RedHack Anadolu Cam'ı 'Hack'ledi
Hacker grubu RedHack, Anadolu Cam'ın web sitesi olan www.anadolucam.com'u hackledi. Hacker gurubu sitenin ana sayfasına bir mesaj bıraktı.Cam İşverenleri Sendikası ile Kristal-İş Sendikası arasından süren 24. Dönem Cam Grup Toplu İş Sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştı. 10 fabrikada 5 bin 800 cam işçisi dün greve çıkmıştı. İşçilerin grev kararı almasının ardından kendilerine destek vermek amacıyla cam şirketlerinin web sitelerine siber saldırı düzenleyen RedHack, twitter hesabından Anadolu Cam'ın web sitesini hack'lediğini duyurdu. 'Hak yerini bulana kadar hack devam edecek...' RedHack, Anadolu Cam'ın web sitesine şu mesajı bıraktı: Anadolu Cam direnisindeki iscileri selamliyoruz. Yurudukleri yolda onurun ve erdemin bayragi altinda onlarla birlikte olmaktan gurur duyuyoruz... Hak yerini bulana kadar hack devam edecek... NERELERDE GREV VAR?Grev kararı; Paşabahçe Cam Sanayi A.Ş (Kırklareli, Mersin, Eskişehir Fabrikaları), Anadolu Cam Sanayi A.Ş. (Mersin fabrikası), Trakya Cam Sanayi A.Ş. ( Trakya Düz Cam, Trakya Otocam ve Mersin Fabrikaları), Anadolu Cam Yenişehir Sanayii A.Ş., Trakya Cam Yenişehir Sanayii A.Ş. ve Cam Elyaf Sanayi A.Ş. işyerlerinde uygulanıyor.
Sosyal Medyayı En İyi Kullanan Terör Örgütü: IŞİD
Irak’ta durdurulamayan ilerleyişini sürdüren radikal İslamcı terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) sadece kısa sürede bu denli etkili olmasıyla değil, sosyal medyadaki planlı ve ‘başarılı’ stratejisiyle de dikkat çekiyor. Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u bir günde kolayca ele geçiren ve çevredeki şehirleri de kontrolü altına alarak Şiileri öldürmeyi sürdüren Sünni terör örgütü, sosyal medyayı üç ana başlık altında kullanıyor: Ele geçirdiği yerler hakkında bilgi vermek, örgüte yeni militanların katılımını sağlamak ve düzenlediği saldırılarla, Şiilerin öldürülmesini meşru kılmak. IŞİD, bu ustalığıyla kimi uzmanlarca Twitter’ı en iyi kullanan terör örgütü ilan edildi bile. Ayrıca birçok büyük şirket, sanal alemde daha görünür olabilmek için önemli paralar harcarken, IŞİD sosyal medya stratejisiiyle bir anda internette de ana gündem maddesi olmayı başardı. Özellikle yarattıkları Twitter uygulaması ‘The Dawn of Glad Tidings’ le bunu başaran IŞİD, kullanıcıları adına fotoğraf ve videolu tweet’ler atıp, hashtag kampanyaları yürüttü. Bu sayede uygulamayı kullananların da IŞİD’in sosyal medyadaki birer neferi olması sağlandı. IŞİD’in Musul’u aldığı gün yaklaşık 40 bin tweet atıldı ve bu tweet’ler iki saatte bir gönderilerek spam’lenme tehlikesi yaşamadı. Twitter’dan ‘spam’ yememek için belli bir algoritma ve zamanlama gözetilerek atılan tweet’ler sayesinde IŞİD, neredeyse etkili olduğu her bölgede ‘en çok konuşulanlar’ arasına girdi. The Atlantic’ten J.M. Berger, Musul’un ele geçirildiği gün Twitter’da bir anda “Şimdi Bağdat’a geliyoruz” yazılı fotoğrafların patlamasının ve bir anda aramalarda da en üst sırada çıkmasının bu uygulama sayesinde olduğunu belirtti. Uygulama Twitter tarafından engellenmiş olsa da farklı yöntemlerle hâlâ aktif olarak çalışabiliyor. IŞİD tüm bu bilgi akışının yanında ayrıca etkili bir ‘PR çalışması’ yürüterek yeni destekçiler de kazanıyor. Die Zeit gazetesine konuşan terör uzmanı Yasin Muşarbaş, IŞİD’in tüm bu içerikle sadece Arap ülkelerinden değil Avrupa ve ABD’den de destekçi bulduğunu belirtti. Muşarbaş, asıl hedefin El Kaide gibi ‘kurumsal bir kimlik’ kazanmak olduğunu belirtti. Bu sayede IŞİD, daha önce fotoğraflarını yayımladığı Portekizli, Hollandalı ya da Fransız militanlar da bulabiliyor. Son olarak binlerce hesabı tam anlamıyla tek elden yönetmek IŞİD’e ‘neyin nasıl görülmesini istiyorsa öyle yansıtmak’ gibi bir imkan sağlıyor. Böylece Şiilerin öldürülüp Sünnilerin serbest bırakılması, mezhepçi bir vahşet olarak değil, din ve İslam düşmanlarının etkisiz hale getirilmesi gibi yansıtılabiliyor. Tabii IŞİD cihadçıları da İslamı ayakta tutacak yeni bir güç olarak…Dİken
Akıllı Telefonunuz Yavaşlıyor mu?
