onedio
Konami: 'PES 15 Oyunlarda Dönüm Noktası Olacak'
Artık yılın sonbahar aylarına doğru hızla ilerliyoruz ve ve her yıl olduğu gibi bu yılda da yakında ' PES mi FIFA mı? ' sorusu sorulacak. Geçtiğimiz sene Konami'nin PES 2014'ü birçok futbolsever tarafından sevilmemişti ve FIFA 2014 geçtiğimiz seneyi domine etmişti. Görünüşe göre Konami bu sene bu durumu tersine çevirmek istiyor. Birkaç hafta önce oyunun hangi tarihte çıkacağını açıklayan Konami , geçtiğimiz gün PES 2015 hakkında oldukça iddialı açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz seneki oyuna oranla daha iyi grafiklere ve gelişmiş ışıklandırmalara sahip olacak olan PES 2015 , Konami yetkililerine göre oyunlarda bir dönüm noktası olacak. Ayrıca yapılan açıklamada, Fox Engine'in , Konami'nin daha esnek ve yeteneğe dayalı bir oyun oluşturmasına izin verdiği ve oynanış esnasında hissedildiği söylendi. Tabii ki bu konuda son sözü oyuncular söyleyecek. Siz ne düşünüyorsunuz, Konami, PES 2015 ile FIFA'nın önüne geçebilir mi?teknokulis
Vatandaş Gırtlağa Kadar Borç Batağında, Erdoğan Kapağı Çankaya'ya Atma Derdinde
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan döneminde Türk ekonomisinin iç-dış borcunun katlandığına ilişkin çeşitli verileri derlerken, 'Erdoğan döneminde kamu ve özel sektör borcu üç kat arttı o hala 'borç yiğidin kamçısıdır' diyor. Borç yiğidin kamçısı değil, ekonominin yumuşak karnıdır. Türkiye’nin sırasıyla eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, iş bulma ve fırsat eşitliğinde yeni bir sayfa açması gerekmektedir. Ayrıca her alanda eşitsizlik giderilerek yeni bir kalkınma hikâyesi yazılmalıdır. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur” diye konuştu. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Umut Oran şunları kaydetti:   Cumhurbaşkanlığı’na kendi kendini aday gösteren Tayyip Erdoğan, üç dönemlik başbakanlığı süresindeki ekonomi politikalarıyla devleti, özel sektörü ve vatandaşları gırtlağına kadar borca soktu. Erdoğanlı yıllarda kamunun toplam borcu net 378,8 milyar lira artarak 257 milyar liradan 636 milyara yükseldi. Başka deyişle ilk 80 yılın sonundaki borç bakiyesi 257 milyar lira olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son 11.5 yılda bunun yaklaşık bir buçuk katı kadar net borçlanmaya gitti, toplam borç 2.5 katına çıktı.  Kamu ve özel sektörün 2002 sonunda 129.6 milyar dolar olan toplam dış borcu, 386.8 milyar dolarla üçe katlandı. 2002’de 3.896 TL olan kişi başına kamu borcu, Erdoğan’la 8.296 TL’ye, kişi başına 1.963 dolar olan dış borç ise 5.045 dolara çıktı. Buna karşılık Erdoğanlı yıllarda ekmek fiyatı ikiye, benzin üçe katlandı, asgari ücretin alım gücü yaklaşık 7 çeyrek altından 5’e düştü. Sürekli borçlanmaya ve tüketmeye teşvik edilen vatandaşların kredi borçları 127 kat artışla 1.9 milyardan 253 milyara, kredi kartı borçları da 4.3 milyardan 77.7 milyara yükseldi. 