Psikolojiye Göre Öfkelendiğinde Sessiz Kalanların 3 Özelliği
Tepki vermeden önce kendilerini sakinleştirmeye çalışırlar
Öfke yükseldiğinde düşünmeden söylenen sözlerin tartışmayı daha da büyütebileceğini bilen kişiler, konuşmayı geçici olarak durdurabilir. Sessizlik bu durumda kaçıştan çok, ani bir tepki vermeyi engelleyen kişisel bir fren görevi görür.
Araştırmalar, tartışma sırasında verilen kısa bir aranın bile karşılıklı saldırganlığın yükselmesini önleyebildiğini gösteriyor. Ancak sağlıklı bir mola ile sessiz muamele arasındaki fark, kişinin konuya daha sonra dönüp dönmemesinde saklıdır. “Biraz sakinleşip konuşalım” diyerek uzaklaşmak, açıklama yapmadan günlerce iletişimi kesmekle aynı değildir.
Çatışmanın büyümesinden çekinebilirler
Sinirlenince sessizleşen kişilerden bazıları, anlaşmazlığı tehlikeli veya kontrol edilmesi zor bir durum olarak algılar. Geçmişte bağırılmak, küçümsenmek ya da duygularını söylediği için suçlanmak, kişiye sessiz kalmanın daha güvenli olduğunu öğretmiş olabilir.
Bu nedenle suskunluk her zaman karşı tarafı umursamamak anlamına gelmez. Kişi tartışmanın kontrolden çıkacağından, yanlış anlaşılacağından veya ilişkinin zarar göreceğinden endişe ettiği için geri çekilebilir. Fakat sürekli tekrarlanan kaçınma davranışı sorunların çözülmeden birikmesine de yol açabilir.
Ne hissettiklerini anlamaları zaman alabilir
Öfke çoğu zaman hayal kırıklığı, kırgınlık, utanç veya değersiz hissetme gibi başka duyguların üzerini örter. Bazı kişiler o anda yalnızca kızgın olduklarını fark eder ancak öfkenin altında hangi duygunun bulunduğunu hemen tanımlayamaz.
Duygularını doğru kelimelerle anlatmakta zorlanan biri, yanlış bir şey söylememek için sessizliği tercih edebilir. Bir süre sonra düşüncelerini daha düzenli ifade edebilmesi mümkündür. Buna karşılık iletişimi tamamen kesmek ve sessizliği ceza olarak kullanmak, ilişkilerde ciddi bir duygusal yük oluşturabilir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın