CSKA, Bruma'ya Talip Oldu
Rusya Premier League ekiplerinden CSKA Moskova, Galatasaray'ın genç yıldızına göz diktti.Galatasaray'a 2013/2014 sezonunun başında Sporting Lisbon 'dan büyük umutlarla transfer olan ancak yaşadığı şanssız sakatlığın da etkisiyle bir türlü beklenen patlamayı gerçekleştiremeyen Bruma, ülkemizde zaman zaman eleştirilse de Avrupa futbolunun dikkatini çekmeye devam ediyor.Rusya'nın önde gelen ve önemli transferleriyle adından sıkça söz ettiren ekiplerinden CSKA Moskova 'nın, Galatasaray'ın genç yıldızı Bruma'ya talip olduğu ortaya çıktı. CSKA Moskova 'nın Roma'ya transfer olan Seydou Doumbia 'nın boşluğunu Bruma ile dolduracağı iddia edildi.Rus basınındaki haberde, CSKA Moskova gözlemcilerinin Bruma hakkında olumlu rapor verdiği belirtildi. Rus ekibine yakınlığı ile bilinen bir menajer de Bruma ismini doğrularken, ''Bruma'nın Doumbia'dan sonra CSKA'nın bir parçası olma ihtimali var'' ifadelerini kullandı.Galatasaray'ın 10 milyon euro gibi ciddi bir bonservis bedeli ile transfer ettiği Bruma için CSKA Moskova da 8 milyon euroyu gözden çıkardı.20 yaşındaki Bruma'nın 2018 yılına kadar Galatasaray ile sözleşmesi bulunuyor.Sporx
2014 Yılının En Çok Kazananı: Lionel Messi
Barcelona'da forma giyen Arjantinli yıldız Lionel Messi, geçen yılın en fazla kazanan futbolcusu oldu.İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) ekiplerinden Barcelona'da forma giyen Arjantinli yıldız Lionel Messi, geçen yılın en fazla kazanan futbolcusu oldu.France Football dergisinin, futbolcuların maaş, reklam geliri ve primlerden elde ettiği geliri hesaba katarak yaptığı araştırmaya göre Messi, 65 milyon avro kazancıyla 2014 yılının en fazla kazanan oyuncuları sıralamasında zirvede yer aldı.Messi'nin ardından 54 milyon avro gelirle Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo ve 36,5 milyon avro kazançla Barcelona'nın Brezilyalı oyuncusu Neymar ilk 3'te yer aldı.Geçen yılın en çok kazanan 20 futbolcunun geliri milyon-avro cinsinden şöyle:1. Lionel Messi (Barcelona): 652. Cristiano Ronaldo (Real Madrid): 543. Neymar (Barcelona): 36,54. Thiago Silva (Paris Saint-Germain): 27,55. Robin van Persie (Manchester United): 25,66. Gareth Bale (Real Madrid): 23,87. Wayne Rooney (Manchester United): 22,58. Zlatan Ibrahimovic (Paris Saint-Germain): 21,59. Sergie Agüero (Manchester City): 21,210. Robert Lewandowski (Bayern Münih): 20,211. Eden Hazard (Chelsea): 2012. Yaya Toure (Manchester City): 2013. Angel Di Maria (Manchester United): 18,514. Radamel Falcao (Manchester United): 18,515. Iker Casillas (Real Madrid): 17,816. David Silva (Manchester City): 17,317. Cesc Fabregas (Chelsea): 17,318. David Luiz (Paris Saint-Germain): 17,219. Karim Benzema (Real Madrid): 1720. Mario Götze (Bayern Münih): 16,9AA
Falcao'dan Ayrılık Sinyali
Manchester United'ın golcüsü Radamel Falcao, sezon sonunda takımdan ayrılacağı mesajı verdi. Falcao, gelecek sezon düzenli olarak forma giymek istediğini dile getirdi.Radamel Falcao için Manchester United günleri kabus gibi geçiyor. Sezon başında satın alma opsiyonuyla birlikte Monaco'dan kiralanan golcü oyuncu, Premier Lig'de sadece 4 gol atabildi ve son haftalarda yedek kulübesinden çıkamıyor.Dünya Kupası'nı da kaçırmasına yol açan ağır sakatlık nedeniyle hala eski formunu yakalayamayan Radamel Falcao, sezonun sonunda United'dan ayrılacağı mesajı verdi. Premier Lig'de geride kalan 8 maçta takımı için elinden gelenin en iyisini yapacağını vurgulayan Falcao; 'Ancak mutlu olmak için düzenli olarak oynamaya ihtiyacım var. United için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Sezon bittiğinde ise geleceğim hakkında en iyi kararı alacağım. Kendime sürekli forma giyebileceğim bir takım bulmalıyım. Umarım bu takım United olur' dedi.Falcao, 14 ay önce dizinden yaşadığı sakatlık öncesi, Avrupa'nın en gözde forvetiydi. Porto ve Atletico Madrid'de yıldızlaşan Kolombiyalı golcü, önceki sezonun başında sürpriz şekilde Monaco'ya transfer olmuştu.NTVSpor
Beşiktaş'ta İzin Bitti
Beşiktaş , Spor Toto Süper Lig’in 26. haftasında İstanbul Başakşehir ile oynayacağı maçın hazırlıklarına 2 günlük aranın ardından başladı.Basına kapalı yapılan antrenman yaklaşık 1,5 saat sürdü.Antrenmana sakatlıkları bulunan Tolga Zengin ve Cenk Gönen ile milli takımlarda bulunan Olcay Şahan, Ersan Adem Gülüm, Gökhan Töre, Demba Ba, Pedro Franco, Veli Kavlak, Cenk Tosun, Kerim Frei ve Atınç Nukan ile izinli olan Ramon Motta, Alexander Milosevic ve Daniel Opare katılmadı. Jose Sosa ve Atiba Hutchinson bireysel çalışma yaptı.Teknik Direktör Slaven Bilic yönetiminde yapılan antrenman koşu ve ısınma hareketleriyle başladı. Isınma hareketlerinin ardından 5’e 2 pas çalışmasına geçen takım yarı sahada yapılan çift kale maçla antrenmanı tamamladı.Siyah-beyazlılar, İstanbul Başakşehir maçı hazırlıklarına yarın(26 Mart) saat 11.00 ve 16.00’da basına kapalı yapacağı antrenmanlarla devam edecek.Sporx
Beşiktaşlı Taraftarlar Milli Takım Kampını Bastı
A Milli Futbol Takımı'nın bugün yaptığı antrenmana gizlice giren iki Beşiktaş taraftarı, Emre Belözoğlu'na küfür ve hakaret içeren yazılar bulunan bir pankart açıp, Emre Belözoğlu'na küfür ettiler.Hollanda maçının hazırlıklarını Almanya'nın Marienfeld kasabasında sürdüren A Milli Futbol Takımı'nın bugün yaptığı antrenmanda şok bir olay yaşandı.
