onedio
Melo'dan Fenerbahçeli Futbolcular İçin Şok Sözler
Galatasaray'ın hırçın futbolcusu Felipe Melo gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. İşte Brezilyalı futbolcunun açıklamaları: Roberto Mancini’nin orta sahadaki vazgeçilmezi oldunuz. Bunun sebebi sizin de İtalyan futbolunun mantalitesine yakın olmanız mı? Hangi mantaliteye yakın olduğumun bir önemi yok. Gerçek futbolun ne demek olduğunu bilen hatta futboldan biraz anlayan zaten beni seçer. Çalıştığınız diğer hocalarla kıyaslarsanız Mancini hakkında neler söylersiniz? Kendini İngiltere ve İtalya’da kanıtlamış çok başarılı bir antrenör. Kıyaslama yapmamı isterseniz, yapamam. Çünkü her hoca çalıştırdığı futbolculara kendi taktik ve tekniklerini empoze etmek ister. Hepsinin yöntemi farklı. Formasını giydiğim her takımın hocasının kariyerime ayrı ayrı katkıları oldu. Ancak Türkiye için konuşmak gerekirse Fatih Terim benim için özel bir isim. Türkiye’deki kariyerimi beraber inşa ettik. Gelelim Fenerbahçeli Mehmet Topuz’a... Şampiyonluk kutlamalarına kangal cinsi bir köpek getirdi. Size bir mesaj mı göndermek istedi acaba? Bir futbolcu sahadaki oyunuyla anılmalı. İyi bir futbolcu olduğuma inanıyorum. Kendimi maç esnasında ispat ediyorum. Saha dışında şahsıma yapılmaya çalışılan hakaretler de umurumda değil. Hele ki Fenerbahçeli futbolcuların n’aptıkları beni hiç ilgilendirmiyor. Onları kendi hallerine bırakıyorum. (Sohbet boyunca sakin olan Melo bu cümleleri bir hayli hararetli kurdu.) MELO'DAN FENERBAHÇE SORUSUNA İLGİNÇ CEVAP Brezilyalıların, Dünya Kupası için inşa edilen stat ve harcanan para için yaptığı protestolar hakkında ne düşünüyorsunuz? -Brezilya’da futbolun ne kadar önemli olduğu bilinen bir gerçek. Ancak sağlık ve eğitim koşulları bu kadar kötüyken, insanlar sokakta aç dolaşırken bir stat için bu kadar çok para harcanması halkı isyan ettiriyor. Haklılar. Bu protestolarla uluslararası medyada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Türkiye’deki bütün özel günlere, bayramlara ve toplumsal olaylara karşı çok duyarlısınız. İtalya ya da İspanya’dayken de böyle miydiniz? İtalya ve İspanya’da özel günler bu kadar önemsenmiyor. Ayrıca Türkler de tıpkı Brezilyalılar gibi birbirlerine çok bağlı. Bu sebepten Türk halkına çok bağlandım. Kendimi onlardan biri gibi hissediyorum. Madem bu kadar özümsediniz neden 3 senedir Türkçe öğrenmiyorsunuz? Çünkü 30 yaşıma gelmeme rağmen İngilizce’yi bile öğrenemedim. Hem kalben aynı duyguları hissetmek, aynı dili konuşmaktan daha önemli. Eşinizi her maç tribünde görüyoruz. Bu nasıl bir aşk? 10 senedir beraberiz. Roberta’yla tanıştığımda çok gençtim ve zor durumdaydım. Evlendikten sonra her şeyi beraber yaptık. Tek bir vücut olduk. Sizi gece gezmelerinde göremememizin sebebi ne? Gece çıkmayı seviyorum ama profesyonel bir futbolcuyum. Haftada 3 kez maç yaptığımız zamanlar oluyor. Uykumu alamazsam eğer antrenmanlarda ve maçlarda başarılı olamam. Ama önümüzdeki haftalarda yaz tatili için Amerika’ya gideceğim. Oradaki gece kulüplerinde beni bol bol görebilirsiniz. Türkiye’de müsait olduğunuz gecelerde ne yapıyorsunuz peki? Evde güzel bir yemek ve şarap eşliğinde ailemle vakit geçiriyorum. Çocuklarımla oynuyorum. Çocuk demişken, 30 yaşındasınız ve 4 çocuğunuz var. Büyük ve mutlu bir aileyiz. Ama artık durmanın vakti geldi. Bundan sonra evimde bir bebek olacaksa o torunum olacak. Oğlunuz Davi de Galatasaray’ın altyapısında oynuyor. Onun futbol kariyerine dair hayalleriniz neler? Çok iyi bir futbolcu olmasını istiyorum. Çok para kazansın bana da para versin. Ne de olsa babasıyım. Onu ben yetiştirdim. (Gülüyor) Gözlük modelleri tasarlayıp, o gözlüklere adınızı verme fikri kimden çıktı? Eşim Roberta’nın tasarıma olan merakı, bu işe girme konusunda beni yüreklendirdi. Daha sonra da Prestij Optik’ten Hakan Fındıkoğlu ile tanıştık ve Felipe Melo gözlüklerini üretmeye karar verdik. Modelleri siz mi tasarladınız yoksa yardım aldınız mı? Gözlüklerin tasarımını Roberta ve Hakan yaptı. Ben de onlara modellik yapıyorum. Adımı ve bedenimi kullanıyorlar yani. (Gülüyor) Bundan önce de sizin adınıza telefon kılıfları ve tişörtler üretildi. Onların tasarımlarını kim yapmıştı? O ürünlerde benim de katkım oldu. Roberta ve diğer tasarımcı arkadaşlarla birlikte ekip olarak çalışmıştık. Galatasaray taraftarları için özel bir şeyler tasarlamak ister misiniz? Şimdilik başlangıç noktasındayım. Onlar için özel şeyler tasarlamayı çok isterim. Ancak adım adım ilerlemek lazım.Peki David Beckham ve Cristiano Ronaldo gibi erkek iç çamaşırı tasarlamayı düşünür müsünüz? Bu konuda düşünmeme bile gerek yok. Vücuduma güveniyorum. Ben de onlar kadar seksiyim. Olmaması için bir sebep yok. Üzerlerinde de pitbull resimleri olur. Kesinlikle, ilk kullanacağım figür o olacak.habertürk
"Trabzonspor Bize Şike Teklif Etti"
Sivasspor Kulübü'nün bugun gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu'nda Mecnun Otyakmaz yeniden başkanlığa seçildi. Genel Kurul'a seçimden çok Başkan Otyakmaz'ın söyledikleri damga vurdu. Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz'ın Genel Kurul'da şöyledikleri şöyle: 19.05.2011 perşembe günü Mehmet Yıldız geldi. 'Başkanım özel görüşebilir miyiz?' dedi. 'Başkanım ben takım kaptanıyım ve bunu söylemek zorundayım Ama bana, bunu nerden duydun diye sorma. Benden isim isteme' dedi. 'Trabzon'dan birilerinin bazı arkadaşlara geldiklerini ve kendilerini şampiyon yapacak skoru elde ettikleri takdirde 1 milyon dolar teşvik primi vermeyi vaad ettiklerini, kendilerinin ise böyle bir işe girişemeyeceklerini çıkıp onuralrı için ellerinden gelenleri yapacaklarını, bunu söylenmemiş olarak farz edeceklerini söyleyerek konuyu kapattıklarını bana iletti. Ben de gerekli cevapları verdikleri için fazla üzerine gitmedim ama yine de Trabzonlu dostum zeki mazlumu aradım. Bunların hepsi dosyada mevcut, tapelerde mevcut bende de mevcut. Savcılık sorunca bildiklerimi anlattım ama çıktıktan sonra Erdal Sarılar bana o şahsı Abdurrahman Dereli'nin yanında gördüğü o kişinin eski Trabzonsporlu Semavi olabileceğini söyledi. Daha sonra Sivasspor - Orduspor maçında o dönem Orduspor'da oynayan Dereli'ye sordum o da Semavi'nin kendilerine bir milyon dolar teşvik teklif ettiğini Trabzonspor yöneticisi Recep Denizer tarafından gönderildiğini söyledi. bu konu aramızda kalacaktı ama yaşanan olaylar beni bunları açıklamak zorunda kaldı.' 3Puan
"TT Arena'daki Şeytanlık" Gerçek mi?
