onedio
Yabancı Dizi Tutkunlarının Mutlaka İzlemesi Gereken 34 Dizi
Bu galeride amacım en iyi olarak örnek gösterilebilecek diziler değil. Çünkü bu herkese göre değişir.. Sadece Friends'in çakması HIMYM olmayacak ya da 5. sezondan sonra düşüşe geçen Supernatural veya ergenlere hitap eden Teen Wolf tarzı dizilere yer verilmeyecek. Ondan sonra yok şöyleydi böyleydi yorumları yapmayın. 'Baba' dizileri paylaşmaya çalışacağım.
Dolarda Yeni Rekor ve Euroda Zirve
Dolar/TL 2,7425'e çıkarak rekorunu tazeledi. Euro ise TL karşısında 1 yılın en yükseğindeDolar/TL piyasaların kapalı olduğu dün 2.7343'e kadar yükselmesinin ardından bu sabah güne 2,70'in üzerinde başladı. Ancak yükselişini sürdüren dolar öğle saatlerinde yeniden 2,74'ü aştı. Dolar 2,742e'e çıkarak rekorunu yeniledi. Sepet bazında TL de 2,85'i aşarak tarihi zirveye çıktı.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
'1915’teki dünyayı seyrediyorum. Bütün insanlığa, politikalarına acı acı ağlıyorum. 2015 insanlığını seyrediyorum, ruhum inliyor içimde. Canım çekiliyor. Ülkemi seyrediyorum. Utanıyorum. Boğazım düğümleniyor. Sesimi koyveriyorum. Bağrımdan dökülüyor gözyaşlarım.'Bu yazıyı okuduğunuz gün 24 Nisan. Ağır ve çok acılı bir yas günü. Bugün sizler için kendi hikâyemi Tanrı’nın yardımıyla kısaca yazmaya çalışacağım.1959’da şimdi Şırnak’a bağlı olan Ermeni Varto Aşireti’nde doğdum. Adı şimdi Yolağzı Köyü olarak değişmiştir. Varto, babamın dedesinin adı, Vartan’dan gelir. Büyük dede Vartan zamanında Van’dan gelmiş oraya. Cudi Dağı’nın güney eteğinde bulunur. Irak ve Suriye sınırına yakın. Cudi Dağı bizim oradan bakarken çok heybetlidir. Bize komşu Hasana köyünden ise kanatlarını üzerine germiş gibi görünür. Şimdi ise ne Hasana Köyü ne de Ermeni Varto Aşireti var. 1915’te yok etme fermanı gelir. Bizde Kürtçe “Fermana Me Xatibi” derlerdi.
Çanakkale Savaşı'nın 100'üncü Yılında Atatürk'ün Hatıraları
1914 yılı Kasım ayında Mustafa Kemal Başkomutanlık Vekaleti’ne müracaat ederek cephede aktif bir göreve getirilmek istediğini bildirmiş ancak kendisine 'Sizi Sofya Ateşemiliterliğinizi daha önemli bir görev olarak görüyoruz' cevabı almıştır.Bu sefer Aralık ayında Sofya’dan Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya bir mektup yazarak cephede aktif görev alma isteğini tekrar eder: “Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben Sofya’da ateşemiliterlik yapamam! Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise, lütfen açık söyleyiniz.” Mustafa Kemal Falih Rıfkı Atay'a o günlerdeki ruh halini şöyle anlatacaktır: “O günlerde neler çektiğimi anlatamam. Gerekirse bir er gibi herhangi bir cepheye katılmaya karar vermiştim. Onun için Sofya’daki evimin eşyalarını, Fethi Beyi arkadaşımla anlaşarak elçiliğe taşıttım. Hemen hareket edebilmek üzere küçük bir bavul hazırladım. Artık evi de bırakmak üzere iken, ‘İsmail Hakkı’ imzalı bir telgraf aldım. İmzanın üstünde, ‘Harbiye Nazır Vekili’ yazılı idi. ‘On dokuzuncu Tümen Komutanlığı’na tayin buyruldunuz. Hemen İstanbul’a hareket ediniz’ Ben bu telgrafı aldığım vakit Başkumandan Vekili Enver Paşa, Sarıkamış Savaşı’nı yapıyordu…”
Davutoğlu: 'Tarih Üzerinden Milletleri Yargılamayalım'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'Çanakkale 100. Yıl Barış Zirvesi Yüksek Düzeyli Oturumu'na katıldıOturumda bir konuşma yapan Başbakan Davutoğlu, 'Çanakkale barışı üzerinden, değerli dostlarımla birlikte gelin I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir dünya barışını inşa edelim. Nefret dili üretmeyelim. Hayatını kaybeden kim varsa, biz hepsine şimdiden ve bütün geçmişimiz açısından da taziye dileklerinde bulunduk. Ama birileri o dönemde yaşanan acılar üzerinden, hele hele üçüncü taraflar, yeni bir düşmanlık tohumu ekmeye kalkışıyorlar' dedi. Davutoğlu, 