25 Sırt Dövmesi Önerisi
Dövme seçmek çok zordur. Eğer sizin için bi anlam taşımayan bir dövme yaptırdıysanız ondan pişman olma ihtimaliniz yüksektir. Ama bu dövmelerin bi pişmanlık yaratcağını hiç sanmıyorum... :)
Selülitsiz Bacaklar Hayal Değil
Sağlık ve fit olmak herkesin hayalidir. Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan karaciğeri toksinlerden arındırmak, sağlıklı cilde sahip olmak ve selülitlerle mücadele için özel formüller hazırladı… Her gün 40-50 dakika yürüyüşün ardından kese ile selülitli bölgeye masaj yapın. Ardından aşağıdaki özel karışımla 5 dakika daha masaj yapın. Özel karışım için malzemeler’ 1 kilo deniz tuzu, yarım limon suyu, 1/2 tatlı kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı, 1 çay kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı lavanta, 1 çay kaşığı yeşil çay, 10 damla greyfurt suyu, 10 damla havuç suyu. Malzemeleri bir kapta karıştırın. Karışımın miktarlarını kullanacağınız bölgeye göre artırabilirsiniz. Karışımı buzdolabında 1 hafta bekleterek kullanabilirsiniz… Selülitsiz bacaklar için bazı yöntemler’ Su ile tedavi edin Su, selüliti geri püskürten en önemli silahtır diyebiliriz. Su, aşırı tuzun yarattığı şişkinliği dağıtır. Dermatoloji uzmanlarına göre su yönünden zengin gıdaları yemek, bacaklardaki gamzeleri azaltmak için daha etkili bir yoldur. Hangi yiyecekte en çok su olur derseniz, yanıtı, karpuz. Karpuz yüzde 90 oranında su içerir. Her bir porsiyonu 3,5 bardak suya eşittir ve sadece 46 kaloridir. Bunun dışında üzüm, mango gibi su içeriği yüksek, A ve C vitaminleri gibi iki temel antioksidanı içeren meyveler, cildin sıkılığını korumaya yardım eder. Bu antioksidanlar, güneş ışığı ve hava kirliliğinin yol açtığı zararlı moleküllerden oluşan serbest radikallere karşı savaşta etkilidir, kolajen seviyesinin düşmesini engeller, cildin yenilenmesini destekler, cildin elastikiyetini korur. Deri altı sıkılaşınca selülit olarak adlandırılan yumruları daha iyi gizler. Özel selülit egzersizi Kardiyo ile yağları eritmek, selülit görünümünde de azalmayı sağlar; ama asıl bacaklarınızda sıkılaşma sağlayacak olan hareket ‘lunge’ hareketidir. Bu hareket, sizin selülite karşı silahınızdır adeta. İki önemli selülit alanı olan popo ve kalçanızda kas oluşumunu artırır ve sıkılaşma sağlar. Yağlar bir kağıtsa, kaslar da kartondur. Kartonlar zayıfsa ya da azalmışsa, kağıtlar içeriye ve dışarıya doğru şişkinlik yapar; selülitlerde olduğu gibi. Ama kartonlar sağlamsa kağıtlar düz kalır. Kalça ve popolardaki kartonları sağlamlaştırmak için yapacağınız lunge hareketinin selülit azaltıcı etkisini çoğaltmak için önde olan ayağınızın topuğunu yere doğru bastırın ve kalçanızı sıkın. Her bir bacak için 12 ila 20 kez üçer set yapın hareketi. Bu egzersizi haftada üç ya da dört kez yaptığınız takdirde bir ay içinde kendinizdeki gelişmeyi fark edeceksiniz. Kafein kürü Kafein, bağ dokudaki suyu geçici olarak elimine eder ve o kötü çukurlar daha az fark edilir hale gelir. Dolayısıyla selülit kremi alırken kafein ya da aminofilin ve teofilin içeren bir ürün seçin. Kremi uygulamadan önce derinizde peeling uygulayın ve ölü hücreleri temizleyin. Böylece kremin gözeneklerden girmesi kolaylaşır. Bronzlaşın Ten koyulaştığında, üzerinde taşıdığı selülitler aynada daha küçük görünür. Öyleyse önce cildinizdeki ölü derileri temizleyip ardından bronzlaştırıcı losyon ya da sprey kullanarak harika bir kamuflaj yapabilirsiniz. Sürdükten sonra havanın kurutması için zamanınız yoksa saç kurutma makinesiyle ürünü vücudunuzda sabitlemeyi deneyin. Bacaklarınıza bronzlaştırıcı uygularken, ışıltılı bronzlaştırıcıyı bacaklarınızın alt kısımlarına uygulayın. Böylece bacaklarınıza daha uzun bir görüntü verirsiniz.
