İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolunay: "İklim Değişikliği Canlı Türlerini Tehdit Ediyor"
EDİRNE (AA) - İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, iklim değişikliğinin canlı türlerinin neslinin devamını tehlikeye soktuğunu belirterek, '2019 yılında yayınlanan bir rapora göre iklim değişikliği nedeniyle Altın Kurbağa türünün nesli tükendi.' dedi.Prof. Dr. Tolunay, Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) ve Küresel Denge Derneği iş birliğinde çevrimiçi düzenlenen 'Yerelden Ulusala İklim Ağı' toplantısında, iklim değişikliğinin canlılar ve ekosistemler üzerinde birçok etkisi olduğunu söyledi.Dünyada ortalama sıcaklıkların arttığını anlatan Tolunay, küresel ısınmanın iklim değişikliğine neden olduğunu dile getirdi.Değişken bir iklim yapısının yaşanmaya başlandığını belirten Tolunay, 'Sürekli değişkenlik bitkileri olumsuz etkiliyor. Hava biraz soğuyor bitkiler yapraklarını döküyor, hemen ardından ısınıyor yapraklarını açıyor sonra bir anda don oluyor ve yine yapraklarını döküyor. Bu tür değişkenlikler, yoğun yağışlar, aşırı kurak dönemler canlı türlerini ve ekosistemleri olumsuz etkiliyor.' diye konuştu. Tolunay, iklim değişikliğine bağlı olarak canlı türlerinin yaşam alanlarının bozulduğuna ve genetik çeşitliliğin azaldığına dikkati çekti.Bu durumun canlı türlerinin ve doğal ekosistemlerin yok olmasına neden olabildiğini aktaran Tolunay, şöyle devam etti: 'İklim değişikliği nedeniyle bazı türlere ait bireyler ölebiliyor ya da değişen koşullar nedeniyle farklı noktalara göç etmek zorunda kalıyorlar. Göç edemediklerinde besine ve suya ulaşamadıklarında o türlerin birey sayıları azalıyor. Örneğin binlerce şah kartalı varken değişen koşullara bağlı bu sayı yüzün altına inerse artık o türün neslini sağlıklı bir şekilde devam ettirme şansı olmuyor. Çünkü genetik çeşitlilik azalıyor.''Altın Kurbağa türünün nesli tükendi'İklim değişikliğine bağlı olarak canlıların yaşam alanlarının her geçen gün daraldığına vurgu yapan Tolunay, şunları kaydetti: 'Canlıların habitatlarının bozulması, istilacı türler, aşırı tüketim ve kirlilik gibi nedenler canlıları çok büyük risk altına sokuyor. Bunun yanında iklim değişikliğinin de etkileriyle canlı türlerinin yaşadığı riskin gelecekte daha da çok artacağı öngörülüyor. 2019 yılında yayınlanan bir rapora göre iklim değişikliği nedeniyle Altın Kurbağa türünün nesli tükendi. İklim değişikliği nedeniyle tamamen nesli tükenen ilk canlı türü olarak kabul ediliyor. Güney Amerika'nın kuzeyindeki ormanlarda yaşayan bir kurbağa türüydü.'
Ak Parti Sözcüsü Çelik, Myk Toplantısı'na İlişkin Açıklamalarda Bulundu: (5)
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Bütün değerlendirmeler tamamlandıktan sonra İnsan Hakları Eylem Planı, Cumhurbaşkanımız tarafından bizzat açıklanacak.' dedi.Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Vali ve kaymakamlara yönelik 'militan' suçlamasının AK Parti MYK'de gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine Çelik, toplantıda değerlendirildiğini belirterek, 'CHP yönetiminin kullandığı dilin sistematik bir şekilde mülki idaremizi, askeri unsurlarımızı, yargı mensuplarımızı baskı altına almaya çalışan bir tavır ve Türk devlet ve mülki idare sistemi üzerinde paralel bir iktidar alanı oluşturmaya çalışan bir faaliyet olduğunu görüyoruz.' ifadesini kullandı.MYK'nin buna karşı en güçlü tepkinin verilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu vurgulayan Çelik, 'Hiçbir valimizin, hiçbir kaymakamımızın, hiçbir silahlı kuvvetler mensubumuzun ve hiçbir yargı mensubumuzun Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini ciddiye alması gerekmez. Biz gereken cevabı veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.' dedi.Bu dönemde terörle mücadeleden salgına kadar büyük bir mücadele veren mülki idarenin bu kapasitesini görmekten büyük gurur duyduklarını ifade eden Çelik, mülki idarenin bu kadar büyük bir yükün altındayken bile hemen her yerde işlerin tıkır tıkır işlediği mekanizmaları anında kurduğunu ve faaliyetlerini bu çerçevede sürdüğünü söyledi.Çelik, 'Bir vali ya da kaymakam CHP Genel Merkezi'nden talimat almıyorsa ona 'militan' derler. Askeriyede CHP'nin kışkırtmasıyla bir vesayet girişimi söz konusu değilse ona 'militan' derler. Aynı şekilde yargı mensupları CHP'den talimat almıyorsa 'militan' derler, tehdit ederler. Yaptıkları bundan ibaret. Diyor ki 'Sürekli tarihten bahsetmeyin.' Tarihte yaptığınızı dejavuyla bugün de yapmaya çalışıyorsunuz. Siz bunu yapmayın. Mülki idaremizin arkasındayız. Hepsine selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Milletimize yaptıkları hizmetlerde hepsine başarılar diliyoruz.'Yargı ve ekonomi reformları'Yargı ve ekonomi reformlarında hangi aşamaya gelindi? Ne zaman tamamlanması öngörülüyor?' sorusu üzerine Çelik, ekonomi ve yargıyla ilgili reformlarda derinlemesine bir çalışma yapıldığını söyledi.Geçmişte yapılan reformların sahadan dönüşlerini dikkatle değerlendirdiklerini aktaran Çelik, 'Şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz seri muhakeme, basit yargılama, e-duruşma gibi uygulamalarla ilgili tepkiler nasıldır? Sahada bunlar iyi işlemekte midir? Vatandaş memnuniyeti nedir? Yargı mensuplarının bunun işleyişine dönük değerlendirmeleri ile avukatların değerlendirmeleri nedir? Bunlar değerlendiriliyor.' diye konuştu.Bu reform sürecinin 2019-2023 arasını kapsadığını ve bunun yarısının şu anda tamamlandığını anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Şimdi ise İnsan Hakları Eylem Planı tamamlanmak üzere. Bunların hepsi bugün kapsamlı bir şekilde MYK'mizde değerlendiriliyor. Arkadaşlarımızın destek verdiği ve eleştirdiği hususlar var. Bunlarla ilgili olarak belki birkaç toplantı daha yapmak gerekecek. Ama süratli bir şekilde çalışılıyor. Bu çalışıldıktan, bütün bu değerlendirmeler tamamlandıktan sonra İnsan Hakları Eylem Planı Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacak. Bizzat Cumhurbaşkanımız açıklayacak bunu. Arkasından da bununla ilgili idari ve yasal düzenlemeler gerçekleştirilecek.'Ekonomi alanında atılacak adımların da MYK tarafından değerlendirilmeye devam ettiğini belirten Çelik, 'Bunlar birkaç toplantı daha alacak. Çünkü yapılanlarla ilgili olarak farklı değerlendirmeler söz konusu olabiliyor. Bütün bu görüşler alındıktan sonra sahadaki görüşler, ona göre bu çalışma birkaç toplantı sonrasında son halini almış olur. Sizlerle paylaşırım.' dedi.'Çok üzücü bir durum''Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti esnasında HDP'li bir milletvekilinin zafer işareti yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Çelik, şu yanıtı verdi:'Çok üzücü bir durum. Bir insanın zafer işareti yapacağı kesimin Diyarbakır anneleri olması son derece dramatik ve ahlaki olmayan bir tutum. Annelere karşı zafer işareti yapılmaz, annelerin eli öpülür, annelere hürmet edilir. Çünkü anneler evlatlarını kaybetmişler ve vicdan nöbeti tutuyorlar. Daha sonra da 'Bizim bu işaretimiz bizi suçlayan AK Parti'ye karşıydı' falan gibisinden açıklamalar yapılıyor. Bu sadece bizim kendi kendimize ürettiğimiz bir suçlama değil. Her şey ayan beyan ortada. Bu anneler evlatlarını, göz bebeklerini istiyorlar. Günlerdir bunlara dönük olarak burada ifade ediyoruz, ne büyük ajanslar bunların sesini duyuyor ne de o bahsettiğiniz parti olmak üzere muhalefetteki partiler bu konuda bir duyarlılık sergiliyor. Bunlar anne, bunlar evlatlarını kaybetmiş. Sırf terörü lanetlememek için annelerin duygularına sahip çıkmamak kadar zalimane bir şey olabilir mi? Bir insanın hayatında asla düşmemesi gereken bir durum, annelere karşı zafer işareti