Yerel Seçim Haberleri

Yerel Seçim ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Yerel Seçim ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Siyasette Artık LGBTİ'ler de Var
Yıllardır rengârenk gökkuşağı bayraklarıyla her türlü siyasi olayın içerisindeydiler. Artık kitlesel partilerin içerisine de girdiler. Kitlesel örgütlerde siyaset yapan ve yerel seçimde adaylıkları bulunan LGBTİ'ler anlatıyor... Her gün yeni bir yerel seçim adayı tartışılırken bu yerel seçimler öncesinde LGBTİ bireyler de yerel seçim adaylıklarında yerlerini aldı. Yıllardır aktif siyasetin içerisinde olmalarına rağmen görünürlük sorunu yaşayan LGBTİ’ler ÖDP deneyiminden sonra ilk defa kitlesel partilerin içerisinde kendilerini ifade edebilmenin memnuniyeti içerisinde. Pek çoğu LGBTİ’lerin siyasette yer alması için geç olduğunu düşünse de “Zararın neresinden dönülse kârdır” diyorlar. Kim bilir, belki de bu görünürlük hali diğer siyasi partilerde yer alan ve kendilerini saklayan LGBTİ’lere de cesaret verir. CHP ve HDP’de siyaset yapan LGBTİ’lere bu değişimi sorduk, onlar da yanıtladı. Ebru Kırancı HDP Beyoğlu Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 53 yaşında, altı sene Zonguldak Belediyesi’nde çalıştı, yıllardır İstanbul LGBTT Derneği aktivisti. “LGBTİ’lerin siyasette daha aktif rol oynaması önyargıları değiştirecek. Bana göre zaten bu çok geç kalınmış bir karar. LGBTİ’ler zaten 30 senedir aktif olarak politikanın içerisinde. Zaten trans olduğum için yeterince politik bir duruş içerisindeyim. 87 yılında Gezi Parkı’nın merdivenlerinde yaptığımız açlık grevlerini hatırlıyorum. Yine 15 yıl önce ÖDP’de yer alan LGBTI bireyleri unutmamak gerekiyor. Benim için Beyoğlu’nun ayrı bir önemi var. Beyoğlu’na yeni gelen her polis amiri ilk önce trans bireylere saldırıyor. Tarlabaşı’nda yapılan dönüşümler zaten LGBTİ’leri şehirden dışlamak için yapılan politikalar. Bunları Belediye Başkanı’na sorduğunuz zaman “Biz zaten onları şehrin içerisinde istemiyoruz” diyor. Biz kendi kentimizle ilgili söz sahibi olmalıyız. Ayrıca partilerin “Biz bunu tabanımıza nasıl açıklarız” endişesinden bıktım. Bana göre LGBTİ’leri tüzüğe almak da yetmez. LGBTİ’lere dokunmaları onları daha çok görmeleri lazım.” Cihan Erdal HDP Parti Meclisi Üyesi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji yüksek lisans öğrencisi, daha önce ÖDP, EDP ve Yeşiller Sol Gelecek Parti’sinde aktif olarak siyaset yaptı. “LGBTİ kotasını ilk olarak EDP’de uygulama kararı almıştık ancak fiilen gerçekleştirememiştik. HDP, LGBTİ meselesini ilgilendiği temel sorunlardan biri haline getirdi. HDP’nin siyasete bakışında “ Türkiye ’deki en önemli sorun şu ve biz sadece bununla ilgileniriz” bakış açısı yok. Solun ve kimliklerin tüm sorunları HDP’nin temel meselesi. LGBTİ’lerin yerel seçimlerindeki aday adaylıkları temsili bir adım olmanın ötesinde HDP’nin fiili olarak LGBTI dostu belediyecilik getireceğinin bir kanıtı. Sedef Çakmak CHP Beşiktaş Belediye Meclisi Üyesi aday adayı, 31 yaşında LGBT Dayanışma Derneği ve Lambdaİstanbul’da çalıştı. İki yıl SPoD Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bireylerin kendi yaşadıkları kentler hakkında söz sahibi olabilmeleri için sadece LGBTİ bireyler değil bütün kesimler yerel siyasette yer almalı. 20 yıldır yükselerek görünürlüğünü arttıran, Gezi Direnişi’nde deyim yerindeyse rüştünü ispatlayan Türkiye’deki LGBTİ Hareketi’nin doğal olarak ilerlediği nokta, bünyesinden siyasette açık kimlikleriyle yer alacak LGBTİ bireyleri çıkarması. Sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanan Türkiye’de bu bireylere yönelik yerel yönetimler ve genel yasalar açısından halihazırda hiçbir çalışma yürütülmüyor. LGBTİ bireylerin yerel yönetimlerde yer almasının bu alanda hizmetleri ve çalışmaları başlatmak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer nokta da LGBTİ politikalarının sadece cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim ile sınırlı olmaması. Mesela yaşı ilerlemiş bir trans kadının ayrımcılığa uğramadan ev bakımı hizmetinden yararlanması gerektiğini söylediğinizde bu mevzu aynı zamanda yaşlı bakımı ile de ilgili. Levent Pişkin HDP Beyoğlu İlçe Başkanı, HDK Merkez Yürütme üyesi. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunu, avukat. LGBTİ’ler artık karma yapılar içerisinde daha açık bir biçimde bulunuyorlar. Türkiye siyasetindeki önemli yapılar içerisinde açık kimlikleriyle hem yapı içerisine dair söz söylüyorlar, hem de yapının dışa doğru LGBTİ politikası yapmasını sağlıyorlar. Seçimler gündeminde değerlendirecek olursak mesela adaylıklardan tutun, seçim bildirgesinde LGBTİ taleplerinin yer bulması bunun ve 22 senedir yürütülen örgütlü mücadelenin sonucu. Keza daha evvel karma yapılar içerisinde gizlenmek zorunda kalan LGBTİ’leri de bu görünürlük cesaretlendiriyor. Siyasi yapılar artık LGBTİ politikası yapmaları gerektiğinin farkındalar ve bu farkındalığa bu görünürlük katkı sağladı. Gezi’de görünen gerçekliğimizi tüm alanlara taşıyoruz. Artık birtakım meseleler tartışılırken LGBTİ’ler unutulmuyor. Haber: ECE ÇELİK
'Paralel Devleti Siz Kurmadınız mı?'
