1 - 7  Aralık  2014 Haftalık Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
29 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
10 Fotoğrafla Rap Kliplerinde Bile Göremeyeceğiniz Chevrolet Impala
Modifiye anlayışında farklı bir tarza sahip olmak ve standartların dışına çıkmak herkesin yapacağı bir iş değildir. Hele ki böyle bir farkı klasik olmuş bir Chevrolet İmpala üzerinde yapmak cesaret ister. Los Angeles Sokak sitili olan Low rider tarzında önemli olan otomobili ne kadar yere yaklaştırabildiğinizdir. Bu arada araba Amerika değil, Japonya sokaklarında boy gösteriyor.
Neden Esneriz?
Esnemek 2000 yıldır bilim insanlarının kafasını kurcalayan bir mesele. Bu konudaki yeni bir teori, tartışmalara son verebilecek mi?Yorgunluk, sıkılma ya da bir başkasını esnerken görmek esneme nedenleri arasında sayılıyor. Peki, esneme vücudumuzda nasıl bir işlev görüyor?Bu konudaki araştırmalarıyla bilinen Maryland Üniversitesi’nden psikolog Robert Provine 1980’lerde çalışmalarına ilk başladığında esnemeyi “hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz en yaygın insan davranışı” olarak tarif ediyordu. Aradan geçen 30 yılda belki bir yanıta daha çok yaklaştık; ama uzmanlar arasındaki görüş ayrılığı devam ediyor.Esnemeyle ilgili ilk araştırmayı 2500 yıl önce Yunan doktor Hipokrat yapmış ve esnemenin özellikle ateşli bir hastalık sırasında vücuttaki kötü havayı temizlemeye yardımcı olduğu sonucuna varmıştı. Bu görüş 19. yüzyıla kadar hakimiyetini korudu. Bu yüzyılda artık bilim insanları esnemenin nefes almaya yardımcı olduğu, vücuttan karbondioksitin atılıp kana daha çok oksijen girmesini sağladığına inanıyordu. Provine ise gönüllü deneklerine çeşitli gaz karışımları soluttuğunda bir değişiklik görmedi.Birçok teori daha çok esnemenin ilginç olan bulaşıcı özelliği üzerinde duruyordu. Provine, “Karşılarında biri esnediğinde insanların yüzde 50’sinin de esneyerek karşılık verdiğini” belirtiyor. “Öyle bulaşıcı ki birinin esnediğini görmek, duymak, hatta sadece bu konuda okumak bile esneme eylemini tetiklemeye yetiyor,” diyor.Bu özelliğinden dolayı bazı uzmanlar esnemenin ilkel bir iletişim biçimi olup olmadığını merak etmeye başladı. Eğer öyle ise esneyerek ne anlatılmak isteniyordu? Genellikle yorgun olduğumuzda esnediğimiz için bazıları bu yolla herkesin biyolojik saatini aynı ayara getirme işlevi görüyor olabileceğini iddia etti. Bern Üniversitesi’nden Christian Hess de bu fikirde: “Esnemenin bir sosyal grubun davranışlarını eşzamanlı kılma, örneğin herkesin aynı zamanda uyumasını sağlama gibi bir sinyal işlevi olabilir,” diyor. Böylece ertesi gün grup üyeleri çok daha verimli çalışabilir.Fakat stresli olduğumuz zaman da esneriz. Atletler yarış öncesi, müzisyenler konser öncesi bol bol esner. Bu nedenle Provine da dahil olmak üzere birçok uzman esnemenin beyni canlandırıcı bir işlevi olduğuna, uyku çöktüğünde uyanıklığı, dikkat dağıldığında yeniden toplanmasını sağladığına inanıyor. Grup içinde yayılmasıyla da herkeste aynı dikkat seviyesinin gelişmesi, böylece örneğin herhangi bir tehlikeye karşı daha uyanık hale gelmeleri mümkün oluyor. Fransız araştırmacı Olivier Walusiski ise beyin etrafında omurilik sıvısının pompalanması yoluyla sinir hücrelerinin daha aktif hale geldiği görüşünde.Yakın zamanda ise bütün bu fikir ayrılıkları ve kafa karışıklığına son verme umuduyla New York Üniversitesi’nden Andrew Gallup yeni bir teori geliştirdi. Gallup’a göre esneme yoluyla aslında beynimizi aşırı ısınmaktan koruyoruz. Çenenin şiddetle açılması kanın kafatasında dolaşımını sağlayarak aşırı ısıyı dağıtıyor, esneme sırasında alınan derin nefesle sinüs boşluklarına dolan hava ise beyni serinletiyor.Gallup bu teoriyi sınamak için insanları farklı sıcaklıklarda esnerken inceledi. Normal koşullarda insanların yüzde 48’i esnemiş, fakat deneklerden kafalarına soğuk bir bez bastırmaları istendiğinde bu oran yüzde 9’a düşmüştü. Daha etkili olan şey ise burundan solumaktı. Bu yolla beyin soğuyor, esneme isteği ortadan kalkıyordu.Bu teoriyi destekleyen bir gelişme oldu. Gallup araştırmalarını yayımladıktan kısa bir süre sonra, bazen bir saat süreyle esneme krizine giren iki kadın ona başvurmuştu. Kadınlardan biri çare olarak kendisini soğuk su dolu küvete attığını söylüyordu. Gallup onlardan, esneme krizi gelmeden önce ve sonra ağızlarına bir termometre koyup vücut ısılarını ölçmelerini istedi. Ölçümler, esnemeden önce vücut ısısında az bir yükselme olduğunu ve ısı tekrar 37 dereceye düşünceye kadar esnemenin devam ettiğini gösterdi.Vücut ısımız uykudan önce ve sonra biraz yükselir. Bu durum o anlarda neden esnediğimizin açıklaması olabilir. Beyni biraz serinletmek dikkatimizi daha fazla yoğunlaştırmamızı sağlayabilir. Sıkılıp dikkatimiz dağıldığında bu nedenle esniyor olabiliriz.Fakat Gallup’un teorisi bu konuda araştırma yapan herkesi tatmin etmedi. Bazıları onun yeterli deneysel veri sunmadığını, bazıları doğrudan insan beyninin ısısını ölçmediğini iddia ediyor. Provine ise bu teoriye daha olumlu bakanlardan.Fakat Gallup’un teorisi bazı şeyleri açıklasa da hala yanıtlanmayı bekleyen başka sorular da var. Örneğin anne karnındaki fetüs neden esniyor olabilir? Provine bebeklerde esnemenin yetişkinlerden daha önemli rol oynadığına, akciğerlerinin gelişimine yardımcı olduğuna inanıyor.Provine ayrıca esnemenin hapşırma ve seks ile de paralellikler gösterdiğini, her birinin bir tırmanma ve sonunda rahatlama durumu içerdiğini, bir kere başlandı mı sonuna vardırma güdüsü taşıdığını ve bunlar arasında sinir hücrelerinin işleyişi bakımından ortak bir yan olabileceğini belirtiyor.Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future ’da okuyabilirsiniz.Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz .
Sosyal Deney: "Üçlü Yapalım mı?"
Bu günlerde, 'viral video' yaratmak için bir iki seksi kız ve 15 metre uzaktan kayıt yapan bir kamera yetiyor. Başlığı da sosyal deney atarsanız bir milyon 'tık' garantilenmiş oluyor.Yukardaki teorimizi bu videodaki seksi ikizler kanıtlamış oluyorlar. Karşılaştıkları insanlara hemen yakınlardaki evlerinde üçlü yapmak ister misiniz diye soruyorlar. Çok basit değil mi? Aslında hemen her hafta bir türevi çıkan bu tarz videolar sıkıcı olmaya başlasa da özellikle burada görülen tepkiler oldukça etkileyici. Bazı adamlar kızlarımıza güzel güzel tek eşli olmanın fiziksel değil ama duygusal sağladığı tatminden bahsederken bir kısmı da teklifi kabul ediyor.
Hüzünlü Şarkıları Neden Severiz?
