onedio
Hamdi Yasaman: "Fenerbahçe, Şike İle Anılan Bir Takım"
Galatasaray İkinci Başkanı Hamdi Yasaman, katıldığı programda Fenerbahçe'ye şok suçlamalar yöneltti. Yasaman; 'Fenerbahçe, şike ile anılan bir takım' dedi.Habertürk TV'den Ayhan Şensoy'a konuşan Hamdi Yasaman, 'Fenerbahçe şike ile anılan bir kulüp. Kendi şaibelerini başkalarının üzerine atıp, bizi de lekelemek istiyorlar. Mahmut Uslu gayriciddi bir söylemde bulunmuş' dedi.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a da eleştirilerde bulunan Hamdi Yasaman, 'Aziz Yıldırım ceza almasına rağmen, hakemleri etkilemeyi çok iyi biliyor. Bunun karşılığını da son maçlarda aldı. Beşiktaş maçında Volkan ve Emre başta olmak üzere bazı oyuncular kart görmeliydi, ama Fırat Aydınus gösteremedi. Federasyonun bu tür girişimlere prim vermemesi lazım. Türk sporunda hakemleri etkilemeye bir son vermeli. Hakemler hakkında konuşulmaması lazım' ifadelerini kullandı.Şampiyonluk yarışı hakkında da konuşan Galatasaray'ın ikinci başkanı, 'Şampiyonluk için yüzde 60 şansımız var. En büyük aday biziz. 4. yıldızı takıp, Şampiyonlar ligine katılmak istiyoruz' dedi.Maraton
Ahmet Ümit: 'Batı'daki Erdoğan ve AKP Algısı, Saddam Algısına Dönüşmüş'
AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metnine imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Türkiye’nin geleceğini belirlemesi açısından 7 Haziran seçimleri oldukça önemli. 21 Mart’ta işte bu önemin altını çizen “AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için HDP ile dayanışmaya” başlıklı bir çağrı metni yayınlandı. Sanatçı, yazar, aydın ve akademisyenlerin imzacı olduğu destek çağrısı yeni katılımlarla büyürken, çağrıcılar, neler yapılabileceğini tartışmak üzere dün Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nde bir araya geldiler.HDP’ye destek çağrısına imza veren yazarlardan Ahmet Ümit’le buluştuk ve hem çağrıyı, hem de bir polisiyeci olarak siyaset cephesindeki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini konuştuk.Ümit’e göre, AKP oy kaybediyor ve bütün çaba oyların yüzde 40’ın altına düşmemesi için. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu.AKP’nin tek başına iktidar kuramayacağını, dolayısıyla başkanlığın da hayal olduğunu söyleyen Ahmet Ümit, “Asıl meselemiz, bu olumsuzluğa yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi” diyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ sözleriyle başlayan AKP içindeki krizi siz nasıl okudunuz?Son bir haftadır görüntü olarak gün yüzüne çıkan şey, yani çözüm sürecine dair Cumhurbaşkanı’nın başka bir şey, hükümetin başka bir şey söylemesi, Cumhurbaşkanı’nın sürece itiraz etmesi, Hükümet Sözcüsü Arınç’ın Cumhurbaşkanı’nı eleştirmesi, sonra işe Melih Gökçek’in girmesi… Bütün bunlar Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmadan önce konuşulan AKP içindeki çatlağın su yüzüne çıkması, görünür hale gelmesiydi.Çatlak sizce ilk ne zaman başladı?Bence Gezi’de başlamıştı. Gezi’de Tayyip Erdoğan’ın şahsında, AKP için yaratılan algının dağılma süreci var. Gezi gerçekten büyük bir patlama, büyük bir haysiyeti savunma meselesiydi. Ardından 17-25 Aralık, zamanın Başbakanına uzanan, çok ciddi, üstü kapatılamayacak yolsuzlukları açığa çıkardı. Bu, AKP içinde ciddi bir rahatsızlık yarattı. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla beraber, partide bir rahatlama oldu aslında. Çünkü Davutoğlu ekibi, “Artık biz işbaşına geleceğiz” dediler. Fakat Cumhurbaşkanı sürekli, “Hayır, siz emir erlerisiniz, ben söyleyeceğim siz yapacaksınız” demeye devam ediyor.Davutoğlu ve ekibi, ‘Artık biz iş başına geleceğiz’e inandılar mı gerçekten? Çünkü Erdoğan ‘Farklı bir Cumhurbaşkanı’ olacağını seçimlerden önce zaten söylüyordu. Dolayısıyla Davutoğlu, ‘Ben söyleyeceğim, siz yapacaksınız’ın yaşanacağını biliyordu. Ne değişmiş olabilir?Şöyle bir durum var; Cumhurbaşkanı evet, bir takım talimatlar veriyor ama hiçbir sorumluluğu yok. Bütün sorumluluk hükümette... Örneğin Merkez Bankası ile girdiği kavga. “Faizleri düşüreceksin” diye müdahale ediyor, Merkez Bankası, “Faizi düşürürsek dolar yükselir başa çıkamayız” diyor, “Hayır, düşüreceksin” diye bastırıyor. Sonunda ikna oldu. Çünkü ekonomi patlıyor, başka çaresi yok. Dolayısıyla Davutoğlu ister istemez diyor ki, “Bütün sorumluluğu ben alıyorum, ben de söz sahibiyim.” Yani katlanılacak bir durum yok. Bir de ikbal meselesi var. Bazıları diyor ki “Cumhurbaşkanına yakın olalım, çünkü hala güç onda. O nedenle de hükümete, Arınç’a çakıyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz.AKP’ye yakın yazar ve yorumcuların bir kısmına göre Arınç bu çıkışıyla, AKP’nin bir ‘dava’ ve ‘kadro hareketi’ olduğunu Erdoğan’a hatırlatmış oldu. Bir bölümü de, yine AKP’nin dava hareketi olduğundan hareketle, bu tür yarılma ve çatlakların AKP’yi etkilemeyeceğini söylüyor. Katılır mısınız?Katılmıyorum. Çünkü bu hareket, IŞİD gibi radikal İslami bir hareket değil. İslami referansları olmasına rağmen burjuva olmaya çalışan bir hareket. Bir zamanlar Erdoğan’a karşı olan, herhangi bir şekilde ne ideolojik, ne de inançsal bağı olmayacak insanlar bugün AKP ile beraber. Çıkar ilişkilerinin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Patlamaya çok müsait bir dava. İş dağılmaya başladığında, yani oylar yüzde 40’ın altına düşmeye başladığında daha net göreceğiz. Bütün çaba buna yönelik. “Gemide hepimiz varız, ben batarsam siz de batarsınız” durumu da var. Çünkü 12 yıl boyunca yapılmış, yasaya