onedio
Hafızalardan Silinmeyen 10 F.Bahçe - G.Saray Maçı
2003 yılının Eylül ayında iki ezeli rakip, Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya.Galatasaray, Kemal ve van Hoojdonk'un gollerine sadece birer dakika sonra Arif ve Hakan Şükür ile cevap veriyordu.Karşılaşmanın 90.dakikasına 2-2'lik eşitlik ile girilirken sarı-kırmızılı ekip korner kullanıyor, Hakan Şükür ile birlikte topa yükselen Fenerbahçe'li Luciano topa eliyle müdahale ediyordu.O an Hakem Muhittin Boşat dışında stattaki herkesten 'penaltı' sesi yükseliyordu.
Bir Ayda 56 Bin Esnaf Kepenk İndirdi
Uzun süredir ekonominin geri plana itilmesi sebebiyle piyasalarda yaşanan büyük durgunluk esnafı vurdu. SGK verilerine göre geçen ekimde 2 milyon 924 bin olan Bağ-Kur’lu sayısı kasımda 2 milyon 868 bine geriledi. Faaliyetini sürdürenler ise borç batağında. Her beş esnaftan dördü borcunu ödeyemiyor.Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın “Benim orta direğim” sözüyle büyük önem verdiği Esnaf, ekonomideki daralmaya yenik düştü. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre sadece geçen kasım ayında 56 bin esnaf, dükkânına kilit vurdu. İşlerdeki durgunluğun yanı sıra fahiş vergi, sigorta primleri ve işyeri kiraları kötü gidişte önemli rol oynuyor. Boşta kalan esnaf, ya maaşlı olarak çalışmaya başlıyor ya da işsizler kervanına katılıyor. Son dönemde kepenk indirenlerden biri de Muhsin Terzi. İstanbul Bahçelievler’deki restoran ve kafesini kapatmak zorunda kalmış. “Müthiş bir iş kaybı var. Piyasalar durgun. Talep yok, insanlar alışveriş yapmıyor. Vatandaş borç batağında, harcayacak parası yok.” diyor. 64 yıldır Bayrampaşa’da üretim yapan Lvnt Tekstil de kriz sebebiyle kapısına kilit vurdu. 95 işçiyi çıkaran şirketin yöneticisi Mehmet Aygün, tekstil sektörünün bitme noktasına geldiğini vurguluyor. Varlığını sürdüren esnaflar da zor günler geçiriyor. 2 milyon 868 bin esnaftan 2 milyon 366 bininin Bağ-Kur prim borcu bulunuyor. Son 10 yılda ise 460 bin esnaf kepenk indirdi.Ekonomik daralmayı en çok hisseden kesimin başında küçük esnaf geliyor. Ayakta kalamayan berber, manav ya da bakkal kepenk indiriyor. Son yıllarda yüz binlerce kişi işyerini kapatarak ya işçi oldu ya da ticari hayattan tamamen çekildi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri incelendiğinde tablo net olarak ortaya çıkıyor. Kurumun verilerine göre sadece bir aylık dönemde Bağ-Kur’lu sayısı 56 bin azaldı. Ekim döneminde 2 milyon 924 bin olan Bağ-Kur’lu sayısı kasım döneminde 2 milyon 868 bine geriledi. Son 10 yıllık dönemde ise 460 bin esnaf kepenk indirdi. Hem nüfus hem de istihdam hayatına giren kişi sayısı hızla artarken, esnaf sayısının azalması dikkat çekiyor.Ekonomide büyüme söylemlerine karşın esnafın kepenk indirmesi, sadece belli meslek kollarıyla ilgili değil. Her işkolunda esnaf sayısı, alışveriş merkezleri karşısında tutunamayarak yok oluyor. Kan kaybının en çok hissedildiği meslek gruplarının başında fotoğraf stüdyoları, marangoz atölyeleri, bakkallar, büfeler, tesisatçılar, ayakkabıcılar ve terziler geliyor. Esnafların kan kaybında, sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği ve vergiler önemli rol oynuyor. Kazandığıyla vergi ve primini ödeyemeyen esnaf, kurtuluşu kepenk indirmekte buluyor.Orta sınıftaki kan kaybının 2008 yılından sonra arttığı görülüyor. Esnaf sayısının dip yaptığı dönem ise ekonomik krizin yaşandığı 2009 yılı. 2010’dan sonra da kan kaybı hız kazandı. Nüfusun artmasına karşılık esnaf sayısının azalmasını yorumlayan uzmanlar, bu kesime yönelik özel tedbirler alınmasının önemine işaret ediyor. Hükümetin 2015 programı incelendiğinde de esnafın kan kaybı net olarak ortaya çıkıyor. Hükümet programında yer alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2009’da çalışanların yüzde 60’ı maaşlı olarak çalışırken bu oran 2013’te yüzde 64’e yükseldi. Aynı