İçtikçe Zayıflayacağınız 5 İçecek
Kilo vermek hayatınızı değiştirebilir.Özgüveniniz artar,sağlığınız açısından bir çok faydası vardır.Kilo vermek için spor ve diyet yapmak kadar sıvı tüketmek de çok önemlidir.
İşte Türkiye'nin En Başarılı Üniversiteleri
Türkiye'nin en başarılı üniversiteleri belirlendi.Yapılan sıralamada, en başarılı üniversite Hacettepe Üniversitesi oldu. 2013 yılı için devlet üniversitelerinin akademik başarı sıralaması, URAP (University Ranking by Academic Performance) tarafından açıklandı. 2009 yılında ODTÜ Bünyesinde kurulan URAP Araştırma laboratuvarı Türkiye'nin en başarılı üniversitelerini açıkladı. Üniversitelerin sıralamasında bilimsel döküman sayısı, kişi başına düşen yayın sayısı, yapılan atıf sayısı, öğrenci sayısı, akademisyen başına düşen öğrenci sayısı gibi kriterler esas alınıyor. URAP 2013 Türkiye sıralamasında ilk 20 içerisinde yer alan üniversiteler şöyle; 1. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 808.59 2. ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 799.11 3. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 740.66 4. İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 734.94 5. EGE ÜNİVERSİTESİ 732.50 6. ANKARA ÜNİVERSİTESİ 726.37 7. BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ 721.51 8. GAZİ ÜNİVERSİTESİ 699.97 9. GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 686.14 10. SABANCI ÜNİVERSİTESİ 676.10 11. İ.D. BİLKENT ÜNİVERSİTESİ 671.79 12. İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ 670.84 13. KOÇ ÜNİVERSİTESİ 644.15 14. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 620.30 15. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 617.71 16. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 617.18 17. GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ 614.97 18. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 595.00 19. TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ 589.94 20. FATİH ÜNİVERSİTESİ 580.51 Başarı sıralaması düşük olan üniversiteler ise şöyle sıralandı: 77 ORDU ÜNİVERSİTESİ 78 GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ 79 GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 150 - 199 80 KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ 81 TUNCELİ ÜNİVERSİTESİ 82 ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ 83 HİTİT ÜNİVERSİTESİ 84 SİİRT ÜNİVERSİTESİ 85 YALOVA ÜNİVERSİTESİ 86 HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ 87 IĞDIR ÜNİVERSİTESİ 88 BİLECİK ÜNİVERSİTESİ 100 - 149 89 KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ 90 UŞAK ÜNİVERSİTESİ 91 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ 92 MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ 94 AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ 95 ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ 96 MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Özge DÜZGÜN/ ANKARA (DHA) -
2023’te ’Çok Yaşlı' Olacağız
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2013 yıl 'İstatistiklerle Yaşlılar' araştırmasında, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2013 yılında yüzde 7,7'ye yükseldi. Türkiye'nin 2023 yılında çok yaşlı nüfuslu ülkeler arasına gireceğine dikkat çekildi.Yaşlı (65 ve daha yukarı yaş) nüfus oranı 2013 yılında yüzde 7,7 iken nüfus projeksiyonlarına göre 2023 yılında yüzde 10,2, 2050 yılında yüzde 20,8, 2075 yılında ise yüzde 27,7'ye yükseleceği tahmin edildi. En yüksek yaşlı nüfus oranına 2012 yılında sahip olan ilk 3 ülke sırasıyla yüzde 24,4 ile Japonya, yüzde 21,1 ile Almanya ve yüzde 20,8 ile İtalya'dır. Türkiye 2012 yılındaki bu sıralamada 91. sırada yer aldı.Türkiye 2023 yılında 'çok yaşlı' nüfus yapısına sahip ülkeler arasında olacak. Birleşmiş Milletler'in (BM) tanımına göre bir ülkedeki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 8 ile yüzde 10 arasında olması o ülke nüfusunun 'yaşlı', yüzde 10'un üzerinde olması ise 'çok yaşlı' olduğu anlamına geliyor. Nüfus projeksiyonlarına göre Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2'ye yükseleceği ve 'çok yaşlı' nüfuslu ülkeler arasında yer alacağı tahmin edildi.YAŞLI NÜFUSUN ARTIŞ HIZITürkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artış gösteriyor. Türkiye'de toplam nüfusun artış hızı 2013 yılında binde 13,7 iken yaşlı nüfusun artış hızı bunun yaklaşık 3 katı fazla olup binde 36,2.YAŞLI BAĞIMLILIK ORANIÇalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısı olan yaşlı bağımlılık oranı, Türkiye'de 2013 yılında 100 çalışanın bakması gereken yaşlı sayısı 11 iken bu sayının 2030 yılında 19 olması bekleniyor.TÜRKİYE'NİN ORTANCA YAŞI YÜKSELDİNüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, nüfusun tek yaşa göre sıralandığında ortada kalan yaş olup, nüfusu iki eşit parçaya böler. Alttaki genç, üsteki yaşlı nüfus grubunda birbirine eşit sayıda kişi bulunur. Türkiye'nin 2013 yılındaki ortanca yaşı 30,4 olup, dünya nüfusu için ortanca yaş 29,4. Dünya'da en yüksek ortanca yaşa sahip ilk 3 ülke 50,5 ile Monako, 45,8 ile Japonya ve 45,7 ile Almanya. Türkiye bu sıralamada 104. sırada yer alıyor.Ortanca yaş illere göre değişiklik gösteriyor. En yüksek ortanca yaşa sahip ilk 3 il 2013 yılında, 