Şarkılarda Çok da Göz Önünde Olmayan 11 Şahsın Hikayesi

 > -
11 dakikada okuyabilirsiniz

Şarkıları hep onu söyleyen ve kendisine söylenen bakış açısından dinledik. Oysa o şarkıların çoğunda hiç dikkat etmediğimiz, sadece mısralarda geçen bir kelime olarak gördüğümüz, kim bilir belki daha büyük dramlar yaşayan, aşağılanan, örselenen insanlar vardı. Size çok bilinen 11 şarkı ile bu görünmeyen insanları anlatmaya çalıştım.

1. "Nikah masası" şarkısında kızın evlendiği adam

Şarkının 3. kıtasındaki 3. mısrada geçen “şimdi çok zenginsin ben ayrı garip ” sözünden anladığımız üzere zengin bir adamdır. Fakir kızımızı almakta bir beis görmemiş geniş gönüllü, delikanlı birisidir. Kızın şahidinin eski sevgilisi olduğunu bilmeyecek kadar saf biridir aynı zamanda. Bu devirde zengin ve saf birini bulmak mümkün olmadığı için, zamanında Hulusi Kentmen’in oğlu tadında bir insandır. 

Büyük ihtimal kızın geçmişini hiç sorgulamamış, "benden önce kaç erkekle birlikte oldun?" gibi yakışık almayan sorulara hiç girmemiştir. Zengin olmasına karşın düğün yapmayıp nikahtan evleniyor olması biraz saçmadır. Kızın ailesinin "biz anlı şanlı düğün isteriz!" diye diretmemiş olması ise daha da saçmadır. Büyük olasılıkla zengin damadı bulduk ötesine ses etmeyelim demiş olabilirler. Yine nikaha Ümit Besen tadında fakir birisinin bile girebiliyor olması bu nikahın Gaziosmanpaşa veya Ümraniye belediyesi nikah salonunda kıyılıyor olması yüksek ihtimaldir. 

Sözün özü delikanlı, saf, belki biraz da cimri bir insandır. E cimri olmayacak da ne olacak, böyleleri zengin oluyor zaten.

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=SSJmlmiwPv4

2. "Tamirci çırağı" şarkısındaki zalim güzel

Gariban emekçi kardeşimizin istemeden gönlünü kaptırdığı, zengin, kendini beğenmiş, ukala, burnu havada bir tiptir. Elleri ak, yumuk yumuk , ojeli tırnaklarıdır. Ellerinin yumuk yumuk olması sanırım hafif kilolu olmasındandır, belki de 5 kilo fazlasını bir türlü veremediği için bu kadar sinirlidir. Ayağında uzun etek, dalga dalgadır saçları zalimin. Belli ki reklam filmi çeker gibi, elemanın aklını başından almak için saçlarını savurmuştur tamirhanede.

Ama bu kıza için için sinir olmamızın esas sebebi bunlar değil, ne diyor bizim gariban işçi kardeşimiz, "arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri. kalktı hilal kaşları sordu kim bu serseri?" Yahu terbiyesizin evladı, be kendini beğenmiş, eleman üstüne başına yepyeni elbiseler giymiş, saçını başını taramış, gelmiş insan gibi sana kapıyı açmış, kim bu serseri de ne demek oluyor? Sanırsın üstüne atladı ya da seni taciz ediyor. Hayır, o kapıyı açan hafiften zengin biri olsa gözünde ondan centilmeni, ondan kibarı olmaz, ama kapını açan işçi olunca kapıyı kim bu serseri? Hayır benim anlamadığım bu kız çekip gidince arabayla ve dahi bizim eleman egzozuna boğulunca, gözünde tomurcuk yaşlar ile ağır ağır doğruluyor. Yahu arkadaşım sen ne ara büküldün? Değer mi hiç böyle hayırsız bir kız için ağlamaya, üzülmeye, eğilmeye? Sen bunun gibi aynı zenginlikte ama bundan 100 kat daha iyi kızlar bulursun emin ol. Varsın elleri yumuk yumuk olmasın ne çıkar?