Akıllı telefonlarda gerekli sanılarak yüklenen gereksiz uygulamalar, cihazın hafızasını doldurduğu gibi pil ömrünü de kısaltıyor. Bunun önüne geçmek veya etkisini azaltmak ise mümkün. Akıllı telefonların en cazip noktası, hiç şüphesiz, uygulamalarla içeriğin zenginleştirilmesi. Ancak bu uygulamaların bir kısmı gerçekten işe yararken, bir kısmı arka planda çalışarak hem telefonu yavaşlatıyor hem de pil ömrünü düşürüyor. AKILLI TELEFON ALANLAR NE YAPMALI ? Akıllı telefon aldıktan sonra içerisindeki uygulamaları gözden geçirmek oldukça önemli. Üretici firmaların telefona yüklediği bazı uygulamalar, telefonun çalışması için gerekli olmadığı gibi sistemi de normalden çok daha yavaş bir hale getiriyor. Telefon normal işleyişini sürdürürken arka planda ve gizli modda çalışan uygulamalar telefonda ciddi anlamda güç kaybına neden oluyor. Dolayısıyla eğer telefon bu uygulamalardan root (kendi kendini kontrol eden) ile korunmuyorsa farkında olmadan akıllı telefon kullanımında zorluklar yaşanıyor. EN ÇOK YER KAPLAYAN UYGULAMALAR Oyunlar, akıllı telefonlarda en çok yer kaplayan uygulamaların başında geliyor. Çoğu kullanıcı bu oyunlardan bazılarını hiç kullanmamasına rağmen telefonundan da kaldırmıyor. Büyük boyutlu bu oyunları silmek hafızadan ciddi anlamda yer tasarrufu sağlıyor. ANTİVİRÜS YANILGISI En bilinen gereksiz uygulamalardan bir diğeri de antivirüs uygulamaları. Çoğu kullanıcı genellikle Android telefonların özellikle antivirüs uygulamasına ihtiyacı olduğu yanılgısına kapılıyor. Android açık kaynak kodlu Linux tabanlı bir işletim sistemi olduğu için aslında cihazın virüs tanımazlık özelliği bulunuyor ve işletim sistemine virüs bulaşmıyor. KAMERA UYGULAMALARI Oldukça fazla kullanılan ve telefona kurulan kamera uygulamaları da aslında Android telefonlar için gereksiz. Sistemin içinde zaten kamera uygulaması olduğu için telefon farklı farklı kamera uygulamalarına gerek duymuyor. RAM DÜŞMANI LAUNCHER VE WIDGET’LAR Ana ekranı kaplayan bir çok widget ise göze gerekli gibi görünmesine rağmen, aslında olmazsa olmazlar arasında değil. Widgetler, arka planda da çalıştığı gibi RAM’i de dolduruyor ve bataryanın çabuk bitmesine yol açıyor. Telefonun ekranında farklı bir görünüm elde etmek adına launcher, mesajlaşma uygulaması, yada diğer özgün uygulamaları kullanmak oldukça cazip gelebiliyor. Ancak, bu uygulamalar cihazınızın sisteminde zaten yüklenmiş durumda oluyor. Yani kullanıcılar yeniden bu tür uygulamaları yüklediğinde bile isteye cihazı yavaşlatıyor. Bu da hem depolama alanından hem de telefonun mevcut hızından kayıp anlamına geliyor. İŞE YARAMAYAN UYGULAMALARDAN KURTULMAK İÇİN… Android telefonlarda çok da işe yaramayan uygulamaları devre dışı bırakmak için Android 4.0 Ice Cream Sandwich sürümden faydalanmak mümkün. Veya Titanium Backup uygulamasını kullanarak da benzer bir işlem yapılabilir. Böylece söz konusu uygulamalar bir anlamda uykuya alınabiliyor. Ayrıca bu eklentiler ile birlikte söz konusu uygulamaların ikonları uygulama ekranından kalkabiliyor ve göz yorucu bir karmaşadan kurtulmak da mümkün oluyor.teknolojioku