Almanya'da dış politika uzmanlarıyla buluşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyetteki paralel devleti hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan ise, 'Yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında belli bir paslaşma ile hükümete, devlete karşı bir eylem söz konusu' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini ise Türkiye'deki yatırımların önünü kesmek isteyen çevrelerin girişimi olarak nitelendirdi. Erdoğan, basın özgürlüğüne ilişkin bir soruya da, 'Tabi Sınır tanımayan muhabirler gerçekten sınır tanımıyorlar' diye yanıt verdi. Berlin'deki Alman Dış Politika Cemiyeti'nde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, burada dış politika uzmanları, akademisyenler ve gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan'a ekonomik durum, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, Türkiye'de gazetecilerin tutuklu olması, ifade özgürlüğüne ilişkin sorunlar ve Suriye meselesi soruldu. Başbakan Erdoğan, 'Faiz oranının yoğun artışı Türkiye’de bir krize neden olabilir mi?' şeklindeki soruya, Türkiye'nin 2013'teki büyüme rakamlarıyla yanıt verdi ve 'Bizler istikrar ve güven sayesinde aynı kararlılıkla yüzde 4 gibi bir büyümeyi ortalama olarak bu 2013’ün ilk üç çeyreğinde yakaladık, dördüncü çeyreğin neticeleri yok ama, 3,8 ile bunu tamamlayacağız. Ki 3,8 de şu anda dünya geneline baktığınız zaman ilk beş içerisinde yer alıyor. İlk beş içerisinde yer alması da Türkiye’nin nerede olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli' dedi. Yolsuzluk sorusu Erdoğan, 'Yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili Türkiye’de güvenin tesisi için neler düşünüyorsunuz?' şeklindeki bir soruya ise şu yanıtı verdi: 'Bir şeyi özellikle ifade etmem lazım. Bu son 17 Aralık’ta yaşanan olaylarla ilgili çok ciddi dezenformasyonun etkisi altında olduğunuzu görüyorum. Türkiye’de bir yolsuzluk olayının olduğu, bunu eğer kişisel olarak değerlendiriyorsan bu ayrı bir konudur. Ama bunu yönetimde bir yolsuzluk olayı olarak değerlendirirseniz bu yanlış bir tespittir.' Gezi Parkı eylemlerini üçüncü havalimanıyla ilişkilendirdi Erdoğan yanıtında Gezi Parkı eylemlerine de değindi ve eylemleri öncesinde yapılan üçüncü havalimanı ihalesiyle ilişkilendirerek, şunları ileri sürdü: 'Biz Gezi olaylarını yaşadık. Gezi olaylarının olduğu mayıs ayında önce nelerin olduğunu bilmenizi isterim. Örneğin o ay içerisinde Türkiye üçüncü havalimanı ihalesi denilen ve yıllık yolcu kapasitesi 100 milyonun üzerine çıkan, dünyanın ilk üç havalimanı arasında yer alacak bir ihaleyi gerçekleştirdi. Bunun maliyeti 42 milyar dolar. Buna devlet olarak biz bir kuruş para koymuyoruz. Sadece 20 yıl kullanım hakkını veriyoruz. Her şeyi kendileri harcayacaklar. Beş Türk ortağın bir araya gelerek yapacağı bir havalimanı olayı. Yine aynı süre içerisinde 2,5 milyar dolara mal olarak bir üçüncü köprüyü yaptırıyoruz. İstanbul İzmir arasında yapılmakta olan ve üç saate düşürecek olan bir otoyol. Ve bunun üzerinde dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi kuruluyor. Bu arada yine Marmaray’ın açılışının yapıldığı bir ay. Yüksek hızlı trenin aynı sürece rastladığı bir süreçte ortaya böyle bir şey çıkıyor. Ortaya çıkan olayda ne var? Deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. Neymiş o? 12 ağaç oradan sökülüyor, başka yere dikiliyor. Bu gerekçe gösterilerek bu tür adımlar atılıyor. Bunlar tabi çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın fidan ve ağaç diken bir iktidar olduğumuzu dostlarımızın bilmesi lazım. Tüm esnafın halkın cam çerçeve ticarethanelerini böyle bir noktaya getirmek herhalde demokratik bir tavır değildir. Demokraside haklar sandıkta aranır. Hiçbir zaman molotofla sopayla aranmaz diye düşünüyorum. Bir ülke ihracatını 36 milyardan 152 milyar dolar acıkan bir iktidar yolsuzluklarla buraya gelebilir mi? Diyoruz ki bakın 3 Kasım 2002’den bu yana üç genel seçim, iki yerel seçim, iki referandum yaşadık. Başarıyla çıktık. Şimdi 30 Mart’ta yine bir seçim yapacağız. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa, demek ki bu iktidar dürüsttür.' 