25 Aşırı Sevimli Fotoğrafla Anneler ve Minik Kızları
Çocukların gelişiminde her iki ebeveynin de önemi çok büyüktür. Fakat anneler ve kızları arasında özel bir bağ olduğunu kabul etmek lazım. Bu özel bağın şerefine aşırı sempatik anneler ve kızlarının fotoğrafları sizlerle...İyi eğlenceler dileriz...
Google Maps'e Bisiklet Modu Geliyor
Google'ın en sevilen hizmetlerinin başında gelen harita hizmeti Google Maps 'e yeni bir özellik geliyor. Google Maps'e gelecek güncelleme ile birlikte artık Google Maps'te bisiklet modu da bulunacak. Her ne kadar Google Maps'e gelecek olan bu güncellemenin net çıkış tarihi belli olmasa da Google'ın bu özellik üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı ve mümkün olan en kısa süre içerisinde bisiklet modunu Google Maps'e eklemeye çalıştığını biliyoruz. Google Maps 'e gelecek olan bisiklet modu sayesinde caddelerin ve sokakların eğimlerini rahatlıkla telefonunuzdan görebileceksiniz. Bu sayede en az eğime sahip olan yolları Google Maps'in uygulaması üzerinden görüp ona göre rotanızı çizebileceksiniz. Tabi ki Google Maps 'te yer alacak olan bisiklet modunun tek özelliği bu değil. Bunun dışında Google Maps'in klasik özelliği olan yol tarifi de bisiklet modunda çalışacak ve size hangi yoldan dönmeniz gerektiğini söyleyecek. Böylelikle yol tarifini bilmediğiniz yerlere daha rahat bir şekilde gidebileceksiniz. Bu özelliğin bisiklet sahiplerini daha doğrusu bisiklet ile uzun yollar gitmeyi seven bisiklet tutkunlarını sevindireceğini düşünüyorum. Özellikle eğimi yüksek yerlerde bisiklet sürmenin biraz daha sıkıntılı olduğunu düşünürsek, Google Maps sayesinde eğimi yüksek olan yerleri es geçerek daha az eğime sahip olan yerlerden gitmek hem bisiklet sürme keyfini artıracak hemde ulaşılması gereken yere daha hızlı gidilmesini sağlayacaktır.
Çocuk İstismarını Konu Alan Çarpıcı Bir Kısa Film: Zorundayım
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
Reklam
1 Litre Atık Yağ 1 Milyon Litre İçme Suyunu Kirletiyor
Türkiye’de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor. Bunun yaklaşık 350.000 tonu bitkisel yağ atığı olarak tüketilemez hale gelir. Su ve toprağa karışması halinde çevreye ciddi zarar veren bitkisel atık yağlar, evsel atık su kirliliğinin de % 25’ini oluşturuyor.Peki atık yağ nedir? Çevreye nasıl zararlar veriyor? İşte 7 soruda atık yağ kullanımı ve geri dönüşümü…. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında, bitkisel ham yağ rafine sanayinden çıkan soap-stock, tank dibi tortu ve yağlı topraklar, kullanılmış kızartmalık yağlar, çeşitli tesislerin yağ tutucularından çıkan yağlar ve kullanım süresi geçmiş olan bitkisel yağlar, bitkisel atık yağ olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de her yıl yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ tüketilmektedir. Yağ rafinasyon prosesi sonucu ve elde edilen yağın tüketimi sonucu yaklaşık 350 bin ton bitkisel atık yağ oluştuğu tahmin edilmektedir. Her 100 kişiden 90’ı kullanılmış atık yağları lavaboya dökerek temizliyor. Lavaboda dökülen yağlar atık sularla birlikte kanalizasyonlara, göllere ve denizlere karışıyor. Yağlar çöpe döküldüklerinde ise çöplük alanlarda önce toprağa daha sonra kullanılabilir yer altı sularına karışıyor. Atık yağlar ekotoksik özelliğe sahiptir. Çevreyi kirletmekte ve bulunduğu ortamda yaşayan canlılara zarar vermektedir. Yeraltı sularını kirletmekte, sualtı canlı varlıklarını etkilemekte, kanalizasyon sistemlerinde ve atık su arıtma tesislerinde tıkanıklıklara ve kirlilik yükünün artmasına neden olarak işletim ve bakım maliyetini arttırmakta, toprağa döküldüğünde kirlenmelere neden olmaktadır. 