onedio
Havacılık Tarihinine Damga Vuran 10 Fotoğraf
Havacılık tarihinin tozlu sayfalarını karıştırdığımızda karşımıza sayısız ilgi çekici olay ve yaşanmışlık çıkıyor. Bu olaylardan bazıları, öyle anlarda fotoğraflanmış ki, tek bir fotoğrafla her şey özetleniyor. Bir fotoğrafa sığdırılan hikayeler kimi zaman acıyı, kimi zaman sevinci ama daima akıllarda yer edecek şeyleri anlatıyor. Havacılık tarihinde üzerine kitap yazılabilecek fotoğraflar var. İşte o fotoğraflardan 10 tanesi…
13 Adımda KOÜ'lü Olmak
Üniversite sınavlarına girdiniz, istemeyerek,pardon çok istekli bir şekilde Kocaeli Üniversitesini tercih ettiniz.Tercihleriniz arasında 25 ile 30 arasında bulunan  güzel okulumuzun enfes ayrıcalıkları :)
Monet'nin "Nilüferler"i 27 Milyon Dolara Satıldı
Fransız empresyonist ressam Claude Monet'nin 'Nilüferler' adlı tablosu, New York'ta yapılan açık artırmada 27 milyon dolara satıldı. Christie's Müzayede Evi, Monet'nin 1907'de Fransa'nın Giverny kentindeki evinin bahçesinde yaptığı tabloyu Asya ülkelerinden, adının açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoncunun satın aldığını açıkladı. Tabloya 25 milyon dolar değer biçilmişti. 1930 yılından bu yana Huguette Clark'ın koleksiyonunda bulunan tablo, en son 1926'da sergilenmişti.Açık artırmada 2011 yılında 104 yaşındayken ölen, Montana bakır madenleri mirasçısı Clark'ın koleksiyonundan 47 parça toplam 285 milyon dolara satıldı. İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 1942'de tamamladığı 'Dora Maar'ın Portresi' adlı eseri 22,5 milyon dolara satılırken Rus sanatçı Wassily Kandinsky'nin 1909 tarihli 'Sahil' adlı tablosu da 17,2 milyon dolara alıcı buldu.CNN Türk
Reklam
Antivirüs Yazılımların Mucidi: Antivirüsler Öldü
Güvenlik şirketi Symantec, bundan 25 yıl önce bilgisayarları hacker saldırılarına karşı koruyan ticari antivirüs yazılımını icat etmişti. Şimdi ise şirket bu yöntemin başarısızlığa mahkum olduğunu açıkladı. Symantec'in kıdemli başkan yardımcısı Brian Dye yaptığı açıklamada bilgi güvenliğini sağlama konusunda antivirüs yazılımının 'öldüğünü' söyledi. Dye, 'Antivirüsün artık hiçbir şekilde para kazandıracağını düşünmüyoruz.' dedi. Antivirüs yazılımları hackerların bilgisayara sızmasını önlemeyi amaçlıyor. Ancak son zamanlarda hackerler bunu başka yollardan başarıyor. Bu nedenle Dye, yıllık cirosu 70 milyar doları bulan siber güvenlik sektöründe geniş çaplı bir değişimi başlatacak yeniden icat çalışmalarına öncülük ediyor. Kötü adamları dışarıda tutmaya çalışmaktan ziyade şirketlerin yeni teknolojileri artık hackerların bir şekilde sisteme sızdıklarını varsayarak bu sızıntıları tespit etmeyi ve zararı en aza indirmeyi amaçlıyor. Ağ ekipmanları üreticisi Juniper Networks, müşterinden hackerları yanlış yöne çekmek için güvenlik duvarları içerisine sahte veriler yerleştirmesini istiyor. Silikon Vadisi şirketi Shape Security ise hackerların şifre ve kredi kartı numaralarını çalacağını farz ederek artık çalıntı bilgilerin kullanımının zorlaştırılması için çalışıyor. FireEye da savunmanın ilk hattını geçen zararlı içerikli kodları bulmak için ağları tarayan teknoloji yarattı. Şirket, veri güvenliğinin kırılması ardından siber hayalet avcısı gibi görev yapan Mandiant şirketini 1 milyar dolara satın aldı. Symantec de bu hafta aynı kervana katıldı. Şirket, hacklenmiş sistemlere yardım için kendi müdahale takımını kuruyor. Şirket