iPhone Uygulamalarını Kapatmak Pil Ömrünü Artırmıyor
iPhone veya iPad'inizde pil ömrünüzü uzatmak için bunu yapıyorsanız, bizce vazgeçin. iPhone'ların pili hızlı tükendiğinde arka plandaki uygulamaları kapatmanın bu sorunu çözeceği düşünülür. Bu yol, bilgisayarlar için doğru olsa da iOS'lu cihazlarda durum biraz farklı. iPhone'da 'arka planda' duran uygulamaları kapatmanız, pil ömrünü uzatmadığı gibi kısaltabilir de. Bunun nedeni, bir uygulamayı kapattığınızda onu RAM'den kaldırıyor olmanız. Yapmak istediğiniz tam da bu olabilir, ancak uygulamayı RAM'den kaldırmanız, onu tekrar açtığınızda telefonunuza daha çok yük bindirecektir. Dahası cihazınız daha fazla belleğe ihtiyaç duyduğunda arka plan uygulamalarını zaten otomatik olarak kapatır.Önemli olan nokta, iOS'un aslında gerçek anlamda çoklu görev yapmadığı: Arka planda çalıştığını düşündüğünüz uygulamalar, aslında dondurularak bekletilir ve işlemciyi kullanmazlar. 'Arka planda uygulama yenileme' ('Background App Refresh') işlevini etkin hale getirmediyseniz, müzik , konum hizmetleri, ses kaydı, VOIP aramaları (örnek: Skype) gibi işlevler dışındaki hiçbir işlem arka planda çalışmaz. Arka planda çalışan uygulamalar, pil simgesinin yanında kendi simgesini göstererek sizi bilgilendirecektir. Milliyet
Güneş Sistemi Dışındaki İlk Uydu
Gökbilimciler, bir dış gezegenin yörüngesinde yer alan ilk uyduyu keşfetmiş olabileceklerini duyurdu. İlk dış uydunun, Dünya'dan çok daha büyük bir gezegenin yörüngesinde olabileceği ifade edildi.Bilim insanları, Güneş Sistemi dışında başıboş gezinen veya küçük bir yıldızın yörüngesinde yer alıyor olabileceğini tahmin ettikleri yeni bir dış gezegenin izine rastladı. Dünya'dan yaklaşık 18 kat büyük olduğu düşünülen gezegenin yörüngesinde, bir tane kayalık uydu yer alıyor olabilir.Dış gezegenin keşfinde yerçekimsel hassas mercekleme yöntemini kullanan gökbilimciler, gezegenin yörüngesinde yer aldığına inanılan yıldızın önünden geçişini gözlemliyor. Bu süreçte gezegenin yerçekimsel alanı bükülüyor ve bir mercek görevi görerek yıldızdan gelen ışınları büyütüyor. Gökbilimciler bu yöntemle gezegenin arkasında bir yıldız olup olmadığını ve eğer bir yıldız ise yörüngesindeki gezegenlerin büyüklüğüne kadar birçok bilgi elde edebiliyor. Yeni Zelanda ve Avustralya'nın Tazmanya eyaletindeki teleskoplarla yapılan en son gözlemde, gökbilimciler tespit ettiklerine inandıkları gezegenin yörüngesinde, yüzde 0.05 katı kadar bir başka cismin izine rastladı. Araştırmacılar, keşfin kesin bir şekilde çözümlenebilmesi için yeni sistemin Dünya'dan uzaklığını bilmeleri gerektiğini belirtti. MOA-2011-BLG-262 adı verilen sistem, yıldızı olmayan bir gezegen ve uydusundan oluşuyorsa, Dünya'ya yakın olması ve gerekli mercek etkisini oluşturması için bir yıldız kadar büyük bir sistemi temsil etmesi gerekiyor. Farklı konumlarda iki teleskop gerekiyor Hassas mercekleme gözlemleri bir kez gerçekleştiği için MOA-2011-BLG-262 sisteminin sırrını hiçbir zaman çözemeyebileceklerini belirten araştırmacılar, gök cisimlerinin değişen konumlarını gözlemleyebilmek için iki farklı yerden gözlem yapmayı amaçlıyor. ABD'nin Notre Dame Üniversitesi'nden David Bennett, 'Dış uydu adayını bir daha gözlemleyemeyeceğiz. Ancak ileride yeni fırsatlarımız olacak' dedi. Gökbilimciker, ikisi de yerde bulunan veya biri uzayda, diğeri yerde konumlanan iki teleskopla gök cisimlerinin hareketlerini daha iyi takip etmeyi umuyor. Bugüne kadar 1700'den fazla dış gezegen tespit edilmiş olsa da, bir dış uydu izine hiç rastlanmadı. Japonya, Yeni Zelanda ve ABD tarafından yürütülen MOA (Astrofizikte Hassas Mercek Gözlemleri) ve PLANET programları kapsamındaki en son araştırma, Astrophysical Journal dergisinde yer aldı. Kaynak: Space.com
Biz Ayrılamayız!