'Orada Gezi mezi olayı da değil' Bir katılımcı Erdoğan'ın konuşmasında Türkiye'nin insani hedeflerinden bahsettiğini hatırlatarak, 'Polisin Gezi Parkındaki göstericilere karşı tavrını bununla nasıl bağdaştırıyorsunuz?' dedi ve şunları ekledi: 'Siz, 'demokrasinin seçimler sandık üzerinden geçer' dediniz, fakat seçimler bir çoğunluğun, AK partili bir çoğunluk. Ama toplum içerisine onu seçmeyenlerin de dahil edilmesi gerekiyor. Bu güçlerin seçimler esnasında diyaloğa nasıl katmayı düşünüyorsunuz?' Erdoğan ise şu cevabı verdi: 'Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. Öyle kalkıp da biz çoğunluğun azınlığa egemen olmasını istemesek de, azınlığın da çoğunluğa baskıcı egemen, şiddete başvurmak suretiyle evet diyemeyiz. Şimdi Gezi olaylarını söylüyorsunuz. Siz Frankfurt’taki, Hamburg’daki eylemler yaşandı. Bizim polisimizde mukayese edilemeyecek şekilde görüntüler yaşandı. Bu görüntüler benim elimde var. Bunları nereye koyacaksınız? Orada Gezi mezi olayı da değil. Bakın Taksim’de çok farklı düşüncelerim vardı. Türkiye’de, bir tane opera binası yoktur. Taksim’de bir kültür merkezini opera binası yapma hevesi vardı. Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki hayır yaptırmayız dediler. Burası deprem tehdidi altında bir yer. Gezi Parkı denilen yer, kışlaydı. Büyük şehirlerde müzeler vardı. Biz aynı kışlayı inşa edelim, bunun üzerine şehir müzesi haline getirelim istedik. Dediler ki hayır, istemeyiz. Şimdi bu özellikle geçmiş dönemlerde komünist rejimlerde olan yaklaşım biçimiydi. Yeni bir şey yapacaksanız buna her zaman karşı çıkarlardı. Biz bunları yapmak istiyoruz.' Erdoğan, Mor Gabriel Kilisesi'nin sorunun çözdüklerini ve Sümela Manastırını açtıklarını söyleyerek, 'Azınlığın haklarını korumak budur. Biz bunun adımlarını attık' dedi. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerindeki polis şiddetine ilişkin de 'Bölücü terör örgütü ve yanlı terör örgütleriyle atılan adımlar varsa, müsaade edin de güvenlik güçleri yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da hiçbir zaman standartların dışında değildir' diye konuştu. 'Gezi'ye AK Parti seçmenleri de katılmıştı' Erdoğan'ın bu anlattıkları üzerine salondan Gezi Parkı eylemlerine katılanlar arasında AK Parti seçmenlerinin de bulunduğu hatırlatılarak, 'Mesela halkın, sadece hükümetin hediyelerini kabul etmek değil de, şehrin politikalarına katılım sağlamalarını hakkında ne düşünüyorsunuz?' şeklinde bir soru geldi. Erdoğan ise şöyle konuştu: 'Bize bu tür politikalara katılmak için gelenlerin teklifleri gördük. Onların tekliflerinin dışında, adeta kanun yapıcı noktada kendilerini görme, yani yasama organının yapması gerekenleri, kendilerini yükselttiğini görüyoruz. Bir şehrin vatandaşın öyle taleplerde bulunur ki, bunun bir kabul edilebilirliği olur. Ama bu yoksa, bu konuda yetki kimdedir? O şehrin meclisindedir. O şehrin meclisi bununla ilgili kararı alır. Fakat çok daha farklı şekilde, eğer merkezi yönetimi bu ilgilendiriyorsa, federal meclisi ilgilendiriyorsa, burada da yasama organı bununla ilgili adımı atar. Eğer halkın iradesine saygı duyacaksak, halk ne dersek o olacaksa, o zaman biz yasama organının çıkaracağı bu yasalara uymak zorundayız. Burada halkın iradesini kazanamayanların, halkın iradesi üzerinde şiddetle egemenlik kurmayı gerektiriyor ki bu demokrasilerde kabul edilemez.' 'Mustarip olduğunuz paralel devleti siz kurmadınız mı?' Erdoğan'a 'paralel yapı' iddiaları da soruldu. Internationale Politik Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sylke Tempel, Erdoğan'a geçmişteki AK Parti-Cemaat ortaklığı hatırlatılarak, 'Acaba şu anda mustarip olduğunuz ve karşı durduğunuz, hem yargı hem emniyette olan bu sistemi hükümet olarak siz kurmadınız mı?' sorusu yöneltildi. Erdoğan; bu soru üzerine şunları söyledi: 'Şu anda mevcut sistem belli bir hareketin grubun oluşturduğu bir sistem değildir. Bu tüm Türkiye’de çeşitli STK’ların ortaya koymuş olduğu düşünceler neticesinde oluşturulan bir yapıdır. En son mesela referandum yüzde 58’le çıkmış bir referandumdur. Bunun içerisinde her grup var. burada belli bir grup söz konusu değil. Özellikle de yargı ve yürütmenin güvenlik ayağında, belli bir paslaşmanın olması, bu paslaşmayla birlikte hükümete karşı devlete karşı bir eylem oluşturulması söz konusudur. Böyle bir adımın atılmasına tabii ki sessiz kalınması mümkün değildir. Bu bir başkası da olabilirdi. Daha önce mafya, çete bunlar bunu yapmak istediler. Bu işin Türkiye’de mafya çete ayağını çökerten bir iktidarız biz. Daha sonra da bu tür örgütlenme ortaya çıktı. Nereden çıkarsa çıksın... Bunun önünde dershaneler meselesi vardır. Bizim tavrımız, artık devletin okulları vardır, kolejler vardır. Yani koleje para ödeyecek, dershaneye para ödeyecek. Benim vatandaşım 'devletin okulu varsa bunlar niye var' diyor. Bunlar yanlış şeylerdi. Bunlara bizim müsamaha etmemiz mümkün değildir. Belli bir süre verdik. Burada ciddi bir rant söz konusuydu. 