9 Erkek İsmi Kategorisi ve Kızlarda Yaptığı Çağrışımlar
Bu içerik tamamen kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Kesinliği olmayan, tamamen genellemeden ibarettir. Şimdi çıkıp 'benim adım Vedat ama taş gibiyim' demenin kimseye bir faydası yok. Eminiz ki hepiniz pırlanta gibi çocuklarsınız ama bize de böyle geliyor işte ne yapalım.
5 Adımda Pratik Sabah Makyajı
Makyaj kadınların vazgeçilmezi. Onun en küçük bir zerresinin olmadığı tek bir an bile düşünülemez. Bu yüzden her anın makyajı ayrı bir özen ve teknik gerektirir.Bunlar en çok da sabahları işe yarar. İşe ya da okula gidebilmek için sabahın erken saatlerinde kalkılmış olması makyaj düzeneğinde de değişim, oynama ve küçük hileler oluşabiliyor. Sabah makyajınızı daha canlı ve pratik olarak yapmanızı sağlayacak kolaylıklar da bizden...Fondöten içerikleri kremler!Yüzünüzde canlı bir görünümü sağlayacağı için birçok kadının makyaj çantasında mutlaka bulunur. Yumuşak yapıları olduğu için fırça veya elinizde çok rahat pürüz ve lekeri kapatabilir, kalıp gibi durmayacağı için de daha doğal bir görünüm elde edebilirsiniz.Bronzerİçeriğindeki parlak yapılar, tüm gün yüzünüzde ışıltıları tutup çekici bir hava oluşturacağı için basit uygulamalarla tüm günü çok daha rahat geçirebilirsiniz.Nude farToprak tonlarında olduğu için yüzünüzde daha doğal duracak olan bu farları azar azar uygulamak, hem göz kapaklarınız için bir aydınlatma sağlayacak hem de iki tarafın da aynı düzeyde kalmasına zemin oluşturacaktır.MaskaraKalem ya da eyeliner kullanmıyor olsanız bile maskara bir vazgeçilmez. Hem gözlerin büyük görünmesini hem de etkileyici bakışlar için maskara idealdir. Kaş farı da kullanıyorsanız maskarayla ikisinin gücü çekici bakışlar olarak geri dönecek size.Dudak KalemiRuj makyajın vurucu darbesidir. Ama her an tazelenmesi gerektiğinden etkisini devamlı hale getirebilmek için dudak kalemi kullanmak işi kolaylaştırır. Her zaman tazeleme imkanı bulamasanız da, rujun altına uygulamış olduğunuz koyu renkli dudak kalemi canlı görünümü gün boyu sizinle tutacaktır.Yazar: Esra Hurma
İnatçı Ojeleri Çıkarma Yöntemleri
Bayanlar bir tek güzelliklerinden taviz vermiyorlar belki de. Makyaj bir bayanın vazgeçilmezler listesinin başında yer alıyor. Fondöten, allık, pudra, eyeliner derken en son sıra tırnaklara sürülen ojelerde.Oje tırnakları olduğundan daha güzel gösterse de onları çıkarmak bazen işkence olabiliyor. Özellikle koyu renkli ojeleri çıkarırken illa tırnak diplerinde kalıyorlar. Bunların dışında simli ve pullu ojeleri çıkarmak daha zordur. Her ne kadar görüntü olarak çok güzel dursa da iş onları çıkarmaya geldiğinde işkenceye dönüşebiliyor.Diğer ojelere göre simli ve pullu ojeler daha zor çıktığı için aseton tek başına yeterli olmuyor. Aynısı koyu renk ojeler için de geçerli. Ne kadar ovalasanız da bir türlü istediğiniz gibi temizleyemeyebiliyorsunuz. Peki, imkansız mı? Hayır, değil. İhtiyacınız olan tüm malzemeler pamuk, aseton ve alüminyum folyo. Hepsi bu kadar.