onedio
İstanbul'da Dükkân 'Dünyanın Kirası'
İstiklal, Bağdat ya da Abdi İpekçi caddelerinde dükkan kiralamak cesaret işi. Kiralar 100 bin dolara kadar çıkabiliyor. Üstelik yıllık kira artışı da cabası. Bu üç cadde bu özelliği nedeniyle de dünya listesinde. Örneğin İstiklal Caddesi San Fransisco'daki Union Square'den sonra kirası en çok yükselen ikinci bölge oldu.İstiklal Caddesi’nden geçerken çevresine alıcı gözle bakanların bile fark etmekte zorlanacağı ekonomik bir tablo var. Gayrimenkul danışmanlığı şirketi Cushman & Wakefield'ın 2014-2015 uluslararası kira araştırması sonuçlarına göre İstiklal Caddesi dünyada yüzde 27,3 ile kiraların en çok arttığı ikinci cadde. Birinci sırada yüzde 30'luk artışla San Fransisco'daki Union Square var. İstiklal Caddesi listedeki tek cadde değil. Nişantaşı Abdi İpekçi yüzde 20.9, Bağdat Caddesi ise yüzde 24,4'lük artışla ilk 10'da.İlk üçte üç caddePeki ne oldu da kiralar bu kadar yükseldi, değişen neydi? Kira artışları ne anlama geliyor, esnaf bu artışlardan nasıl etkileniyordu? Al Jazeera muhabiri Murat Utku her üç caddeye gidip yıllardır bölgede esnaflık yapanlar ile konuştu
Apple’ın Piyasa Değeri 2020’de 3.4 Trilyon Dolara Çıkabilir
Analistler Apple’ın 2020’de piyasa değerini 3.4 trilyon dolara çıkarmasının mümkün olduğunu öngördü.Analistler, piyasa değeri 791 milyar 920 milyon dolar seviyesinde bulunan ve dünyanın en değerli şirketi konumundaki Apple’ın 2020’de piyasa değerini 3.4 trilyon dolara çıkarmasının mümkün olduğunu öngördü.Yatırım bankası Morgan Stanley’nin analisti Katy Huberty Apple’ın en değerli teknoloji platformu olduğunu ve insanları kendine bağlayacak güçlü bir ekosisteme sahip olduğunu söyledi.Bir yıl içinde şirketin piyasa değerinin 1 trilyon dolara çıkmasının mümkün olduğunu, 9 Mart’ta gerçekleşecek toplantıda detayları açıklanacak akıllı saatin Apple tutkunlarını tatmin etmesi durumunda hisse fiyatlarının artacağı aktarıldı.Huberty, 2020 yılında Apple ürünlerinin piyasa değerinin 3.4 trilyona ulaşacağını aktardı. Bu düşüncesini insanların nasıl zaman geçirdiğine dayandırdığını belirten analist, Apple’ın kullanıcıların zamanının yüzde 33’ünü kapladığını ilerleyen yıllarda yüzde 75’i daha kazanacağını kaydetti.Huberty, bir kullanıcının iPhone aldığında, iPad, Mac ve Apple piyasaya ne çıkartırsa o ürünü almaya devam ettiğini belirtti. İnsanların Apple’ı kullanarak geçirdiği zamanı arttırmasını sağlayacak en önemli ürünlerin giyilebilir kategorisine girenler olacağını, Apple’ın bu konuda iWatch’la iddiasını ortaya koyduğunu kaydetti.Huberty’nin bu tahmininde etkili olan bir diğer konu ise sektörde büyük heyecan uyandıran Apple’ın otomobil sektörüne gireceği haberleri. Huberty Apple’ın iCar’ı üreteceğini de göz önüne alarak piyasa değeri beklentisini açıklamış görünüyor.Huberty Apple’ın giyilebilir teknoloji veya otomobil sektöründeki tüm payları toplayacağını iddia etmiyor, yalnızca şirketin bu sektörlerde de büyük başarı elde edebileceğine inandığını belirtiyor.Kaynak: Fortune Türkiye
Milli Tank 'Altay' 2016 Yılı Sonunda Kullanıma Hazır
İlk prototipi 2012 yılında üretilen Milli Tank Projesi ‘Altay’, 2016 yılının sonunda kullanıma hazır konuma gelecek. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerin söz sahibi olmasının gurur verici olduğunu söyledi.Kara Kuvvetleri Komutanlığı Türk Ana Muharebe Tankı ihtiyacının yurt içi geliştirme modeli ile karşılanması amacıyla Milli Tank Üretim Projesi (MİTÜP) çerçevesinde Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. tarafından üretilecek olan ‘Altay’ için çalışmalar sürüyor. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş’a Milli Tank Projesi Altay hakkında bilgi veren Otokar Sakarya Fabrikası Genel Müdürü Ahmet Serdar Görgüç, Milli Tank Altay’ın 2016 yılının sonunda hazır konuma geleceğini belirtti.Vali Coş ise, 'Savunma araçlarının Türkiye’de üretilmesi özlemini çektiğimiz bir durumdur. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ülkemize konulan silah ambargosu üzerine büyük zorluklarla karşılaştığımız ortadadır. Dünyada pazarı eksilmeyen savunma sanayisinde Türk firma ve mühendislerinin söz sahibi olması gurur vericidir. Projede emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz' dedi.Görüşmenin sonunda Otokar Fabrikası Genel Müdürü Görgüç tarafından Vali Coş’a Milli Tank Altay’ın maketi hediye edildi.BİLAL BİLİR - REMZİ ŞİMŞEK / SAKARYAİHA
Dolardan Bir Günde İkinci Rekor
Geçtiğimiz hafta Cuma günü 2,5275 ile en yüksek seviyeye ulaşan dolar rekor tazeledi. 1 dolar akşam saatlerinde 2,54 TL oldu. Merkez Bankası 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Güne 2,52 seviyesinde Cuma günkü rekoruna yakın başlayan dolarda yeni rekor geldi. Dolar 2,54 TL oldu. Ekonomi yönetiminin geleceğine ilişkin endişeler dolarda oynaklığa neden oluyor. Doların küresel olarak değer kazanması  da gelişen ülke para birimlerinde değer kaybına yol açıyor. Dolar endeksi bugün 11 yılın en yüksek seviyesine geldi.  Merkez Bankası, Dolardaki yükselişin önüne geçmek için 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Dolar enflasyon verisinin ardından 2,5082'ye gerilemiş çünkü  enflasyon Şubat'ta yüzde 0,71'le beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşmişti. Analistler bu gelen verinin ardından Merkez Bankası'nın ölçülü de olsa faiz indirimlerine devam edeceğini düşünüyor. Petrol fiyatlarında düşüşün durması, TL'deki değer kaybı ile enflasyondaki düşüşün beklenen hızda olmayacağı ifade ediliyor. Merkez Bankası'ndan kur uyarısıMerkez Bankası, önümüzdeki dönemde ekonomide 'aşağı yönlü' risklerin önemini koruduğu ve döviz kurlarındaki yükselişlerin enflasyondaki düşüşü sınırlayabileceğini ifade etti.Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun sınırlı faiz indirimi kararını aldığı 24 Şubat toplantısına ilişkin özetlerinde, yıllık enflasyonun baz etkisiyle düşüş kaydetse de dayanıklı mallar genelinde yüksek oranlı fiyat artışları gözlendiğine vurgu yapıldı:'Giyim ve dayanıklı mallar dışında kalan gruplarda da yıllık enflasyon gerilerken aylık enflasyonun yükseldiği görüldü. Yakın dönem döviz kuru gelişmeleri temel mal enflasyonunda öngörülen düşüş sürecini sınırlayabilecek olmakla birlikte grup enflasyonunda yılın ilk çeyreğinde belirgin bir iyileşme olması bekleniyor. Dış talep göstergeleri, 2014 yılının son çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkı yapmadığına işaret etmektedir. Bu dönemde ana ticaret ortaklarının büyüme hızlarındaki yavaşlama ve jeopolitik gelişmeler ihracattaki artışı sınırlarken, yurt içi talepteki ılımlı toparlanmayla birlikte ithalat talebinde artış gözlenmiştir. Küresel finans piyasalarında oynaklığın devam etmesi ve güven endekslerindeki zayıf seyir özel kesim nihai talebinin büyümeye yaptığı katkıyı sınırlayabilecektir. Dış talepte ek zayıflama gözlenmesi ve küresel büyüme oranlarının önemli oranda gerilemesi durumunda, emtia fiyatlarında yaşanacak düşüşler enflasyonu azaltıcı etki yapacak, fakat aynı zamanda yurt içi iktisadi faaliyet üzerinde belirgin olumsuz etkiler gözlenebilecektir. Bu durumda, Kurul politika araçlarını ekonomiyi destekleyici yönde kullanacaktır.'