Terim: "Amacımız Yıldız Oyuncu Yetiştirmek Değil"
Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, TFF bünyesindeki çalışmalarını ve planları hakkında konuştu.Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Lig TV' de katıldığı programda projelerini anlattı.Güçlü bir ekiple çalıştıklarını belirten Terim, 'Çok değerli bir ekibim var. Uzun zamandır çalıştığım bir ekip var. Onların yanı sıra TFF’nin de ekibiyle beraber çalışıyoruz. Benim genç takımlara tecrübeli hocaları verme sebebim kalıcı olmaları. İyi oyunculara hocalık için çok şans verdim. Ama bir teklifte hemen gittikleri için genç takımlara tecrübeli isimleri verdim. O gidiyor, sonra yeni baştan. Yelpazemizi çok geniş tutuyoruz. Kadın futbolundan, gençlere, antrenör eğitimlerine kadar futbolun içerisinde ne varsa burada işlemeyi düşünüyoruz. Bizim çalışmalarımız 10-15 sene içerisinde meyve verecek. Yıldız oyuncu olmasa bile iyi insan yetiştirmeyi hedefliyoruz. TFF gibi kurumlarda devamlılık ve istikrar olmalı. Ben burada olmasam bile projelerimiz devam etmeli. Reformlar bir senede olmuyor.' diye konuştu.Oyuncuların şevk edilmesi gerektiğini ifade eden Fatih Terim, 'Yedek kulübelerini genişletmeliyiz. Yedek kalan oyuncunun oynama ümidi var ama tribüne çıkan oyuncunun hevesi kırılıyor. Kulüpler de maç başı ücretleri nedeniyle buna sıcak bakmadı ama tartışıyoruz. Ortak bir çözüm bulabiliriz. 18 kişi yetersiz. 10 civarı oyuncu dışarda kalıyor. Maç kadroları 22+3 olabilir.' dedi.Planlamanın önemine vurgu yapan Terim, 'Milli takımlar bazında tüm program, gerek içeride gerek dışarıda, mümkünse 2 yıl öncesinden yapılır. Bizim en az 2 senelik programımız bellidir. YIllar önce Derwall bana 'Almanya Milli Takımı'nın iki yıl boyunca yemek menüsü bile belli.' demişti. Kulüplerin de böyle olmalı. Bu sezon başında ilk defa fikstür ve maç programı tek seferde yayınlandı. Gelecek senenin tarihleri belli. Bunlar belli olmayınca hazırlık maçı yapacak rakip bulamıyorsunuz. İki gün önceden rakip aramanız gerekiyor. Şimdi tüm sezonluk programınızı yapabiliyorsunuz. Bunlar çok önemli.' ifadelerini kullandı.Goal
Reklam
UEFA'dan Trabzonspor Kararı
UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan Napoli-Trabzonspor maçıyla ilgili UEFA sürpriz bir karar aldı.UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan Napoli-Trabzonspor maçıyla ilgili UEFA sürpriz bir karar aldı.26 Şubat'ta San Paolo Stadı'nda oynanan karşılaşmada hem ev sahibi ekip hem de bordo-mavili taraftarlar kendilerine ayrılan bölümde meşaleler yakmış, ardından bir bölümü bu meşaleleri Trabzon tribüne atarak ufak çaplı yangınların çıkmasına neden olmuştu.Trabzonsporlu taraftarlar ise koltukları sökerek fırlatmıştı.Konuyla ilgili açtığı soruşturmayı tamamlayan UEFA Türk ekibine ceza vermedi. Disiplin yönetmeliğinin 16. maddesini işleten UEFA, ev sahibi kulübü cezalandırdı ve İtalyan kulübüne 60 bin euro para cezası kesti.Maraton
22. İstanbul Caz Festivali Programı Açıklandı
27 Haziran–15 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 22. İstanbul Caz Festivali Festivali programı açıklandı. İstanbul bu yıl da cazın önde gelen isimlerini ve güncel müziğin yıldızlarını ağırlayacak.İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, on sekiz yıldır Garanti Bankası’nın sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Caz Festivali, 15’i aşkın farklı mekânda 250’den fazla yerli ve yabancı sanatçıyla caz severlere yine özel bir program sunacak.Bu sene Joan Baez, Jools Holland, Marcus Miller, Melody Gardot ve Tigran Hamasyan gibi folk, blues ve cazın farklı seslerini ağırlayacak olan 22. İstanbul Caz Festivali,  Fenerbahçe Parkı’ndaki ‘Parklarda Caz‘ ve Kadıköy’deki ‘Gece Gezmesi‘ etkinlikleriyle Anadolu yakasına da taşınacak.
Reklam
Ünal Aysal: "İbra Endişem Yok"
Galatasaray'ın eski başkanı Ünal Aysal, Cumartesi günü yapılacak mali genel kurulla ilgili olarak ayrı ibra kaygısının olmadığını söyledi.GENEL KURUL İSTERSE ÇİFT OYLAMA OLABİLİR Radyospor'da Özgür Sancar'ın sorularını yanıtlayan Aysal, ibra oylamasıyla ilgili kararın genel kurula ait olduğunu, kendisinin de doğal olarak genel kurulun iradesi doğrultusunda hareket edeceğini belirterek, 'Sorun yok. Genel kurul isterse çift oylama yapılabilir. Endişem yok' dedi. CAMİA TALEP EDİYOR, ADAY OLMAM İÇİN BASKI VAR Aysal, camianın kendisine yeniden başkan olması için aday ol baskısı yaptığını belirterek, 'Baskı var. Camia talep ediyor. Ama ben düşünmüyorum' ifadelerini kullandı. ŞAMPİYONLUĞUN EN GÜÇLÜ ADAYI GALATASARAY Ünal Aysal, Hamza hoca ve takımı başarılı bulduğunu belirterek, 'Takımın kazanma iç güdüsü yüksek. Bence Galatasaray şampiyonluğun en güçlü adayı' dedi. Radyospor
Burak Yılmaz: "Hollanda'yı Yenersek Gruptan Çıkarız"