30 Bin TL'lik iPhone'u Gördünüz mü?
İlk akıllı telefon modeline imza atan ve bir devrim başlatan Apple, hala akıllı telefon pazarında ilk sıralarda. Şirketin çıkardığı İlk iPhone modeli 2007'de tanıtıldı. Cihaz o zamanlar bir servet değerindeydi ve Apple 'ın telefon pazarındaki ilk akıllı telefonu oldu. Piyasaya ilk sürülen iPhone'lar, bugünkü iPhone'lara göre çok fazla özelliğe sahip değildi. Daha Apple App Store bile olmayan bir zamanda ilk iPhone'u satın alan bir eBay kullanıcısı, aldığı iPhone'u hiç kullanmadı ve yıllarca sakladı. Kullanıcı 7 yıl sakladığı ilk iPhone modelini antika değeri olabilir düşüncesiyle satışa çıkardı. Açık arttırma ile satışa sunulan cihaz, 15 bin dolar, yani 30 bin TL’ye alıcı buldu. Hiç kullanılmayan ve 4GB depomla alanına sahip iPhone’un daha jelatini bile açılmamıştı.teknolojioku
Reklam
Burçlara Göre Tatil Rehberi
Tatillerinizi unutulmaz bir anıya dönüştürmek istiyorsanız, önce burcunuza göre hazırlanan bu tatil rehberi yazısını okuyun. Bazı yerler aklınızı başınızdan alıyor, kendinizi evinizdeymiş gibi huzurlu hissediyorsunuz. Bazı yerlerle ise yıldızınız bir türlü barışmıyor. Bunun en büyük sebebi, gittiğiniz beldeyle burcunuzun uyum içinde olması ya da olmaması…
Reklam
NASA'nın 'Kıyamet' Planı Hazır
Uzmanlar öldürücü bir gök cisminin Dünya’ya çarpmasının sadece bir an meselesi olduğunu söylüyor. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ise dünyayı bu cisimden kurtarma çalışmalarına başladı. Uzay dairesinin ‘’Asteroid Retrieval Mission’’ adı verdiği kurtarma çalışması 2020’li yılların ortalarında olması beklenen olayı önlemeyi planlamakla birlikte bilim insanlarının üzerinde deney yapabilecekleri bir sistem oluşturmayı da amaçlıyor. NASA’da Dünya yakınındaki gök cisimleriyle ilgili çalışmalar yapan Lindley Johnson NBC News’a konuşarak, planladıkları çalışmanın ayrıntıları hakkında bilgi verdi. ‘’Hollywood filmlerinde gördüklerimiz maalesef gerçeği pek yansıtmıyor’’ diyen Johnson ‘’Bir uzay aracıyla yıkıcı bir faciaya engel olmak için neler yapabileceğimize bakıyoruz ‘’ diye de ekledi. Dünya çevresinde milyonlarca gök cismi bulunmakta. Uzmanlar bunların 20.000’e yakınının bir şehir büyüklüğünde yıkım potansiyeli olduğunu savunuyor. NASA astronotları ve birçok ilgili kurum Dünya’nın çevresindeki bu cisimleri büyüklüklerine göre gruplandırıp oluşturabilecekleri tehditleri inceliyor. NASA’nın 1.25 milyar dolarlık ‘’Asteroid Retrieval Mission’’ı güneş enerjisiyle çalışan bir uzay gemisi aracılığıyla iri gök cisimlerini yakalayıp, bilim insanlarının araştırması için bu cisimleri ayın yörüngesinde tutacak bir yol arıyor. Planın A ve B seçenekleri var. A seçeneği 10 metreden küçük boyutlardaki cisimleri ayın yörüngesine yönlendirmeden önce yakalamayı planlarken, B seçeneği 10 metreden daha büyük cisimleri yakalayıp geri göndermeyi amaçlıyor. Johnson’a göreyse gezegensel koruma için plan B daha elverişli. Uzay aracının ‘’yerçekimi traktörü’’ görevi görme ihtimali var. Johnson bunu şu cümlesiyle açıklıyor: ‘’Uzay aracı yerçekimi kuvvetini kullanarak zamanla büyük cisimlerin yörüngesini kaydırabilecek, eğer işe yararsa cisimler Dünya’nın yolundan uzaklaşmış olacak.’’ Araç aynı zamanda güneşsel elektrik iyonları sayesinde cisimleri uzaklaştırmak için ne kadar güç ve zaman gerektiğini de ölçebilecek. Lindley Johnson ‘’ARM’’ planını gözlem programlarıyla desteklediklerini böylece ‘’ARM’’nin de gezegensel savunmaya destek sağlayabileceğini düşünüyor. NASA’nın planı yalnızca Dünya’yı büyük bir felaketten kurtarmak değil. Plan aynı zamanda Güneş sisteminde yer alan cisimler hakkında bilgi edinilmesi için de yararlı olmayı amaçlıyor. Edinilen bilgilerin ileride Mars ve Mars’ın uydularının araştırılmasında da önemli katkı sağlayacağı düşünülmekte. ARM program yöneticisi Michele Gates, NASA’nın bu yıl sonunda A ve B seçenekleri arasındaki tercihini kesinliştireceğini belirtti. Tercih edilen seçenek doğrultusundaysa 2019 yılında uzay aracının fırlatılması planlanıyor. Gök cisimlerinin Dünya’ya çarpmasının beklendiği aralık ise 2021-2024. NASA’nın şimdiden belirlediği 6 hedef cisim mevcut. Bunlardan 3 tanesi A seçeneğine 3 tanesiyse B seçeneğine ait cisimler. Listeye daha fazla cisim eklenmesi bekleniyor fakat belirtilene göre bu sayı 10 civarında kalacak. ‘’ARM’’ şimdiden ABD kongresi ve çeşitli yerlerden eleştiriler almakta. Mars’ın ve ayın keşif için daha uygun bir hedef olduğunu düşünenlereyse incelemenin 2030lu yıllarda olacağı belirtildi. Yapılan eleştirilere rağmen, NASA gök cisimlerinin keşfi için gereken parayı çeşitli projelerle sağlamaya devam ediyor.Kaynak: HaberKıta
İnsanlar Özel Hayatlarını Neden İnternette Paylaşıyor?
