İznik'teki Bazilika, 2014'ün En Önemli 10 Arkeolojik Keşfi Arasında
Bursa’nın İznik İlçesi’nde, göl kıyısının 20 metre açığında 1.5- 2 metre derinlikte bulunan ve 1600 yıl önce Aziz Neophytos’un adına inşa edilen bazilika, Amerika Arkeoloji Enstitüsü (Archaeological Institute of America) tarafından ’2014 Yılının En Önemli 10 Keşfi’ arasında gösterildi.Tarihi M.Ö. 4′üncü yüzyıla kadar uzanan, Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan İznik’te geçen Ocak ayında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından havadan yapılan fotoğraf çekimleri sırasında, ilçe ile aynı adı taşıyan gölün 20 metre açığında 1.5-2 metre derinlikte bazilika formunda bir kilise kalıntısı ortaya çıktı.Fotoğrafları inceleyen Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Şahin’in bazilikanın bulunması ardından bunların incelendiğini, tarihi kaynakların araştırıldığını söyledi. Prof.Dr. Şahin, yapının Roma askerleri tarafından İznik Gölü kıyısında öldürülen ‘Aziz Neophytos’ adına yapılan kilise olduğunun belirlendiğini açıkladı. Prof.Dr. Şahin, Aziz Neophytos’un önce bazilikanın içine gömüldüğü, ardından 740′da meydana gelen deprem nedeniyle yakındaki Koimesis Kilisesi’ne götürüldüğünü açıkladı. Sualtı ekiplerinin incelemesi sonucu bazilikadaki mezar kapağının açık olmasının da antik kaynakları doğruladığını belirten Prof.Dr. Şahin, şöyle dedi:“Yeri bilinmeyen bu kilise; büyük olasılıkla tespit ettiğimiz bazilika. 740′daki depremle yıkılarak göl derinliklerine gömülür ve unutulur. Yazılı kaynaklarda, 8′inci yüzyılda Aziz Neophytos’un naaşının, yine İznik’te bulunan Koimesis Kilisesi’ne taşındığı ve oraya defnedildiği anlatılır. Bu güne kadar naaşın neden taşındığı bilinmemekteydi. Mezarlardan birinin kapağının açık olması naaşın taşındığını doğrulamakta. Böylece bazilikanın Aziz Neophytos’a ait olduğunu da söyleyebiliriz.”Prof.Dr. Mustafa Şahin, büyük deprem ile üst örtünün zemini kapladığını düşündüklerini de kaydederek, “Enkazın kaldırılması durumunda mozaik kaplamalı zemin döşemesi dahil tüm birimleri sualtında görebiliriz. İznik ile birlikte Bursa’nın kültür ve dinler tarihi açısından önemli bir çekim merkezi olmasına da katkı sağlayacak bu yapıda arkeolojik çalışmalar büyük önem taşımakta. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü olarak bilimsel çalışmayı yürütmeye hazırız” dedi.İznik’teki bu keşif dünyadan da büyük yankı buldu. Uluslar arası haber ajanslarının yayını sonrası Amerika Arkeoloji Enstitüsü, Prof.Dr. Mustafa Şahin ile bağlantı kurarak detayları hakkında bilgi aldı. Enstitünün bu ay yayınlanan sayısında da bazilika 2014 yılında, ‘Dünyadaki En Önemli 10 Arkeolojik Keşif’ arasına alındı.Dergide, Prof.Dr. Mustafa Şahin’in görüşlerine de yer verilerek, sualtı müzesi olması konusundaki önerisi de yazıldı.“İLK AZİZLERDEN”Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nda 313 yılında Milano Fermanı ile serbest bırakıldı. Tarihi kaynaklara göre, fermandan önce Hıristiyanlığın yasak olduğu yıllarda henüz çocuk yaşta Aziz olan Neophytos, Romalı bir asker tarafından İznik Gölü kıyısında öldürüldü. Milano Fermanı’nın çıkmasının ardından sevenleri Aziz Neophytos adına önce göl kenarında bir kilise yaptı. Yüzyıllarca kilisenin içinde mezarı bulunan Aziz Neophytos’un cenazesi 740′taki büyük depremle birlikte İznik içinde ki başka bir kiliseye taşındı.İZNİK 7′NCİ SIRADAAmerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün yayınladığı 2014 yılındaki 10 önemli keşif şunlar:1- İngiltere’nin ünlü Stonehenge Anıtının bulunduğu bölgede, yeraltı taramalarıyla yapılan incelemelerde 17 yeni tapınak bulundu.2- İngiltere’nin Devon bölgesinde Roma hazinesi bulundu.3- Yunanistan’ın Amphipolis kazı alanında yapılan çalışmalarda girişini kadın heykellerin koruduğu dev bir mezar keşfedildi.4- Nepal’de Buda’nın doğum yeri Lubini’de yeni buluntular keşfedildi.5- İsrail’in Kudüs kentinde bilim adamları Neandertal insana ait genetik örnekler buldu6- İngiliz kaşif Sir John Franklin’in kuzey kutbunda 1846 yılında kaybolan iki gemisinden biri, 168 yıl sonra kanada açıklarında bulundu.7- İznik’te batık bazilika bulundu.8-1930′lardan bu yana İngiltere’nin Bolton Müzesi’nde saklanan mumyanın sanılandan çok daha eski olduğu MÖ 4300 yılına ait olduğu ortaya çıktı.9- Danimarkalı arkeologlar Koge şehrinin batısında bulunan Sjelland adasında Vikinglere ait bir kale ortaya çıkardı.10- Meksika’nın Yucatan Yarımadası’ndaki kara delik adlı sualtı mağarasında 2 bin 7 yılında bulunan iskeletin 13 bin yıl önce yaşamış genç bir kıza ait olduğu belirlendi. DHA