Yapışık İkizler (Biz ayrılamayız!) Biz ayrılamayız!Shivanath ve Shivram Sahu adlı ikizler bellerinden yapışık olarak dünyaya geldi.Hintli ikizler ancak iki bacağı ve dört kolu kullanarak yürüyebiliyor. Shivanath ve Shivram kardeşler dünyaya geldiklerinde köyde herkes onların kutsal olduklarına inandı. Kutsal ruhun reenkarnasyonu olduğuna inanılan ikizlere adak adayanlar bile var. HALLERİNDEN MEMNUNLAR Geçtiğimiz günlere 12 yaşına basan ikizler bütün zorluklarına rağmen kesinlikle ayrılmayı istemiyor. Kardeşlerden Shivram;' Biz kesinlikle ayrılmayı düşünmüyoruz. Hayatımızın sonuna kadar yapışık olarak kalmak istiyoruz. Biz nasılsak öyle yaşamak istiyoruz.' dedi.
Dikkat Şahan Çıkabilir'deki 21 Karakter
Şahan Gökbakar'ın televizyon ekranlarında yeni yeni görünmeye başladığı dönemlere gidiyoruz. 2005 ve 2006 yıllarında Şahan Gökbakar'ın hazırlayıp sunduğu ve sağlam bir izleyici kitlesine sahip olan TV programı Dikkat Şahan Çıkabilir'i masaya yatırıyoruz, sanırım bu yazdıklarımdan sonra birileri ''Şahan o kadar eskidi mi ya'' diye düşünebilir ama evet arkadaşlar ortamlarda sürekli geyiğini döndürdüğümüz program yayınlanalı neredeyse 10 yıl oluyor. Programda birbirinden farklı ve eğlenceli yaratılan karakterlere çoğumuz aşinayız zaten. Not: ''Şahan eskiden daha iyiydi yea'' geyiğine hiç bulaşmıyorum, bir dönem eğlenerek izlediğimiz bu karakterleri sizlere hatırlatmak istedim sadece.
Reklam
Türk Mühendislerden Büyük Keşif
Hacettepe Teknokentinde faaliyet gösteren Türk mühendisler, kara, deniz ve hava araçlarına radara yakalanmama özelliği kazandıran özel bir teknoloji geliştirdi. Anti-radar özellikli kumaş, sabit ve hareket halindeki tankların ve zırhlı araçların radar ve termal kameralara yakalanmamasını sağlıyor. Mühendislerin geliştirdiği insansız hava araçlarının gövdelerine uygulandığında anti-radar özelliği kazandıran kompozit malzeme de dünyada ilk  olma özelliği taşıyor.  Hacettepe Teknokentinde faaliyet gösteren Türk savunma sanayi  şirketlerinden TDU Teknoloji Genel Müdürü Ümit Öztürk, 10 yıldır radarda görünmezlik teknolojileri üzerine çalıştıklarını  belirterek, son iki yılda da KOSGEB desteğiyle anti-radar özellikli 'gizleme ağı'  prototiplerini başarıyla geliştirdiklerini bildirdi.  RADARDA GÖRÜNMEZLİK SAĞLIYOR   Geliştirdikleri teknolojinin iki ayrı ürün şeklinde ortaya çıktığını  ifade eden Öztürk, bunlardan birinin radarda görünmezlik sağlayan kumaş yapılar,   diğerinin ise radara yakalanmayan kompozit malzeme olduğunu belirtti.  Kumaş yapıların anti-radar özellikli 'gizleme ağı' olarak bilinen bir  yapı olduğunu anlatan Öztürk, ürünün 'görsel', 'ayar', 'termal' ve 'anti-radar'  özelliklerine sahip olduğunu kaydetti. Dünyada bu kumaşların anti-radar özelliğini sağlayabilen ülkelerin  İsrail ve ABD olduğuna işaret eden Öztürk, 'Dünya pazarını ellerinde bulunduran  bu ülkelerin ardından Türkiye de anti-radar özellikli kumaşları yapabilen üçüncü  ülke oldu' dedi.  Öztürk, anti-radar özellikli kumaşların özel gemoteriye sahip iplikler  kullanılarak yapılan örgü desenlerinin nanoteknoloji temelli olduğunu belirterek,  şöyle devam etti: 'Ürünümüzü farklı renk ve desenlerde basabiliyoruz. Çöl rengi, orman  yeşili ve bozkır iklimi için özel renklerde üretebiliyoruz. Ürün dayanıklı  malzemeden üretildi. Kumaş, sabit duran tankların ve zırhlı araçların üzerine  örtüldüğünde anti-radar ve anti-termal özellik kazandırıyor. Ayrıca mobil  kamuflaj sistemini de geliştirerek, tank ve diğer zırhlı araçların hareket  halindeyken de radar ve termal kameralara yakalanmamasını sağladık.  