Şimdi gelelim nasıl uygulayacağımıza. İlk önce asetonla ojeleri çıkarabildiğiniz kadar temizleyin sonrasında kalan oje kalıntıları için de alüminyum folyoyu parmaklarınıza sarabileceğiniz boyutta parçalara ayırın. Sonra 10 adet pamuğa bolca aseton dökün bunları parmaklarınıza yerleştirin ve üzerine de alüminyum folyoyu sıkıca sarın ki hava almasın ve tırnaklara daha iyi etki etsin. Alüminyum folyoyu sardıktan sonra da 1,5-2 dakika kadar bekletin. Pamuğu ovalayarak parmaklarınızdan çıkarın ve o inatçı ojelerin kaybolduğunu kendi gözlerinizle görün.Dikkat etmeniz gereken bir nokta var yalnız. O da bu kadar asetona maruz kalan tırnaklar elbette yıpranacaktır. O yüzden temizleme işleminin arkasından tırnaklarınızı nemlendirmeyi ihmal etmeyin.Yazar: Zehra Yurtsever
6 Youtube Fenomeninin Gözünden İstanbul
Birbirinden eğlenceli YouTube fenomenlerinin Türk Hava Yolları sponsorluğunda Türkiye turlarını eğlenceli, aksiyon ve eşsiz görüntüler yakalayarak süsleyen arkadaşları keyifle izlemek elde değil.İyi seyirler Parkur Canavarı : Damien WaltersFrizbi Kralı : Brodie SmithTop Canbazı : Séan GarnierEğlenceli Videolar Çeken : FunForLouisAksiyon Görüntüleri İle Bildiğimiz : Valentí SanjuanBütün Yapımların İçinde Emeği Olan : Devinsupertramp
Salatalık Maskeleri Nasıl Yapılır?
Kadınlar güzelleşmek için birçok yola başvuruyor. Alternatif de çok. Piyasada satılan kozmetik ürünleri, makyaj malzemeleri, losyonlar, tonikler derken aynanın önü dolup taşıyor.Ama siz bunların yerine daha kolay ve pratik olanını tercih ediyorsanız evde kendinize cilt bakımı uygulayabilirsiniz. Hem de doğal yollarla…Cildimiz kir ve tozlara daha çok maruz kaldığı için onun bakımı da oldukça önemli bir yere sahip. Biz bu yazımızda sizlere salatalık maskesiyle cildinize parlaklık ve canlılık kazandırmanın yollarını anlatacağız.Salatalık maskesi ciltteki birçok problemlere iyi geliyor. Doğal olması da ayrı bir artı özelliği. Salatalığın kabuğunda bulunan vitamin ve mineraller sayesinde cildinize rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Maskesini yapmaya üşeniyorsanız günde 1-2 tane salatalık yiyebilirsiniz.Gelelim salatalık maskesi tarifine… 2 tane salatalık ve bir kase yoğurt işinizi görecektir. Salatalıkları rendeleyin ve yoğurtla karıştırın. Karışımı yaptıktan sonra yüzünüze sürün ve yarım saat kadar bekletin. Sonrasında ılık suyla durulayın. Suyun ılık olması önemli. Bu kısmı atlamayın.Yazar: Zehra Yurtsever
Mercedes F 015 Geleceğin Sürücüsüz Otomobillerinin Neye Benzeyeceğini Ortaya Koyuyor