Müzik listelerine baktığımızda çoğunlukla melankolik şarkılar görürüz. Bu, hüzünlü şarkılara meyilli olduğumuzu mu gösteriyor?Pharrel Williams’ın Happy şarkısı bu yıl listeleri sarstı; 23 ülkede liste başı oldu. Fakat böyle hafif, akılda kalıcı, görünüşte ‘derin’ anlamlar taşımayan türden şarkıların bu kadar beğeni toplaması sık rastlanan bir durum değil.Tüm zamanların en çok satan dokuz şarkısına baktığımızda melankoli yüklü olduğunu görürüz. Bing Crosby’den White Christmas , Elton John’dan Candle in the Wind , Whitney Houston’dan I Will Always Love You , Celine Dion’dan My Heart Will Go On ... Elton John’un dediği gibi hüzünlü şarkılar sadece çok şey anlatmakla kalmıyor, çok da iyi satıyor.Peki dinleyiciler gerçekten de melankolik müzikleri mi seviyor? Yıllar sonra 2014’ün en önemli şarkıları ne olmuş diye dönüp baktığımızda Williams’ın Happy şarkısı parıltısını kaybetmiş mi olacak?Müzik listeleri kalbimize dokunan şarkıları sevdiğimizi gösteriyor. Cinsiyet ve kuşak ayrımlarını aşarak Happy kadar bizleri etkileyen en son film müziği de Adele’in 2010’daki Rolling in the Deep şarkısı olmuştu. Happy’nin ise bir ağırlığı yoktu; şarkı sözleri basitti, el çırpılarak eşlik edilecek türdendi.Bizde gülümseme duygusu yaratan şarkılar, sanki uzun ömürlü değillermiş izlenimi yaratıyor. Williams’ın şarkısından daha önce listelere girmiş olan en son neşeli şarkı Bobby McFerrin’in Don’t Worry Be Happy adlı şarkısıydı. 1988’de ABD’de liste başı olmuş, üç Grammy ödülü almıştı. Ama zamanla eski ve yapmacık bir hava kazandı. Acaba Happy şarkısını da aynı son mu bekliyor?Zevk veren acıPsikolojinin Sınırları (Frontiers in Psychology) adlı yayın organında geçen yıl yayımlanan bir araştırma durumun böyle olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar hüzünlü müziğin insanda ters etki yarattığını, insanın kendisini daha iyi hissetmesini sağladığını ortaya koydu.Hüzünlü şarkılar dinleyicinin şarkı sözlerinde ve minör melodilerde ifade edilen duyguları dolaylı olarak tecrübe etmesini sağlıyor. Hüzün doğrudan dinleyicinin tecrübesini yansıtmayabilir; ama beynimizde tetiklediği kimyasallarla gözyaşı, artan kalp atışları gibi etkiler yaratarak boşalmamızı sağlıyor. Yani kötü bir duygu yaratmıyor. İnsanlar bu nedenle hüzünlü şarkıları dinliyor, şarkıcılar bu nedenle bu şarkıları söylüyor. Yoksa blues , gospel ve country gibi zorlukları ve hüznü anlatan müzik türleri on yıllarca nasıl var olabilirdi.Histen öte bir şeyPeki dinleyici gerçekten de hüzünle mi bağlantı kuruyor yoksa daha karmaşık bir durum mu söz konusu? McGill Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, ister hüzünlü ister mutlu olsun, duygusal yoğunluğu olan müziklerin, tıpkı yemek, seks ve uyuşturucular gibi, beyindeki haz merkezini uyardığını ortaya koydu. Müziğin zekice düzenlenmiş inişli çıkışlı ritmik yapısı, gerilim yaratan ve gevşeme sağlayan melodisi derin duygular yaratıyor, dinleyici daha çok bu duygusal karmaşıklığa tepki veriyor.Williams’ın şarkı sözleri basit olabilir; ama o, tatmin edici melodik, armonik ve ritmik yenilikler üzerinde Happy şarkısını inşa etmeyi başarıyor. Happy ayrıca bir bakıma bir başka mutlu duygular yaratan usta şarkıcı Stevie Wonder’i güncelliyor sanki. Wonder da on yıllar boyunca şarkılarıyla kendimizi iyi hissetmemizi sağlamıştı.Tüm bunlar belki de uzun yıllar sonra yeniden neşeli şarkıların zamanının geldiğine işaret ediyor.BBC
Reklam
Kronik Olarak Mutsuz Olan İnsanların 7 Belirgin Özelliği
etiket
Çevremde gözlemlediğim kadarıyla, kronik olarak mutsuz olan insanların hemen hemen hepsinde bulunan 7 özellik dikkat çekiyor. California Üniversitesi araştırmacılarından Sonja Lyubomirsky'a göre: 'Eğer gerçekten istersek, mutlu olmak için gerekli olan gücü kendi içimizde bulabiliriz.'Eğer bu doğruysa, hepimiz için bir umut var demektir. Bu gezegende yaşayan ve gerçekten de mutlu olmayı başarabilen milyonlarca insan var. Bu da demek oluyor ki, herkesin mutlu olma şansı var bu dünyada. Bu içerikte sizler için derlediğin kronik olarak mutsuz olan insanlara dair özellikleri okumadan önce, izin verin size bir sır vereyim: Hepimizin kötü günleri, hatta haftaları oluyor. Ruh halimiz inişlerle ve çıkışlarla dolu, bunu kimse inkar edemez. Fakat 'mutlu' bir insan ile 'mutsuz' bir insan arasındaki en belirgin fark, ne sıklıkta ve ne kadar süreyle bu evrenin mutlu tarafında kalabildikleridir. Yani özetle, mutsuzluğu asla inkar etmemelisiniz ve onun da bu dünyanın bir gerçeği olduğunu kabul etmelisiniz.İşte kronik olarak mutsuz olan insanların 7 belirgin özelliği;
