Hani hep deriz ya 90'lı yıllarda çocuk olmayanlar bilemez, her yerde de gerek resimlerle gerek gerekse masal gibi anlatışlarla. Ama hep saklambaç oynamazdık ki ya da toz toprak içinde maç yapmak gibi. Biz de bilgisayar oyunlarına bulaşmadık değil hani. Şimdi onları biraz hatırlayalım istiyorum
Menkul kıymetlerin resmi ortamlarda el değiştirmesini mümkün kılan borsalar, hisse senetleri ile birlikte anılmaktadır. Borsanın tanımı içerisinde geçen piyasa kelimesi de ticari malların alım – satım işlemlerinin gerçekleştirildiği yerler olmalarından dolayıdır. Borsanın tanımı yapılacak olursa; ticarete konu olan malların ve ticari evrakların alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Borsaların kendilerine özgü kuralları ve özellikleri vardır. Ekonomiye büyük katkıları bulunmaktadır ve bu nedenlerden dolayı da kurumsal kimliğe sahiplerdir.Borsalar tarihi açıdan da en eski finansal piyasa olma özelliği taşımaktadır ve deniz ticaretinin yaygınlaşmaya başlaması ile liman kenti olan ülkelerde ilk borsalar görülmeye başlamıştır. İlk olarak emtia denilen tarım ürünleri, değerli madenlerin alım satım işlemlerinin yapılması pazar ve panayırlardan borsacılığın başlamasından kaynaklanmaktadır. Hisse senetleri gibi ticari evraklarla birlikte anılmasının nedeni ise ticaretin yaygınlaşmaya başlaması ile borsaların tam anlamını kazanmaya başlamasıdır.Küçük birikimlerin değerlendirilmesi için bankalara göre iyi olanaklar sunan borsa piyasasında kazanç elde edebilmek için bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Günümüzde internet kullanımının da yaygınlaşması ile borsalar hakkında geniş bilgilerin elde edilebileceği birçok kaynak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda borsa işlemlerinin de internet üzerinden yapılmaya başlaması da vakit kaybı ve borsa seans salonlarının karmaşasından yatırımcıları kurtarmıştır. İnternet bağlantılı bir bilgisayar yardımıyla borsa seans saatleri içerisinde rahatlıkla yatırım yapma imkanı sunulmaktadır.Borsalar küçük birikimlerin büyütülmesi açısında yatırımcılara iyi bankalara göre daha iyi olanaklar sunmaktadır. Tasarruf sahipleri ile orta ve uzun vadeli fon talep eden kuruluşlar arasında iletişim kurulmasını, sermaye mobilizasyonunda araçların ortadan kalkmasını ve fonksiyonların azalmasına ortam sunarlar. Küçük birikimlerin doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde yatırımlara aktarılmasını mümkün kılar. Yatırımcıların borsalarda birikimlerini değerlendirmek dışında eğer şirketleri varsa şirketlerinin hisse senetlerinin el değiştirmesini sağlamaktadır. Bunun nedeni borsaların şirketlere öz kaynak sağlamasından kaynaklanmaktadır. Borsalar bu şekilde iktisadi kalkınmanın hızlanmasına ve sağlıklı finansman kaynaklarına kavuşulmasına yardımcı olurlar.Borsa yatırımcısı olmak isteyen kişilerin;Borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, nasıl işlem yapacaklarını, piyasa özelliklerini öğrenmeleri gerekir.Yatırım araçlarını ve nelerden etkilendiklerini bilmeleri gerekir.Psikolojik olarak piyasada işlem yapmaya hazır olmaları gerekir.Piyasa takibinin nasıl en iyi şekilde yapılacağını öğrenmeleri gerekir.İyi bir analiz bilgisine sahip olmaları gerekir. Yatırım yapmak isteyen kişilerin hangi piyasada olursa olsun öncelikli olarak yatırım yapacakları piyasayı tanımaları gerekir. Piyasanın özelliklerini, yatırım araçlarını ve yatırım araçlarının nasıl işlem gördüklerini, fiyatların nasıl oluştuğunu ve hangi faktörlerden etkilendiğini bilmeleri gerekir. Borsaların kurumsal kişiliklerinden dolayı kendilerine özgü kuralları vardır. Yatırımcı olmak isteyen kişinin öncelikle borsa piyasasını tam olarak tanıması gerekir. Bunun için günümüzde çeşitli eğitim olanakları bulunmaktadır. İnternet üzerinden borsalar hakkında bilgi alınabilecek birçok kaynak bulunmaktadır. Aynı