Hayran Olunacak 12 Pokémon Fusion
Pokémon bazen komik bazen şaşırtıcı bazen de ilgi çekicidir. Bu 'Keşke Pokémon oynarken/izlerken görebilsem' dedirten fusionlar sizi hayran bıraktıracak. Sizin de sevdiğiniz bir fusion varda belirtmekten çekinmeyin!
"Günün Birinde Ya Birer Bitkiye Dönüşürsek" Temalı Fotoğraf Çalışması
Fotoğrafçı Cal Redback, oturmuş photoshop programının karşısına ve insanların birer bitkiye dönüşmeleri halinde nasıl görüneceklerini tasarlamış. Arkadaşlarının fotoğrafları üzerinde oynayan Redback'in oluşturduğu bu harika fikir ürünü fotoğraflar, ilk bakışta biraz ürkütücü olmakla birlikte insanı 'Acaba bitki olsak daha mı iyi olurdu?' diye düşünmeye de sevk etmiyor değil. İşte o fotoğraflar...
Müzik Yaşlılarda Hafızayı Köreltiyor
Yeni bir araştırma, bazı kişilerin rahatlamasını sağlayan müziğin yaşlılarda odaklanma becerisini azalttığı, dolayısıyla isim ve yüzlerin hatırlanmasını zorlaştırdığı ortaya çıktı.ABD'de Georgia Üniversitesi'nden bilim insanları, farklı yaşlardan gönüllülere altında isimleri yazan birçok kişiye ait fotoğraflar gösterdi.Bilim insanları, birkaç dakika sonra fotoğrafların üzerine yazan isimlerin bazılarını değiştirerek sessiz bir ortamda, sözsüz rock parçaları, Eric Clapton, Jefferson Airplane ve Rush gibi şarkıcı ve grupların çok bilinmeyen şarkıları eşliğinde katılımcılara hangi eşleşmelerin doğru olduğunu sordu.Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri müzikten biraz rahatsız olduklarını belirtse de yüz ve isim eşleştirme başarılarının bundan etkilenmediği görüldü. Ancak yaşlılarda dinletilen müziklerin hatırlamayı zorlaştırdığı, bu kişilerin isim ve yüzleri anımsamada daha az başarılı olduğu belirlendi.Bilim insanları yaşlıların ortamla ilgisi bulunmayan sesleri önemsememek ve odaklanmak konusunda gençlerden daha fazla zorlandığını belirtti.Bakım evlerinde çalışanların, yaşlılarla öğrenme çalışmaları yaparken ortamda müzik olmamasına dikkat etmesi ya da çalışan yaşlıların toplantıları sessiz bir yerde yapması önerisinde bulunan bilim insanları, ayrıca araba kullanırken kaybolunduğunda radyonun kapatılmasının yön bulmaya yardım edebileceğini vurguladı.Araştırmanın sonuçları ‘The Gerontologist’ dergisinde yayımlandı.AA
2014'te Bir Milyar Veri Çalındı
Siber güvenlik uzmanları tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, 2014'te 1500'den fazla siber saldırı yaşandı, bu saldırılarda bir milyardan fazla veri kaydı çalındı.Hollanda merkezli siber güvenlik firması Gemalto tarafından hazırlanan rapor, 2014'te hacker saldırılarında ciddi bir artış yaşandığına işaret etti. Raporda, 2013'e kıyasla güvenlik duvarlarını aşmayı başaran saldırıların yüzde 49 arttığı, çalınan veri oranında ise yüzde 78 artış yaşandığı belirtildi.Gemalto, saldırılarda şahsi bilgi hırsızlığının birinci sırada geldiğini ve saldırıların yüzde 54'ünü oluşturduğunu belirtti. Bu tür saldırılarda bireylerin e-posta adresleri, isimleri, şifreleri ve banka bilgileri gibi