Las Vegas’ta düzenlenen CES 2015’te giyilebilir ürünlere ek olarak, otomotiv sektörü ve teknolojinin buluşması da büyük ilgi görüyor. Özellikle sürücüsüz otomobiller ve araç içi bilgi eğlence sistemleri fuarın en popüler konuları arasında yer alıyor. Otomotiv sektörünün devlerinin akın ettiği fuarda yeni teknolojilerini görücüye çıkaran şirketlerden birisi de Mercedes-Benz. Şirket F 015 Luxury in Motion adını taşıyan modeliyle gelecekte sürücüsüz otomobillerin neye benzeyeceğini ortaya koyuyor.Şirketin otomobilin tasarımında gelecekte insanların vakitlerinin daha büyük bir kısmını araçlarında geçireceği öngörüsünden yola çıkarak hareket ettiği belirtilirken, otomobilin kabininde birbirine doğru dönebilen dört koltuğun bulunması Mercedes’in F 015’in kabini için ”lounge benzeri” tanımlamasını kullanmasına neden oluyor. Otomobildeki ekranlar sayesinde yolcular araç kontrolleri ve eğlence seçeneklerine erişebiliyor. Hareket ve göz kontrolü gibi unsurlar da Mercedes F 015’in yolcularla iletişim kurma seçenekleri arasında yer alıyor.Otomobilde bulunan LED alanlarının ışığı ise sürüş moduna göre değişiyor. Mercedes F 015 bir insan tarafından yönlendirildiğinde beyaz olan ışıklar, sürücüsüz sürüş modunda maviye dönüşüyor. Gelecekte otomobilin o anda kimin tarafından kullanıldığının yetkili merciler ve yasalar tarafından bilinmek isteyebileceği göz önüne alınınca Mercedes F 015’in LED ışıklarıyla yaptığı bu bilgilendirme kulağa daha anlamlı geliyor.Tıpkı BMW’nin i3 ve i8 modellerinde olduğu gibi, Mercedes F 015’te de ana malzeme olarak karbon fiberle güçlendirilmiş plastik tercih edilmiş. Hidrojen yakıtla çalışan otomobilin yürüyen aksamı için de karbon fiberle güçlendirilmiş plastik kullanılmış. Mercedes’in bu sıradışı konseptinin yollara ne zaman çıkacağı ise henüz bilinmiyor.Teknoblog
Reklam
"Food Porn" Kavramını Gerçek Anlamıyla Gösteren Instagram Hesabı
Bizim kültürümüze oldukça uzak olsa da, hatta 'nimetle şaka olmaz!' minvalinde atasözlerimiz bulunsa da, birazdan göstereceklerimiz, yiyeceklerle nasıl erotik fotoğraflar çekilebildiğini gösteriyor.Yakın zamanlarda, Avustralyalı fotoğrafçı Sarah Bahbah'a ait olan ilginç bir Instagram hesabıyla karşılaştık.Bahbah'ın farklı mekanlarda, farklı insanları çektiği fotoğraflar bir yana, son çektiği alelade pozlar en dikkat çekicileri oldu.Eğer Sarah'ın Instagram hesabına bir göz atarsanız, ne demek istediğimizi anlayacaksınız.Sarah Bahbah, çıplak insanların farklı yiyecekler yerken fotoğraflarını çekti ve bir albüm oluşturdu. Oldukça 'lezzetli' fotoğraflar olmasa, Sarah'ın yaptığı kelimenin tam anlamıyla bir yiyecek erotizmi.İşte Sarah'ın objektifinden dikkat çeken o fotoğraflar:
Reklam
İnsan Vücudu Hakkında Belki de Bazılarına İnanmayacağınız 22 Gerçek
etiket
İnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen hala tam anlamıyla çözülebilmiş değil ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. Muhtemelen bazılarını inandırıcı bulmayacağınız, vücudunuzun her bir köşesinden o gerekli/gereksiz ve ilginç bilgiler:
Depresyon Bir Tür Alerjik Tepki mi?
Hemen her hafta kamuoyunda ünlü bir isim 'depresyonla savaşımını' dile döküyor ve bu hâlâ yürekli bir adım olarak görülüyor. Zira depresyonla ilgili tüm damgalanmanın kaldırılması gayretlerine rağmen, hala bir aklî ve duygusal zayıflık olarak görülüyor.Peki ya depresyon böyle bir şey değilse? Ya insanın kendisini gayet kötü hissetmesine yol açan bir fiziksel hastalıksa? O durumda depresyon yaşadığını açıklamak, daha kolaylaşacak mı? Ve depresyonun hayali bir durum olduğu inancına nihayet son verilebilecek mi?İngiliz gazetelerinden Guardian 'da yayımlanan bir haberde, sayıları giderek artan bilim insanının depresyon hakkında, ezber bozan tezlerle ortaya çıktığı belirtiliyor.Caroline Williams 'ın bu konudaki son çalışmalara ilişkin haberi şöyle:Los Angeles'teki Kaliforniya Üniversitesi'nde yıllardır depresyon konusunda çalışma yapan klinik psikoloğu George Slavich, depresyonun, akıl kadar vücutla da ilgili bir durum olduğu sonucuna vardı.Slavich, 'Depresyonu artık bir psikiyatrik durum olarak görmüyorum. Psikolojiyle ilişkili bir durum ama, aynı derecede biyolojik ve fiziksel sağlıkla da ilişkili.' diyor.Bu yeni tezin temeli, aslında, söylendiğinde, gayet bariz. Herkes hasta olduğunda kendisini kötü hisseder. İnsanın kendisini çok yorgun hissetmesi, can sıkıntısı çekmesi, divandan doğrulmak bile istememesi, psikologlar arasında, hastalıklı olma davranışı olarak bilinir. Bu durum da aslında, belli bir nedenle, vücuda daha fazla zarar verilmesini ya da enfeksiyonun daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla yaşanır.Hastalanınca çoğalan depresyon belirtileriİnsanın bu hali, depresyona çok benziyor. Dolayısıyla eğer depresyon yaşayan insanlar klasik hastalık belirtileri gösteriyorsa ve hasta insanlar da depresyona giren kişiler gibi davranıyorsa, bu iki durum arasında ortak bir neden olabilir mi?Bu sorunun cevabı evet.Bu duruma yol açan en büyük aday da iltihaplanma. Yani bağışıklık sisteminin, yaraları kapatmak ve sistemin diğer kısımlarını harekete geçirmek için, adeta bir hırsız alarmı gibi devreye girmesi.Sitokin denilen protein ailesi vücutta iltihaplanmayı devreye sokuyor ve beyni hastalık moduna geçiriyor.Depresyon dönemlerinde sitokinlerin ve iltihaplanmanın büyük bir artış kaydettiği görülmekte. Çift kutuplu (bipolar) rahatsızlık çekenlerde, hastalığın hafiflediği dönemlerde sitokin ve iltihap düzeyi de düşüyor.Sağlıklı insanlar da, iltihabı artıran bir aşı yapıldığında, geçici bir süre için bunalıma, evhamlı bir döneme girebiliyor.Tifo aşısı yapılan insanların beyin görüntüleri, bu duruma, beyinde ödüllendirme ve cezalandırma işlemlerinin yapıldığı bölgedeki değişimin yol açabildiği sonucunu ortaya çıkardı.Başka ipuçları da var...İltihap - depresyon ilişkisiRomatizmal eklem iltihabı yaşayan insanlar, ortalamanın üzerinde oranda depresyondan muzdarip. Kanserle mücadelede iltihabi tepkiyi pekiştirmek amacıyla hastalara verilen interferon alfa adlı ilaç, yan etki olarak genellikle depresyona yol açıyor.Bu tür veriler arttıkça, vücutta iltihaba neyin yol açtığı konusu daha fazla dikkat çeker oldu.New York'taki Stony Brook Üniversitesi'nde görev yapan Turhan Canlı, enfeksiyonların en büyük neden olduğu kanısında ve hatta, depresyonu, 'bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon hastalığı' olarak, yeniden tanımlamamız gerektiği inancında.Diğer uzmanlarsa bu derece ileri gitmiyor.Bunun bir nedeni, iltihaba yalnızca enfeksiyonun yol açmaması. Trans yağ ve şeker bakımından zengin olan beslenme şeklinin iltihaplara yol açtığı; bol meyve, sebze ve yağ oranı yüksek balıklardan oluşan beslenme düzeninin ise iltihapları kontrol altında tuttuğu biliniyor.Bir diğer tehlike de obezite. Özellikle bel çevresinde biriken yağ tabakalarında büyük miktarlarda sitokin depolanıyor.Modern zamanların alerjisiBuna sosyal dışlanmanın veya yalnızlığın getirdiği stresin iltihaba yol açtiği gerçeği eklendiğinde, depresyon, bir tür, modern yaşama yönelik alerji olarak belirmeye başlıyor.