aykırı çok iş var. Dolayısıyla yeni bir iktidar geldiğinde, kimin başına ne geleceği belli değil.AKP içindeki krizin kaynağı olarak çözüm süreci işaret edilmişti. Sonra buna başkanlık sistemi de eklendi. Başkanlığa ilişkin hem AKP’deki, hem de sistem değişikliğine karşı çıkan devlet içindeki başka aktörlerin itirazlarına dikkat çekiliyor. Sizce, başkanlık sistemi krizin neresinde duruyor?Erdoğan’ın başkanlık sistemi için temel argümanı şu; “Türkiye’yi kalkındıracağız. Bunun için de icracı bir yönetim olması lazım. Öyleydi böyleydi, bunlarla ben uğraşmam. Karar alırım ve yaparım. Bunun için istiyorum.” Şirket yönetimi dediği de o. Ama dünyada böyle bir yapı yok. Fransa’da, Amerika’da başkanlık sistemleri var ama bağımsız yargı, bağımsız parlamento gibi çok güçlü kurumlar var. Başkan her aşamada denetleniyor, böylece diktatörlük olması önleniyor. Erdoğan, “Yargı, yasama benim emrimde olacak, basın da sesini çıkarmayacak” diyor. Buradaki mesele niyet ne olursa olsun yöntem olarak diktatörlük. Niyetin de iyi olmadığını düşünüyorum, çünkü yolsuzluk gerçekten büyük bir mesele. IŞİD’le ilişkiler, Suriye meselesi çok büyük mesele. Roboski çözülmedi, Reyhanlı’daki patlamalar… Karanlık olaylar silsilesi var. Dolayısıyla başkanlık sistemiyle, bunlar da garanti altına alınmak isteniyor olabilir.O nedenle mi Türk tipi?Tabii. Türk tipi başkanlık diye bir şey yok ki. “Tarihimiz” göndermesi yapıyor ya Cumhurbaşkanı. Tarihimize baktığımız zaman ne var, padişahlar var. 1876’da Meşrutiyet ilan edilmiş, Meclis açılmış. Sonra Abdülhamit, Rus savaşını bahane ederek bunu ortadan kaldırmış ve 32 yıl boyunca tek başına yönetmiş. Başkanlık sistemi diye bunu kastediyorsa bilmiyorum. Ama Türk tipi başkanlık değil bunlar, padişahlık. Mustafa Kemal dönemine baktığımız zaman aynı şeyi yine görüyoruz. Güya partiler açılıyor fakat bütün partiler kapatılıyor. Eğer Türk tipi diye tek parti devletinden bahsediliyorsa bu.Deniyor ki, ‘Erdoğan tam da seçim üstü bu sözleri sarf ediyor, çünkü halkı başkanlık sistemine kazanmak istiyor.’ Bu strateji karşılık bulur mu?Zannetmiyorum. Artık başka bir mesele başladı; AKP oy kaybediyor. Kürt meselesinde politika değişikliğine gidilmesinin nedeni de bu. Çünkü barış meselesi AKP açısından çok büyük bir projeydi. 21 Mart günü Diyarbakır’da büyük Newroz kutlaması yapılırken, Davutoğlu İstanbul’daki kapalı salon toplantısında, “Kardeşler, seçim çalışmamızı başlatıyoruz, barış geliyor, bunu da biz sağlıyoruz” diyecekti. Tayyip Erdoğan buna engel oldu. Süreci patlattı.Zaten geçtiğimiz haftanın yanıtı en çok aranan sorularından biri de buydu. Yani, ‘Gerekirse baldıran zehiri içerim’ diyen Erdoğan, neden ‘Kürt sorunu yoktur, Dolmabahçe’ye de karşıyım’ dedi?Tayyip Erdoğan seçim kaybetmenin kendisi için yaşamsal olduğunu düşünüyor. Bunu bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar. Kaybedecekleri o kadar çok şey var ki, o nedenle anketlere baktı ve AKP’nin eridiğini, oyların MHP’ye gittiğini gördü. Yani bir tarafta Kürt hareketi güçleniyor ve HDP barajı aşıyor, diğer tarafta MHP özellikle İç Anadolu’daki oylarını eritiyor. HDP yüzde 12’lerde olursa, MHP yüzde 19’lara ulaşırsa, AKP tek başına iktidar kuramıyor. Dolayısıyla başkanlık da hayal.MHP’nin yükselişi, çözüm sürecine destek azalıyor şeklinde okunabilir mi?Hiç sanmıyorum. Tam tersine, artıyor diye düşünüyorum. İnsanlar çatışma olmamasından, çocukların ölmemesinden çok hoşlanıyor. İnkar politikasının sokakta iflas etmeye başladığını görüyoruz. Ama çatışma yeniden kamplaşmayı yaratabilir. Ve dikkat edelim, hep bu kamplaşmadan oy almaya çalışıyorlar. Buna izin vermemek lazım.Süreç toplumsal desteğini yitirmiyorsa, AKP neden oyların MHP’ye gitmesini çözüm süreci üzerinden önlemeye çalışıyor?Ekonomideki gidişattan yolsuzluklara bir sürü alanda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. İktidarını kaybediyor. Dolayısıyla oy kaybını milliyetçilik üzerinden korumaya çalışıyor. Çünkü iki puan bile o kadar önemli ki. Sadece hükümet olma değil kafasındaki, var olma-yok olma meselesi olarak görüyor… İki ay önce Berlin, Frankfurt ve Paris’teydim. Batıdaki Tayyip Erdoğan ve AKP algısı, Saddam Hüseyin algısına dönüşmüş. Dünya liderliğinden, “Oyum bana yeter”e geldik. Değerli yalnızlık deniyor... “Evimde tek başıma otururum, komşularla konuşmam” diye bir dünya yok. Su alamazsın, ekmek alamazsın, çocukların dışlanır. Yaratılan algılar patır patır dökülüyor. Abdülkadir Selvi’nin “Büyü bozuluyor” dediği işte bu. Ki, bu adam en yandaş adamlardan biri. O cephede de bir çatışma var. İki farklı eğilim görüyoruz. Yeni Şafak başka bir tavır alıyor, Sabah gazetesi başka. Dindar kökenli kesimlerle, dindar kökenli olmayıp bu işten rant sağlayan kesimler arasındaki çatışma gibi gözüküyor bana.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Cumhurbaşkanımızın sözleri bizim için talimattır” dedi. Öte yandan, sürecin seçimlere kadar dondurulacağına ilişkin yorumlar da var. Sizce, çözüm süreci bu gelişmelerden nasıl etkilenir?Bence bu seçime kadar böyle gidecek. Benim büyük korkum, bir çatışma ortamı yaratılması ve HDP’nin yeniden marjinalliğe doğru itilmesi.Böyle bir strateji mi var?Bence var. Böylece AKP, kendi milliyetçi oylarına yeniden kavuşacak. Ne kadar gözü kara davranabilirler, onu bilmiyorum.İTTİHATÇI YÖNTEMLER BUGÜN DE KULLANILIYORÜlkenin edebiyat, kültür sanat iklimi cephesinde nasıl bir fotoğraf var? Gelişmeler bu alana nasıl yansıyor?