2015'te Teknoloji Dünyasındaki Gelişmeler
Teknoloji dünyasında 2015'te birçok yeni ürün, servis ve yazılım piyasaya sürülecek.Birçok teknolojik gelişmenin yaşandığı 2014 yılı giyilebilir teknolojilerin, insansız hava araçlarının ve nesnelerin interneti gibi konuların öne çıktığı bir yıl oldu. Bu teknolojik gelişmelerin 2015 yılında da devam etmesi bekleniyor. Ayrıca duyurusu yapılan ya da bilgileri internette dolaşmaya başlanan birçok ürün de yine 2015 yılında kullanıcılarla buluşacak.Yeni yıl, bazılarının duyurusu da yapılan yeni ürünlerin piyasaya sürülmesine sahne olacak. Sadece yeni ürünler değil bazı yazılım, servis ve çözümler içinde 2015 duyuruların yapıldığı bir yıl olacak. İşte 2015'te karşımıza çıkması beklenen yeni cihaz, servis, yazılım ve çözümler:Giyilebilir teknolojik cihazlarBileklik, saat, gözlük ve diğerleri. Artık devir giyilebilir teknolojik cihazların devri. 2014 yılında hayatımıza girmeye başlayan giyilebilir cihazların 2015'te patlama yapması bekleniyor. Sağlıktan spora birçok alanda karşımıza çıkacak olan bu cihazlarla yeni bir dönemin kapıları da aralanıyor.Windows 10Microsoft'un yeni işletim sistemi Windows 10 da 2015 yılında kullanıma sunulacak. Windows'un 8'den sonra 9'u pas geçerek duyurduğu yeni işletim sisteminin deneme sürümleri geliştiriciler tarafından test ediliyor. Daha iyi bir Windows deneyimi sunan yeni işletim sisteminde Windows 7'de bulunan ve 8'de kaldırılan Başlangıç Menüsü'nün bir benzeri yer alacak. İşletim sisteminin 2015'in sonuna doğru nihai sürüm olarak kullanıma sunulması bekleniyor.Nesnelerin internetiMakineler arasındaki iletişim olarak tanımlanabilen nesnelerin interneti 2014 yılının önemli konularından biriydi. 2015'te popülerliğinin artması beklenen bu kavram ile kendi kendine haberleşen cihazların sayısında artış yaşanacak. Birçok konuda birbiriyle iletişimde olan cihazlar insan hayatını kolaylaştırmak için çalışacak.3D yazıcılarHer ne kadar Türkiye'de dünyada olduğu kadar ilgi görmese de 3D yani üç boyutlu yazıcıların 2015 yılında daha da yaygınlaşması bekleniyor. Boyutları ve fiyatları giderek düşen, aynı zamanda kabiliyetleri de artan bu cihazlar birçok nesnesin basılmasını sağlıyor. Kişiye özel ve az sayıda nesnenin fabrikasyon benzeri üretilmesine yardımcı olan bu cihazların 2015'e damgasını vurması bekleniyor.Akıllı cihazlarSon yıllarda teknolojik cihazların standart ön eki haline gelen 'akıllı' kelimesinin 2015 yılında birçok cihazı kapsayacak şekilde yaygınlaşması bekleniyor. 2015'de sadece teknolojik cihazlar değil otomobiller, çamaşır makineleri, buzdolapları ve hatta elektrik süpürgeleri de akıllanacak.İnsansız hava araçları2014 yılı insansız hava araçlarının yılı oldu. Bugüne kadar sadece askeri alanda faaliyet gösteren bu cihazlar artık çok uygun fiyatlarla son kullanıcıya ulaşmaya başladı. Birçok marka bu alana yatırım yaparken fiyatları 100 TL'den başlayıp birkaç bin TL'le kadar çıkan çeşitli özelliklere sahip insansız hava araçları satın alınabilir hale geldi. Drone adı da verilen bu ürünler eğlenceden iş dünyasına birçok alanda kullanılıyor. Ünlü ABD'li online alışveriş sitesi Amazon, bu cihazlarla ürün teslim etmenin planlarını da yapıyor. Bu ürünlerin 2015 yılında sayılarının artması ve daha da yaygınlaşması bekleniyor.Sanal Gerçeklikİngilizce ismiyle Virtual Reality yani Sanal Gerçeklik konusunda dünya devleri adeta yarış ediyor. Google kendi sanal gerçeklik cihazı Cardboard ile işin eğlence tarafında yer alırken, Facebook satın aldığı Oculus Rift firmasının sanal gözlüğünü kullanılabilir ürün haline getirmeye çalışıyor. Ayrıca Samsung, Google ve Carl Zeiss başta olmak üzere birçok firmanın akıllı telefonlarla