'Siz mi böyle yapıyorsunuz' diyerek böyle bir süreç başlatıldı. Böyle bir sürece bizim müsaade etmemiz mümkün değil. Yargıdaki paralel yapılanma, diğer kurumlardaki yapılanma, özellikle şu anda farklı bir sürecin içerisinde girecektir. İşin en çirkin boyutu şudur: Şantajlarla, ortam dinlemeleriyle, bütün bunların yanında görüntülemeyle, bir çok güvenlik mensupları yargı mensupları tehdit altına alınmıştır. İş adamına hareket etme, etmediğin takdirde elimizde belgeler var. onları ifşa eder. Bunu bakan arkadaşlarımıza da yaptılar. Dolayısıyla biz de diyoruz ki, böyle bir şeye bizim asla müsaade etmemiz mümkün değil. Bedeli ne olursa olsun bu iş çözüme kavuşturulacaktır. 30 Mart bunun dönüm noktası olacaktır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.' 'Tutuklular normal gazeteci değil, silah yakalatmış terörist' Erdoğan'a iddia ettiği yapıların açığa çıkarılması için özgür bir basın olması gerektiğini hatırlatan salondaki katılımcılardan biri, 'Bu paralel yapıları açığa çıkarmak gerekiyorsa, serbest çalışan bir medya önemli değil mi? En fazla tutuklu bulunan gazeteci Türkiye’de görünüyor' dedi. Erdoğan, bunun üzerine sözlerini şöyle sürdürdü: 'Yani başbakanına her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Ailesine her türlü hakareti yapabilen medya Türkiye’de var. Şu anda en çok içerde dediğiniz Türkiye’de, normal basın mensubu parmak sayılarını geçmez. Diğerleri, büyük bir çoğunluğu terör örgütleriyle ya silah yakalatmıştır ya eylem hareketindedir. Bunlar hep sizlere dezenformasyonla aktarılan bilgilerdir. Geçen işte Brüksel’de rakamlarıyla hepsini açıkladım. Normal sarı basın kartı olanların sayısı 5 veya 10 sayısında. Yani AB ülkelerinde, gerçek manada basın mensuplarının çok çok üstünde şu anda tutuklu olduğunu biliyoruz. Bu noktalarda kaynağından incelersek çok daha isabetli olur diye düşünüyorum.' CNN Türk
5 Farklı Anket, 5 Farklı Sonuç
30 Mart öncesinde, kamuoyu yoklamalarıyla ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, kamuoyu yoklamaları ve tahminleriyle ön plana çıkan araştırma şirketlerinin birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketleri dikkat çekiyor. Peki son anketlere göre partilerin oy oranları kaça ulaşıyor? İşte birbirinden çok farklı sonuçlara ulaşan anketler ve partilerin aldığı oy oranları. AK PARTİ 'DE YÜZDE 12.6'LIK UÇURUM Son kamuoyu araştırmalarına göre Ak Parti'nin oy oranları yüzde 49 ile yüzde 36,4 oy oranı arasında bulunuyor. Ak Parti'nin oy oranları sırasıyla GENAR anketinde yüzde 49, KONDA anketinde yüzde 47.7, Sonar anketinde yüzde 42.3, KONSENSUS anketinde yüzde 41.7, CİHAN'ın anketinde ise en düşük olan yüzde 36,4 olarak yer alıyor. CHP YÜZDE 30'U ZORLAYACAK CHP'nin anketlerdeki oy oranları ise yüzde 29.8 ile 26.5 arasında sıkışmış durumda. CHP'nin oy oranları Sonar anketinde yüzde 29.8, KONSENSUS anketinde yüzde 29.5, CİHAN anketinde yüzde 28.8, KONDA anketinde yüzde 28.2, GENAR anketinde ise yüzde 26.5 olarak sıralanıyor. MHP'DE DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ MHP en yüksek oy oranına yalnızca CİHAN'ın anketinde ulaşıyor. MHP'nin oy oranları anketlerde en yüksek yüzde 20,5 ile en düşük yüzde 13.5 gibi oldukça geniş ve tutarsız bir aralıkta yer alıyor. MHP, CİHAN'ın anketinde yüzde 20.5'le en yüksek değere ulaşırken, bu oran sırasıyla Sonar anketinde yüzde 18.7, KONSENSUS anketinde yüzde 15.4, KONDA anketinde yüzde 14.4, GENAR anketinde ise yüzde 13.5'e kadar düşüyor. CİHAN'IN ANKETİNDE YÜKSELDİ BDP'nin oy oranları ise yaklaşık yüzde 2'lik bir bant arasında yer alıyor. CİHAN anketinde yüzde 7.4 ile en yüksek oy oranını yakalayan BDP, KONSENSUS anketinde yüzde 6.5, GENAR anketinde yüzde 6.4, KONDA anketinde yüzde 5.9 ve Sonar anketinde ise yüzde 5.6 oy oranını yakalayabileceği öngörülüyor.haberler.com
Ak Parti’nin Başörtülü Adayı Hava Yıldırım
