ama bunun yanında DAP ve KOP ve DOKAP’ı da geliştirdik. Geçtiğimiz ay içinde DOKAP eylem planını Ordu’da hem Karadenizli hemşehrilerimizle, hem vatandaşlarımızla paylaştım. DOKAP ile birlikte, Doğu Karadeniz Kalkınma Planıyla birlikte Doğu Karadeniz’in gayrisafi milli hasılası Türkiye ortalamasının üstüne çıkartılacak, istihdam artacak ve bu havza gerçek bir turizm havzasına dönüşecek.Yeşil yol projesiyle Doğu Karadeniz’de 2500 kilometrelik toplam yolun şu anda 490 kilometresi bitti, bu yol tamamlandığında Karadeniz sahil yolunu tamamlayan Karadeniz yaylarını birbirine birleştiren büyük bir proje gerçekleşmiş olacak.Ayrıca, yine bütün dünyada bir ilk niteliği taşıyan Ordu-Giresun Havalimanını da bu yıl hizmete açıyoruz. Niye dünyada bir ilk? Çünkü deniz doldurularak havalimanı yapıldı. Eğer hayal ediyorsanız, eğer rüyalarınız varsa, bu rüyaları gerçekleştirecek, inancınız, düşünceniz ve milletinize güveniniz varsa her şeyi yaparsanız. Denizi doldurur hava limanı yaparsanız, Boğaz’ın 110 metre derinine iner 3 katlı tünel yaparsanız, dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’a kazandırırsınız. Ama rüyanız yoksa, hayaliniz yoksa, iddianız yoksa, bu toprakların altında da, üstünde de barınamazsanız. Biz iddiamız olduğu için Şah Fırat Operasyonunu nasıl başarıyla yaptıysak, bugün bu ekonomik mega projeleri de adım adım başarıya götüreceğiz' diye konuştu.G-20 DÖNEM BAŞKANLIĞIBaşbakan Davutoğlu, uluslararası finans kuruluşlarıyla 8 Şubat’ta İstanbul’da bir araya geldiğini hatırlatarak, G-20 dönem başkanlığını kendileriyle tartıştık. Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarında artan itibarını kendilerinden dinledi, ayrıca Türkiye’nin geleceğe dönük projeleri konularında da bilgi verdim. Özellikle 25 öncelikli dönüşüm programı bütün dünyada büyük ilgiyle takip ediliyor. Bu programın bütün Türkiye sathına yayılması için valilerimize talimat verdim. Valilerimizle bir araya geldiğimizde hem asayiş konularını, hem de ekonomik kalkınma konularını ele aldık' dedi.'FAİZLERİN DE DAHA AŞAĞIYA İNECEĞİNE DAİR İNANCIMIZ TAMDIR'Bu ay içinde enflasyonun düşme trendini sürdürerek 7,3’e düştüğünü belirten Davutoğlu, 'İstikrarlı yönetimle bundan sonra enflasyonun da, faizlerin de daha aşağıya ineceğine dair inancımız tamdır. Ekonomi kalkınırken geniş halk kitlelerimizin de bundan istifade etmesi gerektiği inancıyla birçok müjdeyi bu ay içinde de vatandaşlarımızla paylaştım.Belediye başkanlarımızla yaptığımız toplantıda, özellikle Büyükşehir Yasasıyla birlikte kapanan belediye borçları konusundaki şikâyetleri daha önce dinlemiştim, bu şikâyetleri göz önüne alarak kapanan belediyelerin borçlarını 1 yıl erteledik.Yani bir belde belediyesi kapanmışsa, ilçe belediyesine borç devredilmişse, bu borç 1 yıl süreyle erteleniyor. Bu belediyelerimizin üzerindeki borç yükünü almak bakımından önemli bir hamleydi. Yine BAĞKUR mensuplarını yakından ilgilendiren önemli bir kararı daha aldık. Bildiğiniz gibi, BAĞKUR borçlarının yeniden yapılandırılması imkanı sağlamıştık, büyük bir vatandaş kitlemiz bu yeniden yapılandırmayı gerçekleştirdi, ancak yaklaşık 1 milyon 305 bin kişi bunu yapamadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyordu. Aldığımız kararla hem hizmetleri, hem primleri dondurarak 1 milyon 305 bin vatandaşımızın sağlık hizmetlerinden diğerleri gibi eşit şartlarda faydalanmasının önünü açtık. Bu büyük bir sosyal hizmet anlayışının yansımasıydı' şeklinde konuştu.TURİZM SEKTÖRÜNDEKİ YENİ ADIMLARDavutoğlu, turizm sektöründe özellikle Rusya ve İran’da yaşanan gelişmeler