beraber kullanılabilen sanal gözlükleri bulunuyor. Sanal Gerçeklik teknolojilerinin 2015 yılında yaygınlaşması, ürün ve içerik miktarının artması bekleniyor.Android MGoogle'ın geliştirdiği ve dünya çapında en çok kullanılan mobil cihaz işletim sistemi olan Android'in şu an en yaygın kullanılan sürümü Android KitKat. Geçtiğimiz aylarda duyurulan Lollipop sürümü ise henüz yeni yeni yaygınlaşıyor. Alfabetik sıralamaya uygun giden Google'ın önümüzdeki yıl Google M işletim sistemini tanıtması bekleniyor. İşletim sistemlerine çikolata ve tatlı isimleri veren firmanın M için Marşmelov ya da benzeri bir isim kullanması bekleniyor.iPhone 7Neredeyse her yıl yeni bir telefon çıkaran Apple'ın 2015 yılındaki ürünün isminin iPhone 7 olması bekleniyor. Önceki sürüm 6'yı iki farklı boyutta üreten Apple'ın benzer bir stratejiyi yeni üründe de devam ettirmesi bekleniyor. Şimdilik kesin bir bilginin bulunmadığı yeni iPhone modelinin muhtemel tanıtım tarihi ise 2015 yılının Eylül ayı olarak gösteriliyor.iOS 9Her yeni telefon modeliyle eş zamanlı işletim sistemini de güncelleyen Apple'ın 2015'te iOS 9'u piyasaya sürmesi bekleniyor. Yeni işletim sistemi ile ilgili çok fazla bilgi bulunmasa da beklentiler bu yönde.Google GlassGoogle'ın akıllı gözlüğü olarak tanımlanan giyilebilir bilgisayar Glass, 2 yıldır satışta olan bir ürün. Ancak sadece Google'ın seçtiği kişilere satılan gözlüğün fiyatı 1500 dolar. Halen test aşamasında olduğu için tüm dünyada satılmayan ürünün 2015 yılında son halini alması bekleniyor. Kesin olmamakla birlikte nihai ürünün işlemcisini Intel'in üreteceği iddia edildi. Google Glass'ın nihai sürümünün fiyatının daha makul olması bekleniyor.Giyilebilir teknoloji alanına yatırım yapan firmalardan biri de Sony. Elektronik alanındaki tecrübesini SmartEyeglass Attach adını verdiği ilginç bir cihazla somut hale getiren Sony de bu pazara giriş yapıyor. Firmanın 2015 yılında seri üretime geçeceğini açıkladığı ürünü SmartEyeglass Attach her türlü gözlüğe takılabilen akıllı bir aksesuar. 0.23 inçlik ekranı bulunan gözlük Wi-Fi ve Bluetooth gibi özelliklere sahip.Apple WatchApple'ın iPhone 6 modelleriyle beraber Eylül ayında tanıttığı ancak satışa sunmadığı akıllı saati Watch halen geliştirme aşamasında. 2015 yılında satışa sunulmasına kesin gözle bakılan akıllı saat benzerlerinde olan birçok özelliğe sahip. Adım sayfa, spor aktivitesi takibi ve uygulama ekosistemi gibi özellikleri bulunan saatin Apple ekosistemine 2015 yılında dahil olması bekleniyor.Özgür Çetin - Müfit Yılmaz Gökmen, Al Jazeera Turk
Microsoft, Resmi Olmayan Snapchat Uygulamalarını Windows Phone Mağaza'dan Çıkardı
Snapchat’in güvenliği sıkılaştırmak adına üçüncü taraf uygulamalarına olan desteği kesmesinin ardından Microsoft da resmi olmayan Snapchat uygulamalarını Windows Phone Mağaza’dan çıkarmaya başladı. Windows Phone için hazırlanan popüler Snapchat alternatiflerinden 6snap’in geliştiricisi Rudy Huyn, Twitter hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada kendi uygulamasının da aralarında bulunduğu tüm resmi olmayan Snapchat uygulamalarının Windows Phone Mağaza’dan çıkarıldığını belirtti.Snapchat tarafından geçtiğimiz ay içinde yapılan bir açıklamada şirketin bazı yazılımcıların Snapchat’i geliştirme isteğinden hoşnut kalındığı, ancak bazı uygulamaların kullanıcı güvenliğini tehlikeye atacak şekilde tasarlandığı belirtilmişti. Snapchat güvenlik araştırmacıları ve yazılımcılar tarafından güvenlik konusunda çok umursamaz olması ve kullanıcı bilgilerinin resmi olmayan API’ların içinde korumasız olarak dolaşması nedeniyle eleştirilmişti. Windows Central’da yer alan haberde ise şirketin halen üçüncü taraf uygulamalardan faydalanmaya devam eden kullanıcılara hesaplarını kilitleme tehdidinde bulunduğu bilgisi yer alıyor.Microsoft tarafından konuya ilişkin olarak yapılan açıklamada ise Snapchat’ten gelen talep üzerine resmi olmayan Snapchat uygulamalarının Windows Phone Mağaza’dan kaldırıldığı doğrulandı. Halihazırda Windows Phone için resmi bir Snapchat uygulamasının olmaması Windows Phone cihaz sahiplerinin servise erişim imkanının kalmadığını ortaya koyuyor.Teknoblog