Özellikle tiyatro, sinema alanında olumsuz örnekler söz konusu. Edebiyatta bunu çok görmüyoruz çünkü oturuyoruz, kitabımızı yazıyoruz. Ve böyle dönemlerde daha iyi romanlar üretilir! Direniş romanları, baktığımızda dünyada hep böyle olmuştur. Sorun bence sanatçının boyun eğmemesi, bağımsız olması. Bu dönem eğer sanatçının ahlakından söz edeceksek, bunun adı iktidardan bağımsız olmaktır. Sözünü korkmadan söylemesidir. Bu ülkede bir zulüm varsa, bu ülkede yanlış giden bir şey varsa bir sanatçı olarak bunun karşısında durmak hem gündelik hayatta, hem politik hayatta, hem de elbette yazdıklarımla karşısında olmak benim vicdani ve ahlaki sorumluluğum. Kimseye “bunu niye yapmıyorsunuz” deme hakkına sahip değilim ama kendi adıma bunu yapmazsam bir şeylerin eksik kalacağına inanıyorum.“Bir polisiyeci olarak iki ‘derin’den etkileniyorum. Bir tanesi ülkenin derin tarihi ve kültürü, diğeri de ülkenin derin devleti” diyorsunuz. Son romanınızın bahsettiğiniz ikinci “derin”e; İttihat ve Terakki üzerine olduğunu biliyoruz. Neden İttihat Terakki? Güncele de değdiği için mi?Evet, bugüne inanılmaz benziyor. İttihat ve Terakki bir özgürlük hareketi olarak doğup, giderek despotik bir yapıya dönüştü. Dolayısıyla bazı açılardan bugüne çok benziyor. AKP’liler diyorlar ki “biz ittihatçı değiliz!” Ama şu an bence tam da ittihatçı yöntemler kullanılıyor. Bir yandan İttihat ve Terakki’nin bütün bir tarihini vermek istiyorum ama başarabilirsem romanda şunu anlatmak istiyorum; bu ülkede her zaman devlet kutsal sayılıyor. Devlet kutsal sayıldığı için de, devlet için insan öldürmek, devlet için ölmek kutsal sayılıyor. Hayır, devlet kutsal değil, insan kutsal. Bundan kurtulmak lazım. Derin devletin kökü buralara kadar uzanıyor. Bu roman böyle bir hesaplaşma romanı.Okurlarla ne zaman buluşacak?Sonbaharda.ASIL MESELE BİRLİK OLUŞTURMA MESELESİİmzacılarından olduğunuz çağrı metninde, ‘Bu desteğin açıkça görülen kimi kararsızlıkların giderilmesine olumlu bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Böylesi bir zemin, seçim sonrasında kurulacak, geliştirilecek ilişkiler açısından da önemlidir’ deniyor. Bu bağlamda Birleşik Haziran Hareketi’nin (BHH) kararını nasıl değerlendirdiniz?BHH pek çok siyasi partiden oluşuyor, genel eğilim de aslında bunu deklere etmemelerine rağmen HDP’yi destekleme yönünde. Ama o hareketin içindeki bazı gruplar HDP ile işbirliği içine girilmesini, destek verilmesini doğru bulmuyor. Bunu da anlayışla karşılamak lazım, Kendileri bilir, diyecek bir şey yok.Ülkemiz aydınlarının memleket meseleleriyle olan ilişkilerinde baskıların da kaynaklık ettiği bir mesafeden söz edilirdi. Sizce bu mesafe daralmaya başladı mı?Evet, itirazlar yükseliyor. Türkiye’de yaşanan otoriterleşme ve giderek yaşam hakkının gasbedilmesi ve bir yaşam tarzının dayatılıyor olması, özellikle de sanatçıysanız, bilim insanıysanız sıkıntı yaratıyor. Çünkü artık “Ben oyumu veririm ve kendi üretimimi yaparım arkadaş” durumu yok. Kendi üretimini de yapamaz duruma geliyorsun, artık herkes bunu hissediyor. Dolayısıyla insanlar seslerini duyurmaya başlıyor. Baskıya rağmen, daha etkin ve giderek daha cesur bir biçimde ve çok değişik kesimlerden karşı çıkılıyor.Bence burada asıl meselemiz, bu olumsuzluğu yaratan yapıya karşı birlik oluşturma meselesi. Ben o açıdan İç Güvenlik Yasası’na karşı parlamentoda HDP, CHP ve MHP’nin ortak bir tavır almasını çok değerli buldum. Dolayısıyla haklısınız, giderek daha cesur oluyoruz ama yeterli değil daha fazla cesaret lazım. Mesela HDP’ye desteğin altına çok daha fazla ismin imza atması lazım, keşke kendisini Kemalist diye tanımlayan insanlar da burada olabilselerdi. Çünkü bu hepimizin yararına...AKP-ORDU YAKINLAŞMASI ÇOK TEHLİKELİBir çatışma ortamı yaratılmasından kaygı duyduğunuzu söylediniz. Son dönemde AKP yanlısı medyada bu kaygınızı besleyen “seçim öncesi provokasyon olacak” yönünde haberler yapılıyor. Provokasyon söyleminin iktidar tarafından bu kadar dillendirilmesini siz nasıl okuyorsunuz?Bunlar olabilir ve beni korkutan o açıkçası. Geçtiğimiz hafta Adımlar Dergisi’nde bombanın patlaması da manidar. Saldırıyı yeni bir örgüt sahiplendi, kimdir bilmiyorum. Bu tür şeyler olabilir maalesef. Sorun buna meydan vermemek. Sadece Kürt hareketi değil, Türkiye’deki demokratik kamuoyunun buna meydan vermemesi gerek. Ne olur bilemem ama böyle bir süreç -AKP’nin tümüyle bu süreç içinde yer alacağını da açıkçası düşünmüyorum-, seçim öncesinde böyle bir karanlık dönem çok korkunç olabilir.Tam da burada, asker-AKP/Erdoğan ilişkisini soralım. Zira, Erdoğan’ın Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada Balyoz ve Ergenekon davaları için “kandırıldık” demesi, ardından Genel Kurmay Başkanı’nın, Öcalan’ın Newroz mesajındaki “Eşme ruhu” vurgusuna yönelik sert açıklaması ve Dağlıca’daki çatışma gibi arka arkaya gelen gelişmeler dikkat çekici. AKP’nin askerle ittifak içine girdiği yorumlarına katılıyor musunuz?Evet, yıllardır “ordunun vesayetini kaldırdık, orduyu siyasetten uzaklaştırdık” diyen Sayın Cumhurbaşkanı, orduya yakınlaşma çabası içinde. Bu çok tehlikeli çünkü bu Türkiye demokrasisi açısından özlenen bir şey değil açıkçası. Kürt hareketinin şu noktada çok çok dikkat etmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü dediğim gibi, öyle bir ortam yaratılmak isteniyor.CHP ULUSALCI OYLARI KAYBETMEK İSTEMİYORSizce Demirtaş’ın gerek grup toplantısında, gerek daha sonra İstanbul Newrozu’ndaki vurgusu, ‘AKP-HDP işbirliği yapıyor’ propagandasını kırdı mı?Kırıldığını düşünüyorum. Bunu yine kullananlar olacaktır ama çok kullanamayacaklar. AKP içindeki çatışmanın da bir olumlu tarafı varsa, bence budur. AKP sürekli “İmralı ile Kandil arasında çatlak var” diyordu. Ama ortaya çıkıyor ki, orda çatlak yok, tek ses var. Hatta Demirtaş, “Heyetten de vazgeçiyoruz, yeter ki süreç bozulmasın” dedi. Bu çok değerli ve doğru bir hamle... Ne oldu? AKP tutarsızlığa düştü. Ben Demirtaş’ın şahsiyetine güveniyor ve inanıyorum. Ve işbirliği olabileceğine ihtimal vermiyorum, o yüzden de destek veriyorum zaten.Demirtaş vurgunuz öne çıkıyor. Neden Demirtaş?