onedio
22 Ekstra Komik Örnekle Sosyal Medyada Beşiktaşlıların Demba Ba Çılgınlığı
Uzun bir süredir büyük takımları peşinden sürükleyen Chelsea'nin Senegalli golcüsü Demba Ba, dün gece Instagram'dan paylaştığı 'Çarşı' görseli ve altına yazdığı İngilizce yorum ile bir anda sosyal medyanın gündemi haline geldi. Dindar olduğu bilinen Demba Ba'yı tavlayıp Beşiktaş'a gelmesi için ikna etmek isteyen Beşiktaşlı'lar, hazırladıkları görseller ve attıkları tweetler ile taraflı tarafsız herkesin gönlünü bir kez daha kazandı. Bu tweetlerden derlediklerimizi sizlere sunarken, hiçbir dini görüşü ve futbol takımını rencide etmek istemediğimizi bir kez daha belirtiriz.
Spor Yaparken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Spor yapmak, yaaşam kalitemizi son derece arttıracaktır. Spor yaparken yapılan sporun çeşidine göre dikkat edilmesi gereken bir takım kurallar vardır. Ancak, spor yaparken genel olarak dikkat edilmesi gereken de bir takım kurallar bulunmaktadır. Bu kurallara dikkat etmek ve özen göstermek spor sürecinizi daha verimli geçirmenize ve sporun vücudunzda yaratacak iyileştirmelerden daha fazla faydalanmanızı sağlayacaktır. Şimdi, biraz genel kurallardan bahsedelim… Spor yaparken dikkat etmeniz gereken ilk maddelerden biri bol su içmektir. Spor ile çok fazla uğraşmayan birinin günde içmesi gereken 1,5 lt su spor yapan kişide 2,5lt’ye çıkıyor. Sporu kesinlikle zayıflamak için yapmayın. Sağlıklı yaşam için tercih edin ve severek devam edin. Kilo vermek amaç değil, sonuç olmalı… Amacınız, sağlıklı yaşam için spor yapmayı alışkanlık haline getirme isteği olmalıdır. Terlemeye ve açlığa dilkat etmelisiniz. Beslenmeniz, düzenli ve sağlıklı tercihlerden oluşmalıdır. Aç bir vücutla spor yapmamalı, öğününüzü tamamlamalı ve yemek yedikten bir-iki saat sonra spora hafifçe başlamalı daha sonra ritmi arttırırsınız. Spora uygun giyimi tercih etmelisiniz. Bunun için sitemizde yer alan spor için uygun giyim yazımıza göz atarak bilgi edinebilirsiniz.
Arda Turan Şampiyonluğu Tarkan Şarkısıyla Kutladı
Atletico Madrid, şampiyonluğu coşkulu bir kalabalıkla kutlarken Arda Turan, Tarkan'ın 'Şımarık' şarkısıyla dans etti.İspanya 1. Futbol Ligi'nde (La Liga) 2013-2014 sezonunu birinci bitirenAtletico Madrid, şampiyonluğu coşkulu bir kalabalıklakutladı.NEPTÜN MEYDANI'NDA TOPLANDILAR18 yıl aradan sonra gelen şampiyonluk kutlaması için Vicente Calderon Stadı'nda toplanan Atletico Madridli futbolcular ve teknik heyet, üstü açık otobüsle şehir içinde turlayıp, binlerce taraftarının kendilerinibeklediği Neptün Meydanı'nageldi.MADRİD SOKAKLARINDA ŞAMPİYONLUK COŞKUSU
"Galatasaray'ı Seneye Şampiyon Yapacağım"
Roberto Mancini, Fanatik gazetesine çok önemli açıklamalarda bulundu.'Temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine varmıştık, bunu başardık. Türkiye Kupası da hedeflerimizden biriydi. Ama asıl hedef tabii ki şampiyonluk. Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız' Gidecek mi, kalacak mı, başarılı mı başarısız mı derken, Roberto Mancini’nin Galatasaray’la yola devam edeceği büyük ölçüde netlik kazandı. Fatih Terim’in yerine geldiği Sarı-Kırmızılı ekibi ligde ikinci yapıp, Türkiye Kupası’nı kazandıran, Şampiyonlar Ligi’nde de gruptan çıkaran İtalyan hoca, sezon değerlendirmesini sadece FANATİK’e yaptı. Ekibimizden Serdar Dinçbaylı ve Metin Karabaş’ın sorularını Florya’da içtenlikle yanıtlayan Mancini’nin röportajından ilk bölümü yayınlıyoruz... Geldiğiniç günden bu yana Galatasaray’da neler gördünüz? İlk gün en güzel gündü. Yeni bir takım, yeni bir hedef, yeni taraftarlar, yeni bir başkan... İkinci gün ise Juventus’a karşı oynadık zaten. Ligi ve takımı tanımak zor oldu. Ama o bölümü hızlı geçtiğimi ve ortadaki zorlukları, engelleri hızlı anladığımı düşünüyorum. Ama sezon başı kampına katılmadığınız zaman kendi takımınızın genel durumunu tam olarak bilemezsiniz. Aynı zamanda diğer takımların yapılarını da bilmediğiniz için yeni gelen teknik adamlar sıkıntı çeker. Ben de o zorlukları yaşadım. Ligdeki büyük yarışta sizi en çok ne zorladı, en kolayı ise neydi? İlk başlarda özellikle takımın kondisyon durumunu anlamak o kadar da kolay olmadı. O kısa sürede takımı tanımak rakipleri tanımak kolay olmadı. Antalya’da devre arasında bir kamp yaptık ama o hiçbir zaman sezon başı kampına benzemez, yerini tutmaz. On günlük bir süreçti ve biz arada maçlara çıktık. Ardından hemen lig başladı. O yüzden sezon öncesi kampı yapmamak benim için en zor olaydı. Futbol sade ve kolay bir şeydir. Dünyanın her yerinde 11’e 11 ve 1 topla oynanıyor. Bana kolay gelen kısım bu bölümdü. Taraftarlara ve basına bu güne kadar söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şey var mı? Basın toplantılarında bugüne kadar her şeyi söyleyen bir teknik adamım. O yüzden bugüne kadar takımıma ait söylemediğim bir şey olmadı. Basın toplantıları bizim için şans bu yönden. Ve İtalya’dakilere göre kısa sürmesi de benim Türkiye’deki şansım. ‘Burada mutluyum ve kalıyorum’ Bu sezon başarmak istediklerinizin ne kadarını başarabildiniz? Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız. Ben takıma geldiğimde bir müddet geçmişti ve Fenerbahçe ile Beşiktaş bizden daha iyi başlamışlardı. Başkanla, Lutfi Bey, Bülent Bey ile bir araya geldiğimde ligin geri kalan bölümünde bir takım problemler olabilir, daha çok çalışmamız gerekebilir ama temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Ortada bir gerçek var ki biz de bu hedefi şu an başardık. Türkiye Kupası’nı kazanmak da önemli hedeflerimizden biriydi. Ama yöneticilerimizle konuştuğumuz da kalan sürede daha çok takım olup Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılmak konusunda anlaşmıştık. Şunu da hatırlatmak istiyorum biz Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan 20 maç daha fazla oynadık. Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası ve Türkiye Ligi maçları yaptık. Bu tempoda bazen enerjimizi koruyamamamız çok doğaldı. Böyle baktığınızda hedeflerimize ulaştık diyebiliriz. Hedeflerinize ulaştınız yani... Benim kişisel hedefim o puan farkını kapatıp şampiyonluğu kazanmaktı. Galatasaray gibi en üst seviye takımların hedefi zaten her zaman şampiyonluktur. Ama genel olarak bu sürede bunları yapabilmişsek bu da bir başarıdır. Ama kişisel olarak hedefim her zaman şampiyonluktur. Diğer kulüplerden teklif aldınız mı? Türkiye’de kalacak mısınız? Şu ana kadar resmi olarak hiçbir takımdan teklif almadım. Bu günler herkesin adının bir yerlere yazıldığı dönem, ben bu duruma alışığım ve herhangi bir sıkıntı duymuyorum. Galatasaray’da çok mutluyum ve gelecek sene de Galatasaray’da olacağım. Başkanın ikincilik ve Türkiye Kupası olmazsa olmaz şartlarıydı... Bizim aramızda böyle bir olmazsa olmaz şartlarımız yoktu. Zaten Galatasaray’ın hedefi direkt şampiyonluktur. O yüzden gelecek sezon hepimizin olmazsa olmazı şampiyonluktur. Gelecek sezona birlikte başladığımızda şampiyon olacağımızdan eminim. ‘Drogba’nın boşluğu nasıl dolar bilmiyorum’ 'Genç oyuncularımız kaliteli isimler ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil' Önümüzdeki sezon şampiyon olabilmek için takımı yeterli görüyor musunuz? Hayır görmüyorum. Neye ihtiyacınız var ? İyi oyuncularla iyi oyuncuları değiştirebileceğimiz bir takıma ihtiyacımız var. Bu kadar yoğun maç trafiği içerisinde bazen gençlere yer veriyoruz. Evet gençler kaliteli ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil. Sneijder takımın en önemli oyuncularından biri. Dünya Kupası’na gidecek. Dünya Kupası’na giden oyuncuların nasıl döneceği belirsiz oluyor. Drogba’yla devam etmek ister miydiniz? Bu ona bağlı. Dünya Kupası oynayacak, onun kendine gelme süreci farklı olacak. Çünkü Drogba 25 yaşında değil. Onunla ilgili 2 aydır bir belirsizlik var. Bunlar ona bağlı.. Drogba, Sneijder, Melo, Selçuk gibi isimlerin eksikliğinde sıkıntı çekiyoruz. Ocak’ta aldığımız genç oyuncularla bu eksikliği kapatmaya çalışınca da düzenimiz bozuluyor. Yedeklerimizin as kadromuz kadar kaliteli isimlerden oluşması gerek. Daha çok çalışmaları ve gelişmeleri lazım. Belki de başka takımlara kiralanıp orada forma şansı bulup geri dönmeleri gerekiyor. Drogba’nın bazı oyuncuların dengesini bozduğu iddiaları var... ''Drogba gelmiş geçmiş en iyi golcülerden biri'' O yüzden böyle bir liderliğinin ve karakterinin olması çok doğal. Bence Drogba ve Sneijder Türk futboluna ve futbolcularına çok şey katabilir. Sadece onlar değil. Saha içerisinde Selçuk da bir karakter, Burak da bir karakter, Melo da bir karakter. Bu tip oyuncuların lider olarak öne çıkmaları gayet doğal ama Drogba da bir dünya markası. Drogba sahada yüzde yüzü ile oynamasa bile her zaman rakip için bir soru işaretidir. ‘Başkandan bazı isteklerim olacak’ Ünal Aysal, “Roberto Mancini ile oturacağız şartları konuşacağız. Transfere 40-50 Milyon Euro ayıramam” dedi. Sizin hedefiniz nedir. İstediğiniz oyuncuları almak için ne kadarlık bir bütçeye ihtiyacınız var? Başkanın düşüncelerine saygı duyuyorum. Çünkü ben teknik direktörüm o da başkan. Zaten bunları oturup konuşuyoruz. Sezon bittiği zaman ben menacer olarak bir takım isteklerde bulunacağım. O da başkan olarak bütçeyle ilgili olarak kendi kararlarını verecek. Ama bu sezon sonunda netlik kazanacak. Genç oyuncuların hepsini siz mi istediniz ve bu oyuncuların hangileri bu takımda kalıp forma giyebilir? Ocak ayı transfer döneminde başka oyuncular da alabilirdik. Bunu zaten daha önce de söyledim. Ocak döneminde transfer yapmak zordur. İyi oyuncu almanız zordur. Biz Brezilyalı savunmacıyı istemiştik (Rodholfo) ama alamadık. Onun yerine Burdisso’yu son dakikada kiralık olarak aldık. Onun dışında Telles 21 yaşında geleceği parlak bir isim. Lucas, Oğuzhan, Koray, Salih ve Umut’un oynamaları için daha fazla çalışmaları gerekiyor. Telles, Lucas, Berk, Oğuzhan iki yıl içerisinde çok güçlü oyuncular olabilir. Çok çalışırlarsa ilk 11’de takımın bel kemiğini oluşturabilirler. ‘Kağıtla mutlularsa benim için sorun yok’ Fenerbahçe son maçında sahada bir kağıt dolaştırdı. Bu konuda size bir gönderme yaptılar. Ne düşünüyorsunuz? Bu çok önemli değil. Onlar bununla mutlularsa ben de onlar adına mutlu olurum. Önemli olan ligde bir takımın şampiyonluğu hak edip etmediğidir. Bence onlar da şampiyonluğu hak etmişlerdi. Ben de onları tebrik etmiştim zaten. Ama