İyi Bir Çevre Oluşturmak İçin Ne Yapmalı?
İş hayatında başarının, sahip olunan çevreyle de ilişkili olduğu söylenir. Güçlü bir çevre, terfi ederken, daha iyi bir iş ararken, bir soruna çözüm bulmaya çalışırken ve daha birçok konuda faydalı olabilir. Farklı meslek gruplarından kişiler tanımak, onlarla düzenli iletişim kurmanın, sosyal hayata da zenginlik kattığı bir gerçek. İletişim kurma ve çevre oluşturma (networking) konusunda yanlış algılardan biri, bu işin sadece başkalarından fayda sağladığı yönünde. Oysa işin püf noktası, almaktan önce vermeye odaklanmak ya da yardım beklemektense yardım teklif etmek. “İş hayatı sadece finansal sermaye ile dönmez. Güçlü bir sosyal sermaye de gerekir” diyen yönetim konularında uzman Çiler Yıldız, sosyal sermayenin kurulan bağlantılarla ölçüldüğünü söylüyor. İşte çevrenizi genişletmenin incelikleri: 1-Hemen başlayın Bu iş zaman ister. Çevrenizdekilerle uzun sürecek sağlıklı bağlantılar kurun. İşe, en yakınlardan başlayın. (Aile, yakın arkadaş, akrabalar). 2-Tanışmak istediğiniz kişileri belirleyin Onlarla nerede, nasıl tanışabileceğinizi araştırın ve planlı bir şekilde orada olun. 3-Kaliteli sohbet etmeyi öğrenin Kendinizle ilgili hikaye anlatın. Dijital gazete yöntemini kullanın. Tıklanacak kadar ilgi çekici misiniz? Gündem hakkında da bilginiz var mı? 4-Mutlaka kartınız olsun Bir işe başlamadıysanız bile tanıştıktan sonra bırakacak kartvizitiniz olmalı. Mesleğiniz veya bitirdiğiniz bölümü yazıp bastırabilirsiniz. 5-Toplantılara hazırlanın Nerede, kimler katılıyor, kim davet etti, ne giymeli, kimlerle tanışmak istiyorsunuz, tanıdıklardan kim var, öğrenin. Konu açıcı espri ve hikaye toplayın. 6-İlkyardım çantanızı hazırlayın İki kartvizitlik (Alacağınız kartları sizinkilerden farklı yerde saklayın), kalem, not defteri, nefesiniz için nane şekeri, toplantı yerinin adres-park bilgisi, gülüşünüz, merakınız, espri yeteneğiniz. 7-Karşınızdakini dinleyin Sürekli konuşan siz olmayın. 8-Sürekli aynı kişi ve grupla olmayın Bir toplantıda mutlaka yeni birileriyle tanışmak için çaba harcayın. 9-Bağlantılarınızdan kopmayın Mesela öğretim görevlileriyle, sınıf arkadaşlarınızla iletişimi kaybetmeyin. Yıllar sonra onların, hayatınıza zenginlik katacağını göreceksiniz. 10-Sürdürmenin bir yolunu bulun Sadece tanışmış olmak, ilişkide olduğunuz anlamına gelmez. Onu takip edin, teşekkür notu gönderin, onun için yapabileceğiniz herhangi bir şey varsa yapmaktan çekinmeyin. 11-Aktif olun Profesyonel organizasyonlarda görev alın. 12-Kişisel web sitenizi kurun İlgi duyduğunuz alanlarda fikirlerinizi paylaşın. 13-Kişisel markanızı oluşturun Başkalarının sizi tavsiye etmesini hedefleyin. İyi olduğunuz alanı nasıl faydaya dönüştürürsünüz? Bunu doğru kişilerin bilmesini nasıl sağlarsınız? 14-Ayda en az (listenizde yer alan) 2 kişiyle tanışın Ve onlar için neler yapabileceğinizi sorun. 15-Çeşitliliğe önem verin Kişi sayısından çok, farklı kişilerin olmasına dikkat edin.
