onedio
Kendine Gel Üniversiteli, Ot Gibi Davranıyorsun!
Üniversite eğitimi yalnızca diploma sahibi olmak mı demek senin için? Üniversiteli, ders çalışmak senin için vizeler ve finallerde kampa girmek ve dersi geçmek mi? Eğer böyleyse, kusura bakma ama ot öğrencisin! Niçin mi bunları söylüyoruz? Açıklayalım: Bunların dışında kalan vakitlerde Twitter’ın başına geçip nasıl daha iyi tweet atarım da daha çok retweet alabilirim diye düşünüyor musun? Instagram’da nasıl daha çok beğeni alabilirim, nasıl insanların beğenebileceği fotoğraflar paylaşmalıyım diye düşünüp o anlamsız sanal yarışa giriyor musun? Facebook’ta kim kimi beğenmiş, kim kime yorum atmış ya da kim kimden hoşlanmış, bunlar seni çok mu ilgilendiriyor? YouTube’da saatlerce kimselerin bilmediği şarkıları arayıp sosyal ağlarda paylaşıp havalı olmaya çalıştığın oluyor mu? Bir de Vine var ki ondan hiç bahsetmiyoruz! Üniversiteli! Kendine gel! Ve zamanın nasıl geçtiğini sorgula! Yukarıda sıralamış olduğumuz maddeler ne yazık ki -özellikle üniversiteli- gençlerin ciddi vakit harcadıkları aktiviteler oldu. Yukarıdaki maddeleri öyle ya da böyle yapıyorsan, bil ki sana hiçbir faydası dokunmayan bir çaba içindesin! Hayatını, değerli üniversite yıllarını bilgisayar başında faydasız geçirme, bunu kendine yapma, ot gibi yaşama be üniversiteli! Mesele mezun olmak değil arkadaş, kendini geliştirmek! Üniversite yıllarınızın hayatınızdaki en değerli ve en özgür yıllar olduğunu er ya da geç anlayacaksınız, ama isteriz ki geç olmadan anla ki pişmanlık duymayasın. Hep diyoruz, daha kaç kere diyelim: Sıradan bir mezun olmak için hayatının en değerli yıllarını boşa harcama be üniversiteli! Cevap verin: Gelecekte hangi hayatı yaşamayı seçtiğinin gerçekten farkındasın değil mi? Bir şey üretmiyorsun, okumaya gelince sızlanıyorsun, kendini geliştirmiyorsun! Belki de alelade bir bilgi yarışmasına bile katılacak özgüvene sahip değil değilsin. Mezun olacaksın öyle ya da böyle, onu yaparsın, peki ya sonra ne yapacaksın? İşte bunu bilmiyorsun. Bilinmezliklerle dolusun. Ve bilinmezlikten daha kötü bir şey yoktur. Eh, bunu da iyi biliyorsun. O halde ne...
Gürakan: MEB Yasası Eğitimin Siyasallaşmasıdır
Türk Eğitim Sen Hatay 2 nolu Şuse Sekreteri Yaşar Gürakan yazılı bir açıklama yaparak hükümetin TBMM’ye sevk ettiği Dersaneler Yasası ile Milli Eğitim Bakanlığındaki müsteşarlar hariç tüm üst düzey kadroların değiştirilmesine ve müdür atamalarının Valilerin yetkisine bırakılmasının amaçlandığını belirtti. Gürakan açıklamasında; “Liyakatli, ehil okul müdür ve müdür yardımcıları devri son bulacak, torpili olanın sırtı yere gelmeyecek, yandaşlar padişah olacaktır. Bu madde ile birlikte 100 bin okul yöneticisinin görevi sona erdirilecektir. Bu durumda akıllara “AKP kendi devletini mi kurmaktadır?” sorusu gelmektedir” dedi.Türk Eğitim Sen Hatay 2 Nolu Şube Sekreteri Yaşar Gürakan yaptığı yazılı açıklamada; “Hükümetin TBMM’ye sevk ettiği Dershane Yasa Tasarısı eğitim camiasında bomba etkisi yarattı. Her zaman olduğu gibi yine ka palı kapılar ardında hazırlanan bu tasarıda sendikamızın asla kabul edemeyeceği hususlar yer almaktadır. TBMM’ye sevk edilen yasa tasarısında dershanelerin kapatılmasının yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’nın Müsteşar hariç tüm üst düzey yönetiminin değişmesi de yer almaktadır. Daha önce de Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Teşkilat Yasası çıkararak, Bakanlık Merkez Teşkilatını yerle yeksan etmişti. Şimdi de Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda yeni bir hamle yapmıştır. Demek ki Ömer Dinçer’in Teşkilat Yasası, hükümet nazarında istenen etkiyi sağlamadı ve yeterli sayıda adam kayırılmadı ki, bununla ilgili bir düzenlemeye gidilmesi gündeme geldi. Peki bu ne demektir? Tasarının bu şekliyle yasalaşması halinde Milli Eğitim Bakan -lığı’na ard arda davalar açılacaktır. Zira bu, kazanılmış haklara vurulmuş bir darbedir. Bu, devletteki istikrarın zedelenmesidir. Bu, MEB’in hafızasının yok edilmesi demektir. Değişen bürokratların yerine kimler getirilecektir? Bu kişiler hangi vasıflara sahip olacaktır? Kariyer ve liyakat ilkeleri yine yerle yeksan mı edilecektir? Sırf yandaş diye iş bil-meyen bürokratlar ordusu mu Milli Eğitim Bakanlığı’nı yönetecektir? Yasa tasarısında dikkat çeken bir başka husus da 4 yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olanların, bu görevlerinin ‘hiçbir işleme gerek kalmaksızın’ sona ereceğidir. Bilindiği gibi okul müdür yardımcıları yazılı sınav, okul müdürleri de yazılı ve sözlü sınav sonucuna göre atanmaktaydı. Ayrıca 5 yıl aynı okulda bulunun okul müdür ve müdür yardımcıları rotasyona tabi tutulmaktaydı. Yasa tasarısında “Okul ve kurum müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcı-ları ise Okul kurum veya okul müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz” denilmektedir. Yani bu şu anlama gelmektedir: Okul müdür ve müdür yardımcıları bun dan sonra sınav sonuçlarına göre görevlendirilmeyecektir. Okul müdürleri İl Milli Eğitim Müdürlüğünün, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları da okul/kurum müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi ile Vali tarafından 4 yıllığına görevlendirilecektir. Burada da okul müdür ve müdür yardımcılarının kaderi İl Milli Eğitim Müdürlerinin ve Valilerin yani Hükümetin iki dudağı arasında olacaktır. Kendilerine biat edenler, yandaşlar, torpilliler okul müdür ve müdür yardımcısı olarak 4 yılın ardından bir 4 yıl daha görev yapacak, ancak Hükümetin emir kulu olmayanların görevlerine son verilecektir. Böylece liyakatli, ehil okul müdür ve müdür yardımcıları devri son bulacak, torpili olanın sırtı yere gelmeyecek, yandaşlar padişah olacaktır. Bu madde ile birlikte 100 bin okul yöneticisinin görevi sona erdirilecektir. Bu durumda akıllara “ AKP kendi de -vletini mi kurmaktadır? ” sorusu gelmektedir. Bu insanların sosyal statülerini bir kanunla, bir kalemde nasıl ellerinden alabilir-siniz? Ne yazık ki üst yönetimlere, iktidara biat eden yönetici profili gelmektedir. Bu minvalde Türk Eğitim-Sen, genel olarak olumsuz bulduğu bu rezalet yasa tasarısını protesto edecektir. Gerekirse 800 bin öğretmen ile birlikte her türlü eylemi meşru göreceğiz. ‘Bakan koltuğu’ bundan sonra Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya çivi gibi batacaktır. Bakan ve Müsteşar o koltuklarda rahat oturamayacak, sınırsız yetki ile Bakanlıkta istediği gibi at koşturamayacaktır. Hükümet bilmelidir ki; Milli Eğitim Bakanlığı kimsenin tekelinde değildir. Bakanlık ve Hükümet istişare yapmadan, kapalı kapılar ardında alelacele kanun ve yönetmelikler çıkaramaz. MEB’i, tüm eğitim çalışanları ile birlikte yönetemiyorsanız, o koltukları da bir an önce bırakmalısınız” dedi. Haber okunma sayısı: 317
Özel Okul Bursluluk Sınav Tarihleri