dönemde ‘kendi hesabına çalışan’ olarak ifade edilen esnafların oranı yüzde 20,8’den yüzde 18,7’ye düştü. İşveren sayısı da azaldı. Çalışanların yüzde 5,7’si işveren iken, bu oran yüzde 4,6’ya geriledi. Bu tablo esnaf ve işveren sayısının azaldığını, buna karşılık maaşlı çalışan sayısının arttığını gösteriyor. Orta sınıfı oluşturan esnaf ve küçük işverenin devreden çıkması, gelir uçurumunu artırıyor. Küçük esnafın yok olması, pek çok geleneksel meslek kolunun da tarihe mal olmasına yol açıyor.Küçük esnaf borç batağında400 bin esnaf kepenk indirirken varlıklarını sürdürenler de zor günler geçiriyor. Borcu bulunan esnaf sayısı hızla artıyor. 2 milyon 868 bin esnaftan 2 milyon 366 bininin Bağ-Kur prim borcu bulunuyor. Bu tabloya göre borcu olmayan esnaf sayısı sadece 558 bin. Her beş esnaftan dördü borcunu ödeyemiyor. Borçlu esnaf sayısı 2011’e göre de artış gösterdi. Hayatta kalma mücadelesi veren işletmeler, prim affına da ilgi göstermedi. Bağ-Kur prim borcu bulunan 2 milyon 366 bin esnaftan 1 milyon 61 bini borçlarını yapılandırdı. Geriye 1 milyon 305 bin esnaf affa başvurmadı. Affa başvuranların önemli bir bölümü de taksitlerini ödeyemediği için yapılandırması bozuluyor. Prim affına ilişkin başvuru rakamları, küçük esnafın içinde bulunduğu ekonomik zorluğu bir kere daha ortaya koydu.Yıllardır İstanbul Bahçelievler’de restoran kafe işleten Muhsin Terzi, geçen yazdan itibaren gittikçe kötü bir hal alan süreci durduramayınca işyerlerini kapatmak zorunda kalmış. Reklam ve tanıtım yapmasına rağmen ekonomik darboğazın kendilerini yuttuğunu belirten Terzi, “Vatandaş harcama yapmıyordu. Ciddi manada satışlar azalıyordu. Yazdan başlamak üzere temel tüketim maddelerinde, un, şeker, yağ, peynir, et ve süt ürünlerinde yüzde 30’a varıncaya kadar zam oldu. Bu zamlar maliyetleri artırdı.” diyor. İşyeri kiralarının da çok yüksek olduğunu vurgulayan Muhsin Terzi, kiraların 5-6 bin liraya ulaştığını, iyi yerlerde ise bu rakamın 10-15 bin liraya ulaştığını kaydediyor. Kimsenin asgari ücretle çalışmak istemediğini belirten Terzi’nin en çok şikâyet ettiği konu ise yüksek vergiler: “Bu sene geçmiş dönemlere göre yüzde 30-40 civarında bir kayıpla çalıştık. Büyük firmalar pastadan payını alıyor; olan küçük esnafa oluyor. Devlet bizden yüzde 18 KDV alıyor, satışlara yüzde 10 zam yapsan da bu açığı bile kapatamıyorsun.” 1951 yılından bu yana Bayrampaşa’da üretim ve ihracat yapan Lvnt Tekstil de kapısına kilit vuran işyerleri arasında. Piyasada iş olmadığını vurgulayan İmalat Müdürü Mehmet Aygün, işletmeyi kapattıklarını belirtiyor. Aygün, iş olursa diye 3-5 personel bıraktıklarını, 95 kişiyi işten çıkarmak zorunda kaldıklarını söylüyor.Zaman
Başbakan Davutoğlu Brifing Aldı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, New York temasları ardındanMerkez Bankası Başkanı Başçı, SPK Başkanı Ertaş ve Hazine Müsteşar vekili Dağdaş'tan ayrı ayrı brifing aldı.Başbakanlık: 'Sayın Başbakanımız, New York temaslarını tamamlayıp Ankara’ya dönmesinin hemen ardından Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş ve Hazine Müsteşar Vekili Cavit Dağdaş'ı Başbakanlık Resmi Konut'a çağırarak ayrı ayrı brifing aldı.'Başbakanlık: ' Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, kabulde, Pazartesi günü İsviçre'nin Basel şehrinde yapılacak olan, önde gelen büyük ekonomilerinMerkez Bankası Başkanlarının katılacağı ve son gelişmelerin ele alınacağı Küresel Ekonomi Toplantısı hakkında da bilgi verdi. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın da katıldığı brifinglerde ekonomi ile ilgili kurumların önümüzdeki dönem atabileceği adımlar da değerlendirildi.'AA
MEB, Robin Hood'u Sakıncalı Buldu