Reklam
28 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Adli Tıp'a Her Ay 650 Çocuğa Cinsel İstismar Vakası Geliyor
'Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesi' politika notunda, çocuğa karşı cinsel istismarın önlenebilir olduğuna, ancak Türkiye’de bu konudaki araştırmaların yaygınlık, görünme sıklığı, önleme ve tedavi gibi başlıkları ele almadığına dikkat çekildi.'Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesi' başlıklı politika notunda 2013 ceza istatistiklerine göre çocukların cinsel bütünlüğe karşı en az 19 bin 757 suç davası açıldığı bildirildi.Politika notunda toplam cinsel saldırı suçlarının yüzde 46’sının çocuklara yönelik olduğu belirtildi. Bunlardan alınan 14 bin 417 mahkumiyet, toplam mahkumiyetlerin yüzde 61’ini oluşturuyor.'Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenmesi' politika notu Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC), Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemk İçin Ortaklı Ağı, Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağı'nın imzalarını taşıyor.Çocuğa karşı cinsel sömürü ve istismarın önlenebilir olduğuna dikkat çekilen politika notunda yer alan verilerin bazıları şöyle:Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.UNFPA, Dünya Nüfusunun Durumu 2014 Raporu’na göre, her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor ve tüm evliliklerin 3’te 1’ini 18 yaş altı kız çocukları oluşturuyor.2009 tarihli Kadına Karşı Şiddet Araştırması’na göre, 15 ile 24 yaşları arasındaki kız çocukları ve genç kadınların yüzde 11’i 15 yaşına gelmeden partnerleri dışında bir kişi tarafından kendi iradeleri dışında cinsel ilişkiye ya da diğer cinsel fiillere zorlandıklarını bildirdi.Araştırmada 15 yaşın üzerinde bu oran yüzde 6 olarak belirlendi. Aynı yaş grubunda eşleri tarafından cinsel şiddete maruz kalmışların oranı ise yüzde 14.ICC Türkiye’deki araştırma, bilgi ve veri eksikliğini de vurguladı.“Araştırmalar genelde tıp alanında, sosyal bilimler bu konuda yeterince çalışma yapmıyor.“Türkiye’deki araştırmalar çocuğa karşı cinsel istismar bağlamındaki farkındalık, teşhis ve bildirim konusunda temel betimleyici veriler sunarken yaygınlık, görünme sıklığı, önleme ve tedavi gibi başlıkları ele almamaktadır.”Notta vurgulanan bilgilere göre, çocuğa karşı cinsel sömürü (fuhuş, pornografi, internette sömürü, cinsel amaçlı çocuk ticareti, seks turizmi) konuları neredeyse hiç araştırılmıyor.“Yaygınlıkla ilgili araştırmalarının sınırlı kalması bir yana; olayları, zaman içindesergilediği eğilimleri (yıllar içerisinde tekrarlanan) coğrafi dağılımı ve ilgili risk faktörleri hakkında herhangi bir araştırma yok.” Bianet
Reklam
Hayalinizdeki Erkeği Hayatınıza Sokmadan Önce Elde Etmeniz Gereken 15 Önemli Şey
Hayatındaki her şey tamam, bir tek “o” yok diye düşünüyor; gencim, güzelim, işim var, param var ama beraber uzaklara gidebileceğim bir sevgilim yok diye yakınıyor, her haftasonu farklı ortamda sosyalleşip “o”nu arıyor ama hep çirkinkurbağa prenslere rastlıyor olabilirsin. Biliyorum; asıl mutluluğun içimizde, evrenin mesajlarımızın  ucunda olduğunu söyleyen kitaplardan da, filmlerden de, arkadaşlardan da, uzmanlardan da gına geldi. Bir de olaya şöyle bak, hayatta başarabileceğin en zor şey kendine aşık olmak, neden mi? Marilyn Monroe, Adolf Hitler (olumlu bir örnek değil ama sonuca değil sürece odaklan) Coco Chanel, Alfred Hitchcock, Madonna gibi kitleleri peşinden sürükleyen ünlülerin ilk yaptığı şey kendilerini çok sevmekti.Hayalindeki erkek sen gerçekten onu sevmeye hazır olduğunda karşına çıkacak, işte o zamana kadar elde etmen gerekenler:
Dövme Kanser Yapar mı?
