onedio
12 Maddede Geleceğin Süper Uzay Araçlarına Bir Ön Bakış
İkarus projesinin grafik mühendisi Adrian Mann, yıldızlararası yolculuk için gerekli olan uzay araçlarına dair bazı konsept çalışmaların çizimlerini yaptı.Güneş sistemimizin ötesine, uzayın derinliklerine yapılacak yolculuklar için, araçların nükleer güç ve anti-madde gücü gibi bazı itici mekanizmalara sahip olması bekleniyor. Bu beklentilere göre yapılan ilüstrasyon çalışmalarını Adrian Mann’ın gözünden görebilirsiniz.
14. !f İstanbul'un Programı Açıklandı
14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin programı açıklandı!Her sene olduğu gibi bu yıl da dopdolu bir programı sinefillerle buluşturmaya hazırlanan !f’in bu yılki sloganı “Kalbine Bak, Yerinde Mi?” olarak belirlenmişti. 42 ülkeden 115 filmin gösterileceği festivalin İstanbul ayağı 12 Şubat’ta, Ankara ve İzmir ayakları ise 26 Şubat’ta başlıyor.Tim Burton’ın Big Eyes‘ıyla açılışı yapacak !f’in tüm programına göz atmak için buraya tıklamanız yeterli.Bantmag
Apple, Kore'de Rekor Kırdı
Samsung’un ülkesi Güney Kore’de Apple’ın iPhone 6 satışlarının itici gücü beraberinde rekor pazar payına ulaştığı açıklandı. İşte detaylar…Samsung , küresel anlamda en çok satış gerçekleştiren akıllı telefon şirketi konumunda. Pazarın büyük kısmını hakimiyeti altında tutmayı başarıyor. Buna karşın Apple ’ın yeni iPhone modelleri eşliğinde yarışa ayrı bir tat kattığı da yadsınamaz bir gerçek. Fiyat etiketleri ne kadar tartışılsa da iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ’la önemli satış adetlerine ulaşan şirketin ayında, Güney Kore ’deki pazar payı kısa süre önce netleşti. Buna göre yüzde 33 gibi rekor bir paya ulaşıldığı görüldü.Apple adına bu net başarının arka planında yatan gerçekler arasında ilk sırada yeni iPhone modellerinin benimsenmesi var. Buna ek olarak iPhone 5 ve iPhone 5s ’ler için belli oranlarda indirime gidilmesi de etkili olmuşa benziyor.
'Hala 450 Yıl Öncesini Yaşıyor Olmak Üzüyor'
Bülent Emin Yarar’ı kimileri Öğretmen Kemal olarak, kimileri de Reha Erdem filmleriyle hatırlıyor. Şimdilerdeyse Devlet Tiyatrosu’ndaki Hamlet ve Profesyonel oyunlarıyla ismi hafızalara kazınmış durumda. Her iki oyundaki performansıyla göz dolduran oyuncuyla buluştuk. Yarar, tiyatroya nasıl başladığını, oyunlarını, ailesini anlattı.Hamlet oyunuyla iki sezondur sahnelerdesiniz. Shakespeare’i ve eserlerini değişmez kılan ne?Shakespeare tarafından 450 yıl önce yazılmış metinde ne yazık ki hiçbir şey değişmeyen dünyanın resmini görüyoruz. Sadece Danimarka Krallığı’nın değil, dünyanın çürümüşlüğünün belki de. Shakespeare’in başta Hamlet olmak üzere tüm eserleri bugün yerini buluyor. Üstelik aynı güzellikte ve aynı samimiyette karşılığını buluyor. Shakespeare’in de tek arzusunun bu