28 Ağustos 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Uyuşturucuyla Mücadeleye Darbe
Gençler arasında hızla yayılan uyuşturucu kullanımına çözüm bulunamazken Gazi Üniversitesi çok tartışılacak bir karara imza attı. Türkiye’nin son günlerde gündemine oturan ve çok düşük fiyatlara satıldığı için sokaklardarahatça bulunabilen Bonzai sorununun giderek büyüdüğü bugünlerde Ankara Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından başka bir yer tahsis edilmeksizin kapanan AMATEM, bağımlılara bir darbe daha vurdu. Bu durumun diğer illerden üç büyük şehre yatırılarak tedavi amaçlı gelen hastalar sebebiyle hasta yoğunluğunda artışa neden olacağı bekleniyor. Uyuşturucu ile mücadelede her geçen gün daha önemli adımlar atılması gerekirken, tedavi merkezlerinin kapatılmasına tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’naverdiği yazılı soru önergesi ile, 1-Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı bünyesinde yer alan Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM), rektörlük tarafından başka bir yer tahsis edilmeksizin kapatılmış mıdır? Bu kapatma kararının gerekçesi nedir? Neden başka bir yer tahsis edilmemiştir? Bu karar, tedaviye vurulan bir darbe değil midir? 2-Ankara Gazi Üniversitesi AMATEM binasında çökme tehlikesi olduğu iddiası doğru mudur? Çökme tehlikesi var ise bunun çözüm yolu tamamen kapatmak mıdır? Tedavi gören vatandaşlarımızı geçici bir yere naklederek bu tehlike onarılamaz mıdır? 3-Gazi Üniversitesi AMATEM’in kapanması ile Ankara’da yatarak tedavi hizmeti veren bir tek Numune’ye bağlı AMATEM mi kalmıştır? Numune AMATEM, kapasitesi itibarıyla yeterli görüldüğü için mi Gazi Üniversitesi AMATEM kapatılmıştır? 4-Türkiye’de birçok kurumun, yatarak tedavide yoğunluğu karşılayamaz durumda olmasına rağmen, var olan kurumların da kapatılması kar getirmeyen birimlerin devamlılığının düşünülmediği anlamına gelmemekte midir? AMATEM benzer düşüncelerle mi kapatılmıştır? 5-Uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı yaşının 11-12 yaşa kadar düştüğü koşullarda tedavi merkezlerinin kapatılması değil, yenilerinin açılması gerekmez mi? 6-Yalnızca bağımlılar için bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda bağımlı yakınları için de bir terapi merkezi olan AMATEM kapatılarak, çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin tedavi görmesi için canla başla mücadele eden aileler çaresizlik içinde bırakılmamış mıdır? Tedavisi yarım kalan bağımlılar, başka bir yere de nakledilmeyerek kaderleriyle baş başa mı bırakılmıştır? 7-Hem toplumsal hem de bireysel bir hastalık olan bağımlılık diğer hastalıklardan farklı olarak ruhsal durumu çok fazla etkilediği ve çok fazla bedensel sorun ortaya çıkardığı için hastalığın daha yakın takibi gerekmekte değil midir? Hastalığın ayakta tedavisinin mümkün olmadığı çok açıkken, yatarak tedavi uygulayan AMATEM’in kapanması tedavileri yarım kalan hastaları ölüme sürüklemek değil midir? Sorularının yanıtlanmasını istedi.
Erkeklere Göre Bir Kadının Kendilerinden Hoşlandığını Gösteren 20 İşaret
Erkek 'işaret' yorumlama bakımından kadının bir hayli gerisinde. Kadının verdiği işaretleri almayı beceremeyen erkek, vermediği işaretleri yorumlama konusunda da bir hayli başarılı. İşte işaret yorumlamadaki basiretsizliklerine örnek olsun diye, erkeklerin 'kesin benden hoşlanıyor' dediği durumları derledik. Kadınlar siz de okuyun ki boşa ümit vermeyin garibanlara.