Sevgili okurlarımızı saygıyla selamlıyorum. Son zamanlarda yerel seçim sürecindeyiz. Dolayısıyla bana ilginç gelen ve ülkemizin ilklerinden olan bir konuyu ele almak istiyorum. Öncelikle Güdül’ün tarihinden kısaca bahsetmek istiyorum. Sonrasında ise şimdiki Güdül’de neler olduğuna değinmek istiyorum... “ Yapılan araştırma ve incelemelerde Güdül çevresinde tarih öncesi çağlardan beri yerleşildiği anlaşılmıştır. İlçe yakınından geçen Kirmir Çayı boyunca kayalara oyulmuş mağaraların Etiler'e (M.Ö. 2000) ait olduğu anılmaktadır. Daha sonra Frigler (M.Ö. 8. yy) bu yörede hakimiyet sürmüşlerdir.  İn-Önü denilen bu mevkideki mağaralarda haç işaretlerine rastlanmış, Romalılarca Hıristiyanlığın yayılmasısırasında buraların mesken edildiği anlaşılmıştır. Daha sonra Bizanslıların yaşadıkları sanılmaktadır. 1071 tarihli Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış, Güdül ve çevresi Anadolu Selçukluları'nın idaresine geçmiştir. İlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut'un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen 850 yıl evvel kurulmuş olup, Orta Asya'dan Anadolu'ya ilerleyen 24 Oğuz boylarından bir çoğu, bölgeye hakim olmuşlardır. Bu boylardan en önemlisi Kınık, Kayı ve Afşar boylarıdır. Güdül'ün Afşar ve Kayı adlarında iki köyü vardır. 1 Eylül 1957 yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye iken aynı yıl 7030 sayılı Kanun ile ilçe olmuştur. “ Güdül, bazı yönleriyle Ankara’nın önemli ilçelerinden birisidir. Leblebinin asıl vatanı olarak da bilinen Güdül, Tiftik Keçisi’nin ülkemizde en çok üretildiği yerdir. Dahasıyöresel ürünlerinin de çeşitliliğe sahip olan şirin ilçe, kirazıyla, üzümüyle, domatesiyle, hayvancılığıyla ve termal suyu ile ilgiye ihtiyacı olan bir yerdir. Son yıllarda arkeolojik kazı çalışmaları sonucu, hayli önemli tarihi kalıntılara ulaşılmıştır. Orhun abidelerinden daha eski olduğu tahmin edilen yazıtlar ortaya çıkmıştır. Ayrıca turistik değeri olabilecek Sorgun Göleti, Kirmir Çayı ve çevresi ile turizm alanında da canlandırılması gereken bir yerdir. İnceleme ve kazı çalışmalarının yapılmasına çok ihtiyacı olan Güdül, Ankara’nın gelecek vaat eden ilçelerinden birisidir. Şimdiye kadar, ilçe belediyesi olmasına rağmen, yukarıda saydığım ve daha birçok özelliğini sıralayabilecekolduğum Güdül, neredeyse hiç tanınmayan bir yerdir. Son zamanlarda fark ettim ki Ankara’ da yaşayanların bile birçoğunun bilmediği bu ilçe ne yazık ki tanıtımı yapılmamış bir ücradır.  Bölgenin termal suyunun değerinin fark edilmesi üzerine, bazı yatırımcıların ilgilenmeye başladığı bir yer olmuştur. Ama bu halen çok yetersizdir. Ankara’ya 90 km kadar uzaklıkta olan ilçe, bu yönüyle de diğer çevre ilçelerden  ayrılmaktadır. Dolayısıyla buraya yeterince ilgi gösterilmesi ve özellikle sağlık turizmine kazandırılması gerekmektedir. Yukarıdaki pragraflarda kısaca anlatmaya çalıştığım detaylara, Güdül için biraz araştırma ve seyahat yapan herkes ulaşabilir. Ama bundan ziyade tanıtılmaya çok ihtiyacı olan bir bölgedir. Malumunuz bildiğiniz üzere, yerel seçim dönemindeyiz. Güdül için de birçok aday yarışmaya başladı. Bu adaylardan bir tanesi, Ak Parti’nin kadın adayı ve baş örtülü bir aday. Güdül’de uzun zamandır Avukatlık yapan Hava Yıldırım, bölge insanının takdiri ile memleketine hizmet eden birisi. Hava Yıldırım’dan bahsetmeden önce nasıl aday gösterildiğinden bahsetmek istiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Demokratikleşme Paketini açıklamasının ve hemen bazı maddelerinin yürürlüğe alınmasının ardından, yerel seçim sürecine girdik. Ülkemizin birçok bölgesinde hummalı çalışmalar yapılıp, her parti adayını belirleyip tanıttı. Fakat Ak Parti, Ankara ve ilçelerinin adaylarını açıklarken, bir sürpriz yaptı. Başbakan, Güdül ilçesinin adayının bir bayan olmasını istedi. Dolayısıyla Avukat Hava Yıldırım, Ak Parti’nin Güdül Belediye Başkan Adayı oldu. Bu durum, hem Ak Parti Güdül Belediye Aday Adayları için hem de Hava Yıldırım için sürpriz oldu. Bazı aday adayları bundan çok rahatsız olurken, bazıları da Başbakan’ın takdirine saygı gösterdi. Dolayısıyla bu sürpriz bile Güdül’ün tanınması sürecini başlattı diyebiliriz. Peki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle belirlediği Belediye Başkan adaylarından birisi olan Hava Yıldırım, kimdir? “ 1976 Güdül doğumlu olan Hava Yıldırım, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1997 yılında mezun oldu. Evli ve iki çocuk annesi olan Yıldırım, Güdül’ün ileri gelenlerindendir. Üniversite mezuniyetinin ardından, avukatlığa 1999 yılında, memleketi Güdül’de başladı. Güdül’lülere bu alanda 15 yıl hizmet etti. Halen daha bu görevine devam etmektedir. 2001 yılında AK Parti Güdül İlçe Başkanlığı kurucusu olan Yıldırım, 2009 yerel seçimlerine kadar, 2 dönemde de seçilerek ilçe başkanlığı görevini yürüttü. 