Reklam
‘AKP ile HDP Arasında Bir Seçim İş Birliği Var’
PKK lideri Öcalan'ın silah bırakma çağrısıyla ilgili, AKP ve HDP arasında seçim iş birliği olduğunu savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, çözüm için CHP'yi ve Meclis'i işaret etti.Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma çağrısını değerlendirdi. AK Parti ve HDP arasında seçim iş birliği olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, sürecin şeffaf olmamasını eleştirdi.“Silahın olmadığı, insanların öldürülmediği bir Türkiye hepimizin özlem duyduğu bir Türkiye’dir dedim. Ama bu açıklamayı 10 madde ile şekillendirdiler. İçinde özgürlük, barış diyor. Soyut kelimeler. Bunlara karşı çıkmayız. Ama bu şifreli metnin arkasında ne var, onu bilmiyoruz. Yapılan açıklama konusunda bir mutabakat var mı? Mutabakat varsa ayrıntıları neler, bilmiyoruz. Yoksa neden toplantıdan sonra HDP ile AKP birbirlerini suçlamaya başladı. Olay ne, kamuoyu bilmiyor. Açıklamalar yarım ağızla, şifreli yapılıyor. Barışın, özgürlüklerin karşısında değiliz. Bu anlayışla barışın geleceğine inanmıyorum. Açık ve net söyleyeyim: AKP-HDP arasında bir seçim iş birliği var ve bunu götürmek istiyorlar. Yaptıkları bu: İş birliği. Bu sorunu çözecek tek parti CHP’dir. Bu sorunu çözmek için adres TBMM’dir. Son yapılan açıklama hükümetin değil, Öcalan’ın açıklaması.”Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümü için şu dört şarta uyulması gerektiğini söyledi:Samimi ve dürüst olacaksınız.Gizli kişisel bir ajandanız olmayacak.Millete izah edemeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz.CHP ve diğer muhalefete bilgi vereceksiniz.CHP lideri, bu dört şartın yanı sıra yüzde 10 seçim barajının da kaldırılması gerektiğini söyledi. “HDP, AKP sesini çıkarmıyor” diyen Kılıçdaroğlu, “Seçim barajı demokrasinin önündeki en büyük engel. Bunu indirin, biz de destek vereceğiz, söz. Yüreğiniz varsa gelin” diye konuştu. Kılıçdaroğu şöyle devam etti:“Bu yöntemle kimse çözemez”“Dört şarta uyarsanız sorumu çözme konusunda sağlıklı ve kararlı bir iradeyi ortaya koyarsınız ama bunlara uyulmuyor. Tam bir aldatmaca, seçim yatırımı. Öcalan açıklama yaptı, PKK silah bıraktı mı? Bırakmadı. Peki siz bunu silahların gölgesinde nasıl yapacaksınız? Barışı istiyoruz, huzur ve kavga olmamasını istiyoruz. Demokrasiden yanayız. Ama gizli kapaklı olarak bunun çözüleceğine kimse inanmasın. Bu yöntemle kimse çözemez.”“Yöntemini biliyorum, çözeceğim”“Bütün aydınlara, kendini solcu görüp etnik siyaset üzerinde silah bırakanlara sesleniyorum: Türkiye’nin en temel sorununu CHP çözer, bunu herkes bilsin. Biz samimi ve dürüst olacağız. Kendi aralarında pazarlık yapıp CHP’yi suçluyorlar. CHP’ye güveneceksiniz. Bu sorunu çözmenin yolunu yöntemini ben biliyorum, çözeceğim bu sorunu. Kendisi demokrat olmayan, Meclis’e baskı yasaları getiren bir iktidar bu kadar temel bir sorunu çözebilir mi? Devleti baskı organı haline getirenler, diktatörler demokrasi getiremez. Bunu hâlâ bilemeyenler var. Kendisi sorun olan hükümet sorun çözemez.”“Direneceğiz”Meclis’te maddeleri kavga gürültü içinde geçen iç güvenlik paketiyle ilgili eleştirilerini sürdüren Kemal Kılıçdaroğlu bazı örnekler sıraladı, “Polis uyarmadan vurabilecek. Bunu nasıl kabul edelim? Hâkim kararı olmadan, valinin talimatıyla polis dilediği kişiyi arayabilecek. İsterse arama için çırılçıplak soyabilecek” dedi. “Direneceğiz, bu yasayı parlamentodan geçirtmeyeceğiz” diye de ekledi.Kılıçdaroğlu’na göre, iç güvenlik paketi bu haliyle yasalaşırsa, “Türkiye uygar dünyadan kopacak ve ekonomi daha kötüye gidecek”. CHP lideri, “Türkiye uygar bir dünyanın parçasıyken Ortadoğu’nun parçası, terör örgütlerinin yuvası haline geldi” dedi.Tekin’in sözlerine cevapCHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CHP’nin iktidara gelmesi halinde ilk iş olarak iktidara yakın medyaya el koyacaklarını söylemişti. Kılıçdaroğlu bununla ilgili, “Onların gazetelerine el koyacağız diye bir şey yok. Biz kimsenin gazetesine el koymayız” dedi.İş dünyasından oy isteyen Kılıçdaroğlu, kendi iktidarlarında öğrencilerin yurt sorunu olmayacağını da söyledi. CHP lideri 7 Haziran'da yapılacak genel seçimler için, “Sizden sadece dört yıl için yetki istiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.Al Jazeera Turk
Reklam
Kiev ve Moskova Gaz Tedariki İçin Anlaştı
Kiev ve Moskova, Mart ayının sonuna kadar Ukrayna’ya Rus gazı tedarikini sürdürmek konusunda 2 Mart’ta Brüksel’de anlaşma imzaladı. Sonuç olarak bu ülke üzerinden AB’ye giden gaz alımları da güvence altına alınmış oldu.Rusya’nın Enerji Bakanı Aleksandr Novak ve Ukrayna Enerji Bakanı Vladimir Demçişin arasında saatlerce süren müzakerelerin ardından imzalanan sözleşmeye göre, Ukraynalı şirket “Naftogaz, ülkenin tüketimini karşılayan alımlar için Mart ayında Gazprom’a ön ödeme yapmayı taahhüt etmektedir. Gazprom AB’ye doğru gaz transitini garanti etmektedir ve Ukrayna’da iki taraf arasında belirlenen noktalara, eline geçen ödemelere dayanarak günde 114 milyon metreküp gaz teslim edecektir.”Kiev’in gaz tedarikini kestiği, isyancıların kontrolündeki Ukrayna’nın doğu bölgelerine Rus devi Gazprom’un geçen hafta gaz vermeye başlayacağı yönündeki kararının ardından, Pazartesi günü Avrupa arabuluculuk girişiminde bulunmuştu. Ukrayna tarafında Naftogaz, Pazartesi günü, Gazprom’u kendisine yaptığı ödemelere karşılık gelen tüm gazı teslim etmemekle suçluyordu. Rus tarafı ise, birkaç aydır gaz için ön ödeme yapması gereken Kiev’in bu hafta sonundan itibaren kredisini tüketebileceği uyarısında bulunuyordu.Gazprom’a 15 milyon dolarUkraynalı Naftogaz Cuma günü, Avrupa’ya Rus gazı tedarikinin zarar görmesinden endişe eden “Avrupalı meslektaşlarımızın sinirlerini yatıştırmak için” Mart ayı alımları için Gazprom’a ilk 15 milyon dolarlık ödemeyi yaptığını bildirdi.Ukrayna’ya gaz teslimatındaki bir kesinti, bu ülkeden geçen Avrupa alımları üzerinde de bir etkiye sahip olabileceğinden, bu durum Avrupa’yı gerçekten de doğrudan ilgilendiriyor. 2014 yılında, Avrupa’nın ithal ettiği 147 milyar metre küp civarındaki Rus doğalgazının yaklaşık % 40’ı Ukrayna’dan geçmişti. Rus gazı Avrupa talebinin yaklaşık % 30’unu temsil ediyor.