1 lt atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebiliyor. Yapılan araştırmalarda atık su kirliliğinin % 25’ini kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağların oluşturduğu bulunmuştur. Arıtılmayan atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar, denizlere, göllere ve akarsulara ulaştığında suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması sonucu; başta balıklar olmak üzere ortamdaki diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ayrıca atık bitkisel yağlar özgül ağırlıkları nedeniyle su yüzeyini bir film tabakası gibi kaplamakta ve oksijen transferini önleyerek su altı canlı varlığını yok etmektedir. Atık yağlar deniz anası oluşumunu da hızlandırır. Kullanılmış yağlar lavaboya döküldüğü zaman dren sistemine sıvanmakta, kanalizasyon borusu iç cidarında diğer atıkların yapışmasına ve zamanla borunun daralmasına neden olmaktadır. Bu şekilde tıkanıklıklara ve taşmalara neden olarak kanalizasyon sistemine ve arıtılması gereken atık yükünü arttırarak atık su arıtma tesislerine zarar vermekte ve bakım ve işletme maliyetini arttırmaktadır. ABD’nde yapılan bir araştırmaya göre lavaboya dökülen atık yağlar, kanalizasyon sistemlerinin % 40 oranında tıkanmasına neden olmaktadır. Bitkisel Atık Yağ Yönetmeliği’ne göre atık yağ üreticisinin yükümlülükleri şöyle: Madde 10 — Atık yağ üreticileri; a) Atık yağları diğer atık madde ve çöplerden ayrı olarak biriktirmek, b) Faaliyetleri sonucu oluşan atık yağların biriktirilmesi için sızdırmaz, iç ve dış yüzeyleri korozyona dayanıklı bidon, konteynır ve tank gibi toplama kaplarını kullanmak, c) Atık yağları lisanslı taşıyıcılarla lisanslı geri kazanım veya bertaraf tesislerine göndermek, d) Atık yağ sevkiyatında ulusal atık taşıma formu kullanmak ve her taşımadan sonra bunların bir kopyasını ilgili valiliğe göndermek, bu belgeleri beş yıl süreyle tesiste muhafaza etmek Yönetmeliğe aykırılık Çevre Kanununun 24. maddesi uyarınca, aykırı hareket edenlere 2872 sayılı Çevre Kanununun 20 (r) bendine istinaden idari para cezası gerçek kişilere 31.745 TL, Kurum/kuruluş ve işletmelere 95.235 TL uygulanmaktadır. Kızartma yağları, plastik, metal vb. farklı biriktirme kaplarında biriktirilerek Çevre ve Orman Bakanlığı ya da belediyelerin atık toplama merkezlerine gönderilebilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından geri dönüştürülür. Belediyeler tarafından belirlenmiş atık yap toplama merkezlerine temizcevreengelsizhayat.org adresinden ve 444 9 929 telefonundan ulaşılabilir. Yönetmelik gereğince; lokantalar, sanayi mutfakları, oteller, tatil köyleri, motel ve yemekhaneler, hazır yemek üretimi yapan firmalar ile diğer yerlerden çıkan bu atık yağlar İstanbul’da Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans almış firmalar tarafından toplanması gerekmektedir. Lisanslı taşıma aracı; beyaz renkte ve araç kasasının veya tankının her iki yüzünde yeşil renkte, dikey yüksekliği en az 20 cm olan Bitkisel Atık Yağ Taşıma Aracı ibaresi bulunacaktır. Taşıma araçlarının kasa veya tankları; sızdırmaz, koku önleyen ve kolaylıkla temizlenebilir bir sisteme sahip olması zorunludur. Toplanan bitkisel atık yağlar fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçirilerek biodizel yakıta dönüştürülmekte ve dizel motorlarda yakılarak imha edilir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından toplanarak endüstride kullanılacak yarı mamul (külçe sabun, stearin, kimya sanayinde kullanılacak hammadde ve benzeri) ve ürün (sabun, biyodizel ve benzeri) ürünlerin elde edilmesinde kullanılır. Petrol, kömür doğal gaz gibi alışılagelmiş bu enerji kaynakları rezervlerinin sınırlı oluşu ve petrol krizleri buna bağlı olarak