2.5 milyon kişi borcunu ödeyemediği için kara listeye girmiş durumda. Erdoğan döneminde kârın yurt dışına aktarılması teşvik edildi. Aralık 2002-Nisan 2014 arasında dış kredilere ödenen faizler, yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırım ve portföy yatırımlarından elde ederek ülkelerine aktardıkları kârlar ve Türkiye’de elde ettiği ücret ve primlerden aktarmalar şeklindeki toplam kaynak transferi 170 milyar doları aştı. Şimdi Köşk’e kapağı atıp ülkeyi oradan yönetmeye, kendi tek adam rejimini tahkim edip resmileştirmeye niyetlenen Erdoğan, dokunulmazlık zırhı sayesinde, yaptığı onlarca yolsuzluğun cezai sorumluluğundan da kurtulmayı planlıyor. Erdoğan’ın ekonomide bıraktığı saatli bombanın bedelini ise 77 milyon ödeyecektir. Bu enkazın ciddi siyasi ve sosyal sonuçları olacak, bu yük uzun yıllar halkın ve devletin sırtında kambur olmaya devam edecektir. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur. Erdoğan, üç dönem yaptığı başbakanlık görevinin ardından şimdi kendi kendini Cumhurbaşkanlığına aday göstererek Çankaya’ya kapağı atmaya hazırlanıyor. Başbakanlığı süresince içeride toplumu kutuplaştıran, ülkeyi bölünme noktasına getiren, dış politikası ile Türkiye’yi adeta tüm dünya ile düşman eden Erdoğan, ekonomide de izlediği sıcak paraya ve borçla tüketime dayalı politikaların sonucuolarak patlamaya hazır bir saatli bomba niteliğinde devasa bir borç batağı bırakıyor. 11.5 YILDA DEVLETİ NET 379 MİLYAR LİRA BORÇLANDIRDI Kamunun 2002 sonunda 155 milyar lira olan iç borç stoku 11.5 yılda 436,3 milyar liraya çıkarak üçe katlandı. Aralık 2002- Mart 2014 döneminde 102 milyar liradan 199.6 milyara çıkan dış borçla birlikte kamunun toplam borç yükü yaklaşık bir buçuk kat büyüyerek 257 milyar liradan 636 milyar liraya ulaştı. Buna göre toplam kamu borcu 2002-2014 döneminde net 378,8 milyar lira büyüdü. Başka deyişle ilk 80 yılın sonundaki borç bakiyesi 257 milyar lira olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son 11.5 yılda bunun yaklaşık bir buçuk katı kadar net borçlanmaya gitti, toplum kamu borç stoku 2.5 katına çıktı.  11.5 YILDA DIŞ BORÇ 3’E KATLANDI…Erdoğan’ın başbakanlığında Türkiye, dış borçlanma rekoru kırdı. Ülkenin 2002 sonunda 129.6 milyar dolar olan toplam dış borcu, Mart 2014 itibariyle 386.8 milyar dolara çıktı. AKP döneminde, Cumhuriyetin ilk 80 yılında oluşan stokun iki katı kadar net dış borçlanmaya gidildi. Başka deyişle 80 yılın sonundaki dış borç bakiyesi son 11.5 yılda üçe katlandı. 386.8 milyar dolarlık dış borcun yaklaşık 117 milyar doları kamuya, 4.9 milyar doları Merkez Bankası’na, 264.9 milyar dolarla en büyük bölümü ise özel sektöre ait bulunuyor. 11.5 yılda kamunun dış borcu yüzde 81 büyürken, özel sektörün dış borcundaki büyüme 515 kata ulaştı. AKP’nin işbaşına geldiğinde kamu finansmanını dış borç yerine ağırlıkla iç borçla döndürmeye ağırlık vermesi, kur garantisi vererek özel sektörü dışarıdan borçlanmaya teşvik etmesi bu kesimin dış borcunu patlattı. Bankalar başta özel sektör dışarıya, kamu ise daha çok içeriye borçlu hale geldi. VATANDAŞIN KREDİ BORCU 127 KAT, KART BORCU 17 KAT BÜYÜDÜ AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda 1.9 milyar lira dolayında bulunan toplam tüketici kredileri, aradan geçen sürede tam yüzde 12 bin 743 (127.4 kat) artarak bu yılın Nisan sonunda 253.4 milyar liraya ulaştı. Bunun 112.1 milyarını konut, 7.7 milyarını taşıt kredileri, yaklaşık 133.6 milyarını da diğer krediler oluşturuyor. AKP’nin, ekonominin lokomotifi olarak gördüğü ve aynı zamanda en büyük yolsuzluk alanlarının başında gelen inşaat sektörüne verdiği olağanüstü kamu desteğinin de etkisiyle, tüketici kredileri içinde en hızlı artış 420 katla konutta gerçekleşti. Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da yüzde 1.692 oranında (16.9 kat) artarak 4.3 milyar liradan 77.7 milyara yükseldi. Böylece tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarının bileşimi olan toplam hane halkı borç yükü, 51.5 kat büyüyerek 6.3 milyar liradan 331.1 milyara yükseldi. Bu dönemde haneler 324.8 milyarlık net borçlanmaya gittiler. Halkın borçla tüketime şartlandırıldığı AKP döneminde kredi kartlarının sayısında adeta patlama yaşandı. 2002 sonunda 15 milyon 705 bin 370 adet olan dolaşımdaki toplam kredi kartı sayısı, yüzde 265 artışla Mayıs 2014 itibariyle 57 milyon 317 bin 236 adede ulaştı. Buna göre AKP döneminde vatandaşların cebine net 41 milyon 611 bin 866 adet yeni kredi kartı konuldu. Öte yandan Mayıs 2014 itibariyle tüketici kredisi ve/veya kredi kartı borcunu ödemediği için kara listeye alınan 2.5 milyon vatandaş bulunuyor. Kara listedekilerin sayısı son 4 yılda 5’e katlanmış durumda. BORÇ BATAĞI NASIL OLUŞTU?Erdoğan hükümetlerinin izlediği politikalarla Türkiye ekonomisi, sıcak para ve borçlanma şeklinde dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirildi. Tatlı kârı gören sıcak para geldikçe ekonomi çarkı döndü. Ekonomide canlılık, yoğun sıcak para girişleri ve bankaların yurt dışından borçlanıp bununla içeriyi fonlaması sayesinde sürdürüldü. Bu kadar dış kaynak bolluğuna rağmen 2003-2013 dönemindeki ortalama büyüme sadece yüzde 4.9’la vasat düzeyde kaldı. Kâğıt üzerinde kaydedilen büyümeler de istihdam yaratmadı, işsizlik sorunu çözülemedi. İşsizlik kronikleşti, reel ücretler geriledi, gelir dağılımı bozuldu, buna rağmen tüketici kredisi ve kredi kartları üzerinden henüz kazanılmamış gelirlerle, yani borçlanarak tüketen vatandaşlara, sanal bir refah ve zenginleşme algısı yaşatıldı ve bu da oya tahvil edildi. Halk sürekli borçla tüketmeye teşvik edildi; bankaların yurt dışından borçlanarak sağladığı kaynaklar özellikle inşaat gibi belli sektörler yanında en çok tüketiciye pompalandı. Bankacılık sektörünün kaynak bombardımanına tuttuğu iç tüketim canlandıkça, ithalat, dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açık patladı. Kışkırtılan tüketim, tüm kesimleriyle ülkeyi ağır bir borç yükünün altına soktu. Sonuçta vatandaşlar bankalara; bankalar ve şirketler yurt dışı kreditörlere, devlet ise hem yurt içi hem yurt dışındaki borç verenlere gırtlağına kadar borçlu hale getirildi. 2002’de 3.896 TL olan kişi başına kamu borcu, Erdoğan’la 8.296 TL’ye, kişi başına 1.963 dolar olan dış borç ise 5.045 dolara çıktı. Açık tüketici kredisi bulunanların sayısı 2002-2014 döneminde 1.7 milyondan 14.7 milyona yükseldi. Erdoğanlı yıllarda ekmek fiyatı ikiye, benzin üçe katlanırken, asgari ücretin alım gücü yaklaşık 7 çeyrek altından 5’e düştü. GELİNEN NOKTA: GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE OECD 3’ÜNCÜLÜĞÜ Tayyip Erdoğan, siyaset ve ekonomide kendisine yöneltilen tüm eleştirilerde “ekonomideki başarımızı çekemiyorlar” yalanına sarıldı ve ortaya çıkan tüm başarısızlıklarını “faiz lobisinin komplosuna” bağladı. Oysa TÜSİAD tarafından yaptırılan gelir dağılımı araştırması, yaklaşık 12 yıldır Tayyip Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında Meksika ve Şili’den sonra gelirleri en eşitsiz dağılan 3. ülke olduğunu ortaya koyarken,  2007-2011 döneminde açık farkla gelirleri en fazla artanın, faiz geliri elde eden kesim olduğunu gösteriyor.  