Uzun Kalınca Ankara Çok Sevilir!
Nalan Temeltaş / Demokrat Haber Ankara1955 Mersin doğumlu. Torosların asi çocuklarından. Türkiyelilerin vazgeçilmez politik öznelerinden. 12 Eylül faşizmine karşı kır direnişi örgütleyen gerilla komutanlarından. Yazdığı kitaplarda tanıklıklarını tarihe not düşenlerden. Avrupa’ya gitme koşulları olduğu halde Türkiye’yi terk etmemiş, yaşamının 10 yılını cezaevinde geçirmiş, daima mütevazı daima bizden biri.Devrimci yol ana davada 723. sanık.Şimdi HDP Ankara Milletvekili adayı.Mahmut Memduh Uyan.O, “Ankara'nın en güzel yanı İstanbul'a Dönüşü” diyenlerden değil aksine “İnsan Ankara’da kısa kalırsa sevmez ancak uzun kalınca Ankara çok sevilir” diye düşünüyor.Bu da 140 karakterle şaşı olmuş toplumumuzda Mahmut Memduh Uyan’la özet sayılabilecek söyleşimiz:“UZUN KALININCA ANKARA ÇOK SEVİLİR”Biraz kendinizden bahseder misiniz? Memleketiniz, Ankara ve bilhassa politik özne olarak yer aldığınız çalışmalar…Kendimle ilgili çok fazla şey anlatmak, biraz zor. Mersin Toros dağları ve Akdeniz ile başlar hayatım. 17 yaşından sonra Mersin’den ayrıldım. Üniversiteden önce sola eğilimliydim.Üniversite ile daha sınıfsal ve Marksist yaklaşımlarla tanıştım. Sonraki dönem ağırlıklı Ankara’da geçti, geçiyor. Ankara’yı severim. Benim için önemlidir. İnsan Ankara’da kısa kalırsa sevmez ancak uzun kalınca Ankara çok sevilir.Arkadaşlıklarım, toplumsal faaliyetlerim derken benim için Ankara ayrı bir önem taşır. Sonrası ise dağlar. Adıyaman, Malatya, Sivas, Tokat, Ordu ve Dersim dağları. 1982’de kısa bir dönem, 10 ay kadar: Suriye, Lübnan, Filistin Kampları, Filistin örgütleri, PKK ve 7-8 örgütle faşizme karşı birleşik direniş cephesi oluşturduk.Yaşamımız İstanbul’da yakalandıktan sonra 1995’e kadar, 10 yıl cezaevinde devam etti. Ankara’da politik yaşamım aralıksız sürdü. Devrimci, yaşamını bulunduğu yere ve koşullara göre somutlar.Akdeniz insanı olarak hem deniz hem dağları tecrübe etmiş durumdasınız, tercih etmeniz gerekirse hangisi öne çıkar?Hem dağları hem denizi yaşadım. Tercih yapamam, ikisini de severim. İkisi de geniş ufuklara açılır. İnsanın zihnini, gönlünü açar ikisi de…! Şimdi Ankara’dayız tabii..Son kitabınızda annenizin tatlı bir dileğinden bahsetmişsiniz. Bi eviniz olsun diye dua edermiş.Hala bir evim yok. Annem benim evim yok diye üzülüyordu. Çok bilet aldı ancak hiç çıkmadı. “Her halde Allah benim parayı nasıl harcayacağımı bilmiyor” diyordu.“SEÇİLMEYİ DÜŞÜNEREK SEÇİME GİRMİŞ DEĞİLİM”Türkiye sol harketinin sembol isimlerinden biri olarak HDP adaylığınız sempatiyle karşılandı. Devrimci Yol ana dava 723. sanıktınız, şimdiyse HDP Ankara milletvekili adayısınız. 8 Haziran’da seçilmek ve seçilmemek ne anlam ifade ediyor?Çelişki gibi görünse de 8 Haziran’da seçilmeyi düşünerek seçime girmiş değilim. Esas olarak HDP’nin barajı aşmasını hedefledik. Adaylığımız dayanışma gereğidir. Mecliste bulunarak belki bi takım sorunlar çözülebilir ama bizim düşündüğümüz siyasal anlayış ve yaklaşımlar çerçevesinde parlementarizm diye tabir edilen hatta, toplumun köklü sorunlarının o zeminde çözülebileceği inancı taşımıyoruz aslına bakarsanız. Sorunların daha ziyade toplumsal mücadeleler ve toplumun kendi iktidarını oluşturma süreciyle, devrimle çözülebileceğine inanıyoruz. O nedenle mecliste olmak ya da olmamak değil HDP’nin barajı aşması önemli. Seçildik seçilmedik gibi bir duygu ya da ruhsal durumda değiliz.Bizim amacımız Türkiye’deki toplumsal siyasallığın gelişmesi, sıkışmış siyasetin önünün açılması ve AKP’nin geriletilmesi ile bölgedeki olumsuz siyasi hedeflerinin de bir ölçüde kaldırılmasına yöneliktir.Adaylık içinde olmayalım demiştik arkadaşlara, zaten seçim sürecinde HDP’yi destekleyecektik. Kürt halkının kendi kimliğinin tanınması, diline, kültürel yapısına sahip çıkılması ve taleplerinin karşılanması demokratik taleplerdir. Kürt halkının tarihsel mücadelesi ile bir bağ kurmak esastır. Talepleri haklıdır. Ve zaten biz bunlar için yanındayız. Sonrasını da karşılıklı uygun ilişkiler çerçevesinde sürdürme niyetindeyiz.HDP % 10 barajını aşarsa bazı siyasal gelişmelerin önü açılacaktır. Özellikle ANAP’ın son dönemlerine benzeyen yozlaşmış AKP döneminin, Ortadoğu’daki politikaları felaketlere yola açmış bir iktidarın geriletilmesi, çözülmesi açısından da olumlu gelişmeler olabilir.