Her Ebeveynin Mutlaka Çekmesi Gereken 32 Bebek Fotoğrafı
Cep telefonlarının, dijital kameraların yaygınlaşması ile artık hayatımızın her anında fotoğraf var. Hele yeni doğmuş bebeğiniz varsa her anını fotoğraflamak istersiniz. Bu çok normal, peki olmazsa olmaz pozların farkında mısınız? İşte her ebeveynin mutlaka çekmesi gereken 32 bebek pozu.
Birlikte Program Yapacaklar
Okan Bayülgen Cübbeli Ahmet Hoca'yı evinde ziyâret etti. Okan Bayülgen ile Cübbeli Ahmet Hoca'nın bu fotoğrafı büyük yankı uyandırdı. Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'yü evinde ziyaret eden Bayülgen'in Cübbeli'yle çektirdiği fotoğrafın perde arkası var. Okan Bayülgen, Cübbeli Ahmet Hoca ile program yapacağını geçtiğimiz günlerde açıklamıştı. Proje ajamasında olan programın Habertürk ekranlarında yayınlanacağını açıklayan Bayülgen, 'Çok temel bir ihtiyaç var. Kur'an-ı Kerim'de ne anlatılıyor? Ben Türkçesini okuyacağım, o orjinalini okuyacak. Her ayetin içeriği konusunda sohbetler olacak.' demişti. Cumhuriyet
Shakira’dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Kolombiyalı ünlü şarkıcı Shakira (37), Rio de Janerio’da gerçekleşecek 2014 FIFA Dünya Kupası için “La La La” isimli bir şarkı hazırladı.Şarkıcının “Dare” isimli şarkısından Dünya Kupası için uyarlanan “La La La” şarkısının sözleri yine Shakira’ya ait. Ünlü popçu şarkıyla ilgili olarak, “Çok neşeli bir Brezilya şarkısı. Şarkı sözleri kişisel ve Dünya Kupası versiyonunu da çoktan kaydettim” açıklamasında bulundu. Şarkının son kısmında ise Shakira’ya oğlu Milan eşlik ediyor. Shakira 2010 yılında da 2010 FIFA Dünya Kupası için yaptığı “Waka Waka” şarkısıyla büyük beğeni toplamıştı.
Reklam
Ünlü Buluşların Patent Ofisine Gönderilen İlk Çizimleri
Eğer bazı şeylerin nasıl yapıldığını merak ediyorsanız bu galeri tam size göre. Blueprint, tasarımların üretimine başlanmadan önce detaylı olarak anlatıldığı çizimlerdir. Teknik resme çok benziyor fakat ''blueprint'' genellikle patent almak amacıyla kullanılıyor. Oliver Gal Artist Co. tarafından yayınlanan bu harika çizimler sizlerle...
Reklam
Türkçe Rap'te 10 Özel İsim
İşte Türkçe sözlü rap müzik dinlemek isteyip pek de piyasaya hakim olmayanlar için özgün ve seçkin 10 MC!
Reklam
Genç Yaşta Hayatını Kaybeden 20 Ünlü İsim
etiket
(20 şubat 1967 - 5 nisan 1994)8 nisan 1994‘te kurt’un cesedi, seattle'daki evinin garajının üzerindeki odada , alarm sistemi yerleştirmek için gelen bir elektrikçi tarafından bulundu. kotunu, gömleğini ve ayakkablılarını giymiş olan kurt, göğsünün üzerinde bir pompalı tüfek ile sırt üstü uzanmış durumdaydı. tek bir kurşun ile suratını dağıtmıştı. cesedin yanında birtakım kişisel eşyalarla birlikte bir de intihar mektubu bulundu. intihar olgusuna cobain ailesinin geçmişinde çok sık rastlanılmaktadır. burle cobain adında bir akraba, kendini karnından vuruyor, bundan beş yıl sonra da burle’in kardeşi kenneth kafasına sıktığı tek kurşunla ölüyordu. aslında bu tür ölüm aberdeen'da oldukça yaygındı.