38,2 ile Sinop, 37,7 ile Balıkesir ve 37,6 ile Edirne oldu. En düşük ortanca yaşa sahip ilk üç il ise 2013 yılında, 18,7 ile Şırnak, 19 ile Şanlıurfa ve 19,7 ile Ağrı olduEN YÜKSEK YAŞLI NÜFUS SİNOP'TAYaşlı nüfusun en yüksek oranda bulunduğu il, yüzde 16,7 ile Sinop oldu. Sinop'u yüzde 15,7 ile Kastamonu ve yüzde 14,3 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfusun en düşük oranda bulunduğu il ise yüzde 2,8 ile Hakkari oldu. Hakkari'yi yüzde 3 ile Şırnak ve yüzde 3,2 ile Van izledi.YAŞLI NÜFUSUN CİNSİYET ORANIToplam nüfustaki cinsiyet oranı 2013 yılında 100,7 iken yaşlı nüfustaki cinsiyet oranı 76,9. Diğer bir ifadeyle, 65 ve daha yukarı yaştaki 100 kadın başına 76,9 yaşlı erkek düştü. Bu oran illere göre incelendiğinde, yaşlı nüfus cinsiyet oranının en düşük olduğu il 64,3 ile Rize ve en yüksek olduğu il ise 86,3 ile Antalya oldu.HİÇ EVLENMEMİŞ YAŞLI NÜFUS ARTTIHiç evlenmemiş yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 1,1 iken kadın nüfus oranı yüzde 2,6 oldu. Yaşlı nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. 2013 yılı verilerine göre yaşlı erkek nüfusun yüzde 1,1'i hiç evlenmemiş, yüzde 82,7'si resmi nikahla evli, yüzde 2,6'sı boşanmış, yüzde 13,6'sı eşi ölmüş iken yaşlı kadın nüfusun yüzde 2,6'sı hiç evlenmemiş, yüzde 42,5'i resmi nikahla evli, yüzde 2,9'u boşanmış, yüzde 52'si ise eşi ölmüş olup her iki cinsiyette de yıllara göre önemli bir değişim görülmedi.HANELERİN YÜZDE 21,7'SİNDE EN AZ BİR YAŞLI VARNüfus ve Konut Araştırması (NKA) sonuçlarına göre 2011 yılında, hanesinde en az bir yaşlı hanehalkı üyesi bulunan hanelerin oranı yüzde 21,7 olup bu hane halklarının oturdukları konutların yüzde 11,9'unda tuvaletin, yüzde 2,8'inde borulu su sistemi ve banyonun konutun dışında olduğu gözlendi.Hanesinde en az bir yaşlı hane halkı üyesi bulunan hanelerin yüzde 63,6'sı konutlarında soba ile ısınırken yüzde 19,2'sinin kat kaloriferi, yüzde 8,9'unun kalorifer (merkezi sistem) ve yüzde 8,2'sinin klima, elektrikli ısıtıcı ya da diğer sistemler ile ısındığı görüldü.NKA sonuçlarına göre 2011 yılında, tüm hane halkı üyelerinin yaşlı olduğu hanelerin yüzde 60'ı tek kişi, yüzde 39,5'i iki kişi, yüzde 0,5'i ise 3 yaşlı kişiden oluştu.TEK KİŞİLİK HANELERİN YÜZDE 42,2'NDE YAŞLI NÜFUS VARNKA sonuçlarına göre 2011 yılında, toplam hane halklarının yüzde 11,7'sini tek kişilik haneler oluşturdu. Bu hanelerin yüzde 42,2'si 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerden oluşmakta. Tek başına yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 77,1'ini kadınlar oluşturdu.Tek başına yaşayan yaşlı kişilerin oturdukları konutların yüzde 14,4'ünde tuvaletin, yüzde 3,7'sinde borulu suyun ve yüzde 3,5'inde banyonun konutun dışında olduğu gözlendi. Tek başına yaşayan yaşlı kişilerin oturdukları konutların yüzde 85,1'inin ev sahibi, yüzde 7,7'sinin kiracı, yüzde 7,1'inin ev sahibi değil ama kira ödemiyor olduğu görüldü. Bu kişilerin yüzde 32,2'sinin oturduğu binanın müstakil ev olduğu, yüzde 14,8'inin ise 6 ve daha fazla katı olan apartmanlarda oturduğu görüldü.YAŞLI ERKEKLERİN DURUMU DAHA İYİSağlık durumu 'çok iyi/iyi' düzeyinde olan erkek nüfusun oranı 2012 yılında yüzde 36,9 iken kadınlarda bu oran yüzde 18,7 oldu.Yaşlı kadın nüfusun obezite oranı yüzde 33,1 iken yaşlı erkeklerde bu oran yüzde 16,2. Türkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun obezite oranı yüzde 17,2 iken yaşlı nüfusta bu oran yüzde 25 oldu.TÜTÜN KULLANAN YAŞLILARIN ORANI YÜZDE 8,4Türkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 23,2'si her gün düzenli olarak tütün mamulü kullanırken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 8,4 oldu. Tütün mamulünü her gün kullanan yaşlı erkek nüfus oranı %16 iken yaşlı kadın nüfusta bu oran yüzde 2,6 oldu.Ölüm nedeni verilerine göre, 2010 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı nüfus oranı yüzde 2,7 iken bu oran 2011 yılında yüzde 2,9, 2012 yılında ise yüzde 3,4'e yükseldi.YAŞLI YOKSULLUK ORANI YÜKSELDİYaşlı nüfusta yoksulluk oranı 2011 yılında yüzde 17 iken 2012 yılında yüzde 18,7'ye yükseldi. Yaşlı nüfusun yoksulluğu cinsiyet bazında incelendiğinde, kadınların erkeklerden daha yoksul olduğu görüldü. 2012 yılı verilerine göre yoksul yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 17,7 iken yoksul yaşlı kadın nüfus oranı yüzde 19,4 oldu. Eşdeğer hane halkı kullanılabilir medyan gelirinin yüzde 60'ına göre hesaplanan yoksulluk oranı, Türkiye geneli için yüzde 22,6 olarak gerçekleşti.İki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masraflarını karşılayamayan nüfus oranı 2012 yılında %56,1 iken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 57,3 oldu.YAŞLI NÜFUSUN GELİR KAYNAĞISosyal transferlerden yararlanan yaşlı nüfus oranı 2011 yılında yüzde 74,7 iken bu oran 2012 yılında yüzde 76,6 oldu. Bu oran, yaşlı erkeklerde yüzde 71,8, yaşlı kadınlarda ise yüzde 86,3 olarak gerçekleşti. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı nüfus oranı ise yüzde 75,5. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı erkeklerin oranı yüzde 70,7 iken yaşlı kadınların oranı ise yüzde 85.SEYFETTİN KOÇAK | CİHAN - ANKARA
Milli Parklar Elden Gidiyor mu?