yapmaktır. 'Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin' diyeceğimiz bir durumdadır. Bir zafer kazanmak istiyorsanız gidin teröre karşı kazanın. Annelerin elini öpün.''Umarız pozitif bir atmosferde geçer'Yunanistan ile istikşafi görüşmelere ilişkin bir soru üzerine de Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:'Türkiye her zaman bu istikşafi görüşmelerden yana olduğunu söyledi. Ege'deki sorunlar, kıta sahanlığı sorunları, havada ve denizde söz konusu olan sorunlar... Şimdi buna hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili konular eklendi. Bütün bunlar çerçevesinde yine bu kapsamlı bir dosya olarak ele alınacaktır. Dosyaların parçalarının birbirinden ayrılıp ayrı bir istikşafi görüşme yapılması söz konusu değildir. Başlangıç olarak iyidir. Türkiye tabii ki masaya pozitif bir gündemle oturmuştur. Türkiye bir diplomasi devleti olarak diplomatik yeteneğini, diplomatlarının bu konudaki yeteneklerini gösterebilecek, herkes için 'kazan kazan' formülü gerçekleştirebilecek bir kapasiteye sahiptir. Türk diplomatları her zaman gerek Akdeniz'de gerek Ege'de gerek bölgede barışı destekleyecek, çatışmaları çözecek, önleyecek formüller üretme konusunda dünyada öne çıkan bir diplomatik yeteneğe sahiptirler. Bu yetenekleriyle şimdi masadadırlar.'Yunanistan tarafının da olumlu yaklaşması gerektiğini düşündüklerini dile getiren Çelik, şunları söyledi:'Ama neredeyse Akdeniz'in büyük bir kesimini kapsayacak şekilde NOTAM ilan etmek, silahsızlandırılmış adalarda silahlı birtakım aktiviteler içerisinde olmak bu süreci tabii ki sıkıntıya sokar. Beklentimiz şudur, diplomatik yolla siyasi aklı çalıştırarak, bölgedeki tarihi derinliğimizi çalıştırarak çözülemeyecek bir sorun yoktur. Yunanistan'ın bölgesel istikrara katkı sağlayacak bu diplomatik görüşmelere katkı vermesini bekliyoruz. Yoksa Fransa'nın ya da başka ülkelerin ortaya koyduğu tavırlarla silah alımını artırmak, Türkiye'ye karşı Mısır, İsrail gibi ülkelerle iş birliği yapmak ya da Türkiye'nin Libya'daki pozisyonunu sabote etmeye çalışmak gibisinden yaklaşımlar hiçbir sonuç almaz. Biz komşuyuz, Yunanistan dara düştüğü zaman yanında bütün bu bahsettiğim ülkeleri değil, her zaman Türkiye'yi bulmuştur. Dolayısıyla 'Konuşulacak, çözülecek bir mesele söz konusudur' diyenler varsa bu istikşafi görüşmelerin kıymetini bilip, bu şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Biz kesinlikle bunların olumlu sonuçlanması gerektiğini değerlendiriyoruz ve bu istikşafi görüşmelere güçlü bir destek veriyoruz. Umarız pozitif bir atmosferde geçer.''O sektörlerdeki kardeşlerimizle çok yakın temas halindeyiz'Çelik, maske, mesafe, temizlik kuralına devam ettiklerini belirterek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayılarının düştüğünü ve bu kazanımı korumanın yolunun, bu tedbirleri almaktan geçtiğini söyledi.Ömer Çelik, 'Bugün de bazı konularda kışkırtıcı bazı beyanlar gördük, çeşitli sektörlerde alınan Kovid-19 tedbirlerinin eleştirilmesiyle ilgili. Emin olun o sektörlerdeki kardeşlerimizle çok yakın temas halindeyiz. Onların rahatlaması için en kısa zamanda nasıl adımlar atacağımızı her zaman tartışıyoruz. Onun ötesinde önemli olan şu anda bu sürecin devam ettirilmesi ve rakamların giderek sıfıra doğru yaklaşmasıdır.' diye konuştu.Aşı olanların rahat hareket etmemesi gerektiğine dikkati çeken Çelik, 'Antikorları çıkana kadar hatta daha sonrasında da maske, mesafe, temizlik kuralına uymaya devam edeceğiz. Ne zaman ki bilim adamlarımız 'Dünya normale döndü' der, o zaman normal hayatımıza döneceğiz.' dedi.(Bitti)
Reklam
Fetö'den Tmsf'ye Alınan Şirketler Ortalama Yüzde 65 Büyüdü
ERZİNCAN (AA) - AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, 'Bu terör örgütü FETÖ sadece demokrasimizi yok etmeyi, Cumhurbaşkanımızı, Başbakanı öldürmeyi ve kirli emelleri adına ülkeyi bir kaosa sürüklemeyi hedeflemedi, aynı zamanda da gayrimeşru yollarla elde ettikleri kaynaklarla ülkemizi de bir badireye sürüklemek istediler.' dedi.Yıldırım, İl Afet Acil Durum Müdürlüğü Konferans Salonunda gerçekleştirilen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) ait olan ve İl Özel İdaresi işletmesindeki Er İdare AŞ tarafından alınan Girlevik-Çemişgezek-Bayburt Hidroelektrik Santrallerinin Devir Teslim Sözleşme Töreni'nde, yolları böldüklerini ancak ülkeyi terör örgütlerine böldürmediklerini söyledi. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye'nin bir kaosa sürüklenmeye çalışıldığını ifade eden Yıldırım, o günlerin bir film şeridi gibi kafasından geçtiğini belirtti.FETÖ'nün kirli amaçlarını konuşmasında aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:'Bu terör örgütü FETÖ sadece demokrasimizi yok etmeyi, Cumhurbaşkanımızı, Başbakanı öldürmeyi ve kirli emelleri adına ülkeyi bir kaosa sürüklemeyi hedeflemedi, aynı zamanda da gayrimeşru yollarla elde ettikleri kaynaklarla ülkemizi de bir badireye sürüklemek istediler. 15 Temmuz kalkışmasından sonra bir baktık ki her alanda devletin imkanlarını kabiliyetlerini bir şekilde elde etmişler. Üretim alanında, hizmet alanında, eğitim alanında ve aklınıza gelen bütün sektörlerde maalesef böyleydi durum. Bine yakın şirket bunlarla bağlantılı ve bu örgüte sürekli kaynak aktaran muazzam bir parasal büyüklükten bahsediyoruz. Bunların bir şekilde alınması ve bu ülkenin kaynağının bu milletin dişiyle tırnağıyla derleyip toparladığı bu imkanların heder olmaması gerekiyor.'FETÖ'ye ait bütün varlıkları TMSF'ye geçirdiklerini ifade eden Yıldırım, 'İlk günlerde mahkemeler gayret ediyor kararlar veriyor. Kararlar birbirinden çok farklı. Bir dağınıklık bir karışıklık söz konusu. Kayyumlar atanıyor kayyumlarla ilgili yetki çerçevesi belli değil. Onların imkanları alacakları, kamu vicdanını rahatsız eden bir uygulamayla karşı karşıya kaldık.' dedi.Bu durumu Cumhurbaşkanıyla değerlendirerek 'Bu iş böyle yürümez' dediklerine dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti:'Bunu tek elden yönetmek lazım. Geçmişte bu Uzanlar hadisesindeki tecrübemize dayanarak o TMSF modelini hayata geçirdik. Bütün varlıkları TMSF'ye geçirdik. Yönetimiyle ve mali sorumluğuyla. Sonra işler daha düzene girdi. Bugün ortaya çıkan rakamları görünce bu kararın ne kadar isabetli olduğunu gördük.'Yıldırım, çalışmalarından dolayı TMSF Başkanı ve ekibine teşekkür etti.'Bu şirketler bir milli servet'TMSF Başkanı Muhiddin Gülal ise 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile aidiyeti tespit edilen bir kısım şahıslara ait varlıkların TMSF kayyumuna aktarıldığını hatırlattı.15 Temmuz'dan sonra TMSF'de bir eksen kayması yaşandığını dile getiren Gülal, şunları kaydetti:'Bugün 38 vilayetimizde 797 şirketimiz var. 40 bin 403 çalışanımız var. Aktif olarak 70 milyar liranın üzerine çıktı bizdeki yatırım büyüklüğü. Öz kaynak olarak 30 milyar liraya yaklaştık. Biz devraldığımız andan itibaren dedik ki bu şirketlerde irtifa kaybı olmayacak. Bu şirketler bir milli servet ve bize milletimizin emanetidir. Bu anlayışla basiretli tüccar felsefesi içerisinde biz bu şirketlere 15 Temmuz'dan bu tarafa vaziyet ediyoruz. Bugün itibarıyla bu şirketler ortalama yüzde 65 seviyesinde büyüdüler. Geçen sene TMSF kayyumunda yönetilen Koza Altın, geçen hafta açıklanan kurumlar vergisi sıralamasında ilk 100 şirket içerisinde 13'üncü sırada yer aldı.'Törene, Erzincan Valisi Mehmet Makas, AK Parti Erzincan milletvekilleri Süleyman Karaman, Burhan Çakır, Erzincan Belediye Bekir Aksun, İl Genel Meclis Başkanı Bekir Yıldız ile kamu kurum yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. İmza töreninin ardından Binali Yıldırım ve TMSF Başkanı Muhiddin Gülal'a bakır tepsi hediye edildi.
