Yeni Sezon İngiltere X Factor'den Dikkat Çeken 10 Performans
İlk şarkı seçimiyle beğenilmeyen yetenek Simon'un yardımıyla Say Something şarkısını söyler. Ayrıca Melanie, geçmişte yaşadığı bir acıyı şarkıda yaşamasını belirtir ve yarışmacı dikkat çeken bir yeteneğe dönüşüverir. Şarkı için 2:10 dk dan sonra izleyebilirsiniz
iPhone 6 Plus'tan İlk Kötü Haber Geldi
iPhone 6 Plus için ön sipariş verenler, ona bekledikleri tarihte kavuşamayabilirler. Çünkü...Apple, yeni iPhablet'inde şimdiden stok sorunu yaşamaya başladı. Bugün iPhone 6 Plus ön siparişi verenler için sevk tarihi, 'ün ilerisine atıldı.Phone Reviews web sitesine göre 5.5 inç'lik iPhone 6 Plus'ın 64GB'lık modeli dahil belirli konfigürasyonlarda, cihazın müşterinin eline ulaşma süresi, ' 3-4 hafta 'ya kadar uzadı. Web sitesi, 16GB'lık ve 128GB'lık sürümlerin dağıtımının normal tarih aralığında seyrettiğini söylüyor.Apple, Salı günü yaptığı tanıtımda iki yeni iPhone tanıtmış, iPhone'larının boyutunu önemli ölçüde büyüterek ' tek elle kullanılabiilen telefon ' konusundaki sıkı tutumuna son vermişti. iPhone 6 Plus ön incelememize buradan ulaşabilirsiniz .
Üniversiteli Hem Yurtsuz Hem İşsiz, Kısacası Sahipsiz
TOKİ rant kapısı olacağına neden tüm üniversiteliye yurt yapmıyor?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde üniversite öğrencilerinin yurt sorunu ve mezunlarının işsizlik durumu hakkında bir çalışma yaptı. Üniversitelerin 2014-2015 eğitim öğretim yılına sancılı başladığını belirten Umut Oran, 'Üniversiteli gençler yurtsuz ve umutsuz. Altyapısı hazırlanmayan her ile üniversite politikası sınıfta kaldı milyonlarca genç okurken sahipsiz, yurtsuz, mezunken işsiz kaldı. 5,5 milyon öğrenci için sadece 420 bin yataklık yurt var, yani 13 öğrenciye 1 yatak düşüyor. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına acilen üniversitelilerin yurt sorununu çözmelidir' dedi.CHP'li Umut Oran'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle:AKP’nin yükseköğrenim politikaları popülist ve plansız. 62. Hükümet programında ve 2014-2018 10. Kalkınma Programında üniversite gençliğinin yurt ve istihdam sorunlarının çözümü ile ilgili tek bir cümle bile yok. CHP’nin daha önce dile getirdiği Başbakanlığa bağlı TOKİ yandaş müteahhitler ve havuz hesaplarla Recep Tayyip Erdoğan ve yakınlarına kentsel dönüşüm adıyla rant kapısı olup, lüks konutlar yaparak, yapı denetiminden kaçış aracı olacağına milyonlarca gencimizin ücretsiz kalacağı yurtların yapımında kullanılsın.2002’de 73 olan üniversite sayısı 2014’te 184’e ulaştı. “Her şehre üniversite” denirken adeta bakkal dükkânı açar gibi açılan üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Apartman binalarında açılan birçok “tabela” üniversitesi diploma dağıtıyor.Üniversite sayısı 12 yılda yüzde 150 arttı, ama ya akademik-bilimsel kalite? 184 üniversitemiz var, ne yazık ki dünya sıralamasında ilk 100’e giren tek bir Türk üniversitesi yok. Türk üniversitelerinin kütüphane imkânları yetersiz, bilimsel yayınları itibar görmüyor.“Her şehre üniversite” politikası diplomalı işsizler ordusu yarattı. Üniversite sayısında patlama paralelinde üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı 4’e katlandı. 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diplomalı.Son 12 yılda üniversite öğrencisi sayısı yaklaşık yüzde 227 artarak 5.5 milyona çıkarken, devlete ait yurt kapasitesindeki artış ise yüzde 60 dolayında. Yeni öğretim yılında kamu yurtlarına başvuran öğrencilerin üçte ikisi açıkta kaldı. 6 milyona yaklaşan öğrenciye karşılık, özel yurtlarla birlikte toplam 420 bin dolayında yurt kapasitesi bulunuyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una ulaşmıyor. Her ile üniversite açmakla övünen iktidar üniversite gençliğinin barınma sorununu çözmemiş büyütmüştür.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel-akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor. İzlenen ekonomi politikaları istihdam yaratmıyor, üniversite mezunlarındaki artışla bunların üretim süreçlerinde yer alma oranları paralel gitmiyor. Bu koşullarda üniversite sayısındaki artış, işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmiş oluyor.Üniversitelerinin kalitesini artırıp bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini yükseltecektir. Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Devlet yükseköğretime ayırdığı kaynakları artırmalı, ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocukları için eğitimde fırsat eşitliği sağlamalıdır.Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu çözülmeli, devlet makul maliyetle ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır.Ülkemizde 200’e yakın üniversite ile buralarda okuyan ve yeni kayıt yaptıran milyonlarca öğrenci 2014-2015 eğitim öğretim yılına başlıyor. “Her ile üniversite” açmakla övünen AKP’nin 12 yıllık iktidarında, yeterli alt yapı ve akademik birikim olmaksızın açılan çoğu tabela üniversitesi ile ülkemizde adeta bir “üniversite enflasyonu” yaşanıyor. Ancak Türkiye’nin az sayıdaki köklü ve birikimi olan üniversitesi dışında verilen eğitim, teoriden ileri gitmiyor, öğrencileri ekonomik ve sosyal yapının gereklerine, reel yaşamın pratiklerine hazırlamıyor. Bu dönemde sayıları hızla artarak 6 milyona yaklaşan üniversite öğrencisini ise alacakları eğitimin kalitesi bir yana, barınmadan ulaşıma, öğrenim maliyetlerinden burslara birçok önemli sorun bekliyor. Ailelerin gelecekte iyi yaşam koşullarına sahip olmaları düşüncesiyle çocuklarını üniversite eğitimi aldırmak için tüm imkanlarını seferber ettiği ülkemizde, üniversitede okumaya hak kazanan milyonlarca genci mezuniyet sonrası bekleyen işsizlik olgusu ise öğrencilikte yaşadıkları sıkıntılarla kıyaslanmayacak kadar büyük ve asıl önemli sorunu oluşturuyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU - KALİTE EROZYONU…Türkiye’de 2002 yılında 73 olan üniversite sayısı son yıllarda yaşanan patlama ile 184’e ulaştı. Türkiye’de halen 104 devlet ve 80 de vakıf üniversite ve meslek yüksekokulu bulunuyor. Bunların büyük bölümü üç büyük ilde... Ancak AKP’nin “Her şehre üniversite” politikası ile Türkiye’de üniversitesi olmayan il kalmadı. Son yıllarda adeta bakkal dükkânı açar gibi yeni üniversiteler açıldı. Üniversiteler ilçelere kadar yayıldı. Beş altı katlı apartman binalarında açılan “butik” üniversiteler diploma dağıtıyor. Türkiye, üniversite sayısında Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya, İsviçre, Danimarka, Portekiz gibi Avrupa ülkelerini geride bırakıyor.Özellikle 2000’li yıllarda adeta patlama yaşanan üniversite sayısı paralelinde üniversite öğrencisi ve mezunu sayısında da patlama yaşandı. 2002 yılında 1.7 milyon olan yüksek öğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı, 2014’te 5.5 milyona ulaştı. Türkiye’de üniversite öğrencisi sayısı dünyada 128, Avrupa’da 11 ülkenin nüfusundan fazla...2000’de üniversiteye başvuranların yüzde 30’u yerleştirilirken, bu oran yüzde 50’ye ulaştı. Yükseköğretim kurumlarından mezun olanların 1999-2000 öğretim yılında 224 bin dolayında bulunan sayısı, 2013-2014 öğretim yılında 700 bine yaklaştı. Son 12 yıl toplamında 5 milyonun üzerinde mezun verdi. İLK 100’E GİREN TÜRK ÜNİVERSİTESİ YOKSon yıllarda yükseköğretimde nicel olarak yaşanan hızlı büyümeye karşılık, kalite ise aynı paralelde artmadı, hatta aşağılara indi. 184 Türk üniversitesinden hiçbiri, dünya sıralamasında yazık ki ilk 100’e giremiyor. The Times Higher Education World University Rankings 2013-2014 verilerine göre genel değerlendirmede dünyanın en iyi 100 üniversitesi sıralamasında ABD 45 üniversite ile başı çekiyor, bu ülkeyi 11 üniversite ile İngiltere, 8 üniversite ile Hollanda, 6 üniversite ile Almanya, 5 üniversite ile Avustralya izliyor. Genel değerlendirmede en iyi dereceye sahip Türk üniversitesi olan Boğaziçi, 199’uncu sırada.Türkiye’deki bütün üniversitelerin kütüphanelerindeki toplam kitap sayısı, sıralamada birinci olan Harvard Üniversitesi’ndekinden daha az. Türkiye’de gerekli akademik, fiziksel ve bilimsel alt yapıya sahip olmadan kısa bir zaman dilimi içinde art arda açılan yeni üniversiteler nedeniyle öğretim elemanı ihtiyacı arttı. Bunu karşılamak için özellikle taşra üniversitelerine yönelik olarak akademik unvanların edinilmesi kolaylaştırıldı. Bu durum akademik kaliteyi aşağı çekti. Türk üniversiteleri, bilimsel yayın sayısında AB ülkeleriyle kıyaslandığında orta sıralarda gözükmekle birlikte yapılan atıf sayısında ise en sonlarda, örneğin Bulgaristan’ın bile gerisinde bulunuyor. Bu da yayınların bilimsel niteliğine güvensizliği gösteriyor.ÜNİVERSİTE ENFLASYONU DİPLOMALI İŞSİZLİĞİ PATLATTIAKP döneminde izlenen daha çok tüketime dayalı ekonomik büyüme modeli yeterli istihdam yaratmadığı için ülkemizin işsizlik sorununu çözemezken, üniversite diplomalıların sayısı ile üretim süreçlerinde rol alabilme oranları paralel gitmedi. Son yıllarda eğitim düzeyine göre işsizlikte en hızlı artış, açık farkla üniversite mezunlarında bulunuyor. Üniversite sayısında patlama yaşanan 2000’li yıllarda, üniversiteli iş gücü sayısındaki artış, toplam işgücündekinin kat kat üzerinde gerçekleşti. Bunların istihdamının yetersiz kalması nedeniyle üniversite mezunu işsiz sayısı ise üniversiteli işgücündekinden de toplam işsizlikten de çok daha hızlı arttı. Sonuçta her şehre üniversite politikası, ülkede bir üniversiteli işsizler ordusu yarattı.Türkiye’de 2000 yılı ortalamasında 23 milyon 78 bin kişi olan toplam iş gücünün yüzde 8.8 oranındaki 2 milyon 37 binini üniversite mezunları oluşturuyordu. Yıllık ortalama verilere göre 2013’te toplam işgücü yüzde 22.5 artışla 28 milyon 271 bin olurken, bunun içinde üniversiteli işgücü sayısı yüzde 165 artışla 5 milyon 388 bine ulaştı. Bu dönemde işgücü içinde üniversite diplomalıların payı yüzde 8.8’den yüzde 19.1’e yükseldi.Toplam işsiz sayısının yüzde 83.5 artışla 1 milyon 497 binden 2 milyon 747 bine çıktığı bu dönemde, üniversiteli işsizlerin sayısı ise yüzde 290 artışla 143 binden 557 bine yükseldi. Üniversiteli işsizlerin 2000 yılında yüzde 7 olan oranı, 2013’te yüzde 10.3’e çıktı. Toplam işsizler içinde üniversite diplomalıların oranı ise bu dönemde yüzde 9.6’dan yüzde 19’a yükseldi. Başka deyişle 2000’de her 10 işsizden biri üniversite mezunuyken, gelinen noktada her 5 işsizden biri üniversite diploması taşıyor.ÜNİVERSİTELİ “YURT”SUZ…Üniversite öğrencilerinin barınma talebinin karşılanmasında da 12 yılda yapılanlar yetersiz kaldı. Devlet, üniversite ve öğrenci sayısındaki hızlı artış paralelinde yurt kapasitesi sağlayamadı. Bu dönemde üniversiteli sayısı yaklaşık yüzde 227 artarken, yurt kapasitesindeki artış yüzde 60 dolayında kaldı. Üniversite gençliğinin barınma sorunu çözülmedi, aksine büyüdü.