CHP’nin Seçim Kartı: Kredi Kartı Borçlarına 'Af' Formülü
Seçim kampanyasını yoksullukla mücadele eksenine oturtacak CHP’nin meydanlardaki en büyük kozu binlerce aileyi “borçları” nedeniyle yıkan kredi kartları olacak. CHP yönetimi on binlerce insanın borcunu ödeyemediği için batağa saplandığı, aile facialarının yaşandığı kredi kartları sorununa çözüm için “af” formülü üzerinde çalışıyor.“Demokrasi, medya özgürlüğü entellektüellerin ilgi alanında, vatandaşın ilgisini çekmiyor” diyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçim stratejsinin ana eksenini “yoksullukla mücadele”ye dönük ekonomi politikaları oluşturacak. Cumhuriyet'ten Ayşe Sayın'ın haberine göre CHP yönetiminin “sır” gibi sakladığı projenin en büyük ayağını ise “kredi kartlı borçlarına af” oluşturacak.HP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçimlerine dönük bazı kesimlerden gelen kampanyanın ana eksenine “özgürlük söylemi”ni oturtması yönündeki önerilere karşın, önceliğini ekonomi olarak belirledi. Bu kapsamda öncelikle Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde çıkış yapmasını sağlayan, ancak “kamuoyuna yeterince anlatamadık” diye yakındığı “aile sigortası” projesi yeniden revize edilecek. CHP Lideri’nin “vaat çantası”nda, emeklilere dönük ise iki dini bayramda birer “ikramiye” verilmesi bulunacak.Sır gibi saklanıyor Ancak CHP Lideri’nin seçim meydanlarındaki en büyük kozu ise hemen her ailede en az bir bireyde bulunan ve birçok aileyi de “borçları”yla yıkan “kredi kartları” olacak. Bu kapsamda kredi kartı borçlularına “af” getirilmesine dönük proje üzerinde çalışılıyor. CHP yönetimi, projeyi siyasi rakiplerinin “kopyalamamaması” için sır gibi saklıyor. Henüz ayrıntıları netleşmemekle birlikte, borç silme tüm kesimleri değil, belli gelir grubu ve borç limitini kapsayacak ve hangi kaynaktan karşılanacağı da projede anlatılacak. Projenin ne zaman kamuoyuna açıklanacağını da parti yönetimi daha sonra belirleyecek.5.8 milyar liralık borç varKredi kartı borçlarının 5.8 milyar liraya yaklaştığı Türkiye’de, bankaların kullandırdığı kredi kartı sayısı ise 57 milyon 7 bine çıktı. Merkez Bankası verilerine göre bankalarda takibe giren kredi kartı borcu 20 Şubat haftasında 5 milyar 795 milyon 446 bin liraya ulaştı. Mevduat bankalarında tasfiye olunacak kredi kartı borçları yüzde 10.39 artışla 5 milyar 646 milyon 661 bin liraya çıkarken, katılım bankalarında yüzde 9.34 azalışla 148 milyon 785 bin lira oldu. Bankacılık sektöründe Aralık 2014 itibariyle 32 mevduat, 13 kalkınma ve yatırım, dört de katılım bankası olmak üzere toplam 49 banka bulunuyor. Bu bankaların üçü kamu, 10 tanesi özel, 19 tanesi de yabancı sermayeli.
Beşiktaş ve Trabzon Maçının Tarihi Değişti
Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasındaki Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile Gaziantepspor-Trabzonspor maçlarının tarihlerinde değişiklik yapıldı.Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, daha önce 16 Mart Pazartesi günü saat 20.00'de oynanması planlanan Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor karşılaşması 15 Mart Pazar günü saat 16.00'ya alındı.Aynı haftada 15 Mart Pazar günü saat 16.00'da oynanacağı açıklanan Gaziantepspor-Trabzonspor maçı ise 16 Mart Pazartesi saat 20.00'ye ertelendi.Ligtv
Reklam
‘Onlar Barış Hayalini Satmak İstiyor, Biz Gerçek Barışı Halkımıza Armağan Etmek İstiyoruz’
Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Onlar barış hayalini satmak istiyorlar, biz gerçek barışı halkımıza armağan etmek istiyoruz. Biz sizin bu ülkeye demokrasi, özgürlük ve barış getireceğinize zerre kadar inanmıyoruz.' dedi.Demirtaş'ın konuşmasından satırbaşları:'Yaşar Kemal'in bıraktığı miras, şerefle taşınacak bir emanettir. Yolun açık olsun Büyük Usta! Bugün TMMOB'un İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü. Her gün iş cinayetleri yaşanmasına rağmen, bu hükümet gereğini yapmıyor. Bir iş yerinde 10 işçi yaşamını yitirdiğinde işverenin hesap verme kaygısı yoksa, artık hiçbir işyerinde işçi güvenliği yoktur. Hükümet şu mesajı veriyor uluslararası para babalarına: Gel, Türkiye 'de işçi çok ucuz. Torunlar'da Hükümet '10 işçi ölür, biz hesap sormayız, fatura kesmeyiz' mesajı veriyor. Mesele bir iş yeri meselesi değil. O yaşamını yitiren işçiler 10 dakika oturma eylemi yapsaydı tutar önce onları coplar, sonra aylarca yıllarca hapsederlerdi. Türkiye'de bugün 3 milyon işsiz var. Bunların 1 milyonu üniversite mezunu, 15-16 yıl okul okumuş bu çocuklar.ERDOĞAN'A ELEŞTİRİEkonomi ciddi sinyal veriyor. Seçim öncesinde ciddi bir kriz çıkmaması için Cumhurbaşkanı Merkez Bankası'na talimatlar yağdırıyor. Seçimi kazanmak için ekonomiyi riske atmak, kendi bakanını azarlamak, Merkez Bankası Başkanı'nı hain ilan etmek dahil her şeyi yapabiliyor. Bize bu kadar yüklenmelerinin nedeni Halkların Demokratik Partisi'nin 400 milletvekili çıkarmalarına engel olacak tek güç olması. Düşünün ki bir de bu anlayış 400 milletvekili kazanmış, başkan olmuş... Düşünmeyin daha doğrusu! Çünkü böyle bir şey olmayacak.'İŞİMİZ İKTİDARA GEÇMEK''Yeni yaşam'ı başkalarının ilkesizliği üzerinden kurmayacağız. Mücadelemiz bunun en büyük teminatıdır. Garanti halkın kendisidir. Bizim işimiz ana muhalefet görevi yürütmektir. AKP iktidarını denetlemek, mümkün olan ilk anda da onu indirip yerine geçmektir. Nasıl bir yangın yerinden çıkıp buralara geldiğimizi, nasıl bir emekçi yoksul kitlesiyle bu mücadeleyi yürüttüğümüzü biliyoruz. Proje partisi olarak gelmiş olanlar bir halk hareketinin onları süpürebileceğne ihtimal vermiyorlar. İşte biz o halk hareketiyiz. Bizim yeni muktedirlere, yeni saraylara ihtiyacımız yok. Türkiye'nin bütün renkleriyle bir emekçi iktidarına ihtiyacımız var.BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ'NE SERT SÖZLERBingöl 'Üniversite'si rektörü akrabalarından oluşan bir şirket kurmuş orada. AKP İl Başkanı gibi çalışıyor. Rektörün kardeşinin Rektör Yardımcısı olmasına, 5 akrabasının yönetici olmasına YÖK olarak siz nasıl müsaade edersiniz? Sekiz gündür açlık grevinde olan Bingöl Üniversitesi öğrencileri düşman hukukuna mı tabidir, açıkça söyleyin bilelim.ektör Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi'nden gelmiş, Bingöl Üniversitesi'nde Kürdoloji Bölümünün başına geçirilmiş.Bingöl Üniversitesi'nde sükunet istiyoruz. Üniversitelerde özgürlük ve demokrasinin hakim olmasını istiyoruz. Bu anlayışla ülkeye barış getirecek anlayış nasıl bağdaşabilir, soruyoruz. 'HÜKÜMET BARIŞ HAYALİ SATMAK İSTİYOR'Ortak açıklamadan sonra, 'Biz uzun süredir bu açıklama için uğraşıyoruz' dedik. Elbette ki bu ülkede kesinlikle silahlar susmalı ve silahlar bırakılmalı. Bu, en büyük arzumuzdur. Barış yürüyüşünde hükümetle anlaşamadığımız nokta şu: Onlar barış hayalini satmak istiyorlar, biz gerçek barışı halkımıza armağan etmek istiyoruz. Tekrar edeyim: Biz sizin bu ülkeye demokrasi, özgürlük ve barış getireceğinize zerre kadar inanmıyoruz. 