olduğunu biliyoruz.Türkiye’de Hamlet’i tek başına ilk kez oynayan sizmişsiniz…Daha önce Fransa’da tek kişiyle oynanmış ama Türkiye’de ilk olduğunu öğrendim ben de.Bütün karakterleri oynamak zor olmuyor mu?En son konservatuvarda, öğrencilik yıllarımda şöyle bir kafamı uzatmıştım Hamlet’e. Bu oyunu altı kişiyle yapabileceğimi düşündüm. Hatta kendime partner aramaya başladım. Oyunun dramaturjisi geliştikçe, metin oluştuktan sonra yönetmen Işıl Kasapoğlu aradı ve ‘Okuyorum, okuyorum tek kişilik okuyorum. Sen tek başına oynarsın.’ dedi. ‘Yapamam, hazırlıklarım tek kişilik değil.’ dedim. Çünkü bütün yaz boyunca sadece kendi metnime hazırlanmıştım ama nafile! Bu kez tek kişilik okumaya başladım metni, aradan zaman geçti, yazın sezon sonu bir araya geldik. Metni tek başıma okudum ve herkes ‘İşte oldu’ dedi. Tek kişilik oynamak zor olabilirdi ama ben Hamlet ile arkadaş oldum resmen. Bu işimi kolaylaştırdı. Böylece başlamış olduk Hamlet’e. Tabii en önemlisi prova dönemiydi. Korkular olsa da çok keyifli geçti.Hamlet’i Hamlet yapan şeylerden biri politika diyebilir miyiz?Hamlet’in hep mutlu bir çocuk olduğunu düşündüm. Her şeyden habersiz bir çocuk. Gülen, ağlayan, duyguları olan. Shakespeare’in diğer bütün karakterleri gibi. Saraydaki entrikalardan uzak duran Hamlet’i hep böyle hayal ettim. Ta ki babası ölüp de onun hayaletiyle karşılaşana kadar. Hesaplaşmaya ve yüzleşmeye başlar. Kendi hisleriyle kendi gözünden gördüğü bir yelpaze açılır. İşte Shakespeare öyle bir usta ki, bu küçücük hikâyeden ve böyle bir baba hayaletinden yola çıkarak günümüze kadar yaşanan bütün entrikaları, politikayı, aşkı, kini, nefreti, hareketsizliği hepsini çok büyük bir başarıyla yansıtır. Yani Hamlet babasının ölümüne kadar küçük bir çocukken, babası öldükten sonra her şeyi görmeye başlar. Politikayı da entrikayı da o zaman görür.Aslında her toplumda haksızlığa uğrayan Hamlet’ler, Claudius gibi entrikacı politikacılar, politikacıları alkışlayan Rosencrantz ve Guildenstern gibi çıkarcılar yok mu?Olmaz olur mu.. Her dönemde, her ülke ve toplumda böyle insanlar olmuş. Shakespeare zaten sadece bir oyun yazmamış. Kendi döneminin toplumunu, siyasi, sosyal yapısını anlatmış. Bugünleri yazmış aslında. Oyundaki kadınlara benzeyen kadınlar, benzeri düşünen babalar, iktidar sahipleri kendini görebilir oyunda. Eğer gerçekten bu oyun hayatın ta kendisi olmasa, izleyen ‘bu ben değilim’ der geçer. Tek başıma sahnede, bir saat 25 dakika boyunca bütün bu karakterleri oynarken, hiç sıkılmıyorum. Çünkü oyunu yaşıyorum.Profesyonel oyununun bu yıl beşinci sezonu. Sıkılmadınız mı aynı karakter ve metinden?Valla öyle sıkılma gibi bir durum olmuyor. Buna bir kere yazanın kalemi izin vermiyor. O kadar muazzam bir eser bırakmış ki Duşan Kovaçeviç. Günlük