Uluslararası Balkan Üniversitesi, Balkanlar'ın Akademik Eğitim Merkezlerinden Biri Haline Geldi
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Kuzey Makedonya'daki Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU), dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilere eğitim imkanı sunmasının yanı sıra sosyal bilimler ve mühendislik alanında yayımladığı 13 dergiyle de Balkanlar'ın akademik eğitim merkezlerinden biri halinde geldi.Türk hayırseverlerin desteğiyle Üsküp'te Sultan 2. Abdülhamid dönemine ait tarihi bir binada faaliyet gösteren IBU, özellikle Makedonya ve Balkanlar'daki öğrencilere eğitim öğretim fırsatı sunmak amacıyla 2006'da açıldı.Aynı şehirde Sultan 2. Abdülhamid döneminde topçu kışlası olarak kullanılan binanın kampüs yapılmasıyla eğitim faaliyetlerine devam eden üniversite, Avrupa'nın farklı ülkelerinden gelen öğrencilerle uluslararası üniversite kimliğine sahip oldu.Üniversite bugün 9 fakülte, 14 alanda akredite edilmiş yüksek lisans ve 2 doktora programıyla 3 bin civarındaki öğrencisine yüzde 100 İngilizce eğitim verirken, sosyal bilimler ve mühendislik alanında yayımladığı 13 akademik dergiyle de bilim dünyasına katkı sağlıyor.'8 öğrenciyle başlayan eğitim 3 bin öğrenciyle devam ediyor'IBU Rektörü Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitenin özellikle Makedonya ve Balkanlar'daki öğrencilere eğitim imkanı sunulması amacıyla 2006'da kurulduğunu belirtti.Üniversite bünyesinde sağlık yüksekokulu, hukuk, mimarlık, mühendislik, eğitim, insan ve toplum bilimleri, iktisadi idari bilimler, sanat tasarım ve diş hekimliği fakültelerinin bulunduğunu kaydeden Erdem, kuruluşunda 8 öğrenciyle başlayan eğitim serüveninin bugün 3 bin civarındaki öğrenciyle sürdüğünü söyledi.Erdem, bunların yüzde 70'ten fazlasının Makedonya ve Balkanlar'daki öğrenciler olduğuna işaret ederek üniversitede şu anda ABD'den Katar'a, Türkiye'den Türkmenistan'a kadar 20 ülkeden öğrencinin de bulunduğunu bildirdi.Üniversiteden mezun olanların Balkanlar'da devlet, siyaset ve idari birimlerde görev aldığını dile getiren Erdem, 'Bu öğrencilerin hepsi Türkiye sevdalısı. Çünkü orada devlet üniversiteleri bile ücretlidir. Bizde bunların yüzde 90'ı neredeyse sıfır ücretle okuyor. Yüzde 10'luk kısmı da çok temsili rakamlarla okuyorlar. Mezun olup hayata atılınca bunun kıymetini çok iyi anlıyorlar.' diye konuştu.'Bölgenin akademisyenini, bilim adamı ve entelektüelini yetiştirmeye başladı'Üniversitede İstanbul ve Ankara'dan gelen akademisyenlerin de eğitim verdiğini anlatan Erdem, şunları kaydetti:'Şangay kriterlerine göre Makedonya'nın en iyi eğitim veren üniversitesi seçildik. Bizim Makedonya'daki algımız, Türkiye'de mesela birinci ve ikinci sıradaki üniversitelerin algısı neyse bize de öyle bakılıyor. 2 yıldır Hristiyan öğrenci akımına uğradık. Biz birinci seçilince artık Hristiyan öğrenciler de üniversitemize girmek için kontenjanları zorlamaya başladılar.'Erdem, Türkçe dil eğitimi haricinde derslerin yüzde 100 İngilizce ile yapıldığını hatırlatarak şöyle devam etti: 'Üniversite bünyesinde sosyal bilimler alanında yayımlanan 8 dergi İngilizce, Türkçe ve Rusça dillerinde karışık yayımlar yapıyor. Özellikle 5 mühendis dergisi de yüzde 100 İngilizce yayın yapıyor. Bunlar uluslararası indekslere sahip ciddi yayınlar. Mesela sosyal bilimler alanında yayınlanan 'Turkish Studies' dergisi geçen yıl TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) verilerine göre en çok atıf alan ikinci dergi, en fazla görüntülenen birinci dergi seçildi. Ayrıca Web of Science indeksinde binlerce atıf aldığı görüldü.'Üniversitede 4 yıldan beri 14 alanda yüksek lisans programı uygulandığını bildiren Erdem, 'Bu sene itibarıyla da doktora programlarımızı açtık. Ekonomi ve Türk Dili Edebiyatı programı ile başladık. Makedonya'da Türkler yaşıyor ve Türk Dili Edebiyatı programında doktora yapacakları herhangi bir üniversite yoktu, ilk defa biz açtık. Kontenjanlar ağzına kadar dolu. Diyelim 6 kontenjan ilan etmişsek 20 kişi başvurdu. Uluslararası Balkan Üniversitesi bölgenin akademisyenini, bilim adamı ve entelektüelini yetiştirmeye başladı.' ifadelerini kullandı.'Balkanlar'da yaşayan öğrenciler üniversitelere sınavsız giriyor'Erdem, üniversiteye yönelik son günlerde basında yer alan 'sınav veya diploma notu kriteri olmadan lise diplomasıyla öğrenci aldığı' iddialarına değinerek, Türkiye'de eğitim gören 200 bin uluslararası öğrencinin sınavsız ve diplomayla üniversitelere kayıt olduğunu belirtti.Erdem, İngiltere veya Batı'daki birçok üniversitede de yapıldığı gibi dil ve genel kültür yetenek sınavındaki başarı durumuna göre öğrencileri aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:'Sınavsız üniversite deniliyor. Balkan coğrafyasında hangi üniversiteye giderseniz gidin hepsine diplomayla girersiniz. Bu durum Avrupa ve Amerika'da da öyle. Avrupa'da, Amerika'da bazı çok kayıt alan üniversiteler var. Bunların kontenjan aşım durumları vardır. Özel ölçüler koymuşlardır. Özel öğrencileri seçerler, not ortalamasını belli seviyede isterler. Biz bu kriterleri kontenjan aşımı durumunda uygularız. Kontenjan dolmadan hangi ölçüyü uygulayabileceksiniz? Makedonya'nın en iyi kurumunu sınavsız üniversite olmakla suçluyorlar. Hangi üniversite uluslararası öğrenciyi sınavla alıyor ki? Bunlar tamamen algı oluşturmaya yönelik ve garanti ediyorum kökü FETÖ'ye dayanan çalışmalar.''Üniversitemizde çok zor bir eğitim var'Erdem, IBU'ya girmenin kolay ancak mezun olmanın zor olduğunu dile getirerek 'Bugün özellikle algı oluşturmaya yönelik 'diplomayla sınavsız hukuk' diye bize saldırdılar. Bizim şu an hukuk dördüncü sınıfta mezun olabilecek 4 öğrencimiz var. Bizim üniversiteye giren öğrencilerin daha ilk sene yarısı eleniyor. Zor bir eğitim var.' dedi.Üniversite hakkındaki iddiaların Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kaynaklı ya da bu zihniyetten etkilenerek yapılan haberler olduğunu vurgulayan Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bu coğrafyada FETÖ çok yaygın, 'Acaba iddialar oradan mı geliyor?' diyorum. Aynı iddialarla karşılaşıyoruz. Bu yıl Türkiye'de okuyan bir kısım öğrencimiz var. Bunun üzerinden üzerimize çok gelmeye çalışıyor. Dünyada hemen hemen her üniversite anlaştığı bir başka üniversiteye misafir öğrenci gönderebilir. Bugün sadece biz değil, dünyadaki birçok üniversitede okuyan Türk öğrenci pandemi sebebiyle misafir öğrenci başvurularında bulunmuştur. Programları uyuyorsa ve uygunsa kabul edilmiştir. Bunu kendileri de bildikleri halde üniversitenin aleyhine çok ciddi bir algı oluşturulmaya çalışıyorlar.Uluslararası öğrenci dünyanın her tarafındaki bir başka ülkenin üniversitesine sınavsız gider. Bu bilindiği halde bu özellikle vurgulanarak bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algı konularında FETÖ profesyoneldir. Uluslararası Balkan Üniversitesi Makedonya'da ve Balkanlar'da FETÖ yapılanması için öncesinde de şimdi de çok önemli bir engel olmuştur. Hala uğraşmaya devam ediyorlar. Ben bu kapsam içerisinde değerlendiriyorum. Bizi dinleyen ve okuyanlardan şunu istiyorum, herhangi bir haber ve durum çıkarıldığı zaman bizi arasınlar. Biz gerekli bütün cevapları veririz.'Erdem, İBU'nın Kovid-19 sürecinde Makedonya'da uzaktan eğitimi uygulayabilen ve sistemli yapabilen tek üniversite olduğunu da sözlerine ekledi.
