onedio
Öpüşmek Hakkında Şaşırtan 10 Bilgi!
Cinsel çekimin yüksek olduğu anlarda bir kadın ve bir erkeğin dudakları adeta mıknatıs varmışcasına birbirine kenetlenir. Öpüşmek herkese iyi gelir de neden bu kadar baştan çıkartıcıdır? Herkesin bu konuda fikri var, fakat bizimkiler daha önce duymadığınız türden… Öpüşmek neden bu kadar baştan çıkarıcıdır? Ya da seks neden öpüşmeyle başlar? Bunların tüm cevaplarını dünyaca ünlü ilişki uzmanlarından öğreniyoruz! İşte öpüşmek hakkında şaşırtan 10 ilginç bilgi… Çünkü tonlarca sinirucu var Dudaklarımızda parmaklarımızın 100 katı kadar sinir ucu bulunuyor. Bu yüzden arzunun ateşlenmesinde öpüşme büyük rol oynar. Hatta boşalma sırasında dudaklara kondurulan hafif bir öpücüğün etkisi gerçekten güçlüdür. Dr. Krista Bloom Erkeklerin yüzde 40′ı bunu söylüyor Uzun ve arzulu bir öpüşme vücudu çok kısa sürede sekse hazır hale getirebilir. Cosmo Poll Yanaktan öpüyorsa dikkat! Eğer sevgiliniz vedalaşırken sadece yanağınızdan öpüyorsa kendini korumaya çalışıyor ve duygusal bir etkileşime girmekten kaçıyor olabilir. Eğer son dönemde yanaktan öpmeye başladıysa ilişkinizle ilgili kafasında soru işaretlerinin olduğunun göstergesidir. Vücut dili uzmanı Tony Reiman Hızlı ereksiyon için Ayakta öpüşürken birden vücudunuzu ona yaklaştırmanız ve kasıklarınızın birbirine değmesi arzuyu anında alevlendirir. Öpüşme koçu William Cane Bir erkeğin kulağını öpmenin en iyi yolu nedir? Kulağının hemen altından öpün ve kulak memesini dudaklarınızın arasına alın. Daha sonra dilinizin ucuyla kulağının dışını gezin. Eğer bu sırada kulağına erotik şeyler fısıldarsanız bonus puanı kazanırsınız! Doktor Ava Cadell Dudakları aralama zamanı Libido yükselten bir öpüşmeden sonra salgılanan testosterone hormonu erkeğe ‘dudaklarını arala’ mesajı verir. Öpüşmesi biraz daha hızlandığında karşısındakinden de aynı şeyi bekler. Albani Üniversitesi Mahcup mu, arzulu mu? Öpüşmeye başladıktan sonra mahcubiyeti bir kenara bırakmalısınız. Arzulu bir öpüşme kadın basıncını arttırır, kalbi hızlandırır ve sizi heyecanlandırarak daha kolay orgazm olmanızı sağlar. Doktor Ava Cadell İyi ve kötü öpüşenler Erkekler kötü öpüşen bir kadınla yeniden denemeyi düşünürken kadınlar kötü öpüşen birini hemen kara listeye alıyor. eHarmony.com
Porno Endüstrisi Hakkında Bilmediğiniz 25 Gerçek
Jenna Jameson, 2007 yılından beri hiçbir porno filmde rol almamasına rağmen, 2012 yılında 30 milyon dolar ile en çok kazanan porno yıldızı olmuştur. Bu kategoride 2. en çok kazanan kişi ise 15 milyon dolar ile Tera Patrick'tir. 30 milyon ile 15 milyon arasındaki farkın çok büyük olduğunu söylemeye gerek yoktur sanırım.Kaynak: Random facts you probably didn't know about the porn industry
Masalların Orijinal Hallerinden 10 Korkunç Detay
'Happily ever after' palavralarını unutun!Disney gibi çocuklara yönelik medya şirketleri tarafından 'yumuşatılmış' ve onların kaldırabileceği, mutlu sonlarla biten masallar haline dönüştürülmüş, hepimizin iyi bildiği birçok masalın orijinal hali, aslında kanınızı donduracak derecede rahatsız edici detaylar içeriyor.
Türkiye'de Enişte Olmaya Dair 16 Şey
Belki de akraba hiyerarşisinde en sonda yer alan halkadır eniştelik. Ataerkil Türk toplumunda ailenin kadınlarından birisiyle evlenmiş olmaktan ötürü edinilen bu unvan pek de geçer akçe değildir. Zaten düşük seviyede tutulan ilişkiler araya bir de toplumun ürettiği cinsel göndermeli özlü sözler ile birleşince zordur Türkiye'de enişte olmak.
