Türkiye'nin Korkutan Yoksulluk Rakamları
- 22 milyon kişi aylık 527 TL ile geçiniyor! Nüfusun yüzde 40’ı “sızdıran çatı” altında yaşıyor! Kendisine yeni giysi alamayanlar yüzde 35 - Yoksulluğun siyasi istismarını bitirmek için: Oy karşılığı yardım yerine sosyal adalet ve sosyal yardımı hak olarak veren sosyal devlet CHP Parti Meclisi Üyesi, İstanbul Milletvekili Umut Oran, gelir dağılımı ve sosyal adalete ilişkin TÜİK verileriyle derlediği araştırma sonuçları en zenginle en yoksul arasındaki farkın giderek açıldığını, milyonlarca insanın temel gereksinimlerini drahi karşılamayadığını ortaya koydu. Umut Oran'ın açıklaması şöyle: AKP politikaları Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluğu kronikleştirdi. Resmi verilere göre en zengin ve en yoksul yüzde 10’luk nüfus arasındaki gelir farkı 14 kata ulaşıyor. OECD ortalamasının çok üzerindeki Gini katsayısı da Türkiye’deki kronik gelir dağılımı adaletsizliğini gösteriyor. TÜİK’in makyajlı istatistikleri, farklı göreli yoksulluk sınırı ölçütlerine göre 7,3-22,3 milyon arasındaki yoksul sayılarına işaret ediyor. Türkiye’nin en düşük bazda bile, birçok önemli ülkenin toplam nüfusundan fazla yoksulu bulunuyor. AKP, gelir dağılımını da düzeltmek, yoksulluğu yenmek istemiyor. Çünkü, yoksulluktan besleniyor, yoksul milyonların bu durumunu kullanarak oya tahvil ediyor. Yoksul aileleri erzak-kömür yardımlarıyla kendine bağımlı yapıp oyunu almaya devam eden AKP, onların hep yoksul ve kendine bağımlı kalmasını, iktidarının devam garantisi olarak görüyor. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin son yıllarda düzelmek bir yana daha da artması dikkat çekiyor. En yoksul yüzde 10’luk nüfusu barındıran haneler, toplam gelirden AKP’nin iktidarda ilk yılı olan 2003’te yüzde 2.3 oranında, 2005’te ise yüzde 2.2 pay almıştı. En varlıklı yüzde 10’luk kesimin gelirden aldığı pay ise 2005-2012 döneminde yüzde 28.7’den yüzde 31.1’e yükseldi. 2005’teki 13 katlık gelir farkı, izleyen yıllarda hep bunun üzerinde seyretti, 2012 itibariyle 14 katın üzerinde gerçekleşti. Ücretli-maaşlı çalışanlar bordrolarında yazan geliri beyan ederken, sermaye kesimindekilerin gelirlerini daha düşük beyan etmeleri nedeniyle bölüşüme konu gelir pastasının gerçek hacmi ortaya çıkmıyor, gelir dağılımı da olduğundan daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. Yani, gelir dağılımındaki gerçek uçurum, TÜİK verilerine yansıyandan çok daha derin; görünürdeki adaletsizlik de buzdağının sadece uç kısmı. AKP’nin halka empoze etmeye çalıştığı “ekonomide başarı”, büyüme-kalkınma masallarına rağmen, on iki yılı aşan iktidarı döneminde uyguladığı ekonomi politikaları, korkunç bir gelir dağılımı adaletsizliği ve ciddi boyutlarda bir yoksulluk tablosu ortaya çıkardı. AKP’nin ekonomi politikaları Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluğu kronikleştirdi.  