Fazla Uzak Kalamadılar
Bir dargın bir barışık âşıklar, Justin Bieber ve Selena Gomez yeniden bir arada. Hafta sonunu beraber geçiren genç âşıkların dilinden sevgi sözcükleri eksik olmuyor. Çifte yakın bir kaynaktan alınan bilgiye göre, bir saniye olsun ayrı kalamayan çiftin ilişkisi bu sefer kalıcı olacak. Dedikodu sitesi TMZ’de çıkan habere göre, ikili yeniden birbirine erkek ve kız arkadaş gözüyle bakmaya başladı. İlk olarak 2010 yılında birlikte olmaya başlayan Biebs ve Gomez, geçen hafta Çarşamba günü ‘İncil Okuma Günü’nde samimi bir şekilde görüntülenmiş, mekanı da süper lüks arabalarına binip, arka arkaya terk etmişlerdi. Justin’in yakın bir arkadaşının söylediğine göre, Bieber, Selena’yla arasındaki bağın kırılmaz olduığunu ve Selena’nın kendisini her zaman seveceğini düşünüyor.
'Basına Hiçbir Demecim Olmamıştır, Hepsi Asılsızdır'
Kürt şarkıcı Rojin, HDP lideri Selahattin Demirtaş'a atfen medyada yer alan haberlerin doğruyu yansıtmadığını açıkladı Kürt şarkıcı Rojin Twitter hesabından yaptığı açıklamada bugün basında yer alan ve Selahattin Demirtaş 'a yönelik söylediği iddia edilen sözler için 'Twitter ve facebook'a yazdıklarım dışında basına hiçbir demecim olmamiştir hepsi asılsizdır!!!' dedi. Demokrathaber.net'in haberine göre, Türkiye gazetesinden Fuat Uğur 'un haberine göre Rojin, Van'daki konserinde karşı karşıya kaldığı bazı tepkiler nedeniyle Selahattin Demirtaş'ı aramış ve yardım istemiş ancak 'Tabanda senin AK Parti'li olduğuna dönük bir algı var' yanıtını almıştı. Rojin, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, medyaya hiçbir demeci olmadığını belirterek, kendisine ait sosyal medya hesapları dışında bir açıklaması yapmadığını söyledi. Ünlü şarkıcının sosyal medya hesaplarından yapılan duyurularda ise Fuat Uğur'un haberindeki iddialar yer almıyor. HDP'den Türkiye gazetesine kınama HDP Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada da şöyle denildi: “Bugün Türkiye Gazetesi’nde Fuat Uğur imzasıyla yayınlanan bir haberde sanatçı Sayın Rojin'e aften Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş'a yönelik hakaret içerikli, suçlayıcı, gerçek dışı bir takım ifadeler kullanılmıştır. Haberdeki ifadeler tümüyle gerçek dışıdır. Söz konusu haber bizzat ilgilisi tarafından Twitter hesabından yapılan 'Basına hiç bir demecim olmamıştır hepsi asılsızdır' şeklindeki açıklamayla da tekzip edilmiştir. Asılsız haber yapmak basın meslek etik kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Eş Genel Başkanımız hakkında gerçek dışı haber yapan ilgili muhabiri ve bu haberi doğruymuş gibi yayınlayan Türkiye Gazetesi'ni kınıyor ve haberlerini derhal düzeltmeye çağırıyoruz. “ T24
Beren Saat'ten Tatil Pozu
Geçtiğimiz günlerde Los Angeles'ta evlenen Beren Saat ve Kenan Doğulu, Bodrum'da tatildeGeçen ay Amerika’da evlenen Beren Saat ve Kenan Doğulu , Türkiye’ye döner dönmez soluğu Bodrum’da aldı. Temmuz sonunda Amerika’nın Los Angeles’ta evlenen Beren Saat ve Kenan Doğulu, Türkiye’ye geçtiğimiz cuma günü döndü. Havaalanında fotoğraflarını çeken basın mensuplarının sorularına “Çok mutluyuz ve çok keyifliyiz” diyen yanıt veren çift, evlerine yerleşmeden önce Bodrum’a gitti. Türkübükü Hebilköy’de bulunan Voyage Otel’e gelen Kenan Doğulu ve Beren Saat uçaktan iner inmez otele yerleşip, deniz kıyısına indi. Yeni evli çift bol bol denize girip güneşin tadını çıkardı... Kenan Doğulu, Halikarnas’ın 35'inci yıl kutlamalarında sahne aldıktan sonra tekrar İstanbul’a dönecek. Ozan Doğulu ’nun kızı Arya ile locada vakit geçiren Beren Saat, minik kızla verdiği pozu da Instagram sayfasındaki takipçileriyle paylaştı. Saat’in fotoğrafı, kısa sürede 15 bini aşkın beğeni aldı.T24
Robin Willams'ı 1 Dakikalığına Anmak
İntiharından sonra birçok sinemaseveri yasa boğan ünlü yıldız Robin Willams’ı anmak için filmlerinden karelerle oluşturulan 1 dakikalık video sizi hüzne boğacak.