Vatan gazetesi yazarı Serhat Ulueren'in, Galatasaray yönetiminin TT Arena'nın zemini için sahte çürük raporu aldığı iddialarına Galatasaray sessiz kalıyor.Bundan tam bir ay önce Vatan gazetesi yazarı Serhat Ulueren, köşesinde çok önemli bir ithamda bulunmuştu. Bu yazıdaki iddiaya göre; Galatasaray yönetimi, TT Arena'nın çatısını kendileri yaptırmamak için büyük bir şeytanlık yapmış ve zemin için sahte çürük raporu almaya çalışmıştı. Sarı Kırmızılı yönetim ise aynı gün, bu iddialar üzerine Ulueren'e suç duyurusunda bulunacağını ve tazminat talebiyle yargı yollarına başvuracağını açıklamıştı. Konu ile alakalı kendisine ulaştığımız Serhat Ulueren ise ne kendisine ne de gazetesine bu konuda herhangi bir yaptırımın uygulanmadığını belirtti ve ekledi: 'Devam edeceğim!''ARENA'DA DUDAK UÇUKLATAN ŞEYTANLIK'Serhat Ulueren yazısında Galatasaray'ın, mahkemeye sunulmak üzere, 'Arena’nın temelinde kayma vardır, bu nedenle çatı kapatılamaz' diyerek sahte çürük raporunu alabilmek için şeytanlıklar yaptığını yazmıştı. Ancak gerek İTÜ gerekse de YTÜ zeminde 1 santimetre bile kayma saptamamıştı. Ayrıca yazıda en dikkat çeken nokta ise Ulueren'in bu 'şeytanlıklar' dediği görüşmeler hakkında kanıtları olduğunu iddia etmesiydi. Serhat Ulueren yazısında 'Elimde Yıldız Teknik ve İTÜ hocalarının Arena’nın zemini ve G.Saray’ın çirkin oyunuyla ilgili görüşleri de mevcuttur' eklemesini yapmıştı.'GERÇEKLERİ AÇIKLAMAYA DEVAM EDECEĞİM!'Yazısını 'Daha buna benzer birçok skandal var! Devamını bekleyin, göreceksiniz' diyerek sonlandıran Serhat Ulueren'e TurkFutbol.Com'dan Emre Kacan ulaştı ve konu hakkında görüşlerini aldı. İşte o görüşme:Tam olarak 1 ay önce gazetenizde 'TT Arena'da dudak uçuklatacak şeytanlık' diye bir yazı kaleme almıştınız ve Galatasaray aynı gün size dava açacağını açıklamıştı. Siz de bu haberi ilk olarak benden duymuştunuz. Galatasaray'dan böyle bir dava geldi mi?Hayır. Ne bana, ne de gazeteme herhangi bir tebligat gelmedi. Dediğin gibi bunu ben de senden duydum, haberim bile yoktu.Yazınızda bu konuda elinizde belgeler olduğunu belirtmiştiniz. Ve skandalların bununla kalmadığını, yazmaya devam edeceğinizi belirtmiştiniz. Bu yazıları yazmaya 'hala' devam ettirmeyi düşünüyor musunuz?Geçen hafta yazdım bile! Ancak Soma olaylarından dolayı sayfa kısıtlamasına gidilince bu yazılar kullanılmadı. Bugün yarın kullanacaklar. Hatta o olayın devamı da içinde... Dediğim gibi yazı işlerine verdim yazıyı. 5 gün geçti henüz kullanmadılar. Ben de Pazar gününe kadar bekliyorum. Yine yayınlanmazsa hatırlatacağım.Herhangi bir sansür olacağını düşünüyor musunuz gazeteden? Çünkü G.Saray şiddetle karşı çıkmıştı...Yok yok hayır. Sansür sıfır. Sadece yerle ilgili sıkıntı var. Kalkıp da sansür olacak durumu yok. Öyle olsa ilk yazıyı kullanmazlardı.Yazıda TT Arena'daki skandal olayının devamı mı olacak? Yoksa başka 'skandallar' mı?Başka skandal değil. TT Arena ile ilgili başka skandallar var. Yaz daha uzun, daha devamı gelecek merak etmeyin!TurkFutbol.Com Özel / Emre KACAN
Enes Kanter, Milli Takıma Dönüyor
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, Amerikan Ulusal Basketbol Ligi’nde (NBA) forma giyen Türk oyunculardan Enes Kanter’in, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda kadroda yer alacağını ve milli takımın başarısına yardımcı olacağını söyledi. Demirel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, NBA oyuncularının bazılarının ülke milli takımlarına çok katkı verdiğini belirterek, “Son şampiyonada Fransa’da Tony Parker çok çok iyi oynadı. Alman Milli Takımı’nda Dirk Nowitzki her zaman bu katkıyı verdi. İspanya Milli Takımı’nda da Pau Gasol aynı şekilde katkı veriyor” dedi. NBA’de oynayan Türk oyunculardan Hidayet Türkoğlu’nun milli takıma her zaman çok büyük katkı sağladığını ifade eden Turgay Demirel, “Hidayet bir sene sakatlığı nedeniyle gelememişti ama onun dışında her zaman milli takım kamplarına katıldı. Bazı kötü oynadığı maçlar olabilir ama genelde katkılarını çok olağanüstü diye değerlendiriyorum. Aynı şekilde Mehmet Okur’un 2001 ve 2003 yıllarında Avrupa basketbol şampiyonalarında katkıları, daha sonra NBA’e giden Ersan İlyasova ve Ömer Aşık’ın katkıları, Türk Milli Takımı’na her zaman çok büyük bir güç sağladı. Enes Kanter ise NBA’e gittikten sonra ancak bir turnuva oynadı. Enes’in 2011 yılında Avrupa Şampiyonası’nda gerçekten ciddi katkılar verebileceğini gördük. İnşallah Enes, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda kadroda yer alacak ve yine benzer şekilde onun da katkıları milli takımın başarısına yardımcı olacak” diye konuştu. “ERGİN HOCANIN BAŞARILI OLMASINI ARZU EDİYORUZ” Turgay Demirel, A Milli Takım’da başantrenörlük görevine getirilen Ergin Ataman’ın başarılı olmasını ve milli takımda devam etmesini istediklerini kaydetti. Ataman ile 3 yıllık bir sözleşme yaptıklarını hatırlatan Demirel, “Ancak Ergin hocanın başarılı olmasını ve inşallah 2016′dan sonra da devam etmesini arzu ediyoruz. Biz federasyon olarak genelde uzun süreli beraberlikten, çalışmalardan hoşlanırız. İstikrardan yanayız. Ergin hocanın başarıyla beraber 2016 sonrasında da mutlaka milli takımın başında kalması düşüncemiz ancak zaman ne gösterir bilemeyiz” ifadelerini kullandı. Milli takım için yabancı antrenörlerle de görüştüklerinin sır olmadığını dile getiren Demirel, şöyle devam etti: “Kamuoyunda yabancı antrenör konusunda da bir takım beklentiler vardı. Milli takımın başına getirebileceğimiz en iyi hocanın gelmesi gerektiğini düşünüyorduk. Geçen sene yabancı antrenörlerle görüştük. Ettore Messina ile belli bir noktaya kadar gelmiştik. Zeljko Obradovic ile de görüşmüştük ama Ergin hocada karar kıldık. İnşallah bugüne kadarki uluslararası ve Türkiye’deki başarıları milli takımda da benzer şekilde devam eder. Basketbol milli takımımız da dünya şampiyonasında başı dik, sahada heyecan veren, coşku uyandıran bir takım olarak mücadele eder.” “İLK 4′E KALMAK İSTİYORUZ” İlk kez 2002′de katıldığı Dünya Basketbol Şampiyonası’ndan dokuzuncu olan erkek milli takımının, 2006 yılında Japonya’da düzenlenen organizasyonda dünya altıncısı, 2010′da ev sahipliği yapılan organizasyonda da gümüş madalya alarak hep yükselen bir grafik çizdiğine dikkati çeken Demirel, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda hedeflerinin ilk 4′e girmek olduğunu söyledi. ABD ile aynı grupta yer aldıklarını belirten Turgay Demirel, “ABD ile bir anlamda İstanbul’daki finalin rövanşını da içeren grup karşılaşmaları oynayacağız. Burada grubumuzu ikinci olarak bitirip bir üst tura çıkmak ve çeyrek finali geçip, ilk dörde kalmak istiyoruz. Bunu yapabilir miyiz? İnşallah bunun için bütün gayretimizle çalışacağız. Yeni antrenörümüz var, kadroda mutlaka yeni bir takım oyuncular da yer alacaklar” şeklinde konuştu. Türkiye’nin evindeki şampiyonalarda daha başarılı performans sergilemesiyle ilgili soru üzerine Turgay Demirel, şu değerlendirmeyi yaptı “Erkek basketbol takımız şu anda dünya sıralamasında yedinci durumda. Arka arkaya dünya ve Avrupa şampiyonalarında yer alıyoruz ancak ev sahibi olduğumuzda, sporcularımızın daha fazla motive olduğu, seyirci desteğiyle çok iyi oynadığı, belki de bazı ufak tefek konulara çok fazla takılmadan çok daha iyi konsantre olduğunu görebiliyoruz. Dünya basketbol şampiyonlarına baktığımızda ,1994 yılı da dahil olmak üzere Türkiye’nin 2010′da oynadığı final dışında, ev sahibi takımın final oynadığı hiçbir seri yok. Dolayısıyla, ‘ev sahibi olmak, final oynama şansını beraberinde getiriyor’ diyemeyiz. Bu anlamda Türkiye’nin 2010′da ya da 2001′de yaptığını küçümsememek lazım. İnşallah 2014′te de ilk dörde kalarak FIBA Dünya Kupası’ndan iyi bir neticeyle dönmek istiyoruz.” “İNŞALLAH KADINLARDA EVİMİZDE DE BAŞARILI OLURUZ” Turgay Demirel, 2011 Avrupa Şampiyonası’nda ikinci, 2012 Londra Olimpiyatları’nda beşinci ve en son Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’nda ise üçüncüsü olan A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın, çok büyük bir çıkış yaptığını belirterek, “Bu, kadın basketboluna yatırım yapan tüm kulüplerimiz, antrenörlerimiz, sporcularımız ve eski basketbolcularımızın hepsinin büyük katkılarıyla oldu. Hepsine bir kere daha teşekkür ediyorum” dedi. Kulüpler düzeyinde de bu sene FIBA Kadınlar Avrupa Ligi’nde son 8 takım arasında 3 Türk takımın yer aldığını, iki Türk takımının final oynadığını ve en büyük kupanın Türkiye’ye geldiğini hatırlatan Demirel, “İnşallah FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda milli takımlar düzeyindeki son 3 organizasyonda olduğu gibi, evimizde de başarılı oluruz. Medyadan ve kamuoyundan beklentimiz, bu dünya şampiyonasına yakın ilgi gösterilmesi, organizasyonun takip edilmesidir. Seyircilerimizin de Türkiye’nin ve rakiplerin maçlarında salonları doldurarak, Dünya Basketbol Şampiyonası’nı izlemeleri en büyük arzumuz” ifadelerini kullandı. Fenerbahçe ile Galatasaray Odeabank arasında oynanan Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi play-off serisinde çıkan olaylarla ilgili soru üzerine ise Demirel, şunları söyledi “İki sene önce Fenerbahçe ile Galatasaray, İstanbul’da düzenlenen FIBA Kadınlar Avrupa Ligi Sekizli Final organizasyonunda karşılaşmışlardı. Maalesef maçın sonunda orada da yine iki kulübümüz çok dostça ve tüm Avrupa’ya örnek olacak bir müsabaka oynarken, seyircileri arasında istenmeyen olaylar olmuştu. Bu kulüplerimizin bu sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi’nin finalindeki maçlarında da taraftarlar arasında bir takım olaylar oldu. Bunlar sporda hiç görmek istemediğimiz, hoş karşılamadığımız olaylar. Ancak Türkiye’de özellikle çok sık rastladığımız olaylar. Bunların önlenmesi için de hem Gençlik ve Spor Bakanlığımız hem Spor Genel Müdürlüğü hem de federasyon olarak bizler, çok istekli, gayretli olmamıza rağmen, maalesef önlenemiyor. Herhalde bu kanunun, suçlara verilecek cezaların çok daha iyi uygulanması anlamında yapılması gerekenler var. Ancak en önemli konunun, hem seyircilerin hem kulüp yöneticilerin eğitiminden geçtiğini vurgulamak isterim.” YABANCI OYUNCU SAYISI Turgay Demirel, Beko Basketbol Ligi’ndeki yabancı oyuncu sayısı konusunda çalışmalar yaptıklarını, bununla ilgili olarak çok kısa zamanda alacakları kararı açıklayacaklarını anlattı. “Bu konu üzerinde çalışıyoruz, konuşuyoruz. Yine kulüplerimizle bir araya geleceğiz” diyen Demirel, “Türk oyuncularımızın durumu nedeniyle milli takımlarda oynayacak yıldız oyuncu sayısının artması, daha fazla sorumluluk alabilmeleri için bazı değişiklikler yapılması gerektiği konusunda düşüncelerimiz var. Antrenörün bu konuda önerileri var. Bunların hepsini hem kulüplerin hem oyuncuların hem Türk basketbolunun lehine olacak şekilde çözmeye çalışıyoruz. Tabi ki kolay değil. Bir değişiklik yapmak gerekiyor belki. Uyum süreci de olacaktır. Bu aşamada bir takım kararlar almamız gerektiği de ortada. Bunu çok kısa zamanda açıklayacağız” şeklinde konuştu.
