onedio
Dünyanın En Büyük Ekranında Conan'la Playstation Oynamak
Dünyanın en büyük ekranını stadyumunda barındıran Dallas Cowboys’un sahası AT&T’de Playstation oyunu oynayan ünlü TV sunucusu Conan O’Brien’ın güldüren halleri. 52 inçlik 4.920 LCD ekranın birleşimi büyüklüğünde olan ekranın maliyeti ise 40 milyon dolar. TV programcısı Conan’dan Playstation 4 oyunlarını tribünden oynamayı teklif edilince o da seve seve bu etkinliğe katılmış. Oyun konusunda çok başarılı olamasada ekranlara komik anlar yansıyor.
Avrasya Tüneli'nden Geçiş 4 Dolar
Ulaştırma Bakanı Elvan, Avrasya Tüp Tüneli Projesi’nde tünel açma makinasının montajının tamamlandığını ve yakında çalışmaya başlayacağını söyledi. Elvan’ın verdiğiye bilgiye göre, Haydarpaşa’dan Cankurtaran’a 3,4 km tünel açılacak, geçiş ücreti 4 dolar olacak. Avrasya Tüp Tünel Geçişi, önümüzdeki yıl devreye girmesi bekleniyor. 14.6 kilometrelik dünyanın 6’ncı büyük tüneli sayesinde Kazlıçeşme’den Göztepe’ye 15 dakikada geçilebilecek. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Marmaray Projesi’nin kardeşi olarak nitelendirilen Avrasya Tüp Tünel Projesi’nde 14 metre yüksekliğe sahip dev köstebeğin montajını tamamlandıklarını belirtti. Bakan Elvan, “Çok yakında İstanbul Boğazı’nın altını delmeye başlıyoruz” dedi. Bakan Elvan, Avrasya Tüp Tünel Projesi’nin Marmaray’ın kardeşi olacağını ancak sadece karayolu araçları için yapılacağını belirterek, “Günde 90 bin araca hizmet verecek tünel biri gidiş biri dönüş olmak üzere 2 katlı olacak” diye konuştu. Elvan, 2 milyar liranın üzerinde maliyeti bulunan projenin kazı çalışmalarında önemli ilerleme sağladıklarını belirterek, doğu yönünde kazı çalışmalarında ilerlemenin yüzde 70’in üzerinde olduğunu kaydetti. Kazlıçeşme-Göztepe arasını 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek projede, Boğaz’ın altından geçecek tünelin delme işlemlerinin başlamak üzere olduğunu belirtti. Dev köstebek Haydarpaşa Limanı’ndan Cankurtaran’a kadar olan 3.4 kilometreyi Boğaz’ın 106 metre altından kazacak. 1.500 ton ağırlığında olan ve 130 metre uzunluğundaki bu makineyi 40 metre derinlikte monte edildi, 1.5 yıldan kısa sürede kazı işlemlerini tamamlanması planlanıyor. Elvan geçişlerde alınacak ücretin KDV dahil 4 dolar olacağını açıkladı. IMC
Evini Kedi Cennetine Çeviren Adam
Kimliği belirsiz bir ev sahibi, Kaliforniya'daki evini spiral merdivenler, yürüme yolları, kaldırımlar, havalandırma sistemleri, minyatür merdivenler ve diğer müthiş detaylarla 18 dostu için özel olarak tasarlatmış.
Su Üzerinde Koşmak Mümkün mü?
Su Yüzeyinde Koşabilmemiz İçin Ne Yapmamız Gerekmektedir İşin Mantığı Nedir Suyun yüzeyinde koşan pekçok insan videoları bulabiliriz, öncelikle söylemem gerekir ki bu insanların çoğu sahte videolar yayınlayarak insanları aldatmanın yolundalar, sizlere bu işi yapan profesyonel insanlarınolduğunu söyleyebilirim, ülkemiz topraklarında bunu başarabilipte video gibi bir yöntemle sosyal medya üzerinden paylaşımda bulunan hiçbir grubun olmamasınıda söyleyebiliriz. Yani eğer bizim ülkemizde de profesyonel olarak koşabilirim diyen birileri bilgimiz dahilinde bulunmamaktadır. İnsanlar su yüzeyinde koşmayı gerçekten çok merak ediyorlar, benimde bu insanlar arasında olduğumu söyleyebiliriz. birkaç başlık altında su yüzeyinde birkaç adım koşmadan atabilmemiz mümkün gibi gözükmektedir.1. Zayıf Olmak Su Yüzeyinde Daha Az Ağırlık Yapmak Öncelikte söyleyebilirim ki yer çekimi konunu sayesinde Dünya bünyesinde bulundurduğu tüm maddeleri, zemine doğru çekmektedir, yüzümüzün kırışması, bayanlarda göğüslerin sarkması gibi etkenler bunlara örnek olarak gösterilmelidir. Diğer taraftan ise, suyunda kaldırma kuvveti olduğunu biliyoruz, bir kayık düşünelim üzerine fazla ağırlık yaptığımızda her ne kadar içerisi su alacak delik olmasada, suyun kaldırma kuvveti fazla ağırlıktan dolayı etkisiz kalacaktır. Bu sebeple insanlar, büyük şirketler, koca yükleri, dev gemilerle nakliyesini yapmaktadırlar. Aynı olayı insan içinde düşünürsel, sal olarak kullanıcağımız ayaklarımıza fazla yük bindiği zaman suyun kaldırma kuvvetine yenik düşecektir. İnan ayakları suyun kaldırma kuvveti ile yerçekimine meydan okuyabilecek dirençe sahip değildir. Bu sebepten ötürü illaki, bir noktadan sonra yere çakılacağız. Fakat ağırlığımızın az olması bizi yer çekimine karşı biraz