“YENİ GELİŞMELERİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR”HDP seçimlere parti olarak girmeseydi 35-40 milletvekili çıkarırdı. Ancak bu dengeleri etkilemez, siyasal sonuçlara yol açmaz, statüko devam ederdi. Parti olarak girmesi % 10 barajını tartıştırıyor ve artı sonuç itibarıyla iktidarı sarsabilir, yeni gelişmelerin önünü açabilir.Ayrıca HDP toplumsal kesimlere kendini açarak, toplumsal umut gelişmesi açısından zemin sunmuştur. İnsanlar “yapabiliriz”i görür. Değişmeyecek gibi gözüken bir otoritenin sarsılmasını görür. Yunanistan’ın Syriza’sına benzemese de iktidara gelmesi gibi bir sonuç olmasa da zihinlerdeki bazı şeyleri yıkar ve umut yaratır diye düşünüyorum.Kürt hareketi açısından baraja rağmen parti olarak seçimlere girmek cesur bir karardır. Çünkü baraj altı kalınırsa meclisteki bu imkanını yitirmiş olacak. Diğer alanlardaki mücadelesini yükseltmek durumunda kalacak. Ancak bu haliyle bile baraj tartışması sürer ve meşruiyet sorunu gündeme gelir. Sonrası mücadeleye devam tabii ki. Seçime bunun ötesinde anlamlar atıflar gerekmez.ğlarında cuntaya karşı direniş örgütleyen gerilla komutanlarından biriydiniz. Devrimci olanaklar açısından görüşleriniz neler?…ı ilk etapta dağa çıkan arkadaşların sayısı çok fazlaydı. Özellikle Karadeniz, Ege, Toroslar dahil. Cuntaya karşı iyi bir örgütlenme ve mücadele çizgisi oluşturulamadığı için hızla dağılma ve dökülme yaşandı. Abdullah Öcalan o dönem Taner Akçam’a toparlanma amaçlı Suriye ve Lübnan'da Filistin, FKÖ kamplarını kullanmayı önerir. Akçam bize iletti ve kabul ettik. Suriye’deki kamplarda, siyasi, askeri çalışmalarla toparlanma içinde olduk. Diğer örgütlerle cephe faaliyetleriyle arkadaşlarımızı kırlarda -bir anlamda tekrar- organize ettik. Bu organizasyon esas olarak Malatya, Sivas, Tokat, Ordu kırsalını, Dersim ve Erzincan’ın da bir kısmını kapsar.Bugünden de bakıldığında o dönemde cuntaya, faşizme karşı Türkiye’de yapılanan, en geniş kır örgütlenmesiydi. Kentlerde sınırlıydı ilişkiler. Sayıyı çoğaltmak elimizdeydi ama gerilla faaliyetinde; kendini koruyabilen, saldırabilen, geri çekilebilen yani bir tür hareketliliği yürütebilecek organize gruplar, bizim için sayıdan daha önemliydi. Bu açıdan ortaya koyduğumuz gerilla faaliyetini 250-300 kişi arasında görebiliriz. Daha çok da yerel birimleri, köyleri, ilçelerdeki yerel siyasal birliklerle birlikte ana grupların alanda hareket etmesini kastediyoruz. Kafamızdaki siyasal koşullar ve örgütlülük sürseydi, cuntaya, faşizme karşı birleşik direniş cephesinin kır hattını da içeren, Kürt coğrafyasındaki gerilla faaliyetiyle birleşmesi düşünülen Türkiye faaliyeti düşünülüyordu. Bütünsel olarak bir Türkiye devrimi hedefimiz vardı. FKBDC (Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi) bir başlangıçtı.Avrupa örgütlüğü, kırsal hatlar, cephe gerisi ilişkiler düşünülüyordu. İlerleyen süreçlerde kırsal alan ve kentlerde gelişen mücadeleyle Ortadoğu ve Avrupa’daki desteklerimizle faşizme karşı bir mücadele tasarlanmıştı. Ama bu hareket daha sonra akamete uğradı. Daha çok Avrupa’daki bizim arkadaşların iç tartışmalarıyla örgütlülük dağıldı. Cephe ilişkileri dağıldı. Biz de kendi varlığımızı tam anlamıyla bütünsel gerilla faaliyeti değil de, devrimci faaliyeti yeniden oluşturmak amacıyla, siyasal karakterli askeri faaliyete dönüştürerek sürdürdük. Bir yandan da gelişebilecek mücadeleyi desteklemek, bütünsel bir hareket oluşturmak, kırın avantajlı olanaklarını kullanarak kentlerdeki mücadeleye destek olmak çabasındaydık. Ne yazık ki bu süreçte pek çok imha olayı gerçekleşti. Biz 1985 yılında yakalandık.Dağ süreci ne kadar sürdü?Diyarbakır zindanlarında dörtlerin gecesi yaşanıyor iken neler hissettiniz?O sırada dağlardaydık. Tüm cezaevlerinde şiddet ve işkence olayları vardı. Okullar, kuran kursları, camiler, boş araziler işkence, sorgu alanlarıydı. Çok arkadaşımızı dağlarda kaybettik. Bu nedenle Kürt arkadaşlarımızın acısını da derinden hissettik.Avrupa’ya çıkarak politik hayatınızı devam ettirebilirdiniz lakin Türkiye’de kalmayı seçtiniz..Avrupa’ya gitme koşullarımız her zaman oldu ancak kullanmadık. İsteyen arkadaşlarımız çıktı. Biz Türkiye’de faşizme karşı örgütlenmede aktif rol almayı tercih ettik. Kendi dağlarımızdaydık. O süreçte dönem dönem akamete uğradık. O günler için belki sol hareketin en mühim başarısı Türkiye’de Endonezya’da olduğu gibi büyük kitlesel katliamların yaşanmamış olması. CIA Endonezya’da olan biteni hala açıklamıyor. 