Müzik, İdeoloji ve Siyaset: Gündelik Hayatın Gizli Soundtrack’i
Günlük hayatın içine müzik sızıyor. Biz istemeden. Biz fark etmeden.Marketin tavanındaki hoparlörden iniyor tepene; dizinin sahnesinde görünmeyen bir el gibi dolaşıyor; reklamın ortasında bir cümleyi değil, bir ritmi hafızaya çiviliyor. Birinin telefonundan taşan melodi, kaldırımda yürürken bile diline yapışıyor. Sosyal medyada üç saniyelik bir ses; üç saniye, ama gün boyu zihnin içinde dönüp duran bir nakarat.Müzik modern hayatın dekoru gibi. Kulağı oyalayan, zamanı dolduran, boşlukları “güzel” yapan bir şey gibi. Oysa bazen dekor, oyunun kendisidir. Bazen asıl metin, en arkada çalan sestir.Bu yüzden “müzik müziktir, siyaseti karıştırmayalım” cümlesi, iyi niyetli bir kaçış gibi dursa da bir şeyi saklar: Siyaset dediğimiz şey sadece kürsüde, sandıkta, bağıran manşetlerde değil. Siyaset, “normal” dediğimiz şeyin—hayatın kendiliğindenmiş gibi görünen düzeninin—içinde çalışır. Ve kültür, bu düzenin en usta işçisidir.