A Milli Futbol Takımımızın gol ayaklarından Burak Yılmaz, Hollanda ile oynanacak EURO 2016 Eleme maçı öncesinde Almanya'daki kampta açıklamalarda bulundu.Sakatlığını atlattığını belirten Burak, 'Kendimi iyi hissediyorum, inşallah takımla çıkacağım. Hollanda da, biz de kötü başladık. Bu maçı kazanmak istiyoruz, kolay olmadığını biliyoruz. İzliyoruz, onların da iyi durumda olmadığını biliyoruz. Ben bizim de çok yetenekli oyuncularımızın olduğunu düşünüyorum. Eski hocamız, bizi tanıyor, biz de onu tanıyoruz. İlk defa Hollanda'nın, Türkiye'ye karşı kazanmak zorunda olduğu bir maç. Geçmiş maçlarda hep Hollanda'nın rahat olduğu maçlardı. Biz bunu avantaja çevirip, inşallah Allah izin verirse, galip gelmek için elimizden geleni yapacağız' dedi.'SNEIJDER İLE BİRAZ ÖNCE KONUŞTUM'Hollanda'nın en önemli isminin Sneijder olduğunu kaydeden golcü, 'Sneijder ile ben de biraz önce konuştum, onlar da kazanmak istiyor. Onlar da bizden çekiniyor. Bunu ukalalık olarak söylemiyorum. Eski hocamız ne kadar yetenekli olduğumuzu biliyor. Sneijder her zaman onların en önemli kozuydu. Biz sahanın içinde ne gerekiyorsa onu yapacağız' diye konuştu.'ARDA'YI KAYBETTİĞİMİZ İÇİN ÜZÜNTÜLÜYÜZ'Arda'nın eksikliğinin üzücü olduğunu vurgulayan Galatasaraylı isim, 'Arda önemli bir oyuncu. Her maçta görev almış, bizi ileriye taşıyan bir oyuncu. Çok büyük bir oyuncu, onu kaybettiğimiz için elbette ki üzüntülüyüz. Herkes çok iyi durumda, ligde de iyi bir yarış var. Onun verdiği bir konsantrasyon da var. Böyle maçlar ayrı bir duygu, şeref. Buraya ekstra motive olup, ona göre performans göstereceğimizi düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.'HOLLANDA MAÇINI KAZANIRSAK EURO 2016'YA GİDERİZ'Hollanda maçını kazanmaları durumunda EURO 2016'ya gideceklerini söyleyen Burak Yılmaz, 'Hollanda maçını kazanırsak gruptan çıkacağımızı düşünüyorum. Bize pozitif bir enerji vereceğini, özgüvenimizin tavan yapacağını düşünüyorum. Ülkemizin formasıyla büyük turnuvalarda bulunmak bile büyük şeref. Burada onu yaşamış arkadaşlarımız var. Benim kariyerimde bu büyük bir eksiklik. Hollanda maçını kazanıp bunu yaşayacağımı düşünüyorum.' diyerek sözlerini noktaladı.Sporx
Yıldırım-Hacıosmanoğlu Arasındaki Davada Karar Verildi
Mahkeme, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verildi.'Hakaret sözlerinin ağırlıklarının yarıştırılamayacağı, her iki müşteki sanığın da birbirinin saygınlığını kamuoyu önünde rencide ettiği, bu aşamadan sonra cezalandırılmalarının hukuksal bir yarar sağlamayacağı kanaatine varılmıştır'Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu arasındaki hakaret davasında, mahkeme ilginç bir karara imza attı. Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verildi.'HAK ARAMA MÜCADELESİ ÇERÇEVESİNDE...'Duruşmaya müşteki sanıklar Aziz Yıldırım ve İbrahim Hacıosmanoğlu katılmazken, tarafları avukatları temsil etti. Duruşmada son savunmalarını yapan Yıldırım'ın avukatı Abdurrahim Erol, 'Müvekkilim sürekli Hacıosmanoğlu'nun hakaretlerine maruz kalmıştır. Cezalandırılmasını istiyoruz, müvekkilimin ise beraatını talep ediyorum' dedi.Hacıosmanoğlu'nun avukatı Köksal Kızıltaş ise 'Müvekkilim kulübünün hak arama mücadelesi çerçevesinde eleştiri mahiyetinde söylemlerde bulunmuştur' diye konuştu.'TÜRKİYE'NİN SİYASET KADAR GÜNDEMİNİ İŞGAL EDEN...'Duruşma sonunda kararını açıklayan Mahkeme Hakimi Nuh Hüseyin Köse, Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu'nun 2013 yılında TRT Spor televizyon kanalında yayınlanan Basın Tribünü, Kulüpler Birliği toplantısı ve basına verdiği demeçlerde Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a hakaret ettiği gerekçesiyle dava açıldığını belirtti.Yıldırım'ın da aynı yıl içerisinde Hacıosmanoğlu'na yönelik Fenerbahçe Spor Kulübü internet sitesinde hakaret ettiği iddiasıyla dava açıldığını kaydetti.Her iki müşteki sanığın eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirildiğinde, hakaret kabul edilen sözlerin dışındaki sözlerin 'provokatif' ve 'ağır eleştiri' niteliğinde sayılması gerektiğini vurgulayan Hakim Köse, kararında, 'Türkiye'nin siyaset kadar gündemini işgal eden iki büyük spor kulübünün başkanları olup, birbirlerini sportif faaliyetleri nedeniyle ağır şekilde eleştirmelerinin sınırlandırılmasının gerekmediği, bu durumun her ne kadar spor kamuoyunda iyi birer örnek olmasa da, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır' dedi.'KIZDIRMAK AMACI TAŞIDIĞININ KABULÜ ZORUNLUDUR'Hacıosmanoğlu'nun Yıldırım'a karşı sarf ettiği sözlerin şeref, onur ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olduğunu belirten Hakim, kararında, 'Suça konu sözlerin sportif tartışma sırasında konu ilgisi olmadığı halde söylenmesinin de diğer tarafı kızdırmak amacı taşıdığının kabulü zorunludur. Hakaret suçunu işlediği kanaatine varılmıştır' cümlelerine yer verdi.Yıldırım'ın ise Hacıosmanoğlu'na sarf ettiği sözlerin eleştiri sınırlarını aşıp 'küçümseme' boyutuna vardığını ifade eden Hakim, Aziz Yıldırım'ın da hakaret suçunu işlediğini kaydetti.'YILDIRIM VE HACIOSMANOĞLU HAKKINDA CEZA VERİLMESİNE YER YOK'İlk hakaret sözünü Hacıosmanoğlu'nun söylediğini dile getiren Mahkeme Hakimi, 'Aziz Yıldırım da aynı sertlikle Hacıosmanoğlu'nu yanıtlamıştır. Bu durumda, hakaret sözlerinin ağırlıklarının yarıştırılamayacağı, her iki müşteki sanığın da birbirinin saygınlığını kamuoyu önünde rencide ettiği, bu aşamadan sonra cezalandırılmalarının hukuksal bir yarar sağlamayacağı kanaatine varılmıştır' dedi.Mahkeme, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' dair karar verildi.DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİİbrahim Hacıosmanoğlu hakkında, 2013 yılı Haziran ve Temmuz aylarında TRT Spor kanalında yayınlanan 'Basın Tribünü' adlı programda ve Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında Aziz Yıldırım'a hakaret ettiği gerekçesiyle 7 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Hacıosmanoğlu'nun bu sözleri üzerine, Yıldırım'ın Fenerbahçe Spor Kulübü sitesinde 2013 yılı Haziran ve Temmuz ayında 'Zorunlu Açıklama' ile hakaret ettiği belirtilerek, 7'şer aydan 4 yıl 8'er aya kadar hapis cezası istemiyle 2 ayrı dava açıldı.Savcılık ise suçların 'karşılıklı' işlendiğini belirterek, tüm davaların 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesini talep etti. Mahkeme de talebi kabul ederek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu'nu tek bir dosyada 'müşteki-sanık' olarak yargıladı.DHA