Çünkü şeffaf, gördüğüm, bildiğim bir insan. Abdullah Öcalan cezaevinde. Bir müzakere yürütüyor, ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Siyasi partilerin bilgilendirilmemesi çok yanlış. Şeffaf olması lazım. Bir yere kadar olabilir ama ondan sonra “Şu şu konuları görüştük, şöyle kararlar aldık” denmesi lazım. Dolmabahçe’de açıklanan 10 maddenin altına imzamı atarım. Türkiye’deki her demokrat insan da bunun altına imza atar. Adam ne özerklik diyor, ne bağımsız Kürdistan diyor, ne silahlı mücadele diyor. Demokratik Türkiye’den bahsediyor. Buna MHP’nin de imza atması gerekiyor, çünkü eşit vatandaşlık ve demokratik anayasa temelinde güçlü bir ülkemiz olacak.MHP’nin de imza atmasını beklediğiniz gerek 10 madde, gerekse genel olarak çözüm süreci karşısındaki CHP’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bir sosyal demokrat parti olarak bu meseleye asıl sahip çıkması gereken onlardı. Fakat ne yazık ki, bir dönem CHP’de ulusalcıların etkin olması... Bugün CHP yönetiminin ulusalcı olduğunu zannetmiyorum ama ulusalcı oyları kaybetmeme gibi bir kaygıları olduğunu düşünüyorum. O yüzden çok net bir tavır içine giremiyorlar. Ben “beyaz Türk” diye bilinen pek çok CHP’li ile konuşuyorum, “HDP’ye oy vereceğiz” diyorlar. Diyeceksiniz ki, “Bunun halkta ne kadar karşılığı vardır?” Onu bilemiyorum ama yine de önemli bir veri olduğunu düşünüyorum. Burada etkili olan bir, PKK’nın silahlı mücadeleyi/çatışmayı bırakmış ve insanların ölmemiş olması; iki, Demirtaş’ta somutlanan HDP’nin Türkiye partisi olması, talepleri geniş çerçevede ele alması. HDP laik bir parti ve kadınlara en fazla kontenjan sağlayan parti. Kobani’ye baktığımızda Kürt kadın savaşçılarını görüyoruz. Bu seküler sistem savunmasında önemli bir simge. Bana göre de Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı bir çözüm değil. Hem coğrafi olarak değil, hem bölgesel olarak değil. Kürt hareketine düşen, bütün kışkırtmalara rağmen asla bir çatışma ortamına girmemesi, hakikaten samimiyetle barış istediğini bir kere daha insanlara göstermesi, kafalardaki ön yargıları paramparça etmesi. Bu şekilde, HDP ilerde Türkiye’nin ana muhalefet partisi olabilir.BAĞCILAR’DAN ALINAN OY, KADIKÖY’DEN ALINACAK OYDAN DAHA DEĞERLİYapılan anketlerin birçoğuna göre HDP barajı aşıyor. HDP’yi yüzde 12 bandında gösterenler de oldu. Sizce bu bir algı operasyonu olabilir mi?Bence buradan çıkan asıl mesaj, HDP ve HDP’yi destekleyenlerin “barajı geçtik” diye bir düşünce içinde olmaması lazım. Her oy değerlidir, her oya ihtiyacımız var. Seçim sandıklarını korumak önemlidir. Seçim propagandaları doğru bir şekilde yürütülmelidir. Çünkü bizde şöyle bir şey var, kendi festivalimiz, kendi yarattığımız gürültü bizim gözümüzü boyayabilir. Buna aldanmamak lazım, o nedenle daha çok oy getirecek adımlar atılması lazım.O oy nasıl elde edilir? Türkiye partisi olma iddiasının altı sizce nasıl doldurulmalı?Birincisi, gerçekten Türkiye’nin sorunlarını içermesi. İkincisi, oy getirecek insanları bulmak lazım.Adaylar için mi söylüyorsunuz?Tabii, mesela Mir Dengir Fırat, Celal Doğan gibi. Başkalarını bilmiyorum ama bu insanlar ezber bozan insanlar. Bu insanlara gitmek lazım. Kim varsa onlarla konuşmak lazım. Geleneksel oy toplama yöntemlerini kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Yapacağımız büyük mitingler önemli ama oy için miting yeterli değil. ÖDP’yi düşünün, “aşkın ve devrimin partisi, bakın özgürlük rüzgarı esiyor, herkes bayılıyor.” Ne oldu? Hayır, herkes bayılmıyor. Çok küçük bir kesim, yüzde 1’lik, yüzde 2’lik küçük bir kesim. Aldatmaca, yanılsama dediğimiz şey bence burada gizli. Evet, sosyalistler oy oranları düşük olmasına rağmen çok aktifler. Hayatın her alanında mobilize oluyorlar, doğru eylemler yapıyorlar, fedakarlar, bunu yapabiliyoruz ama buna aldanmamak lazım. Bu, kendi eylemimizde sarhoş olmak, kendimizi kandırmaktır. Bu da çok değerli, yani sosyalistlerin propaganda çalışması sırasındaki akıllıca eylemleri çok değerli. Ama asıl değerli olan yüzde 10 barajını aşmak ve halkın oylarını almak. Bunun için de Bağcılardan, Sultanbeyli’den alınan oy, Beşiktaş’tan veya Kadıköy’den alınan oydan daha değerli.Neden daha değerli?Çünkü buralardan oy zaten gelir. Yani CHP’nin bir kesiminden gelir. Bu kolay. Onlar kendiliğinden verir zaten. Konuştuğum, yıllardır CHP’ye oy veren arkadaşlarım oyunu iki sebepten HDP’ye vereceğini söylüyor. Bir, HDP’nin barajı aşması AKP’yi geriletecek; iki, CHP’ye de bir ders vermek istiyorum. Çünkü HDP güçlenirse CHP daha çok sola gider. Yani son derece mantıklı insanlar, görüyorlar. Ama bu insanların sayısı belli. O yüzden asıl yoksul insanlara gitmek gerek. Sadece AKP’ye veren Kürtlere değil, Türklere de.Serpil İLGÜN / Evrensel
Beşiktaş'tan Transfer Açıklaması
