Küresel Doğrudan Yabancı Yatırımlar 2020'De Yüzde 42 Azaldı
WASHINGTON (AA) - Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), küresel doğrudan yabancı yatırımların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu ekonomik gerilemenin etkisiyle 2020'de bir önceki yıla kıyasla yüzde 42 azalarak 859 milyar dolara gerilediğini bildirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), 2020'ye ait Küresel Yatırım Trendleri İzleme Raporunu yayınladı. Raporda, 2019’da 1,5 trilyon dolar olarak kaydedilen küresel doğrudan yabancı yatırımların geçen yıl yüzde 42 azalarak 859 milyar dolara gerileyeceğinin tahmin edildiği kaydedildi.Söz konusu yatırımların 2005’ten bu yana ilk defa 1 trilyon doların altında kalması dikkat çekerken, raporda, 'Böylesine düşük bir yatırım seviyesi en son 1990'larda görüldü. Geçen yılki küresel doğrudan yatırımlar, küresel mali krizinin yaşandığı 2008-2009'daki yatırımların yüzde 30'dan fazla altında kaldı.' değerlendirmesinde bulunuldu.Raporda, söz konusu yatırımların daha önce 2021'de yüzde 5 ila yüzde 10 arasında düşeceğinin tahmin edildiği anımsatılarak, küresel ekonominin 2021’de toparlanacağına ilişkin tahminlere rağmen Kovid-19 salgınının seyrine dair belirsizlik nedeniyle doğrudan yabancı yatırımların zayıf kalmasının beklendiği ifade edildi.Yatırımlar en çok gelişmiş ülkelerde azaldıDoğrudan yabancı yatırım akışındaki azalmanın en çok gelişmiş ülkelerde yoğunlaştığına dikkat çekilen raporda, gelişmiş ülkelere olan doğrudan yabancı yatırımların geçen yıl yüzde 69 azalışla 229 milyar dolara gerilediği kaydedildi. Raporda, Kuzey Amerika'daki doğrudan yabancı yatırım akışının ise yüzde 46 azalışla 166 milyar dolara geriledi, ABD'deki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 49 azalarak 134 milyar dolara düştü. ABD'deki doğrudan yabancı yatırımlardaki azalışta, toptan ticaret, finansal hizmetler ve imalat sektörlerindeki yatırımların azalması etkili oldu. Avrupa'ya yönelik yatırımların da azaldığına işaret edilen raporda, bölgedeki doğrudan yabancı yatırım akışının 3'te 2 azalışla 4 milyar dolara gerilediği aktarıldı. Raporda, İngiltere'deki doğrudan yabancı yatırımların ise sıfıra düştüğüne dikkat çekildi. Yatırımlardaki en büyük pay gelişmekte olan ülkelerin UNCTAD'ın raporunda, gelişmekte olan ekonomilere yönelik doğrudan yabancı yatırımların, geçen yıl yüzde 12 azalarak 616 milyar dolara gerilediği, buna rağmen gelişmekte olan ülkelerin küresel doğrudan yabancı yatırımlardaki payının yüzde 72'ye yükselerek rekor kırdığı kaydedildi. Asya'daki gelişmekte olan ülkelerin 2020'de tahmini 476 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiği belirtilen raporda, Çin’e olan yatırımların yüzde 4 artarak 163 milyar dolara yükseldiği bildirildi. Türkiye ve Hindistan dijital sektörlerde rekor sayıda yatırım çekiyorRaporda, gelişmekte olan bir diğer önemli ekonomi Hindistan'da ise 2020’de dijital sektördeki yatırımlarla desteklenen doğrudan yatırımların yüzde 13 büyüme kaydettiği ifade edildi. Raporda ayrıca, Hindistan ve Türkiye'nin e-ticaret platformları, veri işleme ve dijital ödeme hizmetleri dahil olmak üzere dijital sektörlerde rekor sayıda yatırım çektiği vurgulandı.