Reklam
Steve Cutts Filmleri
Yazımıza Steve Cutts kimdir? sorusuna oluşturduğu inanılmaz kısa çizgi animasyon filmleri izlemeden önce cevaplamak isteriz. Londra'da yaşayan İngiliz animasyon uzmanı, çizim ve heykeltraş uzmanı bir artisttir. Dünya genelinde tanıyanı milyonları bulmamasına rağmen, mükemmel işler çıkardığından dolayı, bu mükemmel çizgi animasyon filmleri sizlere tanıtmayı düşündük. Özellikle de konularını oluşturduğu temalar bakımında inanılmaz işler ortaya çıkaran Steve, sizlerinde çok hoşuna gidecek eğlenceli bir animasyon filmi hazırlamış. Gelin hep beraber bu muhteşem kısa videolara beraber göz atalım. Beğeneceğinizi umarak, iyi seyirler diliyoruz. Yüzyıllardır yeryüzünde yaşayan insanların akıllarında hep bir soru işareti var. Bunlardan en başta gelenlerden bir tanesi de dünya nasıl olurda bu hale gelir?, ekolojik dengenin bozulması, global ısınma, elektromanyetik alanlar, radyasyon, betonlaşan yeşil alanlar ile birlikte dünyamız içinde yaşadığımız bir çöplük haline gelmiştir. Bunun da tek bir nedeni var, o da insan! Kime sorsanız, 'ben en idealim, benden iyisi yok' der. Halbuki yaşam koşullarına bir baksanız, aslında en büyük silahların başında gelirler. Burada izleyeceğiniz, ingilizcesi Man olan, Türkçe ise insanoğlu anlamına gelen video ile sizlere kısa film – çizgi animasyon adı altında, ne kadar uzunca zamandan beri gelen yanlışları anlatacaktır. Gerçekçi animasyonlar, hergün rastlayabileceğiniz cinsten değillerdir. Tabikide isterseniz Simon's cat videolarına da göz atabilirsiniz. Şimdi gelin hep beraber Man çizgi animasyon filmleri videosuna bir bakalım. Steve Cutts'ın resmi sitesinden (doğa konulu çizgifilmler – doğasal çizgifilm) diğer kısa animasyon filmlerini seyredebilirsiniz. Bu başarılı ve iyi işler çıkaran animasyon sanatçısını tanıtmaktan büyük mutluluk duyarız. Ayrıca In The Fall ve Shoreditch of the Dead diğer popüler videolardandır. Tamamen ücretsiz olarak izlemek mümkündür. After Effects ile hazırlanan bu çizgi animasyonları beğeneceğinizden eminiz. Eğer siz de çevrenizdekilerle animasyon çizgifilm olan Man yazısını paylaşmak istiyorsanız, yapmanız gereken sadece alttaki sosyal butonları kullanıp, sosyal medya duvarınızda yer vermektir. Bir sonraki enteresan video ile karşınızda olacağız. Philodox.Net üzerinden bizi takip edebilirsiniz.
Reklam
Android Versiyonları Ve Android Hakkında Bilmeniz Gerekenler Burada!