Ayva Çekirdeği ile Çatlaklara Son
Ayva çekirdeği cildin deformasyonunu tamir edici özelliğe sahip bir yiyecektir. Bu özelliği nedeniyle yüzdeki lekelere ve özellikle hamilelikte oluşan çatlaklara uygulanabilir doğal bir tedavi yöntemidir. Cilt uzmanı Suna Dumankaya’nın önerdiği çatlaklar için ayva çekirdeği kürünü; bir adet ayva ve biraz su ile çatlak maskenizi hazırlayabilir ve çatlaklardan kurtulabilirsiniz. Bir adet ayva, yeteri kadar su, yeteri kadar hindistan cevizi suyu. Ayva Çekirdeği Kürü İle Çatlaklara Son Hazırlanışı; Ayvayı ikiye böldükten sonra çekirdeklerini temizleyin. Çekirdeklerini bir bardak içine alın ve üzerine yarıya kadar su doldurun. Bu karışımı sabaha kadar bekletin. Sabah bu karışımı süzün ve içine biraz hindistan cevizi suyu ekleyin. Karıştırıp, kürü kavanoz içinde bekletin. Çatlaklar için ayva çekirdeği kürü kullanımı; Bilhassa doğumdan sonra görülen çatlaklar üzerinde etkili olan ayva çekirdeği kürü her gün kullanılarak kısa sürede etkili bir tedavi uygulanır. Uygularken masaj yapın ve çatlakların toparlanmasını ;
Reklam
Erkekleri Uzaklaştıran Davranışlar
İlişkiniz kötüyemi gidiyor , bu haberimizi okumanızda yarar var! Erkekler yanlarındayken eğlenebildikleri, neşeli, samimi, kendilerini iyi hissedebildikleri, kendisine huzur veren kadınları tercih ediyor. Biz de, onların sevmediği davranışların ne olduğunu sizler için araştırdık! Hayatını Beğenmeyen Kadın Hayatını sevmeyen beğenmeyen kadınlara biz kadınlar bile tahammül edemiyoruz. Onlardan bize aşık olmalarını biz bu durumdayken nasıl bekleyebiliriz? Sürekli somurtmanız onun enerjisini düşürecektir. Sırf bu yüzden bile, sizden kaçacağına emin olabilirsiniz. Asiliğe Son! Her şey ters bile gitse sizin yüzünüzün gülmesini ister erkekler. Hayata karşı güveniniz varsa eğer o da size karşı güven duyacaktır. Ters giden olayların acısını ondan çıkarırsanız bu oldukça yanlış sonuçlar doğurabilir. Hem zaten konuşup, anlaşmak varken niye böyle yapasınız ki? Yalanı Kim Sever Ki? Yalan listesine kilonuz, kredi kartı borcunuz da dahil. Erkekler söylediğiniz her şeye inanabilmek isterler. Yalan söylediğinizi anlamaları da oldukça zordur. Yani sizin dürüstlüğünüze ihtiyaçları vardır. O Sizin Kankanız Değil! Sakın onunla erkek arkadaşlarıyla muhabbet ettiği gibi konuşmayın. O sizin sevgiliniz. Ağzınızdan çıkan kötü bir sözcük tüm büyüyü mahvedebilir. Sabırsız Olmayın Hayatta bazı şeylerin gerçekleşmesi için belirli bir sürecin olması gerektiğini sakın unutmayın. Bu söylediğimize evlenme teklifi de dahil! Dağınık ve Bakımsız Olmayın Evet o gün canınız yerinizden bile kalmak istemiyor olabilir. Ama bunu yine de ona çaktırmamalısınız. Saçınız temiz ve yüzünüz canlı görünmeli. Bir rimel hafif bir allık ve biraz toparlanarak günü;
Reklam
Reklam
'Büyükada'da Atlı Faytonlar Yerine Elektrikli Faytonlar Kullanılsın'