artan fiyatlar ülkeleri hem çeşitli tasarruf önlemlerine hem de yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi konusuna yöneltmiştir. Yağlı tohum kökenli çeşitli sıvı, katı ve gaz yakıtlar alternatif yakıt olarak üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu yakıtların önemli bir bölümünü de motorine ve fuel-oil’e alternatif sıvı yakıtlar oluşturmaktadır. Bitkisel yağlar doğrudan veya modifikasyon teknikleri ile motorine ve fuel-oil’e alternatif olarak değerlendirilmektedir. Ozon tabakasına olan olumsuz etkiler biyodizel kullanımında dizel yakıta nazaran % 50 daha azdır. Asit yağmurlarına neden olan kükürt bileşenleri biyodizel yakıtlarda yok denecek kadar azdır. Kaynaklar cygm.gov.tr atikyönetimi.kadiköy.bel temizcevreengelsizhayat.org
Akkuyu Santrali ile İlgili ÇED Raporunda Deprem Riski Saklandı İddiası
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Başdanışmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Mersin’in Gülnar İlçesi’ne bağlı Büyükeceli Mahallesi’ne yapımı planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için hazırlanan ÇED Raporu’nda deprem riskinin taktiksel bir tuzak olarak saklandığını ve gerçeklerin gizlendiğini iddia etti.Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ÇED Raporu’ndaki uzmanlığı ile ilgili kısımları değerlendiren Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Raporun 48′inci sayfasında yapılacak ile yapılan işler sayıldığında, santralin güvenli bir yere oturup oturmadığına ilişkin hiç bir jeofizik çalışma ile sonucuna yer verilmemiştir. Dolayısıyla yerin ne taşıma gücü, ne de depremle çınlamaya (rezonansa), aşırı çalkalanmaya gelip gelmeyeceği bilinmemektedir” dedi. Raporda büyük bir deprem beklenmeyen Ecemiş Kırığı’nın öne çıkarıldığını, bunun da taktiksel bir tuzak olduğunu öne süren Prof. Dr. Ercan şunları söyledi: “Tasarının öykündürülmüş çizimlerinden görülmektedir ki, santral yapısının bir bölümü deniz dolgusu içine yapılacaktır. Bu dolgunun olası bir yakın/uzak deprem durumunda nasıl davranacağı, ona nasıl dayanacağı üzerine inandırıcı bir bilgi yok. Kaldı ki, dinlendirme gölmeçleriyle, görünüşü Japonya’daki Fukuşima’daki santralden daha da kötüdür. Prof. Dr. Tolga Yarman ile birlikte Mersin ile Akkuyu sunuş ile söyleşisinde belirttiğim gibi, bölgede asıl göz önünde bulundurulması gereken avkulanma (tektonik) etkinlikleri, Kıbrıs Dalma Batma Kuşağı, Ölü Deniz Kırığı, Güney Ege Dalma Batma Kuşağı ve Doğu Anadolu kırıklarıdır.” Bölgedeki 4 bin yıllık depremlere bakıldığında detayların ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ercan sözlerine şöyle devam etti: “Güney Ege Dalma-Batma kuşağında tsunami oluşma olasılığı yüzde 13, dalga yüksekliği 1- 6 metre, Ölü Deniz Kırığında ise yüzde 6, dalga yüksekliği 1- 3 metredir. Demek ki deprem ürküntüsü, nükleer santral kazalarını artırabilecek en önemli öğelerden biridir. Depremlerin şaşmaz bir yasası vardır. Bir yerde belli büyüklükte bir deprem oluyorsa, gelecekte de o yerde en az o büyüklükte bir deprem olacaktır. Özetle, Güney Akdeniz’de bir nükleer güç santrali yapmak, çevre kirliliği, tarımsal düşme, gezginciliği bitirmesi, can güvenliği, teknoloji bağımlılığı, soruna çözüm bulmaması bakımlarından olumsuzdur. Kaldı ki, geçen yıl yapılan bir sorgulamada Mersinlilerin yüzde 70′inin nükleer güç santraline karşı olduğu belirtilmişken, hangi demokratik yaklaşım bu yapıma izin verebilir?” DHA | Zete
Reklam
Dünyadaki en İlginç 9 ölüm vakası
Robotlar tarafından öldürülen ilk insan ise Kenji Urada adlı Japon mühendisti. Kenji, Kawasaki fabrikasında, onarmaya çalıştığı bir robotun mekanik kolu tarafından öğütme makinesine itilerek ölmüştü.