Android versiyonları hakkında bilgilendirmelerde bulunmadan önce hatırlatmada fayda var. Kesinlikle Android işletim sistemi ile Android robotları karıştırmayınız. Bu yazımızda anlatacaklarımız tamamen Android işletim sistemlerini ve android versiyonları ile ilgilidir. Genel olarak baktığımızda Android Inc. şirketinin ilk zamanlarda geliştirdiği daha sonraları 2005 yılında Google tarafından satın alındıktan sonra büyük ivme kazanmış dokunmatik ekranlı taşınabilir bilgisayar, telefon ve tablet pazarının büyük bir bölümünü ele geçiren Linux üzerinde geliştirilen bir işletim sistemidir. Yaklaşık 3 yıllık yoğun bir gelişimin sonrasında 2008 yılının kasım ayında ilk android telefon satışa sunulmuştur. Diğer rakiplerine nazaran en büyük silahı açık kaynak kodlu (open source) olmasıdır. Google bunları Apache lisansı altında yayınlamaktadır. Bu açık kaynak kodu sayesinde işletim sistemi de dahil olmak üzere tüm programlamaları yeniden yapılandırmaya, düzenlemeye ve hatta tamamen oluşturulmasına olanak sağlar.Bundan dolayıdır ki, android bazlı çalışan cihazlar için dünyanın her bir köşesinde android programlama (android program yazma) grupları hergün yüzlerce yeni programı (apps) bizlere kazandırmaktadırlar. Sadece 2012 kasım ayında 700.000 programa sahip olan Google Play market, 25 milyar indirmeyle daha uzun yıllar zirvede kalmayı sürdürecek gibi görünmektedir. Dünyanın en büyük taşınabilir ve dokunmatik cihaz işletim sistemi pazarını elinde tutan Google Android, birçok ucuza mal edilen cihazlarında işletim sistemi olmayı başarmıştır. Örneğin Samsung Galaxy SIV android işletim sistemi ile çalışırken, 50 dolara satın alınan Çin malı bir telefonda da Android sistemini görebilmeniz mümkün olabilmektedir. Hatta bu sistem günümüzün akıllı teknolojik ürünlerinin ve android versiyonları uyumlu hale getirilmesiyle birlikte televizyon, oyun konsolları ve hatta dijital kameralarda bile kullanılmaktadır. Android, Inc. Palo Alto, Andy Rubin, Rich Miner, Chris White tarafından 2003 yılında kurulmuştur. Symbian, windows mobile ve Apple iphone cihazlarının en revanşta olduğu dönemlerde, daha hızlı, daha akıllı ve daha düzenli bir işletim sistemi yapılmaya karar verilmişti. Ancak çıkış yolu bulunamadığı için şirket dar boğaza girmişti. En sonunda 17 ağustos 2005 yılında Google tarafından satın alınıp, Rubin, Miner ve White gibi kilit adamları yönetici konumuna getirmişlerdir. Rubin 'Linux Kernel' ile ilk mobil platformu çalıştırmayı başarmış, artık üretime geçilmesi için düğmeye basılmıştı. 2006 yılında BBC ve Wall Street Journal'ın verdikleri haberlerle artık yeni bir işletim sisteminin geleceği tüm dünyaya duyurulmuştu.2007 yılında ilk olarak HTC ve Samsung şirketleri hedef olarak Android telefonları kendilerine hedef alıp, ilk anlaşmaları yapmışlardı.Dünyanın ilk Android ile çalışan mobil telefonunu HTC Dream adı altında 22 kasım 2008 tarihinde kullanıcılarıyla buluşmuştur. Sizler için hazırladığımız dünya geneli en iyi mobil işletim sistemi sıralamasına da bu yazımızda yer veriyoruz. Alttaki grafikte kullanım ve kapladığı pazar alanına göre tüm dünya baz olarak sırala yapılmıştır. Veri son bir yılı kapsamaktadır. 2012-2013 Nisan ayları arası için geçerlidir. Grafiktende anlaşılacağı gibi Android, iOS ve 40 Serisi mobil cihazlar en iyi 3 mobil işletim sistemi konumundadırlar.Grafiği büyütmek için üzerine tıklamanız gerekmektedir. Kısa da olsa Android işletim sistemi tarihçesine ve android versiyonları ile ilgili bilgilere göz attık. Diğer yazılarımızda bu konuyu daha da özelleştirip, detaylı incelemelerde de bulunmaya çalışacağız. Terminolojik kavramları, örneğin: API nedir?, Android root ne demektir?, Android işletim sistemi nasıl yüklenir? gibi sorularada hep beraber değineceğiz. Yazımızı beğendiyseniz, hemen alt tarafta bulunan sosyal medya butonları yardımıyla yazıyı paylaşabilir, ücretsiz üye olduktan hemen sonrada konuya yorum yazabilirsiniz. Android versiyonları yazımızda olduğu gibi diğer teknoloji konularımızda da bizi takip etmeyi unutmayınız! Philodox.Net sitesinden ayrılmayın! Bu arada 2014 yılı içersinde artık Android Key Lime Pie 5.0 ile de bulaşabileceğimizin haberlerini de almaya başladık.