Her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı. Sıcak hava koşulları ve ağır çalışma şartları nedeniyle her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı.  Kampanyanın çağrı metninde Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını talep ediyoruz… Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmaz” ifadeleri yer aldı.  Kampanyanın çağrı metni şöyle:  Gün boyu, sıcakta, soğukta, sırtında kilolarca yükle yokuş çıkan, yokuş inen, koşturulan, sırtlarına kırbaçla vurulan, dayak yiyen, maruz bırakıldığı koşullar sebebiyle hastalanan, ciğerleri kanayan, kasları yırtılan, tedavi görmeyen, 'verimsizleşince' ormana kendi kaderine terk edilen çok sayıda atın çektiği acıları gün yüzüne çıkarmak ve onlara bu acıları yaşatan faytonlara bir son vermek istiyoruz. Yumruk ve sopalarla dövülen, dili kesilen, hastalandığı için ormana terk edilip birkaç insanın verdiği suyla hayata tutunmaya çalışan çok sayıda atın haberi medyaya yansımışken, onların çektiği acılara bir son vermekten bizi alıkoyan nedir? Bu hayvanlar insanların keyfine hizmet etmek zorunda bırakılırken ve bu kadar işkenceye maruz kalırken biz neden sadece seyirci kalıyoruz?  Adalar'da 1000'in üzerinde at ve 226 fayton var. Yüzlerce at yazın her gün hiç durmadan koşturuluyor. Koşarken yemek ve su verilmiyor. Sıcağın altında saatlerce bekletilen atlar yokuşlarda zorlanıp düştüklerinde yine dayak yiyerek ayağa kaldırılıyor.Fayton konusu ilk defa konuşulmuyor. Senelerdir hayvan hakları aktivistleri ve ada halkından insanlar; atlara eziyet olduğu gerekçesiyle faytonların kaldırılmasını istiyor, imza topluyor, eylemler yapıyor. Fakat hala atlara çektirilen bu eziyete bir son verilmiş değil. Öte yandan faytonların adaların tarihi bir sembolü olduğunu, faytonlar kaldırılırsa tarihi dokunun zedeleneceğini, faytonların ada geleneğinin bir parçası olduğunu savunarak faytonların kaldırılmasına karşı çıkanlar var. Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Atlar biz insanların keyfine hizmet etmek zorunda değildir. Hayvanları köleleştiren ve işkence eden bir gelenek varsa, o geleneğin yaşatılmasındaki ısrar, eziyetin sürdürülmesindeki ısrardır. Aynı düşünce tarzıyla bugün Avrupa Birliği boğaların eğlence için korkunç işkencelerden geçirildiği ve öldürüldüğü boğa güreşlerini yasaklamıyor. Yine aynı savunmayla bugün ABD'de yavru buzağılara eğlence ve gelenek adı altında işkence eden rodeolar yasaklanmıyor. Gelenek ve tarihi doku gerekçesiyle işkence-zulüm sürdürülemez! Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını Adalar Belediyesi'nden ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden talep ediyoruz. Ayrıca faytoncuların işlerine son verilmemesini, onlara yeni iş imkanlarının belediye tarafından sağlanmasını talep ediyoruz. Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmamış olur ve hayvanlara edilen zulmün son bulması konusunda dünyada örnek alınacak bir adım atılmış olur. Mevcut atların rehabilitasyon merkezlerinde gerekli tedavilerinin yapılmasının ardından onlara sömürüden uzak bir yaşam sağlanmasını, bir daha hiçbir atın faytonlarda kullanılmamasını talep ediyoruz. Kampanyaya destek vermek için buraya tıklayın.T24
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Reklam
60 Saniyede İstanbul
İstanbul dediğimiz kısım tarihi yarım adadan oluşmaktadır. 13 saat aralıksız İstanbul'u dolaşarak 105 video klip çekildi. Bu 105 video klip'ten 64 tanesi kullanılarak bu video hazırlandı.  Video çekimi Canon 600D ile yapıldı ve Lens olarak 18-55mm ve 50mm'lik lensler kullanıldı. Çekimler Burak Bayram ve Furkan Çınar tarafından yapıldı. Video Düzenleme ise Burak Bayram tarafından gerçekleştirildi. Arkaplanda kullanılan müzik telif hakkı olmayan bir müziktir ve ismi, SirensCeol - Coming Home [NCS Release]'dır.