2009 yılında Ak Parti’den Ankara İl Genel Meclis Üyesi olarak seçilen Yıldırım, bu görevine de İçme Suları ve Jeotermal Komisyonu Başkanı olarak halen devam etmektedir.  Ak Parti İl Genel Meclis Üyesi olduğu dönemde, Güdül’de yol, su, kanalizasyon ve meydan düzenlemesi olmayanköy kalmadı. Bu özelliği ile Güdül, Ankara’nın tek ilçesi durumundadır. Güdül’e yapılmasında büyük emeği geçtiği, TOKİ toplu konutlarının da yönetim kurulu başkanlığını yürütmektedir. Güdül ilçesinde, Tüketici Sorunları ve Hakem Heyeti Başkanlığı Üyeliği, İnsan Hakları Kurulu Üyeliği, Çocuk Koruma İlçe Koordinasyon Kurulu Üyeliği ve Köylere Hizmet Götürme Birliği Üyeliği görevlerini halen yürütmektedir.  Bundan sonrası için, Güdül Belediye Başkanı olarak memleketine hizmet etmek arzusundadır.“  Hava Yıldırım’ın öz geçmişini okuduğumda, memleketi için canla başla çalışmış bir insan gördüm. Özellikli veyetenekli bir bayan olarak, Belediye Başkanlığını da çok iyi bir şekilde yürütebileceği kanaatine vardım.  Ayrıca şunu eklemek istiyorum; Belediye Başkanlığı, iyi bir ekip çalışmasını gerektirir. Sadece başkan olmakve kendi meziyetlerine göre hareket etmek çok yetersiz ve yanlış bir şeydir.  İyi bir ekip çalışmasıyla önemli projeler üretmek ve bunları uygulamak bu makamın gereklerindendir.  Türkiye’nin ilklerini yaşadığı bu yerel seçimlerde, Başörtülü Belediye Başkan Adayı olarak, bir anda dikkatleri üzerine çeken Hava Yıldırım’a ve ekip arkadaşlarına başarılar diliyorum.   Haber : Metehan Ceylan
Her Mitingde Aynı Nakarat: 3 Liderin Yerel Seçim Klişeleri
30 Mart yerel seçimleri yaklaşırken, liderler de mitinglerini sıklaştırdı. Ancak Başbakan Tayyip Erdoğan ve ana muhalefet liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçelii her gün televizyonlarda canlı yayınlanan konuşmalarda neredeyse aynı cümleleri tekrarlıyor. DİKEN, üç liderin Eskişehir’den Kırklareli’ne fazla değişmeyen ‘yerel seçim klişeleri’ni derledi: ‘Yol yapan yolsuzluk yapmaz’ Başbakan Tayyip Erdoğan, hangi kentte olursa olsun İstanbul’da yapılan yatırımları tekrarlamayı seviyor: 1- Yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz milli geliri böyle arttırabilir misiniz? 10 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık Türkiye’de. Eğer yolsuzlukların olduğu bir iktidar olsa bunları yapabilir miydi? 2- Göreve geldiğimizde kaç tane havaalanı, havalimanı vardı biliyor musunuz? 26 tane… Şimdi kaç tane oldu biliyor musunuz? 52 tane havaalanı, havalimanı oldu. 3- Bunları biz yaparız. Bunları CHP zihniyeti yapamaz. MHP yapamaz. 4- Kapılarınıza ablalar gelebilir. Bunların da hesabını soracağız. Kapı çalanlara başka kapıya deyin. 5- Biz ödedik bunları şimdi IMF bizden borç istiyor. ’Tüyü bitmemiş yetimin hakkını…’ CHP lideri Kılıçdaroğlu’ysa, konuşmalarında ortaya saçılan yolsuzluk iddialarını genelde şu cümleler etrafında gündeme getiriyor: 1- Dünya tarihinde böyle bir hırsız görülmemiştir. 2- Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorlar. 3- Onun adı Başçalan. 4- Erdoğan nerede boş arazi bulsa villa yapıyor. 5- Elinizi vicdanınıza koyun.    Hesap adamı Bahçeli MHP lideri Bahçeli’nin söylemiyse daha geniş bir yelpazede tekrar ediyor kendini. En sık gündeme getirdiği mesele, İmralı… 1- Türkiye Oslo’dan İmralı’ya, İmralı’dan Diyarbakır ve Kandil’e kadar uzanan bir müzakere süreci içerisinde bölünmenin eşiğine getirilmiştir. (…) Birileri Kuzey Kürdistan özerk yönetimini oluşturmak için bir ihanet içine düşüyor. AKP bunun altından kalkamaz. 2- Recep Tayyip Erdoğan’ın birlikte yürüyelim şarkısına artık katılmayın ve inanmayın. O yol kirli, kara, haram, hırsız ve o yol ne olduğu belli olmayan bir yoldur. 3- Sayın Recep Tayyip Erdoğan, [gittiği şehri buraya ekliyor] sana sesleniyorum, omzundaki bu sorumlulukla bu yolsuzluk ve rüşvet torbasıyla ayakkabı kutularıyla Çankaya yokuşundan çıkamazsın, yolda nefesin kesilir. 4- Devlet dairelerinde sildiğin TC’yi tekrar yazdırmazsam namerdim. Bunların alayının hesabını sormazsam namerdim.” 5- 51’le gelen 51’le gider. Bu nasıl hesaptır diye yazıyorlar. Bunlar herhalde ilkokul okumamış. 51’le gelmişse 49 dışarda kalır. Erdoğan’ın hesabına dönmeyelim…. Trabzon 1461’de fethediliyor. Plakası 61. Hükümet 61. hükümet. Öyleyse oylar da 61 olacaktır.’ Bu hesapları en iyi biz biliriz. MHP hesap adamlarının olduğu yerdir.” (Kalıp olarak kullandığı bir cümle değil fakat Bahçeli sık sık bu tarz hesaplar yapıyor.) Kaynak: Diken
'Erdoğan Ayakta Kalabilmek İçin Ülkeyi Savaşa Bile Sürükler'