Bazı Özel Okulların Bursluluk Sınav TarihleriÖzel okulların ara sınıf geçiş & bursluluk sınav tarihleri belli oldu. Biz de, dogruokul.com olarak, velilerin çok merak ettiği ve birarada bulamadığı bu bilgileri İstanbul Avrupa yakası - Bahçeşehir bölgesi için dogruokul.com olarak biraraya getirdik. Sınavlar bu haftasonundan itibaren başlıyor. Bu nedenle eğer devlet okulundan, özel okula burslu geçiş yapmak veya çocuğunuzun okuduğu özel okuldan memnun olmadığınız için değiştirmek istiyorsanız, elinizi çabuk tutmanızı ve sınav başvurularınızı erkenden yapmanızı tavsiye ederiz.  Bahçeşehir Kolejleri – BahçeşehirSınav bu haftasonu Cumartesi günü, 1 Mart tarihinde yapılıyor 40 TL sınava giriş ücreti alınıyor. Öğrencinin kimliği, velinin adı soyadı ve mail adresi bilgileriyle birlikte okula gidip başvuru yapmanız gerekiyor.Yeni açılacak Beylikdüzü ve Sancaktepe kampüsleri için sınav tarihi 16 Mart, Çamlıca kampüsü için sınav tarihi 9 Mart'ta. Tel : 444 51 22  Fevziye Mektepleri Işık Lisesi – Bahçeşehir IspartakuleSınavlar 4 farklı tarihte yapılıyor. 22 Mart /  19 Nisan / 10 Mayıs / 14 Haziran150 TL sınava giriş ücreti alınıyor.Öğrencinin nüfus cüzdan fotokopisi,  1 fotoğraf  ve 1.dönem karnesi veya öğrenci belgesi gerekiyor.Tel: 0212 648 09 75 Bahçeşehir Kolejleri – BahçeşehirSınav 1 Mart tarihinde yapılıyor 40 TL sınava giriş ücreti alınıyor.Öğrencinin kimliği, velinin adı soyadı ve mail adresi bilgileriyle birlikte okula gidip başvuru yapmanız gerekiyor.Tel : 0212 669 11 11 Sembol Okulları – BahçeşehirOrtak bir sınav tarihi yok. Öğrenci Fransızca biliyorsa, başvuru üzerine bir sınava tabi tutuluyor. Eğer öğrenci Fransızca bilmiyorsa, yaz boyunca Fransızca dil kursuna tabi tutulduktan sonra ara prosedür başlatılıyor.Tanıtım günleri : 15 Mart Cumartesi – 10 Mayıs CumartesiTel : 0212 607 31 31 Doğa Koleji – BahçeşehirSınav bu Pazar, 2 Mart saat 13:00’te yapılacak.Sınava başvuru ücreti yok. Sınavdaki başarıya göre farklı oranlarda burs veriliyor.Sınavdan önce okula gidip başvuru yapmanız gerekiyor.Tel :  0212 672 79 72 Şişli Terakki Lisesi – LeventLevent kampüsü için sınav 13 Nisan’da yapılacak.150 TL sınava giriş ücreti alınıyor.Öğrencinin nufüs cüzdanı aslı, fotokopisi, 2 adet vesikalık fotoğraf, okumakta olduğu okuldan öğrenci belgesi.Tel :  0212 351 00 60İstanbul anadolu yakasındaki bazı özel okulların bursluluk sınav tarihleri için tıklayınız.
Baştan Çıkarıcı Erkekler Semineri - Kadınlarla Romantik Bağ Kurma Sanatı
Kadınları etkileme sanatı hakkında yapılan etkinliklerden bir tanesi geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşti. Konuşmacı olarak Psikolog Alkan Öztürk ve Hipnoterapist Buğra Abayhan sahnedeydi. 2 saat süren sonunda gerçekleşen soru cevap kısmını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.  Düzenli olarak gerçekleştirilen etkinlikler erkeklere özeldir ama merak eden kadınlara da kapılarımız açıktır. Etkinlikler hakkında bilgileri, Facebook ve ya Twitter hesaplarından öğrenebilirsiniz.
Reklam
İlk Uçağım - 3D Yazıcı Destekli Uçan Uçak Atölyesi
Çocuğunuz ile birlikte geçirebileceğiniz teknoloji, yaratıcılık ve eğitim dolu bir haftasonu!Atölye hakkında daha fazla bilgi için ilk-ucagim.somutdus.comTürkiye’nin ilk '3D Yazıcı' destekli çocuk atölyesi olma özelliği taşıyan 'İlk Uçağım' ebeveynlerin çocukları ile birlikte geçirebilecekleri teknolojik, yaratıcılık ve eğitim dolu bir hafta sonu amaçlıyor. Atölye sayesinde katılımcılar; endüstriyel üretimde köklü değişimlerin mimarı olacağı düşünülen 3D Yazıcıların üretim sürecine tanıklık edecek ve uçaklarının bir bölümünü bu yazıcılardan üretebilecekler. Aynı zamanda, atölye diğer çocuk atölyelerinden farklı olarak ebeveynlerin katılımına da açık. Böylece, atölye çalışmasındaki tüm işlemler anne veya babanın çocuğuyla birlikte geçirebilecekleri unutulmaz bir anıya dönüşüyor. Modern çağın telaşı içerisinde, çocuklarına yeterli zamanı yetiştiremeyen ebeveynler için kaliteli, nitelikli ve anlamlı zaman dilimi yaratıyor.Bu deneyimin unutulmaz bir anıya dönüşmesi için gerekli olan her olanaklar SomutdüŞ tarafından hazırlanmış. Çalışma esnasında alınan kaydedilen görüntüler ve atölye sonucundaki uçurma testleri montajlanıp özel bir kurgu ile katılımcılarla paylaşılıyor. Ayrıca, arzu eden katılımcıların videoları, internet üzerinden de paylaşılmakta. Hazırlanan tüm uçakları kapsayan bir sergi kataloğu da yine atölyenin sonucunda katılımcılara gönderiliyor.Proje tabanlı işbirlikçi öğrenme modeli ile hareket eden SomutdüŞ oluşumu ilk atölyesinde teknoloji, tasarım ve internet gibi kavramları bir araya getirerek yenilikçi, yaratıcı ve özgün bir çalışmaya imza atıyor. Sınırlı sayıda kontenjan ile gerçekleşecek olan bu atölye değerli katılımcılarını bekliyor. Kimler Katılabilir8 – 12 yaş grubu tüm çocuklara açıktır.Ebeveynlerden biri katılımcıya eşlik edebilir. Atölye içeriğiOynayarak fizik prensiplerini kavrama  Proje tabanlı işbirlikçi öğrenme modeli3D Yazıcı destekli uçak tasarımıTamamen el yapımı 30x30 cm boyutlarında uçakLastik gücü ile pervaneli uçan uçak geliştirmeAtölyeye özel bir eğitim kitapçığı3D Yazıcı üretim sürecini deneyimlemeİlk Uçağım çalışmasının video kaydı ve paylaşımı Atölye katılımcılarının çalışmalarından oluşan bir sergi kataloğu Eğitim Programı11:00 – 11:20 Atölye Tanıtımı11:20 – 12:00 Uçak Tasarımı Prensipleri12:00 – 12:15 Ara12:15 – 13:00 Uçuş Teknikleri ve Aerodinamik (Fizik Kuralları)13:00 – 13:30 Öğle Yemeği13:30 – 14:15 Uçak Tasarım Fikirleri Geliştirrme ve Eskiz Çalışmaları14:15 – 14:30 Ara14:30 – 15:30 Prototip Hazırlama ve Maket Oluşturma15:30 – 16:30 Üç Boyutlu Uçak Tasarımı Uygulamaları16:30 – 17:30 Üç Boyutlu Yazıcı Kullanımı ve Deneyimi17:30 – 18:00 Üç Boyutlu Yazıcı Destekli Uçağın Birleştirilmesi, Test Uçuşları3D Yazıcı Nedir?3 Boyutlu yazıcı; sayısal ortamda tasarlanmış ya da 3Boyutlu tarama teknikleri sayesinde sayısal ortama aktarılmış model verilerinin, bir çok farklı malzeme kullanarak çok hızlı üretilmesini sağlayan yenilikçi bir üretim teknolojidir. Üretime getirdiği olanaklar sayesinde yeni bir endüstriyel devriminde habercisi olarak gösterilmektedir. Çünkü 3 Boyutlu yazıcılar, geleneksel üretim yöntemlerinde üretilmesi zaman alan ve karmaşık yapıda olan modeller için özel bir ortam gerektirmeden ev koşullarında bile üretilebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu teknolojinin giderek yaygınlaşması, hayal gücünün sınırları ile çevrelenmiş metaları hayatımızın bir parçası haline getirdi. Diğer bir deyişle, var olanı “hack’leyen” ve yaşamı yeniden biçimlendiren yepyeni kişisel bir üretim metoduna kavuşuldu.Türkiye’de de 3D yazıcılara odaklanan ve bu teknoloji üzerine özelleşen firmalar görebilmek mümkün. Bazı firmalar sadece 3D yazıcılar ile prototipleme ve üretim gerçekleştirirken bazı firmalarda yazıcı temini konusunda hizmet verdiği görülmektedir. Hatta bazı firmalar, bu süreci tamamen çevrimiçi ortama taşıyarak yazdırma işleminin yenilikçi üretimini internet ile buluşturuyorlar. Alanda gelişen bu tip yenilikçi iş modelleri; mevcut düzen içerisinde pahalı, keyfi ve yavaş sayılarak kitleselleşmesinde engel olabilecek durumlar için bir çözüm getirmektedir.Atölye hakkında daha fazla bilgi ,içinilk-ucagim.somutdus.com
Tıp Fakültesinde Okuduğunu Belli etmenin 12 Yolu
etiket
Tıp fakültesini kazanmak, okumak, bitirmek, doktor olmak zordur, hepimiz biliyoruz. Ama aranızda hala bilmeyenler olabilir diye işte size tıp fakültesinde okuyan bir öğrencinin size bunu anlatmak için seçtiği 12 yol.