EMC Gizlilik Endeksi dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerin internette gizlilik konusundaki görüşlerini araştırdı ve tüketicilerin gizliliğin teminatı için internet dünyasının sunduğu fayda ve kolaylıklardan ne derece ödün verdiklerini ortaya koydu. Araştırmaya katılanların %91’i dijital teknolojinin sunduğu “bilgi ve verilere daha kolay erişim” avantajına önem veriyor.Katılanların yalnızca %27’s, internette daha fazla rahatlık ve kolaylık için gizlilik haklarından bazı ödünler vermeye hazır olduğunu söylüyor.Katılanların yalnızca %41’i hükümetlerin gizlilik haklarını korumaya büyük önem verdiğine inanıyor .Katılanların %81’i önümüzdeki beş sene içinde gizliliğin iyice azalacağını öngörüyor; %59’u ise geçen seneye göre gizlilik haklarının azaldığına inanıyor.Dünyanın lider teknoloji şirketlerinden EMC, internette gizlilik konusunda tüketicilerin tavır ve görüşlerini değerlendiren dünya çapında bir araştırmaya imza attı. “EMC Gizlilik Endeksi” araştırması, 15 ülkede 15.000 tüketicinin katılımıyla gerçekleştirdi. EMC Gizlilik Endeksi dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerin internette gizlilik konusundaki görüşlerini araştırdı ve tüketicilerin gizliliğin teminatı için internet dünyasının sunduğu fayda ve kolaylıklardan ne derece ödün verdiklerini ortaya koydu. EMC Bilgi Altyapıları Birimi Ürünler ve Pazarlama Başkanı Jeremy Burton, yapılan araştırmayı şu sözlerle değerlendirdi: “Bulut Bilişim ve Büyük Veri’nin ticareti ve toplumu geliştirmeye yönelik eşi benzeri olmayan potansiyeli güven temeline dayanıyor. Bireylerin verilerinin yalnızca güvende olduğunu bilmeleri yetmez, mahremiyetlerinin de korunduğunu bilmesi gerekir. Gizlilik Endeksi günümüzün bu kritik konularına yönelik farklı görüşleri ortaya koyuyor. Bu da hem işletmelerin, hem hükümetlerin, hem de bireylerin şeffaflığa, adalete, internette güvenli davranışlara ve kişisel verilerin güvenilir biçimde kullanımına yönelik sorumluluk üstlenmeleri için bir uyarı niteliğinde.” Gizlilikle ilgili ortaya çıkan üç çelişki* Araştırmanın sonunda gizlilik ile ilgili görüş ve tavırlarda farklı coğrafyalara ve internet üzerinde yapılan etkinliklere göre farklılıklar gözlemlendi. Araştırma sonucunda gizlilikle ilgili üç çelişki ortaya çıktı. Her birinin tüketiciler, işletmeler ve teknoloji ürün ve hizmet sağlayıcıları için güçlü etkileri bulunuyor: “Hepsini İstiyoruz” Çelişkisi: Tüketiciler dijital teknolojinin sunduğu tüm kolaylıkları ve faydaları istediğini belirtse de, bu fayda ve kolaylıklara sahip olmak için gizlilik haklarından feragat etmeye razı olmadıklarını söylüyor.“Hiçbirşey Yapmama” Çelişkisi: Gizlilikle ilgili riskler doğrudan birçok tüketiciyi etkilese de, birçoğu gizliliklerini korumak adına özel hiçbir şey yapmadıklarını söylüyor. Bunun yerine, bu yükümlülüğü hükümetler ve ticari işletmeler gibi bilgilerini kullanan, işleme tabi tutan kurumların üzerine yıkıyor.“Sosyal Paylaşım” Çelişkisi: Sosyal medya sitelerini kullananlar kişisel bilgilerinin gizli kalmasına ve mahremiyetlerine önem verdiklerini iddia ediyor, ancak bilgilerini koruma konusunda sitelere tamamen güvenmediklerini dile getirmelerine karşın da bu sitelerde kişisel bilgilerinin büyük kısmını paylaşmaktan geri kalmıyor.Gizlilik davranışları, internette gerçekleştirilen eyleme göre değişiyor EMC Gizlilik Endeksi insanların internette gerçekleştirdikleri etkinliklere bağlı olarak farklı şekilde davranabildiklerini teyit ediyor. Bu farklı davranış türleri altı farklı karakter kategorisine ayrılıyor. Her bir kategoriyi temsil edenlerin gizliliğe/mahremiyete