daha dirençli tutacaktır.Ayaklarımız Büyük Olmalı Suyun kaldırma kuvveti alt tabaka ne kadar geniş olursa o kadar çok direnç noktası oluşturur ve cismi yüzeyde tutamayı başarır. Bu sebepten ötürü tabiki bizim elimizde olmayan sebeplerden ötürü, suyun yüzeyinde daha çok kalmamız için ayaklarımızın daha geniş olması fayda sağlamaktadır. Örneğin, 50 kg ağırlığındaki 44 numara ayakları olan bir insanla, 80 kg ağırlığındaki 45 numara ayakları olan birisi bir tutulamaz, bu sebeple ayak uzunluğu, ağırlığımızla doğru vücut kitle endeksi içerisinde olmalıdır. Bu olayı ayakları uzun futbolcuların topa daha hakim şut çekememesi ile kıyaslayabiliriz.  Hızlı Koşma Becerimizin Olması Yukarıdaki tüm maddeler birbirleri ile zincirleme bir bağ kurduğunu söylememiz gerekmektedir, her biride Son olarak ise Ağırlık Merkezini Doğru Noktada Birleştirmek özellikler doğrultusunda saydıklarımıza ne kadar yakın olursa, hedefe ulaşmak için doğru yoldayız demektir. Şunu söyleyebiliriz ki, hızlı koşabilmemiz için zayıf olmamız gerektiği tartışılmaz bir gerçektir. Koşucu sporcular için gerek kondisyon gerekse hızlı süratlanmaları için, zayıf olmaları gerekmektedir. Bu aşamada amaçlarına kolaylıkla ulaşabileceklerdir.  Su yüzeyinde hızlı koşmak adım atmış olduğu su tabakasına daha az saniyede ağırlık uygulayacaktır. Şu şekilde düşünelim, suyun yüzeyinde yapraklar olduğunu ve bu yapraklara basarak su yüzeyinde koştuğumuzu düşünelim, ne kadar hızlı yaprakların üzerinden geçersek yaprakların bizi taşıma oranları o kadar çok artacaktır. Elbette sonsuza kadar o yaprağın üzerinde kalmayı düşünmeyin, ama tüm özelliklerle birlikte hızlı bir şekilde o yaprak üzerinden geçersek ayakta kalma şansımızın daha fazla olacağını söyleyebiliriz. Bir başka örnek olarakta, vücudumuzdan kopardığımız kılımızı yavaş çekersek acıyor ama çok hızlı çekersek hiçbişey hissetmiyoruz, bu olayda aslında bu örnekle ilişkilendirdiğimizde doğru sonuç verecektir. Tüm bun söylenenleri doğru uygulamanız profesyonel olarak bu çalışmaları yapan insanlar için 5-6 saniyelik bir süreçtir, yani 10 adıma eşit gelir, 10 adım sonra hızımız düşer, ağırlık merkezimizi kontrol edemeyiz, ve suyun direnç noktasını kaçırdığımız için batmaya başlarız.Yaprak örneğinden devam etmek istiyorum, yaprağın yırtılmaması için düz bir cizimle üzerine basmamız gerekir, aynı şekilde su yüzeyinde dolaşırken, suyun direnç merkezini kırmamak için bastığımız noktayı ayağımızın tam merkezinde ayarlamamız gerekmektedir. Ayak parmaklarımızla basmamamız gerekir, aynı şekilde topuklarlada basılmasını önermiyoruz, bizce en uygun yer topuk ve parmaklar haricinde parmaklarımızın hareket merkezi olan ağırlık merkezine uyum sağlayacak, ayağımızın tarak kısmı diyebiliriz. Ağırlık merkezini çok iyi dengelememiz gerekmektedir ki, suyun direnç noktasını güçlendirebilelim. Ve koşma sırasında büyük adımlarımız bizim ağırlık merkezimizi sarsacağından o kadar da çok büyük adım atacağız diye dengemizi bozmamamız gerekir.
Game Of Thrones'un Seks Haritası
Game of Thrones iki konusuyla meşhur, bir tanesi bol ölümler, ikincisi bol seks. Cool Material sitesi bizler için bir harita hazırlamış ki, Game of Thrones’u daha rahat kavrayabilmeniz adına. Hanedanlığın uçkur haritası.
Reklam
Reklam
Kadınların Neden Erkeklerden Daha Uzun Yaşadığının 24 Kanıtı
Evrensel gerçek o ki dünyanın tüm ülkelerindekadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyorlar. Elbette ortalama insan ömrü de uzuyor. Yüzyılımızın başlarında 47 yaş civarında olan insan ömrü birçok ülkede 70’ i geçti. Bu, bizim ülkemiz için de geçerli. Kadınların ortalama olarak 86, erkeklerin 78 sene yaşadıkları Japonya’ ya yetişmemiz yakın zamanda mümkün görünmese de Türkiye’ de ortalama ömür kadınlarda 75’i, erkeklerde 70’ i buldu. Peki kadınlar neden erkeklerden daha uzun süre yaşıyor. İşte cevapları :)
Jackie Chan'in 60. Doğum Günü İçin 'Chopstick'lerden Yapılan Harika Portre
Portreler oluştururken farklı yollar kullanan sanatçı Hong Yi nam-ı diğer 'Red' yine ezber bozmaya devam ediyor.  Zhejiang ve Pekin bölgesinden 1 aylık uğraşlar sonucu topladığı 64.000 chopstick (yemek çubuğu) ile Jackie Chan'in portresini yaptı. Chan'in 60. doğum günü için anlaşmaya varılan sanatçının ortaya çıkardığı iş gerçekten büyüleyici.İşte yapım aşamasından kareler ve hızlandırılmış videosu...