Reklam
Show TV'den "Milli Maç" Açıklaması
Show TV Hollanda-Türkiye Milli maç yayınına ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:2014 yılında yapılan protokol ile, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2018 Dünya Kupası kapsamında Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın oynayacağı eleme maçlarının Show TV’de yayınlanması konusunda ilgililer arasında mutabakata varılmıştır.Bilindiği üzere, Ocak 2015 tarihinde Show TV’nin yönetimi değişmiştir. Show TV yeni yönetimi, milli maç yayınları konusundaki mutabakatı ekonomik ve ticari açıdan yeniden değerlendirmiş ve söz konusu maç yayınlarının mevcut koşullar çerçevesinde kanalımız tarafından yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine vararak, bu hususu distribütör şirkete bildirmiştir.Bildirim tarihinden itibaren söz konusu milli maçların başka bir televizyon kanalında yayınlanması ile ilgili olarak ise Show TV açısından ya da Show TV’den kaynaklanan herhangi bir engel bulunmamaktadır.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.Show TV DHA
Fenerbahçe'den Beşiktaş'a "Haddinizi Bilin"
Fenerbahçe Kulübü, dün akşam BJK TV'de yayınlanan, derbi maçın ardından Emre Belözoğlu'nun Saracoğlu koridolarında Slaven Bilic'e yönelik sözleri üzerine bugün FB TV'den görüntülü bir açıklama yaptı.FBTV'de yayınlanan görüntülerde, 'Bilic veBeşiktaş'ın yaptıkları, 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırır' atasözünü hatırlatıyor' denildi.FB TV'de yer alan görüntülerde Slaven Bilic'in iki derbideki hareketleri aktarıldı. Bilic'in ilk olarak sezonun ilk derbisinde Alper Potuk'a fiziki müdahelede bulunduğu ve aynı maçta Caner'e sürekli bir şeyler söylediği ifade edildi.Kadıköy'de oynanan maçta da Emenike'nin formasını çıkararak saha kenarına geldiği sırada Bilic'in bilerek onun önünde durmaya çalıştığı ifade edilirken, BJK TV'de yayınlanan tünel görüntüleri de sansürsüz olarak verildi. Emre'nin Bilic'e kendisine Hırvatça söylediği 'Jebem Ti Majku' cümlesini tekrarladığı görüntüler yayınlandı.SİZ BİLİRSİNİZİşte o açıklama;Öncelikle belirtelim ki burada yer alan açıklamaları sınırlayan yegane şey, ait olduğunuz camiaya duyduğumuz saygıdan ibarettir.Kaybetme alışkanlığından doğan “Yenilgi yönlendirmelerinizi” dikkatle takip ediyor ve anlayışla karşılıyoruz.Derbi kazanamamanın,“Köy Takımı” olarak nitelenen takımdan 5 gol yiyerek Avrupa’dan elenmenin,Ya da size ait tek bir tuğlası dahi olmayan stadı söz verdiğiniz tarihte kombine satışı yaptığınız taraftarlarınıza teslim edememenin utancını ve hezeyanını görüyor, ve size hak veriyoruz.Ancak yaşadığınız her ne olursa olsun konu Fenerbahçe ve Fenerbahçe’nin değerleri olduğu zaman “Diline hakim ol” uyarımızı ciddiye almamanızı kabul edemiyoruz...Fenerbahçe kaptanına “Ahlaksızlık” ithamında bulunabilecek kadar ahlak konusunda özgüvene sahip olmanız takdire şayan olsa da, konu ahlak olduğu zaman, konuşacak en doğru kişinin kendiniz olacağını düşünmek konusundaki ısrarınızdan vazgeçmenizi bekliyoruz.Biliyoruz ki siz;Kendinizi,CamianızıYa da Fenerbahçe’yi bilemeyebilirsiniz.Ama bilmeniz gereken haddiniz ve diliniz...Yine de,Siz bilirsiniz...Sampiy10
Reklam
Volkan Demirel Tarihe Geçti
Şampiyonlar Ligi'nde unutulmaz 5 penaltı kurtarışını derleyen UEFA, Volkan Demirel'i de listeye aldı.Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan Demirel'in, 2007-2008 Şampiyonlar Ligi ikinci tur rövanşında Sevilla'daki maçta yaptığı kurtarış, UEFA'nın en iyi 5 penaltı kurtarışı listesine girdi.UEFA'nın resmi internet sitesi www.uefa.com; 'Penaltı Kahramanları' başlığıyla ve penaltı kurtarışlarıyla takımlarını kazandıran 5 harika kaleci ibaresiyle bir video yayınladı. İçerikte, son 15 yıl içinde Şampiyonlar Ligi'nde penaltı atışları sonucunda takımlarına kupa kazandıran veya tur atlatan kaleciler mercek altına alındı.Sampiy10
Emenike İstanbul'a Döndü
Nijeryalı futbolcu basın mensuplarının sorularını yanıtlamadıLige verilen milli takım arasında 2 gün izinli olan Fenerbahçeli futbolculardan Emmanuel Emenike, yurt dışına çıkmış ve tatilini Londra'da geçirmişti.Nijeryalı futbolcu bugün İstanbul'a döndü. Saat 18.00'de takımının Samandıra'daki tesislerinde antrenmana katılacak olan Emenike, Atatürk Havaalanı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı. Emenike kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri ise kırmadı.DHA
Reklam
Milli Yayın Krizine TFF El Koydu