altı ay içerisinde müşterilerine belirli tehditler ile ilgili istihbarat bilgilendirmesi yapacak. Müşteriler böylece yalnızca hacklenmiş olduklarını bilmekle kalmayacak aynı zamanda neden hacklendiklerini de öğrenecek. Şirket ayrıca bir ağ içerisine yerleşmiş oldukça ileri zararlı yazılımları tespit etmek için de teknoloji geliştiriyor. Ancak bunun için şirketin bir toparlanmaya ihtiyacı var. Şirketin maliyet kesintileri nedeniyle karı artsa da son iki çeyrekte gelirleri düştü. Perşembe günü kar rakamlarını açıklayacak olan şirket Mart ayında sona eren çeyrekte gelirlerinin 1,62 milyar dolardan 1,66 milyar dolara yükselmesini bekliyor. Ancak bu rakam bir yıl önceki seviyesinden yüzde 5 daha az. Mart ayında CEO Steve Bennett'i görevden alan şirket böylece iki yıl içerisinde iki CEO'sunun işine de son vermiş oldu. Symantec şirketinde 10 yıldan fazladır görev yapan Dye, diğer şirketlerdeki ilerlemeyi gördükçe öfkelendiğini söyledi. Dye, 'Olduğunuz yerde oturup hayal kırıklığını yaşayabilirsiniz. Ya da harekete geçerek ilk etapta oynamanız gereken oyunu oynamaya başlayabilirsiniz.' dedi. Symantec, ürettiği antivirüs yazılımı ile 1980'lerde bilgisayar güvenliğine öncülük ediyordu. Bu teknoloji daha önce bilgisayarlarda bulunan zararlı kodlardan oluşan listeyi kullanarak hackerların saldırılarını dışarıda tutmayı amaçlıyordu. Tıpkı bir insanı bağışıklık sistemi gibi. Ancak hackerlar gittikçe daha fazla orijinal açıklar kullanmaya başladılar. Dye, antivirüslerin günümüzde siber saldırıların yalnızca yüzde 45'ini tespit ettiği tahmininde bulunuyor. Bu durum Symantec şirketini zor duruma sokuyor. Kişisel cihazlarda kullanılan antivirüs ve diğer ürünler şirketin gelirlerinin hala yüzde 40'ından fazlasını oluşturuyor. Ticari hesaplar için özelleştirilmiş siber güvenlik hizmetleri gelirlerin beşte birini oluştururken daha az kar marjına da sahip. İmkansız olmasa da bu tarz hizmetleri bireysel müşterilere satmak da pratik olmayacaktır. Symantec'in ilk antivirüs ürününü yaratılmasına yardımcı olan Ted Schlein, bu yazılımların 'gerekli olduğunu ancak yeterli olmadığını' söyledi. Girişim şirketi Kleiner Perkins Caufield & Byers'ın da ortağı olan Schlein, Symantec ile rekabet eden yeni siber güvenlik şirketlerine yatırım yapıyor. Dye, Symantec'in Norton güvenlik setinin halihazırda bir antivirüs yazılımının ötesine geçtiğini ve daha önce görülmemiş virüslerden kaynaklanabilecek aktiviteleri de bulduğunu söyledi. Yazılım içerisinde şifre yöneticisi, spam engelleyici ve kullanıcının Facebook haber kaynağını tehlikeli linklere karşı tarayan bir araç ile geliyor. Dye, şirketin Norton'dan vazgeçme gibi bir planının olmadığını ancak yeni ürünler ile gelir büyümesini hedeflediğini söyledi. Dye, 'Eğer müşteriler koruma sisteminden tespit ve yanıt sistemine yönelirse büyüme de tespit ve yanıt sisteminden gelecek.' dedi. Intel'in güvenlik birimi McAfee gibi diğer geleneksel antivirüs üreticileri de aynı yola yönelmiş durumda. McAfee'nin baş teknoloji sorumlusu Symantec'in hedeflediği teknolojiyi yaratmanın iki-üç yılı bulacağını belirtti. IBM de Pazartesi günü yaptığı açıklamada bilgisayar ağları içerisinde düzensiz hareketleri tespit edecek kendisine ait bir güvenlik yazılımı üretmeyi planladığını duyurdu. İran bağlantılı hackerlar geçen ilkbaharda enerji şirketlerinin ve ABD'nin beş büyük bankasından birinin dijital