Reklam
Kosova İle İsrail Arasındaki Diplomatik İlişkiler 1 Şubat'ta Başlatılacak
PRİŞTİNE (AA) - Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanlığı, İsrail ile diplomatik ilişkilerin 1 Şubat'ta başlatılacağını bildirdi.Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu şekilde yeni bir tarihi evreye girileceği kaydedildi.İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin başlatılmasına yönelik anlaşmanın 1 Şubat'ta çevrim içi düzenlenecek törenle imzalanacağı belirtilen açıklamada, 'Resmi anlaşma, Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Meliza Haradinaj-Stublla ile İsrail Dışişleri Bakanı Garbriel Ashkenazi tarafından imzalanacak.' ifadelerine yer verildi.İsrail'in Kosova'yı tanımasının, ülkenin en büyük başarılarından biri olduğu vurgulanan açıklamada, bunun ABD sayesinde olduğu anımsatıldı.Açıklamada ayrıca İsrail ile Kosova halkı arasındaki dostluğun, diplomatik ilişkilerle taçlandırıldığı vurgulandı.Eski ABD Başkanı Donald Trump, Eylül 2020'de Beyaz Saray'da bir araya gelen Sırbistan ve Kosova liderlerinin ekonomi alanında normalleşme konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamış ve Kosova'nın İsrail ile diplomatik ilişki kurmak üzere anlaştığını, Sırbistan'ın da İsrail Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını duyurmuştu.
Beyaz Saray'dan Johnson & Johnson Aşı Adayı Yorumu: "Biden, Olumlu Veriler Nedeniyle Cesaretlendi"
WASHINGTON (AA) – Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, ABD'li ilaç şirketi Johnson & Johnson’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı adayının yüzde 66 etkili olduğu açıklamasına ilişkin, 'Başkan Joe Biden, yeni bir aşı adayı konusundaki olumlu veriler nedeniyle cesaretlendi.' ifadesini kullandı. Psaki, Beyaz Saray’da düzenlediği günlük basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Johnson & Johnson’ın aşı açıklamasına ilişkin Psaki, 'Başkan Joe Biden, yeni bir aşı adayı konusundaki olumlu veriler nedeniyle cesaretlendi. Biden, bunun çok yeni bir veri olduğunun ve Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) bu aşının güvenilirliği ve etkisini ölçmek için çalışması gerektiğinin de farkında.' ifadelerini kullandı.Psaki, aşı çalışmaları sürerken tüm ABD’lileri maske takmayı sürdürmeye çağırdı. Biden’ın gelecek hafta gündeminde göç ve ekonomi olacakBiden’ın gelecek haftaki programı konusunda da gazetecileri bilgilendiren Psaki, Biden’ın 1 Şubat'ta Dışişleri Bakanlığında, Bakan Anthony Blinken ile bir araya geleceğini aktardı. Psaki, Biden’ın 2 Şubat'ta göç meselesine ilişkin bazı kararnameler imzalayacağını, 5 Şubat'ta da ekonomi konusunda değerlendirmelerde bulunacağını aktardı.Johnson & Johnson şirketi, Kovid-19 aşı adayının, 44 bin gönüllünün katıldığı üçüncü aşama klinik denemelerinin erken sonuçlarını açıklamıştı.Tek dozluk aşı adayının, orta ve ileri düzeydeki hastalık belirtilerini önlemede yüzde 66, en ağır semptomları önlemede ise yüzde 85 başarı sağladığı belirtilmişti.
Reklam
Beyaz Saray'dan İran İle Nükleer Anlaşma Konusunda "Kısıtlamaların Genişletilmesi Ve Uzatılması" Vurgusu
WASHINGTON (AA) - Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, İran ile nükleer anlaşmaya geri dönülmesi konusunda ellerinde bir zaman çizelgesi olmadığını belirterek 'Başkan Biden, ABD'nin diplomasi yoluyla nükleer kısıtlamaları genişletmesi ve uzatması, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetleri de dahil endişe konularına temas edilmesi gerektiğine inanıyor.' açıklamasında bulundu. Psaki, Beyaz Saray'da düzenlediği günlük basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Biden yönetiminin seçim vaatlerinden biri olan İran ile nükleer anlaşmaya geri dönülmesi konusunun sorulması üzerine Psaki 'Ben anlaşmaya geri dönülmesi konusunda bir zaman çizelgesi veremem. Ancak tabii ki İran'ın nükleer anlaşmanın gerekliliklerine uyması lazım.' ifadesini kullandı. Psaki, daha önce de ifade ettikleri gibi ABD Başkanı Joe Biden'ın İran ile ilişkiler inşa etme konusunda şans gördüğünü aktararak 'Biden, ABD'nin diplomasi yoluyla nükleer kısıtlamaları genişletmesi ve uzatması, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetleri de dahil endişe konularına temas edilmesi gerektiğine inanıyor.' ifadesini kullandı. İran ile nükleer anlaşma konusunda, müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte çalışacaklarını belirten Psaki, bu konuda ilerleme kaydedeceklerine inandıklarını kaydetti. Biden, Putin'den Navalnıy'ın salıverilmesini istemiş Psaki, Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki telefon görüşmesinde, Rus muhalif lider Aleksey Navalnıy'ın salıverilmesinin gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, 'Daha önceki birçok kez bu konuda açık çağrıda bulunduk. Biden da Putin'e bu konuda çağrıda bulundu.' diye konuştu. Sözcü Psaki, Biden'ın bu çağrısına Putin'in ne yanıt verdiği konusunda ise yorum yapmadı. Çin ile ilişkiler gözden geçiriliyor ABD'nin önceki başkanı Donald Trump döneminde, Çin ile imzalanan birinci faz ticari anlaşmanın geleceğinin ne olacağının sorulması üzerine Psaki, dış politika önceliklerin müttefikleri ve ortaklarıyla Çin konusunda iş birliği ve iletişim olduğunu belirtti. Psaki, sadece ekonomi alanında değil, strateji ve güvenlik konusunda da kendilerine bir yol haritası çizeceklerini dile getirerek'Trump dönemindeki tüm politikaları gözden geçiriyoruz, buna Çin de dahil.' yorumunu yaptı.