yönelik farklı tavır ve görüşleri bulunuyor. Değerlendirilen bu altı karakter kategorisi: Sosyal Ben: sosyal medya siteleri, eposta programları, SMS ve diğer iletişim servisleri ile etkileşim içinde Finansal Ben: bankalar ve diğer finans kuruluşları ile etkileşim içindeVatandaş Ben: devlet ve kamu kuruluşları ile etkileşim içindeMedikal Ben: doktorlar, tıp kurumları ve sağlık sigortası yetkilileri ile etkileşim içindeÇalışan Ben: istihdam-işe alım sistemleri ve Web Siteleri ile etkileşimTüketici Ben: E-ticaret siteleri ile etkileşim içindeÖrneğin; Vatandaş Ben kategorisinin merceğinden bakıldığında, araştırmaya katılanlar korunma elde etmek ya da hükümetin sunduğu faydalara internette daha kolay ve etkin biçimde erişmek için gizlilik haklarından feragat etmeye en çok razı olan kategori oldu. Bu arada, “Sosyal Ben” kategorisi ise internette daha fazla sosyal bağlanırlık özelliğine sahip olmak için gizlilik haklarından feragat etmeye en az razı olan kategori oldu. ARAŞTIRMADAN ELDE EDİLEN ÖNEMLİ BULGULAR “Hepsini İstiyoruz” Çelişkisi Karakter kategorisine ve sunulan fayda türüne bakılmaksızın, insanlar dijital teknolojinin faydalarından yararlanmak için gizlilik haklarından feragat etme konusunda çok az istekli: Araştırmaya katılanların %91’i dijital teknolojinin sunduğu “bilgi ve verilere daha kolay erişim” avantajına önem veriyor. Ancak bunların yalnızca %27’si internette daha fazla rahatlık ve kolaylık için gizlilik haklarından bazı ödünler vermeye hazır olduğunu söylüyor. Katılanların %85’i dijital teknolojinin terörist saldırıları ve/veya yasadışı suçlara karşı kullanımına önem veriyor; ancak bunların yalnızca %54’u bu tür bir koruma için gizlilik haklarından bazı ödünler vermeye hazır olduğunu söylüyor. Farklı ülkelerden araştırmaya katılan 55 yaş üzeri insanlar, rahatlık ve kolaylık için gizlilik haklarından feragat etmeye daha az istekliler ve kişisel bilgileri üzerinde daha fazla kontrola sahip olmak istiyor. “Hiçbir şey Yapmama” Çelişkisi Araştırmaya katılanların yarısından çoğu geçmişte gizli bilgilerinin bir şekilde izinsiz olarak başkalarının eline geçmesi gibi bir deneyim yaşadıklarını belirtti. (eposta hesapları hack’lendi; mobil cihazları kayboldu ya da çalındı; sosyal medya hesapları hack’lendi; vb. ) Birçoğu kendini korumak için önlem almıyor.%62’si şifrelerini düzenli olarak değiştirmiyor10 kişiden 4’ü sosyal ağlardaki gizlilik ayarlarını tercihlerine göre düzenlemiyor.%39’u mobil cihazlarında şifreli koruma kullanmıyorAraştırmaya katılanlar gizliliğin geleceğine yönelik en önemli riskleri şu şekilde sıraladı:%51’i işletmelerin mali kazanç sağlamak amacıyla kişisel verileri kullanmasını, satmasını ya da takas yapmasını; %31’i de hükümetlerin yeterli dikkat ve önemi vermemesini saydı. Benzer şekilde, yalnızca %11’i “benim gibi normal insanların fazla dikkat etmemesi ve gözetim yapmaması”nı saydı.55 yaş üstü katılımcılar cep telefonu, tablet gibi mobil cihazlarını şifreyle koruma ya da sosyal ağlardaki gizlilik ayarlarını değiştirme konusunda diğerlerine oranla çok geride.