Angelina Jolie'nin Yüz Güzelliğinin Sırrı
Angelina Jolie’nin kusursuz güzelliğinin formülü sonunda açıklandı! Geçtiğimiz günlerde 39. Yaşını kutlayan aktrisin yıllara meydan okuyan güzellik sırrı 3′lü bir cilt bakım kombinasyonunda oluşuyor. Angelina Jolie, cildine peelling, laser ve mikrodermabrazyon denilen 3′lü bir güzellik işlemi uygulatıyor. Mikrodermabrazyonda cilt üzerindeki makyaj kalıntılarından oluşan hasarlar tamamen temizleniyor. Peeling ile ölü hücrelerden arındırılıyor, laser ile cilt üzerindeki ince çizgiler ve kırışıklıklar yok ediliyor.Yaklaşık olarak 30 dakika süren bu cilt bakım işleminin ücreti ise 800 dolara yakın. Angelina bu formülü yüzüne uygulatan ilk isim değil. Naomi Watts, Rachel Weisz, Michelle Williams ve Robin Wright da bu 3′lü güzellik sırrını cildine uygulatan isimlerden.
Çocuğa Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir?
Anne babalar için çocuğa verilecek tuvalet eğitimi, çok zahmetli bir sürece dönüşebiliyor. Oysa mesane ve bağırsak kontrolünü sağlamak bir çocuk için yürümeyi öğrenmek gibi doğal bir süreç. Burada anne babaya düşen görev, bu süreci olabildiğince kolay ve rahatlatıcı kılmak. Bağırsak kontrolü genellikle mesane kontrolünden daha önce kazanılır. Gece dönemi mesane kontrolü en son aşamadır. Çocuğunuz hem psikolojik hem de zihinsel olarak hazır olana kadar tuvalet eğitimine başlamamanız gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar 18′inci aya gelmeden önce bu eğitime başlanmasını tavsiye etmiyor. Ne kadar erken başlarsanız o kadar uzun sürer çünkü. Çocuğa vereceğiniz tuvalet eğitimi kolaylaştırmak işinize yarar ipuçları: Çocuğunuzu lazımlık fikrine yavaş yavaş alıştırın. Çocuğunuzu lazımlık kullanma konusunda teşvik edin ama bu konuda baskı uygulamamaya özen gösterin. Günün uygun olduğunu düşündüğünüz belli başlı saatlerinde çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Lazımlık kullanımında başarı sağlayan bir çocuk, çocuklar için üretilmiş klozet kapağı yardımıyla tuvaleti kullanmaya hazır demektir.
Yaşlanmayı Durdurmanın Kuralları
Yaşlanmaya dur demek istiyorsanız, cildinizin bakımını sağlamak için doğanın nimetlerinden nasıl faydalanabileceğinizi Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Ataman açıkladı. İşte cildiniz için dikkat etmeniz gerekenler… Her gün düzenli olarak 8-12 bardak su içmeye başlarsanız, birkaç ay içerisinde cildinizin iyi yöndeki değişimini fark edebilirsiniz. Cildinizdeki ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümü azalır ve daha nemli bir cilde sahip olabilirsiniz. Bol su tüketimi hücrelerin beslenmesini ve toksinlerin vücudunuzdan atılmasını sağlar. Selenyum serbest radikal hasarından cilt hücrelerini korumaya yardımcı olabilecek bir eser mineraldir. Ayrıca, cilt kanseri önlenmesinde rol