Dünya Kupası'nda Akıllara Yer Etmiş 'Unutulmayacak' 10 Maç
Meksika'da düzenlenen 1986 Dünya Kupası'nın unutulmaz maçı tartışmasız Arjantin ile İngiltere arasında oynandı. Arjantin efsane oyuncu Diego Armando Maradona'nın 'Tanrı'nın eli' olarak yorumladığı golüyle Ada ekibi karşısında 1-0'lık üstünlüğü yakaladı. O ana kadar sakin geçen maçta dakikalar 51'i gösterdiğinde İngiliz savunmasından seken topta kaleci Peter Shilton ile Maradona topa birlikte yükselmiş, Arjantinli efsane kafasıyla birlikte kaldırdığı eliyle topa dokunarak o unutulmaz gole imza atmıştı. Maçın Tunuslu hakemi Ben Naceur da bir çok kimse gibi Maradona'nın elle müdahalesini görememiş ve golü vermişti. Bu golden yalnızca dört dakika sonra ise Maradona bir kez daha sahneye çıktı. Efsane oyuncu, yarı sahasından aldığı topla, neredeyse tüm İngiliz oyuncuları çalımlayarak ceza sahasına kadar girip, son olarak da kaleci Shilton'ı geçerek topu ağlara göndermişti. Bu golün bir benzerini yıllar sonra yeni nesil Arjantinli yıldız Lionel Messi de atmıştı. Kalan dakikalarda Gary Lineker'in attığı gol ise Arjantin'i yarı finale çıkmasını engellememişti. Lineker, attığı altı golle, turnuvanın gol krallığı unvanını elde etmişti. Arjantin daha sonra yarı finalde, Belçika'yı 2-0, finalde de Batı Almanya'yı 3-2 mağlup ederek kupaya uzanmıştı.
Reklam
Yüzyılın Golü Bu Olsa Gerek!
Brezilya ile Almanya arasında yapılan plaj futbolu karşılaşmasında Brezilyalı oyuncu Bruno Xavier adeta yüzyılın golünü attı...
''Diego'yu Çok İstedik Fener Aldı''
Hugo Almeida, Fanatik gazetesine özel açıklamalarda bulundu.'Fernandes’in eksikliğini ciddi anlamda hissettim. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan’la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama olmadı. 1-2 şutla tamamladığım maçlar bile oldu. Yalnız kaldım.' 'Onun olmaması, hem ben hem de takım adına büyük kayıptı. Beni iyi tanıyordu, sahada nereye koşacağımı ve nasıl oynayacağımı iyi biliyordu. Eksikliğini ciddi anlamda yaşadım. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan'la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama bazen bu işe yaramadı. 1-2 şut atarak tamamladığım maçlar bile oldu. Bunların çoğunda ileride yalnız kaldım' 'Beşiktaş’ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama ben Ağustos’ta bu stadın biteceğini pek sanmıyorum.' 'Gökhan Töre’nin vurulduğu gece ben de Fernandes’le oradaydım. Ancak Gökhan’dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim.' Fernandes gitti yalnız kaldım! Siyah-Beyazlılar'ın henüz sözleşme yenilemediği Hugo Almeida'nın, FANATİK'e yaptığı çarpıcı açıklamaların ikinci bölümü de çok konuşulacak. Almeida'ya bu kez Manuel Fernandes'in yokluğunun, onu sahada nasıl etkilediğini sorduk. Yıldız futbolcu ise şunları söyledi: 'Fernandes'in gitmesi, benim için oldukça karmaşık bir durumdu. Hem benim hem de kulüp adına büyük bir kayıptı. Bunu sadece arkadaş anlamında söylemiyorum, sahada da onun eksikliğini hissettim. Fernandes beni iyi tanıyor ve nereye koşu yapacağımı ya da ne tarafa doğru hareketleneceğimi iyi biliyor. Gününde olduğu zaman neler yapabileceğini hep gösterdi. O gerçekten sakattı ve o yüzden takıma dahil olamadı. Ancak geleceğiyle ilgili nasıl bir karar vereceğini bilmiyorum.' 'Eleştirmek çok kolay' 'Diğer oyuncular benimle henüz yeni yeni oynamaya başladılar. Sayılmayan iki golüm de dahil, 15 golle ligi tamamladım. Uzun süre gol atamadığım zaman herkes beni eleştirdi. Bu açıdan bakınca tabii ki olumsuz şeyler söylemek kolay. Ama maçlara baktığımızda her zaman istediğim fırsatları bulamıyordum. Bazı maçları kaleye 1 ya da 2 şut atarak tamamladığım bile oldu. İstediğiniz topları alamayınca, gol atmak da o kadar zorlaşıyor. Ancak bunu asla çok sorun etmedim. Çünkü önemli olan benim gol atmam değil, takımın kazanmasıydı.' 'Genç ve kaliteli isimler' 'Sahaya çıktığımda her ne olursa olsun, en iyisini yapmak için iyi niyetle çabaladım. Bu açıdan baktığımda performansımı iyi buluyorum. Hücumda Olcay, Gökhan Töre ve Oğuzhan'la oynadım. Hepsi genç ve kaliteli futbolcular. Özellikle Gökhan ve Oğuzhan, Türkiye için çok daha büyük oyuncular olabilirler. Fernandes'in yokluğunda onlarla saha içinde iyi bir iletişim kurmaya çalıştık. Ancak bazen bu işe yaramadı. Maçların çoğunda kendimi hücumda yalnız hissettim. Bir hücum oyuncusunun bu durumda kalması, iyi bir şey değildi. ‘Stadın biteceğine inanmıyorum’ 'Burada kalmak ve yeni statta sahaya çıkmak çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama, ben ağustosta stadın biteceğini pek sanmıyorum' 'Dünya Kupası'ndaki performansıma göre beni isteyenlerin artacağına dair bir düşüncem olmadı. Beni gol atamadığım dönemlerde çok eleştirdiler. Ayağımdan yaşadığım sakatlıktan sonra yaklaşık 1 ay futbol oynayamadım. Ardından takımıma yardım etmek için neler yaptığımı çoğunluk göremedi. Özellikle belimdeki ağrılara rağmen, hep oynamaya çalıştım. Bu da benim istenen ritmi bulmamı zaman zaman engelledi. Ancak futbolun içinde olan şeyler bunlar.' 'Gerçekçi olmak lazım' 'Daha önce de söylediğim gibi Beşiktaş'ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Ne yazık ki bu sezon en büyük silahımız olan seyircimizden yeterli derecede faydalanamadık. Stadın bitmesi çok önemli. Yönetim, Ağustos ayında bitmesi için elinden geleni yapıyor ama gerçekçi olmak lazım. Umarım hazır olur ama stadın tahmin edilen zamanda hazır hale geleceğini pek sanmıyorum.' ‘Sabah uyandım vurulmuş’ Portekizli futbolcu, Gökhan Töre'nin vurulmasıyla ilgili olarak, 'Fernandes'le birlikte oradaydım ama, Gökhan'dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim' dedi. Fenerbahçe ile oynanan derbi karşılaşmasının ardından şok bir olay yaşanmış, mücadele sonrası soluğu bir eğlence mekanında alan Gökhan Töre, burada silahlı saldırıya uğramıştı. Mekanda başka Siyah-Beyazlı oyuncuların da bulunduğu, bunlardan birinin de Hugo Almeida olduğu öğrenilmişti. Portekizli forvet, Gökhan'ın yaşadığı olayla ilgili ilk kez konuştu. Almeida, 'Gökhan'ın vurulma olayında benim de adım geçti. Evet ben de oradaydım ancak Gökhan'ın mekanda bulunduğundan haberim yoktu. Ben, Fernandes'le birlikteydim. Bir anda silah sesini duyduk ve hemen ardından orayı terk ettik. Ertesi sabah uyandığımda, bu olayın yaşandığını öğrendim. Her ne olursa olsun, ona bir şey olmamasına hepimiz çok sevindik' yorumunu yaptı. ‘Fenerbahçe’nin maddi gücü var’ 'Benim pozisyonum için Eto'o ve Gomis yazılıyor. Ayrıca kulüp, Atletico'dan Diego ile de ciddi biçimde ilgilendi. İşte o anda devreye Fenerbahçe girdi ve maddi gücüyle işi bitirdi' 'Futbolda başarılı olmak için çok çalışmamız ve sahada yüzde 100'ünüzü vermeniz gerekiyor. Ancak bir diğer önemli olan şey de, kaliteli oyunculara sahip olmanız. Bu sayı ne kadar çoksa, şampiyonluk şansınız da o derece yüksek. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu sezon bize göre en önemli avantajı, bütçelerinin daha yüksek olmasıydı. Onlara karşı iyi savaştık ama, sezonun genelinde kadro derinliği anlamında sıkıntılar yaşadık. Benim yerime forvet pozisyonu için gazetelerde birçok isim yazıldı. Samuel Eto'o ve Gomis konuşuluyor. Ayrıca Diego için ciddi girişimlerde bulunulduğunu herkes biliyordu.' 