dolayısıyla düşme trendine giren turist akışını engelleyebilmek ve Türkiye’yi turizm açısından cazip bir ülke olma niteliğini korumak için devrim mahiyetinde 2 adım daha attıklarına dikkati çekerek, 'Tur operatörlerinin maliyetlerini azaltabilmek için önümüzdeki 2 ay içinde Türkiye’ye sefer yapacak olan turizm amaçlı uçuşlarda bu ülkelerden gelen uçuşlara 6 bin dolarlık yakıt katkısı sağladık. Ayıca, tur operatörlerine Hazine destekli kredi imkânları açtık. Turizmde bu imkânları verirken, gözümüzün bir diğeri de tarım sektöründeydi. Bu hafta içinde tarımda dünyada yine bir ilk niteliğinde, devrim mahiyetinde bir projeye imza attık, tarım sektörü entegre yönetim bilgi sistemi, kısa adıyla TARSEY’i devreye soktuk.Niye dünyada bir ilk? Çünkü ilk defa bir ülke dünyadaki bütün tarım bilgilerini tek bir sistem içinde topladı ve bu sistemle tarımı en etkin şekilde yönetme kapasitesi kazandı. Birçok dost ülkenin tarım bakanının da katıldığı törende bu özellikleriyle yeni sistemi halkımıza ve dünyaya tanıttık. Bu yolla yapacağımız ürün planlaması, tarım planlaması, havza planlamalarının alandaki yetkinliğini kontrol etme imkânına sahip olacağız, 10 bin ziraat mühendisi alandan bilgileri doğrudan aktaracak ve sistem içinde her an Türkiye’nin bütün tarım alanlarındaki üretim şartlarını görme imkanına sahip olacağız. Çiftçilerimiz ise artık e-devlet uygulamasıyla tanışacak ve bürokratik işlemler doğrudan bu sistem üzerinden yapılarak müracaatlar, tahsisler, bütün ödemeler, prim destekleri de yine bu sistemle koordine edilecek' ifadelerine yer verdi.TARIM DESTEKLERİTürkiye'nin ilklerin ülkesi olduğunu belirten Davutoğlu, 'Türkiye öncü ülkedir, Türkiye ar-ge konusunda artık hamle yapan bir ülkedir. Bu konuda emeği geçen bütün görevlilerimize bir kez daha teşekkür ediyor, çiftçilerimize hayırlı olsun diyorum. Ayrıca, bugün tarım desteklerinin 2 milyar Türk Liralık kısmı da çiftçilerimize ödendi, hayırlı, bereketli olsun.Bu ay içinde geçtiğimiz aylarda olduğu gibi vatandaşlarımızla ve değişik kesimlerle buluşmalara devam ettik' dedi.Davutoğlu, 11 Şubat günü gayrimüslim kanaat önderleriyle biraraya geldiğini hatırlatarak, 'Gayrimüslim vakıfların, derneklerin temsilcileriyle yaklaşık 5 saat süren bir toplantıda ülkemizle ilgili genel meseleleri ve bu vakıfların, derneklerin sorunlarını tek tek ele aldık. Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı söz konusu olduğunda hiçbir dini, mezhebi, etnik ayrım söz konusu olamaz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bir tarağın dişleri gibi birbirine eşit ve omuz omuzadır. Bu toplantıya katılan gayrimüslim kanaat önderlerine de teşekkür ediyorum. Son yıllarda sağlanan dini özgürlükler ortamından ve bu cemaatlere sağlanan imkânlardan büyük bir sitayişle bahsettiler ve kadirşinaslıklarını gösterdiler.19 Şubat’ta ise beni çok memnun eden bir başka buluşma da yerel medya temsilcileriyle biraraya geldim. Ulusal medya hepimizin yakından takip etmesi bakımından daha çok bilinir, maruftur eski tabirle. Yerel medya ise toplumun kılcal damarlarına kadar ulaşan, belki daha az görünen, ama daha fazla etkili olan çok geniş bir kanaat önderi camiasıdır. O programda 100’ü aşkın kanala aynı anda bağlanıp düşüncelerimi Anadolu’nun ve Trakya’nın her köşesindeki yerel medyayı izleyen vatandaşlarımıza iletme imkanı buldum. Yerel medya temsilcilerine de tekrar teşekkür ediyorum. Yerel ve yerli medya aslında düşünce özgürlüğünün de, ortak aklın üretilmesinin de en önemli araçları olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim' diye konuştu.YURT