Milli Eğitim’in “değerler eğitimi”ne göre; Alaaddin’in Sihirli Lambası, Pamuk Prenses, Robin Hood, Külkedisi, Sherlock Holmes gibi kitaplar “hırsızları kutsadığı için” sakıncalı.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şubat ayında 9. sayısı çıkan İstanbul Eğitim ve Kültür Dergisi’nde, 'Değerler Eğitimi Özel Sayısı'nda Batı’da ortaya çıkan masal ve romanların çocukları edilgenliğe ve hırsızlığa yönelttiği iddia edildi.Türkiye’nin yeni değerlerinin Kuran ve din olduğunun vurgulandığı dergide ‘Batı Edebiyatının Olumsuz Etkileri’ başlıklı bir yazı kaleme alan Tuncel Altınköprü, “Kendi yazınımızla birlikte Batı’nın kimi edebiyat ürünlerini hiç incelemeyip irdelemeden çocuklarımıza sunarken, ne yazık ki onları birtakım tehlikelerin içine atıyoruz” diyor.'KATİLLER KUTSANIYOR'Altınköprü, kült haline gelmiş ve dünyanın her tarafında okutulması için devletlerce teşvik edilen klasikleşen kitaplar için şu ifadeleri kullanıyor: 'Ali Baba ve Kırk Haramiler, Alaeddin’in Sihirli Lambası, Çizmeli Kedi, Sihirli Fasülyeler, Bremen Mızıkacıları, Oduncunun Çocukları, Külkedisi, Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Kibritçi Kız gibi masallarsa fena! Bu masalların aslında hırsızlığı, kapkaççılığı, dolandırıcılığı övdüğünü; kötüleri, hırsızları, katilleri kutsadığını, giyim kuşam düşkünlüğünü körüklediğini; tembelliği, acizliği teşvik ettiğini; onları pasifliğe sürüklediğini, çocuklarımızı bu tür davranışlara özendirdiğini söylersem bana inanır mısınız? …Bütün bu saydığım masalların konuları aslında ortaktır ve hırsızlık masallarıdır. Masal kahramanları, bu serüvenlerde Kırk Haramilerin zenginliklerini, büyücünün sihirli lambasını, devin altın yumurtlayan tavuğunu, sihirbazın ve hırsızların hazinesini çalarlar. Sahipleri peşlerine düştüğünde de, onları acımasızca öldürürler. Sonra da elde ettikleri bu zenginliklerle ömürlerinin sonuna kadar rahat ve mutlu yaşarlar.'ORMANDA BİR SOYGUNCU YAŞANIYORDergide Tuncel Altınköprü imzasıyla yer alan yazıda sadece masallar değil romanlar da akıl almaz ifadelerle itham ediliyor. “Yabancı kökenli masallardaki olumsuz öğeler masallarla sınırlı değil ne yazık ki! Bazı çeviri romanlarla ilgili şu kısa bilgiler sözlerime tercüman olmaya yeter” ifadelerine yer veren yazar, ünlü edebi romanlar için şu ifadeleri kullanıyor:Robin Hood Ormanda yaşayan bir soyguncu ve çetesi… (Televizyonda gördüm, Hırsızlar Prensi diye yüceltilerek isimlendirilmişti.)Arsen Lüpen Kibar hırsız, salon adamı… Polislere asla yakalanmayan gözü pek ve çapkın maceracı…Fantoma Bir türlü başa çıkılmayan suç makinesi… Fantoma ve Müdürü Juve…Killing Ele geçirilemeyen cani…Sherlock Holmes Nikotin ve esrar bağımlısı, anti sosyal efsanevi özel dedektif….'BOMBADAN DAHA TEHLİKELİDİR' ZİHNİYETİn Eğitim Sen 1 No’lu Şube Yöneticisi Barış Uluocak ‘Değerler Eğitimi’ diye cilalanarak okullara yerleştirilmeye çalışılan modelin nasıl ürkütücü bir edebiyat ve sanat düşmanlığı içerdiğini dergi sayesinde tespit ettiklerini söyledi. Uluocak, “Çocuk edebiyatı klasiklerinin ve masalların bile suça teşvik eden unsurlar gibi gösterilmesi nasıl derin bir cehalet taarruzuyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Masalları ve hikâyeleri akıl almaz bir saldırganlıkla itham edenler sanırım ‘bazı kitaplar bombadan daha tehlikelidir’ diyen Erdoğan’ın izinden gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.Serbay Mansuroğlu / BirGün
Ali Kaya Avrupa Şampiyonu
Erkekler 3 bin metrede 7:38.42 ile şampiyona rekoru kıran Ali Kaya, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda altın madalya kazandı.Daha önce gençlerde de iki Avrupa şampiyonluğu bulunan Kenya asıllı Ali Kaya, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da gelen altınla, Türkiye'ye şampiyona tarihinde altın madalya kazandıran üçüncü sporcu oldu.Erkekler 3 bin metrede ikincilik, 7:44.48'lik derecesiyle Britanyalı Lee Emanuel'e gitti.Norveçli Henrik Ingebrigsten ise 7:45.54 ile bronz madalya kazandı.Al Jazeera
Reklam
Yalnızca Bursalıların Bildiği ve Yaşadığı Şeylere Artı Şeyler