Pirate Bay'den Geri Dönüş Sinyali
İsveç polisinin sunucularına el koymasının ardından yaklaşık 2 hafta boyunca erişimi kesilen veri transfer sitesi Pirate Bay yeniden açıldı. Ancak arama özelliği aktif hale getirilmedi.Pirate Bay, 9 Aralık günü İsveç polisinin Stockholm yakınlarındaki Nacka veri merkezine düzenlediği baskının ardından yeniden aktif hale geldi. Pirate Browser üzerinden bağlantı sağlanan Pirate Bay anasayfasına koyduğu büyük bir korson bayrağı ile geri döndüğü ilan etse de, torrent (veri transferi) araması sunulmuş değil. Web üzerinden orijinal thepiratebay.se adresine bağlantıda da sorun yaşanıyor.Torrent Freak'in verdiği bilgiye göre, Pirate Bay'in alan adları binero.se firması tarafından dün güncellendi. Güncellemenin ardından Moldova üzerindeki bir sunucudan ana alan adı tekrar aktif olan Pirate Bay, dev bir korsan bayrağı çekerek geri dönüşüne ait ilk sinyali verdi.Birçok kopyası oluşturulduPirate Bay'in, ana sayfasını aktif hale getirmesinde bir diğer torrent platformu Isohunt'ın desteğini aldığı düşünülüyor. Her iki torrent devi açıklama yapmamış olsa da işbirliği yaptıkları düşünülüyor.Isohunt.to, birkaç gün önce 'The Open Bay' adını verdiği girişim başlatmış ve Pirate Bay destekçilerine torrent devinin 'kopyasını' çalıştırmasını istemişti. Pirate Bay'in aktif hale gelene kadar, ana sayfasının kopya bağlantılarla ayakta tutulacağı düşünülüyor.Kısa süre önce Torrent Freak'e konuşan Pirate Bay ütesi Mr 10100100000, 'klonlanmaktan hoşlandıklarını ve herkesin kendilerini Spartacus'ü korudukları gibi öne çıkarak korumasının harika olacağını' söylemişti.Pirate Bay'in, ABD ile Kuzey Kore arasında diplomatik krize neden olan 'The Interview' filminin torrent'ı sunacağı iddiası üzerine baskına uğradığı düşünülüyor. Kapatılmasını izleyen günlerde, Pirate Bay'in Facebook sayfasına da erişim kesilmişti.Al Jazeera Turk
BitTorrent'ten The Interview İçin Sony'e 'Torrent' Teklifi
BitTorrent, hacker'ların tehdidi üzerine gösterimi iptal edilen The Interview filminin torrent olarak sunulması için Sony Pictures'a teklif götürdü. BitTorrent, filmin evlerde güvenli bir şekilde izlenmesi gerektiğini savundu.Sony Pictures'a siber saldırı düzenleyen 'hacker'ların tehdidi üzerine gösterimden kaldırılan ve geleceği belirsizliğe düşen The Interview, torrent olarak sunulabilir.Sony Pictures CEO'su Michael Lynton, ABD ile Kuzey Kore arasında diplomatik krize neden olan filmi göstermek isteyen büyük video firmaları bulunmadığını belirtmişti. Sony, The Interview'ı yayınlamak için alternatifler aradıklarını belirtirken, şirketin avukatı David Boies, 'filmin sinemalarda gösterilmeyecek olmasının bir ertelemeye işaret ettiğini' söylemişti.Bu açıklamaların ardından filmin internette bedava sunulmasına yönelik talepler artarken, BitTorrent, The Interview'ı torrent olarak sunabileceklerini duyurdu. BitTorrent, 'The Interview hakkındaki gelişmeleri herkes gibi yakından takip ettiklerini, Sony'nin aradığı alternatife cevap olabileceklerini' belirtti.Tehditlere boyun eğmemek içinBitTorrent, ortaya çıkan şartlar altında The Interview'ı yayınlamayı kabul edeceklerini, böylece Sony'nin kendi filmini yeniden kontrol edebileceğini ifade etti.BitTorrent, bu hamleyle hem tehditlere karşı boyun eğilmemiş olacağını, hem de herkesin evinde güvenle filmi izleyebileceğini savundu. Peer-2-peer istemcisi, aynı zamanda ifade özgürlüğünün de bu şekilde savunulacağını belirtti.Açıklama, Sony'nin BitTorrent Bundle'ı kullanarak indirme işlemi için ücret belirleyebileceği belirtildi. BitTorrent, korsan sitelere kıyasla bu yöntemin güvenli olduğunu not düştü.Dosya paylaşımı ve indirmenin yasal olduğu BitTorrent, bu özelliğiyle korsan sitelerden farklılaşıyor. Sony, henüz kendisine sunulan teklife cevap vermiş değil.Al Jazeera Turk
Reklam
Kavga Eden Kadını Yangın Tüpüyle Susturan Adam
Pizza dükkanı sahibi abimizin yüksek sesle tartışan kadına yangın tüpüyle yerinde müdahalesi olay yeri yönetimin nasıl ustaca yapılacağını gösteriyor.Artık erkeklere yol gösterici bu susturma yöntemiyle yangın tüpünüzün başka bir amacı daha var.