Reklam
Sezen Aksu'dan 7 Rakı Masası Şarkısı
Sezen Aksu’nun en ünlü albümlerinden Sen Ağlama’nın içinde yer alan ve Onno Tunç’un muhteşem aranjesiyle kalplerde yer edinen şarkı her dinleyişte aynı etkiyle titretmiyor mu içimizi? Haydi bir kadeh daha…
Dünyanın En Berrak Suya Sahip 10 Sahili
Büyük Okyanus'taki Fransız Polinezyası'nın parçası olan Bora Bora adaları, egzotik tatil deyince akla gelen ilk yerlerden biri. Bembeyaz kumsalı ve sahil boyunca uzanan Hindistan cevizi ağaçlarıyla adeta cennetten bir köşe...
Reklam
İstanbul'dan Motor ile Günübirlik Gidilebilecek 16 Cennet
İstanbul, yoğun şehir hayatı, işimiz ve koşturmacalı günlerimiz ile bizi zaman zaman bunaltıyor. Motorunuz ile birlikte, en fazla iki saat uzaklıkta olan cennet parçalarını merak edenler için harika bir liste hazırladık. Trafiğe takılmadan ve gündoğumuna doğru rüzgar eşliğinde gidebileceğiniz bu yerleri görmeden bu dünyadan gitmeyin. :)
Manchester United'ın 7 Numara Efsaneleri
Her futbolcunu formasını giymek istediği bir kulüptür Manchester United. Peki ya ManU'lu oyuncuların giymek istediği forma hangisidir? Bu sorunun cevabı tabiki United tribünlerinin, Sir Alex Ferguson'un ve hatta o formayı giymemiş olanların bile favorisi olan 7 numaradır.
'Gazete Yöneticilerinin Yazıyı Basmama Hakkı da Vardır, Aksini Düşünen Geri Zekâlıdır'
Hürriyet'te yazısı yayımlanmayan Özdil’in, gazete yönetimi-yazar ilişkileri hakkındaki düşünceleriYılmaz Özdil , yazısının Hürriyet’te yayımlanmamasının ardından gazeteden ayrılması tartışılırken, 2010 yılında Ayşe Arman ’a verdiği röportaj tekrar gündeme geldi. Özdil, röportajda “Ben yazarım, basar değilim. Basma kararı, yöneticime ait. Bak bu mevzu gelmişken anlatayım, gazete yöneticilerinin herhangi bir yazarı işe alma hakkı olduğu gibi, işten çıkarma hakkı da vardır, yazıyı basma hakkı olduğu gibi, basmama hakkı da vardır. Aksini iddia eden, geri zekalıdır. Ya da gitsin, kendisine matbaa kursun. Patronlar muhabire para vereceğine, yazarlara para vere vere, yazarların egosu patladı' görüşünü dile getiriyor. Yılmaz Özdil Arman'a Konuştu! 'Son zamanların, en tavan yapan yazarı o bence. Her gün inanılmaz yazılar yazıyor, pardon döktürüyor!' Bu ay Elele’ye Yılmaz Özdil röportajı yaptım. 9 sayfa. Çevir çevir bitmez. Ama aklım çıkıyor, göremeyeceksiniz diye. En iyisi, işi sağlama alıp hatırlatmak. Gidin bir Elele alın, sakın kaçırmayın. Fotoğrafları Mehmet Turgut çekti, olağanüstü oldu. İşte size röportaj... Tek başına muhalefet partisi Geçenlerde bir dergi, “Bu aralar, Türkiye’deki en karizmatik adam kim sizce?” dedi. Düşündüm, bulamadım. “Beni pas geçin” dedim. Ve hayatıma devam ettim. Sonra fark ettim ki. Var benim için de karizmatik biri: Yılmaz Özdil. Son zamanların, en tavan yapan yazarı o bence. Her gün inanılmaz yazılar yazıyor, pardon döktürüyor! Bazen bildiğimiz ama fark edemediğimiz, bazen de