RTE Plakalı Aracını 500 Bin Liraya Satıyor
Ankara'da yaşayan bir kişi, 500 bin lira değer biçtiği '06 RTE 53' plakalı otomobilini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hediye etmek istiyor.Erdoğan'ın isminin baş harfi ile memleketi Rize'nin plaka numarasını taşıyan 1988 model serçe marka otomobil, satışa çıkarıldığı internet sitesinde ilgi görüyor. Aracın sahibi Polat Fikret Örsçelik, yaptığı açıklamada, galericilik yaptığı için sık sık internet sitelerindeki otomobil ilanlarını incelediğini hatırlattı. Yaklaşık 1 ay önce, '06 RTE 53' plakalı aracın satılık ilanını gördüğünü hatırlatan Örsçelik, uzun görüşmeler neticesinde otomobili 9 bin liraya satın aldığını vurguladı. Aracı satın alırken ticari kaygı içerisine girmediğini aktaran Örsçelik, şöyle konuştu: 'Otomobile çok talip çıktı, ciddi teklifler aldım ve arkadaşlarımın isteği üzerine arabayı satışa çıkardım. 30 Temmuz'dan bu yana çok sayıda kişiyle görüştüm. Otomobile 500 bin lira değer biçtim, şimdiye kadar 235 bin liraya kadar teklif edenler oldu ancak bu plaka Erdoğan'a yakışır.' CNNTürk
'Psikolojik Rahatsızlık Başvuruları Nüfusun Yüzde 12'sine Ulaştı'
2013’te psikolojik kliniğe başvurular 9 milyon kişiyi aştı Türkiye’de psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında patlama yaşandığı ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bu şikâyetle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı son 5 yılda üç kattan da fazla artarak geçen yıl 9 milyon 163 bin 101 kişiye ulaştı. Türkiye nüfusu 77 milyon kabul edildiğinde ise sadece bir yılda psikolojik şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların oranı yüzde 12 olarak hesaplandı. Taraf'tan Adnan Keskin 'in haberine göre, bu konudaki rekor ise İstanbul ve Ankara’dan geldi. İstanbul’da 2009’da psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 262 bin iken bu sayı beş yılda yaklaşık 6 kart arttı ve 1 milyon 500 bin sınırına dayandı, Ankara’daki artış ise altı katın da üzerine çıktı. Veriler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu tarafından açıklandı. Bakan, CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesine verdiği yanıtlarla bir anlamda Türkiye’nin ruh sağlığı haritasını da çıkarmış oldu. Beş yılda 3 kat artışBakanlık, yanıt yazısında illere ve vaka sayısına göre iki ayrı tabloya yer verdi. Bunlardan ‘İllere göre hasta sayıları’ başlıklı tabloda yer alan bilgilere göre, psikolojik şikâyetle başvuru sayısı son beş yılda üç kattan daha fazla arttı. Tabloya göre; bu sayı 2009’da 3 milyon 21 bin 361 idi. Bu sayı 2010’da 4 milyon 545 bin 666’ya, 2011’de 6 milyon 984 bin 923’e çıktı. 2012’de bu şikâyetle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 7 milyon 906 bin 472’ye çıktı. Geçen yıl ise bu sayı 9 milyon 163 bin 101 kişiye ulaştı. Böylece, ilk kez bir yıl içinde bu şikâyetleriyle başvuranların sayısı ilk kez 10 milyon sınırına dayanmış oldu. Türkiye nüfusu 77 milyon kabul edildiğinde ise sadece bir yılda psikolojik şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvuranların oranı yüzde 12 olarak hesaplandı. İstanbul'da duble rekorBakanlığın