Ak Parti Sözcüsü Çelik, Myk Toplantısı'na İlişkin Açıklamalarda Bulundu: (2)
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki valilerimize, kaymakamlarımıza 'militan' diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti.' dedi.Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin TBMM'deki Grup Toplantısı'nda 'AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk?' ifadesini kullandığını hatırlatan Çelik, 'Bizim bildiğimiz şudur, AK Parti bu memleket, millet ve devlet için ne yapmak istediyse hangi iyiliği üretmek istediyse karşımızda oldunuz. Bunu Mecliste vesayetin, jüristokrasinin, askeri vesayetin kalkmadığı zamanlarda bunları tahrik ederek, kışkırtarak yapmaya çalıştınız.' ifadelerini kullandı.Bir CHP milletvekilinin, 'Türkiye'de ordu, kağıttan kaplanmış. Darbe bile yapamıyor.' ifadelerini kullandığını dile getiren Ömer Çelik, 'Darbe teşvik eden bir sözü yıllar evvel söylediğinde hepiniz sessiz kaldınız. Sonrasında da bunun devamı geldi. Parti kapatma girişimleri, AK Parti'yi kapatma girişimi söz konusu olduğunda Türkiye'nin en büyük partisi tamamen temelsiz, mesnetsiz bir biçimde kapatılmaya çalışıldığında yine sessiz kaldınız. Hatta bunu destekleyen açıklamalar yaptınız. Ne zaman iyi bir şey gerçekleştirsek jüristokrasi ve askeri vesayet üzerinden bir şey yapamaz hale geldiğinizde Anayasa Mahkemesine gitme şeklinde, bir siyasi partinin faaliyetini tamamen Anayasa Mahkemesine indirgeyen bir tutum sergilediniz.' diye konuştu.'Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi'CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun sorunun cevabının açık olduğunu belirten Çelik, ''AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk' diyor. Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi. Çünkü millet size destek vermedi, millet AK Parti'nin reform iradesine, milli siyasetine, demokratikleşme, reform ve Türkiye'yi büyütmek iradesine destek verdiği için sizin bütün bu girişimleriniz berhava oldu.' dedi.Yargı ve mülki idare mensuplarının tehdit edilip, baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Çelik, 'Geçmişte yaptığınız gibi iktidara gelemediğiniz zaman, seçilmiş iktidarın üzerinde bir denetleme iktidarı kurmaya çalışıyorsunuz. Tarih boyunca bunu yaptınız, iktidara gelmek üzere kurgulanmadığınızı siz de çok iyi biliyorsunuz. İktidara gelmek yerine, milletin oyuyla iktidara gelmiş olanlar üzerinde bir denetleme iktidarı kurmak, bir engizisyon gerçekleştirmek üzere bu tavrı gerçekleştirdiniz. 60 ihtilaline, bu ideolojik desteği vererek imza attınız.' ifadelerini kullandı.Çelik, şöyle devam etti:'Ondan sonraki bir sürü vesayet döneminde de aynı şeyleri gerçekleştirdiniz şimdi bunları söylediğin zaman geçmişten örnek verdiğimiz zaman Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki 'Bunlar tarihte oldu. Bunları bir daha, bir daha gündeme getirmenin ne anlamı var?' Zaten mesele şu keşke tarihte olmuş olsaydı, bu kötülük ve yıkım siyasetini terk edebilseydiniz ama her fırsatta bunu yeniden gündeme getireceğinizi ifade ediyorsunuz. Yeniden bu siyasetin peşinden koştuğunuzu, yeniden bu siyaseti gerçekleştirmek için bir iktidar arayışı içerisinde olduğunuzu ifade ediyorsunuz.Keşke demokratik bir diyalektik içerisinde sizinle kamu siyasetinin, çeşitli siyasi alanların daha iyi olacağına dair bir siyasi rekabet içerisinde olabilseydik ama siz siyasi rekabet üretmiyorsunuz. Tamamen siyasi husumet üretme peşinde dolaşıyorsunuz. Çok iyi hatırlıyorum iktidara ilk geldiğimizde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ilk girdiğimizde evet birtakım çatlak sesler vardı ama ona rağmen dış politika konusunda, ekonomi konusunda, diğer konularda faydalandığımız şeyler söyleyen çok değerli CHP aktörleri vardı. En azından bir siyasi rekabet içerisinde karşı argüman geliştiriyorlardı.''Karşımızdaki devletleri tutan bir siyaset söz konusu'Bir şey söylendiğinde, 'Bu öyle değil' demenin muhalefet üretmek anlamına gelmediğini dile getiren Ömer Çelik, şöyle konuştu:'Bu öyle değilse doğrusu nedir diye söylemeye kapasitesi olan CHP aktörleri vardı. O siyasilerin hepsi gitti, maalesef şimdi bir yönetim olarak, sözcüleri olarak tamamen bir yıkım siyaseti ile karşı karşıya kaldığımız bir tablo var. CHP'deki kardeşlerimizin de hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başka devletlerle karşı karşıya geldiği her durumda karşımızdaki devletleri tutan savrulmuş ve maalesef başka bir yere kendisini konumlandırılmış bir siyaset söz konusu.Keşke tarihi anakronik bir biçimde bugün yeniden yaşatmak, tarihin birtakım hapishanelerine, tarihin birtakım kıskaçlarına ve mengenelerine Türk siyasetini, milletimizin kazanımlarını sıkıştırmak isteyen bir tavır içinde olmasaydınız. Biz de bunlardan örnek vermek zorunda kalmasaydık ama bütün demokratik retoriğinize rağmen bir viraja geldiğimizde hemen tarihin mengenelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, hemen tarihin hapishanelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, tarihin yasaklarını yeniden getirmeye çalışıyorsunuz. Bunun en önemli göstergesi de kullandığınız dildir. Ne siyasi nezakete ne demokratik adaba uygun olmayan bir dil kullanıyorsunuz ama Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kurumlarını, milletin temel kazanımlarını doğrudan hedef alan, milletin bugüne kadar verdiği demokrasi mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışan bir tutum içerisine giriyorsun. İşte bu kabul edilemez bir tavırdır.''Türkiye'nin mülki idare geleneği, çok köklü bir gelenektir'Siyasi partiler arasındaki dilin makul bir düzeyde olmasının, en sert tartışmaların bile belli bir çizgi içerisinde kalmasının arzu edildiğini belirten Çelik, 'Ama siz bunun ötesine geçerek, milletin kazanımlarını hedef alan, milletin büyük demokrasi mücadelesini hedef alan bir tutum içerisine giriyorsunuz.' dedi.Ömer Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminde milletin, bütün demokrasi tarihini temize çektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:'Siz tutup o darbe girişimine karşı yapılan direnişi itibarsızlaştırmaya çalışıyorsunuz. 'Güdümlü darbe' diyerek bir kurgu oluşturmaya çalışıyorsunuz. 'Güdümlü darbe' diyerek siyaseten ve demokratik açıdan asla kabul edilemez bir tutum içerisine giriyorsunuz. Jüristokrasiden bahsediyorsunuz, sürekli olarak militarizm peşinde koşuyorsunuz ondan sonra da utanmadan bize 'militan' diyorsunuz. Bu sözleri söyleyenler, bu konularda konuşurken maalesef aynaya bakarak konuşmuş oluyorlar. Bunlar bizim tarihimizde yok, bunlar sizin kendi tarihinizde gerçekleştirilmiş şeyler. Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki valilerimize, kaymakamlarımıza 'militan' diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti. Türkiye'nin mülki idare geleneği, çok köklü bir gelenektir. Osmanlı'dan bugüne kadar son derece de köklü bir idari geleneği oluşmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bunu taçlandırarak daha ileri noktalara götürmüştür. Devlet adamları olarak valiler, kaymakamlar, yargı mensupları ellerinden gelenin en iyisini, 'milletin emrinde olmak' anlayışıyla gerçekleştirmeye çalışıyor.'Vali ve kaymakamlara 'militan' diyenlerin, Türk devlet ve idare geleneğini yok sayan, 'barbarca' bir tavır içerisinde, tamamen bir yıkım siyaseti peşinde olduklarını kaydeden Çelik, 'Çok net söylemek isterim bu tekrarlanmasaydı, bu cümleleri kurmaya gerek kalmayacaktı. Bu yanlıştan dönülseydi, hadi dönülmedi diyelim tekrarlanmasaydı yine susulacaktı. Fakat açık ve net bir şekilde söylüyorum valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına 'militan' diyenlerin kendisi faşistin ta kendisidir. Bu Nazi ağzıyla konuşmayı bırakmaları lazım. Bu insanlar en zor şartlarda bazı yerlerde de ölümle göz göze kalarak bu faaliyetleri gerçekleştiriyor.' ifadelerini kullandı.