Araştırmaya göre ülkedeki tüm ekonomik kesimlerin toplam geliri söz konusu dönemde yüzde 2.4 arttı. Bu kesimler içinde işçi ve memurların oluşturduğu emek kesiminin gelirleri yüzde 3.7, tarım müteşebbislerinin gelirleri yüzde 8.5, diğer müteşebbis gelirleri yüzde 4.8, emekli gelirleri ise sadece yüzde 1.6 artarken, Erdoğan’ın “faiz lobisi” diye adlandırdığı kesiminin gelirlerinde tam yüzde 45.6 artış yaşandı. YURTDIŞINA KÂR AKTARILMASI TEŞVİK EDİLDİErdoğanlı yıllarda, yabancıların kârı yurt dışına aktarması teşvik edildi. 2002 sonundan bu yılın Nisan sonuna kadar olan dönemde dış kredilere ödenen faizler, yabancıların Türkiye’deki doğrudan ve portföy yatırımlarından elde ederek ülkelerine aktardıkları kârlar ve Türkiye’de çalışan yabancıların elde ettiği ücret ve primlerden aktarmalar şeklinde yapılan toplam kaynak transferi 170 milyar doları aştı. Bu dönemde; dış kredilere ödenen faiz 104.8 milyar, sıcak paracıların Borsa ve DİBS’teki portföy yatırımlarından kazanarak ülkesine yaptığı transferler 38.2 milyar, doğrudan yatırımlardan elde edilerek aktarılan kârlar yaklaşık 25.5 milyar ve maaş-primlerden yapılan aktarma 1.7 milyar dolara ulaştı. 13 Haziran 2014 itibariyle Türkiye’de Borsa, DİBS, eurobond ve mevduatta park etmiş 144 milyar dolarlık bir portföye sahip bulunan yabancılar parayla para kazanıp, kârını ülkelerine aktarmaya devam ediyor. BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI DEĞİL EKONOMİNİN YUMUŞAK KARNIDIR!Sonuç olarak Erdoğan’ın ekonomi politikaları Türkiye de her alanda EŞİTSİZLİĞİ ciddi oranda arttırdı. Gelir artışının %90’ı en yüksek gelire sahip %5’lik kesime gidiyor. Türkiye’de fırsat eşitsizliği ve gelir dağılımı eşitsizliği öncelikle ele alınması gereken en önemli konulardandır. Erdoğan’ın ekonomi politikaları sonucunda BORÇLANMA / DIŞ TİCARET AÇIĞI / CARİ AÇIK / İŞSİZLİK ve YOKSULLUK çok büyük artış kaydetmiş ve kronik sorun haline gelmiştir. Türkiye’nin sırasıyla eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, iş bulma ve fırsat eşitliğinde yeni bir sayfa açması gerekmektedir. Ayrıca her alanda eşitsizlik giderilerek yeni bir kalkınma hikâyesi yazılmalıdır. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda BORÇ KRİZİNE sürüklenmemesi ancak üretim eksenli yeni bir kalkınma paradigmasının inşasına ve tasarruf oranlarının arttırılmasına bağlı gözükmektedir. Bu yeni kalkınma stratejisi için bilim ve teknoloji politikalarının planlı bir şekilde hazırlanıp üretim yapısının dönüştürülmesiyle Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkmasında yararlı olacaktır. Bu bağlamda özellikle temel bilimlere yönelik eğitim yatırımlarının kamu tarafından planlı bir şekilde ele alınması yararlı olacaktır. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur.
