Forbes dergisinin yaptığı araştırmaya göre Iron Man/Demir Adam filminin yıldızı Amerikalı aktör Robert Downey Jr, beyazperdede en çok kazanan aktör seçildi.
'Dur! Bırak! Kaynasın kahvenin suyu. Bana İstanbul’u anlat nasıldı? Bana Boğazı anlat nasıldı?' diyenlerdensen güzelim, yemyeşil İstanbul 10 Yeşilçam filminde betonsuz ve kirlenmemiş işte böyleydi..
Man About Town (Şehrin Adamı)Jack Giamoro son derece zengin ve başarılı bir menajerdir. Los Angeles’da kayda değer bir kariyere sahiptir. Ancak bir gün gelir ve hayat onu sınar. İlk olarak karısının, kendisini bir müşterisi ile aldattığını öğrenir. Ardından bir talihsizlik sonucu kendi özelini yazdığı günlüğü, dişli bir muhabirin eline geçer. Yitirmekte olduğu şeylere sahip çıkmak adına attığı adımlar, ne yazık ki Jack’i hatalar silsilesine sürükler. Aile, sadakat, özgüven ve rekabet gibi konulara odaklanan bu dramatik komedi, özgün bir bakış açısı ile perdeye aktırılmış görünüyor.IMDb 5,6
İtalyan anne Barbara Anibaldi kızını sevdiği filmler ve masalların kahramanları gibi giydirip fotoğraflarını çekmek için bir projeye başlar. İşte anne kız ilişkisinin ne kadar sevimli ve uyumlu olabileceğinin kanıtı olan o fotoğraflar.
Merakla beklenen Deadpool'un yeni fragmanı yayınlandı. Eğlenceli bir katil olan Deadpool'un filmde aksiyonla birlikte mizah yeteneklerini de ön plana çıkardığını görüyoruz. Tek kelime ile muhteşem!
Gösterime girdiği yıl izlenme rekorları kıran 'Düğün Dernek' filminin ikincisinin çekimleri Sivas'ta başladı. Sivas Valisi Alim Barut, film setini ziyaret ederek oyuncularla sohbet etti.
Yüzüklerin Efendisi serisi zaten her birimizin gönlünde ayrı ayrı yer etmiştir fakat bu ilginç bilgileri de öğrendikten sonra bir kez daha izlemek şart oldu!
Eminim çevrenizde romantik komedi türüne tamamıyla karşı olan arkadaşlarınız vardır. Belki de bu kişi sizsiniz. Türün o kadar da bayağı olmadığını göstermek istercesine çekilmiş 12 filmi sizler için bir araya getirdik.
'Eski film' denince muhtemelen pek çoğumuzun aklına 'izlerken uyunacak filmler' gelir, hele bir de siyah-beyaz ise. Fakat modern sinema endüstrisi artık içimizi kaldıran klişeleri salt pazarlama stratejisi olarak sinemanın değişmezi haline getirmeden önce beyaz perdede sanat, derinlik ve -belki de en önemlisi- insanın ta kendisi vardı. En nihayetinde bol patlamalı, saçma sapan aksiyonlu ve izleyene hiçbir şey katmayacak filmlerden artık gına geldiyse, sinemaya gitmek dahi içinizden gelmiyorsa, ya da 'izlediğim film bende iz bırakmalı' düşüncesindeyseniz, çok doğru yerdesiniz. O halde başlayalım, değil mi?
JK Rowlig'i Dünyanın en zengin kadını halini getiren Harry Potter dünya üzerindeki milyonlarca insana da yaşamak isteyecekleri muhteşem bir dünya sundu. Fantastik edebiyatın en büyük fenomenlerinden biri elbette beyaz perdeye de yansıdı, 7 kitaplık muhteşem serinin yanına 8 filmlik oldukça ses getiren bir de DVD arşivi hazırlamamıza neden oldu.Ancak bu filmlerin hiçbir zaman tatmin edemediği bir grup var. Harry Potter'la kitaplar vesilesiyle tanışmış olan kişilerin geneline göre 4 yönetmenin elinden geçen film serisi büyük bir hayal kırıklığı. Haklılar mı? Kesinlikle. Peki bunun nedenleri neler?
35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da bölgedeki hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında; Baran...Baran 35 yıl sonra hapisten çıkınca ilk işi köyüne dönmek olur. Ama doğduğu topraklar şimdi baraj suları altındadır. Geçmişin izlerini sürmeye başlayan Eşkıya, yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşının ihaneti neden olmuştur. Bu arkadaş Eşkıya Baran'in çocukluk aşkını, Keje’yi satın alarak İstanbul’a kaçmıştır. Eşkıya ne İstanbul’u ne de arkadaşının adresini bilmemektedir. Tren'de, Tarlabaşı'nın arka sokaklarında büyümüş, pavyon, kumarhane, uyuşturucu muhabbetinin içinde yaşayan Cumali adlı genç bir adamla tanışır. Onla birlikte İstanbul'a gider ve kendisinin derdinin yanında bir de Cumali'nin derdiyle uğraşmaya başlar. İstanbul ve bu karanlık sokaklar adım adım sevdiği kadın Keje ye yaklaştırır Eşkıya'yı....
Hollywood'un binbir surat aktörü Gary OLDMAN'ın sinematografisinde iki film var ki diğerlerinden farklı olarak değerlendirilmeli. 'Leon: The Professional' ve 'Immortal Beloved' Bu iki filmin ilk ortak özelliği, iki filmin de 1994 yapımı olması. Yani peş peşe çekilip vizyona girmişler. Peki hangisi önce? Leon! İkinci ortak nokta ise, Gary Oldman canlandırdığı karakterlerde ya Beethoven'in kendisi, ya da hayranı durumunda. 'İmmortal Beloved' filmi, ünlü Alman besteci Ludwig Van Beethoven'in biyografisinden kesitler sunarken başrolde kim var? Tabi ki Gary Oldman!...Peki Leon: The Professional filmindeki güzeller güzeli Mathilda'nın ailesini katleden o psikopat polis memuru kim? Tabi ki Gary Oldman!Bir diğer ortak nokta da şu ki; Gary Oldman sanki aynı gün içinde bir setten çıkıp diğerine koşturmuş ve rolleri fena halde karıştırmış. Immortal Beloved filmindeki adresif Beethoven canlandırması ile, Leon filmindeki polis memurunun agresif hareketleri yanyana konulduğunda arada pek de fark göremiyor insan. Zaten Gary, Leon filminde ortalığı kan gölüne çevirirken de kulağında kulaklıkla BEETHOVEN! dinlemektedir. Hatta filmin bir sahnesinde uzunca bir Beethoven muhabbeti döner ki hemen ardından duvarın önünde boş parmaklarla Piyano çalar. (ortada Piyano falan yok)Buyrun size bu iki filmden kesitler eşliğinde Gary Oldman çılgınlığı! Bunu herkes izlemeli...EVERYONE!!!!! (filmi izleyenler kaptı mevzuyu hemen)