Şehit kaymakam ve yargı mensupları olduğunu hatırlatan Ömer Çelik, şunları kaydetti:'İnsan biraz bunlardan utanır. Bir eleştiri getireceksiniz, biz siyasetçiyiz burada, gelin bize getirin, gelin bize konuşun. Cevap veremeyecek durumdaki valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına, askerlere bunu söylemenizin sebebini biliyoruz. Çünkü biz sizin siyasi zihniyetinizin tomografisinde, MR'ında neler var çok iyi biliriz. Kurmaya çalıştığınız denetleme iktidarıyla milletin verdiği yetkiyle iktidara gelemediğiniz için, Türk idaresini baskı altına almaya çalışıyorsunuz.Kendiniz iktidar değilseniz, mülki idareyi baskı altına alıp orada iktidar gibi davranmaya çalışıyorsunuz. Yargı mensuplarını baskı altına almaya çalışıyorsunuz. Geçmişte yaptığınız hakaretlerde 'Sokağa çıkamaz' diyerek tehdit ettiğiniz gibi. Askeriye içerisinde fitne çıkarmaya çalışıyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı bir ordudan milli iradeye bağlı bir ordudan seçilmiş Cumhurbaşkanının başkomutanı olduğu bir ordudan rahatsız olduğunuz için, terörle mücadele eden bir ordudan rahatsız olduğunuz için bunu yapıyorsunuz.'(Sürecek)
Reklam
ABD'de Beyaz Saray Ve Trump Tower'a Saldırı Planlamaktan Tutuklanan 2 Kişi Suçlamaları Kabul Etti
NEW YORK (AA) - ABD’de Washington'daki Beyaz Saray’a ve New York’taki Trump Tower binasına saldırı planı yapmaktan tutuklanan 2 kişi, haklarındaki suçlamaları kabul etti.Associated Press’in (AP) ulaştığı mahkeme kayıtlarına göre, Teksas eyaletinden Jaylyn Christopher Molina'nın Mayıs 2019’dan itibaren Güney Carolina'da yaşayan 34 yaşındaki Kristopher Sean Matthews ile birlikte Suriye’deki DEAŞ örgütüne katılarak Beyaz Saray, New York’taki Trump Tower ve borsa binası gibi yerlere saldırı düzenlemeyi planladığı belirlendi.Söz konusu kişilerin çıkarıldıkları mahkemede haklarındaki suçlamaları kabul ettikleri kaydedildi.Matthews’in 4 Mart’ta, Molina’nın da 22 Nisan’da tekrar mahkemeye çıkarılacağı ve ikisinin de komplo suçlamasından 20 yıla kadar hapsinin istendiği öğrenildi.22 yaşındaki Molina’nın, cep telefonunda yapılan aramada çocuk pornosuna dair görüntüler çıktığı, bundan dolayı da ayrıca 20 yıla kadar hapis cezası alabileceği bilgisi paylaşıldı.Molina ve Matthews, DEAŞ'e destek sağlamak suçlamasıyla 25 Eylül 2020'de Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ekiplerince gözaltına alınmıştı.
İsrail'in Rabat Büyükelçiliği Resmen Çalışmalarına Başladı
KUDÜS (AA) – İsrail Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında yapılan ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasının ardından Fas'a geçici diplomatik misyon şefi olarak atanan eski Kahire Büyükelçisi David Govrin'in başkent Rabat'a ulaştığını duyurdu.Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tel Aviv ile Rabat arasındaki tam diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasının İsrail için önemli bir adım olduğu belirtildi.Açıklamada, 'Fas'taki İsrail büyükelçiliğinin kapanmasından 20 yıl sonra, Büyükelçi David Govrin, bugün Rabat'a geldi ve Fas'taki İsrail misyonunun başkanlığını yapacak.' ifadelerine yer verildi.Govrin'in İsrail ile Fas arasında başta turizm, ekonomi ve kültür olmak üzere ikili ilişkilerin tüm alanlarda güçlendirilmesi için çalışacağı vurgulandı.Açıklamada ayrıca, Arap ülkeleriyle yaşanan normalleşme süreci kapsamında İsrail'in son 6 ay içinde bölgede 4 yeni diplomatik misyon açtığına dikkati çekildiTel Aviv yönetimi, 11 Ocak'ta İsrail'in eski Kahire Büyükelçisi Govrin'in Fas'a geçici misyon şefi olarak atandığını duyurmuştu.– Fas-İsrail ilişkilerinde normalleşmeRabat ile Tel Aviv arasındaki düşük düzeyli ilişkiler, 1993'te Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşması'nın ardından başlamış ancak 2. İntifada'nın patlak verdiği 2002 yılında Fas bu ilişkileri durdurmuştu.Fas Kralı 6. Muhammed, 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamıştı. Aynı gün dönemin ABD Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamayla Fas ve İsrail'in tam diplomatik ilişki kurulmasına yönelik anlaşmaya vardığını ve Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu.Fas, bu kararla Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan'ın ardından son birkaç ay içinde İsrail'le normalleşme anlaşmasına varan dördüncü Arap ülkesi olurken, Mağrib bölgesinde ise ilk ülke olmuştu.Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.
Lavrov: "Astana Formatı Kapsamında Soçi Kentinde Şubatta Görüşmeler İçin Hazırlık Yapılıyor"
MOSKOVA (AA) - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye meselesi ile ilgili Astana Formatı kapsamında Soçi kentinde şubatta görüşmeler için hazırlık yapıldığını söyledi.Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, başkent Moskova'daki görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenledi.Suriye meselesine değinen Lavrov, Astana Formatının işlediğini belirterek, 'Astana Formatı kapsamında Rusya'nın Soçi kentinde şubat ayında görüşmeler için hazırlıklar yapılıyor.' dedi.Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının beşinci turunun dün başladığını anımsatan Lavrov, 'Rusya, İran ve Türk ortaklarımız bu müzakerelere eşlik ediyor. Müzakerelerin, kararlaştırılan gündeme uygun şekilde devam etmesini önemsiyoruz.' ifadesini kullandı.'Güney Kafkasya bölgesinin güçlendirilmesi önemli'Dağlık Karabağ ile ilgili Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan'ın 11 Ocak'ta ortak bildiri imzaladığını anımsatan Lavrov, bu anlaşmayla bölgede ekonomi ve ulaşım bağlantılarının açılması yönünde mekanizmaların oluşturulduğuna dikkati çekti.Bölgenin kalkınmasıyla İran, Türkiye ve Gürcistan'ın da ilgilendiğine dikkati çeken Lavrov, bu yönde inisiyatiflerin dile getirildiğini belirtti.'Dağlık Karabağ ve civarındaki bölgelerde ekonominin kalkınması sürecine dahil olmak isteyen çok ülke var. Bazı Avrupa ülkeleri de bunu istiyor.' diyen Lavrov, bunu memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.Ayrıca Lavrov, Güney Kafkasya bölgesinde ekonomik temelin oluşturulması ve güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.İran nükleer anlaşması konusuna da değinen Lavrov, bu anlaşmanın korunması gerektiğinin altını çizdi.Lavrov, 'Bu anlaşmanın korunması yönündeki girişimlerin sonuç vereceğini ve ABD'nin BM Güvenlik Konseyinin 2231 numaralı kararını uygulamaya başlayacağını umuyoruz.' dedi.'ABD yaptırımlarını kaldırırsa, anlaşmaya uyacağız'İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de İran nükleer anlaşması konusunda ABD'nin ülkesine yönelik yaptırım uyguladığını hatırlattı.Zarif, 'ABD'nin bu yaptırımları kaldırması ve İran'ın diğer ülkelerle ekonomi alanındaki iş birliğine müdahale etmemesi durumunda, anlaşmanın uygulanmasına dönmeye hazırız.' dedi.Rusya'nın Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği Sputnik V aşısının (GamKovidVak) İran'da onaylandığını belirten Zarif, kısa sürede aşıyı satın alacaklarını ve aşının Rusya ile ortak üretimine başlamayı umduklarını söyledi.