'ZALİM İKTİDARA DİRENMEK KUTSALDIR'Açıklama benden dolayı gecikmişmiş. Açıklama 7 ay önce yapılacaktı, niye yapmadınız, yaptırmadınız? Neden? Yedi ay neden engellediniz, hükümet olarak bunun cevabını bir verin önce. Neden biliyor musunuz, seçime yakın yapmak istediler... Seçime üç ay kala bu deklarasyonu yayınlıyoruz da, Meclis'ten hangi yasa çıkacak? AKP'ye güvenmiyoruz, bu kısmı çıldırtıyormuş onları. Güvenmiyoruz, güvenmiyoruz, anlamıyor musun? Neyine güveneceğiz senin? Bugüne kadar hangi demokrasi yasasını çıkardınız? Türkiyehalklarına barış konusunda ne verdiniz? Bu Hükümet bu ülkeye kalıcı barışı getiremez. Zihniyetleri buna uygun değil. O nedenle HDP'nin büyümesi lazım. Böylesine zalim bir iktidara karşı direnmek bile kutsaldır, bırakın kazanmayı. 'SİLAHLARI BİZ BIRAKTIRACAĞIZ'Hükümet bizim için acil olan silahların bırakılması değil, seçim öncesi 'öyleymiş gibi' yapılması diyor. Evet, PKK silahları bırakacak, ama biz bıraktıracağız. Meclis'e daha güçlü gireceğiz, biz başaracağız. Dağları biz, demokratik biz uzlaşıyla boşaltacağız. Devleti biz kurmuşuz, vergisini biz veriyoruz, omuzlarımızda biz taşıyoruz, o halde biz yöneteceğiz. İlla birini cezaevine koyacaksanız kendinizden başlayın. Asıl çocukları suça iten sizlersiniz. Adalet Bakanı Sayın Bozdağ, lütfen Şakran Cezaevi'ne bizzat gidin, durumu görün, sorunları çözün. 9 Mart seçmen olarak naklini yaptıracaklar için son gün. Öğrenci, mevsimlik işçi, turizm emekçisi kardeşlerim, naklinizi yaptırın.haberler.com
JBL'den Hareketle Kontrol Edilen Kulaklık: Reflect Response
JBL, dünyanın hareketle kontrol edilebilen ilk akıllı kulaklığını duyurdu. Reflect Response olarak adlandırılan kulaklık, bünyesinde barındırdığı hareket algılama teknolojisi sayesinde kullanıcıların çalan parçayı hareketle başlatabilmesine, durdurabilmesine, değiştirebilmesine ve gelen aramaları yanıtlayabilmesine olanak sağlıyor.JBL’in spor odaklı yeni kulaklığı Reflect Response, mobil cihazlara Bluetooth bağlantısı üzerinden bağlantı kuruyor. Tam dolu pille 8 saate varan kullanım imkanı sunduğu belirtilen kulaklığın mavi, yeşil ve siyah olmak üzere dört farklı renk seçeneği bulunuyor. Yaz aylarında İngiltere’de ve Avrupa’da piyasaya sürülecek olan JBL Reflect Response’un fiyatı 129 sterlin .LOG
Enflasyon Şubat Ayında Yüzde 7,55'e Çıktı
Şubat ayı enflasyonu, Ocak ayına göre göre yıllık bazda yükselerek 7,55 oldu. Fiyatı en fazla artan ürün ise yüzde 28,22 ile mandalina.Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre özel kapsamlı TÜFE göstergelerinden 'H' yıllık olarak Ocak'taki yüzde 9.36'dan Şubat'ta yüzde 8.44'e gerilerken, 'I' yüzde 8.63'ten yüzde 7.73'e gerilemiş oldu.Ana harcama grupları itibariyle aylık en yüksek artış yüzde 2.59 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşirken, endekste yer alan gruplardan ulaştırmada yüzde 1.77, lokanta ve otellerde yüzde 1.06, haberleşmede yüzde 0.94 ve sağlıkta yüzde 0.82 artış gerçekleşti.İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, 'Veri detayları, aylık enflasyona en büyük katkının öngördüğümüz gibi 0.67 puan ile gıda grubundan geldiğini gösteriyor. Enflasyona katkı yapan diğer unsur ise dolar/TL'de görülen artış ve petrol fiyatlarının kısmen yukarı gelmesinin etkisiyle artan ulaştırma grubu oldu. TCMB çekirdek göstergelerde iyileşmenin sürdüğünü göstererek Mart ayı politika toplantısında küresel risk iştahı ve dolar/TL izin verirse ölçülü bir indirime gidebilir' dedi.Verilere göre Yİ-ÜFE Şubat'ta yüzde 1.20 artarken, yıllık artış Ocak'taki yüzde 3.28'den Şubat'ta yüzde 3.10'a geriledi.Reuters'ın 21 kurumun katılımı ile yaptığı ankete göre Şubat'ta TÜFE'nin yüzde 0.75 artışla yüzde 7.58'e yükselmesi bekleniyordu.Verinin piyasa beklentilerine yakın gerçekleşmesi sonrası kur ve faizde anlamlı bir değişim olmadı.
Reklam
Bahçeli’den 10 Maddelik Mutabakat Metnine 9 Madde ile Cevap
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin karanlık bir tünelde olduğunu ifade eden Bahçeli, “Başbakan aklınca selamlaşma kampanyası başlatsa da, insanlarımızın arasına nifak girmekte, selam sabah kesilmektedir. Milletimiz kararmış vicdanların elindedir. Vatanımız korkakların, kanlı ve terörist niyetlerin güdümündedir. Geri çekilmeler başarı olarak takdim edilmektedir. Etrafımızdaki çember giderek daralmaktadır. Önümüz engebelerle dolu, geleceğimiz risklerle çevrilidir. İç huzurumuz, toplumsal barış ve asayişimiz soluk alamamaktadır” dedi.“10 MADDELİK İHANET METNİNİ ÇÖZÜM DİYE SUNMAKTADIR”‘Terörü İmralı’dan yöneten eşkıya başı hayal dahi edemeyeceği bir konum ve duruma yükseltilmiştir’ diyen Bahçeli sözlerini söşye sürdürdü:“Bölücü örgüt jestlerle dirilmiş, tavizlerle silahlanmış, pazarlıklarla Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına sanki muadili bir güç, sanki eşit bir muhatabı gibi dikilmiştir. AKP, PKK’yı omuzunda taşımış, havalarda gezdirmiştir. AKP, PKK’ya ruhunu kaptırmış, irade ve iffetini devretmiştir. Kandil hayranlığı AKP’nin aklını almış ve afallatmıştır. AKP İmralı’nın izbeliklerinde kayıplara karışmış, şeref ve namusla yollarını çatallaştırarak ihanet katarına çoktan eklemlenmiştir. Görüyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bir teröristin, bir katilin, bir sabıkalı bölücünün 10 maddelik ihanet metnini çözüm diye sunmaktadır. Davutoğlu inanmadığı halde hala ortak aidiyet telaffuzuyla avunmakta, bize de çağrıda bulunmaktadır. Şehitlerimizin istismarı ya da hepimiz için kutsal olan kavramlar üzerinden siyaset geliştirmemiz halinde kaybedenin biz olacağını söylemektedir. İstismar AKP’ye has bir ilkelliktir. Takiyenin kime yakıştığı da bellidir. Davutoğlu unutmasın ki, eğer milletimiz kazanacaksa, eğer milletimiz huzura kavuşacaksa biz kaybetmeye ve yanılmaya baştan razıyız. Ama hiç de böyle olmayacaktır.”“İHANET METNİ TÜRKİYE’NİN VAROLUŞUNU İNKAR BEYANNAMESİDİR”Bahçeli, “İmralı canisinin sözlerine dikkat kesilen vicdanlı, milliyetçi-vatansever yürekler yaklaşan fırtınayı hissetmektedir. Her bir maddesi musibet, her bir maddesi melanet, her bir maddesi mahvoluş demek olan ihanet metni, Dolmabahçe Sarayı’ndaki Başbakanlık Ofisi’nde rahat koltuklarına kurulan müflis şahsiyetlerce açıklanmıştır. Neymiş, PKK olağanüstü kongre toplayıp silah bırakacakmış. Neymiş, barış gelecek, demokratik siyasetin önü açılacakmış. Öncelikle söylemek istediğim şudur: Sevr Antlaşması’na da barış diyorlardı ve Türk milletine nasıl bir cehennemi yaşatacağı da herkesin malumuydu. İmralı canisinin hazırlayıp Kandil çetesinin ihtiyatla paraf ettiği 10 maddelik ihanet metni; Türkiye Cumhuriyeti’nin çöküş belgesi, varoluşunu inkar beyannamesidir” dedi.