Blackberry'nin Eşsiz Akıllı Telefonuna Beyaz Renk Seçeneği
BlackBerry’nin benzersiz akıllı telefonu BlackBerry Passport yüksek özelliklere ve diğer akıllı telefonlardan çok farklı bir tasarıma sahip. Şimdiye kadar gelen fotoğraflarda cihazın siyah renkli olan modelini görmüştük. Şimdi yayınlanan bir konsept tasarım, cihazın beyaz renk ile nasıl görüneceğini gösteriyor. 1440 x 1440 çözünürlüklü ekrana sahip BlackBerry Pasaport’un köşeli tasarımı diğerlerine göre farklı. Aynı zamanda cihaz diğerlerine göre daha geniş. Ama 5 inç altında bir ekran boyutu olmasına rağmen Pasaport, son derece yüksek piksel yoğunluğu ve eşsiz bir QWERTY klavye ile oldukça ilginç görünüyor. Cihazın QWERTY klavyesinde noktalama işaretleri ve rakamlar bulunmuyor. Sadece harflerin bulunduğu klavyede, diğer noktalama işaretleri ve rakamlar için dokunmatik ekranı kullanacaksınız. Diğer bir deyişle, bağlamına dayalı görünen sanal tuşlar olacak. teknokulis
En Girişimci Üniversite ODTÜ
TÜBİTAK'ın bu yıl üçüncü kez hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi'nin sonuçları açıklandı. Listenin başında ODTÜ var. TÜBİTAK'ın ilk kez 2012 yılında hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi'nin bu yılki sonuçları açıklandı. Endekste değerlendirmeye alınan üniversiteler arasında ilk 50 okulun ismi yer alıyor. 144 üniversitenin değerlendirildiği listede birinciliği Örtadoğu Teknik Üniversitesi alırken onu Sabancı Üniversitesi takip etti. Listede üçüncü sırada Boğaziçi Üniversitesi yer alırken dördüncü İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, beşinci ise Koç Üniversitesi oldu. İlk 10'a bakıldığında özel üniversitelerin de listede yer aldığı görülüyor. Ancak 50 okulun isminin yer aldığı listede ağırlık devlet üniversitelerinde. Üniversiteler 23 göstergeye göre sıralandı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversiteler, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 göstergeye göre sıralandı. 23 göstergeden oluşan endeks kapsamında yaklaşık 900 bin hücrelik veri seti 6 aylık yoğun bir çalışma sonunda toplandı ve çeşitli kontrollere tabi tutularak değerlendirmeye alındı. Bu sene üçüncüsü açıklanan endeks çalışmalarına, YÖK ve TÜİK’in yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TPE, Kalkınma Bakanlığı, TÜBA, TTGV, KOSGEB ve üniversiteler katkı sağladı. 144 üniversite değerlendirmeye alındı Endeks kapsamında 50 ve üzeri öğretim üyesi olan 144 üniversite hesaplamaya dahil edildi. Bu yıl, ilk 10’a bir yeni üniversite dâhil olurken, ilk 10’daki 8 üniversitenin yeri bir önceki döneme göre değişiklik gösterdi. Aynı şekilde ilk 20’ye 2; ilk 50’ye 4 yeni üniversite dâhil oldu. Listenin tamamı TÜBİTAK'ın internet sitesinde yer alıyor. Kaynak: TÜBİTAK
Aslanın Pençelerinden Aldı
Fransa'da aslan besleyen aile ile röportaj yapmak için eve giden bir televizyon kanalının muhabiri, dev kedinin saldırısına uğradı. Muhabir, hayvanın sahipleri tarafından kurtarılırken, o anlar kameraya yansıdı.Fransa'da bir televizyon kanalının ekibi, dişi bir aslan besleyen aile ile röportaj yapmak için eve gitti. Bahçeli evde, büyük kedinin davranış ve tutumları kameraya alınır, sahiplerinden
Reklam
Reklam
Reklam
Hollywood Yıldızı GTA 5'e Karşı!