Yetenek Yarışmasında Son Nokta: The Sex Factor
Amerikan yetenek yarışmalarının en yenisi, Türkiye uyarlamasını görmeyeceğimize emin olduğumuz The Sex Factor. Porno yıldızı Belle Knox’un sunuculuğunu üstlendiği yarışmada, sekiz erkek ve sekiz kız birbirine karşı yarışacak. Porno endüstrisine bilet niteliğindeki yarışmanın seks şampiyonu 1 milyon dolar kazanmakla kalmayıp bir de Belle Knox ile aynı filmde rol alacak.
Reklam
Korku Severlerin Mutlaka Takip Etmesi Gereken 7 Dizi
Masters of Horror, korku dizileri arasında içeriğini geniş ve özgün bir kitleye yaymış, kendine has stili ile en iyi dizi listelerinde yer almayı başarmıştır. Her bölümünü farklı yönetmenlerin yönettiği, her bölümde farklı oyuncuların oynadığı eşsiz bir dizi diyebiliriz. Amerikan korku filmleri seyrinde, çeşnisi bol olan bölümler izleyiciye her korkuyu tattırarak tatminkarlık sağlıyor. Zamanın tabu konuları arasına giren ölülerle seksten tutun insan etiyle beslenmeye kadar tüm pislikleri görebileceğinizden dolayı sizleri, otobüslerde kapı üstlerinde “basamakta durmayın, otomatik kapı çarpar” yazan küçük stickerın yansıttığı önemli bilgi seviyesinde uyarmak isteriz. Ayrıca her yemek yapana “usta” denmeyeceği gibi, diziyi çeken her yönetmene de “master” dememiz imkansız tabii. Malesef dondurmalı patates kızartması kadar hoş ve boş bölümleri de yok değil.
Reklam
'Kışkırtıcı' Rihanna Afişine Kısıtlama
İngiltere'de reklamları denetleyen kurum ASA (Reklamcılık Standarları Kurumu), şarkıcı Rihanna'nın yer aldığı bir parfüm reklamı afişinin kullanımının çocukların görebileceği yerlerde kısıtlanması gerektiğine karar verdi. ASA şarkıcının afişteki görüntüsünün 'cinselliği çağrıştırıcı' olduğunu belirtiyor. Posterde Rihanna göründüğü kadarıyla çıplak olarak yerde, Rogue marka parfüm şişesine karşı bacaklarını kaldırmış halde gösteriliyor. Parfümü üreten şirket Parlux Fragrances ise çıplaklığın uygunsuz olmadığını belirtti. Şirkete göre görüntünün saldırgan, cinsellik çağrıştırıcı ve de küçük düşürücü bir özelliği yok. ASA Rihanna'nın vücudunun ağırlıklı olarak kapalı olduğunu ve yüz ifadesinin savunmasızlıktan ziyade meydan okuma içerdiğini belirtti. ASA, görüntüyü açık bir şekilde cinsel içerikli bulmadıklarını ancak Rihanna'nın bacakları havadaki pozunu kışkırtıcı olarak değerlendirdiklerini söyledi. ASA açıklamasında, 'Bundan dolayı ve Rihanna'nın yüksek topuklu ayakkabıları haricinde vücudunun çıplak göründüğü gerçeği nedeniyle reklamın cinselliği çağrıştırıcı olduğu sonucuna vardık' İfadelerine yer verildi. ASA bu nedenle reklamın çocuklar tarafından gönderilmesi olasılığının azaltılması için kullanımında mekânsal kısıtlamaya gidilmesi gerektiği kararını verdiklerini belirtti.BBC Türkçe
Seks Star Yarışması Olay Yaratacak
ABD'de çok ses getirecek bir yarışma başlıyor. Adı, 'The Sex Factor'. Tıpkı bir müzik yarışması gibi ama; şarkılar değil, yatak performansları yarışıyor! Porno yıldızlarından oluşan 4 jüri üyesi, 32 amatör porno yıldızının performansını izliyor ve değerlendiriyor.İnternet yayınlanacak programın önümüzdeki aylarda hayata geçmesi bekleniyor. Programın sunucusu da, geçtiğimiz haftalarda 'lisede porno yıldızı skandalı' haberleriyle ABD'nin gündemine oturan Belle Knox. Birinci gelen çiftin 1 milyon dolar kazanacağı yarışmanın dünyada nasıl bir etki yaratacağı merak konusu...