Reklam
2014 EKPSS'ye Kimler Girebilir?
EKPSS'ye, ortaöğretim kurumlarından, yükseköğretim ön lisans veya lisans programlarından mezun olan veya EKPSS'nin geçerlik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan engelli adaylar başvuracak. Sınava girmesi gereken bu adaylar için başvuru süresi 24 Şubat'ta başlayacak, 7 Mart'ta sona erecek. Kuraya, ilkokul, ortaokul ve ilköğretim ile özel eğitim iş uygulama merkezi veya okulu mezunu olan veya EKPSS'nin geçerlik süresi içinde mezun olabilecek durumda olan engelli adaylar başvuracak. Bu adaylar sınava girmeyecek, sadece kuraya katılmak için başvuru yapacak ve bu adaylar için başvuru süresi 12 Mayıs'ta başlayacak, 23 Mayıs'ta sona erecek.
KPSS'ye Hazırlananlara Altın Değerinde Öneriler...
Milyonlarca adayın gireceği KPSS'ye  az bir sürenin kalması ile birlikte tüm adayların heyecanı artmaya başladı. Yarış son düzlükte kazanılır söyleminden de ilham alarak neredeyse tüm adaylar hazırlıklarını bu dönemlerde üst düzeye çıkardılar.Peki bundan sonraki süreçte eksikleri kapatmak için ne gibi bir yol izlemek lazım?Bu soru hemen hemen herkesin kafasında büyük bir yer işgal ediyor. Öyle ki çoğu kişi eksiklerinden ziyade en iyi oldukları konulara çalışarak boşa zaman harcıyorlar.KPSS test tekniğine dayalı sınavdır. Bu sınavlarda başarılı olmak test çözme becerisi kazanmayı gerektirir. Çünkü bu sınava müracaat eden aday sayısı her yıl artmakta kontenjanlarda sınırlı kalmaktadır. Yani kazanmak her yıl bir önceki yıla göre daha da güçleşmektedir. Bu güçlüğün üstesinden gelmek için adayın sınav süresince yaptığı netlerin yüksek olması gerekir. Test tekniğine dayalı sınavlarda başarısızlığın nedeni genellikle bilgi eksikliğinden değil, sorulara yaklaşım tarzından veya soru sitiline aşina olmamaktan kaynaklanır. Test tecrübesi sınav sonucunu etkileyen en önemli etkenlerdendir. Test çözme tekniğini iyi bilmek istenen sonucun alınmasını büyük oranda sağlayacaktır. Sınavdan önce çözülen yüzlerce hatta binlerce sorunun oluşturduğu bilgi birikimi adayın sınavda başarılı olmasını sağlar. Çünkü çözülen her soru gerçek sınav öncesi adaya tecrübe kazandıracaktır. Aday bu bilgi birikimiyle sorulara nasıl yaklaşacağını ve soruları nasıl çözeceğini, hangi yolları kullanacağını , ne kadar süre ayıracağını ve nelere dikkat edeceğini öğrenir. KPSS sorularının özellikle yoruma dayalı olması yani bilgiden ziyade öğrencinin bilgi birikimini kullanmayı ölçen nitelikte olması tecrübeli olmayı ön plana çıkarmaktadır. Tecrübe ise çözülen soru miktarıyla ölçülür. KPSS'de başarılı olmayı hedefleyen adayın test çözerken “bir sorudan ne çıkar canım” diyerek o soruyu yok sayması en büyük hatadır. Çözülen her bir soru tipi aday için bir avantajdır. Sınava hazırlanan adayın çözemediği her sorunun doğru cevabını öğrenmesi gerekir. Test Çözme Becerinizi Arttırın: Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz. Amaç KPSS’de başarılı olmak ise KPSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir. Bu yüzden 120 soru için 120 dakika süre tanınmaktadır. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın.Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır. ŞIKLARIN HEPSİNİ OKUYUNUZBütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.Uzun paragraftan oluşan soruları,  “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.NOT TUTMANIN FAYDASISayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın. Not tutmanın faydası derse olan ilgiyi artırmasıdır. Böylece, dinlerken dikkatin uzun süre diri kalması sağlanmış olur. Alınan notlar, yazanın kaleminden çıktığı için bilgi yazanın malı haline gelmiştir. Bu notlar tekrar edilerek yabancılık çekilmeyeceğinden, bir başka deyişle sizin ürününüz olacağından daha kalıcı olacaktır. Unutmayın ki beyniniz size ait olan kavramlara, cümlelere aşinadır. Not tutarken kağıt konusunda cömert davranın. Ufak kağıtlara, mikroskop yardımıyla okunacak yazılarla not almayın. Bu durum hem ders çalışma arzunuzu yok eder (estetik açıdan) hem de göz sağlığınız açısından sizin için zararlı olur. Ayrıca not tutarken kağıdın alt, üst ve yanlarında boşluk bırakınız. Bunun ne faydası olacak derseniz, not alırken sizin aklınıza gelen örnekleri, cümleleri, soruları buralara yazabilirsiniz. Bütün bunların yanında renkli kağıtlardan, renkli kalemlerden yararlanırsanız, çalıştığınız dersten zevk alabilirsiniz. Kısaca ders çalışmayı bir zevk haline getirebilirsiniz. Yazdığınız notların belli soruları yanıtlar nitelikte olması oldukça önemlidir. Böylece alınan notlar fonksiyonel olma özelliği taşır. 'Kim', 'nerede', 'ne zaman', 'nasıl', 'niçin', 'ne' gibi sorulara yanıt verecek şekilde olmalıdır alınan notlar. Size en önemli önerimiz mutlaka kendiniz için kısaltmalar yapın. Bu uygulama zaman kaybını engelleyecek ve hızlı bir şekilde not tutmanızı sağlayacaktır. Kendinize ait şifrelemelere başvurun. Belli kelimeleri anlayacağınız şekilde kısaltarak yazın ('örneğin' yerine 'ör.', 'bununla birlikte' yerine '+', 'aynı anlamda' yerine '=' gibi). Ayrıca önemli olan kavramların, can alıcı noktaların altını çizebilir ya da bunların yanına yıldız gibi çeşitli işaretler koyabilirsiniz. Yazı karakterini farklılaştırarak da (italik yazma ya da büyük harfleri kullanma gibi) dikkati bu cümleler ve kavramlar üzerinde yoğunlaştırabilirsiniz. Not tutarken karşılaştığınız ve anlamını bilmediğiniz kavramların ne olduğunu öğrenip o kelimeleri sık sık kullanarak hafızanıza yerleştirmeye gayret ediniz.
Çan Eğrisi (Curve) Nedir? Not Hesaplama Nasıl Yapılır?