Terbiyesize bak sen ya, arabasının kapısını açtı diye kim bu serseri? Yahu madem o kadar kıymetli araban var, o kadar kendini beğenmiş ve über birisin, ne demeye Ümraniye'deki bir tamirciye geliyorsun? Versene arabanı servise. Kusura bakma ama sen zengin olmuşsun fakat insan olamamışsın.

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=LN7_r9aDC9M

3. "Tamirci çırağı" şarkısındaki eyyamcı usta

Şarkıyı her dinlediğimde içinde birbirinden farklı yaşamlar barındırdığının farkına varıyor, küçük insanların hayatlarını anlatan bağımsız bir film izlemiş gibi oluyorum. Bir üstte aynı şarkıdaki zalim zengin kıza değinmiştik. Bu sefer dikkatimizi usta çekti. Şarkıyı ilk dinleyen birisi için bu usta hemen Hulusi Kentmen biçiminde ete kemiğe bürünür, olmadı bir Nubar Terziyan gelir kişinin gözlerinin önüne, ama eğer siz de benim gibi bu şarkıyı binlerce kere sindire sindire dinlemişseniz aslında o ustanın bir Hulusi Kentmen değil de Yaşar Usta'nın atarlandığı patron olduğunu görürsünüz. 

Neden? tek bir şeye bakmak yeterli; şarkının sözleri. 3 yerde geçiyor usta: 

....ustam seslendı uzaktan oğlum al takımları

....ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları

....ustam geldi sırtıma vurdu unut dedi romanları

işçisin sen işçi kal giy dedi tulumları

Birinde takımları istiyor ki normal her ustanın huyu bu, ikincisinde eleman ustasından bir istekte bulunuyor ama ustanın cevabını duyamıyoruz, elemanın hareketlerinden "he" dediği sonucuna varıyoruz. Üçüncü kere nerede beliriyor usta? Gelip elemanın sırtına vuruyor "unut" diyor romanları, "işçisin sen işçi kal" diye de ekliyor...

Peki sevgili usta, çocuk senden tulum giymemek için izin isterken, saçlarını tararken, süslenip püslenirken aklın neredeydi? Neden o zaman bu çocuğa, bu cahile "Evladım o kız bakmaz sana, işçisin sen işçi kal" demedin? Neden engel olmadın bu çocuğa da son karede kadraja girip parsayı topluyorsun? 

Ben biliyorum ama sebebini, olur da şansı yaver gidip bu kızla işi pişirirse beni de görür elbet beklentisine girdin sen ustam. Bile bile ses çıkarmadın, bakalım bir şansını denesin hele diye sinsi sinsi bekledin. Baktın iş fiyaskoyla sonuçlandı hemen Hulusi Kentmen gibi çıktın ortaya. Yemezler ustam, bir kumar oynadın ve kaybettin sen. Benim gözümde elemanı reddeden o zengin zalim kızdan bile daha aşağıdasın artık, kusura bakma. 

İşçi kalmış, ama tulum giyme derken iyi...

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=LN7_r9aDC9M

4. "Arkadaşımın aşkısın" şarkısındaki hiçbir şeyden haberi olmayan arkadaş

Ne yazık ki etrafını üç kağıtçı, sahte, kötücül insanların sardığı arkadaştır. Kankası ayrı, sevgilisi ayrı sırtından vurmaktadır. Her ne kadar şarkıda kim kime ümit veriyor, kız mı oğlanı ayartıyor, oğlan mı kıza yürüyor anlamasak da olan arkadaşa oluyor onu biliyoruz. Zira kankası bir yerde;

"Unutmam lazım çünkü sen arkadaşımın aşkısın

Kaderin oyunu bu bana göstermesin seni bana

Karşımda olsan da bakmam arkadaşımı aldatmam"

derken, başka bir yerde;

"Ümit verme insanım ben çek bakışlarını benden

Şüphe de etme sevgimden

Kalbim yalnız senin değil arkadaşımın da bunu bil"

demektedir. Yani o mu bakıyor, kız mı buna iş atıyor içinden çıkamıyoruz. Bildiğimiz tek şey arkadaşın bütün bu olup bitenlerden habersiz, koyun gibi hala bu kızla sevgili, bu oğlanla kanka olduğudur. Maalesef en acısı da budur. Sen sade bir ilişki ve sağlam bir arkadaşlık kurduğunu düşünürken arkandan millet şarkı yazıyor haberin yok. Allah düşmanıma vermesin.