Antoine Helbert'in İllüstrasyonlarıyla 11 Maddede Fetih Öncesi İstanbul Tarihi
Yunanistan'dan gelen Megaralılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. 'Körler Ülkesi' olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu.(Metin ibb.gov.tr 'den alınmıştır.)
Reklam
Selfie'lerin Eritildiği 15 Muhteşem İllustrasyon
Ontario College’de Sanat ve Tasarım üzerine eğitim alan KAWS olarak da bilinen Torontolu sanatçı Brian Donnelly, hayatına Toronto’da devam ediyor. Kendi selfie’lerini de kullanan Donnelly’nin işleri, San Francisco’da düzenlenen karma sergi Platinum Blend’de sergileniyor.
Reklam
"Değişim İçin Çal" Projesinden Birbirinden Güzel, Tüyleri Diken Diken Eden 20 Çalışma
Bizdeki adı “Doğa İçin Çal” olan projenin yabancı versiyonu “Değişim İçin Çal” (Playing For Change) müziğin barışı ve yardımlaşmayı sağlayacak tek güç olduğunu savunuyor. Birbirinden güzel çalışmalar ile dünyanın farklı yerindeki müzisyenleri bir araya getirerek bir müzik ziyafeti sunuyorlar. Daha fazla bilgi edinmek için burayı  ziyaret edebilirsiniz. İşte değişim için çalan güzel insanlar.
Reklam
Güneş'te Dev Patlama Yaşandı
NASA, günler süren güçlü fırtınaların ardından Güneş'te dev bir patlama gözlemledi. Patlamanın Dünya'nın bazı bölgelerin radyo dalgalarını bloke ettiği belirtildi.NASA, Güneş Dinamikleri Gözlemevi (SDO) uzay aracı tarafından Cuma günü gözlemlenen dev patlamanın fotoğrafını yayımladı. Şiddeti X1.8 sınıfı olarak açıklanan patlama, Cuma'yı Cumartesiye bağlayan gece dünyanın bazı bölgelerinde geçici olarak radyo dalgalarını bloke etti.Dev patlamanın, yıldızın üzerindeki Aktif Bölge 2242 olarak adlandırılan Güneş lekesinde meydana geldiği belirtildi. NASA, aktif bölgede daha fazla Güneş fırtınası yaşanabileceği bilgisini verdi. ABD Uzay Hava Tahmini Merkezi (SWPC) tarafından yapılan açıklamada, 'aktif bölgenin büyük ve belirsiz olduğu, orta dereceli radyo kesintileri yaşanabileceği ve büyük bir patlama daha görülebileceği' belirtildi.2014'ü patlamalarla kapatıyorGüneş, X1.8 patlamasının öncesinde birçok şiddetli patlamaya daha tanık oldu. Aktif Bölge 2241'de hafta içinde yaşanan iki patlamanın şiddetleri sırasıyla M8.7 ve M6.9 olarak ölçüldü.Güneş lekeleri, çok güçlü manyetik alan faaliyetlerinin yaşandığı bölgeler olarak biliniyor. X-sınıfı patlamalar, bu bölgelerde yaşanan en şiddetli Güneş olayı olarak tanımlanıyor. Taç kütle atımı olarak da bilinen patlamalar, uzaya büyük miktarda yüklü parçacık saçıyor. Aktif bölgelerin konumuna göre, patlamalar Dünya'yı da etkileyebiliyor.Space.com'un verdiği bilgiye göre, Cuma gecesi yaşanan patlama özellikle Avustralya ve Pasifik'in güneyinde etkili oldu. Her 11 yılda tamamlanan döngü sonucunda Güneş'in üzerindeki lekelerin sayısında değişim görülüyor. Güneş, şu an 24'üncü döngü içinde yer alıyor.Kaynak: Space.com ve Al Jazeera
Reklam
Frankfurt Okulu'nun Tarihini Anlatan 'Diyalektik İmgelem' Kitabı Yeniden Raflarda
“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl, elimizdeki kitap; marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Diyalektik İmgelem” kitabı Türk okuyucusu ile daha önce Ünsal Oskay’ın çevrisiyle, buluşmuştu. Kitapta tüm marksist kuramsal dünyayı eleştiren ve etkileyen Frankfurt Okulu konu edilmiş. Martin Jay, kitabında tüm tarihsel süreçleri ve kişileri ayrıntılı bir çalışmayla ele almış. Öncelikle metodolojik olarak kitaba hakkını teslim etmemiz gerekli, gerçekten iyi hazırlanmış.Kitabın giriş kısmından itibaren kitabın niyeti, sınırları ve amaçları belirtilmiş. Yazar, günümüzde hâlâ güncelliğini koruyan birçok tartışmanın çıkış noktası olan Frankfurt Okulu'nun tarihsel konumunu ele almakla başlamış. Frankfurt Okulu bir düşünce kulübünden ziyade bir düşünme metodu çevresine toplanmış dönemin ruhu aslında. 