Özgürlüğün son kullanma tarihi: 30 yaşını geçtiyseniz ve hala yalnızsanız, bu videoda kendinizi bulacaksınız
Birazdan izleyeceğiniz etkileyici hikaye 35 yaşında, tüm arkadaşları evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş Paula’nın hikayesi.Geçtiğimiz 10 yıl boyunca sebepsiz yere, çeşitli aralıklarla hayatındaki her şeyi filme alan Paula, sistematik olarak tüm özel yaşamını, aşklarını, ayrılıklarını bu küçük kameranın içinde biriktirir.Yıllar boyu değişen erkek arkadaşlar,şehirler, arkadaşlar, arkadaşlarının kocaları, hamile kalışları, çocuklarını doğuruşları…Paula’nın hayatına dair her şey bu videolarla beraber yıllanır. Son çocukluk arkadaşı da evlendiğinde Paula kendi hayatının nasıl bir yola gireceğini sorgulamaya başlar.Sonrasında, kafasında yer alan tüm bu sorulara cevap bulmak adına, 10 yıldır çektiği videoları izleyip hayatını tekrar gözden geçiren Paula’nın kafasındaki sorular tek bir soruya dönüşür: “Sosyal baskılarla başa çıkabilmek mümkün mü, yoksa artık gençliğimin sonuna mı geldim?”30 yaşını geçtiyseniz ve hala evlenmediyseniz, Paula’nın hikayesinde kendinizden mutlaka bir şeyler bulacağınıza eminiz;
Orhan Pamuk: 'Dürüst Olanın Hükümeti Eleştirmemesi Olanaksız'
Orhan Pamuk, Soma'da yaşanan maden faciasıyla ilgili olarak 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok' dedi. İlk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları” Fransa’nın en büyük yayınevi Gallimard’dan Fransızca yayımlanan Orhan Pamuk, Paris’te katıldığı bir radyo programında hükümeti eleştiri yağmuruna tuttu. Soma’daki maden kazasının hükümetin ağır ihmalinden kaynaklandığını dile getiren Pamuk, “Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Medya kontrol altında. Otoriter bir yönetim iktidarda. Dürüst olup bu hükümeti eleştirmemek mümkün değil” dedi. Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen Uluslararası Roman Buluşması’na da katılacak olan Orhan Pamuk, kültür kanalı France İnter Radyosu’na verdiği söyleşide Türkiye’yi sarsan Soma maden kazası hakkındaki soruları yanıtladı. Pamuk, 'Neden Soma kazasında halk maden yönetimine değil hükümete karşı öfkeli?' sorusuna şöyle yanıt verdi: 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok.' 'Halk ve politik temsilcileri arasında bir boşanmadan söz edebilir miyiz?' sorusuna ise 'Hayır. İfade özgürlüğünü sınırlayan, aşırı derecede otoriter bir hükümet söz konusu. Başbakan son derece sert bir konuşma tarzı kullanıyor. İfade özgürlüğü sınırlı. Ama bütün bunlara rağmen son seçimlerde hala yüzde 45 oranında seçmen bu iktidara oy verdi. Bu da politik durumu daha da zorlaştırıyor. Muhalefet milliyetçiler ve laikler arasında bölünmüş' diye cevap verdi. Pamuk, Madenciler ve tekstil işçileri konusunda Türkiye'nin Avrupa’da işçi hakları ve çalışma koşulları açısından korkunç ve üzücü bir rekora sahip olmasıyla ilgili olarak 'Bu sadece para kazanmanın kolay yolu. İnsan hayatı önemli değil, kapitalizmin ilk etaplarında olduğu gibi sadece çok para kazanmak istiyorlar ve insan hayatlarını dikkate almıyorlar. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Umurlarında değil ifade özgürlüğü. İnsanların içinde bulunduğu koşulları dile getirmelerine izin vermiyorlar. Sadece daha çok kazanmak derdindeler' dedi. 'Türkiye sizi hâlâ büyük bir protestocu olarak görüyor mu?' sorusuna Pamuk, 'Hükümeti eleştirmemek olanaksız. Otoriterler. Davranış biçimi otoriter, YouTube ve Facebook’u yasaklama biçimleri otoriter. Dürüst biri olup bu hükümeti eleştirmemek olanaksız. İnsan hakları, medyanın kontrolü ve ifade özgürlüğü alanlarında yaptıkları nedeniyle' diye yanıt verdi. Pamuk, sosyal güvenlik ve çalışma yasaları açısından AB düzenleyici bir rol oynayamaz mı? sorusuna ise şöyle cevap verdi: '2004-2009 yılları arasında Türkiye’nin AB’ye girmesinin avukatlığını yapıyordum. Bunun her iki taraf için de iyi olacağını düşündüm. Ama AB içine kapandı, fikir yok oldu, Türkiye fikri artık güçlü değil. Dürüst olmak gerekirse Türkiye’nin AB üyeliği uzaklaştığı için ağlamıyorum. Ama bu fikrin buharlaştığını düşünüyorum. Ama benim ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ kitabıma bakın. Daha 1905’te, o zaman bile laik orta ve orta üst sınıflar Avrupa ya da Fransız kültürü üzerine kuruluyor. Büyük bir gelenek var. AB ve Türkiye arasında müzakereler sürerken Türkiye’de ağırlığı vardı. Türkiye de AB’ye yaklaşıyordu. Ama maalesef Avrupa içine kapandı. Avrupa milliyetçiliği, Türk laiklerini ve AB yanlılarını tek başına bıraktı.' Cumhuriyet
Satılığa Çıkarılan "Drakula"nın Şatosunun Oldukça Etkileyici 22 Fotoğrafı
Transilvanya Bran Kalesi nam-ı diğer 'Drakula'nın Şatosu' satılığa çıkarıldı. Bram Stoker'ın Kont Drakula karakterinin ikamet yeri olarak seçtiği kalede 57 oda, müzik odaları, lüks yemek odaları, kuleler ve zindanlar bulunuyor. Ancak bu kalede herhangi bir banyo veya tuvalet bulunmamakta. Hatta su tesisatı bile yok. Satılığa çıkarılan kalenin fiyatı şuan açıklanmadı fakat 135 milyon doların üzerinde bir fiyata satılması bekleniyor. Bu gizemli kalenin içeriden ve dışarıdan çekilen bazı fotoğrafları sizlerle...
Pirinç Tanesinden Küçük Elektronik Kalp Pili Üretildi
Ürettikleri pirinç tanesinden küçük kalp pilini, yeni geliştirilen sistemle vücut dışından kredi kartı büyüklüğündeki güç kaynağıyla şarj etmeyi başaran Amerikalı bilim adamları tıpta çığır açabilecek buluşa imza attı.Başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda, büyük boyutlu pilleri ve hantal şarj sistemlerini ortadan kaldıracak buluş sayesinde artık hastalıklar ve ağrılar, ilaç yerine elektronik cihazlar kullanılarak tedavi edilebilecek. Şarj sistemini domuz denek üzerinde deneyen bilim adamları, daha sonra bu şarj sistemiyle bir tavşana yerleştirdikleri kalp pilini şarj etmeyi başardı. Bilim adamları buluşlarını insanlar üzerinde denemeye hazırlanıyor. Ancak buluşun testleri geçmesi ve başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda bile ticari tıbbi cihazlarda kullanılır hale gelmesi için gerekli güvenlik ve fayda kriterlerinin karşılanması 5-6 yılı bulabilecek. Elektrik Mühendisliği Doçenti Ada Poon başkanlığındaki Stanford Üniversitesi mühendislerinden oluşan ekip tarafından geliştirilen yeni kalp pili, üniversitenin internet