Beşiktaş, basında yer alan Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı haberleri hakkında açıklamada bulundu...İşte Beşiktaş'tan yapılan açııklama;Son iki gündür yazılı basın kuruluşları tarafından transfer gündemimizde: Petr Cech, Beto, Van der Vaart, Serdar Taşçı gibi isimlerin yer aldığı yazılmaktadır. Bu futbolcuların hiçbirisi kulübümüzün gündeminde değildir.Menajerler tarafından kurgulanan ve bazı basın kuruluşlarına servis edilen bu haberlerin gazetelerde çıktığını görmek bizleri derinden üzüyor.Tamamen kişilerin çıkarları doğrultusunda yapılan bu haberlere taraftarlarımızın itibar etmemesini rica ediyor, ligin son 9 haftasında tamamen maçlarımıza konsantre olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.Saygılarımızla,Beşiktaş JK Futbol ŞubesiAjansspor
Almeida'nın Beşiktaş Pişmanlığı
Rusya'nın, Krasnodar takımında oynayan ve sezon sonu başka bir takıma gidecek olan Portekizli oyuncunun, Galatasaray Yönetimi'ne güvendiği için Beşiktaş ile yeni sözleşme imzalamadığı ortaya çıktı.Dünya Kupası'na gittiği için hem Beşiktaş'ın hem de Galatasaray'ın tekliflerini turnuva sonrasına bırakan, Almeida'nın, tam Galasaray ile sözleşme imzalamak üzereyken Prandelli tarafından veto edildiği bildirildi. Prandelli'nin menajerlerinin Pandev'i önermesi nedeniyle transferin son gününde boşta kalarak mecburen İtalya'nın Cesena takımına giden oradan ise Krasnodar'a geçen Almeida'nın, yakın çevresine 'Beşiktaş beni çağırsa koşa koşa giderim. Futbol hayatımdaki en büyük pişmanlığım İstanbul'dan ayrılmam olmuştur' diye konuştuğu ortaya çıktı.Skorer
"Oynayamadığım 1,5 Ayın Parasını Almamayı Düşünüyorum"
Takıma faydalı olamamanın üzüntüsünü yaşayan Cenk Tosun, 1,5 aylık ücretini istemediğini söylediği ifade edildi.Topuğundaki kas yırtığı yüzünden yaklaşık 1,5 ay boyunca formasından uzak kalan Beşiktaşlı Cenk Tosun ’un, takımdaki yakın arkadaşlarıyla yaptığı sohbetlerde çarpıcı ifadeler kullandığı öğrenildi. Siyah-beyazlı oyuncunun, “O kadar üzgünüm ki oynayamadığım 1,5 ayın parasını almamayı bile düşünüyorum. Ancak bu davranışımın yönetim tarafından yanlış anlaşılmasından korkuyorum ” diye konuştuğu ortaya çıktı.Çocukluğundan beri koyu bir Beşiktaşlı olan, yıllarca siyah-beyazlı takımın Avrupa’daki kamplarına giderek Delgado, Ricardinho, İbrahim Üzülmez, Sergen Yalçın ve Tayfur Havutçu gibi isimlerle hatıra fotoğrafları bile çektiren Cenk Tosun’a bu zor günlerinde en büyük desteği ise babası Şenol Tosun verdi.Almanya’da yaşamasına rağmen oğlunu sakatlık günlerinde bir an olsun yalnız bırakmayan Şenol Tosun’un yanı sıra takım arkadaşlarının da Cenk’e büyük destek verdikleri aktarıldı.Siyah-beyazlı oyuncuların, “ Oynamadığın için aldığın paradan rahatsızlık duyman gayet normal. Ama yönetim böyle bir teklifi kabul etmez. Sen zaten geçen sezon Fenerbahçe yerine Beşiktaş’a gelerek, gerekli fedakarlığı yaptın. Kendini kulübe borçlu hissediyorsan, bundan sonra oynayacağın futbolla ve atacağın gollerle kendini gösterebilirsin ” yorumunu yaptıkları vurgulandı.Cenk Tosun, Beşiktaş formasını 21 resmi maçta giyerken, rakip fileleri 7 kez havalandırdı.Vatan
Reklam
Tarihimizden Enterasan 25 Sigara Paketi
Igor Sergeev isimli bir rus vatandaşın,1977 yılından itibaren biriktirdiği 46308 paket sigaralık koleksiyonundan Türkiye sigaralarının derlendiği bu liste çok ilginizi çekecek.
'Efsane Olma Şansı Elinizde'
Beşiktaş 2'nci Başkanı ve Futbol Komitesi Başkanı Ahmet Nur Çebi, 1-0 kaybedilen Fenerbahçe derbisinin ardından futbolcularla bir konuşma yaptı.Beşiktaş 2. Başkanı ve Futbol Komitesi Başkanı Ahmet Nur Çebi, 1-0 kaybedilen F.Bahçe derbisinin ardından futbolcularla bir konuşma yaptı.Oyunculara, alınan mağlubiyeti unutmalarını söyleyen Çebi, şu ifadeleri kullandı“Artık önümüzde sadece 9 tane 90 dakika var. Önceki sezonlarda ligin bu dönemine geldiğimizde hedeflerimize ulaşabilmemiz için rakiplerin puan kaybetmelerini bekliyorduk. Fakat şimdi böyle bir şey yok. Kimsenin ne yaptığı, ne ettiği bizi ilgilendirmiyor. Sadece kendi işimize bakacağız. İşimiz de kalan maçların hepsini kazanmak.Sezonun ilk yarısında7 maçlık bir galibiyet serisi yakaladınız. Hem de o seri tam da sezonun bu döneminde başladı. G.Saray’a yenildikten sonra G.Birliği’ni de yendiniz. Yani 9’da 8 yaptınız. Şimdi eğer 9’da 9 yaparsanız şampiyon olacaksınız.‘EFSANE OLACAKSINIZ’'Çok zor bir sezon geçiriyoruz. Sürekli seyahat etmek durumunda kaldınız. Beşiktaş’ı Avrupa’da en iyi şekilde temsil ettiniz. Bu nedenle hepinize teşekkür ediyorum. Çok yoruldunuz ama şimdi milli ara var. Dinlenme fırsatı bulacaksınız. Ardından haftada sadece 1 maç oynayacaksınız. Kendi göbeğinizi kendiniz keseceksiniz. Bu çok önemli bir fırsat.Biliyorsunuz, bu sezon çok özel bir sezon hepimiz için. Efsane olma şansı elinizde. Kalan 9 maçı kazanın, tarihe geçin. Bunu yapacak gücünüz de kaliteniz de var. Sizlere inanıyorum.”Vatan
Reklam
"Konuşulacak Çok Şey Var Ancak Susuyorum"