İnsanların giderek daha fazla yiyerek ve uyuşukluk edip kendilerini soyutlayarak kronik iltihaplanma döngüsüne kapılmalarıyla, depresyon da tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor.Eğer durum böyleyse, depresyonla mücadelede, önleyici adımlar atılması, bir başlangıç noktası olabilir.Klinik psikolog George Slavich, vücuttaki iltihaplanma sürecini devredışı bırakmanın pek de doğru olmayacağını, zira enfeksiyonlarla mücadele için buna gerek olduğunu söylüyor ama 'düzenli iltihaplanmanın kontrol edilebilir düzeye indirilmesini amaçlamak, iyi bir hedef olur' diyor.Sevindirici olan bir gelişme, antidepresanlara, iltihapla mücadele eden ilaçların eklenmesiyle hem hastalık belirtilerinin düzelmesi, hem de tedaviye cevap veren insanların oranının artması oldu. Ama bu verinin doğrulanması için daha başka denemeler yapılması gerekiyor.Omega 3 ve kürküminin yararlarıAyrıca Omega 3 ile zerdeçaldan çıkarılan kürküminin benzer etkileri olabileceği belirtiliyor. Omega 3 ve kürkümini, reçetesiz edinmek mümkün ve denenmesi yararlı olabilir. Ama bunlar bir seçenek olarak değil, sadece yardımcı tedavi unsurları olarak düşünülmeli.Londra'daki Kings College'de görevli psikiyatr Carmine Pariante, 5-10 yıl içinde depresyon yaşayan insanların kanlarındaki iltihaplanma oranının ölçülebileceği ve buna göre tedavi sunulacağı inancında.Depresyonun toplumda hala bir damgalanma nedeni olmasına gelince...Kabahati, akıldan vücuda aktarmak, damgalama eğilimlerine son verir mi?Bunu zaman gösterecek. Depresyon, daha önceleri de fiziksel olgularla ilişkilendirilmişti. Yakınlarda yapılan bir araştırma, beyindeki 'kimyasal dengesizliklerin depresyona yol açtığı' bilgisinin daha geniş kitlelerce bilinir olmasına rağmen, depresyon damgalamasının azalmadığını gösterdi. Üstelik bu eğilim, durumu daha da vahimleştiriyor.Ama bu kez hedefte, beyin ya da akıldan kaynaklanan herhangi bir türdeki zayıflık yok. Herkesin vücudunda bulunan bir temel özelliğin olayların gidişine göre herhangi bir kişiyi vurabilmesi söz konusu.İşte bu bilgi, daha fazla anlayış ve şefkat uyandıramazsa, o zaman hiçbir şey uyandıramaz.BBC Türkçe
İnsana Yalnızlığını Hatırlatan Soğuk Kış Günlerinde Kaçmak İsteyebileceğiniz 20 Kış Evi
Soğuk rüzgarlar yüzümüzü hissizleştirdiğinde, biz yürüdükçe ayaklarımızın altında kalan karlar ses çıkardıkça ve gökyüzünden düşen kar taneleri görüşümüzü azalttıkça, aslında en güzel mevsimin geldiğini anlıyor insan. Kış demek birçok kişi için yalnızlık demek; battaniyenin altına uzanarak bir film izlemek veya sıcak bir şeyler içerek sokaktan geçenleri seyretmek demek. Bir de bu kış evlerine bakın; belki de bu yalnız kış günlerini geçirebileceğiniz en güzel yer bunlardan biridir;
Reklam
33 Maddede Gelişimi ve Kendisinin Bambaşka Olduğunu Kanıtlayan Yer: DUBAİ
Çok değil... Kim bilirdi 1990'lı yıllarda bir balıkçı kasabası olan çöl çorak bir yerin şimdi dünyanın en ihtişamlı yerlerinden biri ve dünya ticaret merkezlerinden olacağını. Hem gelişimi hem de şehri ile kendine hayran bırakan, ''lüks şehir'' tanımının yeni jenerasyona rahatça anlatılabileceği Dubai'nin kendisi de, gelişimi de gerçekten hayret verici.İşte Arap dünyasının lüks şehri:
Beyaz Saçlara Doğal Çözümler
Hangi kadın beyaz ve gri saçlarla görünmeyi ister ki? Tabi ki hiçbiri. Ancak bazen genetik faktörler erkenden saçların beyazlamasına neden olabiliyor.Bu görünümden rahatsız olan her bayan soluğu kuaförde alıyor ve saçlarını boyatıyor. Boyalı saçlarla çok güzel görünebilirsiniz ancak bunların zararlı olduğu da bir gerçek.Biz size beyaz saçları boyatmadan da etkili yöntemler sunacağız. Umarım beğenirsiniz. İşte beyaz saçlar için doğal çözümler…Yazıya başlamadan önce şunu belirtmek isterim. Saç beyazlaması genetik olabileceği gibi bazı sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Bunun dışında ilerleyen yaş ve stres de saçlarınızın beyazlamasında önemli rol oynuyor. Ama düzenli uygulayacağınız bakım sayesinde saçlarınız daha canlı ve sağlıklı olabilir.Kına doğal olduğu için saç boyası gibi saçlarınıza zarar vermez. Üstelik saçınızı da beslemeye yardımcıdır. Kınanın birçok çeşidi var. Aktarlarda rahatlıkla bulabilirsiniz. Kınayı daha çok kumral ve kızıl saçlı kişiler kullanabilir. Kınanın tutması açısından saç rengi önemli.Adaçayı birçok derde deva. Soğuk kış günlerinde gribal enfeksiyonlara yakalanmak istemiyorsanız günlük bir fincan adaçayı tüketebilirsiniz mesela. Adaçayı saçlara da iyi geliyor. Beyazlarınızın artmasını istemiyorsanız adaçayı kullanabilirsiniz. 2 bardak kaynamış suya 2-3 çay kaşığı adaçayı atın ve 10-15 dakika kadar demleyin. Sonra süzün ve soğumasını bekleyin. Karışımı saçlarınıza sürün ve kurumasını bekleyin. İyice kuruduktan sonra ılık suyla durulayın.Saçlardaki beyazlarla mücadele etmenin bir diğer yolu da siyah çay. 2 çay kaşığı siyah çayı kaynatın ve soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra saçlarınıza sürün ve 5-10 dakika kadar bekletin. Sonrasında saçlarınızı ılık suyla durulayın.Bir başka yöntem de çay, soğan kabuğu ve defne yaprağı karışımıdır. İki litre suyun içine iki çorba kaşığı çay, iki soğan kabuğu ve üç defne yaprağını koyun ve kaynatın. Demlendikten sonra süzün ve oda sıcaklığına geldikten sonra saç diplerinize karışımı sürün. Her gün düzenli olarak uyguladığınızda saçlarınızdaki beyazların azaldığını göreceksiniz.Yazar: Zehra Yurtsever
Reklam
İlişkinizin Size Artık Mutluluk Vermediğini ve Acı Olsa da Bitirilmesi Gerektiğini Gösteren 8 Durum
Her insanın hayatında duygusal anlamda kırılma noktaları vardır. Birlikte olduğumuz kişi ile ilişkimize devam edip etmemek arasında büyük kararsızlıklar yaşarız. Karşımızdaki insanı hem istiyoruzdur, hem de onunla olan ilişkimizin bizi mutsuz ettiğinin farkındayızdır. Ne yapmalı böyle bir durumda? Eğer ilişkinin geleceğinde bir değişiklik olması söz konusu değilse, acı durumu kabul ederek ilişkiyi bitirmeliyiz fakat bunu yapmadan önce oldukça detaylı düşünmeliyiz her şeyi. İşte o ilişkiden artık hayır gelmeyeceğini ve derhal bitirilmesi gerektiğini gösteren 8 durum;
Reklam
Türkiyeli Trans Kadınların Yaşadığı ve Bildiği 17 Şey
Transfobi, toplumsal cinsiyetlere uymayan, doğduğu bedendeki cinsiyete ait hissetmeyen insanlara(transeksüel) karşı beslenen önyargı, korku ve nefrettir.Bu nefret, devlet-din-aile üçlüsü tarafından körüklendiğinde insanlar daha çok trans kadınlar olmak üzere transeksüel bireyleri öldürmekteler. Kadın cinayetlerindeki tahrik indirimleri, trans kadınlar söz konusu olduğunda çok daha net uygulanmaktadır.Ve transfobi, illa heteroseksüellerde görülen bir hastalık değil, aynı zamanda eşcinsellerde de görülen bir durumdur. Yani trans bireylerin işi bir tık daha zor.