70-80 yıl geçti üzerinden. Oysa 40 yılı geçen bilgileri açıklamak zorunda aslında.Silahı zorunlu kılan koşullardan bahsedersek…Somut sorunlar vardı. Okula gitmek için, akademik yaşamını sürdürmek için silah taşımalıydın. Fabrikalarda hak hukuk elde etmek, direniş sürdürmek için silah taşımak zorundaydın. Neoliberal politikalar o günlerde de gündemdeydi. Karaborsa dönemiydi, ekonomi dönmüyordu. Bu ekonomik karmaşada grev ve direnişleri sürdürme bile ancak silahla korunuyordu. Bu iç savaş koşulları Pentagon projesiydi elbette. Devlet güçleri, paramiliter yapılanmalar 70’li yıllarda silahlı direnişi zorunlu kılıyordu. Mesela Maraş’ta mahalleleri yok ettiler. Alevilere yönelik saldırıydı. Direnişlerin olduğu yerlerde silah kaçınılmazdı. Çok ilginçtir mesela bazı kişilerin üzerinde silah yakalandığı halde bazı mahkemeler meşru savunma kapsamında ele alıyor, ceza vermiyorlardı.Bir yandan devrimci mücadeleye her boyutta katılırken diğer yandan yazıyordunuz. Dipnot yayınevinden çıkan son kitabınız “Kardeşim Hepsi Hikaye” 3. baskıda sanırım. Ben size “Devrimci Yol Dengbeji” diyorum. Anlatacaklarınız bitti mi yoksa bu sadece başlangıç mı?…Kitaplar hayatın akışı içerisinde oluştu. Yazmak güzel elbette, imkan olsa da sürekli yazabilsek. İlk kitabım “Ben Bir İnsanım” Mamak cezaevinde yazdığım savunmamın bir bölümüydü. İşkencede yaşananların bir kesitini, sorgu sürecini topluma duyurmak istedim. Yaygın okunduğu halde bu kitaba dayanarak hiçbir savcı soruşturma açmadı. Oysa işkencecilerin adlarını da yazmıştım. Ne onlar “yalan söylüyorsun” diye dava açtı ne de savcılar bunlar gerçek olabilir diye. Serbestmiş demek işkence.Diğer kitaplardan “Gerilla Kartaldır” dağlarda yürüttüğümüz mücadelenin deneyimsel aktarımıydı. “Yolcuların Düşü” kitabım 80 sonrası Devrimci Yol çalışmalarının bir tür dökümüdür. “Toplumsal Dalganın Kırılışı Fatsa” diye kitabımız o dönemin yorumlanmasını içerir. “Biriktire Biriktire Parça Parça” diye bir kitabım var. Cezaevi günlüğü gibidir. Oğluma yazdığım mektuplar ise Arkadaş yayınevinden çıktı, “Halil’e Mektuplar” adıyla.En sonuncusu Dipnot’tan ve 3. baskısı hazırlanıyor. “Kardeşim Hepsi Hikaye” geçmişle günümüz, 1970’lerle günümüz arasında illiyet kurma çabasıydı.. O dönemdeki insanları, yaşamları, militanlaşma sürecini, devrimci örgütlenmelerde ortaya çıkanları, eleştirel anlatma ya da öyküleme. Kaba teorik anlatım olmasın istedim. Hikaye bir açıdan tarihtir. Bu yöntemle anlatmayı tercih ettim. Bugün siyasal mücadelelerde yer alacak insanlara da tarih anlatımı, hikayelemedir son kitabım.Toplumsal adalet mekanizması iş görmez durumda, muhalifler giderek artan otoriterleşmeyle kıskaç altında. Bu tabloya bakarak yapabilir, eyleyebilirliğimizi nasıl arttırabiliriz?Yasalar ve hukuk düzeni iktidarın işlerine geldiği gibi uygulanır. Kendi yasalarına bile uymuyorlar. Esas olan toplumsal meşruiyettir. Fiilen toplumun kendi direnişlerini örmesi gerekli, bunu becermemiz gerekli.Mesela bu konuda nasıl ki iktidar, çürümüşlüğü arttıkça otoriterleşmesi artıyorsa, toplumda da Soma’da olduğu gibi, Ermenek’te olduğu gibi devinim artıyor. Giderek iş cinayetlerinde olduğu gibi farklı tepkiler oluşuyor. Örneğin birkaç gündür Bursa’da metal alanında çalışan işçiler direniş geliştirdiler. Ülke genelinde üniversitelerin, aydınların, hepimizin küçük küçük de olsa toplumsal direnişleri takip etme çabamız var. Oluşmasına, var olanların geliştirilmesine çaba harcamamız gerekli.Toplumsal meşruiyet ve toplumsal mücadeleler olmadan demokratik bir yapıya kavuşmak mümkün değil. Neoliberal düzen özellikle Akdeniz ülkelerini kaosa terk etti. Çok oturmuş devlet ve toplum yapıları yok gibi. Bu anlamda Kürt hareketinin varlığı da olumlu bir dinamiktir. Bir dönem Türkiye’nin demokratikleşmesine engel olduğu düşünülürdü. Şimdiyse tam tersi durum söz konusu. Alevi toplumu açısından ürkütücü olan IŞİD meselesi var. Bu anlamda bakılınca hem Kürt hareketinin ve hem de toplumun kendi mücadelesini yükseltmek lazım.Dünya genelinde sol ya da sosyalizm adına tam olarak tanıma uyan yapı yok. Biz daha çok bu yüzyılın toplumsal mücadelelerini, deneyimlerini biriktiriyoruz. Somut bütünsel bir yapı ortaya çıkmasa da birikiyor bir yandan. Toplumsal devinimler çeşitli, bütünsel ve kalıcı değil henüz. Hazır reçete yok. Siyasal, sınıfsal, sosyal düzeyde neoliberalizmin getirdiklerine karşı örneğin tam sınıfsal bir konumlanmayı çözebilmiş değiliz. İşte bütünlüklü bir konumlanmamız olmadığından mesela kadın cinayetleri de, iş cinayetleri de devam ediyor. Şiddet sürüyor. Ekolojik tahribat sürüyor. En geri sömürülme biçimleri de esnek üretim çerçevesinde gündemde.Bizim bu sürecin siyasal toplumsal sınıfsal karşı mücadele tarzlarını oluşturmamız gerek. Hırpalanma süreci yaşıyoruz ancak 21. yüzyılın devrim sürecinin, toplumsal mücadeleye dayanan, geçmiş sosyalizm deneyimlerinin eleştirisine dayalı, bugün bahsettiğimiz tüm özgürlükleri kapsayan ütopyaya doğru gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu an kalıcı değil, giderek daha toplumsal direniş ve devrimci süreçler önümüzde duruyor.