A Milli Takım'ın Hollanda ile Amsterdam'da oynayacağı maçın yayıncı kuruluş Show TV'de yayınlanamayacağı haberi Türkiye'nin gündemine oturdu. Show TV'nin yönetimine el koyan TMSF, 11 Mart'ta aldığı kararla Hollanda - Türkiye maçını yayınlamama kararı aldı. TMSF'nin bu kararı 3 gün içerisinde değişmez ve yeni bir ihale yapılmaz ise Hollanda - Türkiye maçı sadece radyodan yayınlanacak. Yaşanan büyük krizin ardından devreye giren Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri acil eylem planı hazırladı. İşte o acil eylem planı:* TMSF ile görüşmeye başlayan Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, 28 Mart'ta oynanacak olan Hollanda - Türkiye maçının yayınlanmasını, geri kalan maçlar için ise yeniden bir ihale açılmasını talep etti. TFF'nin talebini değerlendirmeye alan TMSF yetkilileri kararını en kısa süre içerisinde TFF tarafına iletecek.* TMSF'nin 'bir maçlık yayın teklifini' kabul etmemesi ihtimaline karşılık altrenatif planlar hazırlayan TFF yetkilileri, 4 gün içerisinde ihale düzenlemeyeceği için Devletin yayın organı TRT ile de dirsek temasına başladı. TMSF ile TRT yetkililerini bir araya getirmeyi planlayan TFF, 1 maçlık yayın ve arkasından da yeni bir ihale için alternatif planlarını hazırlamaya başladı.* TMSF yetkilileri, 11 Mart'ta aldığı kararı Show TV çalışanlarına iletse de Hollanda - Türkiye maçının yayını sağlayacak ekipler Amsterdam'a gitti. Yayın ekibinin yanı sıra Show TV'nin çalışanları da Amsterdam'a giderek TMSF ile TFF arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçları beklemeye başladı.Sporx
Hollanda-Türkiye Maçını Alman Hakem Felix Brych Yönetecek
Hollanda - Türkiye maçının hakemi Almanya Futbol Federasyonu'ndan Felix Brych olduA Milli Futbol Takımı'nın 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'nda deplasmanda Hollanda ile yapacağı maçı Alman hakem Felix Brych yönetecek.UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, Amsterdam Arena'da 28 Mart Cumartesi günü TSİ 21.45'te başlayacak Hollanda-Türkiye maçında Felix Brych düdük çalacak.Karşılaşmada Brcyh'in yardımcılıklarını Almanya Futbol Federasyonu'ndan Mark Borsch ve Stefan Lupp yapacak. Alman Mike Pickel'in dördüncü hakem olarak görev alacağı maçın ilave yardımcı hakemleri ise Bastian Dankert ve Marco Fritz olacak.Haber Türk
Eşber Yağmurdereli: 'İlk Muhalif Tavrım Beşiktaşlı Olmaktı'
NEDEN EŞBER YAĞMURDERELİ?“Eski zamanlar tabii… Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum polise. Acıdan kıvranıyorum. Bi ara aklıma o gün oynanan Beşiktaş-Zonguldakspor maçı geliyor. ‘Maç kaç kaç bitti’ diye soruyorum iniltiyle. ‘1-1’ diyo polis. Sonra işkenceyi bırakıp ‘Sen Beşiktaşlı mısın’ diyor, ‘heralde’ diyorum. Beni tezgahtan indiriyor. Çay söylüyor. Karşılıklı çay içip, coşkuyla hakeme, futbolculara, takım yönetimine bir güzel saydırıyoruz. Sonra polis beni tekrar tezgaha alıyor. Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum.”EŞBER YAĞMURDERELİ KİMDİR?Yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum – Tortum’da dünyaya geldi. 1955 yılında görme yetisini yitirdi. 1963’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Arkadaşlarıyla “ Yeni Eylem ” adında bir dergi çıkardı. 1986 yılında bir yarışmada “Pek Firaklı Bir Dağ Masalı” adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandı.13 Mart 1978’de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi / Acilciler grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla tutuklandı. 1 Ağustos 1991’de “şartlı tahliye” yasasıyla ceza evinden çıktı. “Barış için 1 Milyon imza kampanyası”nın sözcülüğünü yaptı.8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği (İHD) mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum oldu. Daha önce, “şartlı tahliye” edildiği için 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi ve 1997 yılında 22,5 yıl hapis için tekrar ceza evine konuldu. Kamuoyunda oluşan büyük tepki sonucunda, 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. Karar, 16 Aralık’ta geri çekilince, 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı.HAYATIMIN İLK MUHALİF CÜMLESİNİ KURDUM “BEN BEŞİKTAŞLI OLDUM” DEDİMNasıl Beşiktaş taraftarı oldunuz?Ben Erzurum’da maçlara giderdim herhalde sanıyorum 8-9 yaşlarındaydım, bir Brezilya takımı gelmişti Fluminense takımı gelmişti, Beşiktaş’la maçı vardı ve benim dayı dediğim Nail abi beni aldı maça götürdü. O zamanlar Mithatpaşa’ydı, o zaman şimdiki İnönü Stadyumu’nun adı. Orada takımı izledim. Nail abi de anlatıyor “Baba Recep bu, Nazmi bu, Ercan bu” diye.Neyse Beşiktaş 2-1 yendi, çıktık vapurla gidiyoruz. Birden bire ben dedim, “Nail abi biliyor musun ben Beşiktaşlıyım” dedim. “Olamazsın”, dedi, “sen Fenerbahçelisin”. “Hayır” dedim, “ben Beşiktaşlıyım” O akşam yemeklerinde Fenerbahçe’nin konuşulduğu akşamlarda ben de bilip bilmeden Beşiktaş’ı dillendiriyordum, o şu anlama geliyordu: Oradan bir muhalif kimlik kazanıyorsunuz ve muhalif kimlik üzerinden bir söz hakkı kazanıyorsunuz ve sofrada yeriniz oluyor. Dolayı ile de muhalefet hem hoş bir iştir, hem de riskli bir iştir. Çoğunluk karşısında çoğunluğun genel geçer yargılarına ters bir şeyler savunuyorsunuz ama aynı zamanda farklılığınızı ortaya koymuş oluyorsunuz, deyim yerindeyse sürüden ayrıldığınız ortaya koyuyorsunuz. Bana dediklerinde “sen Fenerbahçelisin başka bir şey olamazsın”, ben de hayatımın ilk muhalif cümlesini kurdum. “Ben” dedim, “herkes gibi olmak istemiyorum, ben Beşiktaşlı oldum” dedim. Tabi zamanla bu muhalif kimliğin çok önemli bir katkısı oldu. Ben tam futbolu bilmiyorum ya, özelliklerini, şu bu, ben de bildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum annem kızıyordu “çocuğu ağlatacaksınız” diye kızıyordu.Ondan sonra anladım ki muhalif olduğum zaman sırf muhalif olmak yetmiyor. Muhalif kimliğin hakkını verecek şekilde bir birikime sahip olmanız lazım. O akşam yemeklerinden öğrendiğim şey budur: Muhalif olmanın hakkını verecek kadar bir bilgiye, bir birikime sahip olmanız ve onun ötesinde de bir cesarete ve yüreğe sahip olmanız gerekiyor. Sadece bilgi de yetmez çünkü cesaretle yürekle desteklenmeyen bilgi malumattır, sırf cesarete dayan bir muhaliflik de Don Kişotluktur, yani küçük düşersiniz. Dolayısıyla bu Beşiktaşlı kimlik ile diğer kimliğim birlikte yürüdü ve bugün de Beşiktaşlı olmaya devam ediyorum.