TÜBİTAK'TA TEST EDİLDİ TÜBİTAK'ta yaptırılan testlerde özellikle anti-radar özellik için  gerekli değerlerin çok üzerinde radar soğurma değerlerinin elde edilmesi  başarımızı pekiştirdi. Ürün yüzde yüz yerli imkanlar ve yerli mühendisler  tarafından geliştirildi.'  GÖRÜNMEZ UÇAKLAR YAPILACAK Ümit Öztürk, ikinci ürünleri olan anti-radar özellikli kompozit  malzemenin ise dünyada bir ilk olduğunu belirtti. Bu malzemenin mevcut kullanımdaki anti-radar özellikteki boyalara karşı üstün özelliklerinin bulunduğuna işaret eden Öztürk, şöyle konuştu:  'Askeri araçlar, anti-radar özellik boya kullanılmadan bu malzemeyle  yapıldığında büyük avantaj katıyor. İnsansız hava araçlarının gövdelerinin normal  kompozit malzeme ile yapılıp üzerine anti-radar boya uygulaması dünyada  kullanılan geçerli yöntem iken, geliştirdiğimiz kompozitin kullanılması halinde  boya uygulamasının aracın ağırlığını artırması ve atmosferik şartlarda özelliğini  kaybetmesi gibi dezavantajları da ortadan kalkacak.'  Prototiplerini ürettikleri bu malzemelerin yerli savunma sanayine  ciddi katkı sağlayacağını vurgulayan Öztürk, yerli üretimle birlikte kara, hava  ve deniz platformlarının dünya pazarındaki rekabet gücünün de artacağını söyledi.  Bu malzemelerin yerli ürünlere uygulanması için SSM ve TUSAŞ yanında  diğer büyük savunma sanayi firmaları ile görüşmelerin devam ettiğini ifade eden  Öztürk, şunları kaydetti: 'Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece multispektral gizleme ağı  ihtiyacının yerli olarak giderilmesi halinde yüz milyon Dolardan fazla bir  bedelin yurt dışına çıkmasının engellenecek. Tamamen yerli imkanlarla üretilen  anti-radar özellikli kompozit malzemenin TAI yapımı ANKA insansız Hava aracında  kullanımının gerçekleşmesi durumunda ANKA rakipleri karşısında öne çıkacaktır.  Prototiplerini başarıyla hazırladığımız ürünlerimizin üretim iznini aldıktan  sonra yatırımcılarla birlikte seri üretime başlayacağız.'  Ümit Öztürk, anti-radar özellikli ürünlerini 24-28 Mart 2014  tarihlerinde Katar'da düzenlenen DIMDEX fuarında sergilendiğini ve büyük ilgi  gördüğünü sözlerine ekledi. cumhuriyet
Türkiye'nin 2014 Tanıtım Afişleri
Emrah Yücel'in önderliğindeki, çoğunluğu yurtdışında yaşayan reklamcılardan oluşan bir ekip 'Türkiye'nin markalaşması ve dünyadaki algılanışıyla ilgili bir kampanya hazırlamaya başladı.kaynak:http://gecce.com/
Reklam
"Hayalet" Anka'lar Geliyor
Sadece İsrail ve Amerika'nın ürettiği anti-radar özelliğine sahip boyalardan sonra, dünyada bir ilk olan anti-radar özellikli kompozit malzeme üretimi Hacettepe Teknokent'te faaliyet gösteren TDU firması tarafından gerçekleştirildi. Gövdelerinin kaplanacağı bu kompozit malzeme ile İHA'lar ve savaş gemileri radara yakalanmayacak. İlk olarak ANKA'ların görünmez olması için çalışmalar başladı. TSK'nın insansız hava araçları ve gemileri hayalet olmaya hazırlanıyor. Amerika ve İsrail'de uzun yıllardır kullanılan ve İsrail'in 25 ülkeye sattığı anti-radar özelliğine sahip boyalarına rakip olarak kompozit malzeme Hacettepe Teknokent'te üretildi. Yüzde 100 yerli imkanlarla üretilen bu kompozit malzeme ile İHA'ların ve savaş gemilerinin gövdeleri kaplanacak. Her türlü görsel, radar, kızılötesi ve termal izi azaltan bu kompozit ürün ile İHA'lar hayalet gibi görünmeyecek. Dünyada milyarlarca dolarlık pazarı bulunan görünmezlik ürünleri