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahinin işlerinden birisi de cilt kanserleridir. En sık görülen cilt kanserleri  arasında bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ve malign melanom sayılabilir. Risk grubu ise Beyaz tenli renkli gözlü insanlardır. Çevresel faktörler ise toplam güneşe maruz kalma süresidir. Vücutta kansere dönüşebilecek cilt lezyonlarıda risk faktörleri arasında sayılabilirDövme cilt kanseri yapar mı?Ben dövme üzerinde gelişmiş cilt kanseri görmedim. Gördüğümüz cilt kanserleri uzun yıllar güneş altında çalışan açık tenli insanlardı. Bilimsel literatüre bakmak için Pubmed i açtım. Dövme cilt kanseri arasındaki ilişkiyi araştıran makaleleri inceledim. Dövme üzerinden cilt kanseri gelişmesinin bilimsel değeri vardır ve yayın olarak bilimsel dergilerde kabul görür.Dövmenin ne kadar yaygın olduğunu söylememe sanırım gerek yok. Cilt kanserleri de sık görülen kanserler arasındadır. 2012 yılına kadar 50 dövme üzerinde gelişmiş cilt kanseri bildirilmiş (Kluger N. 2012) Dövmeye siyasi yada dini olarak karşıysanız, bu yayınlar yeterli argüman oluşturur.Bilim istatistik ile konuşur. Bilimsel gerçeklikten bahsedebilmek için İstatistiksel olarak anlamlı olması gerekir. Milyonlarca dövmeden 50  cilt kanseri gelişmesi İstatistiksel olarak yeterli kabul edilmez. Kluger ve arkadaşları cilt kanseri ve dövme arasındaki ilişkiyi  tesadüfi olarak değerlendirmişlerdir.Cilt kanseri ile sebep sonuç ilişkisi ancak ultraviole ışınları ile kurulabilir.Dövmenin bazı siyasi görüşler tarafından hoş karşılanmaması sonucu kanser yapar diyenlere, her siyasi görüş tarafından yaygın kullanılan kaş konturunun da bir dövme olduğunu da belirtmek gerekiyor.Dövme kanser yapar mı?- Bilimsel olarak hayırGüzel bir hafta dilerim.Dr. Barış Çakır
Reklam
Hamilelikte Spor Yapanların Normal Doğum Şansı Yüzde 58 Daha Fazla
9 aylık hamilelik sürecinde anne adaylarını birtakım fizyolojik değişiklikler bekliyor.İlk 3 ay yaşanan bulantı ve kusmalar 20. haftadan itibaren beliren karın büyümesiyle gelişen bel ve kasık ağrıları, bunlara sadece birer örnek. Oysa sağlıklı spor ve düzenli beslenmeyle bu sorunları aşmak mümkün.Fransız dermokozmetik markası Lierac’ın anne adayları için verdiği eğitimde konuşan Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Faruk Onur Başeğmez, sporun hamileler için faydalarını anlattı.1- DAHA AZ KİLO Yapılan araştırmalara göre spor yapan anne adayları yapmayanlar göre 7 kilo daha az kilo alıyor.2-DAHA KOLAY DOĞUM Kuvvetli karın kasları ve güçlü pelvik taban sayesinde normal doğumdaki ağrılara annenin itici gücü de eklenince rahat normal doğum kaçınılmaz hale geliyor. Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre spor yapan kadınlarda yapmayanlara oranla normal doğum oranı yüzde 58 daha fazla.3-DAHA DÜŞÜK DİYABET RİSKİ 28-40 haftası arası rastlanan ani bebek ölümü, yüksek doğum ağırlığı gibi riskler taşıyan gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) riski spor yapanlarda yüzde 27 daha az.4-DAHA AZ KABIZLIK Anne adayları gebelik boyunca östrojen hormonunun yükselmesi nedeniyle kabızlık ve buna bağlı gelişen hemoroitlerden şikâyet eder. Düzenli yapılan egzersiz ve sıvı tüketimi bu şikâyetleri büyük ölçüde azaltmaktadır.5- DAHA ÇOK ENERJİ DAHA YÜKSEK MORAL Gebelik boyunca çizgi film izlerken ağlayan anne adayları sıkça görülür. Düzenli yapılan spor anne adaylarının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar.6- DAHA AZ SEZERYAN Düzenli yapılan yoga, pilates ve esneme egzersizleri pelvik tabanı, relaksin denilen bir hormon aracılığıyla gevşetir ve bu sayede sezaryen doğum olasılığı azalır.7-DAHA AZ ÖDEM Hamileliğin son döneminde vücutta dolaşımda gelişen bir takım hormonal etkilerden dolayı bacak şişmeleri görülür. Düzenli egzersiz ile bu durum önlenebilir.8- DAHA RAHAT UYKU Gebeliğin son döneminde gelişen uykusuzluk için de düzenli spor birebir.9-DAHA FİT BİR GÖRÜNTÜ Gebelikte artan kilolar, karın kaslarının ayrılması (diastesis rekti) , şişen bacaklar tüm bunlar görsel anlamda anne adaylarını mutsuz eder. Düzenli egzersiz bu durumların gelişmesini engeller.HANGİ TİP EGZERSİZ?Egzersiz seçiminde hamileleri hamilelik öncesi spor yapan ve yapmayan anne adayları olmak üzere 2 gruba ayırmak gerekir. Yapılan çalışmalar gebelik öncesi aktif spor hayatı olan kişilerin gebeliğinde var olan bir risk olmadığı sürece rutin aktivitelerine devam etmesinde bir sakınca olmadığı yönündedir.Gebelik döneminde spor yapmaya başlayacak anne adayları ise yürüyüş, yüzme, gebelik pilates, fitness ve yoga yapabilir. Ancak tüm bunlar konusunda deneyimli kişisel antrenör takibinde yapılmalıdır. Çünkü bütün bu antrenmanlar için gebeliğe özel durumlar ve hareketler olacaktır.
Erkekler ve Kadınlar Arasında Bulunan, Kimsenin İnkar Edemeyeceği 11 Temel Fark
Yani şimdi 'kadınlar ve erkekler arasında hiçbir fark yok' demek biraz saçma değil mi? Elbette farklıyız, adlarımız bile farklı; erkek ve kadın. Bu farklar bizleri birbirimizden daha üstün veya aşağılık bir canlı haline getirmiyor. Aksine, farklılıklarımızı kabul ederek birbirimizi daha iyi anlayabilir ve birlikte daha mutlu olabiliriz.İşte kimsenin inkar edemeyeceği, erkekler ve kadınlar arasındaki temek 11 fark;
Victoria's Secret'tan Kalp Atış Hızı Sensörü Barındıran Spor Sutyeni
Dünyanın en ünlü kadın iç giyim markalarından biri olan Victoria’s Secret, bir süredir sporda kullanıma uygun ürünler de hazırlıyor. Şirketin yeni duyurduğu spor sutyeni ise üzerinde sensörler ve çeşitli bağlı teknolojiler barındırması sayesinde benzer diğer ürünlerden ayrılıyor.Victoria’s Secret, özel sutyeninin üretiminde Finlandiya merkezli akıllı kumaş üreticisi Clothing+ ile birlikte çalıştı. Clothing+ Adidas ve Under Armour gibi şirketlerin teknolojik girişimlerine de destek sağlamıştı. ABD satış fiyatı 75 dolar olarak belirlenen sutyende çeşitli elektrotlar bulunsa da, özel bir kalp atış hızı monitörü yer almıyor. Kullanıcılar ekstra olarak satın aldıkları monitörü sutyenin arka kısmına yerleştirebiliyor. Hangi markalar tarafından üretilen monitörlerin Victoria’s Secret’ın özel sutyeniyle uyumlu olduğu konusunda ise somut bir bilgi bulunmuyor.Teknoblog