çeperini aşmayı başarmış ancak sisteme daha fazla sızmadan bu aktivitenin farkına varılmıştı. Siber güvenlik şirketleri ayrıca çok tehlikeli tehditleri az tehlikeli tehditlerden ayırmayı da istiyor. Target şirketinin güvenliği geçen yıl aşılmadan önce FireEye'ın güvenlik yazılımı şirketi şüpheli aktivite konusunda uyarmıştı. Ancak şirket bu aktivitenin önemsenecek derecede olmadığına karar vermişti. Daha önce Target'ta çalışan bir kişi takımın tüm tehlikeleri takip edecek kaynaklardan eksik olduğunu söylemişti. Dye bu konuda, 'Bir sorundan yüzde 60 emin olduğumuzda ne yapabiliriz' sorunu yöneltiyor. Analistler ise Symantec'in yazılımının çok fazla makinede çalıştığı için hangi hackerların görmezden gelinebileceği ya da hangilerinin gerçek bir sorun teşkil ettiği konusunda daha fazla rehberlik yapabileceği görüşündeler. DANNY YADRON | WSJ Türkiye
Reklam
3 Adımda Kolayca Youtube Reklamlarını Kaldırmak
Dünyanın en çok ziyaret edilen video paylaşım sitesi Youtube'daki reklamlar herkesin canını sıkıyor. Videonun içerisine yerleştirilen, video başlamadan gösterilen ve dahası. Peki bu reklamları kapatabileceğinizin bir yolu olduğunu söylesek? Ancak belirtelim bu yol için Google Chrome internet tarayıcısını kullanıyor olmanız gerekiyor. Bu adımları takip ederek Youtube reklamlarını kapatabilirsiniz.
Reklam
10 Liraya En Güzel Şekilde Doymanın 10 Yolu
etiket
Cebinizde 10 liranız var ve çok açsınız, ne yeseniz ki karnınız güzelce doysa? İşte sizin için 10 liraya güzelce doymanın 10 yolunu derledik. Baz olarak en uygun fiyatlı yerler alınmıştır. Ortaköy sahile inip bu fiyatları bulamadık diye yakınmayın.
Infamous Second Son
Şubat 2013’te Sucker Punch’tan Nate Fox oldukça karamsar bir konuşma yapmıştı Sony’nin sahnesinde. inFamous serisinin üçüncü oyununu tanıtırken kendi politik geçmişinden, daha da önemlisi baskı ile kurulan “güvenli” toplumların özgürlüğümüzü elimizden alışından bahsediyordu. O kadar karanlık bir konuşmaydı, o kadar karamsar bir hava çiziyordu ki oyun tanıtmak yerine sıkıyönetim ilan ettiğin bile düşünebilirdiniz.Üstünden bir yıl kadar geçti ve elime Dual Shock 4'le, inFamous: Second Son ’ın akan yazılarına bakarken sahnede edilen o lafların ne kadar da abartılı ve aslında yanıltıcı olduğunu fark ettim. Second Son o kadar karanlık değil. Aynı zamanda o kadar teorik ya da kapsayıcı da değil. Aksine kişisel, empati kurulabilecek, göz önünde olan bir hikâyeyi anlatıyor.DENİZ KENARINDA SAKİN YAŞAM MI?Bunca aydır çok gördük yüzünü Delsin Rowe’un. Oyun boyunca kontrol ettiğimiz, hayatının bugüne kadarki kısmını sprey boyalar ve Banksy ’den esinlendiği aktivist tavrıyla ilerleten bu Amerikan yerlisi genç, kendi hâlinde bir grafiti sanatçısı. Abisi Reggie de bölgenin şerifi olduğundan adalet sistemiyle ilişkisi de çalkantılı. Çünkü Reggie, Delsin’i birkaç kez nezarete atmış. Sonuçta grafiti, biz sevsek de sistemin “vandalizm” olarak tanımladığı bir suç ve birilerinin bu suçtan cezalandırılması gerekiyor.Second Son , ikinci oyundan yedi sene sonra ama alakasız bir şekilde, bu ritimde başlıyor işte. Delsin’in sıradan yaşamı, Akomiş (Yerli kabilenin adı) yerleşim alanı içinde sıradan hayatları konu alıyor yani. Ama ne zaman ki D.U.P.’nin transfer aracı yerleşim alanı içinde kaza yapıyor, o zaman Reggie ve Delsin’in arasındaki ufak çekişmeler askıya alınıyor. Çünkü Department of Unified