'Bir daha o savaşın yaşanmaması için, gelin bugün burada hep birlikte bir barış ahitleşmesinde bulunalım. Nefret dilini terk edelim. Tarih üzerinden milletleri yargılamayalım. Acılardan yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, Çanakkale Savaşları'ndan söz ederken, bir asır önce iki ayrı safta olanların psikolojilerini değerlendirdi. Davutoğlu şunları söyledi:'Düşününüz, bir tarafta savunanlar ve savunanlar derken sadece bugün Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayanları kast etmiyoruz; Iraklılar, Cezayirliler, Afrikalılar, Balkanlar'dan, Üsküp'ten gelenler, Boşnaklar, Filistin'den gelenler bir safta... Şu anda belki en az 30 ülkeye yayılmış bir şekilde bu ülkelerden gelmiş olanlar Çanakkale'de savunanlar safındaydı. Diğer taraftan, Çanakkale'ye bir zafer kazanmak umuduyla gelen, yine İngiliz İmparatorluğu bünyesindeki çok geniş coğrafyalardan, Fransız İmparatorluğu bünyesindeki Afrika coğrafyasından ve değişik yerlerden gelenler... Karşılıklı 2 ayrı psikoloji hakim. Savunanlar, bulundukları ülkeyi, toprakları savunuyorlardı ve aslında Çanakkale'de şimdi bulunduğumuz İstanbul'u savunuyorlardı. Şimdi birçok Iraklı liderle bir araya geldiğimizde, Iraklı dostlarımızın birçoğu bana, 'Benim büyük dedem de Çanakkale'de savaşmıştı' demiştir. İsimleri şimdi zihnimde tek tek. Aslında onlar hep beraber İstanbul'u savundular. Şöyle düşündüler: İstanbul düşerse Bağdat da düşer. Bağdat'ı da kaybederiz, Şam'ı da kaybederiz, Kudüs'ü de kaybederiz ya da Balkanlar'da değişik milletlerden gelenler de 'İstanbul bizim şehrimiz' diye savundular.''ERMENİ TABURLARI, YAHUDİ TABURLARI İSTANBUL'U SAVUNDU''Çarpıcı bir misal için zikredeyim: Ermeni taburları, Yahudi taburları da vardı Osmanlı saflarında. Hıristiyanlar ve Müslümanlar hep beraber, asırlarca bir arada, birlikte barış için yaşadıkları İstanbul'u savunuyorlardı. Öylesine etkili bir savunmaydı ki bu, bizim toplum psikolojimizde öylesine etki yapmıştı ki, Türkiye'de hiçbir okul yoktur ki o zaman, var olsun, bir neslini savaşta kaybetmemiş olsun. Bütün okulların bir nesli savaşta kaybedildi. Benim okuduğum İstanbul Lisesi, altın nesil diye anımsadığımız bir nesil savaşa gittiler ve hiç gelmediler. Her bir nesilde bu hatıralar yaşandı.''PEKİ GELENLER?''Peki gelenler?... Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan, Hindistan'dan, her bir bölgeden gelenlerse büyük bir onurlu zafer için geldiler. Onlar için İstanbul belki uzakta bir diyardı. Ama şimdi düşündüğümde, değerli Avustralya ve Yeni Zelanda başkanlarıyla sohbet ettiğimde, hangi psikoloji onları getirmiş diye düşündüğümde, centilmence bir savaş ve zafer psikolojisi. Belki kulaklarına 'Türkleri Çanakkale'de durdurmazsak, gelirler Avustralya'yı da alırlar' diyenler olmuş olabilir, savaşa teşvik etmek için. Ama her halûkarda savunanlar da, gelenler de kahramanca bir mücadele için gelmişlerdi. Bu işin psikolojisi tarafı...''SAVAŞIN AHLAK TARAFI...''Ama bir de savaşın ahlakı var. Savaş hiç olmamasını dilediğimiz bir eylemdir. Keşke dünyada hiç savaş olmasaydı, keşke hep beraber barış içinde yaşasaydık. Ama maalesef insanlığın da bir gerçeği. Çanakkale'de savaşanlar, Gelibolu'da savaşanlar, kendilerinden sonra gelecek nesillere bir destan bıraktılar ve savaşın ahlakını bize öğrettiler. Öylesine hatıralar yaşandı ki, birbirine yakın cephelerde, belki birkaç saat sonra birbirini öldürecek olan askerler savaşa kısa bir süre ateşkes verildiğinde, birbirlerine sigara ikram ettiler, Türk Kahvesi ikram ettiler, birbirlerinin yaralılarını omuzlarında taşıyıp karşı cepheye götürdüler. Böylesine centilmence, kahramanca, böylesine insani yoğunluğu yüksek bir savaşı insanlık tarihi görmedi. Hiçkimse bir diğerine hakaret etmedi. Hiçkimse bir diğerinin