Türkiye son 12 yılda, yoksul milyonların durumunu siyaseten istismar eden; sosyal yardımları parti yandaşlığı koşuluna bağlayan; böylece kendine bağımlı bir sadaka toplumu ortaya çıkararak bunu oya tahvil eden ve bu şekilde iktidarını sürdüre gelen AKP’ye tanık oldu. Gelirin yarısı nüfusun yüzde 20’sine ait Türkiye’de korkunç boyutlarda bir gelir dağılımı adaletsizliği yaşanıyor. TÜİK’in en son Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2012 yılındaki durumu yansıtıyor. Buna göre en üstteki yüzde 20’lik nüfus diliminde yer alan hane halkları, toplam gelirin yüzde 46.6’sını alırken, en alttaki yüzde 20, gelirden sadece yüzde 5.9 pay alabiliyor. En üstteki ile en alttaki arasında 8 katlık bir gelir farkı var. En varlıklı yüzde 20’lik nüfus gelirin yarıya yakınını elde ederken, nüfusun yüzde 80’i kalan yarısını paylaşıyor. Zengin-yoksul arasındaki makas açıldı Ancak en varlıklı ve en yoksul yüzde 10’luk dilimler esas alındığında ise fark 14.1 kata ulaşıyor. 2012 itibariyle en varlıklı yüzde 10’luk nüfus gelirin yüzde 31.1’ini alırken, en yoksul yüzde 10’un payı sadece yüzde 2.2’de kalıyor. Gelir dağılımındaki bu adaletsizliğin son yıllarda düzelmek bir yana daha da artması dikkat çekiyor. En yoksul yüzde 10’luk nüfusu barındıran haneler, toplam gelirden AKP’nin iktidarda ilk yılı olan 2003’te yüzde 2.3 oranında, 2005’te ise yüzde 2.2 pay almıştı. Bu pay 2010, 2011 ve 2012 yıllarında da yüzde 2.2 olarak gerçekleşti ve 2003’tekinin altında kaldı. En varlıklı yüzde 10’luk kesimin gelirden aldığı pay ise 2005-2012 döneminde yüzde 28.7’den yüzde 31.1’e yükseldi. En zengin ve en yoksul yüzde 10’luk kesimler arasında 2005’teki 13 katlık gelir farkı, izleyen yıllarda hep bunun üzerinde seyretti, 2012 itibariyle 14 katın üzerinde gerçekleşti. Yani gelir dağılımı bu dönemde düzelmek bir yana biraz daha bozuldu. AKP adaletsizliği kronikleştirdi… Bir ülkede milli gelirin dağılımının adaletli olup olmadığını ölçmeye yarayan Gini katsayısı da gelir adaletsizliğinin kronikleştiğini, uçurumun daha da büyüdüğünü gösteriyor. 2005’te 0.380 düzeyinde bulunan Gini katsayısı 2012 itibariyle de 0.402 oldu. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değerler alıyor ve değerin yükselmesi eşitsizliğin artması anlamına geliyor. Örneğin herkesin aynı gelire sahip olduğu bir toplumun Gini katsayısı 0 olurken, tüm gelirin bir kişide toplandığı toplumun Gini katsayısı 1 çıkıyor. Gelir uçurumunda görünen buzdağının sadece ucu… TÜİK, yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir gelirini 2012 itibariyle 11 bin 859 (Aylık 988) TL olarak baz alıyor. Hane halkları yüzde 10’luk nüfus dilimleri halinde yoksuldan zengine doğru sıralandığında 2012’de en alttaki dilimde 2 bin 599 (Aylık 217) lira olan yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir geliri, en üst dilimde 36 bin 905 (Aylık 3 bin 75) lira oldu. Ancak anket yöntemiyle yapılan gelir araştırmasında sonuçlar verilen yanıtlara göre elde ediliyor. Ücretli-maaşlı çalışanlar bordrolarında yazan geliri beyan ederken, sermaye kesimindekilerin gelirlerini daha düşük beyan etmeleri nedeniyle bölüşüme konu gelir pastasının gerçek hacmi ortaya çıkmıyor, gelir dağılımı da olduğundan daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. Üst gelir grubundakilerin gerçek beyanda bulunmaması nedeniyle maaş-ücret gelirleri yüzde 46,5’lik oranla toplam gelir içinde en fazla paya sahip, müteşebbis gelirleri ise yüzde 20.4’le bunun yarısından bile az gözüküyor. 