Harley Davidson'dan Yenilikçi Hamle: Project LiveWire
111 yıllık motosiklet tecrübesi, yeni nesil beklentiler ve kaygılara yanıt verecek biçimde yeniden şekillendi: Huzurlarınızda Harley Davidson Project LiveWire.En eski motosiklet üreticilerinden biri olan Harley Davidson çevre duyarlılığı konusundaki en büyük adımı Project LiveWire ile atıyor. Gürültülü ve iri cüsseli motorlarla tanıdığımız Harley’ler, bu kez çok daha yenilikçi ve farklı bir tasarımla karşımızda. Harley Davidson ’ın sert ve ağırbaşlı çizgileri, LiveWire’da çok daha atılgan ve çevik bir hal alıyor. Motosiklet efsanesinin şehirli sürücüleri ve çevreye duyarlı kullanıcıları hedeflediği LiveWire, son halini almadan önce iki yıl boyunca bir deneyim projesi altında dünyayı dolaşacak ve sürücülerin geri dönüşlerinden yola çıkarak nihai şekline gelecek. Project LiveWire Experience adı verilen turne 2014 yılı boyunca ABD’de gerçekleşecek, önümüzdeki yıl ise Kanada ve Avrupa’daki Harley satıcılarında ve motosikletleriyle bilinen yollarda devam edecek. Tek dolumda 85 kilometre Harley Davidson’ın 220 volt gerilimde 3,5 saatte dolan bataryası, tek şarj ile yaklaşık 85 kilometre menzili kat edebiliyor. Gücünü elektrikten sağlaması ise araca performansından çok fazla şey kaybettirmemiş. LiveWire’ı test edenler, gazı çevirdikleri anda motosikletin atik bir şekilde ileri atıldığını belirtiyor. Yeni projeleriyle ilgili konuşan Harley Davidson Başkanı Matt Levatich , başarılarla geçen 111 yılın ardından, önümüzdeki 111 yılda motosiklet kullanmayı keyifli hale getirecek harikulade bir dünya için çalışacaklarını belirtiyor.Yazan: Erhan Kahraman SDN - ShiftDelete.Net
Küçük kız ile köpeğin aşkı
Çocuklar ve hayvanlar yeryüzünün en masum yaratılışlarıdır.Kötülük bilmez,çıkar gözetmezler. Lütfen onları gelecek nesillere, olması gerektiği gibi sevgi dolu yetiştirelim.‪
Reklam
İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları
Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü 'kervan' kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.
Penelope Cruz Yine Provokatör
Ünlü oyuncu Penelope Cruz, Agent Provocateur için ikinci kez yönetmen koltuğuna oturdu. Yayınladığı yaratıcı ve kışkırtıcı reklam kampanyalarıyla her seferinde dünya çapında olay yaratmayı başaran Agent Provocateur, Penelope Cruz ile olan partnerliğini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl Agent Provocateur’ün Sonbahar Kış 2013 kreasyonu L’Agent için yine bir reklam filmi çeken seksi yıldız Penelope Cruz, dikkatleri çekmesini çok iyi bilmişti. Penelope Cruz’un hem yazdığı hem yönettiği hem de oynadığı bu yeni reklamda bir araç dolusu dansçıyı çölde izliyoruz. Çölde serap görmekte olan bir adamın gözünden izlediğimiz reklamda otomobilden inen dansçı kadınlar iç çamaşırlarıyla dans ediyorlar.
Reklam
Maden Suyu Zayıflatır mı?
Aslında bütün zayıflamaya yönelik diyet programlarında su her zaman var yani yeterli su alımı öneriliyor. Eğer bu su spesifik bir mineralli suysa mineralli suyun içilmesi durumunda gerçekleşen birtakım olumlu etkiler devreye giriyor. Örneğin yemek öncesi bir mineralli su içtiğimizde midede doygunluk hissi yaratıyor. Mesela bütün diyetlerde salata ve sebze vardır, doygunluk hissi için. Aslında bunu mineralli suyla da elde etmeniz mümkün. Zaten günümüzde önemli olan sağlıklı beslenme tarzı geliştirme ya da bunu büyük çerçeveye alırsak sağlıklı yaşam tarzı ama bunun önemli bir kısmını da günlük beslenme oluşturuyor. Günlük sağlıklı beslenmenin belli kriterleri var; kalori kısıtlaması, besin çeşitliliği, daha çok bitkisel besinlere yönelme, meyve sebze gibi ya da posalı besinlere yönelme, kalorisi düşük ya da farklı göstergeler var, glisemik indeksi düşük beslenme gibi belli kriterler var ama bu kriterlerin vazgeçilmez bir kompanenti de aslında mineralli su içimi olması lazım. Dolayısıyla ister onu zayıflama olarak alın ama daha doğrusu sağlıklı beslenme olarak almak lazım, sağlıklı beslenmede mineralli su günde en az 1 litre yemek öncesinde, yemek sırasında, yemek sonrasında ve öğün aralarında mutlaka tüketilmelidir.