bayrağına saygısızlık yapmadı. Kahramanca savaştılar, kahramanca öldüler, ama geride utanılacak bir iz bırakmadılar.''KAHRAMANCA SAVAŞTILAR''Onun için biz Türkler, bizim karşımızda savaşmış olanlar mertçe savaştığında onları hayırla andık. Ve şimdi Avustralya ve Yeni Zelanda başbakanları huzurunda bir kez daha söylüyorum ki, sizlerin büyükdedeleriniz farklı amaçla da gelmiş olsalar da kahramanca savaştılar. Benim büyükdedemin kardeşi de Çanakkale’de şehit düşmüştü ve o nesil adına da Gelibolu’da kahramanca savaşan bütün askerleri, o ülkeleri saygıyla hürmetle selamlıyorum.Çok acılar yaşandı. Irak’tan, Bağdat’tan, Basra’dan gelen, Gelibolu’yu savunanlar vardı. 30 Nisan 1916’da, bu kez Türkler Irak için savaştılar. Ve bir bilinç oluştu. Cumhuriyetimize gidecek olan kilometre taşlarının Çanakkale’de bizim dedelerimiz tarafından atılmış olmasıydı. Anafartalar Komutanı olarak orada bulunan Gazi Mustafa Kemal, 5 yıl sonra Meclis’in ilk başkanı olarak seçildi, 1923’te de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına öncülük etti.Nasıl biz milli bilincimiz açısından Çanakkale’den miras aldık, ben Avustralya’ya gittiğimde, Anzak torunlarını gördüğümde, Avustralya ve Yeni Zelanda kimliği de Gelibolu sırtında şekillendi. Oraya tek tek gelen Anzak askerleri, dönerken biz Yeni Zelandalıyız diyerek döndüler.''ÖRNEK BİR DESTAN YAZDILAR'Örnek bir destan yazdılar. Biz bugün o destanın hatırasına hep beraber buradayız. Osmanlı ordusu safında savaşan bütün askerlerin geldikleri ülkelerden temsilciler görüyorum. Karşı safta gelip de burada hayatını kaybedenlerin torunları olan yine bu salonda bulunan devlet yetkililerine^, değerli dostlarıma da ifade ediyorum ki, sizlerin ve bizlerin dedelerimiz asırlarca unutulmayacak bir destanı birlikte yazdılar.Bakınız, savaşı mertçe yapmak lazım. İnsani ve ahlaki unsurları da gözeterek yapmak lazım. Ama savaş sonrası tutum da önemlidir. O savaşlardan bir nefret kültürü de üretilebilir, bir dostluk da üretilebilir. Biz Türkiye ile Avustralya, Yeni Zelanda arasında inşa etmiş bulunuyoruz. Bir komutan Mustafa Kemal Atatürk, 1934 yılında Anzak annelerine destanımsı bir hitapta bulundu, 'Onlar bu topraklarda can verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuştur. Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Sizler Mehmetçikle koyun koyunasınız. Analar, evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içinde rahat uyuyacaklardır.'Bir Anzak annesi ise şunları yazdı, daha az bilinir: 'Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın huzur içinde dinlendiklerinden eminiz. Çünkü söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleriydi.' Johnny’ler, Tony’ler, Ahmet'lerle, Mehmet'lerle savaşmak için gelmişlerdi. Gün bugündür, hepimiz savaşlardan nefret kültürü ve kötü hatıralar üzerinde inşa edecek bir öfke kültürü üretmeyelim. Savaşlardan dersler çıkaralım.''SAYGI DUYDUK, SAYGIYI HAK ETTİK''Hiçbir tarih kitabımızda, hiçbir konuşmamızda biz Çanakkale’de bizim topraklarımızı işgal etmek için gelenlere düşmanca bir söz sarf etmedik. Saygı duyduk, saygıyı hak ettik. Gelenler kendi onurları içinde çalıştılar. Aynı yüzyılın içinde çok büyük acılar yaşadık, Balkan savaşlarında. Balkan coğrafyasından gelen devlet başkanlarımız var, hepsine hoşgeldiniz diyorum. Makedonya’ya, Sırbistan’a, Bulgaristan’a, Kosova’ya, Yunanistan’a, hepsine... O acılar üzerinden 100 yıl sonra biz 2012’de Balkan Barış Zirvelerini yaptık. Balkan savaşlarının 100. yılında bütün coğrafyayı gezip, 'Gelin Balkan Barışı kuralım dedim. Acılar yaşanmıştı, ama Üsküp ve bütün Saraybosna, bütün o güzel şehirler, hepimizin şehri. İstanbul da bütün Balkan milletlerinin şehridir.'NEFRET DİLİNİ TERK EDELİM''Şimdi 2015’teyiz, çağrımız yine aynı çağrı. Nasıl