Protection, yani Birleşik Koruma Departmanı’nın aracının içinden çıkan bir adam Delsin’e bir açıdan müthiş, diğer yandan onu sonsuza dek damgalayacak olan hediyeyi sunuyor istemeyerek: Conduit güçlerini.inFamous: Second Son , eğer önceki oyunları oynadıysanız ya da bugüne kadar çıkmış birkaç videoya göz attıysanız çoktan fark ettiğiniz gibi bu güçler üstüne kurulu. Ama ilk oyundaki taş üstünde taş bırakmayan kaosun aksine, daha öznel şekilde gelişiyor her şey işte. Zaten Delsin ayağa kalkıp ilk adımını attığında da bu oyunun kalanına yayılacak maceraya atılmış oluyorsunuz.Öncelikle Delsin, Reggie ve diğer herkes Türkçe konuşuyor. Zaten Sony’nin PlayStation 4 ile ilgili bilgilendirmelerinde Second Son ’ın Türkçe olacağını biliyorduk. Ama başından sonuna kadar çeviriden baymadan oynayabilmek, ara menüleri kendi dilimizde okumak yine bir keyif.Diğer bir konu, oyuna adım attığınız ilk andan itibaren her şeyin mükemmel görünüyor olması. Yapımcı Sucker Punch, Sony ile birlikte çalışmanın meyvesini görsellik ve yükleme sürelerinin azaltılmasında sunuyor bizlere. Gerçi oyunun ilk adımlarında gördüğünüz şey sakin bir yerleşke, ağaçlar, biraz da deniz. Delsin, su birikintisinden bir kedi misali korktuğu için suyun pek tadını çıkaramıyorsunuz tabii ama olsun.SEATTLE’IN YAĞMURLU GECELERİBir de adını sürekli duyduğumuz, yolumuzun düşüp de bir daha çıkamayacağı Seattle var. inFamous ’ın önceki oyunlarının aksine hayali bir şehir yerine gerçeğini modellemeyi seçmiş yapımcılar. Bunun sonucunda da eğer oralarda bulunmuşsanız tanıdık gelecek mimarilere rastlıyorsunuz. Bunun, bizim gibi uzaktan bakanlar için en net örneği Space Needle kulesi. Zaten Seattle dendiğinde mimari olarak benim hatırladığım başka bir şey yok.Ama şehrin planı, yapımcıların dediğine göre gerçekle yakından uzaktan alakalı değil. Oynanışa uygun olsun diye baştan aşağıya yenilenmiş ve ne yalan söyleyeyim birazcık küçük. Yani tanıtımını “açık dünya” olarak yapan bir oyunda, etrafta koşturup maydonoz olabileceğiniz bir şeyler bulmayı bekliyorsunuz ama Second Son bu beklentinize pek de kulak asmıyor. Alanlar küçük, üstelik birbirilerine çok benziyorlar. Bir köprüyle ayrılan ve bir şekilde senaryoya eklemlenen iki yakanın ne ismen, ne de cismen aklınızda kalması kolay. İki yakada biraz tarz farkı var tabii ama aklınızda kalacak olan tek şey her yerin çok güzel gözüktüğü.Oyunda, özellikler serbest dünya özellikleri olmasına rağmen binalar ve Delsin’in etkileşiminde sıkıntı var. Koridor temelli olsa, “boşver” diyebileceğiniz bir çok model hatası mevcut. Delsin sütunların içine giriyor, binaların yerle olan birleşimleri pas geçilmiş. Her şeyin ötesinde, binalara tırmanırkenki görsel ve mekanik teklemeleri nedir öyle yahu?YÖNLENDİRİLMİŞ GÜCÜN TADIDelsin, bu şehre kişisel amacı için geldiğinde, aslında her şeye oldukça yabancı. Ama bu çok dert değil. Elinizde havalandırmaları kullanabildiğiniz, havada süzülebildiğiniz ve vurulsanız bile hızlıca toparlanmanızı sağlayan bir gücünüz varsa zaten neden yabancılık çekesiniz ki? Ama Delsin’in ikilemi burada ortaya çıkıyor, çükü Seattle D.U.P. tarafından sıkıyönetimde adeta. İnsanlar baskı altında yaşıyorlar, her yerde kontrol noktaları var. Gökleri insansız hava araçları sarmış durumda. Eskinin conduit’leri, şimdinin biyoteröristleri her yerde ve halk onlardan delicesine korkuyor.