Çanakkale'de Bir Termik Santrala Daha İptal
Çanakkale’nin Karabiga beldesinde Akdeniz foklarının yaşam alanına Cengiz Holding tarafından kurulmak istenen termik santralın bir projesine daha yargıdan iptal kararı geldi.BirGün gazetesinden Doğu Eroğlu’nun haberine göre, Akdeniz fokları (Monachus monachus) ve caretta caretta’ların yaşam alanı olan Çanakkale Karabiga’da kurulmak istenen Cenal Enerji Termik Santralının, 4 parçaya ayrılarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde öngörülen kıstaslardan kaçırılmak istenmesine tepki gösteren Çanakkale İdare Mahkemesi, daha önce yürütmesini durdurduğu Cenal Enerji Santralı ve Derin Deniz Deşarjı projesi hakkındaki ÇED olumlu kararını iptal etti.İptal talebini görüşen Çanakkale İdare Mahkemesi, 4 parçaya bölünerek çevresel etkileri gizlenen proje hakkında, “Termik santral entegre projesinin çevresel etkilerinin bütüncül olarak değerlendirilmesine imkân tanınmamasına sebebiyet verecek şekilde parçalara ayrılarak ayrı ayrı projeler olarak öngörüldüğü anlaşıldı” değerlendirmesini yaptı. 9 Karabigalı yurttaş, Karabiga Temiz Doğa Derneği, Biga Çevre Derneği, Madra Dağı ve Kaz Dağı Belediyeler Birliği ile TMMOB’ye bağlı Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi, Peyzaj Mimarları ve Çevre Mühendisleri Odalarının açtığı davayı görüşen Çanakkale İdare Mahkemesi, 4’e bölünen projenin bir parçası hakkındaki ÇED olumlu kararını daha iptal etti.‘YOK’ DENİLEN FOKLARI ODTÜ BULMUŞTUDavanın müdahili Cenal Elektrik Üretim A.Ş. savunmasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün deniz kaplumbağaları ve Akdeniz foklarının varlığı hakkında herhangi bir görüş bildirmediğini ifade etmiş, santralın soğutmasında kullanılıp denize boşaltılacak suyun denizi ısıtmayacağını iddia etmişti. Cenal Elektrik Üretim A.Ş.’nin bu iddialarına karşın, yeniden ÇED raporu düzenlenen ve hakkında ÇED Olumlu kararı alınan termik santral için kurumların bir kez daha itirazda bulunduğu anlaşılmıştı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü “Bakanlığımız uzmanlarınca yapılan çalışmada proje sahasının yakınında Akdeniz Foku yaşama alanı olan deniz mağarasının olduğu belirlenmiştir” uyarısında bulunmuş, Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanlığı ise santralın denizde ısınma yaratacağını söylemişti. Akdeniz fokları, bölgede çalışma yapan ODTÜ’lü deniz biyologları tarafından da tespit edilmiş ve kayıt altına alınmıştı.FOKLAR HALÂ TEHLİKEDEYargı kararlarına ve kurumların uyarılarına karşın Cenal Entegre Enerji Santralı adını alan termik santral için yeniden ÇED Olumlu kararı verildi. Yetkililerin onay verdiği raporda şirketin bir uzmana yaptırdığı incelemede Akdeniz fokları ve caretta caretta’lar hakkında “Her iki tür de oldukça geniş sıcaklık farklarını tolere edebilir” denmiş ve türlerin kaderini bekleyen tehlike bir anlamda kabul edilmişti. Türlere verilecek zarar görmezden gelinerek alınan ÇED Olumlu kararı hakkında yurttaşlar ile örgütlerin açtığı yürütmeyi durdurma talepli iptal davasından da, termik santral aleyhinde sonuç çıkması bekleniyor.Zete
Reklam