Ülkemizde Ölmeden Önce Gidilmesi Gereken 7 Yer
1-Olympos ÇıralıAntik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılanmeşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, M.Ö. 168-78 yıllarında basılan Likya Konfederasyon sikkelerinde adı geçmektedir. İktisadi bir birlik olan Likya Konfederasyonu konseyinde, Olympos?un üç oy hakklı olduğu bilinmektedir.
Reklam
İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı İçin Oluşturduğu 6 Tehdit
İklim değişikliği, denizlerin su seviyesini arttırmaktan, felaketlere neden olan mevsim anormalliklerine kadar dünyayı ve canlı hayatını tehdit ediyor. Peki iklim krizinin insan sağlığına dolaysız etkileri nedir? Haftalık yayımlanan tıp dergisi ‘The Lancet’te, bu sorunun cevaplarının bir araya getirildiği bir makale yayımlandı. University College London’un işbirliğiyle hazırlanan araştırmada, iklim değişikliği ’21. yüzyılın sağlığa karşı en büyük tehdit’ olarak tanımlanıyor. Bu araştırmaya dayanarak RTCC sitesinin hazırladığı belli başlı altı sağlık riski ise şöyle: 1- Kan emicilerin artışı: İklim değişikliği, sivrisinek, kene ve sülük gibi kan emici türlerin hem ortaya çıkma mevsimini hem de ortaya çıktığı coğrafyayı genişletiyor. ‘Sivrisinekten ne olur?’ diye düşünmeyin, sivrisinek ısırığıyla yayılan sıtma hastalığı Afrika’da her sene 1 milyon insanın ölümüne neden oluyor. ‘London School of Hygiene and Tropical Medicine’ bölümünün aktardığına göre, gittikçe artan hava sıcaklıkları, artık sıtma gibi hastalıkların dağlık bölgelerde de görünmeye başlamasına neden olmuş durumda. Öte yandan kan emicilerle bulaşan ‘dang humması’ da yeni alanlarda görülmeye başlandı. IPCC’nin araştırması, son yüz yılda hastalığın görülme oranının 30 katına çıktığını ortaya koyuyor. Keneyle taşınan virüsler ve veba hastalığı da iklime hassasiyet gösteren virüsler arasında yer alıyor.2- Hava kirliliği ve alerjenler: WHO’nun raporuna göre dünyadaki sekiz ölümden birinin sorumlusu olan hava kirliliğini etkileyen koşullardan biri de, iklim değişikliğiyle artan yangınlar. Öte yandan astım, göz ve burun iltihabı gibi alerjen durumlar da hava sıcaklığının artışıyla doğrudan alakalı.3- Sıcak çarpması: Basit bir matematik: sıcak günlerde daha fazla insan ölür.  Vücut ısının artışı kalp, akciğer ve böbreklere zarar verir; bu da özellikle  yaşlı ve kronik hastaların hayatını kaybetmesine neden olur.4- Depresyon: İklim değişikliğinin daha dolaylı bir etkisi: mevsim anormallikleri nedeniyle gerçekleşen sel, hortum ve kuraklık gibi felaketlerden kurtulanların depresyon olma olasılığının normal durumlara göre beş katına kadar çıktığı belirtiliyor.5- Kötü beslenme: Artan sıcaklık ve değişen mevsimler dünyanın besin üretim sistemini değiştiriyor, daha da değiştirecek. Bazı Afrika ülkelerinde yetişen mahsüllerin 2020 itibariyle yüzde 50 oranında azalacağı tahmin ediliyor. Bu da, mevcut durumda 3.5 milyon insanın ölümüne neden olan beslenme krizinin derinleşmesine neden olacak. Gıda Politikaları Araştırmaları Enstitüsü’nün ( IFPRI) yaptığı bir araştırmaya göre, 2050 yılında iklim değişikliği nedeniyle yaklaşık 25 milyon çocuk sağlıklı büyümeleri için gerekli besine ulaşamayacak.6- Deri kanseri: Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, iklim değişikliğinin ozon tabakasının delinmesini hızlandırdığını ortaya koyuyor. UV radyasyonuna daha fazla maruz kalacak insanların deri kanserine yakalanma riskinin artacak olması çok da şaşırtıcı değil.