Şehirde ana senaryonun bizi itelediği bir çizgi var tabii ama yan görevler de aklınızı çelmeye çalışıyor. Öncelikle Seattle’ın bu sıkı yönetimi D.U.P.’nin mobil kontrol merkezlerine bağlı. Buraları ele geçiriyorsunuz ki, hem görevleri yapabilesiniz hem de D.U.P.’nin etki alanını düşürüp hızlı yolculuk için nokta açabilesiniz. İlk birkaç tanesinde heyecanlı olsa da güçlerinizin püf noktalarını öğrendikçe süreci kolaylaştırdığınız ve sıkıcılaşan bir hâle geliyorlar.Yan görevlerde ise kimi zaman gizli bir kamerayı bulmaya çalışıyorsunuz, kimi zaman oyundaki karakterlere dair hikâyelerin detaylandığı ses kayıtlarını kovalıyorsunuz. Ama benim için en zoru, gizli görevde bir ajanı bulmak oluyor ki canımdan can koparıyor o görevler. Fazla hızlı kaçıyor bu pis ajanlar.PARANIN İKİ YÜZÜDelsin’e de, önceki oyunlarda olduğu gibi iki şekilde çevresiyle etkileşime girme şansı veriliyor: İyi ya da kötü karma alarak. Bu yönelim hem güçlerimizde nelere erişeceğimizi, hem senaryonun (oyunun sonu dahil) bazı kısımlarını, hem de oyun içinde insanların kimin tarafında yer alacağını belirliyor. Ama sonuncusuna çok odaklanmayın, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.İşin kozmetik kısmındaysa Delsin’in giydikleri, aldığı kararlara göre başkalaşıyor. Ceketinin ve sweatshirt'ünün sembolik olarak değişimini izliyorsunuz. Oynanış açısından hiçbir fark yaratmasa da keyif veriyor, sürekli bir adım ileriye gitmek istiyorsunuz. Ama her oyunda olduğu gibi, Second Son ’da da kötü adam olmak çok daha kolay.Bir kere karma için sadece ana senaryo kararlarına ya da yan görevlere kendinizi adamanıza gerek yok. Ha iyi olmak istiyorsanız, üzgünüm. Ancak önceki savaşlarda yaralanmış insanları gidip enerjinizle kurtarabiliyorsunuz, o kadar. Ama kötü olmak isterseniz, her bir sivil sizin vahşetinizden tatmaya hazır şekilde dolanıyor Seattle’da. Bu da, iyilik için debelenen benim gibi insanları biraz zorluyor ama aynı zamanda bir başarmışlık hissi de veriyor.Second Son , yazıda bahsettiğim gibi önceki oyunlardan kopuk olsa bile bütün bu “conduit” mevzusunu açmak lazım. Bunları bilmediğiniz takdirde oyunun ismi olan Second Son bile bir anlam ifade etmiyor çünkü. Hazır olun, SPOILER GELİYOR!İlk oyunda kahramanımız Cole MacGrath, kurye olarak bir paketi taşırken paket “elinde patlar”. Bu patlayan aletin adı Işın Küresi (Ray Sphere) olup, First Sons adlı bir organizasyon tarafından geliştirilmiştir.First Sons, geçmişi orta çağa dayanan ve insanlığın gelişimini fizik kurallarının ötesinde arayan bir tarikat aslında. Asırlarca gizli şekilde işlerini yürüten bu adamlar, bizim zamanımızda Empire City’de Cole’un elinde patlayan aleti hazırlayıp şehrin yarısını ve binlerce insanı yok etmişlerdir. Tabii tüm bu patlama, Cole’a güçlerini veren ve onu (birkaç başka insanla birlikte) bir “conduit” yapan yegâne olaydır. Cole, bunun sayesinde elektrostatik güçlere sahip olur.First Sons’ın başında da Kessler adında birisi vardır ki, zaten bu kişinin kimliği olayı çorap söküğü gibi açar. Kessler, aslında Cole MacGrath’tan başkası değildir. Ama gelecekten gelmiştir. Çünkü The Beast adındaki bir yaratık (Onun hikâyesi de ikinci oyundur), Kessler’ın yaşadığı geleceği yok etmiştir, o de tekrar olmaması için geri dönmüş ve bizim yönettiğimiz Cole’un güçlerini daha erken elde edip kendisini geliştirebilmesi için böyle bir yol izlemiştir. Zaten Cole’u sıkıştırarak, zora sokarak