Öğrenci sayısının 5.5 milyona ulaştığı 2013-2014 eğitim öğretim yılında yükseköğretim öğrencilerine yönelik 368’i kamu (YURTKUR) yurdu, 1.873’ü de özel olmak üzere toplam 2.241 yurtta barınan öğrenci sayısı 415 bin dolayında gerçekleşti. Bunların da 305 binini kamu yurtlarında, yaklaşık 110 binini de özel yurtlarda kalanlar oluşturuyor.2014-2015 eğitim öğretim yılı için 385 bin 326 öğrenci YURTKUR’a bağlı yurtlar için başvuru yaptı. Mezun olanlardan boşalan kapasiteye göre bunlardan 119 bin 59’u, yeni öğretim döneminde sayıları 384’e ulaşan bu yurtlara yerleştirilebildi. Başka deyişle devlet yurtları için başvuranların üçte ikisi açıkta kaldı.Devlet yurtlarında, deprem güçlendirmesi çalışması nedeniyle kullanımda olmayan yatakların da kullanıma alınmasıyla toplam kapasite 310 bine, halen inşa çalışmaları süren yurtların sisteme katılmasıyla da 320 bine çıkacak. Özel yurtlarla birlikte yeni öğretim yılında en fazla 430 bin dolayında bir üniversite öğrencisi yurt imkânından yararlanabilecek. Oysa yükseköğretim kurumlarına yerleşen yeni öğrenci sayısı, mezun sayısından fazla olduğu için toplam üniversiteli sayısı 6 milyona yaklaşıyor. Öğrencilerin önemli bir bölümü de ailesinden ayrı, başka kentlerde üniversite öğrenimi sürdürüyor. Toplam yurt kapasitesi, toplam öğrenci sayısının yüzde 10’una bile ulaşmıyor.  17 ARALIK YURT SORUNU DA YARATTI!Bu arada özel yurtlarda kalan çok sayıda üniversite öğrencisi de devlet yurtlarına geçmek için YURTKUR’a başvurdu. Özel yurtların önemli bir bölümü, AKP hükümetinin iktidarı boyunca işbirliği yaptığı ancak 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrasında yolunu ayırarak “paralel devlet” adı altında tasfiye süreci başlattığı oluşuma ait bulunuyor. Bu yurtlarda kalan yoksul aile çocuklarının yeni siyasal konjonktürde kendilerini güvende görmeyerek devlet yurtlarına geçme çabasına girmesi de kapasiteyi zorlayan bir faktör. YURT AYRI DERT, KİRA AYRI DERTDevlet yurtlarının ihtiyacı karşılamaması nedeniyle, ekonomik durumu nispeten elveren aileler çocuklarını özel yurtlara yerleştirirken, bu imkânlara sahip olamayan milyonlarca genç bir araya gelerek, müşterek kiralama yoluyla, asgari konfordan yoksun evlere yüksek kiralar ödemek zorunda kalıyor. Devlet yurtlarında kalan öğrenciler ise iktidarın öngördüğü gençlik modeli doğrultusunda baskı ve dayatmalarla karşı karşıya kalıyor. Bu kapsamda yurtların karma özelliği ortadan kaldırılıyor, üniversite öğrencilerinin sosyal paylaşım alanlarına müdahale ediliyor. Öğrenciler, devlet yurtlarında rızası dışında dini etkinliklere yönlendiriliyor, idari personel zorunlu olarak bu etkinliklerde görevlendiriliyor.ÜNİVERSİTELER ÜLKEMİZİ BİLGİ ÇAĞINA TAŞIMALIDIR…Ülkemizin üniversite sayısının artmasından gurur duyarız. Ancak üniversiteler, yeterli alt yapıya, bilimsel birikim ve kaliteli akademik kadrolara sahip gerçek birer araştırma kurumu ve bilim yuvası olarak açılmalıdır. Üniversite sadece bina ve tabela, öğretmen-öğrenci demek değildir. Üniversiteler, öncelikle ülke, toplum ve insanlık için bilim üreten, araştırma kurumlarıdır. Üniversiteler, sadece bilimin evrensel ilke ve yöntemleriyle kendilerini sınırlar. Üniversiteler, her türlü düşüncenin, hipotezin, teorinin özgürce tartışılıp araştırıldığı özgür platformlardır. Üniversiteler, herhangi bir inanç ya da ideolojinin bağnazlığına esir edilemez. Üniversiteler etnik, bölgesel ve kültürel kalıpları aşmış, özgürce sorgulayan kurumlardır.Özerklik, araştırmacılık, bilimsel düzey, akademik kalite gibi konularda ciddi sorunları bulunan, çoğu adeta “yüksek lise” konseptinde faaliyet gösteren üniversitelerimiz, ülkenin gelişimi ve kalkınmasına yeterli katkı veremiyor, daha çok işsizler ordusunun eğitim düzeyini yükseltmeye yarıyor.YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİ KÖKDEN DEĞİŞMELİDİR!..Üniversitelerinin kalitesini artırabilen ve bunu sürekli kılabilen ülkeler, geleceğin yıldızları olacak; bilgi devrimini gerçekleştirip refah düzeylerini artıracaktır.Bizim üniversitelerimiz de ülkeyi bilgi çağına taşıyacak bilimsel kaliteye erişmeli, bilgi ekonomisine uygun, çağı kavrayan, evrensel düşünen, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmelidir.Üniversitelerin, merkezi baskı altında tek tipleştirilmesine son verilmelidir. Üniversite özerkliği ve akademik özgürlükler genişletilmelidir.Büyük bölümü verdikleri eğitim teoriden ileri gitmeyen, özellikle birer ticarethane gibi işletilen ve öğrencilerini “müşteri” olarak gören özel üniversiteler başta Türk üniversiteleri, bilim üreten kurumlar haline getirilmelidir.Üniversitelerde tüm bileşenler için uygun ortam ve koşullar yaratılmalıdır. Bu bağlamda öğrencilerin barınma sorunu hayati önemdedir. Devlet, üniversite öğrencilerinin barınma sorununu çözmede yetersiz kaldığı için, üniversitelerin bulunduğu semtler kiralar normalin üzerinde artışlar göstermekte ve maddi imkânları kısıtlı milyonlarca üniversite öğrencisine ağır mali yük getirmektedir. Devlet bu alandaki alt yapısını hızla geliştirerek, üniversite öğrencilerine makul maliyetli ve nitelikli barınma koşulları sağlamalıdır. TOKİ hükümete ve yandaşlarına rant kapısı olacağına üniversitelilerin barınma sorunu çözecek yurtları acilen yapmalıdır.Gelir dağılımının bozuk olduğu ülkemizde, devlet ekonomik açıdan zayıf ailelerin çocuklarını gözeterek, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almalıdır.Üniversitelere ayrılan kamu kaynakları artırılmalıdır.