“İKİYÜZLÜLER TÜRK MİLLETİNİ KAFA KOLA ALMAK İÇİN HİZAYA GEÇMİŞTİR”Bahçeli şunları söyledi:“AKP’ye oy veren kardeşlerim lütfen düşününüz; diz boyu olan rezaletlere, bacayı saran düşmanlıklara nasıl suskun kalalım? Türkiye parçalanıp, millet bölünüp, vatan satılırken hareketsiz mi kalalım? Çözüm isimli çözülme etaplarını, barış makyajlı batış ve bayağılık manifestosunu iyi ve güzel şeyler oluyor diyerek alttan mı alalım? Her dağa çıkan 30 yılda hükmünü geçirecekse, sözünü dinletip dayatmalarını kabullendirecekse, Türk milletinin payidarlığını, ırz-ı devleti, şeref-i devleti nasıl teminat altına alıp ilelebet muhafaza edeceğiz? Bundan sonra önüne gelen silahlanıp bir dağ köşesini, bir yol ağzını tutarsa, değerli arkadaşlarım söyleyiniz, onlara da teslim mi olacağız, saraylara buyur mu edeceğiz? Ne yapacağız, neyde karar kılacağız? Haysiyetini çıkarlarıyla değiştirmiş, yetmemiş, üste de milli emanetleri vaat etmiş AKP; eşkıyanın meydan okumasına, bölücülüğün hain isteklerine tamam demiş, olur vermiştir.Sevr’in kalıntıları, haçlı hesap ve özlemleri AKP’ye hulul etmiştir. Entrikacılar Türkiye’yi kefene sarmak için yola çıkmıştır. İkiyüzlüler Türk milletini kafa kola almak için hizaya geçmiştir.”“AKP-PKK MUTABAKATINA GÖZ AÇTIRMAMAKTA SON DERECE KARARLIYIZ”Geçtiğimiz Cumartesi Günü Dolmabahçe’de HDP heyetinin ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecine ilişkin şaptıkları açıklamaları ile ilgili olarak Bahçeli, “AKP-PKK-HDP ve Dolmabahçe’deki sahneleri iyimserlikle karşılayıp PKK’yı taraf gören CHP saf saf, öbek öbek Türkiye’nin karşısına dizilmişlerdir. İmralı canisi sonunda saraylara kadar fiilen gelmiş, mesajlarını Başbakanlık ofisinde okutmuştur. Caninin teklif ve tehdit dolu sözlerine AKP taşıyıcı bedenlik yapmıştır. Hükümet teröristlere kucak açmış, kulak kabartmış, kumandayı uzatmış, kulvarı boşaltmıştır. Kumpas tüm yönleriyle deşifre olmuştur. Milletimizin içine yuvarlandığı tezgah vasat bulmuştur. İhanetin kravatlı kravatsız aktörleri sobelenmiştir. AKP-PKK koalisyonun karanlıkta kalan noktaları vuzuha ermiştir. Öyle ki, AKP-PKK müştereken Türkiye’yi kundaklamış ve kuşatmıştır. Bebek katilinin 10 maddelik ihanet metni şiir dinletisi gibi dinlenmiş, gösterime giren tiyatro oyunu gibi izlenmiştir. Düşe kalka vizyonda tutulan çözülme süreci 10 maddelik ihanet ilavesiyle yeniden derlenip toparlanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP-PKK mutabakatına göz açtırmamakta son derece kararlıyız. Yıkım projesine nasıl tepki gösterdiysek, çözülme sürecine nasıl direnmişsek, Oslo’dan İmralı ve Kandil’e uzanan hain pazarlıkları nasıl reddetmişsek, daha da fazlasını yapmaya, AKP-PKK’ya nefes aldırmamaya sonuna kadar hazırız. AKP’yle PKK; tekeri laçkalaşmış, her yeri sallanan, sürekli yalpalayan müzakere kağnısıyla daha fazla gidemeyecektir. Yok eğer giderse millet hepten kaybedecek, Türkiye’nin yerinde yeller esecektir” dedi.9 MADDELİK İTİRAZBahçeli, şöyle devam etti:“Bizim Dolmabahçe Sarayı’nda balosu yapılan 10 maddelik ihanet metnine sıcak bakmamız, olumlu yaklaşmamız en başta kendimizi inkar, milletimizi hiçe saymak olacaktır. Bu kapsamda olmak üzere, ihanetin belgeli haline tam bir itirazımız vardır ve maddeler halinde söyleyecek olursak şunlardan teşekkül edecektir:1-Öcalan canisi örgütünü silahlı mücadeleyi bırakma temelinde, stratejik ve tarihi kararı vermek için bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet etmektedir. Benzer bir açıklamayı 21 Mart 2013 tarihinde de yaptığı, silahların susmasını, fikirlerin konuşmasını lafta istediği akıllardadır. PKK silahtan vazgeçmemiş, tetikten elini çekmemiştir. Sınır dışına çıktı çıkıyor denilen teröristlerin, yalnızca yaşlı ve hastalıklı olanları vatan topraklarını terk etmişlerdir. O tarihlerde gerek Erdoğan, gerekse de diğer AKP’liler bundan sızlanmışlar, farklı zeminlerde eleştirmişler, millete söyledikleri yalanlarını bizzat tekzip etmek durumunda kalmışlardır. Diyeceğim odur ki, PKK’nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibarettir. Silah bırakan varsa o da AKP Hükümeti’dir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir.PKK’nın silah bırakacağını, silahla yollarını ayıracağını ummak ve beklemek ahmaklık ve gaflettir. Bilakis Kandil’den ve HDP’nin çok konuşan Eşbaşkanından silahlarla yolların ayrılacağına dair en ufak teselli edici söz işitilmemiştir. Bu Eşbaşkan, Hükümet’in uygulamalarını hala umut verici görmemekte, Kandil’den gelen haberler AKP’yi açığa düşürmektedir.Kamuoyuna yansıyan 7 aşamalı silah bırakma etapları da psikolojik ve algı operasyonudur. Kiralık terör örgütü PKK, bu zamana kadar silahlı eylemleriyle gelmiş, kan akıtarak, can alarak ve AKP’yi esir ederek dişini geçirmiştir. Öldürmekte ustalaşan, kırmakta, dökmekte, yakmakta ve yok etmekte markalaşan malum terör örgütü, Türkiye’yi bölmeden veya devletin kahrıyla karşılaşmadan silahı kenara koymayacaktır. Bu nedenle PKK’nın silahlara veda etmesi hayaldir, Türk milletini aldatmaya dönük yalan, uydurma ve temelsiz bir propagandadır.2-PKK’nın olağanüstü kongreyle silah bırakmasını istemek; siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarına sinsi bir ilavedir. AKP buna göz yummuş veya açıktan destek olmuştur.Kongreler demokratik zeminlerdir. Ortak akıl ve karar mekanizmaları kongrelerle tesis edilmektedir. Bir terör örgütünden ve katiller oluşumundan kongre toplamasını istemek, buna da çanak tutmak ancak ve ancak münafık ve mel’un zihniyetlerin işidir. Terör örgütünün sözde kongre toplamasını beklemek yerine, teröristleri saklandıkları inlerde arayıp, bulup çıkararak adalete teslim etmek ve bu eksende cesaret göstermek Hükümet’in milli ve tarihi bir sorumluluğudur. Ne var ki, ecdadımızın türbesini bile koruyamayan, sözüm ona asgari zaruretlere sığınarak vatan topraklarını bırakıp kaçan Davutoğlu ve Hükümeti’nin bunun yapması asla mümkün değildir.3-Caninin mesajı, silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanı olarak takdim ve servis edilmiştir. Kurnazca kaleme alınan ifadeler PKK’nın sözde zafer kazandığının, silah vasıtasıyla siyasal emellerine ulaşma sınırına geldiğinin dolambaçlı yollarla duyurusudur. İllegal ve yasa dışı terör örgütünün, hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi birden bire siyasal mücadele safhasına geçme teşebbüs ve zorlaması Türkiye’nin yenildiği anlamına gelecektir. Demokrasiyi katleden, siyasete kurşun sıkan, bebekleri öldüren bir terör örgütünü siyasete dahil etme hazırlığı en az şehit haberi almak kadar felakettir, fecaattir.4-10 maddelik ihanet metninde demokratik siyasetin tanım ve içeriğinden bahsedilmektedir. Bu apaçık bir şekilde PKK’nın silahlı ve silahsız militanlarının siyaset yapabilmesine dönük tuzaktır. Hayalet ve hamakat Başbakan ise demokratik siyasetin önü açılacak diyerek sevincini gizleyememiş, doğal olarak PKK’nın oltasına sazan gibi takılmıştır. Demokratik siyaset kavramı PKK ağzıdır ve AKP’nin üslubuna tutunmuştur. AKP’nin, PKK’lıları siyaset alanına taşıma tutkusu bölücülüğü aklama ve temize çıkarma arayışıdır ki, bu da ancak PKK’ya sedir, kanlı planlara payanda olmuş ruhsuzlara has bir tutum olacaktır.5-İmralı canisinin muğlak ifadelerle tanzim ettiği ihanet metninde demokratik çözümün yerel ve ulusal boyutlarıyla ilgili değerlendirmesi tamamen özerkliğin inşasına dönük bir projedir. AKP-PKK ortaklığı, üniter milli devlete vade biçmiştir. AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uygun olarak Türkiye’nin rejim ve idari yapısı hedefe konmuştur.Erdoğan’ın, geçen hafta valilere 7 Haziran’dan sonra yetkilerinin arttırılacağını söylemesi bu çerçevede ele alınmalıdır. Görünen köyün kılavuz istemeyeceği bilinen bir gerçektir. AKP-PKK bölücü yapılanması, Türkiye Cumhuriyeti’ni masaya yatırmış, iblisten aldıkları taktiklerle, küresel güçlerden aldıkları talimatlarla cerrahi operasyona başlamışlardır. Ve nitekim Türk milleti AKP ile PKK ikizinin adı konulmamış soğuk savaş yöntemleriyle ve bölücü salvolarıyla sıkışmış, ölümcül darbeyi almasına da ramak kalmıştır.6-İmralı canavarı özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden dem vurmaktadır. Sorarım sizlere, Türkiye’de özgür, eşit olmayan vatandaş mı vardır? Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden maksat; tamı tamamına Anayasa’nın 66.maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımının enkaza çevrilmesi manasına gelecektir. AKP, buna da yetmez ama evet diyecek kadar fikren kokmuş, dibe çökmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki görüşümüz nettir. Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes bizim için Türk’tür ve milletimizin yeri dolmayacak ferdidir. Anayasa’dan vatandaşlık tanımını tümden çıkarmak veya etnik temelde marjinal tanımları yerleştirmek vebaldir, suçtur ve soysuzluğun damgası olacaktır.7-Terörist başının ihanet metninde yer verdiği demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar kısmı; yasa ve ahlak dışı bölücü organizasyonların sivil toplum örgütü sayılmasını amaçlamaktadır.8-İmralı canisinin çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutlarıyla, sürecin sözde demokrasi, güvenlik ilişkisi, kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınmasını dayatması tam bir karartma ve akıl tutulmasıdır. Koruculuğun kaldırılması amacıyla AKP-PKK ilkesel çerçevede uzlaşmışlardır. Boşaltılan köylerle ilgili beklentilerin karşılanması hususunda fikir birliği kurulduğu anlaşılmaktadır. Ve AKP, PKK’nın kanlı borsasına varını yoğunu yatırmıştır. Günlerdir Meclis gündemini işgal eden, tartışma ve kavgalara neden olan İç Güvenlik Paketi HDP ve PKK’nın istek ve tenkitleri kapsamında tekrar ele alınacaktır. HDP rest çekmiş, AKP pert olmuş, uysallaşmıştır. HDP parlamış, AKP pısmış, kaçacak delik aramıştır. Şu acziyet ve rezalete bakınız ki, PKK İç Güvenlik Paketi’ne vize vermeyince AKP geri adım atmak durumunda kalmış, anlaşma yolunu tercih etmiştir. Bizi günlerce HDP’yle aynı karede gösterme izansızlığından özel bir zevk duyan Davutoğlu, şimdi nasılsın, ne durumdasın, nereye saklandın? HDP’nin kapısında dilencilik yapan Başbakan bilesin ki, PKK’yı kırmamak, kızdırmamak adına kanun tasarısını tekriri müzakere edecek kadar fossun, fuzulisin, korkaksın, baştan ayağa fiyaskosun. AKP, HDP’nin arka bahçesi, PKK’nın koşu bandıdır. Davutoğlu tüm sözlerini yemiş, tüm iddialarını bizatihi kendi müdahalesiyle çürütmüştür. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, AKP ile HDP aynı yastıkta hıyanet ömrünü geçirmek için İmralı ve Kandil huzurunda utanmadan söz kesmişlerdir.9-İmralı canisi yattığı hücreden, kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesine atıf yapmıştır. Bir terörist yeni baştan kimlik tanımlaması istemektedir. Tescilli bir hain, hüküm yemiş bir terör suçlusu çoğulcu demokratik anlayış demektedir. Ve daha acıklı yanı ise AKP’nin bebek katilinin tutsağı olmasıdır. Teröristbaşı kimlik tanımlamaktan bahsediyor, AKP ise buna ses çıkarmıyor. Teröristbaşı Türk milletine yoksun ve tarihin kaydından düşeceksin diyor; Erdoğan ve Davutoğlu’ndan hiçbir rahatsızlık hali görülmüyor. Teröristbaşı Cumhuriyet, ortak vatan ve milletin tanımlanmasını istiyor; Erdoğan ve Davutoğlu teşekkürlerini sunmakla kalmıyor, süreç hedefine ulaşıyor diye bayram ediyorlar. Teröristbaşı ihanetin yeni anayasaya dinamit lokumu gibi döşenmesini şart koşuyor; Erdoğan ve Davutoğlu ille de uygulama uygulama diyerek çığlık atıyor. Bilinmelidir ki; Öcalan-Erdoğan ve Davutoğlu sacayağı Türk kimliğinin utanma nedir bilmeyen hasımlarıdır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı, bu ülkenin Başbakanı’nı PKK’lıdan ayıran, ayrı tutan ve farklılaştıran artık ne kalmış, geriye ne bırakılmıştır? PKK Başbakanlıktadır, PKK saraydadır, PKK sokaktadır, PKK medyadadır, PKK üniversitededir, PKK iş ve sanat hayatındadır. Bu durum, Milliyetçi Hareket için kabul edilemeyecek bir bozgundur. Bu durum, canlarıyla vatanı kurtaran kahramanlara karşı tam bir vefasızlıktır.”“7 HAZİRAN SON ŞANS, SON ÇARE, SON KAVŞAKTIR”Bahçeli “Milli kimliğimizin PKK’nın tezlerine uygun tanımlanma önerisi Erdoğan’ın umurunda değildir. Aksine gülmemek, alkışlamamak, havalara uçmamak için kendisini zor tutmaktadır. Anlaşılan, Öcalan ve Erdoğan aralarında saat gibi çalışan bir iş bölümü yapmışlardır. Erdoğan ve Öcalan yanlarına 23 Nisan Başbakanı’nı da alarak Türkiye’nin fişini çekmek için son gözden geçirmeleri, son rötuşları yapmaya koyulmuşlardır. AKP, PKK’yla ‘al ver’ mekanizmasında helalleşmiş, iki cambaz gibi hararetle tokalaşmıştır. Kandil’de petrol aramaya kadar işi götüren AKP, PKK’ya uyuşturucu ve silah kaçaklığından sonra yeni gelir kapıları açmanın derdindedir. AKP Şirin, PKK Ferhat olmuş; dağları delerek vicdanlarına müzakere kınası sürmüşler, beraberce milli ahlak ve güvenliğin kanını dökmüşlerdir. Türkiye’nin vatanı ve milletiyle PKK’ya teslimi, süreç ihanetinin mihmandarlığında son parkura girmiştir. Enselerinden vurulan Mehmetçiklerin kanı yerde kalmıştır. Bin yıllık kenetlenme açılamayacaktır. Mete Hanla coşan, Ergenekon’da eritilen demir parıltısıyla çağlayan, Orhun’dan kopup gelen, Atila’nın kırbacıyla Dünyayı titreten millete ihanetin üç elebaşısı engel olamayacaktır. Topraklarımızı, insanlarımızı, yönetimimizi, ocaklarımızı, camilerimizi, cemevelerimizi, okullarımızı, mahallerimizi, mezarlarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi, illerimizi, köylerimizi ayırmamızı dayatıyorlar. Türk milleti çelik gibi sağlamdır, kırmaya ne Erdoğan’ın, ne Öcalan’ın ne de Davutoğlu’nun nefesi yetmeyecektir. Bölücüyü dağda ve ovada aramaya artık gerek yoktur. Bölücü hükümettedir. Bölücüler iktidardadır. Ve bugün içinde bulunduğumuz bu karanlık ortam ve şartları baştan ayağa değiştirmek için 7 Haziran son şans, son çare, son kavşaktır” diye konuştu.“ERDOĞAN BÖLÜCÜLERİN GÖZÜNÜ BOYADIĞINI DERHAL AÇIKLAMALIDIR”Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP ve PKK’yı kast ederek ’12 yılda ne istendi de vermedik’ cümlesini ağzından kurşun gibi çıkarmıştır. Erdoğan neler verdiğini, nelerin teminatıyla bölücülerin gözünü boyadığını derhal açıklamalıdır. Erdoğan böylece, Cumhurun başı olmak yerine, Cumhuru parçalayan kişi olduğunu kabul ve itiraf etmiştir. Erdoğan ve Davutoğlu’nun Öcalan’ın vesayeti altına girmesi yenilir yutulur şey değildir. Türkiye’nin kaderini İmralı’ya ipotek ettirmek ise tam bir travmadır. Acaba Öcalan ile Erdoğan haftanın hangi günlerinde hasret gidermektedir? Kandille kriptolu telefonlardan yapılan görüşmeler geceler boyunca sürmekte midir? Merakımız AKP içinden, terörün dağ kadrosuna katılmak isteyenler saraya mı, yoksa adaya mı müracaat edeceklerdir?” dedi.