pazarına girecek olan firma yetkilisi Ümit Öztürk , kompozit ürünlerinin radar dalgalarını soğurarak radar kesitini azalttığını, gizleme ağının her durumda görsel, radar , kızılötesi ve termal izi azalttığını söyledi. Öztürk, radar kamuflaj teknolojisinin Türkiye dışında dünyada yalnız ABD ve İsrail'de bulunduğunu kaydetti. İlk hedef ANKA TSK'nın insansız hava aracı ANKA , hayalet olmaya hazırlanan ilk hava aracı oldu. Savunma Sanayi Müsteşarlığının önemli projelerinden olan ve İsrail Heronlarıyla denk görev yapacağı için TSK'nın terörle mücadelesinde kritik önem taşıyan milli insansız hava aracı ANKA'nın kompozit gövde ile kaplanması gündemde. Öztürk, milli insansız hava aracı ANKA'ya bu kaplamanın uygulanması için TUSAŞ yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını, ilk incelemenin ardından olumlu yanıt aldıklarını açıkladı. Ürün hakkında Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na da bilgi verdiklerini anlatan Öztürk, seri üretimin yapılması amacıyla fabrika kurma çalışmalarının da devam ettiğini aktardı. Performansları azalmayacak Ümit Öztürk , ' Amerika ve İsrail'de insansız hava araçları radara yakalanmamak için özel anti-radar boyalarla boyanıyor. Bu boyalar hava şartlarından kolay bir şekilde etkilendiği gibi boyalar gövdeye inanılmaz bir ağırlık veriyor. Türkiye'de üretilen bu kompozit gövdeler hem insansız hava araçlarının performansını etkilemeyecek kadar hafif hem de hava şartlarından etkilenmiyor. İsrail bu antiradar boyaları 25 ülkeye satıyor ' diye konuştu. Büşra Arslan - Sabah
Reklam
Aynasız Otomobil Devri mi Başlıyor?
‘Ayna’ların 103 yıllık hakimiyeti sarsılıyor. Elektrikli otomobil üreticisi Tesla ile ABD’deki otomotiv lobi grubu Otomobil Üreticileri İttifakı, otomobillerdeki yan aynaların kameralarla değiştirilmesi konusundaki girişimlerini artırdı. Bunun için Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi’ne bir dilekçe de veren ikili, yan aynaların 103 yıllık hakimiyetini tartışmalı hale getirdi. 1911 yılında ilk kez Amerikalı bir yarışçı tarafından kullanılan ve bu tarihten sonra motorlu araçların vazgeçilmez unsuru haline gelen aynaların kaldırılması ve bunların yerine yüksek çözünürlüklü kameralar yerleştirilmesi amacıyla 2012’den bu yana çalışmalar yürüten Tesla, “Model X” adını verdiği crossover konseptinde bunu kullanmış, ancak mevcut ürettiği modellerde standart aynalara yer vermeye devam etmişti. Volkswagen’in sınırlı sayıda üreteceği ve çok düşük yakıt tüketimiyle dikkat çeken XL-1’de de, yan aynalar yerine kameralar konulmuştu. VW’nin kamera sisteminde aracın arka bölümüne ait görüntüler, doğrudan kapıların içindeki ekranlardan izlenebiliyor. Yakıt tüketimini azaltacak iddiası Yan aynaların sadece kapılara monte edilebileceğini, bununla birlikte kameraların, aracın istenilen ve geniş görüş sağlayabilecek herhangi bir yerine konulabileceğine dikkat çeken Tesla, bununla birlikte kameraların daha küçük olması nedeniyle aracın aerodinamiğine olumlu katkı sağlayacağını savunuyor. Ancak gerek NHTSA gerekse de güvenlik uzmanları, “aynasız” araçların sürücüleri hata yapmaya zorlayabileceğini, nitekim tüm trafik eğitimlerinde “aynaların kontrol edilmesi” kuralının öğretildiğini, işe yaramaması durumunda pek çok şikayetin ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu tip teknolojilerin sürücüler tarafından hızlı bir şekilde kullanılamadığını da savunuyor.veteknoloji
Dünyanın En İyi 5 Süper Bilgisayarı