Benzinde İndirim
Akaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.ANKARAAkaryakıt dağıtım şirketleri, benzin satış fiyatlarında litrede ortalama 8 kuruş indirim yaptı.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, indirimin ardından Ankara'da litresi 4,99 lira olan 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı 4,91 liraya satılmaya başlandı. İstanbul ve İzmir'de ise 4,99-4,98 lira arasında satılan 95 oktan kurşunsuz benzinin litresi 4,91-4,90 lira oldu.Üç büyük ilde 5,01-5 liradan satılan 97 oktan kurşunsuz benzinin litresi de indirimin ardından 4,93-4,92 lira arasında değişen fiyatlarla satılmaya başlandı.Dağıtım firmalarının belirlediği fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor.AA
'Torunlar, 10 Milyon Liralık Vergi Avantajı İçin Tapuyu Almıyor' İddiası
TOKİ, kendisiyle iş yapan müteahhit ve şirketlere imar planlarından, emsal artışına, harçlardan denetime kadar birçok alanda avantaj sağlıyor. “Torun Center”da “Tüm sorumluluğu devrettik” demesine rağmen TOKİ’nin elinde tapu olduğu için Torunlar GYO’ya sadece vergi avantajı 10 milyon lirayı geçiyor, bu yüzden TOKİ, “Tapunu al” diyor, şirket kaçıyor.İstanbul Mecidiyeköy’deki asansör faciası inşaat sektöründeki “TOKİ avantajları”nı gündeme getirdi. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile Torunlar GYO’nun hasılat paylaşımı modeliyle inşa ettiği “Torun Center”da bu avantajlardan dolayı denetimin aksadığı bunun da faciaya yol açtığı iddia edildi.Neşe Karanfil ve Gülistan Alagöz ’ün Hürriyet’teki haberine göre, bugün bir inşaat projesinde TOKİ’nin varlığı birçok alanda kalkan görevi görüyor. Bunlar hukuki süreçte, imar sıkıntılarında, vergi muafiyetlerinde ve denetimlerde kendini gösteriyor. İşte bu avantajlardan yararlanmak için de inşaat şirketleri TOKİ’nin kalkanından bir türlü vazgeçmiyor. “Torun Center” faciasında da TOKİ’nin “Mart 2013’te tüm haklarımızı devrettik” demesine rağmen tapunun hala kendilerinde olması bu kalkanın ne denli kritik olduğunu kanıtlıyor.TOKİ’nin ortak olduğu şirketler nezrinde birçok avantajı var ama en önemlisi emlak vergisi ve harç muafiyetinde yaşanıyor. 2010 yılında emlak vergisi kanunda bir değişiklik yapıldı ve TOKİ’nin arsa arazilerine emlak vergisi muafiyeti getirildi. Eğer arsa şirkette olsaydı emlak ve inşaata başlarken tapu tahsis harcı ödemesi gerekecekti. Bu da tapu harcı için binde 15, emlak vergisi için de binde 6 olacaktı. Ama Torunlar GYO hasılat paylaşımı için TOKİ ile yaptığı sözleşme kapsamında TOKİ’nin tüm muafiyetlerinden yararlanmış oldu. Muafiyet Torunlar’ın TOKİ’den tapuyu alması ile bitecek. O zaman Torunlar’ın ödemekten muaf olduğu vergi ve harcın yaklaşık 10 milyon lirayı bulacağı tahmin ediliyor.Eğer bir arsa kişinin, şirketin üzerindeyse büyükşehirlerde emlak vergisi binde 6 oranında uygulanıyor. Ali Sami Yen, Şişli Büyükdere Caddesi mevkiinde bulunuyor. Bu bölgenin 2010 yılında belirlenen metrekare değeri 8 bin 400 lira. Projenin yürütüldüğü arsanın büyüklüğü ise 33 bin 615 metrekare. Buna göre ödenmesi gereken vergi yıllık 1 milyon 694 bin liraya denk geliyor. En az 3 yıllık bir muafiyet Torunlar’a 5 milyon liralık bir vergi avantajı sağladı. Eğer bu arsa Torunlar GYO’nın olsaydı söz konusu emlak vergisini ödemek zorunda kalacaktı.Bir arsanın üstüne inşaata başlandıktan sonra bu arsa için metrekaresi üzerinden belirlenen emlak vergisi ödeniyor. İnşaat daire ya da ofislere bölünüyor, ancak inşaat tamamlanmadığı için arsa bedeli üzerinden vergisi ödeniyor. İskan alındıktan sonra konutlar ya da işyerleri için ayrı ayrı emlak vergisi değerleri uygulanıyor. Bir inşaat şirketi arsa ve arazi üzerine yeniden inşa olunacak bina ve tesislerin tescili için emlak vergisi değeri üzerinden tapu tahsis harcı ödemesi gerekiyor. Bu harç binde 15 oranında