hayatımızda her gün değişen şeylere cevap veriyor. Dolayısıyla hayat ne kadar tazeyse, oyun da o kadar taze kalıyor. Ve yeni sezonda oyunu ilk kez izleyecek olan seyirciyi düşününce sıkılmaya fırsat kalmıyor.Profesyonel’de bir yazarla, emekli polisin hikâyesini anlatıyorsunuz. Sanatçılar, aydınlar sizce hâlâ fildişi kulelerinde gizleniyor mu?Sıradan insan ile entelektüel arasında bilinçli duvarlar örülmeye çalışılıyor. Ama sanat buna izin vermiyor. Bakın yıllar önce Shakespeare çıkmış, Çehov çıkmış. Bugün Haldun Dormen diye bir usta çıkmış ve çıkacak da. Bence aradaki duvar giderek kırılıyor, daha da kırılıp büyük kitlelere ulaşmalı. Ödenekli tiyatrolar çok önemli. Bana ‘Sen Profesyonel’e özel tiyatro açıp oynasaydın, şimdiye neler olurdu, neler!’ diyorlar. Ben işin o tarafında değilim. 5-6 liraya Türkiye’nin dört bir tarafına taşıyoruz oyunu. Bu benim için daha anlamlı. Sanat öyle bir şey ki, samimi bir iş ya da sanat sizi özgürleştirir, güzelleştirir, besler, birbirimizi anlamamızı, çoklu bakmamızı sağlar.Uzun yıllar çocuk oyunlarında oynamışsınız. Oyunculuğunuza nasıl katkıları oldu?Tiyatro bölümüne girmemiştim daha, o zamanlar başlamıştım. Opera, şan bölümündeydim. Bir müzikal çocuk oyununda başrol oynadım. Kendiliğinden oldu her şey, ben pek anlayamadım. Şimdi adını koyabiliyorum bunun. Samimi olduğunuzda, sadece oyun oynadığınız zaman değil, kendi çocuğunuza ya da bir başka çocuğa çocuk muamelesi yapmadığınızda, onu kandırmadığınızda ve ‘mış gibi’ yapmadığınızda, çocuğu da bir birey olarak gördüğünüzde onların gelişimine ne kadar büyük bir katkıda bulunabileceğimi gördüm. Çocuk oyunlarımda bunu yakaladım.Yeter ki hepimiz biraz daha özgür ve eşit alanlar bulalımSon dönemde sizi Onur Ünlü filmlerinde görsek de, genelde Reha Erdem filmleriyle hatırlanıyorsunuz. Var mı yeni bir film projeniz?Yeni bir film olacak ama Reha ya da Onur ile değil. Söylemek için erken olabilir çünkü yeni konuşuldu. İlk projesini yapacak genç bir arkadaşın filmi olacak.Şehir Tiyatroları’nda oynanan Cibali Karakolu oyunu, bir karakter sebebiyle sansürlendi. Oyunların sansürlenmesi yeni olan şeyler mi, hep var mıydı?Hep yaşandı bunlar. İşin üzen tarafı, hâlâ 450 yıl öncesini yaşıyor ve konuşuyor olmak. Niye bir arpa boyu yol gidememiş insanoğlu? Buna hayıflanıp durmak da yetmiyor bir süre sonra. İnsanın kendini daha iyi hissetmesi, çoğalması mümkün. Yeter ki hepimiz biraz daha özgür ve eşit alanlar bulalım. Bir gün daha özgür olacağımıza inanmasam burada, sahnede durmam.Özgürlüğün bu denli kısıtlandığı bir toplumdayız. Sanata etkisi nasıl oluyor?Sanat etkilenmiş ki, bu eserler çıkıyor ve yenileri de çıkacak. Böyle güzel eserler baskı dönemlerinde ortaya çıkar zaten. Mesela ‘Profesyonel’de 18 yıl boyunca bir polisin bir aydını, yazarı takip etmesine kimse şaşırmıyor. Çünkü bunlar oldu ve olmaya devam ediyor.Kızımın ve eşimin ikili dünyasını kıskanıyorumEşiniz Bennu Yıldırımlar da oyuncu. Magazin programlarında hiç boy göstermiyorsunuz!