Biz Bursalıların kullandığı bir deyim. heykel'e gitmek bursa halkı arasında heykel'e çıkmak olarak adlandırılır. Kafkasın önünde buluşmadan önce heykele çıkılır.Altıparmak Burçta sinema izledikten sonra, altıparmak'tan hareketle sıra dükkanlar önünden geçerek itfaiyeye varılır, oradan da heykel bölgesine çıkılırdı bir zamanlar. hey gidi günler hey!Sonuç olarak; Bursalı olmayan bilmez,heykele gidilmez heykele çıkılır :)
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dolar Zengini Üretme Çabasındalar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbelerin ekonomik krizlerle geldiğini belirterek, dolardaki yükselişin sebebinin, dolar zengini üretmenin çabası olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep'te kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle biraraya geldi.Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini selamlayarak, şahsına gösterdikleri teveccüh ve destek için teşekkür etti. Erdoğan, toplu açılış ve temel atma töreni vesilesiyle tüm Gaziantepli kardeşleriyle bir arada olduklarını belirterek, 'Eski parayla 4 katrilyon 250 trilyonluk yatırımların resmi açılışını gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı adayı olduğumuzda söz vermiştik. Oturan evrak imzalayan Cumhurbaşkanı olmayacağım. Milletimin layık gördüğü her oyun hakkını vermek, en başta görevimdir şimdi de bu sözümü yerine getiriyorum. Her fırsatta illerimizi ziyaret ediyor, toplu açılış törenleriyle milletimizle kucaklaşıyorum. Bu törenlerle halkımızla bir arada oluyoruz. Sadece ülkemiz değil uluslararası platformda da uluslararası camiayla bir arada oluyorum. En son Suudi Arabistan ziyaretle bu işi çok daha farklı bir noktaya getirdik. Sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle, kanaat önderleriyle, işadamları, bilim adamlarıyla hasret gideriyor, konuşuyoruz. Sıkıntıları dinlemeyi icraatları takip etmeyi sürdüreceğiz. Allah azmimizi kararlılığımızı daim eylesin' dedi.Sivil toplumun, demokrasi, çok seslilik, çoğulculuk olduğunu belirten Erdoğan, 'Aslında siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarının çok daha farklı teşkilatlanmış yapısıdır. Kendisini ifade etmek, fikirlerini duyurmak isteyen herkes rahatlıkla bir sivil toplum kuruluşu kurabilir. Bir derneğe, vakfa üye olabilir. Herhangi bir siyasi partide üye olarak faaliyette bulunabilir. Türkiye bugün sivil toplum kuruluşları bakımından tarihinin en zengin dönemini yaşıyor' dedi.Parti kapatma iddialarıyla ilgili Erdoğan, 'Bir iki parti veya üç parti kendilerinin kapatılmasına yönelik operasyonların olduğundan bahsediyor. Ayıptır. Genel Başkan olduğum dönemde parlamentoda siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapmak istediğimizde bazıları Meclisi terketti. Bizim içimizden bazıları da ihanet etti. Meclisi terkedip gittiler. O maddeyi geçiremedik. O madde o gün geçmiş olsaydı böyle bir kargaşa olmayacaktı. Bu ifadeyi kullananlar buyursunlar parlamentoda bütün siyasi partiler ortada hemen gelin 3-5 maddelik bir şey siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak düzenlemeyi yapın bu işi bitirin. İktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Ama mesele o değil. Burada yine alavere dalavere. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. İktidar partisi kapatılmaya karşıdır. Çünkü bunun bedelini ödedik. O partinin ben genel başkanıydım. Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın Türkiye tarihinin en özgürlükçü döneminin keyfini çıkarıyor. Medyada, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü rahatlıkla savunabiliyor. Burada ölçü ne, anayasa ve yasalara uygun şekilde yürüteceksiniz. Kimsenin hakkına hukukuna inancına hakaret ve tacizde bulunmayacaksın. Bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir baskıya maruz kalan birey kurum kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım velev ki bana karşı olsun bana muhalefet ediyor olsun. Cumhurbaşkanına hakaret ediyorsun, Başbakana hakaret ediyorsun daha ne olacak git batıda yap bakmalım' dedi.Erdoğan, 'Özgürlük adına demokrasi adına taşla sopayla teşebbüs edenler çıkmışlar özgürlükten bahsediyorlar. TBMM’de maske takıyorlar sonra özgürlükten bahsediyorlar. Molotofa özgürlük diye sokakta dolaşanlardan demokrasi olabilir mi? Bıçak doktorun elinde neşter olur hayat kurtarır ama katilin elinde can alır. Güvenlik paketiyle bunları engelleyeceğiz. Ama bir muhalefet, bir karşı çıkma. Sanki ülkede darbe kanunu çıkartılıyor. Dertleri nedir? Bu paket çıkmasın. Demokratik çerçevede tepkini ortaya koyabilirsin ama ülkenin huzurunu bozamazsın. Türkiye büyüdükçe ekonomi de aradığı istikrarı buldukça birileri sokaktan medet umuyor, lütfen dikkat edin! Erbakan Hocamıza, Adnan Menderes’e aynı şeyler uygulandı. Bugün 'Medya özgürlüğü yok' diyenler özgürce yazıyorlar. İşin gerisindeki, oyun başka' diye konuştu.Dolardaki artışla ilgili de konuşan Erdoğan, 'Her darbe önce elini vatandaşın cebine atar. Darbeler ekonomik krizlerle gelir. Memleketin kaynaklarını peşkeş çeker. Bir kitapçık kriziyle bu ülke bir gecede fakirleştirilmiştir. 40 milyon dolar birilerinin cebine girmiştir. Bu üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak yine duracağız. Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde kredi geri çağırmalarda kuralların dışına çıktığında bedelini siz ödersiniz. Dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki Merkez Bankası'na çok vuruyorsunuz. Çıksın işte çözsün o çözecek ben mi çözeceğim. STK’lara ve işadamlarına sesleniyorum. Sakın dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin. Duvara çarparsınız. Dere yatağında akar. Biz gereğini önümüzdeki hafta içinde yaparız' dedi.Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’da asırlık ağaçları kestiler. Nerede o tencere tavacılar. Hiçbiri ortada yok. Bağlı oldukları siyasiler nerede. Şimdi neredesin.Yalova’da neredesin, Sarıyer’de neredesin.Adil olacağız. Çevre düşkünü biziz. Gezi olaylarında ortaya koyduğumuz tavrımızdan sonra amaçlarına ulaşamayınca 17-25 Aralık darbe girişimini yaptılar. Sessiz kalsaydık kontra bir adım atmasaydık Türkiye’deki durum çok farklı olurdu. Gezi’den veya 17-25 Aralık’tan sonuç alsalardı 12 yıllık emek, kazanımlar boşa gidecektir. Bakmayın bize yaptıkları ithamlara. Sıfatları ne olursa olsun faşiste bile rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir bunlar. Türkiye’nin Pensilvanya’dan emir almadan siyaset yapan siyasetçilere ihtiyacı var. Ben şunu şunu yapacağım deyin Allah aşkına, bir şey deyin yol deyin, alt yapı deyin. İktidara gelmek isteyenler bu işin sırrını öğrenmek istiyorlarsa Gaziantep’e gelsinler, sizlerle konuşsunlar bu bile yeter onlara. Gaziantep Doğu’nun en modern ili oldu. Batının şehirleriyle yarışır hale geldi. Onların böyle bir derdi yok. Onların arkasında Pensilvanya Şer cephesi varsa bizim de milletimiz var. Çözüm sürecinin özellikle Güneydoğu’da kilidi Gaziantep’tir ben buna inanıyorum. STK’ların desteğine güveniyorum'.İHA
Reklam
Yiğit Bulut: ‘Ben Euro'nun Para Birimi Olduğuna İnanmıyorum’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı Yiğit Bulut, Euro'nun dolardan daha değerli olmaması gerektiğini belirterek, 'Ben Euro'nun para birimi olduğuna inanmıyorum' diye konuştu.Akşam gazetesine değerlendirmeler yapan Yiğit Bulut, “Dünyadaki yeni denge arayışında sosyolojik ve ekonomik tüm alt dinamiklerin doğru analiz edilmesi gerek. Türkiye’de dolar kuruyla ilgili bir hareket var. Ama bu hareketin tamamını içerdeki dinamiklere bağlamak doğru değil.”'Euro, dolardan değerli olamaz'Tarihin her döneminde; yeni dünya denklemi kurulurken bu tip geçişlerin her zaman yaşandığına dikkat çeken Yiğit Bulut’a göre bu denge önümüzdeki birkaç hafta içinde