“Sosyal Paylaşım” Çelişkisi Aşağıdakilere rağmen sosyal medya sitelerinin kullanımında patlama yaşanmaya devam ediyor: Katılımcılar sosyal medyada gizlilik haklarının korunmasının önümüzdeki beş sene içinde çok zor olacağını öngörüyor.Tüketicilerde, kurumların sosyal medya sitelerindeki kişisel bilgilerin gizliliğini korumak için gereken beceri ve ahlaki değerlere sahip olduğuna dair inanış düşük.Katılımcıların yalnızca %51’i kişisel bilgileri koruma konusunda hizmet sağlayıcıların becerilerine güveniyor, %39’u da bu kurumların ahlaki değerlerine güvendiğini iddia ediyor. Tüketicilerin büyük çoğunluğu (%84) kendileri paylaşma kararı vermediği surette, hiç kimsenin kendileriyle ilgili bilgileri ve alışkanlıkları öğrenmesinden hoşlanmıyor.65 yaş üstü katılımcılar gizlilik/mahremiyetleriyle ilgili diğer katılımcılara göre çok daha endişeli. İnternetteki davranış ve alışkanlıklarını başkalarının öğrenmesi konusunda en az istekli grubu temsil ediyor.Global Araştırmaya Karamsar Bir Bakış İnsanların gizlilik haklarına duydukları güven zamanla azalıyor.Geçen seneye oranla, araştırmaya dünyanın dört bir yanından katılanların %59’u bugün daha az gizlilik hakkına sahip olduğunu hissediyor.Brezilya ve ABD bu konuda en karamsar ülkeler. Brezilya’dan araştırmaya katılanların %71’i, ABD’den katılanların da %70’i bugün daha az gizlilik hakkına sahip olduğunu düşünüyor.Fransa’dan katılanlar, bu konuda ABD ve Brezilya’yla aynı şekilde düşünmüyor. Geçen seneye göre gizlilik haklarının azaldığı fikrine katılmayanların oranı %56.Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu (%81) önümüzdeki beş sene içinde gizlilik haklarının azalacağını öngörüyor.Bu sonuçlar, tüketicilerin internetteki etkinlikleri için gizlilik hakları konusunda daha fazla koruma sağlayan kurumları tercih etmesinin daha muhtemel olduğunu gösteriyor. Bu da işletmeler ve hükümetlerin görmezden gelmemesi gereken gerçek fırsatlar sunuyor. Bu araştırma, hem tüketiciler hem de işletmelerle teknoloji ürün ve hizmet sağlayıcılar için yol gösterici nitelikte. • Tüketiciler için gizlilikle ilgili konular hakkında bilincin artırılması gerekliliğini ve tüketicilerin kendi gizli bilgilerini korumak için kişisel adımlar atmaları gerektiğini destekliyor. Tüketicilerin gizlilik haklarını daha etkin korumaları için EMC’nin tavsiyelerini linki tıklayarak öğrenebilirsiniz. improve consumer privacy. • İşletmeler için müşteri anlayışının kapsamını anlamak çok önemli. Kazananlar ve kaybedenler müşterileri için en uygun ve pratik gizlilik uygulamaları sunan işletmelere göre belirlenecek. Gizlilik haklarını korumaya büyük önem veren ve bunu taahhüt eden bir işletme daha çok müşteri ilgisi çekecek ve mevcut olan ilgiyi de artıracak. • İşletmelerin gizlilik haklarını koruma taahhüdünü yerine getirmeye yardımcı olmada teknoloji ürün ve hizmet sağlayıcılarının rolü çok önemli. Teknoloji ürün ve hizmet sağlayıcıları, kullanıcı deneyimi, performans ya da işlevlerden ödün vermeksizin sundukları ürün ve hizmetlerde gizliliği korumaya yönelik uygulamalarını daha da geliştirmek için yöntemler bulmalı. CNN Türk
Instagram'daki Hayatınızla Gerçek Hayatınız Arasındaki 20 Fark
Instagram üzerinden paylaşılan fotoğrafların biraz abartılı olduğu bilinen bir gerçek. Hatta bu konuda yapılan geyiklerin sayısı da bir hayli artıyor. Gerçek hayatın Instagram'daki gibi mükemmel ve şaşalı olmadığı mizahi bir dille karşılaştıran bir galeri. Biraz abartılı ama eğlenceli...İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
iWatch'un Üç Benzersiz Özelliği Ortaya Çıktı
Apple’ın akıllı saati iWatch ile ilgili ortaya atılan iddiaları uç uca koysak buradan köye yol olurdu. Yine de şehir efsanesine dönüşen bu saate dair yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor… Apple Insider, Apple’ın 2012 yılında aldığı ve geçtiğimiz gün ABD Patent Ofisi’nin web sitesinde yayınlanan üç iWatch patentini fark etti. Bu patentlere göre, iWatch diğer akıllı saatlerin sahip olmadığı gerçek akıllı özelliklerle donatılacak. İlk patent, iWatch’un kullancısının nerede olduğunu ve ne yaptığını anlamak için algılayıcılarını