uygulanıyor. Ancak TOKİ yaptığı için yine harç ödenmesine gerek kalmıyor. Buradan da sağlanan avantaj 4.2 milyon lirayı buluyor. İnşaat bittikten sonra konutların satışı yapılırken konut başına binde 20 oranında harç ödenmesi gerekiyor. Bu harcı hem alıcı hem de satıcının ödemesi şartı bulunuyor. Ancak TOKİ’nin bu harçta da mufaiyeti var. TOKİ’nin sattığı konutlarda alıcı taraf tapu harcı ödüyor. Eğer şirket kendisi satsaydı satıcı olarak da o da tapu harcı ödeyecekti.Torunlar GYO’nun, TOKİ’nin “520 milyon lira alarak 2013’te projeden çekildik” dediği rezidans inşaatının tapusunu sözleşmeye göre 31 Aralık 2014 tarihine kadar alması gerekiyor.Üst düzey bir TOKİ yetkilisi, “Hasılat paylaşımı modelinde tüm sorumluluk TOKİ’dedir, ancak bizden ayrıldıkları için sorumluluk şirkete geçti. Bizden 31 Aralık’a kadar tapuyu almak zorundalar, kazalardan ve zarardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur” bilgisini verdi. Yetkili, Hürriyet’ten Erdinç Çelikkan ’a şunları söyledi:“2013 yılında projeden çıktık, bu nedenle tüm sorumluluk Torunlar’a geçiyor. Şirketin Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin işyerlerinin korunması ve sigortalanmasını düzenleyen maddesine göre; müteahhit işin devamı süresince işçilerle çevre halkının kazaya uğramasını, zarar görmesini ve işyerinde zarar oluşmasını önleyici her türlü güvenlik önlemeni almak zorundadır. İş sahasında yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden müteahhit sorumludur. Bu nedenle tazminat yükümlülüğü var. Ayrıca müteahhit kaza, zarar ve risklerin doğmaması için tüm talimatlara da uymak durumundadır. Bunun için tapuyu almasa bile yapılan sözleşme gereği işçilere eğitim vermesi, makina, araç gereç ve patlayıcı maddelerin neden olabileceği kazalar için tedbirleri uygulamakla yükümlüdür. Yüklenicinin 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 75. ve 76. maddesi uyarınca yapı işlerinde iş sağlığı hükümleriyle değişiklikleri yerine getirme sorumluluğu var. Bu nedenle kazalardan ve zararlardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur.”*TOKİ avantajları proje başlamadan imar planları ile başlıyor. TOKİ hiçbir belediyeye sormadan imar planı hazırla hakkına sahip. Özel sektör tek başına ise belediyenin planına uymak zorunda.*İnşaat projesi ile ilgili hukuku bir süreç olduğunda TOKİ adı yine kalkan görevi görüyor. Herhangi bir kişi ya da sivil toplu kuruluşu TOKİ ya da TOKİ iştiraki Emlak Konut adına plan iptal davası açarsa inşaatın durmaması için acil yeni bir plan yapılıyor ve süreç devam ediyor. Eğer özel sektör bir dava ile muhatap olursa inşaatı 2 yılı bulan sürelerde bekliyor. .*TOKİ ve Emlak Konut bir inşaat projesi için verilen emsal hakkını değiştirebiliyor. Söz gelimi belli alanlar emsal dışı ibaresini koyarak inşaat alanını 2-3 katına çıkarabiliyor. Özel sektör tek başına ise 1 emsal yere 1.01 yapamıyor ve yapmaması da gerekiyor. .*TOKİ projelerinde imar harcı, plan harcı gibi bedelleri ödenmiyor. İnşaat süresinde ödenen harçlar bir inşaat projenin toplam maliyetinin yüzde 3-4’üne denk geliyor. Milyonluk projelerde bu oranın oldukça önemli bir rakama denk geldiğine dikkat çeken inşaat sektörü temsilcileri, “Aynı lokasyonda benzer projelerin aynı fiyatla satıldığını düşünelim. Bu projelerden biri TOKİ projesiyse bilin ki TOKİ ile iş yapan müteahhit yüzde 4 fazla kazanıyor” diyor. .*Özel sektör herhangi bir şahıs ya da kurumla kat karşılığı iş yaptığında yüzde 18 KDV ödüyor. TOKİ projelerinde ise o projedeki evlerin katma değerine göre vergi oranı belli oluyor. Söz gelimi şirket 150 metrekareden küçük ev yaptıysa ve TOKİ ya da Emlak Konut projesiyse yüzde 1 KDV ödüyor. .*TOKİ projeleri Yapı Denetim Kanunu’ndan muaf. Yani TOKİ ile ortak müteahhittin şantiyesini dışardan biri denetlemiyor.