Milli Parklar Yönetmeliği'ne yazılan 'ucu açık' bir cümle, HES'ten TIR garajına kadar geniş bir yapılaşmanın önünü açtı. Hukukçular duruma tepkili Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Artık milli parklarda kamu yararı görülen, yapılmasının zorunluluk olduğu ileri sürülen her türlü yapıya izin verilecek. Radikal gazetesinden Sekan Ocak’ın haberine göre, yönetmelik dünkü Resmi Gazete ’de yayımlandı. ‘Milli Parklar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ adlı yeni hüküm, 1986 tarihli Milli Parklar Yönetmeliği’nin 5. maddesine yeni bir bölüm ekliyor. Eklenen bölüm aynen şöyle: “İçme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı şartı aranmaz. İlgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan bu tesisler uzun devreli gelişme planlarına işlenir.” Türkiye ’de 40 milli park var. Milli Parklar Kanunu’na göre, bir milli parkın uzun devreli gelişme planı olmadan o milli parkta yapılaşmaya, yatırıma izin verilmiyor. Yapılacak yeni yapılar da bir gelişme planı hazırlanarak inşa edilebiliyor. Kanunda açıkça belirtilen bu durum yeni yönetmelikle birlikte değişikliğe uğramış oldu. Artık kamu yararı görülen, yapılması zorunluluk olduğu belirtilen yeni yatırımlar için ‘gelişme planı’ şartı aranmayacak. ‘Tam bir felaket’ Hukukçular duruma tepkili. Tunceli’de özellikle Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içinde baraj ve HES’lere karşı mücadele veren avukat Barış Yıldırım , şunları söyledi: “Bu yönetmelik Milli Parklar Kanunu’nun 4 maddesini by-pass ediyor. Kanun milli parklarda uzun devreli gelişme planı olmadıkça milli parkta herhangi bir yatırıma izin verilmeyeceğini belirtiyor. Bir yönetmelik kanunun üstünde olamaz. Açıkça hukuka aykırı bir düzenleme. Yeni yönetmelikte içme suyu gibi masumane bir ifade kullanılmaya çalışılıyor. Ancak ortada kötü niyet var. İfade çok karışık yazılmış. Ve bu durum da bilerek yaratılıyor.” Ekolojik açıdan da yeni yönetmeliğin tam bir felaket olduğunu savunan Yıldırım, şöyle devam etti: “Uzun devreli gelişme planları milli parkların anayasası sayılır. Bu planlarla bir milli parkta yapılacak yapının tüm etkileri tek tek belirlenir. Bilim insanları tarafından hazırlanan planlar artık önemini yitiriyor. Kamu yararını kim saptayacak? Bu yönetmelik milli parklar statüsünü ortadan kaldırıyor. Munzur’da yapılmak istenenlere kılıf da bulunmuş oldu. Danıştay’da dava açacağız. Küre Dağları, Kaçkar’lar, Beydağları’nda tartışmalı yatırım projeleri vardı. Uludağ Milli Parkı’na şimdi ‘Kamu yararı vardır’ dedikleri bir otel yapabilecekler.” “Daha fazla korunma bölgeleri ilan edilmesi gerekirken, mevcut korunan alanları ‘kamu yararı’ gibi son dönemde kötüye kullanılan bu tabirle yok ediyorlar. Çevre hukukçuları olarak bu konuyu en kısa zamanda tartışacağız.” Avukat Ocak, Enerji Piyasası Danışma Kurulu’nun lisans verdiği termik santral, enerji nakil hattı gibi tüm yatırımlarda kamu yararı kararı bulunduğuna da dikkat çekti: “Elektromanyetik alan oluşturan enerji nakil hakları artık milli parklardan geçebilecek. Ya da kömürle çalışan bir termik santral, milli park sınırları içine kurulabilecek. Nükleer santral, HES gibi kamu yararı görülen her şey yapılabilecek. Yani aklınıza ne geliyorsa yapılabilecek. Örneğin, Samsun’da bir köye ‘Kamu yararı’ var denilerek TIR garajı yapıldı. Devlet hiçbir zaman kendini mevzuatlarda sınırlandırmıyor. Geniş bir alan bırakıyor. Düzenleme yalnız içme suyuyla ilgili olsa ‘içme suyu ve içme suyu ile ilgili kamu yararı görülen...’ diye yazılırdı.”Serkan Ocak | RadikalKaynak: T24
2014 Günlük Saç modelleri
Kadınların olmazsa olmazları arasında saç modelleri yer almaktadır. Özel günlerde kıyafete uyum sağlayan saç modelleri dışında günlük yaşamda da yapabilecekleri en güzel günlük saç modelleri sayfamızdan verilmiştir. Uzun veya kısa saçlara nasıl şekil verebileceğiniz resimli olarak görün.
Doğum İzni Ne Zaman Başlar Ve Nasıl Hesaplanır?