Derleme - Kovid-19 Salgınıyla İlgili Dünyada Son 24 Saatte Yaşanan Gelişmeleri Derleyerek Yayımlıyoruz. Saygılarımızla. Aa
SARAYBOSNA (AA) - Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında vaka sayısı 99 milyon 537 bini, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 134 bini, iyileşenlerin sayısı 71 milyon 536 bini geçti. Vaka sayısı ABD'de 25 milyon 598 bini, Hindistan'da 10 milyon 668 bini, Brezilya'da 8 milyon 816 bini ve Rusya'da 3 milyon 719 bini aştı.İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Kovid-19 aşı tedarikini azaltacağını açıklayan üretici ilaç firmalarına karşı sözleşmedeki hakları çerçevesinde yasal yollara başvuracaklarını bildirdi.İspanya Genelkurmay Başkanı General Miguel Angel Villaroya, Kovid-19 aşılama protokolünü çiğneyerek kendisine aşı yaptırması üzerine gelen baskıların ardından istifa etti.Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, ilaç firmalarının imzaladıkları aşı sözleşmelerini yerine getirmelerini sağlamak için ellerindeki yasal araçları kullanmayı planladıklarını söyledi.Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı Portekiz'de Kovid-19'dan ölenlerin sayısı 275 olarak açıklanırken, bu rakam salgının başlangıcından bu yana ülkede tespit edilen en yüksek sayı oldu.Japonya Tıp Federasyonu (JMA) Başkanı Nakagawa Toşio, temmuzda düzenlenmesi beklenen Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunlarında, muhtemel bir Kovid-19 'vaka patlaması' yaşanması halinde sağlık kurumlarının hasta kabul edemeyeceğini söyledi.İsrail'de, Kovid-19'un mutasyona uğramış yeni bir türünün ortaya çıktığı bildirilirken, İsrail kabinesi, Kovid-19'un mutasyona uğramış türlerinin ülkede daha fazla yayılmasını önlemek için yurt dışından gelen uçuşların 6 günlüğüne askıya alınmasını kararlaştırdı. Sırbistan'da da Kovid-19'un ilk kez İngiltere'de ortaya çıkan ve daha hızlı yayılan türüne rastlandığı bildirildi.Teniste sezonun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık öncesi Kovid-19'a yakalanan sayısı 9'a yükseldi. Avustralya'daki karantina uygulamasından dolayı antrenman yapamayan kadın tenisçiler ise Avustralya Açık öncesi düzenlenecek turnuvada mücadele edecek.Pakistan İlaç Düzenleme Kurumu (DRAP), Rusya’dan Sputnik-V şirketinin ürettiği Kovid-19 aşısına acil kullanım onayı verdi. Malezya basınında yer alan haberlerde, ülke genelinde 4 Şubat'a kadar sürecek sokağa çıkma yasağı bitene kadar salgının kontrol altına alınamaması durumunda, hükümetin, temel ihtiyaçlar hariç ekonomi sektörünün faaliyetlerini bir süreliğine durduracak şekilde daha ağır salgın tedbirleri alacağı iddia edildi.Güney Kore'nin başkenti Seul ve çevresindeki bölgede '2,5' olarak adlandırılan artırılmış 2'nci seviye tedbirler 31 Ocak'a kadar uzatılırken, diğer kentlerde de 2'nci seviye tedbirler aynı tarihe kadar uygulanacak.Yeni Zelanda'da yürütülen sıkı tedbirler ve virüse yakalananlar için kurulan tecrit merkezleri sayesinde salgının halk arasında yayılmasının önüne geçilirken, 2 ayı aşkın süredir ilk defa tecrit tesisleri dışında yeni bir vaka bildirildi.Gürcistan'da, salgın ile mücadele kapsamında devam eden önlemlere karşı başkent Tiflis'te gösteri düzenlendi.Gazzeliler, İsrail hapishanesinde Kovid-19'a yakalanan 82 yaşındaki Filistinli mahkum Fuad eş-Şubeki'nin serbest bırakılması için gösteri düzenledi.