Balkan Barışı diyoruz, Çanakkale Barışı üzerinden de değerli dostlarımla birlikte, gelin I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir dünya barışını inşa edelim. Nefret dili üretmeyelim. Hayatını kaybeden kim varsa, biz hepsine şimdiden ve bütün geçmişimiz açısından da taziye dileklerinde bulunduk. Ama birileri o dönemde yaşanan acılar üzerinden, hele hele üçüncü taraflar, yeni bir düşmanlık tohumu ekmeye kalkışıyorlar. Bizim mesajımız açık, İstanbul artık Avustralyalıların yeni Zelandalıların da şehridir. Hepiniz hoşgeldiniz safalar getirdiniz.Bir daha o savaşın yaşanmaması için, gelin bugün burada hep birlikte bir barış ahitleşmesinde bulunalım. Nefret dilini terk edelim. Tarih üzerinden milletleri yargılamayalım. Acılardan yeni çatışma kültürünü oluşturmayalım. Bilimadamlarına katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Devlet adamı olarak bütün muhataplarımla, dostlarımla, Pakistan’dan Cezayir’e, Afganistan’dan Makedonya’ya kadar bütün dostlarımız burada. Bir bilimadamı olarak da, geliştirdiğimiz bilimsel yaklaşımlarla, savaştan barışın nasıl üretilebileceğini yeni neslin zihnine kazıyalım. Ben bugün gerçekleştirdiğimiz Barış Zirvesi'nin ilk adımlarından biri olacağına inanıyorum. Bütün arkadaşlarıma, kardeşlerime, bu barış kardeşliği için gösterdikleri gayret dolayısıyla teşekkür ediyorum.'DHA
Reklam
Erciyesspor'da Yıldızlar Kadro Dışı
Spor Toto Süper Lig'de kümede kalma mücadelesi veren Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'da futbolcular Edinho, Serdar Gürler ve Mandjeck kadro dışı bırakıldı.Kulüp tesislerinde AA muhabirine açıklamalarda bulunan teknik direktör Fatih Tekke, takımın başına kısa süre önce geldiğini hatırlatarak, ligde kalmak için yoğun bir şekilde çalıştıklarını belirtti.Geçen hafta sahalarında Eskişehirspor'a mağlup olmalarının ardından takımla ilgili bazı kararlar aldıklarını vurgulayan Tekke, şunları kaydetti:'Açık konuşayım evet kadro dışımız var, 3 futbolcu kadro dışı kaldı. Eskişehirspor maçından sonra 3 değil, 23 kişinin de kadro dışı bırakılmasını söyledim. Çünkü iki hafta boyunca inanılmaz çalışmıştık, antrenmanlardaki tempomuz, coşkumuz çok iyiydi ancak maçta bunların hiçbirini göremedik. Hatta duygu olarak da göremedik. Beni en fazla üzen de o duyguyu göremeyişimiz oldu. Bazen bu tip şeyler olumluya dönebilir.'Süresiz kadro dışı bırakılan Edinho, Serdar Gürler ve Mandjeck'in çalışmalarını A2 takımıyla sürdüreceği öğrenildi.Mavi-siyahlı ekipte kısa bir süre önce takım kaptanlığı alınan Necati Ateş de süresiz kadro dışı bırakılmıştı.AntrenmanÖte yandan Kayseri temsilcisi, Spor Toto Süper Lig'in 28. haftasında Balıkesirspor ile deplasmanda yapacağı maçın hazırlıklarını kar yağışı altında sürdürdü.Hacı Boydak Tesisleri'nde teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde gerçekleştirilen idmanda, sakatlıkları bulunan Cenk Ahmet Alkılıç ve Barış Memiş ile tedavisi için Almanya'ya giden İlhan Parlak yer almadı.Kayseri Erciyesspor, Balıkesirspor maçı hazırlıklarına yarın devam edecek.Mackolik
İlk Çeyrek Bilançosunu Açıklayan Facebook, Çin'i Geride Bıraktı
Dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitelerinden biri olan Facebook, ilk çeyrek bilançosunu açıkladı. 