Düğün Dernek Tahtını Kaptırdı
Recep İvedik 4, en çok izlenen film rekorunu 'Düğün Dernek'ten devraldı. Şubat ayında gösterime giren ve ilk hafta sonu seyirci rekoru kıran 'Recep İvedik 4', 6 milyon 912 bin 803 izleyiciyle en çok izlenen film rekorunu 'Düğün Dernek'ten devraldı. Şahan Gökbakar'ın başrolünü üstlendiği ve kardeşi Togan Gökbakar'ın yönettiği 'Recep İvedik 4', daha önce yayınlanan ilk 3 filmin başarısının üzerine çıktı. AA muhabirinin 'Box Office Türkiye' sitesinden derlediği bilgilere göre, gösterime girdiği 21 Şubat'tan itibaren rekorlar kıran film, ilk hafta sonu 1 milyon 641 bin kişi tarafından izlendi ve ilk hafta sonu izlenme rekorunu ele geçirdi. İkinci hafta sonu 1 milyon 161 bin, üçüncü hafta sonu ise 662 bin kişiyi sinemalara çeken film, ikinci ve üçüncü hafta sonu izlenme rekorunu da kaptırmadı. 7 haftadır sinemalarda izleyicisiyle buluşan film, gösterime girdiği tarihten bugüne kadar 6 milyon 912 bin 803 kişi tarafından izlenerek daha önce en çok izlenen film rekorunu 6 milyon 880 bin 917 izleyiciyle elinde bulunduran 'Düğün Dernek' filminin rekorunu elinden aldı. İlk hafta sonu 17 milyon 530 bin 953 lira hasılat elde eden film, 7 haftada 68 milyon 420 bin 442 liralık hasılatıyla 68 milyon 32 bin 508 lira gişe elde eden 'Düğün Dernek'in gişe rekorunu da elde etmiş oldu. 'Düğün Dernek'in 18 haftada elde ettiği seyirci sayısını 7 haftada egale eden filmin, yıl sonuna kadar 2 milyon izleyici rakamını geçeceği tahmin ediliyor.  AA
Reklam
Heartbleed Nedir? Heartbleed'den Korunma
Son günlerde teknoloji aleminde en çok konuşulan konuların başında gelen ve web sitelerinden tutun da televizyon kanallarına kadar namı yayılmış olan Heartbleed'i duymuş olduğunuzu tahmin ediyorum. En kötü ihtimalle Facebook, Twitter veya farklı web siteleri üzerinde yer alan haber akışları arasında gözünüze kırmızı, içi boş ve üzerinden kan damlayan bir kalp sembolü gördüyseniz, interneti yerinden oynatan güvenlik açığından kısmen de olsa haberdarsınız diyebilirim.Eminim ki kullanmakta olduğunuz birçok web servisi tarafından son günlerde şifrenizi değiştirmeniz yönünde uyarıldığınız e-posta, mesaj veya bildirimler almışsınızdır. Peki Yahoo, Facebook ve daha birçok dünya devinin web siteleri üzerinde yer alan kullanıcı hesaplarının güvenliğini bile tehlikeye sokan ve internet alemini bir anda tamamen kolları altına alan bir güvenlik açığı olan Heartbleed nedir? Heartbleed açığına mağruz kalıp kalmadığınızı nasıl öğrenirsiniz? Bu yazımda sizlere Heartbleed'in ne olduğundan ve bu konuda neler yapabileceğinizden bahsetmeye çalışacağım.Heartbleed Nedir?Heartbleed internet üzerinde yer alan tüm web sitelerinin neredeyse üçte ikisinden fazlası üzerinde yer alan verileri şifrelemek için kullanılan bir şifremele kütüphanesi olan OpenSSL hizmetini etkileyen bir hatadır. Eğer şimdiye kadar web tarayıcınız üzerinde asma bir kilit logosu gördüyseniz veya bir web sayfasını https: protokolünü kullanarak ziyaret ettiyseniz OpenSSL'e az da olsa aşina olduğunuzu söyleyebilirim.Ortaya çıkan Heartbleed açığı, sunucuların RAM bellekleri üzerinde yer alan ve sözde şifrelenmiş olduğu söylenen verilerin tamamını açığa çıkarmaktadır ve herhangi bir kişi buraya kolayca ulaşarak tüm internet trafiğini kolayca izleme şansına sahip olabilmektedir.Son zamanlarda Heartbleed açığından yararlanan herhangi biri, sunucular üzerine iletilen tüm şifrelenmiş veriyi deşifre edilmiş bir şekilde görüntüleyebileceği gibi, bahsedilen tüm veri trafiğini ele geçirme şansına da sahiptir.Peki Heartbleed Açığı Büyük Bir Problem mi?İnternet üzerinde yer alan sitelerin neredeyse üçte ikisinin OpenSSL protokolünü kullandığı düşünüldüğü zaman, Heartbleed'in oldukça büyük bir sorun teşkil edebileceği bir gerçektir. Ancak bu noktada bilinmesi gereken en önemli şey Heartbleed'in bir virüs veya zararlı yazılım olmadığıdır. Ayrıca Heartbleed tarafından etkilenmiş olan bir web sitesi üzerinden herhangi bir şekilde önemli bir veri çalınmamış da olabilir. Yaklaşık 2012 yılından beri OpenSSL protokolü üzerinde böyle bir açık olduğunu göz önüne alır ve şimdiye kadar kimsenin bu açığı farketmemiş olduğunu düşünürsek, sanırım içiniz biraz olsun rahatlayacaktır. Gerçi bu açık daha önce art niyetli biri tarafından keşfedildiyse, bundan yararlanıldıysa gerçekten büyük bir sıkıntı var demektir.Birçok kullanıcıya ait kişisel bilgilerin ve şifrelerin, bu açık nedeniyle herhangi birinin eline geçebileceği ve geçmiş olduğu gerçeği söz konusuyken, Heartbleed'in önemsiz bir sorun olduğunu söylemek gerçekten zor. Sonuç olarak kullanıcılara ait şifreler, e-posta adresleri, kullanıcı adları, iletişim bilgileri, kredi kartı numaraları, banka hesap numaraları ve çok daha fazlası Heartbleed açığından yararlanarak OpenSSL protokolü içerisine sızmayı başarmış olan kişilerin elinde olabilir. Yani Heartbleed açığı gerçekten büyük bir problem yaratmaktadır.Heartbleed Açığından Etkilenip Etkilenmediğinizi Nasıl Anlarsınız?