Reklam
Barça'yı Zorda Bırakacak Seks Partisi
Neymar'ın Barcelona'ya transferinde büyük rol oynayan Santos kulübünün eski başkanı Luis Alvaro da Oliveira Ribeiro, Barcelona yönetimini zorda bırakacak şok açıklamalarda bulundu.Luis Alvaro da Oliveira Ribeiro, ESPN Brasil medya gurubuna yaptığı açıklamada Neymar'ın Barcelona kulübüne transfer olurken menajerliğini yaptığı babası için Londra'daki ünlü Picadilly Hotel'de çok sayıda kadının katıldığı bir seks partisi düzenlendiğini iddia etti. Oliveira Ribeiro, Barcelona yönetiminden bu iş için özel bir danışmanın görevlendirildiğine dikkat çekerek, tüm harcamaların Katalan kulübünün hesabına yazıldığını açıkladı. Bu danışmanın, 'Neymar'ın babası ne isterse hesabı biz ödeyeceğiz' talimatı verildiğine işaret eden başkan, 'Ben böyle bir baba görmedim. Dünyanın parasını kazanır, elini bir kez olsun cebine atmaz. Seks partilerini bile oğlunun futbol oynadığı kulüplere ödetir' dedi. Neymar için olumlu sözler eden Ribeiro, babasının olaylarından haberdar olmasına rağmen Brezilyalı futbolcunun suçunun bulunmadığını ifade etti.Eurosport
İtalya'da Seks Programı Belli Oldu
İtalya'da futbolcuların Dünya Kupası'nda nasıl seks yapacağı belli oldu. Prandelli, düşündükleri sistemi anlattı. İtalya Milli Takımı teknik direktörü Cesare Prandelli, oyuncularına kampta seks yapabilme rahatlığı tanıdı. Prandelli, daha önce alınan bu kararın detaylarını açıklarken oyuncuların gece eş ve sevgililerinden ayrı bir bölümde yalnız uyuyacaklarının da altını çizdi. Bir çok milli takım teknik direktörü oyuncuların konsantrasyon problemi yaşamaması adına kupa öncesi hazırlıklarda eşler ile görüşme yasağı koyarken Prandelli bu yasağı 'Düzgün ve sistemli bir şekilde seks yapılabilir. Yalnız eşler ve sevgililer kampta ayrı yerde kalacak' diyerek oyuncularına moral verdi. Tecrübeli çalıştırıcı yemek konusunda da oyuncuların ayrı bir bölümde yemek yiyeceğini söylerken, uzmanların oyunculara özel menüler hazırlayacağını söyledi. Gazetesport
Amerika'da 6 Kişiyi Öldüren Genç Psikopatın Kaleminden Dehşet Verici Hayat Hikayesi
Burada haberini ve katliam öncesi çekip yayınladığı videoyu vermiştik. Katliamdan sonra araştırma yapılınca Eliot Rodger'ın kaleme aldığı ve internete yüklediği 141 sayfalık otobiyografisi ile karşılaşıldı... Tümü İçin Elliot Rodger'ın Hikayesi; Benim Çarpık Dünyam   Başlıklı yazıdan en ilgi çekici bölümleri aşağıda bulabilirsiniz;
Reklam
Soma'nın Ardından Bizi Bekleyen Muhtemel 10 Gündem Değiştirme Hamlesi
Artık alıştık ya ne zaman çok önemli ve üstüne gidilmesi gereken bir gündem maddemiz olsa, sanki birileri düğmeye basıyor ve birden başka bir şey konuşurken buluyoruz kendimizi. Uzak ihtimaller değil, olursa gerçekten dikkatleri dağıtabilecek gelişmeler yaşanabilir. Baştan uyarıyoruz, şimdi birden bu gelişmeler yaşanırsa aklınızda olsun, birileri size Soma'yı unutturmak istiyor olabilir;
Uyumak İçin 8 Muhteşem Sebep
Artık hayatımızda inanılmaz yoğun ve farklı olaylar oluyor. İş nedeniyle her günün ayrı bir planı ve düzeni var. Bu sayede önceliklerimizi hep hayatımızda var olan olaylara göre şekillendirmek zorunda klıyoruz. Ve bizim için asıl önemli olan bütün konuları bu süreçte es geçiyoruz. Uyku bu konulardan biri. Sağlıklı ve yeterli bir uyku olmadan günlük hayatta tam performansla devam edemeyiz. Sadece sağlıklı ve yeterli bir uykuyla sağlıklı olmak mümkündür. İşte yeterli uyku için geçerli sebepler.