2015'in ilk çeyreğinde 3,54 milyar dolar gelir ve 512 milyon dolar net kar elde eden Facebook, aktif kullanıcı sayısını 1,4 milyarın üzerine çıkararak Çin nüfusunu geride bıraktı.Paylaşılan bilgilere göre 2015'in ilk çeyreğinde Facebook'u masaüstü ve mobil platformlardan her ay en az bir kere ziyaret eden kullanıcıların sayısı 1,44 milyara yükseldi. Facebook, böylece nüfusu 1,39 milyar olan Çin nüfusunu geride bıraktı.New York Borsası kapandıktan sonra yapılan açıklamaya göre, Facebook 31 Mart 2015'te biten ilk çeyrekte 3,54 milyar dolar gelir ve 512 milyon dolar net kar elde etti. Piyasaların beklentisi ise şirketin ilk çeyrekte hisse başına 0,40 dolar net karla toplamda 3,56 milyar dolar gelir açıklayacağı yönündeydi. Şirketin geliri, böylece geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 42 artarken, net karı yüzde 20 azalmış oldu. Facebook, 2014'ün ilk çeyreğinde 2,50 milyar dolar gelir ve 642 milyon dolar net kar açıklamıştı. Ayrıca, veri merkezleri ve uzun vadeli girişimlere yönelik harcamaların da şirketin karını olumsuz etkilediği belirtildi.Facebook'un hisseleri, borsa kapanış saatinden sonra yapılan işlemlerde yaklaşık yüzde 2,5 değer kaybederek, hisse başına 82,52 dolara geriledi.
Reklam
Mehmet Baransu: ‘Özür Dilerim’
Balyoz darbe planını belgelerini yayınladığı için tutuklanan gazeteci Mehmet Baransu, tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi'nden 'zindandan kamuoyuna' başlıklı mektup yazdı. Baransu 'Askeri vesayetle, statükoyla canım pahasına mücadele ederken, asıl sorunu göremediğim için; 'demokrasiyi, hukuku, adaleti, getirecekler' diye destek verdiğim insanların gerçek yüzünü fark edemediğim için tüm kamuoyundan özür dilerim' dedi.Mehmet Baransu'nun yazdığı o mektup:“Darbe planını ve seminerini haber yapmak, tek başıma örgüt kurup yönetmek, kurduğum örgüte üye olmak suçlamasıyla 51 gündür tutukluyum. ‘Sizi önümüze getiren irade tutuklanmanızı istiyor Mehmet Bey’ diyen ‘hukukçular’ başı öne eğik, gözlerime bakamadan tutuklama kararı verdi. ‘Kır kapıyı, içeri gir, Baransu’yu al, biz Meclis’te çoğunluğa sahibiz, yaptığını suç olmaktan çıkarırız’ diyen zihniyet kararı çoktan vermişti çünkü. Susmayacağımı, susturamayacaklarını biliyorlardı. Hücrede ve tek başımayım. Ülkemin çığırından çıkışını, hukuktan kopuşunu, anayasal düzenin yıkılışını ibretle izliyorum… Topluma ve ülkeye karşı işledikleri suçların, yolsuzlukların hesabı sorulamasın diye bir ülkenin yakılışını izliyorum. Tarihe ibretle anılacak günahlar bırakıyorlar. Bu ortamda kader benim inzivaya çekilmeme hükmetti…İnzivada, hücremde iç muhasebemle baş başayım…‘Kirlenmiş , kirletilmiş ruhum’51 gündür kirlenmiş, kirletilmiş ruhumu temizlemeye çalışıyorum. Anlıyor, anladıkça düşünüyor, düşündükçe gözyaşı döküyorum. Kuruyan göz pınarlarımı tekrar ıslatan Rabbim’e binlerce şükür.Hırsızların önünde diz çöktürmeyip, kendi önünde secde ettiren Rabbim’e hamdolsun. Kaybettiklerimi koca bir dünyada bulamayan bana, küçücük bir hücrede bulduruverdi.10 metrekarelik sarayımın her bir tuğlası helal. Kaçak, yetim hakkı yenilmiş tek bir çakıl taşı bile yok.Bıldırcın yumurtaları, altın kadehleri yok bu sarayın.Beştepe’deki sarayda ruhlar hapisteyken, burada ruhlar özgür.Yıllarca askeri vesayetle, statükoyla verdiğim kıran kırana mücadelede vardığım sonuç bile değişti.‘Özür dilerim’Ölüm tehditleri arasında, korumalarla geçen son yıllarımda ailemi, çocuklarımı ve kendimi ihmal ettim. Sonunda hücremde anladım ki; Bu ülkenin en büyük sorunu askeri vesayet değilmiş.Biz değerlerimizi, dinimizi, ahlakımızı yitirmişiz. Bu büyük sorun karşısında askeri vesayetin, statükonun ne önemi var?Askeri vesayetle, statükoyla canım pahasına mücadele ederken, asıl sorunu göremediğim için; ‘demokrasiyi, hukuku, adaleti, getirecekler’ diye destek verdiğim insanların gerçek yüzünü fark edemediğim için tüm kamuoyundan özür dilerim.'Ne deniliyordu’Ne diyorlardı seminer adı altında darbe toplantısı yapanlar; ‘İstanbul’un üzerine çöküyoruz. Sonra Türkiye’nin. Belediye Başkanlarını, kamu kurumunda çalışanları değiştirip, tutuklayacağız. Acıma yok, tepeleme var. İdris Güllüce’yi ben tutuklayacağım. Liderleri özel operasyonla aynı gece toplayacağız. (Perdede Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafı…) Rejim aleyhtarı dernek, gazeteler, yurtlar, kuruluşların listesi dosyada ve perdede. Çetin Doğan komutanım bunlar kapatılacak. Alışveriş merkezlerine el koyacağız. Yönetime el koyduktan sonra kesintisiz hizmet için listeler hazır komutanım. Belediye Başkanları asker olacak. Belediyeye asker atayacağız. Tüm kilit görevlere asker atayacağız. Yetmediği yerde emekli askerleri atayacağız. 