“ERDOĞAN İSTİKARARSIZLIĞIN SİMGESİ HALİNE GELMİŞTİR”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na yönelik sözlerine de değinen Bahçeli, şunları söyledi:“Merkez Bankası’na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Erdoğan istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline gelmiştir. Bizim bürokratlarla uğraştığımızı söyleyenler, Merkez Bankası Başkanı’nı hastanelik eden Erdoğan’a niçin sessizdir? Döviz lobisi hizmetkârlığına niçin kayıtsızdır? İrtifa kaybeden ihracat, tırmanan işsizlik, yayılan hayat pahalılığı, fırlayan yoksulluk, devleşen yolsuzluk, düşen büyüme, artan borç, dümeni kırılan ekonomi politikaları milletimizi kara kara düşündürmektedir. Erdoğan ve Davutoğlu Türk milletinin gerçek gündeminden sapmışlar, İmralı canisi ve çetesiyle iş tutmuşlardır. Esnafı duyan yoktur. Çiftçiyi gören yoktur. Memuru, işçiyi, emekliyi dikkate alan yoktur. Vatandaşlarımızın ekmeği pahalanmış, mutfak masrafları kabarmış; fakat iktidar bu gerçeklere yüzünü dönmüştür. Erdoğan ve yandaşları artan döviz fiyatlarından dolayı iyice zenginleşmişlerdir. Haram dolar ve avrolardan oluşan hazineleri de adeta darphane gibi para basmıştır. Havuzlar dolmuş taşmış, rüşvet çeşmeleri, hırsızlık kanalları gürül gürül akmıştır. Türkiye darboğazdadır. Türkiye fasit bir dairededir. Milliyetçi Hareket Partisi milleti ve ülkesi için korkusuzca mücadele edecek, Türkiye’yi AKP’den kurtaracaktır.Bu itibarla çok çalışacağız, çok uğraşacağız, çok gayret edeceğiz.”“TÜRK MİLLETİ, BÖLÜNMEYECEĞİNİ 7 HAZİRAN’DA İSPATLAYACAKTIR”Partililere seslenen Bahçeli sözlerini şöyle tamamladı:“Vatandaşlarımız seçim bölgelerinizde sizlerle kucaklaşmayı beklemektedir. Onlara ulaşınız, onlara mesaj, ilke ve hedeflerimizi özen ve özgüven içinde anlatınız. Aziz milletimiz TBMM’nin 24.Döneminde bizlere muhalefet görevi vermişti; inanıyorum ki gelecek dönemde de iktidara taşıyacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’ne artan teveccühün, yoğunlaşan destek ve ilginin hepiniz farkında olunuz. Bu bilinçle uyku orucundan ayrılmayınız, çalışmanın kölesi olmaktan yılmayınız. Zira Türkiye’nin Milliyetçi Hareket Partisi’ne ihtiyacı vardır. Sabahın ayazında uyanan yavrularımız için başarmak zorundayız. Okul harçlığını karşılamak için simit satan çocuklarımıza, tarlasında güneşten kavrulmuş borçlu çiftçilerimize, işsizlikten bunalmış biçarelerimize, mazlum ve mağdurlarımıza müjde vermek için iktidar olmalıyız. Emeklimizi güldürmek için koşmalıyız. Yetimlerimizi sevindirmek için çırpınmalıyız. Türkiye için iktidara talibiz. Türk milletinin dirliği ve esenliği için iktidara ulaşmalıyız ve mutlaka da ulaşacağız. Sizler, Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarını, bu sorunlara yol açan faktörleri, müsebbipleri her zeminde söyleyiniz, partimizin düşündüğü çözüm yollarını sabırlar aktarınız. Giderek ağırlaşan ekonomik gelişmelerin hayata nasıl yansıyacağını, sorumlularının kimler olduğunu, olumsuz gelişmelerin nelere yol açacağını ve aileleri nasıl etkileyeceğini önemle vurgulayınız. Ve bu konulardaki bütün birikimlerinizi ve tecrübelerinizi aynı zamanda teşkilat mensuplarımızla paylaşınız ve sağlam bir işbirliği içine giriniz.Türk milleti, Yıkım taşeronlarına, ihanet odaklarına, İşbirlikçi lobilere, kötü adamlara rağmen, Ve Erdoğan’a, Davutoğlu’na inat ayrışmayacağını çatışmayacağını ve bölünmeyeceğini 7 Haziran’da ispatlayacaktır.”
Davutoğlu: 'İç Güvenlik Paketi'nin Askıya Alınması Söz Konusu Değil'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısıyla ilgili olarak “Silahları bırakırız ama' dememeleri lazım. Bunun aması olmaz.” dedi. Öcalan’ın 10 maddelik teklifinin de silah bırakmak için önşart olmadığını söyledi.Başbakan Ahmet Davutoğlu A Haber televizyonuna yaptığı açıklamada çözüm süreci, Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısı, iç güvenlik paketi ve MHP lideri Bahçeli’nin eleştirileri hakkında konuştu. Davutoğlu, Öcalan’ın 10 maddelik öneri listesinin silah bırakma için ön şart olmadığını ifade etti. İç güvenlik yasasında HDP’nin iddia ettiği doğrultuda değişiklikler olmayacağını söyledi. MHP’nin Öcalan’ın serbest bırakılacağına dair iddialarına ise “Şu açıklamada Öcalan'ın serbest kalacağına ilişkin tek bir kelime var mı?” diye yanıt verdi.“10 madde ön şart değil”Bazı HDP milletvekilleri, AKP ile HDP’nin ortak basın toplantısında duyurulan Öcalan’a ait 10 maddelik öneri listesinin silah bırakmadan önce gerçekleşeceğini iddia etmişti. Davutoğlu bu maddelerin bir ön şart olmadığını şu sözlerle ifade etti:“O gün yapılan açıklama metin olarak yapılan bir açıklamadır ve son derece açıktır. Silah bırakma iradesi, bırakma çağrısı ve bunun tarihi bir adım olduğu vurgusu var. Daha sonra da 10 madde içinde tartışmalar yapılabileceği hususudur. Bu açıklamaların özünü teşkil eden hususa dikkat çekmek isterim. Bu silah bırakma çağrısıdır. Öyle olmamış olsa Çözüm Süreci'nde atılan bu adımların içeriği muhtevası boşaltılmış olur… Bu 10 madde, ön şart gibi gösterilen silah bırakma çağrısı esas olarak 10 maddeden önce zikredilmektedir. Bu maddelerin tartışılmasında bizi rahatsız eden bir husus var mı? Hayır. 'Biz silahları bırakırız ama...' dememek lazım. Silahları bırakmanın 'ama'sı olmaz. Silahlar hemen bırakılmalı… (HDP Eş Genel Başkanı) Selahattin Demirtaş, her yerde barış deyip buna karşı çıkarsan kimse sana inanmaz.”“Bu yasanın geçmesi için her şeyi yapacağız”Davutoğlu, HDP’li milletvekillerinin 'İç güvenlik paketinde bazı maddeler tekrar ele alınarak değiştirilecek' iddiasıyla ilgili olarak da, paketin askıya alınmasının ya da HDP’nin iddia ettiği şekilde değişikliklerin söz konusu olmadığını söyledi ve şunları kaydetti:“Bu yasama dönemi içinde bu yasanın geçmesi için her şeyi yapacağız… (Kanun teklifi) 3 günde komisyondan çıktı Meclis'e geldi. Ondan sonra hareketlilik başladı. Neredeydiniz? Bir kere erteledik görüşmeleri gelmedi, bir daha erteledik gelmedi. Onun üzerine Meclis'e gitti. Geçtiğimiz hafta içinde tekrar teklifte bulunduk. Dedik ki Cumartesi, Pazar, dün akşam için düşünün hepsini bize getirin şu ana kadar bize gelen resmi hiçbir şey yok. Mesele, biliyorlar çok iyi biliyorlar ki bu maddeler insan haklarına aykırı maddeler değil. Sadece sembolik bir dil kullanıyorlar. Desinler ki şu madde evrensel hukuka aykırı, şuna şu cümleyi ekleyelim tamam ama yok öyle bir madde.”