bilmediğimiz şeyleri gözümüzün önüne getiriyor. İnce bir zekayla yapıyor. Boş sallamıyor. Hep donelere, verilere dayanıyor. Bir ağız isali hali yok yani. “Nerede belgesi?” desen, “Aha burada!” diyecek. Ve cesur. Çok cesur. Onlardan çok kalmadı artık... Ama galiba beni en çok etkileyen, bu kadar çok konuşulmasına, okunmasına rağmen, içinde egosunu ayarlayan bir regülatörün olması. Tek başına bir muhalefet partisi gibi o. Ama “Şu küçük dağları ben yarattım” edasıyla dolanmıyor ortalıkta. Bu haline bayılıyorum. Aslında herkesin birbirinin gözünü oyduğu bir ortamda, Uğur Dündar’la olan ilişkisine de bayılıyorum. Ona duyduğu saygıya, bağlılığa. Her zaman eşi Hülya’dan aşkla söz etmesine. Ailesine verdiği değere. Bence nesli tükenen adamlardan... Geçtiğimiz günlerde, bir gün yazmayınca ödüm koptu. “Aman Allah’ım yoksa” dedim. Ve onu aradım, Elele için röportaj sözü aldım. Buyurun buradan okuyun... Deli misiniz, divane misiniz, size gelen bütün mailleri yanıtlıyormuşsunuz... Süs olsun diye koymuyorlar o mail adresinleri. Yazar değilim, okur-yazar’ım, evet yanıtlıyorum. Bir sakıncası mı var... Yoo da, nasıl vakit buluyorsunuz? Cevaplamayanlar, vakit olmadığı için mi cevaplamıyormuş! İyi de gerekçesi nedir? Merhaba diyene, merhaba demez misin? Yüzünü mü çevirirsin? Okur, vakit ayırmış, görüşünü iletmiş, en azından bir teşekkür cevabı anormal mi? Yok değil, şahane! Devleştiniz siz. Ve aslında Bekir Coşkun’dan sonra, daha da devleştiniz. Sizin “Yok canım” diye cevap vereceğinizi biliyorum ama ben öyle görüyorum. Siz kendinizi nasıl görüyorsunuz? İyiyim Allah’a şükür, sağlığım yerinde... Siz, Beyaz Türklerin mi temsilcisisiniz? “Beyaz Türk” diye bir şey yok. Eğitimli, seçkin halk çocukları var. Kendini Beyaz Türk zannedenler, sonradan para kazanıp, golfe başlayanlar. Dünyadaki en iyi golfçü de “zenci” iyi mi! O zaman Ege’de Trakya’da mahallede, kahvede oturanların mı temsilcisisiniz... Okeye dördüncü lazım olduğunda çağırıyorlar, katılıyorum bazen aralarına! Ben kendi temsilcim gibi de hissediyorum sizi. “Yaşasın biri, geniş kitlelere sesimi duyuruyor!” diyorum. Buna ne diyeceksiniz? Okey biliyor musun? Referandumda beklentiniz neydi? “Evet.” Tarhan Erdem’in anketini gördüğünüzde, inandınız mı, inanmadınız mı? Ben daha çok Selçuk Erdem’i okuyorum! Peki hayal kırıklığı ne ölçüde oldu? Hayal kırıklığı yaşamadım, inan. Titanic filmi gibiydi benim için, başlarken sonunu biliyordum zaten. Neticede güvertedeki zenginler kurtuldu, ambardakiler sizlere ömür! Kendinizi yenilmiş gibi hissetmiyorsunuz yani... Bir reyim vardı, hayır verdim, 1-0 galibim. Şu ana kadar beni yenebilen parti olmadı! “Biz”, azınlık mı olduk artık? Din değiştirme maddesi yoktu referandumda, dolayısıyla Lozan’a göre hala azınlık değiliz Allah’a şükür! Sokma akıllarına, onu da yaparlar! Bu sonucu nasıl değerlendiriyorsunuz, Türkiye nereye gidecek? Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldız var, 17’ye bağlarız! İçkili sanat galerisi açılışlarına, eli sopalı baskınlar yaygınlaşacak mı? İçkili sanat galerilerinin ne kadar yaygınlaşacağına bağlı... Peki o zaman, var olan bu tehlikeyi “Evet” diyen liberaller, neden göremiyor? En zeki siz misiniz? Siz görüyorsunuz da, onlar göremiyor mu? Liberal olmak için zeka şartı mı var? Marks, liberal miydi? O liberaller için ne düşünüyorsunuz? Bir cümleyle onları nasıl tanımlarsınız... Bir kelime yeter: Liboş. Bekir Coşkun’un gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Elimizden alınan Türk kahvesi o... Hükümetin baskısı sonucu gönderildiğine inanıyor musunuz? Hükümet baskı yapmaz, aksine baskı yapılmasın ister, o yüzden basılmıyor artık yazıları! Emin Çölaşan gitti, Bekir Coşkun gitti, üçüncü isim olarak siz kaldınız. Siz korkmuyor musunuz? “Sıra bana da geldi” diye düşünmüyor musunuz? Sırayla mı bu işler? Bekir Coşkun, onun Hürriyet’teki yerini şahane bir şekilde doldurdunuz diye size sinir olmamış mıdır? Vereyim telefonunu, aç sor... Okur için, Bekir Coşkun’un gitmesi, sizin gelmeniz bir şey fark etmez mi? Logolar, yazarların üstündedir. Yazılarınızda bir sürü arşiv bilgisi var, olay var, tarih var, rakam var. Bu verilere nasıl ulaşıyorsunuz? Gazeteci tanıdıklarım var! Siz, bir arşiv faresi misiniz? Hangi arşivi kullanıyorsunuz? Hürriyet okyanus gibi. Yeter ki yüzmeyi bil. Sizin beyniniz nasıl çalışıyor? Olaylara nasıl yaklaşıyorsunuz? Önünüze bir şey gelince, önce duygularınız mı, aklınız mı harekete geçiyor? Bizim ahali, lafı kıçından anlar, o yüzden tersinden yaklaşıyorum... Yazılarınızda hem mantık hem duygu var. Ve aynı oranda. Nasıl başarıyorsunuz... Dedim ya, oran’ı oram’dan ölçüyorum! Sizce IQ’nuz mu EQ’nuz mu yüksek? “Ya biri düşükse?” diye korkuyorum, ölçtürmüyorum. Ne yaparım ben sonra? Yazar olarak her geçen gün daha da yükseliyorsunuz ama hep “low profile” duruyorsunuz. Hiçbir şey yapmıyormuş gibi. Bunu nasıl beceriyorsunuz? Ego başka şey, megolo başka çünkü... Sizin egonuz yok mu? Var. Saklıyor musunuz? Yooo. En büyük egolular en alçak gönüllülerden çıkıyormuş. Doğru mu? Bak ben sana söyleyeyim: En büyük egoluların, alçak olduğu doğru! Siz bu toplumu her geçen gün biraz daha fethediyorsunuz ve bu toplum da size güvenip, önemli sorumluluklar yüklüyor. Bunun sonuçlarından korkmuyor musunuz? A) Popülist olarak değerlendirilmekten B) İktidarın tepkisi çekmekten, hapse girmekten, işsiz kalmaktan, dışlanmaktan C) Taşıyamayacağınız bir yükün altına girmekten, ailenizin başını belaya sokmaktan... Popül’üm; bana popülist diyenler farkında değil ama, onlar da popül! Hapse girdim, işsiz kaldım, hayatın sonu değil, dışlanmadım hiç, arkadaşlarım var benim, gerekirse hayatlarını tehlikeye atarlar, kardeşliğimizden vazgeçmezler, taşıyamadığım yükü taşımam, bırakırım, ailem