'Aktivist entelektüel' ifadesi kitabın giriş kısmında eleştirilerek entelektüel; “zaten düşüncesini dışsallaştıran kişi” olarak tanımlanıyor. Kitaptan bir alıntıyla ifade edersek: 'Radikal entelektüel, fildişi kulesini terk etmesi için değişimin popüler gücüyle çok yakından özdeşleştiğinde mükemmel olanı başarmayı da tehlikeye atıyor.'Kitabın yazarı Martin Jay, Frankfurt Okulu’nun 1923-1950 yıllarını aktarırken; Horkheimer, Adorno, Erich Fromm, Löwenthal gibi yazarların hayatlarını ve dünyaya karşı bireysel tutumlarını da ele alıyor. Bu yazarların 1933’te göç etmek zorunda kalmaları onların yazılarını da derinden etkiliyor, bu da dış dünya ile ilişkilerinde 'sürgün'de bir bakış açısı oluşturmalarına yol açıyor. Yaşadıkları dönem; hem faşizmden kaçma ve hayatta kalma hem de yaşanan Sovyetler Birliği deneyimine sahip çıkma ve onu reddetme arasında gidip geldikleri bir dönem. Bir geriye dönüş taramasıyla tüm filozofları tekrar okuyorlar. Söz konusu yıllar hem Sovyet deneyiminin hem de Avrupa'nın faşizm gölgesinde kaldığı yıllar olduğu için eleştirel teorinin yanı sıra o fikrin uygunabirliğine dair bir metot izliyor. Antropolojiden, psikanalize, fenomenolojiye, estetiğe, sosyal psikolojiye felsefenin birçok alanına eleştirel bir bakış sergiliyorlar. Tam da bu noktada “bilimsel sosyalizm”, “diyalektik materyalizm” gibi kavramlara enstitünün soğuk bakması; Sovyet deneyime ve örgütlülüğe mesafeli duruşları politik çıkmazları olarak ortaya çıkıyor. Bu duruş, Marksistler arasında - sonraki yıllarda daha fazla belirginleşen- Sovyetler Birliği’nin reddine kadar uzanan bir politik duruş ayrılığına yol açıyor. Liberal sol denilen akımın beslenme damarlarını oluşturuyor.Martin Jay, bir Amerikalı olarak anlattığı dönemi oldukça geniş kaynaklardan ve özellikle de kişisel yazışmalardan derlemiş. Frankfurt Okulu’nun eleştiri teorisi başlığında dünyaya yeni bir bakış açısı getirmek üzere nasıl oluştuğunun cevabını aramış. Birbirleriyle tanışmalarına, hatta bireysel bunalımlarına da yer vermiş. Özellikle cesurca altını çizdiği gibi; Frankfurt Okulu'nun çoğunluğunun Yahudi kimliğine sahip olması dünyayı yorumlamalarında etkili olmuş. Bir Yahudi olarak nazizmin yükselişine tanıklık etmek onları daha pesimist olmaya itmiş. Bu da gayet insani kuşkusuz. Eleştiri okulundakilerin parti ile ilişkileri, örgütlülüğe bakışları ve tüm marksist teori kavramlarıyla yeniden ilişkilenmeleri kitapta ayrıntılı şekilde yer almış. Diyalektik materyalizm, sınıf, bilinç, üretim ilişkileri gibi oldukça tanıdık olan kavramlarla mesafelerine de dikkatlice değinilmiş.Kitapta özellikle vurgulanan nokta aslında mutlak gerçek konusunda oldukça tereddüt içinde olmaları. Bu Sovyetler’e bakışlarına da yansıyor. Bilimsel sosyalizmden ne anlaşılması gerektiği ya da sosyal bilimler enstitüsünün “ne anladığı” aktarılmış kitapta. Adorno'nun Kraucer’le tanışması ve bu tanışıklığın etkilerinden tutun, Adorno'nun neden müzik teorisine ilgi duyduğuna kadar birçok konuda okuyucuyu tatmin edecek geniş bir bilgi çerçevesi sunmuş.Grünberg'den sonra psikanalizin enstitüye hızlı bir şekilde girmesiyle beraber Marcuse'un döneminin başlaması gibi tarihsel detayları içeren kitap; tüm teorisyenleri, yaşamlarından kesitlerle okuyucuya aktarıyor. Kendi düşünceleri ve çekişmelerini görme fırsatı buluyoruz bu sayede. Horkheimer'in Nietzsche okuması ve Kant üzerine yeniden okumaları ve yazdığı makaleleri kitapta referans vermesi başka kaynaklara yönlendirmesi açısından okuyucu için oldukça büyük bir fırsat oluşturuyor.“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Ayrıca 'kültür endüstrisi' başta olmaz üzere; 'sınıf bilinci' gibi aşina olduğumuz kavramlara ve hakkındaki diğer tartışmalara ışık tutarken, aynı zamanda Frankfurt Okulu'na mensup olmasa da onu dışarıdan etkileyen ve katkı sağlayan Lukacs, Gramsci, Sartre, Bloch ve Benjamin gibi düşünürlere de değinilmiş. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl kitap, marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup üzerinde tartışılmaya değer bir kitap.Turgay Seçkin Serpil/İleri Haber