zamanda aracı kurumların bazıları demo hesap denilen sanal para ile çalışan bir platform imkanı da sunmaktadır. Yatırımcılar bu platformlarda sermayelerini riske atmadan nasıl yatırım yapmaları gerektiğini uygulamalı olarak öğrenebilmektedir.Yatırımcıların aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini piyasada işlem yapmaya hazırlamaları gerekmektedir. Başka yatırımcıların işlemlerinden ve stratejilerinden etkilenmeden kendi stratejileri ile işlem yapabilmelilerdir. Stresle başa çıkmalı, kazanmaya ve kaybetmeye hazırlıklı olmaları gereklidir.Borsada işlem yapmak için;Yatırım hesabı açtırmak,İnternetten yatırım işlemini başlatmak,Şirketlerin haber ve gelişmelerini takip etmek,Piyasayı takip etmek gerekmektedir.Yatırım HesabıYatırımcının vadesiz bir hesabı yoksa bir banka veya aracı kurumdan yatırım hesabı açtırması gerekir. Ülkemizde Borsa İstanbul’un internet sitesinden yasal olan aracı kurumların listesine ulaşılabilir ve bu aracı kurumlar ile görüşülerek en iyi olanakları sunan kurum ile anlaşılabilir. Seçilecek aracı kurumun yasal olması özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aracı kurumların denetlenmelerinin öncesinde kendilerini aracı kurum olarak tanıtan birçok kişi nedeniyle yatırımcı olmak isteyenler büyük kayıplar yaşamışlardır ve ülkemizde borsaların gelişmesinin önüne geçmiştir.Bir banka veya aracı kurumda yatırım hesabı açtırılmak istendiğinde görevli kişi birçok evrak imzalayıp doldurulmasını isteyecektir. Bu bilgilerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilerek görevliye teslim edilmesi sonrasında 2 – 3 iş günü içerisinde yatırım hesabı aktif hale gelecektir. Hesap aktif hale geldikten sonra yatırımcı belirli miktardaki teminatı hesabına yatırarak işlem yapmaya başlayabilir.İnternetten YatırımEskiden döviz büroları, bankaların seans salonları, borsaların seans salonları gibi yerlerden gerçekleştirilen işlemler günümüzde internet üzerinden aracılara iletilerek kolaylıkla yapılabilmektedir. Aynı zamanda eskiye göre çok daha hızlı bir şekilde yatırım yapma ve piyasa takibi imkanı internet üzerinden yatırım yapılmaya başlanması ile sağlanmıştır.Yatırım hesabının açtırıldığı kurum veya bankanın internet sayfası ziyaret edilerek yatırım hesabı sekmesinden yatırım işlemleri kolaylıkla başlatılabilir. Yatırım hesabı sekmesinden işlem yapılacak olan yatırım aracının seçilmesi ile işleme başlanır. Yatırım aracı olarak hisse senedi seçilecekse her şeyden önce hisse senedinin ait olduğu şirket ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir ve şirketin gelecekte büyüyerek yükseleceği öngörülmelidir. Şirketin büyümesi ile hisse senetleri de değer kazanacaktır.Hangi şirkete ait hisse senedine yatırım yapılacaksa o şirketin ve hisse senedinin kodunun girilmesi gerekecektir. Ayrıca kaç adet hisse alınacağına ve süresine karar verilmelidir. Hisse senetleri alım süreleri seanslık veya günlük olabilir. Seanslık ve günlük işlemlerden kazanç elde edebilmek için ise yatırımcıların kısa vadede işlem yapabilme konusunda kendini geliştirmesi gerekmektedir.Şirket TakibiHisse senedinin ait olduğu şirketin haberlerinin ve gelişmelerinin takip edilmesi geleceğe yönelik öngörü sahibi olunması adına büyük bir önem taşımaktadır. Yatırım işlemlerinde internet üzerinden yapılmasının bir kolaylığı da şirketlerin takibinde ortaya çıkmaktadır. Şirket takibi internet üzerinden şirketin web sayfası üzerinden, aracı kurumların sayfalarından ve bu hizmeti veren diğer web sayfaları üzerinden kolaylıkla yapılabilir.