sitesinde tanıtıldı. Buluşun ana unsuru olan kablosuz şarj sistemini, geliştirdiği 'orta saha elektromanyetik dalga' adını verdiği sistemle mümkün halen getiren Poon, vücudun iç kısmına daha kolay yerleştirilebilmeleri ve hastalıkların ve ağrıların tedavisinde kullanılabilmeleri için bu tip cihazların mümkün olduğunca küçük yapılmasının önemli olduğunu vurguladı. Stanford Nörobilim Enstitüsünden Nörobiyoloji Profesörü William Newsome, 'beyne yerleştirilebilen bu elektonik cihazların, belirli beyin devrelerindeki faaliyetleri doğrudan düzenleyebilme yeteneğine sahip olamaları nedeniyle bazı bozukluklarda ilaçlardan daha faydalı olabileceğinin' altını çizdi. Buluşun ana unsuru kablosuz şarj sistemi Buluş, güvenli şekilde vücudun iç tarafına ulaşabilen yeni tip kablosuz eletrik iletimi sistemi sayesinde mümkün olabildi. Elektronikte çığır açan nitelikteki yeni sistem aşağı yukarı bir cep telefonunun çalıştırmaya yetecek kadar elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sistemi geliştiren Poon, cep telefonlarını test eden bağımısız bir laboratuvarda yapılan deneme çalışmalarının bu sistemin oluşturduğu elektriğin insan sağlığı için tehlike olarak kabul edilen sınırın epey altında kaldığını belirtti. Poon’un buluşu, radyo dalgaları gibi büyük mesafeleri kateden uzak saha eletromanyetik dalgalarla tıpta işitme cihazları gibi kullanım alanı bulan ancak sadece çok kısa mesafelerde eletrik iletimi yapabilen yakın saha elektromanyetik dalgaların birleştirilmesi sayesinde mümkün oldu. Dalgaların, hava, su veya biyoloik dokular gibi temas ettikleri materyallere göre farklı şekilde hareket etme özelliğinden faydalanan Poon, uzak mesafelere ulaşabilmesine karşın insan sağlığı için zararlı olabilecek uzak saha dalgaları, sağlık için tehlike oluşturmamalarına karşın yakın mesafelere gidebilen yakın saha dalgalarla birleştirmeyi başardı. Poon’un orta saha elektromanyetik dalgalar adını verdiği, elektromanyetik dalgaları vücutta kontrol etmeye olanak sağlayan sistem Proceedings of the National Academy of Science adlı bilimsel dergide yayımlandı. Muhabir: Alp Ertunga Karaca AA
Fifa 2015 Ne Zaman Çıkacak?
Yılın beklenen oyunlarından olan, Fifa serisinin yeni komutanı Fifa 2015 ne zaman çıkacak, trailer videosu ne zaman yayınlanacak, olması en çok istenenler ve daha fazlasını sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz. Öncelikle oyunların, yani Pes 15 ve Fifa 15‘in tam çıkış tarihleri şu an için açıklanmadı bunun yanında bahsi geçen oyunlarda Türkiye Ligi’ nin yer alıp almaması hususunda da herhangi bir bilgi bulunmamakta.Fenerbahçe Fifa 2015′te yer alacak mı? Açıklanan son bilgilere göre Fifa 2015 te Galatasaray ile birlikte Fenerbahçe‘nin de yer alacağı kesinleşti. Electronic Arts Fenerbahçe ile bu husuta anlaşmış gibi gözüküyor.Türkiye Ligi ve Fifa 2015? Bu hususta yine belirsizlik söz konusu olsada, Türkiye Futbol Federasyonu mevzuatı gereği, oyun yapımcısı şirketlerin her bir kulüple tek tek anlaşması gerekiyor bu seçeneğe de oyun şirketleri yanaşmayınca TFF de bir adım atmıyor fakat durum bu senede değişmeyecek gibi duruyor.