Snacks, Yeni Girişimcilerin ve Girişimci Adaylarının Mobil Bilgi Bankası Olmayı Hedefliyor
Yeni girişimcilerin belki de en çok zorlandığı konuların başında, girişimlerin çok farklı alanlardaki ihtiyaçlarına yönelik bilgilerin hepsine sahip olmak zorunda olmaları, ya da bununla ilgili profesyonel bir destek almak zorunda olmalarını gösteriyor.Çoğu girişimcinin karşılaştığı en büyük problemlerin başında şirket açmak, muhasebe tutmaya başlamak ve hukuksal işlemler geliyor. Girişimlerin belki de en çok dış destek aldığı konular bunlar. Elbette iş bununla da sınırlı değil, bir girişimcinin pazarlamadan kullanıcı deneyimine, satıştan teknik geliştirmeye her konuda 360 derece bir bilgi birikimine sahip olması çok kritik.Snacks adlı mobil uygulama, tasarım, geliştirme, girişim hukuku, pazarlama gibi konular hakkında hap bilgileri tek bir uygulama altında toplama görevini üstlenen bir mobil uygulama. Kısacası bir girişimin sahip olmak isteyebileceği pek çok konu hakkında bilgileri bir mobil uygulamada bir araya getiriyor.Honolulu’da düzenlenen Startup Weekend‘de ortaya çıkan bir girişim olan Snacks’in ilk olarak sadece iOS versiyonu piyasaya çıkacak. Ortaya çıktığı ortam gereği fikir aşamasından hızlıca hayata geçen Snacks, girişimlerin nasıl çalıştığıyla ilgili olarak kullanıcılarına bilgi veriyor. Yani aslında hem yeni girişimcilerin hem de girişim yapmak isteyen herkesin mutlaka göz atmasında fayda olan bir bilgi birikimi hazinesi niteliğini taşıyor.Elbette gerek muhasebe, gerekse hukuk konularında diğer ülkelerden farklı kurallarımız var. Ancak uygulamada sunulan, tasarım, kullanıcı deneyimi ve geliştirme gibi konular Türk girişimcilerin de işine fazlasıyla yarayabilir. Bununla birlikte yurtdışına, ABD’ye açılma hayali olan girişimlerin de Snacks’e bakmasında büyük fayda olabilir. Eğer girişimci adayıysanız, Snacks’in iOS versiyonu için beta listesine kayıt olabilirsiniz.Webrazzi
16 Fotoğrafla Geleceğin Konutlarına Bir Örnek "Nagakin Kapsül Kulesi"
Hemen herkesin aklında, insanlığın geleceğiyle alakalı farklı fikirler ya da hayaller vardır. Birçoğunun da aşağıdaki gibi bir yaşamı resmetmediğine eminiz. Ancak giderek artan dünya nüfusu, yaşam alanlarının iç içe geçmesi ve doğal kaynakların azalması gibi sorunlar yüzünden, geleceğimizin tıpkı örneğini aşağıda göreceğiniz klostrofobik bir kabusa dönüşmesi de muhtemeldir.  İşte Japonya’dan yayılmaya başlayan kapsül ev merakı…
'Yerli Yalan Makinesi' Üretilecek
Üsküdar Üniversitesi kurucu rektörü Prof. Dr. Tarhan, 'Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceklerini' belirtti.Üsküdar Üniversitesi'nde, beyindeki sinyallerin bilgisayarlara aktarılması yoluyla elde edilen verilerin değerlendirildiği proje kapsamında yalan makineleri, Türk kültürüne uygun şekilde üretilecek.Üniversitenin kurucu rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üzerinde çalıştıkları 'yerli yalan makinesi' projesini AA muhabirine anlattı.Yalanın bir insanın inanmadığı şeyleri söylemesi olduğunu dile getiren Tarhan, 'Bir kimsenin inandığı veya inanmadığı bir şeyi söylediği zaman beyninde oluşan tepkiler farklı oluyor. Beyindeki sinir iletisi, oksijen ve glikoz tüketimi de farklı oluyor. Bu özelliklerle bir insanın beyninin yalanla tepkisini ölçebiliyoruz' diye konuştu.Tarhan, beyin sinyalleri, cilt ısısı, cilt direnci, kalp atışı, solunum sıklığını ve kas gerginliğindeki değişiklikleri sensörlerle yalan makinesine bağlı bilgisayarlara aktardıklarını belirtti.Kişinin doğru söyleyip söylemediğine ilişkin ölçülebilir bilgilere bu yolla ulaştıklarına dikkati çeken Tarhan, şöyle devam etti:'Geçtiğimiz dönemde bir yasa çıktı. Türkiye'de yalan makinesiyle ilgili istihbarat yapısı içinde ve güvenlik güçleri çerçevesinde kullanma kararı