İÇİ VE YURT DIŞI SEYAHATLERİGeçtiğimiz ay içinde yurt içi seyahatlerine devam ettiğini hatırlatan Davutoğlu, 'Afyon, Denizli, Kastamonu, Sakarya, Kocaeli, Sivas, Ordu, Giresun ve Antalya’yı ziyaret ettim, birçok açılışlar yaptık, toplantılarda sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik.Sadece birini zikredeyim, Antalya’da 365 milyon Türk Lira değerinde 152 tesisi hizmete açtık. Bütün vatandaşlarımızla bundan sonra da kucaklaşmaya devam edeceğim. Yurt içinde yoğun faaliyetlerimiz devam ederken, yurt dışı temaslarımız da aksamadı. Türkiye’de hiçbir şeyi eksik, yarım bırakamazsınız, içeriye yoğunlaşıp dışarıyı ihmal ederseniz dünya gündeminden düşerseniz, dışarıya yoğunlaşıp içerdeki gelişmeleri ihmal ederseniz Türkiye’de etkin bir yönetim sağlama imkânınız kalmaz. Bu ay içinde 2 dost ülkeyi ziyaret ettim, Pakistan ve Macaristan’da yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyleri toplantısı yaptık.Pakistan bizim can kardeşimizdir, İstiklal Harbinde bize verdikleri desteği hiç unutmadık. Ne zaman Türkiye’nin başı derde girse Pakistan, ne zaman Pakistan’ın başı derde girse Türkiye daha hiçbir talep olmadan devreye girer ve gereğini yapar. Aynı şekilde Macaristan’la da çok köklü ilişkilerimiz var, tarihi derinliğe haiz ilişkilerimiz var. Orta Avrupa’nın bu önemli ülkesiyle de son derece önemli anlaşmalara imza attık ve Avrupa siyasetinde Türkiye’yle Macaristan’ın beraber hareket etmesi konusunda da prensip kararına vardık. Yine Macaristan’da biraz önce de zikrettiğim gibi Gül Baba türbesini, Galiçya şehitlerini ziyaret edip huzurlarında divana durdum. Yurt dışından misafirlerimiz oldu, Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Neçirvan Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi Türkiye’ye geldiler, dost ve kardeş Irak’taki gelişmeleri onlarla istişare imkânı buldum. Ayrıca Irak Başbakanı Sayın Abadi’yle bir telefon görüşmesinde de Irak’ın birliği, beraberliği için nelerin yapılabileceğini istişare etme imkânı da elde ettim' dedi.'ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE YURT DIŞI SEYAHATLERİM DEVAM EDECEK'Önümüzdeki günlerde yurt dışı seyahatlerinin devam edeceğini belirten Davutoğlu, 'Önümüzdeki hafta Pazartesi günü Portekiz’e giderek orada da yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantısı yapacağım. Oradan New York’a geçeceğim, New York’ta Türkiye’ye bir yatırım ülkesi olarak bakmalarını teşvik etmek üzere uluslararası yatırımcılarla buluşacağım. Uluslararası yatırımcılara Türkiye’deki ekonomik gelişmeyi, siyasi istikrarı anlatarak yükselen Türk ekonomisinin daha da cazibeli bir yatırım ülkesi haline gelmesi içini elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’la görüşeceğim ve Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna da hitap edeceğim. Gördüğünüz gibi, Şah Fırat Operasyonundan 3’üncü köprüye, İstanbul’un mega projelerinden Ordu-Giresun Havalimanına kadar değişik alanlarda heyecan verici projelerle dolu bir ay geçirdik, ama birlikte üzüldüğümüz olayları da yaşadık, yüreğimizde acıyla hissettiğimiz hatıraları Şubat ayında geride bıraktık. Malatya’da eğitim uçuşu esnasında iki uçağımızın düşmesi sonucunda 4 kahraman pilotumuz şehit oldu. Kabil’de bir terör saldırısında yine kahraman bir askerimiz şehit oldu. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük milletler dünyanın her yerinde biraz önce de zikrettiğim gibi sınamalarla karşı karşıya kalırlar. Ama büyük milletin fertleri olmak onur verici bir geçmişe, onur duyulan bir geleceğe hazırlanmak kadar bazı fedakârlıklar da yapmayı beraberinde getiriyor' ifadelerine yer verdi.