yerine oturacak. Ardından da kurlarda bir dengelenme süreci yaşanacak. Doların euro karşısındaki yükselişinin ister istemez TL’yi de etkilediğini söyleyen Yiğit Bulut, “Bu noktada dünyadaki büyük resmi görmek lazım. Bu resmi gördükten sonra içerideki resmi analiz etmek daha doğru olur”  diye konuştu. Yiğit Bulut, şunları söyledi: “Benim görüşüm 10 yıldır hiç değişmedi. Euro, dolardan daha değerli olabilecek bir para değil. Ben Euro'nun bir para birimi olduğuna da inanmıyorum. Euro'nun neye dayanarak dolardan daha değerli olduğunu ciddi sorgulamak gerekiyor.”'Algı operasyonu yapılıyor'Doların TL karşısındaki yükselişine bakarken dünyadaki genel dolar hareketinin görmezden gelindiğine de dikkat çeken Yiğit Bulut, “İçerde kur hareketini “Sayın Cumhurbaşkanı konuştu, Merkez Bankası’nı sıkıştırdı diyerek bir algı operasyonuna dönüştürmeye çalışanlar var. Aynı şekilde petrolde düşüş olmasına rağmen akaryakıt fiyatlarında indirim olmuyor, zam geliyor gibi bir çok söylemi alt alta yazıp bunu köşelerinde paylaşanlar var. Bunun hepsinin sonucunda topu getirip Sayın Cumhurbaşkanı’nın önüne koymaya çalışıyorlar. Bir kısmı bu saydığım büyük resmi göremediği için bunu yapıyor. Bir kısmı da dünyadaki doğum sancısını görmelerine rağmen bir suçlama malzemesi olarak kullanmaya gayretinde” diye konuştu. 'Türkiye’nin dolar kaygısı yok'Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yaratılmaya çalışılan algıyla ilgili olarak 'Bu manipülasyon ellerinde patlayacak ve elleri yanacaktır. Çünkü Türkiye'nin böyle bir kaygısı yok, böyle bir sıkıntısı yok. Diledikleri kadar oynasın bir şekilde bu onların elini yakar' diye konuştu.T24
Anime Ustası Hayao Miyazaki'den Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Başyapıt
etiket
Hayao Miyazaki Japonya'nın en büyük animasyon yönetmenlerinden biridir. 50 yılı aşkın bir süredir animasyon dünyasının içindedir ve en yakın çalışma arkadaşı Isao Takahata ile birlikte Studio Ghibli adlı animasyon stüdyosunun kurucusudur. Onun filmlerinde eğlenceli araziler, zorlayıcı karakterler, nefes kesen animasyonlar olağan üstü bir kurgu vardır. Uluslararası bir üne sahiptir.Hayao Miyazaki'nin başarısını kanıtlayacak örnekler(Çeşitli film festivalleri ve ödül törenlerinden yaklaşık 70 ödülü vardır);En iyi animasyon film Oscar'ı 2003Akademi onur ödülü 2014Yılın animasyonu dalında Japon Akademi Ödülü 2014 Wind Rises, 2009 PonyoEn iyi film dalında  Japon Akademi Ödülü 2002 Spirited Away. 1998 Princess MononokeNebula en iyi senaryo ödülü 20007 Howl's Moving CastleVenedik Film Festivali Mimmo Rotella Vakfı Ödülü 2008 PonyoAltın Ayı 2002 Spirited AwayDaha fazlası için: http://www.imdb.com/name/nm0594503/awards
uTorrent'te Büyük Tehlike
Torrent istemcisi uTorrent ile Bitcoin Miner virüsünün bilgisayarlara bulaştığı ortaya çıktı.Popüler torrent istemcisi uTorrent büyük bir skandal ile karşı karşıya geldi. uTorrent’in kurulumu sırasında reklam içeren programların kurulduğunu hepimiz biliyoruz. Bu reklam içerikli programların kurulmasını engellemek için ise “İleri” tuşuna basmadan karşınıza çıkan programı reddetmeniz gerekiyor.Zararlı olmayan bu reklam içerikli programlar uTorrent ile kurulsa da daha sonra kaldırılabiliyordu. Ancak ortaya çıkan yeni reklam içerikli program ortalığı ayağa kaldırdı. uTorrent’i yükleyen ya da güncelleyen kullanıcılar 'Epic Scale' adında bir programın bilgisayarlarına yüklendiğini fark etti.Epic Scale’in yüklenmesinden sonra kullanıcılar bilgisayarlarının aşırı güç tükettiğinden ve yavaşladığından şikayetçi olmaya başladı. İşin özü araştırıldığında Epic Scale’in bir Bitcoin Miner virüsü olduğu ortaya çıktı.Bitcoin bildiğiniz üzere aşırı güç tüketimi sağlayıp, yapımcısına 'Bitcoin' (Elektronik bir para birimi) kazandıran bir uygulama. Ancak Epic Scale ile gelen virüs sizin bilgisayarınızı kullanarak yapımcıyı zengin ediyor.