Şirket takibinde yapılmasında, seçilen hisse senedine ait grafiklerin, fiyat değişimlerinin, fiyatların en yüksek ve en düşük seviyelerini, günlük işlem hacimlerini, fiyatların yönü, yıllara göre hisse senedinin istatistiğini, şirketin piyasa değerini, sermayesini, yıllık kar oranlarını, halka açıklık oranlarını takip etmek gerekir.Piyasa TakibiPiyasanın özelliklerinin bilinmesinin yanında yatırımcıların iyi bir piyasa takipçisi olmaları gerekir. Piyasa takibi de hangi piyasa olduğu fark etmeden etkin bir şekilde yapılması gereken bir konudur. Piyasa takibinin tam anlamıyla yapılması yatırımcının yatırımlarını yönlendirmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Ek olarak iyi bir analiz bilgisine de sahip olmalıdır ve piyasadan edindiği bilgiler ile analizler sonucunda edindiği bilgileri birlikte yorumlayabilmelidir. Ancak bu şekilde kazanç getirecek yatırım işlemleri gerçekleştirebilir.Hisse senetleri ile yatırım yapılırken hisse senedinin ait olduğu şirketin takip edilmesinin yanında, şirketin ait olduğu sektöründe takip edilmesi gerekir. Sektörel bir değişim görüldüğünde dolaylı veya direkt olarak şirkette mutlaka etkilenecektir. Aynı zamanda merkez bankalarının para politikaları, hükümetlerde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler, ekonomik verileri de hisse senetlerini etkileyecektir. Bu nedenle yalnızca şirketin takip edilmesi değil, piyasa üzerine etkili olabilecek tüm faktörlerin takip edilmesi gerekmektedir.Şirketlerin ve piyasanın takip edilmesi ile edinilen bilgiler analiz edilmelidir. Analizler sonucunda fiyatların gelecekte ne yöne ilerleyecekleri hakkında bilgi sahibi olunacaktır ve risk faktörü de sınırlandırılmış olacaktır.Borsalarda yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikle piyasayı tam anlamıyla tanıması gerekir. Ancak bu şekilde kazanç elde edebilirler ve mevcut risklerin önüne geçebilirler. Son olarak yatırımcıların psikolojik açıdan kendilerini borsada işlem yapmaya hazırlamaları gerekir ve başka yatırımcıların işlemlerinden etkilenmemeleri, aşırı getiri beklentisine girmemeleri gereklidir._http://www.borsanasiloynanir1.com/borsaya-nasil-girilir/_
Teknoloji kelimesini sürekli olarak kullanıyoruz ancak nereden geldiğini bilmiyoruzTeknoloji hayatımızın içine gireli 25-30 yıl oluyor. Dijital teknolojiye geçiş sonrası teknolojinin asıl kelime manası anlamını yitirdi. Günümüzde teknoloji deyince internet , akıllı telefon aklımıza geliyor.Teknoloji kelimesi aslında Yunanca ‘dan geliyor. Sanat ve bilmek sözcüklerinin birleşiminden oluşan teknoloji kelimesi, Antik Yunan zamanında hayatı kolaylaştıran alet, araçların yapılması, üretilmesi için bilgi üretme ve yeteneği ortaya koymaya deniliyordu.
Metallica'nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık. Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica'nın 13 Temmuz'da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz. Soru: Metallica'nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?Cevap: Metallica'yı 2008 yılında Türkiye'ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz'da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.Soru: Metallica'dan resmi bir açıklama geldi mi?Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica'nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: 'Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz'. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi...Soru: Metallica'nın gelme ihtimali yüksek mi?Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts'in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.Soru: Konser nerede yapılacaktır?Cevap: 2008'deki son konser Ali Sami Yen'de yapılmıştı. 2010'da yapılan ve Metallica'nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı'nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park'da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica'nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın. Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist'lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var... Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisindekonser resmiyete kavuşacaktır.
Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı’nın araştırması ekonomiye ciddi katkısı olan internetin Türkiye’de pahalı olduğunu gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında internete erişim için ödenen ücretlerde Meksika ve Yunanistan’dan sonra en pahalı ülke.Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde, 2003 yılında 20 bin olan genişbant abone sayısının 2013 yılında 34 milyona ulaştığını söylemişti. Fakat rakamlar milyona ulaşmasına rağmen kalitede bir düzelme yaşanmadı. Türkiye’de dünya genelinde en pahalı internet kullanıldığından yakınan Tüketiciler Derneği (TÜDER) Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Şu an dünyada en pahalı internet bedelini biz ödüyoruz. Bu bir çelişki, internet ve sosyal medyayı destekliyorum diyorsan bu fiyatları düşürmek lazım.” dedi. İnternet gün geçtikçe insan hayatında daha büyük önem kazanıyor. Birçok vatandaş faturalarını, vergilerini hatta hastane randevularını bile internet üzerinden halleder hale geldi. İnternetin hayatımızda bu kadar büyük önem taşıdığı bir ortamda yüksek ücretlendirmelerden rahatsız olan TÜDER Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Birçok şeyden dolaylı vergi alınıyor. Bazı konular istisna sayılmalı. İnternet bu konuların başında geliyor.” şeklinde konuştu. Günümüzde internetin keyfi bir ağ değil bir ihtiyaç olduğu vurgusunu yapan Sevgi, “Türkiye artık internetin halkla halkında internetle yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Bu durumda internetin yüksek bedellerle ücretlendirilmesi bir zulümdür.” dedi. Dünyanın birçok yerinde yaşayan gurbetçiler Türkiye’ye geldiklerinde karşılaştıkları düşük hizmet kalitesinden dolayı kendilerine şikâyetlerde bulunduklarını söyleyen Tüketici Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Bize gelen şikâyetlerden de anlaşılıyor ki dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandığımız gibi en pahalı internet hizmetini en düşük kalitede kullanıyoruz.” dedi. Rekabet ortamı olmasına rağmen ülkemizde internet hizmetinin kötü olduğunu savunan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Türkiye’de internet kullanıcıları, bağlantısı en kötü, en yavaş fakat en pahalı internet bağlantısını kullanıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan araştırmaya göre, OECD’de internete en yüksek ücreti ödeyen üçüncü ülke Türkiye. Geniş bant internete erişim fiyatları satın alma gücü kıyaslandığında; Türkiye’deki en ucuz internet paketinin dahi OECD’deki neredeyse her ülkeden daha yüksek olduğu görülüyor. OECD içinde en pahalı interneti 1.69 dolarla Meksika kullanırken, onu 1.25 dolar ile Yunanistan, 1.12 dolar ile de Türkiye takip ediyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de internet kullanıcısının çilesi yüksek ücret ödedikten sonra da bitmiyor. OECD Genişbant İstatistikleri’ne göre, Türkiye en pahalı internet kullanan ülkelerden biri oldu. Özellikle yüksek hızlı internet bağlantı maliyetlerinde başı çeken Türkiye’de ortalama bağlantı maliyeti 621 dolarken en yakın takipçisi Lüksemburg’da bu ücret 112 dolar civarında. Zaman
Yer Miami Müzesi; kırılan eser de Çinli heykel sanatçısı Ai Weiwei'ye ait. Kıran arkadaşın ismi de Maximo Caminero imiş. Sebepse: 'Müzede yerel sanatçıların eserlerine yer verilmemesi'ymişKaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Ai_Weiwei
İsveç'ten radyo hostu Alev Beyaz Show'a katılmak için Türkiye'nin en hızlı rap şarkısını söylüyor. Ama bir anda bir şeyler oluyor... Ve olaya S.T.I.C.S adlı siyahi arkadaş karışıyor.
Bu el yapımı harika makina, suya düşen bir damlanın yarattığı etkiyi göstermeye çalışıyor. Çalışma prensibi olarak mühendislik harikası denebilecek ölçüde. Basit ve gerçekçi... Belli bir süre sonra su damlasını gerçekten hissedebiliyorsunuz!..