'Cenk iyi işler yapacak' 'Sonrasında bir anda Fenerbahçe, Diego ile ilgilendiğini resmen açıkladı. İşte burada devreye maddi konular girdi. Kendisi kaliteli bir oyuncu. Anlaşma sağlanırsa, başarılı olacaktır. Şimdiden anlaşılan Cenk Tosun var. Antep'te çok iyi bir performans gösterdi. Onun Beşiktaş'ta iyi işler yapacağına inanıyorum. ‘Atletico mucizeye imzasını attı’ 'Atletico Madrid'in bu sezon hem İspanya'da hem de Avrupa'da başardıklarını, mucize olarak nitelendirebiliriz. Ancak çok çalışarak bu noktaya geldiler. Barcelona ve Real Madrid'in egemenliğine bu sezonluk bile olsa son vermeleri, futbol adına çok önemliydi. Teknik direktör Diego Simeone, çok önemli işler başardı. Yaptıkları hiç de kolay şeyler değildi. Kaliteli ve hiç durmadan koşan bir takım yarattı. Arda Turan da bu takımın önemli bir parçası ve Türkiye'nin de en önemli oyuncularının başında geliyor.' ‘Dünya Kupası'nda favorim yok’ 'Ülkem Portekiz'le, Dünya Kupası'nda başarılı olmak istiyoruz. Genç ve tecrübeli oyunculardan oluşan bir ekibiz. İlk önce önemli olan grup aşamasını geçmek. Almanya, ABD ve Gana ile oynayacağız. Almanya en güçlü rakip. Ancak Gana, Afrika'nın en iyi takımlarından, ABD'de de Klinsmann önderliğinde başarılı olmaya çalışacak. Turnuva için bir favorim yok. İspanya son şampiyon, Brezilya, Almanya, İtalya her zaman yarı finalleri görebilecek ve şampiyon olma şansları olan ekipler. Bizim de onlar kadar şansımız olduğunu düşünüyorum.' ‘Sadece Ronaldo’dan ibaret değiliz!’ 'Cristiano Ronaldo, harika bir futbolcu. Ancak Portekiz'in elde ettiği başarıları tamamen onun üzerinde konuşmak, diğer oyunculara haksızlık olur. Biz sadece Ronaldo'nun olduğu bir takım değiliz. Bana göre dünyanın en iyi futbolcusu ama sahada oynayan diğer 10 kişiyi de unutmamak gerek. Ronaldo'nun bize karşı rakip olmamasından dolayı mutluyum. Saha içinde ve dışında çok iyi bir profesyonel. Lionel Messi'yi ise bu sezon sakatlık çok etkiledi. Üst düzey bir futbolcu ve her zaman bu seviyede olmak kolay değil.' FANATİK
Reklam
Hamit Altıntop Dünya Evine Girdi
Galatasaraylı futbolcu Hamit Altıntop bugün evlendi.Galatasaray'ın 31 yaşındaki tecrübeli futbolcusu Hamit Altıntop bugün Çırağan Sarayı'nda yapılan düğünde Feyza Veli ile evlendi.Turkfutbol
Fifa 2015 Ne Zaman Çıkacak?
Yılın beklenen oyunlarından olan, Fifa serisinin yeni komutanı Fifa 2015 ne zaman çıkacak, trailer videosu ne zaman yayınlanacak, olması en çok istenenler ve daha fazlasını sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz. Öncelikle oyunların, yani Pes 15 ve Fifa 15‘in tam çıkış tarihleri şu an için açıklanmadı bunun yanında bahsi geçen oyunlarda Türkiye Ligi’ nin yer alıp almaması hususunda da herhangi bir bilgi bulunmamakta.Fenerbahçe Fifa 2015′te yer alacak mı? Açıklanan son bilgilere göre Fifa 2015 te Galatasaray ile birlikte Fenerbahçe‘nin de yer alacağı kesinleşti. Electronic Arts Fenerbahçe ile bu husuta anlaşmış gibi gözüküyor.Türkiye Ligi ve Fifa 2015? Bu hususta yine belirsizlik söz konusu olsada, Türkiye Futbol Federasyonu mevzuatı gereği, oyun yapımcısı şirketlerin her bir kulüple tek tek anlaşması gerekiyor bu seçeneğe de oyun şirketleri yanaşmayınca TFF de bir adım atmıyor fakat durum bu senede değişmeyecek gibi duruyor.
22 Ekstra Komik Örnekle Sosyal Medyada Beşiktaşlıların Demba Ba Çılgınlığı
Uzun bir süredir büyük takımları peşinden sürükleyen Chelsea'nin Senegalli golcüsü Demba Ba, dün gece Instagram'dan paylaştığı 'Çarşı' görseli ve altına yazdığı İngilizce yorum ile bir anda sosyal medyanın gündemi haline geldi. Dindar olduğu bilinen Demba Ba'yı tavlayıp Beşiktaş'a gelmesi için ikna etmek isteyen Beşiktaşlı'lar, hazırladıkları görseller ve attıkları tweetler ile taraflı tarafsız herkesin gönlünü bir kez daha kazandı. Bu tweetlerden derlediklerimizi sizlere sunarken, hiçbir dini görüşü ve futbol takımını rencide etmek istemediğimizi bir kez daha belirtiriz.
Reklam
"Galatasaray'ı Seneye Şampiyon Yapacağım"
Roberto Mancini, Fanatik gazetesine çok önemli açıklamalarda bulundu.'Temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine varmıştık, bunu başardık. Türkiye Kupası da hedeflerimizden biriydi. Ama asıl hedef tabii ki şampiyonluk. Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız' Gidecek mi, kalacak mı, başarılı mı başarısız mı derken, Roberto Mancini’nin Galatasaray’la yola devam edeceği büyük ölçüde netlik kazandı. Fatih Terim’in yerine geldiği Sarı-Kırmızılı ekibi ligde ikinci yapıp, Türkiye Kupası’nı kazandıran, Şampiyonlar Ligi’nde de gruptan çıkaran İtalyan hoca, sezon değerlendirmesini sadece FANATİK’e yaptı. Ekibimizden Serdar Dinçbaylı ve Metin Karabaş’ın sorularını Florya’da içtenlikle yanıtlayan Mancini’nin röportajından ilk bölümü yayınlıyoruz... Geldiğiniç günden bu yana Galatasaray’da neler gördünüz? İlk gün en güzel gündü. Yeni bir takım, yeni bir hedef, yeni taraftarlar, yeni bir başkan... İkinci gün ise Juventus’a karşı oynadık zaten. Ligi ve takımı tanımak zor oldu. Ama o bölümü hızlı geçtiğimi ve ortadaki zorlukları, engelleri hızlı anladığımı düşünüyorum. Ama sezon başı kampına katılmadığınız zaman kendi takımınızın genel durumunu tam olarak bilemezsiniz. Aynı zamanda diğer takımların yapılarını da bilmediğiniz için yeni gelen teknik adamlar sıkıntı çeker. Ben de o zorlukları yaşadım. Ligdeki büyük yarışta sizi en çok ne zorladı, en kolayı ise neydi? İlk başlarda özellikle takımın kondisyon durumunu anlamak o kadar da kolay olmadı. O kısa sürede takımı tanımak rakipleri tanımak kolay olmadı. Antalya’da devre arasında bir kamp yaptık ama o hiçbir zaman sezon başı kampına benzemez, yerini tutmaz. On günlük bir süreçti ve biz arada maçlara çıktık. Ardından hemen lig başladı. O yüzden sezon öncesi kampı yapmamak benim için en zor olaydı. Futbol sade ve kolay bir şeydir. Dünyanın her yerinde 11’e 11 ve 1 topla oynanıyor. Bana kolay gelen kısım bu bölümdü. Taraftarlara ve basına bu güne kadar söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şey var mı? Basın toplantılarında bugüne kadar her şeyi söyleyen bir teknik adamım. O yüzden bugüne kadar takımıma ait söylemediğim bir şey olmadı. Basın toplantıları bizim için şans bu yönden. Ve İtalya’dakilere göre kısa sürmesi de benim Türkiye’deki şansım. ‘Burada mutluyum ve kalıyorum’ Bu sezon başarmak istediklerinizin ne kadarını başarabildiniz? Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız. Ben takıma geldiğimde bir müddet geçmişti ve Fenerbahçe ile Beşiktaş bizden daha iyi başlamışlardı. Başkanla, Lutfi Bey, Bülent Bey ile bir araya geldiğimde ligin geri kalan bölümünde bir takım problemler olabilir, daha çok çalışmamız gerekebilir ama temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Ortada bir gerçek var ki biz de bu hedefi şu an başardık. Türkiye Kupası’nı kazanmak da önemli hedeflerimizden biriydi. Ama yöneticilerimizle konuştuğumuz da kalan sürede daha çok takım olup Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılmak konusunda anlaşmıştık. Şunu da hatırlatmak istiyorum biz Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan 20 maç daha fazla oynadık. Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası ve Türkiye Ligi maçları yaptık. Bu tempoda bazen enerjimizi koruyamamamız çok doğaldı. Böyle baktığınızda hedeflerimize ulaştık diyebiliriz. Hedeflerinize ulaştınız yani... Benim kişisel hedefim o puan farkını kapatıp şampiyonluğu kazanmaktı. Galatasaray gibi en üst seviye takımların hedefi zaten her zaman şampiyonluktur. Ama genel olarak bu sürede bunları yapabilmişsek bu da bir başarıdır. Ama kişisel olarak hedefim her zaman şampiyonluktur. Diğer kulüplerden teklif aldınız mı? Türkiye’de kalacak mısınız? Şu ana kadar resmi olarak hiçbir takımdan teklif almadım. Bu günler herkesin adının bir yerlere yazıldığı dönem, ben bu duruma alışığım ve herhangi bir sıkıntı duymuyorum. Galatasaray’da çok mutluyum ve gelecek sene de Galatasaray’da olacağım. Başkanın ikincilik ve Türkiye Kupası olmazsa olmaz şartlarıydı... Bizim aramızda böyle bir olmazsa olmaz şartlarımız yoktu. Zaten Galatasaray’ın hedefi direkt şampiyonluktur. O yüzden gelecek sezon hepimizin olmazsa olmazı şampiyonluktur. Gelecek sezona birlikte başladığımızda şampiyon olacağımızdan eminim. ‘Drogba’nın boşluğu nasıl dolar bilmiyorum’ 'Genç oyuncularımız kaliteli isimler ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil' Önümüzdeki sezon şampiyon olabilmek için takımı yeterli görüyor musunuz? Hayır görmüyorum. Neye ihtiyacınız var ? İyi oyuncularla iyi oyuncuları değiştirebileceğimiz bir takıma ihtiyacımız var. Bu kadar yoğun maç trafiği içerisinde bazen gençlere yer veriyoruz. Evet gençler kaliteli ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil. Sneijder takımın en önemli oyuncularından biri. Dünya Kupası’na gidecek. Dünya Kupası’na giden oyuncuların nasıl döneceği belirsiz oluyor. Drogba’yla devam etmek ister miydiniz? Bu ona bağlı. Dünya Kupası oynayacak, onun kendine gelme süreci farklı olacak. Çünkü Drogba 25 yaşında değil. Onunla ilgili 2 aydır bir belirsizlik var. Bunlar ona bağlı.. Drogba, Sneijder, Melo, Selçuk gibi isimlerin eksikliğinde sıkıntı çekiyoruz. Ocak’ta aldığımız genç oyuncularla bu eksikliği kapatmaya çalışınca da düzenimiz bozuluyor. Yedeklerimizin as kadromuz kadar kaliteli isimlerden oluşması gerek. Daha çok çalışmaları ve gelişmeleri lazım. Belki de başka takımlara kiralanıp orada forma şansı bulup geri dönmeleri gerekiyor. Drogba’nın bazı oyuncuların dengesini bozduğu iddiaları var... ''Drogba gelmiş geçmiş en iyi golcülerden biri'' O yüzden böyle bir liderliğinin ve karakterinin olması çok doğal. Bence Drogba ve Sneijder Türk futboluna ve futbolcularına çok şey katabilir. Sadece onlar değil. Saha içerisinde Selçuk da bir karakter, Burak da bir karakter, Melo da bir karakter. Bu tip oyuncuların lider olarak öne çıkmaları gayet doğal ama Drogba da bir dünya markası. Drogba sahada yüzde yüzü ile oynamasa bile her zaman rakip için bir soru işaretidir. ‘Başkandan bazı isteklerim olacak’ Ünal Aysal, “Roberto Mancini ile oturacağız şartları konuşacağız. Transfere 40-50 Milyon Euro ayıramam” dedi. Sizin hedefiniz nedir. İstediğiniz oyuncuları almak için ne kadarlık bir bütçeye ihtiyacınız var? Başkanın düşüncelerine saygı duyuyorum. Çünkü ben teknik direktörüm o da başkan. Zaten bunları oturup konuşuyoruz. Sezon bittiği zaman ben menacer olarak bir takım isteklerde bulunacağım. O da başkan olarak bütçeyle ilgili olarak kendi kararlarını verecek. Ama bu sezon sonunda netlik kazanacak. Genç oyuncuların hepsini siz mi istediniz ve bu oyuncuların hangileri bu takımda kalıp forma giyebilir? Ocak ayı transfer döneminde başka oyuncular da alabilirdik. Bunu zaten daha önce de söyledim. Ocak döneminde transfer yapmak zordur. İyi oyuncu almanız zordur. Biz Brezilyalı savunmacıyı istemiştik (Rodholfo) ama alamadık. Onun yerine Burdisso’yu son dakikada kiralık olarak aldık. Onun dışında Telles 21 yaşında geleceği parlak bir isim. Lucas, Oğuzhan, Koray, Salih ve Umut’un oynamaları için daha fazla çalışmaları gerekiyor. Telles, Lucas, Berk, Oğuzhan iki yıl içerisinde çok güçlü oyuncular olabilir. Çok çalışırlarsa ilk 11’de takımın bel kemiğini oluşturabilirler. ‘Kağıtla mutlularsa benim için sorun yok’ Fenerbahçe son maçında sahada bir kağıt dolaştırdı. Bu konuda size bir gönderme yaptılar. Ne düşünüyorsunuz? Bu çok önemli değil. Onlar bununla mutlularsa ben de onlar adına mutlu olurum. Önemli olan ligde bir takımın şampiyonluğu hak edip etmediğidir. Bence onlar da şampiyonluğu hak etmişlerdi. Ben de onları tebrik etmiştim zaten. Ama tekrar söylüyorum bu şakayla mutlu oluyorlarsa ben de onlar adına mutlu olurum. ‘Tribün protestosu taraftarın hakkıdır’ Terim’in arkasında kim gelirse gelsin birkaç mağlubiyetten sonra protestolara maruz kalacaktı. Taraftarların protestoları için ne düşünüyorsunuz? Bavulunuzu toplamayı düşündünüz mü? Ben biletini alıp stada gelmiş taraftarın takımı kötüyse ıslıklamasına, protesto etmesine hiçbir zaman laf etmem her zaman saygı duyarım. Benim sevmediğim manipüle edilmiş seyirci. Ortada hiçbir neden yokken takımını protesto edenleri sevmiyorum. ‘Felipe Melo’yu hep uyarıyoruz’ Melo bu sezon çok iyi bir performans gösteriyor. Fakat saha içindeki tavırları sebebiyle sürekli eleştiriliyor. Bu hareketler takıma nasıl yansıyor? Melo’dan çok memnunum. Oynamadığı zamanlarda orta sahada problem yaşadık. Onun dışında her zaman söylüyoruz. Kendisi de biliyor bunu. Hakemlerle diyaloglarında kart sorunu yaşıyor. Melo takımın en iyi oyuncularından biri. Sadece o değil Sneijder de bizim için bu sezon en iyi performansı sergileyen futbolcularımızın başında geliyor. ‘Trabzon maçını Sabri’yle çözdük’ Geldiğiniz günden bu yana en çok eleştirildiğiniz noktalardan biri sürekli taktik ve kadroda değişikliğe gitmeniz... En iyi 11’i, başladığınız 11 olarak düşünürsünüz. Ama futbol bazen oyun içerisinde değişiklikler gösterebilir. Mesela Trabzon maçına 4-2-3-1 ile başladık. Sonra taktiğimizi değiştirdik ve maçı çok farklı kazandık. Kupa maçında kanatta hızlı bir oyuncuya ihtiyacımız vardı. Oraya Sabri’yi aldım. Ama genel olarak bu değişik kadro ve taktikle çıkmamızın sebebi çarşamba-pazar maçlar yapmamızdı. FANATİK
Shakira, Pique'yi Böyle Teselli Etti
Haftasonu oynanan karşılaşma sonrası teselli bulmak için ABD’ye uçan Pique’yi karşısında gören Shakira etraftakilere aldırmadan eşinin üzerine atladı. Billboard ödül töreni galası için Los Angeles kentinde bulunan Shakira’nın bu anı gazeteciler tarafından kara kare görüntülendi. İspanyol spor medyası bu tutku dolu öpücük için “ Pique’nin La liga şampiyonluğunu unuttuğu an” yorumunda bulundu.Geripas
Reklam
Eren Derdiyok Kasımpaşa'da
Kasımpaşa, Hoffenheim forması giyen Türk asıllı İsviçreli oyuncu Eren Derdiyok'u kadrosuna kattı.Bu transferi ilk olarak Hoffenheim'ın resmi internet sitesi duyurdu. Kasımpaşa Kulübü'nden yapılan açıklamada ise anlaşmanın üç yıllık olduğu belirtildi.Al Jazeera'ye konuşan Kasımpaşa Başkanvekili Hasan Hilmi Öksüz, yeni transferleri Eren Derdiyok'un İstanbul'da kendileri ile birlikte olduğunu söyledi. Golcü oyuncunun, Hoffenheim ile sözleşmesi 2014-15 sezonu sonunda bitiyordu. 26 yaşındaki oyuncu geçtiğimiz sezonu Bayer Leverkusen'de kiralık olarak geçirdi. 18 maçta forma giydi, 1 gol attı.İsviçre Milli Takımı'nın formasını giyen Derdiyok, Dünya Kupası kadrosuna çağırılmadı. Bir sakatlık olması durumunda kadroya dahil edilecek yedi futbolcu arasında ismi yer alıyor. 45 kez İsviçre formasını giyen Eren Derdiyok, dokuz gol attı. Kaynak: Al Jazeera
Melo'dan Olay Açıklamalar!