Reklam
Tunus'ta Gösterilerde Gözaltına Alınanların Serbest Bırakılması Talebiyle Eylem Düzenlendi
TUNUS (AA) - Tunus'ta yüzlerce gösterici, geçen hafta başkent ve diğer bazı illerdeki gösterilerde 'yağma' suçlamasıyla gözaltına alınan 632 kişinin serbest bırakılması talebiyle başkentte protesto düzenledi.Başkente bağlı Aryana vilayetindeki Hay et-Tedamun mahallesinde toplanan yüzlerce gösterici, kabine revizyonu için güvenoyu oylaması oturumunun gerçekleştiği parlamentoya yürüdü.Göstericiler, 'Dayanışma ayağa kalk', 'Gözaltındakileri serbest bırak', 'İş, özgürlük ve milli onur' yazılı pankartlar taşıyarak slogan attı. Güvenlik güçleri parlamento çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Parlamentoya ilerlemek isteyen göstericiler ve güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Aynı şekilde, Tunus parlamentosunda, kabinedeki 25 bakandan 11'inde değişikliğe gidildiği yeni hükümet için güvenoyu oylaması oturumu başladı.Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus, 2011 yılındaki devrimin onuncu yıl dönümünde geçen hafta ülke genelinde ekonomik kalkınma ve hayat şartları nedeniyle geniş çaplı gösterilere tanık oldu. Başkentteki düşük gelirli mahalleler ve az gelişmiş kentlerdeki protestolar sırasında, bazı bölgelerde, yağmalar, kamu ve özel mülke yönelik saldırılar gerçekleşti. İçişleri Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre 632 kişi gözaltına alındı. Ülkedeki sivil toplum örgütleriyse en az bin kişinin gözaltına alındığını öne sürdü.Öte yandan, ülkenin batısındaki Kasrin vilayetine bağlı başkente yaklaşık 3 saat mesafedeki Sbitla beldesinde geçen haftaki protestolarda yaralanan bir göstericinin dün ölmesi üzerine gösteriler yaşandı.Ordu birlikleri, kamu ve özel mülkiyete ait binaların korunması için belli noktalarda konuşlandığı belirtildi. Olayları yatıştırmak isteyen güvenlik güçleriyle kentteki ana yolları trafiğe kapatıp lastik yakan protestocular arasında sert çatışmalar çıktı.Sbitla Emniyet Müdürlüğüne girmeye çalışan öfkeli protestoculara karşı emniyet güçleri göz yaşartıcı gaz kullanırken, iki taraf arasında taşlı sopalı arbede ve koşturmaca yaşandı.Tunus, devrim sonrasında girdiği çalkantılı döneme rağmen demokrasi, insan hakları ve hürriyetler anlamında birçok kazanımı hanesine yazmayı başardı. Demokrasi alanındaki bu başarılara rağmen Tunus, aynı başarıyı ekonomik alanda sergileyemedi.Tunus, devrimden bugüne ağır koşullarla ve ekonomi alanında tutulmayan vaatlerle karşılaştı. Küresel anlamda sosyoekonomik şartları ağırlaştıran Kovid-19 salgını sonucunda uygulanan tedbirler 11 milyon nüfuslu Tunus'taki yaşam koşullarını da derinden etkiledi.Temel döviz girdisi ve istihdam kaynağı turizm gelirlerinden mahrum olan Tunus'ta, özellikle gençler arasında yüksek orandaki işsizlik, alım gücünün zayıflaması, yatırımların azalması gibi ekonomik sorunlar hayatı daha da zorlaştırdı.
Kılıçdaroğlu Grup Toplantısında Erdoğan'a Cevap Verdi: 'AKP ne Yapmak İstedi de CHP Engel Oldu'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarına cevap veren CHP lideri, 'Bir daha soruyorum AKP’ye oy veren bütün kardeşlerime; CHP 19 yıldır iktidar yaptığınız partinin yapmak istediği bir şeyi ne zaman nerede engelledi? Yok böyle bir şey. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar. Sabah getirdikleri kanunu öğleden sonra değiştiriyorlar' dedi.
Ytb İle Aa İş Birliğinde Türkiye Mezunlarına Yönelik "Medya Akademileri" Eğitimleri Verilecek
ANKARA (AA) - Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Anadolu Ajansı (AA) iş birliğinde medya, iletişim, basın-yayın, gazetecilik ve sosyal medyada iletişim konularıyla ilgilenen Türkiye mezunlarına yönelik 'Medya Akademileri' eğitim serisi düzenlenecek. YTB'den edinilen bilgiye göre, Başkanlık ile AA iş birliğinde, Türkiye mezunlarına yönelik medya eğitimleri serisinin ilk basamağını, 'Yeni Nesil Medya Eğitimi' oluşturacak.Çevrim içi olarak 15-19 Mart'ta düzenlenecek eğitim sonunda katılan Türkiye mezunlarına sertifika verilecek. Türkiye mezunlarına yönelik düzenlenecek 'Yeni Nesil Medya Eğitimi'nin birincisi için başvurular, 'https://basvuru.ytb.gov.tr/' internet adresinden 25 Ocak-17 Şubat'ta yapılabilecek. Türkiye mezunlarına yönelik medya eğitimleri serisinin ikinci basamağı olarak Yeni Nesil Medya Eğitimine katılan Türkiye mezunlarına, AA'nın, Diplomasi Muhabirliği Eğitimi, Ekonomi-Finans Muhabirliği Eğitimi, Enerji Muhabirliği Eğitimi, Savunma Muhabirliği Eğitimi, İnsani Yardım Haberciliği Eğitimi ile Veri Gazeteciliği Eğitimleri gibi farklı medya alanlarında uzmanlaşma eğitimleri sunulacak.Öte yandan eğitim programlarının dili, Türkçe olacak.
Reklam
Grafikli- İran'da Elektrik Kesintileri Ve Hava Kirliliğindeki Artış Gözleri Bitcoin Madenciliğine Çevirdi
ANKARA (AA) - BİLAL GÜLER - İran'ın çeşitli şehirlerinde son haftalarda elektrik kesintileri ve hava kirliliğinin zirveye çıkması üzerine gözler, üretimde kullanılan cihazların yüksek elektrik enerjisi harcaması nedeniyle bu duruma dolaylı olarak etki ettiği düşünülen kripto para madenciliğine çevrildi.Kamuoyunda artan tepkilerin ardından hükümet, ülkede 1600'den fazla kripto para çiftliğini kapatarak 45 binden fazla cihaza el koydu.İran medyasının gündemini son günlerde, büyük şehirlerdeki hava kirliliği ve plansız elektrik kesintileri meşgul etti. Ülkenin en çok okunan gazeteleri manşetlerine başkent Tahran'ın karanlık ve kirli havasını gösteren fotoğrafları taşıdı.Reformistlere yakın Hemşehri gazetesi 13 Ocak Cuma günü '20 gün dumanda yaşam' başlığıyla okurlarının karşısına çıktı. İtimad gazetesi de 'Kirlilik ve Karanlık' başlığını atarken, Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen 'Cevan' gazetesi 'Tahran'ın havası hükümetin rengine büründü' manşeti ile hükümeti eleştirilerinin odağına aldı.Gazetelerde çıkan yazılar, elektrik kesintilerinin ve hava kirliliğinin nedenlerini sorgularken, İranlılar da sosyal medyadaki paylaşımlarında bu duruma büyük tepki gösterdi.Elektrik ve doğalgaz tüketiminde artış yaşandıİran'da, bu yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle halkın evde daha fazla zaman harcaması iç piyasadaki elektrik ve doğalgaz tüketimini artırdı.Buna bir de üretimde kullanılan cihazların yüksek enerji harcadığı kripto para madenciliği de eklenince, enerji santralleri talebi karşılamakta zorluk yaşadı ve ülke genelinde birçok şehirde sık sık elektrik kesintileri görüldü.Hükümet de oluşan enerji açığını kapatmak için enerji santrallerinde düşük kalitede akaryakıt kullanmaya başladı. Bu duruma enerji santrallerine aşırı yük yüklediği düşüncesiyle dolaylı olarak katkı sağladığı varsayılan kripto para madenciliği de eleştirilerin odak noktası haline geldi.'Akaryakıt kullanmaktan başka çaremiz yok'İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) göre, oluşan enerji açığını kapatmak için kışın en soğuk günlerinde enerji santrallerinde kullanılan akaryakıt miktarı günlük 35 milyon litreye kadar çıkıyor. İran medyasına konuşan uzmanlara göre, santrallerde filtreleme gibi teknolojik eksiklikler de hesaba katılınca son haftalarda hava kirliliğinin artmasındaki en önemli etken kullanılan düşük kaliteli akaryakıt. Uzmanlar, söz konusu yakıtların Avrupa ülkelerinde kullanılan yakıtlardan çok daha kalitesiz olduğunu ifade ediyor.Bu yöndeki