250 bin kişiyi NETAŞ, Burhan Felek, Şükrü Saraçoğlu statlarında toplayıp, sorgulayacağız. Bilahare Ümraniye Cezaevine götüreceğiz. Tutuklayacağız. Cezaevleri yetmezse kışlaları da cezaevine dönüştüreceğiz. Çok zamanımız kalmadı. Hükümetin icraatlarının demokrasiyle engellenmesi mümkün değil. Tutuklanacak, gözaltına alınacak kişilerin listesi el konulacak kurumların listesi, hazır ve dosyada komutanım. Eksikleri tamamlayıp, güncelliyoruz. Harekat günü tüm listeler hazır olacak…’Konuşmalar böyle uzayıp gidiyordu. Tıpkı hırsızlar gibi bazıları şunu söylüyor; ‘Ses kayıtları doğru, belgeler sahte.’ Balyoz hakkında en çok yazan Sedat Ergin bile ses kayıtlarının gerçek olduğunu açıkça söylüyor. Ses kayıtları gerçekse, o kayıtta komutanın bahsettiği listeler nerede?Savcılıktaki listeler sahteyse askerlerin bahsettiği gerçek listeler nerede?Hırsızdan hayırsever çıkaran hırsızlar gibi, statükocular da tüm bu belge, bilgi, kayıtlara rağmen darbecilerden kahraman çıkarmaya çalışıyor.‘Öz eleştiri yapıyorum’Bu ülke toptan bir özeleştiri yapmak zorunda… Kendi adıma 51 gündür tek başıma kaldığım hücremde özeleştiri yapıyorum. Kullandığım sert dil başta olmak üzere, dün anlayamadığım, empati kuramadığım kişilerle ve toplum kesimleriyle empati kuruyorum.Bu özeleştiri ışığında, dün olduğu gibi yarın da haksızlık karşısında dimdik duracağım…Bu satırlarımı ‘zindandan kamuoyuna’ 51 günlük bir içe yolculuk olarak kabul edin. Tüm kamuoyuna saygılarımla.”
28. Hafta Hakemleri Açıklandı
Spor Toto Süper Lig'de 28. hafta maçlarını yönetecek hakemler belli oldu.Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu'ndan yapılan açıklamaya göre, haftanın maçlarında görev alacak hakemler şunlar:24 Nisan Cumartesi20.00 Medicana Sivasspor-Mersin İdmanyurdu: Barış Şimşek25 Nisan Cumartesi: 13.30 Bursaspor-İstanbul Başakşehir: Fırat Aydınus16.00 Çaykur Rizespor-Kasımpaşa: Halis Özkahya19.00 Eskişehirspor-Fenerbahçe: Mustafa Kamil Abitoğlu26 Nisan Pazar:13.00 Balıkesirspor-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor: Hüseyin Göçek 13.00 Torku Konyaspor-Akhisar Belediyespor: Alper Ulusoy16.00 Gençlerbirliği-Trabzonspor: Tolga Özkalfa19.00 Galatasaray-Gaziantepspor: Mete Kalkavan27 Nisan Pazartesi:20.00 Beşiktaş-Kardemir Karabükspor: Bülent YıldırımAA
Dolar'da Yeni Tarihi Zirvede
Dolarda, Merkez Bankası'nın kısa vadeli faizleri sabit tutmasının ardından başlayan tırmanışla yeni rekor düzeye çıktı. Dolar 2.7327 lira ile önceki 2.7305 liralık rekor düzeyini aşarken, euro da 2.9234 liraya kadar yükseldi.Analistlere göre, Merkez Bankası'nın küresel gelişmelere karşın. içeriden gelen baskılara bağlı olarak faiz artırmamasının yanında, lirayı yeterince destekleyecek önlemleri almaması ve belirsizliklerin sürmesi doları yeni rekor düzeye taşıdı.DHA
Reklam
'Türkiye'de 1 Milyon Çocuk İşçi Var, 1.3 Milyon Çocuk Okula Gitmiyor'
İstanbul Milletvekili Umut Oran’a göre, Türkiye’de 1 milyon dolayında çocuk işçi var. Çocuk istismarı, çocuklara şiddet ve çocuk gelinler olgusu yaşanıyor. Eğitime ayrılan kaynak yetersiz. 228.000 derslik açığı var, 50-60 çocuk bir sınıfta okuyor. Türkiye, matematik, fen ve okuma becerisinde OECD’de hep sınıfta kalıyor. TÜİK’in 2012 Çocuk İşgücü Anketine göre, Türkiye genelinde 6-17 yaş grubundaki 15.3 milyon çocuğun yüzde 8.5’i, yani 1.3 milyon çocuk okula gitmiyor. Türkiye’de son13 yılda 127 çocuk işçi, iş kazalarında hayatını kaybetti.