2012 yılda GSYH cari fiyatlarla 1.4 trilyon TL olurken, 11 bin 859 TL olarak baz alınan eşdeğer hane halkı kullanılabilir geliri anılan yılda 73 milyon 604 bin kişi olan nüfusla çarpılınca 873 milyar TL’lik bir büyüklük ortaya çıkıyor. Milli gelirin bir kısmının “kullanılabilir gelir” olmadığı, yani hanelere girmediği dikkate alınsa bile üst-orta ve üst kesimlerin beyan etmediği önemli boyutta bir gelir olduğu anlaşılıyor. Yani, gelir dağılımındaki gerçek uçurum, TÜİK verilerine yansıyandan çok daha derin; görünürdeki adaletsizlik de buzdağının sadece uç kısmı. Yoksul sayısı birçok ülke nüfusundan fazla… TÜİK, 2012 yılında eşdeğer hane halkı kullanılabilir “medyan” gelirini yıllık 9.030 TL olarak baz alıyor ve bu medyan gelirin yüzde 40, yüzde 50, yüzde 60 ve yüzde 70’i üzerinden çeşitli “göreli yoksulluk sınırları” belirliyor. Bu farklı yoksulluk sınırlarına göre de  7.3 milyon-22.3 milyon kişi arasında değişen farklı yoksul sayıları ve yüzde 10-30 arasında yoksulluk oranları hesaplıyor. 22 milyon kişi aylık 527 TL ile geçiniyor! Eşdeğer hane halkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 40’ı olarak baz alındığında yoksulluk sınırı yıllık 3.612 (Aylık 301) TL çıkıyor ve buna göre 7 milyon 344 bin kişilik yoksul sayısı ortaya çıkıyor. TÜİK, yüzde 50’lik çıtaya göre yıllık 4.515 (Aylık 376) TL yoksulluk sınırı ile toplam 11 milyon 998 bin yoksul sayısı hesaplıyor. Yoksulluk sınırı olarak medyan gelirin yüzde 60’ı (Aylık 451 TL) baz alındığında toplam 16 milyon 741 bin; yüzde 70’i (Aylık 527 TL) baz alındığında ise 22 milyon 252 bin yoksul sayısı ortaya çıkıyor. Baz alınan yoksulluk sınırına göre değişen yoksul sayısının son 5 yılda 545 bin-1.7 milyon kişi arttığı görülüyor. Ancak resmi istatistiklerde baz alınan en yüksek yoksulluk sınırı bile, yoksulluğun boyutunu yansıtmaktan uzakta bulunuyor. TÜİK, 2012 itibariyle yüzde 70’lik medyan gelire göre yoksulluk sınırını aylık 527 TL olarak baz alarak bunun üstünde eşdeğer hane halkı kullanılabilir geliri olanları yoksul sayısına dahil etmiyor. Türk-İş ise Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını Aralık 2012 itibariyle 3 bin 208 TL olarak açıklamıştı. Bunu hane halkı başına düşündüğümüzde aylık 802 TL’ye denk geliyor. Yıllık 9.030 (Aylık 753) TL olan eşdeğer hane halkı gelirinin yüzde 100’ünü de aşan bu tutar dikkate alındığında ülkedeki yoksul sayısının 22.3 milyonun çok çok üzerinde olduğu görülüyor. Nüfusun yüzde 40’ı “sızdıran çatı” altında yaşıyor! TÜİK araştırması, eksiklikleri ve yanıltıcı yanlarına rağmen, Türk halkının ekonomik koşullarına ilişkin oldukça çarpıcı veriler de ortaya koyuyor. Buna göre; nüfusun yüzde 40.6’sının konutunda “sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi” gibi sorunları var. Konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşayanların oranı payı önceki yıla göre 5 puan artarak yüzde 46.6’ya çıktı. Nüfusun yüzde 27.4’ü oturduğu konutta odaların karanlık olması veya yeterli ışık alamaması gibi sorunlar yaşıyor. Nüfusun yüzde 61.3’ü hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut alımı ve konut masrafları hariç) bulunuyor. Kendisine yeni giysi alamayanlar yüzde 35 Nüfusun yüzde 85.9’unun “evden uzakta bir haftalık tatil” yapacak parası yok. Nüfusun yüzde 61,8’i “beklenmedik harcamalarını” ve yüzde 78,8’i “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme” ihtiyacını ekonomik nedenlerle karşılayamayacak durumda. İki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafının karşılayamayanların oranı yüzde 43.9’a ulaşıyor.Hane halklarının yüzde 35.1’i kendisine yeni giysiler alamıyor. Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4’ünü karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı yüzde 59.2’ye ulaşıyor. AKP yoksulluktan besleniyor… Yıllardır büyüme-kalkınma masalları ile göz boyayan; algı yönetimi yoluyla yarattığı illüzyon sayesinde kitleleri “ekonominin çok iyi yönetildiğine” inandıran AKP’nin ekonomi politikalarının yol açtığı gerçek tablo böyle. AKP’nin, gelir dağılımını iyileştirmek, yoksul sayısını azaltmak gibi bir hedefi de olmadı, aslında bu çarpıklık onun işine de yaradı.Çünkü AKP, yoksulluktan beslendi, yoksul milyonların bu durumunu istismar edip, oya tahvil etmeyi tercih etti. Yoksul halkı erzak-kömür yardımlarıyla kendine bağımlı yapıp oylarını almaya devam eden AKP, onun hep yoksul ve kendine bağımlı kalmasını, iktidarının devamının garantisi olarak gördü. SOSYAL DEVLET İÇİN “AİLE SİGORTASI” ÖNERMİŞTİK CHP olarak, sosyal devlet ilkesini tesis amacıyla geliştirdiğimiz “Aile Sigortası Kurumu” (AS-KUR) modelini 2011 genel seçimleri öncesi kamuoyuna açıklamıştık.  Bu konuda TBMM’ye yasa teklifi de verdik. Benzerleri daha önce Meksika, Brezilya gibi ülkelerde uygulanmış ve yoksullukla mücadelede son derece başarılı sonuçlar elde edilmiş olan bu modelde ısrarlıyız, kararlıyız. AS-KUR modeli ile sosyal yardım kurumlarının tek çatı altında toplanması ve bu yardımların tek elden yürütülmesini amaçlıyoruz. Bu model, hem kısa vadede yoksulluğu yenmek için muhtaç durumdaki ailelere her ay düzenli nakdi yardım yapılmasını, hem de yoksulluğu uzun vadede azaltmak için kapsamdaki ailelerin çocuklarını düzenli sağlık kontrolü ve okula göndermeleri koşulunu içeriyor. Aylık ödemelerin hanedeki kadının adına açılan hesaba yapılmasını öngörüyoruz. Nüfusun en yoksul kesimine sağlanan nakit akışıyla kısa vadeli yoksulluğu azaltabiliriz. Eğitim ve sağlık kontrolü koşuluyla da uzun vadeli yoksullukla mücadelede yetişmiş insan kaynağını artırarak ülkeyi kalkındırıp ileri götürebiliriz. Mesleki eğitim kurslarını da içeren Aile Sigortası, AKP’nin sıcak paraya dayalı istihdam yaratmayan büyüme modelinin aksine istihdam artışı sağlayacak, Türkiye’nin kronik işsizlik sorununun çözümüne katkı sağlayacaktır. Sağlıklı ve eğitimli yeni nesillerin yetişmesinin garantisi olacak Aile Sigortası ile çocuk işçiliği sona erecek, çocuklarımızın sağlık ve eğitim hizmetlerinden eşit bir şekilde yararlanmasını da sağlayacaktır.   Sonuç olarak sosyal adalet, sosyal yardım bir haktır. Bu hak ancak sosyal demokrasinin uygulandığı, sosyal devletlerde karşılıksız olarak verilir. Unutmayalım ki eğitim ve gelir düzeyi ne kadar artarsa toplum bilinçlenir ve hakkına sahip çıkar. AKP iktidarını devam ettirmek için sürekli eğitim sistemini değiştirerek eğitim düzeyini düşük tutmakta, ekonomide rakamlarla oynayarak düşük gelir düzeyini saklamakta, böylelikle oy karşılığı vatandaşına yardım yaparak yoksulluğu siyasi istismar aracı olarak kullanmaktadır.