“BİR ARAP ŞEYHİ, BİR RUS OLİGARKI BEŞİKTAŞ’I ALIRSA BEŞİKTAŞLI OLURMUYUM BİLMİYORUM”Sizin Beşiktaşlı olduğunuz dönemdeki futbol ile şimdiki futbol aynı mı peki?Tabi benim çocukluğumda mahalli kümeler vardı, amatör gruplar vardı, sadece İstanbul’da büyük kulüpler vardı. Tabi ben Erzurum’da doğup büyüdüğüm için Erzurum’da 12 Mart, Palandöken gibi takımlar vardı. Bunlar bir ligden ziyade kendi aralarında maçlar yaparlardı. Ayrıca ben ilkokuldayken kalede dururdum okul takımında, okul takımı dediğim öyle çayırda çimende oynardık futbol…Öyle futbolla bir ilgim var ama esas Beşiktaş’a gelince durum çok farklılaşıyor. Erzurum’da doğdum büyüdüm ama benim annem İstanbulluydu, İstanbul’da Çamlıca’da evimiz vardı. Yazları dört ay Çamlıca’da evimizde geçerdi ve teyzem vardı, onun çocukları vardı, dört tane benden büyük ki dayı derdim ben onlara, en küçüğü benden 10 yaş kadar daha büyüktü ve bütün Kadıköy’de olduğu gibi onlar da Fenerbahçeliydi. Dolayısı ile de özellikle yaz akşamları, akşam yemeğinde bir miktar hayat pahalılığı konuşulurdu, daha çok futbol konuşulurdu ve Fenerbahçe tam bir fenomendi evde.Akşam yemeklerinde eski İstanbul evlerinde sosyal etkinliktir, herkes gündüz işe gider, sabah herkes işe gitme saatine göre ayrı kahvaltı yapar, akşamları da eve gelinir ve futbol konuşulurdu. Ama o günkü Beşiktaş bu günkü Beşiktaş mı? Elbette öyle bir şey yok. Artık bir futbol endüstrisi var bu endüstrinin içinde insanlar alınıp satılıyorlar. Ucuza alıp pahalıya satmaya çalışıyorlar ya da pahalıya alıp ucuza satıyorlar. Kulüp oradan zarar ediyor ama kulübün egemenleri de menajer dahil, bu işe bulaşanlar dahil, o farktan sebepleniyorlar.Bu kapitalizmin kurallarından biri. Bir de Türkiye’de futbolu yönetenler futbol takımlarının marka değerinden onları destekleyen milyonlarca insanın gücünden yararlanmak için ve özellikle bu gücü diyelim müteahhitse müteahhitliğinde, siyasetse siyasetinde ceplerine koyuyorlar milyonları. Geliyorlar kulüplerin başkanları oluyorlar ve ortaya herkesin bildiği gibi bir futbol oligarşisi çıkıyor ve oligarşik durum futbolun özelliğine de yansıyor.Diyelim ki mesela benim Beşiktaş için endişem şudur. İngiltere’de Fransa’da bakıyorsunuz petrol oligarkları Rusyadaki Sovyetler sonrası Sovyetlerin varlığı sırasında bir bürokrat olarak yönettiği değerleri Sovyetler ortadan kalktığı gün hanelerine geçirip birden bire dünyanın en zengin oligarkları haline gelmiş milyar dolarların sahibi olan adamalar parayı bastırıp bir futbol takımını alıp bunu hem kendi prestiji için kullanması hem de bir ticari değer olarak kullanması. Hep şöyle düşünüyorum bir Arap şeyhi bir Rus oligarkı Beşiktaş’ı alırsa ben Beşiktaşlı olur muyum bilmiyorum yani (gülüyor).Taraftar bunun neresinde?Taraftar desteklediği takımla kendi arasında bir ilişki kurup, bu ilişki üzerinden ürettiği sloganlarla muhalif bir kimliğe dönüştüğü andan itibaren, egemenlerin şiddetiyle karşılaşıyor. Bunun örneklerini çok gördük. Tribünlerdeki muhalif unsurların, tribün önderleri veya kulübün yöneticileri tarafından polise ihbar edilmesi gibi.. Futbolla yatıp kalkan bir toplumun ve özellikle de dediğim gibi toplumun en alt sınıflarını oluşturan insanların zaman zaman bir araya geldiklerinde tribünde kendilerine ilişkin sloganları haykıracakları zaman karşılaşacakları bir devlet şiddeti vardır. Türkiye’de bu böyledir. Bunu engellemek için de futbolda şiddeti bertaraf edeceğiz falan diyerek Passolig gibi şeyler icat edilir. Bu tamamen yurttaşın bireyin devlet tarafından kayıt altına alınması meselesidir yani burada şiddetin önlenmesinden ziyade fişleme durumu vardır.“ONLAR İÇİN PARA BAŞKA YERDE DÖNÜYOR TARAFTAR GÖZDEN ÇIKARILABİLİR”Tribünün boş kalmasını istemiyorlar da makbul taraftar istiyorlar sanki.Taraftar olarak baktığımız zaman bir para ödeyip oraya giriyor. Aslında o para kulüp için çok önemli değil. O parayı kolaylıkla gözden çıkarabilir. Onlar için para başka yerlerde dönüyor geliyor. Dolayısıyla stadyumdaki taraftarı gözden çıkarabilir hatta hiç taraftar olmasa, futbol sanal ortamlarda oynanabilecek hale gelse diyelimki kulüplerin gelirleri sade televizyon, reklam bir havuzda karşılansa bundan hem egemenler hoşnut olur, hem de kulüp yönetimleri pek de zarara uğramaz.Dolayısıyla futbolu insansızlaştırmak, sadece bir seyir unsuru haline getirmek, onun bir toplumsal arka planı olduğunu yok saymak ki o toplumsal arka plan tribün üzerinden kurulur ve zaten onun dışında bir anlamı yoktur. Dolayısıyla tribünü her zaman silebilirler. Bakın zaten tribünde ki seyirci sayısı giderek düşüyor. Kapitalizmin