Sınav sonucunda öğrencilerin aldığı notların ortalaması alınır. Ardından istatistiksel işlemlerle (standart sapma) değişim aralığı belirlenir ve artış-azalış miktarı tespit edilir. Örneğin 4 kişilik bir sınıfta vize ve finallerin ortalaması şunlar olsun; 40, 50, 60, 70. Bu sonuçlardan sınıf ortalaması 55 olarak belirlenir. Yani 55 CC olmuş olur. AA BB gibi diğer notlarda standart sapmaya ve CC’ye (yani ortalamaya) göre yeniden hesaplanır, yukarıdaki not sistemi tablosu değişir. Çan eğrisi not sistemi işte budur.Not Hesaplama Nasıl Yapılır? Türkiye’de ve Dünya’daki bir çok üniversitede bağıl değerlendirme sistemi bulunmaktadır. Bu sisteme göre vize sınavının %40′ı final sınavının ise %60′ı alınmaktadır ve aldığınız her puanın aşağıda görüldüğü üzere harf ve katsayı bakımından bir karşılığı vardır.Öğrencilerin akademik başarı notlarının ortalamaları,fakülte yüksekokul veya meslek yüksek okullarında yarıyıl/yıl sonlarında öğrenci işleri tarafından hesaplanır.Bu hesaplama sonucunda öğrencinin akademik başarı not ortalaması ve genel akademik not ortalaması elde edilir. Yarıyıl/yıl akademik başarı not ortalamasını hesaplayabilmek için; bir yarı yıl/yılda alınan dersin not katsayısı ile dersin kredisi çarpılır ardından bu çarpımlar toplanır.Elde edilen rakam yarıyıl/yıl toplam haftalık ders kredi sayısına bölünür. Genel akademik başarı not ortalaması hesaplamasında ise yarıyıl/yıl akademik başarı not ortalamasının hesaplanmasındaki aynı şekilde uygulanır ancak, yarıyıl/yılda alınan derslerin yerine öğrencinin fakülteye girişinden itibaren almış olduğu tüm dersler dikkate alınarak hesaplanır. Bir dersten AA, BA, BB, CB, CC , G alan bir öğrenci o dersi geçmiş kabul edilir.DC, DD notlarından birini alan öğrencinin bu dersten başarılı sayılabilmesi için yarı yıl ve yıl sonu akademik başarı ortalamasının en az 2,00 olması gerekir. Aksi takdirde bu dersleri verildikleri ilk yarıyıl/yılda tekrar almak zorunda kalırlar FD,FF,F1 aldığınız dersten her koşulda ve şartta başarısız sayılırsınız ve bu dersleri verildikleri ilk dönem tekrar alırsınız. Bahar yarı yılı sonunda hesaplanan genel akademik başarı ortalaması 1.75 in altında (Üniversiteden üniversiteye değişir, bazı üniversitelerde 1.80) olan öğrenciler ise bir sonraki yıl da hem güz hem bahar döneminde yeni dersler alamazlar ve başarısız oldukları dersleri tekrar alırlar. Bir de fakültede sınavlardaki genel duruma bakılarak bazı derslerde gerekli görüldüğü zaman çan eğrisi sistemi uygulanmaktadır. Bu şekilde mesela 2,00 katsayısına 70 değil de dersi veren hocanın öngördüğü bir puan karşılamakta böylece dersi geçme notu biraz daha aşağılara düşebilmektedir.
Reklam
İşte Dünyanın En Ucuz Üniversiteleri
Üniversite sınavında başarısız mı oldunuz? Birkaç kez deneyip hâlâ mı olmadı? “Bıktım artık, girmiyorum üniversiteye falan” denecek noktaya mı geldiniz? Canınızı sıkmayın. Çünkü yurtdışındaki pek çok üniversite cazip fırsatlar sunuyor.Türkiye’nin 6 ilinde sınavsız eğitim olanağı sunacak olan 22 ülkenin üniversiteleri geçtiğimiz yıllarda 17. IEFT Yurtdışı Eğitim fuarlarında bir araya geldiğini söyleyerek içinize su serpelim. 300 $’dan başlayan yıllık ücretleri ile fuara katılan okullar birçok burs imkanı da veriyor.Ne duruyoruz? Haydi o halde hemen bakalım o en ucuz okullara…Ülke: NORVEÇOkul: Oslo ÜniversitesiFiyatı: 300 USDÜlke: FRANSAOkul: Ecole Normale Super, eure de LyonFiyatı: 300 USDÜlke: ALMANYAOkul: Berlin’deki Humbolt ÜniversitesiFiyatı: 300 USDÜlke: FİNLANDİYAOkul: Helsinki Üniv.Fiyatı: 300 USDÜlke: İSVEÇOkul: Lund Üniv.Fiyatı: 300 USDÜlke: İSVEÇOkul: Uppsala Üniv.Fiyatı: 300 USDÜlke: AvusturyaOkul: University of ViennaFiyatı: 600 USDÜlke: BELÇİKAOkul: University of AntwerpFiyatı: 900 USDÜlke: ALMANYAOkul: University of FrankfurtFiyatı: 1000 USDÜlke: İSVİÇREOkul: University of GenevaFiyatı: 1000 USDÜlke: FRANSAOkul: Ecole Normale Superieure, ParisFiyatı: 1000 USDÜlke: İsviçreOkul: ETH ZurichFiyatı: 1250 USDÜlke: İsviçreOkul: University of BernFiyatı: 1300 USDÜlke: İSPANYAOkul: University of BarcelonaFiyatı: 1300 USDÜlke: İsviçreOkul: University of ZurichFiyatı: 1500 USDÜlke: AlmanyaOkul: Heidelberg UniversityFiyatı: 1560 USDÜlke: ALMANYAOkul: Münih Teknik ÜniversitesiFiyatı: 1600 USDÜlke: İTALYAOkul: University of BolognaFiyatı: 1800 USDÜlke: RUSYAOkul: Moscow State UniversityFiyatı: 3200 USDÜlke: ÇİNOkul: Pekin UniversityFiyatı: 4500 USDÜlke: JAPONYAOkul: University of TokyoFiyatı: 5200 USDÜlke: JaponyaOkul: Kyoto University-Fiyatı: 5200 USDÜlke: ABDOkul: South Seattle Community CollegeFiyatı: 5500 USDÜlke: ABDOkul: St.Monica CollegeFiyatı: 5730 USD
2014 KPSS’den Yüksek Puan Almanın Yolları
KPSS’den Yüksek Puan Almanın Yolları 1- KPSS’ye Çalışmaya Zamanında Başlayın Bir çok öğrencinin yaptığı yanlışı siz yapmayın. Nedir bu yanlış? Sınava bir-iki ay kala çalışmaya başlamak… Eğer KPSS’den yüksek puan almak istiyorsanız 8-10 ay öncesinden çalışmaya başlayın; çünkü öğrendiklerinizin tamamen oturması uzun bir süre gerektirir. Bu şekilde, sınav esnasında bilgileri karıştırıp ikilemlerde kalma olasılığınız düşer. Her ne kadar sınava birkaç ay kala konuları bitirip öğrendiğini düşünen öğrenciler olsa dahi, sınav esnasında bilgileri oturmadığından dolayı kafaları karışır ve soruları yanlış cevaplayabilirler. 2- KPSS’den Başka Bir Hedefiniz Olmasın KPSS’ye hazırlanırken, aynı zamanda ALES, KPDS, yüksek lisans, ikinci üniversite gibi hedefleriniz veya faaliyetleriniz olmasın. Atalarımızın bir sözü vardır: ‘’İki karpuz bir koltuğa sığmaz.’’ Karman çorman bir çalışma alanınız olursa hepsinden olabilirsiniz. Önce KPSS’yi geçin, ekmeğinizi kazanın, ondan sonra diğer hedeflerinize odaklanın. 3- Kendinizi Bir Anda Bıktırıp, Sonra Gevşemeyin Yine yapılan bir yanlış, büyük bir hevesle başlayan aşırı çalışma ve sonradan bırakmadır. Planlı ve sakin bir şekilde başlayın. İlk günlerde aşırılığa kaçar, gereğinden fazla çalışırsanız, belli bir süre sonra bir bıkkınlık başlar, temponuz tamamen düşer. İlk günler bir-iki saatle başlayıp yavaş yavaş çalışma temponuzu artırın. 4- Matematik Bilgilerinizi Oturtun Öğrenilmesi uzun bir süreç isteyen ilk derslerden bir tanesidir matematik. Çalışırsınız, anlayamazsınız ya da anlayamadığınızı sanırsınız. Pes etmeden çalışmaya devam ettiğiniz sürece; bir süre sonra her şeyin kendiliğinden kafanıza yerleştiğini göreceksiniz. Bunun için de matematik çalışmaya zamanında başlamak ve asla pes etmemek gerekir. 5- Başarı Ayrıntlılarda Gizlidir KPSS’den yüksek puan alanların ayrıntılara önem veren kişiler olduğu bilinmektedir. Geneli herkes bilir; önemli olan özele girmektir. Çoğu defa sorular hiç ummadığımız ayrıntılardan gelmiyor mu? 6- Özet Çıkarmaya Üşenmeyin KPSS’den yüksek not almanın temel yolu, bilgiyi akılda tutmaktır. Bilgiyi akılda tutmanın en temel yolu ise onu tekrarlamaktır. Tekrarlamanın en kolay yolu da özet çıkarmaktır. ‘’Alim unutur, kalem unutmaz.’’ demiş atalarımız. Ne çalışırsanız çalışın, çalıştıklarınızdan notlar alın ve sık sık tekrarlayın. Bu kesinlikle zaman kaybı değildir. Önemli olan bilgiyi öğrenmek değil, akılda tutup, zamanı gelince de uygulayabilmektir. 7- Konuları İyice Kavramadan Testlere Geçmeyin Her kesimden ‘’bol bol soru çöz’’ tavsiyesi gelse de siz, konularınızı iyice kavramadan soru çözmeye geçmeyin. Bir sayfalık konuyu öğrenmeniz dakikalarınızı alır; oysa tek sayfalık konudan çıkarılabilecek soruları çözmek saatlerinizi alabilir. 8- Herhangi Bir Dersi Gözden Çıkarmayın ‘’Amaan, matematiksiz de yaparım!’’, ‘’Coğrafyadan çakmıyorum.’’, ‘’Anayasa çok karışık.’’ Söylemlerinizden vazgeçin! KPSS’den yüksek puan almak istiyorsanız, hepsine çalışacak, eksiklerinizi tamamlamaya çalışacaksınız. 9- Deneme ve Test Çözmek İçin Zamanınız Kalsın Konularınızı bitirmek için son günleri beklemeyin. Sınava üç ay kala, konularınız bitmiş olsun. Artık bol bol soru çözüp, denemelerle kendinizi deneyin ve eksik konularınızı tekrar gözden geçirin. Bunları yaparken de şimdiye kadar çıkardığınız özetleri tekrar etmeyi unutmayın. 10- Zamanla Yarışın KPSS’de en fazla dert yakınılan konulardan bir tanesi, zamanın yetmeyişidir. Siz öncesinde gireceğiniz deneme sınavlarında zamanla yarışarak en kısa sürede sınavı bitirmeye çalışacaksınız. Bunun için de en pratik yolları ve soru çözme tekniklerini iyice öğrenin. Umarız hakkettiğiniz puanı alır ve atanırsınız.