Çiçek virüsü geri mi dönüyor? İklim değişikliğinin sorumlu olabileceği bir başka felaket ise henüz gerçekleşmedi: Sibirya tundralarının erimeye başlamasının, en son 1980′de görülen çiçek virüsünün yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği söyleniyor. Bu kabus senaryosuna göre virüs, eriyen bölgelerde ortaya çıkan çiçek virüslü donmuş cesetlerden insanlara bulaşacak. RTCC/ Yeşil Gazete
Yeni Volvo XC90 Ödün Vermeden Geliyor
Üç yıllık bir çalışmanın ve 11 milyar dolarlık bir yatırım programının sonunda yeni XC90, Volvo tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı iddiasıyla dünya prömiyeri yaparak yola çıktı. Geleceğin tasarımını yakalamak için kendi sınıfına özel yeni teknolojiler içeren ve yeni Ölçeklenebilir Ürün Mimarisi (SPA) teknolojisini kullanan XC90′nın dünya prömiyerinde konuşan Volvo Cars Başkanı ve CEO’su Hakan Samuelsson “Bu tarihimizdeki en önemli günlerden biri. Biz sadece bir otomobili lanse etmiyoruz, markamızı yeniden lanse ediyoruz. Bugün şirketimiz için yeni bir çağı simgeliyor. XC90, önümüzdeki senelerde gelecek olan heyecan verici yeni otomobillerin yolunu açıyor” dedi. 2015’in 2. çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak. Yeni XC90, Volvo’nun 87 yıllık tarihinde yer alan bu tarihi günün bir sembolü olarak, firmanın göze daha çok çarpan yeni logosunu, yani ızgaranın üzerinde çapraz olarak duran eğik çizgiyle uygun bir şekilde hizalanmış olan ikonik oku, taşıyan ilk otomobili olacak. Yeni logo, T şeklindeki “Thor’un Çekici” DRL-gündüz farları ile birlikte, Volvo’nun yeni jenerasyon otomobillerinin yeni, seçkin ve kendine güvenen yüzünü temsil ediyor. XC90’ın yeni bir topografiye sahip geniş kaputu, dövme şeklindeki yeni yan farlara bağlanan bel çizgisi ve keskin omuzları bu seride gözlemlenebilen diğer önemli tasarım imzalarını oluşturuyor. Yanlardan bakınca daha kaslı bir görünüm elde etmek için XC90’ın lastikleri 22 inç’e kadar çıkıyor. Volvo Cars Tasarımdan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Ingenlath “Otomobilin hem iç, hem de dışarıdan genel izlenimi geniş alan, ışığın kutsanması ve iyi yaşama odaklanma gibi İsveç yaşam tarzını yansıtan önemli elementlerle güçlü bir bağa sahip” diyor. XC90 Volvo-by-Volvo stratejisinin en sağlam kanıtını oluşturuyor. XC90’ın sunduğu lüks, ferahlık, çok yönlülük, verimlilik ve güvenliğin muhteşem kombinasyonu SUV sınıfını yeni bir boyuta taşıyor. Tıpkı mevcut XC90’ın ilk günlerinde taşıdığı gibi. Volvo Cars Ar-Ge Kıdemli Başkan Yardımcısı Peter Mertens, “SPA bize dünyanın ilk ödün vermeyen SUV’unu yaratma fırsatı sağladı” diyor. “Çok daha küçük ve alçak bir otomobilin çevikliğine ve konforuna, her şeye hâkim olduğunuz hissine ve cömert bir iç kabine sahip olacaksınız. Güç ve düşük emisyon oranlarını bir araya getiren rakipsiz bir güç aktarım sistemi size gerçek sürüş keyfi sağlayan bir adrenalin akışı sunacak. Ve Volvo amblemi