oynayabilir. Selenyum içeren morina, pisi, somon, ton balığı ve pişmiş sığır eti, hafif hindi eti, istiridye, sardalye, kepekli makarna tüketirseniz bu ihtiyacınızı doğal yollarla karşılayabilirsiniz. CoQ10 vücutta doğal olarak oluşan, güçlü bir antioksidandır; ancak yaşlanma ile birlikte azalır. CoQ10 serbest radikallerin yol açtığı hasarlara karşı cildi ve diğer vücut hücrelerini korumasının yanı sıra enerji üretimini de destekler. CoQ10 içeren kremler kırışıklıkları azaltarak yaşlanma belirtilerini iyileştirir. Balık (somon, ton balığı vb.) kümes hayvanlarının karaciğer gibi organ etleri ve kepekli tahıllar CoQ10 bakımından zengindir. Antioksidanlar serbest radikallerin hücrelere yapılan zarar görmesini önlemek veya yavaşlatmak işlevini taşır. Antioksidanlar kırışıklık oluşumunu ve ciltteki yaşlanma belirtilerini azaltır. Çilek, domates, kayısı, pancar, kabak, ıspanak, mandalina, biber, fasulye gibi gıdalar ve özellikle renkli meyve ve sebzeler doğal antioksidanlar bakımından oldukça zengindir. Kuru, pul pul bir deriye sahip olmak istemiyorsanız, portakal, havuç gibi meyveleri sadece yiyerek değil; cildinize de sürerek kırışıklık ve yaşlanma belirtilerini geciktirebilirsiniz. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve düşük yağlı sütler de A vitamini içerir. C vitamini cildi güneşten korumaya yardımcı olur. Aynı zamanda, kolajen ve elastin gibi deri-sıkılaştırıcı lifleri tahrip eden radikallarin neden olduğu hasarın geri döndürülmesinde yardımcı olur. Kırmızı biber, turunçgiller, kivi, brokoli, papaya ve Brüksel lahanası en iyi C vitamini kaynaklarıdır.
5 Günde 5 Kilo Verdiren Diyet Programı
Katılmak zorunda olduğunuz özel bir davet var. Ama siz o çok beğendiğiniz elbisenin içine girmekte zorluk çekiyorsunuz. O zaman bu diyet tam size göre. Ancak belirtmek istediğim bir şey var ki; bu 5 günde 5 kilo diyet programının sürekli uygulanması tavsiye edilmemekte. Bu uyarıya dikkat etmelisiniz. Evet gelelim 5 günde 5 kilo diyet programına Sabah Yumurta içeren bir kahvaltı Öğle Haşlanmış patates ile hazırlanmış bir öğle yemeği Akşam Haşlanmış patates kullanılarak hazırlanmış bir akşam yemeği… İsteğe bağlı olarak baharatlar ile zenginleştirilebilir. Sabah Sebze ağırlıklı bir kahvaltı (Yağsız çiğ salata tercih edilebilir.) Öğle Sebze ağırlıklı bir öğle yemeği Akşam Sebze ağırlıklı, bir akşam yemeği Sabah Haşlanmış, yağsız et içeren bir kahvaltı (Ton balığı vb.) Öğle Haşlanmış ve yağsız et içeren bir öğle yemeği Akşam Haşlanmış ve yağsız et içeren bir akşam yemeği Sabah Meyve içeren bir kahvaltı Öğle Meyve içeren bir öğle yemeği Akşam Meyve içeren bir akşam yemeği Sabah Yumurta ağırlıklı sabah kahvaltısı Öğle Yumurta içeren bir öğle yemeği Akşam Yumurta içeren bir akşam yemeği
Reklam
Diyet Yapmadan Zayıflayın!