İnternet üzerinde yer alan her servisin bu açıktan etkilenmiş olduğunu söyleyemem ama daha sonra üzülmektense şimdiden güvenliği ele almanız çok daha mantıklı olacaktır. Bu nedenle Heartbleed açığından etkilenip etkilenmediğinizi öğrenebileceğiniz araçlardan yardım almanızda fayda vardır. Aşağıda yer alan servisler yardımıyla hangi web servislerinin veya sitelerinin Heartbleed açığından etkilendiğini görüntüleyebilirsiniz.Filippo Heartbleed Testi:Bu Heartbleed testi yardımıyla, açıktan etkilenip etkilenmediğini merak ettiğiniz web siteleri üzerine yaklaşık 80 bayt boyutunda bir biçimlendirilmiş veri göndererek herhangi bir açık olup olmadığını test etmektedir. Başka bir deyişle, siteye saldıran sanal bir bilgisayar korsanı gibi davranarak, Heartbleed açığı olup olmadığını kontrol eder.LastPass Heartbleed Testi:Popüler şifre/parola yönetim servisi olan LastPass ekibi tarafından hazırlanan Heartbleed testi sayesinde de bu açıktan etkilenmiş olduğunu düşündüğünüz web sitelerini ve servislerini kontrol edebilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey açıktan etkilenip etkilenmediğini merak ettiğiniz web sitesinin adresini ilgili alana yazarak sorgulamak ve sonuçlara ulaşmaktır.Google Chrome için Chrome Bleed Eklentisi:Google Chrome kullanıcılarının Heartbleed açığından etkilenen web sitelerini ve web servislerini belirleyebilmeleri için geliştirilen bir eklenti olan ChromeBleed yardımıyla da ziyaret ettiğiniz siteler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Eğer bir Google Chrome kullanıcısıysanız ve çevrimiçi güvenliğinize önem veriyorsanız ChromeBleed'i denemenizi öneririm.Heartbleed Açığından Etkilendiyseniz Neler Yapmalısınız?Eğer az önce sizlere önermiş olduğum araçlar yardımıyla kontrol ettiğiniz siteler arasında Heartbleed açığından etkilenmiş olduğunu belirlediğiniz siteler yer alıyorsa, bir karar vermek zorunda olduğunuz bir gerçek. Bu noktada yapmanız gereken ilk şey, açıktan etkilenmiş olan web sitesi veya servisleri üzerinde kullanmakta olduğunuz kullanıcı hesabınıza ait şifreyi değiştirmek olmalı. Ama bu noktada şöyle de bir gerçek söz konusu; eğer Heartbleed açığından etkilenen web sitesi veya servis hala bu açığı kapatmak için bir şey yapmadıysa, şifrenizi değiştirseniz de tekrar ele geçirilebilir.Heartbleed daha önce de belirttiğim gibi basit bir veritabanı sızıntısı değildir. Bu nedenle şifrenizi değiştirmek tek başına çözüm olmayacaktır. Şifrenizi değiştirmeden önce web sitesi veya servisi üzerindeki açığın kapatılmış olması gerekmektedir. Google gibi birçok büyük web sitesi veya web servisi bu açıktan etkilenmiş olsa da şu an her birinin bu açığa karşı önlem aldıklarını söyleyebilirim. İşte bu yüzden Google, Facebook, Yahoo ve daha birçok web sitesi veya servisi üzerinde kullanmakta olduğunuz şifreleri yenilemeniz, olası bir veri hırsızlığına karşı sizleri koruyacaktır.Eğer şimdiye kadar hangi büyük sitelerin veya servislerin bu açıktan etkilendiklerini ve hangilerinin bu açığı kapattıklarını görmek isterseniz Github ve Mashable siteleri üzerinde yayınlanan listelere göz atabilirsiniz. Bu sayede kullanmakta olduğunuz hangi servisler veya web siteleri üzerinde yer alan kullanıcı hesaplarınıza ait şifreleri değiştirmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.Sizlere sunmuş olduğum iki liste üzerinde yer alan siteleri ve servisleri kontrol ederek, daha önceden bu açıktan etkilenmiş olduğu halde şu an Heartbleed açığını kapatmış olanları görebilir ve bu siteler üzerinde kullanmakta olduğunuz şifreleri değiştirmenin güvenli olduğunu bilebilirsiniz.Güçlü Parolalar/Şifreler Kullanmaya Özen Gösterin:Eğer Heartbleed açığını arkanızda bıraktığınızı düşünüyorsanız, bu noktada dikkat etmeniz gereken tek şey güçlü bir şifre/parola kullanmaya özen göstermek olmalıdır. Sonuç olarak çevrimiçi hesaplarınızı korumanın en iyi ve güvenilir yolu, kendi belirleyeceğiniz ve sadece sizin tarafınızdan bilinen şifreler/parolalar olacaktır. Bu yüzden belirli zaman aralıklarıyla farklı web siteleri ve servisler üzerinde kullanmakta olduğunuz şifreleri yenilemekte fayda vardır.Ayrıca iki adımlı doğrulama sistemini kullanan web siteleri veya servisleri üzerinde yer alan bu özellikten yararlanıyorsanız, büyük bir ihtimalle Heartbleed açığı sizi etkilemeyecektir. İşte bu yüzden iki adımlı doğrulama