desen, başları zaten benle belada... Farkında mısınız böyle bir misyona doğru gittiğinizin... Misyon filan yok. Biri size demiyor mu, “Yılmaz yeter yazma!” diye. Size, “Dur” diyen kimse yok mu? Ayşeciğim, senin hakikaten sinirlerin bozulmuş! Büyük resme bakınca, medyada muhalefet bitti mi? Bütün basın, iktidarın mı? Pravda bile başaramadı o işi! İşinize son verilirse, B planınız nedir? Zeytin yetiştirmek mi istersiniz mesela. Yoksa Sözcü’de mi yazarsınız? Devlet Planlama Teşkilatı’na danışırım! Elinizde bir televizyon var. Neden bu fikirlerinizi orada duyamıyoruz? Elimde televizyon yok, ama senin elinde kumanda aleti var, beğenmiyorsan zapla. Dürüstlüğü konusunda kuşku olmayan Uğur Dündar’a karşı bile suçlamalar da bulundular. Ne hissettiniz? Bunlar sizi nasıl etkiliyor? Gülüyoruz çok. Uğur Dündar’la toplantımıza gir, çenen yırtılır kahkahadan. Şaka değil, gel bir gün, yazarsın belki... Siz, gelişmeleri nasıl görüyorsunuz? Tehlike var mı? Var, hakikaten yırtılır çenen! Bir İzmirli olarak, Sezen’in “Evet” deme hakkı olmadığını mı düşünüyorsunuz? İzmirli değil, Kastamonulu da olsam, Artvinli de olsam, “evet” deme hakkı olduğunu düşünüyorum. İzmirlilikle alakalı bir mesele değil bu. Hasan Mutlucan olma meselesi... İzmir’e ihanet mi etti? Yoksa “Evet” oyunu ilan etmesi miydi kötü olan? Güfteleri, besteleri ve sesi güçlü olduğu için seviyoruz onu, güçlünün yanında yer aldığı için değil... Sezen’in neden böyle davrandığını düşünüyorsunuz? Etkileniyor mu? Kimlerden? İşte o haddime değil, bilemem. Sokağın tabelasının yere atılması ayıp değil mi? Öyle bir sokak ismi yok. Çakma. Var diyen, çıkarıp belediye meclis kararını göstersin. Bence o iktidar yalakası olabilecek bir kadın değil. Sizce öyle mi? O yüzden mi “Evet” dedi? Ya da menfaat mı elde etmek istedi? İşte bu ayıp. Asla böyle bir düşünce içinde olamaz. O kadar severim ki Sezen Aksu’yu, kendisi hakkında bu tür düşüncelerin oluşmasına sebep olduğu için çok kızıyorum ona... Annenizi bazen yazılarınıza sokuşturuyorsunuz. Benim çok hoşuma gidiyor. Onun da gidiyor mudur? Hoş kadındır çünkü. Dünyada, yanağında kaşıkçı elması gibi şark çıbanı taşıyan tek Giritli, benim anamdır. Üşenmezsem romanını yazacağım: Hanya’yı da Konya’yı da gördü Nadide. Karınız, herhangi bir yerde “Ben Yılmaz Özdil’in eşiyim” demiş midir? Demez, “LeBron James’in eşiyim” der. Şaka bir yana, asla bu tür şeyleri sevmez Hülya. Yılmaz Özdil’siniz diye indirim yapılsa, kabul eder misiniz? Etmem, hiç etmedim. Bazen istemediğim halde yapıyorlar, teşekkür için çiçek miçek gönderince daha pahalıya geliyor. Ne kadar maçosunuz? “Karıma yan bakana kafa atarım!” demiştiniz... Atarım. “Aman çok zarif beyefendi!” desinler diye, karımıza laf mı attıralım? Yazılarınızdaki incelik, hayattaki davranışlarınızda da gözlenir mi? Bence, “Yazı ince bir zekanın ürünü olsun, insanları etkilesin” diye çok