Rum Kesiminde Yaşanan Yolsuzluk Skandallarına Karşı Yeni Tedbirler Alındı
LEFKOŞA (AA) - Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) yatırım karşılığı vatandaşlık programında yaşanan skandalların ardından halkın endişesini gidermek adına yolsuzlukla mücadele kapsamında tedbirler alındı.Rum lider Nikos Anastasiadis, yolsuzlukla mücadele için alınan yeni tedbirleri açıkladı.Anastasiadis, tedbirleri, adı yolsuzluğa karışan görevlilerin kontrolsüzce davranmaya devam ettiklerine dair yaygın olan bir algıya karşı 'şimdiye kadarki en büyük müdahale' olarak nitelendirdi.Önlemler arasında başsavcı yönetiminde bir yolsuzlukla mücadele görev gücünün kurulması ve potansiyel çıkar çatışmalarına karşı yetkililerin şahsi varlıklarını incelemekle görevle bir yapının kurulması da yer alıyor.Anastasiadis, 8 yıllık görev süresi boyunca Rum kesiminde yaşanan yolsuzluklarda payı olduğu gerekçesiyle çok sayıda sosyal medya paylaşımındaki eleştirilerin de hedefi oldu. Rum kesiminde 'yatırım karşılığı vatandaşlık' skandalıAvrupa Birliği (AB) üyesi GKRY, son yıllarda farklı ülkelerden suçla bağlantılı binlerce kişiye, para karşılığında 'altın pasaportlar', diğer ismiyle 'yatırım karşılığı vatandaşlık' adı altında vatandaşlık verdi.2013'te hayata geçirilen Kıbrıs Rum kesimi yatırım karşılığı vatandaşlık programına göre, GKRY vatandaşlığı için 2 milyon avro değerinde gayrimenkul satın almak ya da 2,5 milyon avroluk yatırım yapmak yeterliydi.Uygulamaya göre, pasaport alacak kişilerin temiz bir sabıka kaydına sahip olmaları gerekmesine rağmen GKRY bu kriteri çok dikkate almadı.Rum kesiminin büyük gelir elde ettiği altın pasaport uygulaması, AB tarafından da tepki görüyordu. Bu uygulamadan başta Rusya ve Ukrayna vatandaşları olmak üzere çok sayıda ülkeden suç ve yolsuzlukla bağlantılı kişiler faydalandı.Kıbrıs Rum kesimi pasaportları, AB üyeliğinden ötürü Avrupa'ya girişi kısıtlanan şahıslar için önemli olurken, bu pasaportları taşıyanlar, 27 Avrupa ülkesinde serbestçe seyahat edebiliyor, iş ve bankacılık işlemleri yapabiliyor.Kıbrıs Rum kesiminin, yatırım karşılığı vatandaşlık programı sayesinde 2013'ten bu yana yaklaşık 7 milyar avro gelir elde ettiği tahmin ediliyor.Rum kesiminde suça karışmış kişiler de yararlandığı için eleştirilen 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programı 13 Ekim 2020'de sonlandırılmıştı.GKRY'de 'altın pasaportlar' programıyla ilgili adı skandallara karışan Rum Meclisi Başkanı Dimitris Şilluris 15 Ekim 2020'de istifa etmişti.Rum gazeteciden Anastasiadis 'vatandaşlık programından gelir elde etti' iddiasıÖte yandan, Kathimerini gazetesinin GKRY'de yayın yapan baskısının genel yayın yönetmeni Andreas Parashos, köşesinde Anastasiadis'in 'iki devletli çözüm için nabız yokladığını' ve 'yatırım karşılığı vatandaşlık programından gelir elde ettiğini' yazmasının ardından 15 Ocak 2021'de istifa ettiğini duyurmuştu.Parashos söz konusu köşe yazısında, bir eğlence ortamında Anastasiadis’in, 'para karşılığı vatandaşlık programının altın yumurtlayan tavuk olduğunu anladığını ve programın kendi avukatlık bürosuna yıllık 300 milyon avro gelir getirdiğini' ve 'bu paraları Seyşeller'e özel uçakla yaptığı seferlerle götürdüğünü' söylediğini kaydetmişti.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Varank, "Sütaş Bingöl Hayvancılık Entegre Tesisi Etki Analizi Lansmanı"Nda Konuştu:
BİNGÖL (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Tüm dünyayı etkisi altına alan salgından medet umup hükümetimizin, devletimizin aciz duruma düşmesini dört gözle bekleyenler var. Tüm bu beklentilere inat, bizler sanayicimizin, üreticimizin, esnafımızın yanında durmaya devam ediyoruz.' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz'ın aldığı yatırım kararı çerçevesinde 'SÜTAŞ Doğu-Güneydoğu Anadolu Sütçülük Projesi Bingöl Entegre Teknik Hayvancılık ve İmalat Sanayi Yatırımı' kapsamındaki Çeltiksuyu köyünde yapımı süren tesislerde 'SÜTAŞ Bingöl Hayvancılık Entegre Tesisi Etki Analizi Lansmanı' gerçekleştirildi.Bakan Varank, burada yaptığı konuşmada, SÜTAŞ tarafından hızla tamamlanma aşamasına gelen Bingöl entegre teknik hayvancılık ve imalat sanayi yatırımının, bölgede oluşturacağı sosyo ekonomik etkinin analiz edildiği değerli bir çalışmanın yapıldığını söyledi. Bakanlığın uzmanları tarafından yapılan bu değerli çalışmanın kamuoyu ile paylaşılacağını aktaran Varank, Bingöl'e uzun zamandır gelmek istediğini, gecikmiş ziyaretini Bingöl için tarihi bir yatırım vesilesiyle gerçekleştirdiklerini belirtti.Bingöl'ü bölgenin marka şehirlerinden biri olarak gördüğünü, bu değeri daha da yükseltmek için kentte bulunduklarını anlatan Varank, AK Parti iktidarlarından önce, bölgedeki diğer şehirler gibi Bingöl'ün de yatırımlar noktasında unutulmuş, kaderine terk edilmiş bir halde olduğunu, bunu tersine çevirdiklerini bildirdi.Varank, 'Cumhurbaşkanımızla birlikte açılışlar ve yatırımlar için Bingöl'e kaç defa geldiğimizi inanın hatırlamıyorum. AK Parti hükümetleri