Günümüzde evde kullandığımız bilgisayarlar ile ilgili birbirimize söylediğimiz klasik cümle şudur: 'Abi bir çuval para verdim, o kadar hızlı olsun artık' ya da 'Crysis'i full çözünürlükte oynuyorum, ne kasıyor ne ısınıyor'. en zirvesi de '...senin bilgisayar da bi'şey mi? benimkinde photoshop, corel, browser açıkken hem müzik dinliyorum aynı anda da tam çözünürlükte oyun oynuyorum. Bir kere bile kasmadı...'Ancak bizim evde kullandığımız 'üstdüzey' bilgisayalar aşağıda sıralanan bilgisayarların boş kasası kadar olamaz maalesef. İşte size paha biçilemez dünyanın en iyi süper bilgisayarları.Not: Bu bilgisayarları kasabilecek oyun üretilmedi henüz çünkü tamamı merkezi programlama ve araştırma işlemleri için kullanılıyor ve tamamı Linux işletim sistemi kullanıyor...
Reklam
Beş Sinema Zincirine 'Film' Cezası!
Rusya’nın üçüncü en büyük şehri Novosibirsk’de beş sinema zinciri, Martin Scorsese’nin son filmi 'The Wolf of Wall Street' filmini gösterdiği için 68 bin Euro’luk para cezasına çarptırıldı. The Moscow Times gazetesinin haberine göre, bölgedeki narkotik birimine gelen şikayet sonucu ceza kararı çıktığı belirtildi. Medyatava
Reklam
Kalp Düğümü
Hayattaki duygusal bağımlılıklarımızın bizi nasıl etkilediği üzerine farklı bir oyun olan Kalp Düğümü, nisan ayı boyunca izlenebilir.Kabataş’taki küçük mekanlarında büyük bir hikâye anlatan CRAFT Tiyatro yeni oyunu Kalp Düğümü ile seyircinin karşısında. Melisa Sözen’in yürek burkan performansına minimalist bir dekor ve neon ışıklarının eşlik ettiği oyunda, bir arada durmaya çalışan bir anne ve iki kızının hayattaki bağımlılıkları anlatılıyor. İngiliz yazar David Eldridge’e ait oyunun çevirisi Okan Başar Bahar’a ait. Yönetmenliğini Çağ Çalışkur’un üstlendiği Kalp Düğümü’nün sahne önündeki ekibi İpek Bilgin, Ezgi Çelik, Erkan Köstendil, Melisa Doğu ve tüm hikâyenin etrafında döndüğü Lucy karakterini canlandıran Melisa Sözen’den oluşuyor. Oyunda, işinden kovulduktan sonra problemleri iyice artan, madde bağımlılığıyla mücadele eden Lucy (Melisa Sözen) karakterinin annesi ve ablasıyla tamir edilmesi olanaksız gibi görünen ilişkisi anlatılıyor. Lucy kaçtıkça, geçmiş onun peşinden gidiyor. Aslında başarılı bir televizyoncu olacakken, büyük bir çıkmaza giriyor ve derin bir umutsuzluğa kapılıyor. Meselenin üstesinden gelmeye uğraşırken ona arkadaşları, alışkanlıkları engel oluyor. Ama onu en çok yavaşlatan annesinin aşırı ilgisi, ablasınınsa aşırı ilgisizliği oluyor. Oyunda birbirine ya ‘hayır’ demeyi bilmeyen ya da hep ‘hayır’ diyen iki karakter arasında kalırken, sevginin dozunun ayarlanamadığı takdirde en büyük bağımlılıklardan biri haline dönüşebileceğinin de altı çiziliyor. Affetmek ve affedilmek üzerine Kalp Düğümü, bağımlılıklarımızın arkasında birbirimize fazla toleranslı davranmamız yatıyor olabilir mi ya da ailenin, kimi zaman çocuklarının iyiliğine gibi görünen bazı eylemlerinin sonunda aslında çocuklarını gerçekten kaybetmesine neden olabilir mi gibi soruları soran, bu sorulara güçlü bir metin ve başarılı oyunculuklarla yanıt arayan bir oyun. Oyunun ismi Hinduizmdeki bir tariften geliyor. Buna göre ‘kalp düğümü’ insanın hayatta kendini ancak sevdiği insanlara affettirerek açabileceği ve kendini affetmesi ile tamamlanacak bir süreci anlatıyor. Oyunun ana karakteri Lucy (Melisa Sözen) de tam olarak böyle bir sürecin içinde annesi, ablası ve en başta da kendisini affetmeye, affettirmeye çalışıyor. Al Jazeera
Titanik'in Batış Teorisi Doğru Değil mi?