tekrar söylüyorum bu şakayla mutlu oluyorlarsa ben de onlar adına mutlu olurum. ‘Tribün protestosu taraftarın hakkıdır’ Terim’in arkasında kim gelirse gelsin birkaç mağlubiyetten sonra protestolara maruz kalacaktı. Taraftarların protestoları için ne düşünüyorsunuz? Bavulunuzu toplamayı düşündünüz mü? Ben biletini alıp stada gelmiş taraftarın takımı kötüyse ıslıklamasına, protesto etmesine hiçbir zaman laf etmem her zaman saygı duyarım. Benim sevmediğim manipüle edilmiş seyirci. Ortada hiçbir neden yokken takımını protesto edenleri sevmiyorum. ‘Felipe Melo’yu hep uyarıyoruz’ Melo bu sezon çok iyi bir performans gösteriyor. Fakat saha içindeki tavırları sebebiyle sürekli eleştiriliyor. Bu hareketler takıma nasıl yansıyor? Melo’dan çok memnunum. Oynamadığı zamanlarda orta sahada problem yaşadık. Onun dışında her zaman söylüyoruz. Kendisi de biliyor bunu. Hakemlerle diyaloglarında kart sorunu yaşıyor. Melo takımın en iyi oyuncularından biri. Sadece o değil Sneijder de bizim için bu sezon en iyi performansı sergileyen futbolcularımızın başında geliyor. ‘Trabzon maçını Sabri’yle çözdük’ Geldiğiniz günden bu yana en çok eleştirildiğiniz noktalardan biri sürekli taktik ve kadroda değişikliğe gitmeniz... En iyi 11’i, başladığınız 11 olarak düşünürsünüz. Ama futbol bazen oyun içerisinde değişiklikler gösterebilir. Mesela Trabzon maçına 4-2-3-1 ile başladık. Sonra taktiğimizi değiştirdik ve maçı çok farklı kazandık. Kupa maçında kanatta hızlı bir oyuncuya ihtiyacımız vardı. Oraya Sabri’yi aldım. Ama genel olarak bu değişik kadro ve taktikle çıkmamızın sebebi çarşamba-pazar maçlar yapmamızdı. FANATİK
Shakira, Pique'yi Böyle Teselli Etti
Haftasonu oynanan karşılaşma sonrası teselli bulmak için ABD’ye uçan Pique’yi karşısında gören Shakira etraftakilere aldırmadan eşinin üzerine atladı. Billboard ödül töreni galası için Los Angeles kentinde bulunan Shakira’nın bu anı gazeteciler tarafından kara kare görüntülendi. İspanyol spor medyası bu tutku dolu öpücük için “ Pique’nin La liga şampiyonluğunu unuttuğu an” yorumunda bulundu.Geripas
Reklam
Reklam
Eren Derdiyok Kasımpaşa'da
Kasımpaşa, Hoffenheim forması giyen Türk asıllı İsviçreli oyuncu Eren Derdiyok'u kadrosuna kattı.Bu transferi ilk olarak Hoffenheim'ın resmi internet sitesi duyurdu. Kasımpaşa Kulübü'nden yapılan açıklamada ise anlaşmanın üç yıllık olduğu belirtildi.Al Jazeera'ye konuşan Kasımpaşa Başkanvekili Hasan Hilmi Öksüz, yeni transferleri Eren Derdiyok'un İstanbul'da kendileri ile birlikte olduğunu söyledi. Golcü oyuncunun, Hoffenheim ile sözleşmesi 2014-15 sezonu sonunda bitiyordu. 26 yaşındaki oyuncu geçtiğimiz sezonu Bayer Leverkusen'de kiralık olarak geçirdi. 18 maçta forma giydi, 1 gol attı.İsviçre Milli Takımı'nın formasını giyen Derdiyok, Dünya Kupası kadrosuna çağırılmadı. Bir sakatlık olması durumunda kadroya dahil edilecek yedi futbolcu arasında ismi yer alıyor. 45 kez İsviçre formasını giyen Eren Derdiyok, dokuz gol attı. Kaynak: Al Jazeera
Melo'dan Olay Açıklamalar!
Galatasaray’ın Brezilyalı yıldızı Felipe Melo, TRT1’de yayınlanan Stadyum programında, yazarımız Ersin Düzen’e gündem belirleyecek açıklamalar yaptı. İşte olay röportajdan başlıklarİşte Melo'nun açıklamaları; SOMA İÇİN BİRLİK OLMA ZAMANI Soma’daki olayı duyduğumda, bana anlattıklarında çok üzüldüm. Artık, birlik olma zamanı. Avrupalı, Asyalı, siyah, beyaz, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı demeden; takım, renk ayırt etmeden birlik olmalıyız ve elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Hayatını kaybeden birçok kişi var, ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyorum. Onlara en azından dualarımızla destek vermeliyiz. DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRDİK Ligin, son haftasına kadar şampiyonluk mücadelemizi sürdürebilirdik belki, ama insanlar şunu düşünmeli; bizler de insanız, Galatasaray forması için maksimumu vermeye çalışıyoruz ve bazen her şey istediğiniz gibi gitmiyor. Buna rağmen, şampiyonlar Ligi’nde İtalya şampiyonu Juventus’u yenip, gruptan çıktık, daha fazla ilerleyebilirdik. Potansiyelimizin ne olduğunu, Chelsea ile oynadığımız ilk maçta gösterdik. 9 senedir Türkiye Kupası’nı kazanamayan bir Galatasaray vardı, arkadaşlarımla beraber kupayı aldık. Süper Ligi 2. bitirdik ve Şampiyonlar Ligi’ne katılıyoruz. Bu yüzden negatif bir tablo çizmeye gerek yok. Galatasaray için bu sezonki tablo pozitif. HAYALİM AVRUPA KUPASI Galatasaray’daki 3 sezonumda Türkiye’de kazanılması gereken bütün kupaları kazandım. Şampiyonlar Ligi’nde son iki sezon başarılı geçti. Galatasaray’da çok mutluyum ve bu formayla Avrupa’da kupa kaldırmayı hayal ediyorum. Bu potansiyelimiz var. İYİ BİR SEZON GEÇİRDİM Geçen sezon hazırlık kampı yapamamıştım ve takıma geç katılmıştım. Bu da, performansımı aşağıya çekmişti. Bu sezon başında ise çok iyi hazırlandık ve performansımı pozitif yönde etkiledi. İyi bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. SCOLARI’NIN SEÇTİKLERİNDEN KÖTÜ DEĞİLİM Bu sezonki performansımla, Brezilya milli takımına gitmeyi hak ettiğimi düşünüyorum. Açık yüreklilikle söylüyorum, Scolari’nin seçtiği oyunculardan kötü