"Dikkat et anlaşılmasın bırak kalbimi ağlasın

Arkadaşımın aşkısın..."

Duyulmasın dediğine göre, bir şeyler de yapmış bunlar, vah ki ne vah!

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=eA3vAUDpSeg

5. "Fırtınalar" şarkısındaki aldatılan sevgili (eş)

Diğer şarkılara göre daha planlı, daha organize, daha işini bilir tiplerin kurbanı olan zavallıdır. Diğerlerinde sanki üçüncü kişileri de bir gözetme, arkasından iş çeviriyor da olsa onu bir hoş tutma gayreti varken, burada direkt "bugün burada bütün yaşanan, saklı gizli devam etsin" denilerek üstüne tüy dikilmektedir. Ne bir pişmanlık, ne "kendimizi kaybettik tekrarı olmasın" deme yok. Yapmışlar, çok memnun kalmışlar, gizlik saklı paso yapalım diyorlar. 

Ya madem öteki arkadaşın muamelesinden çok memnun kaldın, bu garibanı boşa ona git! Neden ikiniz de başkaları ile beraberken ısrarla gizli saklı iş pişiriyorsunuz, o elemanları da yaralayıp, örseliyorsunuz ki? Hele klipte, adamın yanından sinsice kalkıp, diğer adama koşuşu var ki, insan kendi başına gelmiş kadar üzülüyor yemin ediyorum. Zalimlik bu sizin yaptığınız, Amerikan tıraşlı arkadaş bunu hiç hak etmiyor!

Şarkı ve klip için: http://www.youtube.com/watch?v=7m0QgWMoJWg

6. "Yüksek yüksek tepelere" şarkısındaki baba

Zaten ciğeri yanan, ağlayan, yıllardır el bebek büyüttüğü kızını yolcu etmenin sıkıntısıyla kavrulan ama buna karşın düşüncesiz kızının "babamın bir atı olsa binse de gelse" diyerek iyice çaresiz bıraktığı babadır. Acısı daha yaşayamadan kızı tarafından arada bırakılmış, eli kolu bağlanmıştır. Kızı mutlu değil mi? Gidip almam mı gerekiyor? At ne, arabayla mı gitsem, vb. türlü düşünceler arasında gidip gelen, kızının acısından mı yoksa işgüzarlığından mı konuştuğunu bilemeyen babadır. 

Hoş kızı diğer çocukları için de "kardeşlerim yollarımı bilse de gelse" demektedir. Kardeşleri niye yolunu bilmesin ki? Kızı Hogwarts'a mı gelin ettiniz? Kardeşleri bir daha hiç göremeyecek mi? Anlaşılan o ki burada gelin kızımızın bir hezeyanı var. Sağlıklı düşünemiyor, ağlayacağım diye kasarken, annesini, babasını, kardeşlerini de buhrana sürüklüyor. Tamam sen ağla, üzül ama canım şimdi 50 yaşında adamı niye arada bırakıyorsun?

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=vRmUWYrd4f8

7. "Selam söyle" şarkısında dolduruşa getirilen kız arkadaş

Kendi işini kendisi halletmeyi beceremeyen, eski sevgilisine nispet yapmak için bile araya aracı koyan kızın harcadığı kızdır. Belli ki çok yakın arkadaşıdır ve onu kıramayacak biridir yoksa kim niye başkasının eski sevgilisine gidip "Arama onu bir daha, yeni sevgilisiyle o çok mutlu, son pişmanlık fayda etmez" desin ki? Bu onun öfkesi, onun ilişkisi, onun sevgilisi değil ki? Hadi diyelim bütün bu dediklerini söylemeyi kabul etti, senin kadar içten, senin kadar hissederek, duygu katarak ifade edemez ki? Onun acısı, onun nispeti değil bu!