Doğum izni ne zaman başlar? Doğum izni süresi kaç gündür? Doğum izni nasıl hesaplanır? Çalışan hamilenin hakları konusunda bilinmesi gerekenler… Hamileler doğum iznini nasıl alır? Doğum öncesi izin hakları ne kadardır? Doğum izni ne kadar sürer? Doğum izni süresince maaş ödenir mi? Doğum izniyle ilgili merak edilenleri Avukat Canan Arın anlatıyor… Toplam izin süresi 16 hafta Hamile bir kadının doğumdan 8 hafta önce ve doğumdan sonra 8 hafta kullanılmak üzere toplam 16 haftalık izin hakkı vardır. Eğer doktor izin veriyorsa, doğumdan önceki 8 haftayı doğumdan önce 3 haftaya kadar kullanıp kalanını doğumdan sonraya bırakabilir. Hiçbir hamile, “doğuma kadar çalışacağım” diyemez; doğuma 3 hafta kala izne çıkması zorunludur. Ücretsiz izin alabilir miyim? Yine ihtiyaç duyuyorsa, doğumdan sonra 6 ay ekstra izin alabilir. Doğumdan önce ve sonra kullandığı 16 haftalık izin için maaşından herhangi bir kesinti yapılmaz, ama ekstra 6 ay için maaş alamaz. İzin zamanını belirleyebilmek için hamile kadının doktordan doğumun ne zaman olacağına dair rapor alması gerekir. Doğumdan önceki 8 hafta sırasında anormal bir durum varsa ve kadının yerinden kalkmaması gerekiyorsa, o 8 haftalık izin süresi uzatılabilir ve kadın doğuma kadar o süreyi kullanabilir. Doğum izni ne zaman başlar? Doğum izni nasıl hesaplanır? Bu konularda çok soru alıyoruz. Pudra.com olarak konuyu araştırdık. Kadın Hastalıkları ve Doğum Op. Dr. Filiz Tosun Çataklı’nın bu konudaki açıklamaları şöyle: DOĞUM İZNİ HESAPLAMASI HAKKINDA ÖNEMLİ NOT Hamile kadınlar hamileliklerinin kaçıncı haftasında olduklarını genelde doğru hesaplayamıyorlar. Bu nedenle doğum öncesi iznine ayrılmaları gereken zamanı da yanlış planlıyorlar. Kanun, doğumdan 8 hafta önce izine ayrılınabilir diyor. Gebelik 40 hafta olduğuna göre 8 hafta öncesi 32. haftaya geliyor. Yani 32. haftanın dolmuş olması gerekli. Son adet tarihine göre 31 hafta 5 günlük gebeliği olan bir kadın 32. haftalık hamile değildir, 31 hafta 5 günlük hamiledir. Tüm yaş hesaplamalarında bitirilen yaş dikkate alınır. 31 hafta 5 günlük hamile bir kadının gününün dolmasına daha 8 hafta 2 gün vardır. Bu nedenle izne ayrılma hakkını elde edeceğiniz günü hesaplarken son derece basit bir yöntem uygulayabilirsiniz. Son adet tarihinize göre beklenilen doğum gününe kaç gün kaldığını sayın. Bunun kaç hafta ve kaç güne denk geldiğini hesaplayın.” Avukat Canan Arın anlatıyor: Çalışan anne adayları doğum izni alabilmek için önce hekimden hamile olduklarına dair bir rapor alıp, o raporu ibraz etmeliler. Sonra da doğumun sekiz hafta öncesi ve sekiz hafta sonrasının ne zamana geldiğini hesaplayıp, bu haftalar için izinlerini ne zaman başlatacaklarını iş yerine bildirmeleri gerekir. Avukat Canan Arın anlatıyor: Kadın, hamile olduğuna dair belgeyi aldıktan sonra bunu iş yerinin insan kaynakları veya muhasebe bölümüne verir ve gerekli bölümlere göndertebilir. Hamileler, hamile olduğuna dair belgeyi devlet hastanelerinin kadın doğum servisinden alabilir. Belgeyi bağlı olduğu sigorta kurumuna ulaştırması ve kendi bulunduğu iş yerine de bilgi vermesi gerekir. Bağlı olduğu sigorta kurumuna hamile olduğunu bildirmesi, hem izninin başlaması hem de diğer işlemlerin yapılabilmesi, hamilelikle ilgili haklarının işleme konulabilmesi için önemlidir.
Reklam
Burçlara Göre Baştan Çıkarma Yolları
Ateş grubu (Koç, Aslan, Yay) Ateş grubu burçları etkileyici oluyor. Tutkulu, başını döndürmenizi beklerler. Fiziksel olarak ilgisini çekmeniz önemli. Çok fazla duygusal ya da sevişirken fazla açıkgöz olmayın. Fiziksel ve duygusal denge onların cinsel yönden açılmasını sağlar. Mükemmel vücutları sizi fazlasıyla memnun ederken onlar da sizi bırakmak istemeyecek.Toprak grubu (Oğlak, Boğa, Başak) Sevişme konusunda en iyi oldukları tartışmalıdır. Yaptıkları her şey de çok dikkatlidirler; ancak söz konusu sevişme olduğunda yönlendirilmeleri gerekebilir. Yatakta onları yönlendirdiğinizde sizi şaşırtabilirler, başınızı döndürebilirler. Yani sizi yatakta büyük bir eğlence bekliyor. Onlardan herhangi biriyle birlikteyken artık ayrılmak istemeyeceksiniz. Toprak en hassas elementtir, toprak grubu burçları oldukça hassastır. Onları doğal dünyalarından çıkarmak için, aşkın vahşi ve ilkel yönlerini de gösterin. Kendilerini ifade etmeleri için onları cesaretlendirin. Ellerinden gelenin en iyisini yapacakları için sizi çok memnun edeceklerdir.Hava grubu (İkizler, Terazi, Kova) Hava grubu burçları zekidir, yani onlarla akla uygun şeyler yapabilirsiniz. Bu yatakta onlarla işiniz zor anlamına gelmesin. Hava grubu burçlarını baştan çıkarmaya değer. Aklınızdan geçen istek ve tutkulara mucize bir şekilde adapte olurlar. Hatta sizin düşündükleriniz, onların hayal gücü karşısında yetersiz kalabilir. Entelektüel ve sosyal tutkuları olan bu burç grubu mensuplarının fikirlerini alın. Ancak çok fazla duygusal ve tutkulu fikirler beklemeyin. İletişim sevişirken mutlaka olmalı. Akıllarını heyecanlı şeylerle meşgul edin, her türlü tutkulu isteğinizi bencil olmadan yapacak.Su grubu (Yengeç, Akrep, Balık) Su grubu burçları esrarengizdirler ancak derin tutkulara sahiptirler. Bu grupta mantık duygudan sonra gelir. Eğer ilk önce onları duygusal yönden etkilemeyi başarırsanız, onlara ulaşabilir, güven ve samimiyet inşa edebilirsiniz. Bu aşamadan sonra sizi yeni seksüel derinliğe taşırlar. Sevişirken daha önce yaşamadığınız ve asla düşünmediğiniz tecrübeler yaşayabilirsiniz. Onları baştan çıkartmak için açık olun ve onları vücudunuzu su gibi kullanarak baştan çıkarın. Aşk, rahatlatma, romantizm gibi duygular hissetmesini sağlayın.