Kendinize eziyet çektirmeden kilo verebilseniz ne güzel olurdu değil mi ? Beslenme ve yeme bozuklukları Uzmanı Dr. Zermati ve Psikiyatr Gérard Apfeldorfer, haz alarak yediğiniz besinleri kesmeden, kilo vermenin sırlarını açıklıyor. Temel amaç, duygular ve doğal regülasyon sistemi ile ortalama kilo dengesini (her zaman hedef olan kilo değil ) bulmak! İşte yapmanız gerekenler…. Diyet diktelerine ve kurallarına son! Açlık ve bıkkınlık hissi yaratan diyet kurallarına son vermenin zamanı geldi. Diyet şişmanlatıyor olabilir! Yapılan çalışmalarda diyet tedavisi sonrası aşırı kilo ve obezite oranları 3 ila 5 yıl içinde % 90′dan fazla bir sonuca ulaşıyor ve diyet sırasında kaybedilen kilolar daha sonra fazlasıyla geri alınıyor. Herşeyi kontrol etmeyi bırakın! Sürekli dengeli beslenme, kilo vermek için saplantı haline gelebilir. Dengeli beslenme herkesin düşündüğünün aksine zayıflamanızı sağlamaz. Hergün aynı saatte yemeyi, zorunlu olarak düşünmeyin. Özellikle dikkat etmeniz gereken yalnızca acıkınca yemek yemeniz. Yeteri kadar yemek! Şişmanlıyoruz çünkü çok yiyoruz. Kilonun gerçek nedeni sadece şeker ve yağ değil; asıl neden global tüketim çılgınlığı! Her an, sıkılınca, televizyon karşısında, sohbet ederken, düşünürken ağızımıza bir şeyler atma ihtiyacından kurtulmamız gerekiyor. Kara listeyi çöpe atın! Belli bir limit içerisinde mayonez ya da pasta gibi ürünleri tüketmek şişmanlatmaz. İkna olmak istiyorsanız yemeklerden sonra haftanın 3 günü meyve yerine çikolata yiyin ve kendi gözlerinizle görün. Şişmanlığın asıl nedeni abartıya kaçmaktır. Eğer herşeyi tadında yerseniz, kısa bir zaman içerisinde faydalarını görürsünüz. Az yiyin ama istediğinizi yiyerek yediğinizden zevk alın. Ama aşırıya kaçmamaya dikkat etmeyi sakın unutmayın. Kötü alışkanlıklara son verin! Dengeli beslenmek yani çikolata çok kalorili diye ağza sürmeme hatasını yapıp, sebzeler kilo aldırmaz diye fazlasıyla sebze yemek de şişmanlatır. İhtiyaçtan fazla tüketilen her besin size kilo aldırır. Sabah kahvaltı yapmamak için vücudunuzu zorlarsanız, sağlınız tehdit altına girer. Uygulaması en basit olan eylem tükettiğiniz besinleri dengede tutmanızdır. Denge, sağlıklı vücudun en temel taşıdır. Yapılan her rejim sizi mental olarak bir bunalıma sokabilir çünkü beyniniz siz farketmeden şartlanır ve bu da psikoljik olarak sizi kötü etkileyebilir. Ani kilo kaybı sizi psikolojik olarak etkileyeceği gibi ileride de sağlık sorunları yaşamanıza neden olur. Buzdolabı kapağı üzerine tutturulmuş olan diyet listenizi oradan alın ve hemen çöpe atın! Sağlıklı bir yaşama bilinçli olarak başlayın. Kısa süreli değil uzun vadeli düşünün! Açlık hissi! Açlık, bizim gerçek enerji ihtiyacımızın memnuniyetini karşılamak için bir sinyaldir. Vücudumuz gıda niteliği (kalori açısından az ya da zengin) sağlanan ne olursa olsun, daha düzenli ve mükemmel tüketimi ayarlama yeteneğine sahiptir. Antrikot mu istiyorsunuz ? Yiyin ve haz alın ama nerede duracağınızı bilin! Açlık olgusu psikolojik ihtiyaç ve iştah olarak 2′ye ayrılır. İştah vücudunuzun ihtiyaçlarının karşılamak içindir fakat psikolojik ihtiyaç aç olmasanız bile bir şeyler yeme ihtiyacı uyandırır. İsteğe göre yemek yememeye dikkat etmeli ve sadece acıktığınızda yemek yemelisiniz. Doyum; Yemek yemeyi ne zaman durduracağınızı bilmeniz gerekir. Tokluk: Açlık hissi olmayan fizyolojik bir durumdur ve yemek ile aranızdaki bağı belirler. Diyetsiz kilo vermek için yapılması gerekenler! 10 ila 15 gün boyunca beslenme alışkanlıkları dikkate alınmalıdır. Gıdalarla ilgili olarak alım yeri, zaman, içerik, miktar özelliklerini bir yere not ediniz. ( açlık, istek, stres, vb.) ve değenlendirme yapınız! Açlık ve tokluk anlarınızı belirlemek için odaklanın. Yavaş yemek, gerilimli ortamlardan uzak durmak ( televizyon, bilgisayar), sakin bir yerde yemek, açlığınızı indirgeyecektir. Kendinizi pasta veya çikolata yemeyerek cezalandırmayın. Dengeli bir şekilde tatlı tüketebilirsiniz çünkü duygusal ihtiyaç karşılandığında kilo almazsınız. Dikkat etmeniz gereken en önemli konu, aşırıya kaçmamak ! Dr. Zermati ve Gérard Apfeldorfer’e göre bu tavsiyeler ile kilo vermek zor değil aksine eğlenceli bir durum bile olabilir.