Her şey ''worth1000.com'' adlı sitenin bir photoshop yarışması başlatması ile başlamış aslında. Yarışmanın konusu ''obez hayvanlar'' olunca ortaya hem güzel hem komik hem de gerçekçi çalışmalar çıkmış. Hangi fotoğraf birince olmuş bilmiyorum ancak seçme şansı bende olsa baya arada kalırdım sanırım.
DÜNYANIN EN GİZLİ ÖRGÜTLERİ Dünyayı yönetenlerin asıl onlar olduğu söyleniyor. Dudak uçuklatan servetleri var ve milyonlarca üyeleri. Dünyayı yönettiği iddia edilen en gizemli örgütler hangileri? Amaçları nedir? Nasıl doğdular? Bu gizemli örgütler kaç kişiden oluşuyor? Bizler yataklarımızda uyurken kimbilir ne dolaplar dönüyor. Yoksa uyutuluyormuyuz??? - İŞTE EN GİZEMLİ ÖRGÜTLER...
Son dönemlerde Çinli akıllı telefon üreticileri tarafından üretilen cihazlar adeta büyük rakiplerine meydan okurcasına yeni cihazlarını duyurmaya başladı. Bu akımı sürdüren firmalardan biride çinli Gionee firması görülüyor. Firma son ürettiği Gionee Elife S5.5 adındaki 5.5 mm kalınlığında ilk telefonunu duyurdu. Bu ünvan daha önce 5,75 mm kalınlığında ki Vivo X3'e aitti. Firmanın sayfasında paylaştığı özelliklere bakarsak cihaz, 5 inç'lik bir ekrana, 1.7 GHz hızında dört çekirdekli işlemci, 2GB RAM, 13 MP arka kamera ve 5 MP ön kameranın yanısıra 2300 mAh gücünde bir bataryaya sahip olacak. Ekran boyutuna göre biraz düşük kalan batarya için ise Gionee firması Elife S'in birgün boyunca dayanabileceğini iddia ediyor. Ayrıca cihazın LTE varyantlarının Haziran ayında piyasaya sürülmesi planlanıyor. Öte yandan yeni modeline 370 Dolar bir fiyat biçen firma dünya çapında 40 ülkede telefon satışlarını başlatacağını söylüyor. Eğer bu iddialar gerçekleşirse 2014 akıllı telefon üreticileri arasında yoğun rekabetin yaşandığı bir yıl olacak.teknolojioku
İnternet bildiğiniz gibi sınırsız bir evren! Nerede ne ile karşılaşacağınızı hiç tahmin edemiyorsunuz. İşte Meowl'lar da öyle birden ortaya çıkmış şeyler. Tam olarak ilk kimin yaptığı bilinmese de çok şirin oldukları için birden ünlü olduklarını varsayabiliriz. Kedi kafalarının Baykuş vücutlarına konması ile gayet komik göründüklerini söyleyebilirim. İşte karşınızda Meowllar!
Vinicius Mattoso adındaki yetenekli çizer Shrek, George Lucas, Mario ve Batman gibi popüler kültür ikonlarını resmetmeye karar vermiş. Buraya kadar her şey güzel ancak yetenekli çizer bu kişi ve karakterleri olduklarından daha ''çirkin'' ve daha ''korkunç'' çizince ortaya açıkçası gayet ''güzel'' çizimler çıkmış!
Instagram'da ''incredibeard'' kullanıcı adı ile 25 bin küsür takipçiye ulaşan bu arkadaşımız sahip olduğu sakallarını garip şekillere sokarak gayet ilginç bir işe imza atmış. Merak edenlerin kaynak adresinden diğer fotoğraflarına bakması mümkün. İşte karşısında enteresakal abimiz!