Dünya'nın Japonlara Yeni Bir Ülke Tahsis Etmesi için 19 Mantıklı Sebep
Japon insanı ne kadar güzelse yaşadığı ülke konum olarak o kadar beter bir yer. Kalabalık nüfusa yetmeyen, depremi, tsunamisi, yanardağı bitmeyen, kalmak için 60 metrekare ev bulunamayan ülkeyi değiştirmenin vakti gelmiştir. Dünyanın teknoloji lokomotifi Japonya'ya yeni bir ülke bulmak hepimizin boynunun borcudur.
En Kirli 10 Eşya Açıklandı
Sağlık, hijyen ve temizlik konularında çalışmalar yapan Hijyen Konseyi, sağlık açısından tehlike arz eden 10 kirli eşyayı açıkladı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, hijyen, temizlik ve buna bağlı sağlık konularında çalışmalar gerçekleştirmek üzere kurulan, hiçbir yere ve makama bağlı olmayan Hijyen Konseyi, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, hukukçular, akademisyenler, sağlıkçılar ile gıda ve tüketici dernekleri üyelerinden oluşuyor.Tüketicileri ve kamuoyunu uyarmayı, bazı noktalara dikkati çekmeyi amaçlayan konsey, 2014 yılında uygulamaya soktuğu 'hijyen avcıları'nın tespitleriyle halkın sıklıkla kullandığı, sağlık açısından tehlike arz eden 10 eşyayı açıkladı.'Tuvaletten bile daha pis' olarak nitelendirilen, 'kirli top 10' şeklinde açıklanan ürünler şöyle:'Türkiye'nin hemen her yerinde bu ürünler kullanılıyor ve hastalık yapıcı mikroorganizma taşıyabiliyor. Bu eşyalarla ilgili yaptırılan araştırmalar da gözönünde bulundurulduğunda vatandaşların dikkatli olmaları gerekiyor. Bunlar, teneke kutu içeceklerin dış yüzeyi, hastane ve kamu binaları tırabzanları, el kurutma makineleri, fast food ve çiğ köftecilerde verilen uzun süre bekletilmiş yeşil sebzeler, otobüs içindeki tutacaklar, havlu, kullanılmayan spor salonlarındaki aletler, kağıt ve madeni paralar, restoran menü kitapçıkları, ortak kullanım alanlarındaki lamba düğmeleri, güzellik salonları ve kuaförlerdeki havlu ve aletler. Bu eşya, makine ya da ürünler, fazla temizlenmediği için birçok hastalığa davetiye çıkarabiliyorlar.'Bu listenin, hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmeyen durumlarda geçerli olduğunu belirten konsey yetkilileri, listedekiler hakkında hijyen avcılarının genel olarak hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmediğini gözlemlediğini söyledi.Yetkililer, hijyen kurallarına uyulan yerlerde yukarıda saydıklarının geçerli olmadığını kaydetti.AA
Reklam