İkimiz de yoğun çalışıyor ve birbirimize vakit ayırıyoruz. 15 yaşında bir kızımız var Ada. Zaman iyi kullanınca o kadar bereketli ki, ‘Çok yoğunum, eşimi, kızımı, annemi görmeye vaktim yok.’ deme lüksüm yok.Kızınızla nasıl bir iletişiminiz var?Çocuk oyunları oynarken gördüğüm taktiği uyguluyorum. Taktik değil de, orada kavradığım şekilde iletişim kuruyorum Ada ile. Ada kendisini iyi biliyordu ve kendimizi anlatmak için ayrı bir çaba harcamadık. Çocuk olduğunun farkındaydı. Şimdi ise genç kız olduğunun farkında.Genelde kız çocukları babaya düşkün dense de, anneyle bir başka bağı vardır. Öyle mi sizde de?Mutlaka. Onların ikili ayrı bir dünyası var.Kıskanmıyor musunuz?Tabii kıskanıyorum. Öyle zamanlarda, hepimiz evde olmamıza rağmen ben tek başıma kalıyorum. (Gülüyor)Anne-babası oyuncu olanların çocuklara sorulan kaçınılmaz soru. Ne olacak Ada?O da aynı yolun yolcusu bence. Keşke oyuncu olsa. Mutlu olacağı alanı seçsin istiyorum, onun hayatı sonuçta. Bir ara keman eğitimi aldı. Ama şu aralar kafasında müzikal okumak var. Oyunlara gidiyor seyrediyor. Şarkılar söylüyor, film seyrediyor.Babamın beni sahnede görmesini çok isterdimSizin konsantre alanınız şu an tiyatro. Ama 23 yaşıma kadar bunu bilmiyordum diyorsunuz…Küçükken resim, müzik ve beden benim için en önemli ve en iyi olduğum derslerdi. Ne yazık ki itilip kakılmış derslerdi. Şimdi de aynı. Babam konservatuvar okumamı istemedi. Kendisi maden mühendisiydi. Hobi olarak enstrüman çalardı. Akordeon, mandolin, keman çok şamata bir adamdı. Babam isteseydi çok iyi bir tiyatrocu olurdu. Beni sahnede izlemesini çok isterdim. Ne yazık ki çok erken ayrıldı bu dünyadan.20 Dakika dizisinden sonra televizyonda görünmediniz…Geliyor bazı projeler. Geçen sezon Hamlet’e başladım diye kapattım dizi defterini. Bu sezonda film var. Televizyon çok yoruyor beni. İnsanlar görmek istiyor ama şartlar biraz daha iyi olsa keşke.Zaman
Meryl Streep Tipi Sevgililerin En İyisi Olduğunun 16 Kanıtı
Meryl Streep sadece çok iyi bir aktris değil aynı zamanda kadınlar için çok iyi bir rol model. İşi, ailesi, özel hayatı ve kendisi arasında kurduğu mükemmel denge, hoşgörüsü, hanımefendiliği ile bir simge. Hal böyle olunca Meryl Streep tipi sevgililerin de 'sevgili aleminin' en iyi olması kaçınılmaz. İşte kanıtları.
Reklam
En İlginç 5 Psikolojik Hastalık
etiket
Psikolojik problemler en az fiziksel hastalıklar kadar önemli. Ruh sağlığının iyi olmaması bedensel problemlere de yol açıyor.  Sizin için psikolojide ender rastlanılan ama ilginç olan 5 psikolojik hastalığı derledik.