42 Bin Yıllık Mamut Yavrusu Londra'da Sergileniyor
Karnında halen anne sütü bulunan ve bir aylık yavruyken ölen mamut 'Lyuba', İngiltere'nin başkenti Londra'da sergileniyor.'Buzul çağı devleri: Mamutlar' adlı serginin basına tanıtımı başkent Londra'daki Doğal Tarih Müzesi'nde yapıldı. Soyları tükenen mamutlara ilişkin bilgilerin yer aldığı sergide, 42 bin yıl önce sadece bir aylıkken öldüğü düşünülen dişi bir mamut yavrusu dikkati çekiyor. Sergi yetkililerinin Anadolu Ajansı muhabirine verdiği bilgiye göre, 2007 yılında Rusya'nın Sibirya bölgesinde yaşayan ren geyiği çobanı Yuri Khudi tarafından bulunan mamut, 85 santimetre boyunda ve 50 kilogram ağırlında. 'Lyuba' ismi ise, yavru mamutu bulan çobanın eşinin adı ve Rusça'da 'sevgi' anlamına geliyor. Lyuba'nın bulunmasından sonra yapılan incelemelerde karnında halen anne sütü kalıntılarının tespit edildiğini belirten araştırmacılar, yavru mamutun bütün halde bulunan cansız bedeninin günümüze kadar mükemmel bir şekilde korunarak gelmesini ise hava ve toprak koşullarına bağlıyor. Araştırmacılar, mamutun annesinin peşinde ilerlerken, eriyen buzul sularını geçmeye çalışırken öldüğünü, hortumunda toprak parçaları bulunması sebebiyle yavrunun boğulduğunu tahmin ediyor. Lyuba'nın kuyruğunun ise başka canlılar tarafından yendiği düşünülüyor. Doğal Tarih Müzesi mamut araştırmacısı Profesör Adrian Lister sergiye ilişkin yaptığı açıklamada, 40 bin yıldan eski bir hayvanı görmenin hayatta birkez yakalanacak bir fırsat olduğunu söyledi. Lister ayrıca, buzul çağı hayvanlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması için Lyuba'nın büyük önem taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, avcılar ve doğada yaşanan değişikler mamutların neslinin tükenmesine neden olan etkenler arasında sayılıyor. Lyuba ile mamutlara ait fildişi, fosil, kemikler ve gerçek boyutlarda yapılmış mamutlardan oluşan sergi, 23 Mayıs-7 Eylül tarihleri arasında Doğal Tarih Müzesi'nde ziyaretçilere açık olacak.AA
Tofaş'ı Halk Kahramanı Yapan 19 Şey
Kimilerine göre ; fiyatıyla, yedek parçasıyla, ikinci el pazarıyla tercih edilme sebebi ve yerli üretim olan bir halk kahramanı olarak görünse de ... Tercih edenlerin %90 ‘ı için TOFAŞ sahibi olmak değil, TOFAŞCI olmak önemlidir.
Ünlü Oyuncu Eşini Öldürdü
The Shield' dizisinde canlandırdığı polis karakteriyle tüm dünyada tanınan ABD'li aktör Michael Jace eşini öldürdü. Para yüzünden yaşadıkları bir kavga sonucu eşine ateş eden aktör olayın ardından polisi arayarak “yardım edin eşimi öldürdüm” dedi. Yıllarca ekranlarda polis olarak tanındı. Şimdiyse katil oldu. 'The Shield' dizisiyle tanınan ABD’li aktör Michael Jace eşini silahla vurarak öldürdü. 51 yaşındaki aktör daha sonra sağlık ekiplerini arayarak 'Eşimi vurdum, yardım edin' dedi. Eve giden polisler, Michael Jace'ın 40 yaşındaki eşine birkaç el ateş ettiğini belirledi. Üstelik olay sırasında çiftin 10 yaşından küçük iki çocuğu da evdeydi. Michael Jace, tutuklanırken iki çocuğu akrabalarının yanına gönderildi. Polis şimdi aktörün, 10 yıldır evli olduğu eşini neden öldürdüğünü belirlemeye çalışıyor. Çiftin maddi zorluklar yaşadığına dikkat çekiliyor.2008'de sona eren 'The Shield' dizisinin ardından ekranlardan uzak duran Michael Jace'ın 1 milyon dolar borcunun olduğu belirtiliyor. FORREST GUMP’TA OYNAMIŞTI Oscar ödüllü 'Forrest Gump' filminde de rol olan Jace, 2002-2008 yıllarında 'The Shield', dizisinde canlandırdığı polis karakteriyle üne kavuşmuştu. 'The Shield' Türkiye'de Karakol ismiyle 2011'de ekranlara gelmişti.Milliyet