bugünkü kriz çözüş yöntemi üretimde yan yana bulunan insanları dağıtmak. Dolayısı ile muhalefet odaklarını ortadan kaldırmak. İnsan tanımı bir müşteri tanımı, o da bir birey. İnsanı birey haline düşürüp etkisiz hale getirmek sistemin genel anlayışı muhalefeti bu şekilde dağıtmak olduğu için altmış yetmiş kişinin stadda bir slogan söylemeleri siyaset felsefesi açısından onları rahatsız ediyor. Tribün taraftarlığı bu nedenle istenen birşey değil.Ben de Beşiktaş Çarşı’nın mensubu olarak stad varken, şimdi stad tamirde ya, Beşiktaş’ta Şairler Parkı var. Orada toplanıyoruz beş altı saat önce. Yaşgünü olanın yaşgünü kutlanıyor orada, siyasi muhabbetler dahil her muhabbet oluyor. Ondan sonra birlikte stada gidiliyor. O grup içinde stada gitseniz şunu görürsünüz bir taraftan maç izleniyor ama tribünde bir sohbet ortamı doğuyor. Tamamen bir toplumsal ilişki var orada. Bu futbol dolayımı ile oluyor ama insanların toplu hareket etme, eğlenme ihtiyacını karşılıyor. Tribünde doksan dakika oturuluyorsa onun öncesinde sırasında muhabbet oluyor. Doksan dakika bittikten sonra semte gidiyorlar, kafelerde oturuyorlar ve maçın galibiyet mağlubiyet ötesinde maçın kendine özgü havası yaşanıyor.Bir kamusal alan orası tabi. İnsanların toplu muhalefet yapmasını engelleyecek ortamları ve imkanları ortadan kaldırmak ve buna bağlı olarak futbolu sistem içine tamamen alarak iktisadi anlamda onu küresel pazarın unsuru konumunda tutmak yani futbolu insansızlaştırmak. Robotlar üretseler Messi gibi Ronaldo gibi oynasalar onlar ve robotlar arası maçlar aynı heyecanı yaratsa futbolcu denen insan unsurunu da çıkartabilirler. 22 kişi yerine 22 robot koyabilirler.“FUTBOL HAYATININ BİTMESİNİ İSTEMİYORSA SOLCU OLDUĞUNU AÇIKLAMAZ”Peki zaten giderek robotlaşmıyorlar mı? Canları acımasına rağmen sahada koşturulmaları, o psikolojik baskı, o ağrı kesiciler…Etin kemiğin içindeler ama robotlaşmış gibiler. Diğer yandan basına açıklama yapmayacaksın, konuşmayacaksın gibi yasaklar…Kamusal ifade özgürlükleri yok neredeyse.Kendinizi futbolcu olarak düşündüğünüzde dizkapağınızın arkasındaki doku yırtılmasının televizyonda dizi gibi konuşulması insanı rahatsız edebilir. Konuşma yasağı falan kağıt üzerinde yazılmış şeyler değil, kapitalizm şöyle emreder: ne işle uğraşıyorsan o işle uğraş, başka şeylere kafa takma! Burada da öyle. Çok örnek vardır. 1970’lerde Metin Kurt futbolculara sendika kurun dediler, futbol hayatını bitirdiler. Çünkü şöyle diyordu biz Roma İmparatorluğu zamanındaki gladyatörler gibiyiz, insanlar bizim yaptığımız mücadele üzerinden kendilerini tatmin ediyorlar diyordu. Bugün böyle bir çıkış da yapılamaz, futbolcu pazarı köle pazarı gibi değeri artıyor, eksiliyor. Aklı başında bir futbolcu futbol hayatının bitmesini istemiyorsa mesela bugün solcu olduğunu açıklamaz.BİLİC BEŞİKTAŞ’I AVRUPA ŞAMPİYONU DA YAPSA O SÖZ KARA KAPLI DEFTERE YAZILMIŞTIRBilic söyledi ama?Bilic buradaki şeye tabi değil, Avrupa’da söylenir bu. Bilic başarısız olsa hemen gönderirlerdi o sözün üstüne. Şimdi bile hala göndermeye çalışıyorlar. Bilic Beşiktaş’ı Avrupa Şampiyonu da yapsa o söz kara kaplı deftere yazılmıştır. Türkiye gibi ülkede teknik direktörün sosyalizmden bahsetmesi ne demek. Lucescu bir iki bir şey söyledi, onun çalışma odasında Che’nin fotoğrafı var diye adamı göndermek için ellerinden geleni yaptılar. Bunun çalışma ruhsatı iptal edilmeli diye adamı en başarılı olduğu zamanda gönderdiler. Bir Hakan Şükür örneği var, o da siyasete girmedi onu aldılar oraya koydular. Futbolculuk eğitimi, kültürü insanlarda siyaset karşıtı bir düşünce dünyası yaratıyor.Çarşı Gezi’de çok sevildi, bunu nasıl yaptı?Beşiktaş Çarşı’yı kamuoyuna çıkartan sloganlarındaki toplumsal karşılıktır. Van depremi sonrası soyunmaları, atkılarını stada atmaları gibi…Futbolun mizahını ortaya çıkması daha doğrusu futbol üzerinden mizahı ortaya çıkartması toplumda karşılık görüyor. Mizah rahatsız ediyor toplumda karşılığı olan herşey bir muhalif karşı çıkış unsuru olarak görüldüğü için egemenlerce tepki görüyor. Davalarında cüppe giydim ama yargılamaya katılmadım. Savunmaları gerçekten mizah. Sanık, “Bizim hükümet yıkacak kadar gücümüz olsa Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” dedi. Bu bitiriyor zaten olayı.ÇARŞI SOLCU BİR GRUP DEĞİL, FARKLI SİYASİ GÖRÜŞTEN İNSANLAR VAR ARASINDASiz Beşiktaş maçlarını şimdi nerede izliyorsunuz?Benim yıllardır gittiğim Tophane’de nargileci var. Deplasman maçlarını orada izliyoruz. Öbür zamanlarda Beşiktaş stadyumunda maç yapıldığı günlerde maçtan dörtbeş saat önce Beşiktaş’ta toplanıp oradan yürüye yürüye stada gidiyorduk. Birlikte bizim bir grubumuz var. Beşiktaşlı olmayan arkadaşlarım da gelir muhabbete dahil olur. Galatasaraylı Fenerli arkadaşlarım maçtan önce Şairler Parkı’na gelirler. Sloganları Park’ta tespit ediyoruz. Kollektif bir olay o. Mesela Beşiktaş Liverpool’a 8-0 yenilmişti . O zaman “Çarşı 9’a Karşı” demiştik (gülüyor) Bira içilirken yazdığımız slogan “Türkiye’de iki büyük var, biri Beşiktaş diğeri Büyük Rakı”. Şimdi bu sloganlar var ama oraya giden herkesi içki içiyor sanılmasın. İçimizde inanç sahipleri var. Toplumsal bir yan yana geliş var Beşiktaş Çarşı’da. Çarşı solcu bir grup değil, farklı siyasi görüşten insanlar var.GÜNDÜZ KOĞUŞTA TELEFON ÇIKARTMIYORUZ SAKLIYORUZ. ARADIM