Bitkisel Çaylar Kanser mi Yapıyor?
Almanya’da yapılan bir araştırma sonucuna göre bazı bitkisel çayların kanserojen madde içerdiği görülmüş. Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (BFR) tarafından yapılan araştırmada, 221 bitki çayı çeşidi incelenmiş ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bitki çaylarında beklenmedik sonuçlar ortaya çıkmış. İncelenen çay çeşitleri arasında papatya, nane, ısırgan otu, melisa ve bebekler için hazırlanan rezene çayı da bulunuyor.H ayvanlar üzerinde yapılan deneylerde büyük miktarda Pyrrolizidine Alkaloid (PA) olarak adlandırılan zehirli maddeye rastlanmış. Doğada yaklaşık 6 binden fazla bitkide bulunan bu maddeyi bitkiler, etraftaki haşerelerden korunmak amaçlı salgılıyor. Uzmanlar, bu maddenin karaciğer rahatsızlığına ve kansere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Çocuklar ve hamile kadınlar için uyarı Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü Başkanı Profesör Andreas Hensel, bazı ürünlerde beklenmedik yüksek oranlarda pyrrolizidine alkaloid tespit ettiklerini, ancak bu sonuçların yeniden teyit edilmesi gerektiğini, zira bu sonuçların tesadüfen mi yoksa çayların yeterince temiz olmamasından mı kaynaklandığının kesinlik kazanmadığını söylemiş. Enstitü henüz yüksek oranda pyrrolizidine alkaloid içeren çayların sağlığa zararlı olduğu yönünde bir uyarı yapmadı. Ancak uzun süre yüksek oranda bitki çayı tüketilmesinin özellikle çocuklarda, hamile ve çocuk emziren kadınlarda risk teşkil ettiği belirtiliyor. Yetişkinlere ise günde 5 sallama bitki çayından fazla tüketilmemesi tavsiye ediliyor…. Doğada var olan bitkilerin (bilinen-bilinmeyen) birçok faydası mutlaka vardır. Şimdiki sentetik ilaçlar olmadan önce insanlar binlerce yıl bitkisel ilaçlardan yararlanmış. Fakat son yıllarda, daha önce asla yemeyin denilen, örneğin tereyağı-yumurta vs gibi ürünler şimdi baş tacı ediliyor ve bu durum bende güvensizliğe sebep oluyor. Sanırım bu da, bazı doktorlarla işbirliği yapan üretici şirketlerin kapitalist oyunlarından ileri geliyor. Önce siyah çay içmeyin yeşil çay için denilip insanlar buna yönlendiriliyor, sonra da siyah çayın da şöyle şöyle faydaları var, mutlaka içmelisiniz deniliyor. Kişisel anlamda yazılı ve görsel medyada çıkan bu haberlere itibar etmediğimi söyleyebilirim. Yaşamın tüm alanında olduğu gibi burada da azı karar çoğu zarar prensibine uymak gerektiğini hatırlatmak isterim.