“HİZMETLERİNİ YAPACAKLARIN DIŞINDA KALANLARI İNSAN SAYMIYORLAR”Mülteciler konusu gündemde yeterli yer bulmuyor. Oysa devasa bir sorun. Bu konuda ne düşünürsünüz?Kamuoyuna yansımıyor. Asya Afrika’dan pek çok mülteci akını var. İnsanlar yaşayabileceği bir ortam aramak için hayatını ortaya koyuyor. Ege üzerinden geçen birçok gemi batırıldı. Kadın çocuk yaşlı genç denizde boğuldular. Çok önceden emperyalist ideologlar 21. yüzyılın ana sorununu nüfus kayması olarak öngördüler. Kendi yaşamalarının, rahatlarının bozulmaması için önlem aldılar. Bir yandan yetişmiş insan gücü de istiyorlar. Kendilerinin bir takım alanlarında hizmetlerini yapacak insanları istiyorlar. Bunların dışında kalanları ise insan saymıyorlar. Ortaya koydukları yaşamları kaybetmemek için önlem alıyorlar hala. İnsanları kendi alanlarına sokmayarak ne kadar mutlu oldukları da şüpheli tabii.Türkiye AKP hükümeti sırasında Ortadoğu sorununa çok fazla karıştı. Güya sınırları açtı. Göçmenlere bakıyormuş gibi gözüküyor. 3 milyona yakın insan nerde yaşıyor? Sefalet koşullarında direnmeye çalışıyorlar. Bursa’da İnegöl’de asgari ücretin altında Suriyeliler çalışıyor. Adana, Antakya, Mersin’de kayıtsız ve düşük ücretle çalıştırılıyorlar. Aileleri parçalandı. Memleketlerinden çıktılar. Büyük eziyet altındalar. Hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu kadar sömürü, bu kadar eziyeti bir gün bütün toplum öder. Uluslararası birçok istihbarat örgütü Ortadoğu’da yaptıklarını Türkiye’de de yapacaklar çünkü.“HALKI KENTLERİN ÇEPERLERİNE SÜRÜYORLAR”Halihazırda pek çok partinin seçim vaatlerine de girmişken yoksulluk, kentsel dönüşüm üzerine akıl yürütürsek…İşin özüne müdahil olmadan, muhalefet partilerinin bahsettiği yaklaşımlarla yoksulluğun çözülmesi mümkün değil. Aynı zamanda kentsel dönüşüm, kentin bugüne kadarki tarihi içerisinde en cazibeli, en ranta dönüştürülebilecek, kârlı görülen alanlarına egemenlerin, müteahhitlerin el koyma olayıdır. Kenti pazarlamış oluyorlar. Rant elde ediyorlar.Bu ve benzeri tüm politikalara bakılınca, yollar, binalar, Türkiye’nin “değişen çehresi” AKP’nin başarısı filan değil. Bunlar bir yandan estetik çirkinlik, ekolojik tahribat ve diğer yandan da dünyada birikmiş olan sermayenin bir şekilde kendini yenilemesine yönelik açılımlar.Halkın kentlerin çeperlerine sürülmesine, egemenlerin rant elde etmesine yaradı. Özal dönemi “yap işlet devret”ten başladılar. Hizmet sektörüne girebilecek yapıları paraya dönüştürme yoluna girdiler. Eğitimden sağlığa her şey parayla yapılır oldu. Bu bir başarı öyküsü gibi sunulsa da başarı değildir. Kendi müteahhit zenginlerini yarattılar. Bu devam edecektir.Aslında iyi ya da güzel yaşam, insani yaşan anlamına gelmiyor. Somut olarak Ankara Şentepe’de 70’li yıllarda halkla birlikte gecekondu yaptığımız Kaletepe mahallesi (Bizim 'Ertuğrul Karakaya' dediğimiz) bir yer var. 270 hane. Örneğin orada gecekondular duruyor. Yenimahalle belediyesi CHP’li belediyedir. TOKİ ile anlaşarak birkaç öneri getirdi, halk kabul etmedi. Tartışmalarda ben de vardım. Yüksek katlı binalar önerdiler, hak sahiplerini borçlandırarak ev sahibi yapmayı önerdiler. Orda yaşayanlar neredeyse bir kuşak ömürleri geçmiş, oralar değişecek, büyük binalar kurulacak, apartmanlara düzenli geliri olamayan insanlar borç ödeyecekler. Sen o insanların orda kalamayacağını biliyorsun. Yani kentin biraz daha dışına, çeperine gideceklerini biliyorsun. Dışlayacaksın yani.Bu kent değildir. Kabul etmemek gerekir. Esas olan halkın sosyal yaşamını sürdürebileceği, doğayla uyumlu, çocukların, kadınların, yaşlı ve gençlerin rahatça biraradalığını da getirecek olan sosyal konutlar olmalıydı. Biz de kooperatifleşerek katılmak istedik. Belediye gündemine almadı. Sermayenin egemen politikaları bundan hoşlanmaz. Kabul edilmedi tabii. Geçmişte doğrudan faşizme karşı direniş örgütleniyordu, şimdiyse sosyal hayatın tümünü içerecek direnişler gerekecek. Neoliberalizme karşı köklü direniş kaçınılmaz.