Reklam
Apple iPhone 6 Plus Tükendi
iPhone kullanıcılarının şimdiye kadar Apple’dan istediği şeylerden biri iPhone modellerinin ekranının daha büyük olmasıydı. Bu yıl Apple bu isteklere yanıt verdi ve phablet iPhone 6 Plus’ı duyurdu. Ön siparişe sunulan iPhone 6 Plus stokları hemen tükendi.Apple’ın web sitesine göre iPhone 6 Plus tükendi ve 3-4 hafta stoklarda olmayacak. Apple’ın phablet telefonunun tüm sürümleri ilk olarak ABD, Almanya, Kanada, Fransa, Avustralya, Japonya, Singapur ve İngiltere'de Apple mağazalarında ön siparişe sunulmuştu ve genelinde 3 ila 4 haftalık bir tahmini teslim bekleme süresi mevcut.Diğer yandan 4.7 inçlik iPhone 6’nın oldukça fazla olduğu görülüyor. Ön siparişi yapılan iPhone modellerinin teslim tarihi ise 19 Eylül. Her iki modelin de gelecek Cuma günü Apple mağazalarında satışa sunulması bekleniyor.teknolojioku
Reklam
Güneş Fırtınası Bugün Dünya'ya Ulaşacak
Güneş'te yaşanan dev bir patlama, Dünya'ya ilerleyen çok güçlü bir kozmik fırtına doğurdu. Bilim insanları, yüklü parçacıklardan oluşan güneş fırtınasının atmosfere ulaşmasıyla enerji ve iletişim şebekelerinin hasar görebileceğini belirtti.Güneş'te yaşanan dev bir patlama, Dünya'nın enerji ve iletişim ağını tehdit ediyor. NASA Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) tarafından 10 Eylül'de gözlemlenen ve şiddeti X1.6 olarak belirlenen güneş patlaması, dev bir kozmik fırtınayı Dünya'ya doğru harekete geçirdi.NASA'dan yapılan açıklamada, en şiddetli Güneş faaliyetini temsil eden X sınıfı patlamanın, güneş lekelerinin en aktif olduğu 2158'inci bölgede yaşandığı ve ortaya çıkan fırtınanın direkt Dünya'ya yöneldiği ifade edildi.ABD'nin Uzay Hava Tahmin Merkezi'nden yapılan açıklamada, saatte 4.02 milyon kilometre hızla ilerleyen kozmik fırtınanın, Güneş'in merkezinden Dünya'ya savrulduğu belirtildi. Merkezde görev alan Tom Berger, fırtınanın bugün Dünya'ya ulaşmasını beklediklerini söyledi.Berger yaptığı açıklamada, 'Güneş'te devasa bir manyetik patlama meydana geldi... Doğrudan Dünya'ya yöneldiği için yüksek enerjili parçacıklar ve manyetik plazmadan oluşan fırtınanın bir kısmı bize uğrayabilir' ifadesini kullandı. Dünya'nın manyetik alanını etkileyebilecek olan kozmik fırtına, enerji ve iletişim ağlarında hasara neden olabilir. Yörüngedeki uydular da kozmik fırtınaya hedef olmaları durumunda geçici ve süresiz olarak devre dışı kalabilir.Berger, 'Güneş fırtınasının korkutucu boyutta olmadığını' vurgularken, 'Gerekli uyarı yapıldı ancak insan hayatı tehlikede değil' dedi. Dünya'yı sıyırması ve Kuzey Kutbu üzerinden geçme ihtimali de bulunan kozmik fırtınanın, güçlü kuzey ışıkları ortaya çıkarması bekleniyor.Kaynak: Al Jazeera
10 Sevimli Sualtı Fotoğrafı İle 'Suda Oynayan Köpekler 2'
Sudan nefret eden kedilerin aksine köpekler suda oynamayı çok severler. Bu yüzden fotoğrafçı Seth Casteel suda oynayan köpekleri su altından fotoğraflamış. Fotoğrafçının ilk çalışmasını sizlerle paylaşmıştık. Yine ortaya aşırı sevimli ve fazlasıyla eğlenceli görüntüler çıkmış.İyi eğlenceler dileriz...
Xperia Z3 Compact İçin Ön Sipariş Süreci Başladı
Sony’nin ekranı itibariyle mini telefonlar kategorisinde yer alan ancak donanımı söz konusu olduğunda üst seviye akıllı telefonlar arasında konumlandırılan yeni akıllı telefonu Xperia Z3 Compact için Almanya ve İngiltere’de ön sipariş süreci başladı. Xperia Z3 Compact İngiltere’de resmi Sony Mobile mağazasında 430£’den (1.535 lira) ön siparişe açıldı. Xperia Z3 Compact İngiltere’de online mağazalar tarafından da ön siparişe açıldı. Üstelik telefonun fiyatı vergiler dahil Sony’nin resmi satış mağazasından daha uygun fiyata listelendi. Eylül sonunda stoklara girecek Xperia Z3 Compact Clove UK ve Handtec mağazalarında 350£ (1.250 lira) fiyatla satışa sunuldu.Xperia Z3 Compact için ön sipariş sürecinin başladığı bir diğer ülke Almanya oldu. Telefon Almanya’da resmi Sony Mobile mağazasında 500€ (1.250 lira) fiyatla satışa sunuldu. Xperia Z3 Compact’ın siyah, beyaz, turuncu ve yeşil renkleri mevcut.Xperia Z3 Compact’ta 4.6-inç büyüklüğünde HD çözünürlüklü IPS LCD ekran, 2.5GHz frekans hızında çalışan dört çekirdekli Snapdragon 801 işlemci, 2GB RAM, 16GB dahili depolama, hafıza kart girişi, 4K Ultra HD video kaydı gerçekleştiren 20.7MP arka kamera, 2.2MP ön kamera, Android 4.4.4 KitKat işletim sistemi ve 2.600mAh kapasiteli pil yer alıyor.teknolojioku
Reklam
Sandisk'ten 512 GB'lık Hafıza Kartı