verileri, psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle başvuranların illere göre dağılımında ilk dikkat çeken İstanbul oldu. İstanbul’daki başvuranların sayısı, Türkiye’deki genel artış oranının da iki katına çıktı. Psikolojik rahatsızlık şikâyetleri sayısındaki artışta Ankara ve İzmir de İstanbul’u aratmadı. Ankara’da bu sayı 2009’da 73 bin iken, yüzde 7’ye yakın artışla geçen yıl 487 bini geçti. İzmir’de psikolojik rahatsızlık şikâyetiyle başvuranların sayısı 2009’da 451 bin iken bu sayısı 2013’te 583 bini de geçti. Bu nedenle en az doktora giden kişiler ise Bayburt’ta. İstanbul'da duble rekorBakanlık ikinci olarak son beş yıla ilişkin antidepresan ve benzer özelliklerdeki ilaçların kutu bazında tüketimiyle ilgili istatistikleri verdi. Buna göre, bu ilaçların tüketiminde çok önemli düşüşler olmadığı gibi yer yer önemli artışlar oldu. Nüfus yoğunluğunun da etkisiyle bu tablodaki rekor yine İstanbul’un oldu. Buna göre İstanbul’da geçen yıl antidepresan vb.özellikte 6 milyon 523 bin kutu ilaç tüketildi. Bu sayı 2009’da 20 bin kutu daha azdı. En az antidepresan ilaç tüketimi 20 bin 14 kutu ile Hakkâri, 21 bin kutu ile Ardahan ve 22 bin kutu ile Tunceli’de oldu. T24
Doğduğunuz Mevsime Göre Kişiliğiniz
Yapılan araştırmalara göre (burç yorumları dışında) doğduğunuz mevsimin kişiliğiniz üzerinde büyük etkileri var. Ben sonbahar insanıyım ve tüm özelliklerimi taşıyorum. Yorum sizin :) İLKBAHAR İNSANI Herşeyin ortasını bulabilen, sevecen insanlardır. Çoğu kış ayındaki dondurucu soğuğu ve yazın kavurucu güneşini sevmez. Genel olarak psikolojik mesleklere yatkın ve içi kıpır kıpır olan insandır. Monotonluktan hoşlanmaz, hareket etmez. Muhabbeti bazen sıkıcı olur. Diğer insanlara oranla güneşin batışını seyretmeyi daha çok sever. Genel olarak pozitif düşünmeye çalışır. İlkbahar insanı olarak bir bayanın (diğer kadınlara oranla) en çok hoşlanacağı hediye çiçektir. Papatyaları ve çimlere uzanıp kafa dinlemeyi severler.  Sevdiği meyveler arasında incir, elma ve üzüm ön sırada olur. KIŞ İNSANI Sobanın üzerindeki kestane en sevdiği şeydir. Kışın soğuk anları onu katı bir kişiliğe sahip kılsa bile aslında içinde yumuşak huylu bir insan yatmaktadır. Şömine sesi ona her zaman huzur verir, sıcak tuttan iyecekler ve giysile her zaman favorisidir. Genelinin yüzü bembeyazdır ve etrafından 'peynir gibisin' tepkisini alabilirler :) Kardan adam yapmak favori eğlencesidir. Yaz aylarında gördüğü kar tanesi veya kardan adam gibi ufak süslemeler onu mutlu edebilir. Sevdiği hediyeler genel olarak ufak biblolar veya kalın tarz giysilerdir. Kış kadınının en büyük sorunu da kalın kıyafetlerin onu şişman göstermesi olsa bile bunu kış sevgisi uğruna görmemezlikten gelebilir. En sevdiği meyveler arasında elma, nar ve kivi bulunur.  