Hollywood yıldızı Lindsay Lohan, GTA oyununda karakterlerden birinin kendisine benzediğini iddia ederek şirket yapımcısına dava açtı. Dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Lindsay Lohan, oyun karakterlerinden birinin kendisine benzediğini iddia ederek şirketin yapımcısı Take-Two Interactive'e dava açtı. Dünyanın en çok gelir yaratan oyunu olma ünvanını elinde bulunduran GTA V, ilginç bir davayla karşı karşıya... Hollwood yıldızlarından Lindsay Lohan, kendisine benzetildiğini düşündüğü Lacey Jones isimli oyun karakteri için oyunun yapımcısına dava açtı. Lohan'ın avukatları, benzerliğin sadece görünüşle sınırlı olmadığını, karakterin sesinin dahi Lohan'a benzediğine dikkat çekti. Bir diğer benzerlik ise oyunda Batı Hollywood'da bulunan Chateau Marmont isimli otelin yer alması... Zira Lohan, daha önce bu otelde kalmış ve konaklamıştı.Haber3
Melih Gökçek O Hacker'ı Buldu
Melih Gökçek, Twitter hesabını ele geçiren Siber Ergenekon TİM grubunu buldu. Geçtiğimiz günlerde Twitter hesabı hacklenen ve yoğun uğraşlar sonucu hesabını geri alabilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, hesabını hackleyen kişiyle bir araya geldi. Hackerla fotoğraf da çektiren ve bu fotoğrafı Twitter hesabından paylaşan Gökçek, resmin altına da, “Siber Ergenekon’da beni hackleyen genç delikanlı ile sohbet ettik. Sevdim onu” notlarını düştü. Gökçek ayrıca Siber Ergenekon TİM adlı hacker grubu ile aralarında geçen ve grubun kendisinden özür dilediği diyaloğu da paylaştı.İHA/Milliyet
Reklam
Apple iWatch’a İsviçre Saati Dokunuşu
Geçtiğimiz akşan CNBC’ye konuşan lüks grubu, Louis Vuitton S.A. (LVMH) saat markalarından sorumlu Başkanı Jean Claude Biver’ın ifade ettiği bu gelişme, Apple’ın iWatch’ı lüks ya da en iyi ihtimalle üst segmentte konumlandırmayı planladığını gösteriyor. Apple’ın LVMH’nin markalarından biri olan TAG Heuer çalışanlarına yeni tekliflerle yaklaştığını belirtiyor Biver.Apple, iWatch için İsviçreli markaların uluslararası pazarlama deneyiminden faydalanabilir ancak İsviçreli saat üreticileri akıllı saatlere bir süre daha mesafeli yaklaşacak gibi görünüyor. Mart ayında Reuters’ın haberine konuşan üreticiler, akıllı saat pazarının kendilerini cezbetmesi için olgunlaşması gerektiğini belirtiyorlardı. Bununla birlikte Apple’ın Kaliforniya’da tasarlanıp Çin’de üretilen bir marka olması da İsviçreli üreticiler tarafından pek de hoş karşılanmıyor.Üreticiler bu etiketin, “İsviçre yapımı” markasına gölge düşürebileceğini düşünüyor. Reuters haberinde de alıntılanan Biver, LVMH grubunda akıllı saatler için en yaklaşılabilir markanın Swatch gibi daha geniş kitleleri hedefleyen bir marka olabileceğini söylüyordu. Bu doğru bir önerme ancak Swatch da, akıllı saat için suları test etmeden önce Apple’ın iWatch’ının performansını izleyecek.Apple’ın Swatch yerine TAG Heuer’le yoluna devam edecek olması ise TAG Heuer’in lüks saat markalarına göre daha yaklaşılabilir olmasından kaynaklanıyor olabilir. McLaren F1 takımının sponsoru olan TAG Heuer sadece bir saat markası değil ve ürünlerini sadece “zengin” ülkelerde pazarlamıyor. Halihazırda kendi akıllı telefonlarını da satan TAG Heuer, bir lüks ürünler markası, belki bu açıdan Apple’a benzediği bile söylenebilir.