Melek Temalı Anneler Günü Hediyesi Önerileri
Her melek, kanatlı olacak diye bir şey yok öyle değil mi?Etrafınızda bunun canlı örnekleri de bulunmaktadır. Mesela her daim sizikoruyup kollayan, ufacık bir zerrenize zarar gelmemesi için her ne pahasınaolursa olsun her şeyinden vazgeçen anneniz en güzel örnektir. Melek temalı anneler günü hediyesi fikirleri ile hayatınızın merkezindekimeleğe yani annenize, en manidar hediyeyi vermeye hazır olun! Kadınlar melekfigürlerini çok severler… Biz de bu sevgiden yola çıkarak annenize hiçbeklemediği bir sürpriz yapabilmeniz için size tavsiyelerde bulunmaya geldik.Böylelikle anneler gününde ne hediye alacağını bilemeyenlerin zihninde de bellibaşlı fikirler oluşur. Her sene kıyafet, çikolata, ayakkabı ya da mutfak eşyasıalmaktan sıkıldıysanız hem size hem de annenize farklılık yaşatacak buönerileri göz ardı etmemenizi tavsiye ederiz. Sizin için hiçbir fedakarlıktankaçmayan anneniz tabii ki de hediyelerin en güzelini hak ediyor. Fakat herzaman insanın maddiyatı özel hediyeler almaya elvermeyebiliyor. Her keseyeuygun b önerilerden muhakkak annenize yakışacak bir hediye fikribulabilirsiniz.
Reklam
Anne Adaylarına Özel Anneler Günü Hediyesi Rehberi
Anne olacak olmanın heyecanını üzerinde taşıyan tüm genç annelerimizin şimdiden anneler gününü kutluyoruz. Eee bu heyecan sadece anne adayları için geçerli değil tabii ki.. Baba adaylarını da unutmayalım. Ama konu hediye olduğu için, yaklaşan anneler gününe hitaben daha yolun çok başında olan beylere hediye tavsiyesinde bulunalım istedik. Baba adayları size sesleniyoruz… Bebeğiniz dünyaya gelene kadar eşinizin anneler günü hediyesi ile siz meşgul olacaksınız. Sonrasını da minik bey/hanım düşünsün öyle değil mi? O halde sizi ilgilendiren kısma yönelelim. Bu sene, eşinizin ilk anneler günü olacağı için alacağınız hediyelerin anneliği çağrıştırmasına özellikle dikkat edin ki ileride çocuğunuza “sen daha karnımdayken baban bana senin yerine bu hediyeyi aldı” diyebilsin. En azından ne kadar düşünceli bir baba olduğunuz nesiller boyunca konuşulsun : ) Ya da alacağınız hediye kişiye özel olmalı ki, eşinizin kendisini her zamankinden daha özel hissetmesine vesile olmalı… İşte sizin için seçtiklerimiz…
Modelleme Sanatçısı David Puertas Tarafından Hazırlanan 48 Harika Çalışma
İspanya'nın Bask bölgelerinden Bilbao'da yaşayan David Puertas, Deusto Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yönetimi Bilgisayar Sistemleri Teknik Mühendisliği bölümünden mezun. Sanatçı, çizim, yazı, modelleme ve animasyon sanatları üzerine çalışmalar yapıp, CGSociety üyelerinin beğenisine sunuyor.Onlara bakarken bambaşka dünyalara gideceğimiz yolculuğumuza başlayabiliriz...