Reklam
İlk Defa Çimen Gören Deney Köpeklerinin Sevinci
İlaç sektöründe kobay olarak kullanılan Beagle cinsi köpekleri kurtaran Sivil Toplum Kuruluşu BFP (Beagle Freedom Project) 9 köpeğin hayatını nasıl değiştirdiğini bir videoyla kanıtlamış. Doğduklarından beri labaratuar ortamında hiç güneş, toprak ve doğa görmeden büyüyen Beagle cinsi köpekler için topladıkları 72 bin imzayla BFP köpekleri sahiplendi. Çektikleri videoda Beagle’ları doğaya bırakan ekip onların ne kadar mutlu olduklarını ve gördükçe mücadelelerine devam edeceklerini açıkladılar. Sizde bu projeye destekte bulunabilirsiniz **http://www.beaglefreedomproject.org/**
Reklam
Anneanne İle Babaanne Arasındaki 18 Temsili Fark
Aslında fark yoktur aralarında, sadece bizim algılarımızdır farklı olan. İşte algılarımızdaki bu farklar kafamızda anneanne ile babaanne figürlerini başka başka yerlere koyuyor. Kimine göre anneanne yakın, samimi, sevgi dolu; kimine göreyse babaanne. Yine her karşılaştırmada yaptığımız rutin uyarımızı yapalım, 'burada yazdıklarımız kesin doğrular değil, gerekiyorsa siz anneanneyi babaanne olarak okuyun lütfen'.
Angelina Jolie'nin Giydiği En Etkileyici 10 Siyah Tasarım
Son günlerde Malefiz (Maleficent) filmiyle gündemden düşmeyen Angelina Jolie, bu kez de doğum günü sebebiyle merceğim altına girdi. Kusursuz güzelliği, mükemmel vücudu ve 6 çocuğu ile 39. yaşını deviren Angelina Jolie‘ye mutlu yaşlar diliyorum. Amerikalı güzel oyuncu, oyunculuktaki başarısını 3 Altın Küre, 2 Sinema Oyuncuları Derneği Ödülü ve 1 Oscar ile taçlandırmış durumda. Son filmi Malefiz (Maleficent) deki performansıyla çok ses getiren Angelina Jolie, daha şimdiden dünyada büyük bir gişe hasılatı yakalamış bile. Uyuyan Güzel masalının kötü cadısı Malefiz‘i canlandıran güzel oyuncu, kariyerinde yakaladığı en büyük gişe hasılatına bu filmle birlikte ulaşmış oldu. Dünyanın en çok kazanan oyuncuları arasında gösterilenAngelina Jolie‘nin bu başarısı, bundan sonraki projelerindeki beklentiyi de arttıracaktır.Filmden sonra sıra geldi Angelina Jolie‘nin kıyafet tercihlerine. Malefiz‘in Gala Gecesi de dahil olmak üzere, her yerde çok fazla siyah tasarımlarla gördüğümüz güzel oyuncunun, son yıllarda giydiği etkileyici 10 siyah kıyafeti bir araya getirdim. Bu kıyafetler içersinde Angelina Jolie’ye baktığımda dikkat çeken detaylar, ona zerafet katan ölçülü dekolteler ve doğal saç ile makyaj. Tercihlerinin çoğundaVersace imzası bulunması da diğer bir detay.Kıyafetleri incelerken son 5 yıl içersindeki değişimine de dikkat edin derim. Geçen yıllar ona yaramış ve daha bir güzelleşmiş sanki. Siz ne düşünüyorsunuz?