Reklam
Dejenerelikte Son Nokta: Miley
Her sahne şovunun ardından “artık bundan daha ilerisini yapamaz” denilen pop şarkıcısı Miley Cyrus gerçekten öncekilerden daha ilerisini yaptı ve sahnede şişme penisle şov yaptı. Londra’nın ünlü gay kulüplerinden G-A-y’de konser veren genç megastar bu kez sahneye dev bir şişme penisli çıkarak adeta sanal seks yaptı. Genç popçu, kendisini izleyen gaylere de seslenerek, “Herkes biraz gaydir. Bazılarıyla biraz daha fazla gaydir. Bunun gerçek olduğunu biliyorsunuz” dedi. DHA
Bir Saatlik Seks Çağrısına İlk Yanıt Bir Türk'ten Geldi
Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. İsminin açıklanmasını istemeyen futbolsever elindeki bileti 1 saatlik seks karşılığında İspanyol çifte verebileceğini belirtirken, tek şartı ilandaki kadının hayat kadını olup olmadığını öğrenmek oldu. İspanyol medyasında El Turco olarak nitelendirilen futbolsever gündeme otururken, bu çağrının sonunun nereye varacağı en az final maçı kadar merak uyandırıyor. Eurosport
Futbolda Seks Skandalı! Gelen Galibiyetten Sonra...
Copa Libertadores'te tur atlayan Defensor Sporting'li futbolcuların kutlaması dünya çapında bir skandala dönüştü.Atletico Nacional galibiyetinin ardından Defonsor Sportingli oyuncuar Kolombiya'da seks partisi düzenledi. Sosyal medyada ortaya çıkan görüntüler Uruguay'da büyük yankı uyandırırken Dünyayı da ayağa kaldırdı. Defonsor Sporting kulübünün bu olayın ardından nasıl bir ceza vereceği merak konusu. Hatırlanacağı üzere Galatasaray'ın transfer listesinde yer alan De Arrascaeta da Defonsor Sporting forması giyiyor. Ancak Uruguay basınnda çıkan haberlerde bu partide yer alan futbolcular arasında Arrascaeta'nın adının geçmediği belirtildi. Copa Libertadores'te tur atlayan Defensor Sporting'li futbolcuların kutlaması dünya çapında bir skandala dönüştü.Eurosport
Game of Thrones'u Bir de George R.R. Martin'den Dinleyin
Son yılların bir numaralı dizisi Game Of Thrones’un nisan ayında başlayan 4. sezonu, beklentileri şu ana kadar fazlasıyla karşıladı. Geçmiş üç sezonda, duygusal olarak bağlandığımız karakterlerin birer birer ölümü bizleri sarsmış olsa da, antipatik Kral Joffrey’in, geçtiğimiz bölümlerde zehirlenerek ölmesi sonucu herkes derin bir nefes aldı. Game Of Thrones, diğer dizilere bu yüzden benzemiyor. Dizide, ilk bölümden son bölüme kadar, her türlü zorluğu aşan, tehlikeleri birer birer savuşturan, herkes ölürken, kendisi hayatta kalan bir kahraman yok. İyiler her zaman kazanmıyor… en azından şimdilik. Game Of Thrones’un ait olduğu A Song of Ice and Fire (Buz ve Ateşin Şarkısı) serisini okuyanlar bilir, ileride bizi daha bir çok sürpriz bekliyor olacak. Serinin birinci cildini 1996 yılında yayınlayan ve her fırsatta, yavaş ve acele etmeden yazmayı sevdiğini belirten George R.R. Martin, bir yandan kalan iki kitabı bitirmeye çalışırken, bir yandan da dizinin getirdiği şöhretle uğraşıyor. Ünlü müzik ve sanat dergisi Rolling Stone’a bir röportaj veren Martin, çocukluğundan, Hollywood’da geçirdiği yıllara, J.R.R Tolkien’le kendisini ayıran özelliklerden, kitapların sorguladığı ahlaki değerlere kadar bir çok konuda düşüncelerini paylaştı.  Game Of Thrones’un en önemli temalarından biri aile kavramı. Karakterlere anlamlarını veren ama bir o kadar da onları yıkan şey aile. Sizin aileniz ve evinizle ilişkiniz nasıldı? 