sistemine sahip olan servisler ve web siteleri üzerinde bu özelliği aktif hale getirmeniz sizin yararınıza olacaktır. Güvenliği elden bırakmak istemiyorsanız, sahip olduğunuz tüm araçları en etkili şekilde kullanmanızı öneririm.Tüm bunların dışında çevrimiçi güvenliğinize önem veriyorsanız, yapmanız gereken şeylerden bir tanesi de güçlü parolalar oluşturan ve farklı kullanıcı hesapları için bunları yönetmenize olanak sağlayan şifre/parola yönetim programlarından yararlanmak olmalıdır. Bahsetmiş olduğum programlar ve araçlar yardımıyla farklı kullanıcı hesaplarınız için güçlü şifreler oluşturabilir ve oluşturmuş olduğunuz şifreleri tek tek aklınızda tutmak zorunda kalmazsınız. Çünkü kullanmakta olduğunuz şifre yönetim uygulamaları tüm bu işlemleri sizin için güvenli bir şekilde gerçekleştirecektir.Sonuç:Heartbleed dünya üzerindeki tüm internet kullanıcılarını etkileyen ciddi bir güvenlik sorunu olmasına karşın, internet kullanıcıları olarak bu konuda yapabileceğimiz pek bir şey olmadığını söyleyebilirim. Bu güvenlik açığına karşı ilk adımı atacak olanlar ise bu açıktan etkilenen web sitelerinin ve servislerinin sunucu yöneticileri olacaktır. Ardından yazımda bahsetmiş olduğum adımları uygulayarak biz internet kullanıcıları da kendimizi güvende hissetmek adına kullanıcı hesaplarımıza ait şifrelerimizi değiştirme yoluna başvurabiliriz.Heartbleed açığıyla birlikte ortaya çıkan en acı gerçek ise, internet ortamında yer alan kişisel bilgilerimizin veya verilerimizin güvenliğinin asla garanti olmadığı oldu.
Reklam
Bu Yaz Ülkemize Gelecek 7 Yabancı Grup
Hadi bakalım. Kulakların pasını sildikten sonra, belkide kendimiz için bir dönüm noktasına şayet olacağız. Sahne şovları, kafalardaki harika notalı anıları, dedikodular, 20'lik delikanlı performansları, idolleri olan gençlere karşı duyarlı hareketler... Hepsi büyük isim, görülen bazı isimler bile gözleri ovuşturmak için yeterli. PS: Keşke Radiohead'i ve Coldplay'i de listeye büyük şükela bir hevesle ekleyebilseydim ama olmadı. Onlar bu yılda yok. (Umarız Y ve X kuşağı eceliyle ölmeden bir kez daha Türkiye'ye uğrarlar.) :( PPS: Ayrıca buradan Peter Gabriel'e bir şeyler söylemek istiyorum. ''Geri dön, geri dön. Ne olur geri dön....''
Reklam
En Yaratıcı Facebook Profillerinden 12 Örnek
Hepimizin zevkle adeta bir an bile terketmediği sevgili Facebook 'Duvar Kağıdı' tasarımını çıkardı çıkaralı bu kavramı çeşitli şekillerde yaratıcı kullanmaya çalışan birçok birey oldu. Bakalım en yaratıcıları diyebileceklerimiz hangileriymiş görelim:
Kaliteli Demokrasi, Güçlü Hukuk Devleti Olmayınca, Ekonomi De Küme Düştü
IMF’YE GÖRE TÜRKİYE 17. SIRADAN 19. SIRAYA İNECEKCHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonominin de güçlü olmadığını, refah ve gerçek bir büyüme yaratılamadığına işaret ederek, 'Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım.Bu zihniyetle devam edersek değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı, G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız' dedi.CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yaparak şunları kaydetti:Kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonomi de güçlü olmuyor, refah ve gerçek bir büyüme yaratmıyor.Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım.Bu zihniyetle devam edersek değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı, G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız.IMF’ye göre Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, bu yıl Hollanda ve Suudi Arabistan’a da geçilerek 19’unculuğa düşecek.Türkiye 2014’te, dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerini kapsayan  G20 ’de en alt sınıra doğru iniyor.  Büyük ekonomi sıralaması GSYH büyüklüğüne göre yapılırken, bir ülkenin asıl kalkınmışlığı ve refah seviyesini kişi başına GSYH’si gösteriyor.Kişi başına GSYH’ye göre yapılan sıralamada ise 2013’te bir basamak düşerek 65’inci olan Türkiye’nin bu yıl 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe ineceği tahmin ediliyor.Türkiye, kişi başına GSYH’a göre sıralamada 2000 yılında dünya ülkeleri içinde dünyada 63’üncü sıradaydı. 