Freelance ne demek? Dilimize İngilizceden giren bu değişik kelime ne anlama geliyor acaba, hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz bu kelimenin kökenine bakalım ve ne anlama geldiğini iyice anlayalım. İki ayrı kelime olan free (boş, bedava) ve lance (mızrak) kelimeleri ilk önce 18.yy'da Sir Walter Scott tarafından paralı asker anlamına gelecek şekilde kullanılmış. 19.yy.da da yazar ve ayrıca şair olan Ernest William Hornung sıfat olarak kalitesiz anlamında kullanmış. Zaman sonra paralı asker anlamından uzaklaşıp serbest çalışan anlamında kullanılmış. Şimdi freelance kelimesi herhangi bir iş yerine gitmeden kendi evinde çalışmak, dolayısıyla birçok işi aynı anda yapabilmek; yani çalışma kurallarını ve koşullarını çalışan kişinin kendisi belirlemesi anlamına geliyor. Eğer diyorsanız ki ben işe gitmek, her gün sabah erkenden belirli saatlerde kalkmak, günümün çoğunu evimden uzak bir yerde iş yerinde geçirmek istemiyorum, o zaman freelance çalışmak tam size göre. Uzat ayaklarını, al bilgisayarını eline, istediğin saatte yat, istediğin saatte kalk, keyif senin keyfin! Bu çalışma şeklini daha çok belirli standartlara bağlı kalmak istemeyen kişiler tercih ediyor. Çünkü burada çalışma saatlerini ve izleyeceğin yolu kendiniz belirliyorsunuz. Bir işi kabul ettiğinizde o işi nasıl yapacağınız size kalmış bir şey. Kimse size neden böyle yapmıyorsun, ben bu yöntemi kullanmanı istiyorum gibilerinden sorular soramaz, veya isteklerde bulunamaz. Kuralları siz koyduğunuz için işveren size uymak zorunda. Ayrıca bu yöntem sizin bir şirkete bağlı kalmamanızı, aynı zamanda birçok işverenle çalışacağınızdan birden çok iş hakkında deneyim sahibi olmanızı da sağlıyor. Freelance çalışma alanları daha çok bilgi işlem, gazetecilik, çevirmenlik ve danışmanlık gibi alanlarda yoğunlaşıyor; çünkü bu alanlarla alakalı işler genel olarak belirli bir ofis çalışması gerektirmiyor ve internet vasıtası ile işverenlere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Örneğin bir köşe yazarı günlük yazılarını evinden yazıp yazdıklarını internet üzerinden gönderebiliyor ve böylece ofise gitmesine gerek kalmıyor. Ayrıca bu yazar tamamen bu şirkete bağlı çalışmak zorunda değil, istediği başka bir işi de yine evinden yapabilir. Böylelikle aynı anda birden çok işveren için çalışmış olur. Nasıl iş bulabilir, nasıl freelance çalışabilirsin? Nasıl freelance çalışabilirsiniz hiç düşündünüz mü? En azından ne şekilde sesinizi duyuracak ve bir freelancer olduğunuzu insanlara haykıracaksınız? Bir çok freelancerın kullandığı yöntem bir web sitesi kurmak, burada freelancer, yani serbest çalışan olduğunu belirtmek ve ayrıca daha önce yaptığı çalışmaları bu sitede yayınlayarak işverenlerin o kişi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. İlk iş olarak siz de böyle bir site kurabilir, öz geçmişinizi ve daha önceki deneyimlerinizi burada yayınlayabilirsiniz. Böylece günümüzde her şeyi kolaylaştıran internet vasıtası ile işverenler sizi fark edecekler ve isterlerse sizinle irtibata geçecekler. Şunu da aklınızda tutun: Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar çok tanınırsınız, o kadar çok iş imkânı size sunulur. Bir diğer yöntemde hepimizin bildiği iş arama sitelerine üye olmak, buraya öz geçmişinizi bırakarak, devamlı bu siteleri takip edip istediğiniz iş için başvuruda bulunmak. Ya da ben iş aramam, onlar beni arasın der; freelancer arayanların öz geçmişinizi görüp sizinle irtibata geçmelerini beklersiniz. Avantajları ve dezavantajları neler? Freelance çalışma