YAZ İNSANI İçi nutella gibi tatlı ve yumuşaktır :))  Kış/sonbahar aylarında havanın en ufak bir derece artışında şort giyme meraklısı olurlar (genellikle kadınlar). Güneşi görmesi içindeki o şen şakrak insanın belli olması için yeterlidir. Terlemek onun kitabında yazmaz. Mayo ve bikinilerinin yanında plaj havlusu 4 mevsim hazırdır. En sevdiği şey de şezlong da uzanıp, güneşlenmektir. Dolabının %50 sinden fazlası yaz kıyafetleri ile dolu olur. Her zaman yaz gelse de havuz başında/ sahilde meyve kokteyli içsem diye bekler :) Soğukluk namına sevdiği tek şey karpuzdur. Kış alarında her zaman bir tarafı eksik gibi hisseder ve kişilik olarak da çok şefkatli ve cana yakın olurlar. Hediye olarak da orjinal fikirler taşıyan farklı tarzda eşyalar severler. SONBAHAR İNSANI Sonbahar insanının istisnasız hepsi hüzne ve şömine başında içilebilecek kahveye aşıktır. Yalnız kalmayı sever, gelecek hakkında çok fazla hayal kurarlar. Bir çoğunun kalbi şefkat doludur. Dışarıda esip saçlarına dolanabilecek en ufak bir meltem onları mutlu edebilir. Sade bir kişiliğe sahiptir. 6. hisleri diğer insanlara göre çok daha kuvvetli olur. Yazın bitimi ve kışın gelişi arasında kalan bu insanlar mükkemmel bir anın bile sonunu fark edebilir ve ona göre yaşarlar. Geneli çok sakin ve sessiz olur. Sessizlikleri aslında onlar için çok şey ifade ederken, diğer insanların onları anlaması (genel olarak) pek mümkün olmaz. Sessiz olabilirler ama iç dünyalarında istedikleri bir şey varsa onu kazanabilmek için çok fazla çaba sarf ederek, inat ederler. En sevdiği meyveler arasında mandalina, muşmula ve kızarmış sulu armut bulunur. Genel olarak sade ve küçük hediyelerden hoşlanır, en ufak bir şeyde mutlu olurlar :)
Reklam
THY Uçağında Kriz Yaratan Piercing Rekortmeni Dubai'ye Alınmadı
Vücudundaki yüzlerce piercing dolayısıyla İstanbul-Dubai seferini yapan THY uçağında, yolcuların Buchholz’un beraberinde oturmak istemedikleri ve bu nedenle uçağın bir saat rötar yapmış olduğu iddia edilmişti. İlginç olayda yeni bir gelişme yaşandı. Associated Press ajansının yaptığı habere göre , Dubaili sorumlular Buchholz’u sınırdan içeri almadı. Vücudundaki 453 adet piercing ile Guinnes Rekorlar Kitabı’na giren Buchholz’un Dubai’ye bir gece kulübünde gerçekleştireceği gösteri için gelmekde olduğu ancak emniyet gerekçeleri dolayısıyla şehre alınmadığı açıklandı.Hürriyet/Arcaajans
Reklam
Yeni Başlayan Jennifer Lawrence ve Chris Martin Birlikteliği
X-Men'den tanıdığımız Nicholas Hoult ile olan ilişkisini yeni bitiren Jennifer Lawrence ve Gwyneth Paltrow ile on yıldan fazla süren ilişkisini karşılıklı bir şekilde geçtiğimiz haftalarda sonlandıran Chris Martin , ünlü haber sitesi E! New'in haberine göre haziran ayının sonlarından beri birlikteler.Sitenin verdiği bilgilere göre çiftin yakın arkadaşları bu söylentiyi doğruluyor ancak çiftten şuana kadar birliktelikleri ile ilgili bir yanıt gelmedi. Söylentiler doğru mudur zamanla göreceğiz fakat doğru ise süper bir çiftle karşı karşıyayız değil mi?kaynak:http://uk.eonline.com/news/569837/jennifer-lawrence-and-chris-martin-are-seeing-each-other
Reklam
1962 Model Ferrari 250 GTO Dünyanın En Pahalı Aracı Olma Yolunda