1948′de New Jersey’de; Bayonne’da doğdum. Manhattan’a otobüsle 45 dakika uzaklıkta olsa da, Bayonne kendi içinde bambaşka bir dünyaya sahipti. New York çok yakın olduğu halde pek sık gitmezdik. Dört yaşımdan itibaren, Birinci Sokak’taki sosyal konutlarda yaşadım. Babam bir Martin’di, İtalyan ve Alman asıllıydı. Annem ise Brady’ydi, İrlanda kökenli. Annemden, Bayonne tarihinde önemli bir yere sahip Brady ailesinin hikayelerini dinlemişimdir. Çok küçük yaşta fakir olduğumuzu anladım. Okuluma yürürken, annemin içinde doğduğu, bir zamanlar bize ait olan evin önünden geçmem gerekiyordu. Her geçişimde o eve bakardım, onun için de hikayelerimde kaybolmuş bir altın çağın nostaljisi vardır. Annemin bana anlattıkları, hayal gücüme yerleşti. Ailenize yakın mıydınız? Babam her zaman mesafeli biri olmuştur. Sanırım beni hiçbir zaman anlamadı, aynı şekilde muhtemelen ben de onu hiçbir zaman anlamadım. O zamanlar bu terimi kullanmıyorduk ama babamın sağlam bir alkolik olduğunu söyleyebilirim. Kendisini görüyordum ama çok az konuşuyorduk. Ortak bir noktada buluştuğum konu herhalde spordu.  Bayonne’dan üniversiteden önce mi ayrıldınız? Hiçbir zaman arabamız olmadı. Babam, içkiliyken araba kullanmanın kötü bir şey olduğunu söylerdi, ve hiçbir zaman içmeyi bırakmayacağını da (gülüyor). Yıllarca evimin penceresinden Staten Island’ı seyrettim, ışıklarına baktım. Benim için o ışıklar Shangri-La, Singapur, Şanghay ya da her neresiyse orayı temsil ediyordu. Kitap okuyordum ve kitaplardaki Mars gezegenini ve diğer gezegenleri hayal ediyordum. Sonraki yıllarda Robert E. Howard’ın Conan kitaplarını ya da Orta Dünya’nın renkli yerlerini hayal ettim.  1966 yılında Northwestern Üniversitesi’ne giriş yaptınız. Takip eden yıllarda, Vietnam savaşına olan karşı tutumunuz nedeniyle politik ve moral değişimler yaşadığınızı biliyoruz… Ben de, dönemin bir çok çocuğu gibi, bir şahindim. Amerika’nın ‘iyi’ler olduğunu kabul etmiş ve orada bulunmamızı doğru karşılamıştım. Üniversiteye girdikten sonra, Vietnam savaşı gerçekleri öğrendikçe, savaşın anlamı bana yanlış gelmeye başladı. O dönemde orduya alımlar arttı ve ben de vicdani ret için başvurdum. Tam anlamıyla bir pasifist değildim ve bunu da iddia edemezdim. Ben daha çok belirli bir savaşa karşı çıkan biriydim. Örneğin İkinci Dünya Savaşı’nda görev almış olmak isterdim. Sonuç olarak, kesinlikle geri çevrileceğini düşünerek, vicdani ret için başvurumu yaptım. Bunu üç seçeneğin izleyeceğini biliyordum: ordu, hapis ya da Kanada. Ne yapardım, hangisini seçerdim gerçekten bilmiyorum. Bunlar gerçekten zor seçimlerdi ve her genç bu konuda bir karar vermek zorundaydı. Sonra bütün beklentilerimin aksine başvurumu kabul ettiler. Bana daha sonra dendiki – bu arada bunu kanıtlamamın imkanı yok – başvurumun kabul edilmesinin sebebi, muhafazakarların, vicdani reddin isteyen herkese verilmesinin yeterince ağır bir ceza olacağına olan inancıydı. Böylece, kayıtlara geçecek vicdani reddin, kişinin hayatı boyunca “komünist” ve “retçi” damgası taşımasına neden olacağı düşünülüyordu. Amerika’nın Vietnam savaşından sonra gerçek anlamda toparlanabildiğini sanmıyorum. Benim dönemimin çocukları için gerçek dışı bir tecrübeydi. Gerçeklere, adalete ve Amerikan sistemine olan inancıyla liseyi bitiren ‘ideal’ bir çocuk, üniversiteye girdiği anda gençliğinin bütün bu süperkahraman değerlerinin yıkıldığını gördü.  İlk romanlarınız ‘Dying of the Light’ ve ‘Fevre Dream’ çok beğenildi. Ancak ‘The Armageddon Rag’, bir bakıma yazarlık kariyerinizi askıya almanıza neden oldu. Daha sonra uzun yıllar Hollywood’da dizi yazarlığı yaptınız. O yıllarda edindiğiniz tecrübeler, size daha sonraki kitaplarınızda – bu durumda Game of Thrones’un da dahil olduğu ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ (A Song of Ice and Fire) oluyor – yardımcı oldu mu? Kesinlikle. Televizyon dizilerine senaryo yazmanın sırrı, bir roman kaleme almaktan daha kolay oluşudur. William Goldman, herşeyin strüktürden, yani strüktür ve diyalogdan oluştuğunu söylerdi. Hollywood’da bulunmuş olmam benim bu yönümü geliştirdi. Öncesinde, yıllarımı tek başıma bir daktilonun ya da