değilim. Ben milli takıma gitiiğim zaman tarih yazdım, önemli başarılara imza attım, iyi maçlar çıkardım ve kupa kazandım. Saha içinde forması için en iyisini yapmaya çalışan, rakibiyle savaşan bir oyuncuyum. Teknik direktörler bu tarz oyuncuları sever, ama Scolari’nin kararıdır, saygı duymak lazım. HEDEFİM 2018 Çağrılmadığım için milli takıma veda etmeyi düşünmüyorum. Daha 30 yaşımdayım. Önümde 4 sene var. 34 yaşıma geldiğimde, bir sonraki Dünya Kupası’nda o takımda olacağımı düşünüyorum. AİLEM GALATASARAYLI Futbolcu önce ailesi için oynar. Eşim ve çocuklarım Galatasaray taraftarı. Bu yüzden, önce ailem ve Galatasaray taraftarını mutlu etmek için oynuyorum, mücadele ediyorum. En önemli rakibimize karşı da aynıyım, 2. ligden bir takıma karşı da aynı. Size söz veriyorum, beni hep böyle göreceksiniz, çünkü bu benim yaradılışım. ELEŞTİRİLER UMRUMDA DEĞİL Türk medyasını takip etmiyorum. Kimin eleştirdiği beni hiç ilgilendirmiyor. Önemli olan kulübümün, takım arkadaşlarımın, hocamın düşüncesi. Yazılanları okumuyorum, konuşulanlarla ilgilenmiyorum ve değer vermiyorum. Çünkü bunların hepsi kasıtlı yapılıyor. KİMSEYE SALDIRMADIM, YUMRUK ATMADIM Futbol bir şov oyunu. Herkes buna böyle bakmalı. Saha içinde ‘bazı hareketler yapan Melo var’ deniliyor, eleştiriliyor. Ama sahada ‘rakibine saldıran, yumruk atan’ Felipe Melo yok. Futbol kuralları içinde, o formanın hakkını vermek için mücadele eden, savaşan Melo var. BENİ DEĞİL, ŞİKEYİ, IRKÇILIĞI KONUŞSUNLAR Derbilerde, karşılıklı sataşmalar tabii ki saygı çerçevesinde olacaktır. Benim hareketlerim, futbolun şov kısmındaki doğal şeyler. Konuşulması gereken konular bunlar değil. Ortada şike varsa, ortada ırkçılık varsa bunlar konuşulmalı. Futbolu kirleten bunlar. Sayfalarda yazı yazılacaksa, televizyonlarda bir şeyler konuşulacaksa en önemli konu şike ve ırkçılık. Kimsenin hakkının yenmemesi gerekiyor. Saha içinde saygı çerçevesinde bir şey yapmışım, rakibe takılmışım bunlar işin şovu. Brezilya’da, İtalya’da böyle, Türkiye’de de olabilir. JUVENTUS ŞİKE YAPTI, DÜŞÜRDÜLER!İnsanlar yorum yaparken, eleştirirken konu başlıklarını iyi düşünüp, ona göre eleştiri yapsın. Artık öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, teknolojinin ön plana çıktığı herkesin, her şeyden haberinin olduğu bir dünyadayız. Sadece Türkiye’de oluyor demiyorum, bütün dünyadan bahsediyorum. Örneğin Dani Alves'e yapılan ırkçılık ortada, Juventus'un ne yaptığını biliyorsunuz, şike cezası aldılar ve küme düşürüldüler. KUPA TÖRENİNDEKİ KARE BİN KELİMEDEN DAHA ÜSTÜN Türkiye Kupası töreninde gördüğünüz kare, bin kelimeden daha üstün. Bin kelimenin anlatamayacağını o resim çok iyi anlatıyor. Bazen çok şey söylemek istiyorsunuz, ama söyleyemiyorsunuz.Şampiy10
Drogba: "Buraya Para İçin Gelmedim"
Galatasaray'a veda eden Didier Drogba, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.İşte kulüp televizyon kanalına yaptığı açıklamalar: Big Legend’ın sezon finaline hoş geldin; ama sadece sezon finali diyorum, final değil. Umarım bu konu hakkında da konuşacağız. Ancak biliyorsun, Türkiye’de büyük bir trajedi yaşandı. Soma’da 300’den fazla madencimizi kaybettik. İlk olarak, bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misin? Evet, ülke için büyük bir trajedi. Burada bir buçuk yıldır yaşıyorum. Ve bu tabii ki beni de etkiledi. Ben de tüm iyi dileklerimi hayatını kaybeden işçilerin ailelerine gönderiyorum; çünkü o işçiler, Türkiye’nin büyük bir ülke olmasını sağlayan kişilerdi. Tüm o ailelere… Evet, sizin için çok zor bir durum olduğunu biliyorum; ama sürekli sizi düşünüyorum. Zorlu bir sezon olduğunu söyleyebiliriz; hem takım için, hem de sezonun son bölümünde yaşadığın sakatlıktan dolayı senin için… Senin de bu yüzden üzgün olduğunu biliyorum. Sezon hakkında genel olarak ne söylersin, en başından sonuna kadar… Farklı durumlarla karşılaştığımız bir sezon oldu. Ve takım buna alışık değildi. Çok sayıda farklı şey yaşandı. Yeni kurallar, yabancı sınırı… Bu, ligdeki tüm takımlar arasında en fazla Galatasaray’ı etkiledi. Ayrıca teknik adam değişikliği yaşadık. Bu da takım için oldukça zor bir durumdu. Biliyorsunuz, Fatih Terim’e çok büyük bir saygım vardı ve onu seviyordum. Bence geçtiğimiz sezon takım olarak beraberliği ve takım ruhunu yakalama konusunda zorluklar yaşadık. Bunu bazı zamanlarda başardık, özellikle de Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarda; çünkü orası rekabet alanı yüksek bir turnuva. Ancak lig maçlarında bunu pek hissedemedik. Ve bu yüzden de ligde fazla puan kaybı yaşadık. Burada bir buçuk yıl geçirdin. Senin için en unutulmaz hatıra ne oldu? Bundan sonra biri sana, “Galatasaray” dediğinde… O kadar fazla ki… Çok güzel anılarım var burada. İlki havalimanında taraftarlar tarafından karşılandığım an. İkincisi, takım arkadaşlarımla tanışmam ve onlarla birlikte antrenman yapmış olmam. Ama bir numarada Akhisar maçında oyuna girdikten sonra topa ikinci veya üçüncü dokunuşumda Burak’ın yaptığı ortada attığım o gol var. O anı hayatım boyunca hiç unutmayacağım. O an hissettiklerimi hayatım boyunca asla unutmayacağım. Kariyerindeki en iyi anlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, kariyerimin en üst noktalarından biriydi; çünkü bu gibi anların hayalini her zaman kurarsınız. Yeni bir takım, ilk maç… Ve aynı zamanda kale arkasındaki tribün tamamen Galatasaray taraftarlarıyla doluydu. Ben de o kaleye attım golü. Maç 0-0’dı… Ben her zaman maçı değiştiren golleri atmayı sevmişimdir. Sanırım bu da onlardan biriydi. Golden sonra neler hissettin; çünkü senin de söylediğin gibi topa sadece ikinci veya üçüncü dokunuşundu… “Evet, başlıyorum” dedin mi? Bilemiyorum, bilemiyorum. Yeni bir dünyayı keşfetmek benim için bile zordu. Ama bunu hâlâ yapabileceğimi kanıtlamıştım. Ve benim kariyerimdeki en iyi gollerden biriydi. O golü kesinlikle ilk 10’a koyarım. Gol sonrası mutluluğumu taraftarlarla ve takım arkadaşlarımla paylaşmak harika bir histi. Kusursuz bir karşılama oldu benim için. Burada aldığın en iyi tavsiye veya öğrendiğin en iyi ders ne oldu? En iyi tavsiye? Bilemiyorum, aslında en iyi tavsiye değil; ama burada çok şey öğrendim. Oyunculardan, insanlardan gerçekten çok şey öğrendim. Galatasaray’ı temsil ettiğim için onur duydum. Tüm Türkiye’nin saygısını kazandığım için çok şanslıyım. Bu kendi adıma futboldan çok daha önemli bir şey. Böylesi bir saygıyı kazanmak, her zaman görülen bir şey değildir. Bu yüzden gerçekten gurur duyuyorum. Türkiye’deki kariyerin boyunca karşılaştığın herhangi bir zorluk oldu mu? Eğer varsa, bunun üstesinden nasıl geldin? Hayal kırıklığı yaşadığım bazı şeyler oldu. İnsanların takıma bağlılığımı sorguladıkları ve benden kuşku duyup, benim para için burada olduğumu düşünmeye başladıklarında... Tamamen yanılıyorlardı. Ben buraya para için gelmedim. Parayı düşünsem, zaten Çin’de kalırdım. Orada oynamasam bile paramı öderlerdi. Ama ben buraya para için gelmedim. Buraya futbol oynamak, tutkuyu yeniden hissedebilmek için geldim. Buradayım; çünkü burada rekabet vardı. Dördüncü yıldızı kazanma hırsı vardı. Evet, bazı hayal kırıklıkları yaşadım. İnsanlar, benim daha önce Chelsea’de oynadığım için onlara karşı yeteri kadar iyi performans sergilemediğini düşündükleri anlarda… O hâlde şöyle yapalım; siz de Galatasaray’la şampiyonluklar yaşayın ve birkaç sene sonra Galatasaray’a karşı oynayın. Ben de o zaman sizin reaksiyonunuzu görmek isterim. Ben sahip olduğumun en iyisini verdim. Benim için duygusal bir maçtı ve belki de bu yüzden sakatlık yaşadım, hâlâ bununla mücadele ediyorum; ama futbolun içinde bunlar var. Burada karşılaştığım tüm güzel şeylerle kıyaslandığında, yaşadığım hayal kırıklıkları bunlardı. Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti, Beşiktaş maçında attığım iki gol, Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı attığım gol… Ve taraftarların bana gösterdiği saygı. Benim onlara karşı çok büyük saygım var. Benim için en önemli olan da bu. İnsanları her gün mutlu edemezsiniz; ama 365 günün 340’ında mutlu ederseniz, bu iyi bir şeydir. Fenerbahçe ile oynanan son derbi maçından önce sakatlığın vardı… Evet, oynamamalıydım. Ama oynamak istediğini söyledin. Maç öncesinde, maç sırasında neler oldu? Kendini nasıl hissettin? Evet, Chelsea maçında yaşadığım sakatlıktan dolayı iki hafta antrenman yapamamıştım. Koşamıyordum, yönümü değiştiremiyordum. Hâlâ o maçı nasıl oynadığımı bilmiyorum. Ama evimizde, Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız bir derbi maçıydı. Ve istediğimiz yerde olduğumuz bir sezon değildi. Oynamak zorundaydım. Kazanmak zorundaydık. Evet, şampiyon olamayabilirdik; ama evimizde Fenerbahçe’ye kaybedemezdik. Sahip olduğum her şeyi verdim. Maçı da kazandık. Ve herkes çok mutluydu… Chelsea ile 2012 yılında Münih’te oynadığın final maçının ardından herkes Şampiyonlar Ligi’nde son kez sahaya çıktığını düşünüyordu. Ama sen daha sonra Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nde iki harika sezon yaşadın. Münih’tekinin bu turnuvadaki son maçın olmadığını biliyor muydun? Hayır, bilmiyordum. Benim için turnuvadaki son maçtı. Tekrar edeyim, benim bir kontratım varsa, o kontrata bağlı kalmak isterim. İlişkilerimiz iyiyse, kontratıma saygı duyarım. Çin’e gittiğimde de bunu yaptım. Ama pişman değilim. Buraya geldim ve burada yeni bir ev, yeni bir yuva buldum. Evet, son maçım olmadığını bilmiyordum. Galatasaray ile imzaladığımda bana, “Şampiyonlar Ligi’nde Schalke ile oynayacağız” dediklerinde, “hmm, bu çok iyi, yeniden iş başına geçiyorum” diye düşündüm. Hayatının her bölümü güzel bir hikâyeyi andırıyor. Fildişi Sahili’nde doğdun, Fransa’da büyüdün, İngiltere’de tecrübe kazandın. Türkiye’nin insan olarak hikâyendeki yeri ne olacak? Buraya geldikten beş ay sonra, ülkede bazı problemler yaşandı. Taksim’de ve başka yerlerde… Sosyal medyadaki fotoğraflara bakarken kendi ismimi gördüm: “Çare Drogba.” Ve endişelendim, “neden her yere benim ismimi yazıyorlar, ben herhangi bir yanlış yapmadım.” Ama daha sonra insanlar bana bunun ne anlama geldiğini açıkladı. İşin aslını öğrendiğimde, bu kelimenin ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Futbolun çok ötesinde bir şeydi. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarları tek bir amaç için bir araya gelmişlerdi. Kendi düşünceleri savunuyorlardı. Ve benim adeta bir elçi olmamı istiyorlardı. Böyle bir ülkeyi en üste koymalısınız. En üste. Fildişi Sahili ile beraber en üste. Fildişi Sahili’nden sonra? Evet, Fildişi Sahili doğduğum yer. Tabii ki, onu demek istemedim. Bu çok önemli bir şey… Elbette gol atmak benim için çok güzel, harika bir his. Ama bir insanın bana gelip, “sen harika bir adamsın” demesi beni daha çok gururlandırıyor. Hayatındaki en büyük amaç gol atmak değil, öyle değil mi? Çok gol attım. Hâlâ atmak istiyorum. Ve atacağım. Ama hayattaki en büyük amacım, iyi bir insan olmak. Ben insanların, “belki çok iyi futbolcu değil; ama bana saygı duyuyor” demesini isterim benim için; çünkü futboldan sonra hayat başlar. Futbolu 10, belki de 15 sene oynayabilirsiniz; ama sonrasında hayat devam eder. Biliyoruz ki, biz yeniden buluşacağız, ben senin gözlerine bakıp, “nasılsın” diye sormayacaksam, bu neye yarar? Bu özelliğini Türkiye’de de korumayı başardın. Bir buçuk sezon, çok uzun bir zaman dilimi değil; ama sen buradaki insanlar için büyük bir karakter, bir rol modeli oldun. Sadece Galatasaray taraftarları değil, Fenerbahçe, Beşiktaş, tüm takımların taraftarları seni bir karakter, rol model olarak aldı. Bunu nasıl sağladın? Özellikle Galatasaray taraftarları, seni tüm kalbiyle seviyor… En başından beri aynı davrandım. Kalbimle oynadım. Bu tip şeyleri hesaplamam. Asla, “evet, bu maçta şöyle davranarak tüm ilgiyi üstüme çekeceğim” diye düşünmem. Ben buyum. Bunu açıklayabilir miyim, bilmiyorum. Sizin için, diğer insanlar için bu çok özel bir şey olabilir. Ama benim için normal, ben buyum. Benim ailemden gelen bir şey, ben bu şekilde büyütüldüm. Kendi çocuklarımı da böyle yetiştiriyorum. Ve hep bu gibi şeylerle hatırlanmak istiyorum. İlk hedefinin iyi bir insan olmak istediğini, iyi bir futbolcu olmanın ikinci planda yer aldığını söylüyorsun, öyle değil mi? Herkes senin gibi düşünmüyor çünkü. Ama benim fikrimi sorarsan, bu doğru bir düşünce şekli… Evet, bu farklı bir şey. Benim futbol dünyasına girişim biraz geç oldu, en üst seviyedeki ilk maçımı oynadığımda 24, 25 yaşındaydım. Ama her zaman söyledim, tüm bunlardan önce ben sadece Didier’dim. Sadece Didier. Guingamp’tan Marsilya’ya geçtiğimde Drogba oldum. Her şey değişti. İnsanların bana bakışı, davranışı, her şey değişti. Ama ailemin, arkadaşlarımın gözünde hâlâ Didier’dim. Didi, Tito, nasıl isterlerse… Değişmeye ihtiyacım yoktu. Kameraları, fotoğraf makinelerini gördüğüm, goller attığım veya Galatasaray’da oynadığım için değişirsem eğer, bana saygı duymayın. Değişirsem, farklı olursam bana saygınızı yitirebilirsiniz. Ben şu an neysem, 10 yıl veya 20 yıl sonra da o olacağım. Tabii ki geliştireceğim kendimi; çünkü çok tecrübe kazandım. Hatalar yapabilirim, hâlâ yaptığım gibi; ama umarım bunları 10-15 sene sonra tekrarlamayacağım. Ama bilge bir insan olmak için bazı hatalar yapmanız da gerekiyor. Hayatında gerçekleştiremediğin için üzüldüğün bir dileğin var mı? Listemde kayıp bir dilek yok. Fırsat bulursam, yapacağım şeyler var; ama şu an, nasıl derler, elhamdülillah, Tanrı’ya şükürler olsun, sahip olduğum her şeyden dolayı çok mutluyum. Belki duygusal bir soru olacak, benim için, senin için, tüm Galatasaray taraftarları için… Ben, “bizimle kal” demek istiyorum. Ama bu olacak mı, bilmiyorum. Sen neler söylemek istersin? Çok zor bir soru… Bunun açıklamasını bence yönetime bırakalım, benim buraya gelişimi de onlar duyurmuştu. Üzücü; çünkü burada daha yapacak çok işimiz vardı. Ama hayat bu. Ben her şeye, herkese saygı duyuyorum. Ama nasıl Chelsea’ye, Marsilya’ya saygı duyuyorsam, Guingamp’ta oynamayı çok sevdiysem, dünyanın neresine gidersem, gideyim; insanlara Galatasaray’ı anlatacağım. Burada çok fazla arkadaş edindim, çok güzel insanlar tanıdım. Kendimi çok iyi hissettim. Ama üzücü. İnsanlar sizi “efsane” olarak adlandırdığında, size büyük saygı duyduklarını hissettirdiğinde… Bu gibi şeyleri anlatmak her zaman oldukça zor. Ben de tüm bunları açıklamak için burada değilim; ama gelecek sezon birlikte olacağımızdan da emin değilim. Belki yeni bir hikâye… Önemli değil. Önemli olan şu an. Emin değilim… Umarım önünde oynayacağın bir Dünya Kupası var. Sakatlığın ne durumda? Kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Fenerbahçe maçından sonra oynayamadım, takımın dışında kalmak çok zordu. Türkiye Kupası finalinde oynayamamak beni duygusal anlamda çok etkiledi. Ama orada takımla birlikte olmaktan keyif aldım ve o anın tadını çıkardım. Beni “selfie” çekerken görmüşsünüzdür. Duygularımı saklamak zorundaydım. Kupayı kazandığımız için çok mutlu oldum. Umarım çok, çok daha iyi olacağım. Bir ilerleme var. Ama evet, umarım çok daha iyi olacağım. Takım arkadaşlarına söylemek istediğin bir şey var mı? Birebir veya genel olarak? Şunu söylemek istiyorum. Buraya gelme kararını vermeme bir adam çok yardımcı oldu: Wesley. Mourinho’yla konuşuyordum, bana, “Eğer Wesley oraya gidiyorsa, sen de git. Sen de bundan keyif alacaksın, sen de orada eğleneceksin” dedi. Ben de onu dinlemekte haklı olduğumu gördüm. Bana doğru fikri verdi. Buraya geldim, harika insanlar tanıdım. İlk olarak, Wesley. Buraya gelme