tüm eleştirilere rağmen, İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene, 3 Ocak'ta yaptığı açıklamada sadece başkent Tahran'da elektrik kullanımının yüzde 15 arttığını belirterek, oluşan açığı telafi etmek için enerji santrallerinde akaryakıt kullanmaktan başka çarelerinin olmadığını söyledi. Bununla beraber, İranlı yetkililer yaptıkları açıklamalarda, Kovid-19 nedeniyle evlerin havalandırılması için pencerelerin sık sık açılmasının enerji kaybını artırdığını belirterek, halka tasarruf çağrısı yaptı.ISNA'ya göre, Ulusal İran Gaz Şirketi yetkililerinden Muhammed Rıza Culayi, ülkede doğal gaz üretiminin artmasına rağmen iç piyasadaki tüketimin uyarı seviyesine geldiğini kaydederek, gaz ihtiyacının sağlanabilmesi için vatandaşlardan tasarruf etmesini istedi.Tahran'da son 10 yılın en kirli ayı yaşandıTahran Hava Kalitesi Ölçme Şirketi verilerine göre, Tahran'da İran takviminde 21 Aralık-19 Ocak tarihlerine rastlayan 'Dey' ayı son on yılın en kirli ayı olarak kayıtlara geçti. İstatistiklere göre Tahranlılar Dey ayında, 'tüm gruplar ve hassas gruplar için sağlıksız' olmak üzere en az 24 gün yaşadı. Tahran dışında Elburz, İsfahan, Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Huzistan, Merkezi, Rezevi Horasanı gibi yoğun nüfus ve sanayi kollarını barındıran eyaletlerdeki şehirlerde de hava kirliliği yoğundu. Bu eyaletlerde hava kirliliğine sık sık yaşanan elektrik kesintileri de eşlik etti.'Kripto para madenciliğinin elektrik kesintileri ve hava kirliliğine dolaylı etki ettiği düşünülüyor'Son haftalarda Bitcoin değerinin rekor kırması ile İran şehirlerindeki hava kirliliğinin ve elektrik kesintilerinin zirveye çıkması birbirine yakın bir zamana denk geldi. Bu durum, 'madencilerin de faaliyetlerini hızlandırdığı' eleştirilerini beraberinde getirdi. Bu nedenle, İran kamuoyunda bir kesim elektrik kesintileri ve hava kirliliğindeki artışa yüksek enerji harcayan kripto para madenciliğinin de etki ettiğini düşünürken, bir kesim de madenciliğin önemli bir etken olduğunu ancak liyakatsiz yöneticiler, sanayi merkezlerinin şehirlere yakın yerde olması, trafikteki eski model araçlar, teknolojik ve yasal eksiklikler gibi kronik nedenlere vurgu yaptı.ISNA'ya göre, ülkede yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Çinli şirketlerin İran'daki kripto para sektöründeki faaliyetleri hakkında 12 Ocak'ta açıklama yapan İran Enerji Bakanı Rıza Erdekaniyan, 'Lisansı olan herkes, lisansına göre kripto para üretebilir. Lisansı olmayan yabancı veya yerli kim olursa olsun, yasaya göre muamele görür.' diyerek eleştirileri dolaylı olarak kabul etti.Devlet televizyonuna göre, İran Elektrik Üretim ve Dağıtım (TAVANIR) Elektrik Endüstrisi Sözcüsü Mustafa Recebi Meşhedi, ülkedeki kripto para madencilerinin günlük yaklaşık 300 megavat elektrik enerjisi harcadığını ifade etti.IRNA'ya konuşan Çevre Uzmanı Muhammed Reza Mahbubfer, sayısı yüz binleri bulan kripto para cihazlarının harcadığı yüksek enerjiye dikkati çekerek, ülkenin elektrik endüstrisinin 'yıpranmış' olduğunu söyledi. Mahbubfer, oluşan açığın kapanması için enerji tesislerinde ve diğer sanayi kollarında düşük kalitede akaryakıt kullanılmasının hava kirliliğinin en önemli sebebi olduğunu kaydetti.Yaptırımlar ve ucuz elektrik, kripto para madenciliğinin gelişmesine katkı sunduİran'da son yıllarda kripto para madenciliğinin popülerliği önemli ölçüde artış gösterdi. Ülkede elektrik ücretinin Orta Doğu ülkelerine göre ucuz olması ve ABD yaptırımlarının getirdiği kısıtlamaları hem devletin hem halkın aşma ihtiyacı bu artışın önemli nedenleri arasında sayılıyor. 2019'un Temmuz ayında kripto para birimi Bitcoin ile yapılan işlemlerin yasaklandığı açıklanırken, üretimi ise 'yeni bir endüstri' olduğu gerekçesi ile yasaklanmadı. Bu kararla beraber, İran kripto para sektörünü kayıt altında tutmaya çalıştı ve bu doğrultuda madencilere çağrılarda bulundu. İranlı yetkililere göre, ülkede lisansı olan herkes kripto para üretebilir. Bunun yanında İran'da, kripto para madenciliği yaptırımlar nedeniyle uluslararası finans ve bankacılık piyasasından soyutlanan İran için avantajlı bir yöntem olarak görülüyor. Binlerce cihaz kaçak yollardan ülkeye sokulduİran medyasında yayımlanan haberlere göre, kripto para üreticilerini birkaç gruba ayırmak mümkün. İlki, bizzat devlet ve devlete bağlı kurumlar. Devrim Muhafızları Ordusu başta olmak üzere, ülkenin birçok bölgesinde devlet kurumlarına ait kripto para çiftliklerinin olduğu belirtiliyor. İkincisi, yabancı yatırımcılar. Çin, bu alanda önde geliyor. İddialara göre, İran'da elektriğin ucuz olmasının da etkisiyle ülkenin muhtelif yerlerinde Çin'e ait yasal kripto para üretim çiftlikleri bulunuyor. Bir diğer grubu ise özel şirketler ve bireysel olarak kripto para üreten İranlı vatandaşlar oluşturuyor. Kripto para madenciliğinde üretimin nasıl olacağına dair yasalardaki belirsizliklerin de etkisiyle, İranlı madenciler son iki yılda, binlerce kripto para üretim cihazını ülkeye kaçak yollardan sokmayı başardı.IRNA'ya konuşan İran Blockchain Derneği Üretim Grubu Başkanı Muhammed Rıza Şarki, ülkedeki kripto para üretim cihazlarının sayısı hakkında resmi bir bilginin olmadığını fakat iki yıl önce yapılan tahminlere göre ülkede yaklaşık 500 bin cihazın bulunduğunu aktardı.Hükümet madencileri baskılama yoluna gittiEleştirilerin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, İstihbarat Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığını 'Bitcoin için kayıt dışı elektrik tüketenleri' tespit etmekle görevlendirdiğini duyurdu.Özellikle son dönemde, hükümet kripto para madencilerine yönelik baskısını artırdı. İran medyasından elde edilen bilgilere göre, ülke genelinde yapılan operasyonlarda 1600'den fazla kripto para çiftliği kapatılırken, kripto para üretiminde kullanılan 45 binden fazla cihaz ele geçirildi. Yasa dışı kripto para madenciliği ile mücadele kapsamında İranlı yetkililer, kripto para üretenlerin güvenlik birimlerine ihbar edilmesi karşılığında ödül verileceğini açıkladı.ISNA'ya göre, İran Elektrik Üretim ve Dağıtım (TAVANIR) Genel Müdürü Muhammed Hasan Mutevalizade, elektrik kesintilerinin önüne geçmek için Kirman eyaletine bağlı Refsencan ilçesinde bulunan, İran-Çin ortaklığına ait, 54 bin kripto para üretim cihazı ile ülkenin en büyük Bitcoin üretim çiftliğinin faaliyetinin iki hafta süreyle durdurulduğunu açıkladı.Hükümetin, elektrik kesintileri ve hava kirliliğinin ardından kripto para 'madencilerini' kısıtlama yoluna gitmesinde halkın tepkisini yatıştırma amacını taşıdığı ifade ediliyor. 'Yeni kesintiler olabilir' uyarısıTAVANIR'dan dün yapılan açıklamada, özellikle ülkenin nüfus yoğunluğunun olduğu kuzey bölgelerinde yeni elektrik kesintilerinin olabileceği uyarısında bulunuldu. Açıklamada, hizmetlerin aksamadan devam edebilmesi için halktan gaz ve elektrik kullanımını yüzde 10 civarında azaltmaları istendi. 'Kovid-19 ile mücadele de olumsuz etkilendi'İranlı uzmanlar, ülke genelindeki elektrik kesintisinin, sağlık sistemi üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra hava kirliliğinin Kovid-19 salgını ile mücadelede özellikle hastalığı olan gruplar için olumsuz etkilediğini vurguladı. Uzmanlara göre, hava kirliliği nedeniyle akciğer ve solunum sistemi zarar gören kişiler, salgına karşı daha savunmasız oluyor.