Sanatçı Ivan Hoo Tarafından Çizilmiş 13 Mükemmel 3D Çalışma
Ivan Hoo duyularımızı kandırmakta uzmanlaşmış bir ahşap boyama ustası. Yıllarca  Audrey Flack, Roberto Bernadi ve Julian Beever gibi çizim ustalarının eserlerini takip ettikten sonra kendi eserlerini yapmaya başlayan sanatçı eserlerini ahşap üzerine çizmeye karar vermiş. İşte gerçek gibi görünen 3D çizimler...
Reklam
Anime Hakkında Bilmemiz Gereken 8 Şey
etiket
Anime, her ne kadar bizim ülkemizde çizgi film diye tanımlansa da asla çizgi film değildir. Çizgi film daha çok çocuklara hitap eder fakat anime her yaş grubuna hitaben yapılır.
Reklam
Esnaf Lokantalarının 10 Olmazsa Olmazı
Haşlaması, İzmir köftesi, pilavı ve Kemalpaşa tatlısı ile esnaf lokantaları, fiyat/kalite performansı açısından tartışmasız yeme-içme sektörünün ipi göğüsleyenidir. Esnaf lokantalarını bu derece samimi ve vazgeçilmez kılan kendilerine has bazı özellikleri!
2010-13 İzlenmesi Gereken 25 Yerli Film
2010'dan 2013 sonuna kadar sinemamızda yer alan yerli filmlerden 25 tanesini seçtim. Bunları Geçmişe dair giderekten 5erli yıllara bölerek ileridede paylaşacağım. İzlemenizi tavsiye ederim. Sıralama 2013'ten 2010'a doğru gidiş şeklinde yapılmıştır. Yıllara göre sıralama içinde karışıktır.
Her Gün Yanlış Yaptığınız Ama Farkında Olmadığınız 13 Şey
Quora'da bir başlık altında insanlar her gün yaptığımız ama yanlış yaptığımız şeyleri tartışmış.  Ben de bunların en iyilerini toparladım sizin için.  Not: Videoların çoğu ingilizce ama hiç ingilizce bilmeseniz de videoları izleyerek olayı kapabilirsiniz.
Reklam
Bu Yaz İstanbul'u Konser Maratonu Bekliyor
Geçen sene Gezi eylemleri gerekçesiyle iptal edilen birçok konserin ardından bu sene İstanbul birbirinden ünlü isimlere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye’ye ilk kez gelecek Lady Gaga, Justin Timberlake, Pixies gibi sanatçı ve grupların yanı sıra Bob Dylan, Metallica, Manu Chao, Massive Attack ve Kaiser Chiefs‘in yolları da bir kez daha Türkiye’den geçecek. Yaz konserlerinin sıralı tam listesini gazeteci ve müzik yazarı Çetin Cem Yılmaz kendi blogunda listeledi.
Guardian'dan Sanat Tarihinin Unutulmaz 10 Yüzü
Mısır’ın kudretli kraliçesi Nefertiti’den gizemli Mona Lisa’ya, doğanın ‘ çığlığını ‘ hisseden Perulu totemden Marilyn Monroe’ya… The Guardian’dan Jonathan Jones, sanat tarihinin unutulmaz yüzlerini derledi.