nasıl kullanacağını açıklıyor. Örneğin, koşuda olduğunu anlamak için kalp ritmi ve hareket algılayıcısını kullanacak. Ardından, konum algılayıcısını kullanarak, nereden koştuğunu algılayacak. İkinci patent, akıllı saatin kullanıcısına bildirimler gönderirken daha akıllı olacağını ve kullanıcısını ne zaman rahatsız etmemesi gerektiğini anlayacağını gösteriyor. Hareket algılayıcısı ile kullanıcının uyuduğunu anlayabilecek olan iWatch, uyandığını algılamadığı müddetçe sana bildirim göndermeyecek. Giyilebilir cihaz ayrıca odada başka insanların olduğunu da algılyabilecek ve kullanıcı yalnız olmadığı zamanlarda daha sessiz bildirimler gönderecek. Üçüncü patentte ise iWatch’un kullanıcı uyurken küçük hareketler yapsa bile, kullanıcının uyumaya devam ettiğini anlayacağını belirtiyor. Kullanıcı uyanıp, iWatch’tan saati kontrol edip tekrar uykuya dalarsa dahi akıllı saat sessiz kalmaya devam edecek.stuff
İlk Nesil iPhone 15 Bin Dolara Satıldı
Apple’ın yedi sene önce, 2007 yılının ocak ayında satışa sunduğu ilk nesil iPhone’lardan biri, eBay üzerinden 15 bin dolara satıldı. Apple, bu aralar gündemde iPhone 6 veya iWatch cihazlarıyla anılıyor olsa da eski akıllı telefonları hâlâ unutulmuş değil. Apple, bundan yedi yıl önce, 9 Ocak 2007 tarihinde ilk iPhone’unu tanıttı ve mobil alanda bir ilke imza attı. Çoğu kişi ise bunun ardından cihazı alıp kullandı ve eskitti. Bazıları ise koleksiyonluk deyip bir kenara kaldırdı. Beşinci nesil iCihazların çok gerisinde kalan ilk iPhone, aradan geçen yedi senenin ardından büyük bir meblağ karşılığında alıcı buldu. Bir eBay kullanıcısı, jelatini dahi açılmamış 4 GB’lık iPhone modelini eBay üzerinde satışa sundu. Piyasa çıktığı ilk zamanlarda satın alındığı düşünülen iPhone’a, kullanıcı tabiri caizse gözü gibi bakmış. Açık artırmanın başlamasından kısa bir süre sonra ise cihaz 15 bin dolara (32 bin TL) satıldı. Eğer senin de eski nesil bir iPhone’un (iPhone 2/3/3G) varsa, satışa çıkarmayı deneyebilirsin. Hatta istersen şimdiden bir iPhone 5s alıp ileride torununun satması için saklayabilirsin. Bu seni otomatik olarak iyi bir dede yapacaktır.stuff
Reklam
Bu Hafta 5 Film Vizyonda
Bu hafta, dram, aksiyon, biyografi, animasyon türünde 5 film vizyona girecek.  ''Geçmişin İzleri''  Jonathan Teplitzky'nin yönettiği, Oscar Ödüllü Nicole Kidman ile Colin Firth'in yanı sıra Jeremy Irvine ve Stellan Skarsgaard'ın oynadığı ''Geçmişin İzleri'' izleyiciyle bulaşacak. Gerçek bir öyküden uyarlanan filmde, 2. Dünya Savaşı sırasında Japon çalışma kampında esirken işkence gören İngiliz ordu mensubu Eric Lomax'ın hikayesi anlatılıyor. Dram ve biyografi türündeki filmin konusu özetle şöyle: ''Savaş sonrası eşi Patti, Lomax'ın kapanmaz diye düşündüğü yaralarını sarmaya yardımcı olur. Bir gün Lomax, yaşadıklarının büyük bir bölümünden sorumlu tuttuğu Japon tercümanın hayatta olduğunu keşfeder ve hem onunla hem de zorlu geçmişiyle yüzleşmeye karar verir.'' ''Öteki'' Yönetmen koltuğunda Richard Ayoade'nin oturduğu, Jesse Eisenberg, Wallace Shawn, Noah Taylor ile James Fox'un rol aldığı ''Öteki'' filmi, gerilim ve dram meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Dostoyevski'nin, yazdığı dönemde sert eleştirilere maruz kalan eseri ''Öteki''nin beyaz perdeye uyarlaması olan filmde, bir adamın yaşarken kendi 'öteki'siyle tanıştıktan sonra yaşadıkları izlenebilecek. ''Tom Çiftlikte'' Gerilim ve dram türündeki 'Tom Çiftlikte' filminin yönetmenliğini Xavier Dolan üstlendi. Xavier Dolan'ın, Pierre Yves Cardinal, Lise Roy ve Evelyne Brochu ile rol aldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Tom, sevgilisi