2002 sonundan bu yana işbaşında olan AKP döneminde anlatılan “hızlı büyüme” masallarına rağmen Türkiye, 2000 yılındaki sırasının hala çok altında.Türkiye’nin kişi başına milli gelirde ise çok altlardaki sırasının giderek daha da aşağılara inmesi dünya ile karşılaştırmada kalkınmışlık ve refah düzeyinin giderek gerilediğini gösteriyor.2014’te öngörülen kişi başına GSYH’ye göre Türkiye, sadece Lüksemburg, Norveç, İsviçre, İsveç, Danimarka, Almanya, Fransa, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin değil; İsrail, Umman, Bahreyn, Lübnan gibi Ortadoğu, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Litvanya, Macaristan, Hırvatistan gibi eski Doğu Bloku ülkelerinin de altında kalıyor. Uruguay, Şili gibi Orta Amerika ülkeleri ve eski Sovyet ülkesi Kazakistan’ın kişi başına milli geliri Türkiye’den daha yüksek. Gabon, Panama, Venezuela, Palau, Barbados ve Şeyseller bile kişi başına gelirde Türkiye’nin önünde…IMF’ye göre Türkiye 2014 yılında 19’uncu sıraya düşecekBüyük ülke, itibarlı ülke, güçlü ülke olmanın yolu kaliteli demokrasiden geçiyor. Türkiye bugün Türkiye insani gelişmişlik sıralamasında 187 ülke arasında 90’ıncı sırada, basın özgürlüğü sıralamasında 179 ülke arasında 154’üncü, cinsiyet eşitliği bakımından 134 ülke arasında 120’inci sırada yer alıyor. Türkiye dünyada “hibrid rejim” ya da “yarı demokrasi” olarak geçiyor.Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmazsa, güçlü bir ülke ve kaliteli bir demokrasi de olmuyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından son açıklanan verilere göre 2002 yılında cumhuriyet savcılarının soruşturma evresinde bir dosyayı görme süresi 212 günken, bugün bu süre 363 gün.  2002 yılında Cumhuriyet Savcıları 2.953.000 dosyayı soruştururken, 2012 yılında 6.285.000 dosyayı soruşturmuş, soruşturulan her 2 dosyanın sadece 1’inde kamu davası açılmasına karar verilmiş. 2002 yılında Ceza Mahkemelerinde bir dava ortalama 232 gün sürerken bu süre 2011 yılında 291 güne çıkmış, 2012 yılında 229 güne inmiş. Yani 10 yılda 4 gün ilerleme sağlanmış. Hukuk mahkemelerinde de aynı trend devam ediyor. 2002 yılında bir dosya 174 günde görülürken 2012 yılında 232 günde görülmüş. 2002 yılında Yargıtay Ceza Daireleri ve Genel Kurulu’nda 244.000 dosya varken bu sayı 2012 yılında 770.000’e çıkmış. Bir dosyanın ortalama görülme süresi 2 kattan fazla artmış. 2002 yılında bir dosya 138 günde görülürken, 2012 yılında 306 günde görülüyor. Bu veriler de gösteriyor ki, Türkiye’de hukuk işlemiyor, yargı hızlı, adil ve bağımsız karar alamıyor.Türkiye Cumhuriyetin yüzüncü yılında dünyada ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsa, demokrasi kalitesini arttırmamız ve tam manasıyla bir hukuk devleti olmamız lazım. Eğer bir ülkede hukukun üstünlüğü olmazsa, yargı bağımsızlığı olmazsa, kuvvetler ayrılığı çalışmazsa, kaliteli ve gerçek demokrasi olmuyor. Kaliteli demokrasi, güçlü bir hukuk devleti olmayınca ekonomi de güçlü olmuyor, refah ve gerçek bir büyüme yaratmıyor.Gelir dağılımı adaletli olmayınca, kişi başına düşen gelir artmayınca, refah ve kalkınma bireye yayılmazsa da gerçek manada büyüme olmuyor İnsan hakları standartı yüksek olmayınca, ekonomi de güçlü olmuyor. Hukuk yoksa, demokrasi yoksa, güçlü ekonomi yoksa, o ülke itibarlı ve güçlü ülke de olmuyor. Bu nedenle de Türkiye sıralamalardaki yerini kaybediyor. Bu zihniyetle devam edersek, değil en büyük 10 ekonomiden biri olmayı G20’nin bile dışında kalmakla karşı karşıya kalacağız.IMF’ye göre Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, bu yıl Hollanda ve Suudi Arabistan’a da geçilerek 19’unculuğa düşecek . Kişi başına GSYH’ye göre yapılan sıralamada ise geçen yıl bir basamak düşerek 65’inci olan Türkiye’nin bu yıl 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe ineceği tahmin ediliyor.2000 yılında Türkiye dünyanın en büyük 18’inci ekonomisiydi.Cari fiyatlarla dolar cinsinden GSYH tutarına göre yapılan değerlendirmeye göre 2000 yılında Türkiye dünyanın 18’inci büyük ekonomisi konumunda bulunuyordu. Bülent Ecevit hükümetinin ABD’nin Irak operasyonuna destek vermemesi üzerine, yapılan manipülasyonla ani sıcak para çıkışı yoluyla ağır bir ekonomik kriz yaşatılan 2001 yılındaki hızlı küçülmeyle Türkiye büyük ekonomi sıralamasında 22’nciliğe düştü. İzleyen yıllarda yeniden büyümeye geçen Türkiye 2002’de 21’inci, 2003’te 18’inci, 2004’te 17’nciliğe yükseldi ve izleyen altı yılda bu sırayı korudu. Türkiye, 2011’de ise Endonezya’nın yükselişi sonucu 18’inciliğe indikten sonra 2012’de ise Hollanda’nın bir basamak düşmesi ile tekrar 17’nci oldu. 2013’te de bu sırayı koruyan Türkiye’nin bu yıl ise 2 basamak birden düşerek 19’unculuğa ineceği tahmin ediliyor.Üstelik IMF, Türkiye’nin 2013 yılı GSYH’sını 827.2 milyar dolar olarak öngörürken, TÜİK’in geçtiğimiz günlerde açıkladığı tutar 820 milyar dolarla bunun da altında kaldı. 