“EGEMENLER EGEMENLIK ALANINI BIRAKMAK İSTEMEZ”Kadına yönelik şiddet HDP seçim kriterlerinde somut olarak yer aldı. Adaylarda kadına yönelik şiddet sicili ilk kriterdi, çok eşlilik ise ikinci kriter. Elbette yıllardır partilerde, sendikalarda, kurumlarda kadınların yürüttüğü bireysel ya da örgütlü mücadelenin görünür olmasını sağladığı bu birikime hürmet etmek lazım. Hem bu açıdan bir değerlendirme alalım hem de ne vakit bu kriterlere ihtiyacımız kalmaz diye soralım…Egemenler her anlamda egemenlik alanını bırakmak istemezler. Erkek açısından da böyle. Bi kere macun tüpten çıktı derler. Kadınlar evlerinden çıktılar, siyasal, sosyal alanlarda söz sahibi oldular. Buradan geriye düşmeleri mümkün değil.Biçimsel gibi görünse de siyasette kadınların bir takım güvencelere kavuşması hiç küçümsenmesin. Ayrıca Rojava’da, Kobani’de en ön saflardaydılar. Ortadoğu açısından düşünürsek buradan geriye düşmez. Ama gelişmişliğin ölçütünde sınır yoktur. Bu ilkelere ne zaman ihtiyaç kalmaz? Kadına yönelik duyarlılık bilince çıktığı zaman. Siyasal hayatta şimdilik zorlama gibi görünse de eşbaşkanlık, belediye başkanlığı gibi somutlanması da büyük bir olaydır. Biçimsellik ötesi gerçeklik de var. Gerilla, komutan, toplumsal mücadelelerde ön saflarda kadınlar. Feminist mücadelede toplumsallaşmasa da belirli bir bilinç oluşturdu, sürekliliği var. Daha gelişecektir.“İŞ CİNAYETLERİNDE TÜRKİYE EN ÖNDE”İş cinayetlerinde 1 Umut Derneği’ndeki arkadaşlar ve adalet arayan aileler ve diğer platformlar mümkün olduğunca bu alanlardaki davaları takip ediyorlar, farkındalık yaratıyorlar. Davalar egemen zihniyet tarafından zamana yayılıyor, adalet mekanizması zorlukla işletiliyor. Türkiye ölü işçiler ülkesi bir yandan da neler söylemek istersiniz?Evet , Ostim-İvedik var, dava hala bitmedi. Davutpaşa var, daha uzun sürdü. Devlet bir kısım bürokratların yargılanmasına izin vermedi. 1 Umut Derneği’ndeki arkadaşların bilinç oluşmasında ciddi katkıları oldu bu konuda. Kamuoyuna kabul ettirdikleri ilk gerçeklik: “iş kazası yok iş cinayeti var” oldu. Sanırım her ayın ilk haftasında Galatasaray’da iş cinayetlerinde kaybedilen insanları gündeme taşıyorlar, kamuoyunda farkındalık yaratmak için.Özellikle inşaat sektöründe kar rant ve kapitalizmin çarpık gelişimi, dindar islami yaklaşımlarla birlikte işçi aleyhine durumları çok rahat geliştirdiler.Korkunç olaylar oldu, Soma’da, Ermenek’te. Bütün bunlara karşı insanların hak arayışları, tepkileri ilk anda belirli bir canlılık taşısa da sonra süreklilik problemi doğuyor. Batılı toplumlarda işçi güvenliği daha ileride ama bu patronlardan kaynaklanan bir durum değil işçilerin emekçilerin yoğun mücadelesiyle edinilmiş hak ve mevziler. Kapitalizm bizde de sınırlı yardımlarla, hayırseverlikle çalışanların kanını emmiş oluyor. Gelişmiş ülkeler arasında iş cinayetlerinde Türkiye en önde. Bu nedenle işçi sağlığı ve iş güvenliğinin öncelikli, birincil sorun olarak görülmesi gerek. Yoğun ısrar ve sürekli mücadele gerek.
Xavi, Şampiyonlar Ligi Tarihine Geçti
Barcelona ile Bayern Münih arasında oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçının 75. dakikasında oyuna giren Xavi Hernandez, turnuva tarihinde 150 maça çıkan ilk futbolcu oldu.UEFA'nın internet sitesinde yer alan habere göre, Barcelona'nın deplasmanda Bayern Münih'e 3-2 yenilmesine rağmen ilk maçta aldığı 3-0'lık galibiyetin avantajıyla adını finale yazdırdığı karşılaşmanın son 15 dakikasında forma giyen Xavi, bir ilke imza attı.Şampiyonlar Ligi'nde 150. maçına çıkan İspanyol oyuncu, tüm rakiplerini geride bırakarak bu kulvarda en çok forma giyen futbolcu olmayı başardı.Futbol kariyeri boyunca Barcelona'da oynayan 35 yaşındaki Xavi, 'Devler Ligi'ndeki ilk maçına 1998'in eylül ayında Old Trafford Stadı'nda Manchester United karşısında çıkmıştı.Şampiyonlar Ligi'nde en çok forma giyen 10 futbolcu şöyle:Xavi Hernandez (Barcelona) - 150Iker Casillas (Real Madrid) - 149Raul Gonzalez (Real Madrid - Schalke 04) 142Ryan Giggs (Manchester United) 141Clarence Seedorf (Ajax - Real Madrid - Milan) 125Paul Scholes (Manchester United) 124Roberto Carlos (Real Madrid - Fenerbahçe) 120Carles Puyol (Barcelona) - 115Cristiano Ronaldo (Manchester United - Real Madrid) 114Thierry Henry (Monaco - Barcelona - Arsenal) 112HaberTürk
Enrique: "İşimiz Henüz Bitmedi"
Barcelona Teknik Direktörü Luis Enrique, Bayern Münih ile Allianz Arena'da oynadıkları maçın ardından açıklamalarda bulundu.Final vizesi alan Barça'nın hocası; 'Sezonun en önemli hedeflerinden biriydi. Bu gece çok mutluyum. Sonunda en iyi olmak, bunu hak ederek yapmak istiyoruz' ifadelerini kullandı.Futbolculuk ve antrenörlük kariyerinde ilk kez Şampiyonlar Ligi finaline kalmayı başaran Luis Enrique; 'Henüz bitmemiş bir iş var. Futbol kariyerim bence çok başarılıydı. O günlerle gurur duyuorum' dedi.Luis Enrique; 'Buraya kolay gelmedik. Sonucu sakatlıklar ve hatalar belirledi. Her turu geçmek çok zolu oldu.' diyerek sözlerini noktaladı.Sporx
İlk Finalist Barcelona!
Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçında Bayern Münih evinde Barcelona'yı ağırladı.İlk maçta 3-0'lık ağır bir mağlubiyetle ayrılan Alman ekibi, bu maçı 3-2 kazansa da devler ligine veda etti.Robben, Ribery ve David Alaba gibi yıldızlarından mahrum olarak sahaya çıkan Bayern Münih maça çok hızlı bir başlangıç yaptı. 7. dakikada Benatia attığı kafa golüyle takımını 1-0 öne geçirdi.https://twitter.com/ActuFoot_/status/598199697971531776Benatia'nın golüne 8 dakika sonra Neymar'dan cevap geldi. Yıldız oyuncu 15. dakikada attığı golle maçta eşitliği getirdi.https://twitter.com/ActuFoot_/status/59820140118606233629. dakikada da sahneye tekrar Neymar çıktı ve skor 2-1'e geldi. Mücadelenin ilk yarısında başka gol olmayınca takımlar soyunma odalarına 2-1 Barcelona üstünlüğüyle gitti.https://twitter.com/11footballclub/status/598205061739720704Maçın 2. yarısında da kıran kırana bir mücadele vardı. 59. dakikada Lewandowski attığı golle skoru 2-2 yaptı.https://twitter.com/FootyLiveVines/status/59821788676791500874. dakikada ise Bayern'in Alman yıldızı Thomas Müller sahneye çıktı ve takımını 3-2 öne geçirdi.https://twitter.com/FutbollVines/status/598221049012981760Mücadelenin geride kalan dakikalarında takımlar fırsatları değerlendiremeyince maç 3-2 sonuçlandı.Bayern Münih ilk maçta yediği 3 golü attığı 3 golle telafi etse de, Neymar'ın attığı iki gol Alman devinin hayallerini bitirdi ve Barcelona Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselen ilk takım oldu.Katalan devinin finaldeki rakibi Real Madrid-Juventus eşleşmesinin galibiyle belirlenecek.Lig Tv
Karabük'e Es-Es'ten Darbe
Kümede kalma savaşı veren Karabükspor, Eskişehirspor karşısında çok değerli 2 puan kaybetti: 2-2.Maça etkili giren Karabükspor, oyun sütünlüğüne de eline alan taraftı. Ev sahibi ekip aradığı golü ise 39. dakikada Traore'nin ayağından buldu.Karabükspor'un 1-0'lık üstünlüğü ile geçilen ilk yarının ardından 2. yarıda fırtına gibi bir Eskişehirspor vardı. 49. dakikada Ömer Şişmanoğlu ile eşitliği yakalayan Es-Es, 52'de Emre Güral'ın şık golüyle 2-1 öne geçti.Ancak pes etmeyen Karabükspor, Ahmet İlhan'ın akrobatik golüyle skoru 2-2'ye getirdi. Kalan dakikalarda büyük heyecan yaşanırken iki takım da net pozisyonlar yakaladı. Ancak başka gol olmadı ve karşılaşma 2-2'lik eşitlikle sona erdi.Bu sonuçla Karabükspor 25 puana yükselse de ateş hattından kurtulamadı. Eskişehirspor ise puanını 36'ya çıkardı.Lig Tv
Albayrak'tan Taraftara Çağrı
Galatasaray'da Abdurrahim Albayrak ve Ali Dürüst açıklamalarda bulundu.Albayrak, taraftarlara çağrı yaparken, 'Soyunma odasındaki mutluluk, birliki beraberlik bizi hedefimize ulaştıracak. Rakiplerimiz de bizim gibi çalışıyor. Onlara da saygı duyuyoruz. En zor maçımız bu maçtı. Artık 270 dakika kaldı. Futbolcu kardeşlerimiz olsun, biz görüyorsunuz neler çekiyoruz. Taraftarlarımıza seslenmek istiyorum. Gençlerbirliği ve Beşiktaş maçında herkes işi gücü bıraksın bir tane koltuk boş kalmasın. 4 tane ilaçla bitirdim bu maçı. Şimdi tek düşüncemiz Gençlerbirliği maçı' dedi.Dürüst ise, kalan haftalar ile ilgil, 'Oynanmamış maç kazanılmamış maçtır. O da Gençlerbirliği maçı. Böyle deplasmanlardan sonra bu maçlar çok önemli. Rakiplerimiz de şampiyonluğu hedefliyorlar. Artık futbol konuşmaya başkladık. Son haftaya kadar bu yarış devam eder. Muslera'nın performansı sürpriz değil ama bu maçta çok fazla ön plana çıktı. Onun yerine oynayacak arkadaşımız da iyi bir performans gösterecektir' sözlerini kullandı.Şampiy10
Reklam
Muslera: "Yüreğinizi Ortaya Koymalısınız"
Galatasaray'ın Mersin'i yendiği maçın adamı olan Muslera maç sonunda konuştu.'Benim için hedefim en iyi şekilde maça hazırlayıp takıma maksimum desteği vermek. Kendi performansımdan çok mutluyum. İki üst üste kurtarış mükemmeldi. Bu tip kurtarışları gerçekleştirmem gerekiyor. İyi oynayan bir Galatasaray vardı. Artık her maçın önemi çok büyük. Buradan bir final maçından daha galip çıktığımız için mutluyum.''Cezalı olduğum için üzgünüm. Hakem beni yanlış anladı zaman geçirmek istediğimi sandı. Gözüm arkada olmayacak. Arkadaşlarım beni aratmayacaktır. Türkiye’de oynadığım için mutluyum. Zor bir ligde oynuyoruz. Yüreğinizi ortaya koymalısınız. Burada oynadığım için kendimi şanslı adlediyorum.'3Puan
Çalımbay'dan Hakeme Sitem