Zayıflama Fırsatlarını Kaçırmayın!
Zayıflamak için diyet yapıyorsunuz… Peki diyetinizde görmezden geldiğiniz noktaların zayıflamanızda ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Kilo vermeye çalışıyorsanız, beslenme biçiminizde göz ardı ettiğiniz kilo verme fırsatlarının farkına varın. İnsanlar beslenme programlarındaki minik, aralara gizlenmiş zayıflama fırsatlarına küçümsemeyle yaklaşıyor fakat bu sırları açığa çıkarar yalnızca birkaç haftada daha ince bir fiziğe sahip olabilirsiniz. İşte diyetlerde dikkat etmediğiniz zayıflama fırsatları! Gözden kaçan zayıflama fırsatlarından biri de yemeklerinizi pişirirken kullandığınız yağın çeşidiyle ilgili. Yemeklerinizi yaparken zeytinyağı kullanıyorsanız, ısıyla birlikte yağdaki değerli ve faydalı yağ içeriklerini kaybediyorsunuz. Vücudunuzu forma sokma çabalarınızı boşa çıkarmayacağından emin olun ve zeytin yağı yerine ateşte pişirilen yemeklerde hindistancevizi yağı ya da avokado yağı kullanın. Bu yağlar ısıya dayanıklıdır ve içerdikleri faydalı yağlar ısıyla birlikte yok olmuyor. Zeytin yağı ısıya maruz kaldığında bayatlıyor ve vücutta tıpkı trans yağlar gibi hareket ediyor. Eğer yemeklerinizde zeytin yağı kullanmak istiyor ama diyet çabalarınızı çöpe atmak istemiyorsanız o halde yemeklerinizi kısık ateşte pişirmelisiniz. Ayrıca Hindistan cevizi yağı ve Avokado yağı vücutta, diğer yağlar gibi enerji deposu olarak saklanmıyor. Damak tadınızı tatmin etmenin en basit yolu diyet yemeklerinize bir miktar baharat katmak. Pul biber, kırmızı toz biber, kekik gibi baharatlarla protein ve sebze yemeklerinize lezzet katabilirsiniz. Baharatlar metabolizmanızı hızlandırırken, açlık krizlerinizi de bastırmanıza yardımcı oluyor. Sıklıkla meyveli içecekler tüketiyor ve bunları hazırlarken muz kullanıyorsanız, bu kalorili meyve yerine böğürtlen, ahududu gibi meyveler kullanmayı deneyin. Böğürtlengiller daha düşük şeker oranları ve yüksek lif seviyeleriyle diyetinize yardımcı olacak. Ayrıca, böğürtlengiller karın bölgesindeki yağların eritilmesine yardımcı olurken, muz glisemik endeksi yükseltiyor ve normal seviyeden daha fazla kilo almanıza neden oluyor. İçecekler karışım halinde hazırlandıkları için daha kolay sindirilirler ve bu nedenle glisemik endeksinize etkileri daha kolay oluyor. Kan şekerinizin birden yükselmemesi için, içeceklerinize katacağınız meyvelerin fazla şeker içermemesine dikkat edin. Birçok insan yulaf gevreklerini küçümsüyor fakat bu gevrekler zayıflama maceranızda size oldukça yararlı olacak. Yulaf gevrekleri yalnızca pratik ve hoş bir diyet kahvaltı yiyeceği değil aynı zamanda size yemek pişirmenizde yardımcı olacak bir besin maddesi. Yulaf, kinoaya göre daha fazla protein, B vitamini ve mineral içeriyor. Yulaf gevrekleri iştahınızı bastırmak için de bire bir. Lifli gıdaların önemi diyetlerde göz ardı ediliyor. Tek yapacağınız lif açısından daha zengin gıdalara yönelmek. Yulaf gevreklerinize ve hazırladığınız meyveli içeceklere ekstra lifli besinler katabilir, atıştırmalık öğünlerinize lif yönünden zengin gıdalar ekleyebilirsiniz. Besinlerin içerdiği lifler iştahınızı köreltir , yağ yakımını arttırır, kan dolaşımınızdan yağları temizler ve sizi daha uzun süre tok tutar. Ayrıca beslenmenizi düzenleyerek diyetinizde önemli bir rol oynar. Eğer liflere karşı hassasiyetiniz varsa baklagil ve fasülyelerdeki liflerden uzak durmanızı tavsiye ederiz. Midenizde şişkinliğe yaratabilirler. Su tüketimi ve düzenli egzersiz de kilo vermenin kilit noktalarından bazıları. Diyetinizde tuzlu ve yağlı gıdalardan, işlenmiş besinlerden ve fast food yiyeceklerden uzak durun. Eğer bu yiyeceklerden uzak durmazsanız zayıflık hayallerinizle birlikte sağlıklı bir vücududa kendinizden uzaklaştırmış olacaksınız.
Reklam
Bir Arada Kalmışlık Hikayesi: Ortanca Çocuk Olmakla İlgili 29 Şey
'Bari sen yapma', 'Sen ablasın', 'Sen küçüksün', 'O daha küçük örnek olacaksın', 'Onlar büyük sen onlarla oynayamazsın', 'Sen dururken abin mi yapacak?', 'O daha bebek nasıl yapsın, hadi sen yap', vb. Bu gibi sözlerle büyüyen, küçük mü olsun, büyük gibi mi davransın karar veremeyen, kendini değersiz hisseden, büyük veya küçük olmak gibi doğuştan gelen özellikleri olmayan, kendini ispat çabasında, mükemmel arabulucu, dehşet müzakereci, yeri geldiğinde manipülatör, diplomat... Kısacası ortanca olmakla ilgili her şey.