Yani demem o ki, sırf eski sevgilisini kıskandıracak, onu hasetinden çatlatacak diye en yakın arkadaşını gözden çıkarma hikayesidir bu. Kendi sözlerini, kendi sevgilisine, başkasının ağzından söyletmeye çalışan birinin keder yüklü hikayesidir. Şimdi o kız gidip bu dediklerini o çocuğa söylese, sonradan bunlar barışsalar o kızın hali nice olur? Kötü olmaz mı? İlişki bozan, yuva yıkan olmaz mı? Ama bunları düşünen kim? O anca, onun burnu kaf dağında, söz söylenmez yanında diye içini döküp kızı dolduruşa getirsin. 

Git kendin söyle, ayıptır!

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=Z-zc_mc1E1o

8. "Uykusuz her gece" şarkısında adamın gülerek öptüğü kadın

Bir adamla ilişki yaşayan kendi halinde bir kadındır. Adamla sarılan, öpüşen, onunla vakit geçirmekten keyif alan biridir. Tek kusuru bütün bunları yaparken perdeleri kapatmıyor oluşudur. Ama adamın sevgilisinin (eski mi yani mi şarkıdan çıkaramıyoruz) kendilerini camdan izleyip, şarkılar söyleyeceğini hesap etmemesi normaldir, zira hangimizin aklına gelir ki röntgenciliğin böylesi? Ne diyor cam röntgencisi? 

Tam ona sarılırken

Gördüm pencereden

Gülünecek ne vardı

Gülüyordun ya öperken

Bu gece seninle olalım canım derken

sildim seni o anda kalbimden...

Ne yapmış adam? Sarılmış, öpmüş, gülmüş, bu geceyi birlikte geçirelim demiş. Eğer adam seni aldatıyorsa, o an müdahale et ki o kadının da canını yakmasın, onu da kandırıp bir kenara atmasın, yok eğer adam eski sevgilinse ruh hastası mısın ki adamı eve kadar takip edip camdan rontluyorsun? Sıkıntın ne senin?  Zaten şarkıda bir yerde "bu soğuk kahvede" diyorsun, ardından "masada boş bardaklar, kirlenmiş tabaklar" diyorsun. Kahve mi lokanta mı önce ona bir karar ver, ardından milleti dikizle, terbiyesizlik yapma.

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=MHSSYaFhDCQ

9. "İçin için yanıyor" şarkısındaki şizofren

Gönlüne mi sesleniyor, karşısında biri var ona mı dert yanıyor belli olmayan biridir. 

açık yeşildi gözü, güneş gibiydi yüzü,

o çok güzeldi ama yalancının biriydi.

ah, unut onu gönlüm unut onu sen de

derken gönlüne seslendiğini düşünüyoruz. Onu unutamadığı için, kendisine kızdığı hükmüne varıyoruz. Ancak biraz sonra;

onu niçin arıyor, arıyor bu gönlüm?

o bir vefasızdı, o bir hayırsızdı,

neden gönül arıyor? neden gönül yanıyor?

Diyerek gönlünden üçüncü şahıs gibi bahsedince fark ediyoruz ki bu kişi aslında kendisiyle konuşmuyor, karşısında biri var ona bir şeyler söylüyor. Sonra parçaları birleştirince aslında bu kişinin çoklu kişilik bölünmesinden muzdarip, tek başına bir kişi olduğunu algılıyoruz. Hem zaten vefasızın, hayırsızın önde gideni birisi için neden bu kadar yanıp yakılıyorsun ki ablacım, boş ver. Sen sağlığına dikkat et aman.

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=j0LNgYe4ndc

10. "Sen de mi Leyla" şarkısındaki Leyla

Ne yaptığını, neler ettiğini şarkıdan çıkarmamıza imkan olmayan Leyla'dır. Karşısındakinin yüzüne bakacak yüzü kalmayacak, aklını fikrini yalan bürüyecek, sonunda darbeyi indirecek kadar ne yapmış olabilir Leyla? İlk bakışta insanın aklına sevgilisini aldatmış olabileceği ihtimali geliyor. Onu arkasından vurmuş, hançerlemiştir, kim bilir belki de "Fırtınalar" şarkısında "bu halimiz gizli saklı sürüp gitsin" diyen kız Leyla'dır. Ama şarkının devamında Leyla'nın haksızlık edene isyan ettiğini, insanlık bu değil, bu değil diye ünlediğini öğreniyoruz. Şimdi aldatma ile bu sözleri bir araya getirmek pek mümkün olmuyor, zira Leyla burada greve giden sendika başkanı gibi konuşmuş. İnsanlık bu değil derken, mesele aldatmadan çıkıyor, sendikal mücadele çerçevesine giriyor. 