döneminde Bingöl'e kazandırdığımız hizmetlerin en yakın şahitleri Bingöllü kardeşlerimizdir. Tabii Bingöl'ün yeri bizde bambaşka. Bu yiğit şehir Sayın Cumhurbaşkanımızı hiç yalnız bırakmadı. Terör örgütlerine, hain darbe girişimlerine ve bu topraklarda emelleri olan uluslararası güçlere karşı verdiğimiz savaşta hep yanımızda oldu.' diye konuştu.'Yerli ve yabancı yatırımcıların güveni tazelendi'Türlü tuzaklara, sınır ülkelerindeki istikrarsızlıklara, içerden ve dışardan önlerine konulmak istenen engellere rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde milletin refahını artırmak, ülkenin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Varank, şöyle devam etti:'Tüm dünyayı etkisi altına alan salgından medet umup hükümetimizin, devletimizin aciz duruma düşmesini dört gözle bekleyenler var. Tüm bu beklentilere inat, bizler sanayicimizin, üreticimizin, esnafımızın yanında durmaya devam ediyoruz. Tüm dünyada tedarik zincirlerinin alt üst olduğu, hijyenden gıda ürünlerine ciddi arz sıkıntılarının yaşandığı bir dönemi, hızlı karar alma süreçlerimiz ve üreticilerimizin üstün gayretiyle arz kıtlığı yaşamadan geçiriyoruz. Tüm dünyada tedarik zincirlerinin alt üst olduğu, hijyenden gıda ürünlerine ciddi arz sıkıntılarının yaşandığı bir dönemi, hızlı karar alma süreçlerimiz ve üreticilerimizin üstün gayretiyle arz kıtlığı yaşamadan geçiriyoruz. Tüm imkanlarımızı seferber ederek salgının çalışanlarımız ve işletmelerimiz üzerindeki mali etkisini asgari düzeyde tutmaya gayret ediyoruz. Hamdolsun bu gayretler neticesinde ülkemiz diğer ülkelerden pozitif anlamda ayrıştı, yerli ve yabancı yatırımcıların güveni tazelendi. 2020 yılında yatırım talebi salgına rağmen yaklaşık yüzde 25 artış gösterdi. Sadece geçtiğimiz aralık ayında 28 milyar lira değerindeki 1181 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Hizmet sektörüne yönelik mecburi kısıtlamalara karşın sanayi üretimimiz güçlü seyrini sürdürüyor. Birileri devletimizin köklü kurumlarının rakamlarını kabul etmek istemese de, otel köşelerinde görüştükleri IMF bu hafta açıkladığı büyüme tahminleriyle Türkiye'nin büyüme rakamlarını teyit etti. Pandemi başlangıcındaki yüzde 5 küçülme tahminlerini bu hafta başında yüzde 1,2 büyüme olarak güncellediler.'Yoğun aşılamayla salgının etkilerini geride bırakarak 2021'de Türkiye'nin rotasını üretim, istihdam ve ihracatta tutmaya devam edeceklerine dikkati çeken Varank, hukuk ve ekonomi alanındaki reform paketinin hayata geçmesiyle bu ivmenin daha da artacağını vurguladı.'Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere ülkemiz terörden çok çekti. Bingöl'ümüz de bu anlamda uzun yıllar büyük bedeller ödedi. Şükürler olsun, sınır ötesinde ve sınırlarımız içinde terör örgütlerine artık göz açtırmıyoruz. Bu bölgelerimizin terörle anılma dönemi artık bitmiştir. Yatırım ve üretimle şahlanma, hak ettiği refaha kavuşma dönemi başlamıştır.' diyen Varank, hükümet olarak bölgenin altyapısına son 19 yılda çok büyük yatırımlar yaptıklarını dile getirdi.'Bu dev yatırım, Bingöl için bir dönüm noktası olacak'Ulaşımda, sağlıkta, eğitimde ve tüm kamu hizmetlerinde bölgeler arası farklılığı en aza indirdiklerine işaret eden Varank, geldikleri noktada, bölgedeki her bir şehrin sahip olduğu dinamik nüfusu ve ekonomik potansiyeliyle yerli yabancı yatırımcılara çok önemli fırsatlar sunduğunu aktardı.Tekstilden ayakkabı üretimine, enerjiden tarıma dayalı sanayiye, mobilyadan makine sektörüne, turizmden sağlığa kadar birçok alanda kazançlı yatırım fırsatlarının mevcut olduğuna dikkati çeken Varank, şöyle konuştu:'Buradan yatırımcılarımıza sesleniyorum. Gelin bu fırsatları değerlendirin. Hem siz hem bölge halkı hem de ülkemiz kazansın. Biz hazırladığımız altyapıyla, sağladığımız desteklerle her zaman yanınızdayız. İşte SÜTAŞ'ın Bingöl'de faaliyete geçireceği yatırım bunun en somut örneği. Gelin bu örnekleri hep birlikte çoğaltalım ve hep birlikte üreterek büyüyelim. Bugün tanıtımını yaptığımız ve inşallah mayıs ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat açılışını yapmasını istediğimiz bu dev yatırım, Bingöl için bir dönüm noktası olacak. Tarımla sanayinin buluştuğu bu modern yatırımla Bingöl artık göç veren değil, göç alan bir Anadolu kaplanı şehri olacak. 