Bilic ile yaşadığı tartışmanın ardından günah keçisi olduğunu söyleyen Emre, “Bu durum milli takıma da yansıdı. Konuşacak çok şey var ancak kurumlara zarar gelmemesi için susuyorum” dedi.Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde bir kez daha Emre Belözoğlu-Slaven Bilic gerginliği yaşanmıştı. Bu olayın hemen ardından milli takım kampına katılan tecrübeli oyuncu, burada da idmanda aleyhine açılan pankartla büyük şok yaşadı. Emre’yi en çok üzen olay ise, Hollanda-Türkiye maçı öncesi stat hoparlörlerinden Türk Milli Takımı kadrosu okunurken, sıra kendi adına geldiğinde ıslıklanması ve yuhalanması oldu.‘Ne yaptığımı söylesinler’Emre Belözoğlu, Beşiktaş maçından sonra kendisine haksızlık edildiğini ve bir anda vatan haini ilan edildiğini söyledi. Bilic ile yaşadığı olayın kendisini günah keçisi haline getirdiğini belirten 34 yaşındaki oyuncu, Bu durum milli takıma da yansıdı. Benim ne yaptığımı söylesinler. Konuşulacak çok şey var. Ancak şu anda kurumlara zarar gelmemesi için susuyorum” diye konuştu.‘Beni rahat bıraksınlar’Tecrübeli oyuncu buna rağmen sabrının bir sınır olduğunu belirterek, Benim de konuşacağım zamanlar gelecek. Milli formaya hizmet için Milli Takım’a geldik. Ancak burada da rahat yok. Beni rahat bıraksınlar futbolumu oynayayım. Hem Fenerbahçe’ye hem de Türk Milli Takımı’na faydalı olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.Fanatik
Bursa BŞB Avrupa'da Finalde
Bursa Büyükşehir Belediyespor, Kadınlar CEV Challenge Kupası'nda Almanya'nın Schweriner takımını altın setle eleyip finale yükseldi.Voleybolda Kadınlar CEV Challenge Kupası yarı final rövanş maçında Bursa Büyükşehir Belediyespor, Almanya'nın Schweriner takımını altın sette 15-10 yendi.Deplasmandaki ilk maçta 3-1 mağlup olan Bursa ekibi, sahasındaki karşılaşmayı 3-0 kazandı ve ardından altın sette de galip geldi.Finale yükselen Bursa BŞB'de, Meryem Boz 23 sayıyla maçın en iyi oyuncusu oldu.Bursa BŞB, Şampiyonlar Ligi ve CEV Kupası'ndan sonraki üç numaralı kulüp organizasyonu olan bu kupayı kaldıran ikinci Türk takımı olmaya çalışacak. Vakıfbank, 2008'de bu kupada şampiyon olmuştu. Beşiktaş ise geçen yıl final oynayıp kaybetti.Al Jazeera ve AA
Samsun Canik, Beşiktaş Karşısında Farka Gitti
Türkiye Kadın Basketbol Ligi'nin 24. hafta maçında Samsun Canik Belediyesi, Beşiktaş'ı 90-73 yendi.Samsun Canik Belediyesi, ligdeki 8.galibiyetini sahasında Beşiktaş’ı 90-73’lük skorla mağlup ederek aldı.Ev sahibi ekip adına Sylvia Fowles, 22 sayı- 9 ribaund- 2 asistlik performansıyla galibiyetin mimarı oldu. Samsun Canik Belediyesi’nde ayrıca Katsiaryna Snytsina 19 sayı - 3 ribaund - 5 asist, Sasa Cado 15 sayı - 4 ribaund - 3 asist, Gökçe Doğan 11 sayı - 6 ribaund- 6 asist ve Mehtap Karabilecen de 10 sayı - 3 asistle maçı tamamladı.24.haftada 11.yenilgisini alan Beşiktaş’ta ise Gülşah Akkaya 20 sayı- 4 ribaund- 1 asistlik performansıyla takımının en etkili ismi oldu. Bu karşılaşmada Siyah Beyazlılar adına ayrıca Frida Eldenbrink 17 sayı - 5 ribaund - 7 asist ve Jordan Hooper da 15 sayı - 9 ribaund - 3 asistle mücadeleyi noktaladı.Maçın detaylarıSalon Hasan DoğanHakemler : İbrahim Altıntaş, Murat Ciner, Ali KöseoğluSamsun Canik Belediyespor Bahar 6, Snyttsina 19, Dilara, Gözde, Ebru, Gizem, Mehtap 10, Cado 15, Fowles 22, Walker 7, Gökçe 11Beşiktaş Frida 17, Esra, Gülşah 20, Yasemin 10, Emel 3, Kulichova 4, Meltem, Jara 4, Zeynep, Buse, Sevgi, Hooper 151. periyot 25-20Devre 49-333. periyot 70-55Eurosport
Reklam
Beşiktaş, Voleybol Kadınlar 1. Ligi'nde Küme Düştü
Bayanlar Voleybol 1. Ligi Baraj Etabı'nın ilk devre maçında Beşiktaş, Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt'u 3-0 yendi ancak küme düştü. Bayanlar Voleybol 1. Ligi Baraj Etabı'nın ilk devre maçında Beşiktaş, Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt'u 3-0 yendi. Ancak günün bir diğer maçında İlbank'ın Çanakkale Belediye karşısında iki set almasıyla, Beşiktaş'ın Kadınlar Birinci Voleybol Ligi'nden düşmesi kesinleşti.Haberturk
Trabzonspor'dan Galatasaray ve Beşiktaş'a Gözdağı
Spor Toto Süper Lig'in ikinci yarısında sahasında oynadığı 5 maçı da kazanan Trabzonspor, Hüseyin Avni Aker Stadı'nda nisan ayında şampiyonluk yarışındaki Galatasaray ve Beşiktaş'ı konuk edecek.Bu sezon, kendi evinde 13 maçta 9 galibiyet, 3 beraberlik, 1 mağlubiyetle 30 puan toplayarak sahasında en başarılı ekiplerden biri olan bordo-mavililer, zorlu maçlar öncesi de ezeli rakiplerine gözdağı verdi.Karadeniz ekibi, evinde Fenerbahçe, Kasımpaşa ve Gaziantepspor ile berabere kalırken, Mersin İdmanyurdu, Torku Konyaspor, Gençlerbirliği, Çaykur Rizespor, Medicana Sivasspor, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyespor, İstanbul Başakşehir, Kardemir Karabükspor ve Akhisar Belediyespor'u mağlup etti. Bordo-mavili takım, sahasındaki tek yenilgisini Eskişehirspor karşısında aldı.Sahasındaki 13 maçta 32 gol atan bordo-mavililer, maç başına 2,46 gol ortalaması yakalarken ligde de evinde en fazla gol kaydeden ekip konumunda bulunuyor.Fenerbahçe ile berabereTrabzonspor, bu sezon sahasında üç büyük rakipleri karşısında sadece Fenerbahçe ile karşılaştı.Ligin ikinci haftasında sarı-lacivertli takımı konuk eden bordo-mavililer, sahadan 0-0 beraberlikle ayrılarak rakibine 2 puan kaybettirdi.Karadeniz ekibi, ligin 27. haftasında Galatasaray'ı, ligin 29. haftasında da Beşiktaş'ı konuk ederek, üç büyük rakibine karşı bu sezon ki maçlarını tamamlayacak.'Yenip göndermeyi hedefliyoruz'Trabzonspor Kulübü Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü Yakup Aslan, ligde öncelikle deplasmanda oynayacakları Torku Konyaspor maçından galibiyetle ayrılarak yollarına devam etmek istediklerini söyledi.Bu karşılaşmanın ardından sahalarında Galatasaray'ı konuk edeceklerini ifade eden Aslan, 'Beşiktaşla da sahamızda karşılaşacağız. Biz bütün maçları önemsiyoruz. Trabzonspor, hiçbir iddiası olmadığı zaman bile büyüklüğüne yakışır oynamalıdır. Galatasaray'ı da Beşiktaş'ı da iyi bir şekilde ağırlayarak yenip göndermeyi hedefliyoruz' dedi.AA