uğraşıyorsunuz, çok da iyi yapıyorsunuz. Gündelik hayatınızda da böyle bir özeniniz var mı? Yok. Doktor Jekyll’ım ben. Gündelik hayatımda Mister Hyde oluyorum. Hava kararınca da, Karındeşen Jack’im. Delirtme insanı Ayşe! Siz bağırır çağırır mısınız kanalın ortasında? Azarlar mısınız insanları? Bağırırım. Örgü örelim diye maaş vermiyorlar bize, iş başarılı olmalı. Mide kanaması geçiren mesai arkadaşım çok. Ama bana kırgın veya küs olan mesai arkadaşım yok. İnsanları utandırır mısınız? Siz ne zaman utanırsınız? Yozlaşan toplumda, hala yüzü kızarabilen arkadaşları seçip, çalışmayı yeğleriz biz. Mesai arkadaşı seçiminde böyle tercihlerde bulunmasaydık, utanırdım. “Keşke öyle yapmasaydım” der misiniz sık sık? Hiç olmadı. Olursa, özür dilerim. Herkesin hayatta kendini beğendirmeye çalıştığı bir esas insan vardır. Sizin kim? Çabalar nafile. Busundur, beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez. Zaaflarınız neler? İşimi iyi yapmaya gayret etmek zaafımdır benim. Yoruyor insanı. Hayatından çalıyor. Kendinizden memnun olmadığınız yanlar... Gazeteci olmak istemezdim. Dinç Bilgin’e ihanet ettiğinizi düşünüyor musunuz? Öyle şeyler söyleniyor ortalıkta. O güya sizi okutmuş, eğitim masraflarınızı yüklenmiş, ama siz o zayıf durumdayken cezaevinden hastaneye çıktığında, fotoğraflarını yayınlamışsınız. Doğru mu? Babam, Dinç Bilgin’in yanında çalıştı, maaş aldı, o maaşla okudum. Personeline hakkını veren işveren, kutsaldır bizim aile için. Dinç Bilgin, Cem Uzan, Turgay Ciner patronlarımdı, şimdi Aydın Doğan patronum. Patronlarım bana işimi yapmam için maaş veriyor. Dinç Bilgin’in hastane fotoğrafı haberdi, kullandım. Babam olsaydı, gene kullanırdım. Sizi attırmak için uğraşmıyor mudur Başbakan? Başbakan sever beni. Valla mı? Valla. “Bu yazını basamayacağız Yılmazcım” dediklerinde ne dersiniz? “Siz bilirsiniz” derim. Ben yazarım, basar değilim. Basma kararı, yöneticime ait. Bak bu mevzu gelmişken anlatayım, gazete yöneticilerinin herhangi bir yazarı işe alma hakkı olduğu gibi, işten çıkarma hakkı da vardır, yazıyı basma hakkı olduğu gibi, basmama hakkı da vardır. Aksini iddia eden, geri zekalıdır. Ya da gitsin, kendisine matbaa kursun. Patronlar muhabire para vereceğine, yazarlara para vere vere, yazarların egosu patladı. Hiç okunmayan ama patronun vicdanını sömürüp, orada kalmayı başaran, “operadaki hayalet” gibi gazete koridorlarında dolaşan tipler var. Zincirlikuyu, “Ben gidersem burası batar!” diyenlerle dolu... Başucunuzda ne durur? Kitap. Cep telefonu. Bu aralar ne okuyorsunuz? John Lloyd-John Mitchinson, Şakir Eczacıbaşı, Adnan Nur Baykal, Andre Gide. Nokia.
Reklam
Şahan Gökbakar | Kalbimin Tek Sahibine
etiket
Ünlü komedyen Şahan Gökbakar, İrem Derici'nin 'Kalbimin Tek Sahibine' adlı şarkısını biraz farklı bir şekilde yorumladı. İşte Gökbakar'ın yayınladığı o video...
Brad Pitt'e Sevişmeyi Yasakladı!