Eski Sevgiliyi Unutmak İçin Neler Yapılabilir?
etiket
Eski sevgiliyi unutmak, pek çok “yeni ayrılmış”ın (bazen eski ayrılmış da olabilir) peşinden koştuğu bir ideal. Şu ya da bu şekilde ilişkisi biten insanların önemli sorunlarından biri, yeni durumla başa çıkamamak. Bu yazıda eski sevgiliyi unutmak isteyenler için bazı bakış açıları sunmaya çalışacağım. Bunun için öncelikle, adı sanı belirsizleştirilen bir okuyucu sorusunu sizinle paylaşmama müsaade edin: Merhaba. Ben size K. şehrinden yazıyorum. İnternette arama yaparken sitenize ulaştım. Bir sorunumu sizinle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 4 ay önce sevgilimden ayrıldım; ama hala onu unutamadım. Artık onu unutmak istiyorum. Çünkü eski sevgilimi hatırlamak hayatımı zorlaştırıyor. Eski sevgilimi unutmak için neler yapabilirim. Cevaplarsanız çok memnun olurum. Teşekkürler. Eski sevgiliyi unutmak beklentisini anlamak için öncelikle “unutmak” kelimesine bakmamız fayda sağlayabilir. Unutmak, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, beş anlamla karşılık buluyor: Aklında kalmamak, hatırlamamak Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak Bir şeyi yapamaz duruma gelmek Bağışlamak Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak Hatırdan, gönülden çıkarmak Şimdi, eski sevgiliyi unutmak beklentisinde olanlar, öncelikle unutma ile ilgili yukarıdaki tanımlardan hangisini ya da hangilerini kast ettiklerini kendilerine sormalılar. Eski sevgiliyi unutmak talebiyle psikoterapi desteği almaya gelenlere, “tam olarak neyi istediklerini” sorduğumda, bazılarının, “Onunla yaşadıklarım tamamen aklımdan çıksın.” tarzında cevapları oluyor. Yani, unutmak kelimesinin birinci anlamının peşinde oluyorlar. Bazıları ise, “Onu unutamayacağımı biliyorum ama, acı çekmek istemiyorum.” diye ifade ediyorlar beklentilerini. Demem o ki, psikoterapi açısından baktığımızda, beklentiler çok farklı olabiliyor. Unutmak ile ilgili ilk bilmemiz gereken şey, onun çok iradi bir yaşantı olmadığıdır. Yani biz, unutmaya çalışarak unutmayız. Hatta unutmayı çoğunlukla, “Bir baktım ki, unutmuşum!” şeklinde deneyimleriz. Bunu bilinçli bir şekilde deneyebilirsiniz. Kendinize bir anı (Mesela elma ağacı anısı olsun bu) belirleyin ve her sabah uyandığınızda, “Bu gün “elma ağacı anısını” unutacağım” deyin. Bakın bakalım unutabilecek misiniz. Unutmanın zıttı gibi duran hatırlamak , bir çeşit dikkati odaklama halidir. Yani siz bir şeyi hatırladığınızda dikkatinizi ona odaklamış olursunuz. Eski sevgiliyi unutmak peşinde olanların yaşadıkları paradokslardan biri de, dikkatlerini aynı şeye odaklı tuttukları halde o şeyi unutmaya çalışmalarıdır. Bir başka nokta, unutmak için zamana ihtiyaç olduğudur. İstisnai durumlar dışında, bizim için önemli yaşantıları hemen unutamayız. Şayet bizim için çok önemli bir şeyi çok kısa zamanda unutmuş isek, orada başka bir psikolojik durum (Bir savunma mekanizması olarak disosiyasyon ya da yok sayma gibi) söz konusu olabilir. Unutmak için gerekli zaman ise herkes için değişkenlik gösterebilir. Bizim için önemli olan şeyleri zor, önemsiz olan şeyleri ise daha kolay unuturuz. Dolayısıyla, biten ilişkimiz bizim için önemliyse, onu unutmamız daha zor olacaktır. Yeni yaşantılar, eski yaşantıları unutmamıza yardımcı olur. Bu da, eski sevgiliyi unutmak derdinde olanların en çok dikkat etmeleri gereken noktalardan biridir. Ben her şeyden önce, eski sevgiliyi unutmak isteyenlerin asıl derdinin, biten ilişkilerinin ortaya çıkardığı acıları yaşamak istemedikleri olduğunu düşünüyorum. Yani eski sevgilimi unutmak istiyorum diyen birisi aslında, “Eski ilişkimi hatırladığımda yaşadığım ve katlanmakta zorlandığım duyguları (hayal kırıklığı, özlem, yalnızlık, çaresizlik, değersizlik, terk edilmişlik vb.) yaşamak istemiyorum.” demek istiyordur. Bu yüzden amacının, eski sevgiliyi unutmak değil de, yaşadıklarıyla sağlıklı şekilde başa çıkabilmek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu amaca dönük yapılabileceklrle ilgili şunları önerebilirim: Özetle, eski sevgiliyi unutmak ancak ve ancak şimdiye odaklandığınızda mümkün olacaktır ve yaşadığınız her şey, şayet yeterince kabullenici olabilirseniz sizi olgunlaştıracaktır. Konu ile ilgili soru ve düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.