İsmail Kartal, Ezeli Rakiplerine Meydan Okudu
Şampiyonluk yarışındaki rakiplerine adeta meydan okuyan derbi fatihi, şu ifadeleri kullandı:'Sezonun ilk yarısında farkın açılmasına izin vermemiş ve devreyi zirvede bitirmiştik. Aynı senaryoyu yeniden yazmak istiyoruz. G.Saray ve Beşiktaş maçlarını kazanarak büyük bir avantaj elde ettik. Puan farkı 7’ye çıksaydı bu kadar emin konuşamazdım ama rakiplerimiz bundan sonraki süreçte puan kaybedecek ve biz de tekrar liderlik koltuğuna oturacağız.Kalan 9 maçta puan kayıpları olsa da biz maç kaybetmeden şampiyonluğu alacağız. Gol şanssızlığımızı kırdığımız süreçte milli ara bize iyi geldi. Maçlarımız aşırı gergin geçtiği için de futbolcularımın üzerinde stres hakimdi. Şimdi hedefe kitlenmiş ve kazanmaya odaklı bir futbolla önce liderliği sonra da şampiyonluğu almak istiyoruz.”Futbolarena
Reklam
Vodafone Arena'ya Emirates Modeli
Beşiktaş yönetimi, yeni sezonda açılması planlanan Vodafone Arena'nın zemini için Arsenal'in ünlü Emirates Stadı'nı model aldı. Yarı sentetik yarı doğal çimden oluşacak zemine 1.5 milyon euro ödenecek.Bir yandan şampiyonluk mücadelesi veren diğer yandan da Vodafone Arena'yı tamamlamaya çalışan Beşiktaş'ta stadın en önemli unsurlarından biri olan zeminle ilgili detaylar ortaya çıkıyor.Türkiye'de statların temel sorunu olan 'zemin konusu'nu aşmak için ince eleyip sık dokuyan yönetim, bu konuda dünyanın en modern statlarından birini model aldı. Bu yıl Şampiyonlar Ligi ön elemesinde rakip olan Emirates Stadı'nı inceleyen yöneticiler, zemin için İngilizler'den kopya çekecek. Çatıdan sonra en çok bütçe ayrılan bölüm olarak öne çıkan zemin için 1.5 milyon euro harcanacak.Peki Vodafone Arena'daki zeminin özellikleri nasıl olacak? Türkiye'nin en pahalı ve en modern zeminine sahip olacak. Arena'da, çim iki farklı türden oluşacak. Zeminin yansı sentetik yarısı da doğal çim olacak. Özellikle yağmur ve kar yağışı esnasında zeminin 'suyu kendi kendine emme' özelliği devreye girecek. Alttan ısıtma özelliği sayesinde kar tutmayacak olan Arena'nın zemini, aynı zamanda en üst düzeyde bakımla korunacak.skorer
Boğaziçi Köprüsü'nün Işıkları İklim Değişikliğine Dikkat Çekti
İstanbul Boğaziçi Köprüsü'nün ışıkları, iklim değişikliğine ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla 1 saatliğine kapatıldı. WWW-F Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından 9 yıldır düzenlenen Dünya Saati etkinliği, bu yıl tüm dünyada 172 ülke ve bölgede kutlandı. 28 Mart 2015 akşamı saat 20.30 ila 21.30 saatleri arasında birçok anıtsal yapı, işyeri ve evde ışıklar bir saatliğine kapatılarak iklim değişikliği ve çevre sorunlarına dikkat çekildi. Türkiye'de organize edilen etkinlikler kapsamında Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Ayasofya Müzesi, Küçüksu Kasrı, Topkapı Sarayı, Galata Kulesi, Ortaköy Camii ve Boğaziçi Köprüsü’nün de bulunduğu çok sayıda anıtsal yapı bir saat boyunca dekoratif amaçlı aydınlatmalarını kapattı. 2015 yılının Dünya Saati kampanyası Ortaköy’deki özel bir etkinlikle son buldu. Etkinlik kapsamında Beşiktaş Ortaköy’de buluşan doğa dostları, Boğaziçi Köprüsü’nün ışıklarının kapanışına 10 saniye kala geri sayıma başladı ve köprü ışıkları alkışlar eşliğinde kapatıldı.Etkinlik hakkında açıklamalarda bulunan Doğal Hayatı Koruma Vakfı Genel Müdürü Tolga Baştak, her yıl mart ayının son cumartesi günü saat 20.30 ila 21.30 arasında tüm dünyada ışıkların iklim değişikliği ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla kapatıldığını belirtti. Baştak, “Ülkemizde de 2009’dan beri yaptığımız bir uygulamadır. Dünyada bu hareket başladıktan sonra büyük bir hızla yayılmaya başladı. Bu sene rekor katılımla 172 tane ülkede 7 binden fazla şehir ve yüz binlerce insan aynı anda ışıklarını kapatarak bu kampanyaya destek veriyor. Türkiye’de de katılım her sene daha fazla oluyor. Bu sene 30’dan fazla şehir katıldı. Keşan’dan Çatak’a kadar birçok valilik ve belediye ışıklarını kapattı. Bu yapan sadece kurum ve kuruluşlar ile resmi daireler değil, bunun yanı sıra anıt binalar yine ışıklarını kapatarak buna dahil oldular. Bunun yanı sıra 1632 kurum rekor olarak ışıklarını kapatarak kampanyaya destek verdi. On binlerce insanımız da bu şekilde kampanyanın destekçisi oldu.” dedi.Öte yandan bu yıl Türkiye’deki etkinliğe rekor sayıda kurum katıldı. Yaklaşık 1500 kurum, valilik ve belediye binası da ışıklarını kapattı.CHA
Reklam
Emre Belözoğlu'na Amsterdam Arena'da Tepki
EURO 2016  Elemeleri A Grubu Hollanda-Türkiye karşılaşması öncesi  her iki takımın ilk 11'leri ve yedek oyuncuları sahada ısınırken,sadece bir kişi yoktu. Fenerbahçe-Beşiktaş maçında Bilic ile girdiği diyalog yüzünden son zamanlarda protestoların hedefi olan, belkide moral durumu yüzünden Fatih Terim tarafından yedek bırakılan Emre Belözoğlu maç öncesi ısınma çalışmalarına çıkmadı.Islık ve yuhalamaÖte yandan stat hoparlörlerinden takım kadroları okunmaya başlandığı sırada Türk Milli Takımı kadrosu okunurken, Emre Belözoğlu'na geldiğinde Türk taraftarlardan ıslık ve yuhalama sesleri duyuldu.Sampiy10
Beşiktaş İntegral Forex'ten Kritik Galibiyet