Depolama devlerinden SanDisk, profesyonel fotoğrafçılara oldukça yardımcı olabilecek olan yeni hafıza kartını duyurdu. Amsterdam'da düzenlenen IBC 2014 kongresinde SanDisk, tam 512GB'lık ilk hafıza kartını görücüye çıkardı. Extreme PRO SDXC UHS-I adını taşıyan SD kart, depolama hafızası ile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.SanDisk'in geliştirdiği Extreme PRO SDXC UHS-I hafıza kartı piyasanın en yüksek veri depolayabilen SD kartı olarak ön plana çıkıyor. 512GB veri depolamanın yanı sıra kart saniyede 95MB'a kadar aktarım hızına sahip. 4K video kaydı yapanlar için iyi bir çözüm olarak gösterilen hafıza kartı aynı zamanda UHS-I Speed Class 3 ile saniyede 90MB'a kadar yazma yeteneğine sahip. Ayrıca hafıza kartı zorlu koşullar için de test edildi. Suya ve darbelere karşı dayanıklı olan kart yüksek sıcaklığın ve x-ray ışınlarının da üstesinden gelebiliyor.Çok yakında satışa çıkması beklenen hafıza kartı yaklaşık 800 dolar fiyat etiketine sahip.teknokulis
Cep Telefonlarında Faturasız Hatta Fazla Vergi İadesi
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Özel İletişim Vergisi Tebliğ Taslağı'na göre, ön ödemeli cep telefonu hattından internet hizmeti alan yaklaşık 14 milyon aboneden internet kullanımı nedeniyle fazla alınan vergiler iade edilecek.Özel İletişim Vergisi Genel Tebliğ Taslağı'nda, mevcut tebliğlerden farklı olarak, internet hizmetlerinde uygulanması gereken özel iletişim vergisi ile ön ödemeli cep telefonu abonelerinin mobil internet hizmetlerinden yararlanması durumunda kendilerine yapılacak vergi iadelerine ilişkin düzenlemeler yer alıyor.Tebliğ yürürlüğe girerse, abonelerin ön ödemeli hatlarını haberleşme hizmetlerinin yanı sıra internet erişim hizmeti için de kullanmaları halinde, fazla veya yersiz hesaplanan Özel iletişim vergisi (ÖİV), abonelere geri verilmesi koşuluyla, mobil elektronik haberleşme işletmecisine iade edilecek. Gerek mükellef gerekse abone nezdinde işlemin fazla veya yersiz ÖİV uygulanmadan önceki hale döndürülmesi esas alınacak.Bu uygulamada, GSM operatörleri, ön ödemeli hat kullanıcılarının hatlarına yaptıkları yüklemeler üzerinden yüzde 25 oranında ÖİV hesaplamaya devam edecek. Söz konusu abonelerin yüklemelerini internet erişim hizmetinde kullanmaları halinde, bu kullanım miktarına isabet eden bedel üzerinden fazla veya yersiz olarak tahsil edilmiş olan ÖİV tutarını hesaplayacak.Mobil elektronik haberleşme işletmecileri, bu şekilde internet erişimi hizmetinden yararlanan yaklaşık 14 milyon ön ödemeli hat abonesinin fazla veya yersiz ödediği vergileri takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla hesaplayarak, dönemi takip eden ayın sonuna kadar abonelere bildirecek ve abonenin tercih ettiği usule göre iade edecek. Söz konusu Kanuni düzenleme 1 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girdiği için ilk hesaplama işleminin Mart-Eylül 2014 dönemini kapsaması uygun bulundu. Sonraki dönemlere ilişkin hesaplamalar, Ekim-Aralık döneminden başlayarak üçer aylık devam edecek.Aboneler, söz konusu verginin nakden iadesini talep edebileceği gibi hatlarına yükleme yapılması suretiyle iade edilmesini de tercih edebilecek. Aboneler, söz konusu işleme ilişkin ilk kez yapacakları tercihin sonraki dönemlerde yapılacak yüklemelerde de geçerli olmasını isteyebilecek. Bu durumda abonelerin tercih değişikliği talebi olmadığı sürece abonelere tercihlerinin yeniden sorulmasına gerek olmayacak.Abonelerin hatlarını kapattırmaları veya operatör değiştirmeleri durumunda iade işlemi nakit olarak yapılacak.Abonelerin iadeyi nakit olarak almak yerine hatlarına yükleme yapılmasını tercih etmeleri durumunda, mobil elektronik haberleşme işletmecilerince, ön ödemeli hatlara yapılan yüklemeler için normal satışlarda olduğu gibi ÖİV ve KDV hesaplanacak.Ön ödemeli hat abonelerinin, ödedikleri ÖİV'yi indirim hakkı bulunan mükelleflerden olması halinde, ilk yüklemeye ilişkin indirim konusu yaptıkları ÖİV tutarlarının yer aldığı ÖİV beyanlarını düzeltmeleri gerekecek.GSM operatörlerine yapılacak iadelerAbonelerine iade ettikleri tutarların mobil elektronik haberleşme işletmecilerine iadesi standart iade talep dilekçesi kullanılarak yapılacak. Dilekçeye mobil internet hizmetinden yararlanan ön ödemeli abone sayıları, kendisine iade yapılan abone sayıları, bu aboneler tarafından kullanılan data miktarı, bu aboneler tarafından kullanılan tarife paketlerine ilişkin detaylı bilgiler ve iade tutarının hesabını gösteren bir tablo eklenecek.İşletmecilerin kendi vergi borçları için yapacakları mahsup talepleri, teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre yerine getirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yapılacak.Mükelleflerin nakit iade talepleri de teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre gerçekleştirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilecek.Öte yandan, 6518 sayılı Kanunla 6802 sayılı Kanunun 39'uncu maddesinde yapılan ve ön ödemeli hat kullanıcılarının internet servis sağlayıcılığı hizmetlerindeki ÖİV oranını yüzde 5 olarak belirleyen değişiklik 1 Mart 2014'te yürürlüğe girdiği için, yapılmış yüklemelerin bu tarihten sonra internet erişimi hizmetinde kullanması halinde ÖİV oranı yüzde 5 olarak uygulanacak.Kaynak: AA
Reklam
Wifi Sinyali Güçlendirme
Wifi sinyallerini para ve vakit harcamadan güçlendirin. Bilgisayar ve android cihazlardan daha hızlı internete girin.