1,1 milyar lira değerindeki bu entegre yatırım, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinden süt işlemeye, yem üretiminden elektrik üretimine kadar birçok sektörü doğrudan ya da dolaylı harekete geçirecek. Sadece Bingöl'ün değil çevre illerin yani bölgenin ekonomisini de canlandıracak. Bu nedenle biz bu projeyi çok önemli bir bölgesel kalkınma projesi olarak değerlendiriyoruz.'Bölgesel kalkınma politikalarındaki temel vizyonun, daha dengeli ve topyekun kalkınmış bir Türkiye oluşturmak olduğunu bildiren Varank, bu vizyonu gerçekleştirmek için de bölgelerin sahip olduğu potansiyellerin azami düzeyde değerlendirilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına odaklandıklarını anlattı.Tesis, göçün önüne geçecekBölgeler ne kadar güçlü olursa ülke ekonomisinin de o derece güçlü olacağını dile getiren Varank, Bingöl ve komşu illeri Muş, Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ, Diyarbakır'ın tarımsal üretim bakımından çok büyük bir potansiyele sahip olduğu, bu şehirlerin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasında tarımın payı yüzde 16, kişi başına canlı hayvan değeri ve hayvansal ürün üretiminde de 81 il arasında en üst sıralarda yer aldığına dikkati çekti.Bingöl'e ve 250 kilometre çapındaki tüm bölgelere hizmet edecek tesisin, yerel üreticilerin ürünlerini kullanacağını, katma değerini yükselterek ekonomiye kazandıracağını ifade eden Varank, tesisin 1012 kişiye doğrudan, 7 bin 600 kişiye dolaylı ilave istihdam sağlayacağını belirtti.Çiftçilerin oluşturduğu düzenli gelir modeliyle birçok ailenin artık geleceğe daha güvenle bakacağını dile getiren Varank, oluşturacağı taleple bölge halkının gelirini yükselterek göçün önüne geçeceğini, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacağını ifade etti.Tesisin etki analizi raporunun da bu beklentiyi doğrular nitelikte sonuçları ortaya koyduğunu bildiren Varank, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Rapordaki tahminlere göre 12 yıllık projeksiyon sonunda bu tesis, pozitif dışsal etkileriyle birlikte Bingöl ekonomisine yıllık ilave 1 milyar 375 milyon dolar katkı sağlayacak. Dışarıya verilen göçün azalmasıyla il nüfusunu 48 bin kişi artıracak. İl düzeyinde kişi başı gelirin yüzde 40 daha fazla artmasına ve bu sayede ülke ortalamasına yakınsamasına vesile olacak. Hükümet olarak bu topraklara değer katan tüm yatırımcılarımızın her zaman yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. SÜTAŞ'ın bu yatırımını 2018'de proje bazlı teşvik kapsamına aldık. Düzenlediğimiz teşvik belgesi ile vergi, enerji, altyapı, nitelikli personel ve yatırım yeri konularında destekler sağlıyoruz. Bu yatırımın sağladığımız destekleri sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. SÜTAŞ yatırımı Bingöl ve çevresi için çok önemli. Ama bizim Bingöl'e sağladığımız destekler bununla sınırlı değil.''1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor'Varank, 2007'de 16,3 milyon lira kredi desteği sağlayarak Bingöl OSB'yi tamamladıklarını, 53 parselin 50'sinin tahsis edildiği OSB'de şu anda 858 kişiye istihdam sağlandığını söyleyerek 2021 yatırım programına dahil ettikleri 92 hektar büyüklüğündeki ilave alan projesi ile OSB'nin kapasitesini artıracaklarını, tamamlandığında 2 bin kişilik ilave istihdam sağlayacağını kaydetti.OSB'lerin yanında 60 milyon lira kredi desteği ile Genç ve Solhan ilçelerinde küçük sanayi siteleri kurduklarını, Bingöl merkez 3. kısım küçük sanayi sitesinin yapımının da tüm hızıyla devam ettiğini bildiren Varank, 501 işyerine sahip olacak olan bu sanayi sitesinin 2 bin 500 kişilik ilave istihdam sağlayacağını bildirdi.Sanayi altyapısına verdiğimiz desteklerin yanında işletmelerimize ve Bingöl'e yatırım yapmayı planlayan yatırımcılara önemli kolaylıklar sağladıklarını vurgulayan Varank, 2002'den bu yana 5,4 milyar lira ve yaklaşık 7 bin kişiye istihdam sağlayan 186 yatırım projesine teşvik belgesi düzenlediklerini belirtti.Aynı dönemde, KOSGEB aracılığıyla Bingöl'deki 1564 işletmeye yaklaşık 48 milyon hibe desteği, 1263 işletmeye de 19.5 milyon lira faiz desteği sağladıklarını anlatan Varank, TÜBİTAK'ın sanayiye, akademiye ve bilim insanlarına yönelik destekleri kapsamında 23 proje ve 54 bilim insanına yaklaşık 6 milyon lira katkıda bulunduklarını söyledi.Doğu Anadolu Bölge Kalkınma İdaresi aracılığıyla tarım, hayvancılık, sanayi ve kültür konularında 192 projeye 131 milyon lira kaynak aktardıklarını dile getiren Varank, şunları kaydetti:'Fırat Kalkınma Ajansımız ile Bingöl'deki kamu, özel sektör ve sivil toplum kurumlarının 160 projesine 92 milyon lira katkıda bulunarak 1000 kişilik ilave istihdamın önünü açtık. Kalkınma Ajansımız ve Doğu Anadolu Bölge Kalkınma İdaremiz aracılığıyla geliştirdiğimiz projelerle modern hayvancılık, yem bitkilerinin üretimi ve süt toplama tesislerinin kurulmasına ön ayak olduk. SÜTAŞ'ın yatırım kararı sonrasında projenin altyapı ihtiyaçlarının karşılanması konusunda da ajans ve DAP büyük gayret sarf etti. Bu çalışmalarla, SÜTAŞ tesisi kurulmadan önce bölgeyi bu yatırıma hazırladılar, üreticilerin arz yeteneklerini artırarak projeden faydalanma potansiyellerini yükselttiler. Merkezi hükümet, yerel idare ve özel sektör iş birliğinin çok güzel bir örneğinin sergilendiği bu dev yatırım, model bir proje olarak tarihe geçecek. Tarım ve hayvancılık ürünlerinin sanayileştirilmesi, sahip olduğu ileri ve geri bağlantılar nedeniyle bölgesel kalkınma açısından kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla yapılan 1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor. SÜTAŞ'ı bu tarihi yatırım kararı dolayısıyla tebrik ediyorum. Tesisin Bingöl'e ve tüm bölge illerine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.'