Açık arttırmaya çıkarılan 1962 model Ferrari 250 GTO, dünyanın en pahalı otomobili olma yolunda ilerliyor. Yaklaşık 75 milyon dolara alıcı bulması beklenen araç için teklifler gelmeye başladı. Ferrari’nin yarış ruhunu esas alarak ürettiği 1962 Ferrari 250 GTO, dönemin çizgilerini yansıtan tasarımı ve güçlü motoruyla geçmişe damga vurmayı başarmış modellerin arasında yer alıyor. 39 adet gibi sınırlı sayıda üretilen araç şu sıralar açık artırmayla adından söz ettiriyor. Kaliforniya’da Bonhams tarafından düzenlenen, toplam 116 otomobilin 6 gün boyunca sergileneceği etkinliğin gözdesi 250 GTO’nun 60 ile 75 milyon dolar arasında satılması bekleniyor. 3 litre kapasiteli V12 motora sahip 300 beygir gücündeki aracı 1965 yılında günümüzün parasıyla yaklaşık 33.500 dolara alan Fabrizio Violati, 49 sene boyunca aracın tek sahibi oldu. 2010′da vefatıyla oğluna geçen otomobil, 1962 Tour de France yarışında ilk sahibi Jo Schlesser ile ikincilik ödülünü almıştı. Geçtiğimiz ekim ayındaki açık arttırmada 52 milyon dolarla dünyanın en pahalı aracı olan 1963 model Ferrari 250 GTO Racer’ın rekorunu kırmak isteyen açık artırma şirketi Bonhams, geçen seneki 312 milyonluk karı 450 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor.teknolojioku
Akarsular 29 Yıllığına Özel Şirketlere Kiralanacak
1926 yılında çıkarılan Sular Hakkında Kanun'da yapılacak değişiklikle, akarsular 29 yıllığına özel şirketlere kiralanabilecek.bloomberght'den İrfan Donat 'ın haberine göre, Türkiye, 88 yıl önce çıkarılan Sular Hakkında Kanun’da değişikliğe gidiyor. 1926 yılında çıkarılan kanunun 2014 Türkiye’sinin ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğunu açıklayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Sular Hakkında Kanunun yenilenmesi için kanun tasarısı taslağı hazırladı.TBMM’ye sunulmak üzere hazır hale getirilen Su Kanunu Tasarısı Taslağı ile daha önce HES’lerin kullanması için izin verilen akarsular 29 yıllığına özel şirketlere kiralanabilecek. Kiralanan sulardan yıllık ücret alınacak ve ücretlendirmeyi Bakanlar Kurulu yapacak.Bir önceki taslakta da benzer noktaların olduğuna dikkat çeken TMMOB Çevre Mühendisleri Yönetim Kurulu Başkanı Baran Bozoğlu , 39 yıllığına da olsa 19 yıllığına da olsa bir su tahsisi yaklaşımının yanlış olduğu görüşünde.Türkiye’nin 2-3 yılda bir meteorolojik kuraklığı yoğun şekilde yaşamaya başladığını ifade eden Bozoğlu, “Meteorolojik kuraklığın bu kadar somut olarak ortaya konduğu hatta Konya Havzası’nın kuruduğunun resmi makamlarca açıkladığı bir dönemde Su Kanunu’nun içinde su tahsisinden bahsedilmemesi ve bunun yasaklanması gerekiyor” diye konuşuyor.Bozoğlu’na göre Türkiye’de zaten denetim mekanizması sağlıklı değil.Bakanlığın şu an yer altı suyunu bile kontrol edemez durumda olduğunu savunan Bozoğlu, su tahsisi yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “Halkın malı olan, kamuoyuna mal olması gereken alanların özel sektöre devredilmesi ve özel sektörün de sağlıklı bir denetim mekanizması olmaması bu kaynakların tüketilmesi anlamına geliyor. Fabrikalardan kaçak kuyu suyu denetimi bile yapılamazken, akarsuların 29 yıllığına kiralanmasının çok sağlıklı olmadığını düşünüyoruz.”Anlaşılan bu tasarı Meclis’te görüşülmeye başlandığı zaman uzun bir süre tartışılacağa benziyor. Bizce geri dönüşü olmayan hatalar yapmaktansa öncesinde tartışmakta fayda var.
Reklam
Reklam
Tüylerinizden Nane İle Kurtulun!