nedenlerinden birinin Wesley olduğunu söylüyorsun… Nedenlerimden biriydi. Sadece o değil tabii, nedenlerden biri. Bir sene önce dünyanın en iyisi olan bir oyuncunun sizinle birlikte olacağını bilmek size yardım edebilir. Bana göre o dünyanın en iyi oyuncusuydu. Aynı zamanda onunla birlikte oynamak iyi bir fırsattı, ondan öğrenebileceklerim vardı, onlarla birlikte kendimi geliştirebilirdim. Buraya geldikten sonra daha da şaşırdım. İzlediğim ilk maçta, sanırım Kasımpaşa’ya karşı (Antalyaspor maçı), Burak iki gol atmıştı. Daha sonra diğer takım arkadaşlarımla tanıştım. Harika insanlar tanıdım. Hiçbirinin kalbi kötü değildi, hepsi iyi yürekli insanlardı. Seni, “baba” diye çağırıyorlardı… Bana, “baba” diyorlardı; ama ben Godfather’ı tercih ediyorum. İşte, bilirsiniz… Burada çok fazla yetenekli oyuncu var. Favorilerimden biri, gençlerden Emre. En beğendiğim oyunculardan biri Semih. Çok mütevazı, basit oynar, sahada kalbini, her şeyini verir. Asla konuşmaz, asla şikâyet etmez. Sadece çok çalışır. Tabii ki tüm çocukları seviyorum. Ama o böyle çalışmaya devam ederse, bu takımın lideri olabilir. Çok fazla oyuncu var. Selçuk, Burak… Eğer takımınızda Burak gibi bir oyuncunuz yoksa, her sezon 15-20 gol daha az atarsınız ve ligi kaybedersiniz. O, böyle bir santrfor. İnsanların onun hakkında, “bunu iyi yapmıyor, şunu şöyle yapmıyor” dediklerini biliyorum. Ama günün sonunda, şu an ikinci sıradaysak, onun attığı goller sayesinde. Ona daha fazla saygı duyulması lazım. Eğer futbolun içindeyseniz, ne kadar iyi olursanız, olun; insanlar daha fazlasını istediği için sizin hakkında kararlar verir. O da bunu öğreniyor. Ama futbol bu… Sen sadece bir futbolcu değilsin, bir futbol adamısın, bir efsanesin. Türk futboluna, daha iyi seviyeye gelebilmesi için, bir tavsiye vermek ister misin? Gelecek sezon yabancı kuralının 5+3 olacağını öğrendim mesela… Bu sezonkinden iyidir… Eğer ligi daha cazip, ilgi çekici yapmak isterseniz, Sneijder, Nando gibi büyük yabancı oyuncuları buraya getirmelisiniz. Bunun için de düşünce tarzınızı, mantalitenizi daha açık hâle getirmeniz gerekir. Bu oyuncular sizin gelişmenizi sağlar. Siz de aynı şekilde onlara yardımcı olursanız, onlar sizi daha iyi hâle getirir. Örneğin Brezilya Milli Takımı’ndaki tüm oyuncular, yurt dışında forma giyiyor; ama hâlâ iyi bir milli takımları var. Yani bunun bir anlamı yok. Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı. Biz Avrupa’nın en iyi takımlarından Real Madrid’e karşı kendimizi gösterdik. Bu sezon Juventus önünde gücümüzü kanıtladık. Onlar Türk futbolunun nerede olduğunu biliyor, Türk futboluna saygı gösteriyor. Futbol evrenseldir… Kesinlikle, kesinlikle. Galatasaray taraftarlarına bir mesajın var mı? Onlara neler söylemek istersin? Onlar seni gerçekten çok seviyor, kalpten seviyor… Hepsini söylemek istersem, bu çok uzun sürer. Onları asla unutmayacağım. Gittiğim her yerde, her tatilimde, her zaman Galatasaray olacak. Bilmek isterseniz, her yerde sarı ve kırmızı olacak. Kalbimde de öyle… Kalbim de Galatasaray için atacak. Burada sadece bir buçuk yıl kaldım. Ama bu takım için attığım her gol, kariyerimin en iyi deneyimlerden biri oldu. Marsilya ve Chelsea ile birlikte. Kariyerimin en güzel anlarından biri. Her şey için teşekkürler Didi. Benim için kariyerimdeki en zor programlardan biri oldu. Ama umarım bu seninle son programımız olmayacak… Hayır, son olmayacak. Çok eğlenceliydi. Burada veya başka bir ülkede, yine birlikte olacağız.Hoş gelirsiniz, her zaman. Galatasaray tarihinin en önemli sayfalarında yerini alacaksın. Burada her zaman bir efsane olarak hatırlanacaksın. Ve eminim herkes senin için, “o bir Galatasaray efsanesi” diyecek… Çok teşekkür ederim.Şampiy10
Reklam
Galatasaray'ın Soma'yı Anması
Galatasaraylı futbolcular, Soma'da yaşanan maden faciasında yaşamını yitirenleri anmak için ısınma öncesi sahaya madenci baretleriyle çıktı.T Arena skorbordunda, bir madenci resmiyle birlikte, “Ne sarı, ne kırmızı. Her yer kömür karası” yazısı yer alırken, Zülfü Livaneli’nin “Nefesim nefesine” şarkısı eşliğinde ısınmak için sahaya çıkan futbolcular, madenci bareti taktı. Kömür şeklinde resimlerle donatılan ve karartılan tünelden kırmızı baretleriyle çıkarak, saha içinde toplanan Sarı-Kırmızılı futbolcular, bir süre beklediler ve daha sonra ısınma hareketlerine başladılar. Mancini de maç öncesi yayıncı kuruluşa açıklama yapmak için kameranın karşısına yine kırmızı renkli madenci baretiyle çıktı. Başlama vuruşundan önce de 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.Tüm pirimler Soma'yaGalatasaraylı oyuncular dünkü maçın primlerini Soma’ya yardım olarak gönderme kararı aldı.
İzmir Koşusu Sonuçları
İzmir'de koşulan at yarışları sonucunda altılı ganyan 521,13 lira ikramiye verdi.Türkiye Jokey Kulübü’nden yapılan açıklamaya göre altılı ganyan 10, 8, 6, 5, 1-6-7-10, 4 şeklinde sonuçlandı. Yarışlarda 8, 6, 5, 1-6-7-10, 4 şeklinde sonuçlanan beşli ganyan 126,27 lira, 6, 5, 1-6-7-10, 4 biçiminde neticelenen dörtlü ganyan 37,36 lira ve 5, 1-6-7-10, 4 şeklinde tamamlanan üçlü ganyan da 13,06 lira ikramiye kazandırdı.AMK Spor
Reklam
Şampiyon Atletico Madrid!