Reklam
İnsana Kendini Yumruklama İsteği Veren En Lanet 11 Fiziksel Ağrı Sızı
Bütün gün şen şakrak biçimde oradan oraya gezen siz değilmişsiniz gibi gece olduğunda bir anda gelir diş ağrısı. İlk dakikalarda “Eheh, bir şey yok ya, geçer şimdi” umudu zamanla “Allah Allah geçmiyo bu” umutsuzluğuna dönüşür. Ardından insan Rus Hükümeti’yle anlaşma yapıldığını, yeni doğalgaz hattının muhtemelen kendi dişinden geçeceği için oranın delinmekte olduğunu düşünür. Çözümü: Dişinizi kerpeten, pense, balyoz, şişe açacağı, artık ne bulursanız onunla çekiniz…
Reklam
Neandertaller Tahmin Edildiğinden Çok Daha İnce Düşünceliydiler
Yabani ve görgüsüz olarak bilinen Neandertallerin tahmin edilenden daha ince düşünceli olduğu ortaya çıktı.Neandertaller bu zamana kadar yabani, kalın kafalı ve görgüsüz, ahmak olarak ünlendi. Varılan bu kanı belki onların çok bilinen çıkıntılı kaş kemerlerinden belki de -artık itibar görmeyen- dili veya sembolizmi kullanmak için yetersiz, ilkel leş yiyiciler oldukları düşüncesindendir.  Ancak Neanderallerin alışkanlıkları ve tarihi üzerine yapılan son araştırmalara göre onların böylesi tasvirlerinin tümüyle haksız [1]. Sonunda anlaşıldı ki, Neandertaller alet kullanan yetenekli avcılardı ve muhtemelen bizimle kültür benzerliğine de sahiplerdi. DNA kayıtları gösteriyor ki, eğer Avrupa veya Asya’ya doğru atalarınızın izini sürerseniz, kendi genomunuzda bazı Neandertal DNA’sına denk gelmeniz oldukça hoş bir raslantı olacaktır.Colorado Üniversitesi’nde arkeolog olan Paola Villa’ya göre, 1850 yılında Almanya’da bulunan ilk kafatası ile Neandertallerin kötü şöhreti başladı: “Bu kafataslarının morfolojik özellikleri – belirgin kaş kemerleri, olmayan çene ucu – bizden çok farklı ve daha değersiz oldukları düşüncesine yol açtı.” Paola Villa’nın söylediklerine bakılırsa; arkeologların çoğunun artık buna itibar etmemesine rağmen Neandertallerin daha değersiz, yabani veya akılsız oldukları düşüncesi popüler kültürde geçerliliğini sürdürüyor.
Reklam
Sony'den Bluetooth ve NFC'li Kulak İçi Kulaklık
Sony, yeni kulak içi kulaklğını MDR-AS600BT’yi duyurdu. Bluetooth desteği sayesinde mobil cihazlarla kablosuz iletişim kurabilen kulaklık, hızlı bağlantı desteği için NFC teknolojisine de destek veriyor.Bünyesinde barındırdığı mikrofon sayesinde telefon aramalarına cevap verebilen kulaklık, IPX4 sertifikasıyla su sıçramalarına karşı da dayanıklı. 20 Hz – 20 kHz frakans aralığında ses veren kulaklıkta neodymium mıknatıslı 9 mm dinamik sürücü kullanılıyor. Sadece 21 gram ağırlığındaki MDR-AS600BT, tam dolu pille 250 saate kadar bekleme ve 8,5 saate kadar oynatma süresi sunuyor. MicroUSB üzerinden kolayca şarj edilebilen kulaklık, kısa bir süre içerisinde Asya ve Amerika’da piyasaya sürülecek. Sony MDR-AS600BT’nin satış fiyatı ise henüz belli değil.LOG
Reklam
Önceki Hayatında Hangi Hayvandın?
etiket
Bu hayatında insansın, o ne şüphe!? Fakat sen, önceki hayatında hangi hayvandın? Bu testte özelliklerine göre, önceki hayatında hangi hayvan olabileceğini buluyoruz!..