İngiliz bilim insanları, Titanik'in bilinen batış sebebini sorgulamaya açacak yeni bir bilgiye ulaştı. Araştırmaya göre, transatlantiğin buzdağına çarptığı 1912 yılında, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı iddia edildiği gibi anormal seviyede değildi. İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi'nden bilim insanları, Titanik'in battığı yılı da içine alan 20 yıllık dönemdeki buzul hareketlerini inceledi. Sonuçları Weather Journal'da yayınlanan araştırmaya göre, Titanik'in battığı 1912 yılında Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı 'çok' ancak iddia edildiği gibi 'olağanüstü' değildi. Grant Bigg ve David Wilton'ın, ABD Sahil Güvenlik verilerine dayandırarak yaptığı araştırmaya göre, o yıl 48. paralelin güneyine inen buz dağı sayısı 1038. Bu, çok görünse de, o dönem için alışıldık bir sayı. Zamanının en büyük transatlantik yolcu gemisi Titanik, 15 Nisan 1912'de ilk seferini yaparken, rotasındaki buzdağını ancak 500 metre kala fark edebilmişti. Bu, 269 metre uzunluğundaki yolcu gemisinin manevra yapabilmesi için yeterli bir mesafe değildi. Titanik, çarpmadan iki buçuk saat sonra, Grönland'in güneybatısında, bin 500'den fazla yolcusuyla birlikte sulara gömüldü. Facinanın hemen ardından çıkan haberler, sebebin, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısının normalin üzerine çıkmış olmasını işaret ediyordu. Amerikalı yetkililer, sıcak geçen kış mevsiminin buzulları erittiğini, buzullardan kopan büyük kütlelerin rüzgar ve okyanus akıntılarıyla güneye yani Kuzey Atlantik'e sürüklendiğini iddia etmişti. Hatta İngiltere'de yayınlanan Times gazetesi, Ay'ın Dünya ile konumlanmasında oluşan olağanüstü bir durum nedeniyle yaşanan şiddetli gel-git'in, buzulların bu hareketinde etkili olduğunu yazmıştı. Sheffield Üniversitesi'nden Grant Bigg ve David Wilton'in 1900-1920 yıllarını kapsayan araştırmasına göre ise, 1912 yılında, Kuzey Atlantik'teki buzdağı sayısı olağanüstü düzeyde değildi. Hatta 1909 yılında, 1912'ye kıyasla çok daha fazla buzdağı, bu kadar güneye inmişti. BBC'ye konuşan Profesör Bigg, Titanik'in battığı yıl, Kuzey Atlantik'teki buzul sayısının, 20. Yüzyılın ilk 60-70 yılı için normal sayılabilecek düzeyde olduğunu söyledi. Araştırmacılar, verilere dayanarak geliştirdikleri bilgisayar simülasyonunda, Titanik'in çarptığı buzdağına dair yeni bilgiler de ortaya çıkardı. Tahminlere göre tarihin en büyük deniz faciasına neden olan buzdağı, 1911 sonbaharında büyük bir buzuldan koptu; yaklaşık 500 metre uzunluğunda ve 300 metre derinliğindeydi.bbc.co.ukPaul Rincon
Reklam