Uzmanlara Göre, Biden Yönetiminde Çin, Ticaret Ve Teknoloji Konularında Artan Baskıyla Karşılaşacak
ANKARA (AA) - Uluslararası siyaset ve ekonomi uzmanları, yeni göreve başlayan ABD Başkanı Joe Biden döneminde, Çin-ABD arasındaki 'ticaret savaşının' ve teknoloji alanında anlaşmazlıkların şekil değiştirerek süreceğini öngörüyor.Uzmanlara göre, Biden, hemen Çin ile bir cepheleşmeye gitmeyecek, bunun yerine içeride yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ve ekonomi konularına odaklanacak.Fakat Biden'ın zamanla eski Başkan Donald Trump'ı 2017'de Çin'den ithal edilen ürünlere ilave gümrük tarifeleri getirmeye iten rahatsızlıkları gündemine alacağı, ticaret ve teknoloji alanındaki baskıyı artıracağı tahmin ediliyor.Uzmanlar, Biden yönetiminin Çin ile ticaret ilişkisinde, Trump gibi dış ticaret açığının azaltılmasına yönelik 'dar bir strateji' izlemek yerine, uzun vadede devlet kontrolündeki Çin ekonomisinin serbest piyasa koşullarına daha fazla açılması için baskılara öncelik vermesini bekliyor.Trump'ın tarife ve yaptırım adımları, müzakere unsuru olarak kullanabilecekBu durumda, kısa vadede Trump'ın tarife artışlarının geri alınması gibi ABD politikasında ani değişiklikler beklenmemesi gerektiğine dikkati çeken Oxford Economics şirketinden Louis Kuijs, 'Biden daha çok yapısal reformlar için bastıracak. (Gümrük tarifeleri konusunda) politika değişikliğine dair açıklamalar için beklememiz gerekecek.' dedi. Biden'in temsilcilerinin, Trump'ın tarife ve yaptırım adımlarını Çin'in bazı politika değişiklikleri yapması için müzakere unsuru olarak kullanabileceğini vurgulayan Kuijs, tarifeleri geri çekmenin ve teknoloji ile finansal piyasalara erişim engellerini kaldırmanın yeni yönetimin önceliği olmasını beklemediğini dile getirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki de dünkü basın toplantısında, Biden'ın Çin mallarına getirilen gümrük tarifelerini değerlendirdiğini ve gelecek adımları müttefiklerle eşgüdüm içinde atmayı istediğini söylemişti.Olası bir politika değişikliğine dair işaret vermekten kaçınan Psaki, 'Başkan, Çin'in ekonomik alandaki suiistimallerini durdurmaya kararlı.' ifadesini kullanmıştı. Ticaret savaşı, umulan sonuçları doğurmadıTrump yönetimi, aslında Avrupa ülkeleri ve diğer müttefiklerini de mağdur eden şikayetlerden yola çıkarak ticaret savaşını başlattı.Gümrük tarifelerindeki artışlar, Çin yönetimini müzakere masasına oturmaya zorladı fakat tarife tedbirleri küresel ticareti olumsuz etkiledi, tüketici fiyatlarının artmasına ve istihdam kaybına yol açtı.Ticaret savaşındaki son önemli gelişme, Pekin yönetiminin Ocak 2020'de 'Faz 1' adı verilen anlaşma kapsamında, ABD'den soya fasulyesi ve diğer ihraç ürünlerini almayı ve kendisiyle iş yapan şirketlere teknoloji transferi konusunda baskı yapmamayı kabul etmek oldu. Ancak Çin, vaatlerinin gerisinde kaldı. Kovid-19 salgını nedeniyle söz verdiği ihraç ürünlerinin yalnızca yüzde 55'ini satın alabildi. Teknoloji politikasındaki değişiklikler önemli görülmekle birlikte etkilerinin ne olacağı henüz kestirilemiyor.Ekonomistlere göre, Pekin, bu değişiklikleri kendi amaçları doğrultusunda zaten yapmayı planlıyordu.Siyasi konular öne çıkacakÇin, dış ticaret konusunun yanında komşularıyla olan sınır ihtilafları, Hong Kong'da uyguladığı baskılar, etnik Müslümanlara yönelik hak ihlalleri, casusluk ve teknoloji hırsızlığı gibi konularda Washington'da artan bir muhalefetle karşılaşacak. Obama yönetiminde Hazine Bakanlığında uluslararası ilişkilerden sorumlu müsteşar olarak görev yapan Nathan Sheets, bu duruma ilişkin 'Zemin ciddi biçimde değişti.' değerlendirmesinde bulundu.Biden yönetiminde, ABD Ticaret Temsilciliği görevini yürütecek Katherine Tai'nin, bu ay yaptığı bir konuşmada, Çin'e karşı şahin bir ton takınması dikkatlerden kaçmadı.Konuşmasında ABD'nin Çin'in güçlenen rekabetiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Tai, 'Karşımızda ekonomisi siyasi çoğulculuk, demokratik seçimler ve kamuoyu baskılarına tabi olmayan merkezi planlamacılar tarafından yönetilen bir Çin var.' dedi.ING Bankasının Küresel Ticaret Analisti Raoul Leering'e göre, Çin, ABD ile ilişkilerinde ilerleme sağlamak istiyorsa değişime gitmek zorunda kalacak.Trump'ın 'Çin'in ticarete ABD'den çok daha fazla engel koyduğunu ve ekonomiye çok daha fazla müdahalede bulunduğunu' söylerken haklı olduğuna dikkati çeken Leering, 'Biden'ın ticaret engellerini kaldırması, Çin'in reformlar ve değişim konusunda ne kadar hızlı yol alacağına bağlı.' diye konuştu.Çin yönetimi, şimdiye dek yaptığı açıklamalarda, ABD ile ilişkilerin iyileştirilmesini talep ettiklerini söylerken, herhangi bir ödüne dair işaret vermedi.Dışişleri Bakanı Vang Yi, Xinhua haber ajansına verdiği demeçte, Biden'ın göreve gelmesine ve yönetim değişikliğine ilişkin 'Washington'ın yeniden akılcılığa kavuşacağını umuyoruz.' dedi.Dışişleri Sözcüsü Hua Çunying de 'ABD-Çin ilişkilerinin derhal kalkınma temelindeki doğru rotasına girmesi için' muhataplarına çağrıda bulundu. Devlet şirketlerinin rolü, ticaret ortaklarının en önemli endişe kaynağıAradan geçen 2,5 yıl ve 13 tur görüşme sonunda, ABD ile Çin arasındaki ticaret müzakereleri, halen Çin'in ticaret ortaklarını en fazla rahatsız eden konulardan biri olan bankacılıktan petrole, telekomünikasyona kadar tüm kilit sektörlere hakim olan siyasi imtiyazlı devlet şirketlerinin statüsü meselesi halen ele alınamadı. Avrupa, Japonya ve diğer ülkeler, Trump'ın taktiklerini eleştiriyor fakat hemen hepsi Pekin yönetiminin teknoloji transferinden ve kendi şirketlerini sübvanse edip rekabetten koruyarak, piyasa ekonomisine açılma vaadini bozmasından rahatsız. Bu şikayetler, Çin Komünist Partisi liderlerinin ülkenin başarısının sırrı olarak gördükleri 'devlet öncülüğünde kalkınma modelinden' kaynaklanıyor.Çin yönetimi, Asya kıtasının en büyük petrol üreticisi konumundaki PetroChina, dünyanın abone sayısı bakımından en büyük cep telefonu operatörü konumundaki China Mobile gibi kamu şirketlerini 'ulusal bayrak gemileri' olarak görüyor.Çin Komünist Partisi, 2013'te kamu sektörünü 'ekonominin merkezi' ilan etti.Kamu sektörü dışında Çin Komünist Partisi, güneş enerjisi, elektrikli araçlar, yeni nesil telekomünikasyon ve diğer alanda sektör liderlerini destekliyor. Çin, 'gelişmekte olan ülke' statüsünü bırakabilirING Bankasının Küresel Ticaret Analisti Ekonomist Leering, Pekin yönetiminin, eleştiriler karşında bir jest olarak 'gelişmekte olan ülke' statüsünü bırakabileceğini öngörüyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları, 'gelişmekte olan ülkelerin' ulusal sanayilerini korumak için ekonomiye daha fazla müdahalede bulunabilmesinin önünü açıyor.