‘Hiçbir İktidarın Dili Olamayız’
Ekranların Behzat Ç’si Erdal Beşikçioğlu, bugünlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile İstanbul’da. Oyundan sonra, merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri önüne atılıyor: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bir adamsın ya!’Üsküdar Stüdyo Sahne, oyunu bekleyen insanlarla tıklım tıklım. Bazıları şanslı. Satışa sunulduğunda dakikalar içinde tükenen biletlerden alabilmiş. 2008’den beri bu böyle. Diğerleri bir ihtimal, sahnede boş yer kalmasını dileyerek bekliyor. Onların sayısı da hiç az değil.Oyun başlıyor. Yaklaşık 1.5 saatlik, tek perdelik, tek kişilik bir oyun. Tiyatro sanatçısının enstrümanı bedenidir derler. Sahnedeki oyuncu bu ifadenin saf karşılığı. Hareketli vincin üzerinde, Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” eserini, alın teri sahneye yağarken, tek an soluğu kesilmeden oynuyor.Kalabalık da nefesini tutmuş, 7. sınıf memur Poprişçin’i sistemin nasıl delirttiğini izliyor. Oyun bitince alkış kıyamet.Ama aradan yarım saat geçmesine rağmen kimsenin Stüdyo Sahne’den ayrılacağı yok. Sanatçının yanlarına gelmesini bekliyorlar. Alkışlamak yetmemiş, bir kez de yüz yüze teşekkür etme hevesindeler.Merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri, sanatçının önüne atılıyor. Hayranlık ve içtenlikle “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bi adamsın ya!” diyor.Gence gülümseyip göz kırpan o abi, Erdal Beşikçioğlu. Bu kez Behzat Ç. değil, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun turnedeki oyuncusu olarak seyircilerin arasında.Tüm bunlar olup biterken, kapıda, Devlet Tiyatroları’nı lağvedecek, hükümetin Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı imza kampanyası var.‘Sistem değişmediği sürece…’‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ klasik bir eser. Ama bugünleri de çok iyi anlatıyor değil mi?Sistemler değişmediği sürece dertler de değişmiyor. Dertler değişmediği zaman, bilmem kaç tarihinde yazılmış bir oyunun bugünde karşılığını bulabiliyorsunuz. Zaten edebiyat böyle bir şey. Şimdi bir de yaşadığımız hikâyeyle, Gogol’ün anlattığı hikâye arasında paralellik kurulunca...‘Gençler sorguluyor’Aslında metaforlarla yüklü ağır bir hiciv. Oyuna gençlerin ilgisi de muazzam. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?Gençler her şeyi araştırıyor, sorguluyor. İnternet, kitabın yerini almış durumda, okumaya ön ayak oluyor. Biz biraz daha romantik insanlar olduğumuz için, elimizdeki kitapla, onun yazarı tarafından var edilip elle tutulur bir hale geldikten sonraki durumuyla ilgileniyoruz.Ama gençler bilgi açlığına düştükleri için, neredeyse bütün dünyadaki bilgileri emiyorlar. Biz onların yaşlarındayken tek kanal televizyonumuz vardı, üzerinde dantel örtülü. Onlar ceplerindeki telefonlarla her şeye ulaşabiliyorlar. Her ne kadar engellenmeye çalışılsa da bir yolu bulunup o bilgiye ulaşıyor.