verilerin hedef alındığı ifade edildi.Gemalto yetkilisi Tsion Gonen, 'siber saldırılarda yöntem değişikliği yaşandığını ve hacker'ların uzun dönemli kimlik hırsızlığına daha fazla önem verdiğini' belirtti. Gonen, 'elde edilen şahsi bilgilerle hacker'ların çeşitli suçlarda kullanılmak üzere sahte kimlikle hazırlayabileceklerini' söyledi.Herkes tehdit altındaSiber saldırıların giderek büyük bir tehdit haline gelmesi üzerinde ABD hükümeti yabancı ülkelerle istihbarat paylaşımında bulunacak yeni bir ajans oluşturulacağını açıklamıştı. Facebook ise sadece siber güvenlik uzmanlarına yönelik bir platform kurulacağını duyurmuştu.Gonen, 'siber saldırıların daha kişisel hale gelmesiyle belli kişilerin değil, herkesin tehdit altına girdiğini' belirtti. Sony Pictures'ın Kasım 2014'te maruz kaldığı saldırıya da değinen Gonen, firmaların kimlik ve sistemlere erişim kontrolünün yanı sıra, şifreleme işlemlerine daha fazla önem vermesi gerektiğini vurguladı.AA ve Al Jazeera Turk
Türkiye Yerli Çip Üretiminde Kararlı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, 'Yerli çip üretimi konusunda kararlıyız, bu konudaki çalışmaları başlattık' dedi.ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında temeli atılan, ülkenin ilk galyum nitrat temelli çip üretimi yapacak fabrikasından sonra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı önderliğinde Türkiye'nin ilk büyük ölçekli seri üretim kapasitesine sahip silisyum temelli çip fabrikası için çalışmalar başladı.Işık, çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Malezya'da AA muhabirine, Türkiye olarak, çip tasarımı yaptıklarını ancak şu ana kadar seri çip üretimi gerçekleştirilmediğini ifade etti. TÜBİTAK laboratuvarlarında çip üretildiğini vurgulayan Işık, 'Fakat seri üretim yapabilecek bir altyapımız yok. Malezya ileçip üretimi konusunda işbirliği yapmak istiyoruz. Bundan dolayı Silterra ve MIMOS'u ziyaret ettik. Yerli çip üretimi konusunda kararlıyız, bu konudaki çalışmaları başlattık' diye konuştu.Bu konuda yoğun çalışma yürüttüklerinin, açılacak fabrika için en doğru ölçeği belirlemek açısından Malezya'daki tesis gezilerini çok önemsediğinin altını çizen Işık, başka ülkelerde de incelemelerde bulunacaklarını dile getirdi.Işık, hazırlık sürecinde yerli silisyum temelli çip fabrikası için en iyi ve uygun teknolojinin hangisi olduğuna karar vereceklerine belirterek, 'Bundan sonra da inşallah ilk çip fabrikasını Türkiye'ye kazandırmış olacağız. Şu an için hazırlıklar sürüyor, gelişmeler olgunlaşınca ilk çip fabrikasının ne zaman açılacağını açıklayacağız' ifadelerini kullandı.'