Pakistan, Endonezya, Malezya Ve Japonya'da Kovid-19 Salgınına İlişkin Gelişmeler
İSLAMABAD (AA) - Asya ülkelerinden Pakistan, Endonezya, Malezya ve Japonya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Pakistan Koronavirüs Ulusal Yönetim ve Kontrol Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte kaydedilen 1594 yeni vakayla ülkedeki vaka sayısı 532 bin 412’ye yükseldi. Son 24 saatte 48 kişinin yaşamını yitirmesiyle ölenlerin sayısı 11 bin 295’e ve iyileşenlerin sayısı 486 bin 489’a çıktı.Öte yandan, Pakistan İlaç Düzenleme Kurumu (DRAP), Rusya’dan Sputnik-V şirketinin ürettiği Kovid-19 aşısına acil kullanım onayı verdi. Pakistan'da daha önce Oxford-AstraZeneca ile Çinli Sinopharm şirketinin Kovid-19'a karşı geliştirdiği aşılara acil kullanım onayı verilmişti.EndonezyaEndonezya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülke genelinde son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 11 bin 788 artarak 989 bin 262’ye yükseldi. Kovid-19’dan yaşamını yitirenlerin sayısı 171 artışla 27 bin 835’e, iyileşenlerin sayısı 7 bin 751 artışla 789 bin 810’a ulaştı.MalezyaMalezya Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, Kovid-19 vakaları son 24 saatte 3 bin 346 artarak 183 bin 801'e yükseldi. Bugün 4 bin 427 kişi daha sağlığına kavuşurken iyileşen kişi sayısı 141 bin 446, aktif vakalar ise 41 bin 677 oldu. Son 24 saatte 11 kişinin hayatını kaybetmesiyle Kovid-19 salgınında ölü sayısı 678'e çıktı.Öte yandan Malezya basınında yer alan haberlerde, ülke genelinde 4 Şubat'a kadar sürecek sokağa çıkma yasağı bitene kadar salgının kontrol altına alınamaması durumunda, hükümetin, temel ihtiyaçlar hariç ekonomi sektörünün faaliyetlerini bir süreliğine durduracak şekilde daha ağır salgın tedbirleri alacağı iddia edildi.Basında çıkan iddialara ilişkin hükümetten resmi bir açıklama yapılmadı.JaponyaJaponya’da ise Kovid-19 vaka sayısı son 24 saatte 3 bin 990 artarak 366 bin 435’e, virüse bağlı can kaybı sayısı 56 artışla 5 bin 133’e yükseldi. Son bir günde 38 bin 903 kişiye virüs testi yapılırken, 5 bin 20 kişinin taburcu edildiği ülke genelinde 1007 kişi yoğun bakım servislerinde Kovid-19 tedavisi görüyor.
Reklam
Uğur Batı Yazio: Dini Hatırlatmalar İnsanları Hile Yapmaktan Alıkoyar mı?
etiket
10.8.2005 tarihli bir gazete haberi şöyle diyordu: “Vatikan, Roma Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, bir endülijans çıkararak, yapacağı Almanya ziyaretinde kendisini dinlemeye gelen Katoliklerin tüm günahlarının bağışlanacağını duyurdu.” Papa aslında Almanya’daki vaazına katılımın yüksek olması için, kendisini dinleyeme gelenlerin günahlarını affedeceğini vaat etmişti. 16. Benediktus, Katolik Kilisesi’ndeki eski bir uygulamayı canlandırmıştı. Katoliklik inancında bu uygulamanın ilk kez başlatılması, Haçlı Seferleri dönemine dek uzanıyor. Kilise o dönemde Kudüs’ü Müslümanlardan geri almak için savaşa katılan Katoliklere tüm günahlarını bağışlama garantisi vermekteydi. Papa’nın temelde amacı kendisinin ilk yurtdışı seyahatini medyatik bir olaya dönüştürmekti. Bunun üzerine Katolik kiliseler, Papa’nın Almanya ziyareti için Köln’e ziyaretçi taşıma hazırlıklarını büyük bir kararlılıkla sürdürmüş, sadece İtalya Katolik Piskoposlar Konferansı, özel tren, otobüs ve uçak seferleriyle Köln’e sadece İtalya’dan 40 bin kişiyi toplantıya götürmüştü. Toplamda da 1 milyon kadar Katolik Köln’de toplanmıştı. Papa 16. Benediktus gerçekten ilginç bir adamdı. “Son dönemde Tanrı uykuda gibiydi.” sözleriyle asimetrik düşünce tarzını ortaya koyan Papa’yı görsem şunu sormak isterdim: “Bir gün Facebook’tan günah çıkarmak mümkün olacak mı?”