İspanya 1. Futbol Ligi'nde (La Liga) 2013-2014 sezonunun şampiyonu Atletico Madrid oldu.Deplasmanda Barcelona ile karşılaşan Atletico Madrid, ilk yarıyı 1-0 geride kapatmasına rağmen ikinci yarının hemen başında bulduğu golle Nou Camp'tan beraberlikle ayrılmayı başardı ve 18 yıl aradan sonra tarihindeki 10. şampiyonluğunu ilan etti. Lider olarak Nou Camp'a çıkan Atletico Madrid, deplasmanda oynamasına ve şampiyonluk için beraberliğin yeterli olmasına rağmen karşılaşmaya atak bir futbolla başladı. Barcelona'ya nazaran rakip ceza sahasına daha çok yaklaşan Atletico Madrid, şampiyonluğu ne kadar çok istediğini gösterdi. Ancak arka arkaya iki yıldız futbolcusunun sakatlanması, Atletico'nun planlarını alt üst etti. İlk olarak, 14. dakikada Diego Costa, devam edemeyeceğini söyleyip yerini Adrian'a bıraktı. Mücadelenin 23. dakikasında ise Arda Turan, girdiği ikili mücadelede beline aldığı darbe sonucu sakatlandı. Doktorların saha dışındaki ilk müdahalesinden sonra oyuna giren Arda, sadece 1 dakika dayanıp, saha ortasında yere oturdu ve değiştirilmesini istedi. Üzüntüsünden eliyle çimleri döven Arda, daha sonra gözyaşları içinde yerini Raul Garcia'ya bıraktı. Milli futbolcuyu, Atleticolu takım arkadaşları, teknik direktör Simeone ve Barcelonalı futbolcular teselli etti. Barcelona, maçın 33. dakikasında Alexis'in golüyle 1-0 öne geçti. Sol köşeden Cesc'in ortasında Messi topu ilk olarak omzuyla düzeltti, daha sonra göğüsüyle yanındaki Alexis'e verdi. Şilili futbolcu, topu sert vuruşla ağlara gönderdi. Geriye düşmesine rağmen oyun disiplininden kopmayan ve özellikle ilk yarının son dakikalarında tehlikeli ataklar gerçekleştiren Atletico Madrid, beraberlik golüne yaklaşsa da sonucu getiremedi. Soyunma odasına ev sahibi Barcelona'nın 1-0 üstünlüğüyle gidildi. İkinci yarı yine atak başlayan taraf Atletico Madrid oldu. David Villa ile arka arkaya iki tehlikeli pozisyon yaratan Atletico Madrid'in aradığı gol, Uruguaylı defans oyuncusu Godin'den geldi. 49. dakikada Gabi'nin sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda, Barcelona ceza sahasının ortasında topa iyi yükselen Godin, kafa vuruşuyla skora denge getirdi: 1-1. 57- dakikada bu kez Barcelona'da Busquets sakatlanarak, oyundan alındı ve yerine Song girdi. 63. dakikada İniesta ile gelişen Barcelona atağında, rakip ceza sahasında Alves'in pasında topla buluşan Messi, topu ağlara gönderse de pozisyon ofsayt olduğu için gol geçersiz sayıldı. Maçın son 30 dakikasında skoru korumak isteyen Atletico Madrid tamamen kapandı. Şampiyonluk için tek şansı galibiyet olan Barcelona, sürekli gol arayan taraf oldu. Neymar, Adriano ve Alves ile gole yaklaşan Katalan takımı, Atletico defansını ve kaleci Courtois'yı geçmeyi başaramadı. Maç, Atletico Madrid'e şampiyonluğu getiren 1-1'lik skorla sona erdi. Lig sonunda puanını 90'a çıkaran Atletico Madrid şampiyonluğunu ilan ederken, 2. Barcelona ve 3. Real Madrid 87'şer puanda kaldı. Bu arada, sahayı gözyaşları içinde terk eden Arda Turan, maç sonunda büyük bir sevinçle takım arkadaşlarıyla şampiyonluğu kutladı. Milli futbolcu Arda, La Liga tarihinde şampiyonluk yaşayan ilk Türk futbolcu oldu. Ayrıca, Nou Camp Stadı'nda maçı izlemeye gelen küçük bir grup Türk taraftar, Soma'daki maden faciasına atfen, siyah kurdeleli 'Soma' yazılı bir pankart açtı.AA
Reklam
Liverpool'u Bunalımdan Arda Çıkartacak...
İngiltere Premiere Ligi'nde şampiyonluğu elleriyle Manchester City'e veren Liverpool, önümüzdeki sezon yepyeni bir takım kurmak ve bu şoku üzerinden bir an önce atabilmek için düğmeye bastı. İngiltere'de son 3 haftasına büyük bir avantajla girip lig sonunda şampiyonluğu Manchester City'e kaptıran ve 24 yıllık özleme yine son veremeyen Liverpool'da hedef Türk oyuncu Arda Turan...Ayağına kadar gelen fırsatı bu sezon tepen Ada devi. 2007 ve 2010 olmak üzere iki kez ABD'li iş adamlarına satılmıştı. Şu anda kulübü yöneten New England Sports Ventures şirketi, kulüp yöneticileriyle yaptığı toplantıda önümüzdeki sezonun transfer bütçesini görüştü. JUVENTUS VE MANU DA PEŞİNDE Alınacak transferler arasında 2013 eylül ayında sözleşmesini Atletico Madrid'le 30 Haziran 2017'ye kadar uzatan Arda Turan da var. Ancak Arda'yı almak o kadar kolay değil. Zira 3 yıl önce 12 milyon euro bonservis bedeliyle Galatasaray'dan Atletico Madrid'e geçen Türk yıldızın şu anki bedeli tam 41 milyon euro. Teknik Direktör Diego Simeone'nin gözbebeği olan, takımdan gönderilmesini istemediği tek futbolcu konumunda bulunan Arda'nın tek talibi Liverpool değil. İtalya'da şampiyonluğu kazanan Juventus, Fransız Monaco, İngiliz devi Manchester United gibi dev takımlar Atletico Madrid'in kapısını aşındırıyor. LIVERPOOL'U BU BUNALIMDAN ANCAK ARDA ÇIKARTIR İngiltere liginin uzmanları ve maç yorumcuları da haylkırıklığıyla biten sezonda yapılacak böyle bir transferin takımı ve camiayı canlandıracağı ve eğilen başları tekrar dikleştireceği kanısında.. Bir bir İngiliz gazetecinin Arda Turan'ın Liverpool'a transferi gerçekleştiği taktirde kulüpte oluşacak havayı yazdı. Yazıdaki bir cümlesi bu transferin önemini en iyi şekilde özetliyor: Liverpool'un bu sezonki hayalkırıklığı ile birlikte oluşan bu bunalımdan Ancak Arda transferi çıkartır. ALİ ESER - GAZETESPORT
Messi Hakkında Bilinmeyen 10 Gerçek
Üst üste 4 defa Ballon d'Or ödülüne layık görülen, rekorları alt üst eden ve dünya futbol tarihine adeta damgasını vuran Arjantinli yıldız hakkında pek bilinmeyen gerçekler.Goal.com
Reklam