ÖZGECAN ASLAN CİNAYETİ'Yine bu ay içinde bizim yüreğimiz yakan bütün bir milleti infiale sevk eden birtakım cinayetlere de şahit olduk' diyen Davutoğlu, 'Özgecan Aslan kızımızın hunharca katledilmesine bütün bir millet olarak tepki verdik. Şu anda sizler televizyonları başında beni izlerken hepiniz sağınızda belki kızınız, solunuz oğlunuz veya kardeşiniz oturuyor, herkesi bir muhasebeye davet ediyorum; bu toplumda şiddet kültürünü tümüyle yok etmeliyiz. Özgecan Aslan’ın ölümü üzerinden uyanan ortak bilinç, bu ölümün acı hatırasına rağmen hepimizde bir ümit yeşermesine de yol açtı, bu ortak bilinci harekete geçirmeliyiz. Bu ortak bilincin sözcüsü olan Özgecan’ın babası Mehmet Aslan’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Hiçbir intikam hissi duymaksızın yaptığı çağrılar hepimizin kulağında ve kulağımızın ötesinde yüreğimizde derin izler bıraktı, işte Anadolu irfanına sahip yiğit bir insanın sözleriydi bunlar.Cinayetin işlendiği günün hemen ertesi günü Antalya’da bir gençlik merkezine Özgecan’ın adını verdik ta ki Özgecan’ın hatırası unutulmasın, ta ki bir daha kadınlarımız, kızlarımız, çocuklarımız şiddete maruz kalmasınlar. Dışişleri Bakanlığı kariyerimde en fazla gurur duyduğum olaylardan birisi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığını yaptığım 2012 başında İstanbul Sözleşmesi adını verdiğimiz kadına yönelik şiddet konusunda uluslararası bir sözleşmeyi hazırlamış ve Avrupa Konseyi’ne kabul ettirmiş olmamızdı. Hem uluslararası alanda, hem de ulusal alanda kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda mücadele etmeye kararlıyız; hepimiz için bu ulvi bir görevdir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak da en önemli görevlerimin başında şiddet kültürünü bu toplumda mümkün olduğunca tasfiye etmek, özellikle de kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda her türlü tedbiri almak olacaktır' şeklinde konuştu.GENÇLERE ŞİDDETE YÖNELMEMELERİ KONUSUNDA ÇAĞRIBaşbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Yine acı bir olay da Ege Üniversitesi’nde Fırat Çakıroğlu kardeşimizi kaybettik. O gün onun da babasıyla görüştüğümde derin evlat acısını telefondaki sesinden hissettim. Gençlerimize burada seslenmek istiyorum, sadece bu ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenmiş bin devlet adamı olarak değil, bir hoca olarak, bir baba olarak, hayatında öğrencileri arasında hiçbir zaman ideolojik ya da siyasi ayrım yapmamayı en temel ahlaki ilke edinmiş bir öğretim üyesi olarak, 70’li yıllarda kutuplaşmalardan çok acı çekmiş, gençliğini o yıllarda yaşamış bir üniversite öğrenci hareketi lideri olarak da, gençlerimizden her türlü konuda görüşlerini tartışmaya açmalarını, medeni bir şekilde tartışmalarını, görüş ayrılıkları konusunda ihtilaf etmekten çekinmemelerini, ama zinhar şiddete yönelmemelerini tavsiye ediyorum.Üniversite gençliğinin farklı kanaatlere sahip olmasından daha doğal hiçbir şey olamaz, üniversite geçlerinin heyecanlı tartışmalarından daha doğal da bir şey olamaz, ama bu farklı kanaatler aranızdaki dostluğu, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gelen ortak kader bilincini yok etmesin. Birbirinize yönelik şiddet sözleri sarf etmektense, fikirleri konuşturun. Şiddet yöntemlerine başvurmaktansa muhabbet yöntemleri kullanın. Emin olun, şiddetin yol açabileceği hiçbir başarı muhabbetle gönüllere girmenin başarısını örtemez. Yine çok acı bir olayda hayatını kaybeden gazeteci Nuh Köklü’ye rahmet diliyor, ailesine taziyelerimi