alındı. Bu büyük ithalat gerektiren bir durum. Her il ya da ilçedeki yerlerde sorgulama esnasında yalan makinesi kullandıracaksınız. Bu da önemli miktarda ithalat ve döviz kaybını gerektiriyor. Biz üniversite olarak bunu yapabilecek öğretim üyesi kadrosuna sahibiz. Gerekli fiziki ve teknolojik altyapımız var. Biz bunu bir proje haline getirirsek üretimini yapabiliriz. Yaptığımız çalışma zaten maliyeti ciddi bir şekilde azaltacaktır.'Tarhan, projenin hayata geçirilmesi için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile kalkınma ajanslarından destek beklediklerini dile getirdi. Projenin kabul görmesi halinde 1 sene içinde üretime geçebileceklerini kaydeden Tarhan, makinenin kültürel boyutlara uygun olmasına dikkat edeceklerini vurguladı.Prof. Tarhan, proje hakkında şu bilgileri verdi:'Biz Türk kültürüne uygun yalan makinesi geliştireceğiz. Çünkü onların ölçeğine göre yalan denilen şeyler bizim için doğal olabilir. Kişinin bunu yalan olarak algılaması çok önemli. Mesela eşinin kıskançlığıyla ilgili bir soru sorduğun zaman bir Amerikalı bunu normal kabul edebilir. Beyinde onunla ilgili yalan tepkisi vermeyebilir. Ama bizde kıskançlıkla ilgili bir soru sorduğunuzda, Türk toplumunda, kültürel yapımıza göre beyin daha duyarlı tepki verir. Biz yazılımda bunu da geliştireceğiz. Kültürel özellikli bir yalan makinesi üreteceğiz. Yazılımda Türk insanının özelliklerini de göz önüne alacağız. Bu nedenle yalan makinesinde hata ihtimali daha az olacak. Mesela bir Karadenizli'nin silah gördüğü zaman beynindeki tepkiyle bir Egeli'nin tepkisi aynı olmaz. Bir Avrupalı'nın aynı olmaz.'Tarhan, yerli yalan makinesinin yaygınlaşması halinde yurt dışına ihraç edilebileceğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cumhur Taş da yalan makinesinin işleyişi hakkında bilgi verdi.Taş, ilk aşamada kişinin kafasına elektrotlar bağlandığını ifade ederek, 'Tıpkı kalp filmini çeker gibi beyninizin de filmini çekebiliyoruz. Çünkü her ikisi de elektriksel sinyallerle çalışıyor. Elektrotları bağladıktan sonra ekranda sinyallere bakıyoruz. Sonrasında bu sinyalleri birtakım matematiksel işlemlerden geçirip kişinin o anki kararına ve düşüncesine yönelik birtakım öngörülerde bulunuyoruz' diye konuştu.İnsanların beyin izleri varOlay yerindeki parmak izine benzer izlerin insan beyninde de yer aldığını dile getiren Taş, buna bakılarak bazı suçların ortaya çıkartılabileceğini belirtti.Taş, yalan makinesinin çalışma prensiplerini şöyle anlattı:'Örneğin buradaki arkadaşımız sanal bir suç işlemiş olsun. Bu suçla ilgili suç aletleri de var. Arkadaşımıza önce bilgisayar aracılığıyla suç aletlerini görüp görmediğini soruyoruz. Kendisi olayı inkar ediyor ve yalan söylüyor. Öncelikle olayla ilişkisiz kelimeleri, sonrasında da olayla ilişkili esas suç aletini ve diğer aletleri gösteriyoruz. Ekranda bir sopa, sonrasında bir silah ve bıçak var. Rastgele bir dizinde 20-30 kez bunları gösteriyoruz. Bu sırada bizim karşımızdakinden beklediğimiz bir yanıt vermemesi, sadece ekrana bakması. Çünkü biz ondan yanıt istemiyoruz. Beyin dalgalarını istiyoruz.'Cumhur Taş, daha sonra bıçakla suçu inkar eden kişinin beyin dalgalarını detaylı şekilde incelediklerini söyledi. İlk dalganın nötral kelimelere ilişkin şekillendiğini anlatan Taş, '300. milisaniyede hepimizin beyninde bir kelime duyduğumuzda yukarı doğru artan ve sonrasında inen bir dalga oluşur. Size gösterilenler daha önce hiç görmediğiniz bir şeyin resmi ise burada yeşil renkli, bir öncekinden daha düşük genişlikte başka bir dalga oluşur. Eğer siz daha önce bu uyarını gördüyseniz ancak görmediğinizi de beyan ediyorsanız, (mavi renkli) bu dalga gösterir ki siz o uyaranla daha önce kesinlikle karşılaşmışsınız' diye konuştu.Taş, bu şekilde şüphelinin suç işlediği aleti daha önce görüp görmediğini rahatlıkla ortaya koyabileceklerini dile getirdi.İzzet Taşkıran, AA
Reklam