Kadınlarda östrojen hormonunun az ya da testosteron hormonunun gereğinden fazla salgılanması sonucu oluşan istenmeyen tüylere nane ile son verilebilir. Nane ile uygulanan bitkisel kürler sonucu kadınlarda hormonların dengelendiği araştırmalarla kanıtlanmış. İstenmeyen tüylerle başı dertte olan kadınlar, 1 ay boyunca yemeklerden 15 dakika önce bir tutam nane yiyerek kollarda, bacaklarda ya da dekolte bölgelerinde oluşan tüylenmeyi azaltabiliyorlar. Tüm bunların yanında sakinleştirici etkisi olan nane stresi azaltarak vücudun rahatlamasını sağlıyor. Migren ve çeşitli baş ağrılarının ilacı olarak da görülüyor. Kadınlardaki kansızlığı azaltan nane, şişkinliklere ve sindirim problemlerine de yardım oluyor. Nanenin erkekler için bilinen yararı da; iktidarsızlığın çözümünde kullanılması. Güneşin zararlı ışınlarından da, güneş kremimize döktüğümüz iki damla nane yağı ile korunmamız mümkün. Ancak nane tüketiminde, karaciğer sorunu olan, özellikle karaciğer enzimlerinde yükseklik görülen hastaların önce uzmana görünmesinde yarar var.kadinon
11 Maddeyle Avcılarlı Olmak
Avcılar İstanbul'un ilginç ilçelerinden biridir.Ne İstanbuldur ne de değildir.Ne yakındır nede uzaktır.Öyle bir şeydir Avcılar.Onu bir Avcılarlı olarak size tanıtmak istedim bakalım başara bilecek miyim.
Limonla Gelen Güzellik
Güzel olmanın bedeli asla ucuz olmamıştır. Sayısız markanın ve ürün yelpazesinin arasından seçim yaparken bazen çok can sıkıcı sonuçlar elde edebilirsiniz. İşte, biraz da bu yüzden, annelerimizin kullandığı doğal ürünler günden güne popüler hale geliyor. Elbette bunda doğal güzelliklerinin ve ışıl ışıl parlayan ciltlerinin katkısı da büyük. Ne derler bilirsiniz; ne varsa eskilerde var. Tam da bu sebepten, hayatın bize verdiği limonları değerlendirmeli ve onları bizim için yararlı güzellik kürlerine dönüştürmeliyiz. Limonlar. Capcanlı renkleriyle doğal ürünlerdir. Ucuzlardır. Limon suyu antiseptik olmasının yanı sıra tedavi edici ve ferahlatıcıdır. Doğru ürünlerle birleştirildiklerinde günlük bakımınız için ideallerdir. Umarız bu ucuz ama şaşırtıcı biçimde yararlı uygulamalardan memnun kalırsınız. Yoğurt-Limon Peelingi 1 kaşık limon suyu (taze sıkılmış her zaman en doğru sonucu verir), 4 kaşık yoğurt ve 1 kaşık bal. Yoğurt ve bal karışımının anti bakteriyel bir temizleyici olduğunu da hatırlatalım. Bütün malzemeleri karıştırıp cildinize uygulayın. 10 dakika bekletip sıcak suyla yıkayın. Bal-Limon Yüz Temizleyici 2 yemek kaşığı bal, 1 yemek kaşığı esmer şeker ve çeyrek limonun suyu. Hepsini karıştırıp karışımın dörtte biriyle cildinizi ovun, sonra da 5 dakika süreyle yüzünüzde bekletin. Ardından ılık suyla temizleyin. Kalan karışımı daha sonra kullanmak üzere saklayabilirsiniz - 3 ya da 4 günden fazla bekletmemeye dikkat edin. Limon-Şeker Ayak Bakımı Yarım bardak esmer şeker, 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve taze sıkılmış yarım limonun suyu. Bu karışımı ayaklarınıza masaj yaparak sürün, durulayın ve iyice kuruladıktan sonra nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Bu karışım dirsekleriniz için de oldukça yararlı olacaktır.kadinon
Reklam