Hukukçulardan Twitter'a İfade Özgürlüğü İhtarı
Hukukçular Yrd. Doç. Dr. Altıparmak ile Prof. Dr. Akdeniz Twitter’a ihtarname göndererek tüm engellemelere son vermesini, insan hakları ve ifade özgürlüğünü korumaya çağırdı. Hukukçular aksi halde yasal yollara başvuracak. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ile İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Yaman Akdeniz Twitter’a ihtarname göndererek insan hakları ve ifade özgürlüğünü korumaya çağırdı.'Twitter'ın Türkiye yargısına uyma zorunluluğu yok'Anayasa Mahkemesi’nin Twitter’a erişim engelini ifade özgürlüğü ihlali saydığını hatırlatılan ihtarname dilekçesinde Mayıs 2014’ten sonra Türkiye hükümeti ile Twitter arasındaki görüşmeler sonucunda başlanan buzlama (witheld) uygulamasının yasal bir zorunluluktan kaynaklanmadığı vurgulandı.Dilekçe şöyle devam etti:“Dolayısıyla görüşmeler sonrasında ancak siyasi sansür olarak tanımlanabilecek birçok engellemeye yol açan uygulama; aşağıda açıklanacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti hukukundan kaynaklanmadığı gibi bu uygulamayı meşru kılan yargısal ve idari kararlar da bulunmamaktadır. Kararlar İnternet Servis Sağlayıcıları tarafından değil, bizzat şirketiniz tarafından gerçekleştirilmiştir. Bazı örneklerde görüleceği gibi bu durum çoğu zaman siyasi ifade özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğü bakımından önemli sonuçları olan ihlallere yol açmaktadır.”'Basın hürriyeti açıkça ihlal ediliyor'Mahkemelerin erişim engelleme kararlarının ardından Twitter’ın Türkiye’den görülmesini engellediği (buzlama/witheld uygulaması) hesapları hatırlatan hukukçular bunların arasında basın kuruluşlarının da olduğunu, bu uygulamanın basın hürriyetinin açık ihlaline dönüştüğünü ifade etti.“Anlaşıldığı kadarıyla bu tür kararlar Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından şirketinize bildirilmekte, şirketinizse herhangi bir sorgulama yapmaksızın ve ilgililerin haklarını dikkate almaksızın bu hesapların Türkiye’den görülmesini ve izlenmesini engellemektedir.”'Twitter ifade özgürlüğüne müdahale ediyor'ABD merkezli olması sebebiyle Türkiye’deki yargı makamlarının verdiği kararlara uyma yükümlülüğü olmayan Twitter’ın bu tutumunun adil yargılama ilkesini ihlal ettiğini vurgulayan dilekçe Twitter’ın kullanıcıların hesabını Türkiye’den erişime engellerken ifade özgürlüğüne müdahale ettiği ifade edildi.Dilekçede Twitter’ın hem hesap sahibini hem de o hesaba ulaşanların hakkını ihlal eder nitelikteki, ülke bazlı içerik gizleme politikası dahil, tüm engellemelere son vermesini, insan haklarına saygı yükümlülüğüne ilişkin gerekli adımları atarak bunları kamuoyuyla paylaşmasını aksi halde yasal yollara başvuracakları ifade edildi.  Dilekçenin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.Bianet
Microsoft'tan Sanal Gerçeklik Gözlüğü: HoloLens
İşletim sistemi Windows 10′u tanıtan Microsoft, Windows Holographic adlı yepyeni bir projenin de duyurusunu yaptı. HoloLens adlı bir gözlük yardımıyla kullanılan bu teknoloji, kullanıcıların gözü önünde sanal görüntüler oluşturuyor. HoloLens hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
“Hayatınızı Değiştiren Yirmi Kitap”
Fransız televizyonlarının en çok izlenen edebiyat programları arasında özel bir yeri olan La Grande Librairie, France 5 kanalının 20. kuruluş yılı nedeniyle ilginç bir araştırma gerçekleştirmiş. 2008’den beri yayınlanan program sözü izleyicilere vererek “Hayatınızı hangi kitap değiştirdi?” sorusunu sormuş. Gelen binlerce cevaba göre en fazla oy alan yirmi kitabı 11 Aralık günkü yayında açıklayan programda açıklandığı üzere Fransızların hayatlarını en fazla değiştiren kitaplar aşağıdakiler.Peki sizin hayatınızı değiştiren kitap hangisi?1- Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry2- Yabancı – Albert Camus3- Gecenin Sonuna Yolculuk – Louis-Ferdinand Céline4- Günlerin Köpüğü – Boris Vian5- Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust6- Adsız Ülke – Alain Fournier7- Simyacı – Paulo Coelho8- Yüz Yıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez9- Belle du Seigneur – Albert Cohen10- Kötülük Çiçekleri – Charles Baudelaire11- Veba – Albert Camus12- Harry Potter – J.K. Rowling13- 1984 – George Orwell14- The World According to Garp – John Irving15- Suç ve Ceza – Dostoyevski16- Yüzüklerin Efendisi – JRR Tolkien17- Koku – Patrick Süskind18- Anne Frank’ın Günlüğü – Anne Frank19- Madam Bovary – Gustave Flaubert20- Sefiller – Victor Hugonotosoloji
Reklam