Türkiye Basketbol Ligi'nde Beşiktaş İntegral Forex, Rönesans TED Ankara Kolejliler'i, bir ara 15 sayı geriye düştüğü maçta 94-81 yendi.Karşılıklı basketlerle başlayan maçta Beşiktaş İntegral Forex, Reynolds'un etkili oyunuyla ilk 5 dakikayı 14-12 önde tamamladı. Tucker'ın savunmada ve hücumdaki performansıyla Rönesans TED Ankara Kolejliler, ilk çeyreği 24-23 üstün bitirdi.İkinci çeyreğe hızlı başlayan Başkent temsilcisi Pittman ve Cevher Özer'in sayılarıyla 14. dakikada farkı çift hanelere taşıdı: 26-39. Devrenin son dakikasında farkı 15'e (53-38) çıkaranRönesans TED Ankara Kolejliler, soyunma odasına 53-40 önde gitti.Üçüncü çeyrekte siyah-beyazlılar, Broekhoff'un skorer oyunuyla 25. dakikafa farkı 4'e indirdi: 53-57. Çeyreğin sonunda Broekhoff ve Engin Atsür'le sayılar bulmaya devam eden siyah-beyazlılar final periyoduna 67-66 üstün girdi.Son çeyrekte Holland'ın pota altındaki performansıyla siyah-beyazlılar, 36. dakika içinde farkı 13'e çıkardı: 83-70. Rakibinin farkı indirmesine rağmen maça ortak olmasına izin vermeyenBeşiktaş İntegral Forex sahadan 94-81 galip ayrıldı.Karşılaşmanın en skorer ismi siyah-beyazlılarda 28 sayı kaydeden Broekhoff oldu. Beşiktaş İntegral Forex'te Reynolds 12, Johnson, Holland ile Bajramovic 11'er ve Engin Atsür 10 sayı atarak çift hanelere ulaştı.Başkent temsilcisinde ise Pittman'ın 19 sayısı galibiyet için yeterli olmadı.Kaynak: AA
Beşiktaş’tan Bilic Açıklaması
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic'in ülkeye erken döndüğü konusunda çıkan haberlere siyah beyazlı kulüp resmi internet sitesinden açıklama yaptı.Beşiktaş Kulübü, Slaven Bilic ile ilgili çıkan haberler hakkında açıklama yaptı.İşte siyah beyazlı takımın resmi internet sitesinden yayınlanan o bildiri;Bugün bazı yayın organlarında yer alan, Teknik Direktörümüz Slaven Bilic’in yöneticilerimizin tepki göstermesi üzerine İstanbul’a erken döndüğü haberleri tamamen gerçek dışıdır.Slaven Bilic, milli takım arası olması sebebiyle özel işlerini halletmek için, özel izin alarak 2 günlüğüne ülkesine gitmiş, izin süresi bitiminde de İstanbul’a dönmüştür.Yöneticilerimizin tepkileri üzerine programını değiştirdiği iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.Kamuoyunun bilgilerine sunarız.Saygılarımızla,Beşiktaş JK Futbol ŞubesiAçık Mert Korkusuz
Beşiktaş Voleybol'da Küme Düşüyor
Sakatlıklar, maddi sıkıntılar ve yönetimin ilgisizliği sonucunda bu noktaya gelen Beşiktaş’ın kümede kalması adeta mucizelere bağlı.Geçtiğimiz yıl birçok takımın korkulu rüyası olan ve Challenge Kupası’nda finale kadar çıkan Beşiktaş, bu yıl peş peşe yaşadığı sarsıcı olaylar nedeniyle Türkiye Kadınlar Voleybol 1. Liginden düşmenin eşiğine geldi. Sezon boyunca sadece 4 galibiyet alabilen Beşiktaş, 18 mağlubiyetle 12 takımlı ligi 11’nci tamamlayarak düşecek takımın belirleneceği play-out maçlarına çıkmak zorunda kaldı.PLAY OUT MAÇLARI DÜŞECEK İKİ TAKIMI BELİRLİYORStatü gereği ligin dibindeki 4 takım kümede kalma umutlarını Sakarya’da bugün başlayan play-out maçlarına bıraktı. Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt ligde sadece 1 puan alabildiği için küme düşmesi kesinleşip play-out’ta prestij maçlarına çıkarken Çanakkale Belediyesi’de ligdeki puanlarıyla play-out’un en avantajlı takımı olarak gösteriliyordu.Kümede kalma şansını Beşiktaş maçlarını kazanmaya endeksleyen İlbank ili Beşiktaş dün Sakarya Serdivan Spor Salonu’nda zorlu bir maç oynadılar. Bu maçta gülen taraf İlbank oldu ve Beşiktaş’ı 3-0 mağlup ederek büyük bir coşku yaşadı. Dün oynanan play-out maçlarından sonra Beşiktaş 15.3 puanda kaldı. Üstündeki İlbank ise 24.1 puana sahip. Bugün Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt’u 3-0 yenen Çanakkale Belediyesi ise 27.5 puana sahip ve kümede kalmayı kesinleştirdi.BİR MUCİZE GEREKLİBeşiktaş’ın kümede kalabilmesi için play-out’ta geride kalan 5 maçından da en kötü 3-1’lik skorlarla galip ayrılması gerekiyor. Ancak Beşiktaş’ın kümede kalması için bu da yetmiyor. Rakibi İlbank’ın da geride kalan son 3 maçını kaybetmesi gerekiyor. Otoriteler, İlbank’ın en azından ligin en güçsüz takımı olan Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt’u iki kez yeneceğini ve 6 puan alarak Beşiktaş’ı bir alt lige iteceğini belirtiyorlar.BU DURUMA NASIL GELDİGeçtiğimiz yıl başarılı bir sezon geçiren Beşiktaş, bu sezon peş peşe gelen sakatlıklar, mali sorunlar, kenar yönetiminin oyuncuları motive edememesi ve yönetimin ilgisizliği yüzünden bu noktaya geldi.SAKATLIKLAR PEŞ PEŞE GELDİFlaş transfer olarak sunulan Sırp orta oyuncusu Vesna Citakoviç daha sezon açılmadan antrenmanda sakatlanıp geri gönderildi. Sezonun henüz başında ise Beşiktaş’ın diğer orta oyuncusu Nilay Konar sakatlandı. Böylece oyun kurgusu tamamen bozulan siyah beyazlı ekip ardından sakatlanan smaçör Natalia Hanikoğlu’ndan da yoksun kaldı. Sezonun ortasında Sırp pasör çaprazı Sanja Starovic’i takıma uyum sağlayamadığı gerekçesiyle gönderince kadrosu güçsüzleşti. Yerlerine alınan yabancı oyuncular da etkili olamadı. Tüm bu şanssızlıklara oyuncuların alacaklarının geç ödenmesi de eklenince peş peşe yenilgiler geldi. En önemli darbelerden biri ise play-out maçları öncesinde parasını alamadığı için Voleybol Federasyonuna başvurarak serbest kalma hakkını elde eden Selime İlyasoğlu Hot’tan geldi. Tayland’a transfer olan oyuncu da takımdan ayrılınca Beşiktaş kendisi için hayati önem taşıyan son 4 kader maçına umutsuz çıkmak zorunda kaldı.KENAR YÖNETİMDEKİ İSTİKRARSIZLIKSezon başında yola Teknik Direktör Adnan Kıstak’la çıkan Beşiktaş, alınan başarısız sonuçlardan sonra lig sona ermeden Kıstak’ın görevine son verdi. Göreve Kıstak’ın yardımcılığını yapan Erkan Kayacan’ı getiren Beşiktaş yine başarıyı yakalayamadı ve ligin dibine adeta demir atarak bu noktaya kadar geldi.Skorer
Reklam