Reklam
Göçü Kolaylaştıran Dijitalleşme, Riskleri De Beraberinde Getiriyor
İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Fenerbahçe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Özdemir, akıllı telefonların mülteciler için yaşam kiti görevi gördüğünü ve dijitalleşmenin göçü kolaylaştırdığını belirterek, 'Mültecilerin kurdukları sosyal ağlarda sadece mülteciler yok, kaçakçılar ve insan tacirleri de var. Uygulamaları da herkes indirebiliyor. Bu riskli bir durum ve güvenlik problemlerini ortaya çıkarıyor.' dedi.AA muhabirinin sorularını cevaplayan Özdemir, tarih boyunca insanların savaş, çatışma, açlık, kuraklık, iklim değişikliği, işsizlik, şiddet, etnik temizlik ve soykırım gibi nedenlerle kendilerini daha güvende hissedecekleri, hiç bilmedikleri coğrafyalara doğru göç ettiğini söyledi. Göç çalışmalarında, güvenlik, iletişim, antropoloji, sosyoloji, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi ile ekonomi gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiğini dile getiren Özdemir, dijital teknolojik gelişmelerin göç ve dijital teknolojiyle ilgili alanlarda daha farklı araştırmalar yapılmasına yol açtığını belirtti.Özdemir, gelişen iletişim teknolojileri sayesinde sosyal medya üzerinden veya uygulamalar aracılığıyla mültecilerin gitmek istedikleri ülkeye ilişkin bilgi sahibi olabildiğini söyledi.'Mülteciler, özellikle Facebook kullanıyor'Mültecilerin kurdukları iletişim ağları sayesinde göç rotalarını dahi değiştirebildiğine dikkati çeken Özdemir, şöyle devam etti:'Mülteciler, özellikle Facebook kullanıyor. Burada oluşturdukları sosyal ağlarda bir araya geliyor ve orada bir kamusal alan yaratıyorlar. Daha önce giden, deneyimli mülteciler, diğer mültecilerle yol güzergahındaki riskleri, maliyeti, yaşadıkları ülkedeki yaşam tarzını, zorluklarını kurdukları ağlarda paylaşıyor ve orada bir heterotopya yaratıyorlar. Bu da mültecilerin göç rotalarını değiştirmelerine neden olabiliyor.''Uygulamalarda edindikleri bilgileri normal hayatta edinmeleri çok zor ve zaman alıyor'Doç. Dr. Özdemir, akıllı telefonların mülteciler için bir zenginlik sembolü olmadığının altını çizerek, 'Akıllı telefon bir mülteci için yaşam kiti, bir pusula, Avrupa'ya giriş kapısı, can simidi görevi görüyor. Cep telefonuna sahip olmak bir mülteci için güvende olmak anlamına geliyor. Ailesiyle veya daha önce göç eden mültecilerle iletişim kurma aracı olarak görülüyor.' dedi.Mültecilere yönelik mobil uygulamalara değinen Özdemir, şu bilgileri verdi:'Bir mültecinin, herhangi bir ülkeye gitmeden önce edinmesi gereken bütün bilgiler, onlara yönelik geliştirilen mobil uygulamalarda bulunuyor. Uygulamalar, çevrim içi veya çevrim dışı kullanılabiliyor. Mültecilerin uygulamalarda edindikleri bilgileri normal hayatta edinmeleri çok zor ve zaman alıyor. Uygulamaları daha önce Avrupa'ya göç etmiş mülteciler, gönüllüler, kendilerinden sonra gelecek mültecilere yardım etmek amacıyla yapıyor. Sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler veya hükümetlerin yanı sıra bazen birkaç ülke bir araya gelerek proje kapsamında uygulamalar yapabiliyor. Örneğin Kızılhaç'ın Norveç ve Kanada'ya gitmek isteyen mülteciler için yaptığı bir uygulama var. Birkaç Avrupa ülkesinin bir araya gelerek, proje kapsamında oluşturduğu 'Love Europe' uygulaması var. Arakanlı Müslümanlar'a yönelik uygulamada, onların gittiği Avustralya, Çin, Japonya, Malezya, Singapur ve Tayland'a ilişkin bilgiler yer alıyor.'