9 Adımda Burs Bulma
Üniversiteyi ya da liseyi kazandınız. Artık önünüzde uzun bir eğitim maratonu daha var. Bu eğitim maratonunda sizlere maddi anlamda katkıda bulunacak burslara da ihtiyacınız var. Burs dönemlerinde öğrencilerin sıklıkla yaptığı hataların başında bursların iyi araştırılmamış olması ve yanlış beyanatlarda bulunmaları. Bu maddeleri okumadan once bilmeniz gereken en önemli nokta araştırmacı olmak ve üşengeçliğe yenik düşmemek. Belki de bunları yaparak birden fazla burs alma imkanı bile sağlayabilirsiniz.1 – Devlet BurslarıÖncelikle devletin vermiş olduğu KYK’ya mutlaka başvuru yapmış olmanız gerekiyor. Aynı şekilde MEB de lise ve dengi okullara burs vermektedir. KYK’nın vermiş olduğu burs çoğu zaman kredi şeklinde de karşınıza çıkabilir. “Ben krediyi almayayım, sonra ödeyemem” diyerek krediyi reddetmek de öğrencilik süresince pişman olabileceğiniz bir konu haline gelebilir. Ne kadar çok paranız olursa olsun bir öğrencinin her zaman daha fazla paraya ihtiyacı vardır JBurs dönemlerinde; http://kyk.gov.tr/ adresinden KYK’ya başvuru yapabilirsiniz. Ayrıca MEB’in burs duyuru sayfasını da takip ederek MEB’e bağlı kurumlardaki okullar için de burs bulabilirsiniz.http://www.meb.gov.tr/meb_duyuruindex.php?KATEGORI=3 Yine devlet eliyle hazırlanmışhttp://www.turkiyeburslari.gov.tr/ adresinden de çeşitli burslara başvuru yapabilirsiniz. TÜBİTAK da sadece üniversite değil yüksek lisans, doktora, doktora sonrası gibi bir çok farklı alanda burs veren; hatta yabancılara yönelik programları olan bir kurum. http://www.tubitak.gov.tr/tr/burslar
Reklam
10 Soruda YINFO Gençlik Merkezi
1-YINFO ne demek? Biraz ingilizce öğren arkadaşım (:  , günümüzün en global dili ! Youth Information Center, yani Gençlik Bilgi Merkezi’nin ingilizce kısaltması demek.
KPSS Şartı Aramayan Devlet Kurumları
Bir kamu kurumunda devlet memuru olarak çalışmak için KPSS’ye girmeniz gerekmiyor! Bu devlet kurumları  KPSS’siz personel alımı yapabiliyor. İşte o kurumların listesi.. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği sınavsız atamayla memur alımı yapan  kurumların başında geliyor. Başbakanlık Başmüşavirliği de sınavsız atamayla memur alımı yapalabiliyor. Milli istihbarat teşkilatı da özerk yapısı gereği sınavsız memur ataması yapan devlet kurumları arasında. Milli güvenlik Kurulu da bazı durumlarda  memur alımını sınavsız yapabilen devlet kurumlar arasında. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı da uygun gördüğü durumlarda sınavsızmemur alımı yapalabiliyor. Sınavsız memur alımı yapabilen bir diğer kurum da “Devlet Sanatçılığı” olarak bilinen ünvan. Devlet sanatçılığı atamaları Başbakan’ın önerisi Cumhurbaşkanı’nın onayı ile sınavsız olarak yapılıyor
Reklam
2014 memur maaşları net zam listesi
2014 devlet memurlarını maaşları,yüzde 0.27′lik enflasyon farkı ve 123.62 liralık Ocak zammına göre yeniden belirlendi.Yeni düzenleme sonrasında en düşük memur maaşı bin 904 liradan 2 bin 45 liraya yükseldi. Maliye Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, 9′uncu derecenin 1′inci kademesindeki öğretmen maaşı 2 bin 345 lira, 8′inci derecenin 1′inci kademesindeki polis memuru maaşı da 2 bin 929 lira oldu.2014 ÖĞRETMENE Maaşlarına EKSTRA ZAMKİT’lerdeki sözleşmeli ücret tavanı 4 bin 214 liraya, müsteşar maaşı da 7 bin 838 liraya çıktı. Öğretmenlerin maaşlarında 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan toplu sözleşme uyarınca, söz konusu artışlara ilave olarak Ocak ayında 75 lira daha artış sağlandı.14 GÜNLÜK FARK GELECEKBuna göre, 9′uncu derecenin 1′inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin mevcut 2 bin 137 lira olan maaşı 2 bin 345 liraya yükseldi. Öğretmenler, bu yılın Temmuz ayında 75 liralık bir zam daha alacak. Devlet memurları ve sözleşmeliler, 15 Ocak’ta zamlı maaşlarını alacak. Kamu çalışanlarına 14 günlük de zam farkı verilecek.Not: Maaşlara aile ve çocuk yardımı ödeneği ile vekalet ücreti dahildir..GENEL MÜDÜR 1/4   mevcut maaş 6786  ocak maaşı 6877ŞUBE  MÜDÜR  1/4 mevcut maaş  3446  ocak maaşı 3590MEMUR  9/1             mevut maaş 2041 ocak maaşı 2183MEMUR  13/3   mevcut  maaş 2036 ocak maaşı 2179HİZMETLİ 12/1 mevcut maaş  1904 ocak  maaşı 2045ÖĞRETMEN 1/4 mevcut maaş 2469 ocak maaşı 2684ÖĞRETMEN 9/1 mevcut maaş  2137 ocak maaşı  2345POLİS MEMURU  8/1 mevcut maaş  2784 ocak maaşı  2929
IELTS Denkliği Kaldırıldı, Binlerce Kişi Mağdur
ÖSYM, yabancı dil sınavları eşdeğerliliklerini yeniden düzenledi. İngilizce sınavları için denkliği kabul edilen IELTS, TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Binlerce akademisyen, yüksek lisans ve doktora öğrencisi zor durumda kaldı.ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’unda şu ifadeler yer alıyor: “Başkanlık tarafından farklı zamanlarda yapılan sıralama veya seviye tespit sınavlarının eşdeğerliği, her bir sınav sonucunun geçerlilik süresi ile Başkanlığın yaptığı yabancı dil sınavlarının uluslararası yabancı dil sınavlarıyla eşdeğerliliği, ilgili uzman raporlarına dayalı olarak, Yönetim Kurulu kararı ile belirlenir.” Bu kapsamda yapılan değişiklik ile IELTS’in yanı sıra TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin de eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Bundan sonra Türkiye’de ÖSYM’nin yabancı dil kuralı koyduğu durumlarda Almanca’da TELC Deutsch GmbH, İngilizce’de ise TOEFL-IBT, CPE, CAE, PEARSON PTE denk kabul edilecek. Eşdeğerliliği kaldırılan sınavlara 30 gün içinde yapılacak başvurulara eski tabloya göre eşdeğerlilik verilecek. Buna göre; başvuruların güncelleme tarihinden önce yapılmış olması kaydıyla, 30 gün içerisinde yapılan sınavlar için önceden yürürlükte olan tablo esas olacak. İngiltere menşeli, uluslararası geçerliliğe sahip IELTS, Türkiye’de özellikle akademik kadro başvurusu yapanların tercih ettiği bir sınavdı. Alınan bu ani kararla sınava hazırlanan binlerce kişi ve IELTS için özel olarak oluşturulmuş hazırlık kursları mağdur oldu.Zete
KPSS'de İstenilen Hedefe Nasıl Ulaşılır?