Uykusuzluk Problemine Melatonin Desteği
Melatonin uyku sırasında beynin kozalaksı kısmı tarafından üretilir ve vücudun normal biyoritmini sürdürmesine yardım eder. Vücut saatimizi kontrol etmesi nedeniyle (uyuma-kalkma devri) uykusuzluk ve zaman farkından doğan uyku düzensizliğinin tedavisinde faydalıdır. Yaşlandıkça melatonin seviyelerimiz azalır. Besin destekleri bu yaşlanma sürecini yavaşlatırlar, özellikle Alzheimer hastalığı dahil birçok hastalığa neden olan beyin hücrelerinin oksitlenme hasarını önlemeye yardımcı olur, latoninin ayrıca baş ağrısı vakalarını azalttığı ve kanserle mücadele eden hücreleri aktive ederek bağışıklık işlevini sağladığı ve habis hücrelerin yayılmasını önlemeye yardımcı olduğu bulunmuştur. Gıda ve Besin Desteği Tavsiyesi Melatonin; bir hormon olmasına rağmen bir besin desteği olarak satılır. Zaman farkından doğan uyku düzensizliği için tavsiye edilen varış yerinde uyuyacağınız zamandan yarım saat önce dil altında eriyen mg.dir (dil altı biçimi). Uykusuzluk için uyku zamanı öncesi 1-5 mg. tavsiye edilir. (1 mg. ile başlayın ve eğer ihtiyaç duyarsanız artırın. 5 ‘i aşmayın.) Genel bir yaşlanma önleyici destek olarak yatma zamanı öncesi 0.5-1 mg. (dil altı biçimi) tavsiye edilir. Eğer gece yarısı atıştırma alışkanlığınız varsa melatonin üretimini de artırabilecek muz iyi bir seçimdir....haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Reklam
Borsada Nasıl Yatırım Yapılır?
En eski finans piyasası olarak borsalar, günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte çok daha iyi olanaklar altında yatırım yapma imkanı sunmaktadır. Borsada yatırım yapmak günümüz olanakları sayesinde eskiye göre daha güvenlidir ve daha yüksek kazançlar elde edilebilmektedir. Yatırımların ve piyasa takibinin internet üzerinden yapılabilir olması sayesinde yatırımcılar daha az vakit harcayarak kazanç getirecek işlemleri kolaylıkla yapabilmektedir.Borsa piyasasında işlem gören yatırım araçları hisse senetleri ile sınırlı değildir. Hisse senetleri ile birlikte anılmasının nedeni, borsa işlemlerinin bir mekana taşınması hisse senetlerinin yoğun bir şekilde el değiştirmeye başlaması ile olmuştur. Bu nedenle de hisse senetleri ile anılmaktadır ve genellikle “borsadan kağıt aldım”, “bu kağıt kazandırdı” tarzında cümleler duyarız. Genele bakıldığında ise hisse senetleri menkul kıymetler denilen ve devlet tahvillerinin, bononun da bulunduğu geniş bir grupta yer almaktadır. Menkul kıymetler, emtialar, dövizler, borsa endeksleri ve türev araçlar borsanın yatırım araçlarını oluşturmaktadır.Borsaya Nasıl Girilir?Borsalar kurumsal özelliğe sahiptir ve bu nedenle borsada işlem yapabilmek için yerine getirmesi gereken bazı yükümlülükler vardır. Ancak bu yükümlülükler yerine getirildiği zaman borsa yatırımcısı olmak mümkündür.Borsaya giriş yapabilmek için öncelikle borsa üyesi olan bir aracı kurum veya bankadan vadesiz yatırım hesabı açtırılmalıdır. Yatırım hesabı açtırmak için gerekli işlemler tamamlandıktan sonra hesabın aktif olmasıyla birlikte hesaba borsa başlangıç teminatı yatırılmalıdır. Ayrıca diğer işlemler için de hesapta fazladan para bulundurulmalıdır.Borsa yatırımcısı olmak için gerekli olan işlemler dışında en önemli konulardan birisi borsa hakkında bilgi sahibi olmaktır. Borsa bilgisine sahip olmak, piyasanın ne anlama geldiğini bilmek, işlem mekanizmasını anlamak, yatırım araçlarının neler olduklarını ve nasıl işlem gördüklerini bilmek gerekir.İnternetten Borsa İşlemlerine BaşlamakGünümüzde borsa işlemlerinin internet üzerinden gerçekleştirildiğini söylemiştik. Bu sayede çok daha etkili bir şekilde piyasa takibi yapılıp, daha az riskli yatırım işlemleri gerçekleştirilebilmektedir. Aynı zamanda borsa emirleri tam zamanında verilebilir ve bu sayede avantajlı, kazanç getirecek durumlardan daha hızlı faydalanılabilir.İnternetten borsa işlemlerine başlamak için yatırım hesabını açtırdığınız kurumun web sitesi üzerinden size özel kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapabilirsiniz. Aynı zamanda çeşitli online borsa programlarını bilgisayarınıza, tabletinize veya akıllı cep telefonunuza indirerek da borsa işlemlerini yapabilirsiniz. Hesabı açtırdığınız kuruma bağlı kalarak sunmuş oldukları danışmanlık, portföy yöneticiliği gibi imkanlardan da faydalanabilirsiniz.Alım – Satım Emirlerini VermekBorsada ne zaman alım – satım yapılması gerektiği en merak edilen sorulardan birisidir. Alım – satım işlemlerinde doğru zamanın belirlenmesi ise her yatırımcıya göre farklılık gösteren bir durumdur. Her yatırımcının kendi borsa beklentilerine, teknik ve stratejilerine göre bu zamanlama değişiklik göstermektedir.Her yatırımcının kendine özgü olan alım – satım zamanı için öncelikle borsa piyasasının işleyişini iyi bir şekilde bilmesi gerekir. Seans saatlerini ve emirlerin işlendiği saatleri bilmesi gerekir. Bunun dışında iyi bir piyasa takipçisi olmalıdır ve fiyat grafiklerini doğru bir şekilde okuyabilmeli, yorumlayabilmelidir. Bu sayede kendine en uygun alım – satım zamanına karar verebilir ve portföyünü riske atmadan kazanç elde edebilir.Dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan birisi