Çin'in dünyanın en büyük imalatçısı ve orta gelirli bir ülke haline geldiği halde hala bu tanımdan yola çıkan politikaları izlemekten vazgeçmesi, Leering'e göre, önemli bir adım olabilir.Ticaret savaşı ve teknoloji yaptırımları ABD'ye zarar verdiTrump'ın, 2017'de 360 milyar dolar değerindeki Çin ihraç ürünlerine gümrük tariflerini artırması, ticaret savaşının fitilini ateşleyen gelişme olmuştu. Pekin, buna tarife artışlarıyla yanıt verdi, soya fasulyesi ithalatına da yasak getirdi. Bu, Trump yönetimini destekleyen ABD çiftçisine darbe vurdu.Trump'ın tarife hamlelerinin ardından ABD'nin Çin'e verdiği dış ticaret açığı 2019'da yüzde 19, 2020'nin ilk 9 ayında ise yüzde 15 azaldı. Ancak bu durum, Trump'ın istihdamın ABD'ye dönmesi hedefine ulaşmasını sağlayamadı. İhracatçılar Tayvan, Meksika gibi diğer tedarikçilere yöneldi. ABD'nin toplam dış ticaret açığı, 2019'da hafif bir düşüş gösterirken, 2020 Kasım'da tekrar yüzde 14 arttı.Bu arada Kongre Bütçe Ofisinin tahminlerine göre, tarife artışlarının ABD hane halkına ortalama maliyeti yılda 1300 dolar oldu. İşletmeler yatırımlarını erteledi, Trump'ın 2017'de getirdiği vergi kesintilerinden sağladıkları kazancın bir kısmı bu kayıplarla yok oldu.ABD-Çin İş Konseyinin Oxford Economics ile yaptığı araştırma, ABD'de tarifeler nedeniyle 245 bin kişinin işsiz kaldığını ortaya koydu. Raporda, tarifelerdeki ılımlı bir azaltmanın dahi 2025'e kadar 145 bin kişiye istihdam sağlayabileceği kaydedildi. Trump, tarife artışlarının ardından Çinli telekomünikasyon şirketi Huawei'in ve ulusal güvenliğe, ABD'nin sektördeki liderliğine tehdit olarak değerlendirilen diğer teknoloji şirketlerinin ABD'de üretilen teknolojiye erişimini engelleme yönünde adımlar attı.ABD vatandaşlarının, Washington'ın 'orduyla bağlantılı olduğunu' iddia ettiği şirketlerdeki hisse yatırımlarını elden çıkarması istendi. Çin Komünist Partisi, bu hamlelere, Çin'in son 20 yılda 'kendine yeterli bir teknolojik güç olma' hedefi doğrultusunda yürüttüğü kampanyayı hızlandırarak karşılık verdi.Gümrük tarifelerin düşürülmesi, kısa vadede tek geçerli seçenekBeyaz Saray Sözcüsü Psaki, Biden yönetiminin teknoloji bağlantılı söz konusu sorunları da değerlendirdiğini belirtirken, politika değişikliğine dair herhangi işaret vermedi.Psaki, Biden'ın Pekin'in 'gayrı adil ve yasa dışı pratikleri' nedeniyle hesap vermesi gerektiğini düşündüğünü, ABD teknolojisinin Çin'i askeri yapılanmasının geliştirilmesi için kullanılmadığından emin olmak istediğini aktardı.JP Morgan Varlık Yönetimi Ekonomisti Sylvia Sheng, Biden yönetiminde ABD ile Çin ilişkilerinin geleceğine dair yayımladığı raporda, 'ABD'de Çin'e yönelik mevcut şahin eğilimlerinin azalacağını öngörmek zor.' değerlendirmesinde bulundu. Batı'daki diğer ekonomistler ve uzmanlar da tarifelerin azaltılmasının ve teknoloji ile finansal piyasalara erişim engellerinin kaldırılmasını kısa vadede olası görmediklerini belirtiyor.Pekin'deki Uluslararası İşletme ve Ekonomi Üniversitesi DTÖ Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Tu Şinçuan, Biden yönetiminin teknolojiye erişim engellerini kaldırmayacağını çünkü 'Çin'i rakip olarak gördüğü' fakat gümrük tarifelerin düşürülmesinin kısa vadede tek geçerli seçenek olacağını savundu.Tu'ya göre, Biden, tarifelerin azaltılmasını, DTÖ'nün tarife artışlarının kurallara uygun yapılmadığına ilişkin görüşünü ileri sürerek savunabileceğini belirtti.
Reklam
Umut Nur Sungur Yazio: Güzellik Görende mi, Görünende mi, Yoksa Her İkisinde midir?
etiket
Hayatın tüm alanlarında insanın güzeli arama çabası yok mudur sizce de? Örneğin mimaride... Her ne kadar temel amaç ve işlev, barınma olsa da süslemeye yönelik çeşit çeşit mimari tarz ve stiller görürüz etrafımızda. Peki, ama neden? Güzellik bizi saniyeler içinde zamanın durduğu ve dünya ile bir olduğumuz bir yere götürür. Yaşadığımızı hissettirir. Bize ilham verir ve bizi daha iyi olmaya, daha iyisini yapmaya iter. Bir gül, gün batımı, gökyüzündeki yıldızlar, dalgaların kıyıya vuran sesi, yeni kesilmiş çimen kokusu ne kadar güzeldir. Sağlıklı, gür, yeşil bir ağaç güzeldir. Peki, bükülmüş, eğri büğrü gövdesi olan bir ağaç güzel midir? Bu gövdede de belirlibir güzellik ve bu güzellikle birlikte bir yaşanmışlık yok mudur sizce? Ya da resim sanatından yola çıkarsak Rönesans dönemindeki güzellik anlayışına baktığımızda soluk tenli, küçük göğüslü kadınlar “güzel”dir.
Özbekistan-Türkiye Ticaret Hacminin 3 Milyar Dolara Ulaşması Bekleniyor
TAŞKENT (AA) - BAHTİYAR ABDUKERİMOV - Özbek-Türk İhracatı Geliştirme Merkezi Başkanı Serdar Keskin, 2020'de 2 milyar dolar olan Özbekistan-Türkiye ticaret hacminin, iki ülkenin mevcut potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu yıl 3 milyar dolara ulaşacağını umduğunu ifade ederek, 'Özbekistan'ın birinci ve ikinci olmazsak dahi, en büyük üçüncü ticari ortağı olmaya adayız.' dedi.Keskin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda hızla gelişmekte olan Özbekistan-Türkiye ticari ilişkilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle geçen yıl aksamasına karşın iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini kaydetti.Geçen yıl iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 2019'a göre yüzde 21 gerileyerek 2 milyar 101,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Keskin, Türkiye'nin, Özbekistan'ın önemli ticari ortakları arasındaki yerini koruduğunu söyledi.Keskin, 2020'de Özbekistan'ın Türkiye'ye ihracatının yüzde 16,5 azalarak 1 milyar 16,3 milyon dolar, Türkiye'den ithalatının ise yüzde 18,2 gerileyerek 1 milyar 85,4 milyon dolar olduğunu bildirdi.Keskin, geçen yıl Özbekistan'ın dış ticaretinde yüzde 5,8 payla 5'inci sırada yer alan Türkiye'nin, ülkenin ihracatında ise bir basamak yükselerek yüzde 6,7 payla Çin ve Rusya'nın ardından 3'üncü sıraya yerleştiğini, ithalatında da Çin, Rusya, Kazakistan ve Güney Kore'nin ardından yüzde 5,1 payla 5'inci sıradaki yerini koruduğunu söyledi. Salgından dolayı 2020'de Özbekistan'ın diğer ülkelerle olduğu gibi Türkiye ile olan ticaretinin de olumsuz etkilendiğini ifade eden Keskin, '2020'de 2 milyar dolar olan Özbekistan-Türkiye arasındaki ticaret hacminin, iki ülkenin mevcut potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda bu yıl 3 milyar dolara ulaşacağını umuyorum. Özbekistan'ın birinci ve ikinci olmazsak dahi, en büyük üçüncü ticari ortağı olmaya adayız.' dedi.Keskin, Özbekistan'ın Türkiye'ye iplik, bakır, gıda ve tekstil ürünleri ihraç ettiğini, Türkiye'den ise inşaat malzemeleri ve ekipmanları, makine ve teknoloji, tekstil ve gıda ürünleri ithal ettiğini bildirdi.'Türk iş adamları, tekstil, mobilya, inşaat, tarım, bahçecilik ve seracılığa yatırım yapabilir'Serdar Keskin, son yıllarda Özbekistan'da önemli reform ve değişimler başlatıldığını, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik kararlar alındığını, bu değişimler sonucu ülkede iş yapma imkanlarının daha da kolaylaştırıldığını anlattı.Özbekistan'a yatırım yapan Türk iş adamları sayısının giderek arttığını, önemli Türk şirketlerinin ülkedeki projelerle ilgilenmeye başladığını belirten Keskin, Türk iş adamlarının Özbekistan'da tekstil, mobilya, inşaat, tarım, bahçecilik ve seracılığın da aralarında bulunduğu birçok sektöre yatırım yapabileceğini söyledi. 'Özbekistan, Türk iş adamları için bakir bir ülke'Özbek-Türk İhracatı Geliştirme Merkezi Başkanı Keskin, 35 milyon nüfusla bölgenin en önemli ekonomilerinden olan Özbekistan'ın, Türk iş adamları için cazip bir ülke olduğunu vurguladı. Keskin, 'Özbekistan, Türk iş adamları için bakir bir ülke. Türk iş adamlarının bir an önce bu ülkeyi keşfetmeleri, buradaki iş yapma imkanlarını yerinde incelemeleri lazım. İşte o zaman buranın nasıl bir pazar olduğunu görecekler ve zaman kaybettiklerine üzülecekler.' diye konuştu.Keskin, Özbekistan'ın dünyanın önemli altın rezervlerine sahip bir ülke olduğunu dikkate alarak bu yıl Taşkent'te Özbek-Türk Kuyumculuk İş Forumu'nu düzenlemeyi planladıklarını kaydetti.
26 Ocak Döviz Fiyatları Ne Kadar Oldu? İşte Dolar Ve Euro Fiyatları…
Türkiye’de birçok vatandaşın yatırım aracı olarak kullandığı döviz, son günlerde üst üste kayıplar yaşadı. Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına devam edeceğini duyurmasıyla birlikte döviz fiyatları da aşağı yönlü hareketlendi. İşte 26 Ocak Salı dolar ve euroda son durum…
Reklam