Çip üretiminde en ekonomik teknoloji, silisyum'Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Bahadır Tunaboylu da dünyada çip üretiminde tercih edilen silisyum, galyum nitrat ve galyum arsenitten olmak üzere 3 hammadde bulunduğunu ancak en yaygın kullanılanın silisyum olduğunu söyledi. Galyum nitratın en çok LED lamba ve sensör çiplerinde kullanıldığını belirten Tunaboylu, silisyumun ise bilgisayar, cep telefonu, hafıza çipi, dedektör ve amplifikatörler (yükselteç) gibi çok sayıda ürün çeşidinde kullanıldığını ifade etti.Tunaboylu, bu alanda Malezya'nın da entegre devre, paketleme ve elektronik endüstrisi bulunduğunu anlattı. Silterra'nın da bu konuda dünyada önemli oyunculardan olduğunu belirten Tunaboylu, 'Silisyum, dünyada çip üretiminde kullanılan en olgunlaşmış ve en ekonomik teknoloji. Dünyada üretilen çip, işlemci, hafıza ve cihazların yüzde 90 gibi çok büyük bir çoğunluğu silisyum tabanlı teknolojilerle üretiliyor. Türkiye'de bu konuda tasarımdan sonra aynı zamanda üretim konusunda da adımlarını atmak istiyor' değerlendirmesinde bulundu.Silterra ve MIMOSÇip Fabrikası Silterra, 1995'te kuruldu. Dünyanın 15. büyük silikon entegre devre üreticisi haline gelen Silterra, 2001-2013 yılları arasında 2 milyar dolarlık ihracat yaptı. Üretimin yüzde 99'unu ABD, Avrupa, Çin, Tayvan ve Kore'ye ihraç eden fabrika, ilk defa 2001'de silikon levha üretmeye başladı ve şu anda ayda 30 bin silikon levha imal ediyor.Bilgi İletişim Teknolojileri Ulusal Araştırma Merkezi MIMOS ise 1984'te kuruldu. Enformasyon teknolojileri üzerine çalışan MIMOS, Malezya'nın Milli Ar-Ge Merkezi olarak hizmet ediyor. Ülkelerindeki kurumların bilgi güvenliği açıklarını tespit ederek o yönde üretim yapan MIMOS, cihaz ve yazılım geliştiriyor.Mehtap Yılmaz, AA
Star Wars Kahramanları 80'lerde Yaşasalardı Nasıl Görünürlerdi?
Profesyonel çizgi roman çizeri ve illüstratör Denis Medri, 1985 yapımı The Breakfast Club (Kahvaltı Kulübü) adlı filmden yola çıkarak Star Wars kahramanlarını 80'lerde geçen bir lise hikayesine yerleştirmiş. Ve sonucunda ortaya oldukça eğlenceli bir çalışma çıkmış. Bize göre de, şayet Star Wars kahramanları 80'lerde lisede olsalardı; kesinlikle böyle görünürlerdi...
Sevgililer Günü'nde Kalp Şekli Verebileceğiniz 13 Şey
Sevgililer günü demek aslında her yerden kırmızı kalpler fışkırması demek. Gittikçe simgeselleşmesinden sonra; reklam panolarından, pastanelerdeki keklerin tipine kadar her yer kırmızı ve kalp şeklinde olyor 14 Şubat'ta. Peki sizin gücünüz neleri kalp şekline getirmeye yeter?
10 Başlıkta Üstün Zekalı İnsanları Biz Sıradan Fanilerden Ayıran Temel Özellikleri
Tarih boyunca insanların yaşamlarını değiştiren, medeniyet dediğimiz gelişimi sağlayan, hiç şüphe yoktur ki üstün düşünme ve eylem becerisi sahibi insanlardır. Üstün zeka; his ve duygular, düşünme ile sezgi ve ilham gibi beyin fonksiyonlarının yüksek düzeyde ve hızlı bir şekilde beraber çalışmasının sonucunda ortay çıkar. Bu fonksiyonlar; çabuk ve doğru düşünebilme, yenilikçi üretkenlik, akademik kabiliyet, liderlik ile görsel ve uygulamalı sanat kabiliyetleri şeklinde karşımıza çıkar.Dünya Üstün Zekalılar Birliği Başkanı Taisir Subhi Yamin üstün zekâlı çocukların keşfedilmemesi halinde normal zekalı hale geleceklerini söylüyor. O halde biz de üstün zeka belirtisi gösteren çocuklarla galerimize başlayalım..