Özdemir, mültecilerin gittikleri ülkelerde karşılaştıkları ilk sorunun dil olduğunu, uygulamalarda günlük konuşma kalıpları ve kelimelerin yer aldığını söyledi.Ulaşım, sağlık, hastaneler, eğitimle ilgili her türlü bilginin buralardan edinilebildiğini kaydeden Özdemir, 'Dijitalleşme ve sosyal ağlar göçü kolaylaştırıyor. Diyelim ki bir grup mülteci Avusturya sınırına gitti ve orada güvenlik güçlerini gördü. GPS koordinatlarını göndererek, arkadan gelen mültecileri uyarıyor. Onlar da göç rotasını değiştiriyor. Bu bağlamda mülteciler açısından dijitalleşmenin göçü kolaylaştırdığını söyleyebiliriz.' ifadelerini kullandı. 'Uygulamaları kimlerin, hangi amaçla yaptığını bilmek gerekiyor'Doç. Dr. Özdemir, uygulama ve sosyal ağların risklerine de işaret ederken, 'Mültecilerin kurdukları sosyal ağlarda sadece mülteciler yok, kaçakçılar ve insan tacirleri de var. Uygulamaları da herkes indirebiliyor. Bu riskli bir durum ve güvenlik problemlerini ortaya çıkarıyor. WhatsApp'ta, Telegram'da, Signal'de tartıştığımız güvenlik problemleri aslında bu ağlar için de geçerli. Bana göre bunların devlet eliyle yapılmış uygulamalar olması gerekiyor çünkü cep telefonuna indirilen her şeye uygulamayı yapan kişi erişebiliyor.' diye konuştu.Mültecilere yönelik uygulamaların olumlu ve olumsuz yanları olduğunu dile getiren Özdemir, 'Mülteciler bu uygulamalar sayesinde gittikleri ülkede çok kolay dil öğrenebiliyor ve ülkeye uyumu kolaylaşıyor. Ancak uygulamaları kimlerin, hangi amaçla yaptığını bilmek gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
İstanbul Fırkateyni'nin Denize İniş Ve Pakistan Milgem Korvet Projesi 3'Üncü Gemi İlk Kaynak Töreni
İSTANBUL (AA) - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, 'İstif sınıfı fırkateyn projesi kapsamında İzmir, İzmit ve İçel isimleriyle diğer 3 gemimizin de 2027 yılına kadar tamamlanması planlanmaktadır.' dedi.Genelkurmay Başkanı Güler, İstanbul Fırkateyni'nin Denize İniş ve Pakistan MİLGEM Korvet Projesi 3'üncü Gemi İlk Kaynak Töreni'ne katılarak konuşma yaptı.Türk donanmasının gücüne güç katmak maksadıyla, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen MİLGEM istif sınıfı İstanbul Fırkateyni'nin denize iniş ve Pakistan MİLGEM Korvet Projesinin 3. gemi ilk kaynak törenine şahitlik etmenin haklı gurur ve heyecanını yaşadığını belirten Güler, 'Sayın Cumhurbaşkanımıza törene teşrifleriyle bizleri onurlandırdıkları için şükranlarımı arz ediyor, tüm katılımcılara saygılarımı sunuyorum.' diye konuştu.Güler, 'Deniz Kuvvetlerimiz mavi vatanımızın yanı sıra Atlantik'ten Büyük Okyanus'a kadar şanlı bayrağımızı şerefle dalgalandırmak suretiyle her coğrafyada etkin harekat icra etmeye her daim hazır olduğunu göstermiş ve yüce ulusumuzun gurur kaynağı olmuştur.' ifadelerini kullandı.'İzmir, İzmit ve İçel gemimizin de 2027 yılına kadar tamamlanması planlanmaktadır'Donanmanın bugünkü seviyesine ulaşmasında katkısı bulunan ve hayatlarını kutsal vatan toprakları için feda eden aziz şehitler ile ebediyete intikal eden tüm denizcileri şükran, minnet ve rahmetle andığını, hayatta olanları ve kahraman gazileri de saygıyla selamladığını dile getiren Orgeneral Güler, şöyle devam etti:'Son yıllarda zatıalinizin liderliği ve destekleri doğrultusunda gelişen milli savunma sanayindeki millilik ve yerlilik oranının yüzde 70'lere yükseldiğini gururla müşahede etmekteyiz. Bu çerçevede İstanbul Fırkateyni'nin imkan ve kabiliyetleri ile ateş gücü, ilave silah ve sistemler eklenerek daha önce inşa ettiğimiz ada sınıfı gemilere oranla artırılmıştır. Geliştirilmekte olan birçok milli teknolojik yeniliklerin de önümüzdeki dönemde bu fırkateynimizde kullanılması hedeflenmektedir. Biraz sonra mavi vatanla buluşmasına tanıklık edeceğimiz İstanbul Fırkateyni Cumhuriyetimizin 100'üncü yılını kutlayacağımız 2023 yılında hizmete girmiş olacaktır. İstif sınıfı fırkateyn projesi kapsamında İzmir, İzmit ve İçel isimleriyle