kendisine bir rol biçmesini, The Beast’le nasıl karşılaşacağına karar vermesini sağlamaktır amacı.Conduit de aslında insanların gücü alıp, bir nehir yatağının suyu yönlendirişi gibi yönlendirebildikleri için seçilen bir isim. Var olan bir gen yüzünden, insanlar yüksek miktarda enerjiye maruz kaldığında ölmek yerine güçler elde edebiliyorlar.Olur da önceki oyunlara dönmek isterseniz, süreçlerini ve senaryolarını heba etmeden en az spoiler ile (gerçi Kessler aralarında en ağır ve kaçınılamazı oldu) böyle anlatılabilir işte.NEON VE DUMAN. BAŞKA?Buraya kadar özellikle sakladığım konuya girmenin vakti geldi. Tamam, her şey iyi hoş ama Delsin’in sahip olduğu bu güçler neler? Oyunda, elinize geçen güç sayısı dört. Bunlar senaryoda elde ediş sırasına göre duman, neon, video ve beton. Delsin, başkalarına dokunarak onların güçlerini alıyor, zaten Second Son da Delsin’in bir kişiden bir gücü almaya odaklanması üstüne kurulu. Amacımız bu yani.Ne yazık ki inFamous 2 ’dekine benzer şekilde güçler arasında çok fark yok. Hadi, orada elektrik merkezliydik ve diğerleri baharat kıvamındaydı ama Second Son ’da insan birazcık farklılık istiyor. Yanlış anlamayın, özellikle görsel anlamda güçler harika. Zaten daha ne kadar grafikleri övebilirim bilmiyorum. İşi gücü bırakıp, gece karanlığında neon gücüyle duvarlarda iz bırakarak koşmak ya da video gücüyle havada süzülmek tatmin ediyor sizi. O zaman, görsel anlamda yeni nesle adım attığınızı biliyorsunuz işte.İş dövüşlere geldiğindeyse, görsel tatmin bir yere kadar götürüyor sizi. Hepsinin saldırısı benziyor, hepsinde R1 ağır saldırı yapıyor, hepsinde aynı tuş bomba atıyor. Ayrıca başlarda fark edeceğiniz üzere, tek conduit siz değilsiniz. Karşı taraf da sağlam, D.U.P.’nin sıradan askerleri çok kısa sürede sahneyi terk edip beton gücüne sahip abilerle sizi baş başa bırakıyor. Normal savaşlarda karma türünüze göre düşmanları kilit noktalardan vurmanız gerekiyor, bununla da özel bir güç dolduruyorsunuz. Sonrasında da duman gücünde videolara konu olan, tepeye yükselip kameraya gülümseyen Delsin’i ve yere bomba gibi düşüşünü yapabiliyorsunuz. Diğer güçlerinkini anlatıp heyecanı kaçırmayayım, kendiniz keşfedin.Dövüşlerle ilgili bir diğer konu da, boss dövüşlerinin keyifli olması. Özellikle oyunda ilerledikçe, elinizdeki güç sayısı arttıkça dönüşümlü olarak kullandığınız ve oynaması da izlemesi de keyifli sekanslar yakaladığınız bosslar oluyor. Bu konuda Sucker Punch’ı tebrik etmek lazım.GİDİP ALIYORUZ O ZAMAN?Buraya kadar oyuna dair herhangi bir kötü laf etmedim, çünkü zaten oyuna dair edilebilecek ve karalar bağlamama sebep olan bir sorun göremedim. Ama olay birazcık da burada düğümleniyor, çünkü inFamous: Second Son çok sıradan bir şekilde hayatınıza girip iz bırakmadan çıkacak bir oyun.Seattle’ın küçük olduğundan bahsettim ama bu küçüklük, yanında derişikliği getirmiyor. Yani içi içerikle dolup taşmıyor. 