NASA Uzaydan Canlı Yayın Yapıyor
Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi ( NASA ), dünya yörüngesinde dolaşan Uluslararası Uzay İstasyonu ‘na (ISS) değişik açılarda HD kameralar koyarak canlı yayın yapıyor. Saatte yaklaşık 27.350 km yol alan Uluslararası Uzay İstasyonu, her 90 dakikada dünya etrafında bir tur atıyor. Bu da, her 45 dk’da bir güneşin doğuşu ve batışının izlenmesi anlamına geliyor.Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ilk modülü 1998 yılında fırlatıldı. NASA, Rusya, Kanada, Japonya ve Avrupa Uzay Ajansı’ndan oluşan 5′li uzay kuruluşunun katkısıyla 2024 yılına kadar alçak yörüngede uçan ve laboratuar çalışmaları yapılan bir istasyon. İçinde en fazla 6 personel bulunmuş, şu an ise 3 kişi çalışıyor.Yapılan canlı yayını Ustream’den izlemek mümkün. Bazen bağlantı kopsa da genelde izleniyor. Bugünkü teknolojiyle birçok şey yapmak mümkün. Bu yayına benzer şekilde aslında evimizdeki televizyonlarda uydu yayınlarını izliyoruz fakat bir Uzay Üssü’nden canlı yayın gerçekten güzel bir şey…Mars’da görevine devam eden Curiosity (Meraklı) aracından da bu şekilde yayın yapılsa ne kadar güzel olur?Bu canlı yayınla ilgili NatGeo’nun belgeseli henüz internet sitesinde değil fakat konuyla ilgili aşağıdaki adresten bilgi alınabilir.http://natgeotv.com/tr/uzaydan-canli-yayin
Reklam
Canon mu Nikon mu kullanmalı?
Canon mu Nikon mu düşünceleri arasında kararsız kaldıysanız size bumakalemizi okuduğunuzda sizin için uygun olan hakkında daha iyi bir fikir sahibiolacaksınız. Bu makalemizde Canon ve Nikon’un DSLR’lerin anahtar özelliklerindenbahsettik.Giriş Seviyesi DSLRGiriş seviyesindeki Nikon DSLR’leri Canon’a göre daha başarılı olduğusöylenebilir. D3200, D3XXX serisinin yeni modeli değil fakat D3300 fiyatıdiğerlerinden biraz daha pahalı olduğundan dolayı daha uygun olması nedeniyleD32000′ü inceleyelim.Her ne kadar eski bir model ünvanına sahip olsa da 24.2 milyon piksellik sensörbulundurmaktadır. Aslında giriş seviyesi kameralar için oldukça yüksek birçözünürlük sunması ile fotoğraflarınızın daha kaliteli görünüme imkan sağlıyor.Fotoğraflarınızı kırpma işlemini gerçekleştirdiğiniz zaman kalan bölümünün büyükolması bu ölçüde önem taşıyabilir.İçerisinde bulunan anti-aliasing filtrsini kaldırdığından dolayı Nikon D3300 iledaha detaylı görüntüler elde edebiliyorsunuz. Ayrıca FULL HD kayda izinverip Expeed 3 işlemciye sahiptir.Dilerseniz giriş seviyesinde olan Canon EOS 100D makinesini inceleyelim.Boyutu ile dikkat çeken makine dünyanın en ufak DSLR makinesi olma ünvanınasahiptir. Her zaman yanınızda taşımakta sorun etmeyeceğiniz Canon EOS 100D,Panasonic G5 ve G6′yla aynı boyutlara sahip diyebiliriz. 