kesinlikle tepe ve dip noktalarından alım veya satım yapılmasıdır. Ayrıca diğer yatırımcıların kararlarından etkilenmeden, çoğunluğun fikrine uymadan emirler verilmelidir. Belirlediğiniz hedefe ulaştıktan sonra “biraz daha beklersem daha çok kazanırım” tarzı düşüncülere girmeden işleminin sonlandırmalı veya başlatmalısınız.Yatırım Yaparken Dikkat Edilmesi GerekenlerBorsa bilginiz ve beklentiniz neticesinde, bilinçli bir şekilde portföyünüzü oluşturmanız gerekmektedir. Tüm paranızı tek bir yatırım aracına yatırmak yerine, farklı yatırım araçlarından oluşan bir portföy oluşturmak sizi hedefinize daha da yaklaştıracaktır.Borsada yatırım yaparken herşeyden önce borsa nasıl oynanır bilmeniz gerekmektedir. Borsadan elde edilen yüksek kazançların duyumunu alarak tüm paranızı borsaya yatırırsanız, tüm mal varlığınızı kaybetme riskiyle karşılaşırsınız. Bu nedenle yatırım yapmadan önce bilgi sahibi olmalısınız. Aynı zamanda günümüz olanaklarından faydalanarak borsa oyunları ve demo hesapları ile deneyim sahibi olabilir, borsaya belirli bir deneyimle başlayarak yabancı kalmazsınız.Borsada dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi hiç şüphesiz, piyasa takibini etkili ve bilinçli bir şekilde yapabilmektedir. Portföyünüzde bulunan yatırım araçlarını iyi tanımalı ve fiyatları üzerine etkili olan faktörleri bilmelisiniz. Daha sonra da bu faktörler ile ilgili gelişmeleri dikkatli, planlı bir şekilde takip etmelisiniz. Bu sayede meydana gelebilecek dalgalanmaları önceden tahmin edebilir ve risklerin engelleyebilirsiniz.Borsadan para kazanmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken bir diğer durum da kendi yatırım stratejileriniz ile hareket etmenizdir. Borsada çoğunluğa uymak kaybetmenize neden olacaktır. Borsa beklentileriniz neticesinde belirlediğiniz hedefte ilerlemek için kendi strateji ve tekniklerinizi geliştirmeniz büyük bir önem taşımaktadır. Diğer yatırımcıların yatırım kararlarından etkilenmemeniz gerekir. Ayrıca aşırı getiri beklentisine girmeden, kazanmaya ve kaybetmeye hazırlıklı olarak işlemleri gerçekleştirmek gerekir.KAYNAK: http://www.borsanasiloynanir1.com/borsada-nasil-yatirim-yapilir/
Glisin Nedir?
Kimi zaman amino asitlerin en basiti olarak söz edilmesine rağmen, glisin (glycine) dikkate değer faydalar göstermiştir. Düşük hipofiz işlevinin tedavisine yardımcı olduğu bulun­muştur ve ayrıca vücuda tamamlayıcı kreatin tedarik etti­ğinden (kas işlevi için temel) ilerleyen adale erimesinin te­davisinde etkili olduğu bulunmuştur. Şaşırtıcı bir şekilde bu amino asitten fazla miktarda almak bitkinliğe yol açar, uy­gun miktarlarda alım ise daha fazla enerji üretir. Glisin merkezi sinir sisteminin işlevi için gereklidir, manik depresyon ve hiperaktivitenin tedavisinde kullanılır ve sara nöbetlerini önlemeye yardımcı olabilir. Besinler üzerinde uzman olan birçok doktor hipoglise­minin tedavisinde şu anda glisin kullanmaktadır. (Glisin; glikojeni-daha sonra kana glükoz olarak salman-hareke­te geçiren glukagonun saliminim stimüle eder.) Ek olarak midevi hiperasitliğin (birçok ınidevi asit önle­yici ilaca dahil edilmiştir) tedavisinde etkindir. ...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Yaşlı Gösteren Makyaj Hataları
Makyaj sayesinde mucize değişimler yaratıp, olduğundan çok daha farklı görünebileceğiniz gibi, yanlış makyaj teknikleri ile de olduğundan daha yaşlı görünebilirsiniz. Az Allık Yaş ilerledikçe cilt de solgunlaşmaya başlar. Bu sebepten yeterince allık kullanılmamış bir makyaj, sizi olduğundan daha yaşlı gösterecektir. Allığı uygularken, allık miktarının, dudak ve göz makyajınızla orantılı olması önemlidir. Renk olarak da cildi canlı gösterecek bir renk seçilmelidir. Genç görünmek için, allığı abartılı kullanmamaya da dikkat etmelisiniz. İnce Kaş Yaş ilerledikçe kaşlarımız da incelip seyrekleşmeye başlar. Buna göre kalı kaşlar surata daha genç bir ifade verir. Kaş alırken, onlara düz ve kalın bir şekil vermeye dikkat edilmeli. Daha dolgun ve koyu bir kaş için ise kaş kalemlerinden faydalanabilirisiniz. Fazla Fondöten Fondöten yüzdeki kusurların kapatılmasını sağlar. Ama fazla kullanılan fondöten, yüzdeki kırışıklıkların içine girerek, onları daha da belirginleştirir. Belirgin kırışıklıklar da ifadenizin daha yaşlı görünmesine neden olur. Fondöteni sadece ihtiyacınız olan noktalara ince katmanlar halinde sürerek uygulamak görüntünüzü yaşlandırmayacaktır. Fazla Kapatıcı Kullanmak Göz altı kapatıcıları doğru şekilde kullanıldığında, göz altındaki morlukları kapatır ve görüntünüzü gençleştirir. Ama abartılı kullanılan kapatıcı, göz çukurlarına vurgu yaparak, yaşlı ve rüküş bir görüntü oluşturur. Koyu Renk Ruj Yaşın ilerlemesiyle dudaklarda sönerek ufalır. Koyu renk rujlar, dudağı olduğundan daha küçük gösterdiği için, olduğunuzdan yaşlı görünmenize neden olabilir. Bu görüntünün oluşmaması için özellikle koyu renk ruj kullanırken, dudaktaki ton farklılıklarından yararlanın. Dudağın dış tarafında kullandığınız tonun biraz miktar açık tonunu dudağının iç tarafında kullanarak daha genç bir görüntü elde edebilirsiniz.haber kaynağı: stilveyasam.com/estetik-ve-güzellik
Reklam
Reklam
Reklam