sunuyorum.'Hiçbir şekilde şiddet ve şiddete yönelik gidebilecek herhangi bir eylem içinde olunmaması gerektiğine dikkati çeken Davutoğlu, 'Özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik reformunda temel amacımız, özgürlüklerin güvenlikle birlikte gerçekleşmesidir. Kesinlikle toplantı, gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü de dahil hiçbir özgürlüğe herhangi kısıtlama gelmeyecektir, böyle bir niyetimiz söz konusu olamaz. Ancak, toplantı ve gösteri yapmak özgürlüğünü istismar ederek 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi şehirlerimizde şiddeti hakim kılmak, tahripkarlık yapmak, vandalizme yönelmek isteyenlere karşı da tedbir almak devlet görevidir. Bu tedbirlerin hepsi Avrupa standartlarındadır, defaatle bunlarla ilgili bilgi verdim. Farklı kanaati olanları dinlemeye hazırız, ancak Avrupa Birliği standartlarında güvenliği sağlayan, güvenliği temin ederek özgürlüklerin en iyi şekilde yaşanmasını garanti altına alan bir düzenleme söz konusu. Bu paket içinde nüfus işleriyle ilgili devrim mahiyetinde adımlar var, Jandarma Genel Komutanlığımızın İçişleri’ne bağlanması var, emniyet teşkilat yapısının demokratikleşerek yeniden yapılanması var, kolluk kuvvetlerine tanınan yetkiler dışında kolluk kuvvetlerinin denetimi de var. Dolayısıyla, Türkiye demokratik bir ülke olarak geleceğe yönelik attığı her adımda evresel insan hakları ve özgürlükleri esas alır' şeklinde konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİ'Hazır bu şiddet ortamı üzerinde konuşmuşken, bu şiddet ortamını ve Türkiye’de geçmişte ortaya çıkan birçok yarayı sarmak üzere başlattığımız hayati bir sürece de tekrar atıfta bulunmak istiyorum' diyen Davutoğlu, 'Hemen anladınız herhalde, çözüm süreci. Çözüm süreci, bu milleti bir kardeşlik bağıyla birbirine irtibatlandıran bir süreçtir. Çözüm süreci, demokratik haklar üzerinden vatandaşların eşitlik içinde birarada yaşama kültürünü ortaya koyacağı bir süreçtir. Çözüm süreci, 2005 Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır konuşmasından bu yana çok ciddi merhalelerden geçti, büyük engellerle de karşılaştı. Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberine Türkiye’yi sokmak isteyenler, Türkiye’de terörün yaygınlaşması ve şiddet ortamının derinleşmesi için çok çaba sarf ettiler.Çözüm süreci artık milletin malıdır, çözüm süreci milli bir süreçtir, yerli bir süreçtir, bu ülkenin bütün vatandaşlarının sahiplendiği bir süreçtir. Önümüzdeki günlerde çözüm süreci konusunda çok daha sağlam adımlar atılacağına inancımız devam etmektedir. Bütün vatandaşlarımızı da Türkiye’yi Suriye ve Irak gibi kaos ortamına sürüklemek isteyenlere karış çözüm sürecini ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecini sahiplenmeye davet ediyorum.Hangi mezhep veya etnik kökenden olursa olsun, bütün vatandaşlarımız bizim için azizdir, bütün vatandaşlarımızın can güvenliği, hayat hakkı kutsaldır, bütün vatandaşlarımızın özgürlükleri insanlık onurunun bir parçasıdır. Bu özgürlükleri ve Türkiye’nin demokrasisini teminat altına almak için hep beraber 7 Haziran seçimlerine yürüyoruz' ifadelerini kullandı.'TÜRK DEMOKRASİSİNE, SEÇİLMİŞ BİR HÜKÜMETE KARŞI YÜRÜTÜLEN ÖRTÜLÜ BİR DARBE FAALİYETİNİN YILDÖNÜMÜNDEYİZ'Davutoğlu, konuşmasında şunları kaydetti:“Bugün aslında bu açıdan son derece anlamlı bir gün, 28 Şubat, Türk demokrasisine, seçilmiş bir hükümete karşı yürütülen örtülü bir darbe faaliyetinin yıldönümündeyiz. Artık 28 Şubat ve onun dayandığı eski Türkiye mantığı zihniyeti tamamıyla devre dışıdır. Yeni Türkiye’de bir daha meşruiyetini ve gücünü halktan almayan hiçbir hareket bu milletin kaderine hükmedemeyecek. Çok emin bir şekilde demokrasimiz sağlam temellerde ilerliyor. 