Reklam
'Saraydaki Ampullerin Birkaçını Kapatsak, Yüzlerce Asgari Ücretlinin Maaşı Çıkıyor'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Esenler Tepe Meydanı'nda yaptığı konuşmada ;  'Biz diyoruz ki teklik Allah'a mahsustur, birlik olmak lazım' diyen Demirtaş, 'Dillerimiz ayrı olsun, inançlarımız, mezheplerimiz ayrı olsun, kimliklerimiz ayrı olsun, önemli değil. Gönüllerimiz bir olsun. Bu ülkede kardeşçe, barış içinde, eşitçe yaşamanın formülünü ortaya koyuyoruz' diye konuştu.
Türkiye Elektronik Atık Cenneti
Türkiye'de geçen yıl kullanım ömrü tamamlanan elektrikli ve elektronik cihazların toplam ağırlığı 503 bin tonu buldu. Türkiye bu rakamla dünya genelinde 184 ülke arasında 17. sırada yer aldı.Birleşmiş Milletler Üniversitesi (UNU) tarafından hazırlanan '2014 Global e-Atık İzleme Raporu'ndan derlenen verilere göre, geçen yıl dünya genelinde 41,8 milyon ton e-atık ortaya çıktı.ABD, 7 milyon tondan fazla e-atıkla ilk sırada yer alırken, onu yaklaşık 6 milyon ton e-atıkla Çin, 2,2 milyon ton e- atıkla Japonya izledi. Almanya'da 1,8 milyon ton, Hindistan'da 1,6 milyon ton e-atık oluştu. Kişi başına en fazla elektronik atık düşen ülke 28,4 kilogramla Norveç oldu. İsviçre 26,3 kilogramla 2'nci, İzlanda 26 kilogramla 3'üncü sırayı aldı.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
AKP herhalde tarihinin en kaotik ve en hazırlıksız seçimine giriyor. Da-ha evvel gündem yaratan AKP seçim bildirgesinden bahseden yok. Aslında var. Bildirgenin çözüm sürecine ilişkin bölümü matbaaya giderken yolda kaybolmuş. Organizasyon gücüyle haklı olarak övünen bir partinin böyle sakarlıklar yapmaya başlaması, Erdoğan ’ın cumhurbaşkanlığında partinin hafiften sarsılmaya başladığını gösteriyor.Sadece bu matbaa kazası değil. Cumhurbaşkanı’nın açıklanmasından önce ben de gördüm deyip sonra “Yok, görmedim” dediği bildirgede de bu sarsaklığı görmek mümkün. Davutoğlu ’nun akademik çalışmalarından alışık olduğumuz bir dolu boş lakırdı. “Modernite, kadim, tarihdaşlık” gibi kavramların belli aralıklarla bir metne püskürtülmesini entelektüel birikim zanneden köhne ve hantal bir zekânın ürünü.CHP ve HDP’nin iyi hazırlanmış seçim bildirgeleri de AKP’nin bildirgesinin kofluğunu iyiden iyiye ortaya koydu.
Faizde Değişiklik Yok
Merkez Bankası politika faizlerinde herhangi bir değişikliğe gitmezken, TL zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarını artırdı, döviz depolarının faiz oranlarını düşürdü.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) bugün gerçekleştirdiği toplantısında piyasaların beklentisine paralel hareket ederek faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Buna karşın TL cinsinden zorunlu karşılıklarda 50 baz puan artışa gidildi.Banka, gösterge niteliğindeki bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 7,50, gecelik marjinal fonlama oranını yüzde 10,75, gecelik borçlanma faiz oranını yüzde 7,25 olarak sabit tuttu.Bankalara yarım puan zorunlu faizTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türk Lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklarda ise artışa gitti. TCMB'den bu konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi: 'Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında 50 baz puan artırıma gidilmesi uygun görülmüştür. Uygulamaya 8 Mayıs 2015 tesis döneminden itibaren başlanacaktır.Uygulama esasları 21 Ekim 2014 tarihli basın duyurusunda açıklanan şekliyle devam edecektir.'Döviz depo faiz oranlarını indirdiBanka zorunlu karşılıklarında artışa giden Merkez Bankası, döviz depo faiz oranlarını ise indirdi. Banka'dan yapılan açıklama şöyle: 'Küresel faiz oranlarındaki gelişmeler doğrultusunda bankaların TCMB’den alabilecekleri bir hafta vadeli döviz depo faiz oranlarının 24 Nisan 2015 tarihinden itibaren ABD Doları için yüzde 4,5’ten yüzde 4’e, euro için yüzde 2,5’ten yüzde 2’ye indirilmesine karar verilmiştir.'
Reklam