AKP’nin kurucu üyelerinden Abdüllatif Şener, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, 2007 yılında yolunu ayırdığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski partisine yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şener, BirGün’ün son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı. »Başbakan Erdoğan ile oğlu arasındaki telefon görüşmesine ilişkin ses kayıtlarına dair tartışmalar sürüyor. Erdoğan ve AKP’nin “montaj” iddiasını inandırıcı buluyor musunuz?Montaj ihtimali yüzde sıfır. AKP’nin kurulmasından önce de Erdoğan’la beraberdim. 5 yıl boyunca da AKP hükümetinde Başbakan Yardımcılığını yaptım. Korkunç bir para eğilimi olduğunu o günlerde tespit ettim. En çok da bu huyundan rahatsız oldum. Erdoğan, tapeler yayımlandıktan sonra “kriptolu telefonlarımızı bile dinlemişler” dedi. Bu, ses kayıtlarının kendisine ait olduğunun itirafıydı. Bu ülke, tarihinde hiç görülmediği kadar soyulmuş ve yağmalanmıştır. Rakamlar korkunçtur. Geçmişte, Özal döneminde İsmail Özdağlar 15 bin dolar için yargılanmıştı. Burada oğlu Bilal sabahtan akşama kadar para taşıyor ve elinde kalan 30 milyon avrodan söz ediyor. Cumhuriyet tarihi dönemindeki bütün yolsuzluk olaylarını üst üste toplasanız yine de bu yolsuzluk olayındaki rakamların yüzde 1’i yapmaz. »Kuruluşundan itibaren AKP’ye bakıldığında Erdoğan’ın yakın çevresindeki isimlerin değiştiğini görüyoruz. Bu tercihinin nedeni nedir sizce?Eğer kirli bir siyaset izliyorsanız, yolsuzluğa batmış ve tüm hukuk düzenini ihlal etmiş, ceza kanunlarına aykırı iş yapmışsanız, bunu gizlemek, sürdebilmek ve boynununuzu giyotinden kurtarmak için bir şeylere mahkûm olursunuz. Bu kadar pisliğe bulaşmış batmış bir insanın yola başladığı ekiple devam etmesi mümkün değil. Sürekli rakipsiz, bir numara olarak kalmak istemektedir. Ayrıca uzun süre yakınında bulunanlar onun neler yaptığını, kirli taraflarını göreceği, içlerinde isyan edenler çıkacağı için sürekli değiştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Erdoğan, her seçimde milletvekillerinin neredeyse üçte ikisini değiştiriyor. İl, ilçe teşkilatları da sürekli değiştiriliyor. Zaten izlediği kirli siyaset ve pislikleri ortalığa dökülmesin dile yıllardır medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını da baskı altında tutuyor, hukuk devletini tahrip ediyor. Şimdi mahkemeleri kendisine karşı işleyemez hale getiriyor.” »Yargıyla ilgili süreç, HSYK’de yapılan değişiklikle yeni bir boyut kazandı. Bu düzenleme süreci nasıl etkiler?Başbakan şu anda Türkiye’yi çoklu hukuk sistemine sokmuştur. Başbakan ve yakınlarının tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, halkın tabi olduğu kanunlar ve mahkemeler ayrı, Başbakan’ın sevmediklerinin yargılandığı mahkemeler ayrı. Kendinden emin olsa basın özgürlüğünü destekler, interneti susturmaya kalkmaz . Bunları yapıyorsa bu bile ses kayıtlarının doğru olduğunun delilidir. HSYK ile ilgili düzenleme tüm hukuk düzenini altüst edecek.  Bakan çocuklarının yargılanma sürecini baştan sona tahrip edecek bir düzenleme bu. Anayasa’ya aykırılığı net olan düzenlemeler var. CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi HSYK yasasını iptal edebilir, iş normala döner diye düşünenler olabilir. Ancak bir ay, hatta bir hafta sonra Anayasa Mahkemesi bu yasayla ilgili iptal kararı verse de artık çok geç kalınmış, Türkiye’nin çivisi çıkmış olacak. »Çivinin çıkmaması için ne yapılmalı?Anayasa Mahkemesi “yok hükmünde sayma” kararı vermeli. Bu yapılmaz eğer sadece iptal yönünde bir karar verilirse iptal hükümleri geriye yürümediğinden, hukuk düzenini, anayasal düzeni koruma konusunda gerekli hassasiyetin gösterilemediği anlamına gelir. Ya da yeteri kadar bu felaketin algılanamadığı anlamına gelir Anayasa Mahkemisi yok hükmüne sayma opsiyonunu her zaman elinde bulundurmalı. Bu sadece HSYK için geçerli değil bundan sonra da öyle felaket kanunları geçecek ki Meclis’ten, bunları anayasaya kökten aykırı olduğu için yok hükmünde sayma kararını kendi idaresiyle, yorumuyla elinde bulundurma yetkisi elinden alınan Anayasa Mahkemesi anayasal düzeni koruma gücünü kaybetmiş olacaktır. Bu nedenle HSYK ile ilgili yüksek mahkemenin vereceği karar kurulduğu günden bugüne verdiği ve vereceği tüm kararlardan daha önemli. »Erdoğan son gelişmeler üzerine hızla çıkarılan yasalarla kendisine koruma kalkanı oluşturma çabasında. Onu yakından tanıyorsunuz, bunların ötesinde nasıl bir tavır izlemesini bekliyorsunuz?O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Ayakta kalabilmek için ülkenin çok kanlı bir savaşa girmesi gerektiğini düşünürse ülkeyi öyle bir kanlı savaşa bile sokar. Ayakta kalmak için her şeyi yapacaktır. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan, bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra her şeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz, evrensel değerleri, yaptığı bir işin anasaya aykırılığını hiç önemsemez. Nitekim bu ana kadar yaptıkları da bunu gösteriyor. »AKP tabanının bu süreçten nasıl etkilendiğini düşünüyorsunuz?Aidiyet duygusuyla hareket ediliyor. Parti tabanında mutlaka çok temiz yürekli insanlar var. Ama gerek partinin parlemento grubunda gerekse örgüt tabanında ilkelere,  ideallerine göre hareket eden insan sayısı çok fazla değil. Geçenlerde bu iktidar döneminde defterdarlık yapmış biri geldi. Muhafazakâr bir insan. Şu anda emekli. İlgili Bakan’ın, çocuklarının işi ile ilgili bir konuda kendisine gayri meşru işi yapması için baskı yaptığını, genel müdürlük vaadinde bulunduğunu anlattı. Baskıya direnince ilgili Bakan’ın kendisine rüşvet dahi teklif ettiğini anlattı. Kabul etmemiş ve sonunda emekliye ayrılmış. Düşünebiliyor musunuz, Bakan, memuruna rüşvet teklif ediyor... Para bunların elinde, güçle aşamadıkları bütün süreçleri aşmak için kullanıyorlar. Rüşvet almasını bilen rüşvet vermesini de en iyi bilendir. Çözemedikleri bütün mekanizmaları son kertede, parayla, rüşvetle çözüyorlar. Cenneti dağıtıyor, cehennemi gösteriyor, unvan verip sonra geri alıyor... Paranın üstüne yatmışlar. Bunların gayri meşru zenginleştirdiği insanların serveti legalleşse TÜSİAD orta sınıf olur demiştim ta yıllar önce. »Sahip olunan siyasi ve ekonomik gücü yetersiz bulmanın nedeni ne olabilir?Bu psikolojik bir şey. Psikolog değilim ama evinde olduğu belirtilen paralardan sonra Başbakan’ı daha iyi yorumlamaya başladım. Anadolu’nun belli başlı kentlerindeki bütün bankaların bütün şubelerindeki paraları toplasanız, Başbakan’ın evinde bulunduğu söylenen paraların yarısı kadar etmez. Bir hırs, bir haram tutkunluğu, insanların hakkını gasp etmenin verdiği bir zevk var demek ki. Daha çok çalıp çırparak, yaşadığını hissetme duygusu... Yazık, peşinden giden insanlar neye destek veriyor; görmüyorlar mı? »Bu yaşananlar Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili beklentilerini nasıl etkiler?30 Mart’ta öngördüğü oranda bir oy alırsa Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçmez. Yani bu konudaki kesin kararını yerel seçim sonuçlarına göre verir. O kadar kendisine odaklı bir kişiliğe sahip ki Erdoğan, düşmemek, devrilmemek ayakta kalmak için gerekirse ülkeyi iç savaşa bile sürükler. Bu kadar kire batmış ve kendisine odaklanmış bir insan bu kadar güç merkezi haline dönüştükten sonra herşeyi kendisini ayakta tutacak şekilde ayarlamak ister. Hukuk düzeni tanımaz SEBAHAT KARAKOYUN / senyaprak@gmail.com / @ssenyaprakBirgün
Başbakan Erdoğan'dan 'Helal Lokma' Gafı
Partisinin Eskişehir mitinginde konuşan Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken 'Evlatlarıma helal lokma yedirmedim' diyerek gaf yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin yerel seçim çalışmaları kapsamında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken farkında olmadan ilginç bir gafa imza attı. ÇOCUKLARIYLA İLGİLİ ELEŞTİRİLERE YANIT VERDİ Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tekirdağ mitinginde Erdoğan’ı eleştirirken yanlışlıkla Erdoğan’ın annesinin de yolsuzluğa bulaştığını söyleyip, hatasını anladığında özür dilemesini eleştiren Erdoğan, çocukları hakkındaki eleştirilere cevap verdi. 'HELAL LOKMA YEDİRMEDİĞİM HALDE...' Bu sırada dili sürçen ve ‘haram’ yerine ‘helal’ kelimesini kullanan Erdoğan 'Sen, benim evlatlarıma helal lokma yedirmediğim halde, evlatlarıma da haramdan bahsedecek kalitede de değilsin' dedi. sondakika.com
1950' den Günümüze Yerel Seçim Çalışmaları ve Sonuçları
1930 yılında başlayan çok partili yerel seçim heyecanını günümüze dek uzanan hikayesini 1950 yılından sonrasını sizlerle buluşturuyoruz. Seçim vaatleri, karalama kampanyaları, akılda kalan afişleri, yaratıcı reklam kampanyaları ve daha fazlasının yer aldığı seçim çalışmalarını ve sonuçlarını sizle paylaştık. Bu galeride sizlerle 1950, 1955, 1963, 1968, 1973, 1977, 1984, 1989, 1994, 1999, 2004, 2009 yıllarının seçim çalışmalarını ve nasıl sonuçlandığını hazırladık.