Reklam
Çevre Kirliliğini Azaltmak İçin Yapılabilecekler
Araçların yarattığı hava kirliğinin daha da azaltılması için hepimizin bilmesi gereken maddelere aşağıdan ulaşabilirsiniz. Tabii daha az sayıda aracın yola çıkması için de, TAG da denenmeli.Yakin mesafeleri yürüyerek veya bisikletle asmak, hem daha sağlıklı, hem de çoğu zaman otomobilden daha hızlıdır (park aramak, kuyruk, vs.). Bir yere varmak için yürümekten sonra çevreye ve sağlığa en zararsız yöntem bisikletle gitmektir, çünkü bisikletler fosil yakıt harcamıyorlar, atik gazlar oluşturmuyor ve diğer taşıt araçlarına göre daha az yer kaplıyorlar. Bu nedenlerden dolayı bisiklet kullanımı çevrenin korunmasında büyük katkıda bulunuyor.Özel araba yerine tren, tramvay ve otobüs gibi toplu taşıt araçları kullanılabilir. Toplu taşıt araçları özel araçlara nazaren çevreye daha uyumludur. Çünkü bir yere gitmek için toplu taşıt araçları kullanıldığı taktirde trafikte ki araba sayısı azalacaktır. Böylece hem havayı kirleten eksoz gazları azalacak hem de ham madde tasarruf edilecektir. Toplu taşıt araçları ile bir yere varmak için arabaya nazaren biraz zaman alabilir, ama bu zaman günlük gazete, dergi veya kitap okuyarak değerlendirilebilir ayrıca arabaya nazaren daha stressizdir.Araba motoru durduğu yerde ısıtılmamalıdır. Motor çalıştıktan sonra hemen hareket edilirse motor daha çabuk ısınır. Böylece yakıt tasarrufunun yanısıra hava da kirletilmemiş olur.Dengeli araba kullanarak ve zamanında vites değiştirerek hem yakıt tasarruf edilir, hem eksoz gazından kaynaklanan hava kirliliği azaltılır hem de çevreye daha az gürültü verilir.Araba üst bagajları hava direncini yükseltir ve böylece daha fazla yakıt harcanır. Yüksüz üst bagajlarda %12 ve yüklü üst bagajlarda ise %25 daha fazla yakıt tüketildiği ADAC tarafından tespit edilmiştir. Bundan dolayı üst bagaçlar kullanılmıyorsa çıkartılarak yakıt tasarruf edilebilir.Kapalı tren yollarında, hareket etmeyen kuyruklarda ve uzun trafik lambası beklemelerinde motoru kapatarak hem yakıt tasarruf edilir, hem de çevre korunmuş olur.Otoyollarda hiçbir zaman son hız yapılmamalıdır. Böylece yakıt tasarrufunun yanısıra fazla gürültü ve hava kirliliği azaltılır. Ayrıca güvenlik ve arabanın ömrü de uzar. Eğer araba son hızın %20 altında kullanılırsa %30 yakıt tasarruf edilir.Araba boşta çalıştığı taktirde de fazla yakıt harcar ve havayı kirletir. Arabanın yarim dakikalık boşta çalışması, arabayı kapatıp tekrar çalıştırarak havaya verilen eksoz gazinin eş değerindedir.Arabada olan fazla yükte harcanan yakıt miktarını artırır. 100 kiloluk fazla yükte 100 kilometrede yaklaşık 1 litre fazla yakıt harcanır. Bundan dolayı lüzum olamayan eşyalar çıkartılarak yakıt tasarruf edilebilir.Araba lastiklerinin havası doğru olmalıdır. Yanlış hava basıncı güvenli araba sürüsünün azaltmasının yani sıra hem lastikler çabuk aşınır hem de fazla yakıt harcanır. Bundan dolayı lastiklerin havası düzenli olarak kontrol edilmelidir.Yeni araba alımında aracın az benzin harcamasına, beş vitesli ve katalisatörlü olmasına dikkat edilmelidir.Kaynak: www.cevreci.wordpress.com
Evlenmek İsteyen Yüzünü Gençleştiriyor
İşe girmek ve evlenmek isteyenler genç görünmek için ameliyata giriyor. Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda yüz gençleştirme ameliyatlarında artış olduğunun altını çizen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, insanların estetik cerrahi ile gençleşerek genç ve güzel gözükmek istediklerini söyledi. Yüz gençleştirme ameliyatı yaptırmak isteyen vatandaşların müracaat sayısında artış yaşandığına dikkat çeken Akbaş, “Bir insan ne kadar yetenekli ve becerikli olursa olsun eğer güzelse o insana ekstra avantaj sağlıyor. Yaşlanmaya ve çeşitli faktörlere bağlı insan yüzünde meydana gelen değişiklikler güzelliği azaltan faktörlerdir. Estetik cerrahi ile düzeltilerek, insanlar 10 ve 20 yaş daha genç gözükür hale gelebiliyorlar. Bu yüzden özellikle son dönemlerde yüz gençleştirme ameliyatlarına yoğun bir talep oldu. İnsanlar daha genç ve daha güzel olmak istiyorlar. Bu yüzden bizlere müracaat ediyorlar” dedi. “Evlenmek ve işe girmek için ameliyat olmaya geliyorlar” Ameliyatla 40 yaşındaki bir insanın 20’li yaşlara, 60 yaşındaki bir insanın 30’lu yaşlara gelebildiğini belirten Akbaş, “Bu ameliyatı ruhsal olarak taşıyabilecek insanların yaptırması gerekir. Eğer 60 yaşındaki bir insan ruhsal olarak 40’lı yaşların psikolojisini taşıyabilecekse bu operasyonu yaptırmalıdır. Kaldırabilecekse de çok mutlu ve memnun oluyorlar. Ama yüz gençleştirme ameliyatlarında dünyada ve ülkemizde son yıllarda çok artış gösterdi. ‘Hocam ben işe girmek istedim ama benim yaşlı olduğumu söylediler’, ‘Evleneceğim ama yaşlı olduğumu düşünüyorum belli yaşa kadar evlenmedim’ gibi şikayetlerle bize gelerek yüz gençleştirme ameliyatlarına girenler var. Özellikle boşanmış kadınlarda bir kompleks ortaya çıkıyor. Bunlar da daha genç, daha zinde olmak ve daha güzel görünmek istiyorlar. Yeni bir hayat kurmadan önce kendini yenilemek istiyorlar ve bu yüzden bizlere başvuruyorlar” diye konuştu. Yüz gençleştirme ameliyatı hakkında da bilgi veren Akbaş, “Yüz gençleştirme isteyen insanlar önce bize geliyorlar. Biz onların muayenelerini yapıyoruz. Yaptığımız değerlendirmeler gerçekten başarılı sonuç alacağımız bir vakaysa ona bir operasyon randevusu veriyoruz. Gerekli analizleri yaptıktan sonra ameliyatı yapıyoruz. Yüz gençleştirme ameliyatından sonra ortalama insan,15 günlük bir süre sonra tekrar normal hayata dönebiliyor. Eskiden yüz gençleştirme ameliyatları 8 ve 10 saat sürerdi. Günümüzde tecrübenin, deneyimin, bilgilerimizin ve teknolojik gelişmelerin sayesinde artık yüz gençleştirme ameliyatları 2 veya 3 saat içerisinde yapılabilir hale geldi” şeklinde konuştu.
Uzamayan Saçlara Doğal Maskeler
Saçlarınızın uzaması için her şeyi yapıyor fakat saç uzamasını hızlandıramıyorsanız tavsiyelerimize kulak verin.İşte saçlarınızın uzamasını hızlandıracak doğal formüller…Maske 1Malzemeler’ Badem yağı, hint yağı, buğday yapı, sarımsak yağı, yılan yağı, B vitaminiGerekli olan mazlemeleri ezcane ve aktarlardan temin edebilirsiniz. İlk başta maske için cam bir kavanoz edinin. Yağlardan eşit miktarda kavanozun içine ilave edin. Aynı şekilde ampülleri de yağların içerisine ilave edin. Bütün malzemeyi plastik bir kaşıkla karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı tüm saçınıza uygulayın. Bu formülü saçlarınıza haftada 1 kere uygulayabilirsiniz.Maske 2Saçları uzatan bir diğer doğal yöntem ise; taze ısırgan otunu demleyip, banyodan önce tüm saça uygulamak. Isırgan otu suyunu saçınızda 15-20 dakika bekletmeniz kafi. Isırgan otlu bu maske sayesinde saçlarınızdaki farkı kısa zaman içinde hissedeceksiniz.Maske 3Malzemeler’ Susam Yağı, Badem Yağı, Yılan Yağı, Hint YağıCam kavanoza bütün yağlardan eşit miktarda ekleyin. Biraz karıştırdıktan sonra özelikle saç diplerinize masaj yaparak saçlarına bütün yağı yedirin. Saçlarınızı streç film ile sarın, aşağı yukarı 45 dakika bekledikten sonra saçınızı ılık su ile yıkayın.Maske 42 yemek kaşığı kadar zeytinyağını bir cezveye koyup ısıtın. Biraz ısıttıktan sonra zeytinyağını saç diplerinize yedirerek masaj yapın. Bir havluyu hafif nemlendirin ve havluyla saçlarınızı sarın. Bu şekilde yarım saat beklemeniz yeterli. Saçlarınızı ılık su ile yıkayın.
Son 10 Yıldır Türkiye Politikasında Yer Eden 25 Argüman
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
Reklam