Reklam
Gazzeli Gençler Kendi Küçük İşletmelerini Kurarak İşsizliğe Çözüm Arıyor
GAZZE (AA) - NUR EBU IYŞE - İsrail'in yaklaşık 15 yıldır uyguladığı abluka ve yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) etkisiyle işsizliğin yüzde 50'ye yaklaştığı Gazze Şeridi'nde gençler kurdukları küçük işletmelerle geçimlerini sağlamaya çalışıyor.Yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze'de İsrail ablukası sebebiyle ekonomi yıllardır darboğazda. Kovid-19 salgınıyla bölgede yaşam koşulları da iyice ağırlaştı.Filistin İstatistik Merkezinin verilerine göre, Gazze'de çalışabilecek durumdaki her 2 kişiden biri işsiz. Üniversite mezunu gençler arasında da işsizlik çok yaygın.Gazzeli eğitimli gençler, istihdamın giderek düştüğü bölgede kendi küçük işletmelerini açarak işsizliğin pençesinden kurtulmaya çalışıyor.Zorluklarla mücadele ederek kendi işini kurduAA muhabirine konuşan 35 yaşındaki Huda Hattab, üniversitede sosyoloji eğitimi aldığını, ancak uzmanlık alanında iş fırsatı bulamayınca 3 çocuklu ailesinin geçimini temin etmek için alternatif arayışına girdiğini söyledi.Ekonomik koşulların kötüleştiği ve yoksulluk oranının arttığı Gazze'de özel sektörde az sermayeyle de olsa sürdürülebilir iş fırsatları bulunduğunu belirten Hattab, kendisinin de Gazze'de küçük bir dükkanda akıllı telefon satışı ve iletişimle ilgili hizmetlere yatırım yapmaya yöneldiğini ifade etti.Filistinli genç kadın, kendi özel projesini başlatırken birçok 'büyük' zorlukla karşılaştığını aktardı.Gazze'de akıllı telefon ve teknolojik hizmetlerin sunulduğu yerlerde kadınların çalışmasına çok az rastlandığını dile getiren Hattab, ilk zorluğun bu alanda erkek tekelinin kırılması olduğunu söyledi.'Bir kadın ve anne olarak bu projeyi yürüttüğüm için birçok eleştiriye maruz kaldım, ancak ailem için para kazanmak zorundayım.' diyen Hattab, ikinci zorluğu ise ekonomik kriz olarak değerlendirdi. Hattab zaten abluka altında bulunan Gazze'ye bir de Kovid-19 salgını ve etkileri eklenince yaşanan ekonomik krizin daha da içinden çıkılmaz bir hal aldığını ifade etti.Eğitimini tamamlamak için para kazanmaya başladıGazzeli diğer genç girişimci ise 20 yaşındaki Şam el-Batnici. Diş Hekimliği Bölümünde okuyan Batnici, artan üniversite masraflarını karşılayabilmek için kendi projesini hayata geçirmiş.Gençlere yönelik elbiseler tasarlayıp üreten Batnici, 'Gazze'de işsizlik oranının yükselmesi ve iş fırsatlarının gerçekten azalması Gazzeli gençleri kendi yerlerini açmaya itti.' dedi.Gazze'de gençlerin önünde pek iş fırsatı olmadığını belirten Batnici, şunları söyledi:'Filistinli gençler, az bir sermayeyle de olsa özel sektöre yönelip kendi işlerini kurmazsa para kazanamak ve hayatlarını sürdürmek için başka bir iş bulamayabilir. Diğer yandan ekonomik şartların kötü oluşu ve alım gücünün düşmesi sebebiyle birçok proje de başarısızlığa uğruyor.' Küçük işletmelerin önemiGazze Ticaret ve Sanayi Odası Halkla İlişkiler Müdürü Mahir et-Tabba, küçük işletmelerin, işsizliği azaltmak için bölgede ve dünyada başvurulan bir yöntem olduğunu ifade etti.Bununla birlikte Gazze Şeridi'ndeki bu işletmelerin, İsrail ablukası ve Kovid-19 salgını nedeniyle büyük zorluklarla karşılaştığını belirten Tabba, salgın nedeniyle ekonomik faaliyetlerin 2020'de çeşitli sektörlerde yüzde 50 ila 90 gerilediği bilgisini paylaştı.Küçük işletmelerin altyapı zayıflığından da olumsuz etkilendiğini kaydeden Tabba, 'Bu işletmeleri koruyacak yasal sistemlerin olmaması, başarısızlıklarına yol açabilir.' diye konuştu.Küçük projeler 'Karz-ı Hasen' yöntemiyle finanse ediliyorFilistinliler, yoksulluğun artması ve nakit para bulamamaları nedeniyle ürettikleri projeleri faizsiz olarak borç veren kurumlara yönelerek finanse ediyor.Yatırım Teşvik Genel Kurumu Tanıtım Departmanı Müdürü Bilal Ebu Şeneb, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Kurumumuz her yıl yaklaşık 120 küçük projeyi finanse ediyor.' dedi.Kurumun ihtiyaç sahiplerine 'Karz-ı Hasen' (faizsiz kredi) yöntemiyle borç verdiğini, 3 yıl içinde ödemek şartıyla 1000 ila 10 bin dolar ödeme yaptıklarını ifade eden Ebu Şeneb, projenin türüne göre bazen kredinin 20 bin dolara çıkabildiğini belirtti.Yatırım Teşvik Kurumunun, 2020'de Kovid-19 nedeniyle finanse ettiği proje sayısının azaldığını aktaran Ebu Şeneb, geçen yıl sadece 33 projeye destek verebildiklerini kaydetti.Ebu Şeneb, Gazze Şeridi'ndeki ekonomik durumun kötü olmasına rağmen küçük projelerin dikkat çekici bir başarı sergilediğini aktardı.
Arnavutluk Maliye Ve Ekonomi Bakanı Denaj, Türkiye'nin En Önemli Stratejik Ortaklarından Biri Olduğunu Söyledi
ANKARA (AA) - Arnavutluk Maliye ve Ekonomi Bakanı Anila Denaj, Türkiye'nin 2019'daki depremden sonra Arnavutluk'a destek veren ilk ülkelerden olduğunu ve Fier şehrinde bir hastane yaptığını belirterek, 'Türkiye Arnavutluk'un bölgede ve daha geniş bir coğrafyada en önemli stratejik ortaklarından biridir.' dedi.Denaj, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile katıldığı çevrim içi düzenlenen 'Türkiye-Arnavutluk Ticaret ve Sanayi Odası Forumu 1. Ekonomi Konferansı'nda konuştu.Türkiye ile Arnavutluk ilişkilerine değinen Denaj, 'Türkiye dost bir ülke olduğunu göstermiştir. En zor anlarda bizim yanımızda bulunan bir ülkedir. Kasım 2019'daki depremin ilk anlarından itibaren arama kurtarma ekipleri göndermiştir. Bununla da kalmayıp desteğini her alanda gösterdi. Türkiye'nin desteğiyle yapılan Fier Bölgesel Hastanesi kısa süre içinde tamamlanacak.' ifadelerini kullandı. Denaj, Türkiye'nin Arnavutluk'a verdiği destek için teşekkür ederek, 'Türkiye Arnavutluk'un bölgede ve daha geniş bir coğrafyada en önemli stratejik ortaklarından biridir. Biraz önce söylediklerim de bunu teyit eder.' dedi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle zorlu geçen 2020 yılında da ikili ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini vurgulayan Denaj, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın Türkiye ziyaretini hatırlatarak, 'Hükümetlerimiz ve kurumlarımız arasında mutabık kalınan konuları hayata geçirmek için imzalanan bildiriler iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir başlık açma imkanı sağlamaktadır.' diye konuştu.'Türk yatırımcıların işlerini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmaktayız'Denaj, iki ülke yatırımcılarının iş birliği ve yatırım çalışmalarına da değinerek, 'Türk yatırımcıların işlerini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmaktayız. Bu konuya iki hükümetin de ilgili kurumlarının katkıları var. Turizm ve altyapı gibi birçok alanda işbirliği artmaktadır. Aynı zamanda dijitalleşme çağında çok önemli olan inovasyon gibi birçok alanda iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz.' ifadelerini kullandı. Toplantının Arnavutluk'ta ticareti ve ticaret odalarını geliştirmek için önemli olduğunu vurgulayan Denaj, 'Deneyimlerin paylaşılması bizim ve ilişkilerimizin gelişmesi için çok önemli. En iyi deneyimleri uygulamak için çalışmalarımız bulunuyor.' dedi.
Reklam
Gümüş Yükseldi Mi? 1 Gram Gümüş Ne Kadar?