Guillaume'un cenazesi için Quebec kırsalına gider. Orada, Guillaume'un annesi ve ileri derecede maço abisi Francis ile tanışır. Kederli ailenin bu ilişkiden haberinin olmadığı açıkken, Francis şaşırtıcı bir oyunun kurallarını birer birer koymaya başlayınca işler iyice karışır. Bu oyun Tom'u hem boğar hem de heyecanlandırır.'' ''Dhoom: 3'' Vijay Krishna Acharya'nın yönettiği ve Aamir Khan, Katrina Kaif, Tabrett Bethell ile Abhishek Bachchan izleyeci karşısına çıktığı ''Dhoom: 3'', aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeyi amaçlıyor. Hindistan yapımı filmde, sahibi oldukları sirkte babası ile gösteriler yapan Sahir'in, babasının sirkin kapanmaması için bankadan çektiği krediyi ödeyememesi nedeniyle intihar etmesine şahit olmasının ar yaşadıkları konu ediniliyor. ''Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2'' Dean DeBlois'in yönettiği animasyon türündeki ''Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2'' isimli animasyon filmde seslendirmeleri Jay Baruchel, Cate Blanchett, Gerard Butler ile Craig Ferguson yaptı. 'Ejderhanı Nasıl Eğitirsin' üçlemesinin ikinci bölümünde, 'Hıçkıdık' ve 'Dişsiz'in olağanüstü dünyalarına geri dönülüp, Berk Adası'nda ejderhaların ve vikinglerin bir araya getirmelerinden 5 sene sonrasına gidilecek. Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Reklam
Türk Yapımı Keskin Nişancı Tüfeği Paris'te Çalındı
Paris'te gerçekleştirilen silah fuarına katılan MKE'nin geliştirdiği keskin nişancı tüfeği, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çalındı. Paris'te 18-20 Haziran arasında gerçekleşen ve Türkiye'den 11 firmanın katıldığı 'Eurosatory' fuarında Makine Kimya Endüstrisi bir şok yaşadı. Bora 12 sniper tüfeği MKE'nin standından çalındı. MKE yetkilileri, kilitli güvenlikli bir kabinde sergilenen tüfeğin özel bir alyen anahtarı kullanılarak çalındığını belirtiyor. 7,62 mm çapında 1.200 metre etki mesafesine sahip bir keskin nişancı tüfeği olan Bora 12, yüzde 100 Türk yapımı bir keskin nişancı silahı. Bora 12'yi çalan kişi bu silahı kullanamayacak çünkü yetkililer tüfeğin ateşleme piminin üzerinde olmadığını kaydetti. 1.2M uzunlukta ve 6Kg ağırlıktaki tüfeğin nasıl çıkarıldığı da merak konusu. Polis araştırmalarını sürdürüyor. YARIŞMADA BİRİNCİ OLMUŞTU Bora12, Pakistan'da düzenlenen uluslararası atış yarışmasının galibi olmuştu. MKE üretim şefi Mehmet Demirel, 'Silahımız JMK BORA12 uzun menzilli keskin nişancı tüfeğidir 7,62 mm. Çapında, bin metre nokta hedefi, bin iki yüz metre tesirli hedefi olan bir silahtır. Kendi konseptinde dünya birincisi olmuş bir silahtır. Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri Jandarma Özel Harekatı operasyonel bölgelerde bu silahı aktif olarak kullanmaktadır.' diyerek silahı tanıtmıştı.. YÜZDE YÜZ TÜRK MALI Yurt dışından da çok sayıda sipariş alan tüfekle ilgili Demirel, ayrıca: 'Bu silah MKE silah fabrikası açısından çok önemli bir silahtır. Sebebi 1935 yılında kurulan silah fabrikasında ilk yerli patentli üründür, yüzde yüz Türk malıdır, yüzde yüz kendi ürünümüzdür. Bu silahımız bir çok Avrupa ülkesinde ihraç edilmektedir. Özellikle Azerbaycan ordusunun milli silahı konumundadır.'teknolojioku
Şarkılarda Çok da Göz Önünde Olmayan 11 Şahsın Hikayesi
Şarkıları hep onu söyleyen ve kendisine söylenen bakış açısından dinledik. Oysa o şarkıların çoğunda hiç dikkat etmediğimiz, sadece mısralarda geçen bir kelime olarak gördüğümüz, kim bilir belki daha büyük dramlar yaşayan, aşağılanan, örselenen insanlar vardı. Size çok bilinen 11 şarkı ile bu görünmeyen insanları anlatmaya çalıştım.
Reklam