diğer 3 gemimizin de 2027 yılına kadar tamamlanması planlanmaktadır. Ayrıca dost ve kardeş ülke Pakistan'ın deniz kuvvetlerini güçlendirmek üzere MİLGEM projesini tercih etmesi bizler için ayrı bir gurur vesilesidir. Harp gemisi inşası alanında sürdürmekte olduğumuz ortak gayret, Türk savunma sanayinde duyulan güvenin ve Pakistan ile Türkiye arasındaki iş birliğinin en anlamlı göstergesidir.'Bugün ilk kaynağı yapılacak MİLGEM Korveti'nin Pakistan'ın savunma ve güvenliğine önemli katkılar sağlayacağına yönelik inancını dile getiren Orgeneral Güler, şunları söyledi:'Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın pek çok zaferi tarihe altın harflerle yazdıran kahraman komutan ve leventlerin taşıdığı inanç ve ruhla en modern deniz harp silah ve vasıtalarını öz kaynaklarımızla inşa etmek suretiyle denizcilikte en üstün eğitim seviyesine ulaşarak kendisine verilen görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yerine getireceğine, denizlerdeki Türk hak alaka ve menfaatlerini koruyarak atalarımızdan aldığımız şerefli sancağı daha da yükseklere taşıyacağına olan inancımız tamdır.'Projelerde çalışan ve katkısı olanları tebrik eden Güler, şunları kaydetti: 'Bu vesileyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın başarı çıtasını daha yükseklere taşımak için büyük bir gayret ve özveriyle çalışan başta Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelini kutluyor, İstanbul Fırkateyni'nin ilerideki hizmetleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne güç katmasını temenni ediyor, dost ve kardeş ülke Pakistan'ın MİLGEM Projesi kapsamında ilk kaynağını atacağımız korvetinin en kıza zamanda suya indirilerek kendi donanmalarına katılmasını ve başarılı görevler icra etmesini diliyorum. TSK ve onun ayrılmaz bir parçası olan Deniz Kuvvetlerimizin bugünkü seviyesine gelmesinde desteğinizi hiçbir zaman esirgemeyerek bu anlamlı günde töreni teşriflerinizle bizleri onurlandırdığınız için zatıalinize bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü onun kahraman silah arkadaşlarını ülkemizin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü için canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha minnet ve rahmetle, kahraman gazilerimizi ve şehit ailelerimizi şükranla anıyorum.'
Reklam
Karabükspor'un Eski Yıldızı Hayatını Kaybetti! Luton Shelton Kimdir?
Süper Lig’de 2011-2013 yılları arasında Kardemir Karabükspor’da forma giyen Jamaika'lı futbolcu Luton Shelton, 2 yıl önce ALS hastalığına yakalanmıştı. Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına yakalanan ve tedavisi bir süredir devam eden Luton Shelton 35 yaşında hayata gözlerini yumdu. Peki Luton Shelton kimdir? Neler olmuştu? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
Medeniyet Mefkuresini Rehber Edinen Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - 'Huzur', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' ve 'Beş Şehir' eserleriyle okuyucuların kalbinde yer edinen Türk edebiyatının önemli yazar ve şairlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, vefatının 59. yılında yad ediliyor. Şair ve yazarlığın yanı sıra Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen Tanpınar, 23 Haziran 1901'de Kadı Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Farklı şehirlerde okuduğu ilkokul, ortaokul ve lisenin ardından bir yıl kadar baytar mektebinde eğitim alan Tanpınar, lise öğrencisiyken şiirlerinden tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı'nın etkisiyle 1919'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Fakülteyi 'Şeyhi'nin Hüsrev ve Şirin'i' adlı teziyle 1923'te bitiren yazarın hocaları arasında Beyatlı'nın yanı sıra Cenap Şahabettin, Necip Asım, Rıza Tevfik, Fuad Köprülü, Ferit Kam, Yusuf Şerif Kılıçel, Ali Ekrem Bolayır, Hüseyin Daniş gibi isimler yer aldı.Tanpınar, adını ilk kez 1920'de 'Altın Kitap' dergisinde yayınlanan 'Musul Akşamları' şiiriyle duyururken, mezuniyetinin ardından Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul'daki farklı okullarda estetik, mitoloji ve edebiyat öğretmenliği yaptı.'