Uzay-Zamanın Var Olamayacağı Boyutta Kara Delikler Oluşamaz
Herhalde kara deliklerin en bilinen özelliği kara delikten dönüşün olmaması ya da teknik olarak olarak olay ufkudur. Bir yıldız, bir nesne ya da bir insan bu sınırı geçerse devasa ışığın bile kaçamayacağı bir çekim yaratır. En azından bilindik kara delik modelleri genel görelilik tabanlı ve genelde olay ufku kara deliklerin çoğu tuhaf fenomeninden sorumludur. Interstellar filminde kara deliğe ilerleme sahnesi oldukça ilginç aslında. Tabi bu sahne belki daha da gerçekçi olabilirdi.Fizikçi Ahmed Farag Ali, Mir Faizal ve Barun Majunder tarafından yeni yayınlanan araştırmada, Einstein yerçekimi teorisinin ” yeni genelleştirilmesiyle,teorinin olay ufkunun pozisyonun rastgele duyarlılığını tanımlayamayacağını gösterdiler. Bu durumda olay ufku olmayan bir kare deliğin etkin olarak mevcut olması mümkün değil.“ uzan muhtemel minimum uzunluğun altında oluşamaz, zaman minimum zaman aralığının altında oluşamaz. Bu nedenle uzayda mevcut tüm cisimler belli bir uzunluk ve zaman aralığının altında olamazlar (Planck skalası). Olay ufku uzayda zamanın bir noktasında bulunabilir, ayrıca bu boyutun altında oluşamaz, “ diyor Zewail Bilim ve Teknoloji Şehri ve Benha Üniversitesi’nden fizikçi Ali .Ali tüm cisimler derken, biz dahil her şeyden bahsediyor. “Biz fiziksel olarak belli bir zaman aralığı ve uzunluğun altında olamayız. Buna rağmen evimiz, arabamız,telefonumuz vb. uzay ve zamanın herhangi bir noktasında biz var olmadıkça hiçbir şey ifade etmez. Öyle ki, zaten biz belli bir aralığın ötesinde varız. Buna rağmen olay ufku için bu önemlidir, hesaplamalarımızda çok büyük farklılıklara yol açabiliyor.Yerçekimin gökkuşağı aslında genel rölativite ve kuantum mekaniğinin birleştirmeye kalkışan bir teori. Kara deliklerle ilgili veya evrenin başlangıcına dair problemleri çözmek için fizikçilere kuantum yerçekimi teorisi gerekiyor.“Bu gibi bir teoriyi kimse oluşturamasa da, bazı adaylar mevcut. Bu fikirler uzay ve zamanı temelde ayırarak veya bazı matematiksel döngüler ve temel nicelikler kullanarak uzay –zamanı yeniden oluşturarak hatta bazı ufak sicimler ve bir çok egzotik fikirleri yerleştirebiliyorlar,” diyor Ali .“Bu modellerin çoğunda ortak nokta ise parçacığın enerjisi olabileceği kadar çok olabilir ama her zaman parçacığın ulaşabileceği bir maksimum var. Bu sınırlama kolayca Einstein’ın özel görelelik teorisiyle birleştirilerek, son olarak özel görelelik teorisinin iki misli yani DSR olarak adlandırılıyor.Fizikçilerin açıkladığı gibi DSR’ye yerçekimini de ekleyerek genelleştirmek mümkün. İşte bu teori yerçekiminin gökkuşağı teorisi olarak isimlendiriliyor.“Genel göreleliğin maddenin varlığındaki uzay-zaman eğrilerinin geometrisini tahmin etmesi yerçekimine neden oluyor. Yerçekimi gökkuşağının bu eğimi tahmin etmesi ise gözlemcinin ölçtüğü enerjiye bağlı. Bundan dolayı, yerçekimi gökkuşağında yerçekimi parçacıklara farklı davranarak farklı enerjilerde parçacıklar gibi davranır. Bu fark Dünya gibi maddelerde çok küçüktür ama kara deliklerde bu fark çok büyük önem kazanır,” diyor Ali.Bilgi ParadoksuBu çalışma sadece kara deliği tanımlayan özelliklerden birini ihlal etmekle kalmıyor, Stephen Hawking ’in 1970 ’lerde kara delik bilgi paradoksunu da