Angelina Jolie Brad Pitt'e sevişme yasağı getirdi. Brad Pitt eşi Angelina Jolie dışında hiçbir sanatçı ile sevişme sahnesinin yer aldığı filmde oynayamayacak. Europress ajansında yer alan haberde, Jolie’nin, Mr. & Mrs. Smith filminde Brad Pitt’in Jennifer Aniston ile beraberken kendisine aşık olma olayının aynısının kendi başına gelmesinden korktuğunu ileri sürdü. EN SON CATE BLUNCHETT İLE SEVİŞMİŞTİ Bu endişe ile Brad Pitt’in en son sevişme sahnesinin “Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi” filminde yaşandığını hatırlatan ajans, o tarihten bu yana yakışıklı aktörün cesur aşk sahnelerin yaşandığı sahneye rastlanmadığını vurguladı. Brad Pitt bu filmde en son Cate Blunchett ile sevişmişti. Vatan
Reklam
Nike'dan Dünyanın İlk Tam Dokunmatik, Hareket Sensörlü Basketbol Sahası
Ünlü spor giyim markası Nike, genç basketbolseverler için Çin’de gerçekleştirdiği etkinlikte dünyanın ilk tam dokunmatik, hareket sensör destekli ve LED görselleştirme teknolojisine sahip sahasını inşaa ederek hayranlık uyandıran bir çalışmaya imza attı. Nike Rise kapsamında Lakers’ın yıldız oyuncusu Kobe Bryant ile genç yeteneklere eğitim veren firma, Şanghay’daki etkinliği daha dinamik ve keyifli hale getirmek için sıra dışı bir yol seçti. House of Mamba sahasının zeminini dokunmaya duyarlı ekranlarla kaplayan Nike, ek olarak entegre hareket sensörleri ve LED teknolojisiyle yaratıcılığın sınırlarını zorladı. Her bir oyuncunun saha içerisindeki hareketlerini anlık şekilde takip eden sistem, oyuncu performanslarını istatiksel olarak kayıt altına alırken; oyuncular ise interaktif çemberlerle işaretleniyor. Tamamen dijital altyapıya sahip olan saha diğer taraftan müsabakalarda etkin bir reklam aracına dönüşerek sunduğu görsel şölenle izleyicilerin beğenisini kazanıyor. Genel itibariyle bilgisayar oyununu gerçek hayata taşıyan Nike, böylelikle farkını bir kez daha ortaya koymayı başarıyor.teknolojioku
Reklam
Yeni Başlayan Jennifer Lawrence ve Chris Martin Birlikteliği
X-Men'den tanıdığımız Nicholas Hoult ile olan ilişkisini yeni bitiren Jennifer Lawrence ve Gwyneth Paltrow ile on yıldan fazla süren ilişkisini karşılıklı bir şekilde geçtiğimiz haftalarda sonlandıran Chris Martin , ünlü haber sitesi E! New'in haberine göre haziran ayının sonlarından beri birlikteler.Sitenin verdiği bilgilere göre çiftin yakın arkadaşları bu söylentiyi doğruluyor ancak çiftten şuana kadar birliktelikleri ile ilgili bir yanıt gelmedi. Söylentiler doğru mudur zamanla göreceğiz fakat doğru ise süper bir çiftle karşı karşıyayız değil mi?kaynak:http://uk.eonline.com/news/569837/jennifer-lawrence-and-chris-martin-are-seeing-each-other
Juventus Semih Kaya İçin Geliyor
Galatasaray savunmasının temel direği Semih Kaya'nın dünyaca ünlü İtalyan devinin yakın takibinde olduğu iddia edildi.Üçüncü Fatih Terim döneminde kazanılan iki şampiyonluğun yanı sıra İmparator'un Galatasaray ve Türk futboluna armağan ettiği Semih Kaya devlerin radarında... Galatasaray'da sergilediği başarılı performansla çok sayıda Avrupa devinin yakın takibinde olan Semih Kaya'nın Juventus'a transfer olabileceği iddia edildi. Antonio Conte'nin görevden ayrılmasıyla birlikte geçtiğimiz sezon oynadığı 3-5-2'den 4-4-2'ye dönmesi beklenen Juve'nin tecrübeli ve uzun yıllar forma giyebilecek bir stoper aradığı ve Semih Kaya'nın da adaylardan biri olduğu belirtildi. Semih & Juventus flörtüne ilişkin İtalyan basınında yer alan iddialar her geçen gün daha yüksek sesle dile getirilirken, Juventus'un genç futbolcu için 8 milyon Euro'luk bir teklifle Galatasaray'ın kapısını çalmaya hazırlandığı ifade edildi. Galatasaray formasıyla 4 sezonda 87 Süper Lig maçına çıkan Semih, iki şampiyonluk yaşamıştı. eurosport
Yetkin Dikinciler ve Aslı Orcan Evlendi
Ünlü oyuncu Yetkin Dikinciler ile oyuncu Aslı Orcan evlendi.  Bu akşam düzenlenen düğünle Yetkin Dikinciler ile Aslı Orcan hayatlarını birleştirdi. Aslı Orcan, Karadayı, Kurt Seyit ve Şura dizisinin ardından gazeteci rolüyle Medcezir kadrosuna katılmıştı.Posta
Reklam