TRT’Yİ “MAÇ NE OLDU” DEDİM, “SORMA ABİ YA” DEDİ. BEŞİKTAŞ YENİLMİŞ MAÇ BİTMİŞ O ANDAHapishanedeyken nasıl takip ediyordunuz?Radyo varsa radyodan takip ediyorduk. Radyoda maç izliyoruz. Spiker maç anlatıyor. Beşiktaş mağlup birkaç dakika var maçın bitmesine ama abim, havalardan başladı, Afrika’daki safariye geçti, oradan Veliefendi çayırında at yarışlarının yapıldığı yerdeki piknikleri anlattı geçmişteki, yani maçtan koptuk. Ben de (gülüyor) gündüz koğuşta telefonu çıkartmıyoruz, saklıyoruz. Aradım TRT’yi “maç ne oldu” dedim, “sorma abi ya“dedi. Beşiktaş yenilmiş, maç bitmiş o anda. Telefonla öğrendik maç sonucunu.En beğendiğiniz radyo spikeri kimdir?Halit Ağabeydir, Halit Kıvanç. İki cümlesinden biri mizahtır. Onun için sanki öyle iyi anlatanlar vardır ki sanki sahnede stand up izliyormuşsunuz gibi. Sahada gördükleri onu tahrik eder. Mizaha doğru yönlendirir. O zaman çok daha keyif alırsınız gol yeseniz de keyif alırsınız. Takımınız gol yediğinde öyle bir cümle kurar ki olayın acısı azalır.PENALTI ATARKEN ADAM SIRTINI DÖNÜYOR GÖRMEMEK İÇİN KAÇIRIRLAR DİYE KALEYE FALAN BAKMIYORLARStadyumdaki maçlar?Stadyumda engelliler için bir yer ayrılmış durumda. Görme engelli veya yürüme engelli kişi bir arada oluyor. Senin yanındaki farklı rakip takımdan ise bu bir tepkiye yol açabiliyor. Stadyuma gittiğim zaman ben radyomla gidiyorum maça. Radyodan izliyorum tribünden maçı. Televizyondan deplasman maçlarını izlerken spiker ayrıntılı anlatmıyor, radyomla izliyorum. Radyo 15-20 saniye önce söylüyor. Televizyonda görüntü geç geliyor. Bir akın başlamış mesela, ben “go”l diyorum. Arkadaşlar benden 15-20 saniye sonra seyrediyor. Akın oluyor, tam gollük pozisyon..Top kornere gidiyor, ben “out” diyorum. “Yahu bir sabret” diyorlar. O yüzden pek benimle maç seyretmeyi sevmiyorlar. Televizyon geç veriyor radyodan. Ben de filmin sonunu söylememek için artık çaktırmıyorum, saygı duyuyorum televizyondan izleyenlere. Penaltı atarken adam sırtını dönüyor görmemek için kaçırırlar diye kaleye falan bakmıyorlar (gülüyor)Nasıl bir futbol seyircisiniz, sakin mi coşkulu mu?Benim tepkilerim falan öyle fevri değildir. Gol olunca “gol” diyorum, “attılar” diyorum, “tüh” diyorum, “gol yedik” diyorum. Zaman zaman biraz tepki küfre kaçabiliyor (gülüyor) Futbol taraftarlığı fanatizme kadar götürülmesi gereken bir şey değil tabi deseler ki bu adam fenerli onunla konuşmaz gibi. Başka bir takım taraftarına dost olmak istemez. Bu peşin yargıdır. Bu futbolun haddini aşan durumlar. Ben de, biz de, benim çevrem de böyle değil.O GOL, DESELERDİ Kİ MAÇ BU ŞEKİLDE BİTECEK ONA KARŞILIK HAYATIMDAN BİRKAÇ YIL ALSALAR VERİRİDİM YANİ O BİRKAÇ SAAT GEÇSİN DİYEUnutamadığınız bir galibiyet, gol var mı?İlk Milli Lig kuruldu. Yatılı okulda okuyorum. Okulda bir radyo var. Daha doğrusu bir salon var, eğlence salonu gibi. Orada bir hoparlör var, müdürün odasından radyoyu veriyorlar. Bir de okuduğum okulda tek Beşiktaşlı bendim. Beşiktaş’ın da en kötü yıllarıydı. Fener’in 7-0 yendiği falan olmuştu. Çok rahatsız ediyorlardı yatakhanede. Herkes bana yükleniyordu. Ondan sonraki sene Beşiktaş şampiyon oldu. Şenol Birol vardı, “Şenol Birol, Gol” diye slogan vardı. Fenerbahçe maçı var. Maçın 16. dakikasında Arif gol attı. Okul sessizliğe büründü. Birlikte oyun salonunda izliyoruz. Fenerbahçe akın falan yapıyor. Dayanamadım, en alt katta kalorifer dairesine indim. Arada saate bakıyorum ama biliyorum Fener bir gol atsa okul yıkılacak, o dört katlı bina yıkılacak. Saate baktım, maçın bitmesi lazım, kimsede çıt yok. Maç bir sıfır bitmiş. 59 ya da 60 yılı. Ondan sonra o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Var ya okulun tek kralı bendim. Kimseyi konuşturmuyorum. O gol deseler ki maç bu şekilde bitecek deseler ona karşılık hayatımdan birkaç yıl alsalar verirdim yani o birkaç saat geçsin diye.Kaynak: Arat Saadetyan/vivaspor
"Hacıosmanoğlu Bir An Önce Bırakıp Gitsin"
Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener, Bordo-Mavili kulüple ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Yönetimi çok ağır sözlerle eleştiren Trabzonspor eski başkanı Sadri Şener, UEFA'dan gelebilecek ceza hakkında da konuştu. İşte o sözler...'İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Yargıtay kararından sonra bırakması lazım. Çünkü kayyum gelir. Kayyum gelirse de polis nezaretinde dışarı çıkarılır. Kayyum gelecek 45 günde seçim yapılacak. Ben olsaydım Hacıosmanoğlu yerinde çoktan seçim kararı alırdım. Çünkü seçim kararı almazsan devlet seni alır koyar kenara. Bir an önce bırakıp gitsinler de geri kalanlar da bu işi toparlamaya çalışsın. Toparlayabilirlerse tabiki. Ama hayal edemeyecekleri bir makam gördükleri için bir gün daha durmak istiyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla bunlar ahiretten izinli gelmiş tipler hepsi! Constant konusunda biri kandırmıştır bunları. Bu transferden paraları kazanan kazanmıştır. O bonservise bu transfer olur mu? UEFA Mali Fair Play kuralına takılırız. Ceza ihtimali olabilir. Erkan Zengin'i havaya sokarsan verim alamazsın. Bence artık transfere ihtiyaç yok. Akla ihtiyaç var. Transferleri Ersun Yanal yapmadı. Hala takımı istediği tarza sokmaya çalışıyor. Yani takımla uğraşıyor. Ersun hocayla bende çalıştım. Burada sorun hoca değil, yönetim sorunu var.'Eurosport
Reklam