şekli ülkemizde çok popüler bir yöntem olmadığından dolayı bu işin hem avantajları hem de dezavantajları mevcut; kişinin beklentileri ile ortaya çıkan sonuç birbirlerinden farklı olabilir. Bu nedenle bu şekilde çalışacak birinin gözlerini kapatıp risk alması ve doğabilecek her türlü olumsuzluğa karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Öncelikle avantajlarından bahsedelim ki biraz olsun içiniz rahatlasın. Bu işin birçok olumlu yönü var. Öncelikle yaptığınız işlerin hepsini kendiniz seçtiğiniz ve bir yere bağlı kalmak zorunda olmadığınız için yaptığınız işten zevk alıyorsunuz. Kendi programınızı kendiniz belirliyor; işinizi hayatınıza uydurabiliyorsunuz. İşinizi zamanında teslim ettiğiniz sürece hangi gün hangi saatte, kaç saat çalışacağınıza kendiniz karar verebiliyorsunuz. En önemli avantajlarından biri kendi evinizden çalışmak, istediğiniz kadar uyumak, erken kalkmak zorunda olmamak. Serbest çalışmanın bu keyif verici avantajlarının yanında sizi düşündürerek karamsarlığa sürükleyebilecek olumsuz yönleri de var. En önemlisi yapacağınız işin belirsizliği. Bu şu demek oluyor: Yaptığınız işler çoğu zaman kısa süreli olduğu için hemen iş bulmanız zor olabilir, bu da kazancınızı etkileyecek büyük bir sorun yaratır. Geleceğinize yön verecek kazanç faktörü belirsizleştiğinde, otomatik olarak bu işten soğuyorsunuz. İkincisi bir şirkete tamamen bağlı olmadığınızdan sağlık sigortası ve emeklilik gibi imkânlardan faydalanamamanız. Hem sağlık masraflarının hem de emeklilik ödemelerinin karşılanması sizin için önemliyse çok zorlanacağınız aşikâr. Bir gün siz de uzun yıllar süren iş hayatı sonunda yorulacaksınız ve evinizde dinlenmek isteyeceksiniz. Bu durumda sigortanızın ve emeklilik maaşınızın olması gerekecek. İşte bu bağlamda yıllarca freelancer olarak çalışmanın size pek bir faydası dokunmayacak. Bu işin bir de sosyal yönden dezavantajı var. Toplumun freelance çalışanlara bakışı pek de iç açıcı değil; freelancerlara işsiz muamelesi yapılıyor ve bu kişisel bir başarısızlık olarak nitelendiriliyor. Bu kişiler evlerinde ya da kendi istedikleri başka bir yerde çalıştıkları için bu bir ciddiyetsizlik olarak algılanıyor. Evet, bir freelancer olmanın avantaj ve dezavantajlarını da öğrenmiş oldunuz. Bu noktada yapmanız gereken hayatınızın nasıl gelişmesini istediğinizi belirlemek; isteklerinizi kafanda oturtmanız ve freelancer olmanın size uygun olup olmadığına kara vermeniz.
Televizyon yayınlarıyla ilgili Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) İletişim Merkezi'ne geçen yıl yapılan bildirimler yüzde 15 artarak, 118 bin 416'ya ulaştı. Edinilen bilgiye göre, 2012'de 103 bin 67 olan bildirim sayısı geçen yıl artış gösterdi. 2013'te diziler en fazla şikayet edilen program türü oldu. Dizilere yönelik 2012'de 48 bin 823 bildirim gelirken, rakam 2013'te yüzde 5 artarak 51 bin 285'e yükseldi. Öte yandan en fazla bildirimde artış ise 'dini ve moral sohbet programları' kategorisinde gerçekleşti. 2012'de 78 bildirimin gerçekleştiği program türünde, geçen yıl bildirim sayısı yüzde 5525.6 oranında artarak 4 bin 388'e ulaştı. Benzer şekilde bildirim artışı haber bültenlerinde yaşandı. Bir önceki yıl haber bültenleriyle ilgili RTÜK'e bin 867 bildirim gelirken, 2013'te bu sayı da yüzde 878 artarak 18 bin 274'e yükseldi. Spor programlarında 'ilke' işe yaradı Diğer taraftan spor haber programlarıyla ilgili bildirimlerde de yüzde 63 oranında azalma gerçekleşti. 