18 milyon piksel APC-C boyutlu sensörü bulunan Canon 650D makinasının sensörleri aynıdır.Giriş seviyesindeki Canon ve Nikon markalı DSLR makinelerine göz attık.Acemiliğini atan kullanıcılar için orta seviyede bulunan DSLR makinelerine gözatalım.Orta Seviye DSLROrta seviyedeki DSLR piyasası ise son zamanlarda ilginç bir şekilde aldıdiyebilirim. Büyük yatırımlar yapmak istemeyen hatta büyük yatırımlara gerekkalmadan iyi anlamda cihazlar elde edebiliyorsunuz.Canon 650D’nin yerine geçen ve fiyat bakımından aralarında pek bir rakamoynamayan Canon 700D daha kapsamlı ve işlevli. Canon EOS 7D makinesindendaha küçük ve hafif bir gövde yapısına sahip olup 18 milyon piksel sensöresahiptir. Digic 5 işlemciye sahip olup APS-C boyutlu sensör sunmaktadır. LiveView ve video modu için otomatik odaklanma özelliğini kullanıcılara destekleyipkullanıcıların işini daha kolay yapmasını amaçlamıştır.Dokunmatik ekran teknolojisine önem verenler şuan için Canon’u tercih etmekzorunda çünkü Nikon makinelerinde dokunmatik ekran teknolojisi bulunmuyor. 700D tam çözünürlük sunması ile hızlı hareket eden nesnelerin fotoğrafınıçekmek için faydalıdır.Peki fotoğraf makinesi nerden alınmalı?Daha güvenilir olması nedeniylr Türkçe içerisinde garantili ve faturalıalışveriş yapmak daha sağlıklı bir durum olsa da cüzdanınız için pek sağlıklıbir durum olmayabilir. Neyse ki Canon, Nikon’a göre daha uygun. Aşırı pahalılıkyerini normal bir düzeye bırakan Canon giriş seviyesindeki ürünleri Nikon’a göredaha uygun.Marka seçimi yaparken istekleriniz doğrultusunda hareket etmeniz gerekiyor.Fotoğrafçılıkta bu iki markanın baskın olma sebebini iyi düşünün. Girişseviyesinde bir fotoğraf makinesi almak istiyorsanız tercihiniz Canon veNikon’dan yana olmalı. Diğer markalar da oldukça iyi çekim yapıyor olabilirfakat karışık ayarlar acemilik döneminde kafanızı karıştırmasın.Canon’un giriş seviyesinde bulunan modelleri:60D, 50D, 650D, 600D, 550D, 500D, 450D, 1100D, 1000D.Nikon’un giriş seviyesinde bulunan modelleri:Nikon D7000, Nikon D90, Nikon D5100, Nikon D5200, Nikon D3100, Nikon 3200Canon ve Nikon Arasında Seçim Yaparken Dikkat Etmeniz Gerekenler:Seçim yapmadan önce sempati duyduğunuz markayı seçin.Markayı belirledikten sonra bütçeniz için uygun olan seçimi daha kolay birşekilde yapabilirsiniz.Genel DeğerlendirmeYapmış olduğum araştırmalarda Nikon’un bazı giriş modellerinde tüm objektifleruyumlu çalışma göstermemektedir. Bu nedenle alırken dikkat etmeniz gerekiyor.Ayrıca otomatik netleme özelliğinin her modelinde bulunmaması nedeniyle AF-Sibaresinin olmasına dikkat etmenizi öneriyorum. Giriş seviyesindeki Nikonürünlerini pek önermiyorum. Yine de sempati duyduğunuz markayı seçtiğiniz zamandaha istekli fotoğraf çekeceğinizden dolayı önce sevdiğiniz markayı seçip sonrabütçenize uygun olan makineyi seçmenizi öneriyorum. Canon ve Nikon modellerihakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Gelmiş Geçmiş En Ünlü 15 Türk
etiket
Hükümdarlardan sanatçıya her türlü dallarda Türkler'in önemli insanları vardır. Belki gelecekte bu Türklere sizin adınız eklenebilir :D
Düşerken Ölen 47 Kişinin Fotoğrafı
Fotoğraf sanatından bir örnek daha. Fotoğrafçımız düşerken ölmek konulu bir tema seçmiş ki öyle böyle değil. Resimlere bakarken gülsek mi ağlasak mı dedirtecek cinsten.
Reklam