Galatasaray’ın Brezilyalı yıldızı Felipe Melo, TRT1’de yayınlanan Stadyum programında, yazarımız Ersin Düzen’e gündem belirleyecek açıklamalar yaptı. İşte olay röportajdan başlıklarİşte Melo'nun açıklamaları; SOMA İÇİN BİRLİK OLMA ZAMANI Soma’daki olayı duyduğumda, bana anlattıklarında çok üzüldüm. Artık, birlik olma zamanı. Avrupalı, Asyalı, siyah, beyaz, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı demeden; takım, renk ayırt etmeden birlik olmalıyız ve elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Hayatını kaybeden birçok kişi var, ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyorum. Onlara en azından dualarımızla destek vermeliyiz. DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRDİK Ligin, son haftasına kadar şampiyonluk mücadelemizi sürdürebilirdik belki, ama insanlar şunu düşünmeli; bizler de insanız, Galatasaray forması için maksimumu vermeye çalışıyoruz ve bazen her şey istediğiniz gibi gitmiyor. Buna rağmen, şampiyonlar Ligi’nde İtalya şampiyonu Juventus’u yenip, gruptan çıktık, daha fazla ilerleyebilirdik. Potansiyelimizin ne olduğunu, Chelsea ile oynadığımız ilk maçta gösterdik. 9 senedir Türkiye Kupası’nı kazanamayan bir Galatasaray vardı, arkadaşlarımla beraber kupayı aldık. Süper Ligi 2. bitirdik ve Şampiyonlar Ligi’ne katılıyoruz. Bu yüzden negatif bir tablo çizmeye gerek yok. Galatasaray için bu sezonki tablo pozitif. HAYALİM AVRUPA KUPASI Galatasaray’daki 3 sezonumda Türkiye’de kazanılması gereken bütün kupaları kazandım. Şampiyonlar Ligi’nde son iki sezon başarılı geçti. Galatasaray’da çok mutluyum ve bu formayla Avrupa’da kupa kaldırmayı hayal ediyorum. Bu potansiyelimiz var. İYİ BİR SEZON GEÇİRDİM Geçen sezon hazırlık kampı yapamamıştım ve takıma geç katılmıştım. Bu da, performansımı aşağıya çekmişti. Bu sezon başında ise çok iyi hazırlandık ve performansımı pozitif yönde etkiledi. İyi bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. SCOLARI’NIN SEÇTİKLERİNDEN KÖTÜ DEĞİLİM Bu sezonki performansımla, Brezilya milli takımına gitmeyi hak ettiğimi düşünüyorum. Açık yüreklilikle söylüyorum, Scolari’nin seçtiği oyunculardan kötü değilim. Ben milli takıma gitiiğim zaman tarih yazdım, önemli başarılara imza attım, iyi maçlar çıkardım ve kupa kazandım. Saha içinde forması için en iyisini yapmaya çalışan, rakibiyle savaşan bir oyuncuyum. Teknik direktörler bu tarz oyuncuları sever, ama Scolari’nin kararıdır, saygı duymak lazım. HEDEFİM 2018 Çağrılmadığım için milli takıma veda etmeyi düşünmüyorum. Daha 30 yaşımdayım. Önümde 4 sene var. 34 yaşıma geldiğimde, bir sonraki Dünya Kupası’nda o takımda olacağımı düşünüyorum. AİLEM GALATASARAYLI Futbolcu önce ailesi için oynar. Eşim ve çocuklarım Galatasaray taraftarı. Bu yüzden, önce ailem ve Galatasaray taraftarını mutlu etmek için oynuyorum, mücadele ediyorum. En önemli rakibimize karşı da aynıyım, 2. ligden bir takıma karşı da aynı. Size söz veriyorum, beni hep böyle göreceksiniz, çünkü bu benim yaradılışım. ELEŞTİRİLER UMRUMDA DEĞİL Türk medyasını takip etmiyorum. Kimin eleştirdiği beni hiç ilgilendirmiyor. Önemli olan kulübümün, takım arkadaşlarımın, hocamın düşüncesi. Yazılanları okumuyorum, konuşulanlarla ilgilenmiyorum ve değer vermiyorum. Çünkü bunların hepsi kasıtlı yapılıyor. KİMSEYE SALDIRMADIM, YUMRUK ATMADIM Futbol bir şov oyunu. Herkes buna böyle bakmalı. Saha içinde ‘bazı hareketler yapan Melo var’ deniliyor, eleştiriliyor. Ama sahada ‘rakibine saldıran, yumruk atan’ Felipe Melo yok. Futbol kuralları içinde, o formanın hakkını vermek için mücadele eden, savaşan Melo var. BENİ DEĞİL, ŞİKEYİ, IRKÇILIĞI KONUŞSUNLAR Derbilerde, karşılıklı sataşmalar tabii ki saygı çerçevesinde olacaktır. Benim hareketlerim, futbolun şov kısmındaki doğal şeyler. Konuşulması gereken konular bunlar değil. Ortada şike varsa, ortada ırkçılık varsa bunlar konuşulmalı. Futbolu kirleten bunlar. Sayfalarda yazı yazılacaksa, televizyonlarda bir şeyler konuşulacaksa en önemli konu şike ve ırkçılık. Kimsenin hakkının yenmemesi gerekiyor. Saha içinde saygı çerçevesinde bir şey yapmışım, rakibe takılmışım bunlar işin şovu. Brezilya’da, İtalya’da böyle, Türkiye’de de olabilir. JUVENTUS ŞİKE YAPTI, DÜŞÜRDÜLER!İnsanlar yorum yaparken, eleştirirken konu başlıklarını iyi düşünüp, ona göre eleştiri yapsın. Artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, teknolojinin ön plana çıktığı herkesin, her şeyden haberinin olduğu bir dünyadayız. Sadece Türkiye’de oluyor demiyorum, bütün dünyadan bahsediyorum. Örneğin Dani Alves'e yapılan ırkçılık ortada, Juventus'un ne yaptığını biliyorsunuz, şike cezası aldılar ve küme düşürüldüler. KUPA TÖRENİNDEKİ KARE BİN KELİMEDEN DAHA ÜSTÜN Türkiye Kupası töreninde gördüğünüz kare, bin kelimeden daha üstün. Bin kelimenin anlatamayacağını o resim çok iyi anlatıyor. Bazen çok şey söylemek istiyorsunuz, ama söyleyemiyorsunuz.Şampiy10
Reklam
Drogba: "Buraya Para İçin Gelmedim"
Galatasaray'a veda eden Didier Drogba, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.İşte kulüp televizyon kanalına yaptığı açıklamalar: Big Legend’ın sezon finaline hoş geldin; ama sadece sezon finali diyorum, final değil. Umarım bu konu hakkında da konuşacağız. Ancak biliyorsun, Türkiye’de büyük bir trajedi yaşandı. Soma’da 300’den fazla madencimizi kaybettik. İlk olarak, bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misin? Evet, ülke için büyük bir trajedi. Burada bir buçuk yıldır yaşıyorum. Ve bu tabii ki beni de etkiledi. Ben de tüm iyi dileklerimi hayatını kaybeden işçilerin ailelerine gönderiyorum; çünkü o işçiler, Türkiye’nin büyük bir ülke olmasını sağlayan kişilerdi. Tüm o ailelere… Evet, sizin için çok zor bir durum olduğunu biliyorum; ama sürekli sizi düşünüyorum. Zorlu bir sezon olduğunu söyleyebiliriz; hem takım için, hem de sezonun son bölümünde yaşadığın sakatlıktan dolayı senin için… Senin de bu yüzden üzgün olduğunu biliyorum. Sezon hakkında genel olarak ne söylersin, en başından sonuna kadar… Farklı durumlarla karşılaştığımız bir sezon oldu. Ve takım buna alışık değildi. Çok sayıda farklı şey yaşandı. Yeni kurallar, yabancı sınırı… Bu, ligdeki tüm takımlar arasında en fazla Galatasaray’ı etkiledi. Ayrıca teknik adam değişikliği yaşadık. Bu da takım için oldukça zor bir durumdu. Biliyorsunuz, Fatih Terim’e çok büyük bir saygım vardı ve onu seviyordum. Bence geçtiğimiz sezon takım olarak beraberliği ve takım ruhunu yakalama konusunda zorluklar yaşadık. Bunu bazı zamanlarda başardık, özellikle de Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarda; çünkü orası rekabet alanı yüksek bir turnuva. Ancak lig maçlarında bunu pek hissedemedik. Ve bu yüzden de ligde fazla puan kaybı yaşadık. Burada bir buçuk yıl geçirdin. Senin için en unutulmaz hatıra ne oldu? Bundan sonra biri sana, “Galatasaray” dediğinde… O kadar fazla ki… Çok güzel anılarım var burada. İlki havalimanında taraftarlar tarafından karşılandığım an. İkincisi, takım arkadaşlarımla tanışmam ve onlarla birlikte antrenman yapmış olmam. Ama bir numarada Akhisar maçında oyuna girdikten sonra topa ikinci veya üçüncü dokunuşumda Burak’ın yaptığı ortada attığım o gol var. O anı hayatım boyunca hiç unutmayacağım. O an hissettiklerimi hayatım boyunca asla unutmayacağım. Kariyerindeki en iyi anlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, kariyerimin en üst noktalarından biriydi; çünkü bu gibi anların hayalini her zaman kurarsınız. Yeni bir takım, ilk maç… Ve aynı zamanda kale arkasındaki tribün tamamen Galatasaray taraftarlarıyla doluydu. Ben de o kaleye attım golü. Maç 0-0’dı… Ben her zaman maçı değiştiren golleri atmayı sevmişimdir. Sanırım bu da onlardan biriydi. Golden sonra neler hissettin; çünkü senin de söylediğin gibi topa sadece ikinci veya üçüncü dokunuşundu… “Evet, başlıyorum” dedin mi? Bilemiyorum, bilemiyorum. Yeni bir dünyayı keşfetmek benim için bile zordu. Ama bunu hâlâ yapabileceğimi kanıtlamıştım. Ve benim kariyerimdeki en iyi gollerden biriydi. O golü kesinlikle ilk 10’a koyarım. Gol sonrası mutluluğumu taraftarlarla ve takım arkadaşlarımla paylaşmak harika bir histi. Kusursuz bir karşılama oldu benim için. Burada aldığın en iyi tavsiye veya öğrendiğin en iyi ders ne oldu? En iyi tavsiye? Bilemiyorum, aslında en iyi tavsiye değil; ama burada çok şey öğrendim. Oyunculardan, insanlardan gerçekten çok şey öğrendim. Galatasaray’ı temsil ettiğim için onur duydum. Tüm Türkiye’nin saygısını kazandığım için çok şanslıyım. Bu kendi adıma futboldan çok daha önemli bir şey. Böylesi bir saygıyı kazanmak, her