2014 yılı için de hükümetin açıkladığı OVP’de yer alan 867 milyar dolarlık hedefe karşılık IMF tahmini bu yıl için 767.1 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.2013’te sıralama fazla değişmedi…IMF’nin 8 Nisan itibariyle güncellediği veri tabanına göre 2013 yılında milli gelirde ilk 7 ülkenin sırası değişmedi. ABD 16 trilyon 780 milyar dolarla birinciliğini korurken, Çin 9 trilyon 181 milyar dolarla ikinci,  Japonya 4 trilyon 902 milyar dolarla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri 3 trilyon 636 milyar dolarla Almanya, 2 trilyon 737 milyar dolarla Fransa, 2 trilyon 536 milyar dolarla İngiltere, 2 trilyon 243 milyar dolarla Brezilya izledi. Rusya 2 trilyon 118 milyarla bir basamak yükselip 8’inci olurken, İtalya 2 trilyon 71 milyar dolarla 9’unculuğa düştü. 1 trilyon 871 milyar dolarlık milli gelire sahip Hindistan’ın 10’uncu sıradaki yeri değişmedi.Sırasıyla Kanada, Avustralya, İspanya, Meksika, Güney Kore, Endonezya, Türkiye, Hollanda ve Suudi Arabistan dolar cinsinden GSYH’ye göre ilk 20 ülke arasında yer aldı.Suudi Arabistan ve Hollanda 2014’te Türkiye’yi solluyor…Tahminlere göre 2014 yılında, 17 trilyon 528 milyar dolarla ABD en büyük ekonomi olmaya devam ederken, ikinci sıradaki Çin’in GSYH’si 10 trilyon doları aşacak, üçüncü sıradaki Japonya’nın milli geliri de 4 trilyon 846 milyar dolara yükselecek.IMF projeksiyonlarına göre 2014 yılında da ilk 20 ülkenin sıralaması çok fazla değişmezken, en dramatik değişimi Türkiye yaşayacak. 18’inci sıradaki Hollanda ile 19’uncu sıradaki Suudi Arabistan’ın birer basamak yükselmesi sonucu Türkiye 2 basamak birden düşerek 19’unculuğa inecek.G20 dışında kalma riski var…AKP döneminde Türkiye’nin ekonomik büyümesi, cari açığı patlatma pahasına, “sıcak para” ile finanse edildi, sözü edilen “hızlı” büyüme masalının aksine, “el parası” ile kağıt üzerinde sahte bir büyüme sağlandı. Ancak bunun ülkeye ve topluma bir hayrı dokunmadı. Türkiye 2014’te, dünyanın önde gelen sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerini kapsayan  G20’de en alt sınıra doğru iniyor .Ekonomik hacim mi halkın refah düzeyi mi?Büyük ekonomi sıralaması GSYH tutarına göre yapılırken, bir ülkenin GSYH büyüklüğünün nüfusu ile de orantısı bulunuyor. Çin, Hindistan gibi kalabalık nüfuslu ülkelerin ilk 20 ekonomi arasına girmesine, bu ülkelerin kalkınmışlığının yanı sıra, hatta ondan daha fazla nüfus faktörü etki ediyor. Bir ülkenin kalkınmışlığı ve refah seviyesini ise asıl kişi başına GSYH’si gösteriyor. Asıl bakılması gereken, kişi başına milli gelir sıralamasında Türkiye’nin nerede olduğu ve AKP döneminde nereden nereye geldiği…İlk 20 ekonomi arasında yer alan Türkiye’nin kişi başına milli gelirde ise çok alt sıralarda bulunması ve sıralamadaki yerinin giderek aşağılara inmesi ülkenin kalkınmışlık ve refah düzeyinin dünya ile karşılaştırmada göreli olarak gerilediğini gösteriyor.Türkiye, kişi başına gelirde 67’nciliğe düşüyor…Türkiye, 2013 yılında GSYH büyüklüğüne göre ülke sıralamasında 17’nciliğini korurken, kişi başına milli gelire göre ülkeler sıralamada ise bir basamak düşerek 65’inci oldu. 2014’te ise Türkiye’nin 2 basamak birden düşerek 67’nciliğe ineceği öngörülüyor.2012’de Türkiye,  TÜİK’e göre 10 bin 497 dolar, IMF’ye göre 10 bin 523 dolar olan kişi başına milli geliri ile 64’üncü sırada yer alıyordu. 2013’te ise Türkiye IMF’ye göre 10 bin 815 dolar olan ancak TÜİK’in 10 bin 782 dolarla daha da düşük açıkladığı kişi başına GSYH ile 65’inciliğe geriledi. 2014’te ise OVP’deki 11 bin 277 dolarlık hedefe karşılık IMF,  9 bin 920 dolarlık kişi başına milli gelir öngörüyor. Bu da Türkiye’nin 2 basamak daha düşerek 67’nciliğe inmesi anlamına geliyor. Bu da AKP’nin 11 yılı aşan iktidarında “hızlı büyüme” masallarına rağmen halkın refah düzeyini dünyanın gerisinde bıraktığının; dünya ile karşılaştırmada göreli olarak halkı yoksullaştırdığının kanıtı…Kişi başına gelirde Gabon’un bile gerisindeyiz…IMF projeksiyonlarına göre kişi başına milli gelirde Lüksemburg bu yıl 116 bin 134 dolarla açık ara birinciliğini koruyacak. Lüksemburg’u 99 bin 574 dolarla Norveç,  96 bin 635 dolarla Katar, 86 bin 145 dolarla İsviçre, 61 bin 889 dolarla Danimarka izleyecek.2014’te öngörülen kişi başına GSYH’ye göre Türkiye, sadece Lüksemburg, Norveç, İsviçre, İsveç, Danimarka, Almanya, Fransa, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin değil; İsrail, Umman, Bahreyn, Lübnan gibi Ortadoğu, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Litvanya, Macaristan, Hırvatistan gibi eski Doğu Bloku ülkelerinin de altında kalıyor. Uruguay, Şili gibi Orta Amerika ülkeleri ve eski Sovyet ülkesi Kazakistan’ın kişi başına milli geliri Türkiye’den daha yüksek. Gabon, Panama, Venezuela, Palau, Barbados, Şeyseller bile kişi başına gelirde Türkiye’nin önünde…Ekonomisi “iflas” etti denilen Yunanistan’ın kişi başına milli gelirinin 2014’te 22.6 bin dolar, Kuzey Kıbrıs’ın ise 24.2 bin dolarla Türkiye’yi ikiye katlıyor.