bilgisayar ekranının önünde, tek başıma yazı yazarak geçirdim. İnsanların olduğu bir ofise gidip, bir fincan kahve eşliğinde dizi hakkında fikirler paylaşmak, projeyi kolektif bir şekilde geliştirmek beni canlandırdı. Bir yandan da sürekli sınırlamalarla uğraşıyorduk. Bu beni çok yordu. Sansür hakkında tartışmalar vardı, sahneler çok mu açık, ya da politik olarak hassas bir konu mu, ya da çok mu şiddet var, gibi bir çok sorun vardı. Kimse rahatsız olmasın düşüncesi hakimdi. ‘Güzel ve Çirkin’ dizisinde bunu yaşadık. ‘Çirkin’ insanları öldürüyor. Karakterin önemli bir özelliği bu. O kötü biri, bir cani. Ama CBS dizide kesinlikle kan olmasını istemiyordu, oysa ‘Çirkin’ insan öldürüyor. Bu gerçekten çok saçmaydı. Karakterin sempatik kalmasını istiyorlardı. Game of Thrones’un başlangıç noktası olarak, bir infaza şahit olduktan sonra karlı bir ormanda kurtlar gören bir çocuktan yola çıktığınızı söylemiştiniz. Bir hikaye için ilginç bir başlangıç. 1991 yazıydı. Hala Hollywood’da çalışıyordum. Menajerim fikirlerimi hayata geçirebileceğim projeler arıyordu. Mayıs, haziran aylarında yapacak hiçbir işim yoktu ve bir roman yazmayalı yıllar olmuştu. Avalon adlı bir bilim kurgu romanı üzerinde çalışmaya başladım, herşey yolunda giderken bir anda, Game Of Thrones’un ilk bölümü olacak bu sahne gözümün önüne geldi. Bran’in (Ned Stark’ın küçük oğlu) gözünden, kafası kesilen bir adamın infazına şahit olduğunu gördüm, daha sonra ormanda, kardaki ayak izlerini takip ederek bir kurtla karşılaşıyor. Sahne beni o kadar etkilemiştiki üzerine çalışmam gerektiğini düşündüm ve yazmaya başladım. Neredeyse üç günde, okuduğunuza çok yakın haliyle, kitabın birinci bölümünü yazdım.  Hikayeyi çevreleyen dünyayı inşa etmeniz ne kadar zamanınızı aldı? O yaz, neredeyse yüz sayfa yazdım. Bende bütün bu süreçler aynı anda işler. Önce dünyayı inşa edip sonra yazmam. Öncelikle yazmaya başlarım ve daha sonra bütün parçaları bir araya getiririm. Bir harita çizmek mesela yarım saatimi alabilir. Yazdıkça, hayal ettiğin şeyleri o haritaya yerleştirebilirsin. Böylece haritanın her geçen gün daha da canlandığını görürsün. Bütün bunlar olup biterken bir yandan Hollywood’da çalışmaya devam ediyordum ama aklımda sürekli bu hikaye vardı. Karakterleri ve sahneleri düşünüyordum. Bu romanı gerçekten bitirmek istediğimi anladım. O andan sonra bir üçleme olacağını biliyordum. O zamanlar herkes üç ciltlik romanlar çıkarıyordu. Bu konuda standartları Yüzüklerin Efendisi’yle J.R.R Tolkien koymuştu. 1994 yılında, yazdığım yüz sayfayı ve hikayenin olası devamını anlatan iki sayfalık bir özeti menajerime verdim. Dört yayınevi ilgilendiklerini söylediler. Bir anda hem bir avansa hem de kitabı bitirmem gereken son teslim tarihine sahip olmuştum. Böylece Hollywood’daki patronlarıma, bu romanı bitirene kadar dizi senaryolarına ara veriyorum diyebildim.  Hikayenin karmaşıklığı göz önüne alındığında, dizinin inandırıcı olmayacağından korktunuz mu? Üçüncü kitabı yazdığım dönemde Hollywood’dan teklifler almaya başladım. Bu ilgi, Yüzüklerin Efendisi beyaz perdede büyük bir başarıya ulaşınca, daha da arttı. Filmler, izleyicinin dragonlara ve o tarz yaratıklara açık olduğunu gösteriyordu. Oysa ben, yazmaya başladığım ilk günden beri, hikayenin televizyona uyarlanabileceğini bir an olsun düşünmemiştim. Bunun imkansız olduğunu düşünüyordum. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, benim Kılıçların Fırtınası kitabım kadar ediyor. Çok daha fazla karakter var, daha fazla şehir var, herşeyden daha fazla var, onun için filmi çekilemez dedim. Bazı insanlar hikayenin özüne odaklanmamız gerektiğini söylüyordu. Hangi karakter daha önemli? Bazıları Dany’nin asıl karakter olduğunu, diğerlerini bir kenara bırakıp onun hikayesini anlatmamız gerektiğini söyledi. Ya da Jon Snow. Bu iki karakter, herşeyin etraflarında inşa edilebileceği ana karakterler ama o zaman hikayenin yüzde 90′ını kaybediyorsunuz. Bir başkası “O zaman birinci kitabı film olarak yapalım, eğer başarılı olursak cevabını çekeriz” dedi. Ama film başarısız olursa kimse devamını seyredemeyecek ve yarıda kalmış bir hikaye olmuş olacak. Şanslıydım çünkü evimin kredisini vermekte zorluk çekmiyordum. Bütün teklifleri geri çevirdim. Uyarlanacaksa, ancak televizyon için yapılabilir diye düşündüm. Ama CBS ya da NBC için değil çünkü çok fazla cinsellik ve şiddet var. Bana göre ancak HBO için yapılabilirdi. Hikayedeki ilk şok edici olay, Jaime Lannister’ın Bran Stark’ı, Jamie’nin kardeşi Cersei’yle ensest ilişkiye girdiğini gördüğü için camdan itmesiyle yaşanıyor. İzleyiciyi çok etkileyen bir sahne oldu. Bir çok kişi, “Daha önce binlerce kez okuduğumuz hikayelerden farklı” diyerek bana bu sahnenin kendilerini diziye bağlayan sahne olduğunu söyledi. Dizi, Bran’in gözünden başlıyor. Herkes bir anda Bran’in hikayenin kahramanı olduğunu düşündü. Genç Kral Arthur. Tam bu küçük çocuğun yaşadıklarını takip etmeye çalışırken, baam! Kimse böyle bir şeyin Bran’in başına gelebileceğini beklemiyordu. O açıdan çok başarılıydık. (gülüyor) Jaime ve Cersei’nin yaptıkları çok alçakça bir davranış. Ancak çok daha sonra, Jaime’nin düşmanı olan bir kadını tecavüzden kurtardığına tanık oluyoruz. Haliyle hakkında ne düşüneceğimizi bilemiyoruz. Jaime ve daha bir çok karakterle, değinmek istediğim, geliştirmek istediğim konulardan biri de hataların telafisi, affetmek ve affedilmekti. Yaptığımız şeyin bedelini nasıl ödeyebiliriz? Telafi mümkün müdür? Gerçekten bir cevabım yok. Peki insanları ne zaman affederiz? Bunu toplumumuzda sıklıkla görebiliyoruz. Michael Vick’i affetmeli miyiz (yasadışı köpek dövüşlerine düşkün ve güçsüz köpekleri öldürdüğünü itiraf eden NFL oyuncusu)? Köpekleri çok seven arkadaşlarım var ve Vick’i hiçbir zaman affetmeyeceklerdir. Oysa Vick bir kaç senesini hapiste geçirdi ve devletin gözünde cezasını çekti, affedildi. Peki yeterince özür diledi mi? Ya da Woody Allen. Woody Allen, alkışlamamız ve övmemiz gereken biri mi, yoksa toplumun dışlaması gereken biri mi? Peki ya Roman Polanski, ya da Paula Deen. Toplumumuz, öyle ya da böyle hayatlarının bir anında yanlış yapmış insanlarla dolu ve biz bu insanlarla ne yapıyoruz? Bir kötü hareketi telafi etmek için kaç tane iyi hareket yapmamız lazım? Bir Nazi suçlusuysan ve hayatının 40 yılını sadece hayır işleri yaparak, fakirlere yardım ederek geçiriyorsan, bu senin Nazi kamplarında yaptıklarını telafi eder mi? Ben bu soruların cevaplarını bilmiyorum ama soruların üzerinde kafa yorulmaya değer olduğunu düşünüyorum. Ben bir noktada, telafinin, affın olmasını istiyorum çünkü hepimiz hayatımızda yanlışlar yapıyoruz. Onun için de herkesin affedilebilmesi gerekir. Af dediğimiz şey olmasaydı… o zaman ceza vermenin manası ne?  Jaime ve Cersei gibilerinin affedilebileceğini sanmıyorum. Cersei’nin çok sağlam bir karakteri var, Lady Macbeth gibi. Affedilme, kimin için? Bazılarının gözünde hiçbir zaman affedilmeyecek. Çocuklarına gelince, inanılmaz koruyucu bir yapısı var. Tartışabilirsin, çocuklarını gerçekten seviyor mu, yoksa kendi çocukları oldukları için mi seviyor? Cersei’de gerçek bir narsisizm var. Dünya ve toplum hakkında neredeyse sosyopatlığa varan bir görüşü var. Diğer yandan da Jaime’nin yaptıkları oldukça ilginç. Benim çocuğum yok ama olan arkadaşlarımla konuştum. Unutmayın ki, Jaime, Bran’i sıkıcı küçük bir çocuk olduğu için öldürmeye çalışmıyor. Bran’in gördükleri aslında, Jaime, Cersei ve bu ensest ilişkiden doğan üç çocukları için ölüm fermanı anlamına geliyor. Onun için de çocuğu olan arkadaşlarıma sordum “Jaime’nin yerinde olsanız ne yapardınız?”