zaman görülen bir şey değildir. Bu yüzden gerçekten gurur duyuyorum. Türkiye’deki kariyerin boyunca karşılaştığın herhangi bir zorluk oldu mu? Eğer varsa, bunun üstesinden nasıl geldin? Hayal kırıklığı yaşadığım bazı şeyler oldu. İnsanların takıma bağlılığımı sorguladıkları ve benden kuşku duyup, benim para için burada olduğumu düşünmeye başladıklarında... Tamamen yanılıyorlardı. Ben buraya para için gelmedim. Parayı düşünsem, zaten Çin’de kalırdım. Orada oynamasam bile paramı öderlerdi. Ama ben buraya para için gelmedim. Buraya futbol oynamak, tutkuyu yeniden hissedebilmek için geldim. Buradayım; çünkü burada rekabet vardı. Dördüncü yıldızı kazanma hırsı vardı. Evet, bazı hayal kırıklıkları yaşadım. İnsanlar, benim daha önce Chelsea’de oynadığım için onlara karşı yeteri kadar iyi performans sergilemediğini düşündükleri anlarda… O hâlde şöyle yapalım; siz de Galatasaray’la şampiyonluklar yaşayın ve birkaç sene sonra Galatasaray’a karşı oynayın. Ben de o zaman sizin reaksiyonunuzu görmek isterim. Ben sahip olduğumun en iyisini verdim. Benim için duygusal bir maçtı ve belki de bu yüzden sakatlık yaşadım, hâlâ bununla mücadele ediyorum; ama futbolun içinde bunlar var. Burada karşılaştığım tüm güzel şeylerle kıyaslandığında, yaşadığım hayal kırıklıkları bunlardı. Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti, Beşiktaş maçında attığım iki gol, Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı attığım gol… Ve taraftarların bana gösterdiği saygı. Benim onlara karşı çok büyük saygım var. Benim için en önemli olan da bu. İnsanları her gün mutlu edemezsiniz; ama 365 günün 340’ında mutlu ederseniz, bu iyi bir şeydir. Fenerbahçe ile oynanan son derbi maçından önce sakatlığın vardı… Evet, oynamamalıydım. Ama oynamak istediğini söyledin. Maç öncesinde, maç sırasında neler oldu? Kendini nasıl hissettin? Evet, Chelsea maçında yaşadığım sakatlıktan dolayı iki hafta antrenman yapamamıştım. Koşamıyordum, yönümü değiştiremiyordum. Hâlâ o maçı nasıl oynadığımı bilmiyorum. Ama evimizde, Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız bir derbi maçıydı. Ve istediğimiz yerde olduğumuz bir sezon değildi. Oynamak zorundaydım. Kazanmak zorundaydık. Evet, şampiyon olamayabilirdik; ama evimizde Fenerbahçe’ye kaybedemezdik. Sahip olduğum her şeyi verdim. Maçı da kazandık. Ve herkes çok mutluydu… Chelsea ile 2012 yılında Münih’te oynadığın final maçının ardından herkes Şampiyonlar Ligi’nde son kez sahaya çıktığını düşünüyordu. Ama sen daha sonra Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nde iki harika sezon yaşadın. Münih’tekinin bu turnuvadaki son maçın olmadığını biliyor muydun? Hayır, bilmiyordum. Benim için turnuvadaki son maçtı. Tekrar edeyim, benim bir kontratım varsa, o kontrata bağlı kalmak isterim. İlişkilerimiz iyiyse, kontratıma saygı duyarım. Çin’e gittiğimde de bunu yaptım. Ama pişman değilim. Buraya geldim ve burada yeni bir ev, yeni bir yuva buldum. Evet, son maçım olmadığını bilmiyordum. Galatasaray ile imzaladığımda bana, “Şampiyonlar Ligi’nde Schalke ile oynayacağız” dediklerinde, “hmm, bu çok iyi, yeniden iş başına geçiyorum” diye düşündüm. Hayatının her bölümü güzel bir hikâyeyi andırıyor. Fildişi Sahili’nde doğdun, Fransa’da büyüdün, İngiltere’de tecrübe kazandın. Türkiye’nin insan olarak hikâyendeki yeri ne olacak? Buraya geldikten beş ay sonra, ülkede bazı problemler yaşandı. Taksim’de ve başka yerlerde… Sosyal medyadaki fotoğraflara bakarken kendi ismimi gördüm: “Çare Drogba.” Ve endişelendim, “neden her yere benim ismimi yazıyorlar, ben herhangi bir yanlış yapmadım.” Ama daha sonra insanlar bana bunun ne anlama geldiğini açıkladı. İşin aslını öğrendiğimde, bu kelimenin ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Futbolun çok ötesinde bir şeydi. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarları tek bir amaç için bir araya gelmişlerdi. Kendi düşünceleri savunuyorlardı. Ve benim adeta bir elçi olmamı istiyorlardı. Böyle bir ülkeyi en üste koymalısınız. En üste. Fildişi Sahili ile beraber en üste. Fildişi Sahili’nden sonra? Evet, Fildişi Sahili doğduğum yer. Tabii ki, onu demek istemedim. Bu çok önemli bir şey… Elbette gol atmak benim için çok güzel, harika bir his. Ama bir insanın bana gelip, “sen harika bir adamsın” demesi beni daha çok gururlandırıyor. Hayatındaki en büyük amaç gol atmak değil, öyle değil mi? Çok gol attım. Hâlâ atmak istiyorum. Ve atacağım. Ama hayattaki en büyük amacım, iyi bir insan olmak. Ben insanların, “belki çok iyi futbolcu değil; ama bana saygı duyuyor” demesini isterim benim için; çünkü futboldan sonra hayat başlar. Futbolu 10, belki de 15 sene oynayabilirsiniz; ama sonrasında hayat devam eder. Biliyoruz ki, biz yeniden buluşacağız, ben senin gözlerine bakıp, “nasılsın” diye sormayacaksam, bu neye yarar? Bu özelliğini Türkiye’de de korumayı başardın. Bir buçuk sezon, çok uzun bir zaman dilimi değil; ama sen buradaki insanlar için büyük bir karakter, bir rol modeli oldun. Sadece Galatasaray taraftarları değil, Fenerbahçe, Beşiktaş, tüm takımların taraftarları seni bir karakter, rol model olarak aldı. Bunu nasıl sağladın? Özellikle Galatasaray taraftarları, seni tüm kalbiyle seviyor… En başından beri aynı davrandım. Kalbimle oynadım. Bu tip şeyleri hesaplamam. Asla, “evet, bu maçta şöyle davranarak tüm ilgiyi üstüme çekeceğim” diye düşünmem. Ben buyum. Bunu açıklayabilir miyim, bilmiyorum. Sizin için, diğer insanlar için bu çok özel bir şey olabilir. Ama benim için normal, ben buyum. Benim ailemden gelen bir şey, ben bu şekilde büyütüldüm. Kendi çocuklarımı da böyle yetiştiriyorum. Ve hep bu gibi şeylerle hatırlanmak istiyorum. İlk hedefinin iyi bir insan olmak istediğini, iyi bir futbolcu olmanın ikinci planda yer aldığını söylüyorsun, öyle değil mi? Herkes senin gibi düşünmüyor çünkü. Ama benim fikrimi sorarsan, bu doğru bir düşünce şekli… Evet, bu farklı bir şey. Benim futbol dünyasına girişim biraz geç oldu, en üst seviyedeki ilk maçımı oynadığımda 24, 25 yaşındaydım. Ama her zaman söyledim, tüm bunlardan önce ben sadece Didier’dim. Sadece Didier. Guingamp’tan Marsilya’ya geçtiğimde Drogba oldum. Her şey değişti. İnsanların bana bakışı, davranışı, her şey değişti. Ama ailemin, arkadaşlarımın gözünde hâlâ Didier’dim. Didi, Tito, nasıl isterlerse… Değişmeye ihtiyacım yoktu. Kameraları, fotoğraf makinelerini gördüğüm, goller attığım veya Galatasaray’da oynadığım için değişirsem eğer, bana saygı duymayın. Değişirsem, farklı olursam bana saygınızı yitirebilirsiniz. Ben şu an neysem, 10 yıl veya 20 yıl sonra da o olacağım. Tabii ki geliştireceğim kendimi; çünkü çok tecrübe kazandım. Hatalar yapabilirim, hâlâ yaptığım gibi; ama umarım bunları 10-15 sene sonra tekrarlamayacağım. Ama bilge bir insan olmak için bazı hatalar yapmanız da gerekiyor. Hayatında gerçekleştiremediğin için üzüldüğün bir dileğin var mı? Listemde kayıp bir dilek yok. Fırsat bulursam, yapacağım şeyler var; ama şu an, nasıl derler, elhamdülillah, Tanrı’ya şükürler olsun, sahip olduğum her şeyden dolayı çok mutluyum. Belki duygusal bir soru olacak, benim için, senin için, tüm Galatasaray taraftarları için… Ben, “bizimle kal” demek istiyorum. Ama bu olacak mı, bilmiyorum. Sen neler söylemek istersin? Çok zor bir soru… Bunun açıklamasını bence yönetime bırakalım, benim buraya gelişimi de onlar duyurmuştu. Üzücü; çünkü burada daha yapacak çok işimiz vardı. Ama hayat bu. Ben her şeye, herkese saygı duyuyorum. Ama nasıl Chelsea’ye, Marsilya’ya saygı duyuyorsam, Guingamp’ta oynamayı çok sevdiysem, dünyanın neresine gidersem, gideyim; insanlara Galatasaray’ı anlatacağım. Burada çok fazla arkadaş edindim, çok güzel insanlar tanıdım. Kendimi çok iyi hissettim. Ama üzücü. İnsanlar sizi “efsane” olarak adlandırdığında, size büyük saygı duyduklarını hissettirdiğinde… Bu gibi şeyleri anlatmak her zaman oldukça zor. Ben de tüm bunları açıklamak için burada değilim; ama gelecek sezon birlikte olacağımızdan da emin değilim. Belki yeni bir hikâye… Önemli değil. Önemli olan şu an. Emin değilim… Umarım önünde oynayacağın bir Dünya Kupası var. Sakatlığın ne durumda? Kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Fenerbahçe maçından sonra oynayamadım, takımın dışında kalmak çok zordu. Türkiye Kupası finalinde oynayamamak beni duygusal anlamda çok etkiledi. Ama orada takımla birlikte olmaktan keyif aldım ve o anın tadını çıkardım. Beni “selfie” çekerken görmüşsünüzdür. Duygularımı saklamak zorundaydım. Kupayı kazandığımız için çok mutlu oldum. Umarım çok, çok daha iyi