Amazon'un Akıllı Telefonu Yılın İkinci Yarısında Piyasada
Amazon'un beklenen akıllı telefonunu ile ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. Amazon'un planları konusunda bilgilendirilen bazı kişiler, şirketin bu yılın ikinci yarısında bir akıllı telefonu satışa çıkarmaya hazırlandığını söyledi. Bu, şirketin donanım alanında Apple ve Samsung'a karşı rekabete gireceği şeklinde değerlendiriliyor. Kaynaklar, şirketin bazı telefon modellerini son haftalarda San Francisco ve merkezinin bulunduğu Seattle'daki geliştiricilere sunduğunu da ifade ettiler. Şirketin planları ile ilgili bilgilendirilen kişilere Amazon'un telefonunu Haziran ayının sununa kadar duyurmayı Eylül ayının sonuna kadar ise sevkiyatlara başlamayı amaçladığı bilgisi verildi. Bu da alışveriş sezonunun hemen öncesine denk geliyor.Kaynaklar Amazon'un telefonun gittikçe kalabalıklaşan pazarda sahip olduğu ekran ile farklılığını ortaya koyacağını belirtiyor. Bu ekran ile herhangi bir gözlüğe ihtiyaç duyulmadan üç boyutlu görüntüler izlenebilecek. Aynı kişiler telefonun ön tarafında bulunacak dört kamera ile entegre edilecek retina-izleme teknolojisi veya sensörler ile kullanıcıların hologram benzeri 3-D görüntüler elde edebileceğini ifade ediyorlar. Öte yandan Amazon sözcüsü konuyla ilgili açıklamada bulunmayı reddetti. Böylece Amazon, bir zamanların önde gelen telefon üreticileri BlackBerry ve Motorola gibi şirketlerin dahi düşüşe geçtiği rekabetçi bir pazara girmiş olacak. Araştırma şirketi IDC'ye göre Apple ve Samsung'un tek başlarına dünya genelindeki akıllı telefon pazarının yüzde 49'una hakim oldukları dikkate alındığında bu pazara yeni girecek şirketler için çok az bir alan var. Yeni telefon ile ilgili bu gelişme, Amazon'un köklü bir şekilde tasarım ve donanıma ağırlık vermeye başladığı bir zamana da denk geldi. Geçen hafta şirket Fire TV setüstü cihazını tanıtmış ve müşterilerine ürünlerin barkodlarını okuyabilecek bir okuma kaleminin çok yakın zamanda dağıtılacağını duyurmuştu. Böylece müşteriler bilgisayarlarına girmeden ürünleri yeniden sipariş edebilecek. Şirket ayrıca geçen yıl Kindle Fire cihazının yeni bir versiyonunu da tanıtmıştı. Ancak Amazon donanıma diğer birçok şirketten daha faklı yaklaşıyor. CEO Jeff Bezos yaptığı açıklamada donanımların kendisinden çok müşterilerin bu donanımlar üzerinden Amazon hizmetlerini satın almalarından kar elde etmeyi tercih ettiklerini söylemişti. Akıllı telefonun tasarımı ve fiyatı ise henüz belli değil ancak kaynaklar performans ve diğer endişeler nedeniyle Amazon'un cihazın çıkış planını değiştirebileceğine de dikkat çekiyor. Yine aynı kaynaklar 3-D ekran teknolojisinin kişinin göz hareketleri ve ekranın kullanıcının yüzüne yaklaştırıp yaklaştırılmadığını algılayabileceğini belirtiyor. Böylece kullanıcının yüzüne yaklaştırıldığında telefon otomatik olarak görüntüleri yakınlaştıracak ve kişi telefonu hareket ettirince yazı ve görüntüler ona göre ayarlanacak. Bu teknoloji oyun için ideal olabilir ki Amazon setüstü cihazı da dahil son zamanlarda bu alana da odaklanmış durumda. Kendilerine cihazı kullanmalarına imkan verilen bazı kişiler telefon yazılımının görsel oyunlara göre optimize edildiğini ve derinlik hissi verdiğini belirtiyorlar. Telefonun hangi işletim sistemini ve Amazon'un hangi iletişim operatörü ile birlikte çalışacağı da açıklığa kavuşmuş değil. Kindle Fire tablet ve Fire TV setüstü cihazının her ikisi de Google' ın Android işletim sistemi ile çalışıyor. Ancak Amazon Kindle Fire için kendi uygulama mağazasını kullanırken Google'ın Play Store'una da erişim imkanı vermiyor. AT&T, Kindle tabletlerin ve e-okuyucuların servisini sağlıyor. AT&T sözcüsü de konuyla ilgili açıklama yapmadı. Yine planlar konusunda bilgilendirilen bir kişi Amazon'un tedarikçilerinden birinden bu ayın sonunda ilk etapta 600 bin adet telefon üretmesini istediğini söyledi. Şirket ekran üretimi için de iki şirket ile görüşüyor. Bunlardan biri Apple'ın iPhone 5C ve 5S modellerinin ekranlarını üreten Japon Display şirketi. Japon Display şirketinin sözcüsü de konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti. Konuya yakın iki kaynak ayrıca Amazon'un telefonu tanıtmak için seçmiş olduğu bazı uygulama ve yazılım geliştiricilerini bir otele davet ettiğini, burada telefonun bulunduğu odaların güvenlik görevlilerince korunduğunu ifade ettiler. Tüketiciler akıllı telefonlarını her zaman yanlarında bulundurduklarından Amazon böylece kullanıcıların konumları, indirdikleri uygulamalar gibi bilgilere sahip olabilecek ki bu da sonuç olarak e-book, video indirimleri ve ev eşyaları gibi ürünleri satması için şirkete yeni fırsatlar sunabilecek. WSJ
Reklam