1.01 ilk gün yaması güya 5 saatlik içerik sunuyor ama ben tüm kontrol merkezlerini alıp, yan görevlerin çoğunu yaparak 14 saat gibi bir sürede rafa kaldırdım oyunu. Açık dünya olan bir oyun için, çok kısa bir süre bu. Assassin’s Creed serisinin kötülerinden sayılan Revelations ’u 22,5 saat oynamış birisi olarak kıyaslama yapıyorum.Diğer bir konu, klişelerle dolu senaryonun altının çok boş olması. inFamous serisinin saygı duyulması gereken bir hikâyesi vardı. Bir miti, bir süreci vardı. Ama Second Son ’da bu yok. inFamous 3 geldiğinde olacak belki, bu bir geçiş oyunu olabilir. Ama içinde ufak da olsa bir wiki’nin olmadığı, “İkincisi buysa First Son(s) kim?” sorusunun bile havada kaldığı bir oyun. Gerçi çaba var, oyunu her açışınızda şahit olduğunuz yükleme ekranının altında gördüğünüz karakterlerin gizli hikâyeleri yazıyor ufak ufak. Ama yetmiyor.En nihayetinde, son boss dövüşünden sonra yapacak bir şey bulamıyorsunuz. Ana görevler arasında yan görevlere ulaşma şansı vermek “açık dünya” oyun yapmak demek değil. Ana senaryoyu bitirdiğiniz noktada, oyun da sizin için bitiyor aslında.Ama bu sebeplerin hiçbirisi, inFamous: Second Son ’u kötü bir aksiyon oyunu yapmıyor. Oynaması keyifli olan, Türkçe çevirisinde esprilerin yerine güzelce oturtulduğu, içindeki karakterleri önemsiyor olduğunuz, kişisel ilişkilerin abartıya kaçmadığı, güçlerin görselliğinin keyiften kıkırdamanıza yol açtığı, dövüşlerinin sıkıcı olmadığı ama genel paket olarak yenilik sunmayan bir oyun var karşınızda.Her oyun da türü yeniden tanımlayacak diye bir koşul yok zaten. O nedenle Second Son , zamanınızı ve paranızı hak eden konsola özel bir oyun olarak alınmayı bekliyor. Aman dikkat, güç sarhoşluğuna girmeyin de.Oyunun senaryosu, peşinden gittiğimiz beton gücüyle alakalı. Bu beton gücü, karşımızdaki düşmanlarda bize öyle şekillerde gösteriliyor ki, elinize geçtiğinde gerek zıplarken, gerek dövüşürken harikalar yaratacağınıza falan inanıyorsunuz. İnanmayın. Çok fazla heyecanı kaçırmak istemiyorum ama Second Son, oyundaki tüm güçlere aynı özeni göstermemiş. Oyunun sonunda, hayal ettiğiniz şeyi bulamazsanız kırmayın oyunun diskini tamam mı?KÜNYEOYUN İSMİ inFamous: Second SonTür AksiyonYapım Sucker PunchDağıtım Sony, PSNKutulu Fiyatı 210TL,Dijital İndirme 159TLYaş Sınırı 16Dahası İçin http://infamous.wikia.comKARNENOTU 8SON KARAR Yeni nesildeki kaliteli aksiyon oyunlarına güzel bir ekleme yapıyoruz.Bulunduğu Platformlar PS4Ne İyi?Görsellik dolu doluTürkçe dubjal hiç fena değilGüçlerin görsel ayrımı netFarklı güçlerin farklı artıları az da olsa varYan görevler arayı doldurmaya yeterliNe Kötü?Açık dünya özellikleri çok azDelsin’in güçleri yeteri kadar farklı değilSenaryonun klişeliği ve kopuklukları varOyundaki karakter sayısı ve ilişkileri zayıfinFamous dünyasının bilgisini hiç oyuncuya sunmuyor
Reklam
Bazı Google Aramaları Saç Baş Yolduracak Cinsten...
Arama yaparken Google 'ın size ' feysbuk aç ' gibi saçma önerilerde bulunduğu muhtemelen olmuştur. Bu öneriler, Google'ın bilgisayarlarının ürettiği değil, bizzat kullanıcılarının yazdığı aramalar. Ancak Google'ın Amerika'daki kullanıcıları da saçma aramalarında kimseyi aratmıyorlar. İşte SearchFactory.com'un derlediği, sizi şaşırtacak en saçma aramalardan bazıları. ' Ölü bir beden nasıl saklanır ' (ayda ortalama 1.000 arama) ' Cinayetten sonra nasıl toz olunur ' (1.900 arama) Sanırız film yazarlarının ana karakterleri öldürme fikirleri tükendi... ' Kediyle buluşmak ' (110 arama) ' Kedimin beni sevmesini nasıl sağlarım ' (390 arama) ' Lady Gaga çıplak ' (135.000 arama) ' Lady Gaga erkek mi? ' (18.100 arama) ' Bir erkeğe nasıl çıkma teklif edilir ' (14.800 arama) ' Kırık bir kalp, nasıl tamir edilir ' (9.900 arama)Chiponline
Twitter'ın Bugünkü Piyasa Değeri Whatsapp'ten Hallice