Gümüş fiyatları sosyal medyanın gündeminde. Altın fiyatlarının uzun zamandır değişmemesiyle birlikte, gümüşe yatırım yapanlar 'gümüş fiyatları ne kadar' aramasını yapıyor. İşte 29 Ocak Cuma gümüş fiyatlarında son durum.
Hak-İş Genel Başkanı Arslan, Emd Yönetimiyle Bir Araya Geldiği Toplantıda Konuştu:
ANKARA - Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, kayıt dışı istihdamda yüzde 3,9 oranında gerileme olduğunu belirterek, '2019 Ekim-2020 Ekim oranlarına baktığımızda kayıt dışı istihdam yüzde 31'e düşmüş görünüyor. Rakamlardaki olumlu gelişme beni açıkçası heyecanlandırdı.' ifadelerini kullandı. Hak-İş'ten yapılan açıklamaya göre Arslan, Turgay Türker başkanlığındaki Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Yönetim Kurulu ile bir araya geldi.Görüşmede, EMD Başkanı Türker, son dönemde işsiz kalan gazeteci sayısının arttığına işaret ederek, 'İşini kaybeden arkadaşlarımızı meslekten uzak tutmamak için onlara yeni bir haber platformu yaratmak istiyoruz. Maalesef insanlarda iş korkusu son dönemde arttı.' açıklamasında bulundu.Arslan da 1990'lı yıllarda doğrudan çalışma hayatına yönelik istihdam edilen çok sayıda gazeteci olduğuna dikkati çekerek, 'Alanda uzmanlaşmış arkadaşlarımız kamuoyu için çok önemliydi. Artık çalışma hayatında olanı biteni ekonomi muhabirleri üzerinden takip ediyoruz. Bu dönemde ayakta kalmak başarı. Mevcut durumu muhafaza etmek bile başarı sayılır.' değerlendirmesini yaptı. Şu anda en azından insanların işini koruma faaliyetleri üzerinde durduklarını anlatan Arslan, kısa çalışma ve ücretsiz izin dahil sorunlar olduğunu ifade etti. Hükümetle yaptıkları görüşmelerde belli çerçeve üzerinde uzlaşıldığını, kısa çalışma ödeneğinden yararlanmanın kolaylaştığını ancak istedikleri noktaya getiremediklerini aktaran Arslan, 'Halen çalışmakta olan herkesi buna dahil edelim, geçiş dönemini böyle yürütelim' dediklerini ancak bu konuda başarılı olamadıklarını paylaştı.İstisnai durum olan ücretsiz iznin istisna olmaktan çıkarıldığını söyleyen Arslan, 'İşverenlere en kolay yol ücretsiz izin. Adam hiçbir riske girmeden şartlar yerine gelmediği gerekçesiyle işçileri ücretsiz izne çıkardı. Elimizdeki verilere göre toplam 2 milyon ücretsiz izin kullanan işçiden bahsediliyor. Ücretsiz izin, İş Kanunu'nda işçi talebine bağlıdır.' diye konuştu. Arslan, bazı işverenlerce ücretsiz iznin istismar edildiğini savunarak şöyle devam etti: 'Bazı işverenler kısa çalışma ödeneğine başvurması gerekirken ücretsiz izne çıkarıyor. Bir yıla yaklaşıyoruz. İşçi de işten çıkmadığı için tazminat alamıyor, işsizlik ödeneğine başvuramıyor. Bunun biraz zorlaştırılması gerekiyor. Bunun katı kurallara bağlanması gerekiyor. Bunu bizim çözmemiz gerekiyor. Baştan bunun böyle olacağını söyledik bakan hanıma. Bu nedenle ücretsiz izne kayış söz konusu oldu. İstismarlar olabileceğini düşündük ama pandemi koşulları çok ağırdı. Olağanüstü dönem sona erdiği anda otomatik 4857'ye geri dönülmesi gerekiyor. Aksi halde olağanüstü dönemlerin uygulamasını devam ettirirsek işten çıkarma yasağını da devam ettirmemiz gerekiyor. Bu bir yasal düzenlemeyle geri alınmalıdır.''Hak-İş'e bağlı 200 bin arkadaşımızın sendikası değiştirildi'Genel Başkan Arslan, taşeron şirketlerin kamudan tasfiye edilmesi, çalışanların kadroya alınması konusunda büyük mücadele verdiklerini belirterek, kararname çıkarken konfederasyonlarının da bilgisi dışında bir düzenleme sonucunda 1 Kasım 2020'den itibaren Hak-İş'e bağlı 200 bin çalışanın sendikasının değiştirildiğini savundu. Bu uygulamanın ağır bedelleri olduğunu anlatan Arslan, 'İşçilerin iradesi dışında sendikalarından koparılması kabul edilebilecek bir şey değildi. Bunun adil olmadığını ısrarla, inatla söyledik ama maalesef bizim bütün taleplerimiz yok sayıldı. Sendikalarımızın arasında ciddi krizler meydana geldi. Bazı sendikalarımızın üye sayısı o kadar azaldı ki yüzde 1 barajının altına düşecek noktaya geldiler. Bir anda teşkilatınızın üçte birini kaybediyorsunuz. Bu çok ciddi zarar verdi çalışma hayatına.' değerlendirmesinde bulundu. Kadro alamayanlar olduğuna dikkati çeken Arslan, şunları kaydetti:'Özellikle 696 kapsamının dışında bırakılanlar bulunuyor. Toplam sayıları 100 binin üzerinde olan arkadaşlarımız kadro alamadılar. Bu kapsama girememiş arkadaşlarımızın 'Biz niye kadro alamadık?' diye itirazları var. Pandemi döneminde ilginçtir, kayıt dışı çalışmada bir azalma var. Kayıt dışı istihdamda 3,9 oranında düşme var, bu daha önce yüzde 35 civarındaydı. 2019 Ekim-2020 Ekim oranlarına baktığımızda kayıt dışı istihdam yüzde 31'e düşmüş görünüyor. Rakamlardaki olumlu gelişme beni açıkçası heyecanlandırdı.'