Ülkemizde her geçen yıl önemi giderek artan Kamu Personel Seçme Sınavı(KPSS), memur olma hayali kuran adayların ciddi bir hazırlık sürecinden geçip, yüzbinlerle yarıştığı bir sınav haline dönüşmüştür.Her yıl sınava başvuran aday sayısının artmasıyla birlikte, istenilen bir kamu kurumuna yerleşmek için adayın alması gereken puan değeride giderek yükselmekte ve bir sorunun bile sıralamada ciddi değişiklikler yaptığı görülmektedir.Peki sınavdan iyi bir puanla çıkmak için adayların nasıl bir çalışma yöntemi izlemesi gerekir?Öncelikle KPSS'de P3 puanı ile B kadro adını verdiğimiz memur kadrolarına atanabilmek için adayların girmek zorunda olduğu Cumartesi Sabah oturumunda gerçekleştirilen Genel Yetenek-Genel Kültür testini analiz etmekte fayda vardır.2013 KPSS'den itibaren özellikle Genel Yetenek sınavında sorulan Matematik ve Türkçe testlerindeki soruların tarzı ÖSYM tarafından değiştirilmiş ve sınav ALES mantığına yaklaştırılmıştır. Sözel ve sayısal mantık yürütme sorularına verilen ağırlık adayların özellikle zaman açısından büyük zorluklar yaşamasına neden olmuştur.kpsscafe.com  olarak sınava hazırlanan adaylara yönelik önerilerimizden ilki , bu testteki başarı oranlarını arttırabilmeleri için kendilerine yardımcı olacak ALES kitabı almalarıdır. Özellikle süre sıkıntısı yaşamadan sınavda gelebilecek sorulara hazırlıklı olabilmek için adayların , KPSS kaynaklarından önce herhangi bir ALES yayınından bu tipteki sorulara çalışmaları sınavdaki Türkçe ve Matematik mantık yürütme sorularında elde edecekleri başarıyı arttıracaktır.Bu sorularda başarılı olan adayların diğer adaylardan bir adım önde olacağı aşikardır.İkinci bir önerimizde adayların piyasada bulunan birden fazla kaynaktan bu sınava hazırlanmaları ve yaptıkları her soru çözümünde mutlaka kendilerine süre vererek çalışma yapmalarıdır. Sınavın Genel Kültür kısmında ise geçmiş yıllara göre tek fark Tarih testinden 3 sorunun çıkarılması ve Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi adında yeni bir konunun eklenmesi olmuştur. Tarih testinden çıkarılan 3 sorunun yerine sınavda çıkan güncel soru sayısı 3'ten 6'ya yükseltilmiştir. Özellikle Şubat ayından itibaren her adayın ülke gündemini takip edip, haber izleyerek sınavda gelecek 6 tane güncel soruyu kaçırmaması gerekmektedir.ÖSYM'nin geçmiş yıllarda yapmış olduğu KPSS'nin 2006-2013 yılları arasında olan sınav sorularınında kendi web sitesinde olduğunu ve adayların sınava girmeden bu sorularıda deneme sınavı şeklinde mutlaka çözmesi gerektiğini hatırlatmamızda fayda var.Verdiğimiz önerilerin tüm adaylara faydalı olmasını ve istedikleri hedefe ulaşmalarını dileriz.
Bilimle Uğraşmayı Herkese Tavsiye Etmem!
ABDULKERİM BEDİR HABERLER AksiyonAhmet Yıldız, Amerika’da parmakla gösterilen genç akademisyenlerden. Araştırmalarıyla bilim tarihine adını yazdırmayı başardı. Son olarak ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’yle onurlandırıldı.ABD’nin Kaliforniya Üniversite-si’nde Fizik ve Moleküler Biyoloji bölümlerinde yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren Ahmet Yıldız, önemli bir başarıya imza attı. ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’ne layık görüldü. Genç bilim adamı, prestijli ödülü önümüzdeki günlerde Beyaz Saray’da Obama’nın elinden alacak.Ahmet Yıldız’ın öğrenim hayatı tahmin edileceği üzere başarılarla dolu. Sakarya’nın Arifiye Beldesi’nden, emekli bir ailenin çocuğu olan Yıldız, İstanbul Fen Lisesi’ni 1996’da bitirdikten sonra fizikçi olmaya karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2001’de mezun oldu. Kazandığı özel bursla bilimsel çalışmalarına ABD’de devam etti. Illinois Üniversitesi’nde ‘Bir Nanometre Doğrulukta Işıma Okuması’ metodunu geliştirdi ve proteinlerin nasıl hareket ettiğini bilim tarihinde ilk defa deneysel olarak ispatladı. 2003’te de Foresight Enstitüsü’nce her sene verilen Seçkin Öğrenci Ödülü’nü kazandı. Ayrıca Feynman Nano Teknoloji Ödülü ve Gregory Weber Uluslararası Ödülü’ne layık görüldü. California Üniversitesi’nde, insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğüyle alakalı tezi ile doktor oldu. Bu çalışması sayesinde dünyanın prestijli bilim dergisi Science tarafından ‘2005 Yılının Genç Bilim Adamı’ seçildi ve dergiye kapak oldu. Bu ödülü alan ilk Türk olarak tarihe geçti. Doktoranın ardından çalışmalarını Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Kampusu’nda devam ettirdi. Hâlen aynı okulun Berkeley Kampusu’nda Fizik ve Moleküler Hücre Biyolojisi bölümlerinde araştırmalarını sürdürüyor. İlgisini tüm insanlığı alakadar eden körlük, sağırlık, felç, Alzheimer ve kanser gibi hastalıkların tedavisi üzerine yoğunlaştırmış durumda. California’da eşi ve iki çocuğuyla yaşayan Yıldız, en son dershanelerin kapatılması tartışmalarında gündeme gelmişti. Üniversiteye FEM Dershaneleri’nde hazırlanan Yıldız, bu kurumların kapatılmaması için hazırlanan reklam filminde rol almıştı. Yıldız, dershanelerle ilgili de “Testlerden kurtulmamız lazım. Dershaneler o zaman kendiliğinden dönüşecektir.” demişti.ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’yle onurlandırıldınız. Bu prestijli ödülü Obama’nın elinden alacaksınız. Neler hissediyorsunuz?PECASE, Amerika’da genç bilim insanlarına ve mühendislere devlet tarafından verilen en prestijli ödül. Bizzat başkan tarafından veriliyor. Böyle bir ödüle layık görülmek kendi adıma ciddi bir mutluluk vesilesi oldu. Aynı zamanda daha çok çalışmam ve büyük projeler pesinde koşmam için önemli bir teşvik olarak görüyorum. Bu ödülün genç akademisyenlerimiz için hedef büyütmek manası taşıdığını da düşünüyorum.Kendinize nasıl bir hedef koydunuz? Lise sıralarındayken bugünleri hayal eder miydiniz?İki hedefim var. Birincisi; kendi bilimsel alanımda dünyada söz sahibi üç-beş kişiden biri olmak. İkincisi; ileride insan sağlığı ve biyoteknoloji uygulamalarında önemli gelişmelere sebep olabilecek çalışmalar yapmak ve alanımdaki temel sorulara cevap bulabilmek. Bunlara ulaşabilmek için de bir ömür boyu hedeften sapmadan yüksek tempoda çalışmak ve sürekli yenilenmek gerekiyor. Umarım bu hedefler hayalde kalmaz. Lise yıllarında bilim adamı olmayı aklıma koymuştum, fakat bugünleri görmem mümkün değildi. Belki de bunun en önemli etkeni çevremde o zaman örnek alabileceğim bilim insanlarının olmayışı veya bu kişilere kolay ulaşmamın mümkün olmayışıydı. Bu sebeple, Türkiye’ye her geldiğimde elimden geldiği kadar üniversite ve lise öğrencileri ile ilgili programlara katılmaya, onlarla tecrübelerimi paylaşmaya çalışıyorum.Tamamladığınız veya şu an üzerinde çalıştığınız projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?Doktoraya başladığım yıllarda, hücre içerisinde yol vazifesi gören filamentler üzerinde yürüyen proteinlerin bunu nasıl başardıklarını çalıştım. Bu proteinler, kendilerinden katbekat büyüklükteki kargoları (mesela organeller, vezikuller, proteinler) hücrenin bir köşesinden öteki köşesine kısa zamanda taşıyabiliyor. Özellikle sinir hücrelerindeki bu proteinler 1 metreden daha uzun olabilir. Bu taşımacılık görevi çok önemli; çünkü mesafeler uzak olduğundan kargoların başka şekilde hedeflerine zamanında ulaşma imkânı yok. Bu sebeple, motor proteinlerle alakalı bozukluklar ve problemler, özellikle motor nöron dejenerasyonu ve Alzheimer gibi sinir