. Dediler ki “Ben kötü biri değilim, öldürmezdim”. Emin misin? Asla mı? Eğer Bran, Kral Robert’a gördüklerini anlatırsa, sen, çok sevdiğin kız kardeşin ve üç çocuğunuz öldürülecek… O aşamada bir çoğu kararsız kaldı. Muhtemelen bir çok insan “Evet, kendi çocuklarımı ve ailemi kurtarmak için, masum da olsa başkasının çocuğunu öldürmeye hazırım” derdi. Bunlar insanların zor durumlarda verebileceği kararlar ve incelenmesinin uygun olacağını düşündüm.  Konuştuklarımıza kontrast olarak, dizinin ilk sezonunda Ned Stark, ‘Night Watchman’in kellesini uçurduğunda, ya da daha sonra oğlu Robb aynı şeyi yaptığında, bu infazların ikisini de çok etkilediğini ve kayıtsız kalmadıklarını görüyoruz. Omuzlarında ağır bir yük oluşuyor. Haliyle öyle, olması gereken de bu zaten. İnsan hayatına son vermek oldukça ciddi bir iş. Orta Çağ’a yakın bir durum söz konusu. Keskin bir demir parçasıyla birinin kafasını kopartıyorsunuz, kanı üzerinize sıçrıyor ve çığlıklıklarını duyuyorsunuz. Kendimizi bundan soyutlamamız belki daha da feci bir durum doğuruyor. Bugün artık insanları, oturduğun yerden bir düğmeye basarak, dronlarla, füzelerle öldürebildiğimiz teknolojiler yaratıyoruz. Artık hiçbir zaman çığlıklarını duymayacağız, annelerini çağırarak can vermelerine tanık olmayacağız. Bunun iyi bir şey olduğundan emin değilim. Bu moral ve etik konularını tarih boyunca görebilmek mümkün. Soru her zaman bu olmuştur, savaş sırasında kazanmak için herşeyi yapmaya hazır mısın yoksa herşeye rağmen belli bir etik seviyesini ve ideallerini koruyabilir misin? İnsanlara ‘waterboarding’ (CIA’in, insanlara boğulma hissi veren, su kullanarak uyguladığı bir işkence) uygulamalı mıyız? Ya hayatlarımızı kurtaracak önemli bilgilere sahip olursak? Peki böyle bir durumda aslında kendimize ihanet etmiş olmuyor muyuz? Peki ya ikinci bir 11 Eylül’ü önleyebilecekse, işkence uygun mudur? Hayatta kalabilmek ve savaşı kazanabilmek için, korkunç cinayetler işlemeye hazır mısın? Ben bilmiyorum ama bu soruları ele almak kanımca önemli. ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’ ve ‘Game of Thrones’ların önemli bir noktası da güç ve iktidar. Neredeyse herkesin, belki denizin diğer tarafındaki Daenerys dışında herkesin, gücünü, iktidarını kötüye kullandığını görüyoruz. Hükmetmek zordur. Her ne kadar saygı duysam da, Tolkien’e cevabım budur. Yüzüklerin Efendisi, Orta Çağ düşünce yapısına sahip, öyle ki eğer kral iyi bir adamsa, o zaman topraklar bereketli olur ve herkes refah içinde yaşar. Gerçek tarihe baktığımızda bunun bu kadar basit olmadığını görüyoruz. Tolkien kitaplarında, Aragorn’un kral olup yüzlerce yıl saltanat sürdüğünü, ne kadar iyi kalpli ve güçlü bir kral olduğunu söyleyebilir. Ama Tolkien bazı soruları sormayı unutuyor: Aragorn’un vergi politikası neydi? Daimi bir ordusu var mıydı? Kıtlık ve sel dönemlerinde ne yapıyordu? Peki ya orklar? Savaşın sonunda Sauron’dan kurtuluyoruz ama orklar pek de uzağa gitmiyorlar, dağlarda yaşamlarına devam ediyorlar. Peki Aragorn, orkların kökünü kazımak için sistematik olarak soykırıma başvuruyor mu? Peki ya küçük bebek orklar, onları da öldürüyor mu? Gerçek hayatta, gerçek kralların, ilgilenmeleri gereken gerçek sorunları vardır. Sadece iyi bir adam olmak sorunu çözmez. Çok çok zor kararlar almanız gerekir. Bazen iyi olduğunu düşünürek aldığınız kararlar, ileride tersine dönerek size karşı işleyebilir. Bu tarz durumları kitaplarımda kullanmak istedim. Benim hikayelerimde iktidar olmak hiç de kolay bir şey değil, zor bir hayata sahipler. Sadece iyi kalpli olmak, sizden iyi bir kral yapmaz. Rolling Stone'dan Çeviren: Cem Gelgün Zete
Reklam