Twitter’ın hiseslerinin 6 aylık elde tutma süresinin sona ermesiyle, şirketin çalışanlarına ve erken dönem yatırımcılarına dağıtılan hisseleri satışa açıldı. Güne yüzde 7 düşüşle başlayan hisseler gün içinde daha da gerileyerek, dünü yaklaşık yüzde 18′lik rekor bir düşüşle kapattı. Günün sonunda Twitter’ın borsa değeri 19.2 milyar dolara geriledi. Bunun anlamı Twitter’ın bugünkü piyasa değerinin WhatsApp’le neredeyse aynı olduğu. Şirketin tüm hisselerinin yaklaşık yüzde 82′sini oluşturan 480 milyon civarında Twitter hissesinin yaklaşık 125 milyonunun dün işlem gördüğü belirtiliyor. Bu da yeni bir rekor zira Twitter’ın bir gündeki işlem hacmi maksimum 117.7 milyon olmuştu. Twitter’ın 2014 birinci çeyrek performansını açıklamasıyla hız kazanan düşüşü, şirket üzerinde gerilimi artırmıştı. Twitter’ın geçtiğimiz yıl 26 Aralık’ta 74.76 dolarla zirve yapan hisse başı fiyatı, Şubat ayından bu yana düşüş seyri izliyor. Birnci çeyrek sonuçlaırnın duyrulmasıyla birlikte 42 dolar seviyesinden 37 dolara inmişti. Şirketin piyasa değeri bu sürede 18 milyar dolar azaldı. Son zamanlarda Twitter’ın sonunun gelip gelmediği tartışmalarına neden olan gelişmelerle birlikte şirketin şimdiden alacakaranlık dönemine girdiği bile yazılmıştı. Twitter’ın en büyük hissedarları şirketin hisselerinin toplam 205 milyon adetini elinde tutuyorlar. Girişim sermayesi şirketi Benchmark, Twitter kurucu ortakları Jack Dorsey, Evan Williams ve CEO’su Dick Costolo, birinci çeyrek sonuçlarının açıklandığı gün, şirket hisselerini elden çıkarmayacaklarını, duyurdular. Bu durum düşüşü engellemedi ancak sınırlamış olabilir. Bazı iddialara göre, Twitter çalışanları artık hisselerini satmakta özgür olsa da, gerçekte değiller. Gawker’ın haberine göre Twitter’ın birçok eski çalışanının hisselerini satmalarına izin verilmiyor. Twitter’ın Pazartesi günü 38.75 dolardan kapanan hisseleri bugün 31.85 dolarl seviyesinde kapandı. Yüzde 18 oranındaki bu düşüşün, Facebook ya da LinkedIn gibi diğer dot com şirketlerinin elde tutma sürelerinin sona ermesinin ardından yaşadıkları düşüşlerden çok daha sert olduğu ifade ediliyor. Twitter’ın bugünkü hisse değeri hala halka açılma operasyonu sonrasındaki 26 dolarlık seviyenin üzerinde. Yine de şirketin değerindeki rekor düşüş, borsalardaki teknoloji balonu tartışmasını körükleyecek gibi görünüyor. Webrazzi
Reklam
Türk Mitolojisi'nden 9 İlginç Varlık
etiket
Yunan Mitolojisi, Mısır Mitolojisi, Orta Çağ Mitolojisi...  Peki hiç Türk Mitolojisini duydunuz mu?  Gelin isterseniz Türk Mitolojisinde yer alan birkaç unsuru tanıyalım.
7 Mayıs Dünya Müslümcüler Günü'nü Unutmamak İçin 20 Sebep
Ne eksik ne fazla 60 yıllık bir hikaye Müslüm Gürses. Geçen sene aramızdan ayrıldığı güne kadar toplumun hemen her kesimine nüfuz etmeyi, tarzını değiştirmeden başarabilmiş, hatta hiç olmayacak insanları kendi tarzına çekmeyi başararak Türk müziğinin bir efsanesi olmuştur. Hayranları her sene onun doğum gününde 7 Mayıs'ta kendisini ve hayatlarına kattıklarını anıyorlar. Anmak için sebep çok, ama biz 20 tanesini sunuyoruz. Seni unutmak mümkün değil Müslüm Baba...
Çinli Kızın Akılalmaz Paten Dansı
Şangay’da yapılan Artistik ve Serbest Stil Paten Şampiyonası’nın birincişi 12 yaşındaki Çinli Feng Hui’nin ilginç paten dansı sizi büyüleyecek. Michael Jackson’ın “Beat It” şarkısıyla uyumlu bir biçimde kukaların arasında patenleriyle ilginç bir gösteri düzenleyen Feng Hui birinciliği sonuna kadar hakediyor.
Reklam