Seksi bir reklam kampanyasının çekiminde yer aldıklarını düşünen modellerin gerçeklerle yüzleştikleri an
Dünya üzerinden yaşanan felaketlerin, savaşların, susuzluğun ya da salgın hastalıkların kulağa hiç ”seksi” gelmediğinin farkındayız; fakat biraz daha ilgi çekici hale getirildiğinde konuyla ilgili farkındalığınızın artacağına eminiz.Birazdan izleyeceğiniz videoda, görmezden geldiğimiz, konuşmaktan kaçındığımız ancak üzerine en çok düşünmemiz gereken dünya gerçekleriyle beklenmedik bir anda yüzleşmenin nasıl bir duygu olduğunu hissedeceksiniz.”Save the Children USA*” isimli sivil toplum örgütü, bir video çekimi yapmak istediğini belirterek bir kaç modelden en seksi ve çekici ses tonlarıyla karşılarındaki kameraya konuşmalarını istedi. Karşılarındaki kartlarda yazanları en çekici sesleriyle okuyan modeler, konu kadınlar ve çocuklarla ilgili dünya gerçeklerine geldiğinde oldukça zor anlar yaşadılar. İşte modellerin gerçeklerle yüz yüze geldikleri o an;
Reklam
Kalçalar ile İlgili İlginç Gerçekler
-Kadınların en çok hoşuna giden iltifat kalçalarıyla ilgili olanlardır. Kalçalardaki yağlar göbek bölgesindeki yağlardan daha masumdur. İngiliz bilim adamlarının 2010 yılında yaptığı araştırmaya göre büyük kalçanın faydalı olduğu bile söylenmektedir. -Kalçalarımız vücudumuzdaki en büyük ve belki de en güçlü kas grubudur. Bu nedenle oturup şekle girmesini beklemeyin. Spor yaparak kalçanızı dilediğiniz şekle sokabilirsiniz. Erkeklerin bir kadında ilk gözüne çarpan şey kalçalar değildir. Erkeklerin dikkatini ilk gözler çekiyor. Kalçaların 8. sırada olduğu söyleniyor. -Sadece erkekler değil kadınlarda güzel kalçalardan hoşlanır. Bazı kadınlar için güzel kalça ideal erkek için şarttır. Orta Çağ’da kalçalar günahkar ve utanılacak bir bölge olarak kabul ediliyordu. -Kalçalardaki deri öyle hassastır ki 0.1 Celcius derecelik sıcaklık değişimini bile hisseder. Antik Yunan’da güzel kalçalı kadınlar tanrıların elçisi kabul edilir, bu kadınlara sayısız sanat eseri adanırdı.
Sosyal Medyada Metin Feyzioğlu ve Başbakan ile İlgili Yapılmış 26 Paylaşım
Danıştay'ın kuruluşunun 146. yıldönümü için başkent Ankara'da yapılan törende 'edepsizlik' gerginliği yaşandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasının uzadığını belirterek tepki gösterdi. Feyzioğlu konuşmasının sonunda cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili temennilerini dile getirirken Erdoğan, 'Bir saattir sen konuşuyorsun. Ne hakkın var ya. Yanlış konuşuyorsun. Böyle edepsizlik olmaz. Neler yapıldığından haberin var mı?' diye bağırdı.
Reklam
Apple Takas Yoluyla İphone 5S Satışına Başladı
Apple iPhone 5S ve iPhone 5C lansmanında 'takas'yolu ile telefon satacakları açıklamasında bulunmuş ve bu mobil sektörde bomba etkisi yaratmıştı. Eski iPhone'unu Apple Storelara getiren kullanıcılar ücretsiz olarak eski telefonlarından yeni telefonlarına veri aktarımı yapabilirken belli bir ücret karşılığında eski telefonların geri alınarak yeni iPhone 5S ve iPhone 5C kullanıcılara indirimle verilecekti. Aradan aylar gemesine rağmen Apple bu konuda bir adım atmamış ve kullanıcılarda bundan dolayı Apple'a büyük eleştirilerde bulunmuşlardı. Apple bu gün itibariyle Amerika'da iPhone 4 ve iPhone 4S telefonların takas ile geri alımına başladığını açıkladı. iPhone 4 için 99 dolar, iPhone 4S için 199 dolarlık bir fiyat