2012'de RTÜK'e spor haber programlarıyla ilgili 12 bin 202 bildirim gelirken, geçen yıl sayı 4 bin 520'ye geriledi. Yetkililere göre bu düşüşte, RTÜK'ün Televizyon Yayıncıları Derneği ile hazırladığı 'Spor Programları Rehber İlkeleri' etkili oldu. En çok şikayet edilen kanallar ve programlar Geçen yıl izleyiciler tarafından en fazla bildirim yapılan kanal Show TV, en çok bildirim alan program ise Show TV'de yayınlanan 'Salih Kuşu' oldu. En fazla bildirim yapılan program türü diziler, reklam Vivident, doğrudan satış ürünü de Gergedan olarak belirlendi. İzleyiciler en fazla yayınlarda kişilik hakları ihlallerinden, iftira ve hakaret niteliğinde yayınlar yapılmasından şikayet etti. 2013'te en çok bildirim alan kanal 34 bin 204 bildirimle Show TV olurken, onu 12 bin 256 bildirimle atv, 9 bin 525 bildirimle Halk TV, 6 bin 75 bildirimle Star TV ve 5 bin 887 bildirimle Kanal D izledi. Show TV'de yayınlanan 'Salih Kuşu' adlı yapım 28 bin 420 bildirimle en fazla bildirim alan program oldu. Halk TV Haber Bülteni 9 bin 044 bildirimle ikinci olurken, onu 7 bin 145 bildirimle atv'nin 'Bizim Okul' dizisi, bin 643 bildirimle Star TV'nin 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi ve 490 bildirimle Kanal D'nin 'Yalan Dünya' dizisi izledi. İzleyicilerin şikayet sebepleri değişti RTÜK'e bildirimde bulunan izleyicilerin programlarla ilgili bildirim gerekçeleri de geçen yıla göre farklılık gösterdi. Bildirimlerin yüzde 21'inde yayınlarda kişilik haklarının ihlal edildiği, kişilere iftira ve hakaret edildiği belirtildi. 2012'de bu sebeple 8 bin 442 bildirim yapılırken, 2013'te sayı yüzde 412 oranında artarak 43 bin 278'e çıktı. En fazla değişim oranı, yayınların şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olmasıyla gerekçesiyle yapılan bildirimlerde yaşandı. Bir önceki yıl bu sebeple yapılan bildirim sayısı 2 bin 430 iken, geçen sene rakam yüzde 525 artarak 15 bin 194'e yükseldi. Yayınların genel ahlaka ve ailenin korunma ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan bildirimlerde ise 2012'ye göre yüzde 63 oranında azalma gerçekleşti. 2012'de söz konusu gerekçeyle 43 bin 670 bildirim yapılırken, 2013'te bu sayı 15 bin 829'a düştü. AA
Michael Keaton kariyerinin en ikonik rollerinden biri olan hayalet Betelgeuse rolünü devam filminde de canlandıracak 'Alice Harikalar Diyarında / Alice in Wonderland', 'Ölü Gelin / Corpse Bride' ve 'Big Fish'in Oscar adayı yönetmeni Tim Burton ile sevilen karakter 'Betelgeuse'u canlandıran Michael Keaton yeniden bir araya geliyor. Oscar ödüllü 'Beterböcek / Beetlejuice' filminde bir arada çalışan ikili, devam filmi için yeniden bir araya gelecek. Trafik kazası sonucu hayatını kaybeden evli bir çiftin 'öteki tarafa' kabul edilene kadar beklemesi gerekirken, evlerini emlakçıdan satın alan yeni züppe ailenin onlara rahatsızlık vermesini anlatan 'Beterböcek / Beetlejuice', yeni aileyi evden atmaya çalışan ölülerin 'Beterböcek' adlı bir hayaletten yardım istemesini anlatıyordu. Devam filminde ise konunun ne olacağı henüz bilinmiyor. Keaton MTV News'e verdiği röportajda, 'Tim'e (Burton) birkaç kez mail attım. Senaristlerle de birkaç kez konuştum ama her şey henüz çok erken bir safhada' dedi. 'Her zaman bu rolün tekrar canlandırmayı isteyebileceğim bir rol olduğunu söyledim,' diyen oyuncu, 'Ama bu bir şekilde Tim'in de projeye dahil olmasını gerektiren bir durum. Şimdi dahil olmuş durumda. Eğer o işin içindeyse, benim olmamam zor olacaktır' diye konuştu. Devam filminin senaryosunu Burton'ın 'Karanlık Gölgeler / Dark Shadows' filminin senaryosunu üstlenmiş olan Seth Grahame-Smith üstlenecek.Milliyet Sanat