Reklam
Dört Kişilik Bir Ailenin Asgari Geçim Sınırı 4 Bin 182 Lira
Türkiye Kamu-Sen'in, 2015 Şubat ayına ait asgari geçim endeksi araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 4 bin 182 lira 93 kuruş olarak belirlendi.Türkiye Kamu-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumundan alınan, Şubat 2015 fiyatlarına göre yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı. Buna göre, çalışan tek kişinin yoksulluk sınırının 2 bin 61 lira 33 kuruş, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin ise 4 bin 182 lira 93 kuruş olarak belirlendiği bildirildi.Sonuçların, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre yüzde 0,80 oranında arttığını ortaya koyduğu belirtilerek, çalışan tek kişinin açlık sınırının ise bir önceki aya göre yüzde 0,75 oranında yükseliş göstererek bin 592 lira 61 kuruş olarak hesaplandığı kaydedildi.Açıklamada, yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Şubat 2014 verilerine göre günlük 33 lira 889 kuruş olduğu ifade edildi.Gıda harcaması bin 16 lira 67 kuruşAilenin aylık gıda harcaması toplamının ise bin 16 lira 67 kuruş olduğu bildirilerek, 'Şubat 2015 itibarı ile ortalama 2 bin 297 lira 84 kuruş ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının yüzde 44,24'ünü oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde bulunan konut gideri ise Şubat 2015 ortalama maaşının yüzde 27,36'sına denk gelmiştir. Buna göre bir memur, ortalama maaşının yüzde 71,6'sını yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kaldı. Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının yüzde 28,4'ü kalmıştır. Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Şubat 2015 maaşından geriye yalnızca 652 lira 59 kuruş kaldı' ifadelerine yer verildi.Koncuk'un değerlendirmesiAçıklamada ayrıca, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmesine de yer verildi. Koncuk, 2015'in ilk iki ayında dört kişilik bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gerekli en düşük harcama tutarının 77 lira arttığını belirtti. Memur maaşlarına 2015 yılının ilk altı ayı için 69 lira zam yapılırken, şubat ayında ortaya çıkan rakamların, ilk altı ay için verilen zammın daha ikinci ayın sonunda eridiğini gösterdiğini öne süren Koncuk, şunları kaydetti: 'Memurlarımız şimdiden aylık 8 lira zarara girmiş ve yılın bundan sonraki aylarında da sürekli olarak zararlarının artarak devam edeceği netleşmiştir. Son günlerde ateşi bir türlü düşmeyen dolar kurundaki yükseliş, bu artışa bağlı olarak yağmur gibi gelen zamlar ve alım gücündeki düşüş kamu çalışanlarını ve toplumun her kesimini mağdur etmektedir.'AA
Osmanlı Tarihinde Pek Bilinmeyen Küçük ve İlginç 78 Bilgi
Eski zamanlarda Fatih ve Bayezid Camilerinin avlusunda sergi kurulur ve bu avlular yiyecek v.s. satan küçük dükkanlarlar dolardı.Topkapı Sarayı bu ismini Eski Sarayın sahilindeki toplu kapısından almıştır. Bu sarayın, Fatih zamanındaki adı Yeni Saray idi.Çadıri Osmanlıların ilk hanesi, ilk sarayı, ilk taht evidir. Osmanlı sarayı, pek muhteşem ve çok odalı idi. Hele havaya dayanıklılığı ve ihtişamı pek meşhurdu.II. Süleyman kadınlarla meşgul olmazdı. Saraylılar harem ağalarıyla rezalete başladılar. Bu yüzden hizmeti olmayan ağaların içeri girmesi men edildi.Sultan Orhan zamanında Bizans’ta taht kavgaları oluyordu. Kantakuzinus’un yardımına giden Türkler, Bizans’ta büyük bir itibar kazanmışlardı. Saraya serbestçe girip çıkabiliyor, Bizanslılara hakim sıfatını takınıyorlardı.Osmanlı şehzadeleri babaları ile beraber harbe giderlerse ihtiyat kuvvetlerini kumanda ederlerdi.