biçen Apple'ı kimileri bonkörlükle kimileri ise değerinin altında fiyat vermesiyle eleştiriyor. Amerika'da ülkemizdeki gibi bir 2. el sektörü olmadığı düşünüldüğünde verieln fiyatların oldukça makul olduğunu düşünmekteyiz. Ülkemizde bu durumda tabii ki fiyatlar çok komik kalacaktır ama ülkemizde çok hızlı bir 2.el pazarı var; bunuda gözardı etmemek lazım. Apple, son zamanlarda düşen iPhone 5S ve hemen hemen hiç olmamış iPhone 5C satışlarından dolayı ve kullanıcıların iPhone 6 beklentisinden dolayı bu yükseltmeyi 'güzel bir zaman' oalrak değerlendirmekte. Tüm dünya iPhone 6 lansmanı için kilitlenmiş beklerken Apple'ın takas programı satışları gerçekten arttıracak mı bunu birlikte göreceğiz.Teknolojioku
Türkiye'nin İlk 4 Tekerlekli Elektrikli Otomobili
Dokuz Eylül Üniversitesi Güneş Arabaları Ekibince (Solaris) tasarlanıp üretimi gerçekleştirilen, Türkiye'nin ilk 4 tekerlekli 2 kişilik elektrikli aracı olduğu bildirilen DEMOBİL, törenle tanıtıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güneş Arabaları Ekibince (Solaris) tasarlanıp üretimi gerçekleştirilen, Türkiye'nin ilk 4 tekerlekli 2 kişilik elektrikli aracı olduğu bildirilen DEMOBİL, törenle tanıtıldı. Proje yürütücülüğünü üstlenen DEÜ Üniversite Sanayi Uygulama ve Araştırma Merkezi (DESUM) Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Bayram, törendeki konuşmasında, akademisyen, girişimci ve öğrencilerden oluşan Solaris'in, bugüne kadar ürettiği güneş arabalarıyla çeşitli yarışmalardan dereceler aldığını belirtti. Solaris'in ilk kez elektrikle çalışan araç tasarladığına değinen Bayram, 'İzmir Kalkınma Ajansı, projemizi destekledi. Üniversite tarihi için önemli olan projeyle farklı fakültelerden akademisyen ve öğrenciler bir araya geldi. DEMOBİL, güneşten elde ettiğimiz elektrik enerjisiyle şarj edilebiliyor. Burada fark yarattık. Bünyesinde kullanılacağı kampüste, şarj istasyonları olacak. Sonraki aşama, güneşten enerji üreten fotovoltaik hücre yapmak.' DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün de son yıllarda atılım içinde olduğunu ifade ettiği üniversite bünyesinde teknoloji geliştirme bölgesi kurduklarını anlatarak, 29 Ekim'de tamamen hizmete girecek DEÜ Biyomedikal Ar-Ge Merkezi'nin, Türkiye, Ortadoğu ve Doğu Avrupa'nın en büyük gen merkezi olması için çalıştıklarını dile getirdi. Konuşmaların ardından DEMOBİL, katılımcılara gösterildi. DEMOBİL'in özellikleri Türkiye'nin ilk 4 tekerlekli ve 2 kişilik elektrikle çalışan otomobili olduğu bildirilen DEMOBİL, saatte 80-100 kilometre hıza ulaşabiliyor. Dış gövdesi kompozit olan ve karbon fiberden üretilmesiyle çelik kullanılan araca göre ağırlığı 40-50 kilogram civarında azaltılan DEMOBİL'in ağırlığı 250 kilogram. Motor, pil kontrol sistemi, telemetri ve maksimum güç noktası takipçilerinin Solaris tarafından tasarlanıp üretildiği DEMOBİL'in menzili de ortalama 80 kilometre. Güneş enerjisiyle panellerden şarj edilmesi yaklaşık 2 saat süren DEMOBİL'in, şebeke elektriğiyle şarj edilmesi ise 4 saati buluyor. DEMOBİL'in 3 araç için yatırım maliyetinin 100 bin lira olduğu, bunun yerli kaynakların kullanımının artmasıyla daha da aşağıya çekilebileceği kaydedildi. Geçen hafta düzenlenen Bursa Bilim Şenliği'nde ilk kez görücüye çıkan otomobil, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından kullanmıştı. Emre Umurbilir/AA
Reklam