Öcalan Serbest bırakılacak mı?Davutoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, Öcalan’ın hapisane şartlarının iyileştirildiği ve serbest bırakılacağına dair iddialarına ise şu yanıtı verdi:“Şu anda Türkiye'deki hapishanelerin çoğunda iyileştirmeler yapıldı. Dolayısıyla burada ciddi problem olduğu zaten söz konusu değil. Türkiye'deki diğer mahkumların istifade ettiği şartlardan kendisi de istifade edebiliyor. Sayın Bahçeli hayal dünyasında yaşıyor. Olumlu adımlar atıldı ya bunu meşru kılacak ifadelerle bunu durdurmak... Onun için çağrıda bulunuyorum. Bu süreci sahiplenirseniz oy aldığınız kesimler size tepki göstermeyecek. Bunu engeller veya sabote ederseniz vebali sizin üzerinizde kalır. Biz bir tek annenin gözyaşı dökülmesin diye uğraşıyoruz. Şu açıklamada Öcalan'ın serbest kalacağına ilişkin tek bir kelime var mı? Bahçeli silahlar devam etsin mi istiyor? Artık biraz basiret, akıl, izan diyebilmeliyiz. Bu anlamda Sayın Türkeş'in verdiği örnekleri de düşünsün Sayın Bahçeli.”“Ben de, Babacan da güldük.”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin ardından bu iki ismin istifa edeceğine dair söylentilere ise şu yanıtı verdi:“Söz konusu değil. Bu haberlerin ortaya atıldığı gün Sayın Babacan son derece farklı bir konu için Resmi Konut'a gelmişti. Ekonomi ile ilgili bir konu. Toplantı esnasında bu haber bize de geldi ben de, Babacan da güldük. Ben bu açıklamaları spekülatif görüyorum. Borsada ya da kurda yükselme veya inmenin getireceğini görenler bunu haber yapmışlar. Erdem Başçı ile de görüştüm. Tamamıyla tıbbi bir husus. Sayın Başçı için de söz konusu değil istifa konusu. Bu arkadaşlar Sayın Babacan 12 yıldır Türkiye'de hem siyasetin hem ekonominin içinde. Böyle bir söylentinin nasıl bir sonuç çıkartacağını en iyi o bilir. Hep birlikte süreçler yaşanmış. Erdem Başçı'da MB Başkanı, öncesinde vekili olarak bu işleri yürütmüş bir arkadaş. Spekülasyon yapmak isteyenlerin çirkin bir oyunu veya söylentisi. Böyle bir durum söz konusu değil.'3 Bakanlıkta görev değişikliğiDavutoğlu, 7 Haziran genel seçimi sebebiyle 3 bakanlıkta, kanunlar gereği görev değişikliği yapılacağını belirtti ve göreve gelecek yeni isimleri açıkladı:'Sayın Cumhurbaşkanımızla da geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz istişare sonrasında üç bakanlığımıza da şu anki bakanlık müsteşarlarının önümüzdeki seçime kadar nezaret etmeleri ve bakanlık görevlerini üstlenmelerini kararlaştırdık. Adalet Bakanlığına Sayın Kenan İpek, İçişleri Bakanlığına Sayın Sebahattin Öztürk ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına Sayın Feridun Bilgin, önümüzdeki günler itibarıyla 6 Mart son gün olduğu için, o gün itibarıyla göreve başlamak üzere kararlaştırılmışlardır'Kaynak: A Haber
Reklam
Yoksulun Enflasyonu Daha Hızlı Artıyor
Harcama kalıplarına göre yapılan hesaplamalar, yoksulların enflasyonu ile zenginin enflasyonu arasındaki makas da açılıyor. Yoksulların satın aldıkları ürün ve hizmetlerin fiyatları, zenginlerin ağırlıklı harcamalarını oluşturan ürün ve hizmetlerin fiyatlarından hızlı artıyor.Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (Betam) araştırma sonuçlarına göre, yoksul ve zengin enflasyon arasındaki fark 2013 sonu itibariyle yüzde 13 düzeyindeyken, 2014 sonunda 5 puan artışla yüzde 18'e yükseldi.Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Araştırma Görevlisi Dr. Ayşenur Acar tarafından hazırlanan 'Yoksul ile zengin arasındaki enflasyon farkı rekor seviyede' başlıklı araştırma notunda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon sepeti ağırlıklandırması tüm gelir ve harcama gruplarının bir ortalaması olduğundan hesaplanan enflasyon endeksi aslında temsili hane halkının enflasyonunu yansıttığına işaret edildi ve şöyle denildi:'Değişik gelir ve harcama gruplarında yer alan hanelere özgü enflasyon oranı tüketim sepetlerinin mal ve hizmet bileşimine bağlı olarak farklılaşıyor.Bu araştırma notunda, TÜİK'in Hane halkı Bütçe Anketi'nin (HBA) tüketim harcamaları bilgileri kullanılarak, 2003-2014 dönemi için en zenginden en yoksula yüzde 20'lik harcama gruplarına ait farklı enflasyon oranları hesaplandı.Buna göre zengin kesimden yoksul kesime gidildikçe fiyat endeksinin son altı yıldır belirgin biçimde farklılaştığı göze çarpıyor. Yoksullar aleyhine gelişen enflasyon farkı esas olarak konut ve gıda fiyat artışının ortalama enflasyonun üzerinde artmasından kaynaklandı.'Betam raporundaki verilere göre, en zengin kesimden en yoksul kesime gittikçe fiyat endeksinin belirgin bir biçimde artıyor. En zengin yüzde 20'lik diliminde enflasyon endeksi 246.9 düzeyindeyken, en yoksul yüzde 20'lik dilimde bu endeks 265.0'e kadar çıkıyor.Zengin ile yoksul enflasyonu arasındaki yaklaşık 18.1 puanlık farkın, zengin ve yoksulun tüketim sepetleri bileşimlerinin farklı olmasından kaynaklandığının altı çizilen raporda şu değerlendirme yapıldı:'Yoksullar bütçelerinin büyük kısmını gıda, konut gibi zorunlu ihtiyaçlara ayırırken, en zengin yüzde 20'lik dilimde bu ihtiyaçlar bütçenin çok daha sınırlı bir kısmına karşılık gelmektedir.Buna karşılık en zengin yüzde 20'lik kesim, ulaşım, giyim ve ayakkabı, eğlence ve kültür, eğitim, ev aletleri ve mobilya gibi ihtiyaçlara bütçesinde daha fazla yer vermektedir. Bu nedenle enflasyon zorunlu harcamalarda ne kadar yüksekse, yoksul kesim fiyat artışlarından o ölçüde fazla etkilenmektedir.'Betam raporundaki verilere göre, son bir yıllık dönemde en yoksulun bütçesinde yüzde 37.4, en zenginin bütçesinde ise yüzde 18.7'lik paya sahip konut, su ve enerji fiyat artışı yoksul enflasyonuna 97.4 puanlık katkı yaparken, zenginin enflasyonuna 45.9 puanlık katkı yaptı.İkinci sırada olan gıda ve alkolsüz içecekler en yoksul kesimin bütçesinde yüzde 30.4'lük paya sahipken, en zenginin bütçesinde bu oran yüzde 13.7'ye kadar geriliyor. Gıdada enflasyon farkı yoksulun 48 puan aleyhine oldu.Diğer tarafta ise en zengin kesimin bütçesinde yüzde 25.9, en yoksul kesimin bütçesinin ise sadece yüzde 6.1'lik bir bölümünü oluşturan ulaştırma bulunuyor. Ulaştırma 47.4 puan zenginin aleyhinde bir fark yaratarak yoksul ve zengin arasındaki enflasyon farkını azaltıcı etki yaptı.DHA
2015 Şubat Ayının En İlginç 10 Arkeolojik Haberi
Geçtiğimiz Ocak ayında birbirinden ilginç arkeolojik haberleri Arkeofili.com ekibi olarak derlemiştik. Şubat ayında da bu geleneğimize devam ederek sizler için tüm ay içerisinde olan en ilginç arkeoloji haberlerini topladık. Türkiye'de ve dünyada bir ay içinde çıkan arkeoloji haberlerinden en ilginç olanları sadece on tane ile sınırlandırmak biraz zor olsa da, sizlerden de gelen etkileşimler üzerine bu on haberi seçtik.
Burak Yılmaz Antrenmanlara Başladı
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final turunun ilk maçında Manisaspor'u konuk edecek Galatasaray 'da, sakatlığı nedeniyle bir süredir takımdan ayrı olan Burak Yılmaz , takımla çalışmalara başladı.Süper Lig'in 21. haftasında Medicana Sivasspor maçında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalan, 22. haftadaki Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında ise forma giyemeyen sarı-kırmızılı futbolcu, bu akşamki antrenmanda takım çalışmasına katıldı.Kupa maçının hazırlıklarını tamamlayan sarı-kırmızılı takımın antrenmanına, ameliyat edilen Melo'nun dışında tüm futbolcuların katıldığı bildirildi.Kaynak: AA
Reklam