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması'Şiir zevkinin oluşumunda özellikle Beyatlı ile Ahmet Haşim'in etkisi olduğunu yazılarında da aktaran Tanpınar'ın eserleri 'Dergah', 'Milli Mecmua', 'Hayat', 'Görüş', 'Ülkü', 'Varlık', 'Oluş', 'Kültür Haftası' ve 'Aile' dergilerinde okuyucuyla buluştu.Eleştirmen Doğan Hızlan, 26 yaşındayken Fransız şair Paul Valery'yi okuduktan sonra estetik algısı yeni bir boyut kazanan Tanpınar için bir televizyon programında şunları kaydetti:'Tanpınar'ın önemi, birçok estetik soruna yanıt araması. Sadece romancı ya da şair olarak kalsa, bu türde iyi yapıtlar vermiş biri olarak değerlendirilir, edebiyat tarihi açısından ona göre yargılanırdı. Ama Tanpınar bizim kimlik sorunumuz üzerine çok düşünmüş. Doğu-Batı, bence her yazarın düşünmesi gereken bir sorunsal. Bugün de düşünmesi gereken, yarın da düşünülecek bir sorunsal. Tanpınar buna yanıt ararken estetik serüvenin coğrafyasını genişletiyor.'Usta edebiyatçının ilk düz yazısı ise 20 Aralık 1928'de yine 'Hayat' dergisinde çıkarken, farklı bir çalışma alanı olarak çeviriye de başladı ve 1929'da E. T. A. Hoffmann'ın 'Kremon Kemanı' ile Anatole France'tan 'Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı' adlı kitapları çevirdi.Ahmet Kutsi Tecer ile 1930'da Ankara'da 'Görüş' dergisini çıkarmaya başlayan Tanpınar, 1932'de Kadıköy Lisesi'ne, 1933'te ise estetik mitoloji dersi vermek üzere Sanayi-i Nefise Mektebi'ne atandı.Şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanındıTanpınar, kendi ifadesiyle 1932 yılına kadar 'radikalist bir Batıcı' olup Doğu'yu tamamıyla reddederken, sonrasında ise yenileşmenin gereğine inanmasına rağmen Osmanlı medeniyetinin ve büyük değerlerin giderek kaybolmasından gelen bir hüzün de yaşadı.Ahmet Hamdi Tanpınar, 1939'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yeni kurulan '19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü'nde profesör olarak görev alırken, Tanzimat'tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi ve İslam Ansiklopedisi’ne de maddeler yazdı.Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak 1940'ta vatani görevini yapan yazar, 1942'de CHP Kahramanmaraş Milletvekili olarak Meclis'e girse de siyasete girmekten hiç memnun olmadı.Tanpınar, şiirlerinden çok romanları ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınırken, edebiyatçılığının yanı sıra kişiliğiyle de dikkati çekti.İlk kez 1944'te tefrika halinde yayınlanan 'Mahur Beste' adlı romanı 1975'te basılan Tanpınar, eserini Lale Devri'nin ünlü hanende ve bestekarı Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf etti. Türk musikisiyle de ilgilenen, eserlerinde zaman duygusunu, mazi düşüncesi ve rüya estetiğini sıkça işleyen yazar, psikolojik tahlillere geniş yer verdiği hikaye ve romanlarında Batılılaşma ve gelenekler arasında kalan kişilere odaklandı.'