7 Haziran bu anlamda büyük bir şanstır. Hangi partiye oy verirse versin, verecek olursa olsun bütün vatandaşlarımızı 7 Haziran’da sandık başına gitmeye davet ediyoruz. Ülkenin geleceği ancak ve ancak halkın iradesini yansıtan sandıklardan çıkar. Ülkeyle ilgili, ülkenin geleceğiyle ilgili söz sahibi olmak isteyen herkes demokratik seçimler üzerinden aday olmalı ya da aday olanlara oy vermeli. Seçme ve seçilme hakkı bir insanlık hakkıdır, bir insanlık onurudur.Bu anlamda vatandaşlarımızın, her zaman demokrasiye sahip çıkmış vatandaşlarımızın 7 Haziran’da da sandığa sahip çıkacağına inancım tamdır. Herkes demokratik hakkını kullanmalı ve Türkiye bir demokrasi destanı daha yazmalı. Aziz milletim, dünyadaki ekonomik küresel krizi takip ediyorsunuz, çevremizdeki ateş çemberini de görüyorsunuz, ama Türkiye’nin bu ekonomik kriz içinde yükselen bir ekonomiye, çevredeki ateş çemberi içinde istikrarlı bir yönetim sahip olmasını da hep beraber gururla izliyorsunuz. Hiç merak etmeyiniz, Türkiye geleceğe emin adımla yürüyecektir, hiçbir şekilde kaos ortamına sürüklenmeyecektir, ekonomisi hiçbir şekilde kriz ortamına girmeyecektir. Geleceğe emin bir şekilde yürüyünüz, geleceğe güvenerek bakınız. Türkiye 2023’e yürürken yükselen ekonomisi, sağlam demokrasisiyle parlak bir geleceğe de yürüyor. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.'ENİSE YAPARİHA
Fenerbahçe'den 'Kocaman' Kayıp
Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe, Galatasaray derbisi öncesi Konya'da iki puan bıraktı. Mutlak galibiyet parolasıyla çıktığı Konya deplasmanında berabere kalan sarı lacivertliler ile lider Galatasaray olan fark dörde çıktı.Spor Toto Süper Lig'de Torku Konyaspor ile Fenerbahçe 1-1 berabere kaldı.Fenerbahçe'de Torku Konyaspor maçı öncesi sakat ve cezalı oyunculardan dolayı 4 eksik bulunuyordu. Sarı-lacivertlilerde cezalı olan Volkan Demirel ve Caner Erkin, sakatlıkları bulunan Alper Potuk ve Hasan Ali Kaldırım Konya temsilcisi karşısında forma giyemedi. Ayrıca sarı lacivertlilerde maç öncesi ayağında ağrılar hisseden Emre Belözoğlu ilk 11'den çıkartılırken, onun yerine Meireles kadroya dahil edildi. İsmail Kartal yabancı sınırlamasına takıldığı içinde Alves'in yerine Bekir'e görev verdi.Sakatlığı nedeniyle Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında forma giyemeyen Torku Konyaspor Djalma, iyileşmesinin ardından Fenerbahçe maçında ilk 11'de forma buldu.Maçın hemen başında Selçuk ile net bir fırsatı tepen Kanarya önünde 8. dakikada Torku Konyaspor golü buldu. Çalımlarla sağ kanattan hızlı atağa çıkan Ömer Ali'nin ortasında topu kaleci Mert uzaklaştırdı. Sol kanatta meşin yuvarlağı kontrol eden Torje'nin ortasında top, ceza sahasında defanstan sekti. Meşin yuvarlağı önünde bulan Mahlangu'nun sert şutunda top ağlarla buluştu: 1-0. İlk yarıda pozisyon bulmakta zorluk çeken sarı lacivertliler, 45. dakikada Gökhan Gönül ile net bir gol kaçırdı. İlk yarı Konyaspor'un 1-0'lık üstünlüğüyle sona erdi.İkinci yarıda dakikalar ilerledikçe rakip kalede baskısını artıran Fenerbahçe'de teknik direktör İsmail Kartal, Emre ve Webo'yu oyuna aldı. 67. dakikada sarı lacivertliler eşitliği yakaladı. Emre'nin kullandığı köşe vuruşuna iyi yükselen Egemen skora dengeyi getirdi.Kalan dakikalarda skor değişmedi ve karşılaşma 1-1 sona erdi. Son 4 haftada 7 puan kaybeden Fenerbahçe 47 puanla haftayı tamamladı. Torku Konyaspor ise 24 puana yükseldi.Lig Tv
Reklam