taşıdığı için XC90’da dünya standartlarında bir güvenlik anlayışı standart olacak” diye ekliyor. Yeni XC90, her biri performans ve yakıt verimliliğinin olağanüstü bir kombinasyonuna sahip, bir dizi iki litrelik, dört silindirli Drive-E motor seçeneği sunuyor. XC90’ın türünün en iyi örneği olan “Twin Engine” motoru, 2 litrelik, 4 silindirli supercharged ve turbo benzinli bir motoru elektrikli bir motor ile bir araya getiriyor ve yaklaşık 400 HP ve yaklaşık 60 g/km (NEDC sürüş döngüsü) karbondioksit (CO2) emisyonuyla rakipsiz bir güç ve temizliğin kombinasyonu sunuyor. XC90, otomotiv endüstrisindeki en kapsamlı ve teknolojik olarak en üst seviyedeki standart güvenlik paketini sunuyor. Pakette her biri dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan iki güvenlik teknolojisi yer alıyor: Yoldan çıkma koruma paketi ve çarpışma anında otomatik fren özelliği. Yeni XC90, yoldan çıkma durumunda ne olup bittiğini saptıyor ve ön emniyet kemerleri yolcuların pozisyonlarını sabitlemek için sıkılaşıyor. Koltuk ve koltuk çerçevesi arasındaki enerji emilim özelliği otomobil sert bir zemine düşüş yapınca ortaya çıkabilecek dikey güçleri yastıklıyor ve böylece omurga yaralanmalarını engellemeye yardım ediyor. XC90, sürücü bir araçla aniden karşı karşıya gelince otomatik fren yapma teknolojisine sahip dünyadaki ilk otomobil. Bu, hız limitlerinin yüksek olduğu otobanlarda ve yoğun şehir kavşaklarında sıkça karşılaşılabilecek bir durum. Volvo Cars’ın tüm otomatik frenleme fonksiyonlarını kapsayan City Safety-Şehirde Güvenlik Sistemi, yeni XC90’da standart olarak yer alıyor. Sistem, şimdi hem gündüz, hem de gece, otomobilin önündeki araçları, bisikletlileri ve yayaları kapsıyor. Dr.Mertens, “Bu yeni teknolojiler bizi, 2020 yılında içerisinde hiç kimsenin ciddi bir şekilde yaralanmayacağı ya da hayatını kaybetmeyeceği bir Volvo otomobil oluşturma vizyonumuza bir adım daha yaklaştırıyor” diyor. “Güvenlik konusundaki başlangıç noktamız 90 yıl önce şirket kurulduğunda ne ise bugün de aynı: gerçek yaşam durumları. Verileri inceliyoruz. Sayıları bir araya getiriyoruz. Yeni buluşlar geliştiriyoruz. Sonuç, bugüne kadar yapılmış en sağlam otomobillerden biri.” diye ekliyor. Volvo Cars’ın 2020 vizyonuna ulaşmasına üç odak alanı yardım ediyor: güvenlik, bağlanabilirlik ve bağımsız sürüş. Volvo Cars Ürün Strateji ve Araç Hattı Yönetimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Lex Kerssemakers, “XC90 ile kendi kendini süren otomobillere doğru ilk adımı atıyoruz. Aracı dur-kalk trafikte otomatik olarak izleyen yeni bir fonksiyon büyük ölçüde basitleştirilmiş, yarı özerk bir sürüş deneyimi sağlayacak” diyor. XC90’ın içi Volvo için bugüne kadar tasarlanmış en lüks kabin. Bu kabinin en çarpıcı özelliği ise tamamen yeni olan bu araç içi kontrol sisteminin kalbini oluşturan tablet benzeri bir dokunmatik konsolu. Bu sistem hiçbir buton içermiyor ve sürücülere araç kontrolü ve bir dizi internet tabanlı ürün ve hizmete erişmek için tamamen yeni bir yol sunuyor. Ayrıca modern, geniş ve derli toplu bir kabin oluşturulmasına da yardım ediyor. Ingenlath, “Yeni kabin mimarimiz sade ve düzenli, bununla birlikte hâlâ lüks SUV