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür'Tanpınar hakkında geniş çalışmalar yapan İnci Enginün, Tanpınar'ın insanı ele alış şekline yönelik, 'İnsanın, etrafındaki terkibin bir parçası olduğuna inanan yazar, onları geniş çevreleriyle, bir ufacık hadisede derinleştirilen psikolojileriyle verir. Bunu yaparken de imajlarla zengin, Türkçenin en yüksek mizahi ve ironik üslubuyla, onları ve hayat karşısındaki tavırlarını anlatır.' tespitinde bulundu.Enginün, Tanpınar'ın hiçbir sözünü bağıra çağıra, abartılarla anlatmadığına işaret ederek, 'Onun kısık sesle anlattıkları ise hiç ummadığımız anda bir çare sığınağına dönüşür. Okuyucusunun içinde devam eden sesi, cümle cümle en muhtaç olduğumuz anda, aydınlatıcı bir ufku gözler önüne serer. Sanıyorum Tanpınar’ın git gide artan etkisi, insanı büyüsüne alan güçlü anlatımının okuyucuda yaşamasından kaynaklanmaktadır.' değerlendirmesini yaptı.Tanpınar'ın 1948'de tefrika halinde yayımlanan 'Huzur' eseri, 1949'da kitap haline getirilerek okuyucuyla buluştu.Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği de yapan Tanpınar, 1949'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde yeniden görev yapmaya başladı.'Sahnenin Dışındakiler' eseri, vefatından sonra basıldıUsta edebiyatçının, Türk insanının Doğu ile Batı arasında bocalamasını irdeleyen 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' eseri 1961'de yayımlandı.Hüseyin Su tarafından 'Bütün yazdıklarının iklimini, birikimini paylaşmalarının yanında, dili ve üslubu, kurduğu tahkiye dünyası, zaman, rüya, musiki, kadın, ölüm, hayat, ikinci hayat ve ikinci ben… gibi kendine özgü anlatım renkleri açısından da sanatçı kişiliğinin romancıdan sonra gelen sıfatı olmuştur.' şeklinde anlatılan Tanpınar, kendisinin şiirle ilgisini ise şöyle tarif etti:'Şiirde dolayısıyla kendimin, hikaye ve romanlarımda kendimle beraber mümkün olduğu kadar hayatın ve insanların (benden başkalarının) peşindeyim.''Mahur Beste' ve 'Huzur' eserleriyle birlikte üçleme oluşturan, Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ile İstanbul'daki aydınlarla halkın farklı kesimlerinden insanların değişen hayatlarını işleyen 'Sahnenin Dışındakiler' kitabı ise 1950'de tefrika edilip vefatından sonra 1973'te basıldı.'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli'İstanbul, Bursa, Ankara, Erzurum ve Konya şehirlerini doğal, tarihi ve kültürel yapılarıyla anlattığı 'Beş Şehir' isimli eseri de kaleme alan Tanpınar, romanlarında gerçekçi ve sosyal sorunlara eğilen tarzıyla dikkati çekti.Mehmet Kaplan'ın tarifiyle 'Kelimenin en hakiki manasıyla Avrupalı fakat aynı zamanda da en derin ve güzel bir şekilde milli' olan Tanpınar, edebi eserin ana unsurlarını mükemmeliyet, hayat tecrübesi ve dil temellerine oturttu.Geçirdiği kalp krizi nedeniyle 23 Ocak 1962'de İstanbul'da vefat eden usta edebiyatçı, Aşiyan Mezarlığı'nda Yahya Kemal’in mezarının yanı başına defnedildi. Mezar taşında, kendi dizeleri olan 'Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında' ifadeleri yazılan Tanpınar'ın tamamlayamadığı ve öldükten sonra notları içerisinden toparlanarak yayına hazırlanan romanı 'Aydaki Kadın' 1987'de basıldı.Eserleri:'Huzur', 'Mahur Beste', 'Sahnenin Dışındakiler', 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü', 'Aydaki Kadın', 'Şiirler', 'Bütün Şiirleri', 'Seçmeler', 'Abdullah Efendi’nin Rüyaları', 'Yaz Yağmuru', 'Hikayeler', 'Tevfik Fikret Hayatı Şahsiyeti Şiir ve Eserlerinden Parçalar', 'Namık Kemal Antolojisi', '19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi', 'Yahya Kemal', 'Edebiyat Üzerine Makaleler', 'Mücevherlerin Sırrı', 'Edebiyat Dersleri', 'Beş Şehir', 'Yaşadığım Gibi', 'Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları', 'Tanpınar’dan Hasan Ali Yücel'e Mektuplar'
Gram Altın Kaç TL Oldu? 23 Ocak 2021 Altın Fiyatları...
Altın fiyatları 23 Ocak 2021 Cumartesi yani hafta sonunun ilk gününde güncel piyasalarda hafif bir düşüşle başladı.. Çeyrek ve gram altın piyasasında son durum da merak ediliyor. Gram altın 441 TL den işlem görüyor. İşte piyasalarda saat 10.30 itibariyle altın fiyatları...
Reklam