yeniden çözebiliyor. Hawking o zamanlar kara deliklerin dönerek radyasyon yaydığını , bunun da onların kazandıklarından daha hızlı kütle kaybetmeleri nedeniyle, zamanla buharlaşarak herşeyle beraber yok olacağını öne sürmüştü.Hawking radyasyonu temelde kara deliğe düşen nesnelerin kütlelerinden kaynaklansa da, teoride bu radyasyon bu nesnelerin tüm bilgisini taşımaz. Sonunda bu radyasyonun kara deliğin tümüyle buharlaşmasına neden olması umulur. İşte burada bir soru ortaya çıkıyor : bütün bu nesnelerin bilgisi nereye gitti?Günlük hayatımızda bir belgeleri yırtarak veya yakarak bilgiyi yok ederken, kuantum teorisinde bilgi asla tümüyle yok edilemez. Prensip olarak bir sistemin başlangıç hali, her zaman son halindeki bilgi kullanılarak belirlenir. Fakat Hawking radyasyonu hiçbir şeyin başlangıç halini belirleyemiyor.Pek çok iddia bu paradoksu çözeceğini iddia ediyor, buna bir miktar bilginin zamanda yavaşça sızma ihtimali de dahil ki, bu bilgi kara deliği derinliklerinde depolanıyor ve Hawking radyasyonu gerçekten tüm bilgiyi içeriyor.Bu paradoksun en gelişmiş açıklamalarında biri de kara delik bütünleyiciliği adı verilen kara deliğe düşen gözlemcinin ve bunu uzaktan gözleyenin tümüyle farklı şeyler görmesine dayanıyor. Kara deliğe doğru giden gözlemci olay ufkunu geçerken kendi formunda bilgiyi görüyor fakat uzaktaki gözlemci kara deliğe doğru ilerleyen gözlemcinin genel görelilikteki garip etki yüzünden asla olay ufkuna ulaşamadığını görüyor. İşte uzak gözlemci olay ufkunda yansıyan radyasyon formundaki bilginin yansımasını gözlemliyor. Bundan dolayı bu iki gözlemci iletişim kuramıyor, burada paradoks yok (çoğu insan için bu çözüm paradoksun kendisinden bile tuhaf karşılanıyor)
Günlük 500 Bin Aktif Kullanıcıya Ulaşan Slack'in Bir Yılı [İnfografik]
Birinci yaşını dün dolduran Slack, günün en hızlı büyüyen kurumsal uygulamalarından biri. İlk altı ayında 13 bin ekibe ulaşan Slack, geçen ikinci altı ayda bu sayıyı 60 bine çıkardı. Geçtiğimiz Şubat ayında 15 bin olan günlük aktif kullanıcı sayısı ise birinci yılı sonunda 500 bine ulaştı. Slack’in bu başarısı henüz sekizinci ayında 1,12 milyar dolar değerlemeye ulaşmasında önemli bir etkendi.Bugün 135 bin ücretli üyeye ulaştığını söyleyen Slack bir yılda 12 milyon dolar kalıcı gelir (ARR: Annual Recurring Revenue) elde etmiş. Şirket, her 11 günde bunun üzerine bir milyon dolar ARR eklediğini söylüyor. ARR ölçümü gelirlerin düzenli olarak tekrar edeceğini işaret ediyor.Slack’in en popüler olduğu ülke ve şehirlerde ABD ile San Francisco başı çekiyor. ABD dışında ise Tokyo ve Londra uygulamanın en sık kullanıldığı iki şehir. Dünyanın farklı bölgelerinden kullanıcıları Slack’te aylık ortalama 100 milyon saat geçiriyor ve toplam 300 milyon mesaj gönderiyor.Flickr kurucu ortaklarından Stewart Butterfield tarafından bir yıl önce kurulan,‘takım içi iletişim ve etkileşim platformu’ Slack, ünlü yatırımcı Marc Andreessen’in söylediği gibi bu kadar kısa sürede viral hale gelen ilk kurumsal uygulama olabilir.Slack, geçtiğimiz Ekim ayı sonunda Google Ventures ve Kleiner Perkins’in liderliğindeki turda 120 milyon dolar yatırım almış ve toplam yatırım miktarını 162 milyon dolara çıkarmıştı.Slack’in birinci yaşı için hazırlanan infografiğini aşağıda görebilirsiniz.