müşterilerinin beklediği sofistike güven ve formaliteyi yansıtıyor. Yalınlık, İskandinav tasarım mirasımızla mükemmel uyum sağlıyor. Bize cömert bir alan açıyor ve modern ve lüks bir iç kabin mimarisi oluşturmamıza fırsat sağlıyor” diyor. Yeni XC90’ın kabini yumuşak deri ve ahşap gibi materyalleri, ünlü İsveçli cam üreticisi Orrefors yapımı kristal vites kolu ve start/stop butonu ile ses kontrolü için elmas kesim kontroller gibi el yapımı detaylarla bir araya getiriyor. İnce işçilik, tüm çalışmaların en önemli odağını oluşturuyor. Gerçek yedi koltuklu, yenilikçi bir şekilde tasarlanmış koltuklar sunuyor, bu koltuklar aynı zamanda hem ikinci hem de üçüncü sıradaki yolcular için araç içi alan sağlıyor. Üçüncü sıradaki koltuklar ise, boyları 170 cm’ye kadar olan iki yolcu için sınıfında lider konfor vaat ediyor. Volvo Cars ses uzmanları ünlü İngiliz ses ekipmanları şirketi Bowers &Wilkins’daki meslektaşları ile güçlerini birleştirdikten sonra, XC90 otomotiv dünyasında yer alan en üst düzey ses sistemlerinden birine sahip oldu. XC90’da yer alan sınıfın en iyisi ses sistemi, 19 adet Bowers &Wilkins hoparlör ve 1400 watt’lık D sınıfı bir amfiden oluşuyor. Sistemde ayrıca bir otomobile entegre edilmiş ilk hava soğutmalı subwooferlardan biri de bulunuyor. Otomobilin gövdesine monte edilen bu sistem tüm iç kabini dev bir subwoofer’a çeviriyor. Hoparlörlerin koordinasyonunda ve zamanlamada son sistem bir ses işlem yazılımı kullanılıyor. Böylelikle otomobilin içerisinde dünya standartlarında bir canlı performans deneyimi hissiyatı sağlanıyor. Yeni XC90, sahibinin otomobili gerçek anlamda kişiselleştirmesine imkan sağlayan bir dizi aksesuara sahip. Dış görünüm için iki ayrı ana tema bulunuyor. • Urban Luxury-Şehir Konforu paketi bir renk koordinasyonlu gövdeyi, ön dekor çerçeveler, yan ve arka koruma plakaları, yan koruyucu plakalar gibi cilalı paslanmaz çelikten detaylarla birleştiriyor.21 inçlik seçkin cilalı jantlar elegant görünümü tamamlıyor. • Rugged Luxury Kit-Dayanıklı Konfor Kit ise tech mat siyah dış makyaj, paslanmaz çelik yan plakalar, aydınlatmalı marşpiyeller ve entegre egzoz boruları gibi ayrıntılarla XC90’ın dayanıklılığını ön plana çıkartıyor. Bu versiyon, eşsiz 22 inçlik jantlarla tamamlanıyor. 2015’in ikinci çeyreğinde Türkiye’de satışına başlanacak Yeni XC90, ilk aşamada D5 AWD 2.0 lt dizel motor, 8 ileri şanzıman ile birlikte “Momentum” olarak adlandırılacak yüksek donanım seviyesi ile sunulacak. Segmentinin üzerinde bir içeriğe sahip olacak Momentum donanım seviyesi, tamamen LED farlar kısa ve uzun aktif farlar, 12,3 inch dijital gösterge paneli, 4 bölgeli elektronik klima, ısıtmalı, elektrikli ve hafızalı sürücü ve yolcu koltuğu, deri döşemeler, 3 koltuk sırası ile birlikte 7 adet koltuk, elektrikli bagaj kapağı, otomatik fren kapasiteli geliştirilmiş City Safety – Şehirde Güvenlik Sistemi, şerit değiştirme uyarısı, park pilot asistanı ile birlikte ön ve arka park sensörleri ve 19″ Momentum aluminyum jantlar gibi birçok özellik içerecek. Yüksek donanımıyla kullanıcılarını memnun edecek olan Yeni XC90 D5 AWD Momentum için tavsiye edilen anahtar teslim fiyatı ise 305.150 TL olacak.
Reklam