Bu Elbise Ne Renk Tartışmasına İnanılmaz Kampanya
Bu elbise ne renk tartışması bütün dünyayı sardı elbise inanılmaz bir şöhrete sahip oldu 'Mavi-siyah' mı yoksa 'beyaz-altın' mı tartışmaları günlerdir kesilmedi Elbise hakkındaki 'renk illüzyonu' tartışmaları sürerken, Güney Afrika'da elbise inanılmaz bir projeye konu oldu.Güney Afrika'da Kurtuluş Ordusu tarafından sosyal bir proje olarak başlatılan kampanyada, sözkonusu elbise, vücudunda moruklar ve çürükler bulunan bir kadına giydirilerek, 'aile içi şiddet' konusunda güçlü bir mesajın yer aldı bir sosyal mesajın yayılması için vasıta oldu.'MAVİYİ VE SİYAHI GÖRMEK BU KADAR ZOR MU?'Fotoğrafın sağ üst kısmında 'Mavi ve iyahı görmek neden bu kadar zor' sloganıyla elbiseyi taşıyan kadının vücudundaki 'morluk ve siyahlıklara' dönüşen şiddet izlerine dikkat çekildi.Kurtuluş Ordusu sözcüsü kampanyaya ilişkin şunları söyledi : 'SUÇUN GERÇEK ETKİSİNİ İNSANLARA GÖSTERMEK İÇİN...'Kadın-erkek herkes, çocuklar her gün aile içi şiddetin yıkıcı etkilerini görüyor... Dört kadından birinin aile içi şiddet mağduru olduğunu biliyoruz. Bu kampanyayı yaymak, birden bire inanılmaz bir üne kavuşan bu elbiseyi kullanarak dikkat çekmek için kullandık. Bu resim bu suçun gerçek etkisini görmek için insanlara yardımcı olur umarım...'BU ELBİSE NASIL YAYILMIŞTI?'Swiked' adlı 21 yaşındaki İskoç şarkıcı Caitlin McNeill tarafından Tumblr'da yayınlanan ve sosyal medyada kıyameti koparan elbise fotoğrafı dünyayı 'hangi renk olduğu konusunda' resmen ikiye bölmüştü. İnternethaberSözkonusu kampanyanın afişi:
Reklam
Almanya, İş Hayatında Kadın Kotasını Yasalaştırdı
(Mary Barra) Amerikalı otomobil üreticisi General Motors'un (GM) yeni direktörü, Fortune dergisinin dünyanın en güçlü kadın yöneticileri listesinde ilk sırayı alıyor. 52 yaşındaki Mary Barra, GM'nin tepesine çıkan ilk kadın. Elektronik mühendisliği eğitimi alan Barra, aynı zamanda bir akademisyen. Barra, dünya genelinde de bir otomotiv şirketinin başına gelen ilk kadın.
Şimdinin Tonton Teyzeleri Olan, Geçmişin En Hızlı ve Asi Kadın Motorcuları
Bugün, sokakta motosiklet kullanan bir kadın görme sıklığımız oldukça düşük. Fakat eski zamanlarda bu oranın daha yüksek olduğunu söyleseler de inanmamız güç olurdu. ama gerçekten de öyleymiş, değil motosikleti düz yolda süren; plajda, ilginç pistlerde hatta ayakta bile motosiklet süren kadınlar için 1940'lara 50'lere gidiyoruz.
Reklam
Eve Çıkmak İsteyen Öğrencilere 15 Altın Öneri
Hangimiz genç olmadık da eve çıkmayı hayal etmedik! Kafa dengi kankalarımız varsa ne âla; yoksa da olur, nasıl olsa öğrenci evi boş kalmaz. Ancak ev kiralamadan tut, yerleşmeye varıncaya kadar pek çok can yakıcı duruma da hazırlıklı olman gerekebilir. Hazırsan başlıyoruz!
En Yüksek İşsizlik Oranı Gazetecilik Mezunlarında
Üniversite mezunlarında genel işsizlik yüzde 10.6 olurken, en yüksek işsizlik oranı yüzde 29.1 ile gazetecilik mezunlarında gözlendi. Güvenlik eğitimi alan üniversite mezunlarında ise işsizlik oranı sadece yüzde 2.5 düzeyinde.İşgücü verilerini üçer aylık hareketli ortalamalarla aylık bültenlerle duyuran TÜİK, 2014 yılının tamamına ilişkin gelişmeleri açıkladı. Buna göre 2014 yılında işsiz sayısı 2 milyon 853 bin, işsizlik oranı ise yüzde 9.9 olarak ölçüldü. 16 Mart’ta yayınlanacak Aralık ayı bülteninde ise işsizliğin yüzde 11 civarında çıkması bekleniyor.Aldıkları eğitimin türüne göre işsizlik değerlendirmesinde ise ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Buna göre üniversite mezunlarında genel işsizlik oranı yüzde 10.6 olarak belirlenirken, işsizlik oranının en yüksek olduğu eğitim grubu yüzde 29.1 ile gazetecilik mezunları oldu. İşsizlik bilgisayar mezunlarında yüzde 16.6, sanat eğitimi alanlarda yüzde 16.3, yaşam bilimleri mezunlarında yüzde 15.1 olarak ölçüldü. Aldığı eğitim itibarıyla en şanslı meslek grubu ise güvenlik ve sağlık meslekleri oldu. İşsizlik sağlık mezunlarında yüzde 3.2, güvenlik mezunlarında ise yüzde 2.5 olarak açıklandı.Hüseyin Gökçe | Dünya
Son Beş Yılın En Yüksek Oranı: İşsizlik Yüzde 10'a Dayandı...
Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılında 2 milyon 853 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise %9,9 seviyesinde gerçekleşti. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise yüzde 17,9. En yüksek işsizlik Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde...Türkiye İstatistik Kurumu 2014 yılı işsizlik verilerini açıkladı. Buna göre 2014’te işsizlik yüzde 9.9 oranında ölçüldü.Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılında 2 milyon 853 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise yüzde 9,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9 kadınlarda ise yüzde 11,9 oldu. Aynı yılda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 17,9 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 10,1 olarak gerçekleşti.
Reklam