Spor Toto Süper Lig 31. hafta mücadelesinde Galatasaray'a 1-0 kaybeden Mersin İdmanyurdu'nda teknik direktör Rıza Çalımbay maç sonu açıklamalarda bulundu.Yayıncı kuruluşun sorularını yanıtlayan Rıza Çalımbay şunları söyledi;'Çok zevkli maç oldu. Girdiğimiz pozisyonları değerlendiremedik. Muslera harika bir maç çıkardı. Üzüntümüz iyi oynadığımız bir maçı kaybetmemiz. Galatasaray maçları öyle maçlar oynuyor ki telafisi yok. Büyük takımlarda ekstra isimler böyle çıkıyor. Bir Burak bir Muslera bir Sneijder çıkıyor. Bu girdiğimiz pozisyonlara Galatasaray girse 4 veya 5-0 bitirebilirlerdi.Hakem iyi bir maç yönetti ama son anda faulü kullandırmadan bitiremezsin. Bunu büyük bir takımın sahasında yapamazsınız. Bize gelince rahatlıkla yapıyor. Geleceği çok iyi olan bir hakem ama biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Galatasaray tebrik ediyorum.'Eurosport
Reklam
Hamzaoğlu: "Muslera Kendini Gösteriyor"
Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, Mersin İdmanyurdu'nu 1-0 mağlup ettikleri mücadelenin ardından açıklamalarda bulundu.'Oyun son haftalardaki beklediğimiz oyun. Daha fazla skoru beklediğimiz bir oyun. Yasin'le iyi bir gol attık ve kontrollü oynadık. Ona rağmen kalemizde çok fazla pozisyon verdik. Oyuncularımı tebrik ediyorum, Mersin'i tebrik ediyorum, inanılmaz oynadılar bugün. 1-0 da olsa kazandığımız için mutluyuz. Emin adımlarla zafere yürüyoruz.''Muslera önemli bir oyuncumuz ve kendini de gösteriyor. Haftaya cezalı, ama Eray da, Sinan da iyi çalışıyor ve Muslera kadar olmasa da, ona yakın performans sergileyeceklerdir.'Sporx
Emre Çolak'tan Hamzaoğlu'na Tepki
Mersin İdmanyurdu'nu 1-0 geçen Galatasaray'da maça Emre Çolak'ın yaptığı hareket damgasını vurdu.Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında Mersin İdman Yurdu'na misafir olan Galatasaray'da teknik direktör Hamza Hamzaoğlu ile öğrencisi Emre Çolak arasında bir gerginlik yaşandı.Galatasaray'ın 1-0'lık üstünlüğüyle devam eden ve Mersin Arena'nın ev sahipliği yaptığı karşılaşmanın 60. dakikasında Sarı-Kırmızılılar'ın hocası Hamzaoğlu, Emre'yi oyundan çıkarıp yerine Olcan Adın'ı dahil etti.Bu karara sinirlenen 23 yaşındaki futbolcu, yedek kulübesine geldiğinde Hamzaoğlu'na şok bir tavır takındı. Elini uzatan hocasını geri çeviren Emre, sinirli halleriyle dikkat çekti.Eurosport
Galatasaray Liderliği Bırakmadı
Mersin İdman Yurdu'nu deplasmanda 1-0 yenen Galatasaray, Süper Lig'de son 3 haftaya lider olarak girmeyi garantiledi. Tek gol Yasin Öztekin'den geldi.31'inci haftada Galatasaray puanını 70'e çıkardı. Birer maçı eksik takipçileri Fenerbahçe'nin 66, Beşiktaş'ın da 65 puanı bulunuyor. Fenerbahçe Çarşamba günü ligin dibine demir atan Erciyesspor'u ağırlayacak. Beşiktaş da Perşembe günü Akhisar deplasmanına çıkacak.
Reklam
Hazard Ödüllere Doymuyor
İngiltere Futbol Yazarları Birliği (FWA), Chelsea'nin Belçikalı yıldızı Eden Hazard 'ı 'yılın futbolcusu' seçti.FWA'dan yapılan açıklamaya göre, Premier Lig'de şampiyonluğu garantileyen Chelsea'nin Belçikalı futbolcusu Eden Hazard, 300'den fazla gazetecinin katıldığı oylamada, oyların yüzde 53'ünü alarak 'yılın futbolcusu' seçildi.Tottenham Hotspur'un genç yeteneği Harry Kane ikinci, Chelasea'nin emektar savunma oyuncusu John Terry ise en fazla oyu alan üçüncü futbolcu oldu.Hazard, geçen ay da Profesyonel Futbolcular Birliği tarafından 'yılın futbolcusu' ödülüne layık görülmüştü.Fransa'nın Lille ekibinden 2012 yılında 32 milyon sterline transfer edilen ve bu sezon forma giydiği 36 maçta 14 gol ve 9 asistle oynayan Hazard, üstün performansıyla takımının şampiyonluğunda önemli pay sahibi olmuştu.Bu ödülü geçen sezon, Liverpool formasıyla gol krallığı yarışını ilk sırada tamamlayan Luis Suarez kazanmıştı.Sporx
Fenerbahçe'de Emre ve Emenike Maç Kadrosuna Alınmadı
Spor Toto Süper Lig 'in 31. haftasında Fenerbahçe'nin yarın Kadıköy Şükrü Saracoğlu'nda Kayseri Erciyesspor'u konuk edeceği maçın kadrosu belli oldu.Şampiyonluk yolunda kritik bir maça çıkacak olan Fenerbahçe'nin Kayseri Erciyesspor maç kadrosunda Emre Belözoğlu ve Emmanuel Emenike yer almadı. Emre Belözoğlu, Cumartesi günü Sivas 4 Eylül Stadı'nda oynanan ve Fenerbahçe'nin 3-2 kazandığı mücadelenin ilk yarısında sakatlanmış ancak maça devam etmişti.Fenerbahçe teknik direktörü İsmail Kartal'ın Kayseri Erciyes karşılaşmasında Emre Belözoğlu'nun yerine Selçuk Şahin'i oynatmayı düşündüğü öğrenildi.Fanatik
Fenerbahçe Ülker, Madrid'e Geldi