sistemi ile ilgili hastalıklara sebep veriyor.Biraz daha açabilir miyiz?Motor proteinlerin yapısı insanınkine benziyor: İki ayakları, iki bacakları, bir gövdesi ve iki elleri var. Elleri ile kargolara, ayakları ile filamentlere bağlanıyorlar. Bacaklar yürümeyi sağlıyor, ama nasıl? Bunu gözlemlemek için biz laboratuvarda bu proteinlerin bir ayağına sarı ışık yayan, diğer ayağına kırmızı ışık yayan boya molekülü yapıştırdık. Önce, bu boyaların pozisyonunu 1 nanometre (metrenin milyarda biri) çözünürlükte gözlemleyen bir metot geliştirdik. Daha sonra proteinler yürürken boyaların porsiyonlarının nasıl değiştiğini anladık. Bu deney, karanlıkta göremediğimiz bir insanın ayaklarını takip etmek için bir ayağına sarı, diğer ayağına kırmızı lamba bağlayıp lambaların hareketinden kişinin nasıl yürüdüğünü anlamak gibi.Deneyin sonucunda, motor proteinlerin insanlar gibi sağ-sol adımlar attığını gördük. Daha sonraki yıllarda çok çalışılmamış olan dynein proteinin nasıl yürüdüğü, niçin diğer proteinlerin tersi istikamette gittiği, adımları atmak için güç ve enerjiyi nasıl sağladığı soruları üzerine yoğunlaştım. Son zamanlarda kromozomların ucunda hücreyi kanser ve yaşlanmaya karşı koruyan telomer DNA’sı üzerine çalışmaya başladım. Bu DNA parçasının ne şekilde korunduğu ve nasıl sentezlendiğinin mekanizmasını anlamaya çalışıyorum.Gelecekte sizin ilgi alanlarınızdan hayatımızı değiştiren ne gibi yenilikler göreceğiz?Bu alanlardaki önemli gelişmelerin ileride kanser, yaşlanma ve norolojik hastalıkların tedavisinde daha etkin ilaçlar geliştirme konusunda yardımcı olacaklarını düşünüyorum. Günümüzde birçok hastalığın sebebinin bir proteine, hatta bazen proteindeki bir amino asidin mutasyonuna bağlı olduğu anlaşılıyor. Bizim amacımız hücre içinde proteinlerin ve DNA’nın bu harika fonksiyonları nasıl yerine getirdiklerini anlamak. Bunların anlaşılması tedavi yöntemlerini daha spesifik, daha etkin ve zararsız kılabilir.Üniversite sınavında yüksek puan aldınız. Daha popüler bir bölüm okumak yerine niçin bilim adamı olmayı seçtiniz?Fizik bölümünü birinci tercih olarak yazmaya karar verdiğimde ailemden ve çevremden ciddi tepkilerle karşılaştım. Haksız da sayılmazlardı, çünkü fizik bölümünden mezun olan birisinin Türkiye’de piyasada iş bulması kolay değil. Üniversitede akademik pozisyona geçmeleri sonu belli olmayan uzun bir maraton. Bugün bu mantık daha fazla ağırlığını hissettirmiş gibi; çünkü temel bilim bölümleri Türkiye’de tercih sıralarında sonlarda. Bilkent, Boğaziçi gibi üniversiteler dahi çok düşük tercih sırasında öğrenci alıyor bu bölümlere. Acaba memleketimizde en iyi öğrencilerin hepsi gerçekten doktor mu olmak istiyor, yoksa bu meslekte daha kolay para kazanabileceklerini mi düşünüyorlar? Bu işin içinden çıkamıyorum. Öğrenciler belki de geçmişteki bazı acı tecrübelerden dolayı kolaycılığı ve sağlamcılığı tercih ediyor. Oysa olması gereken, herkesin kendi ilgisine uygun meslek seçmesidir; yüksek puanlı popüler bolümler neyse ona göre sıralama yapması değil.Ama bizim yüksek puanlı tıp, mühendislik, hukuk gibi bölümlerden mezunlara da ihtiyacımız var.Elbette, bizim bilim insanlarının sayısından daha çok doktora ve mühendise ihtiyacımız var ama kaliteli bilim insanlarına da ihtiyacımız var. Ben ilgimin bilimsel araştırma olduğuna inanıp kendime güvenerek bu riski aldım. Çevremdeki insanların uyarılarını umursamadan hayatta istediğim şeyi yaptığıma inanıyorum. Hiç de pişman değilim. Bu arada bilimle iştigal etmeyi herkese tavsiye etmiyorum. Bir alanda fazlasıyla yoğunlaşmak ve soyutlanmaktan gocunmayan, sürekli analitik düşünüp kendini yenilemekten usanmayan, ömür boyu yüksek tempoda çalışıp rekabetten çekinmeyen ve bunun neticesinde de çok yüksek bir gelir beklemeyen maceraperest insanların işidir bilim. Rekabette ezilebilecek kişiler için akademik hayatı tavsiye etmiyorum. Amerika’da, sadece en iyi performansı gösterebilen öğrenciler akademisyen olabilir. Doktora programına 50 öğrenci girer, ortalama iki üç kişi hoca olur.Master ve doktora çalışması için neden yurtdışını tercih ettiniz?Bu iş en üst seviyede yurtdışında yapıldığı için. Akademik çalışma yapmak isteyen herkese tavsiyem yurtdışı tecrübesi edinmeleri. İngilizcelerini akıcı bir üslupla konuşacak ve yazacak hâle getirmeliler. Sadece ülkemiz için değil, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde de doktora öğrencileri ve post doktora yapanlar için yurtdışı tecrübesi genellikle birinci tercihtir. 2001’de ekonomik krizin olduğu günlerde üniversiteden mezun oldum. Türkiye’de bilimsel araştırma fonları komik denilebilecek rakamlardı. Sadece birkaç yerde saygıdeğer dergilerde yayınlar çıkıyordu. Şimdilerde daha iyi durumdayız. Araştırma fonları çok daha yüksek, beş altı ayrı üniversiteden güzel yayınlar çıkıyor. Bu da bizleri sevindiren, geleceğe umutla bakmamızı sağlayan gelişmeler.Çalışmalarınızı Türkiye’de sürdürme imkânı var mı? Türkiye’de Ar-Ge için sağlanan sosyal ve mali ortamı nasıl buluyorsunuz?Akademik çalışmalar ve üniversitenin niteliği ve imkânları ile alakalı son 10 yılda oldukça önemli gelişmeler yaşandığı doğru. Fakat Türkiye’deki araştırma fonları geçmişe göre çok daha iyi olsa da Avrupa ve Amerika’nın hâlen çok gerisinde. Birçok genç araştırmacı verilen ödüllerle ülkeye geri kazandırılsa da uzun dönem çalışmaları besleyecek oturmuş bir fonlama sistemi yok. Ayrıca ırk, din, görüş ve arkadaşlık bağları gözetilmeden, objektif olarak önüne gelen projeyi değerlendirme kültürünün yerleşmiş olduğunu kaç kişi iddia edebilir? Türkiye’ye kesin dönüş yapan arkadaşlar en büyük zorluğu üniversitedeki sistemle ve kişisel ilişkilerde yaşıyor. Daha çok özgürlüklerinin bölüm başkanları ve dekanlar tarafından tahakküm altında tutulduğundan, ders yükünün fazla olmasından dolayı araştırma yapmaya vakit bulmadıklarından, hizipçiliğin ve adam kayırmanın yaygın olmasından, hocaların dünya görüşüne göre değerlendirmesinden, akademisyenlerin birbirleriyle ortak proje yapmak yerine kutuplaşması neticesinde kavgalı olmasından şikâyet ediyor. Türkiye’de bilimsel araştırma yapacak gerekli niteliklere sahip öğrenci bulmak ve uygun şartları taşıyanları burada tutmak da çok kolay değil. Bu ancak sürekli üstüne koyarak, imkânları ve bilimsel atmosferi geliştirerek mümkün olabilir.Sizin çalıştığınız üniversitede bu türden sorunlar yaşanıyor mu?Bu tip problemlere bazen burada da rastlıyoruz; fakat burada sistem uzun yıllar öncesinden oturtulmuş. Herkese kendi işine bakması, yöneticilere de altındaki çalışanları mutlu etmesi öğretilmiş. Ben mesela kendi üniversitemde mesai saatlerinde politika, din, futbol, siyaset ve dedikodu konuşulduğuna fazla rastlamadım. Ne zaman bu mevzuları aşarsak gerçek başarının onun akabinde geleceğine inanıyorum.ABD’de durum nasıl? Ne gibi teşvik edici veya tam tersi işinizi zorlaştıracak kişi ve uygulamalarla karşılaştınız?Mesela, ben Amerika’nın en saygın üniversitelerinden birinde çalışıyorum. Buradaki ortam araştırma yapmak için çok uygun. İyi öğrenci bulmakta zorluk yaşamıyorum. Bu öğrenciler özgüveni, genel bilgisi, bağımsız düşünebilme ve kendini ifade edebilme yönüyle Türk öğrencilerinden genelde daha iyi eğitim almışlar. Bizden de çok iyi öğrenciler çıkıyor ama içindeki cevheri ortaya çıkarmak için saçlarınızın bir