Reklam
Güçlü İhracat, Alman Ekonomisinin Dördüncü Çeyrekte Küçülmesini Önledi
BERLİN (AA) - Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), ülke ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla güçlü mal ihracatı ve inşaat yatırımlarının desteğiyle büyüdüğünü bildirdi.Destatis'in açıkladığı öncü verilere göre, Almanya'da mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2020 yılının son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 büyüdü. Beklenti ekonominin sabit büyümede kalması yönündeydi.Destatis, mal ihracatı ve inşaat sektörünün Alman ekonomisini geçen yılın son çeyreğinde desteklediğini belirterek, Kovid-19’un ikinci dalgasının yenilenen kısıtlamaların özel tüketimi olumsuz etkilediğini kaydetti.Alman ekonomisi geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 8,5 büyüme kaydetmişti.Destatis açıklamasında, “4. Çeyrekte ekonomik toparlanma, Kovid-19 ikinci dalga ve bundan dolayı yıl sonunda yenilenen kısıtlamalar nedeniyle ivme kaybetti. Bu özellikle özel tüketimi etkilerken, mal ihracatı ve inşaat sektöründeki yatırımlar ekonomiyi destekledi.” yorumuna yer verildi.ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Alman ekonomisinin dördüncü çeyrekte 'çift dipli' ( W tipi) resesyondan kaçındığını belirterek, “Bununla birlikte, mevcut kısıtlamalar ve aşılama durumu göz önüne alındığında, 2021'nin ilk çeyreğinde aynı ‘büyüyü’ nasıl tekrarlayacağını görmek zor.” ifadesini kullandı.Alman ekonomisinin kriz öncesi seviyeye 2022’nin ikinci yarısında dönmesi bekleniyorAlmanya'da hükümet, 27 Ocak’ta, bu yıl için daha önce yüzde 4,4 olarak açıklanan resmi büyüme beklentisini Kovid-19’da ikinci dalga ve bununla gelen sert kısıtlamalardan dolayı aşağı yönlü revize etmişti.Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, Alman ekonomisinin kriz öncesi seviyeye 2022’nin ikinci yarısında dönmesini bekliyor.Almanya'da ekonomi, Kovid-19'un sebep olduğu sağlık ve ekonomik kriz nedeniyle 2020'de yüzde 5 küçülerek, 10 yıldır aralıksız büyümeye son vermişti.19 Ocak’ta Almanya’da Kovid-19 salgınına karşı mücadelede 5 Ocak'ta alınan ve 31 Ocak’a kadar geçerli olan tedbirlerin süresi 14 Şubat’a kadar uzatılmıştı. Ekonomistler, sıkılaştırılan tedbirlerin imalat ve inşaat sektörünü doğrudan etkilemese de ülkede ekonomik faaliyetlerin yılın ilk çeyreğinde durgunlaşmasını bekliyor.
Almanya'da "Ocak İşsizliği" Beklenmedik Seviyede Azaldı
BERLİN (AA) - Almanya'da işsiz sayısı ocakta, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında hükümetin, şirketleri çalışanlarını tutması için maddi teşvik vererek iş gücünü korumaya yönelik eylemleri sayesinde bir önceki aya göre 41 bin kişi azaldı.Almanya Federal İş Ajansı (BA), işsizlik rakamlarına ilişkin ocak ayı verilerini yayımladı.Buna göre, ülkede mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı, ocakta bir önceki aya göre 41 bin azalarak 2 milyon 729 bine geriledi. Bu veriyle ülkede yüzde 6’lık mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı değişmediPiyasalarda beklenti, işsiz sayısında 6 bin artış olması yönündeydi.Nisanda yaklaşık 6 milyon olan Kovid-19 krizinde istihdamı korumayı hedefleyen kısa çalışma programındaki çalışan sayısı Kasım 2020’de 2,26 milyona geriledi.Federal İş Ajansı Başkanı Detlef Scheele, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Alman iş gücü piyasasının ocakta “sağlam” kaldığını belirterek, “Ancak koronavirüs salgınının yayılmaması için uygulanan kısıtlamalar iş gücü piyasasında izler bırakıyor.' ifadelerini kullandı.İstihdam edilen kişi sayısı Kovid-19 kriz öncesi seviyenin önemli ölçüde altındaÖte yandan, Almanya Federal İstatistik Ofisi'nin (Destatis) açıkladığı geçici verilere göre Aralık 2020’de ülkede istihdam, mevsimsellikten arındırılmış olarak bir önceki aya göre yüzde olarak değişmezken, kişi olarak 3 bin artış göstererek 44 milyon 570 bine yükseldi. Destatis, bununla birlikte, ülkede istihdam edilen kişi sayısının Kovid-19 kriz öncesi seviyenin önemli ölçüde altında kalmaya devam ettiğini vurguladı.Federal İstatistik Ofisi'nin açıklamasında, “Aralık 2020'de istihdam edilen kişi sayısı, Almanya'daki Kovid-19 kısıtlamaların getirilmesi öncesi Şubat 2020'ye göre mevsimsellikten arındırılmış olarak yüzde 1,6 (743 bin kişi) düştü.” ifadesini kullandı. Almanya'da ekonomi, Kovid-19'un sebep olduğu sağlık ve ekonomik kriz nedeniyle 2020'de yüzde 5 küçülerek, 10 yıldır aralıksız büyümeye son vermişti.19 Ocak’ta Almanya’da Kovid-19 salgınına karşı mücadelede 5 Ocak'ta alınan ve 31 Ocak’a kadar geçerli olan tedbirlerin süresi 14 Şubat’a kadar uzatılmıştı. Ekonomistler, sıkılaştırılan tedbirlerin imalat ve inşaat sektörünü doğrudan etkilemese de ülkede ekonomik faaliyetlerin yılın ilk çeyreğinde durgunlaşmasını bekliyor.
Malezya'da Kovid-19 Salgını Nedeniyle Ekonomik Faaliyetler Durdurulmayacak
KUALA LUMPUR (AA) - Malezya hükümeti, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının kontrol edilememesi durumunda ekonomik faaliyetlerin geçen yıl olduğu gibi bir daha durdurulmayacağını açıkladı.CNBC'ye röportaj veren Maliye Bakanı Zafrul Abzul Aziz, ülkedeki Kovid-19 salgınının durumuna ve Malezya'nın 2021 ekonomik toparlanma planına değindi.Ülkede virüs nedeniyle ilan edilen ve 4 Şubat'a kadar sürecek sokağa çıkma yasağının etkili olmaması durumunda ekonomik faaliyetlerin tamamen durdurulacağına dair iddiaları değerlendiren Bakan Zafrul, 'Mevcut tedbirleri göz önünde bulundurarak günlük vaka artışlarının azalacağına inanıyoruz. Salgına dair en kötü senaryonun bile vuku bulması durumunda ekonomi sektörü tamamen kapatılmayacak. Bunun yerine Kovid-19 tedbirlerini sıkılaştırma yoluna gidilecek.' açıklamasında bulundu.Zafrul, salgının etkisini sürdürmesine karşın Malezya'nın 2021'de ekonomik toparlanma hedefini gerçekleştirmekte kararlı olduğunu vurgulayarak, 'Küresel ticaretin, 2021'de, geçen seneye kıyasla yüzde 8 büyümesi bekleniyor. Malezya da bu büyümenin gerisinde kalmayacaktır.' şeklinde konuştu.Malezya hükümeti, günlük Kovid-19 vaka artışlarının Aralık 2020'den bu yana 4 haneli rakamlarda izlemesi üzerine 13-26 Ocak arası ülkenin 5 eyaleti ve 3 federal bölgesinde sokağa çıkma yasağı ilan etmişti.Daha sonra 4 Şubat'a kadar uzatılan sokağa çıkma yasağının kapsamı genişletilerek, ülkenin 7 eyaletinde daha uygulamaya konmuştu.Toplam 198 bin 208 kişinin Kovid-19 testinin pozitif çıktığı Malezya'da virüs kaynaklı can kayıpları 717'ye ulaştı.
Reklam