‘Senaryo inandırıcı değil’Engel demişken, konu mecburen internet yasaklarına geliyor…Başbakan “Bundan 10 yıl önce SSK’de kuyruktaydınız” diyor. 10 yıl önce benim 226 KB’lik bir bilgisayarım vardı. Şimdi dünya bambaşka bir teknolojiye ulaştı. Devletin işletilmesine talip olan bir iktidarın zaten bu değişimin gereğini yapması gerekiyor. Bu çok normal, yapmazsa ayıp.Ama bunun yanında Twitter’ı kapatmaya çalışıyor. Bu hareket çok gülünç. Bir de diyorlar ki yargı gereği kapatmak zorunda kaldık. Böyle bir bahane olabilir mi?Bu senaryoyu kimse beğenmiyor. İnandırıcı bulmuyor. İnandırıcı bulmayınca da bu filmin gişesi olmaz.‘Tedavi görmeli…’Geçende Türk Tabipleri Birliği, Başbakan’ın ruh sağlığından endişe duyduğunu açıkladı. Siz 6 yıla yakın zamandır, sahnede “deli”yi canlandıran biri olarak, nasıl buluyorsunuz ruh halini?3 yıl boyunca Behzat Ç. gibi bir karakteri canlandırdım. 3 yıl boyunca sabahtan gece yarılarına kadar bir rolle beraber yaşamak zorunda kaldım. Her şeyi aynı şekilde kodladığınızda, bir süre sonra kendinizi öyle zannetmeye başlıyorsunuz. Bu büyük bir hastalıktır.On yıllık bir iktidar süresince, hikâyenin böyle geliştiğini düşünürsek, birtakım ruhsal değişiklikler çok normaldir. O da insan. Ama bunun kişi tarafından fark edilip tedavisinin yapılması gerekiyor.Bazen insanlar devlet işletmesine geldiklerini unutabilir. Bunun hatırlatılması gerekiyor. Devlet başka bir şey. Onun işletmesine gelen siyasi iktidarlar başka.Hizmeti görmezden gelmek…Yıllardır biletleri yok satan bir oyunun kahramanı, bir devlet sanatçısı olarak, TÜSAK tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?TÜSAK büyük bir saçmalık. İngiltere sistemi diyorlar, ama dünyada en fazla DVD’nin satıldığı ülke İngiltere’dir. Eğitim seviyesi o kadar yukarıda ki. Ben Diyarbakır’da mecburi görevimi yaptığım zaman, Güneydoğu’daki kasabalara, köylere gidiyorduk. Sahneleri yoktu, yemekhanelerde masaları yan yana koyup sahne haline getiriyorduk. Şimdi sistem böyleyken, Devlet Tiyatroları’nın yaptığı hizmeti görmezden gelmek korkunç. Bir de aranızda çalışmayan adamlar var diyorlar.‘TÜSAK büyük bir yalan’‘Bankamatik sanatçıları’ söylemi...Evet, ama o bankamatik sanatçılarını biz yaratmadık. Devlet Tiyatroları kurulduğundan bugüne kadarki hükümetlerin kayırmalarıyla gelen birtakım arkadaşlar eğer oradaysa, bu kurumun problemi değildir. Siyasi iktidar Devlet Tiyatrosu’nun üzerinde hâkimiyet kurduğu sürece bankamatik sanatçıları maalesef oluşacaktır.Siz siyasi iktidarlar olarak elinizi ayağınızı çekeceksiniz ki biz kendi kıstasımızda, kendi entelektüel seviyemizdeki insanlarla beraber sorunlarımızı çözelim.Bir kere olsun tiyatroya gelmemiş bir insanın tiyatronun sıkıntılarını bilmesi mümkün değildir. O yüzden TÜSAK büyük bir yalan, kandırmaca ve umarım bu konuda halk desteğini bizden esirgemez.Sadece bizim için değil, Shakespeare çok önemli bir laf söylemiş: “Bir tek bilgili dost bilgisiz bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.” Halkın desteği bunun için gerekli. Güneydoğu için, Doğu Karadeniz için, İç Anadolu için... En azından herkese soru sormasını öğretebilmemiz için gerekli.