Apple'ı Tahtından İndiren Google En Değerli Marka
Bu yıl 10’uncusu yapılan ‘En değerli 100 global marka’ BrandZ Top 100 araştırmasında ilk sırayı Google aldı.Teknoloji şirketlerinin damga vurduğu listede son 3 senenin en değerli markası Apple, değerini yüzde 20 oranında kaybederek 148 milyar dolar ile 2. sıraya geriledi. Bir önceki yıla göre yüzde 40 yükselişle 159 milyar dolarlık marka değerine ulaşan Google ise listede ilk sıraya yükseldi. Listede yer alan tüm teknoloji şirketleri ise ilk 100’deki toplam marka değerinin yüzde 29’unu oluşturdu. Konunun uzmanları, Apple’ın yerini Google’a kaptırmasını şu şekilde yorumladı: “Tüketicilerin kafasında en iyi işleyen marka pozisyonunu korumasına rağmen, Apple yeni ürünler sunmayı başaramıyor. Şirket, artık tanımlayıcı teknoloji üreticisi değil.” Dünyanın önde gelen markalarından IBM ise 108 milyar dolarlık değeriyle 3. sıradaki yerini korudu. Listedeki değişikliği değerlendiren araştırmayı yapan Millward Brown Optimor’un Müdürü Nick Cooper, “Google Glass gibi icatları, yapay zekaya olan yatırımları ve Android işletim sistemini araba gibi ürünlere taşıyan birçok ortaklıklarıyla Google geçen yıl çok yenilikçiydi. Tabii şirketin bu yükselişi Apple’ın yavaşlama dönemine de denk geldi.” dedi. Bu yıl endeks değerlerinde güçlü bir iyileşme olduğuna da vurgu yapan Cooper, ilk defa Top 100’de tüm kategorilerde gerçek büyümelerle duraklamanın sona erdiğine dikkatleri çekti. The Store’un CEO’su David Roth da sıralamada en göze çarpan şeyin güçlü markaların nasıl iyileşmeye öncülük ettikleri olduğunun altını çizerek, “2014 Top 100 listemizdeki 71 marka 2008’de de listedeydiler. Finansal kargaşaya ve geçen yıllarda birçok işletmeyi yok eden dijital aksamaya rağmen bu markalar dayanıklılığını kanıtlayarak listedeki yerlerini korudu.” dedi. 2006 yılında yayınlanan ilk listeden bu yana Top 100’ün toplam değeri yaklaşık olarak iki katına çıktı. Top 100, bankacılık ve kur krizinin başlangıcı olan 2008 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde 4 artışla 2,9 trilyon dolar değere sahip bulunuyor. SOSYAL MEDYA ŞİRKETLERİ YÜKSELDİ Listenin sonuç bölümünde Facebook, Twitter, Tencent ve Linkedin gibi sosyal medya şirketlerinin hayatın birer parçası haline geldikleri vurgulanıyor. Teknoloji şirketlerinin listenin yüzde 29’unu oluştururken bu şirketlerin yaptığı sıçramaya dikkat çekiliyor. Teknoloji şirketleri arasında yüzde 97 artışla 54 milyar dolar marka değerine sahip Çin internet markası Tencent listede 14. sıraya yükseldi. Facebook ise yüzde 68 artışla 36 milyar dolar marka değerine ulaşarak 21. sıraya yükseldi. Ayrıca 14 milyar dolarlık marka değeri ile Twitter 71. sırada bulunurken 12 milyar dolarlık marka değerine sahip olan Linkedin 78. sırada yer alıyor. Zaman