olacağım. Bir ilerleme var. Ama evet, umarım çok daha iyi olacağım. Takım arkadaşlarına söylemek istediğin bir şey var mı? Birebir veya genel olarak? Şunu söylemek istiyorum. Buraya gelme kararını vermeme bir adam çok yardımcı oldu: Wesley. Mourinho’yla konuşuyordum, bana, “Eğer Wesley oraya gidiyorsa, sen de git. Sen de bundan keyif alacaksın, sen de orada eğleneceksin” dedi. Ben de onu dinlemekte haklı olduğumu gördüm. Bana doğru fikri verdi. Buraya geldim, harika insanlar tanıdım. İlk olarak, Wesley. Buraya gelme nedenlerinden birinin Wesley olduğunu söylüyorsun… Nedenlerimden biriydi. Sadece o değil tabii, nedenlerden biri. Bir sene önce dünyanın en iyisi olan bir oyuncunun sizinle birlikte olacağını bilmek size yardım edebilir. Bana göre o dünyanın en iyi oyuncusuydu. Aynı zamanda onunla birlikte oynamak iyi bir fırsattı, ondan öğrenebileceklerim vardı, onlarla birlikte kendimi geliştirebilirdim. Buraya geldikten sonra daha da şaşırdım. İzlediğim ilk maçta, sanırım Kasımpaşa’ya karşı (Antalyaspor maçı), Burak iki gol atmıştı. Daha sonra diğer takım arkadaşlarımla tanıştım. Harika insanlar tanıdım. Hiçbirinin kalbi kötü değildi, hepsi iyi yürekli insanlardı. Seni, “baba” diye çağırıyorlardı… Bana, “baba” diyorlardı; ama ben Godfather’ı tercih ediyorum. İşte, bilirsiniz… Burada çok fazla yetenekli oyuncu var. Favorilerimden biri, gençlerden Emre. En beğendiğim oyunculardan biri Semih. Çok mütevazı, basit oynar, sahada kalbini, her şeyini verir. Asla konuşmaz, asla şikâyet etmez. Sadece çok çalışır. Tabii ki tüm çocukları seviyorum. Ama o böyle çalışmaya devam ederse, bu takımın lideri olabilir. Çok fazla oyuncu var. Selçuk, Burak… Eğer takımınızda Burak gibi bir oyuncunuz yoksa, her sezon 15-20 gol daha az atarsınız ve ligi kaybedersiniz. O, böyle bir santrfor. İnsanların onun hakkında, “bunu iyi yapmıyor, şunu şöyle yapmıyor” dediklerini biliyorum. Ama günün sonunda, şu an ikinci sıradaysak, onun attığı goller sayesinde. Ona daha fazla saygı duyulması lazım. Eğer futbolun içindeyseniz, ne kadar iyi olursanız, olun; insanlar daha fazlasını istediği için sizin hakkında kararlar verir. O da bunu öğreniyor. Ama futbol bu… Sen sadece bir futbolcu değilsin, bir futbol adamısın, bir efsanesin. Türk futboluna, daha iyi seviyeye gelebilmesi için, bir tavsiye vermek ister misin? Gelecek sezon yabancı kuralının 5+3 olacağını öğrendim mesela… Bu sezonkinden iyidir… Eğer ligi daha cazip, ilgi çekici yapmak isterseniz, Sneijder, Nando gibi büyük yabancı oyuncuları buraya getirmelisiniz. Bunun için de düşünce tarzınızı, mantalitenizi daha açık hâle getirmeniz gerekir. Bu oyuncular sizin gelişmenizi sağlar. Siz de aynı şekilde onlara yardımcı olursanız, onlar sizi daha iyi hâle getirir. Örneğin Brezilya Milli Takımı’ndaki tüm oyuncular, yurt dışında forma giyiyor; ama hâlâ iyi bir milli takımları var. Yani bunun bir anlamı yok. Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı. Biz Avrupa’nın en iyi takımlarından Real Madrid’e karşı kendimizi gösterdik. Bu sezon Juventus önünde gücümüzü kanıtladık. Onlar Türk futbolunun nerede olduğunu biliyor, Türk futboluna saygı gösteriyor. Futbol evrenseldir… Kesinlikle, kesinlikle. Galatasaray taraftarlarına bir mesajın var mı? Onlara neler söylemek istersin? Onlar seni gerçekten çok seviyor, kalpten seviyor… Hepsini söylemek istersem, bu çok uzun sürer. Onları asla unutmayacağım. Gittiğim her yerde, her tatilimde, her zaman Galatasaray olacak. Bilmek isterseniz, her yerde sarı ve kırmızı olacak. Kalbimde de öyle… Kalbim de Galatasaray için atacak. Burada sadece bir buçuk yıl kaldım. Ama bu takım için attığım her gol, kariyerimin en iyi deneyimlerden biri oldu. Marsilya ve Chelsea ile birlikte. Kariyerimin en güzel anlarından biri. Her şey için teşekkürler Didi. Benim için kariyerimdeki en zor programlardan biri oldu. Ama umarım bu seninle son programımız olmayacak… Hayır, son olmayacak. Çok eğlenceliydi. Burada veya başka bir ülkede, yine birlikte olacağız.Hoş gelirsiniz, her zaman. Galatasaray tarihinin en önemli sayfalarında yerini alacaksın. Burada her zaman bir efsane olarak hatırlanacaksın. Ve eminim herkes senin için, “o bir Galatasaray efsanesi” diyecek… Çok teşekkür ederim.Şampiy10
Galatasaray'ın Soma'yı Anması
Galatasaraylı futbolcular, Soma'da yaşanan maden faciasında yaşamını yitirenleri anmak için ısınma öncesi sahaya madenci baretleriyle çıktı.T Arena skorbordunda, bir madenci resmiyle birlikte, “Ne sarı, ne kırmızı. Her yer kömür karası” yazısı yer alırken, Zülfü Livaneli’nin “Nefesim nefesine” şarkısı eşliğinde ısınmak için sahaya çıkan futbolcular, madenci bareti taktı. Kömür şeklinde resimlerle donatılan ve karartılan tünelden kırmızı baretleriyle çıkarak, saha içinde toplanan Sarı-Kırmızılı futbolcular, bir süre beklediler ve daha sonra ısınma hareketlerine başladılar. Mancini de maç öncesi yayıncı kuruluşa açıklama yapmak için kameranın karşısına yine kırmızı renkli madenci baretiyle çıktı. Başlama vuruşundan önce de 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Tüm pirimler Soma'yaGalatasaraylı oyuncular dünkü maçın primlerini Soma’ya yardım olarak gönderme kararı aldı.
Şampiyon Atletico Madrid!
İspanya 1. Futbol Ligi'nde (La Liga) 2013-2014 sezonunun şampiyonu Atletico Madrid oldu.Deplasmanda Barcelona ile karşılaşan Atletico Madrid, ilk yarıyı 1-0 geride kapatmasına rağmen ikinci yarının hemen başında bulduğu golle Nou Camp'tan beraberlikle ayrılmayı başardı ve 18 yıl aradan sonra tarihindeki 10. şampiyonluğunu ilan etti. Lider olarak Nou Camp'a çıkan Atletico Madrid, deplasmanda oynamasına ve şampiyonluk için beraberliğin yeterli olmasına rağmen karşılaşmaya atak bir futbolla başladı. Barcelona'ya nazaran rakip ceza sahasına daha çok yaklaşan Atletico Madrid, şampiyonluğu ne kadar çok istediğini gösterdi. Ancak arka arkaya iki yıldız futbolcusunun sakatlanması, Atletico'nun planlarını alt üst etti. İlk olarak, 14. dakikada Diego Costa, devam edemeyeceğini söyleyip yerini Adrian'a bıraktı. Mücadelenin 23. dakikasında ise Arda Turan, girdiği ikili mücadelede beline aldığı darbe sonucu sakatlandı. Doktorların saha dışındaki ilk müdahalesinden sonra oyuna giren Arda, sadece 1 dakika dayanıp, saha ortasında yere oturdu ve değiştirilmesini istedi. Üzüntüsünden eliyle çimleri döven Arda, daha sonra gözyaşları içinde yerini Raul Garcia'ya bıraktı. Milli futbolcuyu, Atleticolu takım arkadaşları, teknik direktör Simeone ve Barcelonalı futbolcular teselli etti. Barcelona, maçın 33. dakikasında Alexis'in golüyle 1-0 öne geçti. Sol köşeden Cesc'in ortasında Messi topu ilk olarak omzuyla düzeltti, daha sonra göğüsüyle yanındaki Alexis'e verdi. Şilili futbolcu, topu sert vuruşla ağlara gönderdi. Geriye düşmesine rağmen oyun disiplininden kopmayan ve özellikle ilk yarının son dakikalarında tehlikeli ataklar gerçekleştiren Atletico Madrid, beraberlik golüne yaklaşsa da sonucu getiremedi. Soyunma odasına ev sahibi Barcelona'nın 1-0 üstünlüğüyle gidildi. İkinci yarı yine atak başlayan taraf Atletico Madrid oldu. David Villa ile arka arkaya iki tehlikeli pozisyon yaratan Atletico Madrid'in aradığı gol, Uruguaylı defans oyuncusu Godin'den geldi. 49. dakikada Gabi'nin sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda, Barcelona ceza sahasının ortasında topa iyi yükselen Godin, kafa vuruşuyla skora denge getirdi: 1-1. 57- dakikada bu kez Barcelona'da Busquets sakatlanarak, oyundan alındı ve yerine Song girdi. 63. dakikada İniesta ile gelişen Barcelona atağında, rakip ceza sahasında Alves'in pasında topla buluşan Messi, topu ağlara gönderse de pozisyon ofsayt olduğu için gol geçersiz sayıldı. Maçın son 30 dakikasında skoru korumak isteyen Atletico Madrid tamamen kapandı. Şampiyonluk için tek şansı galibiyet olan Barcelona, sürekli gol arayan taraf oldu. Neymar, Adriano ve Alves ile gole yaklaşan Katalan takımı, Atletico defansını ve kaleci Courtois'yı geçmeyi başaramadı. Maç, Atletico Madrid'e şampiyonluğu getiren 1-1'lik skorla sona erdi. Lig sonunda puanını 90'a çıkaran Atletico Madrid şampiyonluğunu ilan ederken, 2. Barcelona ve 3. Real Madrid 87'şer puanda kaldı. Bu arada, sahayı gözyaşları içinde terk eden Arda Turan, maç sonunda büyük bir sevinçle takım arkadaşlarıyla şampiyonluğu kutladı. Milli futbolcu Arda, La Liga tarihinde şampiyonluk yaşayan ilk Türk futbolcu oldu. Ayrıca, Nou Camp Stadı'nda maçı izlemeye gelen küçük bir grup Türk taraftar, Soma'daki maden faciasına atfen, siyah kurdeleli 'Soma' yazılı bir pankart açtı.AA
Reklam