‘İçeride de oynarım…’İşin bir de repertuvar boyutu var. Malum, genel ahlak kriteri vb. Diyelim “Bir Delinin Hatıra Defteri” uygun bulunmadı, ne yaparsınız?Bedenim kaldırabildiği ölçüde, kendi imkânlarımızla oynarız. Yasaklarlar, ben yine oynamaya devam ederim. Suç işledin derlerse içeride de oynarım. Çünkü benim başka derdim yok.Bir kavram kargaşası var. Bunu yaratan da hükümetin lideri. Sanatçının tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Değersizleştirmeye çalıştığı ölçüde hepimizi aynı kefenin içine koyuyor. Bizi niye basitleştiriyorsun? Niye değersizleştiriyorsun? Öyle kolay yetişen insanlar değiliz biz.Geçenlerde çok üzüldüm. Bunları söylediğimiz için ateist olduk biz. Benim nüfus kâğıdımda İslam yazıyor kardeşim! O değerlendirdiğin kitle içindeyim, ama ateist değilim. Bir başbakana bunun için dava açabilir miyim diye çok düşündüm. Belki şimdi burada söylemek bile yeterli: Ben ateist değilim. O senin söylediğin standartlardayım, nüfus kâğıdımda da İslam yazıyor.‘Tiyatroda ısınalım…’Devlet sanatçıları, özel tiyatrolardakiler gibi, kendini halka teslim edemez mi? Bu da bir alternatif olamaz mı?Oyuncular iyiyse tabii ki seyirciyle buluşmaya devam edecekler. Ama bizim amacımız seyircilere 50 lira karşılığında bu işi sunmak değil. Bizim amacımız 5 liraya, 10 liraya sunmak. Kısıtlı bütçesi olan bir insanın evde yakacak odunu yoksa bu gece tiyatroda ısınalım diyebilmesini sağlamak.İkinci Dünya Savaşı sırasında bu yapıldı zaten. Almanya bombalanırken Alman tiyatroları doluydu. Toplu halde ısınabildikleri için... Kalben, ruhen, zihnen ısınmak manasında da söylüyorum bunu.‘Mesleğim gereği…’ Bir tarafta TÜSAK tartışması varken, Ankara’daki Devlet Tiyatroları arazisindeki talan yaşandı. Siz oradaki manzarayı gördünüz, manzara nasıldı?O olay çok korkunç. Bir devlet kurumunun özel bir şirkete karşı yalnız bırakılması korkunç. Teamüllere aykırı. Biz devletin kurumuyuz ve devlet ayakta kaldığı sürece biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmakla mükellefiz.Biz hiçbir siyasi iktidarın dili ya da söylemi olamayız. Ben buna inanıyorum, bu inancımı da insan gibi sonuna kadar söylemeye, anlatmaya çalışacağım. Çünkü benim mesleğim bunu gerektiriyor.‘Baba, ben bu ülkeden…’Erdal Beşikçioğlu’yla sohbet ederken, “Geçen gün çok önemli bir şey oldu” diyerek anlatmaya başlıyor. O çok önemli şey, Berkin Elvan’ın ölümünün ardından, 13 yaşındaki kızının eve gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” demesi.Sonrasını yine ondan dinleyelim:Kızımla 3 yaşından beri Anıtkabir’e gideriz. Orada olmak, o hikâyeleri anlatmak, Cumhuriyetin ne manaya geldiğini anlatmak...Bütün gelişim sürecinde böyle bir ortamda büyümüş bir genç kız adayı okuldan gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Neden kızım diye sorduğumda yanıtı “Bu ülkenin başbakanı çocukları öldürüyor” oldu.Bu noktadan sonra beni ilgilendiren ne ayakkabı kutusu, ne yolsuzluklar, ne başka bir şey. 13 yaşında bir kız çocuğu, kalbiyle, ruhuyla hareket edip hayatı sorgulamaya başladığında böyle bir örnekle karşılaşıyor. Bu reva mıdır?Bir çocuk ölmüş. Allah rahmet eylesin demek çok mu zor? Bir ölümü siyasi rant haline getirmek bu kadar basit mi?Benim ailemin içine böyle hastalıklı bir düşünce düşmüşse o zaman ben bir baba olarak sorgulamaya başlarım. Bunu yapmaya bu devlette yaşayan hiç kimsenin hakkı yok. Başbakan’ın bile.Aslı Uluşahin / Cumhuriyet
Tavuk Görünümlü Dinozor Keşfedildi
ABD'de yapılan kazılar, yeni bir dinozor türünün keşfedilmesiyle sonuçlandı. Boyu üç metreyi aşan dinozora, tavuğa benzeyen görünümü sebebiyle 'cehennemden gelen tavuk' lakabı kondu.T.rex ile aynı dönemde yaşayan yeni bir dinozor türü ortaya çıkarıldı. Fosilleri üzerindeki analizler tamamlanan ve görünümüyle dev bir tavuğu andıran Anzu wyliei, 'cehennemden gelen tavuk' lakabını aldı. Boyu 3.5 metreye kadar ulaşan ve çok sivri pençelere sahip olan Anzu wyliei, tavuk benzeri bir kafa yapısına ve muhtemelen tüylere sahipti. Antik dinozorun fosili üzerinde araştırma yapan Utah Üniversitesi'nden Emma Schachner, 'Çok büyük bir avcıydı. Yaklaşık 225 kilo ağırlığında ve 3 metrenin üzerinde boyu vardı. Böyle bir dinozorla karşılaşmak korkutucu olduğu kadar tuhaf da olurdu' ifadesini kullandı.Carneige Doğal Tarih Müzesi'nden Matt Lamanna, 'cehennemden gelen tavuk' lakabının Anzu Wyliei için oldukça uygun bulduklarını belirtti. Lamanna, fosilin Hell Creek (Cehennem Çayı) bölgesinde bulunmasının da adına katkıda bulunduğunu belirtti. Anzu adı Mezapotamya mitolojisinde kuş benzeri bir şeytanı temsil ederken, Wyliei, Carnegie Pittsburgh Müzesi yöneticilerinden birinin dinozor meraklısı torunundan esinlenerek seçildi. Kemiklerinde kırık tespit edildi Schachner, Anzu Wyliei'nin oviraptor türünün ilk üyelerinden biri olduğunu belirtti. Geçmişi 88 milyon yıl öncesine kadar uzanan Oviraptor'lar, 65 milyon yıl önce Dünya'ya düşen ve dinozorların sonunu getiren meteor çarpması sonucu yok oldu. Araştırmacılar, cehennem tavuğunun ağırlıklı olarak bitkilerle beslendiğini, ayrıca küçük hayvanlar ile bu hayvanların yumurtalarını yediğini düşünüyor. Schachner, fosillerin patolojik deliller sunduğuna dikkat çekerek, fosillerden iki tanesinin biri kaburga ve diğeri ayak kemiği olmak üzere iyileşmiş kırıklara sahip olduğu bilgisini verdi. Anzu Wyliei'nin Kuzey Amerika'da bulunan en büyük oviraptor olduğunu da belirten Schachner, dinozorun tepeli devekuşu gibi kafasında boynuza benzeyen bir ibik bulundurduğunu belirtti. Anzu Wyliei'nin, genel özellikleri bir araya getirildiğinde tavuk benzeri ve tepeli devekuşu gibi uçamayan bir dinozor olduğu ifade edildi. Kaynak: PLOS One
Reklam