Reklam
Bir Cuma Günü Kendinize Söyleyebileceğiniz 15 Yalan
Cuma günleri haftanın en kutlu günüdür. Bünye kendini tatile hazırlar, kafa bir başka kalkar yastıktan. O gün çalışan insana ayrı bir bayram havasıdır. Candır, canandır. Fakat bütün gün aslında kendimize söylediğimiz bir takım yalanlarla geçer. Felekten bir gün olacakken yalandan bir gün geçer gider ömrümüzden. Her hafta aynı yalanlarla geçer mi ömür bilemeyiz ama herkes bu yalanların kıyısından köşesinden elbet bir Cuma günü geçmiştir ya da geçecektir;
Kuantum İstanbul Üniversitesi'nde Çöktü
Sayılı deneylere ev sahipliği yapan İÜ Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı, sorumlu hocaya ceza verilip kapatıldı. Projeler askıya alındı. Araştırmacılar kapı dışarı edildi.Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak Radikal’den İdris Emen’in haberine göre, çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi. Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi. E-mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi. Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor. Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı. İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.” Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’T24
Reklam
Aşk mı, sevgi mi, sadece cinsel çekim mi?
Bizim için özel olan, gördüğümüzde kalp atışlarımızı hızlandıran kişilerle karşı karşıya geldiğimizde; hepimizin hissettiği farklı durumlar ve duygular vardır. Bu duygular bazıları tarafından karmaşa, bazıları tarafından hislerin yoğunluğu, bazıları tarafındansa yalnızca hoşlanma olarak tanımlanır. Peki deneyimlediğiniz şeyin aşk, sevgi ya da cinsel arzu olduğunu nasıl anlarsınız?1970’lerde sosyal psikolglar ‘’aşk’’ olgusu üzerine geniş çaplı araştırmalar yürütmeye başladılar. Sosyal psikolog Zick Robin, hoşlanma ve aşk duygularının ayırt edilebilmesi için aşağıda yer verdiğimiz bir skala hazırladı. Rubin’e göre, hoşlandığımız kişilerle beraber vakit geçirmekten ve bu kişilerin bakış açılarından etkileniyoruz; bu nedenle de bu kişilerle zaman geçirmeyi seviyoruz. Konu aşk olduğunda ise durum biraz daha derin bir boyut kazanıyor. Rubin’in yapmış olduğu bir çalışmada, aşk duygusunu deneyimleyen çiftler birbirinden yalnızca hoşlanan çiftlere göre daha fazla göz kontağı kuruyor ve daha uzun süre hiç konuşmadan bir arada kalabiliyorlar. Aşk, sevgiden farklı olarak daha fazla fiziksel yakınlık kurma ve karşımızdaki kişinin tüm ihtiyaçlarına cevap verebilme isteğini ortaya çıkarıyor.Sosyal psikolog Elaine Hatfield ise aşk olgusunu iki farklı boyutta inceliyor: tutkulu aşk ve arkadaşlık boyutundaki aşk. Tutkulu aşk, yoğun duygusallık ve cinsel istek barındıran bir olgu. Arkadaşça olarak tanımlanan aşk çeşidinde ise karşılıklı saygı, ilgi ve güven duyguları ön planda. Hatfield’a göre tutkulu aşklar bir süre sonra arkadaşlık boyutuna kayabiliyor.Tüm bu tanımlara göre karşınızdaki kişiye karşı hissettiğiniz şeyin ne olduğunu anlamak için aşağıdaki skalalardan yararlanabilirsiniz...
Reklam