Reklam
Trafik Polisleri Mini Yaka Kamerası Takacak
Adana Emniyet Müdürlüğü' nden yapılan açıklamaya göre, Trafik Denetleme Şube Müdürlüklerinde denetimlerin daha şeffaf ve düzenli bir şekilde yapılmasının sağlanması amacıyla başlatılan uygulamada, ilk olarak Adana'da görevli 40 ekibe yaka kamerası takıldı.Proje kapsamında, gelişen teknolojiye bağlı olarak trafik denetim ve uygulamaları sırasında trafik polisi ile vatandaş arasında yaşanmakta olan sorunların, iddiaların ve şikayetlerin engellenmesi, etkin bir denetleme ortamı oluşturulması amaçlanıyor.' Özel hayatın gizliliği ' kuralına azami ölçüde riayet edilerek yapılacak uygulamada, her türlü hava koşullarında gece ve gündüz kullanılabilen yaka kameraları ile 12 mega piksel HD görüntü kalitesinde 8 saat kesintisiz görüntü alınabilecek. Trafik ekipleri sürücülerle görüşmeye başlarken 'Yapacağımız tüm işlemler kamerayla kayıt altına alınacaktır' uyarısında bulunacak.Alınan görüntüler Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü arşivinde 30 gün saklanacak , itiraza veya soruşturmaya konu olabileceği değerlendirilenler ise 6 ay saklanacak. Yürütülen adli ve idari soruşturmalarda talep eden birimlere görüntüler gönderilerek delil olarak kullanılması sağlanacak.Kaynak: AA
Burger King Siyah Burgeri İçin Siyah Peynir Üretti
Japonlar alışılmadık yemeklere ilgi duyan bir halk ve bunu iyi bilen Burger King 19 Eylül'den itibaren bu ilgiye yönelik bir ürün çıkarıyor: siyah peynir.Burger King Japonya ilk kez geçen sene satışa sunulan 'Kuro' burgerin (Kuro Japonca'da siyah anlamına geliyor) son halini duyurdu. Ekmeği ve sosu siyah olan hamburgerin bu sene peyniri de siyah olacak.Oyun sitesi Kotaku.com'a göre ekmekler ve peynir rengini bambu kömüründen alırken soğan ve sarımsak kalamar mürekkebiyle ve hamburger köfteleri de karabiber ile yapılıyor.Siyah hamburgerin iki çeşidi bulunuyor. Kuro Pearl (Siyah İnci) 480 yene (9.84 lira) satılırken normal renklerdeki domates ve marul içeren Kuro Diamond (Siyah Elmas) 690 yene (14.15 lira) satılıyor.editorturkiye@wsj.com
Süper Spor Mercedes-AMG GT Dünyaya Tanıtıldı
Mercedes-Benz spor otomobillerinin en yenisi Mercedes-AMG GT, AMG’nin merkezi Affalterbach’da gerçekleştirilen görkemli bir etkinlik ile ilk kez dünyaya tanıtıldı. Mercedes-AMG spor otomobillerinden beklenebilecek her özelliği sunan en özel araç olma ünvanını almaya hazırlanan Mercedes-AMG GT, olağanüstü bir tasarıma sahip. 1950’li yılların efsanevi “martı kanat” Mercedes-Benz 300 SL modelinin yeniden yorumlanması ile ortaya çıkan Mercedes-Benz SLS AMG’den sonra AMG tarafından geliştirilen ikinci spor otomobil Mercedes-AMG GT, hem tasarımı hem de iki ayrı motor seçeneği ile spor otomobil severlerin yeni tutkusu olacak.Mercedes-Benz çatısı altındaki performans markası AMG’nin, tamamını kendi bünyesinde geliştirerek ürettiği ikinci yepyeni spor otomobil modeli Mercedes-AMG GT dünyaya tanıtıldı. Mercedes AMG GP pilotu Nico Rosberg ve 5 şampiyonluk ile DTM'nin (Deutsche Tourenwagen Masters) en çok kazanan pilotu Bernd Schneider’in de katıldığı renkli etkinlik, AMG’nin merkezi Affalterbach tesislerinde düzenlendi. Alüminyüm gövdesi ve ön kaputa yerleştirilen motoru ile en yüksek standartlarda sürüş deneyimi sunan yepyeni Mercedes-AMG GT, sahneye çıktığı anla birlikte spor otomobil tutkunlarını büyüledi.Mercedes-AMG GT, Mercedes-Benz spor otomobillerinden beklenebilecek her türlü özelliği sunan en özel araç olma ünvanını almaya hazırlanıyor.‎ Yeni Mercedes-AMG GT, sürüş dinamikliği, yarış otomobili performansı, segmentine yepyeni standartlar getiren yakıt tüketimi ve verimliliği ile günlük kullanıma uygun fonksiyonelliği bir arada sunuyor ve bu segmentte tüm bunları yapabilen tek otomobil olma iddiasini taşıyor.Hem yolda hem de yarış pistinde en üst düzeyde sürüş keyfiİki farklı motora sahip olacak aracın Mercedes-AMG GT versiyonu 462, Mercedes-AMG GT S versiyonu ise 510 beygir gücüne sahip olacak. Affalterbach tesislerinde titiz çalışmalar sonucu geliştirilen yepyeni Mercedes-AMG GT, 4,0 litre-V8-biturbo motoru ve Mercedes-Benz Intelligent Drive teknolojisi sayesinde yolda ve yarış pistinde en üst düzeyde sürüş keyfi sunmaya hazır.Mercedes-AMG GT olağanüstü tasarımı ile yollara çıkmaya hazırOlağanüstü bir tasarıma sahip bu yepyeni spor otomobil, güçlü ve dinamik görüntüsü ve sunduğu üstün sürüş performansıyla otomobil severleri kendisine hayran bırakacak. 1950’li yılların efsanevi “martı kanat” Mercedes-Benz 300 SL modelinin yeniden yorumlanması ile ortaya çıkan Mercedes-Benz SLS AMG’den sonra AMG tarafından geliştirilen ikinci spor otomobil olan Mercedes-AMG GT, dışında olduğu kadar iç görünümünde de sportif bir tasarım sunuyor. Sürücü kabininde kullanılan çizgiler ve seçilen tasarım elemanları ile gerçek bir kokpit duygusu yaşatan araç, efsanevi tarihçesini koruyor.teknolojioku
Reklam