THY Avrupa Ligi'nde Dörtlü Final'de mücadele edecek Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı, organizasyonun düzenleneceği İspanya'nın başkenti Madrid'e geldi.Türk Hava Yolları'nın tarifeli seferiyle saat 16.40'ta Madrid Barajas Havaalanı'na gelen Fenerbahçe Ülker kafilesinde morallerin yerinde olduğu görüldü.Sarı-lacivertli oyuncu Emir Preldzic, yaptığı açıklamada ilk defa Dörtlü Final'e kalmanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, ''Uzun zamandır bunu hayal ediyorduk ve başardık. Dörtlü Final'de tecrübemiz yok ama çok kaliteli oyuncularımız var her şey olabilir'' dedi.İlk maçta karşılaşacakları Real Madrid'in zorlu bir rakip olduğunu vurgulayan Preldzic, kupayı kazanmak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.Fenerbahçe Ülker Takım Menajeri Ömer Onan da maça kadar gerekli teknik ve taktik antrenmanları yapacaklarını, sakatlıkları geçen Goudelock ve Bjelica'nın da Beşiktaş İntegral Forex maçında oynadığını, herkesin iyi durumda olduğunu kaydetti.Sarı-lacivertli kafile daha sonra kendilerine tahsis edilen otobüs ile konaklayacağı otele hareket etti.Eurosport
Reklam
Beşiktaş'ın Gözdesi Prödl, Almanya'dan Ayrılıyor
Beşiktaş'ın sezon sonundaki transfer hedeflerinden biri olarak gösterilen Sebastian Prödl için resmi açıklama geldi. Bundesliga ekibi Werder Bremen, sezon sonunda sözleşmesi bitecek Avusturyalı oyuncu ile yeni kontrat imzalanmayacağını duyurdu.7 yıldır yeşil-beyazlı kulübün formasını giyen 27 yaşındaki oyuncu yaptığı açıklamalarda; ' Bremen'de fantastik zamanlar geçirdim ve kalbimin en derinlerinden teşekkürlerimi sunuyorum. Ancak artık yeni bir yarışa girmek istiyorum ' ifadelerini kullandı.2008 yılında Sturm Graz'dan Werder'e transfer olan Prödl, 147 Bundesliga maçında 10 kez gol attı ve 6 da asist yaptı. 1,94'lük stoper, 2009 yılında Werder Bremen ile Almanya Kupası'nı da kazandı.
Beşiktaş'ta Kadro Şekilleniyor
Beşiktaş'ta Perşembe günü oynananacak Akhisar maçının hazırlıkları sürüyor. Teknik direktör Bilic, özellikle hücum hattındaki oyuncularına uyarılarda bulundu.Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic ilk 11'i bozmuyor.Ligin 31. haftasında deplasmanda Akhisar Belediyespor ile karşılaşacak olan Beşiktaş'ta kadro şekillenmeye başladı. Teknik direktör Slaven Bilic, takımını son oynanan Gaziantepspor maçının ilk 11 ile sahaya sürmeye hazırlanıyor.
Reklam
Almanlar'dan Fenerbahçe'ye Büyük Övgü
Almanya Futbol Federasyonu’nun eğitim amaçlı çıkardığı Fussball Training dergisi geçtiğimiz aylarda Fenerbahçe antrenmanlarını takip ederek konuyla ilgili bir makale yayınladı.Haberde, “Bir dönem Löw’ün yardımcı hocalığını da yapan İsmail Kartal dünya çapında bir takımın teknik direktörü. Fenerbahçe’de Diego ve Kuyt gibi yıldızlara hocalık yapıyor. Antrenman tekniği kıyaslandığında üst düzey bir eğitim var. Futbolun çağdaş antrenman bilimlerini yakından takip ediyorlar.Futbol takımı disiplinli çalışıyor. Futbolcular idmandan bir saat önce tesislere gelip sonrasında da bireysel idmanlar yapıyorlar. Helikopterli takip sistemi gibi modern ve çağdaş antrenman takip sistemleri kullanıyorlar” ifadeleri yer aldı.Milliyet
En Fazla 3 Aktarmayla İstanbul'un Cennet Sahillerine Nasıl Ulaşırsınız?
Gezi bloglarının dünyanın dört bir yanını sanki baş ucumuzdaymışçasına önerilen yerler kategorisine almasına inat, sadece birkaç akbil uzaklığımızda olan İstanbul sahillerini hafta sonu planınıza eklemeniz için derledik.Ancak baştan uyaralım; gitmeye karar verirseniz trafikten, sıcaktan ve kalabalıktan biraz yakınabilirsiniz. 'Bir tek haftasonum var, onu da yolda geçiremem, evde pineklerim' diyenlere söyleyecek lafımız yok. Ama yolda çektiklerinize değecek ve ulaştığınızda tüm sıkıntılarınızı serinliğiyle silecek sahillerimiz.
Başakşehir Sivasspor'u Puansız Gönderdi
Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında İstanbul Başakşehir 1-0 geriye düştüğü maçta Medicana Sivasspor’u 2-1 mağlup etti.Başakşehir Fatih Terim Stadı'nda oynanan mücadelede ilk yarıyı 1-0 geride kapayan 'Boz baykuşlar' son yarım saatte bulduğu gollerle sahadan 2-1 galip ayrılmasını bildi.
Konyaspor, Gençlerbirliği'ni Tek Golle Geçti
Ligde rahat durumda bulunan Torku Konyaspor ile Gençlerbirlği'ni karşı karşıya getiren maçı son dakikalarda Torje'nin attığı golle Torku Konyaspor 1-0 kazanmayı başardı.Konya'da oynanan maçta iki takım da istediği futbolu sahaya yansıtmaktan uzak bir görüntü verdi. Konyalı taraftarların da çok fazla ilgi göstermediği müsabaka tam anlamıyla orta saha mücadelesi şeklinde geçti.  Maçın 0-0 bitmesi beklenirken, 81. dakikada sahne alan Torje'nin golüyle maçı kazanan taraf 1-0'lık skolra Torku Konyaspor oldu.Bu sonucun ardından Torku Konyaspor puanını 41'e yükseltirken, Gençlerbirliği 40 puanda kaldı.LİG TV
Reklam