Netice olarak Leyla birisinin kalbini çok kırmış, ama bunu nasıl yapmış bilemiyoruz. Adamı aldatmış mı, yoksa çalıştırıp yevmiyesini mi tam vermemiş bu şarkıdan çıkarmamız güç. Belki de Leyla aslında çok iyi biri de şarkıyı yazan onu elde edemediği için ona kara çalıyor? Şarkının Leyla'nın ağzından versiyonu yapılana kadar susmak en iyisi sanırım.

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=JrEqIR9B8Bs

11. "İntizar" şarkısında geleceğe dönük edilen bedduanın muhatabı kişi

Geleceğe yönelik edilen bedduanın muhatabıdır. Hiçbir şeyden haberi yokken bir kıza gönül vermiş, ancak peşinen edilen beddua sonucunda bundan zarar görmüş kişidir. Sevdiğine "dilerim tanrı'dan ki sana açık kucaklar, bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun" diyebilecek tıynette bir insanın, duasının ya da bedduasının tutacağına biz imkan ihtimal vermiyoruz ama olur olur, tutacağı vardır gelir bu garibanı bulur. Daha sevdiğini kucaklayamadan kara topraklara düşer. 

Kötü söz sahibinindir, umarız ki bu beddua dönüp dolaşıp, kızı annesi bile okşasa aklı çıkan bu deyyusu bulur. Anne lan bu anne!

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=iErPQmgfdgE

Bonus: "Unutamadım" şarkısında unutulamayan kadın

Kendi unutamayışını başkalarından da bekleyen, kendi yıkılmışlığını başkalarının da başına geldiğini zanneden birisinin eski sevdiğidir. Bak ne diyor;

unutmak kolay demiştin,

alışırsın demiştin 

öyleyse sen unut beni 

yeter ki benden isteme 

Yahu ne biliyorsun seni unutmadığını? Her gün çaldırıp kapatıyor mu? Mesaj mı atıyor? Whatsapp'tan mı yazıyor? Nereden biliyorsun seni unutamadığını? Sana da unutursun dediğine göre belli ki o seni unutmuş, bunu kafaya takan sensin? Hem zaten, 

yıllar ikimizden de çok şey götürmüş

sen yeni yuva yaparken,

beni paramparça bölmüş 

Diyen de sen değil misin? Kadın yuva kurmuş, sen hala yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş diyorsun. Yahu paramparça olan sensin, kadın yuva kurmuş, yıllar ona bir şeyler kazandırmış, perişan olan sensin farkına varsana?

Şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=ZvlnOwo3P7k

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
a-k

Hani Sabuha !?

1sosyolog

Bunca şeyi üşenmeden analiz etmişin bize teşekkür etmek düşer :) Ellerine sağlık keyifle okudum :)

mustafa_erdem1

birde müslüm baba var. bir kadın tanıdım cok ağlıyordu. acıdım haline elim değmedi yalvardım yakardım bir sır vermedi....baba niyeti bozmuşşşş

juan-alberto-schiaffino

işsizlik falan değil, çok güzel olmuş, harbiden adam üşenmemiş yazmış. favorilerim ilk üç, 8 ve 10. .özellikle o nikah masasındaki adam çok güzel tespit. ben de yıllardır hep arkadaşlara o adamı savunurdum, şarkıyı çok seviyoruz ama bide kendinizi adamcağızın yerine koyun derdim... bravo :)

mahatma

Tam bir işsizlik örneği bir galeri ama güzel olmuş :D

Başlıklar

anneetwhatsapp
Görüş Bildir