kısmından feragat etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu da eğitim sistemimizin hâlen ezberciliğe, sınava ve teste dönük olmasından; eleştiriye, sunuma, projeye, aktiviteye Batı ülkeleri seviyesinde yer vermemesinden kaynaklanıyor. Burada sistem oturmuş, dönemde maksimum üç saat ders veriyorum, geri kalan vaktimi öğrencilerime ve araştırmalarıma adıyorum. Kimse benim Türk olmama, Müslüman olmama, İngilizceyi aksanlı konuşmama vesaire takmış gibi gözükmüyor. İşimi yapmak için idarecilerle ve üniversite sistemi ile mücadele etmeme gerek kalmıyor. Açıkçası zihin olarak rahatım ve başarılı olamazsam bunun tek sorumlusu benim. Bu duygu da beni mutlu ediyor ve çalışmamak ve tembellik yapmak için bahane üretemiyorum.Amerika’da hiç mi zorluk yok?Engeller yok mu, elbette var. Mesela bir yabancı olarak Amerikalılarla çok sıcak ilişkiler geliştirmek veya bazı kişilerin kurduğu arkadaşlık ortamına dâhil olmak kolay olmuyor. Çevre edinmek için ekstra gayret göstermek gerekiyor. Bazı öğrenciler kendi kültürüne daha yakın olduğundan yerli hocaları tercih edebiliyor. Bir de burada yerli yabancı herkesi ilgilendiren zorluklar var. Mesela, üst seviyede araştırma yapmaya çalışan kişiler arasında rekabet bazen dayanılması zor bir hâle gelebiliyor. Öndeki kişiler sürekli değişebiliyor ve sadece sürekli iyi iş üretebilen kişiler ayakta kalabiliyor. Ayrıca, son birkaç yılda bütçe kesintileri sonucu araştırma fonları çok düştü. Eskiden yüzde 20’lik kesim rahattı. Bugün bu oran yüzde 4 seviyelerinde. Geri kalanı ise ‘Araştırmalarımı devam ettirebilir miyim?’ endişesi yaşıyor.Bir gün memlekete dönmeyi düşünüyor musunuz?Neden olmasın? Memleketimde yaşasam çok daha mutlu olacağım. Sosyal hayatımın şimdikinden katbekat daha aktif olacağına eminim. Benim için Türkiye’nin yemekleri, tarihi, kültürü, aileme yakın olmak, futbol maçlarını akşam saatlerinde televizyondan seyredebilmek gibi sayısız avantajları var. Fakat hâlen üniversite sistemindeki sorunlar, temel bilimlere karşı ilgisizlik ve memleketteki siyasi belirsizlikler –ki her şey eninde sonunda buna bağlı– burada kalmamın şu an daha mantıklı olduğunu hatıra getiriyor.Dünyadaki yaygın kapitalizm bilimsel çalışmaları bir yönden teşvik edici gözükürken diğer yandan para ve kâr ile ölçerek fren görevi görmüyor mu? Bu konuda devletin teşvik edici görevi hakkında neler söylersiniz?Elbette! Özellikle küçük ülkeler bilimsel çalışmalara pragmatik yaklaşıyor. Verilen paranın üç sene sonunda 10 katıyla geri gelmesi hayallerini kuruyor. O sebeple teknoloji desteklenirken temel bilim atıl kalıyor. Fakat teknolojik araştırmalar temel bilimden beslendiğinden ülkede bu konuda yeterli birikim yoksa 10 sene sonra nefes kesiliyor. Maratona devam edemiyorsunuz. Ayrıca, sürekli o ülke ile alakalı sorunları çözücü araştırmalar yapılıyor. Mesela bizde Kırım-Kongo kenesi veya sadece ülkemizde bitkilerde görülen özel bir hastalığın çaresi gibi. Bu araştırmaların çoğu başkalarını fazla ilgilendirmediğinden dünya çapında fazla ilgi göremeyebiliyor. Doğru olanı, teknoloji, sanayi, sağlık ve tarım problemlerimizi çözmeye çalıştığımız gibi meseleyi bir bütün olarak ele almamız gerekiyor. Mesela ilaç sanayiinin memleketimizde özgün bir ilaç üretebilmesi için öncelikle hayvanlar üzerinde ilaç test edebilen akredite sahibi laboratuvara ihtiyaç var. Ayrıca o kurumda çalışabilecek nitelikte biyolog yetiştirebilecek altyapı lazım. Biri olmadan diğer basamağa zıplayamazsınız.Türkiye’deki üniversitelerin istenilen yere varmasının önündeki en büyük engel nedir?Konunun uzmanı olduğuma inanmıyorum. Mevzunun televizyon kanallarında hatta TBMM’de enine boyuna tartışılması gerektiğine inanıyorum. Kendi dar anlayışımla, en önemli sorun bence sistem eksikliği. Mesela burada post doktorasını tamamlayıp tüm enerjisi ile Türkiye’ye yardımcı doçent olarak dönenler şunları söylüyor: “Haftada 10-20 saat derse giriyorum, bırak makale yazmayı konuşacak hâlim kalmıyor. Dersin asistanı yok, haftada 200 sınav kâğıdı okuyorum. Bölümlerde finansal, yönetimsel ve lojistik yardım sunabilecek sekreterler yok. Her şeyi hocaların kendisinin yapması bekleniyor. Yeni gelen her bölüm başkanı bölümü krallıkla yönetmeye kalkıyor. Kendi yönetimsel fantezilerini hayata geçiriyor. Mesela her hocaya gelirken ve çıkarken kâğıt imzalattıran bile var.” Vakıf üniversitelerine, Boğaziçi ve İTÜ gibi okullara gidenler daha iyi bir ortamla karşılaşıyor. Fakat bu okullar üzerlerine düşen liderlik vazifesini ne kadar yerine getiriyor? Ne kadar ses getiren bilimsel çalışma yayımlayabiliyor? Doktora yapacak nitelikli öğrenci bulamamanın, fonların kısıtlı olmasının, ders yükü yoğunluğunun, politik ve kişisel ayrışmaların buralarda da geçerli sorunlar olduğuna inanıyorum. Aslında keşke buradaki birçok araştırmacı ile kapsamlı bir araştırma yapılsa. En temel mevzulara YÖK ve TÜBİTAK çare arasa, belki bir kısım sorunları kısa zamanda aşabiliriz.MAKALE SAYISI PATLADI AMA ATIF SAYISI YERLERDETürkiye’de nasıl bir sistemle bilimsel gelişmenin önündeki engeller kalkar?Aciliyeti olan meseleler var. Araştırma fonlarını artırmak, üniversite sayısını artırmak, üniversitelerde kadro açmak, ders yükünü limitlemek, gelişen alanlara yatırım yapıp, geçerliliği kalmamış bölümleri azaltmak, eğitim teknolojilerine kaynak yatırmak gibi. Bir de bazı temel sorunlar var ki bunları kâğıt üzerinde çözmek o kadar kolay değil. Bir kere insanımızı çalışarak ve alanında başarılı olarak hak ettiği yerlere gelebileceğine ikna etmemiz lazım. Sürekli başarıyı ödüllendirmek, teşvik etmek ve imkânları ilk başta bu kişilere sunmak lazım. Başarıyı ödüllendirme sisteminin boşluklara meydan vermeden oluşturulması, boşluklardan fayda sağlamak isteyebileceklere fırsat tanınmaması lazım. Mesela, TÜBİTAK makale başına para vermeye başladı. Türkiye’de çıkan makale sayısı İsrail’dekini geçti. Fakat makale başı atıf sayısı yerlerde geziyor. Demek ki makalenin niceliği değil, niteliği önemli. Uluslararası konferansa katılanlara teşvik amaçlı para önerildi. Bu sefer Bulgaristan’da Azerbaycan’daki adı sanı duyulmamış konferanslara gidişler arttı. Alınan her fon başına hocalar kendilerine ekstra maaş yazabiliyor. Bu sefer iş ticarete döner oldu. Tabii ki başarılı olan akademisyenler daha çok kazanmalı. Ama diğerlerinden beş on kat daha fazla değil. Ayrıca insan kayırmanın, fişlemenin, ahbap çavuş ilişkisinin, torpilin olduğu bir ortamda bu dediklerim olmaz. Mesela burada rektörler ve dekanların çoğunluğu tartışılamayacak derecede başarılı isimlerdir. Ödüller üç aşağı beş yukarı hak edene verilir. Böylelikle insanlar bütün gün başkalarını ve yapılan haksızlıkları konuşmaz, işlerine bakar. Son olarak, tartışmaya açık bir önerim var; Türkiye’deki akademik ortamın bir adımda düzelmesi mümkün değil. Bunun yerine beş on tane pilot üniversite belirlenip onların 10 sene içerisinde dünya standartlarına çekilmesi ve diğer kurumlara örnek olmaları daha isabetli bir strateji olabilir. Her üniversitenin doktora programı açmasına gerek yoktur. Bir kısmı öğretim, bir kısmı araştırma üniversitesi olarak ayrılır, imkânlar gereksizce dağıtılmamış olur. Dünyanın birçok ülkesinde üniversiteler arası farklı kategoriler vardır. Bizdeki gibi her şey tek elden, merkezî yönetilmeye çalışılmaz.
Reklam